Maurice Hauriou'da İdare Hukuku ve Genel Kamu Hukuku ilişkisi
2020
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Birden Güngören Bulgan
Abstract (TR)
Maurice Hauriou, idare hukuku ve genel kamu hukuku doktrinlerine katkısı inkâr edilemez, zamanlar ve disiplinler üstü bir teorisyendir. Fransız idare hukukunun kurucularından biri olan Hauriou, bugünün idare hukuku literatüründeki her kavram ve kurumda doğrudan ya da dolaylı pay sahibidir. Genel kamu hukukunda da kapsamlı her çalışmanın Hauriou'nun kuramlarına muhakkak değinmesi beklenir. Hauriou'nun kamu hukukuna katkıları bu iki disiplinle sınırlı olmamakla birlikte; kamu hukuku çalışmalarının nedeni yahut sonucunda bu iki disipline rastlanır. Bu çalışmanın konusu, idare hukuku ve genel kamu hukuku ilişkisinin, Hauriou doktrininde hem kavramsal ve kuramsal bakımdan hem de temel kamu hukuku metodolojisi olarak bulunmasıdır. Hauriou, idare hukuku pratiğinde gözlemlediği sorulara, genel kamu hukuku alanında çözüm önerileri bularak; yine idare hukuku araçlarını kullanmak suretiyle, fikir ve kuramlarını oluşturur. Bu nedenle de Hauriou düşüncesinde idare hukuku ile genel kamu hukuku bakış açılarını birbirinden koparmak mümkün değildir. Çalışmanın giriş bölümünde, Hauriou'nun akademik hayatı ile idare hukuku ve genel kamu hukuku alanlarında ürettiği çalışmalar ortaya konulmuştur. Bu çalışmalar, salt görünürde dahi, yazarın iki disiplini bir arada düşündüğünü ortaya koyar. Öyle ki, iki disipline dair incelemelerini, uzun yıllar boyunca tek kitap içerisinde ele almıştır. Çalışmanın ilk yarısı, Hauriou'nun idare hukuku fikir ve kuramlarında genel kamu hukuku muhakemesinin etki ve katkısına ilişkindir. İlk olarak ele alınan "devletin kişiliği" meselesinin hangi disipline ait olduğu tartışılabilir, zira "devlet", disiplinlerin sınırlarını aşan bir kavramdır. Bununla birlikte Hauriou, devletin kişiliğini, açıkça "idari hukuki kişiliğe" ulaşmak üzere ele alır. Bunun için, devletin kamu hukuku kişiliğinin varlığı hakkında bir tespit yapması, daha sonra onu manevi kişilikten ayırması gerekmiştir. Hauriou'nun düşüncesi zaman zaman değişse de en nihayetinde ahlaki kişiliğin objektif niteliğini ortaya koymuş ve hukuki kişilik kavramını hukukun bu kişiyi tanıması anlamında değerlendirmiştir. Ancak Hauriou, devlet kişiliğine mutlak ve monist bir anlam vermez; her disiplinde bu kişilik farklı ve disipline has bir anlam bulur. Bu disiplinler, Hauriou'ya göre, doktrinlerinin gelişmişlik düzeyleri ölçüsünde subjektiftir. Devletin manevi ve hukuki kişilik düalizmini ortaya koyan Hauriou'ya göre, devletin kişiliğe en çok ihtiyaç duyduğu alan, idare hukukudur. Geniş anlamda devlet, idareyi; idare, dar anlamda devleti kapsar. Devletin kişiliği ile idareyi ayırmak mümkün değildir. Öte yandan, devletin kişiliği, genel kamu hukuku doktrininin temel konularından biri olduğundan; Hauriou'nun devletin kişiliğini incelerken yaptığı muhakeme, büyük ölçüde, genel kamu hukuku doktrini içerisinde gelişmiştir. Hauriou'nun, idare hukukunu şekillendiren "kamu gücü teorisi", Hauriou'nun idare hukukuna ilişkin fikirlerinin incelendiği bölümün ikinci konusunu oluşturmuştur. Kamu gücü teorisi, özellikle, kamu hizmeti teorisiyle olan idare hukukunun alanını belirleyen ölçütün iki kavramdan hangisi olması gerektiğine dair rekabetiyle anılır. Fransız idari yargısında bu rekabet uzun yıllar çekişmeli seyretmiş, iki kavramdan her birinin yargı kararları ve