Anadolu University
Discipline

Performing Arts

Anadolu University

20

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

20 Theses
Master'sOpen AccessTR

Sanatta romantizm akımı ve Richard Wagner'in Uçan Hollandalı adlı opera eserinin incelenmesi

Bu çalışma sanat eserlerinde klasik formun, kalıplaşmış katı kuralların aşılarak, sanatçıların daha özgür hale geldikleri Romantik Dönem'e geçiş sürecini ve dönemin özelliklerini detaylıca analiz eder. Klasik form kurallarına uygun eserler yapmaktansa, doğadan ve insan doğasından, duygu ve düşüncelerden gelen ilhamın daha kıymetli olduğunu ve bu duyguların hiçbir kural çerçevesiyle sınırlandırılamayacağını savunmaya başlayan çeşitli dallardaki sanatçıların, bu dönemde ortaya çıkardığı eserlere de değinerek; bu sanatçılar arasında sahne sanatları alanında en yenilikçi olan Richard Wagner'in hayatı, ''Gesamtkunstwerk'' ve ''Leitmotive'' kavramları gibi operaya getirdiği yenilikler, Uçan Hollandalı adlı opera eseri bağlamında incelenmiştir. Kendi yaşam deneyimleri üzerine ek olarak 1800'lü yıllardaki bir denizci hikayesinden de esinlenerek librettosunu yazıp bestelediği Uçan Hollandalı operasında aynı zamanda Wagner, kadın-erkek ilişkilerinde karşı cinslerin birbirlerini nasıl gördüklerini, aşkın ve sevginin insan hayatındaki kurtarıcılığını işlemiştir. Romantik Dönem'e geçiş süreci ve 19. yüzyıl sanat anlayışına dair detaylı bilgiler, Richard Wagner'in yaşamı ve bahsi geçen opera eserine dair incelemelerle bu çalışmanın sanat öğrencilerine veya bilgi sahibi olmak isteyen ilgili bireylere anlaşılır, faydalı bir kılavuz olması amaçlanmıştır.

Yasin Yıldıran
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Gioachino Rossini'nin "İtalya'da Bir Türk" operasındaki Fiorilla karakterinin ses ve rol bakımıdan incelenmesi

Rossini'nin ustalık dönemi eserlerinden olan opera, 1814 yılında ilk kez sahnelenmiş ve opera buffa (komik opera) türünde bestelenmiştir. Eser dramatik ve komik unsurları ustalıkla bir araya getirmiş, karakterleri de bu öğeleri aynı zenginlikle yansıtmıştır. Fiorilla karakteri ses bakımından incelendiğinde Rossini'nin role yüklediği melodik yapı, geniş vokal aralığı ve virtüözite gerektiren partilerden oluşmaktadır. Fiorilla'nın aryaları ve ansambllardaki partileri, agiliteli pasajları, süslemeleri ve uzun legato cümleleriyle Rossini'nin diğer operalarında da göze çarpan stiline özgü özellikler taşımaktadır. Fiorilla, aşk ve entrikalarla dolu bir hikâyenin merkezinde, bağımsız ve özgüvenli bir kadın olarak tasvir edilmiştir. Operanın ilk perdesinde canlı, flörtöz, özgürlüğüne düşkün ve etrafındaki erkekleri manipüle edebilen yapıya sahip bir karakterken, devamında olgun ve sorumluluk sahibi bir kadına dönüşmesi, onun operadaki karakter değişimini göstermektedir. Bu yönüyle, eserin mizahi ve ironik tonunu belirleyen kilit bir roldür. Rossini'nin müziği, Fiorilla'nın duygusal ve dramatik iniş çıkışlarını yansıtarak karakterin çok boyutlu yapısını ön plana çıkarmaktadır. Fiorilla'nın vokal partisi, dönemin "bel canto" stilinin inceliklerini sergilerken, karakterin dramatik yapısı da "opera buffa" türünün komedi anlayışını ve toplumsal eleştirisini yansıtmaktadır. Bu çalışma, Gioachino Rossini'nin "İtalya'da Bir Türk" operasındaki Fiorilla karakterinin hem dramatik hem de vokal açıdan zengin bir çerçevede inceleyerek, bu karakterin operadaki başrolünü ve Rossini'nin müzikal dehasını daha iyi anlamak için kapsamlı bir kaynak sunmayı amaçlamaktadır

Gözde Öksüz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye üniversitelerinde oyunculuk eğitiminin haritalandırılması ve bir model önerisi

Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de lisans düzeyindeki oyunculuk eğitim programındaki sorun ve aksaklıkları eğitim paydaşlarının görüşleri doğrultusunda tespit etmek, bu sorunlara çözüm olabilecek öneriler geliştirmektir. Karma araştırma yöntemi esas alan çalışmada, nitel ve nicel araştırma yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Araştırmanın ilk aşamasında Türkiye'de akademik anlamda oyunculuk eğitiminin tarihsel gelişiminin yanı sıra 10 senedir faaliyet gösteren lisans düzeyindeki oyunculuk eğitim programları karşılaştırılarak programların mevcut durumu belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında ise geliştirilen veri toplama araçlarının belirlenen çalışma gruplarına sunulması aracılığıyla oyunculuk eğitim programlarındaki sorun ve aksaklıklar tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, yurt içinde en az on senedir faaliyet gösteren lisans düzeyindeki oyunculuk eğitim programlarının üçüncü ve dördüncü sınıfında okuyan 108 öğrenciden, bu programlarda görev yapan 22 öğretim elemanından, bu programlarda öğrenim görmüş 88 mezundan ve 34 sektörel paydaştan oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak anket ve görüşme tekniğinin kullanıldığı bu araştırmada verilerin çözümlenmesinde içerik analizi ve betimsel analiz teknikleri kullanılmıştır. Bulguların değerlendirilmesi sonucunda ulaşılan sonuçları özetlemek gerekirse, çalışmanın ilk aşamasında programlar arası bir standardın belirlenemediği ve üniversitelerin bilgi sistemlerinde çeşitli sorunlar olduğu tespit edilmiştir. Bunların yanı sıra, bu aşamada destek bölümlerin programa olumlu katkılarının olduğu görülmüştür. İkinci aşamada ise, üniversitelerin oyunculuk lisans programlarının fiziki olanaklarının ve öğretim elemanı sayılarının yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Bu yetersizliğin yanı sıra programdaki derslerle ilgili öncelik/sonralık ilişkisi açısından problemler görülmüştür. Ayrıca öğrenciler açısından en fazla ve en az katkı sunan dersler belirlenmiş ve eğitim paydaşlarından programa hangi derslerin eklenmesi gerektiği üzerine görüşler alınmıştır. Bu aşamada programın sektörel ihtiyaçları içinde barındırmadığı tespit edilmiştir. Çalışmanın son aşamasında sorun ve aksaklıkların çözümü için öneriler sunulmuştur.

Eğitim modelleriEğitim programlarıHaritalama+6
Osman Yiğit Can Kocabıyık
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kafka eserlerinin metinlerarasılık bağlamında tiyatroda kullanımı

Metinlerarasılık post-modern dünyanın alımlama ve yazım estetiğini ifade eder. Metinlerin ve metin dışı üretimlerin, önceki yapıtlara ait parçalardan oluştuğunu ileri sürerek özgünlük fikrini yadsımış, geliştirdiği yöntemlerle yeni yazım biçimlerinin mimarı olmuştur. Metinlerarası bakışa göre her yapıt alıntılar mozaiğidir. Farklı metinlere ait ayrışık unsurları bir araya getiren bu yeni yazım estetiği, çok sesli ve çoğul anlamlar üreten metin anlayışını doğurmuştur. Bütünlüklü anlatılar yerini yazarı dışarıda bırakan süreksiz ve kopuk yapıtlara bırakmış, alımlayıcı anlamın üretilmesine ortak edilmiştir. Metinlerarası dünyada, edebi eserlerin, tiyatro, sinema, resim gibi çeşitli alanlarda yeniden yorumlanması, yapıtların başka disiplinlere kaynaklık edebildiğini, farklı anlatım araçlarıyla yeniden yazılabildiğini göstermektedir. Özellikle edebi alan ile teatral alan arasında kurulan metinlerarası ilişkiler, dramatik olanı yeni anlatım olanaklarıyla tanıştırmıştır. İncelenen oyun metinlerinin Kafka eserleriyle kurduğu metinlerararsı bağ, tiyatro estetiğini zenginleştiren olumlu katkılar sağlamıştır. Metinlerarası bakış aracılığıyla eserlerin biçim ve söylem düzeyindeki dönüşümlerini keşfetmek; yeniden yazmanın ürettiği anlam çeşitliliğini açığa çıkarmak amaçlanmıştır. Bu bağlamda tez çalışması iki bölüme ayrılmış; ilk bölümde metinlerarasılığın kuramsal çerçevesi çizilmiştir. Bu kısımda kavramın işlevselliğini ortaya koymak adına kuramcıların metinlerarasılığa dair ortaya attıkları düşüncelerine ve incelemelerine yer verilmiştir. Yapıtları birbiriyle ilişkilendiren metinlerarası yöntemlerden palempsest, parodi, kolaj-brikolaj ve yenidenyazma yöntemleri ele alınmıştır. Sadece bu yöntemlerin seçilme nedeni oyun metinleri ile edebi metinler arasındaki ilişkinin boyutunu ve niteliğini net olarak ortaya koymalarıyla ilgilidir. Tezin ikinci bölümünde yapıtlar arasındaki metinlerarası bağı netleştirmek adına önce Kafka eserlerindeki metinlerarası olgular saptanmıştır. Sonrasında oyun metinleri, Kafka eserlerini eşmetinsel olarak ve metaforik olarak kullanan yapıtlar olmak üzere iki farklı başlık altında incelenmiştir. Metinlerin kazanımlarını saptamak amacıyla, anlamsal ve eylemsel dönüşümler, imgesel dönüşümler ve göstergelerin okunması ile Kafkakesk atmosferin dönüşümü metinlerarası yöntemler ışığında yorumlanmıştır. Bu çalışmada metinlerarasılığın yaratım potansiyelini ortaya koymak amaçlanmış, eserler bu doğrultuda değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Metinlerarasılık, Eşmetinsellik, Kafka, Tiyatro, Yenidenyazım.

