Bingol University
Discipline

Basic Islamic Sciences

Bingol University

2,934

Archived Theses

31

DOIs Assigned

1%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

İbn Ebî Hâtim er-Râzî ve Cerh ve Ta'dîl'deki metodu

Hadis râvilerinin güvenilirliğini inceleyen cerh-taʻdîl ilmine dair çok sayıda eser telif edilmiştir. Bu konuda eser yazan âlimlerden biri de el-Cerh ve't-Taʻdîl adlı eserin müellifi İbn Ebî Hâtim'dir. Bu çalışmada, İbn Ebî Hatim'in yaşadığı dönem özet bir şekilde sunularak eserleri tanıtılmış, el-Cerh ve't-Ta'dîl adlı eserin İbn Ebî Hâtim'e ait olduğu konusu izah edilerek İbn Ebî Hâtim'in el-Cerh ve't-Ta'dîl adlı eseri ile Buhârî'nin et-Târîhu'l-Kebîr'i mukayese edilmiştir. Ayrıca İbn Ebî Hâtim'in bu eserinin, râviler konusunda kendisinden müstağni kalınamayacak bir ansiklopedi mesabesinde olduğu ortaya konulmuştur. Cerh-ta'dîlde kullanılan lafızların tespit ve anlamları büyük bir önem arz ettiğinden İbn Ebî Hâtim'in, râvilerin değerlendirilmesinde çok ve az kullandığı lafızlar tespit edilerek münekkidlerin bu tabirlere yüklediği anlamlar ortaya konulmuştur. İbn Ebî Hâtim'in, cerh-taʻdîl lafızları için yaptığı taksim ve râvi mertebeleri hakkındaki yaklaşımı da tespit edilmiştir. Aynı şekilde İbn Ebî Hatim'in, özgünlüğü, öznelliği ve cerh-ta'dîl bilgilerini alış şekli konuları işlenerek onun cerh-ta'dîl metodu ortaya konulmuştur. Öznelliği bağlamından çelişkileri ve değerlendirmelerinde öne çıkan mezhebi taassup gibi faktörlere dikkat çekilmiştir. Ricâl kitaplarının temel hedefi râvilerin durumlarına bir netlik kazandırmak olsa da müellifler, zaman zaman râvilerden söz etmiş; ancak râvilerin güvenilir olup olmadığına dair herhangi bir ifadede bulunmamışlardır. Bu bağlamda İbn Ebî Hâtim'in haklarında sükût ettiği râviler konusuna da değinilerek onun bu sükûtunun, cerh veya taʽdîl olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hadis, Râvi, Cerh-Taʽdîl, İbn Ebî Hâtim.

Cerh-tadil yöntemiEbu Hatim Ahmed bin Hamdan Er-RaziHadis+4
Fikret Özçelik
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Selâhaddîn-i Eyyûbî'nin tasavvufî yönü ve tarikatlar ile münasebeti

Bu çalışmamızda "Salâhü'd-dünya ve'd-dîn" lakabına mazhar olmuş, tarih sahnesinin önemli şahsiyetlerinden olan Selâhaddîn-i Eyyûbî'nin tasavvufî yönünü detaylı bir şekilde incelemeye çalıştık. Çalışmamızın giriş bölümünde Selâhaddîn-i Eyyûbî'nin iktidarı devraldığı Zengîler ile Fâtımîler'in tasavvufa bakış açılarını irdeledik. Birinci bölümde Selâhaddîn-i Eyyûbî'nin kısaca hayatını ve İslâm esaslarına bağlılığını anlattıktan sonra onun tasavvufî yönünü, Fâtımîlerle mücadelede mutasavvıflardan nasıl yararlandığını ve mutasavvıflara verdiği önem üzerinde durmaya çalıştık. İkinci bölümde Selâhaddîn-i Eyyûbî döneminde ortaya çıkan tarikatları ve onlarla olan irtibatlarını, Selâhaddîn-i Eyyûbî'nin Şâm, Mısır ve Hicaz'da inşâ ettiği hânkâhları ele aldık. Üçüncü bölümde ise Selâhaddîn-i Eyyûbî'nin görüştüğü ve istifâde ettiği mutasavvıfları kaleme aldık.

Dinler tarihiFatimilerSelahaddin-i Eyyübi+6
Ömer Tay
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Risale-i Nur'da varlık ve mertebeleri

Bu çalışma bir giriş bölümü, daha sonra gelen üç ayrı ana bölüm ve en sonda yer alan sonuç kısmından müteşekkildir. Giriş bölümü çalışmanın kaynakları, konusu, yöntemi ve amacı ile ilgili bir hulâsayı içermektedir. Yanı sıra bu bölümde Risâle-i Nûr müellifinin hayatı ve eserleri hakkında genel bilgilere yer verdik. Giriş bölümünden sonra birinci bölümde vücûd ve vücûd mertebeleri kavramlarını ele aldık. Bunlarla ilgili olan adem, vücûb ve imkân gibi kavramların gerek tasavvuf düşüncesinde gerekse Risâle-i Nûr'da nasıl ele alındığını göstermeye çalıştık. Bu bölümde ayrıca varlık düşüncesinin tevhid telakkîsi çerçevesindeki gelişimine ilişkin bilgilere yer verdik. İkinci bölümde ise bir sonraki bölüme hazırlık babından Risâle-i Nûr'un varlık görüşünün dayanağı olan bazı mühim kâideleri irdeledik. En önemli bölüm olan üçüncü bölümde ise gerekli yerlerde alt başlıklar açmak sûretiyle Risâle-i Nûr'daki ilâhî tecellî sistematiğini ve bu paralelde varlık mertebelerini tespit etmeye ve bunları tasavvuf düşüncesindeki tecellî sistematiği ve mertebeler muvâcehesinde ayrıntılı olarak ele almaya çalıştık. Son olarak sonuç bölümünde çalışma sonunda varılan neticeleri hulâsa ettik.

Kur'an-ı KerimRisale-i NurTasavvuf+3
Abdulvehap Erin
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Pakistan-İslâmâbâd Uluslararası İslam Üniversitesi ve Afganistan-Kâbil Üniversitesi Arap dili bölümlerinin ders müfredatlarının incelenmesi

Günümüzde 350 milyon insanın konuştuğu Arapça, Türkiye'de medrese kurumlarının yerini bıraktığı İmam Hatip Ortaokulları, İmam Hatip Liseleri, İlahiyat Fakülteleri ve İslâmî İlimler Fakültelerinin yanısıra Arap Dili ve Edebiyatı, Mütercim Tercümanlık ve Arapça Öğretmenliği bölümlerinde zorunlu, diğer birçok bölümde ise seçmeli ders olarak okutulmaktadır. Arap dilinin yabancılara öğretiminde farklı yöntem ve metodlar geliştirilmiş olup, bu dili daha doğru ve kolay öğretmek için yeni yöntemler geliştirilmeye devam edilmektedir. Türkiye'de de Arapça öğretimi ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarının yanı sıra üniversitelerde yaygın bir şekilde yapılmaktadır. Gerek Milli Eğitim Bakanlığı gerekse Yüksek Öğretim Kurumu bu dersler için müfredatlar oluşturmasına rağmen Arapça öğretiminde istenen başarı sağlanamamıştır. Bu sorunun ana kaynağına inilip aşılması, harcanan emek ve zamanın netice vermesi adına kalıcı çözümler üretilmesi ve başarı elde etmiş üniversite ve kurumların bu başarılarından istifade edilmesi kaçınılmaz olmuştur. İslâmâbâd Uluslararası İslam Üniversitesi, Arapça öğretimi alanında anadili Arapça olmayan ülkelerdeki üniversiteler arasında büyük başarı elde etmektedir. Bu başarıyı etkileyen en önemli sebep araştırılmış ve başarının ders müfredatından ziyade, öğrencilerin hazırlık ve lisans eğitimleri boyunca Arapça'yı yoğun bir şekilde hocalarından işitmeleri ve bu dili ders esnasında ve kendi aralarında aktif olarak kullanıyor olmalarından kaynaklandığı görülmüştür. Kâbil Üniversitesi'nin ise İslâmâbâd Uluslararası İslâm Üniversitesi ile çok yakın bir müfredat takip etmesine rağmen, derslerin anadilde işlenmesi sonucu aynı başarıyı yakalayamamış olması, başarının sebebinin yalnızca takip edilen müfredattan ileri gelmediğini ve dil IV öğreniminde işitmenin ve hedef dili kullanmanın daha büyük rol oynadığını ortaya koymaktadır.