doktrinde hâkim olduğu dönemler olmuştur. Ancak, idare hukukunun alanının belirlenmesinde sunulan hizmetin niteliğinin değil, kamu gücünün kullanılıp kullanılmadığının önemli olduğunu ortaya koyan Hauriou; öte yandan, apaçık bir "kamu hizmeti teorisyeni"dir. Henüz 1892'de, idare ile kamu hizmetlerinin işleyişini özdeşleştirmiştir. Bu çalışmada ele alınmış bir diğer husus da Hauriou'nun, anakronik bir kamu gücü teorisi değil, "kamu gücünün modern teorisi"ni kuran isim olduğudur. Hauriou'nun kamu gücünde yaptığı otorite yolu ile yönetim yolu (ya da otorite işlemleri ile yönetim işlemleri) ayrımında temel belirleyici, genel kamu hukuku fikirleridir. Otorite yolu, egemenin hükmetme yetkilerinin; yönetim yolu ise, idare ile bireylerin, kamu hizmetlerinin gerçekleştirmesinde yaptıkları iş birliğinin, dayanışmanın ve bir tür "toplum"un tezahürüdür. Bu çalışmanın ikinci yarısı, ilki ile çapraz yönlü olarak, Hauriou'nun genel kamu hukuku alanında ön plana çıkan kuramlarında, idare hukuku meselelerinin ve araçlarının, muhakemesine etkisini göstermeye yöneliktir. Hauriou'nun devlet teorisi, bu bölümde ele alınan ilk konudur. Hauriou'nun devlet düşüncesinin, genel kamu hukuku ile idare hukuku arasında da bir denge kurma yaklaşımı açıktır. İdare hukuku devleti bir hak süjesi olarak ele alırken, genel kamu hukuki için devlet bir sosyal rejim, bir sosyal yaşam ortamıdır. Hauriou, kurum teorisinde objektif bireysellik yahut beden olarak ifade edilen sistemi genel kamu hukuku ile; subjektif kişilik yahut ruh olarak ifade edilen tamamlayıcı sistemi ise idare hukuku ile özdeşleştirir. Hauriou, toplum sözleşmesi fikirlerinin karşısında yer alır. Ancak bunun nedeni, sözleşme teorilerinin düşünsel yapısı değil, Hauriou'nun teorileri gerçeklikten uzak, kurgusal nitelikte görmesidir. Nitekim, idare ile birey ilişkilerinde karşılılık düşüncesinde sözleşmeci teorisyenlerle hemfikir olduğu açıktır. Bir diğer nedeni ise, bireylerin uyuşan iradesinin devletin kurulmasının tek unsuru olamayacağıdır. Hauriou, fikirde birlik tezahürlerinin devletin meydana gelmesinde ancak unsurlardan biri olarak görülebileceğini düşünür. Dayanışma fikirleriyle sözleşme fikrine çok yaklaşmışsa da, Hauriou, devlet ya da idare ile bireyler arasındaki ilişkinin sözleşme değil; hukukun konusunu da doğuran, eylemsel dayanışmaya dayanan sosyal statik fikrinde tezahür eden bir "devlet durumu" olduğu kanaatindedir. Hauriou'ya göre, devlet, tıpkı hukuk gibi, doğrudan bir adalet arayışındadır. Bu nedenle kendiliğinden bir hukuk durumu meydana getirir. Hauriou hukuk teorisinde bulunduğu yeri, subjektif otolimitasyon teorisi ile hak kaidesi teorisinin sınır çizgisi olarak belirler. İdarenin önceden icra ayrıcalığı, kurallar sistemine geçici çözüm istisnasını getirir. Bunun nedeni, kamu hizmetlerinin aciliyet ve süreklilik gerektirmesidir. Ancak Hauriou, geçici icra yetkisinin idareye özgü olmadığını düşünür. Yargılamalar ve yasalar için de geçici icra söz konusu olabilecektir. Üç erke ait üç tür önceden icra yetkisi vardır. Bunlar; kesin yasama gücü, kesin hüküm gücü ve idarenin kesin karar gücüdür. Esas ayrım, bu yetkilerde değil, geçici kurallar ile yerleşik kurallar arasındadır. Hauriou'nun devlet teorisinin belirleyicisi, üç kurucu unsurdur. Bunlar toplum, hâkimiyet kudreti ve yasal ülkede direnme hakkıdır. Hauriou'nun denge arayışını devletin unsurlarında da buluruz. Buna göre, hâkimiyet kudreti ile yasal ülkede direnme