Kafka, FranzMetinlerarasılıkTiyatro+2
Özlem Erben
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2022
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

1951-2020 yılları arasında Türkiye Tiyatrosundaki kimlik arayışının tiyatro mekanları üzerinden incelenmesi

Bu tez çalışmasında, Küçük Sahne'nin 1951 yılında kurulmasıyla birlikte yüzünü̈ Batıya çeviren Türkiye tiyatrosunun kimlik arayışı, birbiriyle ilintili olan beş̧ farklı mekân üzerinden incelenmektedir. Araştırma kapsamında, Küçük Sahne, Ses Tiyatrosu, Karaca Tiyatro, Kenter Tiyatrosu ve Çevre Tiyatrosu'nda 1950 ile 2020 yılları arasındaki özel tiyatro hareketi mercek altına alınmıştır. Bu beş̧ mekânın tarihi İstanbul tiyatro tarihinin çok önemli bir bölümüne ayna tutmaktadır. Tarihsel olarak çoğu özel tiyatronun döngüsünde özel yeri bir olan bu mekânlar, yakın tiyatro tarihimizi ve kent belleğini etkilemiştir. Ancak söz konusu mekânlarda oynanan oyunların yarattığı değişim yeterince önemsenmeyerek, oyunların başarıları tekil örneklemelerle sınırlı kalmıştır. Bu tez çalışması, özel tiyatroların, içinde bulundukları zor koşullar ve aidiyet eksikliği nedeniyle tamamlayamadıkları yeniliklerin öncü adımlarını ve kapsamı içindeki tiyatro oyunlarının Türkiye Tiyatrosu'nda değişimi nasıl tetiklediğini ortaya koymayı hedeflemektedir.

Kimlik arayışıMekanMekan kullanımı+4
Nedim Saban
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Soykırım psikolojisinin Terezin oyunlarında zaman mekan kurgusuna etkisi

Soykırım Psikolojisine Göre Terezin Oyunlarında Zaman Mekân Kurgusunun incelenmesi konulu bu doktora tezi, İkinci Dünya Savaşı sırasında o günkü adıyla Çekoslovakya'da bulunan Terezin-Theresienstadt toplama kampında Yahudi tutuklular tarafından yazılıp oynanan tiyatro oyunlarındaki zaman-mekân kurgularına soykırım psikolojisinin ne gibi etkileri olduğunun, soykırım psikolojisi ile hafıza ve hafıza ile zaman-mekân kurguları arasında ne gibi bir ilişki olduğunu ortaya koymayı amaçlamaktadır. Tiyatro, Aristoteles'in katharsis kavramından itibaren sosyal ilişkilerin, etik sorumluluk ile dengelendiği dramatik formüllerin ortaya konulması bakımından bir laboratuvar görevini görmüştür. Bu çalışmada, Terezin Oyunları dramaturjik analizler yoluyla ele alınmıştır. Yöntem, metin analizi ile sınırlı kalmamış, Terezin dünyasına olası her şekilde girmeyi hedefleyerek söz konusu oyunları o atmosfer içinden değerlendirme çabasını da taşımaktadır. Bu yolla da dramatik yapı çözümleme sınırlarında kalmayıp, sahneleme ile üretilen anlamlara da odaklanarak bu oyunlara dramaturgik bir analiz uygulanmıştır. Holokost kurtulanları ile yapılan sözlü tarih çalışmaları, U.S. Holocaust Museum, Yad Vashem World Holocaust Remembrance Center, Terezin Memorial arşivleri bu atmosferin anlaşılması ve oluşturulmasında önemli araştırma kaynakları olarak kullanılmıştır. Bu çalışmanın önemi Terezin'deki tiyatro üretiminin sanatsal bir olay olmasından çok bir yaşam mücadelesi, ayakta kalma savaşı olmasından gelmektedir. Terezin gerçekliğinde tiyatro, böyle bir mücadelenin aracı olmuş, gettodaki koşulların zorluğundan insanların zihinsel güçlerini arttıran oyun metinleri çıkmıştır. Soykırım psikolojinin yazarları ittiği zaman ve mekân tasarımı tercihi üzerinden metinler değerlendirilmiş, bu tasarım neticesinde bireylerde elde edilen direnç artışının sanatsal dinamiklerinin ortaya konması çalışmanın hedeflerini oluşturmuştur.

GettoMekanSoykırım+5
Bahar Akpınar
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Müzikal tiyatro repertuvarının farklı türlerinde vokal performansa yönelik ses tekniklerinin incelenmesi: Belting ve Bel Canto

Vokal performansa yönelik ses teknikleri, müzik türlerine göre farklılık göstermektedir. Her müzik türü kendi içinde bir vokal tınıya ve dolayısıyla seste bir formant ayarına sahiptir. Kullanılacak olan ses kalitesi; gerek müziğin orkestrasyon, düzenleniş ve armonisel anlamda bütünlüğü, gerekse geçmişten günümüze taşıdığı bazı geleneksel özellikler doğrultusunda istenilen formant ayarına uygun bir biçimde oluşturulur. Müzikal tiyatro, tarihsel gelişimi içinde etkileşimde bulunduğu çeşitli sanat dalları ve müzik türlerinin bir getirisi olarak da, içinde farklı vokal tekniklerin kullanılmasına olanak sağlamıştır. Araştırmanın birinci bölümünde; farklı vokal tekniklerin ortak ana noktası olarak sesin, fizyoanatomisi alt başlıklar halinde detaylandırılmış ve fonasyonun akustik yansımaları ele alınmıştır. İkinci bölümde; müzikal tiyatronun doğuşuna zemin hazırlayan singspiel, opera ve operet geleneği ve sonrasında; minstrel şov, revü, vodvil ve burlesk gibi müzikli sahne gösterileri, kronolojik bir çerçeve içinde incelenmiş, sonrasında ise Amerika ve İngiltere'de müzikalin doğuşuyla birlikte ortaya çıkan farklı konseptlerdeki müzikal türleri ele alınmıştır. Üçüncü ve son bölümde; Jo Estill'in ses modellemesi ve yaklaşımı üzerinden Bel Canto ve Belting teknikleri müzikal tiyatro repertuvarında kullanılan ses kaliteleri adı altında ayrıntılı olarak incelenerek, her iki teknik arasındaki benzerlik ve farklılıklar analiz edilmiş ve karşılaştırılmıştır.

