Akdeniz University
Discipline

Ortaöğretim Sosyal Alanlar Eğitimi Anabilim Dalı

Akdeniz University

162

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Cumhuriyet Devri Türk şiirinde idealize gençlik (1923-1980)

Araştırmanın amacı, 1923-1980 yılları arasındaki Türk şiirinde Tevfik Fikret'in "Halûk" ve Mehmet Akif Ersoy'un "Âsım" gibi idealize edilmiş gençlik modellerini ortaya çıkarmaktır. Araştırmacı tarafından yürütülen araştırma nitel bir araştırmadır. Nitel araştırma modeli olarak ise belgesel (documentary) yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini, 1923-1980 yılları arasında yayınlanan şiir kitapları, antolojiler ve süreli yayınlar oluşturmaktadır. Araştırmada herhangi bir örnekleme gidilmeyerek çalışma evreninin tamamına ulaşılmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda araştırmada 583 şiir kitabına ulaşılmıştır. Böylelikle çalışma evreninin % 90'ına ulaşılarak güçlü düzeyde temsil sağlanmıştır. Yapılan araştırmada da veriler doküman analizi yolu ile toplanmıştır. Çalışmanın veri analizinde ise betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda 1923-1980 arasında Cumhuriyet Devri Türk Şiirinde 12 yeni idealize gençlik bulgulanmıştır. Ayrıca Âsım ve Halûk'un bazı yeni gençlik modelleri ile de etkileşim içinde olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Şiir, İdealize gençlik, Âsım, Halûk,

Cumhuriyet DönemiGençlikTürk şiiri+2
Kürşad Kara
Dicle University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Satı Bey'in Terbiye mecmuasının eğitimsel açıdan incelenmesi

Bu tezin amacı Satı Bey tarafından çıkarılan ve II. Meşrutiyet döneminin önemli eğitim dergilerinden biri olan Terbiye Mecmuası'nın 1914 yılında yayımlanan dört sayısı ile bu mecmuanın devamı olarak 1918 yılında Terbiye adıyla yayımlanan altı sayısını eğitimsel açıdan incelemektir. İncelediğimiz bu mecmua toplam olarak on sayıdan oluşmaktadır. Bu araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Osmanlı Türkçesi ile yazılmış olan bu mecmuadan tarihsel yöntemin veri toplama araçlarından biri olan doküman incelemesi ile elde edilen veriler okuyan herkesin kolayca anlayabilmesi için günümüz Türkçesiyle aktarılmıştır. Araştırmada Terbiye Mecmuası'nın, II. Meşrutiyet dönemindeki eğitime katkı sağlamış olan ve günümüzdeki eğitime de katkı sağlayacağını düşündüğümüz önemli eğitimsel görüş, tavsiye ve materyallere sahip olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Eğitim, II. Meşrutiyet Dönemi, Terbiye Mecmuası, Satı Bey

DergilerEğitimEğitim dergileri+7
Mehmet Volkan Şahin
Dicle University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Münevver Ayaşlı'nın eserlerinde son dönem osmanlı aile hayatı, kadın ve eğitim

Daha çok anı türünde eser veren Münevver Ayaşlı, 1968-1969 yıllarında tefrika edilmiş nehir romanını Pertev Bey'in Üç Kızı adı altında toplamış, 1987'de de okuyucuların karşısına Vaniköyü'nde Fazıl Paşa Yalısı romanı ile çıkmıştır. Boğaziçi ve Türk Edebiyatı dergilerinde 1985 ve 1986 yıllarında tefrika edilen iki de öyküsü bulunan yazar, bu eserlerini oluştururken anılarından ve gözlemlerinden fazlasıyla yararlanmıştır. Sağ siyasî duruşu ile dikkati çeken Münevver Ayaşlı'nın roman ve öykülerinde, Cumhuriyet'le birlikte gözden düşmüş bir çevrenin, Boğaziçi çevresinde kümelenmiş Osmanlı aristokrasisinin geçmiş, parlak günlerine özlem ve bu düşüşten sorumlu tuttuğu Ankara ve genç Cumhuriyet'e yönelik sitemli ve beğenmeyen bir tavır hâkimdir. "Boğaziçi Medeniyeti" olarak adlandırılan ve buradaki konak/yalı/köşklerde sürdürülen Batılı ve seçkin yaşam tarzının I. Dünya Savaşı'yla başlayan süreçte sona ermesi, yazarın her iki romanında da üzerinde durduğu konudur. Özel yabancı okullarla desteklenen bir konak eğitiminden geçen Ayaşlı, romanlarında kendisiyle benzer bir eğitimden geçen Boğaziçi çevresinin kadınlarını yoksulluk, savaş şartları, farklı sosyal sınıflar ile yeni Türkiye'nin sosyal ve siyasî karmaşası karşısında yalnız bırakarak bu kadınların yaşam mücadelesini anlatmıştır. Yazarın her iki romanında da babalarını ve/veya eşlerini erken yitirmiş her yaştan kadın, değişen toplum karşısında kendi yerini bulmaya çalışmıştır. Ayaşlı, romanlarının merkezine Boğaziçi kadınlarını almakla birlikte başka sınıflardan kadınlara da yer vermiştir. Genellikle karşılaştırma amacıyla romana aldığı bu kadınların Boğaziçi kadınları karşısındaki üstün ve aşağı yönlerini, nedenleriyle birlikte dile getirmiştir. Ayaşlı, romanlarındaki her sınıfın kadın eğitimi üzerinde bazen ayrıntıyla, bazen de kısaca değinerek veya hissettirerek durmuş, kadınların sosyal yaşamdaki başarı ve başarısızlıklarıyla eğitimleri arasında doğrudan bir ilişki kurmuştur. Yazar, sosyal yaşama uyum sağlayamayan kadınlar, ahlâksız bir yaşam tarzına yönelenler, zararlı ideolojilerin peşinde ailelerini ve millî kimliklerini reddedenler ile bu kimselerin aldıkları eğitim ve bu eğitimin içeriği arasında ilişki kurmuş ve karşılaşılan olumsuzlukların altındaki nedenleri aramıştır. Eğitim içeriklerini ele alırken dinî ve millî eğitimin önemi üzerinde özellikle durmuştur. Münevver Ayaşlı, öykü ve romanlarında bir yandan Osmanlı yaşamının aile içerisinde sürdürülmesi taraftarı olmuş, bir yandan da laik düzenlemeleri nedeniyle Cumhuriyet kadrolarına yönelik eleştirilerini dile getirmiştir. Daha çok kendi sınıfının sözcüsü konumundaki yazar, anı ve yorumlarıyla desteklediği kurmaca eserlerinde unutulmaya yüz tutmuş bazı değerleri anımsatma ve yaşatma yoluna giderken eğitim konusundaki görüşlerini de dile getirmiştir. Anahtar Kelimeler: Münevver Ayaşlı, kadın eğitimi, Boğaziçi, dinî eğitim, aile

Aile hayatıAyaşlı, MünevverKadın eğitimi+5
Derya Güler
Bingol University · Institute of Educational Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Yaşar Kemal'in romanlarında halk bilimi unsurları

Meşrutiyetten sonra başlayan batılılaşma hareketleriyle gelişen Türk edebiyatı üzerinde geleneğin etkisi, öncelikle dil üzerinde yoğunlaşır, Milli Mücadele döneminden sonra edebiyatın bütün unsurları üzerinde artarak devam eder. 1940-1970 arası Türk edebiyatında halk kültürünün bütün unsurlarını içine alan bir köy edebiyatı oluşur.Geleneğin çağdaş edebiyatımıza etkisi göz önüne alındığında, Yaşar Kemal'in romanları, gerçeklik prensibine göre kaleme alınmış, sosyolojik, antropolojik ve folklorik unsurlar açısından oldukça zengin eserlerdir.Yaşar Kemal'in Romanlarındaki Halk Bilimi unsularını başlıca iki ana gruba ayırabiliriz. Birinci grubu, anlatı türleri (mitoloji, destan, efsane, masal, halk hikayesi, halk şiiri, dengbej, oluşturur. Bu unsurlar, genellikle montajlama tekniğiyle romanlarda kullanılır. Bunlardan özellikle masal, efsane ve halk hikâyeleri diğer unsurlara göre ön plâna çıkar. Halk anlatıları içinde anılan bu unsurların romanlarda yer alışında, ortak bir form oluşur. Halk anlatıları, roman kahramanlarının ihtiyaçları doğrultusunda vakada montaj tekniği ile dahil edilir.İkinci grup, anlatı türleri dışında kalan unsurlardan oluşur. Bunlar; kalıp sözler, dil ve anlatım, formel sayılar, sosyal normlar, geçiş dönemleri, halk bilgisi, bayramlar törenler kutlamalar, inanışlar, oyun eğlence ve spor, halk oyunları, halk çalgıları, giyim kuşam ve süslenme, halk sanatları ve zanaatları, halk mimarîsi, halklar ve halk mutfağıdır. Bu unsurlar, yaşamla paralellik gösterir. Burada yer alan sosyolojik, antropolojik ve folklorik unsurlar yazarın hayatından romanlara aksetmiştir.Yerelden evrensele ulaşma çabası içerisinde olan Yaşar Kemal, geleneksel unsurları sembollere dönüştürerek bunlardan evrensel imajlar üretir. Bu evrensel imajlar, onun romanlarını besleyen en önemli unsurlardır.

FolklorFolklorik ögelerHalk edebiyatı+6
Mümin Topcu
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Tarih öğretmenlerinin dokuzuncu sınıf tarih ders kitabındaki görseller hakkındaki görüşleri

Bu çalışmanın amacı, Trabzon ilinde bulunan tarih öğretmenlerinin, dokuzuncu sınıf Tarih ders kitabında yer alan görseller hakkındaki görüşlerini ortaya koymaktır. Çalışmanın evrenini Trabzon ilinde bulunan tarih öğretmenleri oluştururken, araştırmanın örneklemini Trabzon il merkezi ve sahil şeridindeki ilçelerde görev yapan deneyimli Tarih öğretmenleri oluşturmaktadır. Örneklem seçiminde, amaçlı örneklem yöntemi kullanılmıştır.Araştırma nitel bir anlayışla gerçekleştirilmiş olan betimsel bir çalışmadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak açık-uçlu sorulardan oluşan bir anket ve yarı-yapılandırılmış mülakat kullanılmıştır. Açık-uçlu anket çalışmasına kırk dokuz tarih öğretmeni katılırken, mülakat sekiz öğretmenle gerçekleştirilmiştir. Bu iki veri toplama aracıyla derinlemesine bilgi elde edilebileceği düşünülmektedir. Her iki veri toplama aracıyla elde edilen verilerin analizi aşamasında frekans ve yüzde kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin ışığı altında, araştırmaya katılan tarih öğretmenlerinin, dokuzuncu sınıf tarih ders kitabında bulunan görsellerin nasıl kullanılması gerektiği konusunda yeterli bilgilerinin olmadığı anlaşılmaktadır. Buna ek olarak, öğretmenlere göre dokuzuncu sınıf tarih ders kitabında yer alan görsellerin bir kısmının metinlerle uyumlu olmadığı, bazı görsellerin açık ve net olmamasının yanında anlaşılır olmadığı görülmektedir.

Branş öğretmenleriDers kitaplarıGörsel anlatım+7
Ebru Demircioğlu
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Halit Ziya Uşaklıgil'in Fransız edebiyatı ders kitapları üzerine bir inceleme

Türk Edebiyatı'nda modern romanın kurucusu olan Halit Ziya Uşaklıgil, 1866 yılında İstanbul'da doğmuştur. İlköğrenimine İstanbul'da başlayan yazar, ailenin maddi sıkıntıları sebebiyle İzmir'e yerleşmesiyle eğitimine burada devam etmiştir. Çocukluk ve gençlik yıllarını İzmir'in levanten ve gayrimüslim aileleri arasında geçiren yazarın altmış yıllık yazı hayatının temelleri de yine burada atılmıştır. İzmir Mechitariste'te Ermenî rahiplerin gözetiminde batıyla ilk ilişkilerini kuran Halit Ziya Uşaklıgil'in özellikle Fransız Edebiyatı'nın önemli kalemleriyle de tanışması bu sıralarda olmuştur. Halit Ziya'nın bu yıllarda Raymond Pére adlı hocasıyla yaptığı uzun tarih dersleri ise yazarı Fransız Tarihi'ne yöneltmiştir. Yazı faaliyetlerine on dört on beş yaşlarında çeviri denemeleriyle başlayan Halit Ziya Uşaklıgil, ilk olarak babasının yasal işlemlerini yürüten Avukat Auguste de Jaba'nın ofisinde arkadaşı kâtip Antoine ile Ponson du Terrail'in "Les nuits de la Maison Dorée" adlı eserini tercüme etmişlerdir. Henüz öğrenciyken başlayan bu yazı faaliyetleriyle kendini önce İzmir'e tanıtan yazar, on yedi yaşına geldiğinde büyük Fransız yazarları gibi yazma peşine düşer. Halit Ziya Uşaklıgil, lise yıllarında başlayan "büyük bir Fransız edebiyatı tarihi yazma" düşüncesini İstanbul'a hariciyeci olmak için gittiği sırada gerçekleştirme fırsatını bulmuştur. Garbdan Şarka Seyyale-i Edebiye: Fransa Edebiyatı'nın Numune ve Tarihi adlı kitabı 1885'te 84 sayfa olarak yayıncı Arakel tarafından basılır. Bu eser, onun basılan ilk kitabıdır ve Türkçede basılmış ilk Fransız edebiyatı tarihi olma özelliği taşımaktadır. İstanbul'da yazılan bu eserin ardından İzmir'e dönen yazar bir dönem İzmir Rüştiye'sinde Fransızca öğretmenliği yapar. Önce İzmir'de Osmanlı Bankası şubesinde çalıştığını gördüğümüz yazar Dünya Edebiyatlarına kayıtsız kalmayarak 1890 yılında Hizmet gazetesinde Finlandiya Edebiyatı'ndan Bir Nebze, İsveç Edebiyatı'ndan Bir Nebze, İbranî Edebiyatı'na Bir Nebze, Rus Edebiyatı'ndan Bir Nebze, Sanskrit Edebiyatı'ndan Bir Nebze başlıkları altında bir dizi makaleler tefrika ettirir. Halit Ziya, II. Meşrutiyet'in ilanıyla İstanbul Üniversitesi'nde "Batı Edebiyatı Tarihi ve Hikmet-i Bedayi" kürsülerine atanır. Bu atama yazar için bulunmaz fırsat olmuştur. Reji'deki işlerinin yoğunluğu sebebiyle yazma etkinliklerine yeterli vakit ayıramayan Halit Ziya'nın bu görev sayesinde "büyük" Fransız edebiyat tarihini yazması kolaylaşacaktır. Nitekim 1913 yılında burada verdiği ders notlarını derleyerek Tarih-i Edebiyat-ı Garbiyeden Fransa Edebiyatı Dersleri adlı ikinci edebiyat tarihini 224 sayfa olarak yayınlamıştır. İlk kitabından hacimce daha yoğun olan bu eser Halit Ziya'nın İstanbul döneminde sanatının ne yönde geliştiğini göstermesi bakımından değerlidir. Halit Ziya bu eserleri kaleme alırken yabancı bazı kaynaklardan faydalanmanın yanı sıra özellikle yakın dönem sanatçılarını anlatırken kendi yorumlarına da yer vermiştir.

