DoktoraAçık Erişim

Yaşam dünyası bağlamında geleneksel konut yerleşmelerinin sürdürülebilirliği ve Kastamonu örneği

Bu tez size mi ait?

Bu kayıt toplu arşivden geldi. Sizinse profilinize bağlayın.

2018
0 görüntülenme
0 i̇ndirme

Özet (TR)

Mimari çevreler, fiziksel bir olgu olmasının yanı sıra hafızayı günümüze taşıyan değerler bütünü olarak insan varlığının izlerini yansıtmaktadır. Bu çevreler, zamana yayılan bir süreç içerisinde, tarihi ve toplumsal etkenlere de dayalı olan bireysel deneyimlerle oluşturulmaktadır. Yerin kullanımındaki öncelikler, her çevreye farklı anlamlar yüklemekte ve onu farklı kimliğe büründürmektedir. İnsan ise özgün kimliğini yansıttığı kendi yaşam çevresini bir varlık izi olarak sürdürmek istemektedir. Dünyada yaşam akışının 18. ve 19. yüzyıla kadar durağan seyretmesi, büyük kırılmaların yaşanmaması, sürdürülebilirliği kendiliğinden mümkün kılmıştır. Ancak Endüstri Devrimi'yle başlayıp küreselleşme ile devam eden hızlı değişim süreci, kent dokularını da etkilemiş, geçmişin izlerini yansıtan gündelik yaşam çevreleri yok olmaya, aynılaşma görüntüleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Kalabalık ancak iletişimin az olduğu modern yaşam anlayışı, insanlar üzerinde ruhsal ve duygusal olumsuz etkiler yaratmakta, yabancılaşmaya neden olabilmektedir. Bu süreç, yaşantı çeşitliliğinin yarattığı katmanlaşmış karakteristik yerleşme dokusunu yok olma aşamasına getirmektedir. Geçmişle bağların kopması kaygısı, insanlığı sürdürülebilirlik arayışlarına yöneltmiştir. Bu arayış kapsamında yapılan çalışmalar uzun yıllar boyunca geçmişin izlerini taşıyan yapıların fiziksel anlamda korunmasına yönelik olmuş, sürdürülebilirlik yapı-yaşantı bütünlüğü çerçevesinde irdelenmemiştir. Mutlak değişime izin veren ya da mutlak korumayı zorunlu kılan uygulamalar, gündelik yaşam çevrelerinin yok olmasına izin vererek veya yerleşmelerin/yapıların müze haline getirilmesine yol açarak geleneksel dokunun sürdürülebilirliğini engellemektedir. Bu nedenle de yaşantılar değişip dönüştükçe, geleneksel çevreler yitirilmeye başlamıştır. Bu çalışma, kentsel yerleşmelerin değişim sürecinin nasıl yönetilebileceğini, modernleşme ve küreselleşme olgularının yıkıcı etkilerinin bertaraf edilerek çevrelerin sürdürülebilirliğinin nasıl sağlanabileceğini araştırma ve tartışma amaçlıdır. Modern yaşamın gerektirdiği değişimleri içerecek şekilde geçmiş ile gelecek arasındaki sürekliliği sağlayacak, gündelik yaşantılardaki tekdüzeliğe ve yabancılaşmaya karşı tavırların geliştirilmesine yardımcı olacak alternatifler, bunların yöntemlerinin ne olabileceği ve meselenin hangi boyutları ile ele alınması gerektiği irdelenmektedir. Çalışmanın ilgi alanı, gündelik yaşam ve onun değişen dinamikleri bağlamında konut yerleşmeleridir. Kastamonu özelinde yapılan araştırmada, günümüze kadar yaşantısını sürdürmüş olan ve hala sürdürülebilecek olan, yere ait özellikler, yaşam-mekan birlikteliği ile ele alınmıştır. Bu doktora çalışmasında kullanılan yöntem, Husslerl'in "yaşam dünyası/life world/lebenswelt" kavramı üzerine kurulmuştur. Husserl'e göre "yaşam dünyası" bizim içinde yaşamımızı sürdürdüğümüz eylemlerimizce özümsediğimiz doğal dünyamızdır. Kendimizi hem nesnel olarak var olan obje, hem de deneyimleyen obje olarak görüp dünyayı algılar ve standartlar koymaya çalışırız. Ancak bireysel olarak algıladığımız şeylerin bile kökeninde aslında toplumsal yönlendiriciler yer almaktadır. İnsan çevresini diğer bireylerle empati yaparak deneyimlerken varsayımlar, kabuller, inançlar onu sınırlandırmakta, ortak öznel deneyimler hacimsel, zamansal dünyayı oluşturmasına yardımcı olmaktadır. Bütün deneyimlerimizin içinde yer aldığı "yaşam dünyası", durağan olmayan, bizimle birlikte yaşayan ve değişen dinamik bir yapıdır. Bireyin uzun zamana yayılan deneyimlerine dayanan eylemleriyle