Halkbilimi bağlamında Dede Korkut hikâyelerinin halk felsefesi ve metaetiksel çözümlemesi
Bu tez size mi ait?
Bu kayıt toplu arşivden geldi. Sizinse profilinize bağlayın.
Özet (TR)
Türk dünyasının üzerinde en çok çalıştığı metin olarak nitelendirebileceğimiz Dede Korkut hem halkbilimi alanında hem de tarih, dilbilimi ve felsefe alanlarında birinci derecede önem taşıyan tarihi bir kaynak durumundadır. Gerek Türk dünyası açısından sahip olduğu büyük önem gerekse dünya mirası olması bakımından taşıdığı değer vasıtasıyla yüzlerce araştırmaya konu olmuş Dede Korkut Hikâyeleri; Oğuz toplumunun âdetini, örfünü, geleneğini, göreneğini, o dönemdeki yaşantısını anlatırken yanı sıra toplumun hayat felsefesi ve dünya görüşü hakkında da bizlere çok önemli bilgiler vermekte ve tarihteki Türk izini sürerek, eski dönem Türk insanının düşünce evrenini, yaşam algısını aydınlatmamız konusunda bizlere kaynaklık etmektedir. Her ne kadar Dede Korkut hikâyelerinin belli bir döneme ait olayları içerdiği görülse de tarihin tüm zamanları içinde Türklerin hayata karşı duruşlarını; halk fikirleri, halk felsefesini (dünya görüşü), ahlâkî değerlerini, etik anlayışını, gelecek nesillere verdikleri mesajlar bağlamında bizlere ilettiği gözlemlenmektedir. Bu yönüyle eser tartışmasız üstünlüğünü her dönemde, daimî olarak korumaktadır. Hikâyelerde anlatılanlar, sadece bazı olağan ve olağanüstü olaylar değil, aslında bir toplumun geçmişten bugüne "milletleşme" hikâyesidir. İşte bu milletleşme sürecinde Dede Korkut hikâyeleri sözlü kültür döneminde, Türk toplumunun devamlılığını sağlayan halk fikirlerinin nesilden nesile aktarımını gerçekleştiren en önemli sözlü kültür ürünleridir. Aradan geçen yüzyıllarla birlikte, dünya üzerinde esmeye başlayan modernite rüzgarları; kültür endüstrisi bağlamında süratle globalleşen dünyanın, ulusların kendi kültürleri üzerindeki olumsuz etkilerine kaynaklık etmiştir. Bu değişim rüzgarlarına maruz kalan uluslar, kendi kültürlerine yabancı hale gelmekte ve kendi köklerinden uzaklaşmaktadırlar. Söz konusu olumsuzlukların en çok hissedildiği, gelişmekte olan ülkeler arasında bulunan ülkemizde de değişen ahlâk algımızın ve unutulan değerlerimizin yeni nesillere hatırlatılması için ivedilikle önlem alması kaçınılmaz bir durumdur. Bu önlemlerin başında o toplumu kendisi yapan toplumsal değerlerin yeni nesillere hatırlatılması gelmektedir. Günümüzde gerek halkbilimi alanında gerekse ahlâk felsefesi alanında, yitirilen değerleri yeni nesillere aktarma ve yeniden kazandırma noktasında birbirinden farklı çalışmalar yapılmaktadır, ahlâk felsefesi içinde yapılan çalışmalar normatif etik, metaetik ve uygulamalı etik olmak üzere üç ana kategoriye ayrılmakta ve bunların alt kategorilerinin de Teleolojik Etik, Deontolojik Etik, Metaetik olarak isimlendirildirilmektedir. Kısaca bu kavramlardan söz etmek gerekirse Teleolojik etiğin diğer bir söyleyişle Sonuçcu etiğin, eylemin bireysel ve toplumsal sonuçlarıyla ilgilenen bir teori; Deontolojik etiğin, çoğu zaman bir yasa gibi etkililiğe ve bağlayıcılığa sahip olan Kantçı yaklaşımı baz alan ödev etiği teorisi olduğunu; Metaetiğin ise değerler ve değersel yargıların doğası hakkında sorular soran ve bunlara cevaplar vermeye çalışan bir felsefe disiplini olduğunu söyleyebiliriz. Bilim çevrelerinde; ahlâk, etik ve metaetik konularının sadece ve sadece felsefenin araştırma alanına girdiği yönündeki yaygın fakat aynı oranda eksik ve yanlış bir kanaat mevcuttur. Ahlâk ve etik sözcüklerinin töre, gelenek, görenek, alışkanlık, karakter, huy, mizaç anlamına gelen köklerden türeyerek kendi sözcük yapılarında dahi geleneğin varlığını muhafaza etmeleri bize, bu sözcüklerin ifade ettikleri araştırma alanlarının, gelenekleri inceleyerek insanı daha iyi anlamaya çalışan halkbilimi ile ne denli iç içe olduğunu bariz bir şekilde göstermektedir. İnceleme alanlarından birinin toplumların âdetleri, gelenekleri, görenekleri, töre ve örfleri olan halkbiliminden bağımsız yapılan etik ve metaetik çalışmaları eksik bir çalışma durumundadır. Ahlâk, etik ve metaetik konularının yalnızca felsefenin araştırma alanına girdiği yönündeki yaygın ama aynı zamanda yanlış ve eksik kanaatin ortadan kalkmasını sağlamak yolunda halkbilimsel bir bakış açısı ve disiplinlerarası bir yaklaşımla bu üç disiplinin çalışma alanlarının benzerliğine ve yöntemlerinin sentezlenebilirliğine dikkat çekilerek disiplinlerarası bir çalışma örneği vermek çalışmamızın amacını oluşturmaktadır. Çalışmamızda; Halkbilimi, Etik ve çağımızın en yeni kuramlarından biri olan Metaetik arasında disiplinlerarası yapılan çalışma sonucunda "Halkbilimsel Metaetik Kuramı" ortaya konmuş ve kuramın araştırma yöntemi olan "Halkbilimsel Temellendirme ve Metaetiksel Çözümleme Yöntemi" geliştirilmiştir. Dede Korkut hikâyeleri "Halkbilimsel Metaetik Kuramı" çerçevesinde ve "Halkbilimsel Temellendirme ve Metaetiksel Çözümleme Yöntemi" ile incelenmiştir. Yapılan inceleme sonucunda Türk halk felsefesinin yapı taşlarından biri olan Dede Korkut hikâyelerinde, bizlere aktarılmak istenen Türk halk felsefesi tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Halkbilimi, Etik, Metaetik, Gelenek
Yazar
Sacide Çobanoğlu
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Sacide Çobanoğlu (Doktora Tezi). Halkbilimi bağlamında Dede Korkut hikâyelerinin halk felsefesi ve metaetiksel çözümlemesi, 2021, Ankara Yıldırım Beyazıt University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Ankara Yıldırım Beyazıt University tezlerinden daha fazlası
- Akran zorbalığı ile ergenlerin algıladıkları aile işlevselliğinin incelenmesi(2019)
- Musul sâlnâmelerine göre şehir hayatı (1308-1330/1891-1912)(2025)
- Yemen'de e-devlet gelişiminin önündeki engeller(2022)
- Çocuk acile başvuran epilepsi tanılı hastaların özellikleri(2022)
- Twitter gündem ağları: Twitter Türkiye gündemlerinin ağ toplumu kavramı üzerinden incelenmesi(2022)
- Arap Baharının MENA bölgesindeki çatışmalar üzerindeki etkisi: Sayım veri analizinden bulgular(2022)