Master'sOpen Access

Türkiye'de ihracat yapan KOBİ'lerin ortaklık ve sermaye yapılarının ihracat performansına etkisi

2014
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Volkan Demir

Abstract (TR)

Ekonomik düzey, sanayileşme düzeyi, teknolojik durum, pazar büyüklüğü, çalışan sayısı, faaliyet gösterilen sektörün veya üretilen ürünün özellikleri gibi birtakım ölçütler göz önünde bulundurularak farklı ülke ve kuruluşlarca farklı şekillerde tanımlanan KOBİ'lerin ekonomideki yeri ve önemi gittikçe artmaktadır. KOBİ'lerin sağlıklı bir şekilde sınıflandırılması kamu politikalarının belirlenmesi, devlet destek ve teşviklerinin etkin bir şekilde verilebilmesi, uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilebilmesi gibi bazı nedenlerle büyük önem taşımaktadır. Avrupa Birliği tanımına göre KOBİ'ler çalışan sayısı 250'den az olan ve yıllık cirosu en fazla 50 milyon Euro veya aktif büyüklüğü en fazla 43 milyon Euro olan işletmelerdir. Amerika Birleşik Devletleri'nde farklı kuruluşlar KOBİ'leri farklı şekillerde tanımlamışlardır. KOBİ'lerin belirlenmesinde kullanılan çalışan sayısı ve yıllık kazanç ölçütleri farklı sektörler için farklı şekillerde belirlenmiştir. Çin ve Güney Kore'de de faaliyet gösterilen sektöre göre KOBİ kriterleri farklılaştırılmıştır. Japonya, Malezya ve Hindistan da ise sektöre göre olmasa da temel olarak işletmelerin üretim, ticaret ya da hizmet işletmesi olmalarına göre farklı kriterler belirlenmiştir. Türkiye'de 2005 yılına kadar ortak bir KOBİ tanımı yapılmamış, farklı kurumlarca KOBİ'ler farklı kriterlere göre belirlenmişti. 2005 yılında çıkarılan yönetmelik ile ortak bir KOBİ tanımı belirlenmiş, 2012 yılında ise kriterler genişletilerek daha fazla işletmenin KOBİ olarak kabul edilmesi; dolayısıyla devlet destek ve teşviklerinden yararlanabilmeleri sağlanmıştır. Yürürlükte olan tanıma göre ülkemizde KOBİ'ler, 250 kişiden az çalışan istihdam eden ve yıllık net satış hasılatı ya da mali bilanço toplamından biri en fazla 40 milyon TL olan işletmelerdir. KOBİ'ler genellikle esnek ve atölye tipi üretim yaptıkları ve düşük bürokratik bir yapıyla yönetildikleri için piyasada yaşanan değişimlere hızlıca adapte olabilmektedirler. Ekonomik, sosyal, bölgesel kalkınmaya yaptıkları katkıları, istihdam yaratarak işsizliğin azaltılmasına olanak sağlamaları veya girişimcilik potansiyelini ortaya çıkarmaları gibi birçok nedenle KOBİ'ler ekonominin vazgeçilmez birer unsuru olmaktadırlar. Faaliyet gösteren işletmelerin %99,9'unun KOBİ olarak kabul edildiği Türkiye'de, toplam istihdamın %78'i, toplam katma değerin %55'i, toplam ihracatın %59'u bu işletmeler tarafından oluşturulmaktadır. AB, ABD, Hindistan, Güney Kore gibi ülkelerde de işletmelerin %95'inden fazlasını KOBİ'ler oluşturmaktadır. İstihdamın ABD'de %58'i, AB'de %67'si, Japonya'da %66'sı, Güney Kore'de %88'i KOBİ'ler tarafından yaratılmaktadır. ABD, Japonya ve Güney Kore'de toplam katma değerin neredeyse yarısı, AB'de ise %58'i KOBİ'ler tarafından yaratılmıştır. KOBİ'ler faaliyet gösterdikleri ülkelerin ekonomik, sosyal ve hukuki durumlarına göre farklı sorunlarla karşılaşabilmektedirler. Türkiye'de