Hareketin topografyası olarak mimarlık
2015
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. Ayşe Şentürer
Özet (TR)
Çalışma, hareket ve mimarlığın ilişkisini araştırır. Hareket kavramı, durağan bir yapı olarak görülen mimarlığın yaşamsallaşmasının aracısı olarak değerlendirilmiştir. Bu araştırma ile yaşamın arka planında kalan mimarlığın, yaşamın etkin unsurlarından birine dönüşebilmesi olanağı tartışılmıştır. Hareketin topografyası olarak mimarlık ise yaşamın içinde yer aldığı boşluğun sınır çizgisi olarak tanımlanmıştır. Döşeme, duvar, merdiven ve tavanın kontur çizgileri, topografyanın sınırlarını çizgilerini oluşturur. Bu sınır, hareketin yaşam ya da durağanlık üzerinden tanımlanmasına paralel olarak biçimlenir. Hareket, neredeyse durağan olmayan her şeyi anlatabilmek için kullanılmaktadır. Yaşam, eylem, değişim, dönüşüm, işlev, yer değiştirme gibi farklı tanımlara sahip hareket kavramı, mimarlık yazınında çok yönlü karşılıklara sahiptir. Zamanla ilgi olarak geçicilik-kalıcılık, işlev, program; mekânla ilgili olarak yönelme, yer değiştirme, ilişki; yapı ile ilgili olarak parça-bütün, sistem, esneklik başlıkları bunlardan bazılarıdır. Çok yönlü, çok anlamlı bir kavram olarak hareketin, mimarlıkla ilişkisinin araştırılabilmesi için bir strateji geliştirmek gereği doğar. Tezin hareket kavramını açıklamak ve mimarlıkla ilişkisini kurmak için kullandığı strateji, hareketi içinde yer aldığı bütün ile birlikte değerlendirilmesi olmuştur. Hareket, içinde bulunduğu bütünden etkilenmektedir. Bu etki, bütünün hareketin tanımlanmasında bir arka plan oluşturması ve hareketin bütünde yer alabilmesi için anlamının dönüştürülmesi olarak gözlenmektedir. Bu nedenle hareketin tarifi, hareketin nasıl bir bütünde yer aldığı ve anlamının ne şekilde dönüştürüldüğünün tarifi ile eş zamanlı olarak yapılmalıdır. Giriş bölümünde, hareketin A ve B noktaları arasında doğrusal ilişki kuran bir çizgi olarak tanımlanması tartışılmıştır. Bergson'a göre hareketin en basit tarifi olan A ve B arasında çizginin yaşamsallaşması olanağı örnekler üzerinden incelenmiştir. Hareketin yaşamsallaşma olanağının; ancak yaşam ile birlikte düşünülmesi durumunda ortaya çıkacağı vurgulanmıştır. Hareketin, bütün içinde etkilendiği unsurların bir arada bulunduğu yer, hareketin topografyası olarak tanımlanmıştır. Hareket ve topografyanın biçimselleştirilmesi başlığında, hareketinin anlamının bir işlevsellik ekseninde dönüştürülmesi süreci açıklanmıştır. Hareket ve topografyanın tarifini belirleyen biçimselleştirme, bütün içinde yer alan tüm parça ve ilişkilerin sınırlarını belirler. Dolayısıyla bütünün sınırlarını belirler. Bu sınırlar dışında kalan nitelikleri tanımsız bırakarak dışlar. Dışarıda kalan anlam, A ve B arasında yer alan çizgi olarak hareket ile yaşamdaki ilişki olarak hareket arasındaki boşluktur. Bu boşluk, hareketin yaşamsallaşma aralığıdır. Hareket ve topografya ilişkisi, bu boşluğun zamansal ve mekânsal niteliklerini tanımlar. Hareketin yaşamsallaşmasının, hareketin zaman ve mekan tarifleri üzerinden topografya ile ilişkilendirilmesi ile olanaklı olduğu vurgulanmıştır. Yaşamsallaşma