
96
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Sosyal bilgiler öğretmenlerinin sosyal medya ve değerler eğitimi üzerine görüşleri Bitlis-Ahlat örneği üzerine nitel bir araştırma
Okullarda görev alan ve toplumun geleceği için çalışan öğretmenler, sosyal medyanın bilinçli kullanılması ve bu konuda gençlerin doğru yönlendirilmesi hususlarında önemli bir konuma sahiptirler. Bu çalışmada sosyal bilgiler öğretmenlerinin sosyal medyanın değerler eğitimi ile ilişkisi ve bu durumun etkileri üzerine görüşleri incelenmiştir. Çalışmanın amacı, sosyal bilgiler öğretmenlerinin sosyal medya ve değerler eğitimi hakkındaki görüş ve önerilerinin değerlendirilmesidir. Bu kapsamda 2020-2021 öğretim yılında Bitlis/Ahlat'ta bulunan ortaokullarda görev yapmakta olan 15 sosyal bilgiler öğretmeninden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile veri toplanmıştır. Toplanan veriler nitel analiz tekniklerinden içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Öğretmenlerin sosyal medya ve değerler eğitimine olan etkileri konusundaki görüş ve beklentileri kendi alanları, sosyal medyanın etki alanları, öğrenciler ve öğrencilerin doğru yönlendirilmeleri kapsamında değerlendirilmiştir. Yapılan analizler sonrasında ulaşılan bulgulara göre; öğretmenlerin yalnızca kendi alanlarında değil; toplumsal ve kişisel tüm değerler üzerinde sosyal medyanın etki sahibi olduğu ve sosyal medya kullanan tüm insanların ortak bilinç hususunda özenli olması gerekliliği anlaşılmıştır.
Yüz yüze ve çevrimiçi derslerin karşılaştırılması: Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının görüşleri
Bu araştırmanın amacı, Sosyal Bilgiler öğretmen adaylarının yüz yüze ve çevrimiçi derslerle ile ilgili görüşlerini karşılaştırmalı olarak incelemektir. Araştırma nitel bir yöntemle gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışması, bu araştırmanın modelini oluşturmaktadır. Bu bağlamda, öğretmen adaylarının yüz yüze ve çevrimiçi derslerle ilgili geliştirmiş oldukları görüşlerini karşılaştırmayı amaçlayan bu araştırma betimleyici durum çalışması olarak desenlenmiştir. Araştırma Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi'nde öğrenim gören dördüncü sınıf Sosyal Bilgiler öğretmen adayları ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya, 35 öğretmen adayı katılmıştır ve öğrencilerin seçiminde amaçlı örneklem yöntemi kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanmış yarı yapılandırılmış görüşme formu veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. İki bölümden meydana gelen görüşme formunun ilk bölümünde katılımcılarla ilgili bazı betimsel bilgilere dair maddeler bulunurken, ikinci bölümünde yürütülen çalışmanın araştırma sorularına yönelik hazırlanmış 6 madde bulunmaktadır. Araştırmada elde edilen verilerin analiz edilmesinde içerik analizi yönteminden faydalanılmıştır. Araştırmanın sonucunda yüz yüze ve çevrimiçi derslere yönelik birçok güçlü ve zayıf yön belirlenmiştir. Bu bulgulara dayanarak çeşitli öneriler geliştirilmiştir.
Türkiye'de sosyal bilgiler eğitimi alanında yapılan tezlerin eğilimi
Bu araştırmanın amacı Türkiye'de Sosyal Bilgiler Eğitimi alanında yapılan tezleri çeşitli değişkenler açısından inceleyerek eğilimleri belirlemektir. Araştırma nitel yaklaşımla hazırlanmıştır. Araştırma verileri doküman incelemesi yoluyla YÖK tez merkezinden elde edilmiş olup elde edilen veriler içerik analizi tekniğiyle incelenmiştir. Araştırma kapsamında 1094'ü yüksek lisans, 186'sı doktora çalışması olmak üzere toplam 1280 lisansüstü eğitim çalışması incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre: Sosyal Bilgiler Eğitimi alanındaki lisansüstü çalışmalarının sayısı 2000-2021 yılları arasında genel olarak artış eğilimindedir. Yıllara göre yapılan incelemede en fazla çalışmanın 2019 yılında tamamlandığı tespit edilmiştir. Araştırmada Türkiye'de Sosyal Bilgiler Eğitimi alanında en fazla lisansüstü eğitim çalışması yapılan üniversitenin "Gazi Üniversitesi" olduğu belirlenmiştir. Çalışmalarda çoğunlukla nicel ve nitel araştırma yöntemleri tercih edilirken karma yöntem çalışmalarının daha az olduğu belirlenmiştir. Ayrıca en fazla tercih edilen araştırma modeli, betimsel modeldir. Araştırmalar çoğunlukla öğrenciler, öğretmenler ve öğretmen adayları üzerinden 100'ün altındaki örneklem gruplarıyla gerçekleştirilmiştir. Ayrıca Sosyal Bilgiler Eğitimi alanında yapılan lisansüstü eğitim çalışmalarında en fazla odaklanılan konunun "öğretim yöntemleri" olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler, Sosyal Bilgiler Eğitimi, Sosyal Bilgiler Öğretimi, Doküman İncelemesi, Eğilim, Literatür Taraması.
Hikâye haritası yönteminin ortaokul 5. sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama düzeylerine etkisi
Bu araştırmada, hikâye haritası yönteminin ortaokul 5.sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama becerisi üzerine etkisi olup olmadığını belirlemek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, ortaokul 5.sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama beceri düzeyleri ile ilişkili olarak 5 alt probleme cevap aranmıştır. Araştırma, 18'i deney 20'si kontrol grubunu olmak üzere toplam 38 öğrenci üzerinde ön test son test ölçümlü model ile yürütülmüştür. Araştırmanın denekleri 2021-2022 öğretim yılında Erzurum ili, Yakutiye ilçesi sınırlarında bulunan Faik Güngör Ortaokulu 5.sınıf öğrencilerinden seçilmiştir. Deney grubuna dâhil öğrenciler ile önceden belirlenen 9 hikâye 10 hafta boyunca (Akyol, 2010) tarafından geliştirilen hikâye haritası şablonuna uygun bir şekilde çözümlenmiştir. Kontrol grubunda da aynı hikâyeler deney grubuyla aynı zamanda ve aynı sürede geleneksel yöntem ile çözümlenmiştir. Deneysel çalışmanın sonunda hikâye haritası yönteminin, ortaokul 5.sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama beceri düzeylerine etkisini anlamak amacıyla 5 alt probleme cevap bulabilmek için her iki gruba da (Akça, 2002) tarafında geliştirilen ve kullanılan hikâyelere uygun olarak güncellenen 11 soruluk okuduğunu anlama düzeyini ölçen sınav uygulanmıştır. Ölçme güvenirliğini artırmak amacıyla üç farklı puanlayıcı tarafından verilen puanların ortalamaları kullanılmıştır. Araştırmada grupların normalliklerine Kolmogorov Smirnov testiyle bakılmış. Verilerin analizinde Mann Whitney U testi ve Wilcoxon işaretli sıralar testi adlı iki farklı istatistiksel analiz kullanılmış olup bu analizler bilgisayarda SPSS 22.00 istatistik paket programı ile yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesiyle elde edilen bulgular sonucunda hikâye haritası kullanılarak çözümleme yapılan deney grubu öğrencileriyle klasik soru cevap yöntemiyle çözümleme yapan kontrol grubu öğrencilerinin son test puanları arasında deney grubu lehine anlamlı bir fark ortaya çıkmıştır. Araştırmanın sonunda; hikâye haritası yönteminin ortaokul 5.sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama düzeylerini artırmada etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hikâye haritası, okuma anlama düzeyi
Abdullah Harmancı'nın çocuk kitaplarının çocuk edebiyatının temel ilkeleri açısından incelenmesi
Çocukların anlama, anlamlandırma şekilleri, dil gelişimleri, hayal dünyaları, dünyayı ve insanları algılama biçimleri yetişkinlerden farklıdır. Bu farklılıklar göz önünde bulundurulduğunda onların zihinlerine, dünyalarına hitap eden farklı edebiyat ürünlerine ihtiyaçları olduğu sonucu çıkmaktadır. Çocuk edebiyatı bu ihtiyaçtan doğmuş ve günümüze kadar büyük bir gelişim göstermiştir. Günümüzde çocuklar için hazırlanan çeşitli edebiyat ürünleri bulunmaktadır. Abdullah Harmancı'da çocuklar için çocuk kitapları yazmaya başlayan bir öykücüdür. Bu çalışmada öykücülüğüyle tanınan Abdullah Harmancı'nın 7 çocuk kitabı çocuk edebiyatının temel ilkelerine uygunluğu bakımından incelenmiştir. Dört bölümden oluşan araştırma nitel araştırma türünün doküman incelemesi tekniğiyle yapılmıştır. Kitaplar dış yapı özellikleri, iç yapı özellikleri ve eğitsel ilkeler başlıkları altında incelenmiştir. İnceleme sonucunda elde edilen bulgulara göre Abdullah Harmancı'nın çocuk kitaplarının dış yapı özellikleri açısından çocuk edebiyatının temel ilkelerine uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İç yapı özellikleri ile ilgili bulgularda kısa öykülerden oluşan Evliya'nın Sırları adlı kitapta iki öykünün çocuk edebiyatının temel ilkelerine uygun olmayan bulgulara rastlanmıştır. Bu iki öykü haricinde tüm kitapların iç yapı özellikleri ve eğitsel ilkeler açısından uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Genel olarak bakıldığında incelenen tüm yapıtların; dış yapı özellikleri, iç yapı özellikleri ve eğitsel ilkeler bakımından çocuk edebiyatının temel ilkelerine uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bitlis geleneksel çocuk oyunlarının kök değerler açısından incelenmesi
Geleneksel çocuk oyunları, bir topluluğu millet hâline getiren kültürel ögeler ve toplumsal değerlerden beslenen; bünyesinde bu öge ve değerleri taşıyan zengin içeriklere sahip ürünlerdir. Bu çalışmanın amacı, Bitlis'in geleneksel çocuk oyunlarını ''Millî Eğitim Bakanlığının yayımladığı Müfredatta Yenileme ve Değişiklik Çalışmalarımız Üzerine...'' başlıklı basılı yayında adı geçen kök değerler (adalet, dostluk, dürüstlük, öz denetim, sabır, saygı, sevgi, sorumluluk, vatanseverlik, yardımseverlik) açısından incelemektir. Çalışma, nitel bir araştırma olup ilk aşamada çocuk oyunlarının derlenmesi için saha araştırması yapılmıştır. Saha çalışmasında yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmış ve elde edilen geleneksel çocuk oyunları yazıya geçirilmiştir. Bu oyunlardaki kök değerleri tespit etmek için ilgili tutum ve davranışların da yer aldığı bir görüşme formu oluşturulmuş; formun Türkçe, sınıf, okul öncesi, beden eğitimi ve sosyal bilgiler öğretmenleri tarafından doldurularak değerlendirilmesi sağlanmıştır. Daha sonra doküman analizi yöntemi kullanılarak oyunların içerik analizi yapılmış ve elde edilen verilerden hareketle çeşitli kavram ve temalara ulaşılmıştır. Saha araştırmasındaki bulgular incelendiğinde 94 adet oyun derlendiği, derlenen Bitlis geleneksel çocuk oyunlarının kök değerler açısından zengin bir içerikte olduğu; ilgili oyunlarda adalet, dostluk, dürüstlük gibi kök değerlere yer verildiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu verilerden hareketle sabır, saygı, sevgi gibi değerlerin gelecek nesillere kazandırılabilmesi gibi amaçlarla, ilgili geleneksel çocuk oyunlarının beden eğitimi derslerinde oynatılması gibi çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Oyun, çocuk, Bitlis geleneksel çocuk oyunları, kök değerler
Türkçe dersinde harmanlanmış öğrenme yaklaşımının öğrencilerin akademik başarısına etkisi
Yüzyıllardır uygulanan geleneksel yüz yüze öğrenme yaklaşımı, günümüzde yavaş yavaş yerini harmanlanmış öğrenme yaklaşımına bırakmaktadır. Zira günümüz teknolojisi ve eğitim bilimleri alanında yapılan araştırmalar, internetin ve bilgi teknolojilerinin eğitim alanında kullanılmasının öğrencilerin başarısı üzerinde doğrudan etkili olacağını göstermektedir. Bu doğrultuda bu araştırmada da yüz yüze öğrenme ve harmanlanmış öğrenme yöntemlerinin öğrencilerin başarısı üzerindeki etkisinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Harmanlanmış öğrenme yaklaşımının akademik başarıya etkisinin Manisa ili Turgutlu ilçesi Urganlı 23 Nisan Ortaokulunda öğrenim gören 6. Sınıf öğrencileri özelinde incelendiği bu araştırmadan elde edilen bulgular, harmanlanmış öğrenmenin temel dil becerilerinden dilbilgisi alanında öğrencilerin tamamının, okuma, yazma ve konuşma alanında öğrencilerin neredeyse tamamının, dinleme alanında ise öğrencilerin çok büyük çoğunluğunun akademik başarısını arttırdığını göstermektedir. Yüz yüze öğrenmenin ise dil bilgisi alanında öğrencilerin ancak yarısında, dinleme alanında öğrencilerin yarısından azında, konuşma alanında öğrencilerin ancak üçte birinde, okuma alanında üçte ikisinde ve yazma alanında ise yarısından fazlasında akademik başarıyı artırabildiği görülmüştür. Dolayısıyla araştırma sonucunda harmanlanmış öğrenmenin Türkçe dersinde 6. sınıf öğrencilerinin akademik başarısını olumlu etkilediği ortaya konulmuş ve bu kapsamda öneriler geliştirilmiştir.
Sosyal bilgiler öğretmenlerinin politik okuryazarlık düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışma sosyal bilgiler öğretmenlerinin politik okuryazarlık düzeylerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden olan tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma doğrultusunda katılımcıların politik okuryazarlıklarına ait verileri elde etmek için geliştirilen, politik uzmanlık, politik bilgi, politik farkındalık, politik ilgi ve politik katılım isimli beş faktör ve 24 maddeden oluşan "Politik Okuryazarlık Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2021-2022 eğitim öğretim yılında Sakarya ilinde devlet okullarında ve özel okullarda görev yapmakta olan 548 sosyal bilgiler öğretmeni oluşturmaktadır. Örneklemini ise 15'i özel okullarda görev yapmakta olan, 66 (%34.7) kadın, 124 (%65.3) erkek olmak üzere toplam 190 sosyal bilgiler öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada toplanan veriler SPSS.25 paket programı ile analiz edilmiştir. Politik Okuryazarlık Ölçeğindeki faktörlerde ve ölçek genelinde yer alan verilerin normal dağılım gösterip göstermediği Kolmogorov-Smirnov testi sonuçları ile basıklık ve çarpıklık katsayı değerleri incelenerek kararlaştırılmıştır. Veriler normal dağılım göstermediği için nonparametrik testler kullanılmıştır. İki ilişkisiz grup olan cinsiyet, eğitim durumu ve görev yapılan kurum türü değişkenlerine ait verilerin analizinde Mann-Whitney U testi, ikiden fazla ilişkisiz grup olan hizmet süresi, yaş ve sosyal medya kullanma durumu değişkenlerine ait verilerin analizinde ise Kruskal-Wallis H testi kullanılmıştır. Öğretmenlerin politik okuryazarlık düzeyleri hem genel ölçek hem de "politik katılım", "politik ilgi", "politik bilgi", "politik farkındalık" ve "politik uzmanlık" alt faktörlerine göre analiz edilmiş ve çeşitli değişkenlere göre incelenmiştir. Analiz sonuçlarına göre sosyal bilgiler öğretmenlerinin politik okuryazarlık düzeylerinin genel ölçek bazında 4.33 puan ile çok yüksek olduğu saptanmıştır. Öte yandan "politik ilgi" alt faktörü ortalama puanlarının 4.11 ile "politik katılım" ortalama puanlarının ise 3.93 ile yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcı öğretmenlerin politik okuryazarlık düzeyleri cinsiyet değişkenine göre incelendiğinde genel ölçek bazında hem erkek öğretmenlerin hem de kadın öğretmenlerin ortalama puanlarının birbirine yakın ve çok yüksek düzeyde olduğu ancak "politik uzmanlık" ve "politik ilgi" faktöründe erkek öğretmenler lehine anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır. Eğitim durumu değişkeni temelinde öğretmenlerin ortalama puanları incelendiğinde lisans ve lisansüstü eğitim almış olan öğretmenlerin ortalama puanlarının birbirine çok yakın ve çok yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir ancak "politik uzmanlık" alt faktöründe lisansüstü eğitim almış öğretmenler lehine anlamlı bir farklılığa rastlanmıştır. Öğretmenlerin politik okuryazarlıkları görev yapılan kurum türü değişkenine göre incelendiğinde ise devlet kurumlarında görev yapan sosyal bilgiler öğretmenlerinin özel kurumlarda görev yapan öğretmenlere göre ortalama puanlarının ve düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmektedir. Hizmet süresi değişkeni açısından öğretmenlerin politik okuryazarlıkları incelendiğinde mesleğe yeni başlayan 1-5 yıl kıdeme sahip öğretmenlerin politik okuryazarlık ortalama puanlarının ve düzeylerinin diğer meslektaşlarına göre daha düşük olduğu saptanmıştır. Benzer şekilde öğretmenlerin politik okuryazarlıkları yaş değişkeni bakımından incelendiğinde de 30 yaş ve altında olan sosyal bilgiler öğretmenlerinin politik okuryazarlık ortalama puanlarının ve düzeylerinin diğer meslektaşlarına göre daha düşük olduğu belirlenmiştir. Son olarak öğretmenlerin politik okuryazarlıkları sosyal medya kullanma durumu değişkenine göre incelendiğinde de sosyal medyayı kullanmayan, kısmen kullanan ve aktif kullanan öğretmenlerin politik okuryazarlıklarının çok yüksek düzeye karşılık geldiği ancak sosyal medya kullanmayan öğretmenlerin ortalama puanlarının diğer meslektaşlarına göre daha yüksek olduğu sonucu elde edilmiştir.