Bel CantoBeltingMüzikal+3
Eren Ekici
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Güzel sanatlar liseleri müzik bölümlerinde bireysel ses eğitimi dersinin doğru güzel ve etkili konuşma becerisine etkisi

Bu çalışma, toplumun en önemli kültür varlığı olan dili, doğru güzel ve etkili biçimiyle kullanmaya yönelik, müzik eğitimi veren güzel sanatlar liseleri bireysel ses eğitimi dersi ile kavratılma derecesini ve gerekliliğini incelemek, araştırmak için yapılmıştır. Bireysel Ses Eğitimi dersinde doğru etkili ve güzel konuşma becerisinin, öğrenciye ne derecede ve hangi yöntemlerle kavratıldığı, karşılaşılan sorunları araştırmak ve çözüm önerileri sunmak için durum tespiti yapılmış her bölgeden seçilen güzel sanatlar liseleri bireysel ses eğitimi dersine giren öğretmenlere anket uygulanmıştır. Yapılan araştırmada; bireysel ses eğitimi dersi ile öğrenciye doğru güzel ve etkili konuşma becerisinin kavratılabileceği, fakat ders saatinin yetersizliğinden dolayı çalışmaların tam anlamı ile gerçekleşemediği, doğru güzel ve etkili beceriyi kavratmada öğretmenin iyi rol-model olması gerekliliği sonucu ortaya çıkmıştır. Anahtar Sözcükler: Ses Eğitimi, Nefes, Fonetik, Doğru güzel ve etkili konuşma.

Güzel sanatlar liseleriKonuşmaKonuşma becerisi+3
Ayfer Sönmez
Adıyaman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş Türk müziği liedlerinin incelenmesi

Bu araştırmada, çağdaş Türk müziği bestecilerinin Cumhuriyet öncesinde ve sonrasında, yazmış oldukları liedlerin (ses – piyano için) ele alınarak incelenmesine çalışılmıştır. Ayrıca, çağdaş Türk müziği bestecilerinin, batı müziğinden sonra Türk müziğinin gelişimine ve yaygınlaşmasına katkılarının neler olduğu ele alınmıştır. Rönesans ruhu ile ortaya çıkmış olan lied, şiir dizelerinin piyano eşliğinde şarkıya dönüşmesidir. Diğer bir tanıma göre liedler, kısa şiirler üzerine yazılmış ve genellikle piyano eşliği ile söylenen şarkılardır. Cumhuriyet öncesinden günümüze, çağdaş Türk müziği ile uğraşan bestecilerin lied formunda yapmış oldukları çalışmaları ele alındığı bu araştırmada, batı müziğinden yola çıkılarak geliştirilen Türk müziğine nasıl bir yön verildiği ve karşılaşılan sorunlara değinilmektedir. Türklerin tarihinde 20. Yüzyıl yeni bir dönemin başlangıcı olmuş ve halk müziği ile ilgili çalışmalar önemsenerek bu çalışmalara hız verilmiştir. Araştırmada, "Türk Beşleri" ve ikinci kuşak bestecilerin yazmış olduğu liedlere yer verilmiş, araştırma yöntemi olarak, tarihsel ve kavramsal yaklaşımlar çerçevesinde, betimsel araştırma yöntemlerinden 'Tarama (Survey) modeli kullanılmıştır. Veriler, kütüphane ve internet ortamından toplanarak elde edilmiş, araştırma bulguları olarak, bestecilerin liedlerine ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular ışığında yorum ve değerlendirme ile birlikte sonuç- öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Türk Müziği, Lied, Piyano Eşlik, Besteci

BestekarlarLiedModern müzik+3
Hülya Temel
Adıyaman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Johannes Brahms'ın, Lied'leri ve sanatsal özellikleri

Johannes Brahms'ın, Lied'leri ve Sanatsal Özellikleri çalışmasında, sanatçının eserlerinin armonik, melodik ve şiirsel yapısı analiz edilerek sonuçlar çıkarılmaya çalışılmıştır. Kaynak ve belge tarama yöntemleri kullanılarak elde edilen veriler üzerinden Brahms'ın kendine has sanatsal özellikleri, Liedleri ele alış neden ve şekli açıklanmıştır. Bütün araştırma süresince J. Brahms'ı anlamak ve anlamlandırmak için yaşadığı çağın kendi müziğine etkisini de dikkate alan okumalar yapılmıştır. Kaynaklardan yararlanırken, yerli literatür ile yabancı literatürler karşılaştırıldı. Sanatçının şah eseri olarak nitelenen Reiqueim, Feldeinsmkeit, Sappische Ode ve Liedlerinin bazı kısımları armonik, biçim ve söz açılarından incelendi. Çalışma sonucunda, Brahms'ın hümanist, coşkulu ve üretken sanatçı olduğu varsayımımız görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Johannes Brahms, Romantik Dönem, Lied, Armoni