fiziksel çevresi oluşmakta ve anlam kazanmaktadır. Çok sayıda bireyin farklı zamanlarda farklı üretimlerle peyderpey oluşturdukları fiziksel çevrelerin bir araya gelmesi ile de kent dokusu ortaya çıkmaktadır. Mimari elemanlarla somutlaşan "yaşam dünyaları" Husserl'in felsefesinde tanımlandığı gibi deneyimlere dayalı olgularla ifade edilebilirler. Bu çalışmada, konut yerleşmelerinin farklı bakış açıları ile değerlendirilmesine dayanan, mekânsal oluşumların zemininde yer alan yaşam dünyaları ile birlikte ele alındığı bir deneyimleme modeli geliştirilmiştir. Bu modelde yerleşmeler, sokak-bahçe-evden oluşan ilişkiler ağı içinde, iki farklı ilişkileniş biçimiyle ele alınmaktadır: Dışarıdan, kentin bütünleşik algısını içeren algı aracılığıyla mesafeli ilişkilenme; gezinen yaya tarafından, nesnesiyle özdeşleşen, an be an deneyimlemeyi içeren, yakın mesafeden doku kalıpları ile ilişkilenme. Kuşbakışı ile mikro ölçekteki birçok yaşantı izinin bir araya gelerek kent dokusunda oluşturduğu bütün algılanmakta; sokakta gezinirken yakın mesafeden ise sokak-bahçe-evden oluşan örüntüler ağı, hem mekânsal, hem de yaşantıya ait özellikleri ile eylem alanları olarak deneyimlenmektedir. Sokak, gündelik yaşamın kamusal alanla ilişkisini sağlayan bir bağlantı; bahçe, doğa ile ilişkinin kurulduğu ve ev içi faaliyetlerin devamının gerçekleştirildiği yarı açık alan; ev ise sokağa yansıyan yaşantı izleri olarak ele alınmaktadır. Çalışmada Kastamonu'nun modernleşme döneminin izlerini taşıyan Cumhuriyet Meydanı'nı çevreleyen konut dokusu ele alınmıştır. Meydan, kentin iki tarihi merkezinden biri olması ve barındırdığı idari yapıları ile kentli için anlam ve önem taşıyan, doku içinde kolayca hatırlanabilen bir alandır. Bu özellikleri nedeniyle geleneksel "çıpa eleman" olarak tanımlanan bu referans alanı, onu çevreleyen geleneksel konut yerleşme dokusu ile ön plana çıkmakta, görünürlüğünü korumaktadır. Yaşantı çeşitliliği ile oluşmuş ve bir standardı olmayan yerleşmede, özgün dokunun ortaya çıkarılabilmesi için her sokakta ayrı çalışma yapılması gerekmektedir. Değişim süreci ve sürdürülebilirlik, doktora tezi kapsamında Cumhuriyet Meydanı çevresinde bulunan dört sokak üzerinde araştırılmış, kent dokusuna karakterini kazandıran yaşantı izleri bu sokaklar için ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Araştırma süreci, önce kent genelinde geçmişten günümüze bölgede yaşamış toplumlar ve toplulukların düşünce yapılarının fiziksel dokunun biçimlenmesine etkilerinin araştırılması ile başlamış, daha sonra modernleşmenin konut yerleşmelerine getirdiği değişime bakılmıştır. Mevcut yazılı belgeler, haritalar incelenmiş, yerinde tespit çalışmaları ve fotoğraflamalar yapılmış, gündelik yaşama ait yazılı kaynaklarda bulunmayan bilgiler de sözlü tarih araştırmaları ile elde edilmiştir. "Yaşam dünyaları"na yönelerek yapılan bu araştırma, hafızayı canlandırırken aynı zamanda bugünün ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak yaşam akışını aksatmadan fiziksel doku bütünlüğünün sürdürülmesini amaçlamaktadır. Önerilen yöntem ile bunun için temel çerçevenin oluşturulmakta, sokaklarda yapılacak analizler için sorgulama elemanları belirlenmektedir. Yerleşme dokusunun iki farklı bakış açısıyla ve yaşam-mekan birlikteliği çerçevesinde irdelendiği bu analiz yöntemi, biçim, ölçü, malzeme gibi fiziksel sürdürülebilirliğin detaylarını belirleyecek olan, ileride hazırlanması muhtemel bir "tasarım rehberi" için ön adım olmaktadır.

Yazar

Nurderen Özbek

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Nurderen Özbek (Doktora Tezi). Yaşam dünyası bağlamında geleneksel konut yerleşmelerinin sürdürülebilirliği ve Kastamonu örneği, 2018, İstanbul Technical University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

İstanbul Technical University tezlerinden daha fazlası