Türkçe derslerinde öyküleyici metinler üzerinden değerler eğitimi
Türkçe ders kitapları, eğitimde temel bir araç olarak metinler vasıtasıyla değerleri öğrencilere aktarmayı amaçlar fakat bu değerler, okuma faaliyetlerinin ardından sınıf içi uygulamalarda yeterince işlenmemektedir. Metinlerdeki değerlerin, öğrencilerin düşünce süreçlerinde etkin bir şekilde kullanılmadığı ve elle tutulur aktivitelerle pekiştirilmediği görülmektedir. Bu durum, değerler eğitiminin beklenen etkiyi yaratamamasına ve Türkçe Öğretim Programı'nın vizyonu ile derslerin uygulanışı arasında bir uyumsuzluk oluşmasına yol açmaktadır. Değerler eğitiminin başarılı olabilmesi ve Milli Eğitim Temel Kanunu'na uygun bir şekilde Türkçe Öğretim Programı'nın amaçlarının gerçekleştirilebilmesi için metinlerdeki değerlerin ötesinde, bu değerlere dayalı etkinliklerle öğrencilerin ders sürecine etkin katılımının sağlanması önem arz etmektedir. Bu araştırmanın amacı, Türkçe derslerinde değerler merkeze alınarak öyküleyici metinler üzerinden tasarlanan etkinliklerin çocukların değer algılarını nasıl etkilediğini ortaya koymaktır. Bu kapsamda Türkçe derslerinde duyarlılık, sabır ve dürüstlük değeri bağlamında uygulanan öyküleyici metinler üzerinden tasarlanmış etkinliklerin öğrenciler üzerindeki etkililiği araştırılmıştır. Bu çalışmada ortaokul 7. Sınıf Türkçe dersinde Değerler Temasıyla ilgili seçilmiş 3 metin ve bu metinlerle alakalı olarak duyarlılık, dürüstlük ve sabır değerlerine odaklanmış 28 etkinlik yer almış, bu etkinlikler 18 ders saatinde tamamlanmıştır. Sakarya ili Pamukova ilçesinde orta düzeyli bir ortaokulda öğrenim görmekte olan 7.sınıf öğrencisi 8 erkek 11 kız olmak üzere toplam 19 katılımcının yer aldığı araştırmada öncelikle öğrencilere ön uygulama soruları yöneltilmiş sonrasında etkinlikler uygulanmış ve son uygulama sorularıyla süreç tamamlanmıştır. Araştırmada öğrencilerin duygu ve düşünce değişikliklerini gözlemlemek amacıyla nitel araştırma desenlerinden nitel deney kullanılmıştır. Çalışmanın veri analizinde ise 114 adet doküman incelenmiş ve bunlar içerik analizine tabii tutulmuştur. Araştırma sonucunda öğrencilerin duyarlılık, sabır ve dürüstlük değeriyle ilgili kavram yanılgılarını fark ederek düzelttikleri, bu değerlerin önemi ve gerekliliği ilgili farkındalıklarının derinleşerek çeşitlendiği, ilgili değerlerin alt boyutlarının ve manevi öneminin farkına vardıkları görülmüştür.
Ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin dijital vatandaşlık ve dijital okuryazarlık becerilerinin geliştirilmesine yönelik bir eylem araştırması
Dijital vatandaşlık internette doğru ve bilinçli eylemlerde bulunmayı ve bu eylemlerin hak ve sorumluluklara, etik kurallara uygun olmasını ve teknoloji aracılığı ile katılım ve üretim faaliyetlerinin gösterilmesini kapsamaktadır. Dijital okuryazarlık ise kişinin teknolojiyi eleştirel bakış açısıyla birçok alanda etkin kullanmasına dayanmaktadır. Dijital vatandaşlık, teknolojinin imkânlarını amacına uygun kullanarak fayda sağlamayı esas alırken dijital vatandaşlığın alt boyutu olan dijital okuryazarlık teknolojiyi kullanma becerileri ile ilgilenir. Bu araştırma; ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin dijital okuryazarlık ve dijital vatandaşlık becerilerinin incelenmesini ve etkinliklerin uygulanarak öğrencilerin beceri gelişimi hakkında bilgi elde edilmesini amaçlamaktadır. Bu alandaki yapılan çalışmalara ve araştırmacılara yeni bir bakış açısı sunmayı da hedeflemektedir. Araştırma nitel araştırma desenlerinden eylem araştırması ile gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla; 7.sınıf düzeyinde bir 26 öğrenci ile çalışma yürütülmüştür. Araştırma amaçlı örnekleme durumundan ölçüt örnekleme tercih edilmiştir. Öğretim programı kazanımları, öğrencilerin teknoloji kullanımları ve sosyal bilgiler dersinin okutulduğu son sınıf olması nedeniyle 7. sınıf tercih edilmiştir. Araştırma da veri toplama sürecinde, öğrencilerin aktif katılım gösterdiği uygulamalar video kamera ile kaydedilmiştir. Ders süreçlerinin tümü ses kayıt cihazı ile kayıt altına alınmıştır. Ekinlikler esnasındaki ürünler fotoğraf çekimi ile somutlaştırılmıştır. Ardından elde edilen veriler yazıya aktarılarak içerik analizine tabii tutulmuştur. Araştırmada uygulanan etkinlikler sonucunda öğrencilerin dijital okuryazarlık ve dijital vatandaşlık becerilerinin geliştiği görülmüştür.
Nefise Atçakarlar'ın kitaplarının değerler eğitimi açısından incelenmesi
Bu çalışmada Nefise Atçakarlar'ın kitaplarını, öğretim programında yer alan kök değerler açısından incelemek amaçlanmıştır. Yazdığı çok sayıda eserle çocuk edebiyatına katkıda bulunan Nefise Atçakarlarlar'ın, ortaokul öğrencileri seviyesine uygun olarak kaleme aldığı Ustalar Ustası Mimar Sinan, İnanılmaz Evliya Çelebi ve Tükenmez Kalemi, Türkçenin Ustaları ve Çılgın Yöntemleri, Osmanlıda Sanatçılar ve Çılgın Yöntemleri, Dâhiler ve Çılgın Yöntemleri ve Mevlâna Sevgi Güneşi kitapları incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi tekniği kullanılmıştır. Doküman incelemesinde her çalışmada belirlenen hedefe yönelik durumlar için yazılmış kaynaklar incelenir (Yıldırım ve Şimşek, 2018, s. 189). Doküman incelemesinde araştırmacı, araştırma amacına uygun olarak kaynaklar belirler, çeşitli okumalar yapar ve bazı notlar aldıktan sonra birtakım kriterlere göre bir değerlendirme yoluna gider (Karasar, 2009, s. 183). Araştırmada veriler toplanırken, TTKB tarafından yayımlanan müfredat yenileme çalışmasındaki kök değerler ile kök değerlere ilişkin tutum ve davranışlar (MEB, 2018, s. 24) temel alınmıştır. Araştırma sürecinde adı geçen kitaplar başlangıçta hızlı okuma tekniği ile sonrasında da özet çıkarma ve daha detaylı okuma yapmak suretiyle toplam üç kez okunmuştur. Okuma esnasında ve sonrasında sık sık uzman görüşüne başvurulmuş, böylece bulgulara yönelik en küçük bir detayın göz ardı edilmemesi amaçlanmıştır. Daha sonra her kitapta yer alan kök değerler tespit edilmiştir. Bulgular bölümünde ilgili değer başlığı altında elde edilen veriler metinlerden örneklerle sunulmuştur. Araştırmada, Nefise Atçakarlar'ın incelenen eserlerinde kök değerlere ait çok sayıda ifadelerin yer aldığı sonucuna ulaşılmıştır. İncelenen eserlerde en fazla saygı kök değerinin; en az ise dürüstlük kök değerinin yer aldığı sonucuna ulaşılmıştır.
Farklı milletlerden (Türk, Suriyeli, Leton, Ukraynalı) ortaokul öğrencileri barış algılarının karşılaştırmalı incelenmesi
Farklı milletlerden çocuk vatandaşların barış algılarını belirleme ve birbirleriyle karşılaştırmalı inceleme yaklaşımının, barışın farklı boyutlarının ortaya çıkarılması, daha bütüncül anlaşılabilmesi, öğretilmesi, korunması ve geliştirilebilmesi hususlarında önemli bir fırsat yaratabileceğine inanılmaktadır. Zira bu yaklaşımın şiddeti önlemek, anlaşmazlıkları barışçıl bir şekilde çözmek, her düzey ve platformda barışa yardımcı olan koşulları anlamak ve oluşturma bağlamlarında bir rehber olabileceği, bu yolla da barış eğitiminin ve barış araştırmalarının daha etkin bir şekilde temellendirilebileceği düşünülmektedir. Bu araştırma farklı milletlerden (Türk, Suriyeli, Leton, Ukraynalı) ortaokul öğrencilerinin barış algılarını belirlemek ve karşılaştırmalı incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Türkiye'nin Sakarya, Letonya'nın Jelgava ve Ukrayna'nın Lviv şehirlerindeki birer ortaokulda öğrenim görmekte olan 32 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji araştırma deseni çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada görüşme tekniğinden faydalanılmıştır. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları, araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan "barış algısına ilişkin öğrenci görüşme formu'', "barış algısına ilişkin öğrenci metafor formu'' ve "barış algısına ilişkin öğrenci resim çizim formundan'' oluşmaktadır. Elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Gerçekleştirilen analiz sonucunda, barış kavramının anlamlandırmasında en yoğun şekilde, Türk ve Suriyeli öğrencilerin kişiler arası barış, Leton ve Ukraynalı öğrencilerin küresel barış seviyelerine karşılık gelen ifadeleri kullandıkları, "daha barışçıl bir dünyaya'' yönelik çizdikleri resimlerdeki barış algılarında en yoğun şekilde, Türk ve Ukraynalı öğrencilerin sosyal barış, Suriyeli öğrencilerin iç barış, Leton öğrencilerin doğa ile barış kaynaklarına karşılık gelen resimler çizdikleri ve barış kavramına ilişkin geliştirdikleri metaforların toplandıkları kategorilerde en fazla, Türk ve Suriyeli öğrencilerin sosyal barış, Leton ve Ukraynalı öğrencilerin barışın işlevleri kategorilerine karşılık gelen metaforlar geliştirdikleri sonuçlarına ulaşılmıştır. Buna ilaveten barış ortamına yönelik hislerinde en yoğun şekilde: Türk, Suriyeli, Leton ve Ukraynalı öğrencilerinin tamamının kişisel barış seviyesine karşılık gelen ifadeleri kullandıkları, barış ortamının bir ülkeye ve topluma sağlayacağı katkılara yönelik görüşlerinde en yoğun şekilde, Türk öğrencilerin korkulardan bağımsız olma, ihtiyaçlardan bağımsız olma, ekonomik büyüme ve kalkınma, Suriyeli öğrencilerin ihtiyaçlardan bağımsız olma, Leton öğrencilerin korkulardan bağımsız olma ve Ukraynalı öğrencilerin işbirliği ve korkulardan bağımsız olma pozitif barış değerlerine karşılık gelen ifadeleri kullandıkları sonuçlarına varılmıştır. Araştırma sonuçları ve alanyazında yapılan çalışmalar dikkate alındığında farklı milletlerden ortaokul öğrencileri barış algılarının benzerlikler ve farklılıklar içerdiği söylenebilir.
Türkiye ve hindistan öğretim programlarının değerler eğitimi kapsamında karşılaştırılması
Değerler eğitimi günümüzde eğitim programları açısından önemli ve öncelikli konulardan biridir. Dünyada yapılmış değerler eğitimi ile ilgili çalışmalara bakıldığında değerlerin kazandırılmasına ve değerlendirilmesine yönelik çalışmaların yapıldığı görülmektedir. Bu araştırmada Türkiye'de ve Hindistan'daki değerler eğitimi yaklaşımları, program yapısı yöntem ve teknikleri değerlendirilmiştir. Araştırmada yöntem olarak Doküman İncelemesi kullanılmıştır. Veri analizi yöntemi olarak ise Doküman Analizi kullanılmıştır. Araştırmada Türkiye'de ve Hindistan'da değerler eğitiminde uygulanan programlar karşılaştırmalı eğitim çerçevesinde incelenmiştir. Veriler incelenirken nitel veri analizi yöntemlerinden Doküman Analizi kullanılmıştır. İki ülkenin değer eğitimi geçmişine tarihsel bir bakış açısı sonucunda Türkiye'de 2005 yılında bakanlık tarafından geliştirilen ve daha sonra 2017-2018 yılında düzenlenen eğitim programı, Hindistan'da ise son yayınlanan 2024-2025 Çerçeve Öğretim Programı genel eğitim yapısı ve değerler eğitimi uygulamaları açısından incelenmiş ve benzerlikler taşıdığı görülmüştür. Türkiye'deki eğitim programlarının ve değerler eğitimi içeriklerinin beceriye yönelik değerler eğitimi yaklaşımlarını benimsedikleri görülürken Hindistan'da ise değer eğitimi duyuların ve duyguların eğitimi olarak görülmektedir. Hindistan değer eğitimini kalbin eğitimi olarak nitelendirmektedir. Türkiye'de değerler eğitimi uygulanırken kullanılan yöntem ve teknikler anlatım, gezi-gözlem, eğitsel oyun, örnek olay, drama, tartışma, problem çözme, işbirliğine dayalı öğrenme ve proje tabanlı öğrenmedir. Hindistan'da ise değerler öğretirken işbirliğine dayalı öğrenme ve grup tartışması gibi benzer yöntemlere yer verilmektedir. Bu tekniklerin dışında hikâye anlatma, hizmet olarak öğrenme, akran öğretimi, deneysel öğretim beyin fırtınası, rol oynama, diyaloglarla sorgulamaya dayalı öğrenme ve öğretme gibi teknikler kullanılmaktadır.
Okul öncesi dönem çocuklarıyla reggio emilia yaklaşımı bağlamında değer eğitimi: bir durum çalışması
Bu araştırma, Reggio Emilia yaklaşımının genel prensipleri doğrultusunda hazırlanan ve uygulanan değer eğitimi etkinliklerinin okul öncesi eğitimi almakta olan çocuklar üzerindeki etkilerini ve değer kazandırma süreçlerindeki verimliliğini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırma Reggio Emilia yaklaşımının genel prensipleri doğrultusunda hazırlanan ve uygulanan değer eğitimi etkinlikleri bağlamında oyunlarla, deneylerle, dramayla, hikayelerle, şarkılarla, okul öncesi etkinlik çeşitleriyle, videolarla ve resimlerle bütünleştirilerek sekiz haftalık bir zaman dilimi içerisinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden biri olan durum çalışması kullanılmıştır. Araştırma sürecini detaylı bir şekilde inceleme fırsatı sunduğundan dolayı bu desen tercih edilmiştir. Araştırma grubunu İstanbul ilinde öğrenim gören 11 erkek, 5 kız toplam 16 çocuk ve aileleri meydana getirmektedir. Reggio Emilia yaklaşımının ilkeleri doğrultusunda, çocukların gelişimsel özellikleri ve yaş grubuna göre planlanmış değerler eğitimi etkinlikleri uygulanmıştır. Uygulama sürecini değerlendirmek amacıyla öğretmen tarafından gerçekleştirilmiş olan gözlem raporlarından, aileler ile çocuk katılımcılarla yapılmış olan görüşmelerden, aileler ve çocuklar tarafından sürecin sonunda oluşturulmuş ürünlerden faydalanılmıştır. Elde edilen nitel veriler içerik analiziyle çözümlenmiştir. Sonuç olarak bu araştırmada, Reggio Emilia yaklaşımı doğrultusunda hazırlanan ve uygulanan değer eğitimi etkinliklerinin çocuklardaki değer algısına olumlu yönde tesir ettiği belirlenmiştir. Bu kapsamda yürütülen değerler eğitimi etkinlikleri; adalet, yardımlaşma, temizlik, saygı, çalışkanlık, paylaşma, sorumluluk ve israf etmeme değerinin gelişmesine ve değerler eğitimine yönelik de olumlu tutumlar meydana gelmesine katkıda bulunmuştur.