Ders kitaplarıFransız edebiyatıUşaklıgil, Halid Ziya
Gülden Vicir
Bingol University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim coğrafya dersinin genel amaçlarının ulaşılabilirlik düzeyi hakkında öğretmen görüşleri: Orta Karadeniz örneği

Orta öğretim coğrafya dersinin genel amaçlarının ulaşılabilirlik düzeyinin istenilen seviyeye ulaşmadığı düşülmüştür. Bu sebeptendir ki; 2005 yılında orta öğretim coğrafya dersinin genel amaçları tekrar gözden geçirilerek yenilendi. Bu araştırmanın amacı, orta öğretim coğrafya dersinin genel amaçlarının ulaşılabilirlik düzeyini, öğretmen görüşlerini alarak belirlemektir.Araştırma da nicel araştırma modeli kullanılırken, araştırma yöntemi olarak tarama, araştırma tekniği olarak anket kullanılmıştır. Araştırma 2009-2010 eğitim öğretim yılında orta Karadeniz illerinde (Sinop, Samsun, Ordu, Tokat, Çorum, Amasya) görev yapan 100 coğrafya öğretmeni ile gerçekleştirilmiştir.Öğretmenlere uygulanan anketler analiz edilmiştir. Öğretmenlerin vermiş olduğu cevaplar birbirine yakın olup, çok zıt cevaplara rastlanmamıştır. Araştırmanın sonucunda orta öğretim coğrafya öğretmenlerinin, coğrafya dersinin genel amaçlarına kısmen de olsa ulaşıldığını düşündükleri tespit edilmiştir.

CoğrafyaCoğrafya dersiCoğrafya öğretimi+6
Yasemin Ertürk Temizkan
Karadeniz Technical University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Töreye dayalı evlilik türleri ve Berdel geleneği

Bu çalışmada Halkbilim (folkloristc) disiplinin çalışma kadrosu olan töre uygulamaları ve gelenekler ekseninde 'berdel' evliliği araştırılmıştır. Halk kültürü(folk culture), Halk edebiyatı (Folk literatüre) ve halkbilimine (folkloristc) ilişkin bilgilerin yer aldığı birinci bölümde bu disiplinin anlam ve amacı, mahiyeti ve temel araştırma alanları yer almaktadır.İkinci bölümde araştırmanın konusu ve araştırmada kullanılacak yöntem belirtilerek 'berdel evliliği' ne ilişkin bilgiler aktarılmıştır. Üçüncü bölümde ise 'toplumsal yapı', aile, akrabalık ve evlilik türleri yer almıştır. Dördüncü bölümünün içereğinde 'akraba evliliği bölgesel raporu' verileri bulunmaktadır. Berdel evliliği örneklerinin verildiği beşinci bölümde neden ve sonuç ilişkisi kuralarak tespitlere varılmıştır. Altıncı bölüm 'töre', 'kan davası ' ve 'berdel' yönünden incelenmiştir.Ekonomik ve sosyal yönlerini araştırdığımız gelenekse yapı, töre kuralları ve berdelin bilimsel bir problem olduğu ortaya konarak bunun çözümünün de sosyalbilimci ve toplumbilimciler tarafından yapılacak çalışmalarla elde edilen verilerin uygulanması yönünde olduğu sonucuna varılmıştır.Anahtar sözcükler: Halkbilim, Halk kültürü, Halk edebiyatı, Aile, Akrabalık, Evlilik, Berdel, Toplumsal yapı, Gelenek, Geleneksel yapı, Ekonomi, Sosyalbilim, Toplumbilim

Berivan Altın
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

19. yüzyıl Fransızca ve Türkçe kurgusal eserler ile edebi hatıralarda İstanbul

?19. Yüzyıl Fransızca ve Türkçe Kurgusal Eserler ile Edebi Hatıralarda İstanbul? adlı çalışma ?Mekan Olarak İstanbul?, ?İstanbul'dan İnsan Manzaraları? ve ?İstanbul'da Sosyal Hayat? olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır.Girişte, 19. yüzyıl İstanbul'unu işleyen Fransız gezgin edebiyatçılar ile Türk yazarların eserleri tanıtılmaktadır. Bu eserlerde İstanbul'da Fransız kültürünün ilgi gördüğü ve bunun sonucunda Fransızca ve alafranga yaşam tarzının yaygınlaştığına dair gözlemler önemli yer tutmaktadır.Tezin birinci bölümünde İstanbul, mekan olarak ele alınmaktadır. Fransız gezgin edebiyatçıların ve Türk yazarların İstanbul'u Avrupa kentlerinden ayıran ve ona bir Doğu kenti görünümü veren Boğaziçi, Eyüp semti, cami, saray, kahvehane, mezarlık gibi yapı ve mekanlar hakkında yazdıkları aktarılmaktadır. Yazarlar, bu mekanların şehrin genel manzarasına eşsiz bir görünüm kazandırıp Binbir Gece Masallarına benzediğini söylemektedirler. Beyoğlu ve çevresinin Batı kültürünü şartsız kabullendiğini, Eyüp semtinin ise geleneksel yaşam tarzı ve mimarisiyle Doğu'yu ve geleneği temsil ettiğini vurgulayarak Beyoğlu ve Eyüp'ü birbirlerine zıt iki semt olarak görmektedirler.İkinci Bölümde Fransızca ve Türkçe eserlerde İstanbul'dan insan manzaraları işlenmekte ve yazarların kentteki padişahlara, yerli gayri müslimlere, kadınlara, mürebbiyelere ve cariyelere bakış açıları ortaya konmaktadır. Aynı eserlerde Rum kadınlarının cinsel özellikleri ön plana çıkarılmakta ve İstanbul Yahudilerinin bankacılık, komisyonculuk gibi zahmet istemeyen mesleklerle uğraştıkları anlatılmaktadır. Bu bölümde son olarak İstanbulluların acımasızlık, cimrilik, kadercilik gibi olumsuz ve hoşgörü, misafirperverlik, yardımseverlik gibi olumlu nitelikleri hakkında yazılanlar ele alınmaktadır.Üçüncü Bölümde ise Fransızca ve Türkçe edebi eserlerde İstanbul'da sosyal hayatın nasıl yaşandığı konusu işlenmektedir. İstanbulluların mesirelerdeki eğlencelerinden, Ramazan ayındaki faaliyetlerden, kadın-erkek ilişkilerinden söz edilmektedir. Ayrıca şehirdeki ulaşım araçları, Boğaz'daki kayıklar ve kara ulaşımını sağlayan atlı arabalarla ilgili betimlemelere yer verilmektedir.

19. yüzyılEdebi eserlerEdebi tasvir+7
Hüseyin Yaşar
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Tanzimat Dönemi hikaye ve romanlarının söz varlıklarının tespiti ve Türkçe bakımından değerlendirilmesi

İlkel toplumlarda bile tüm kusursuzluğuyla karşımıza çıkan dil, insan zekasının geliştirdiği en mükemmel yapıdır. İster gelişmiş bir endüstriyel toplumun dili olsun ister metali işlemeyi bilmeyen bir kabilenin dili olsun gramerlerinin karmaşıklığı ölçüsünde birbirlerinden aşağı kalır yanları yoktur. Dilleri bir diğerinden üstün kılan, sözvarlıklarının zenginliğidir. Dilin gelişmişliği, kelime haznesinin ve anlatım yollarının zengin ve çeşitli olmasına bağlıdır. Dilde mevcut olan kelime ve kelime öbeklerinin toplamına söz varlığı adı verilir. Söz varlığı hem dilin kendi öz kaynaklarıyla hem de dışarıdan dile kelime dahil etme yoluyla zenginleştirilebilir. Her gün değişim halinde olan söz varlığı, günün gerekliliklerine göre şekil alır. Bilimdeki keşifler ve icatlar yeni isimlendirmelere ihtiyaç duyar. Siyasi değişimler kimi kelimeleri öne çıkarırken kimilerini kullanım dışı bırakabilir. Dinin, felsefi düşüncenin, sanatın ve edebiyatın kelime kadrosunu devrin öne çıkan kültürü belirler. Dil sosyoekonomik ve sosyokültürel bir değerdir ve bu sebeple yükselebilir, dünyaya hakim olabilir, gerileyebilir, hatta ölebilir. Toplumların tarih boyunca yaşadığı değişimleri, geçirdiği evreleri dili inceleyerek analiz etmek mümkündür. Dili tarihe gömülmüş bir millet siyasi ve ekonomik olarak da çökmüştür. Tarih devirleri boyunca Türkler iki büyük değişim yaşamışlardır. Bunlardan ilki İslamiyet'in kabulüdür. Orta Asya Medeniyeti dairesinde yer alan Türkler, Orta Doğu çıkışlı bir din olan İslamiyet'i kabul ederek Orta Doğu Medeniyeti dairesine girmişlerdir. Yeni medeniyet söz varlığını da beraberinde getirmiştir. Türkler'in tarih boyunca yaşadıkları ikinci büyük değişim de Tanzimat Fermanı'nın ilanıdır. Bu olayla birlikte bin yıl boyunca yer aldıkları Orta Doğu Medeniyeti'ni terk edip, Avrupa yani Batı Medeniyeti'ne yüzlerini çevirmişlerdir. Söz varlığı da bu değişime ayak uydurmakta gecikmemiştir. Ama her geçiş döneminde olduğu gibi eskinin ve yeninin bir arada bulunduğu bir ara evre yaşanmıştır. Tanzimat her anlamda eskinin ve yeninin heterojen olarak yer aldığı bir devrin adıdır. Özellikle bin yıldır kullanılan Arapça ve Farsça terimler yerlerini Fransızca eş anlamlılarına bırakmaya başlamışlardır. Tanzimat devrinden birkaç on yıl sonra terimlerin birçoğunun Batı'dan gelenlerle değiştirildiği görülür. Ama Tanzimat Dönemi her iki medeniyet dairesinin kelime kadrosunu da muhafaza ederek kendine has bir söz varlığı oluşturmuştur. Tanzimat Devri sadece bu dönemde görülen kendine has birçok özelliği ile söz varlığı bakımından incelenmeye değer bir dönemdir.

HikayeRomanSöz varlığı+3
İsmail Teoman Güneş
Bingol University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Marzubanname tercümesi metin, çeviri, art zamanlı anlam değişmeleri, dizin

Çalışma Giriş, Metin, Tercüme, Art Zamanlı Anlam Değişmeleri, Sonuç, Dizin olmak üzere beş bölümden oluşmaktadır.Marzubannâme Tercümesi 14. yüzyılın ikinci yarısında Farsçadan Türkçeye tercüme edilmiştir. Eski Anadolu Türkçesi eserlerindendir. Germiyan beyi Muhammed Beyoğlu Süleyman Şah'ın emriyle Şeyhoğlu Sadru'd-din Mustafa tarafından tercüme edilmiştir. Eserin kesin telif tarihi bilinmemektedir. Ancak, 1375-1380 tarihleri arasında tercüme edilmiş olması muhtemeldir.Eser muhteva olarak, bir konuda öğüt vermeyi, kıssadan hisse çıkarmayı amaçlayan hayvan masalları ve küçük hikayelerden oluşmaktadır. Eser on bölüme ayrılmış ve bölümlerin altında toplam elli bir hikaye bulunmaktadır. Onuncu bölümde Şeyhoğlu tarafından eklenmiş tefsir, hadis ve küçük altı hikaye bulunmaktadır. Ayrıca, Nizamî'den alıntı bir şiir de bulunmaktadır. Şeyhoğlu, hikaye başlıklarını Farsça olarak bırakmıştır, Türkçeye çevirmemiştir.Bu çalışmada Marzubannâme, günümüz Türkiye Türkçesine aktarılmış ve eserle günümüz Türkiye Türkçesi arasında karşılaştırmalar yapılmıştır. Eser tercüme olmasına rağmen deyim yönünden oldukça zengindir. Ayrıca eserin dili ile günümüz Türkiye Türkçesi karşılaştırıldığında art zamanlı anlam değişmeleri görülmektedir. Bu değişmeler; anlam değişmesi (başka anlama geçiş), anlam iyileşmesi, anlam kötüleşmesi, anlam daralması, anlam genişlemesi olmak üzere beş türden oluşmaktadır.

14. yüzyılDilbilgisiFarsça+6
Resul Özavşar
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Kemal Tahir'in romanlarında halbilimi unsurları

Kemal Tahir, Türk Halkbilimi unsurlarını eserlerinde oldukça yoğun bir şekilde kullanmıştır. O, halk anlatılarından efsane, masal, halk hikâyesi, fıkra, Dede Korkut, Köroğlu ve mitolojiye yer vermiştir. Halk anlatıları, roman akışı içerisine ihtiyaç duyuldukça dâhil edilmiştir. Bunda yazarın halka ve halk anlatılarına olan ilgisinin de etkili olduğunu düşünmekteyiz.?Devlet Ana? romanı Şamanist unsurların ve Dede Korkut dil ve söyleyiş özelliklerinin yansıtılması açısından önem taşır.Anonim halk şiiri, âşık tarzı halk şiiri ve tasavvuf, roman akışı içerisinde yer alan diğer halk edebiyatı unsurlarıdır.Yazarın halk kültürünün zengin içerikleriyle eserlerini beslediği görülür. Bunda yazarın güçlü gözlem yeteneğine sahip olması ve romanlarında insan-toplum ilişkisini irdeleyişinin etkisi büyüktür.Halk inanışı unsurları, eserlerde yoğun bir şekilde işlenir. Hayvanlarla ilgili inanışlar, büyü-muska, uğur-uğursuzluk, cin, rüya, nazar, fal ve birçok batıl inanış romanlara gizemli bir hava katar. Cennet, cehennem gibi kutsal mekânlar, kıyamet alametleri, Hızır ve adakla ilgili inanışlar roman kahramanlarının bazen de yazarın dinî görüşlerini yansıtması bakımından önem taşır.Yazar, yaşamın dönüm noktalarıyla ilgili gelenek ve görenekleri, roman akışı içerisinde değerlendirir. Onun eserlerinde, evlilikle ilgili inanış ve uygulamalar, büyük bir yer tutar. Özellikle ?Sağırdere? romanı, evlilikle ilgili uygulamalar açısından oldukça zengindir. Günlük hayatla ilgili birçok geleneğin roman düzleminde yer alması, roman kahramanlarının kültürel kimliklerinin belirginlik kazanmasında önemli rol oynar.Kalıp sözler, formel sayılar, dil ve anlatım, sosyal normlar, halk bilgisi, halk tiyatrosu, sosyal dayanışma yardımlaşma ve eğitim kurumları, bayramlar törenler kutlamalar, oyun eğlence spor, halk oyunları, halk sanatları ve meslekleri, halk mimarisi ve etnik gruplar romanlarda yer alan diğer kültür unsurlarıdır.Yazar, geleneksel maddi ve manevi kültür malzemesini modern edebiyat vadisinde yeni imajlar oluşturmada kullanmıştır. Bu da onun romanlarına büyük bir zenginlik ve doyuruculuk katmıştır.