AfganistanArapçaDers programları+6
Sümeyra Demirel Uzut
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessAR

الواقعيّـة في روايـــات عبد الكريم يحيى الزيباري

This study attempts to stand and display the most significant features of realism in the novels of the Kurdish writer '' Abdul KarimYahyaZebari '', who is one of the Kurdish creative writersin the field ofliterature (Novel), besides, he has several books in criticism and short stories, who won international awards including the Sharjah Prize for Creativity Literary works at its twelfth session.The study displaysthe realistic aspect of his novel"Songs of the Road to Halabja", which reflects an image of life of Kurdish society with othercommunities in the region during a hard transitional period i.e. the beginning of twentieth century. While thenovel "A Disgrace Young Carries Two Guns" examines the sufferings of Kurdish societyunder the governments and tyrannical regimes, during the period of monarchy and republicanism in Iraq, where these stories went to deal with the history of Kurdish people in Iraq so as to reveal the reality in that historical period, in addition to the Kurds' relations with other communities whom lived together in the same region includingTurkmen,Persian, and Arab people. This novel also reveals the tribe's tyrannical power and suppression to the common people, the role of religious men and their political movements against the ambitions of the colonial powers, moreover, the role of women in Kurdish society along with the people's viewpoints towardsthem in the region, and the observations of orientalists and their studies on that status.All in all, throughout this study and what is observed from his novels, the study concluded that the novels are postmodern, where he tried to read the history in a post-modernistic viewpointby an artistic technique with high quality of performance, he endeavored to get rid of actual realism, such as the photographic device that depicts everything as it is, however,he combined history to his contemporary reality by his magic imagination and his beauty of photographing. The researchvia artistic literary techniques has examined in its study the "meta-narrative, fantasy, symbolic design, paradox and rhetorical images".

Harbi Jalalaldin Ibraim
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ebu'l-A'la Mevdudi'nin tevhid anlayışı

Bu çalışmamız "Ebu A'la el-Mevdudi'nin Tevhid Anlayışı" konulu olup bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Mevdudi'nin yetişmiş olduğu muhitin coğrafi, ilmi ve kültürel durumunu inceledikten sonra Ebu A'la Mevdudi'nin hayatı ve eserlerini zikrettik. Birinci bölümde İslam dininin temeli olan tevhid inancının nasıl anlaşılması gerektiğine değindik ve bu konuda İslam kelam ekollerinin görüşlerini izaha çalıştık. İkinci bölümde ise Mevdudi'nin tevhide tüm yönleriyle bakışından bahsettik. Son olarak Mevdudi'nin tevhide aykırı gördüğü ve mücadele ettiği düşüncelere değindik.

KelamKur'an-ı KerimMevdudi+3
Abdulhakim Ay
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Tefsirde dilbilimsel yöntem (Taberî örneği)

Kur'ân'ın tefsiri çerçevesinde, dilbilim, en önemli unsur olma özelliğini taşımaktadır. Dilbilimsel tefsir faaliyetlerinin temeli Hz. Peygamber (s.a.v.) dönemine kadar uzanmaktadır. Erken dönemde yazılan ve günümüze kadar ulaşan, el-Vücûh ve'n-Nezâir, Garîbu'l-Kur'ân ve Me'âni'l-Kurân tarzındaki eserler de dilbilimsel tefsir faaliyetlerinin köklü bir geçmişe sahip olduğunu göstermektedir. İslâmî ilimlerin çoğunda önemli eserlere imza atan Taberî "Câmiü'l-Beyân 'an Te'vîli Âyi'l-Kurân" adlı tefsirinde dilbilimsel izahlarda bulunmuştur. Taberî, eserinde tartışmaya medar olan konularda dil ekollerinin görüşlerini tafsilatlı bir şekilde aktarmıştır. Ancak tercihlerde bulunurken Basralı dilcileri eleştirmekle birlikte Kûfeli dilcilerden yana tavır koymuştur. O, dilsel izahlarında dilbilim alt dallarından Sarf-İştikâk, Nahiv, Dirâsetü'l-Müfredât, İlmü'l-Delâle, İlmü'l-Esvât ve İlmu'l-Lehcât'ı sistemli bir şekilde işlemiştir. Tefsirinde rivâyetlerin ağırlığı önemli derecede hissedilmekle birlikte rivâyetlerle dilsel kaideler arasındaki bağlantıyı kurmaya çalıştığı görülmektedir. Dolayısıyla müfessirin dilsel izahları sathi ve düzensiz olmayıp, belli bir yöntem çerçevesinde olmuştur. Ayrıca dilbimin alt dallarından İlmü'l-Esvât'ın bir bölümü olarak değerlendirilen Kırâatleri işlemesi de tefsirinin önemli bir özelliği olarak zikredilmelidir. Bunun yanında ele aldığı her Kırâatten sonra dilbilimin diğer alt dallarına geçiş yapması da ayrıca belirtilmelidir. Taberî, dilbilimin diğer İslâm bilimlerine yansımasına da işaret etmiştir. Bu doğrultuda kırâatlerin yanında fıkhî yorumların şekillenmesinde dilsel etkenlerin rolünü ortaya koymuştur. Biz de bu çalışmada söz konusu hususları göz önüne alarak Taberî'nin, rivâyetlerin yanında, dilbilimsel tefsir yöntemini kullandığını incelemeye çalıştık.

ArapçaDilbilimKur'an-ı Kerim+6
Cüneyt Maral
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Arap dilinde delâlet gelişimi(İbn Mâlik'in İkmâlu'l-İ'lâm bi Teslîsi'l-Kelâm adlı eseri örneği)

Bu çalışma, İbn Mâlik'in İkmâlu'l-İ'lâm bi Teslîsi'l-Kelâm adlı eseri bağlamında evrim olgusunu tahsîs, ta'mîm ve anlamın intikali şeklindeki üç tezahürüyle ele almaktadır. Çalışmamızda İbn Mâlik'in eserinde geçen bazı müselles lafızların delâlet gelişimi tespit edilmekle yetinilmemiş, bu lafızların ilk anlamları en önemli lügat ve dil kaynaklarına başvurularak açıklanmıştır.Lafzın gelişimdeki kaynağı tahlil edilmiştir. Lafızların delâlet gelişimde tahsîs, ta'mîm ya da mecâz yoluyla intikalleri sayesinde edindikleri şekiller açıklanarak lafızların gerçek ve mecâz anlamlarının birleşmesindeki alaka izah edilmiştir. Bütün bunlar yapılırken modern dilbilimin verilerinden istifade edilmiştir. Müselles kapsamına giren lafızların gelişim sürecinde kazandıkları yeni anlamları üzerinde de durduğumuz bu çalışmada şu sonuca varılmıştır: Arap dilindeki kelimeler, sosyal gelişime bağlı olarak sürekli bir gelişim halindedir. Dolayısıyla klasik kaynaklarda çeşitli tezahürleriyle delâlet gelişimin bir esasının bulunduğunu söylemek mümkündür. Buna bağlı olarak çalışmamız, klasik kaynaklardan biri olan el-İkmâl'de delâlet gelişimin tezahürlerini incelemek suretiyle bu esası desteklemektedir.

Anlam bilimAnlamsal değişimArapça+4
Bozan Alhamad
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Arap belâgatında sözün muktazâ-ı zâhirin dışına çıkması

Bu çalışmada, Arap dilinde bir ifade şekli olan sözün muktaza-ı zahirin dışına çıkması üslubu incelenmiştir. Bu üslup, belaği bir değer taşıyan sözlerin anlaşılması bakımından son derece önemlidir. Zira metinlerde ortaya çıkan belaği sanat ve üslup bilinmeden metinde verilmek istenen mesajın gerçek manada anlaşılması mümkün değildir. İlk dönemlerde değişik konu başlıkları altında dağınık bir şekilde işlenen bu üslubun çeşitleri, Belâgat ilminin olgunlaşması ile birlikte kaleme alınan eserlerde daha çok Me'ânî ilminin "müsned ileyhi" başlığı altında işlenmiştir. Bu çalışmada, en önemli belâgat kaynakları ekseninde "sözün muktaza-ı zahirin dışına çıkması", kavramsal açıdan ele alınıp detaylı bir şekilde incelenmiştir. Bu üslubun çeşitleri hakkında farklı yaklaşımlar olmakla birlikte, "Telhis" geleneğine göre ele alınıp ortaya konmuştur. Sözün muktaza-ı zahirin dışına çıkması üslubunun çeşitleri, ayrıntılı bir şekilde irdelenmiştir. Ayrıca söz konusu üslubun, aynı zamanda pratik bir yansıma olan örnekler üzerinde meydana gelişi ve belaği değeri üzerinde durulmuştur.