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının özel gereksinimli bireylere yönelik tutumlarının çeşitli değişkenlere göre incelenmesi
Bir toplumu oluşturan bireylerin aynı kişisel özellikleri taşıması mümkün değildir. Tıpkı fiziksel özellikler, yetenek ve mizaç gibi bireylerin bilişsel süreçleri de farklılık göstermektedir. Her birey öğrenme ortamlarında kendi öğrenme hızında ilerlemektedir. Normal gelişim gösteren bireyler için bu farklılıklar fazla dikkat çekmezken özel gereksinimli bireyler söz konusu olduğunda öğrencilerin öğrenme hızlarındaki farklılıklara bağlı olarak eğitim uyarlamaları yapma zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Her ne kadar öğretmenler gerekli öğrenim süreçlerini tamamlayarak öğrencilerinin karşısına çıksalar da bir öğretmenin daha fazla emek ve çaba isteyen dezavantajlı bireylere karşı bakış açıları önem kazanmaktadır. Bu bağlamda bu araştırmada sosyal bilgiler öğretmen adaylarının özel gereksinimli bireylere yönelik tutum düzeylerinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma nicel araştırma desenlerinden betimsel tarama modeli ile tasarlanmıştır. Araştırmanın evrenini 2023-2024 Eğitim-Öğretim Yılı Bahar yarıyılında, Marmara Bölgesi'ndeki üç üniversitenin eğitim fakülteleri bünyesinde öğrenim görmekte olan 712 sosyal bilgiler öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu ise bu evren içerisinden kolayda örnekleme yoluyla belirlenmiş olan 362 öğretmen adayı ile oluşturulmuştur. Araştırma verileri iki ayrı form kullanılarak toplanmıştır. Bunlardan birincisi, çalışma grubunu oluşturan öğretmen adaylarının kişisel bilgilerini içeren Demografik Bilgi Formu ve ikincisi ise Yaralı (2015a) tarafından geliştirilen "Özel Gereksinimli Bireylere Yönelik Tutum Ölçeği"dir. Bu araştırma kapsamında toplanan veriler SPSS 22.0 paket programına yüklenerek analizi yapılmadan önce basıklık (kurtosis) ve çarpıklık (skewness) testi ile verilerin normallik dağılımlarına bakılmıştır. Normal dağılım gösterdiği anlaşılan veriler t-testi ve ANOVA testi kullanılarak çözümlenmiştir. Anlamlılık düzeyi .05 olarak alınmıştır. Katılımcıların demografik özelliklerini gösterir tablolarda ise frekans (f) ve yüzde değeri (%) gibi betimsel istatistiklerden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda sosyal bilgiler öğretmen adaylarının özel gereksinimli bireylere yönelik tutumlarının yüksek düzeyde olumlu olduğu görülmüştür. Bağımsız değişkenlere ilişkin analiz sonuçları değerlendirildiğinde ise anne eğitim durumu, baba eğitim durumu ve ailelerinde özel gereksinimli birey olup olmama değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılık ortaya çıkmamış; buna karşılık cinsiyet ve öğrenim görülen sınıf değişkenine göre gruplar arası anlamlı düzeyde farklılık olduğu saptanmıştır. Ölçeğin olumsuz tutum boyutundaki veriler analiz edildiğinde, erkek katılımcıların kadın katılımcılardan; birinci sınıfta öğrenim görmekte olan katılımcıların 2., 3. ve 4. sınıfta öğrenim görmekte olan katılımcılardan daha yüksek düzeyde olumsuz tutuma sahip oldukları tespit edilmiştir.
Ters yüz sınıf modeli uygulamalarının, ortaokul yedinci sınıf öğrencilerinin sosyal bilgiler derslerine yönelik akademik başarılarına ve tutumlarına etkisi
Teknolojide çok hızlı meydana gelen gelişme ve değişimler insan hayatının her alanını etkilediği gibi insan hayatında vazgeçilmez bir yere ve öneme sahip olan eğitim öğretim sürecini de çok fazla etkilemiştir. Öyle ki teknolojinin ortaya çıkardığı bilgisayarlar, akıllı tahtalar, tabletler, akıllı telefonlar vb. sınıflara girmiş, öğretmen ve öğrenciler tarafından da oldukça aktif bir şekilde hem derslerde hem de normal hayatta kullanılmaya başlanmıştır. Öyle ki Covid 19'un tüm dünyayı etki altına aldığı şu dönemde gelişen bu teknolojinin eğitimde kullanımının önemi ve öğrencilerin bu eğitim teknolojileri kullanmaya hazır olmasının gerekliliği bir kez daha görülmüştür. Teknolojide meydana gelen bu gelişmelerin de büyük etkisiyle zaman içinde eğitimde bir paradigma değişikliği yaşanmaya başlamıştır. Bu da her geçen gün yeni, farklı ve alternatif eğitim modellerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Teknolojiyle bütünleşik olarak yürütülebilen farklı ve yeni eğitim modellerinden birisi de evde ders, sınıfta ödev olarak tanımı yapılan ters yüz sınıf modelidir. Araştırmada; ters yüz sınıf modeli uygulamalarının, ortaokul yedinci sınıf öğrencilerinin sosyal bilgiler derslerine yönelik akademik başarılarına ve tutumlarına etkisi var mıdır? Sorusuna cevap bulmak amaçlanmıştır. Araştırmada nicel ve nitel veri toplama araçlarının bir arada kullanıldığı karma yöntem desenlerinden açımlayıcı sıralı karma yöntem kullanılmıştır. Bu yöntemin kullanılmasındaki temek amaç ise veri kaynaklarını çeşitlendirerek, yani nitel ve nicel verileri birbirini destekleyecek şekilde kullanarak, ulaşılacak sonuçların daha bütünsel, daha geçerli ve derinlemesine olmasına katkı sağlamaktır. Araştırmanın çalışma grubunu 2018/2019 eğitim öğretim yılında Düzce ili Merkez ilçesinde bulunan bir devlet ortaokulunda 7. sınıfa devam 37'si deney grubunda, 37'si de kontrol grubunda olmak üzere toplamda 74 öğrenci oluşturmaktadır. Deney grubunda konular 4 hafta boyunca TYS modeline uygun olarak öğretmen tarafından çekilmiş ders videoları ve diğer eğitim materyallerinin (konu özeti, sunu, online test vb.) öğrenciler tarafından evde izlenmesi sınıfta da bunlarla ilgili etkileşimli etkinliklerin yapılması şeklinde yürütülürken, kontrol grubunda ise konular normal geleneksel öğretim modeline göre işlenerek tamamlanmıştır. Araştırmada elde edilen nicel veriler, deneysel süreç öncesinde ve sonrasında çalışma grubunda yer bulunan deney ve kontrol grubu öğrencilerinin "Bilim, Teknoloji ve Toplum" öğrenme alanı ile ilgili hazırlanan akademik başarı testi ve sosyal bilgilere yönelik tutum ölçeği ön ve son testleri araştırmacı tarafından eş zamanlı olarak uygulanarak toplanmıştır. Araştırma da nicel verileri desteklemek amacıyla toplanan nitel veriler ise yarı yapılandırılmış öğrenci ve veli görüşme formları ile elde edilmiştir. Elde edilen veriler araştırmanın genel problemi bağlamında cevap aranan alt problemlere ilişkin olarak toplanan nicel araştırma verilerinin analizinde IBM SPSS Statistics 24 programı kullanılmıştır. Normal dağılım gösteren değişkenlerin analizinde tekrarlı ölçümlerde aradaki ilişkiyi daha net olarak ortaya koyması yönünden çift yönlü varyans analizi (Two-wayRepeatedMeasures ANOVA) kullanılmıştır. Ayrıca elde edilen nitel veriler betimsel analize tabi tutularak değerlendirilmiştir. Tüm bu analizler neticesinde şu sonuçlara ulaşıldığı görülmektedir: Deney ve kontrol gruplarına eş zamanlı olarak uygulanan akademik başarı testi ve sosyal bilgilere yönelik tutum ölçeği ön ve son testleri sonuçları incelendiğinde her iki grubun son test başarı ve son test tutum puanlarında olumlu yönde artış meydana geldiği, ancak bu artışın deney grubu lehine istatistiksel olarak kontrol grubundan çok daha yüksek olduğu görülmektedir. Bunun yanında, başarı ve tutumlarda meydana gelen olumlu değişimin en fazla deney grubu kız öğrencilerde meydana geldiği de belirlenmiştir. Ayrıca model hakkında yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılarak yapılan görüşmeler sonucunda öğrencilerin ve velilerinin, TYS modelini ve uygulama sürecini genel olarak sevdikleri, modelle ilgili genel olarak olumlu duygu ve düşüncelere sahip oldukları, modelin sosyal bilgiler dersine yönelik öğrenci tutumlarında olumlu etkiler yaptığı ve öğrencilerin genelinin modelin yaygınlaştırılmasını istedikleri sonuçlarına ulaşılmıştır.
Ortaöğretim öğrencilerinin değer tercihleri ile İngilizce dersine yönelik tutumları arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, farklı liselerde öğrenim gören ortaöğretim öğrencilerinin değer tercihleri ile İngilizce dersine yönelik tutumları arasındaki ilişkiyi saptamaktır. Bu amaçla, öğrencilerin İngilizce dersine yönelik tutumlarında çeşitli değişkenler açısından farklılaşma olup olmadığı, değer tercihlerinde çeşitli değişkenler açısından farklılaşma olup olmadığı, öğrencilerin değer tercihleri ile İngilizce dersine yönelik tutumları arasında ne düzeyde bir ilişki olduğu ve öğrencilerin değer tercihlerinin İngilizce dersine yönelik tutumlarını ne düzeyde açıkladığı sorularına cevap aranmıştır. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin değer tercihlerini tespit etmek maksadıyla Schwartz (1992) tarafından geliştirilen "Schwartz Value Servey (SVS)/ Schwartz Değerler Ölçeği (SDÖ)" ve öğrencilerin İngilizceye yönelik tutumlarını tespit etmek maksadıyla da Yanar (2008) tarafından geliştirilen "İngilizceye Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Öğrencilerin İngilizceye yönelik tutumları ve değer tercihlerini belirlemek amacıyla frekans ve yüzde analizleri; tutumların ve değer tercihlerinin değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla tek faktör üzerindeki tekrarlı ölçümler için iki faktörlü ANOVA kullanılmıştır. Öğrencilerin değer tercihleri ve İngilizceye yönelik tutumları arasında ilişki olup olmadığı amacıyla ise korelasyon analizi ve regresyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda, kız öğrencilerin uyum (x̄=5,22, p=,006), geleneksellik (x̄=6,82, p=,003), evrenselcilik (x̄=10,00, p=,000), özyönelim (x̄=5,98, p=,004) ve güvenlik (x̄=5,93, p=,003) değer puan ortalamalarının erkeklere göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanında erkek öğrencilerin yardımseverlik (x̄=7,07, p=,000), uyarılım (x̄=4,91, p=,014) ve hazcılık (x̄=3,48, p=,000) değer puan ortalamalarının ve değer toplam puan ortalamasının (x̄=241,64, p=,013) kız öğrencilere göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yaş bakımından ise, 13-15 yaş aralığındaki öğrenciler ile 16 yaş ve üzerindeki öğrenciler arasında sadece güç değer puanları (x̄=18,52, p=,010) arasında anlamlı fark tespit edilmiştir. Sınıf tekrarı bakımından incelendiğinde, sınıf tekrarı yapmayan öğrencilerin uyum, evrenselcilik, özyönelim, güvenlik değer puanları ve değer toplam puanları arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Buna göre sınıf tekrarı yapmayan öğrencilerin uyum (x̄=22,09, p=,005), evrenselcilik (x̄=45,21, p=,003), özyönelim (x̄=27,73, p=,001), güvenlik (x̄=29,75, p=,002) değer puan ortalamaları ve değer toplam puanlarının (x̄=239,58, p=,014) sınıf tekrarı yapan öğrencilere göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmektedir. Son olarak okul türü özelinde değerlendirildiğinde ise yardımseverlik, evrenselcilik, özyönelim, uyarılım, hazcılık, güç ve güvenlik değerlerinde farklılıklar olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin değer tercihleri ile İngilizce öğrenmeye yönelik tutumları arasındaki ilişkiler incelendiğinde ise uyarılım ve güç alt değer boyutları ve değer toplam puanları ile İngilizce dersine yönelik tutumlar arasında ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Uyum, geleneksellik, yardımseverlik, evrenselcilik, özyönelim, hazcılık, başarı ve güvenlik değerleri ile İngilizceye yönelik tutumları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Ancak öğrencilerin, uyarılım alt değeri ile İngilizceye yönelik tutumları arasında düşük düzeyde (p=,004, r=,109), güç alt değeri ile İngilizceye yönelik tutumları arasında düşük düzeyde (p=,003, r=,113) ve değer toplam puanları ile İngilizceye yönelik tutumları arasında düşük düzeyde (p=,086, r=,022) anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Bu sonuçlar söz konusu değer tercihleri ile İngilizce dersine yönelik tutum arasındaki ilişkiyi desteklemektedir.
Çevre temelli STEM eğitiminin üstün yetenekli öğrencilerin çevresel vatandaşlık, çevreye yönelik tutum ve çevresel vatandaşlık bilgi düzeylerine etkisi
Araştırmanın amacı, Çevre Temelli STEM (E-STEM) eğitiminin üstün yetenekli öğrencilerin çevresel sorumlu vatandaşlık düzeylerine, çevreye yönelik tutumuna ve çevresel vatandaşlık bilgi düzeylerine etkisini ve çevre temelli STEM eğitimi uygulama sürecine yönelik düşüncelerini belirlemektir. Araştırmada hem nicel hem nitel yöntemlerin bir arada kullanılmasına olanak sağlayan karma yöntemlerden biri olan iç içe geçmiş desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda, ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desenden yararlanılmış, nitel boyutunda ise durum çalışması gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunun çalışma grubunu İstanbul'un Zeytinburnu ilçesinde bulunan bir Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM)'ne devam eden 10 deney, 15 kontrol olmak üzere toplam 25 ortaokul öğrencisi oluşturken, nitel katılımcılarını deney grubunda yer alan 10 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada nicel veriler ilköğretim öğrencileri için çevresel sorumlu vatandaş davranışları ölçeği, ilköğretim öğrencileri için çevresel tutum ölçeği ve çevresel vatandaşlık bilgi testi ile elde edilmiş, nitel veriler ise gözlem formları ve görüşme formları ile aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen nicel verilerin analizinde bağımsız gruplar t-testi, nitel verilerin analizinde ise içerik analizi tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın nicel bulgularında çevresel sorumlu vatandaş davranışları, çevresel tutum ve çevresel vatandaşlık bilgi puan ortalamaları açısından deney grubu lehine anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın nitel bulgularında; Çevre Temelli STEM Eğitiminin öğrencilerin çevreye yönelik farkındalıklarını artırdığı, çevre eğitimini desteklediği, çevre eğitimini eğlenceli hale getirdiği ve ürün oluşturma açısından faydalı olduğu yönünde görüşler ortaya çıkmıştır. Katılımcılar üstün yetenekli bireylerin diğer insanlardan farklı olarak çevreye yönelik bilinçli ve duyarlı olma, tasarruflu olma ve insanları uyarma konularında çevreye karşı sorumluluğunun olduğunu ifade etmişlerdir. BİLSEM'de çevre ile ilgili atölye artırımı, projelere destek verilmesi ve disiplinlerarası yaklaşımın benimsenmesi gerekliliği gibi önerilerde bulunulurken, bazı öğrenciler BİLSEM'lerde çevre eğitiminin içerik ve ders sayısı açısından yeterli olduğunu vurgulamışlardır. Araştırma sonuçları bağlamında önerilerde bulunulmuştur.
