İstanbul'un Anadolu Yakası kıyılarında mesire alanlarının dönüşümü (1839-1938) ve günümüze yansımaları
Bu tez size mi ait?
Bu kayıt toplu arşivden geldi. Sizinse profilinize bağlayın.
Özet (TR)
İstanbul tarihi ile bütünleşmiş değerler arasında, gündelik yaşam unsurlarından biri olan tarihi yeşil alanlar kentin geniş coğrafyasının her noktasında izini hissettiren yerlerdir. Bu alanlar arasındaki mesireler ise, arazi yapısı yönüyle özünde taşıdığı "çayır" kimlikleriyle var olmuştur. Çalışmada, kentin hızla değişen kamusal yaşam alanları ve toplumsal değişimin yarattığı farklı mekan kullanım tercihleri, tarihsel bir süreç analizi anlayışı ile ele alınmaktadır. Bu doğrultuda tez çalışmasının amacı, 19. yüzyıl ve Erken Cumhuriyet Dönemi'nde İstanbul'da yaşayan her sınıfın gezinti başta olmak üzere diğer sosyal aktivitelerini gerçekleştirebildiği mesire alanlarının yeşil alan potansiyelleri esas alınarak, fiziksel durumları ve sosyal açıdan toplum yaşamına etkilerinin kentin Anadolu Yakası kıyılarında incelenmesi ve bu alanların günümüzdeki durumlarının ortaya konmasıdır. Bu doğrultuda, "İstanbul'un 19. yy'dan 20. yy başına kadar fiziksel, sosyal ve siyasal olaylar ışığında mesire alanlarının dönüşümü nasıl olmuştur?" sorusu çerçevesinde Anadolu Yakası kıyıları boyunca seçilen alanlar üzerinde detaylı bir inceleme gerçekleştirilmiştir. Fiziksel ve sosyal değişimin, 19. yy'da kent yaşamının her alanına yansıyan Batı etkili süreç esas alınarak mesireler üzerinden incelendiği çalışmada 1839-1938 arası döneme odaklanılarak mesireler üzerinden bir durum değerlendirmesi yapılmaktadır. Siyasi, idari, toplumsal ve kültürel açıdan birçok kırılmanın yaşandığı bu süreçte, kentlinin gündelik yaşamında 19. yy'dan önce yer edinen ve fiziksel anlamda sınırı olmayan doğal alanlar olarak özünde gezinti (teferrüc) amacı taşıyan mesireler de dönüşüme girmiştir. 20. yy başlarında Cumhuriyet Dönemi ile birlikte Osmanlı etkisinin yerini alan modern yaşam unsurlarıyla yeni kamusal alanlarına kavuşan İstanbul'da, mesireler yüzyıl ortasına değin varlıklarını canlı tutabilmiştir. Bu yeni anlayış içinde düzenlenen parklar ise, mesirelerin tasarlanmış, sınırlı ve tanımlı yeşil alanlara dönüşen hali olarak günümüze ulaşmıştır. Çalışmada, başta literatür kaynakları olmak üzere 19. ve 20. yy dönemlerine ait tarihi haritalar, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi arşiv belgeleri, tarih yazıcıları, seyahatnameler, kente dair gravürler ve tarihi fotoğraf arşivlerinden yararlanılarak bir kurgu oluşturulmuştur. Bu kurguyu destekleyen en önemli aşama ise çalışma alanlarında gerçekleştirilen ve günümüz durumunu ortaya koyan arazi gezileridir. Arazi çalışmalarında yapılan tespitler ve literatür bilgileri doğrultusunda; eski mesire alanlarının büyük bir kısmının kentin koşulsuz biçimde yaşadığı yapılaşma faaliyetlerinin etkisiyle yok olduğu görülmektedir. Günümüze ulaşabilenler ise arazi bütünlüğünün büyük kısmını yitirmiş olmasına rağmen kamusallığını devam ettirmektedir. Tezin birinci bölümünde, çalışmanın amacı, kapsamı oluşturan temel unsurlar ve bu süreçte izlenen yöntem hakkında detaylı bilgi verilmektedir. İkinci bölümde, mesire kavramı ve bu kavramın tarihte ilişkili olduğu yakın kavramlar ele alınarak aralarındaki ilişki sorgulanmaktadır. Bu bölümde, kavramsal çeşitliliğe dair yapılan açıklamalar ile birlikte belirlenen bir konu akışı çerçevesinde sırasıyla; etimolojik açılım, mesire alanlarının mülkiyet ve buna bağlı olarak arazi kullanım durumu, kültürel peyzaj değerleri, bu alanlara ulaşım koşulları, toplumsal açıdan üstlendikleri roller, mesirelerin ziyaret süreleri ve ziyaret edilme nedenleri olarak belirlenen konu bütünlüğü ele alınmaktadır. Aynı zamanda, mesire kimliğinden bağımsız düşünülmemesi gereken bir diğer önemli unsur olan yabancıların gözlemleri de bu alanlardaki yaşam hakkında