ArapçaBelagatDilbilgisi+2
Mehmet Gülnihal
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Kur'ân'ın Selefî yorumu: İbn 'Useymîn örneği

İslâm toplumları içinde tarih boyunca Selefilik, bir ekol olarak varlığını sürdürmüş ve çeşitli İslâmî ilimlere yaklaşımları araştırmalara konu olmuştur. Yirminci yüzyılda selefî anlayışın önemli bir siması olan İbn 'Useymîn, tefsîr sahasında önemli bir eser olan "el-Kenzu's-Semîn fî Tefsîri İbn 'Useymîn" adlı eseri miras olarak bırakmıştır. İbn 'Useymîn, bu tefsîrinde te'vîl karşıtlığını esas alarak İslâm düşünce tarihinin bir zenginliği sayılabilecek felsefe ve kelâma yönelik eleştirileri devam ettirmiştir. Daha çok Ahmed b. Hanbel, İbn Teymiyye, İbn Kayyim el-Cevziyye, İbn Kesîr, Muhammed b. Abdülvehhâb, Abdurrahmân es'Sa'dî, Muhammed Emîn eş-Şınkîtî ve Abdul'azîz b. Bâz'ın tesiri altında kalmıştır. İsimleri sayılan alimler arasında ise İbn Teymiyye'nin ismi daha çok öne çıkmıştır. Onun tefsîrini şekillendiren İbn Teymiyye'nin akîdesi olmuştur. İbn 'Useymîn'in tefsîrinde akâid konularının detaylı bir şekilde işlendiğini görmek mümkündür. Bu sebeple tefsîri rivâyet tefsîri olmaktan daha çok dirâyet tefsîri görünümündedir. Ayrıca sıfat âyetlerinin tefsîrine çok yer vermiş, haberî sıfatların teşbîh ve ta'tîle düşmeden zahire göre yorumlanması gerektiği konusundaki duruşunu hiç bozmamıştır. Hatta itikâdî konularda te'vîle başvuran kelam mezheplerini bid'ât ehli olarak nitelemekten çekinmemiştir. el-Kenzu's-Semîn yöntem olarak Kur'ân, sünnet ve selef kavli ile tefsiri esas almakla beraber Kur'ân metninin dil açısından nasıl anlaşıldığını göstermesi açısından rivayet ve dil tefsiri nitelemesini de hak etmektedir. İbn 'Useymîn'in selefî düşüncesi özellikle akîde ve fıkhın da bazı furûî meselelerine bariz bir şekilde aksetmiştir. Îmân, tevhîd, Allah'ın isim ve sıfatları, haberî sıfatlar, bid'ât olan fiiller, şefâat, istiğâse ve tevessül gibi konuların açıklamasına gerekli hassasiyeti tefsîrinin her yerinde göstermiştir. Sonuç olarak el-Kenzu's-Semîn tefsiri Kur'ân'ı anlama noktasında selefî bakışın kodlarını yansıtması bakımından araştırmacılara yeterli oranda katkı sunma imkanını haizdir.

DilbilimKur'an-ı KerimSelefiye+5
Abdurrahim Kızılşeker
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

19.yüzyıldan günümüze Mardin'de tasavvuf kültürü

Mardin, tarihi çok eskilere dayanan, Hz. Ömer zamanında İslâm hâkimiyetine giren ve bulunduğu coğrafyada önemi olan bir kenttir. Bundan dolayı kent, araştırmacılar tarafından değişik açılardan incelenmektedir. Bu çalışmada 19.yüzyıldan günümüze Mardin'de tasavvuf kültürü incelenmiştir. Erken devirlerde; tasavvuf dünyasına yön veren önemli simaların kısa ziyaretler şeklinde de olsa bölgeyi ziyaret etmesi, bölgeye sonradan yerleşen veya bölgede yetişen birçok mutasavvıfın olması ve bazı tasavvufî kurumların kurulması bölgede tasavvufi hayatın kökenlerinin çok eskilere dayandığını göstermektedir. İncelenen dönemlerde bölgede Nakşibendiyye, Kâdiriyye, Sa‛diyye ve Ticâniyye olmak üzere dört tarîkatla tasavvufi hayat varlığını devam ettirmiştir. Bu dönemlerde Nakşibendiyye'nin, bölgede var olan diğer tarîkatlara göre daha yaygın olduğu, bu tarîkatı temsil eden zevatın bilhassa ilme çok büyük önem vererek açtıkları medreselerle bölgenin ilim hayatını canlandırmaya katkı sağladıkları görülmektedir. Bölgede, etkili olan diğer tarîkatlar ise Kadiriyye, Sa‛diyye ve Ticâniyye'dir. Kâdiriyye ve Sa‛diyye, bölgede hemen hemen kuruldukları günden itibaren temsil edilmiştir. Fakat zamanla etkilerini yitirdikleri hatta Sa‛diyye'nin artık hiç temsil edilmediği görülmektedir. Ticâniyye ise varlığını bölgede daha çok Şeyh Muhammet Turkî ile hissettirmiş ve onun vefatından sonra halkın içindeki temsil yetkisini yavaş yavaş kaybetmeye başlamıştır.

19. yüzyılDinler tarihiKadiriyye+7
Ahmet Arslan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessAR

ححقيق كخاب حٌضيح المسالك أللفيت ابه مالكللشيخ محمٌد الذًقيذي)4631ىـ(

In this study, it was acted to review the book "Clarifying the Tracks" by Sheikh Mahmoud al-Zukaidi in a scientific way by adapting the method of scholars in this art, so that its text is closer to the picture which its author left, And so two versions of this book was gotten, Comparing them, showing differences, and referring to them in the footnote. Then the confirmirmation was begun of the content by referring the Qur'aanic verses to their places with their statement and cited them, and the poetic verses to their references with an explanation of their vocabulary items,and explaining and clarifying their meanings and cited in them, , as well as the holy Hadiths by showing if they are authentic or doubtful ones, explaining some vague words, and commenting on the text in some places.Moreover, Scholars who were mentioned translated in the text except for those who were trustworthy and famouse. After completing the confirmation of the texts, writing a preface began was of two missions: The first mission was to search about the author's life in terms of birth, growing up, name and his surname, and we mentioned some of his Scholars and pupils and we went through his research life, and mentioned what we can get from his writings. In the second task, the name of the book was documented and the authenticity attributed to its author, and then it was explained briefly the curriculum that the author took in his explanation ibn Malik's Millennium. ز And an introduction was attached to the achievment section which was mentioned: Description of two manuscript copies, depending on one of them and make it the original copy, as it was shown the curriculum that we took in confirming this manuscript. At the conclusion of this research, the most important results, and some important recommendations were mentioned that some knowledge students can get benefit from.

Suhaıb Muhammad
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessAR

آراء الإمام الكوراني الفقهيـة في كتاب النـكاح من كتابـه( الكـــوثر الجاري إلى رياض أحاديث البخاري ) ــ دراســـة مقارنـــة ــ

ABSTRACT This Views of lmam Al-Kurani Jurisprupence in The Book of Nikah (Marriage) Form His Book –Al-Kawthar Al-Jari A Comparative Study Thise papers has been prepared to highlight some of the jurisprudential and doctrinal views of sheikh Al-Kawarani,who had a great participation in the Islamic sciences and was one of the most prominent scholars of his thime .He has a promiment jurisprudentinal personality and diligence that can be observed im his famous book Al Kawthar .Al-Jari The Shaykh has highlighted and expressed his jurisprudencinal opinions on some issues and discussed them with evidences,analysis and ciriticism,especially on the issue of temporary marriage,( nikahe mutaa ) dowry ( Al-mahar ) looking to fiancee and its limits it is known that the consencus in reiligion and the cave on the doctrinal opinions or develop a great talent,and this study aims to highlight the efforts made dy the late jurists Imam Al kowrani about personal status which is one of the most important sections of jurisprudence. Also the papers hawe discovered that the most views of the Al kawrani,are approved of the great Imam Shafi`except some Jurist and founder of shafli school of founder of thought Muhammad din ldrees al-shafli except some of them,and the study wore the dress of comparative jurisprudence and comparison between Islamic school of thoughts,evidences and analysis.

Nıhab Shahab Mohammed
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessAR

أخطاء أصولية لابن السُبكي في كتابه جمع الجوامع عند الزَلمي (دراسة تحليلية مقارنة)

This study discusses the fundamentalist comparison in fourteen fundamentalist views of Ibn al-Sabki in his Ja'aa AL-Jwame'a, which was criticized by al-Zalmi as fundamentalist errors. In the first chapter: The research began translating the lives of the two. savant, and then a brief description of their books to know their scientific status and knowledge of their specialization in science. In the second chapter, the comparative research discusstion in the first case concerning the definition of Islamic jurisprudence and proved that its set of legitimate rulings, rather than the knowledge of them, what was chosen by Ibn al-Sabki before the eighth century AH was correct at the time. The research proved that the definition of Ibn al-Sabki was not comprehensive, Because he mentioned the commissioning and did not mention the situation, The research discussed the mistake of Ibn al-Sabki saying "The Mu'tazil governed the mind" because they did not rule exept the Creator, The research proved that the perpetrator was forced to murder, contrary to Ibn al-Subki's,The research proved that the term of the switch used by al-Zalmi was more valid than the term change in the determination and the permition, The research proved the validity objection of general definition for Al-Zalmi's than Ibn al-Sabki, as the genral it did not include the mental and customary. In the third chapter: research has proved that the specification is not the limite the genral on some of its members, but is the limite genral rule on some of its members, The research took the previous versions of the legitimate which Ibn al-Subki did not mention. The research proved al-Zalmi's evidence that it is not permissible to supersede the Qur'aan by unilateralism Suna, and not occur frequently, The research proved the validity of Zalmi's opinion that the provisions of the legitimate include provisions in the news It is not permissible to say the words by superseding them, The research proved the error of Ibn al-Sabki, saying that it is permissible to supersede the Qur'aan by analogy. The research discussed the matters of the sections of the Qur'an supersede in terms of the superseded, confirming the validity of al-Zalmi's view that the Qur'aan should be superseded only in ruling and reading, and that the superseded one should be deleted, As the research proved the correct of al-Zalmi said that the common problem between the AL-Makees and AL-makees-Aleehi is not always equal, since it is permissible for the ruling to be stronger in the AL-makees and may be less. By discussing these issues and comparing them with fundamentalist views and doctrines, the research proved the validity of Al-Zalmi's objections in all the matters referred to, and we can only apologize on behalf of Ibn al-Sabki.