hakkı, toplumda bir araya gelir ve birbirini dengeler. Hauriou düşüncesinde, hâkimiyet kudreti egemenlikle eş olmayıp, yalnızca onun bir türü olan buyurma egemenliğini karşılar. Hâkimiyet kudretinin sınırlanmasından söz edebilmek için, egemenliğin bölünmesi gerektiğine inanan Hauriou, bireysel özgürlükleri ifade eden halka ait boyun eğme egemenliği ile anayasal statü ve yerleşik kanun olarak tezahür eden devlet fikri egemenliğini diğer egemenlik türleri olarak belirler. Hauriou, hâkimiyet kudreti teorisinde, kamu gücü ve sınırlanması düşüncesi ile paralel bir kuram ortaya koyar. Hauriou'nun süje ile vatandaş ayrımı ve yasal ülke teorileri, "bütüncül (integral) milliyetçi" Maurras'nın elitler ve yasal ülke fikirleriyle karıştırılmaya müsaittir. Carl Schmitt Hauriou'nun, kurumun kuruluşunda rol oynayan, liderler ve elitlerden oluşan bir yönetenler ekibinin varlığını, elitizm ilkesi olarak değerlendirir. Gerçekten de Hauriou'nun, bir ılımlı yığının ve onların örnek alması gereken üstün "aşkınlar" grubunun varlığından söz etmesi, nasyonalist teorilere benzetilmesini haklı çıkarabilir. Üstelik, Hauriou'nun özveri ilkesi, yozlaşan kuruma karşı halkın tahammülünü kutsar. Ne var ki Hauriou, 1896 yılında kuramlaştırdığı bu kavramları daha sonra teorilerinden çıkarmış; dahası, 1903'te özveri yerine baskıya karşı direnme hakkını kutsamış; aşkınlar yerine de halkın direnebilen kesimine değer vermiştir. Sonraki dönem eserlerinde, hâkimiyet kudretinin ve kamu gücünün sınırlanması gereği de özellikle nettir. Ancak Hauriou'nun, 1896 fikirlerinden açıkça geri dönmek yerine onları yok saymayı tercih etmesi, o fikir ve kavramlar nedeniyle teorisine yönelen sert eleştirilerin son bulmasını engellemiştir. Yine de belirtmek gerekir ki, Hauriou'nun eserlerinde, açıkça ayrımcı nasyonalist olarak nitelendirilmesine dayanak olabilecek fikirlere rastlanmaz. Benzer eleştiriler, çoğunlukla, Hauriou'nun erken dönem çalışmalarındaki "aşkınlar" gibi özünde temelsiz ve arkasında durulmamış fikirlere; esasında direnme hakkını içermesine rağmen Maurras ile terminolojik birliğe sahip olan "yasal ülke" kavramı gibi yanlış anlaşılabilir terimlere ve en nihayetinde, bilinen muhafazakâr ideolojik kimliğine dayanır. Hauriou, neredeyse hiçbir zaman teorik bir tartışmada radikal bir kutupta yer almadığından, Hauriou'nun yöntemini doğru analiz eden teorisyenler, kendi fikirlerine dayanak olarak Hauriou kuramlarını yorumlayarak kullanabilmişlerdir. Carl Schmitt, Hauriou metodunu, belki de en iyi çözümleyen isim olmuştur. Hauriou ekolünden sayılan isimler dahi, Hauriou'nun yönteminde başlangıç noktasını dinsel ya da sosyolojik bir bakış açısı olarak ele aldıkları için yöntemini bir bütünsellikle ortaya koymamışlardır. Schmitt ise, Hauriou'nun devlet fikrinin de kurum fikrinin de idare hukuku temelleri olduğunu layıkıyla tespit etmiştir. Aynı analiz yeteneğine, Türkiye'de, Sıddık Sami Onar'ın Hauriou incelemesinde rastlanır. Nihayetinde, Hauriou'nun "devlet fikri", Schmitt eserlerinde dışlayıcı Führer ideolojisinin, Onar eserlerinde ise Türkiye'de Cumhuriyet Dönemi'nin birleştirici ve bütünleştirici ideolojisinin başarı sebebi olarak görülmüştür. İki isim de Hauriou'nun metodunu çok iyi analiz ettiği için, aynı kavramı iki karşıt harekete dayanak göstermelerine karşın, iki ismin de bu sonuçlara varan muhakemeleri doğru görünür. Hauriou'nun kurum teorisi, genel kamu hukuku doktrininde önemli bir yer işgal eder. Kurum teorisini, Hauriou'nun, 1896 tarihli fikirleriyle düşünmek, teorinin, 1925 yılında sistemli bütünlüğüne kavuşan ve 1896 düşüncesinin eleştirilere hedef olan kavramlarından tamamıyla arınmış hâline haksızlık olacaktır. 