değerli ve detaylı bilgiler sunmaktadır. Bu bölümde, kenti belirli süreler içinde, farklı bölgelerini deneyimleyen gezgin ve seyyah izlenimlerine de yer verilmektedir. Ve son olarak, mesireler kadar etkili olmamasına rağmen kent tarihinde manzara potansiyeli ile öne çıkmış olan mezarlık alanlarına değinilmektedir. Üçüncü bölümde, mesire alanlarının dönüşümünün incelendiği Tanzimat ve Erken Cumhuriyet Dönemleri arasından, içinde Tanzimat Dönemi'nin yer aldığı 19. yy'a değin mesirelere genel bir bakışla kent içindeki durumları incelenmektedir. Mesire kavramının ortaya çıkışından evvel, kentin tarihi ve kültürel omurgasını oluşturan Bizans Dönemi sayfiyelerinden başlamak üzere, Osmanlı Dönemi'ne ait mesirelere kısaca değinilerek 19. yy'a kadar kent için hazırlanmış olan tasvirler yorumlanmaktadır. 15. yy'dan 17. yy'a kadar olan zaman aralığında kent için önemli kabul edilen tasvirler, kentin Osmanlı hakimiyetine girmesinden sonraki süreçte yerleşim, ulaşım, açık alan ve önemli mimari eserler açısından öne çıkan unsurları okuyarak yorumlayabilmek adına oldukça önem taşımaktadır. Özünde hanedanın özel mülkü olan hasbahçelerin fiziksel ve sosyal açıdan bir nevi devamı olduğu tespit edilen mesirelerin halka açık yeşil alanlar olduğu kabulünden yola çıkarak yapılan araştırmalarda, 19. yy'a kadar kentte "mesire" olarak tanımlanan yerlerin az olduğu görülmektedir. Dolayısıyla, bu bölümde ele alınan alanlar literatürde "hasbahçe" ya da "bahçe" adıyla ifade edilen yeşil alanlar olmaktadır. Ancak, kent tarihinde 18. yy'da öne çıkan Avrupa Yakası'nda Haliç kıyısındaki Kağıthane Mesiresi ve bu yüzyılın ortaları ile 19. yy'da öne çıkan Göksu-Küçüksu Mesiresi bu durumun dışında kalan yerlerdir. Dördüncü bölümde, mesirelerin dönüşümüne odaklanılan 19. yy'da Tanzimat Dönemi'nden Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar olan süreç içerisinde kent bütününde mesire alanlarının genel durumu üzerinde durulmaktadır. Avrupa ve Anadolu Yakası'ndaki mesirelerin kentin sosyal ve fiziksel özellikleri ile olan ilişkisinin belirlenmesi adına, Batılılaşma süreci ve bu sürecin kamusal yaşamın yeniden biçimlenişi üzerindeki etkileri dikkate alınarak kentin arazi yapısı, merkez (Tarihi Yarımada) ve merkez dışında oluşan yerleşim yerleri ile birlikte değerlendirilmektedir. Takip eden süreçte, Cumhuriyet Dönemi'nin getirdiği yenilik ve değişimlerin mesire alanları üzerindeki etkilerinin "park" kavramı üzerinden bir sorgulaması yapılmaktadır. Bu noktada, 19. yy'da Batılı yaşam unsurlarının etkisinin arttığı İstanbul ile özellikle Avrupa'daki açık yeşil alan kullanımları arasında "park" kavramı çerçevesinde bir karşılaştırma yapılmıştır. Avrupa'daki park hareketlerinin 19. yy öncesindeki gelişim-değişim sürecine dair yapılan bir araştırma ile bu sürecin Osmanlı'daki karşılığı yorumlanmaktadır. Beşinci bölüm, çalışma kapsamında seçilen mesire alanlarının anlaşılabilir ve sıralı bir anlatım kurgusu sağlamak adına oluşturulan bazı konu başlıkları çerçevesinde incelenmesinden oluşmaktadır. Bu bölümde, mesireler ile ilgili literatür kaynakları, arşiv belgeleri, dönem kronikleri, gezgin ve seyyah gözlemleri, fotoğraf arşivleri ve tarihi haritalardan oluşan geniş kapsamlı ve sistemli bir sıra takip edilerek çalışılmıştır. Bahsedilen çalışma araçları, bu alanların günümüze yansıyan durumlarını tespit edebilmek adına her çalışma alanında belirli aralıklarla gerçekleştirilen ve içeriği arazi fotoğrafları ve geziler esnasında edinilen gözlemlerden oluşan arazi çalışmasından elde edilen veriler ile desteklenmektedir. Çalışma alanları tekil olarak konum, topografya, ulaşılabilirlik, yerleşim dokusu, yeşil alan niteliği ve mimari eserler açısından incelendikten sonra altıncı bölümde bütüncül olarak daha tanımlı bir yorum getirebilmek adına toplum yaşamına sosyal açıdan katkıları yönüyle değerlendirilmektedir. Bu