Shakır Abdulhafıdh Zaınal Arızy
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessAR

أحكام الاقتناء في الفقه الإسلامي

The research includes the acquisition provisions، the concept of acquisition and related terms، the evidence of the legality of acquisition، the ruling on the acquisition of living beings such animals، and the non-living beings، which is protected by man and saves him from things in order to need or entertainment، And the jurisprudential principle in the matter of acquisition، and some sub-provisions of this matter، which have a strong relationship to Zakat holdings and flow of interest in what is acquired، indicating all the views of the imams of doctrines of jurisprudence، and evidence and discussion and the opinion of the most likely to myself، including that evidenced by the evidence by the evidence and jurisprudential rules in it، and I have tried as much as possible to link the dispersion of this issue to each other، and take them independent research I'm praying that the Almighty Allah to make it beneficial for me and for whole ummah.

Hasan Morad
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessAR

عبدالقاهر البغدادي وموقفه من الفرق الإسلامية

We prepared this study to put the ideas of Abdulqahir al-Baghdadi who is the author in Islamic sciences especially in Islamic sects. Abdulqahir al-Baghdadi firstly explains the leading figures of the sects and their opinons then subjects them to analysis and criticism and he finally judges these sects in accordance with the method he followed and his these practices makes him diferent in this field. In the first part, we have discussed the life of Abdulqahir al-Baghdadi, his family lienage, his scientific works, his works, his teachers, his students and paises by scholars about him. In the second chapter, we have presented the sources, the classification and the important sources that he used in the field of Islamic sects. We have tried to examine the hadith of "the separation of the Ummah to the sects". Undoubtedly Abdulqahir al-Baghdadi applied to mental and narrative sources such as the Qur'an, Hadith-i Sharif, Icma, and Qıyas to prove for his views. In this regard, Abdulqahir al-Baghdadi clasiffies Islamic sects in the framework of the hadith of "the separation of the Ummah to the sects". In this chapter, we tried to explain the sects, ر Rafidi, Khwarij, Murcie, Qadariyyah (Mutazilah), Najjariyyah, Najiyyah who accepts al-Baghdadi again. In the third chapter, we have compared the methods of al-Baghdadi and other Qalam imams such as imam al-Asari, as-Sahristani, Ibn Hazm, al-Isfarayini in terms of the reasons for their rising and their classification. In this comparison, we have made it clear that al-Baghdadi's method is close to the method of imam al-Asari and there are views pointing to it in his works. At the same time, we have seen that Al-Isfarayini who is the student of al-Baghdadi, has been influenced his scholar's views. We have tried to present important conclusions in the conclusion chapter.

Sangar Ali Rasool
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Fahreddin Razî'ye göre Allah'ın sıfatları

İslam dünyasında Allah'ın sıfatlarının tartışılması çok erken dönemlerde başlamıştır. Müslümanların Suriye, Irak, İran ve Kuzey Afrika gibi yerleri fethetmeleri onların birçok yabancı din ve kültürden insanlarla iç içe yaşamalarını beraberinde getirmiştir. Özellikle Hıristiyan ve Yahudi din âlimleri, İslam'ın inanç esaslarını sarsmak ve Müslümanları, itikatlarında şüpheye düşürmek için kendi içlerinde olan bazı problemleri İslam âleminin içine de taşımışlardır. Böylece Sahabe döneminde Müslümanlar arasında tartışılmayan ilahî sıfatlar ve halku'l-Kur'an gibi konular Müslümanlar arasında tartışılmaya başlanmıştır. Hıristiyanların etkisiyle Müslümanlar arasında ilahî sıfatları ilk defa kabul etmeyenler Cehmiyye ve Mutezile taraftarları olmuştur. Daha sonraki dönemde İslam filozofları da onların bu görüşünü desteklemiştir. Fahreddin Razî, Kelam, Felsefe, Tefsir ve bunların dışında birçok alanda eserler veren önemli bir İslam âlimidir. Kelam ilmine dair yazmış olduğu eserlerinde Felsefe ile Kelam'ı birleştirmiştir. Kelam ilminin ana meseleleri olan Allah'ın varlığı, birliği ve sıfatlarını naklî delillerle birlikte aklî, mantıkî birçok delille de ispatlamaya çalışmıştır. Razî, bir taraftan yabancı din ve kültürden olan insanlara karşı Allah'ın varlığı ve birliğini savunurken, diğer taraftan Mutezile ve İslam filozoflarına karşı da Allah'ın sıfatlarının varlığını farklı türden delillerle, kendisine has üslubuyla ortaya koymuştur.

AllahAllah`ın sıfatlarıKelam+3
Abdullah Arca
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Beşerî hukuk sistemindeki boşamaların İslam Hukukuna göre hükmü

Günümüzde İslâm hukukunun uygulanmadığı ülkelerde kadının resmî mahkemelerde boşanma talebiyle dava açması üzerine hâkimin boşamaya hükmetmesi hususu Müslümanlar açısından bazen sorun oluşturmaktadır. Bu çalışmada, kocasının rızası olmadan kadının tek taraflı şer'î olmayan mahkemeye başvurması neticesinde yargıcın boşamaya karar vermesinin şer'î hükme uygunluğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Kâdı bulunmadığı durumlarda kâdı yerine geçecek hakemlerin kararları,fukahanın geliştirdiği yöntemler ile amel etmek hususu ve zaruret gibi nedenlerden ötürü İslâmî olmayan mahkemeye başvurmanın caiz olduğu durumlar irdelenmiştir. Şer'î kâdının bulunmadığı durumlarda hakemlere başvurmanın bir çözüm yolu olduğu belirtilmiştir. Bazı araştırmacıların hakemlere sınırsız çözüm rolünü yüklemeleri hususu deliller temelinde tartışılmıştır. Mezkûr problemin çözüme kavuşturulması için diğer bir yöntem olarak tarafların kâdının yokluğunda kâdı yerine geçecek İslâmî mercilere başvurulması gerektiği belirlenmiştir. Meselenin ictihadî boyutundan hareketle zaruret vb. sebeplerden dolayı beşerî hukuk sistemindeki boşamaları geçerli gören kesimin görüşüyle de amel edilebileceği kanaati hâsıl olmuştur. Öte yandan her görüş temsilcisinin delilleri ortaya konulmuş leh ve aleyhteki tüm görüşler değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Şer'î yargının yokluğunda İslâmî mercilere başvurulması gerektiği hususu tercihe şayan görülmüş ve fukahanın klasik ve çağdaş fetvalarına yer verilerek tercih sebebi belirtilmiştir. Son olarak da kâdının yokluğunda kâdı yerine geçecek merciinin veya beşerî hukuk sisteminin boşamalarını geçerli olduğunu savunanlara göre kadının kaç talâkla kocasından boşandığı hususu tespit edilmiştir.

BoşanmaTalakİslam Hukuku+1
Ömer Tuncay
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Emîr-i Kebîr Seyyid Ali Hemedânî hayatı, eserleri ve görüşleri

Bu çalışmada ülkemizde yeteri kadar tanınmayan büyük ârif, şâir ve mutasavvıf Emîr-i Kebîr Seyyid Ali Hemedânî'nin hayatı ve eserleri incelenmiş, görüşleri değerlendirilmiştir. Kübreviyye Tarîkatının önemli simalarından birisi olan Emîr-i Kebîr Seyyid Ali Hemedânî, 2 Receb 714'te (22 Ekim 1314) Hemedân'da doğar. İlk tahsiline dayısı Seyyid Alâeddin'in yanında başlar. Ondan sonra birçok şeyhe intisap eder. Kemâle ermek ve yeni şeyhlerle görüşmek için seyâhate çıkar. Yirmi yıl süren seyâhati sırasında Türkistan, Mâverâünnehir, Hindistan, Irak, Suriye ve Anadolu'yu dolaşır. Bütün ömrünü İslâm'ı teblîğ etmek ve insanları nefsin tasallutundan kurtarmak için geçiren Hemedânî, çıktığı hac yolculuğu esnasında hastalanır ve (6 Zilhicce 786/19 Ocak 1385) tarihinde Kebrüsvâr'da vefât eder. Uzun yıllar süren seferleri yanında, çoğu dört beş sayfadan müteşekkil risâleler şeklinde yüzü aşkın eser kaleme alır. Eserlerinde daha çok hukûk, din, âile, âdil yönetici, nimete şükür ve sabrın çeşitleri gibi temel konuları işler. Kendine has düşüncelerinin oluşmasında, İmâm Gazzâli, Şeyh Feridüdddin Attâr, İbnü'l-Arabî, Senâî, Necmeddin Kübrâ, Mahmûd Şübesterî, Celaleddîn-i Rumî, Firdevsî, Rudegî, Şeyh Alâuddevle-i Simnânî, Ömer Hayyâm, Sa'd-i Şîrâzî, Hâfız Şîrâzî gibi mutasvvıf ve şairlerin etkisi bulunmaktadır. Hemedânî, bazı noktalarda şeyhlerinden farklı görüşleri savunduğu için daha sonra adına nisbet edilen Hemedânîyye adlı bir tarîkat kolu ortaya çıkar

BiyografiKur'an-ı KerimMutasavvıf+4
Abdülrakip Arslan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessAR

(جهود علماء شبه القارة الهندية في النثر الفني( خلال العصر المغولي

Relations of the Arabs with India has been going on since the time of the ignorance (jahiliya). This relationship has not been interrupted after the appearance of Islam. Islamic religion reached and spread to some parts of India in the early years of Islam. India was conquered by hand of Mahammed b. Kâsım es-Sakafî in the Umayyad period and in the hijri 93 and have remained under Arab sovereignty nearly three hundred years. During this period, traders, Arab conquerors and refugee scholars have provided the Arabic language to be widespread in and around India and they were interested in grammar and literatüre of Arabic. During the Abbasids, the political situation changed, the caliphate weakened, and non-Arab Islamic states such as Gaznels and Tuğluks were established in India. These states have also attached importance to Arabic language and literatüre because it is the language of Qur'an and Sunnah. Schools have been opened for this purpose, and the people who learn and teach the Arabic language have multiplied. Many works in Arabic are written. a great treasure was created in morphology, syntax, belagat, aruz, dictionary, poetry and prose of Arabic language. Artistic prose is among the important branches of Arabic literatüre such as letter, makama, hutba and story.Indian writers have also complied with the artistic tradition, and they have written very valuable works in this area. They have worked affairs of artistic prose and they wrote in their lower branches.These studies have overtaken other work which done in their own ages from some angles such as productivity, research, analysis power and content. For this reason, these studies have received a great deal of appreciation and appreciation from Arab and other scholars. All these scientific studies were carried out under the patronage of the Mongols state and sultans.This efficient period of Arabic literature in India finished by the British occupation of India in hijri 1273. Our work addresses artistic prose work of the first three centuries in India which in these three centuries India was under arabic Islamic rule. The study focused on the cultural and literary development of this art and aimed at the spacing of the fog on some neglected arts of the Arabic language

Mahmoud Naassan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Harîrî'nin lahn anlayışı

Arap dilbilimciler, Arapçayı korumak amacıyla gramer kurallarının tespiti ve kelime derlemesi gibi çalışmalar yapmıştır. Söz konusu gaye ile yapılan çalışmalardan biri de hatalı kullanımların teşhir edilmesini ve doğru kullanımların tespit edilerek toplumda yer edinmesini amaçlayan lahn eserlerinin telifidir. Bu amaçla kaleme alınan eserlerden bir tanesi de Harîrîʼnin "Durretu'l-gavvâs fî evhâmi'l-havâs" isimli eseridir. Lahn anlayışının ortaya konulması bağlamında Harîrîʼnin dildeki değişim ve gelişime yaklaşımını ve Durreʼnin metot ve içerik açısından alandaki diğer eserlerle mukayesesini amaçlayan bu çalışmada, dil ve lahn kavramlarının tanımı üzerinde durulmuş, ortaya çıkış süreçleri ve ilişkili kavramlar incelenmiştir. Ulaşılan lahn eserleri metot ve muhteva açısından gözden geçirilerek Durreʼnin alandaki yeri ve alana katkısı tespit edilmiştir. Durreʼde ele alınan örneklerden yola çıkılarak Harîrî'nin lahn anlayışı ortaya konmuştur. Ayrıca Arap dilcilerinin Durreʼde derlenen hatalı kullanımlara yaklaşımları incelenmiş ve Harîrîʼnin iddiaları, Arap dilinin genel kullanım ve temel ilkeleri ekseninde eleştirel bir yaklaşımla ele alınmıştır. Son olarak da Harîrîʼnin diğer eserleri irdelenmiş ve Durreʼdeki yaklaşımıyla tutarlılığı test edilmiştir. Çalışma neticesinde Harîrî ve bazı dilciler arasında farklı yaklaşımlar olduğu görülmüştür. Bu farklılığın temelinde hatalı kullanımların tespitinde benimsenen dayanak ve kıstasların yanı sıra bağlı olunan gramer ekolünün de bariz etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Harîrîʼnin hatalı kabul ettiği bazı kullanımları, diğer eserlerinde kullanarak kendisiyle çeliştiği de tespit edilmiştir.

ArapçaBelagatDilbilgisi+6
Selman Yeşil
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Seyda Molla Hâlit Korkusuz ve el-Hadîsu's-Sahîh adlı eseri

İslâm tarihi boyunca hadîs, Kur'an'dan sonra müslümanların ikinci ana kaynağı olarak kabul edilmiştir. Hadîslerin mevsûkiyetini ortaya koymak için hadîs usûlü ile ilgili çok sayıda eser telif edilmiştir. Cumhuriyet sonrası dönemde şark medreselerinde eğitim gören Molla Halîd Korkusuz da bu alanda eser telif edenlerden biri olmuştur. Molla Hâlid Korkusuz, eserinde ilk dönemlerden itibaren günümüze kadar kullanıla gelen hadîs usûlündeki kavramlar ile ilgili genel bilgiler vermiştir. Ayrıca bu alanda tartışmaya medar olan konuları ayrıntılı bir şekilde işlemiştir. Bunların yanında hadîs tarihi ve usûlü alanında iz bırakan saygın âlimlerin hayatları ve eserleri hakkında tanıtıcı bilgiler sunmuştur. Yine Molla Halîd, bahse konu olan eserinde hadîslerin sıhhatinin göreceliliği, hadîs sıhhat tespitinde kullanılan yöntemleri ve sıhhat açısından hadîslerin sıralaması gibi konuları ele almıştır. Bu doğrultuda sünnî âlemde Şeyhayn diye kabül edilen Buhârî ve Müslim'e yöneltilen eleştirileri dile getirip konuyla ilgili verilen cevapları nakletmiştir. Molla Halîd'in eseri eklektik bir yapıda olup alanda yazılan çok sayıda eserden alıntılar içermektedir. Şark medrese geleneğinde hadîs eğitiminin sathi düzeyde olması ve yazma geleneğinin az olmasına rağmen müellifin böyle bir eser telif etmesi eseri önemli kılmaktadır. Biz de bu çalışmada eserin hadîs alanında ki usûl geleneğine yaptığı katkıyı ve şark medrese eğitimindeki yerini incelemeye çalıştık.

HadisKorkusuz, Seyda Molla HalitKur'an-ı Kerim+2
İbrahim Ayhan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Er-Rebî' B. Habîb ve El-Câmiu's-Sahîh adlı eseri

İbâdîlere göre, Rebî' b. Habîb'in el-Câmiu's-Sahîh adlı eseri hicrî ikinci asra ait hadis kaynaklarındandır. Rebî', İbâdiyye'nin önemli muhaddislerinden olup eseri de bu mezhep nezdinde en muteber hadis kaynağı, hatta Kur'ân-ı Kerim'den sonra en sahih dini eser olarak şöhret bulmuştur. Ancak İbâdîler dışındaki diğer İslâmî mezhepler açısından eser adeta meçhûl kalmıştır. Tezimiz boyunca eserin günümüze geliş serüveni, eserin Rebî'e aidiyeti, muhteva açısından eserin değeri, eserin şekil ve metin açısından diğer hadis kaynaklarıyla mukayese edilmesi, dönemin ilmî ve fikrî hareketlerin esere yansıması ve İbâdîlerin eserin sıhhati hakkındaki iddialarının doğruluğu gibi konular işlenecektir. Çalışmanın giriş kısmında tezin önemi, metodu, kaynakları ve genel olarak İbâdiyye mezhebi hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde Rebî' b. Habîb'in hayatı ve ilmî kişiliği, ikinci bölümde eserin rivâyet açısından özellikleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde de eser dirâyet açısından analiz edilip değerlendirilmiştir. Sonuç kısmında ise tezde varılan tespitler yer almıştır. Çalışma neticesinde tespit edilen sonuçlardan bazıları şunlardır: el-Câmiu's-Sahîh adlı eserin Rebî' b. Habîb'e aidiyeti problemi devam etmektedir. Ancak eser, şekil ve muhteva açısından hicrî ikinci asır hadis kaynaklarıyla önemli bir benzerlik içerisindedir. Eserde yer alan rivâyetlerin ekseriyeti, hem hicrî ikinci asır hem de üçüncü asırdaki meşhur hadis mecmualarında da yer almıştır. İbâdîlerin eserin sıhhatiyle ilgili iddialarının aksine diğer hadis kaynaklarında olduğu gibi Rebî'in el-Câmi'nde de sahih hadisin yanında zayıf hatta mevzû' rivâyetler yer almıştır. Şu ana kadar sadece İbâdîler tarafından kullanılan Rebî'in el-Câmi' adlı eseri, asıl nüsha ile ilgili önemli eksikleri olsa da ilmî araştırmalarda başvurulacak değere sahiptir. Anahtar sözcükler: İbâdiyye, Hadis, Rebî' b. Habîb, el-Câmi', Câbir b. Zeyd, Sened, Metin..