ArmoniBrahms, JohannesLied+1
Evrim Güzel
Adıyaman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Franz Schubert Liedleri ve sanatsal özellikleri

Bu araştırmada, Klasik dönemin bittiği, Romantik bir akımın başladığı dönemde yaşamış fakat müziği Romantik dönemden daha çok etkilenmiş olan Franz Schubert'in lied formuna katkıları, liedlerinde piyano eşliğini hangi derecede betimleyici ve destekleyici unsur haline getirdiği ve diğer eserlerinde döneminin sanatsal özelliklerine nasıl katkılar sunduğu incelenmiştir. Schubert'in Romantik dönem içindeki yeri, dönemin sanatsal özelliklerine katkılarının neler olduğu, eserlerinin yaşadığı dönemden ve kendi hayat hikayesinden nasıl etkilendiği, ve kendinden sonra gelen lied bestecilerine neden öncü olduğu araştırılmıştır. Bu araştırmada ayrıca, bestecinin özgeçmişine, Romantik Dönemin toplumsal ve siyasi tarihine, liedlerine konu olan şiirlerin yazarlarına, diğer eserlerinin sanatsal özelliklerine ve liedlerinin biçimsel incelenmesine yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Franz Schubert, Romantik Dönem, Lied, Piyano

LiedPiyanoRomantik Dönem+1
İclal Başak Ağdaş
Adıyaman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Güzel sanatlar liseleri müzik bölümlerinde bireysel ses eğitimi derslerinde öğretilen eserlerin antolojisi

ÖZET GÜZEL SANATLAR LİSELERİ MÜZİK BÖLÜMLERİNDE BİREYSEL SES EĞİTİMİ DERSLERİNDE ÖĞRETİLEN ESERLERİN ANTOLOJİSİ Seçkin SARDAŞ ÇELİK Adıyaman Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sahne Sanatları Anabilim Dalı Kasım 2014 Danışman: Yrd. Doç. Dr. Barış TOPTAŞ Bu araştırmanın amacı, ses değişimi ve gelişimi (mutasyon) döneminde olan güzel sanatlar liseleri öğrencilerine uygun, bireysel ses eğitimi dersinde kullanılabilecek bir eser antoloji önerisi oluşturmaktır. Bu araştırma ile Türkiye'de güzel sanatlar liseleri müzik bölümlerindeki bireysel ses eğitimi derslerinde, ses değişimi ve gelişimi döneminde olan öğrencilere hangi eserlerin öğretildiğini, öğretilirken karşılaşılan sorunların ve çözüm önerilerinin neler olduğunu saptamak üzere eser antolojisi oluşturulmaya çalışılmıştır. Her bölgeden seçilen güzel sanatlar liseleri bireysel ses eğitimi dersine giren öğretmenlere, veri toplama aracı olarak anket uygulanmıştır. Araştırma bireysel ses eğitimi dersinin, mutasyon dönemi öğrencilerinin seslerini aktif olarak kullandıkları derslerle birlikte başlatılması, seçilen repertuvarın öğrencinin yaşına ve seviyesine uygun olması, ses eğitimi ilkelerinin uygulanmasının önemi ve ders saatinin arttırılması şeklinde sonuçlanmıştır.

AntolojiGüzel sanatlar liseleriMüzik dersi+3
Seçkin Sardaş Çelik
Adıyaman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki konservatuvarlarda lisans eğitimi gören şan bölümü öğrencilerinin karşılaştıkları sorunların şan eğitimi odaklı incelenmesi ve değerlendirilmesi

Bu araştırma, Türkiye'deki konservatuvarlarda lisans eğitimi gören öğrencilerin, özellikle de çalışma alanı ile ilgili olarak şan bölümü öğrencilerinin şan eğitimlerinde karşılaştıkları sorunlara değinebilmek ve bu sorunların ne düzeyde olduğunu saptayabilmek amacıyla yapılmıştır. Konservatuvarlardaki şan bölümlerinde eğitim gören lisans düzeyindeki şan öğrencilerinin yaşadıkları sorunlar, araştırmanın sorunsalını oluşturmaktadır. Diğer bir deyişle, bu araştırma Türkiye'deki konservatuvarlarda lisans eğitimi gören şan bölümü öğrencilerinin şan eğitimlerinde karşılaştıkları sorunları problem edinmiştir. Onların karşılaştıkları sorunlara göre müzik eğitimi-şan eğitimi yolu ile çeşitli alanlarda değişik beceriler kazandırılması, bu sorunların saptanması, incelenmesi ve sonrasında değerlendirilmesi konservatuvarlardaki şan bölümlerinin eğitim durumlarını gündeme getirebilmek açısından önem taşımaktadır. Dolayısı ile bu araştırma; nitelikli, multi disipliner çalışma planı ve programlar hazırlanarak, bu plan ve programlara yönelik çalışmalar Türkiye'deki konservatuvarların lisans bölümlerinde eğitim gören şan öğrencilerinin eğitimleri için önemli bir kaynak niteliği taşımaktadır. Araştırmanın evrenini Türkiye'de bulunan devlet konservatuvarları ve bu okullarda lisans eğitimi alan şan öğrencileri, araştırmanın örneklemini ise Marmara Bölgesi'nden iki (2), Ege Bölgesi'nden iki (2), Akdeniz Bölgesi'nden dört (4), Karadeniz Bölgesi'nden bir (1), İç Anadolu Bölgesi'nden üç (3), Doğu Anadolu Bölgesi'nden sıfır (0) ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nden bir (1) konservatuvar olmak üzere 20 yaş ve altı - 35 yaş arası şan bölümünde lisans eğitimi gören altmış üç (63) öğrenci oluşturmaktadır. Örneklem grubuna, araştırmada kullanılmak üzere, eğitim aldıkları konservatuvarlarda okullarında araştırmacı tarafından karşılaştıkları sorunlara yönelik elektronik ortamda bir anket uygulaması yapılmıştır. Uygulama sonucunda elde edilen veriler Google veri analiz programında analiz edilmiş ve elde edilen bulgular tablolar, grafikler yardımı ile yorumlanmıştır. Araştırma sonunda elde edilen verilere göre araştırmaya katılan örneklem gruplarının demografik özellikleri de göz önünde bulundurularak, yapılan ankette, şan derslerinde nefes ve ses ısıtma egzersizlerinin yapılması, repertuvar çeşitliliği, eşlik çeşitliliği, teorik bilgi ve ders için ayrılan süre arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki görülmüş, bu sonuçlar doğrultusunda çalışma ile ilgili olarak çeşitli öneriler sunulmuştur.