ve işlevselleşme, hareketin içinde yer aldığı bütünün biçimselleştirilmesindeki eğilimlerdir. Bu bölümde, felsefe ve fizikte tariflenen farklı kurgular, yaşamsallaşma ve işlevselleşme eğilimleri etkisinde yeniden tanımlanan hareket, topografya, zaman ve mekan kavramları üzerinden açıklanmıştır. Bu şekilde hareketin A ve B arasındaki çizgi olarak biçimselleştirilmesinin felsefede ve fizikte dayanakları ve yaşamsallaşmasının olanakları sorgulanmıştır. Yaşamsallaşma olanakları, hareket, topografya, zaman ve mekanın ilişki kurarak sınırlarının belirsizleştiği kesişme (tekillik), bütüne yönelme (çoğulluk) ve yaratıcı ilişki kurma (oluş) durumlarında görülmüştür. Mimari tasarım sürecinde hareketin tanımladığı bütün, felsefede ve fizikte hareketin tanımlandığı bütünün kullandığı biçimselleştirmeden etkilenir. Mimarlığın, hareketi işlevselleşme eğilimiyle tanımladığı bütün, tezde mimari kurgu olarak adlandırılmıştır. Mimari kurgu, hareket topografya ilişkisinde ortaya çıkan zaman ve mekanı, mimari program ile tanımlar. Mimarlık, mimari programa uygun bir mekansal düzenleme oluşturarak hareketin topografyasını biçimselleştirmiş olur. Mimari program, hareketin, dolayısıyla zamanın ve mekanın işlevselleşme eğilimiyle düzenlenmesi olarak karşımıza çıkar. Hareketin topografyası ise mimari programın gereklerine uygun olarak yapılan mekânsal düzenlemenin çizdiği sınırdır. Mimari program, yapıda geçen zamanın tanımlanması ve mekanın düzenlenmesi aracılığı ile hareketi tanımlamış olur. Mimari kurguda yer alan ve yapı içinde gerçekleşmesi öngörülen harekete uygun olarak tasarlanmış duvar, döşeme, merdiven ve çatı hareketin topografyasının sınırlarını oluşturur. Yaşamın hareket aracılığıyla mimari kurguya dahil edilmesi durumu, mimari programın yeniden düzenlenmesi ve kullanılagelen mekânsal düzenlemenin hareketin yeni tarifine göre değiştirilmesini araştıran mimarlıkların ürünlerinde, süreçlerinde ve tasarım yaklaşımlarında gözlenebilir. Tezde, hareketi dolayısıyla yaşamı topografyasına dahil etmeyi deneyen mimarlıklar üç farklı kurgu içinde yaşamsallaşma olanakları üzerinden tartışılmıştır. Bunlar, işlevselleşen mimari kurguda tanımlanan hareket ve topografya, yaşamsallaşan mimari kurguda kesişen hareket ve topografya, mevcut kurgunun aralıklarında yaşamsallaşan hareket ve topografyadır. İşlevselleşen mimari kurgu, farklı hareketlerin etkisinde oluşabilecek zaman ve mekanın tüm olasılıklarını aynı topografya içinde birleştirerek düşünür. Bu bölümde Embriological House projesi incelenmiştir. Projede iç ve dış hareketlerin gerilimiyle bir embriyo kadar yoğun ve esnek bir ilişki kuran bir mimari kabuk tariflenir. Bu mimari kabuğun temel biçimi, güneş ışınları, rüzgar, yağmur gibi dış mekan faktörleri ve işleve ve kullanıcıya dair iç mekan faktörlerinden etkilenir. Farklı hareketlerin birleşmiş etkisi altında, kabuğun formu hareket için uyumlu bir topografya sağlayacak şekilde biçimlenir. Sonuç olarak hareket ve topografyanın en yüksek derecede uyumlu olduğu işlevselleşen bir mimari kurguya ulaşılmış olur. Yaşamsallaşan mimari kurgu, işlevselleşen kurgunun