El-Camiu`s-SahihHadisKur'an-ı Kerim+3
Ahmet Özdemir
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Büyük Selçuklu ve Eyyubiler'de siyaset eksenli sünni faaliyetler

Hicri V. asır, siyasetin mezhep eksenli oluşturulduğu bir döneme denk gelmektedir. Bu asırda faaliyet gösteren Büyük Selçuklular ve onlardan bir asır sonra tarih sahnesine çıkan Eyyûbiler'in Sünnî siyaseti birçok açıdan benzerlik göstermektedir. Büyük Selçuklular, Sünnî Abbâsî hilâfetine tehdit oluşturan İsmâîlî Fâtımî Devleti başta olmak üzere Şiî oluşumlarla mücadele etmiştir. Selçuklular'ın başlattığı bu mücadeleyi Eyyûbiler, Fâtımî hilâfetini yıkarak zirveye eriştirmiştir. Öte yandan her iki devlet de tesis ettikleri medreselerle Eşariliği desteklemiş, onun Sünniliğin merkezine yerleşmesini sağlamışlardır. Sıkıntılı geçen bu süreçte Eşariler, daha çok Hanbelilerle mücadele etmiştir. Her iki dönemde de Eşarilerin muhalifleriyle yaşadığı bazı çekişmeler olmuşsa da, Selçuklular döneminde söz konusu çekişmeler daha fazla vuku bulmuş ve kanlı çatışmalarla sonuçlanmıştır. Selçuklular ve Eyyûbiler, Şiîlikle mücadele ve Eşariliği destekleme de benzer bir siyaset takip etmişlerse de aralarında bazı farklılıklarda mevcuttur. Eyyûbiler'de Eşarilik, sadece Şâfiilierin değil; Mâlikî, Hanefî ve bir kısım Hanbelînin de desteklediği itikadi bir mezhep olmuştur. Öte yandan Eyyûbiler, Sünnî mezhepleri buluşturmaya gayret etmiş; bütün fıkhi mezheplerin ilmi faaliyetlerini gerçekleştirebilecekleri müesseseler kurmuş, yanısıra farklı mezheplerin aynı çatı altında ders okutmalarını sağlamıştır. Selçuklular döneminde temeli atılan felsefe karşıtlığı ve tasavvufun Sünnî dünyada güçlenmesi gibi bazı durumların sonuçları, Eyyûbiler döneminde daha net ortaya çıkmıştır. Fâtımiler'in ideolojisini oluşturan Bâtıniliğin dayandığı neo platonist felsefeden dolayı, Eyyûbiler döneminde ciddi bir felsefe karşıtlığı oluşmuş, bu durumun Eşariliğin seyri üzerinde de önemli etkileri olmuştur. Öte yandan Eyyûbiler döneminde tasavvuf, tam anlamıyla halka inebilmiştir. Ayrıca devletin denetimine alınarak avam halkı kazanmada ve Şiîlikle mücadelede önemli rol oynaması sağlanmıştır.

Büyük SelçuklularDinDinler tarihi+7
İlhan Baran
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Namazı terk etmenin hükmü ile ilgili hadislerin değerlendirilmesi

İslâm, ibâdetler içinde namaza büyük bir önem atfetmiştir. Bunu gerek Kur'an-ı Kerim'de gerekse hadîslerde açık bir şekilde görebilmekteyiz. Hadîs kaynaklarında namazın önemi, fazileti ve namaz kılanlara vaat edilen mükâfatlardan bahsedilmekte, bunun yanında bilhassa bazı rivayetlerde saraheten veya zımnen namazı terk edenlerin kâfir veya müşrik olacakları bilgisi de yer almaktadır. Hadîs alanında namazla alakalı birçok akademik çalışma yapılmakla birlikte, namazın terk edilmesi ile ilgili hadîsler hakkında bir çalışma yapılmadığı fark edilmiştir. Bunun üzerine birçok hadîs kaynağında yer alan, ayrıca namazın terk edilmesinin kişiyi dinden çıkaracağını savunan kimselerin de eserlerinde sıklıkla zikrettikleri dört hadîs, senet ve metin açısından değerlendirilmesi yapılmak üzere tezimizin konusu olarak belirlenmiştir. Çalışmamız bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında çalışmanın konusu, sınırları, önemi, amacı ve metodu hakkında bilgi verildikten sonra namaz ibâdetinin İslam öncesi cahiliye dönemindeki durumu ile Kur'ân-ı Kerîm ve hadîslerde nasıl yer aldığına bakılmıştır. Birinci bölümde hadîslerin geçtiği kaynaklar tespit edilerek, bu hadîsler senet tenkidine tabi tutulmuş, hadîslerin isnâdlarının genel itibariyle sahîh olduğu sonucuna varılmıştır. İkinci bölümde ise söz konusu hadîsler metin tenkidi kriterleri açısından değerlendirilmiş, şârihlerin hadîsler hakkındaki yorumlarına yer verilmiş, ayrıca hadîslerin İslâmî ilimlerdeki kullanılma biçimine de temas edilmiştir. Sonuç olarak namazı terk etmek hakkındaki hadîslerin genel itibariyle isnâdlarının sahîh olduğu, metin tenkidi çerçevesinde yaptığımız değerlendirmeler V sonucunda ise bu hadislerde geçen küfür ifadelerinin, namazın farz oluşunu inkâr ederek terk etmek veya kişiyi dinden çıkarmayan amelî, mecazî ve nimet küfrü (nankörlük) şeklinde anlaşılması gerektiği kanaatine varılmıştır.

HadisKüfürNamaz+2
Yunus Hatipoğlu
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

İmam Nevevî ve Minhâc isimli eserinin hadis şerhçiliği açısından değerlendirilmesi

Muhtelif dönemlerde hadis ilmini yeniden ihya eden, bu ilme sistematik bir yapı kazandıran muhaddisler gelmiştir. İmam Nevevî, bu muhaddislerden bir tanesidir. Döneminde olduğu gibi günümüzde de etkisi her daim hissedilen İmam Nevevî'nin hayatı ve ilmî faaliyetleri farklı yönleriyle keşfedilmeyi bekleyen geniş bir alanı oluşturmaktadır. İmam Nevevî ve Minhâc İsimli Eserinin Hadis Şerhçiliği Açısından Değerlendirilmesi isimli tez çalışmamızda, İmam Nevevî'nin hayatı, eserleri ve Nevevî'nin ilgili eserindeki şerh metodu değerlendirilmiştir. Araştırmamızda Nevevî'nin şerhini oluştururken takip ettiği metodunun belirlenmesi ve müellifin kendine has olan dil ve üslûbunun şerhe olan yansımalarının tespit edilmesi hedeflenmiştir. Bu gaye doğrultusunda müellifin hayatı, eserleri ve yaşadığı dönem şartları genel hatları ile izah edilirken, bahsi geçen eserin muhtevası ve müellifin hadis tahlilindeki yöntemi detaylı olarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda müellifin hadisle ilgili değerlendirmelerine, yer verilmiştir. Seçilen misallerle Nevevî'nin fıkhî melekesine ve hadis yorumuna kattığı değere işaret edilirken satır aralarında müellifin sünnet algısına, ve mezheb bağlamında sergilediği duruşa temas edilmiştir. Yaptığımız okumalar neticesinde, döneminde sadır olan fikrî cereyanlar arasında sünnî düşünce yapısına sıkı sıkıya sarılan, batınî yorum karşısında zahire bakan, delilsiz ve gereksiz tevil yerine lafza bağlı kalan, sünnetin sübut bulduğu yerde gayrisine itibar etmeyen, "nakil" in öncülüğünde "akıl" ın verilerine değer veren, kelime tahlilinde bilgin, rical ilminde yetkin, fıkıhta engin, kaynak kullanımında zengin, metodunda özgün Şafiî bir Şârih ile karşılaşılmıştır.

HadisNeveviRivayetler+2
Semih Acet
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessAR

Emîr Es-San'ânî'nin Sübülü's-Selâm; adlı eserinde; Mutlak-mukayyed

ABSTRACT This study includes the absolute boundary practices in Imam San'ani's work named Subulu's-selam. This study consists of four sections and a conclusion. In the first section, firstly Imam San'ani's science and individual life, name, title, teachings, birth, death, teachers, students and works are mentioned. Then his era was evaluated in political, practical and scientific terms. Again in this section, Imam San'ani's work named Subulu's-selam was introduced and its features, value and method were tried to be told and the critics on the work were discussed. In the second section, Imam San'ani's views on "absolute and boundary" were inspected by comparing with the ideas of other principles. The following titles are evaluated in this section: a. The concepts of absolute and boundary and their provisions according to the principles; İmam San'ani's absolute and boundary concepts, provisions, and execution of the boundary according to the religion experts with Imam San'ani, c. Reasons of conflict on execution of absolute to the boundary, conditions and reasons for Safii to execute absolute to the boundary. The third section includes "absolute – boundary" practices in "worships" part of the work named Subulu's-selam. In this section, the following are mentioned; a. provision of urination in still water, b. provision of the water pan from which the dog drank, c. provision of the skin of unclean animal, d. provision of absolutely cleaning the clothescontaminated with urine, e. provision of "taswib" (worshipping is better than sleeping) in morning azan. In the last section, the following are discussed as in "commerce" part of Subulu's-selam: ك a. Provision of meeting the commercial community outside the city, b. provision of black market, c. provision of right of withdrawal when there is a lie, d. provision of "salam" contract on non-existing (non-present), e. provision of benefit of the person having mortgage (pledge) with him/her from the mortgage. In the conclusions section, the data obtained through the study are ordered in articles. The most important of them are not to execute absolute to the boundary when there is no record for "words" coming absolutely and promising the boundary-coming "words" with records unless there is evidence.