EğitimEğitim sorunlarıKonservatuvar+5
Alper Şakalar
Adıyaman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Giuseppe Verdi'nin Rigoletto Operası'nın incelenmesi

Bu araştırma yapılırken, Romantik Dönem İtalyan Bestecilerinin en önemlilerinden olan Giuseppe Verdi'nin Rigoletto Operası, ağırlıklı olarak başroldeki rol olan bariton ses rengine yazılmış Rigoletto rolü olmak üzere diğer solo rolleri, korosu, konusu ve yorumlama problemleri açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada, özellikle operanın başrolü olan Rigoletto ve diğer solo partileri, düetleri, terzet, kuartet ve koro partisi, şan tekniği, karakteri yorumlama problemleri, başrolü Rigoletto'yu hazırlama çalışmalarım zamanındaki tecrübelerime dayanarak ve ayrıca teknik olarak araştırılmıştır. Bu araştırmalar yapılırken hem rol arkadaşlarımdan, hem orkestra şeflerimizden, hem de eserin başka yorumculardan görsel ve işitsel kayıtlarından faydalanılmıştır. Ayrıca bu araştırmada besteci Giuseppe VERDI'nin hayatı ve diğer eserleri de incelenmiştir. Bu incelemelerin yanında Victor HUGO'nun hayatı ve "Le roi s'amuse" adlı romanının konusu da, Rigoletto eserinin librettosu bu romandan uyarlandığı için bu esere de değinilmiştir. Rigoletto eserinin üç perdelik konusuna, librettosuna, Ankara Devlet Opera ve Balesinde kullanılan üst yazısına da yer verilecektir. Buradaki amaç, genel konunun librettoya nasıl yansıdığı ve konunun seyirciye üst yazı ile aktarım zorluklarının biraz olsun araştırmacılara anlatımıdır.

BestekarlarBestelerMüzik+5
Mahmut Çetin Kıranbay
Adıyaman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Tiyatroda transeksüel oyuncunun yeri

Yaşamın ve dolayısıyla sanatın her alanı kadın erkek ikiliği ile bezenmiştir. Bu ikilik cinsiyetler arasındaki eşitsizliğin gölgesinde ilerlerken tiyatro tarihinde de aynı biçimde temsil edilmiştir. Erkeğin egemen olduğu ataerkil sistemin bir motifi olan kadının, tiyatro sahnesinde toplumsal cinsiyet eşitliğinden uzak, toplumsal kalıp yargılarla temsil edildiği görülmektedir. Transeksüel kimlikler tiyatroda yer bulmaya çok yakın tarihte başlamıştır. Çoğunlukla 2013 yılından sonra yazılan oyunlarda trans karakterler görülmektedir. Trans oyuncuların kendi hikayelerini aktarma, tiyatro dünyasına "ben de varım" deme isteği ile de trans oyuncular sahnede varlık göstermektedir. Metinlerin sahnelenmelerinde trans karakterleri biyolojik kadın ve erkek oyuncuların oynadığını görmekteyiz. Seyircinin gerçeklik algısını tamamlamak açısından transeksüel karakteri transeksüel oyuncunun oynaması fikri, üzerine düşünülmesi, tartışılması gereken bir başlıktır. Bu çalışma sonucunda trans karakter barındıran 22 metnin varlığı tespit edilmiş ve incelenmiş, aktif olarak oyunculuk hayatlarına devam eden 5 trans oyuncuyla; Denise TÜRKKAN, Esmeray, Seyhan ARMAN, Berk İNAN, Mert KÜÇÜLMEZ ile görüşmeler yapılmıştır. Trans oyuncuların hangi cinsiyet kimliğindeki rolleri oynamaları doğru olacaktır sorusu ile harmanlanan çalışmada farklı açılardan bakış geliştirmeye çalışılmıştır.