Sosyal bilgiler lisans programının öğretmen adaylarının afet bilincine katkısı
Bu araştırmanın amacı, Sosyal Bilgiler Öğretmenliği lisans programının öğretmen adaylarının afet bilinci düzeyine olan katkısını ortaya koymaktır. Bu bağlamda, öğretmen adaylarının lisans sürecinde edindikleri bilgi ve deneyimlerin afet bilinci gelişimine olan etkisi araştırılmıştır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden temel nitel araştırma deseni ile yürütülmüştür. Çalışma grubu, Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği lisans programında öğrenim gören 10 son sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Görüşmelerde veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmen adaylarının afet bilincine ilişkin farkındalıklarının genel olarak olumlu düzeyde olduğu belirlenmiştir. Katılımcılar, bazı derslerin afet konusundaki bilgi düzeylerini artırmada etkili olduğunu ifade etmişlerdir. Ancak uygulamaya dönük yeterli deneyim kazanamadıkları, afet eğitiminin programda daha bütüncül ve uygulamalı biçimde yer alması gerektiği yönünde ortak görüş bildirmişlerdir. Bu doğrultuda, Sosyal Bilgiler Öğretmenliği lisans programında afet eğitiminin yalnızca teorik içeriklerle sınırlı kalmaması; uygulamalı etkinlikler, tatbikatlar ve saha çalışmalarıyla desteklenerek güçlendirilmesi önerilmektedir.
Sosyal bilgiler dersinde eğitici çizgi roman kullanımının ortaokul öğrencilerinin dijital okuryazarlık düzeylerine etkisi
Teknolojide yaşanan hızlı gelişim ve dönüşümler, dijital çağa uyum sağlayabilecek bireylerin yetiştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bireylerin dijital okuryazarlık becerilerini geliştirerek dijital çağa uyumlu vatandaşlar yetiştirmeyi amaçlayan Sosyal Bilgiler dersinde eğitici çizgi romanlar, soyut kavramların somutlaştırılması, öğrenme öğretme sürecinin etkili ve eğlenceli olması bakımından işlevsel bir materyal olarak kullanılmaktadır. Bu araştırmanın amacı; Sosyal Bilgiler dersinde eğitici çizgi roman kullanımının ortaokul öğrencilerinin dijital okuryazarlık düzeylerine etkisini ortaya koymaktır. Araştırmada açıklayıcı sıralı karma yöntem benimsenmiştir. Araştırmanın katılımcıları 2023-2024 öğretim yılında Eskişehir il merkezindeki bir devlet ortaokulunun 5/J ve 5/G şubelerinde öğrenim gören öğrencilerden oluşmuştur. Nicel boyutunda yarı deneysel desen kullanılan araştırmada 12 hafta süresince uygulama gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel verileri Dijital Okuryazarlık Ölçeği ile nitel verileri yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Nicel veriler SPSS 24.0 paket program kullanılarak 2X2 ANOVA ve t-testi ile analiz edilmiştir. Nitel veriler tümevarımsal analiz ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda Sosyal Bilgiler dersinde eğitici çizgi roman kullanımının deney grubu öğrencilerinin dijital okuryazarlık düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı fark yarattığı; öğrencilerin derse ilgisini artırdığı, öğrencilere bilişsel, duyuşsal ve sosyal bağlamda olumlu katkılar sağladığı ortaya çıkmıştır. Araştırma sonunda, bulgulara dayalı olarak öneriler sunulmuştur.
Sosyal bilgiler dersinde film kesitleri kullanımıyla empati becerisinin geliştirilmesi
Bu araştırmada Sosyal Bilgiler dersinde film kesitlerinin kullanımıyla öğrencilerin empati becerilerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma grubunu 2021-2022 eğitim öğretim yılında İzmir Bergama Yukarıbey Ortaokulu'nda 7. Sınıf öğrencisi olan 22 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırma nitel araştırma desenlerinden eylem araştırmasına dayanmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında ölçek, öğrenci günlükleri, gözlem ve görüş formundan oluşan nicel ve nitel veri toplama araçları kullanılmıştır. Katılımcılara uygulama öncesi "KA-Sİ Empatik Eğilim Ölçeği Ergen Formu" uygulanmıştır. Araştırma süresince film kesitleriyle oluşturulmuş ve Sosyal Bilgiler dersi kazanımları ile ilişkilendirilmiş etkinlikler gerçekleştirilmiş ve ardından her bir etkinlik için katılımcılardan Empati Günlüğüm adlı formdaki soruları cevaplamaları istenmiştir. Araştırma sonunda "KA-Sİ Empatik Eğilim Ölçeği Ergen Formu" son test olarak tekrar uygulanmıştır. Uygulama sürecinde araştırmacı tarafından gözlem yapılmış, uygulama sonunda ise öğrencilerden yapılan etkinliklere dair görüşler Görüş Formu aracılığıyla alınmıştır. Toplanan nicel verilerin analizinde istatistiksel analiz yöntemleri, nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz ve içerik analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizi sonucunda Sosyal Bilgiler dersinde film kesitleriyle yapılandırılmış etkinliklerin katılımcıların empati becerilerinin gelişimini olumlu yönde etkilediği, öğrencilerinse etkinliklerle ilgili büyük oranda olumlu görüş belirttikleri ortaya konmuştur.
Kapsayıcı eğitim yaklaşımıyla sosyal bilgiler öğretimi: Bir eylem araştırması
Küresel ölçekte kapsayıcı eğitime yönelik ihtiyacın her geçen gün artmasıyla birlikte uluslararası alanyazında da bu konuya yönelik çalışmaların hız kazandığı söylenebilir. Ancak gerçekleştirilen çalışmaların kapsayıcılığı daha çok engeli olan veya yabancı uyruklu öğrenciler üzerinden sınırlı bir şekilde yansıttığı gözlemlenmektedir. Diğer yandan yapılan çalışmaların kapsayıcı eğitimin mevcut durumunu tespit etmeye ve eğitimin farklı paydaşlarının algı, tutum, düşünce ve deneyimlerini betimlemeye odaklandığı görülmektedir. Bununla birlikte alanyazında bu tür çalışmalarda belirli bir doygunluğa ulaşıldığı da ifade edilebilir. Bu bağlamda araştırmanın amacı, ortaokul düzeyinde, akademik başarı ve değer gelişimini destekleyici kapsayıcı eğitim yaklaşımıyla sosyal bilgiler öğretimini tasarlamak, uygulamak ve değerlendirmektir. Bu amaç doğrultusunda araştırmada, kapsayıcı eğitim yaklaşımıyla gerçekleştirilen sosyal bilgiler öğretiminin öğrencilerin akademik başarı ve değer kazanımına etkisi, bununla birlikte yaklaşımın iletişim ve sınıf iklimine etkisi de incelenmiştir. Araştırmada eleştirel teoriye dayalı eleştirel eylem araştırması modeli benimsenmiştir. Araştırmada veriler uygulama öncesi, süreci ve sonrası olmak üzere üç aşamada akademik başarı testi, video kayıtları, gözlemler, görüşmeler, günlükler, ürün dosyaları, dokümanlar gibi farklı veri toplama araçlarıyla elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler betimsel ve tematik içerik analizinden yararlanılarak çözümlenmiştir. Araştırmanın sonuçları, kapsayıcı eğitimin başarılı bir şekilde uygulanabileceğini ve kapsayıcı eğitim yaklaşımıyla gerçekleştirilen sosyal bilgiler derslerinde öğrencilerin elde ettikleri kazanımların süreçte verilen çabaya değer olduğunu ortaya koymaktadır.
Çocuklar için felsefe (p4c) bağlamında Cartoon Network çizgi filmlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı çocuklar için felsefe(P4C) bağlamında Cartoon Network çizgi filmlerinin incelenmesidir. Araştırma nitel durum çalışması olarak desenlenmiştir. Cartoon Network Türkiye kanalının resmi Youtube hesabında en yüksek izlenme oranlarına sahip olan Gumball, Ben 10 ve Kral Şakir çizgi filmlerinin beş bölümü söylem analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırma verilerinin değerlendirilmesinde UNESCO'nun (2007) belirlediği çocuklar için felsefe (P4C) amaçlarından bağımsız düşünme, iyi vatandaş olma, kişisel gelişim, dil ve tartışma becerilerini geliştirme, felsefeyi kavramsallaştırma temalarının yanı sıra eleştirel ve yaratıcı düşünme becerilerinin geliştirilmesi temalarından faydalanılmıştır. Ayrıca araştırma kapsamında çizgi filmlerin ve çocuklar için felsefe (P4C) yaklaşımının tarihsel gelişimi sunulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre Gumball, Ben 10 ve Kral Şakir çizgi filmlerinde genel olarak toplumsal cinsiyet, yaşlılık, doktor-hasta, öğretmen-öğrenci, çevre, çalışma, Apollonik-Diyonizyak, yabancı karşıtlığı söylemleri yer almaktadır. Çizgi filmlerde yer alan görsellik unsurları çocuklar için felsefe (P4C) etkinliklerinde öğretim materyali olarak kullanılabilir. İşitsel unsurlar genellikle görsellere eşlik edecek biçimde bağlamla uyum göstermektedir. Sonuç olarak incelenen çizgi filmlerin çocuklar için felsefe (P4C) etkinliklerinde kullanılmaya uygun olduğu görülmektedir
Feridun Oral'ın çocuk kitaplarının çocuk edebiyatı yönünden incelenmesi
Feridun Oral yazdığı ve çizdiği kitapları ile tanınan, ressamlığı ile de ön plana çıkan önemli bir çocuk edebiyatı yazarıdır. Bu araştırma, çok yönlü sanatçı kişiliği olan Feridun Oral'ın hem yazıp hem de çizdiği kitapların çocuk okura uygunluğunu, çocuk edebiyatının nitelikleri açısından incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, öykünün hem yazarı hem de çizeri olan Oral'ın kitaplarını, geliştirilen kitap değerlendirme formuyla çocuk edebiyatına ve çocuk okura uygunluk açısından değerlendirmektedir. Araştırmaya konu olan kitaplar, Feridun Oral'ın 1993-2024 yılları arasında hem yazıp hem de çizdiği Türkçe çocuk kitaplarıdır. Yazarın sadece çizdiği, yetişkinler için yazdığı ve başka dilde olan kitapları incelemeye dâhil edilmemiştir. Araştırmada alanyazın taraması yapılarak biçim, içerik, dil ve anlatım ile resimler ana başlıkları ile kapsamlı bir kitap değerlendirme formu geliştirilmiştir. Formda kitapların taşıması gereken nitelikler maddeler halinde sorulmuş ve "evet" ya da "hayır" cevabı verecek şekilde kodlanmıştır. Oluşturulan her bir madde ile ilgili açıklama eklenmiştir. Geliştirilen 92 maddelik form, uzman görüşleri de alınarak incelmeye konu olan 22 kitabın değerlendirilmesinde kullanılmıştır. Her kitap için maddeye yönelik yapılan tespitle ilgili açıklama tabloya aktarılmıştır. Araştırmada, Feridun Oral'ın hem yazıp hem çizdiği 22 çocuk kitabının, çocuk edebiyatının taşıması gereken nitelikleri, biçim açısından %84,83, içerik açısından %87,55, dil ve anlatım açısından % 71,94, resimler açısından %86,84 oranında taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu da Oral'ın kitaplarının çocuk okura genel olarak uygun olduğunu ortaya koymuştur. Bu çalışmada oluşturulan kitap değerlendirme formu ile çocuk kitaplarının taşıması gereken nitelikler ortaya konulmuştur. Kitapları basmadan önce incelemek için yayınevlerinin, çocuk okur için kitap seçiminde ya da önerisinde bulunan öğretmen ve ebeveynlerin formdan faydalanması önerilmektedir.
Ortaokul 8. sınıf Türkçe derslerinde hoşgörü değerinin kazandırılması
Hoşgörü denildiğinde akla ilk gelenlerden biri hiç şüphesiz Mevlâna Celâleddin-i Rûmî'dir. Tasavvufçu, ilahiyatçı ve sufi bir mistik şair olarak bilinir. Türk edebiyatında önemli bir yere sahip olan Mevlâna; Mesnevi, Divan-ı Kebir, Mecalis'i Seb'a, Mektubat ve Fih-i Ma-fih eserlerini kaleme almıştır. Özellikle Mesnevi adlı eseri didaktik olması sebebiyle okuyucularına öğütler vermektedir. Bu eserde değer aktarımı açısından oldukça önemlidir. Değerlerin aktarımında eserlerin kullanılması olumlu sonuçlara ulaşılmasını sağlamaktadır. Bu çalışmada amaç, Mesnevi'nin öğrencilerin hoşgörü eğilimlerini olumlu etkileyip etkilemediğini ortaya koymaktır. Bu amaçla 8. sınıf öğrencilerinden yirmişer kişiden oluşan deney ve kontrol grupları belirlenmiş, her ikisine Taş (2018) tarafından oluşturulan hoşgörü tutum ölçeği ön test olarak uygulanmıştır. Ardından deney grubuna Mesnevi'den hoşgörüyle ilgili 8 adet hikâye haftada bir olmak üzere okunmuş, haftalık olarak bu hikâyeler üzerine öğrenciler konuşturularak düşünceleri alınmıştır. Kontrol grubunda süreç içerisinde herhangi bir uygulama yapılmamıştır. 8 haftanın sonunda her iki gruba da hoşgörü tutum ölçeği yeniden uygulanmış, deney grubu öğrencilerinin hoşgörü puanlarında pozitif yönlü anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Kontrol grubunda anlamlı bir fark bulunamamıştır. Bu durum Mevlâna'nın Mesnevisinde yer alan hoşgörüyle ilgili hikâyelerin hoşgörü değerinin öğrencilere ortaokullarda kazandırılması noktasında katkı sağlayacağını akıllara getirmektedir. Sadece Mesnevi eseri değil Türk edebiyatında değerler eğitimi adına kullanılabilecek fazlasıyla eser mevcuttur. Ayrıca farklı disiplinlerde de benzer eserlerin etkinliği düzenlenip sonuçları araştırmak faydalı olacaktır.