Awnı Mohammed Rasol
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

İlk dönem hadis ve islam tarihi kaynaklarında veda hutbeleriyle ilgili rivayetlerin değerlendirilmesi

İlk dönem Hadis ve İslam Tarihi Kaynakları'nda Veda Hutbeleri ile ilgili birçok rivȃyetin nakledildiği görülmektedir. Araştırmamızda bu rivȃyetler tespit edilerek sened ve metin tenkȋdleri yapılmıştır. Konuyla ilgili nakledilen rivȃyetlerden hareketle Hz. Peygamber'in (a.s.) terviye gününden bir gün önce, arefe günü, kurban bayramının birinci, ikinci ve üçüncü günlerinde olmak üzere toplamda beş hutbe ȋrȃd ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmamızda Hadis Kaynakları'nda bulunan Veda Hutbeleri ile ilgili metinlerin farklı başlıklar altında parça parça, İslam Tarihi Kaynakları'nda bulunan Veda Hutbesi metinlerinin ise genelde tek başlık altında derlenerek nakledildiği tespit edilmiştir. Hutbeler ile ilgili çoğunluğu sahȋh olan rivȃyetlerin yanında zayıf ve uydurma olan rivȃyetlerin de bulunduğu belirtilmiş, sözkonusu rivȃyetlerden isnȃd açısından sahȋh olanlar metin tenkȋdi açısından farklı delillere arz edilmiştir. Çalışmamızda Allah Rasûlü'nün sözkonusu hutbelerinde ümmetine sadece Kur'an'ı bıraktığı sonucuna ulaşılmış, Veda Hutbelerinde recm cezasının yer almadığı belirtilmiş; Arab'ın aceme takvȃ dışında bir üstünlüğünün olmadığı ve hadislerin sonrakilere nakli ile ilgili rivȃyetlerin Hz. Peygamber'e aidiyetinin sahȋh olduğu vurgulanmıştır. Araştırmamızda isnȃd ve metin açısından sahȋh olan rivȃyetlerden istifade edilerek yeni bir metin inşȃsı oluşturulmuş ve bu metnin günümüzde meşhur olan Veda Hutbesi metinleri ile bir karşılaştırması yapılmıştır. Bu bağlamda günümüzde meşhur olan Veda Hutbesi metinlerinin Rasûlullah'ın belirli bir günde ȋrȃd ettiği hutbeden ziyade hacda farklı günlerde ȋrȃd ettiği hutbelerden elde edilmiş bir derleme olduğunu söylemek mümkündür. Bununla beraber bu derlemelerde İbn İshȃk'tan nakledilen arefe günü hutbesinden daha fazla ilham alındığı görülmektedir. Anahtar Sözcükler Veda Hutbesi, Rivȃyet, Sened Tenkȋdi, Metin Tenkȋdi, Metin İnşȃsı, Kur'an, Arap-Acem.

HadisRivayetlerTarihi kaynaklar+2
Fidan Orhan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Fıkıh usulünde te'vil ve fıkhî uygulamaları

Te'vil, genel olarak İslam düşüncesinin oluşum süreçlerinde en etkili olan kavramlardan biridir. Dillerde yaşanan semantik değişim ve kaymalar kapsamında terim anlam kazanan ve fıkıh usulü içerisinde ictihâdın aklî bir yöntemi olarak değerlendirilen te'vilin fürû-i fıkhın şekillenmesinde önemli bir rol oynadığı hususunda şüphe yoktur. Bu anlamda ilke ve prensipleri usulcüler tarafından konan sahih te'vilin mâhiyeti, gerektirici unsurları, şartları ve çeşitlerinin bilinmesi önem arz etmektedir. Bu çalışmada te'vil bir fıkıh usulü kavramı olarak ele alınmış, te'vilin mâhiyet ve niteliği ile sıhhat ve butlan açısından çeşitleri ve müctehidlerin te'vil vasıtasıyla füru-i fıkha dâir ortaya koydukları örnekler üzerinde durulmuştur. Ayrıca te'vil bir yorum biçimi olarak ele alınmış ve diğer disiplinlerle ilgisi değerlendirilmiştir. Neticede te'vilin günümüzde de fıkhî bir istinbât aracı olarak istifade edilebilecek bir kavram olduğu hususuna vurgu yapılmıştır. Anahtar kelimeler: Te'vil, Nas, Müteşâbih, Fıkıh Usulü, İctihâd.

MüteşabihTe`vilİslam Hukuku+1
Abdulbaki Deniz
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Sıddîk Hasan Hân ve tefsiri Fethu'l-Beyân

Çalışmamızın konusu, Sıddîk Hasan Hân ve Tefsiri Fethu'l-Beyân'dır. Bu çalışmadaki amacımız Sıddîk Hasan Hân'ı ve tefsiri Fethu'l-Beyân'ı değişik açılardan tanımak ve ilim dünyasına tanıtmaktır. Çalışmamız bir giriş, üç bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Giriş kısmında çalışmamızın konusunu, amacını, yöntemini ve kaynaklarını açıkladık. Sıddîk Hasan Hân'ın hayatına, ilmî kişiliğine, hakkındaki iddia ve çalışmalara yer verdik. Yaşadığı yer olan Hindistan'ın İslâmiyet'le tanışmasını, yaşadığı bölgenin dinî ve siyasî durumunu anlattık. Birinci bölümde Fethu'l-Beyân'ın özelliklerine, mukaddimesinin içeriğine ve kaynaklarına değindik. İkinci bölümde Fethu'l-Beyân'ın rivayet boyutunu ve ondaki Kur'ân ilimleri konularını ele aldık. Üçüncü bölümde Fethu'l-Beyân'ın dirâyet boyutunu işledik. Sonuç kısmında ise çalışmamız boyunca elde ettiğimiz bilgileri özet halinde bir araya getirip hangi sonuca vardığımızı açıkladık. Bu çalışma neticesinde; Hindistan'ın İslâmiyet'le tanıştıktan sonra önemli bir ilim merkezi haline geldiğini, Sıddîk Hasan Hân'ın buranın önemli ilmî şahsiyetleri arasında yer aldığını, hayatını ülkedeki İngiliz sömürgeciliğine karşı İslâmiyet'i yaymaya adadığını gördük. Onun, en önemli eserleri arasında yer alan Fethu'l-Beyân'ı Hz. Peygamber (s.a.v.), sahâbe-i kirâm ve bu nesli takip eden İslâm âlimlerinden gelen rivayetlerle beraber selefîlik düşüncesini esas alarak telif ettiği sonucuna vardık. Başkalarından aşırı bir şekilde nakilde bulunduğu, eserlerinin hata ve çelişkiler içerdiği gerekçesiyle ilmî kişiliğine yöneltilen olumsuz eleştirilerin haklılık payı bulunsa da birçoğunun doğruyu yansıtmadığı kanaatine vardık.

Fethu'l-BeyanKur'an-ı KerimSıddık Hasan Han+1
Sabğatullah Tayfur
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İslâm Hukûkunda mehir ve ev eşyasıyla ilgili anlaşmazlıklar ve bunların çözümü

İslam aile hukukunun en önemli konularından biri mehir ve ev eşyasıyla ilgili anlaşmazlıklar ve bunların çözümüdür. Her ne kadar mutlu ve huzurlu devam eden evliliklerde bu tür anlaşmazlıklar vuku bulmasa da özellikle boşanmanın, karı ile kocadan biri veya her ikisinin ölümü durumunda sıkça vuku bulması muhtemeldir. Her ne şekilde olursa olsun İslâm hukukçuları, mehir ve ev eşyasıyla ilgili vuku bulan anlaşmazlıklara büyük önem vermiş ve bunlara pratik çözüm önerileri getirmişlerdir. Karı ile koca veya onların varisleri arasında mehirle ilgili muhtemel anlaşmazlıklar; mehrin tayin edilip edilmemesi, miktarının ne kadar olduğu, cinsi, nev'i ve vasfının ne olduğu; artması, eksilmesi veya tamamen telef olması durumunda kimin bunu tazmin edeceği, zevce tarafından teslim alınıp alınmadığı ve zevceye verilen bazı eşyaların mehir sayılıp sayılmayacağı gibi konularla ilgilidir. Ev eşyasıyla (metâu'l-beyt) ilgili muhtemel anlaşmazlıklar ise genellikle evi dayama-döşeme (techizu'l-beyt) görevinin zevceye mi yoksa kocaya mı ait olduğu ve evde bulunan eşyanın kimin mülkü olduğu hususlarıyla ilgilidir. Tüm mezheplere göre, karı ile koca arasında zikri geçen konularda anlaşmazlığın vuku bulması durumunda kanıt varsa, kanıta göre hükmedilir. Kanıtın olmaması durumunda ise karı ile koca kendi iddialarının doğru olduğuna dair yemin etmeye davet edilirler. Karı ile kocadan birinin yemin etmesi durumunda, iddiası üzerine yemin eden tarafın iddiasına göre hükmedilir. Her ikisinin yemin etmesi veya etmemesi durumunda ise mezheplerin farklı görüşleri vardır. Karı ile kocadan birinin veya her ikisinin ölümü durumunda, onların varisleri arasında zikri geçen konularda anlaşmazlığın vuku bulması halinde, Hanefi mezhebi hariç diğer üç mezhebe göre karı ile koca sağmış gibi hareket edilir. Anahtar kavramlar: Mehir, Mehr-î misil, Mehr-î müsemma, Metâu'l-beyt, Techizu'l-beyt.