1925 tarihli makalesinde Hauriou, kurum teorisini, kurumun objektif bireysellik ve subjektif kişiliği aşamalarıyla ve unsurları olan eser fikri, örgütlü güç ve birliğe katılma tezahürleri ile ortaya koyar. Hauriou düşüncesinin çokça eleştirilen bir kuramı da adalet karşısında yer alan sosyal düzen fikridir. Hauriou'ya göre devlet, sosyal düzenden doğmuştur. Sosyal düzen, eleştirilen diğer kavramlardan farklı olarak, Hauriou'nun kapsamlı olarak ele aldığı ve son dönemlerinde de sahip çıktığı bir kavramdır. Sosyal düzen, kurumun dirimsel niteliği gereği başka biçimde kontrol edilemeyen devingenliği kontrol edebilmek amacı taşır. Hauriou'ya göre, sosyal düzen, devlet durumunun gerektirdiği bir istikrar ihtiyacını karşılar. Sosyal düzenin, adalete nazaran önceliği ise, sosyal düzenin asgari yaşam koşulu, adaletin ise bir lüks olmasından ileri gelir. Adalet, bir durağanlıkta, "daha iyi"ye olan devingen nitelikli istektir. Sosyal düzen ise ani bir tehlikeye karşı stabil ve statik bir hâli sağlamaktır. Öncelik nedeni yalnızca budur. Dolayısıyla bu öncelik, bir hiyerarşi değildir. Hauriou'nun denge anlayışının bir tezahürüne de "kurum olarak devlet" düşüncesinde rastlanır. Kurum olarak devlet, Hauriou'da, bir dengeler sistemidir. Sistemin ilk dengesi, erkler ayrılığıdır. Hauriou, Montesquieu'nün erkler ayrılığının yanlış yorumlardan arındırılması ve güncellenmesi gerektiğine inanır. Ayrıca fonksiyon ayrılığı ile karıştırılmamalıdır. Bu düşünceyle yeniden ele aldığı erkler ayrılığı, Aristoteles ve Rousseau'nun teorileriyle de benzer özellikler gösterir. Hauriou'ya göre üç erk; yürütme erki, müzakere erki ve oy erkidir. Bu sıralama bir hiyerarşik sıralamadır. Hauriou'ya göre yürütme erkinin ilk sırada olma nedeni kararların "icraîlik" niteliğinin önemidir. Hauriou'nun erklerin hiyerarşisi fikri, böylece, idare hukukundan doğrudan izler taşır. Ayrılan erkler bir yandan iş birliği içinde bulunabilirken, öte yandan bir fren ve denge mekanizması teşkil ederler. Denge sisteminin son tezahürü, objektif güçler dengesidir. Hauriou, objektif otolimitasyon teorisiyle, kamu gücüne ilişkin birikimi üzerine bir genel kamu hukuku kuramı inşa eder. Sonuç olarak, Maurice Hauriou düşüncesinde idare hukuku için genel kamu hukukunun, genel kamu hukuku için de idare hukukunun olmazsa olmaz olduğu neticesine varılmıştır. Dahası, idare hukuku ile genel kamu hukuku arasındaki ilişkinin, Hauriou'nun kamu hukukuna dair her fikir ve kuramına temel oluşturduğu nihayetine varılmıştır.
Author
Dr. Nilda Çiçekli
How to Cite
Nilda Çiçekli (Yüksek Lisans Tezi). Maurice Hauriou'da İdare Hukuku ve Genel Kamu Hukuku ilişkisi, 2020, Galatasaray University.
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Galatasaray University
- Devletin yeni uzay faaliyetlerinden doğan uluslararası sorumluluğu(2025)
- Sermaye şirketlerinde ortakların ve organların kamu borçlarından sorumluluğu(2022)
- Le supporterisme comme une identite contre culturelle : etude des modes de construction identitaire dans et autour des stades de football a istanbul(2014)
- Le nouveau roman: claude simon et william faulkner(2014)
- Yöneticilerin sorumluluk sigortası(2015)
- Langlands functoriality principle(2021)