faaliyet gösteren KOBİ'lerin karşılaştıkları sorunların en önemlisi finansman temini konusunda yaşadıkları güçlüklerdir. Hayatta kalmaları, gelişmeleri, ulusal ve uluslararası pazarlarda rekabet edebilmeleri için ihtiyaç duydukları kaynakları kendi öz kaynakları ile karşılayamayan KOBİ'ler yabancı kaynak kullanımına yönelmekte ancak yeterli düzeyde dış kaynak temin edememektedirler. KOBİ'ler finansman sorununun dışında yönetim ve organizasyon, üretim yönetimi, pazarlama, teknoloji, ihracat gibi alanlarda da birçok sorunla karşılaşmaktadırlar. Küreselleşme ile birlikte ülkeler arası kısıtlamalar azalmaya başlamış, yurtiçi pazarlarda rekabet artarken, yurtdışı pazarlara açılma fırsatları ortaya çıkmıştır. Yurtiçi pazarda rekabet üstünlüklerini kaybetmeye başlayan ve bundan dolayı ortaya çıkan zararlarını telafi etmek isteyen işletmeler ile yurtdışı pazarlarda satış yaparak satış hacmi ve karlılıklarını artırmak isteyenler uluslararası faaliyetlere girişme konusunda istekli duruma gelmişlerdir. İşletmeleri uluslararasılaşmaya iten nedenler yönetici düzeyindeki, firma düzeyindeki ve çevresel düzeydeki nedenler olarak kategorize edilebilmektedir. Uluslararası pazarlara giriş; ihracat, lisanslama veya franchising yoluyla sözleşmeli anlaşma, iş ortaklığı ya da stratejik ortaklık veya doğrudan yabancı yatırım yoluyla olabilmektedir. Tüm bu pazara giriş yollarının bir takım avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır. Uluslararasılaşma sürecini açıklayan aşama modeline göre işletmelerin uluslararası faaliyetleri en az bilgi ve kaynak gerektiren pazara giriş yöntemi olan ihracat ile başlamakta, zamanla firmanın bilgi düzeyi arttıkça bir sonraki aşamaya geçilmektedir. İhracat yaparak firmalar, yabancı kuruluş ve işletmelerle ilişkiler kurmakta, dış pazarlarla ilgili kurumsal yapı ve iş yapış biçimleri hakkında bilgi edinmektedirler. ihracat faaliyetlerinin artmasıyla birlikte bu faaliyetler sonucu yaratılan değerin, bir başka deyişle ihracat performansının doğru ölçülmesi önem kazanmıştır. Kamu otoriteleri döviz rezervleri, işsizlik, verimlilik ve refah konularındaki etkilerinden dolayı ihracat performansını doğru ölçmeye ihtiyaç duyarken; yöneticiler maddi getirilerinin yanı sıra kurumsal büyümeyi sağlayıcı, rekabet gücünü artırıcı ve bir anlamda işletme faaliyetlerinin sürdürülmesine olanak sağlayıcı özelliklerinden dolayı ihracat performansını doğru ölçmeyi istemektedirler. Pazar araştırmacıları ve akademisyenler ise merak uyandıran ve gittikçe kapsamı ve önemi artan bir faaliyet olduğu için ihracat konusuna ilgi duymaktadırlar. İhracat performansını; planlama ve ihracat pazarlama stratejisinin uygulanması yoluyla bir ürünün yabancı bir pazara ihraç edilmesi konusunda bir firmanın ekonomik ve stratejik hedeflerinin gerçekleştirilme derecesi olarak tanımlayan (Çavuşgil ve Zou, 1994) araştırmacıların yanı sıra uluslararası satışlarla ulaşılan ihracat satış hacmi, ihracat karı ve ihracat büyümesi boyutlarının birleşik bir çıktısı olarak kavramsallaştıranlar da (Shoham, 1998) bulunmaktadır. Maurel (2008) ise performansı sadece nicel olarak tanımlamanın yetersiz