Halk bilimiHalk inançlarıHalk kültürü+1
Rezan Karakaş
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Ahmet Mithat Efendi'nin romanları ve romancılığı

Bu çalışmada Ahmet Mithat Efendi'nin 1874-1884 yılları arasında yayımladığı romanları incelenmiştir. Tanzimat döneminin ve Türk edebiyatının en önemli romancılarından biri olarak hatırlanan Ahmet Mithat Efendi'nin ilk dönem romanları roman unsurları bakımından değerlendirilmiş ve büyük ölçüde modern roman eleştiri kuramları esas alınmıştır.Tezin giriş bölümünde çalışmanın konusu, amacı, kapsamı ve çalışma yöntemi hakkında bilgi verilmiş, genel amaçları ve sınırlılıkları ortaya konulmuştur.Birinci bölümde roman ve romanın tarihsel gelişimi konusunda bilgi verilmiş, Türk romanının ortaya çıkışı ile gelişimi üzerinde durulmuştur.İkinci bölümde Ahmet Mithat Efendi'nin yaşadığı yılların tarihi ve sosyal hayatı hakkında bilgi verilmiştir. Ahmet Mithat Efendi'nin hayatı, romanlarında verdiği biyografik bilgilerle desteklenmiştir.Çalışmamızın asıl kısmını teşkil eden üçüncü ve son bölümde Ahmet Mithat Efendi'nin 1874 yılından başlayarak 1884 yılına kadar yazdığı 15 romanı, roman unsurları bakımından dönemin Türk ve Dünya romancılık geleneği de göz önünde tutularak mukayeseli bir biçimde ele alınmıştır. Ahmet Mithat Efendi'nin Dünyaya İkinci Geliş Yahut İstanbul'da Neler Olmuş, Hasan Mellâh yahut Sır İçinde Esrar, Felâtun Bey ile Rakım Efendi, Hüseyin Fellâh, Zeyl-i Hasan Mellâh yahut Sır İçinde Esrar, Paris'te Bir Türk, Çengi, Kafkas, Süleyman Muslî, Yeryüzünde Bir Melek, Karnaval, Henüz 17 Yaşında, Vâh, Acâyîb-i Âlem ve Dürdane Hanım adlı romanları incelememize esas tutulmuştur.Tezin sonuç bölümünde ise Ahmet Mithat Efendi'nin romancılığının özellikleri ve onu döneminin romancılarından ayıran yönleri ortaya konulmuştur.nahtar Sözcükler: Roman, Romancılık, Şahıslar, Yapı, Kurgu, Yer ve Zaman, Anlatıcı ve Bakış Açısı, Muhteva, Üslup

RomanRoman karakterleriRoman teknikleri
Ferhat Korkmaz
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim öğrencilerinin boş zamanlarında tarih öğrenmeye yönelik eğilimleri

Bu çalışmanın temel amacı Ortaöğretim öğrencilerinin boş zamanlarında tarih öğrenmek üzerine herhangi bir faaliyet yürütüp yürütmediklerini, eğer yürütüyorlarsa bu faaliyetlerin neler olduğunu, herhangi bir faaliyet yürütmüyorlar ise bunun nedenlerini ve onları tarihle ilgili bir faaliyet yürütmeleri için teşvik etmek amacıyla nelerin yapılabileceğini öğrenmektir.Bu amaç doğrultusunda 2010 yılında Trabzon ilindeki üç farklı ortaöğretim kurumundan çalışmaya katılan 236 öğrenci üzerinde, içinde açık uçlu sorularında bulunduğu bir anket çalışması yürütülmüştür. Çalışma sonucunda elde edilen veriler SPSS 15.0 İstatistik programı ile analiz edilmiş ve elde edilen bulgular değerlendirilmiştir.Yapılan değerlendirmeler doğrultusunda, öğrencilerin çoğunun kendi başlarına tarih öğrenmek için çok fazla çaba sarf etmedikleri görülmüş ve bu durumun sebepleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışma sonunda öğrencileri motive etmek için yeni materyallerin ve kaynakların geliştirilmesi ve etkinliklerin düzenlenmesi gerektiği ortaya çıkmıştır

Boş zamanları değerlendirmeOrtaöğretimTarih+5
Alpaslan Pata
Karadeniz Technical University · Institute of Educational Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Abdullah Ziya Kozanoğlu'nun hayatı sanatı eserleri ve romanlarının gençlerin duygusal gelişimine etkileri

Bu çalışmada Türk edebiyatının tarihî macera romanı türünün öncüsü Abdullah Ziya Kozanoğlu'nun (1906-1966) hayatı, sanatı, eserleri ve ayrıca romanlarıyla gençleri duygusal yönden nasıl etkilediği üzerinde durulur.Edebiyat tarihimizin üretken şahsiyetleri arasında yer alan Kozanoğlu roman, tiyatro, hikâye ve köşe yazıları gibi edebiyatın birçok türünde eserler verir. Edebiyata şiirle başlar, ancak edebiyat tarihindeki asıl yerini romancı kimliğiyle alır. Romanları, en çok satılan, okunan ve beyaz perdeye aktarılan eserler arasındadır. Çalışmamızda bu eserler roman eleştiri metotlarına göre değerlendirilir. Aynı zamanda romanların, gençleri duygusal yönden nasıl etkiledikleri üzerinde de durulur.Abdullah Ziya, kırk yılı aşkın yazarlık hayatında Türk edebiyatına hizmet eden, eserleriyle dönemine ve Türk milletinin mazisine ayna tutan, Cumhuriyetin ilanından ölümüne kadar yeni kurulan rejimin toplum tarafından benimsenmesi için yoğun çabalar gösteren yazarlarımızdandır. O, Türklük anlayışıyla yoğrulan yeni bir Türk kimliği oluşturma yolunda büyük gayretler gösterir. Eserlerinde Türklerin büyüklüğünü ve üstünlüğünü anlatarak gençlere tarih bilinci aşılamayı ve tarih sevgisi kazandırmayı amaçlayan; ancak şimdiye kadar hak ettiği ilgi ve değeri görmediğini düşündüğümüz edebiyatımızın unutulan simalarından biridir.Çalışmalarıyla Türk edebiyatında birçok ilke imza atan Kozanoglu, romancılığı, tiyatroculuğu, mimarlığı, sporculuğu ve renkli kişiliğiyle Türk edebiyatı ve Türk kültürü tarihinde önemli yeri olan bir şahsiyettir.Anahtar Sözcükler: Abdullah Ziya Kozanoğlu, Tarihi Roman, Roman Şahısları, Mekân, Anlatıcı ve Bakış Açısı, Anlatım Teknikleri, Duygusal Gelişim ve Gençlik

Türk dili ve edebiyatıTürk edebiyat tarihiTürk edebiyatı
Ahmet İhsan Kaya
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

?Islahat, tanzimat, meşrutiyet, cumhuriyet ve hürriyet? kavramlarının anlaşılma düzeyleri: 11. sınıf öğrenci görüşleri

Bu çalışma, 11. Sınıf seviyesindeki öğrencilerin, tarih dersleri içerisinde geçen ?Islahat, Tanzimat, Meşrutiyet, Cumhuriyet ve Hürriyet? kavramlarına ilişkin kavramlarını anlama düzeylerini belirlemeyi ve öğretmenlerin kavram öğretimi hakkındaki görüşlerini ortaya koymayı amaçlamıştır.Bu çalışmada nicel ve nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Tarih dersleri içerisindeki, yukarıda belirtilen kavramların öğrenciler tarafından anlaşılma düzeylerini tespit etmek amacıyla bir anket ve öğretmenlerin kavram öğretimine dair görüşlerini belirlemek adına bir mülakat geliştirilmiştir. Anket, seçmeli ve derecelendirme yöntemiyle hazırlanmıştır, mülakat ise açık uçlu sorulardan oluşmaktadır. Hazırlanan bu anket ve mülakat, İzmir İli Buca İlçesinde bulunan üç lisede rastgele yöntemle seçilen toplam 397 öğrenci ve 10 tarih öğretmenine uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler bilgisayarda SPSS for Windows 15.00 istatistik paket programı ile yapılmıştır ve istatistiksel analizinde yüzde (%) hesaplaması kullanılmıştır. Ayrıca öğrencilerin veri sonuçları kavramları anlama seviyelerine göre kategorilere ayrılmıştır.Çalışma sonucunda, araştırmaya katılan öğrencilerin %71'inin ?meşrutiyet?, %64,7'sinin ?Islahat?, %58,4'ünün ?Cumhuriyet?, %62,7' sinin ?Hürriyet?, % 35,9'unun ?Tanzimat? kavramlarını anlayamadıkları tespit edilmiştir.Ayrıca öğretmenlerin kavram öğretiminin öneminin farkında olmalarına karşın, dersleri geleneksel yöntemle işlemekten vazgeçemedikleri ve kavram öğretimine yeterli önemi vermedikleri tespit edilmiştir. Bunların yanı sıra, okulların kavram öğretiminde kullanılacak materyal konusunda eksik oldukları saptanmıştır.Araştırma sonucunda öğrencilerin kavramları öğrenmede zorluk yaşadıkları, söz konusu kavramlara ait yanılgılarının bulunduğu ve öğretmenlerin kavram öğretimine dair bilgi eksiklerinin olduğu saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Tarih Öğretimi, Islahat, Tanzimat, Meşrutiyet, Cumhuriyet ve Hürriyet Kavramları, Kavram Öğretimi, Öğretmen Görüşleri.

CumhuriyetIslahat FermanıKavram öğretimi+8
Ebru Düzenli
Karadeniz Technical University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Elif Şafak'ın dört romanında halk bilimi unsurları

Elif Şafak'ın Dört Romanında Halk Bilimi Unsurları adlı bu çalışmamızda,Elif Şafak'ın Mahrem, Pinhan, Aşk ve Siyah Süt romanlarındaki halk bilimiunsurlarını ele aldık. Çalışmanın giriş bölümünde son dönem Türk edebiyatınınönemli yazarlarından Elif Şafak'ın hayatı ve eserleri hakkında bilgiler verildi.Çalışmamızın birinci bölümünde, Elif Şafak'ın dört romanındaki Halk bilimiunsurlarından masal, halk hikâyesi, destan, efsane, Şamanizm ve kalıp sözler hakkındatanıtıcı bilgiler verildikten sonra bu unsurların bazı halk edebiyatı ürünlerinde nasılkullanıldığını tespit edip, yazarın bu unsurları romanlarında işleyiş biçimideğerlendirilmiştir.İkinci bölümde ise halk kültürü unsurlarından dini inanışlar, geleneksel unsurlar,geçiş dönemleri, halk bilgisi, halk sanatları vb. motifler tespit edilip yorumlanmıştır.Roman özetlerin yer aldığı üçüncü bölümde de incelemelerimizin konusunuteşkil eden Elif Şafak'ın dört romanının özetini çok fazla ayrıntıya girmeden ortayakoymaya çalıştık. Çalışmamızın son kısmında sonuç bölümü ve yararlandığımızkaynaklar bulunmaktadır.Bu çalışmada, Elif Şafak'ın halk bilimi unsurlarını çağdaş anlatı türü olanromanlarda kullanış şekli değerlendirilmiştir. Ayrıca halk bilimi alanı ile yeni Türkedebiyatı alanı arasında disiplinlerarası bir çalışmanın ortaya koyduğu sonuçlar elealınmıştır.

EdebiyatHalk bilimiRoman+3
Sibel Karadeniz Yağmur
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Celal-Zade Koca Nişancı Mustafa Çelebi: Cevahirü'l-Ahbar fi Hasaili'l-Ahyar; inceleme-metin-dizin(Cilt:I İnceleme-Metin)

Celal-zade Koca Nişancı Mustafa Çelebi, Ebu Hafs Ömer bin İbrahim Ensari'nin Zehrü'l-Kimam adlı Arapça eserini 16. yüzyılın ikinci yarısında Cevahirü'l-Ahbar fi Hasaili'l-Ahyar adıyla tercüme etmiştir. Eserin Nuruosmaniye Kütübhanesi Nu. 2356 ve İstanbul Üniversitesi Kütübhanesi Türkçe Yazmalar Nu. 787 olmak üzere iki nüshası vardır. Çalışmamızda esas aldığımız nüsha, 175 yapraklık 19 satır üzerine yazılmışolan Nuruosmaniye nüshasıdır. Bu nüsha, aşağı yukarı üçte iki oranında mensur, üçte bir oranında manzumdur. Mensur kısım, Yusuf u Züleyha hikayesi ve araya serpiştirilmiş küçük dini hikayelerden; manzum kısım ise tamamen dini hikaye ve öğütlerden oluşmaktadır. İstanbul Üniversitesi nüshası ise 15 satır üzerine yazılmışolup 144 yapraktır. Bu nüshaya manzum kısımlar alınmamıştır. Mütercim, mensur bir Türkçe Yusuf u Züleyha hikayesi vücuda getirmek amacıyla eseri Türkçeye çevirdiğini belirtir. Eserde Arapça ve Farsça sözcükler, bu dillerin kurallarıyla yapılmış terkipler önemli yer tutmaktadır; yine de dili çok ağır değildir. Yalnız giriş kısmını oluşturan ilk on yaprak tamamen süslü ve sanatlı olup terkiplerle doludur. Çalışmamız giriş, metin, imla özellikleri, ses bilgisi, şekil bilgisi, anlam değişmeleri, dizin ve sonuç bölümlerinden oluşmaktadır. Bazı eklerin üstüne geldiği sözcükten ayrı yazılması, yükleme durumu ekinin bazen hemze ile yazılması, Türkçe sözcüklerde bazen çift ünsüz yerine şedde kullanılması ve Türkçeleştirme örnekleri imla konusunda dikkate değer özelliklerdir. Sert ünsüzlerden sonra bazı eklerin sürekli yumuşak ünsüz d ile başlaması, Eski Anadolu Türkçesinin karakteristik bir özelliği olarak karşımıza çıkmaktadır. Şimdiki zaman için geniş zaman ekinin; gelecek zaman için geniş zaman eki, istek çekim eki ve -sA gerek yapısının; gereklilik kipi için istek çekim eki, -mAK gerek ve -sA gerek yapılarının kullanılması şekil bakımından dikkate değer özelliklerdir. İncelediğimiz metin, birleşik fiiller, deyimler ve art zamanlı anlam değişmeleri bakımından oldukça zengin bir metindir

16. yüzyılCelalzade Mustafa ÇelebiCevahirü'l-Ahbar fi Hasaili'l-Ahyar+4
Burhan Baran
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

On ikinci sınıf öğrencilerinin yazılı anlatım bozuklukları üzerine bir çalışma: Ardeşen ilçesi örneği

Bu araştırma, Ardeşen ilçesinde on ikinci sınıfta okumakta olan öğrencilerin yazılı anlatım bozukluklarını belirlemek amacıyla yapılmıştır.Araştırmada, Ardeşen ilçesinde bulunan Öğretmen Lisesi, Anadolu Lisesi ve Türk Telekom Lisesi on ikinci sınıflarında 2010-2011 eğitim öğretim döneminde okumakta olan 165 öğrencinin yazılı anlatımları incelenmiştir. Öğrencilerden kendilerine verilen altı konudan birini seçerek kompozisyon yazmaları istenmiştir. Bu öğrencilerin yazdığı kompozisyonlardaki anlatım bozuklukları belirlenerek analiz edilmiştir. Ayrıca ilçemizde bulunan 40 Türk Dili Edebiyatı öğretmenine; öğrencilerde görülen yazılı anlatım bozukluklarının türlerini, sebeplerini, yazılı anlatım bozuklukları hakkında kendi görüşlerini ve yazılı anlatım bozukluklarının giderilmesi için yürüttükleri çalışmaları belirlemek üzere anket uygulanmıştır. Anketten elde edilen sonuçlardan en önemlisi, öğrencilerin anlatım bozukluğu konusunu önemsemedikleri ve özellikle yerel dilin anlatım bozukluğu yapmaya sebep olduğu bulgusudur. Yazılı anlatım çalışması yaptırdığımız öğrencilerin derslerine giren 6 öğretmene ankette elde edilen bilgilerin derinlemesine analiz edilmesi amacıyla açık uçlu anket uygulanmıştır. Açık uçlu anketten elde edilen sonuçların ankette elde edilen bulgularla örtüştüğü görülmüştür. Katılımcılar, öğrencilerin kitap okuma alışkanlıklarının olmadığı üzerinde hem fikirdirler.Sonuç olarak bu çalışmada; Dil ve Anlatım derslerinde anlatım bozukluğu konusunun öneminin öğrencilere kavratılması gerektiğini savunduk. İyi bir dil kullanımı için dil bilgisi konularının bilinmesi, yazılı anlatım çalışmalarının düzenli ve öğrencilerin istekleri doğrultusunda yapılandırılması sağlanmalıdır. Ayrıca anlatım bozukluklarının giderilmesinde öğrenci, okul, aile, çevre, medya faktörlerinin göz önünde tutulması gerekmektedir.Anahtar Kelimeler: Ana dil, anlatım, yazılı anlatım, anlatım bozukluğu, dil bilgisi.