Çocuk tiyatro oyunlarının Sosyal Bilgiler dersi öğrenme alanları bağlamında incelenmesi
İnsanlık tarihi ile birlikte başlayan tiyatro, sadece sanatsal işlevi ile değil, eğitici işlevi ile de ön plandadır. Estetik hazzın yanı sıra insanlara başka insanların bulundukları durumlar üzerinden eğitici dersler verebilmektedir. Toplumun aynası olarak tabir edilen tiyatro, yine topluma iyi ve sorumlu vatandaşlar yetiştirmeyi amaçlayan Sosyal Bilgiler dersi ile yakından ilişkilidir. Ancak literatür araştırıldığında Sosyal Bilgiler eğitiminde tiyatro kullanımına dair çalışmaların oldukça sınırlı olduğu görülmektedir. Bu çalışmada yerli çocuk tiyatro oyunlarının sosyal bilgiler dersi öğrenme alanları bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada doküman incelemesi yöntemi ile elde edilen veriler, içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırmada 2023 yılı güncel kütüphane listesinde yer alan 303 adet yerli çocuk oyunundan, 169 adet yerli çocuk oyununa ulaşılmıştır. İncelenen yerli çocuk tiyatro oyunlarından 35 tanesi Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programında yer alan öğrenme alanları kazanımları ile doğrudan ilişkilendirilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programında yer alan öğrenme alanları ile ilişkilendirilebilen çocuk tiyatro oyunlarının Sosyal Bilgiler eğitiminde kullanılabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın sonuçları doğrultusunda sosyal bilgiler eğitiminde çocuk tiyatro oyunlarının aktif şekilde kullanılmasına yönelik önerilerde bulunulmuştur. İlişkilendirilen bu yerli çocuk oyunları Sosyal Bilgiler eğitiminde uygulamalı olarak kullanılabilir ve öğrenci başarısına etkisi incelenebilir. Ayrıca başka şehirlerdeki devlet tiyatroları kütüphanelerinde bulunan yerli çocuk oyunlarının incelenmesine ve doğrudan Sosyal Bilgiler öğretiminde kullanılabilecek çocuk oyunlarının yazılmasına yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Tiyatro, Sosyal Bilgiler, Öğrenme Alanları, Çocuk Tiyatrosu Oyunları
Sosyal bilgiler eğitiminde sosyal medyanın yeri ve etkisi
21. yüzyılda bilim, teknoloji, ekonomi, eğitim ve kültür gibi alanlardaki hızlı değişimler, bireylerin yeniliklere açık olmalarını ve yaşam boyu öğrenme becerilerini geliştirmelerini zorunlu hale getirmektedir. Bu durum, toplumların gelecekteki başarıları açısından kritik öneme sahip bir dönüşümü işaret etmektedir. Özellikle eğitimi de etkileyen bu dönüşüm, öğretmenlerin ve okulların rollerini yeniden şekillendirmekte, eğitim süreçlerine yeni yaklaşımlar ve yöntemler entegrasyonunu gerektirmektedir. Okullar, bireyleri yalnızca akademik anlamda değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel bağlamda da yetiştirme sorumluluğuna sahiptir. Bu nedenle öğretmenler, öğrencilerini yalnızca bilgiye dayalı becerilerle donatmakla kalmayıp, aynı zamanda onların yeniliklere açık, eleştirel düşünen ve toplumlarına bilinçli bir şekilde katılım sağlayabilen bireyler olarak yetişmelerini sağlamalıdırlar. Öğretmenlerin de yaşa dayalı değişimlere ve teknolojik yeniliklere uyum sağlayabilen, öğrenmeyi öğrenebilen bireyler olmaları beklenmektedir. Sosyal bilgiler eğitimi, bu sürecin önemli bir parçası olarak karşımıza çıkmaktadır. Çünkü sosyal medya ve dijital teknolojilerin eğitimdeki rolü, öğrencilerin toplumsal olaylara dair farkındalıklarını artırmakta ve eleştirel düşünme ile bilinçli katılım becerilerinin gelişmesini sağlamaktadır. Sosyal medyanın eğitimde etkin bir şekilde kullanımı, öğretim yöntemlerinin dönüşümünü zorunlu hale getirmekte, bu da öğretmenlerin dijital okuryazarlıklarını güçlendirmelerini ve aynı zamanda dijital araçları etkili bir biçimde eğitim süreçlerine dahil etmelerini gerektirmektedir. Sosyal bilgiler eğitimi, bu dönüşümün teşvik edici unsuru haline gelmektedir. Öğrencilerin dijital platformlarda yer alan bilgileri doğru bir şekilde analiz etmeleri, doğruluğunu sorgulamaları ve aynı zamanda kendi toplumsal sorumluluklarını daha etkin bir biçimde yerine getirebilmeleri için sosyal medyanın etkili kullanımı gereklidir. Bu nedenle, eğitimdeki bu dönüşüm, bireylerin toplumsal olaylara daha duyarlı, bilinçli ve sorumlu bir şekilde yaklaşmalarını sağlamakta önemli bir işlev üstlenmektedir. Bu çalışmanın amacı, sosyal bilgiler eğitiminde sosyal medyanın yeri ve etkisinin incelenmesidir.
Sosyal bilgilerde ters yüz öğrenme yaklaşımının öğrencilerin problem çözme becerisine etkisi ve ters yüz öğrenme yaklaşımına ilişkin öğrencilerin görüşleri
Bu yüksek lisans tezi çalışmasının amacı sosyal bilgiler dersinde ters yüz öğrenme modelinin öğrencilerin problem çözme becerisine etkisini incelemektir. Araştırmada karma yöntem deseni kullanılmış, nicel veriler problem çözme becerisini Problem Çözme Becerisine Güven, Öz denetim ve Kaçınma alt boyutlarında ele alan Çocuklar için Problem Çözme Envanteri (ÇPÇE) aracılığıyla toplanmıştır. Nitel veriler ise Öğrenci Günlük Formları ile elde edilmiştir. Çalışma 2024-2025 Eğitim Öğretim yılında Sinop ili Boyabat ilçesindeki bir devlet okulunda 6.sınıfta öğrenim görmekte olan 36 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Akademik başarı, sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik seviyeler bakımından birbirine çok yakın olan iki sınıftan biri deney grubu (18 öğrenci) diğeri kontrol grubu (18 öğrenci) olarak belirlenmiştir. Beş hafta süren uygulama sürecinde deney grubu öğrencileri araştırmacı-öğretmen tarafından hazırlanan video ders içeriklerini ders öncesinde izlemişler ve sınıf içi zamanlarını öğrenci merkezli problem çözme etkinlikleri ile geçirmişlerdir. Kontrol grubunda süreç boyunca geleneksel öğretim yöntemi uygulanmaya devam edilmiştir. Her iki gruba uygulamanın başında ve sonunda ön test – son test olarak ÇPÇE uygulanmıştır. Elde edilen nicel verilerin analizi SPSS 27 programı ile yapılmış; problem çözme becerisinin normal dağılım gösteren alt boyutlarında Bağımsız Gruplar T-testi ve Bağımlı Gruplar T-testi, normal dağılım göstermeyen alt boyutlarında Wilcoxon testi ve Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Problem Çözme Becerisine Güven alt boyutunda deney grubu son test puanlarının kontrol grubu son test puanlarına göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<.05). Öz denetim ve Kaçınma alt boyutlarında ise anlamla fark gözlenmemiştir. Ayrıca nitel verilerin analizi sonucunda öğrencilerin büyük çoğunluğunun problem çözme etkinliklerinin problem çözme becerilerini geliştirdiğine dair görüşlere sahip oldukları ortaya koyulmuştur.
Ortaokul öğrencilerinin mekânsal okuryazarlıklarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ortaokul sekizinci sınıf öğrencilerinin mekânsal okuryazarlık düzeylerini belirlemek, bu düzeylerin yerleşim yeri, akademik başarı, cinsiyet, anne-baba mesleği ve eğitim durumu gibi değişkenler doğrultusunda nasıl farklılaştığını ortaya koymak ve öğrencilerin mekânsal okuryazarlık becerilerini günlük yaşam bağlamında nasıl kullandıklarına ilişkin derinlemesine bir değerlendirme sunmaktır. Bu kapsamda araştırma karma yöntem yaklaşımlarından nitel ile nicel verilerin aynı anda toplanmasına, incelenmesine ve birlikte tartışılmasına olanak veren yakınsak paralel desen çerçevesinde yürütülmüştür. Nicel veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen ve geçerlik-güvenirlik çalışmaları tamamlanan Mekânsal Okuryazarlık Ölçeği aracılığıyla; nitel veriler ise yine araştırmacı tarafından geliştirilen Mekânsal Okuryazarlık Beceri Değerlendirme Formu ile elde edilmiştir. Araştırmanın nicel örneklemini tabakalı örnekleme yöntemiyle belirlenen ve Antalya ilinde öğrenim gören 347 öğrenci; nitel örneklemini ise yine Antalya ilinde öğrenim gören ve uygun örnekleme yöntemiyle seçilen 25 öğrenci oluşturmaktadır. Nicel veri analiz sürecinde betimsel istatistikler ve parametrik testler uygulanmış; analizlerde R ve JASP programlarından yararlanılmıştır. Nitel veriler ise MAXQDA 2024 programı aracılığıyla içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Elde edilen nicel bulgular, öğrencilerin genel olarak yüksek düzeyde mekânsal okuryazarlık becerilerine sahip olduklarını ortaya koymuştur. Bu kapsamda, özellikle "mekânsal farkındalık" ve "zihinsel döndürme" alt boyutlarında öğrencilerin yüksek başarı gösterdikleri belirlenmiştir. Sonuçlar, öğrencilerin çevresel ögeleri tanıma, yönelme ve zihinsel harita oluşturma gibi becerilerde güçlü performans sergilediklerine işaret etmektedir. Buna karşın, "harita okuma" ve "mekânsal ilişkileri anlama" gibi teknik bilgi ve sembolik düşünme gerektiren alanlarda öğrencilerin puanlarının görece daha düşük olduğu gözlemlenmiştir. Nicel sonuçların öğrencilerin soyut ve akademik düzeyde yapılandırılmış mekânsal bilgileri kullanma konusundaki yeterliklerinin, günlük yaşam deneyimlerine dayalı becerilere kıyasla daha az gelişmiş olduğunu şeklinde yorumlanmıştır. Nitel bulgular, nicel bulgularla anlamlı bir biçimde örtüşerek, öğrencilerin yaşadıkları çevreye ilişkin özgün, yerel ve bağlamsal örnekler verebildiklerini ortaya koymuştur. Öğrencilerin çizdikleri krokilerde yaşadıkları çevreyi belirgin simgesel yapılar, doğal unsurlar ve kültürel varlıklarla temsil ettikleri; ayrıca bu temsillerde yön, mesafe ve ilişkisel konum gibi mekânsal öğelere de yer verdikleri görülmüştür. Öğrencilerin bu becerilerinde bireysel deneyimlerin, yaşadıkları yerin mekânsal çeşitliliğinin ve çevresel uyarıcıların etkili olduğu değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçları, öğrencilerin mekânsal okuryazarlık düzeylerinin yalnızca bireysel bilişsel yeterliklerle değil; aynı zamanda yaşadıkları çevre, sosyoekonomik durum ve eğitimsel deneyimlerle şekillendiğini göstermektedir. Bu doğrultuda, öğretim programlarında yer alan mekânsal okuryazarlık bileşenlerinin daha sistematik ve uygulamaya dönük biçimde yapılandırılması, özellikle harita okuma, konum belirleme, yön tayini, ölçek hesaplama ve grafik yorumlama gibi alt becerilerin, görsel materyaller, etkileşimli dijital araçlar ve saha temelli etkinliklerle pekiştirilmesi önerilmektedir.
TÜBİTAK tarafından yayınlanan Meraklı Minik çocuk dergisinin sosyal bilgiler dersinde kullanılabilirliğinin incelenmesi
Yapılandırmacı eğitim yaklaşımlarının benimsendiği günümüzde, çocukların öğrenme süreçlerine aktif katılımını destekleyen materyallere duyulan ihtiyaç giderek artmaktadır. Güncel çocuk dergileri, eğlenceli içeriklerinin yanı sıra çocukların bilişsel, sosyal ve duyuşsal gelişimlerine katkı sunan önemli eğitim materyalleri arasında değerlendirilmektedir. Bu tez çalışması, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından yayımlanan Meraklı Minik adlı güncel çocuk dergisinin, sosyal bilgiler öğretiminde etkili bir şekilde kullanılabilirliğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda dergi, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından hazırlanan 2023 Sosyal Bilgiler Öğretim Programı temel alınarak incelenmiş; araştırma yedi temel basamakta yürütülmüştür. Nitel bir araştırma olan bu çalışmada doküman incelemesi yöntemi kullanılmış; elde edilen veriler betimsel analiz tekniğiyle değerlendirilmiştir. Meraklı Minik dergisi öncelikle öğretim ilkeleri açısından değerlendirilmiş ve içeriklerinin bu ilkelerle uyumlu olduğu tespit edilmiştir.Ardından düşünme becerileri, kök değerler, yetkinlikler ve değerler yönünden analiz edilmiş ve bu alanları desteklediği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın son aşamasında ise derginin, 2023 Sosyal Bilgiler Öğretim Programı'nda yer alan 4. ve 5. sınıf öğretim alanları ile kazanımlarla olan ilişkisi değerlendirilmiştir. Bu kapsamda, derginin eğitim materyali olarak programa ne ölçüde uyum sağladığı, öğretim sürecinde etkili bir araç olup olamayacağı görsel verilerle desteklenerek incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda Meraklı Minik dergisinin programla büyük ölçüde paralel olduğu ve eğitim sürecinde etkili bir materyal olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.
Dijital çağda ebeveynlik: Yapay zekâ tutumları, dijital ebeveynlik yeterlikleri ve dil gelişimi desteği arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu tez çalışmasının amacı, ortaokul öğrencilerinin ebeveynlerinin dijital ebeveynlik becerilerinin ve yapay zekâya yönelik tutumlarının çocuklarının dil becerilerini geliştirmelerine etkisini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, çalışmada hem ebeveynlerin dijital ebeveynlik öz yeterliklerini hem de yapay zekâ teknolojisine dair tutumlarını belirleyerek, bu faktörlerin çocukların dil becerilerinin gelişimine etkisini açıklamak hedeflenmektedir. Çalışma nicel araştırma desenlerinden ilişkisel tarama modelinin alt türlerinden olan korelasyonel araştırma ve nedensel-karşılaştırmalı araştırma modelleri birlikte kullanılarak oluşturulmuştur. Türkiye genelinde 5, 6, 7 ve 8. sınıfa devam eden öğrencilerin anne babalarından oluşan 438 kişilik bir örneklemden veri toplanmış, geçerli 416 veri ise analiz edilmiştir. Verileri toplama sürecinde araç olarak katılımcıların kişisel özelliklerini belirlemek adına Demografik Bilgi Formu, ebeveynlerin dijital becerilerinin düzeyini belirlemek için Dijital Ebeveynlik Özyeterlik Ölçeği, yapay zekâya dair tutumlarını anlamak için Yapay Zekâya Yönelik Tutum Ölçeği ve Dil Becerisinde Ebeveyn Desteği Ölçeği kullanılmıştır. Bu ölçeklerin güvenirlik ve geçerlik testleri yapılmış ve ölçeklerin tamamının yüksek güvenirlik düzeyinde oldukları tespit edilmiştir. Veriler Google Form aracılığıyla toplanmış ve SPPS 26 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Ayrıca ölçek puanları arasındaki ilişkilerin incelenmesi için de Pearson korelasyon yöntemi kullanılmıştır. İkiden fazla kategorisi olan değişkenler için ise ANOVA yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda katılımcıların çoğunluğunun kadın olduğu ve 30-50 yaş aralığında yer aldığı tespit edilmiştir. Katılımcıların dijital ebeveynlik öz yeterliği ile yapay zekâya yönelik tutumları arasında zayıf düzeyde, dijital ebeveynlik özyeterliği ile dil becerisinin gelişiminde ebeveyn desteği arasında ise orta düzeyde pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Buna karşı, ebeveynlerin yapay zekâ teknolojisine yönelik tutumları ile dil becerisinin gelişiminde ebeveyn desteği arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı tespit edilmiştir. Çoklu regresyon analizi sonuçları doğrultusunda ise, dijital ebeveynlik öz yeterlik becerileri, çocukların dil becerilerinin gelişimini desteklemede anlamlı bir etken olarak öne çıkarken; yapay zekâ teknolojisine yönelik tutumun bu doğrultuda anlamlı bir etkisi olmadığı tespit edilmiştir. Demografik değişkenler açısından yapılan analizlerde; erkek katılımcıların yapay zekâya yönelik tutumlarının kadın katılımcılara göre daha olumlu olduğu, yüksek eğitim düzeyine sahip anne babaların ise hem yapay zekâya yönelik tutumlarının hem de dil becerilerinin gelişimine destek düzeylerinin daha yüksek olduğu ortaya konulmuştur. Ayrıca, yapay zekâ uygulamalarını günlük yaşamlarında sıkça kullanan ebeveynlerin dijital becerilerine dair öz yeterliklerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular, ebeveynlerin dijital yeterliklerinin geliştirilmesinin çocukların dil becerilerinin gelişimine pozitif bir katkı sağladığını, yapay zekâ teknolojisine dair olumlu tutumun ise tek başına yeterli olmadığını tespit edilmiştir. Bu açıdan, ebeveynlerin dijital öz yeterlik becerilerini geliştirecek eğitim programlarının planlanması, yapay zekâ teknolojisinin dil becerileri özelinde kullanılması için teşvik edilmesi ve dijital ebeveynlik etkinliklerinin desteklenmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Dijital Ebeveynlik, dijital yeterlik, yapay zekâ, dil becerileri
Ortaokul sosyal bilgiler dersi öğretiminde aktif öğrenme yaklaşımlarının kullanılması: Bir eylem araştırması
Sosyal bilgiler dersi öğretim programında yer alan doğal ve beşerî çevre ile doğal afetler öğrenme çıktıları ve süreç bileşenlerinin öğrenciler tarafından edinilmesinde zorluklarla karşılaşılabilmektedir. Bu araştırmada, aktif öğrenme yaklaşımları ile hazırlanmış eylem planları ile söz konusu öğrenme çıktıları ve süreç bileşenlerini öğrencilere edindirmek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda çalışmada eylem araştırması metodolojisi kullanılmıştır. Eylem araştırması, pratik, uyarlanabilir ve katılımcı doğası nedeniyle seçilmiş ve araştırmacının eğitim uygulamalarını eşzamanlı olarak uygulamasına ve değerlendirmesine olanak sağlamıştır. Araştırma, Kocaeli, İzmit'te bir devlet okulunda kolay ulaşılabilir örnekleme yoluyla seçilen, 5. sınıfta (5-A) öğrenim gören 32 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Uygulama, dört hafta boyunca her biri yeni 2024-2025 sosyal bilgiler dersi öğretim programı ile uyumlu aktif öğrenme yaklaşımını içeren dört eylem planından oluşmaktadır. Veriler eylem araştırmasının doğası gereği uygulama ile eş zamanlı toplanmış, bu süreçte video kayıtları ile dersler kaydedilmiştir. Verilerin toplanmasında yapılandırılmamış gözlem formu (video kayıtları), öğretmen günlükleri formu, çalışma kağıtları, yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Ayrıca uygulama sürecinde öğrenciler iş birliğine dayalı ve uygulamalı etkinliklere aktif olarak katılarak şiirler, maketler, afişler, kompozisyonlar ve resimler gibi çeşitli çıktılar üretmişlerdir. Toplanan veriler içerik analizi ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucu aktif öğrenme yaklaşımının bir eylem araştırması çerçevesine entegre edilmesi ile öğrencilerin çevresel değişim ve afete hazırlık konusunda daha iyi bir kavramsal anlayışa ulaştıklarını, eğlenerek kalıcı öğrenmeyi gerçekleştirdiklerini, derse katılım konusunda istek ve motivasyonlarının arttığını göstermiştir. Bu sonuçlar eğitimciler için pratik bilgiler sağlamakta ve eğitimde eylem araştırması literatürüne akademik değer katmakta, esnek öğretim planlamasının, öğretmen iş birliğinin ve sürekli düşünmenin önemini vurgulamaktadır. Gelecekteki araştırmalar ve sınıf uygulamaları için öneriler sunulmuştur.
Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenenlerin dil yeterliklerine ilişkin ölçek geliştirme ve uygulama
Gelişmekte olan dünyada insanlar ana dillerinin yanında ikinci bir dili öğrenme ihtiyacı duymaktadır. Son dönemlerde dünya coğrafyasını incelediğimizde Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenenlerin sayısının hızla arttığı görülmektedir. Türk dili ve kültürünün öğrenimine olan bu yoğun ilgi ve talep beraberinde Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi süreçlerinin etkili şekilde yapılandırılması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Türkiye'de yabancılara Türkçe öğretimi alanında yapılan çalışmaların sonuçları dikkate alındığında, alanda program eksikliğine, öğretmen eğitiminin yetersizliğine ve materyal eksikliklerine yönelik birçok çalışma bulunurken Türkçe öğrenen yabancı öğrencilerin dil becerilerinin yeterliklerini belirleyecek ölçek çalışmalarının az olduğu görülmektedir. Yeterliklerin belirlenmesi yabancı dil öğrenen öğrencilerin eğitim ortamına etkin katılımını ve öğrenme kaygılarını en aza indirebilmeyi sağlamaktadır. Bütün bu nedenlerden dolayı, yabancılara Türkçe öğretimi bağlamında Türkçe öğrenen öğrencilerin dil becerileri yeterliklerinin belirlenmesi önem arz etmektedir. Yapılan çalışmada program geliştirmenin dördüncü basamağı olan 'İçeriğin Düzenlenmesi' değişkeninden yola çıkılmıştır. Bu bağlamda, mevcut nicel çalışmada Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenenlerin dil becerilerinin yeterlik düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu nicel çalışmanın örneklemini Türkiye'de bulunan 16 tane Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğünde (TÖMER) B1, B2, C1 ve C2 (Akademik Türkçe) düzeyinde Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen öğrenciler oluşturmaktadır. Çalışmanın veri toplama sürecinde araştırmacı tarafından geliştirilen dil becerileri yeterlik ölçeği B1, B2, C1, C2 düzeyindeki öğrencilere uygulanmıştır. Elde edilen veriler ışığında araştırmaya katılan Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen öğrencilerin dil yeterlikleri belirlenirken anlatma (konuşma-yazma) becerilerinin yeterlikleri, anlama (okuma- dinleme) becerilerinin yeterliklerine oranla daha yüksek çıkmıştır. Diğer bir deyişle Türkçeye maruz kalma anlatma becerilerindeki yeterliklerini artırmıştır. Bulunduğu kur seviyesine göre anlamlı farklılık olup olmadığına bakıldığında dikeydeki kur seviyelerinde (B ve C kurlarında) yeterli düzeyde farklılık bulunurken; yataydaki kur seviyelerinde (B1-B2 ve C1-C2) yeterli düzeyde farklılık bulunamamıştır. Ana dil farklılıklarına göre anlamlı bir ayrım bulunamamıştır. Sebebi olarak araştırmaya katılan grubun %50'sini Türk soylu dil ailelerinin oluşturduğu görülmektedir. Cinsiyet farklılıklarına göre anlamlı bir ayrım görülmemiştir. Ölçeğin geçerlilik ve güvenirliliği için ilk olarak 352 yabancı öğrenciye açımlayıcı faktör analizi yapılmış daha sonrasında da 312 yabancı öğrenciye doğrulayıcı faktör analizi uygulanmıştır. Bu çalışmalarla ölçeğin geçerliliği ve güvenilirliği kanıtlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yabancı Dil Yeterliği, Dil Becerileri, Yeterlik Ölçeği, Ölçek
Yunus Emre Divanı'nda hoşgörü değerini içeren şiirlerin Türkçe ders kitaplarındaki temalarda kullanılabilirliği
Bu araştırmanın amacı Yunus Emre Divanı'ndaki şiirlerde hoşgörü değerini işleyen beyit ve dörtlüklerin Türkçe ders kitaplarındaki temalarda kullanılabilirliğini ortaya koymaktır. Bu amaç çerçevesinde: "Yunus Emre Divanı'nda hoşgörü değerini işleyen beyit ve dörtlükler hangileridir?", "Erdemler temasında kullanılabilecek beyit ve dörtlükler hangileridir?", "Birey ve toplum temasında kullanılabilecek beyit ve dörtlükler hangileridir?", Duygular temasında kullanılabilecek beyit ve dörtlükler hangileridir?" alt problemlerine cevap aranmıştır. Bu araştırma nitel araştırma olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın araştırma desenini Yunus Emre Divanı oluşturmaktadır. Araştırmada öncelikle Yunus Emre Divanı'ndaki şiirlerden hoşgörü değerini işleyenler tespit edilmiştir. Daha sonra bu şiirlerin Türkçe ders kitaplarında kullanılabileceği temalar olan Erdemler, Birey ve Toplum, Duygular temaları seçilmiştir. Verilerin analizinde betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizi sonucunda Divandaki şiirlerde toplam 73 beytin ve 1 dörtlüğün hoşgörü değerini işlediği tespit edilmiştir. Analiz sırasında sadece bir şiirin bütün beyitleri alınmıştır. Seçilen beyit ve dörtlüklerden 31 beyit ve 1 dörtlüğün Erdemler temasında kullanılan 9 konuyla bağlantılı olduğu görülmüştür. Bu konular ve onlara uygun olan beyit-dörtlüklerin sayısı şu şekildedir: "sevgide 8, merhamette 3, saygıda 1, paylaşmada 2, hoşgörüde 7, alçakgönüllülükte 4, sabırda 3, gönül kırmamakta 3, dürüstlükte 1" beyit ve dörtlüğün bu konularda kullanılabileceği tespit edilmiştir. Seçilen beyitlerden 18 beytin Birey ve Toplum temasında kullanılan 3 konuyla bağlantılı olduğu görülmüştür. Bu konular ve onlara uygun olan beyitlerin sayısı şu şekildedir: "eşitlikte 4, kul hakkında 8, farklılıklara saygıda 6" beytin bu konularda kullanılabileceği tespit edilmiştir. Seçilen beyitlerde 21 beytin Duygular temasında kullanılan 1 konuyla bağlantılı olduğu görülmüştür. Bu konu ve ona uygun beyit 21 beyitle bağışlamadır. Sonuç olarak araştırmada Yunus Emre Divanı'ndaki 73 beyit, 1 dörtlük, bir şiirin ise tamamen hoşgörü değerini işleyenler olarak Türkçe ders kitaplarındaki Erdemler, Birey ve Toplum, Duygular temalarında kullanılabileceği tespit edilmiştir.
Türk nutuklarının dil, kültür ve eğitim bağlamında söylem çözümlemesi
Dil bireyin tekâmül ile toplumsallaşması, toplumun da yine tekâmül ile milletleşmesi yolundaki önemli bir kavram alanı oluşturmakla birlikte kolektif belleğin canlı inşa bağlamını karşılar. Belirtilen toplumsal belleğin inşa alanının abideleri ise milletlerin ve devletlerinin öncü ve etkin metinleridir. Bu doğrultuda toplumlar, milletler ve nihayetinde ilgili devletler tarafından sahiplenilen metinler içerisinde nutuk (söylev), oluşturucusunun toplum içerisindeki konumu itibariyle çok daha etkin bir işleve sahiptir. Nutuk, devlet geleneğinin inşası ve muhafazası işlevini üstlenirken oluşum amacı ve içeriği itibariyle kurucu dil öğretim politikası metinleri olarak değerlendirilebilir. Orhon Abideleri, Türk evren tasavvurunu ve devlet sistemini bünyesinde ortaya koyan Türk kültür tarihinin ilk nutku özelliğine sahiptir. Orhon Abideleri, içeriğinin aktarımdan öte topluma eleştiri yöneltip ona nizam vererek, milleti güçlü kılacak özellikleri tatbik ettirerek, devleti de güçlü kılabilmenin Türkçedeki 1200 yılı aşkın yankısıdır ki bu yankının etkisini koruması ve diri kalabilmesi Türkçe açısından, Türk kültürü ve eğitimin tarihî köklerinin sürdürülebilirliği itibariyle önem arz etmektedir. Son dönem emperyalist saldırılar karşısında bağımsızlık mücadelesini başarıyla tamamlamış olan Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu iradesinin felsefesi içerisinde önemli bir yere sahip olan dil politikası ve Türkçe (eğitimi) üzerine de Türk eğitim ve kültür tarihinin son nutku, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 13-15 Ekim 1927 tarihleri arasında Ankara'da, yaklaşık 36,5 saatlik konuşmasına dayanmaktadır. Tezimizde Türk eğitim tarihinin ilk nutukları (Köl Tigin ve Bilge Kağan Abideleri) ile son nutku (Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK) dil, kültür ve eğitim bağlamında art zamanlı olarak söylem çözümlemesine tâbi tutulurken Türk kültür ve eğitim tarihinin Türkçe eğitimi odağındaki temel nitelikleri kurucu metinlere dayalı olarak tespit edilmeye çalışılmıştır. Türkçe eğitimi bünyesinde dilbilimsel niteliğe sahip olan tezde, bir anlamda, tarih yapmış kurucu liderlerin tarihi yazdıran söylev metinleri üzerinden söylem çözümlemesi gerçekleştirilmiştir. Dilbilimin bir alt dalı olan söylem çözümlemesinin doğası gereği tarih, sosyoloji, felsefe ve yönetim bilimlerinin kesişiminde bulunması yönüyle disiplinlerarası bir özelliğe sahip tezin odak noktasını Türkçe eğitimi, dil politikaları ve söylem çözümlemesi oluşturmaktadır. Beş ana bölümden oluşan tezimizin ilk bölümünde problem durumu, amaç ve önem bilgileri yer alırken ikinci bölümde ise dört alt başlık altında kavramsal çerçeve dayanaklarıyla sunulmuştur. Tezde kullanılan araştırma deseni, materyalleri, tezin kapsam ve sınırlılığı ile veri analizi ve yöntem bilgileri üçüncü bölüm içerisinde sunulmuştur. Bulguların tespit edilip yönteme bağlı olarak değerlendirildiği dördüncü bölüm üç alt başlıktan oluşmaktadır. Dördüncü bölüm; Türkçe eğitimi, dil ve kültür bağlamında gerçekleştirilen söylem çözümlemelerinin Köktürk ve Türkiye Cumhuriyeti dönemi metinlerine ayrı ayrı tatbik edilmesi yanında karşılaştırmalı değerlendirmeleri de barındırmaktadır. Tezin beşinci bölümünü sonuç, tartışma ve öneriler oluştururken altıncı bölümde çalışmaya özgü bilimsel kaynaklar sunulmuştur.
Ortaokul 6. sınıf Türkçe ders kitaplarının ilgili temalarında geçen zamirlerin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu çalışma yenilenen Türkçe Dersi Öğretim Programı'ndaki kazanımlar doğrultusunda 2021/2022 öğretim yılında kullanılmaya başlanan Türkçe ders kitapları üzerine inceleme yapıldığı için güncel bir çalışmadır. Ulaşılabilir alan taraması yapıldığında zamirlerin metne kattığı anlam ile ilgili çalışmaların yetersizliği görülmüştür. Bu çalışmanın amacı MEB ve özel yayınlar tarafından hazırlanan 6. sınıf Türkçe ders kitaplarının ilgili temalarında geçen metinlerde bulunan zamirleri tespit ederek, çeşitli değişkenler açısından metne kattığı anlam bağlamında incelemektir. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları, araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Ortaokul altıncı sınıf öğrencilerinin cümle ve metin içerisinde zamir çeşitlerini ve cümleye/metne kattığı anlamı bulma durumlarını belirlemeye yönelik veriler 2021-2022 eğitim öğretim yılında kullanılan Türkçe ders kitaplarından elde edilmiştir. Araştırmada kullanılan doküman analizi yöntemi kullanılmış olup araştırma verilerinin çözümlenmesi sürecinde ise nitel veri analizi tekniklerinden içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Ders kitabındaki ilgili temada yer alan okuma metinlerinin incelenmesiyle toplanan veriler "içerik analizi" tekniği kullanılarak kategoriler veya temalar hâlinde organize edilip gözden geçirilerek anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Bu çalışma 6.sınıf Türkçe ders kitabı yazarlarına ve uygulayıcılarına, kitaplarda yer alan zamirlerin kullanılma durumu, gönderim türü bakımından kullanılma durumu, temsil ettiği isim unsuru bakımından kullanılma durumu, kelime grupları içinde ve cümledeki görevi bakımından kullanılma durumu hakkında metne kattığı anlam bağlamında fikir verecektir. Anahtar Kelimeler: Zamir, zamir çeşitleri, zamir öğretimi, ders kitabı incelemesi.
Artırılmış gerçeklik destekli metinlerin öğrencilerin okuduğunu anlamalarına etkisi ve öğrenci tutumlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı artırılmış gerçeklik destekli metinlerin 6. sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlamalarına etkisinin tespit edilmesi ve öğrencilerin artırılmış gerçeklik destekli metinlere ilişkin tutumlarının incelenmesidir. Nicel ve nitel veri kaynaklarının bir arada kullanıldığı karma yöntemle gerçekleştirilen bu araştırmada açıklayıcı sıralı desen tercih edilmiştir. Çalışma grubu, Antalya'da Millî Eğitim Bakanlığına bağlı bir devlet okulunda 6. sınıf düzeyinde öğrenim gören 11-12 yaş arasındaki 120 öğrenciyle rastgele olarak oluşturulmuştur. Veri toplama aracı olarak okuduğunu anlama başarı testi, tutum ölçeği ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Veri toplama süreci öncesinde, Kotlin programlama dili kullanılarak Android platformlar için "Artırılmış Gerçeklik Kitap Uygulaması" geliştirilmiştir. Ardından hâlihazırda kullanılan 6. sınıf Türkçe ders kitaplarından belirlenen üç metne yönelik dijital içerikler oluşturulmuş ve geliştirilen artırılmış gerçeklik uygulamasına entegre edilmiştir. Ön test aşamasında deney ve kontrol grupları ders kitabındaki metinleri matbu olarak okumuş ve anlama sorularını cevaplamıştır. Son test aşamasında ise deney grubu artırılmış gerçeklik destekli metinleri tabletle okurken kontrol grubu aynı metinleri matbu metinden okumuş ve her iki grup da anlama sorularını cevaplamıştır. Ön test sonuçları, toplam anlama puanlarında ve anlama düzeylerinde iki grup arasında anlamlı bir fark olmadığını ortaya koymuştur. Son test sonuçları ise, artırılmış gerçeklik destekli metin okuyan öğrencilerin toplam anlama puanlarının daha yüksek olduğunu göstermiştir. Anlama düzeyleri incelendiğinde deney ve kontrol grupları arasında basit anlama düzeyinde bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Bunun yanında yeniden organizasyon, çıkarımsal anlama, değerlendirme ve tepki düzeylerinde artırılmış gerçeklik destekli okuma etkinliğine katılan grubun anlamlı bir şekilde daha başarılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Artırılmış gerçeklik destekli okuma etkinliğine katılan öğrencilerle yapılan görüşmeler genel olarak ele alındığında, bu metinlerin öğrencilerin dikkatini çektiği, onlara eğlenceli ve ilgi çekici geldiği ve onların okuma isteklerini artırdığı söylenebilir. Ayrıca görsel işitsel destek sağlayarak, hayal gücünü canlandırarak ve kalıcığa katkı sunarak anlama düzeylerine pozitif anlamda etki ettiği öğrenciler tarafından ifade edilmiştir. Tutum ölçeğinden elde edilen veriler incelendiğinde ise öğrencilerin, okuma sürecinde artırılmış gerçeklik kullanımına yönelik olumlu bir tutum geliştirdiği söylenebilir. Söz konusu sonuçlar nitel bulgularla da desteklenmiş öğrenciler genel olarak artırılmış gerçeklik uygulamasının ve okuma sürecinde tablet kullanımının kendilerini zorlamadığını ve kolay kullanılabilir olduğunu vurgulamıştır. Ayrıca öğrenciler, artırılmış gerçeklik uygulamasının öğrenmelerini desteklediğini ve gelecekte bu tür uygulamaları daha çok görmek istediklerini ifade etmiştir.