olacağını iddia etmiş, yöneticilerin ya da firma sahiplerinin başarı, başarısızlık, gelişme veya gerileme karşısındaki algılarının da performansın nitel boyutunu oluşturduğunu belirtmiştir. İhracat performansı, konuyla ilgili yapılan ilk çalışmalarda farklı ölçüm modelleri ve kriterleri ile ölçülmüştür. Performansı tek bir kritere göre ölçümlemenin yetersiz olduğu ve farklı kriterlere göre farklı performans ölçümlemeleri yapmanın yapılan çalışmaları karşılaştırmaya engel teşkil ettiği bir ortamda, performansın farklı boyutlarını bir araya getiren modeller ile performans ölçümleri yapılmaya başlanmıştır. İhracat performansı ile ilgili yapılan çalışmalar incelendiğinde; performansın, ihracat satış hacmi, ihracat karlılığı, ihracat büyümesi, ihracat pazar payı, ihracat pazar sayısı gibi nesnel ölçütlerin yanı sıra algılanan ihracat başarısı, ihracat satışlarından duyulan tatmin gibi öznel ölçütler kullanılarak ölçüldüğü de görülmektedir. İhracat performansını etkileyen faktörleri iç ve dış faktörler olarak 2 kategoriye ayırmak mümkündür. Zou ve Stan (1998) ihracat performansı ile ilgili daha önce yapılmış 50 çalışmayı incelemiş ve bu çalışmalarda elde edilen performansı etkileyen faktörleri kontrol edilebilen/kontrol edilemeyen, iç/dış faktörler olarak kategorize etmişlerdir. İhracat performansını etkileyen en önemli örgüt içi faktörler; firma yaşı, firmanın büyüklüğü, ihracat deneyimi, firmanın sahip olduğu yetkinlik ve beceriler, teknolojik düzey, yöneticilerin özellikleri, firma stratejileri gibi faktörler iken, örgüt dışı faktörler genel olarak faaliyet gösterilen iç pazarın özellikleri ve ihracat pazarının özellikleridir. İşletmelerin performansı ortaklık yapısı ile yakından ilişkilidir. Ortakların değişik yatırım önceliklerine sahip olmaları ve yöneticilerin vekalet problemleri karşısında gösterecekleri tutumların farklı olması performansı etkilemektedir. Ortaklık yapısının ihracat üzerindeki etkileri genel olarak ortağın yerli ya da yabancı, ortaklığın kamu ortaklığı ya da özel ortaklık oluşu bağlamında ele alınmıştır. Aile şirketleri, kurumsal yatırımcılar, risk sermayedarları gibi ortaklıkların da ihracat performansları incelenmiştir. Sermaye yapısının ihracat üzerindeki etkileri konusu henüz çok fazla inceleme konusu olmamıştır. Yapılan az sayıda araştırmada yüksek likidite ve düşük finansal kaldıraç oranlarına sahip olan işletmelerin, bir başka deyişle finansal durumu daha iyi olanların ihracat yapma eğilimlerinin arttığı tespit edilmiştir. Bazı muhasebe kalemlerinin ihracat performansı ile ilişkisi de birtakım çalışmalarda araştırma konusu olmuştur. Alacaklar ve borçlar kalemlerinin ihracat performansı ile negatif ilişki içerisinde olduğu, borç ağırlığının ise ihracat performansı ile pozitif ilişki gösterdiği, maddi olmayan duran varlıkların ihracat performansı üzerinde olumlu yönde etkisi olduğu bu araştırmalarda ortaya konulmuştur. Bu tez çalışmasının ikinci bölümünde, Türkiye'de ihracat yapan KOBİ'lerin ortaklık yapıları ve sermaye yapılarının ihracat performansına etkilerini incelemek amaçlanmıştır. Türk Eximbank' tan, veri tabanında yer alan 2009, 2010, 