AnadilAnlatımAnlatım bozuklukları+7
Kemal Şamlıoğlu
Karadeniz Technical University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

XV. yüzyıl eğitim ve bilim çalışmaları bağlamında Akkoyunlu medreseleri

ÖZET Akkoyunlular, XV. yüzyıl başlarında Doğu Anadolu, Azerbaycan ve İran'da kurulan bir Türk devletidir. 1403 ile 1501 tarihleri arasında yaklaşık bir asır hüküm süren Akkoyunlular, Karahanlılarla başlayan ve Selçuklularla gelişen Türk-İslâm kültürünün önemli bir temsilcisiydiler. Akkoyunluların, eğitim kurumları da tıpkı diğer kültür kurumları gibi bu süreçte oluşan kültürün bir görünümüydü. Moğol istilası sonrasında Yakın Doğu'nun şekillenme sürecinde kurulan Akkoyunlular, yoğun imar faaliyetlerinde bulunmuşlar, pek çok medrese inşa etmişlerdi. Özellikle meşhur Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan Bey, birçok medrese kurup dönemin tanınmış âlimlerini buralarda toplamıştı. Devrinin bilimsel canlığını yansıtan Akkoyunlu medreseleri, yeniden toparlanma sürecinin kurumları oldukları için kendilerinden önceki ve sonraki medreselerden birtakım farklılıklar göstermektedirler. Türk tarihi bir bütün olarak düşünüldüğünde sürecin önemli bir dönemine denk gelen Akkoyunlu himâyesi altında sürdürülen eğitim ve bilim çalışmalarının gerçekleştirildiği medreselerin bilimsel bir çalışma konusuna dönüştürülmesi gerekli görülmüştür. Bu çalışmada, medreselerin genel özellikleri, kuruldukları şehirler, komşu devletlerin medreseleriyle benzeşen ve ayrışan yönleri ile buralarda yetişen âlimlerin ilmî çalışmaları ve öğretilen bilim dalları ele alınmıştır. XV. yüzyıl bilim ve siyaset dünyasını yoğun olarak meşgul eden "Şiîlik-Sünnîlik" çekişmesinde Akkoyunlu medreselerinin durumunun da tartışıldığı bu araştırmada; söz konusu kurumların, başta Osmanlı İmparatorluğu olmak üzere Akkoyunlular'dan sonra kurulan Türk-İslâm devletlerinin medreselerine olan etkileri üzerinde de durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Akkoyunlu, Eğitim, Medrese, Bilim, XV. Yüzyıl, Uzun Hasan Bey, Doğu Anadolu

15. yüzyılAkkoyunlularBilim+4
Yaşar Ertaş
Bingol University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Dokuzuncu sınıf Türk edebiyatı dersi şiir ünitesindeki dış yapı kavramlarının anlaşılma düzeyinin öğretmen-öğrenci görüşlerine göre incelenmesi; Trabzon örneği

Bu araştırmanın amacı 9.sınıf Türk Edebiyatı Dersi Şiir Ünitesindeki, Şiirde Dış Yapı konusuyla ilgili olarak şiirde dış yapı kavramlarının anlaşılma düzeyini ölçmektir. Öğrencilerin kavram öğrenmelerine etki eden faktörlerde öğrenci ve öğretmen görüşleri alınarak belirlenmeye çalışılmıştır.Araştırmada hem nitel hem nicel araştırma modelleri kullanılırken, araştırma yöntemi olarak betimsel yöntem, araştırma aracı olarak anket ve mülakat kullanılmıştır. Nitel ve nicel değerlerin birlikte yer aldığı araştırmada betimsel yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2009?2010 eğitim öğretim yılı Trabzon il ve ilçelerinde bulunan ortaöğretim kurumlarındaki öğretmen ve öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklemin rastgele seçildiği araştırmada 22 öğretmenle mülakat, 336 öğrenciyle anket çalışması yapılmıştır. Araştırmada kullanılan mülakat açık uçlu sorulardan oluşan yarı yapılandırılmış bir mülakattır.Toplanan verilerin yüzde ve frekansları hesaplanarak tablolaştırılmıştır. Tabloya dökülen verilerin analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda en iyi anlaşılan kavramlar ve ders içinde kullanılan tekniklerin kavram öğrenmeye etkileri gösterilmiştir. Öğrencilerle yapılan anket ve öğretmenlerle yapılan mülakat karşılaştırılarak, öğrenci ve öğretmen görüşleri arasında farklılıklar olduğu ortaya çıkmıştır.

Edebiyat eğitimiEdebiyat öğretimiKavram öğretimi+2
Melike Karahüseyin
Karadeniz Technical University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Peyami Safa'nın romanlarında değerler çatışması

Türkiye'nin yakın tarihini aydınlatan en önemli bilgi kaynaklarından biri de romanlardır. Romanlar bir taraftan tarihe ışık tutarken diğer taraftan tarihi süreç içerisinde değişen değerleri aydınlatır. Romanlarında değişen değerlerle birlikte toplumda yaşanan çatışmaları işleyen romancılardan biri Peyami Safa'dır.Bu çalışmada, Peyami Safa'nın Şimşek, Sözde Kızlar, Mahşer, Bir Akşamdı, Canan, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Bir Tereddüdün Romanı, Fatih-Harbiye, Biz İnsanlar, Matmazel Noraliya'nın Koltuğu ve Yalnızız romanlarında değer çatışmaları tespit edilip incelenmiştir.Peyami Safa, romanlarında ahlakî, siyasî, estetik, dini, sosyal ve kültürel değer çatışmalarını işler. Bu çatışmaların gelişmesinde cinsiyet, yaş, siyasî ve ideolojik düşünce farklılığı etkilidir. Safa'nın incelenen eserlerinde değer çatışmaları; Doğu-Batı meselesi, siyasî ve ideolojik fikir ayrılıkları ve eski-yeni anlayışları ekseninde ortaya çıktığı görülür.Kahramanların iyi ve kötü şeklinde tasvir edilmesi ve kahramanların karşı karşıya gelmesi, söz konusu romanlarda gerilimin artmasını tetikler. Yozlaşmış kişilerin ahlakî, dini, sosyal ve kültürel değerlere aykırı davranmasına idealleştirilen kahramanlar karşı çıkar. Yazar, romanlarında sözcüleri vasıtasıyla idealleştirdiği kahramanları çatışmalardan haklı çıkaran bir çatışma yönetimini uygular.Roman kişileri arasında daha çok doğruluk, dürüstlük, saygı, mertlik ve sadakat gibi ahlakî değerler; ailenin kutsallığı, gelenek ve göreneklere bağlılık gibi sosyal ve kültürel değerler; hak, hukuk, özgürlük, eşitlik gibi siyasî değerler; Allah'a inanmak, İslami yaşama saygı gibi dini değerler; güzellik, sadelik ve uyum gibi estetik değerlerle ilgili çatışmalar yaşanır.

DeğerlerRomanSafa, Peyami+1
Ulaş Bingöl
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Tarih öğretmenlerinin yapılandırmacı öğretmen nitelikleri açısından değerlendirilmesi: Öğrenci görüşleri

Bu çalışmanın amacı, Bayburt ilinde görev yapan tarih öğretmenlerinin yapılandırmacı öğretmen nitelikleri hakkında öğrenci görüşlerini ortaya koymaktır. Çalışmanın evreni Bayburt ilindeki orta öğretim kurumlarında öğrenimleri gören lise öğrencileri oluştururken, araştırmanın örneklemini rastgele seçilmiş lise öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklem seçiminde basit rastgele örneklem yöntemi kullanılmıştır.Çalışmada veri toplama aracı olarak kapalı uçlu sorulardan oluşan anket kullanılmıştır. Anket beş bölümden oluşmaktadır. Anket sorularının cevapları Beşli Likert ölçeğiyle aranmıştır. Anket çalışmasına tarih derslerine devam eden 170 lise öğrencisi katılmıştır. Anket çalışmasını yapmadan önce on öğrenciye uygulanan pilot çalışması ile gerekli düzeltmeler yapılmıştır. Bu veri toplama aracıyla elde edilen verilerin analizi aşamasında frekans ve yüzde kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin ışığı altında, yapılandırmacı anlayışa uygun yöntem ve tekniklerin öğretmenler tarafından uygulanmadığı, etkinlik ve proje ödevlerinin verilmediği görülmüştür. Buna ek olarak yapılandırmacı yaklaşıma uygun ölçme ve değerlendirmede bazı sorunlar yaşandığı sonucuna varılmıştır.

Branş öğretmenleriLise öğrencileriLise öğretmenleri+7
Murat Türkoğlu
Karadeniz Technical University · Institute of Educational Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Harezm Türkçesinde birleşik fiiller

Eldeki çalışmada, Karahanlı Türkçesiyle Çağatayca arasında geçiş dili kabul edilen Harezm Türkçesindeki birleşik fiiller incelenmiştir. Bunun için bu dönem eserlerinden Kısasü'l-Enbiyâ, Nehcü'l- Ferâdîs, Muînü'l-Mürîd ve Mukaddimetü'l-Edeb birleşik fiiller açısından taranmıştır.Çalışmaya, araştırmacıların birleşik fiiller hakkındaki görüşleri verilerek başlanmış ve bunlar değerlendirilmiştir. Daha sonra, birleşik fiiller, İsim + Yardımcı Fiilden Oluşan Birleşik Fiiller ve Fiilimsi + Yardımcı Fiilden Oluşan Birleşik Fiiller olmak üzere iki ana başlık altında incelenmiştir. İsim + yardımcı fiil yapısındaki birleşik fiillerin kullanılışında isimlerin fiilleştirilmesi ve fiil olarak kullanılması söz konusudur. Ayrıca, bu tür birleşik fiiller anlamca kaynaşmakta ve belli bir kavramı karşılayabilmektedir. Fiilimsi + yardımcı fiil yapısındaki birleşik fiillerin kullanılışında ise kılınış ve görünüşler ortaya çıkması söz konusudur. Yani, bu tür birleşik fiillerin zaman ve tarz bakımından kullanım ve işlev incelikleri kazandıkları da söylenebilir.Taranan eserlerde -genelde aynı cümle içerisinde- birleşik fiille birlikte eş anlamlı bir birleşik fiilin (inkıyad kıl- = boyun ber-: "itaat etmek", zulm et- = küç kıl- = küç tegür-: "zulmetmek" vb.) veya eş anlamlı Türkçe bir fiilin (abdest kıl- = yun-: "abdest almak", kadgulug bol- = kadgu ye- = kadgur-: "üzülmek" vb.) kullanılması dikkat çekmektedir. İleride yapılacak birleşik fiil çalışmalarında araştırmacılara yardımcı olacağı, fikir vereceği düşünülerek bu hususa özellikle dikkat çekilmiştir. Yine, taranan eserlerde birleşik fiillerin tamlayıcılarla kullanılışı dikkat çeken bir başka husustur. (+gA magrur bol-: ?birine kanmak, aldanmak? vb.) Bu, aynı zamanda hâl eklerinin birbiri yerine kullanılması görüşünün de her zaman geçerli olamayacağını düşündürmektedir. Çalışmada, bu konuyla ilgili çok çarpıcı örnekler vardır.Çalışmada yer alan isim + yardımcı fiil yapısındaki birleşik fiiller sözlük haline getirilmiş ve çalışmanın daha faydalı ve pratik kullanılması hedeflenmiştir.

Birleşik eylemDil bilgisi-eylemHarezmce
Abdullah Demiral
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

12. sınıf öğrencilerinin çağdaş Türk ve dünya tarihi dersine karşı ilgi ve tutumlarının değerlendirilmesi

12. sınıf öğrencilerinin Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi (Ç.T.D.T.) dersine karşı ilgi ve tutumlarını ortaya koymak amacıyla yapılan bu çalışmada betimsel yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, Sinop ilindeki liselerde Ç.T.D.T. dersini alan öğrenciler oluşturmaktadır. Bu evren içinden basit rastgele örneklem seçim yöntemi ile seçilen Sinop ili merkezindeki farklı programlı liselerde öğrenim gören 86 ortaöğretim 12. sınıf sosyal bilimler bölümü öğrencileri araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçlarından anket ve yarı yapılandırılmış mülakat kullanılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda 37 sorudan oluşan bir anket formu geliştirilerek 86 öğrenciye uygulanmıştır. Anketin yanı sıra araştırmada 8 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış mülakat formu geliştirilmiş ve 40 öğrenciye uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular değerlendirilirken, istatistiksel analizler için İstatistik Paket Programı (SPSS) kullanıldı. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotları kullanılmıştır. Ankette niceliksel verilerin karşılaştırılmasında Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis H-Testi kullanılmıştır. Mülakattan elde edilen bulguların analizinde betimsel analiz kullanılarak öğrencilerin verdikleri cevaplar, ortak ya da farklılıklara göre kategorilere ayrılmıştır. Araştırmanın sonunda 12. sınıf öğrencilerinin genel olarak Ç.T.D.T. dersine karşı ilgi ve tutumlarının orta seviyede olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin Ç.T.D.T. dersinin faydasına ilişkin olarak olumlu tutum ve düşünceye sahip oldukları görülmüştür.

Lise öğrencileriOrtaöğretim okullarıTarih dersi+4
Fatma İlknur Adalı
Karadeniz Technical University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

6. ve 7. sınıf sosyal bilgiler dersi öğrenci çalışma kitaplarının kullanım durumlarının öğretmen ve öğrenci görüşlerine göre değerlendirilmesi: Rize örneği

6. ve 7. Sınıf Sosyal Bilgiler Dersi Öğrenci Çalışma Kitaplarının Kullanım Durumlarının Öğretmen ve Öğrenci Görüşlerine Göre Değerlendirilmesi (Rize Örneği)Yürürlükte olan ilköğretim sosyal bilgiler öğretim programı, bilginin öğrenen kişi tarafından kendi yaşantılarına ve çevre ile etkileşimine dayalı olarak yapılandırıldığını savunan yapılandırmacı yaklaşımı temel alır. Öğrencilerin öğrenme sürecinde aktif olması gerektiğini ileri süren yapılandırmacılığa göre eğitim öğretim ortamı, öğrencilerin etkin katılımını sağlayacak şekilde düzenlenmelidir. Öğrencilerin öğrenme sürecine etkin katılımına fırsat sağlamak amacıyla uygun öğretim yöntem ve teknikleri ile öğretim araç ve gereçleri kullanılmaktadır. Öğrenci çalışma kitapları bu anlayışın bir ürünü olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu araştırmanın amacı, sosyal bilgiler öğretmenleri ile 6-7. sınıf öğrencilerinin çalışma kitapları hakkındaki görüş ve düşüncelerini belirleyerek, çalışma kitaplarının öğrenme-öğretme sürecinde kullanımının değerlendirilmesidir. Bu sayede çalışma kitaplarının kullanımında karşılaşılan güçlükleri, çalışma kitaplarıyla ilgili programda planlanan durumun uygulamadaki yerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma, 2010-2011 eğitim-öğretim yılında, Rize ili ve ilçelerindeki 53 farklı ilköğretim okullarında yürütülmüştür. Karma yöntemin esas alındığı araştırmanın nicel boyutunda sosyal bilgiler öğretmenleri (N=80), ilköğretim 6. sınıf (N=650) ve 7. sınıf öğrencileri (N=650) ile çalışılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise 10 sosyal bilgiler öğretmeni ile çalışılmıştır. Veriler, anket ve görüşme formları aracılığıyla toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde betimsel istatistikler (f, %), nitel verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre sosyal bilgiler derslerinin yürütülmesi sürecinde öğrenci çalışma kitaplarının kullanımıyla ilgili çeşitli problemlerin olduğu ve sınıf içerisinde programın ön gördüğü şekilde kullanılmadıkları, tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler, Sosyal Bilgiler Öğretimi, Öğrenci Çalışma Kitapları, Sosyal Bilgiler Çalışma Kitapları, Türkiye'de Sosyal Bilgiler Öğretimi

Ders kitaplarıSosyal bilgiler dersiSosyal bilgiler eğitimi+7
Çiğdem Baki
Karadeniz Technical University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türk edebiyatı ders kitaplarındaki etkinliklerin uygulanmasıyla ilgili öğretmen görüşleri: Trabzon örneği

Türk Edebiyatı Ders Kitaplarındaki Etkinliklerin Uygulanmasıyla İlgili Öğretmen Görüşleri: Trabzon ÖrneğiBu araştırmanın amacı, öğrencilerin öğrenmeye aktif şekilde katılarak kendi öğrenmesini gerçekleştirmesini sağlamak amacıyla Türk edebiyatı ders kitaplarına konulan etkinliklerin uygulanmasıyla ilgili Türk dili ve edebiyatı öğretmenlerinin görüşlerini belirlemektir.Araştırmada nitel bir yaklaşım takip edilerek survey (alan taraması) yöntemi kullanılmıştır. Araştırma için 2010-2011 eğitim-öğretim yılında Trabzon ili genelinde 17 farklı lisede görev yapan 36 Türk dili ve edebiyatı öğretmeni ile mülakat yapılmıştır. Araştırmanın verileri içerik analizi ile analiz edilmiştir.Araştırma sonucuna göre, Türk dili ve edebiyatı öğretmenleri öğrenme sürecinde etkinliklerin uygulanmasını öngören yeni Türk Edebiyatı Dersi Öğretim Programı'nı genel olarak beğenmekte ancak mevcut şartlar gereği programda belirtilen sınıf ortamının sağlanamaması sebebiyle uygulanabilir bulmamaktadır. Öğretmenler Türk edebiyatı ders kitaplarındaki etkinlikleri tür, üslup ve içerik itibariyle yetersiz buldukları için beğenmemekte ve genel olarak uygulamamaktadır.Araştırmanın sonucunda öncelikle programın uygulayıcısı olan öğretmenlerin program ve etkinliklerin uygulanması hususunda yeterince bilgilendirilmesi gerektiği önerilmiş, Türk Edebiyatı Dersi Öğretim Programı'nın, Türk edebiyatı ders kitaplarının ve kitaplardaki etkinliklerin, öğretmenlerin ihtiyaçları ile okulların fiziki ve teknik şartları dikkate alınarak yeniden gözden geçirilmesi önerilmiştir.Anahtar Kelimeler: Türk Edebiyatı Dersi Öğretim Programı, Türk Edebiyatı Ders Kitapları ve Etkinlikler, Etkinlik Temelli Öğrenme.