yaptığı hareket ve topografya tarifinin bozulması ile ortaya çıkar. Hareket ve topografyanın, işlevselleşen kurgudaki tanımları ve ayrımlarının anlaşılmaz hale geldiği kesişimler incelenir. Bölümde Parc de la Villette örneği, zamansal ve mekânsal ilişkileri barındıran çizgilerin kesişim noktalarında maddeleştiği bir grid olarak değerlendirilir. Bu grid her noktasında farklı kesişimlerin yer aldığı kurguyla çoğulluğa ve yaşamsallaşmaya işaret eder. Mevcut yapının aralıklarında yaşamsallaşan hareket, ilk iki örnekten farklı olarak, mimari kurgu içinde tanımlanan bir hareket değildir. Hareket, mevcut bütünde kurduğu ilişkilerle yeni bir bütünü işaret eden harekettir. İlişkilerin değiştirilmesi üzerinden mevcut bütünün biçimselleştirmesini aşmaya çalışır. Bu nedenle mevcut bütünün aralıklarını araştırır, ona dahil olma yolu arar. Mevcut kurguda yaşamsallaşan hareketin topografyası olarak mimarlık ise ilişki kurmanın, aralıkları yakalamanın ve açmanın peşindedir. Mevcut kurgunun işlevselleştirmede yetersiz kaldığı aralıklarda, mimari müdahalelerle hareketin mimarlığa dahil edilebileceği ilişkileri yaratır. Sonuç olarak, mimarlığın hareketi tanımlanmasının, mimari tasarım süreci de dahil olmak üzere, daha büyük ölçekte bir biçimselleştirme anlayışından etkilendiği anlaşılmıştır. Felsefe ve fizikte alanlarındaki tarifleri incelenen işlevselleşen biçimselleştirme ve onun aracılığıyla oluşturulan farklı yaşam kurguları, hareket dahil olmak üzere her şeyin anlamlandırıldığı ve tanımlandığı düzlemi belirlemiştir. Bu biçimselleştirmenin belirlediği düzlemden ayrılma yolları da yine felsefe ve fizikte araştırılmış olup hareketin yaşamsallaşamasının olanakları, yaşama yönelik zamansal ve mekânsal ilişkiler kurmasında, bu ilişkilerin mevcut düzlemi dönüştürücü gücünde olduğu görülmüştür. Mimarlıkta mimari program ve mekânsal düzenleme üzerinden tanımlanan hareket ve harekete altlık oluşturan topografyanın, ilişkiler kurmak üzere biçimselleştirmenin yarattığı tanımın dışına çıkarılması gereği ortaya çıkmıştır. Bunun için tezde potansiyel görülen durum ise, mevcut kurgunun aralıklarının hareketin topografyası aracılığıyla etkinleştirilmesidir.
Yazar
Dr. Nazmiye Rasimoğlu
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Nazmiye Rasimoğlu (Yüksek Lisans Tezi). Hareketin topografyası olarak mimarlık, 2015, Istanbul Technical University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Istanbul Technical University tezlerinden daha fazlası
- Investigation Of Stretching Effect With Mixed Finite Element Formulations For Laminated Beams And Plates(2023)
- Veri madenciliği yöntemlerini kullanarak anemi sınıflandırılmasına yönelik bir uygulama(2015)
- Moebius elektrolizi anot çamurlarından platin grubu metallerin uzaklaştırılması ve geri kazanımı(2015)
- Bir II. Alman İmparatorluğu projesi: Kaiser Wilhelm Anıtı'ndan Alman çeşmesine(2015)
- Soil salinity mapping by integrating remote sensing data with ground measurements; a case study in Lower Seyhan Plate, Adana, Turkey(2015)
- Kil çekirdekli toprak dolgu atık barajlarında sızmanın nümerik metotlarla araştırılması(2015)