2011 yılı finansal verileri eksiksiz olarak girilmiŞ 882 ihracatçıya ait ortaklık payları, temel bilanço ve gelir tablosu kalemleri, ihracat rakamları, personel sayıları, kuruluş yerleri ile yılları ve sektör bilgileri bankacılık mevzuatı kapsamında önem arz eden banka ve müşteri sırlarına gerekli hassasiyet gösterilerek temin edilmiştir. Analizi yapılan 882 işletmeden 450 tanesi 2012 yılında değiştirilen KOBİ yönetmeliğine göre KOBİ olarak tanımlanmaktadır. Veri setinin özellikleri kısaca incelendiğinde; işletmelerin 607 tanesinin anonim, 275 tanesinin limited ortaklık yapısında olduğu, Türkiye'nin 48 farklı şehrinde kurulmuş oldukları, en eski kurulmuş olanının 1924 yılında kurulduğu, 18 farklı ana sektörde faaliyet gösterdikleri, 779 tanesinin tamamen yerli, 643 tanesinin ise tamamen gerçek kişi ortaklığında olduğu, Türkiye ihracatının yaklaşık dörtte birini gerçekleştirdikleri görülmektedir. Örneklem firmalarının dikey, yatay ve temel oran analizleri yapılarak elde edilen sonuçlar, TCMB tarafından yapılmış olan sektör analizleri sonuçları ile karşılaştırılmıştır. Dikey analiz sonuçlarına göre; ihracatçıların dönen varlık ağırlıklı çalıştıkları, stok oranlarının ortalama %20-24 aralığında olduğu, aktiflerinin ortalama %34'ünün ticari alacaklardan oluştuğu, ticari alacakların yaklaşık dörtte birinin senetli alacaklardan oluştuğu, öz kaynakların toplam kaynaklar içerisindeki payının düşüş eğiliminde olduğu, yabancı kaynaklarının büyük kısmının kısa vadeli olduğu ve kısa vadeli mali borçlarının söz konusu 3 yılda arttığı anlaşılmıştır. Yatay analiz yapılmak üzere örneklemdeki tüm işletmelerin bilanço ve gelir tabloları teknik anlamda konsolidasyon yapılmadan birleştirilmiştir. 2009-2010 ve 2010-2011 yılları arasında her yıl için aktif büyüklüğün yaklaşık %15 arttığı görülmüştür. Aktifteki artış büyük ölçüde dönen varlıklardaki artıştan kaynaklanmış ve ihracatçıların daha likit varlıklara sahip olmaya başladıkları anlaşılmıştır. Pasif tarafta ise en büyük artışlar kısa vadeli yabancı kaynaklar kalemlerinde görülmüştür. Gelir tablosu hesapları incelendiğinde; satışların her iki değişim yılında sırasıyla %23,9 ve %37,1 arttığı, buna karşın dönem net karının 2009-2010 yılları arasında %124 artış gösterip, 2010-2011 yılları arasında %3,5 düştüğü belirlenmiştir. Oran analizi yapmak amacıyla örneklemi oluşturan ihracatçıların likidite, finansal yapı, devir hızı ve karlılık oranları hesaplanmış ve bulunan oranlar TCMB'nin yapmış olduğu sektör çalışmasında tespit etmiş olduğu oranlar ile karşılaştırılmıştır. Likidite oranları incelendiğinde; 2009 ve 2010 yıllarında genel ortalamanın üstünde olan cari oran ve asit test oranının 2011 yılında genel ortalamanın altına düştüğü, nakit oranının ise her üç yılda genel ortalamadan düşük olduğu görülmüştür. Finansal yapı oranlarına göre; ihracatçıların daha fazla yabancı kaynak oranına sahip oldukları ve daha fazla banka kredileri kullandıkları anlaşılmıştır. İhracatçı firmaların stok devir hızları genel ortalamadan düşük iken, çalışma sermayesi devir hızlarının genel ortalamadan yüksek olduğu belirlenmiştir. Karlılık oranlarına göre