Ders kitaplarıEdebiyatEdebiyat dersi+7
Özlem Kuduban
Karadeniz Technical University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Bismil ağzı (İnceleme-Metinler-Dizin)

Bu çalışmamızda, Bismil ilçesi ile Bismil'e bağlı Aralık, Aşağı Darlı (Ulutürk), Köseli, Seyithasan (Bakacak) ve Türkmenhacı köylerinden derlenen metinlerden hareketle bu bölgenin ağız özellikleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışmamız, ``giriş'', ``inceleme'', ``metinler'' ve ``dizin'' olmak üzere dört ana bölümden oluşmaktadır.Giriş bölümünde bölgenin tarihi, coğrafi, sosyo-ekonomik, idari, etnik ve demografik yapısı ile ilgili bilgiler bulunmaktadır. Bu bölümde ayrıca, inceleme yapılan bölgeyi gösteren bir harita ile birlikte bölgenin ağız özelliklerine göre durumu ve Bismil ağzı ile ilgili yapılmış çalışmalar da verilmiştir.İnceleme bölümü, ``ses bilgisi'', ``şekil bilgisi ve ``cümle bilgisi'' olmak üzere üç ana başlığa ayrılmıştır. Bu bölümde bölge ağzı, dilbilgisi yönünden ayrıntılı bir biçimde incelenerek yazı dilimizle benzeşen veya farklılaşan noktalar tespit edilmeye çalışılmıştır.Metinler bölümünde, inceleme bölgesindeki kaynak kişilerden alınan sesler çeviriyazı işaretleri kullanılarak derlenmiş ve toplam 71 farklı metin oluşturulmuştur. Daha sonra derlenen bu metinler, türlerine göre sınıflandırılmıştır.Çalışmanın sonunda derlenen metinlerden bir dizin oluşturulmuştur. Bu dizinde sözcüklerin anlamları ve hangi dile ait oldukları belirtilmiştir. Sözcüklerin aldıkları ekler ise, ek sırasına uyularak belli bir düzen içerisinde sıralanmıştır.Anahtar Kelimeler: Bismil ağzı, ses bilgisi, şekil bilgisi, cümle bilgisi, dizin.

AğızlarBiçimbilimDiyarbakır-Bismil+1
Ahmet Başkan
Dicle University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş Türk ve dünya tarihi dersi konusunda öğretmen görüşleri: Trabzon ili örneği

Bu çalışma Trabzon il merkezindeki ortaöğretim kurumlarında görev yapan tarih öğretmenlerinin Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi dersi ile ilgili görüş ve düşüncelerini, derslerde ne tür problemlerle karşılaştıklarını ve dersle ilgili önerilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır.Araştırmada betimsel yöntem kullanılmıştır. Yapılan bu çalışma 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Trabzon il merkezi ortaöğretim kurumlarında görev yapan 50 tarih öğretmeni ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amacı doğrultusunda, ikisi açık uçlu olmak üzere 20 sorudan oluşan bir anket formu geliştirilmiş ve 50 tarih öğretmenine anket uygulanmıştır. Araştırmada ayrıca 11 sorudan oluşan bir mülakat formu geliştirilerek 20 tarih öğretmeni ile mülakat yapılmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen verilerden tarih öğretmenlerinin Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi dersinin liselerin bütün alanlarında okutulması gereken çok gerekli bir ders olduğuna, dersin 10.sınıftan itibaren verilmesi ve ders saatinin artırılmasına, Türk dünyası konularına daha fazla yer verilmesi ve ders kitabının sadeleştirilmesi gerektiğine inandıkları anlaşılmıştır. Araştırma bulguları ışığında konu yoğunluğunun azaltılarak dersin farklı yıllara yayılması, dersin işlenişinde farklı yöntem ve teknikler kullanılması ve ders kitabının gözden geçirilerek yeniden yazılması önerilmiştir.Anahtar Kelimeler: Tarih Öğretimi, Çağdaş Tarih Öğretimi, Türkiye'de Tarih Öğretimi, Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi Dersi.

Ders programlarıTarihTarih dersi+3
Salih Öztürk
Karadeniz Technical University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Süheyl ü Nev-Bahâr (Metin-Aktarma, Art zamanlı anlam değişmeleri,Dizin)

Bu çalışma 14. yüzyılda Hoca Mesûd ve yeğeni İzzeddin Ahmed tarafından Farsçadan Türkçeye çevrilmiş olan Süheyl ü Nev-bahâr adlı mesnevi üzerine gerçekleştirilmiştir. Eser, Yemen padişahının oğlu Süheyl ile Çin hükümdarının kızı Nevbahâr arasındaki aşkı anlatan bir mesnevidir. Çalışma Giriş, Metin-Aktarma, Art Zamanlı Anlam Değişmeleri, Sonuç ve Dizin olmak üzere beş bölümden oluşmaktadır. Metin-Aktarma bölümünde Süheyl ü Nev-bahâr adlı eser Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. Eser tercüme olmasına karşın deyim ve atasözü yönünden oldukça zengindir. Eserin dili ile Türkiye Türkçesi karşılaştırıldığında art zamanlı anlam değişmeleri görülür. Bu değişmeler; anlam değişmesi (başka anlama geçiş), anlam iyileşmesi, anlam kötüleşmesi, anlam daralması, anlam genişlemesi olmak üzere beş başlık altında ele alınmıştır. Çalışmada okuyucuya kolaylık sağlamak amacıyla Dizin ve Özel Adlar Dizini hazırlanmıştır.

Özkan Ciğa
Dicle University · Institute of Educational Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Tarama Sözlüğü ve Türkçe Sözlük'e göre anlam değişmeleri

Bu çalışmada Tarama Sözlüğü ve Türkçe Sözlük?teki ortak söz varlığında meydana gelen art zamanlı anlam değişmeleri incelenmiştir. Çalışmanın teori kısmının ele alındığı Giriş bölümünde dil, dilin temel işlevi iletişim; dilin düşünce, kültür ve toplumla olan ilişkisi; art zamanlı eş zamanlı terimleri; kavram ve kavram alanı, anlam ve anlam alanı, kavramlaştırma, anlam belirleyicileri, duygu değeri, temel anlam, yan anlam, anlam değişmelerinde etkili olan ilişkiler; bağlam, benzetme, aktarma (deyim aktarması, ad aktarması), çok anlamlılık, eş seslilik, eş anlamlılık; anlam değişmelerinin tanımı, tasnifi ve sebepleri üzerinde durulmuştur. Anlam değişmelerinin sebepleri dil içi sebepler ve dil dışı sebepler olmak üzere iki grupta toplanır. Bunlar eş anlamlılık, bağlam; düşüncenin değişmesine bağlı olan süreçler, kelimenin kullanım sahasının değişmesi, toplumun iletişim ve üretim yönteminin değişmesi, nesnelerin işlevlerinin değişmesi, yeni öğrenilen nesne ya da durumların adlandırılmasıdır. Ayrıca bu bölümde anlam değişmesi kavramı ve şimdiye kadar yapılan tasnifler ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Tezin inceleme bölümünde Tarama Sözlüğü ve Türkçe Sözlük?e göre anlam değişmesine uğrayan kelimeler tek tek ele alınmıştır. Kelimeler Giriş bölümünde açıklanan esaslar dikkate alınarak tasnif edilmiştir. Tespit edilen anlam değişmesi türleri; başka anlama geçiş, anlam daralması, anlam genişlemesi, anlam iyileşmesi, anlam kötüleşmesidir. Mecazlaşma, terimleşme, argo, tabu, eksiltme ve komşuluk ilişkisine bağlı olarak kazanılan anlamlarla kelimelerin anlam alanları genişlemektedir. Çalışmanın sonunda verilen dizinle anlam değişmesi tespit edilen kelimeler toplu halde sunulmuştur. Dizinde kelimenin anlam değişmesinin hangi türüne uğradığı da belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sözlük, anlam bilimi, anlam, anlam değişmesi.

Resul Özavşar
Dicle University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Coğrafya ders kitaplarındaki analojilerin ve metaforların analizi

Bu araştırma ortaöğretim düzeyindeki coğrafya ders kitaplarında kullanılan analoji ve metaforları belirlemek ve analiz etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Nitel yaklaşıma dayalı olarak gerçekleştirilen bu araştırmada yöntem olarak, araştırmanın amacına uygun şekilde ders kitaplarının detaylı incelenmesine olanak sağlayan doküman analizi yöntemi seçilmiştir. Yöntem belirlendikten sonra analoji ve metaforlarla ilgili gerekli literatür taraması yapılmış ve verilerin analizinde kullanılacak olan sınıflandırma kriterleri oluşturulmuştur. Araştırma sürecinde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan ve ortaöğretim kurumlarında okutulmakta olan 9. 10. 11. ve 12. sınıf coğrafya ders kitapları incelenmiş, tespit edilen analoji ve metaforlar hem araştırmacı hem de alan uzmanı tarafından ayrı ayrı sınıflandırılmıştır. Daha sonra ayrı sınıflamaya tabi tutulanlarla ilgili üzerinde görüş birliğine varılması amacıyla tartışılmıştır ve veriler analiz edilerek raporlaştırılmıştır.Ders kitaplarında tespit edilen analojilerin analizi ve gruplandırılmasında kullanılacak olan sınıflandırma sistemi, ayrıntılı bir literatür taraması sonucunda oluşturulmuş ve analojiler; "İlişkilerine", "Sunum formatına", "Durumuna", "Görevine", "Zenginlik düzeylerine" göre ve "Kişisel Analojiler" şeklinde sınıflandırılmıştır. Metaforlar ise ders kitaplarında sınıf seviyelerine dağılımları açısından incelenmiş, herhangi bir sınıflandırmaya tabi tutulmamıştır.Araştırma sonucunda analojilerin ilişki açısından fonksiyonel, sunum formatı açısından sözel, durumuna göre somut-soyut, görevine göre aktifleştirici ve zenginlik düzeylerine göre de basit ağırlıkta olduğu tespit edilmiştir. Kişisel analojilerin ise sık kullanılmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca analojilerin sınıf seviyelerine dağılımının homojen olmadığı tespit edilmiştir. Metaforların ise yeterli sıklıkta olduğu ancak sınıf seviyelerine dağılım açısından eksiklerinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlara dayalı olarak; analojilerin sınıf seviyelerine göre dağılımına özen gösterilmesi, zenginlik düzeylerinin arttırılması, kişisel analojilerin kullanım sıklığının arttırılması ve metaforların doğasına uygun olarak şekillendirilmesi önerilerinde bulunulmuştur.Anahtar kelimeler: Coğrafya Eğitimi, Ders Kitabı, Analoji, Metafor.

AnalojiCoğrafya eğitimiDers kitapları+2
İbrahim Emrah Özgürbüz
Karadeniz Technical University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Muhammed'in Siretü'n-Nebî'si (1-3422. Beyit) (İnceleme-metin)

İncelemeye aldığımız Sîretü'n-Nebî adlı eser, Muhammed isimli bir müellif tarafından Hicri 872 (Miladi 1468) yılında, mesnevi nazım şekliyle kaleme alınmıştır. Edebi ve dini yönü ağır basan bu eser, kendi döneminde ve sonrasında uzun yıllar sevilerek okunmuş hatta okuma toplantılarının esas kitabı olarak elden ele dolaşmıştır. Hususi ellerde çok fazla taş baskısı olan bu eserin edebiyat dünyasına kazandırılması arzulanmıştır. Bu amaçla yola çıkılarak Sîretü'n-Nebî adlı eser üzerinde geniş bir araştırma yapılmıştır. Ondan fazla taş baskı, yirmi dört tane de yazma nüshasına ulaşılmıştır. İki farklı taş baskı ve dört farklı yazma nüshasından istifade edilerek eserin tenkitli metni ortaya konulmuştur. Sunulan bu çalışma, beş bölüm olarak düzenlenmiştir. Giriş bölümünde siyer ilmi, doğuşu ve gelişmesi, siyer kitaplarının muhteva ve şekil bakımından çeşitliliği, Türk Edebiyatında bu sahada yazılan manzum ve mensur eserler hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde; eser ve müellifi tanıtıldıktan sonra eserin nüshaları tanıtılmış, metnin kuruluşunda dikkat edilen hususlar hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde eserin yazılış sebebi, şekil özellikleri, dil ve üslûp özellikleri ortaya konmuştur. Üçüncü bölümde eserin muhtevası incelenmiştir. Allâh, peygamberler, melekler, kitaplar, ayetler, hadisler, şahıslar, millet adları, şehir ve yer adları, örf, adet, inanç ve sosyal hayat incelenmiştir. Dördüncü bölümde "Miraç Mucizesi" başlığı altındaki bölüm tahlil edilmiştir. Beşinci bölümde ise transkripsiyonlu metin yazılarak ulaşılan sonuçlar özetlendikten sonra özel adlar dizini ve bibliyografya ile çalışma tamamlanmıştır. Sîretü'n Nebî, Eski Anadolu Türkçesi Dönemi'nde yazılan eserlere örnek teşkil etmektedir. Dil, şekil ve muhteva özellikleri bakımından oldukça zengin olan bu eser Türk edebiyatı tarihi ve Türk dili açısından da önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Siyer, Sîret, Mesnevi, Mi'râc, Hz. Muhammed, Mustafâ.