Cinsel kimlikOyuncuOyunculuk+3
Melisa İclal Yamanarda
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş tiyatroda teknoloji kullanımı ve oyuncunun etkileşimi

Çağdaş tiyatroda varlığını giderek artıran teknoloji kullanımı her geçen gün tiyatronun anlatım olanaklarına yenilerini katmaktadır. Oyuncunun çalışması için ortaya çıkan yeni anlatım öğelerinin sahne diline neler kattığı, ne gibi yenilikler getirdiğini bilmek sahnedeki etmenlerin birbiriyle etkileşiminin bütünlüğü ve seyirciye aktarılmak istenenin doğru aktarılabilmesi açısından önem arz etmektedir. Teknoloji çağının sunduğu devrim niteliğindeki yenilikler tiyatro alanında henüz yeterince aktif kullanılmamaktadır. Tasarımsal ve anlatım bakımından tiyatronun çağdaş çizgiyi yakalamasında anahtar rol oynayabilecek teknoloji kullanımının sunduğu potansiyelin farkına varmak, bu alanda yapılmış çalışmaları inceleyerek çıkan sonuçları değerlendirmek, tiyatroda teknoloji kullanımının getirdiği yenilikleri mercek altına alarak oyuncunun teknoloji ile olan ve olabilecek etkileşim olanaklarına değinmek bu tezin ana eksenini oluşturmaktadır. Bu çalışmada çağdaş tiyatroda kullanılan teknolojilerden sadece görsel (projeksiyon, video, mapping, hologram, artırılmış gerçeklik, sanal gerçeklik, motion capture) olanlarına odaklanılmıştır. Ses, aydınlatma ve sahne dekoru gibi diğer teknolojiler araştırmanın dışında bırakılmıştır. 19.yüzyılda görsel teknolojilerin tiyatroda yer etmeye başlamış olması gerçeğiyle kısa bir tarihsel süreçten bahsedilen tezde seçilen örnekler günümüz yenilikçi teknolojilerin sahne anlatımına ne kattığı ve katabileceğini göstermek için incelenmiştir. Son yirmi yıl içindeki çağdaş tiyatro uygulamalarından örnekler ele alınarak kullanılan teknolojilerin ne şekilde kullanıldığı, anlatımda nasıl bir rol oynadığı ve oyuncu ile nasıl etkileşime geçtiği gösterilmeye çalışılmıştır. Daha önce alanda yapılmış uygulamalarda yer almış kişilerle yapılan röportaj ve deneylerden edinilmiş somut veriler ışığında yapılan değerlendirmenin ardından oyuncu ve teknoloji arasındaki etkileşimi artırabilmek için yapılması gerekenler ortaya konmuştur. Teknolojinin sunduğu olanakların ne düzeyde olduğunu göstererek bu teknolojilerle yapılmış uygulama ve deneysel örnekler üzerinden tiyatroda yeni bir dil yaratmak için teknolojinin sunduğu avantajlar tespit edilmeye çalışılmış oyuncunun çağdaş tiyatronun geleceğinde kullanılabilecek son teknolojilerle ne şekilde etkileşime geçebileceğine dair olasılıklara değinilmiştir.

EtkileşimModern tiyatroModern tiyatro+5
Hasan Gökhan Olcay
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Oyuncunun dramaturjisi

Konstantin Stanislavski'nin oyunculuk ve fiziksel eylemler ilişkisi üzerine çalışmaları, onu yaşamının son yıllarında derinlikli fiziksel devinim sorgulamasına ulaştırmıştır. Bu mirasın Vsevolod Meyerhold ve Jerzy Grotowski gibi takipçileri hem çalışma düzeninin hem de gösterimin merkezine; oyuncunun bedeni ve eylemsel varlığını konumlandırmışlardır. Bu duruma paralel olarak, Stanislavski'nin araştırma yöntemi de tiyatro laboratuvarı modeline dönüşüp gelişim göstermiştir. İlerleyen süreçte problemi ve araştırma yaklaşımını devralan Eugenio Barba, öncelikle Odin Tiyatrosu'nda ardından da Uluslararası Tiyatro Antropolojisi Okulu'nda kültürlerarası bir çalışma yürüterek gösterimcinin ortak ilkelerini araştırmıştır. Barba, diğer bir taraftan gösterimin ilkeleri üzerine yürüttüğü çalışmalarındaysa dramaturji kavramını klasik bağlamından ayırarak kullanmıştır. Bu çalışmada; Stanislavski ve sonrası dönemin oyunculuk-beden araştırmaları, tiyatro antropolojisinin gösterim ve gösterimciye dair bulguları, dramaturji kavramının yeni açılımları ve Eugenio Barba'nın çalışmaları ışığında, oyuncunun dramaturjisi kavramı analiz edilmekte ve yapılandırılmaktadır.

Barba, EugenioDramaturjiOyunculuk+4
Umut Barış Taşdemir
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yeton Neziray'ın "Liza Uyuyor" oyunun incelenmesi

Balkanlarda yüz yıldır var olma mücadelesi veren Kosova, bu uğurda ağır bedeller ödemiş ve sonunda bağımsızlığını kazanmıştır. Bu süreçte, Kosova Tiyatrosu'nun gelişimi ise son yıllarda tartışılan önemli bir konu olarak görülmektedir. Uzun yıllar başta milli duyguları olmak üzere, baskılanan Kosovalıların, birlik ve beraberliğini sağlayan en önemli unsurlardan biri de kültür sanat alanı ve özellikle de tiyatro olmuştur. Ġlk dönemlerinde milli hikayeler ve kahramanlara yer verilen Kosova Tiyatrosu, Tito dönemi Yugoslavyası'nda kendilerinin de bir parçası olduğu Alman istilacılığına karşı mücadele içinde biçimlenmiş, sonraki yıllarda ise tekrar Kosovalı Arnavutların özlemlerine dönülmüştür. Anılan dönemden itibaren evrensel konular ve eserlere de yer veren Kosova Tiyatrosu, Tito'nun ölümü sonrasında yaşanan zor günlerde halka birlik ve moral veren bir yapıya kavuşmuştur. Bu çalışmada Kosova Tiyatrosu'nun çalışmaları tarihsel süreç içinde ele alınacak ve Yeton Neziray'ın bu süreçteki rolü incelenecektir.