ise ihracatçı firmaların faiz giderlerini ödeme gücünün genel ortalamanın altında kaldığı görülmüştür. Son olarak temel mali oranların bir kısmı sektörel olarak hesaplanmış ve genel sektör ortalamaları ile karşılaştırılmıştır. İşletmelerin temel mali analizleri yapıldıktan sonra, ihracat yoğunluğu ve aktif başına ihracat satışları baz alınarak temel bir ihracat performansı modeli oluşturulmuş ve panel data analizi yapılarak ihracat performansını etkileyen firma değişkenleri araştırılmıştır. İhracat performansı modelinde bağımsız değişkenler olarak; firma yaşı, çalışan sayısı, net karlılık oranı, çalışan başına yaratılan katma değer değişkenleri ile yabancı ortak payı kukla değişkeni kullanılmıştır. Oluşturulan model üzerinden ortaklık ve sermaye yapısına ilişkin 3 temel hipotez test edilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre; Türkiye'de ihracat yapan işletmelerin ihracat performansı ve firma yaşı arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Personel sayısı azaldıkça işletmelerin ihracat performansının arttığı bulgusuna ulaşılmıştır. Çalışan başına daha fazla katma değer yaratan işletmelerin daha yüksek ihracat performansı sergiledikleri gözlemlenmiştir. Beklentimizin aksine net karlılık oranı ile ihracat performansı arasında anlamlı negatif ilişki tespit edilmiştir. Diğer birçok ülkede yapılan çalışmaların aksine, Türkiye'de yabancı ortaklık payı ile ihracat performansı arasında anlamlı bir ilişki bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Yabancı ortaklık payları ile ilgili 4 farklı kukla değişken belirlenmiş ve yapılan testler sonucu sadece büyük işletmelerde tüzel kişi payının da modele eklendiği durumda yabancı ortaklık payının %60'tan fazla olmasının ihracat performansı üzerinde anlamlı pozitif etkisi olduğu tespit edilmiĢtir. Tüzel ortak payı ile ihracat performansı arasında ise istatistiksel olarak anlamlı negatif iliĢki olduğu bulgusuna ulaĢılmıĢtır. Ek olarak, sermaye yapısının ihracat performansı ile iliĢkisini incelemek amacıyla kaldıraç oranı baz ihracat modeline eklenerek test edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre kaldıraç oranı arttıkça ihracat performansının arttığı, yani bir anlamda borçlanmanın performans üzerinde olumlu etkisi bulunduğu anlaşılmıştır. Türkiye'de ortaklık ve sermaye yapısının firma ihracat performansı üzerindeki etkilerini incelemek için yapılan bu çalışma, diğer çalışmalardan farklı olarak daha kapsamlı bir örneklem üzerinde yapıldığı için literatüre katkısı olacağı düşünülmektedir. Ancak analizi yapılan dönemin kriz sonrası döneme denk geliyor olması ve performansın sadece nesnel yönünün ele alınması gibi kısıtları bulunmaktadır. Bu bakımdan çalışmanın devamı olarak, daha geniş zaman aralığına ilişkin inceleme yapılabileceği ve performansın nesnel boyutunun yanı sıra öznel boyutunun da incelenebileceği düşünülmektedir.

Author

Dr. İlyas Çelik

How to Cite

İlyas Çelik (Yüksek Lisans Tezi). Türkiye'de ihracat yapan KOBİ'lerin ortaklık ve sermaye yapılarının ihracat performansına etkisi, 2014, Galatasaray University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University