Eski Anadolu TürkçesiHz. MuhammedMesnevi+3
Altan Can
Dicle University · Institute of Educational Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Dokuzuncu sınıf öğrencilerinin okuma becerileri düzeyi üzerine bir çalışma (Gümüşhane merkez ilçe örneği)

Bu araştırma, Gümüşhane Merkez ilçede bulunan orta öğretim okullarında görevli Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerine göre dokuzuncu sınıf öğrencilerinin okuma becerilerinin düzeyini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırmada, Gümüşhane Merkez ilçede yer alan üç Anadolu Lisesi, bir fen lisesi, altı meslek lisesi ve bir düz lisede 2011-2012 eğitim öğretim döneminin 2. yarıyılında görevli 32 Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni? ne anket ve mülakat uygulanmıştır. Bu okullarda 9. sınıflara derse giren öğretmenlerle bu çalışma yapılmıştır. Bu çalışmada nitel ve nicel araştırma yaklaşımları bir arada kullanarak karma yaklaşım kullanılmıştır. Bu araştırmadan elde edilen sonuçlardan en önemlisi, öğrencilerin hazır bulunuşluk düzeylerinin istenilen seviyede olmadığı özellikle vurgu, tonlama, beden dili ve seslerini doğru kullanamadıkları bulgusudur. Ayrıca 32 öğretmenimize yapılan anketten kitaplarda yer alan metinlerin öğrencilere okuma becerileri kazandırmada fazla etkili olmadığını, metinlerin öğrencilerin dikkatlerini çekmediğini, bazı metinlerin öğrencilerin seviyelerinin üstünde olduğu ve öğrencilerin bu metinleri anlamakta güçlük çektiklerini, öğrencilerin okul türlerine göre okuma- anlama ve yorumlama yeteneklerinin değiştiğini, müfredat programının çok yoğun olduğunu da ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Dokuzuncu sınıf, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenleri, okuma, okuma becerileri, okuma alışkanlığı

Okuduğunu anlama becerisiOkumaOkuma becerileri+5
Serkan Kocaman
Karadeniz Technical University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

10. sınıf tarih öğretim programı ve ders kitabında yer alan yabancı dil kökenli kavramların öğretimine ilişkin öğretmen görüşleri

10. Sınıf Tarih Öğretim Programı ve Ders Kitabı?nda Yer Alan Yabancı Dil Kökenli Kavramların Öğretiminde Karşılaşılan Güçlüklere İlişkin Öğretmen Görüşleri Tanımlayıcı bir çalışma olan bu çalışmanın amacı ?T.C. MEB 10. Sınıf Tarih Öğretim Programı ve Ders Kitabı?nda Yer Alan Yabancı Dil Kökenli Kavramların Öğretiminde Karşılaşılan Güçlüklere İlişkin Öğretmen Görüşleri?ni ortaya koymaktır. Çalışmada ana soruna yanıt bulmak adına, tarih öğretmenlerinin, öğretim programında yer alan yabancı dil kökenli kavramların öğretiminde karşılaşılan güçlüklerin ana nedeninin kavramların bir yabancı dile ait olma, kavramlara yönelik öğretim etkinleri, tarih öğretmenlerinin yeterlilikleri ve öğretmenlerin, kıdem yılı, mezun oldukları fakülte, kavram eğitimi alma, yabancı dil bilme durumlarına göre; sözü edilen kavramların öğretiminde karşılaşılan problemlere ilişkin görüşleri arasında fark olup olmadığı sorularına yanıt aranmıştır. Araştırmanın evrenini Trabzon ili merkez bölgesinde yer alan orta öğretim kurumları, örneklemini ise her lise türünden rastgele birer tane seçilen yedi orta öğretim kurumunda görev yapmakta olan 29 tarih öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada gerçekleştirilirken alan taramasının nicel ve nitel boyutu, kullanılan veri toplama araçlarından anket ve görüşme formundan elde edilen verilerle sağlanmıştır. Çalışmada uzman görüşleri doğrultusunda araştırmacı tarafından geliştirilen birinci bölümünde katılımcıların isimsiz kimlik bilgilerinin toplandığı, ikinci bölümünde beşli Likert tipli zaman aralığı ölçeğinin yer aldığı, yirmi sorudan oluşan anket formu ve yarı yapılandırılmış sekiz sorudan oluşan görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracından elde edilen nicel verilerin değerlendirilmesinde SPSS 15 paket programı kullanılmış, veriler tek yönlü varyans analizi (ANOVA) , t-testi, frekans ve yüzde tabloları kullanılarak analiz edilip bulgulara dönüştürülmüştür. Görüşme formundan elde edilen nitel veri analizi yöntemlerinden içerik analizi yapılarak değerlendirilmiş ve nicel verilerin desteklenmesinde kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda tarih öğretmenlerinin; Orta Öğretim 10. Sınıf Tarih Öğretim Programı ve Ders Kitabı?nda yer alan yabancı dil kökenli kavramların öğretiminde karşılaşılan güçlüklere ilişkin; bu kavramların köken olarak bir yabancı dile ait olma durumlarının öğretimi zorlaştırdığı, bu kavramların öğretiminde öğrenci merkezli, yaparak yaşayarak öğrenimi etkin kılacak şekilde, görsel, işitsel, görsel ? işitsel araç kullanılarak öğretim yapılması gerekliliği, tarih öğretmenlerinin kavram öğretisine ilişkin gerekli yeterliliklerinin olmadıkları görüşlerini taşıdıkları ve öğretmenlerin mezun olunan fakülte durumlarının kavramlara yönelik öğretim etkinliklerine ilişkin görüşlerini, öğretmenlerin mesleki kıdem durumlarının, kavramların bir köken olarak bir yabancı dile ait olma durumlarına ilişkin görüşlerini farklılaştırdığı, öğretmenlerin kavram öğretimi eğitimi alma ve bir yabancı dil bilme durumlarının, kavramların bir yabancı dile ait olma, kavramlara yönelik öğretim etkinlikleri ve öğretmen yeterliliklerine ilişkin görüşlerini etkilemediği ortaya çıkmıştır. Çalışmanın sonunda ileride benzer çalışma yapacak araştırmacılara yönelik, öğrencilerin hangi yabancı dil kökenli kavramların öğrenmede zorluklar yaşadıklarını ortaya koyan çalışmalar yapmaları, tarih öğretmenlerine yönelik, ölçme araçlarında öğrencilerde var olabileceği düşünülen kavram yanılgılarının tespitine yönelik sorulara yer vermeleri ve bunların giderilmesine yönelik yöntem ve teknikler kullanmaları, öğretim programı ve tarih ders kitabı hazırlayan konu alanı uzmanlarına yönelik ise sözü edilen kavramları öğretim programı ve ders kitabına olabildiğince güncel Türkçedeki karşılıkları ile dahil etmeleri gibi bir takım önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Tarih Öğretimi, Kavram Öğretimi, Kavram Yanılgısı, Kavramsal Değişim, Kavram Haritası, Tarihte Kavram Öğretimi,Tarihsel Kavram

Ders kitaplarıKavram haritalarıKavram öğretimi+7
Sabri Kızıltan
Karadeniz Technical University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin okuma ilgi ve alışkanlığını etkileyen etmenler

Bu araştırma liselerde öğrenim 9, 10, 11 ve 12. sınıf öğrencilerinin okuma ilgi ve alışkanlıklarını etkileyen etmenlerin neler olduğunu, hangi faktörün ne derece etkilediğini ortaya koymak amacıyla yapılan bir araştırmadır. 9, 10, 11,12. sınıf öğrencilerinin okuma alışkanlıkları düzeylerinin; cinsiyete, ailenin gelir düzeyine, anne ve babanın eğitim durumuna, okul türüne değişip değişmediğini ortaya koyması, öğretmenlere ve bu konuda yapılacak yeni araştırmalara kaynak teşkil etmesi için ortaya konulmuş bir çalışmadır. Lise öğrencilerinin okuma ilgilerini ve okuma alışkanlıklarını etkileyen etmenlerin incelenmesini ve değerlendirilmesini amaçlayan bu araştırmanın gerçekleştirilmesinde tarama modellerinden yararlanılmıştır. Bu model çerçevesinde, araştırmada "Okuma İlgisi Ölçeği" ile, "Lise Öğrencilerinin Okuma İlgileri ve Okuma Alışkanlıklarını Etkileyen Etmenlere İlişkin Görüşlerini Belirleme Anketi" kullanılarak lise öğrencilerinin okuma ilgisi düzeyleri, okuma alışkanlığı düzeyleri ile okuma ilgi ve alışkanlıklarını etkileyen unsurlara ilişkin görüşleri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini, 2012-2013 öğretim yılında Trabzon İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı merkezdeki liselere devam eden lise öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Trabzon merkezdeki liselerden tesadüfi örneklem şekliyle seçilen dört farklı türde lise oluşturmaktadır. Bu örneklem Trabzon Anadolu İmam Hatip Lisesi, Kanuni Anadolu Lisesi, Erdoğdu Lisesi, 50.yıl Teknik Endüstri Meslek Lisesi'nden seçilen öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırma çerçevesinde ortaya çıkan sonuçlara göre öğrencilerin cinsiyeti, öğrenim gördükleri lise türü, anne öğrenim durumu, anne mesleği ve okuma sıklığı ile okuma ilgi ve alışkanlıklarını etkileyen etmenler arasında anlamlı bir farkın olduğu görülmüştür. Araştırmada ayrıca öğrencinin sınıf düzeyi, baba mesleği, baba öğrenim durumu gibi durumlarla okuma ilgi ve alışkanlığını etkileyen etmenlerle ilgili anlamlı bir fark bulunamamıştır. Sonuçlar doğrultusunda ailelere, eğitim kurumlarına ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Lise öğrencisi, Okuma, Okuma Alışkanlığı, Okuma İlgisi.

Salih Battalbaş
Karadeniz Technical University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

XVI. yüzyılda Hamid Sancağı yer adları

Yüksek Lisan Tezi olarak hazırladığım bu çalışmamda, XVI. yüzyıl Hamid Sancağında bulunan köy, mahalle ve idari birimlerin(kaza - nahiye) adlarını, tespite çalıştım. Çalışmamızda, kaza ve kazaya tabi koy, mahalle ve nahiyelerin isimleri tablolar halinde verilmiştir. Tespit edilen yer adları, özelliklerine göre guruplandırılmıştır. Bu guruplandırmada coğrafi faktörlerin, yerleşim birimlerinin adlandırılmasında çok önemli bir yer tuttuğu görülmüştür. Coğrafî faktörlerin haricinde Oğuz boy, oymak ve cemaat adları ile şahıs isimlerinin de köy adı olarak, çokça kullanıldığı görülmüştür. XVI. yüzyılda ki köy adlarını, o yüzyıl içerisinde değişik zamanlarda hazırlanan tahrir defterlerine göre verdiğimiz için bu tablolar aracılığıyla araştırdığımız yüzyıldaki idari birimlerin, değişen sınır ve statülerini takip etmek mümkün olacaktır. Araştırmamızda, bir kısmı veya tamamı vakfa ait olan köy ve mahalleler ayrı listeler halinde verilmiştir.

16. yüzyılHamid SancağıOsmanlı Dönemi+1
Serkan Sarı
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova'da tarım topraklarının amaç dışı kullanımının coğrafi etüdü

Amaç dışı kullanımArazi kullanımıCoğrafi etüd+2
Murat Çokseyrek
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
Master'sOpen AccessTR

315 numaralı Hicri 1154-1155 (M. 1741-1742) tarihli Diyarbakır şer`iyye sicilinin transkripsiyon ve değerlendirmesi

Bir tek deftere bağlı kalarak, belli bir zaman diliminde de olsa bir şehrin idari ve sosyo-ekonomik yapısı hakkında bilgi vermek mümkün değildir. Bu sebeple, çalışmanın içeriğinden de anlaşılacağı gibi, elimizdeki derleri temel almış olmamıza rağmen, Diyarbakır'ın özellikle idari ve fiziki yapısı hakkında daha çok başka kaynak ve araştırmalara başvurmak zorunda kaldık. Bir bölgeyi veya şehri bulunduğu ülkenin idari ve sosyo-ekonomik yapısından bağımsız incelemenin imkansızlığı da bu zaruretin bir başka sebebidir. İncelediğimiz dönemde, Diyarbakır tarih içerisindeki önemini Osmanlı idari yapısı içinde 'Diyarbekir Eyaletinin" paşa sancağı olarak "Amid" ismiyle devam ettirmiştir. Bu dönemde Diyarbakır fiziki açıdan, kurulduğu alana has özelliklerin oluşturduğu coğrafi farklara rağmen, klasik bir Osmanlı şehri görünümündedir. Diyarbakır'ın, paşa sancağı olması sebebiyle birinci dereceden sorumluları eyalet valileridir. Ancak dönemin yaygın uygulaması dolayısıyla valilerin bu görevlerini mütesellimlere devretmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Sosyal bakımdan Diyarbakır, bulunduğu İslâm coğrafyasının (bölgesel bazı farklar dışında) genel özelliklerini yansıtmaktadır. Eski dönemlerden beri, bulunduğu konum gereği, ticari yönden büyük öneme sahip olan Diyarbakır, incelediğimiz dönemde de bu öneminin devam ettirmiştir. Özellikle Van, Halep, ve Bağdat yolları üzerinde önemli bir merkezdir. Özetle; iki yıllık bir tereke defterini esas alarak, XVIII. yüzyılda Diyarbakır'ın idari ve sosyo-ekonomik yapısını ortaya koymaya çalıştık.

18. yüzyılDiyarbakırOsmanlı Devleti+2
İbrahim Özcoşar
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Bâkî'nin gazellerinin estetik çözümlemesi ve eğitim sürecinde kullanımı

Divan Edebiyatı üzerine yapılan araştırmalar ya anlambilimsel çalışmalar ya da şairlerin hayatlarını, dönemin zihniyet özelliklerini inceleyen çalışmalardır. Son zamanlarda eser merkezli çalışmalar yapılmaya başlanmış olması sevindirici olmakla beraber bunlar daha çok bir gazelin, bir kasidenin ya da bir mesnevinin incelemesidir.Bu çalışmada eser merkezli yöntemler kullanılarak Bâkî'nin gazellerinin estetik değerleri tespit edilecektir. Bugüne kadar bir şairin gazelleri bu yöntemler kullanılarak incelenmemiş ve şerhlerden yola çıkılarak değer tespitlerin yapılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmanın özgün yanı da eser güzelse neden güzel olduğunu, estetik anlamda eseri değerli kılan unsurların neler olduğunu tespit etmek olacaktır.Dünyada 1915'li yıllarda Rus Biçimcilerinin çalışmalarıyla ağırlık kazanmaya başlayan eser merkezli çalışmalar Yeni Eleştiri, Yapısalcılık, Göstergebilim gibi adlarla çeşitlenerek ve gelişerek şiir dili kavramını geliştirmiştir. Eserin estetik değerinin ne olduğu bilimsel ilkelerle ortaya koyulmaya başlanmıştır. Bu projenin amacı da bu ilkeleri Divan Edebiyatında önemli bir şair olarak kabul edilen Bâkî'nin gazellerine uygulamak ve bilimsel ilkeler ışığında eseri merkeze alarak estetik değerin tespitini yapmaktır.Bu projenin diğer amacı da elde edilen verilerden yola çıkarak öğrencilere Divan Edebiyatı sanatçılarının sanat yönlerini, sözcüklere hükmedebilme, onları estetik şekilde bir araya getirebilme kudretlerini fark ettirmektir. Öğretmenlere değişen müfredata uygun olarak metin inceleme yöntemlerini göstermek açısından faydalı olacaktır.