bölümde her çalışma alanı için literatür kaynakları, arşiv belgeleri ve arazi gezilerinden elde edilen bilgiler doğrultusunda çalışma alanları ve bulundukları yerleşimlere yönelik bir süreç analizi tablosu hazırlanmıştır. Sözkonusu süreç analizleri bir nevi sentez niteliğinde olup, Bizans Dönemi'nden 20. yy başlarına kadar uzayan geniş bir dönem içinde hazırlanmıştır. Sadece, bazı alanlarda 20. yy ortalarına değin fiziksel/sosyal açıdan ortaya çıkan gelişmelerin önemli olmaları zaman aralığını değişken kılmaktadır. Tablolardan ortaya çıkan süreç analizi, aynı zamanda mesire kimliği öne çıkan çalışma alanlarının belirlenmesi konusunda oldukça belirgin sonuçlar ortaya koymaktadır. Tarihsel süreç analizini takiben, alanların 19. yy'da ve 20. yy başlarında yer aldıkları tarihi haritalar detaylı olarak incelenerek mesirelerin ve yakın çevresinin belirli dönemlerdeki fiziksel alan durumları hakkında yorum yapılabilmektedir. Altıncı bölümde ise, beşinci bölümde detaylı olarak incelemesi yapılan mesire alanları; "fiziksel açıdan (konum, yeşil alan işlevi)", "mimari eserler" ve "sosyal durum" olmak üzere üç temel başlık altında değerlendirilmektedir. Başlık sınıflandırması, çalışma alanları hakkında yapılan araştırmaların neticesinde elde edilen bilgilerin dayandığı ağırlıklı konuların tespiti ile sistematik bir yaklaşım geliştirmek adına oluşturulmuştur. Bu kapsamda, değerlendirmesi yapılan her konuya dair üretilen şematik görseller ve çizelgeler ile toparlayıcı ve sonuca yönelik yorumlar yapılmıştır. Mesire alanları, literatür incelemeleri ve arazi gezileri sonucunda oluşan yorumlar doğrultusunda; "varlığını tamamen yitiren", "varlığını kısmen koruyan" ve "günümüze ulaşmış olan" olmak üzere 3 temel sınıfa ayrılmıştır. Bu sınıflama içinde; "varlığını tamamen yitiren" mesirelerin (Kuşdili Çayırı, Haydarpaşa/İbrahimağa Çayırı, Istavroz Çayırı, Kuleli Bahçe, Vaniköy, Kandilli Setli Mesiresi, Göksu-Küçüksu Mesiresi, Kavacık Mesiresi, Paşabahçe-İncirköy) günümüzde büyük bölümünün yerleşime açılarak yapılaşma faaliyetlerine (konut, ticaret, otopark alanına dönüşüm ve benzeri) maruz kaldığı görülür. "Varlığını kısmen koruyan" mesireler; tarihteki yeşil alan sınırlarını büyük ölçüde yitirmiş olup, geride kalan arazi parçalarının günümüzde birçoğu "park" olmak üzere (Havuzbaşı Mesiresi-Havuzbaşı Parkı, Sultaniye Çayırı-Sultaniye Parkı), çay bahçesi (eski Moda Çayırı-Moda Aile Çay Bahçesi), sahil kıyısı piknik yeri (Çubuklu Mesiresi) ya da çayır işlevini sürdüren yeşil alanlara (Beykoz Çayırı) dönüştüğü tespit edilmiştir. "Günümüze ulaşmış olan" mesirelerin ise; eski yeşil alan kimliklerini park olarak (Fenerbahçe Parkı, Yoğurtçu Parkı ve Baruthane Parkı) devam ettirdikleri görülür. Kent tarihinde, toplumun her kesimi tarafından ziyaret edilen ve doğal alalar olarak sınırları bulunmayan mesire alanları, kentin fiziksel büyüme süreci sonunda kentsel doku içinde kalan yeşil alanlara dönüşmüştür.
Yazar
Özgün Arın
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Özgün Arın (Doktora Tezi). İstanbul'un Anadolu Yakası kıyılarında mesire alanlarının dönüşümü (1839-1938) ve günümüze yansımaları, 2018, İstanbul Technical University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
İstanbul Technical University tezlerinden daha fazlası
- Moebius elektrolizi anot çamurlarından platin grubu metallerin uzaklaştırılması ve geri kazanımı(2015)
- Metrolarda yangın güvenlik önlemleri(2015)
- Bir eylem/eğlen[ce] laboratuvarı olarak fun palace: Mekansal deneyim açılımları ve yansımaları(2015)
- Dynamic analysis of adaptive aircraft wings modelled as thin-walled composite beams(2015)
- Darpa Suboff denizaltı modeli ile bu modelden yeni türetilen formların hesaplamalı akışkanlar dinamiği (HAD) ile sayısal direnç hesabı(2015)
- Zemin ankrajlarının taşıma gücü ve imal yöntemlerinin taşıma gücüne etkisi(2015)