KosovaKosova tiyatrosuNeziray, Yeton+1
Lındar Kaja
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Nietzsche'ci paradigmada tragedyanın yeri ve tragedya kuramının alternatif tiyatroda yansımaları

Nietzsche'nin tragedya kuramı, kolektif, katılımcı ve dönüştürücü bir tiyatronun nasıl olması gerektiğini, böyle bir tiyatro ruhu içinde varolan insanın yaşamın içinde nasıl etkin bir rol oynadığını göstermesi açısından önemlidir. Nietzsche'ye göre bugünkü tiyatro anlayışının, tiyatronun kolektif, katılımcı, bütünleştirici ve bu özelliğinden dolayı dönüştürücü varoluşundan uzaklaşıp sistemin içinde işlevsiz bir araç haline gelmesinin temel nedeni Dionisyak özün yerini Sokratik/Apollonik aklın almış olmasıdır. Bu nedenle onun tiyatro/tragedya anlayışı, Sokrates'le başlayan ve Aristoteles'le ivmelenen rasyonel akla karşı verdiği tartışma ve mücadele içinde ortaya çıkmıştır ve ona göre ilkin bu hakim düşünce ile hesaplaşılmalıdır. Tiyatro ancak bu koşulda tekrar eski Dionysosçu ruhuna kavuşabilecek ve yeni insan yaratılabilecektir. Bu görüşleri nedeniyle Nietzsche, hem felsefe tarihinde hem de tiyatro anlayışında büyük değişiklikler gerçekleştiren bir filozoftur.Nietzscheci bu düşünsel çizgi, 20. yüzyıl tiyatro düşünür ve uygulayıcılarının üzerinde anlaştıkları bir noktadır. Bu nedenle tiyatro içindeki yeni arayışlar, tiyatronun mevcut problemini çözmek, tiyatroya tekrar ilk zamanlardaki o kolektif ruhunu kazandırmak için uğraşmışlardır. Onların gördüğü bu ruh, tragedyanın ilk zamanlarındaki; ritüelistik bir etkinlik düzleminde varolduğu zamanlardır ve bu nedenle 20. yüzyıl tiyatro hareketleri yüzlerini ileriye değil, geriye; ritüelistik tiyatro zamanlarına çevirmişlerdir. 20. yüzyıl tiyatro hareketlerinin geldiği düşünsel izlek, Nietzscheci bir izlektir.Bu tez kapsamında, tragedya ve tiyatro anlayışının bu tartışmalar ekseninde nasıl başkalaşım geçirdiği ve nihayetinde bu başkalaşımın farkına varılmasıyla, alternatif tiyatro hareketlerinin Nietzsche ile bu izlekte nasıl buluştuğu gösterilmeye çalışılmıştır.

Nietzsche, Friedrich WilhemRasyonellikSokrates+2
Bülent Yıldız
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Geçmişten günümüze seyirci sahne ilişkisinin mekansal değişime etkileri

İlkel insanın sosyal bir topluluğun parçası olmasıyla başlayan ve temelde kendi yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamaya dönük kolektif bir ortaklığın ürünü olarak doğan, inanç temelli törenler kuşkusuz bir takım özelliğe sahip olmalıydı. Bu özellik ilk başlarda kutsal becerileri olduğuna inanılan kişinin yere çizdiği basit bir yuvarlaktı ve zamanla ihtiyaçlar doğrultusunda bu kutsal yuvarlak alan üç boyutlu devamlı gelişen bir mekâna dönüştü. Hâlihazırda bir sahne mimarisine bakıp toplumdaki hangi ihtiyacı karşıladığını salt mimari formlardan belirlemek olası değil, o halde değişimi tetikleyen dinamikleri tespit edebilmek için o toplumu meydana getiren pek çok özelliği incelemek gerekmektedir. Sahne ve seyir yeri dönüşümünün toplumsal hareketlilikle bağlantısının araştırıldığı bu çalışmanın başında seyirci ve sahnenin konumuna göre belirlenmiş iki biçimsel form açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın devamında batı tiyatrosunun ritüel törenlerden başlayarak 20. yüzyıla kadar geçirdiği dönüşümün seyir yeri ve sahne ilişkisini ne şekilde etkilediği açıklanmaya çalışılmıştır. Sonuçta inanca dayalı motivasyonun kitleleri ne derece etkilediği, yönetenlerin ya da karşıt görüşlerin, sanatın taklit, eylem, topluca katılım formundan beslenerek ve anlatım alanını ihtiyaçları doğrultusunda kurguladığı düşüncesi tartışılmıştır

MekanMekansal değişimSahne+3
Emrah Kürekçi
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2018
00