BakiDilDivan edebiyatı+4
Emre Töre
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Coğrafya öğretiminde bilgisayar ve programlarının kullanımı

ÖZET Kullanımı gittikçe yaygınlaşan bilgisayarlarda en. büyük gelişme; ses ve görüntüyü işleyebilen Multimedya teknolojisidir. Bu teknoloji ile birlikte bilgisayarlar eğitim ve öğretim alanında aktif olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bütün öğretim alanlarında olduğu gibi, coğrafya öğretiminde de bilgisayarın, geniş bir uygulama alanı vardır. Araştırmada, "Coğrafya Öğretiminde Bilgisayar ve Programlarının Kullanımı" konusu ele alınarak, coğrafya öğretiminde bilgisayar teknolojilerinden nasıl ve ne ölçüde yararlanılabileceği sorularına yanıtlar aranmıştır. Araştırmada bilgisayarın; tarihçesi, özellikleri, donanımları kullanım alanları ve genel olarak eğitimdeki uygulamaları irdelenmiştir. Bilgisayar teknolojilerinin coğrafyadaki kullanım alanlarından; coğrafya araştırmaları, coğrafi bilgi sistemi, coğrafya öğretimi, coğrafi bilginin ölçülmesi ve değerlendirilmesi alanlarına yer verilmiştir. Bilgisayar destekli coğrafya öğretiminde fiziki durum ve altyapı faktörlerinin uygulanabilirliğe etkileri saptanmaya çalışılmıştır. Ayrıca bu alanda kullanılan bilgisayar programlarının ve teknolojilerinin özellikleri tanımlanarak, örneklendirilmiştir. Araştırmada ulaşılan bulgular şöyle sıralanabilir; Bilgisayar destekli coğrafya öğretim yöntemi öğrenci merkezli olarak düzenlenmiştir. Bu yöntemde bilgisayarın; öğretim sistemini tamamlayıcı ve güçlendirici bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır. Bilgisayar destekli coğrafya öğretiminde öğretmen, sahip olduğu teknolojik olanaklardan yararlanarak, öğrencilerin ve konunun özelliklerine göre; bilgisayarı değişik yer, zaman ve şekillerde kullanabilmesinin, öğrencilerin başarısını arttırdığı saptanmıştır.Bilgisayar ağlarından faydalanarak, öğrencilerin; coğrafi kaynaklara ve konu uzmanlarına ulaşabildiği, farklı okullardaki öğrencilerin kendi aralarında "Telekonferans" yöntemi ile sempozyumlar, konferanslar v.b. toplantılar düzenleyebildiği; yine bilgisayar teknolojisinden yararlanmak suretiyle her yerde, her yaştan bireye coğrafya eğitimi verilebildiği(Uzaktan Eğitim Yöntemi), sonucuna ulaşılmıştır. Bilgisayar destekli coğrafya öğretiminde hedeflere ulaşmada; fiziki durum ve alt yapı belirleyici bir unsur olarak ortaya çıkmıştır. Ancak fiziki durum ve altyapının, Türkiye'de henüz istenilen düzeyde olmadığı, elde edilen verilerden de anlaşılmaktadır. Coğrafya öğretiminde bilgisayar ve programlarının kullanılması; problem çözme, gösterim, diyalog kurma, benzetim, alıştırma - uygulama, bilgi deposu, eğitsel oyunlar ve yaratıcı etkinlikler şeklinde gerçekleştirilebilmektedir.

Bilgisayar destekli öğretimBilgisayar programlarıCoğrafi bilgi sistemleri+1
Şerafettin Daban
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Kemal Tahir'in romanlarında kadın ve eğitim

Çağının aynası konumunda olan yazarlar, yaşadığı dönemin siyasî, sosyal, ekonomik ve kültürel özellikleri başta olmak üzere, pek çok değerine, romanlarında yer verirler. Yaşadıkları dönemin atmosferini; kendilerine özgü, yetenekli, belirgin ve etkileyici bir yazı diliyle yansıtırlar.Kemal Tahir, on dokuz romanını kaleme aldığı süre zarfında, yakından takip ettiği sosyal ve siyasî gelişmeleri kimi zaman eleştirel kimi zaman çözümcü bir şekilde eserlerinde ele almıştır. Hayatının 1938-1950 yılları arasındaki dönemini, tutuklandığı ve mahkûm edildiği `Bahriye Davası' nedeniyle hapishanelerde geçiren yazar, bu dönemde yattığı Çorum, Çankırı, Malatya, Nevşehir cezaevlerinde Anadolu insanını yakından tanıma fırsatı bulur.Kemal Tahir, bu dönemden itibaren oluşturmaya çalıştığı ?Anadolu Türk'ü? mozaiğinin içinde kadına ayrı bir önem verir. Köy romanları, Tarihî romanlar ve Hapishane romanları başlıkları altında gruplandırabileceğimiz romanlarında, farklı kadın tiplerine ve özelliklerine değinir.Kadınların aile içindeki konumları, evlilikten beklentileri ve eşleriyle yaşadıkları sorunlar, cinselliğe olan eğilimleri, yazarın hemen hemen tüm romanlarında karşımıza çıkar. Bununla birlikte romanlarında `Osmanlı Kadın' tabiriyle ifade edebileceğimiz, kişilik ve yöneticilikleri bakımından güçlü kadınlar ön plana çıkabildiği gibi; çevresindeki insanlara, milletine veya vatanına karşı sorumluluk hisseden, kendisini bu değerlere adayan kadınlar da romanlarda yer alır. Yazarın romanlarında idealize edilen tüm kadınların bu özellikleri taşıması ayrıca dikkat çekicidir.Kemal Tahir romanlarında idealize kadınlarının yanı sıra, suça meyilli ya da suçlu kadınlara da yer verir. Hapishanedeki tutuklu veya mahkûm kadınların durumlarına da değinerek, kimi zaman eleştirel kimi zaman ise acıyan bir tavırla ?drama düşmüş? olan bu kadınları ele alır.Kemal Tahir, Bozkırdaki Çekirdek romanında Köy Enstitüleri aracılığıyla eğitim konusunu ve eğitim için uygulanan politikayı değerlendirir. Bu okulların ülkenin eğitim yaşamına çok katkısı olmadığını ve politik amaçlara hizmet ettiği tezini savunur. Bununla birlikte, yazarın romanlarında, genel olarak eğitim ve içeriği hakkında pek fazla bilgiye rastlanmaz. Köy ve hapishane romanlarında halk, özellikle cehalet ve bunun sonucu olan birtakım yanlış inanışlarla ön plana çıkar. Yazar, eğitimli kişilere ise genellikle tarihî romanlarında yer verir. Ancak onlarında aldıkları eğitim hakkında verilen bilgi ayrıntılı değildir.Yazarın romanlarında çok farklı kesimden çeşitli kadın tipleri ve yaşadıkları problemler dile getirilmiştir. Yazara göre, bu sorunun en önemli nedeni kadınların gerek toplumsal hayatta gerek özel hayatlarında pasif kalmalarıdır. Bununla birlikte erkek egemenliğinin olduğu toplumsal yapı, kadına gereken değeri vermemekte onu genel olarak cinsel bir obje olarak görmektedir. Romanlarda bu durumun kadına yansıması anlatılırken eğitimin kadınlar açısından önemi, olaylar ve bu olaylara karşı takınılan tavırlar üzerinden verilmektedir.

EğitimKadın edebiyatıKadın eğitimi+5
Emel Akbal
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

259 numaralı Hicri 1006-1008 (Miladi 1598-1600) tarihli Mardin şer`iyye sicilinin transkripsiyon ve değerlendirmesi

Son dönemlerde şehir tarihçiliği üzerine araştırmalar yoğunlaşmış bulunmaktadır. Biz de bu çerçevede tarihte mühim bir dini ve ticari merkez olan Mardin'i, Şer'iyye Siciline bağlı kalarak incelemek istedik. Mardin; Müslüman, Hıristiyan-Süryani ve Yahudiler gibi değişik bir çok dini ve etnik yapının beraber yaşadığı, herkesin bir birini kendi konumlarında kabul edip bu ayrılıkları kültür zenginliği kabul ederek çatışma sebebi yapmadığı yerlerden birisidir. 259 numaralı Şer'iyye Sicilini seçmemizin sebebi Mardin'e ait en eski tarihli defter oluşudur. Transkripsiyonunu yaptığımız defter ile buna en yakın tarihli deftere baktığımızda aradaki zaman farkı 90 yılı bulmaktadır. 1598-1601 tarihli defteri seçmemizin sebebi Osmanlı arşiv vesikalarından olan Tahrir Defterlerindeki bilgiler ile Şer'iyye Sicillerindeki bilgiler arasında bir bağ kurmaktır. Bu defter, bölgede bulunan halk arasındaki uyumsuzlukları, merkez ile bölge arasındaki yazışmaları, azl, tayin, askeri, iktisadi, hukuki ve sosyal meseleleri ihtiva eden belgeleri içine almaktadır. İncelenen dönemde Mardin, Osmanlı idari yapısı içerisinde Diyarbekir Eyaletine bağlı bir sancak ve kaza merkezi durumundadır. Mardin, Anadolu ile Suriye ve Musul arasında geçit noktasında bulunması nedeniyle ticari yönden büyük bir öneme sahiptir. Sosyal bakımdan Mardin, bazı farklılıklar dışında, bulunduğu İslam coğrafyasının genel özelliklerini yansıtmaktadır. Köyler söz konusu olduğunda Müslüman nüfus ağır basarken; şehir merkezinde gayrı Müslim nüfusun fazla olduğu anlaşılmaktadır. Bu da Müslümanların daha çok tarım, ziraat ve hayvancılık; gayrı Müslimlerin ise sanat ve ticaret alanında yoğunlaştıklarını ortaya koymaktadır. Kısaca, Mardin şehir merkezi ve köylerinde üç yıllık bir dönemde meydana gelen olayları ihtiva eden bir Şer'iyye Sicilini esas alarak XVI. yüzyılın sonu ve XVII. yüzyılın başında Mardin'in idari, iktisadi ve sosyo- kültürel yapısını ortaya koymaya çalıştık.

16. yüzyılMardinOsmanlı Devleti+2
Ramazan Günay
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Van Gölü kuzey havzası ağızları

Çalışmanın metinlerini Adilcevaz ve Ahlat merkezden Erciş'te ise merkez ve bazı köylerinden olmak üzere kendimiz derledik. Derleme sırasında ağız derleme kurallarına uyarak, konuşmacıların bölgenin ağız özelliklerini tam olarak konuşan kişiler olmalarına dikkat ettik. Metinler için 14 kaset kullandık. Derlediğimiz metinlerin daha çok, bölgenin folklor özelliklerini yansıtan konular olmasını tercih ettik. Bu hususta da konuşmacılardan özel ricada bulunduk. Derleme için doğal sohbet ortamlarının oluşmasına özen gösterdik. Derlediğimiz metinleri kasetlerden kağıda geçirirken alfabede bulunmayan sesler için transkripsiyon işaretleri kullandık. Daha sonra inceleme kısmı için fişleme yapma yoluna gittik. Sırasıyla ses bilgisi, şekil bilgisi ve cümle bilgisi için ayrı ayrı fişlemeler yaptık. Elde ettiğimiz fişleri inceleme kısmında özenle kullanmaya çalıştık, özellikle, incelediğimiz ağızların kendi aralarındaki farklılıkları göstermeye çalıştık. Bölgenin diğer Anadolu ağızlarına göre farklılıklarını ve bu ağzlara göre karakteristik özelliklerini tespit ettik. Bunun yanısıra Eski Türkçeden ve Eski Anadolu Tûrkçesinden bölgemiz ağızlarına gelen fonetik ve Morfolojik özellikleri tespit etmeye çalıştık. Bölgemiz ağızlarını diğer ağızlara göre farklı kılan bir ses özelliği; şimdiki zaman ekinin erimesinden dolayı kalınlık incelik uyumsuzluğunun ortaya çıkmasıdır. Fonetik açıdan Ahlat ve Adilcevaz ağızları Erciş ağzına göre birbirine daha yakın özellikler göstermektedir. Ahlat ve Adilcevaz ağızlarında düzleşme ve incelme özelliği yaygındır. Erciş ağzında ise kalınlaşma özelliği daha çok görülmektedir. Erciş ağzında olumsuzluk ekinde iAnahtar Kelime: Ağızlar = Dialects ; Bitlis-Adilcevaz = Bitlis-Adilcevaz ; Bitlis-Ahlat = Bitlis-Ahlat ; Van Gölü havzası = Van Lake basin ; Van-Erciş = Van-Erciş

AğızlarBitlis-AdilcevazBitlis-Ahlat+2
Mehmet Emin Gönen
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
DoctorateOpen AccessTR

Lebib-i Amidi hayatı, edebi kişiliği, eserleri ve Divanı`nın tenkitli metni

Anahtar kelimeler: Şiir, şair, eser, hayat, edebi kişilik, şekil, muhteva, araştırma, inceleme, karşılaştırma, el yazma metin, divan, transkripsiyon. "Lebib-i Amidi, hayatı, edebi kişiliği, eserleri ve divanının tenkitli metni" konulu doktora tezi üç bölümden oluşmaktadır: Çalışmanın birinci bölümünde, Lebib'in hayatı ve kişiliği araştırılmış, şairin eserleri tanıtılmış, yazma divanının nüshaları incelenmiştir. Buna göre: Lebib, 18.yy'da Diyarbakır'da doğmuş ve yaşamış, 1182/1768'de Diyarbakır'da ölmüştür. Şairliğinin yamsıra ilmi yönüyle de dikkat çekmektedir. Kaynaklar, Lebib'in yirmi yıl müftülük yaptığını yazmaktadırlar. Şairin en önemli eseri divanıdır. Oldukça hacimli bir eser olan divanında 418 şiir vardır. Eserdeki toplam beyit sayısı yaklaşık 5500'dür. Şair Türkçe, Arapça ve Farsça şiirler yazmıştır. Şiirlerinde, atasözleri, deyimler ve veciz sözler sıkça kullanılmıştır. Lebib, 17.yy şairlerinden Nefi gibi kendini övmekte aşırılığa kaçmaktadır. Şiir ve şair hakkındaki düşüncelerini özellikle "gazel" şeklinde yazdığı şiirlerin son beyitlerinde açıklamaktadır. Lebib, İran şairlerinden Şevket, Türk şairlerinden Neşati ve Diyarbakırlı Vali adlı şairleri kendine örnek almıştır. Lebib'in torunu Diyarbakırlı divan şairi Refi, özellikle dedesi Lebib'i örnek alarak şiirler yazmıştır. Lebib'in Bağdat, Musul, Urfa, Rakka ve Halep şehirlerini seyahat ettiği şiirlerinden anlaşılmaktadır. Tezin ikinci bölümünde, Lebib'in şiirleri, şekil ve içerik yönünden incelenmiştir. Şekil incelemesine göre: Lebib, "kaside", "tarih", "mesnevi", "lügaz", "gazel", "terkib-bend", "terci-bend", "tahmis", "muhammes", "nazm", "kıta", "rubai", "şarkı", "muamma" ve "müfred" nazım şekilleriyle şiirler yazmıştır. Şairin dini konulu şiirleri, "münacat", "nat", ve "miraciye" türünde yazdığı kasideler, "namazın içindeki ve dışındaki şartlar" konulu şiir, "Kuran' m yedi kıraat üzere okunuşunun kaynağı" konulu şiir "Ramazan ayı ile ilgili" yazdığı şiirlerdir. Lebib, doğum, sünnet düğünü, evlenme, göreve atanma, tarihi eser yapımı, kutlama ve ölüm tarihleri yazmıştır. Lebib'in yazdığı tarihlerden bazıları, tarihi eserlerin kitabelerineve şöhretli devlet büyüklerinin mezar taşlarına kazılarak yazılmıştır. Şair, "mektup" ve "dilekçe" türünde mesneviler yazmıştır. Lebib, bilmece türünde "lügaz"lar yazmış, bu tür şiirlerde sade bir dil kullanmıştır. Şairin gazellerinin bir kısmı, başka şairlerin gazellerine "nazire" özelliği taşımaktadır. Yazdığı şarkı da İzzet Ali Paşanın şiirine naziredir. Lebib'in yazdığı "muamma"lar, kişi isimleriyle ilgilidir. Bu bölümde, şiirlerin beyit sayılan, vezin ve kafiyeleri de incelenmiştir. İçerik incelemesine göre: Lebib divamndaki "aşık", "sevgili", "rakip"; "rint" ve "zahit" tiplerinin şiirlere yansıyan özellikleri araştırılmıştır. Divandaki dini, tarihi, efsanevi şahıslar, şairler, eserler, kavim ve kabileler, mezhep ve tarikatlar, diller, ülkeler ve şehirler, astronomi ile ilgili unsurlar incelenmiştir. "Eleştirel perspektifler" başlığı altında Lebib'in sosyal olaylardan nasıl etkilendiği araştırılmış, şairin zamana, insanlara ve kendine yönelttiği eleştirilere işaret edilmiştir. Tezin üçüncü bölümünde, Lebib-i Amidi divanının karşılaştırmalı metni hazırlanmıştır. Bu bölümde, divanın beş yazma nüshası karşılaştırılmış, şiirler transkribe edilmiş, divanın tam metni ortaya çıkarılmıştır. Arapça, Farsça şiirler; Arapça, Farsça, Türkçe "mülemma" şeklinde yazdığı şiir; Türkçe, Arapça mensur "lügaz"lar, "Arapça, Farsça şiirler" başlığı altında traskribe edilmiştir. Toplam 533 sayfa olan bu üç bölümün dışında başta önsöz, kısaltmalar, transkripsiyon işaretleri; sonda sonuç, bibliyografya ve divanın orijinal metni (AE1 nüshası) yer almaktadır.