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının öğretmenlik uygulaması süreçlerinin mentorluk yoluyla desteklenmesi
Sosyal bilgiler öğretmenliği son sınıf öğrencilerinin Öğretmenlik Uygulaması I ve II dersi kapsamında mesleki yeterliliklerinin geliştirilip sahada deneyim kazanmalarının bir mentorluk desteği ile sağlanması amacıyla yapılan bu çalışmada eylem araştırması modeli kullanılmıştır. Bu araştırma ile öğretmen adaylarının öğretmenlik uygulaması dersini verimli bir şekilde geçirmeleri için mentorluk desteği süreci çeşitli etkinlikler, dış mekân gezileri, seminerler ve çeşitli mentorluk destekleri ile sağlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim öğretim yılında Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği bölümü son sınıfında öğrenim gören ve öğretmenlik uygulaması dersi alan 9'u kız 6'sı erkek olmak üzere toplamda 15 menti oluşturmuştur. Araştırmada mentorluk desteği almayan sosyal bilgiler son sınıf öğretmen adaylarından nicel boyutunda 32 kız 21 erkek olmak üzere toplam 53 öğretmen adayına uygulanan ve ölçek izinleri alınan Öğretmen Öz Yeterlik Ölçeği ile Öğretme Motivasyonu Ölçeği uygulanmıştır. Çalışmada nitel verilerin toplanabilmesi için araştırmacı tarafından geliştirilen Mentorluk Uygulama Öncesi Görüşme Formu, Mentorluk Uygulama Sonrası Görüşme Formu, Mentor Oturum Sonu Değerlendirme Formu, Mentor Değerlendirme Formu ve Mentorluk Ara Değerlendirme Formu kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde içerik analizinden, nicel verilerin analizinde ise SPSS 22 programından yararlanılmıştır. Araştırmanın sonuçları genel olarak değerlendirildiğinde mentorluk uygulamasının mentilere deneyim kazandırdığı, mesleki ve kişisel yetkinliklerini geliştirdiği belirlenmiştir. Mentilerin ayrılma aşamalarında mentorluk desteği almadıkları sürede çeşitli sorunlarla karşılaştıkları görülürken, mentorluğun mentilerin karşılaştıkları çeşitli problemlerinin çözümünde etkili olduğu görülmektedir. Bu nedenle mentorluğun mentilerin farkındalık kazanmasını sağladığı, sınıf hakimiyeti, etkili öğretmen olma, çeşitli öğretim yöntemlerini deneyimleme gibi kazanımlar sağladığı da belirlenmiştir. Mentorluk eğitimi sürecinde mentorundan memnun oldukları ifade eden mentilerin, mentorluk uygulamasının beklentilerini karşıladığı söylenebilmektedir. Öte yandan mentilerin öz yeterliklerinin mentorluk desteği almayan öğretmen adaylarından yüksek olduğu belirlenirken, mentilerin ve öğretmen adaylarının öğretme motivasyonlarının benzer şekilde gelişim gösterdiği görülmektedir. Çalışmanın sonuçları ışığında mentorluk uygulamalarına öğretmenlik uygulaması dersi kapsamında yer verilmesi, özellikle öğretmenlik uygulaması dersinin teorik kısmında mentorluk uygulamalarından yararlanılması, mentorluğun başarıya ulaşabilmesi için de üniversite ve Milli Eğitim Bakanlığının iş birliği içinde hareket etmesi önerilmektedir.
Yurt dışında yaşayan iki dilli Türk çocuklarının Türkçeyi öğrenme ve kullanma süreçlerinde aileler için dijital öğrenme içeriğinin geliştirilmesi
İki dilli eğitim, akademik içeriğin ana dil ve ikinci dil olmak üzere iki dilde öğretimini ifade eden bir kavramdır. İki dilli eğitim, öğrencilerin ikinci bir dilde dinleme, konuşma, okuma ve yazma becerilerini geliştirmesinin yanı sıra birinci dillerinde de akıcılık kazanıp etkili bir şekilde iletişimde kullanmasını sağlar. Almanya'da yaşayan Türkler evde ana dilleri olan Türkçeyi kullanırken günlük yaşantılarında Almancayı da etkili bir şekilde kullanabilmektedir. İki dil arasında geçiş sağlayarak etkili iletişim kurabilmektedirler. Ana dili Türkçe öğretimi büyük ölçüde evde aileler tarafından verilmektedir. Bu çalışma, yurt dışında yaşayan iki dilli Türk çocuklarının Türkçeyi öğrenme ve kullanma süreçlerinde aileler için dijital öğrenme içeriği geliştirmeyi amaçlamaktadır. Katılımcılar belirlenirken Almanya'da yaşayan iki dilli Türk çocukları sınırlılık dahilinde ele alınmıştır. Araştırmanın sınırlılığı çerçevesinde 30 çocuk ve aileleriyle çalışılmıştır. Almanya'da yaşayan Türk çocuklarının ailelerinin çocuklarına Türkçe öğretme ve çocukların Türkçe öğrenme süreçlerini derinlemesine anlamak amacıyla durum çalışması yöntemi seçilmiştir. Veri toplama tekniği olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Bu çalışmanın verileri içerik analizi tekniğinden yararlanılarak çözümlenmiştir . Katılımcılar ve ailelerin Türkçe öğrenmeye karşı tutumları tek tek incelenmiş, elde edilen verilere göre öğrenci ve aile rolleri belirlenmiştir. Bu rollere göre dijital öğrenme içeriği geliştirilip ailelere Türkçe öğretmede rehberlik yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ana dili, Ana dili eğitimi, İki dillilik, İki dilli eğitim, Öğrenme rolleri, Öğretme rolleri.
Türkçe öğretmenlerinin fiil öğretimine ilişkin görüşleri
Araştırma, 2019 MEB Türkçe Dersi Öğretim Programındaki fiil kazanımları doğrultusunda Türkçe öğretmenlerinin fiil öğretimine yönelik görüşlerini almayı ve deneyimlerini açığa çıkarmayı amaçlamaktadır. Nitel bir araştırma olan çalışmada fenomenolojik yaklaşım esas alınmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 Eğitim- Öğretim döneminde Antalya ili Elmalı ve Korkuteli ilçelerindeki MEB ortaokullarında görev yapan 22 Türkçe öğretmeni ve Elmalı'da MEB ortaokullarında eğitim gören 15 öğrenci oluşturmaktadır. Dil bilgisi öğretimine yönelik çalışmalar alanda önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışmalar genellikle dil bilgisi öğretimine ilişkin uygulamaları, sorunları, tecrübeleri ortaya koymayı amaçlamaktadır. Ancak dil bilgisi konularından olan fiil öğretimi ile ilgili sahada hususi fenomenolojik bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Bu çalışma ile fiil öğretimine dair öğretmen görüşlerinin alınmasıyla okullarda Türkçe dersinde gerçekleştirilen fiil öğretimine dair deneyimleri ve uygulamaları ortaya çıkarmak hedeflenmiştir. Bu yönüyle çalışmanın alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu ve odak grup görüşme formu kullanılmıştır. Öğretim programındaki fiil kazanımları incelenerek ve 3 öğretmenin fiil öğretimine yönelik genel görüşleri alınarak hazırlanan formlar, uzman görüşleri alınarak geliştirilmiştir. Aynı zamanda formların pilot uygulaması yapılarak kontrol edilmiştir. Türkçe öğretmenleri için hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla 22 öğretmenle görüşme sağlanmıştır. Görüşme öncesi öğretmenlerden randevu alınarak görüşme zamanı belirlenmiştir. Öğretmen görüşmeleri öncesinde Bireysel İzin Formu ile öğretmenlerin çalışmaya katılım onayları alınmıştır. Öğrenciler için hazırlanan odak grup görüşme formu aracılığıyla 3 grupta toplam 15 öğrenciyle görüşme sağlanmıştır. Görüşme öncesi araştırmaya katılım için her öğrenci adına Veli Onam Formu veli onayı alınmıştır. Verilerin toplanma sürecinin sonunda görüşmelerden elde edilen bulgular tümdengelimci analiz yoluyla kodlanarak tablolarda sunulmuştur. Veri tablolarının altında ilgili yerlerde görüşmelerde geçen bazı öğretmen ve öğrenci ifadelerinin yazılı hâline doğrudan yer verilmiştir. Araştırma neticesinde öğrencilerin fiili diğer sözcük türlerinden rahatlıkla ayırt edebildiği; çatı ve anlam kayması konusunun 7. ve 8. sınıf düzeyinde soyut bir konu olarak kalıp tam olarak anlaşılamadığı, fiil yapısı konusunda en çok türemiş fiillerin öğretiminde güçlük yaşandığı sonuçlarına varılmıştır. Fiilde yapı konusunun, konunun detaylı olması ve öğrencilerin yeterli ön bilgilere sahip olmamaları sebeplerinden dolayı öğrencilerin öğrenmekte güçlük çektiği sonucu ortaya koyulmuştur. Araştırmada fiillerin anlam özelliklerinde öğretmenlerin durum fiillerinin öğretiminde güçlük yaşamadığı ancak durum fiillerinin ayırt edilmesinde öğretmenlerin ve öğrencilerin en çok kullandığı yöntemin fiilin önüne getirilen "onu" kelimesinin getirilerek uyum sağlayıp sağlamaması olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırmada öğretmenlerin, 8. sınıf cümle ögeleri konusu içerisinde verilmesi gerekmesine rağmen "yüklem"i, 7. sınıfta ek fiilin öğretiminde öğrencilere mecburen verdikleri sonucu ortaya çıkmıştır. Öğretmenler fiil öğretiminde dört temel dil becerisine ilişkin uygulamalarının yetersiz kaldığı yönünde görüş belirterek bunun sebebini genellikle sınava yönelik bir işleyişin olmasına bağlamışlardır. Ayrıca öğretmenler materyal olarak en çok ders kitaplarını kullanırken fiil öğretimi açısından ders kitaplarını yeterli bulmamaktadırlar. Ders kitaplarının yanı sıra çalışma kâğıtlarını, oyunları, yardımcı kaynak kitapları ve MEB yardımcı kaynaklarını kullanmaktadırlar.
Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde karşılaşılan sorunların öğretici görüşleri doğrultusunda incelenmesi
Türkçenin çok sayıda konuşuru olan bir dil olması, Türkiye'nin farklı ülkeler ile kurduğu siyasi ve ekonomik ilişkiler ülkemize yapılan göçleri veya ziyaretleri artırmaktadır. Ülkemize çeşitli nedenler ile yapılan göçler ve ziyaretler yabancıların Türkçe öğrenme ihtiyacını da ortaya çıkarmaktadır. Özellikle son yıllarda yabancı dil olarak Türkçe öğretimine verilen önem artmış ve bu alanda hizmet veren kurumlar yaygınlaşmıştır. Bu kurumların başında Yunus Emre Enstitüsü, TÖMER'ler, Maarif Vakfı, dil kursları, Halk Eğitim Merkezi gelmektedir. Bununla birlikte yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde pek çok sorun yaşanmaktadır. Söz konusu sorunların belirlenmesinde Türkçeyi yabancı dil olarak öğreten öğreticilerin görüşlerinin alınmasının önemli olduğu düşünülmektedir. Bu kapsamda çalışmanın amacı yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde karşılaşılan sorunları öğretici görüşleri doğrultusunda incelemek ve sorunlara yönelik çözüm önerilerine ulaşmaktır. İlgili amaç doğrultusunda yapılan çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışması modeli ile yürütülmüştür. Görüşmeler TÖMER'de, dil kurslarında ve bireysel olarak yabancılara Türkçe öğretimi alanında çalışan toplam kırk üç öğreticiyle gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin incelenmesinde içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda yabancılara Türkçe öğretim sürecinde materyal, dil becerileri ve dil bilgisi ile ilgili sorunlar, yabancı öğrencilerin uyum sorunu, kullanılan kaynaklar, ölçme değerlendirme araçları, öğretici, teknoloji kullanımı, sınıf ortamı, öğrenci özellikleri en belirgin sorunlardır. Bu sonuçlar doğrultusunda araştırmacı tarafından çeşitli öneriler sunulmuştur.
Ortaokul öğrencilerinin harita okuryazarlığı ve görsel okuryazarlık becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı ortaokul 5., 6. ve 7. sınıf öğrencilerinin harita okuryazarlığı ve görsel okuryazarlık becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeline göre yürütülen bu araştırmanın örneklem grubunu, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Adıyaman ili merkez ilçede bulunan 4 ortaokulda öğrenim gören 225 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, araştırma kapsamında geliştirilen "Harita Okuryazarlığı Ölçeği" ve Karaçam (2020) tarafından geliştirilen "Görsel Okuryazarlık Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın problem durumu ve alt problemleri doğrultusunda elde edilen veriler sonucunda, ortaokul öğrencilerinin harita okuryazarlık düzeylerinin yüksek olduğu; bu düzeyin cinsiyete ve sınıf düzeyine göre anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Ortaokul öğrencilerinin harita okuryazarlık düzeyleri, günlük yaşamda yön, adres veya konum ararken teknolojik araç kullanma durumlarına göre incelendiğinde, teknolojik araç kullanan öğrenciler lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Ortaokul öğrencilerinin görsel okuryazarlık düzeylerinin yüksek düzeyde olduğu; bu düzeyin cinsiyete, sınıf düzeyine ve günlük yaşamda yön, adres veya konum ararken teknolojik araç kullanma durumlarına göre anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir. Son olarak, ortaokul öğrencilerinin harita okuryazarlığı ve görsel okuryazarlık becerileri arasındaki ilişkisinin pozitif ve yüksek düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır. Çalışma sonuçları doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur.