Divan edebiyatıDivan edebiyatıDivan şiiri+6
İdris Kadıoğlu
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
DoctorateOpen AccessTR

Adalet Ağaoğlu insan ve eser

Adalet Ağaoğlu İnsan ve Eser adlı çalışmamızı dört ayrı bölüme ayırarak inceledik. Birinci bölümde yazarın hayatı, sanat-edebiyat ve siyasi görüşleri ile eserlerini ele aldık. Burada Ağaoğlu'nun aile yapısı, edebiyata nasıl merak sardığı, iş hayatı ve evliliği, roman ve hikâye yazarlığına yönelişi, kendisi için bir dönüm noktası olan geçirdiği trafik kazası ve yazarlığı süresince maruz kaldığı suçlama ve eleştirileri değerlendirmeye aldık. Tezin ikinci bölümünde ise yazarın Ölmeye Yatmak, Bir Düğün Gecesi, Hayır, Fikrimin ince Gülü, Yazsonu, Üç Beş Kişi, Ruh Üşümesi, ve Romantik Bİr Viyana Yazı adlı sekiz romanını inceledik. Romanların değerlendirilmesini tek tek ele alarak, yapı ve tematik kurgu ekseninde inceledik. Bu eserlerin, kimlik ile isim ve içerik unsurlarım da yine bu çerçevenin içerisinde tuttuk. Eserlerdeki olay örgülerini ise, aksiyona devinim kazandıran dönemeçleri belirleyerek, teknik bir perspektifle gözlemledik ve buradaki unsurları maddeleştirerek bir ölçüde özetleme şeklinde değerlendirdik. Romanlardaki şahıs kadro larını ise, karakter oluşturma ve başkişi, norm, kart ve fon karakterler şeklinde üstlendikleri misyon çerçevesinde ve sahip oldukları psikolojik ve sosyolojik devinimler paralelinde, kategorilere ayırarak tanımladık. Tematik kurgudaki temaları ise, eserdeki yoğunluk ölçülerini dikkate alarak sıraladık. Bu bölümde, yine romanda dramatik aksiyona katkı sağlayan; kişi, kavram ve sembol değerleri, Kora şeması eşliğinde yansıtarak, mevcut yapılanmaya farklı bir bakış açısı getirdik. Her eserin sonuç bölümünde ise, genel bir yargıya gidilen özellikleri belirledik. Tez çalışmasındaki üçüncü bölümde ise, yazarın dört hikâye kitabında yer alan hikâyeleri ve bir edebiyat dergisinin Öykü 2000 olarak verdiği kitaptaki hikâye de dahil olmak üzere toplam otuz sekiz hikâyesini değerlendirmeye aldık. Bu hikâyeleri genel bir bakış açısı ile inceledik. Hikayelerdeki ortak yapı, tematik inceleme, zaman ve mekan özellikleri ile karakter oluşumunu bu bölümde değerlendirdik. Ortak yapıda; yazarın olay örgüsünü kurma özelliği, çerçeve vak'a oluşturma niteliği ve vak'aya devinim kazandıran içerik özelliklerinin gelişim periyodu dikkate alınmış ve bu hususiyetler, incelemenin sonunda genel bir yargı perspektifinde özetlenmiştir. TematikII incelemede roman incelemelerinde olduğu gibi, temalar yoğunluk dereceleri ölçüsünde ele alınıp ortak nitelikleri örnekler eşliğinde belirtilmiştir. Zaman ve mekan unsurlarında ise yine Ağaoğlu'nun karakteristik özelliğinden yansıyan hususiyetler tespit edildi. Kısa zaman özelliklerinin yoğun işlendiği hikâyelerde, kapalı-dar ve açık-geniş mekan özelliklerine dikkat çekildi ve buradaki psikolojik devinimlerin etkisi önemle gösterildi. Hikâyelerde karakter oluşumu bölümünde ise yine bütün hikâyeleri kapsayan detaylı bir genelleme yapıldı ve yazarın karakter oluşumunda tasarımına ivme kazandıran etkiler, madde başlıkları ile sunuldu. Adalet Ağaoğlu İnsan ve Eser adlı tez çalışmasının dördüncü ve son bölümünde ise roman ve hikâyelerde kullanılan dil ve üslup özelliklerine değinildi. Burada, sekiz roman ve dört hikâye kitabındaki 8280 cümle, yapı özellikleri bakımından incelendi. Bu cümle yapıları oluşturulan tabloda, kullanıldıkları oranlar nispetinde tespit edilip genel sonuca yönelik bir çerçevede değerlendirildi. Bu sonuç perspektifinde özellikle geçen yıllardaki sosyal, psikolojik ve ekonomik gelişmeler dikkate alınarak yazarın dil ve üslubunda ne gibi reaksiyonların meydana geldiğine yönelik yorumlar getirildi. Çalışmanın sonunda bizden sonraki araştırmacılara kaynak ve fikir vermek amacıyla genel bir bibliyografya düzenlendi.

Ağaoğlu, AdaletBiyografiEdebiyat+3
Kamuran Eronat
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Keçiborlu Kükürt Fabrikası'nın kapatılmasından sonra kentin sosyo-kültürel ve ekonomik özelliklerindeki değişimler

Bu araştırmanın amacı, Keçiborlu Kükürt Fabrikası'nın kapatılmasından sonra kentte yaşanan sosyal, kültürel ve ekonomik değişimleri saptamaktır. Keçiborlu ilçe merkezinde yer alan maden ocakları ve sözü edilen fabrikanın faaliyeti sırasında, kent yoğun işçi göçü aldığından kalabalık bir nüfusa ve güçlü bir ekonomiye sahipti. Bunun yanısıra kentte sosyal yaşam da oldukça hareketliydi. Ancak bu süreçte sürdürülebilir yerel kalkınmanın temel ilkelerinden alternatif geçim kaynaklarının geliştirilmesi ihmal edilmiş ve sadece madene bağlı bir ekonomik yapı gelişmişti. Kükürt Fabrikası'nın kapatılmasıyla, tesisin maden işçileri ile teknik ve idari elemanları başka kentlere tayin edildi. Özellikle maden işçileri ve ailelerinin ayrılması nedeniyle kent nüfusunda oldukça hızlı bir düşüş yaşandı.Sonuçta kentte emekli nüfusu önemli ölçüde arttı. Kapatılan tesisin yerine başkası açılamadığından ve kentin tek istihdam kaynağı maden işletmesi olduğundan, kentte işsizlik sorunu büyüdü; insanlar daha iyi iş imkânları bulabilecekleri başka merkezlere göç etmeye başladılar. Dolayısıyla kentin yüksek olan sosyal ve ekonomik seviyesi, geçmişe oranla gerilemeye başladı.Bu çalışmada, fabrika dönemindeki kentin sosyo-ekonomik ve kültürel çehresi ile bugünkü çehresi arasında oluşan farklılıkları saptamak amacıyla tarama yöntemi ve anket tekniği kullanıldı. Elde edilen bulgular ışığında kentin bundan sonraki kalkınmasını sağlamak amacıyla önerilerde bulunuldu.Anahtar kelimeler: Maden kenti, Sosyo-Ekonomik Kültürel Değişimler

Ekonomik coğrafyaEkonomik değişmeEkonomik durum+11
Rukiye Adanalı
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Cumhuriyet Dönemi dil tartışmalarının Türk dili eğitimine yansımaları: Toplum dil bilimi bakımından bir inceleme

Bir toplumdaki siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik alanlardaki değişimler birbirini etkiler. Toplumda meydana gelen bu türlü değişimler dilde de kendini gösterir ve dili değişken kılar. Dolayısıyla dilden bağımsız toplumu, toplumdan bağımsız dili düşünmek imkânsızdır. Toplumsal hayattaki değişimlere paralel olarak dilde yeni kelime ve kavramların ortaya çıkması daha kolay anlaşılabilirken, dilin bir toplumu değiştirebileceği fikri tartışmaya açıktır. Bu çalışmaya kaynaklık eden Türk Dil Reformu'yla amaçlanan ilkelerden biri de yeni bir toplumsal ve siyasi düzen, diğer bir değişle, modern bir ulus devleti için yeni bir dil inşasının gerektiği düşüncesidir. Ancak bunun lengüistik açıdan mümkün olup olmadığı ve bu süreçte Türkçedeki özleştirme faaliyetinin `nasıl' ve `ne şekilde/ölçüde' olması gerektiği konusunda farklı görüşler ortaya çıkmıştır. Bu yüzden Türkiye Türkçesinin tarihî seyrine bakıldığında, özellikle Cumhuriyet dönemine dil tartışmalarının damgasını vurduğu söylenebilir.Türkiye'de dil tartışmalarının kaynağının, modernleşme süreciyle birlikte XIX. yüzyılda Tanzimat'a kadar uzandığı, II. Meşrutiyet ile çetin tartışmalara dönüştüğü, Cumhuriyet ile birlikte ise yeni bir medeniyet dairesine yönelişin simgesi olarak gündemde olmaya devam ettiği görülür. Yaklaşık yüz elli yıllık bir mazisi olan Türkçe tartışmaları lengüistik olmaktan ziyade modernleşme sürecindeki politik duruşlara göre şekillendiğinden uygulama ve yöntem konusunda önemli fikir ayrılıkları yaşanmış; dil üzerindeki tartışmalar, özellikle kitle iletişim araçları ya da devletin çıkardığı ders kitapları gibi etkili araçlarda kullanılan Türkçenin sürekli değişmesine sebep olmuştur. Dil konusunda değişen hükûmet politikalarından Türk dili öğretimi büyük ölçüde etkilenmiştir.Bu çalışmada dile ?toplumsal bir olgu? olarak yaklaşılarak Türk Dil Reformu'nu tartışmaların ışığında yeniden yorumlayabilmek, bu sürecin Türk dili eğitimine nasıl yansıdığını ortaya koymak amaçlanmıştır.

Cumhuriyet DönemiDil bilimDil reformu+2
Yasemin Özcan Gönülal
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Halk şiirinde Elifnâme söyleme geleneği ve Elifnâmelerde eğitim unsurları

Halk edebiyatı milli kültürün en önemli yapı taşlarındandır. Bu edebiyatı dile getiren âşıklar da halkın duygularının, düşüncelerinin ve içinde bulunduğu dünyanın tercümanıdır. Duygu ve düşüncelerin şiirle dile getirilmesiyle ortaya çıkan ürünler, âşıkların gücünün en önemli göstergesidir.Türk edebiyatı çok uzun bir geçmişe sahiptir. Bu uzun zaman diliminde pek çok şair yazılı ve sözlü birçok şiir söylemiştir. Bu şiir türlerinden biri de elif-nâmelerdir. Elif-nâme, Osmanlı Türkçesi alfabesine göre kaleme alınmış şiirlerdir. Âşıkların duygu ve düşüncelerini dile getirdiği bir tür olan elif-nâmelerde dinî, din dışı, tasavvufî konularda halka ulaşılmak istenmiştir. Çalışma halk şiirinde elif-nâmeler ve elif-nâme söyleme geleneğini çok yönlü olarak ortaya koymaya çalışmaktadır. Elif-nâmelerin eğitim unsurları; din eğitimi, tasavvuf eğitimi ve genel ahlâk eğitimi alt başlıklarını taşımaktadır. Bu başlıklar tespit edilen elif-nâmelerden verilen örneklerle açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Halk edebiyatı, Halk şiiri, Âşık, Elif-nâme, Eğitim.

Türk halk edebiyatıTürk halk şiiri
Özlem Celep
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Şeyh Gâlib'in gazellerinin estetik çözümlemesi ve eğitim sürecinde kullanımı

Eski Türk Edebiyatı sahasında ülkemizde ve dünyada yapılan çalışmalar belirli konular ve kişiler üzerine yoğunlaşmıştır. Bu çalışmaların büyük bir kısmı Arap harfli metinlerin Latin harflerine çevirisinden, diğer bir kısmı ise çevirilen metinler üzerine yapılan malzeme tespit ve tahlil çalışmalarından ibarettir. Latin harflerine çevirilen bu metinler Eski Türk Edebiyatı için olmazsa olmaz temel malzemeyi teşkil etmekle beraber bu metinlerin yorumu, tahlili, edebî ve estetik değerlerinin de ortaya konulması gerekmektedir.Son yüzyılda tüm dünyada edebi metinler üzerindeki çalışmalar yavaş yavaş edebiyat tarihi niteliğinden sıyrılarak doğrudan edebî eser ve edebîlik kavramları üzerine yoğunlaşmıştır. İşte edebî eser ve edebîliği ortaya koymaya çalışan tüm bu yöntem ve metotlar ?Eser merkezli yöntemler? olarak adlandırılmaktadır. Yazar-eser-okur üçgeninde ağırlık merkezini eserin oluşturduğu bu yöntemler, çoğunluğu Yapısalcı Dilbilim ve Ferdinand de Saussure'den kaynağını alan Dilbilim, Göstergebilim, Yapısalcılık, Rus Biçimciliği ve Yeni Eleştiridir.Eski Türk Edebiyatının en temel metinleri, şairlerin hemen hemen tüm edebi verimlerini topladıkları divan adı verilen kitaplardır. Metin merkezli edebiyat eleştirisi ve modern metotların Eski Türk Edebiyatı sahasındaki uygulamaları için divanların, özellikle de şairlerin devlet-sanat-patronaj denkleminden sıyrılarak tamamen sanatsal ve estetik gayelerle ortaya koydukları gazel adı verilen şiir biçimlerinin incelenmesinin zorunluluğu vardır.Bu çalışmada, tüm edebiyat tarihleri, tarihçileri ve eleştirmenler tarafından Eski Türk Edebiyatının son zirve şahsiyeti sayılan Şeyh G?lib'in gazellerinden rastgele yöntemle 40 örneklem gazel seçilmiş, bunların sanatsal ve estetik değerleri, metin merkezli modern metin çözümleme yöntemleri ve Eski Türk Edebiyatı sahasındaki çalışmalar çerçevesinde eklektik bir yöntemle ortaya konulmaya çalışılmıştır.Bu çalışmada ayrıca edebiyat eğitimi ve öğretiminde Eski Türk Edebiyatı ürünlerinin, öğrencilerde estetik bir farkındalık yaratması konusunda işlevsel bir hale getirilmesi de amaçlanmıştır. Değişen edebiyat eğitimi ve öğretimi, Türk Edebiyatının bu en uzun dönemini kapsayan metinlerinin de modern yöntemlerle ele alınmasını gerekli kılmıştır. Öğrencilerin estetik algılarının gelişmesinde, onlarda edebî bir farkındalık yaratılması sürecinde bu tür çalışmaların öğrenci ve öğretmenlere faydası olacaktır. Bu yüzden Şeyh G?lib'in gazellerinin bize söyleyeceği çok şey vardır.Anahtar kelimeler: Şeyh G?lib, Gazel, Estetik, Eğitim.

DilDivan edebiyatıEdebiyat eğitimi+5
Umut Soysal
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2012
00