Ortaokul öğrencilerinin sosyal bilgiler dersine yönelik harita okuryazarlık becerisinin belirlenmesi
Sosyal bilgiler hayatın hemen her alanında bireyin ihtiyaç duyduğu bilgi, değer ve becerileri kazandırmayı amaçlayan bir disiplin alanıdır. Birçok disiplinin bir araya gelmesiyle oluşmuş homojen bir yapıya sahiptir. Özellikle coğrafya biliminin verileri sosyal bilgiler için önem arz etmektedir. Haritalar coğrafyanın ayrılmaz parçalarıdır. Dolayısıyla sosyal bilgiler öğretiminde harita kullanımının önemi büyüktür. Haritalardan doğru şekilde yararlanabilmek için harita okuma becerisinin edinilmesi gerekmektedir. Bu beceriler yön bulma becerisi, sembol okuma ve yorumlama becerisi, ölçek kullanma becerisi, uzaklık ölçme becerisi, harita okuma ve yorumlama becerisi, konum ve koordinat belirleme becerisi harita okuma becerileri olarak ele alınmıştır. Bu araştırmanın amacı, sosyal bilgiler dersi kapsamında coğrafya kazanımlarından olan harita okuryazarlığı becerilerini açıklamak ve ortaokul öğrencilerinin harita okuma beceri düzeylerini belirlemektir. Harita becerileri ile sınıf, cinsiyet, okul türü değişkenlerinin arasındaki ilişki belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın evrenini Antalya ili Alanya ilçesindeki ortaokullar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklem grubunu random olarak seçilen Özel Yedibilim Ortaokulu, Özel Bahçeşehir Ortaokulu, Özel Hamdullah Emin Paşa Ortaokulu, Kestel Yaylalı Ortaokulu, Kestel Akdeniz Ortaokulu, Değirmendere Ortaokulu, Demirtaş Nihal Demirel Ortaokulunda öğrenim gören 6. 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin yer aldığı 375 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak harita becerilerini ölçmeye yönelik hazırlanan 25 sorudan oluşan başarı testi uygulanmıştır. Araştırma 2020-2021 eğitim öğretim dönemi içinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma tarama modelinde olup nicel araştırma yöntemleri doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aşamasında Sönmez (2010) tarafından hazırlanan 25 soruluk başarı testi uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 21 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmada alt problemlerin analizinde bağımsız t- Testi ve One Way Anova (tek yönlü varyans analizi) yapılmıştır. Aritmetik ortalama, yüzdelik hesaplamalar ve frekans değerleri kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; özel okullarda öğrenim gören ortaokul öğrencilerinin harita okuma beceri düzeyleri, devlet okullarında öğrenim gören ortaokul öğrencilerinin harita okuma beceri düzeylerinden daha yüksek çıkmıştır. Aynı zamanda sınıf seviyelerinin harita okuma beceri düzeylerinin detaylı analizleri sonucunda 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin harita okuma beceri düzeylerinin 6. sınıf öğrencilerinin harita okuma beceri düzeylerinden yüksek çıktığı sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda harita okuma becerileri ile cinsiyet değişkeni arasında da kız öğrencilerin erkek öğrencilere oranla daha iyi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Türkiye'de yaşayan yabancıların Türkçe öğrenme/kullanma durumları üzerine bir inceleme
Türkiye son yıllarda Avrupa, Amerika, Rusya, Ortadoğu, Türk Cumhuriyetlerinden yoğun göç alan ülke konumuna gelmiştir. Antalya Türkiye'ye göç eden yabancıların en çok tercih ettiğin illerden biridir. İnsanoğlu yaşadığı çevreye uyum sağlamak ve ihtiyaçlarını karşılamak için yeni bir dil öğrenme durumunda kalabilir. Türkiye'deki yabancıların topluma uyum sağlayabilmesi, toplumla bütünleşmesi, toplumdaki insanlarla iletişim kurabilmesi, sosyal, kültürel hayata katılabilmesi için Türkçe konuşmaları büyük bir önem taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de yaşayan yabancıların Türkçe öğrenme/kullanma durumlarını ortaya çıkarmaktır. Araştırmada Antalya'nın Gazipaşa, Alanya, Konyaaltı, Kemer ve Kaş ilçelerinde yaşayan yabancılar örneklem olarak seçilmiştir. Katılımcıların Türkçe öğrenme amaçları, günlük hayatta Türkçeyi kullanma durumları ve Türkçe öğrenirken karşılaştıkları güçlükleri tespit etmek için nicel veri toplama yöntemlerinden biri olan anket uygulaması yapılmış ve katılımcıların görüşleri alınmıştır. Araştırma kapsamında toplanan veriler SPSS 25.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucu, Türkiye'ye yerleşen ve hayatını burada devam ettirmek isteyen yabancıların toplumla bütünleşmek, kendilerini topluma ait hissetmek ve günlük hayattaki ihtiyaçlarını karşılamak için Türkçe öğrenmeleri gerektiğini düşündükleri saptanmıştır. Bu da Türkiye'de yaşayan yabancıların bütünleştirici motivasyonlarının yüksek olduğunu ortaya çıkarmaktadır. Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen yabancıların Türkçeyi kullanma durumlarına bakıldığında, Türkiye'de yaşayan yabancıların günlük hayatta özellikle çarşıda, pazarda, sokakta, günlük hayatın içinde Türkçeyi kullanmaya çalıştıkları saptanmıştır. Ancak bununla birlikte Türkçe öğrenirken/kullanırken çeşitli güçlüklerle karşılaşmaktadırlar. Bu güçlükler Türkçenin morfolojik, söz dizimsel özellikleri, alfabe farklılıkları, standart ile günlük konuşma dili arasındaki farklardır. Bunların yanı sıra Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen kişilerin "Türkçenin zor bir dil" olduğu algısı da yabancıların Türkçeyi öğrenme süreci üzerinde olumsuz bir unsur olarak tespit edilmiştir.
Alanya'da turizmin kentsel kültürel doku üzerindeki etkileri
Turizm sektörü ortaya çıktığı ilk günden itibaren kapsadığı bölgeler üzerinde farklı etkiler yaratmıştır. Bu çalışmanın amacı Alanya'da yaşayan insanların, turizm faaliyetlerinin kentsel ve kültürel doku üzerindeki etkilerine ilişkin görüşlerini ortaya çıkarmaktır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi olarak durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yoluyla belirlenen 15 kişi oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama formu olarak araştırmacı tarafından geliştirilen ve uzman görüşleri doğrultusunda son şekli verilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Katılımcılardan elde edilen verilerin değerlendirilmesinde betimsel analize başvurulmuştur. Yapılan betimsel analiz sonucunda yarı yapılandırılmış görüşme formunda yer alan 17 sorunun her birine ilişkin çeşitli kategoriler elde edilmiştir. Katılımcıların Alanya'da yaşama tercihlerine ilişkin, Alanya'yı çok sevme, yaşadığı şehre hizmet etme arzusu, doğal ve kültürel zenginliklere sahip olması, Alanya'da turizm sektöründe çalışma, yerleşim alanlarının denize yakın olması ve Alanya'da doğma ve ailenin Alanya'da ikamet etmesi olmak üzere 6 kategori ortaya çıkmıştır. Katılımcıların turizm sektörü öncesi ve sonrasında kültürel yapıdaki değişime ilişkin; turizm öncesi dönemdeki kültürel yapı, turizm sonrası dönemdeki kültürel yapı, turizmin kültürel etkileri ve kültür turizminin gelişimi olmak üzere 4 kategori belirlenmiştir. Katılımcıların turizm sektörünün kentsel ve mimari etkilerine ilişkin, turizme bağlı kentsel ve mimari etkiler, turizme bağlı yapısal çeşitlilik, turizm öncesi dönemdeki kentsel yapı ve rekabet ortamı ve kentsel kimlik olmak üzere 4 kategori tespit edilmiştir. Genel olarak görüşme yapılan kişilerden elde edilen verilere göre turizmin Alanya'nın son yarım yüzyıldaki gelişmesinde en önemli paya sahip sektör olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca turizmin Alanya üzerinde kültürel, ekonomik, mimari ve çevresel boyutlarda çeşitli etkilerinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara dayalı olarak ortaya çıkan sonuçlar temelinde araştırmacılara, sektör işverenlerine, yerel ve merkezi yönetim erklerine yönelik bazı öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Turizm, Kentsel ve Mimarî Doku, Kültür, Alanya.
Almanya'daki göçmenlere ana dili öğretimi: İtalyan, Yunan ve Türk örneği
Çalışmanın amacı Almanya´da yaşamını sürdüren göçmenlerin ana dili öğretimine dair izledikleri dil öğretimi yaklaşımları ve bu alana yönelik gerçekleştirilen çalışmaları ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda, Türklerin, Yunanların ve İtalyanların öğretmen atamaları, öğrencilerin ana dili dersine katılım sayısı, öğretim materyalleri, öğretim programları ve bu alana dair oluşturulan e-platformları incelenmiştir. Bu doğrultuda araştırmadaki veriler nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi yoluyla elde edilmiştir. Araştırmanın sonucunda göçmenlerin ana dili dersi öğretimine katılım sayısının gittikçe azaldığı ve yurt dışında bu dersi okutmak için atanan öğretmenlerden alanda uzmanlık aranmadığı saptanmıştır. Yine elde edilen bulgulara göre Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan yurt dışındaki ana dili öğretimine yönelik öğretim programlarının ve ders kitaplarının geliştirildiği tespit edilmiştir. Ancak "Türkçe ve Türk Kültürü" dersi için kullanılan kitapların yurt dışında ikamet eden çocukların dil düzeyine uygun olmadığı ve İtalyanca öğretiminde bazı kitapların hem ana dili öğretiminde hem de yabancı dil öğretiminde kullanıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca yurt dışında yaşayan Yunan, İtalyan ve Türk göçmen çocukların kendi öz benliklerini unutmamaları, ana dilleri ve kültürleriyle olan bağlarının kopmaması ve aynı zamanda bulundukları ülkeye uyum sağlamalarına yönelik "E.DIA.M.ME", "Vivi Italiano" ve "Uzaktaki Yakınlarımız Projesi" kapsamında internet sitelerinin kurulduğu fakat yurt dışındaki Türk çocukları için hayata geçirilen "Uzaktaki Yakınlarımız Projesinin" günümüzde işlevsellikten uzak olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Ana dili öğretimi, iki dillilik, dil öğretim programları.
Türkçenin yabancı bir dil olarak öğretiminde reklam filmlerinin kullanımı
Çalışmada Türkçenin yabancı bir dil olarak öğretiminde kalıp ifadelerin öğretimi konusu için reklam filmlerinin bir araç olarak kullanılıp kullanılamayacağının tespiti amaçlanmıştır. Çalışmanın amacına uygun olarak karma yöntem desenlerinden keşfedici sıralı karma desen kullanılmıştır. Çalışmanın nitel araştırma kısmında doküman analizi, nicel kısmında ise ön-test son-test gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini 10 reklam filmi oluşturmaktadır. Bu reklam filmleri Avrupa Ortak Başvuru Metninde yer alan kazanımlara göre belirlenmiştir. Reklam filmlerinde tespit edilen kalıp sözlerden hareketle Türkçenin yabancı bir dil olarak öğretiminde kullanılmak üzere özgün etkinlik önerisi tasarlanmış ve etkileri ölçülmek üzere B1 seviyesine Türkçe öğrenen öğrencilere uygulanmıştır. Uygulamaya 2022-2023 eğitim öğretim yılının güz döneminde bir devlet üniversitesinin Türkçe Öğretim Merkezinde (TÖMER), öğretim gören B1 düzeyi 42 öğrenci katılmıştır. Elde edilen veriler, SPSS21 programından yararlanılarak analiz edilmiştir. Deney ve kontrol gruplarının akademik başarıları ön test ve son test düzeyleri deney ve kontrol gruplarına göre farklılaşmasının belirlenmesine ait Mann Whitney-U testi kullanılmıştır. Deney grubu öğrencileri akademik başarılarının ön test ve son test düzeyleri arasındaki farklılığın belirlenmesine ve kontrol grubu öğrencileri akademik başarılarının ön test ve son test düzeyleri arasındaki farklılığın belirlenmesine ait verilere Wilcoxon testi kullanılarak ulaşılmıştır. Bu testlerin sonucunda Türkçenin yabancı bir dil olarak öğretiminde reklam filmi etkinlileriyle öğrenim gören öğrencilerin daha başarılı olduğu ve etkinliklerin akademik başarıyı artırdığı ortaya çıkmıştır. Bu yüzden dilsel birimlerin öğretimi için bağlamı sınıfa taşıyan, kısa zamanda izlenebilen, kurgusu ve görselleri bakımından dikkat çekici olan bu reklam filmlerinin Türkçenin yabancı bir dil olarak öğretiminde daha çok kullanılabilmesi için ders kitaplarına eklenmesi, uygun etkinlikler tasarlanarak öğrenme ortamına dâhil edilmesi gerekmektedir.
Ortaokul öğrencilerin sosyal bilgiler dersi kapsamında uzaktan eğitim sürecinde yaşadıkları deneyimlerinin metaforlar yoluyla incelenmesi/tokat ili örneği
Araştırmanın amacı, öğrencilerin uzaktan eğitim sürecinde sosyal bilgiler dersi ve uzaktan eğitime yönelik görüşlerini belirlemektir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden olgu bilimi (fenomenoloji) yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2020-2021 eğitim öğretim yılında Tokat ili merkezinde bir ortaokulda öğrenim gören 6. Sınıftan 62 öğrenci, 7. Sınıftan 31 öğrenci ve 8. Sınıftan 35 öğrenci olmak üzere toplam 128 öğrenci (71 kız, 57 erkek) oluşturmaktadır. Çalışma grubunun seçiminde, amaçlı (ölçüt) örnekleme yöntemlerinden kolay ulaşılabilir (convinient) durum örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. İki bölümden oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formunun ilk bölümünde demografik, internet ve teknolojik alt yapıya ilişkin bilgiler istenmiştir. Veri toplama aracının ikinci bölümünde ise araştırma problemine yönelik 10 adet açık uçlu soru ile veriler toplanmıştır. Toplanan veriler, içerik analizi yöntemine tabi tutulmuştur. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; katılımcıların uzaktan eğitim sürecinde özellikle derse odaklanma konusunda sıkıntı yaşadıkları görülmüştür. Oluşturdukları metaforlarla bu süreci "yalnızlık", "anlamamak" ve "sıkıcı" gibi kavramlarla ilişkilendirmişlerdir. Sosyal bilgiler dersi özelinde ise öğrenciler bu dersi uzaktan eğitim yoluyla değil yüz yüze işlemenin daha verimli olacağını; bu süreçte, dersle alakalı olan bazı öğrenme alanlarını anlamada sorun yaşadıklarını belirtmişlerdir. Katılımcıların çoğunluğu yüz yüze eğitimle işlenen derslerin uzaktan eğitim yoluyla işlenen derslere göre daha olumlu ve avantajlı olduğunu düşünmektedir. Genel olarak baktığımızda öğrencilerin çoğunluğunun sosyalleşme açısından okul ortamında ders işlemek istediği sonucuna ulaşılmıştır.
Geleceğin sınıfı laboratuvarında (FCL) işlenen Türkçe derslerinin ortaokul altıncı sınıf öğrencilerinin Türkçe dersi başarılarına ve tutumlarına etkisinin incelenmesi
Future Classroom Lab, farklı öğrenme ortamlarıyla teknolojik yeniliği birleştirerek öğrencileri yeni bakış açıları kazanmaya teşvik eden bir yaklaşımdır. Buna bağlı olarak bu çalışmada Geleceğin Sınıfı Laboratuvarı (FCL) ortamında yürütülen Türkçe dersi uygulamalarının ortaokul altıncı sınıf öğrencilerinin Türkçe dersine yönelik akademik başarılarına ve tutumlarına etkisi incelenmiştir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerine dayalı olarak tasarlanmış ve veri toplama aracı olarak başarı testi ile Acat (2000) tarafından geliştirilen Türkçe Dersine Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, FCL modelinin öğrencilerin akademik başarı düzeylerini olumlu yönde etkilediğini göstermiştir. Sayısal veriler ışığında yapılan analizlerde, deney grubundaki öğrencilerin başarı düzeylerinin hem daha yüksek hem de daha homojen bir dağılım sergilediği belirlenmiştir. Bu durum, FCL ortamının öğrenci başarısını artırmakla kalmayıp aynı zamanda öğrenciler arasındaki başarı farklarını da azalttığını ortaya koymaktadır. Buna göre FCL lehine anlamlı fark bulunmuştur (t(23,105) = 6,206, p < ,001). FCL modeli hem başarıyı yükseltmiş hem de öğrenciler arasındaki başarı dağılımını daha homojen hâle getirmiştir. Araştırmanın genel bulguları teknoloji destekli, esnek ve öğrenci merkezli öğrenme ortamlarının öğrencilerin hem akademik hem de tutumsal gelişimlerinde etkili olduğunu ve geleneksel sınıf modellerine kıyasla daha bütüncül bir öğrenme deneyimi sunduğunu ortaya koymuştur.
Anlamlandırma becerilerini geliştirmeye dayalı etkinliklerin okuma anlama becerisine, okuma tutumuna ve okuma stratejilerini kullanmaya etkisi
Bu tez araştırmasında öğrencilerin okuduğunu anlama problemleri çıkış noktası olarak belirlenmiştir. Okuduğunu anlama becerisi tüm öğrenme sürecinin temeli olarak görüldüğünden bu problemin Türkçe derslerinde yapılacak anlamlandırma becerisine dayalı etkinliklerle çözülebileceği varsayımından hareketle bu etkinliklerin okuma anlama becerisine, okuma tutumuna ve okuma stratejisi kullanımına etkisi araştırılmıştır. Araştırma Tokat il merkezinde bulunan bir ortaokulda, 2024-2025 eğitim öğretim yılında, 73 yedinci sınıf öğrencisi ile yapılmıştır. Akademik başarıları birbirine yakın iki sınıftan biri kontrol (38 kişi), diğeri deney grubu (35 kişi) olarak belirlenmiştir. Çalışmada deneysel bir model olan ön test –son test deney ve kontrol gruplu model kullanılmıştır. Araştırmada "Okuduğunu Anlama Stratejileri Ölçeği", "Okumaya Yönelik Tutum Ölçeği" ve "Okuduğunu Anlama Başarı Testi" uygulanmıştır. 7. sınıf öğrencilerine yönelik anlamlandırma becerilerini geliştirici etkinlikleri içeren 6 haftalık Türkçe ders planı hazırlanmıştır. Ön test ve son test uygulamalarına ait veriler nicel veri analiz yöntemleri ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen veriler anlamlandırma becerilerine dayalı etkinliklerin öğrencilerin okuduğunu anlama başarısını, okuma stratejisi kullanımını ve okuma tutumunu geliştirdiğini ortaya koymaktadır.