Ev eşyalarıMehirİslam Hukuku+1
Nurettin Yıldırım
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Abdulkerîm el-Muderris ve Mevâhibu'r-Rahmân adlı eserinin nahiv açısından incelenmesi

Bu çalışmada Abdulkerîm el-Muderris'in, yaşadığı dönem ve hayatı ile ilgili bilgi verilmekte, kaleme aldığı Mevâhibu'r-Rahmân adlı eseri tanıtılmakta ve bu eserinde yer alan nahivle ilgili konular tespit edilip değerlendirilmektedir. Irak topraklarında yetişen ve çağımızın ender şahsiyetlerinden biri olan Abdulkerîm el-Muderris (ö. 1323/1905), hayatının son anına kadar hep ilim ve tedrisâtla meşgul olmuş ve çok sayıda öğrenci yetiştirmiştir. el-Muderris, bir yandan öğrenci yetiştirmekle meşgul olurken, diğer yandan da tefsir, hadis, fıkıh, dil, siyer ve ahlak gibi muhtelif alanlarda birçok eser kaleme almıştır. el-Muderris'in, telif ettiği en önemli eserlerden biri, Mevâhibu'r-Rahmân fî Tefsîri'l-Kur'ân adlı eseridir. Onun bu eseri, Arap dil biliminin alt dalları olan nahiv, sarf, lügat ve belâgat ile ilgili birçok bilgileri ihtivâ etmektedir. Bu eser, söz konusu ilimlerin yanında hadis, fıkıh, kırâat, siyer ve tarih gibi birçok alanla ilgili önemli bilgileri de içermektedir. Mevâhibu'r-Rahmân'da nahivle ilgili bilgiler, sarf, belâgat ve lüğat bilgilerine göre daha fazla yer almaktadır. el-Muderris, eserinde nahivle ilgili bilgileri verirken, dilcilerin görüşlerine yer vermekte, onların arasındki ihtilaflara değinmekte ve onların kendi görüşlerini desteklemek amacıyla zikrettikleri hüccet ve delillerini de serdetmektedir. Müellif bunun yanında, kendi tercih ve görüşlerini beyan etmekten de geri kalmamaktadır. Tercih ettiği görüşü desteklemek amacıyla semâ' ve kıyâsa baş vurmaktadır. Müellif, eserinde genellikle Cumhûr'a ve Basra Ekolüne ait görüşleri tercih etmekle birlikte, hiçbir zaman herhangi bir mezhebe karşı taassup beslememektedir. Zira müellif, âyetleri irab ederken, her hangi bir görüşe bağlı kalmadan söz konusu âyetlerin anlamlarına uygun olan görüşleri tercih etmektedir.

Abdülkerim el-MüderrisArapçaKur'an-ı Kerim+2
Hamıt Yürter
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessAR

مذاىب الكرد عبر العصور الإسلامية

In this research, it was aimed to illuminate Islamic sects spreading among the Kurds. For this, the process of the conquest of the Kurdish geography by the Muslims and the domination of the Ahl-i Sunnah sect in the region was discussed. In addition, Sunni fiqh denominations operating in the Kurdish geography and their prominent names were mentioned, while Shafi'i was more dominant than the other denominations. Then it refers to the Khawarij movements in the Kurdish regions and the reasons why the Kurds supported these movements, as well as the most important rebellions initiated or supported by the Kurds. Later on, the Shiite sects that appeared in the region such as Hashabiyyah, Zaydiyyah, Imamiyyah and Gulat'sh-Shi'a were mentioned. On the other hand, the Sufi groups and their historical processes operating in Kurdish geography have not been forgotten. Adaviyyah order was centered from these; its birth, principles, major personalities and deviations that experienced. Three methods were used in this research to reach the determined targets. One of these is the descriptive method, thanks to it, it was ensured the depth in the situation of the sects seen in the Kurdish region. In addition, the political, social and other situations of the time period are depicted. Descriptive method was also used while the process of Kurdish geography was conquered by Muslims, historical events and the emergence of sects in this geography. Then the factors that have been influenced by the emergence of different denominations and religions in the Kurdish geography and the findings obtained from the research were analyzed with the analytical method. With this, it is aimed to acquire some ambiguities and to obtain healthy results. In addition, by taking advantage of the induction method, the information of the al-milal and nihal books and the records of the primary historical sources about the sects are put together. In this research, some important results have been achieved in this research. Like other nations adopting Islam, the Kurds have also been affected by the evolving historical events, and many sects have emerged between them. They have also developed rebellions against figures dominating their territory, or supported rebellions initiated by others. So much so that the majority of the Kurds adopting Islam adopted Sunniism and Shafii, one of its fiqh denominations. However, a limited number of them adopted another sects. Some Kurds supported the Khawarij and participated in the rebellions they have initiated, but in fact they have done so by freeing the dominant state and the tax burden. This research came to the conclusion that the Kurds were also influenced by Sufi movements. Some extreme Sufi groups, such as the Adaviyyah, were also seen in the Kurds. Adaviyyah was divided into two in the process, one of it deviates from Islam and transforms into an independent religion with the name of Yazidism, while the other part rests on the principles of faith. Finally, it is proposed that the historical processes of the sects that appeared in the region should be investigated. Because there are many things that previous researchers did not mention. This research can be regarded as a modest study in this field.

Anas Mohammad Sharıf Tahır Tahır
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Nübüvvet tartışmaları-Ebu'l-Hasan El-Eş'arî ve Ebû Ali El-Cübbâî örneği-

İslâmî ilimler, üç temel doktrin üzerine kurulmuştur. Bunlar, Kelâm (i'tikâd), fıkıh ve tasavvuftur. Kelâm ilmi ise 'usûl-u selâse' dediğimiz üç temel esastan ibarettir. Bunlar ilâhiyyat, nübüvvet ve sem'iyyât'tır. Çalışmamızın konusu olan nübüvvet meselesi, ilk dönem kelâm eserlerinde pek fazla görülmezken sonraki dönemlerde dâhilî ve haricî amillerin etkisiyle geniş yer bulmuştur. Yahudî ve Hristiyanlarla konu üzerine yapılan tartışmalar, Şiâ'nın imamet anlayışı, Mu'tezile'nin nübüvvet algısı, Filozofların bu husustaki düşünceleri, Fetihlerin artması sonucu İslâm coğrafyasının geniş bir alana yayılması ve sonradan Müslüman olanların kültür ve değerlerinin İslâmî değerlerle iç içe girmesi, Berahime, İbn Ravendi ve Ebu Bekr er-Razi gibi düşünürlerin nübüvveti inkâr etmesi gibi sebepler başlıca etkenlerdendir. Çalışmamızda nübüvvet meselesini, Ebû'l-Hasan el-Eş'arî ile Ebû Ali el-Cübbâî'nin görüşleri çerçevesinde değerlendireceğiz. İki düşünürün nübüvvet ile doğrudan veya dolaylı olarak ilişkili meseleler hakkındaki düşüncelerini tespit ederek karşılıklı bir şekilde değerlendirdik. Çalışmamız bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde nübüvvet meselesinin İslâm ve öncesi ilâhî dinlerde nasıl algılandığını ele aldık. Ayrıca nübüvvet ile doğrudan veya dolaylı olarak ilişkili olan kavramlar üzerinde durup nübüvvet meselesine dair genel bir vukûfiyet sağlamaya çalıştık. Bununla beraber Ebû'l-Hasan el-Eş'arî ile Ebû Ali el-Cübbâî'nin konu ile alakalı görüşlerini naklederek, temel savları arasında karşılaştırma yaptık. İkinci bölümde ise nübüvvetin hükmü, imkân ve gerekliliği, vehbî ve kesbî oluşu hususlarını ele alarak genel bir değerlendirme yaptık. Daha sonra Eş'arî ve Cübbâî örneğinde bu hususu ele alıp görüşlerini karşılıklı bir şekilde değerlendirdik. Anahtar Sözcükler Nübüvvet, Ebu'l-Hasan el- Eş'arî, Ebû Ali el-Cübbâî, Mu'tezile, Mucize, Vahiy.

Ebu Ali el-CübbaiEş`ariKelam+2
Ömer Fidanboy
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Zeynelabidin Çiçek ve el-Mesâilu'l-maksûde adlı eseri

Zeynelabidin Çiçek Hoca'nın el-Mesâilu'l-Maksûde adlı şerhi, el-Berzencî'nin nahiv ilminde amiller hakkında manzum olarak telif ettiği el-'Avâmilu'l-Manzûme adlı metin üzerine yazılmıştır. Bu çalışmada Çiçek'in el-Mesâilu'l-Maksûde fi Şerhi 'Avâmili'l-Manzûme adlı şerhi çeşitli yönleriyle incelenip tanıtımı yapılmıştır. Çalışmamız giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde Arap Dili gramerine genel bir bakış, nahiv ilminin doğuşu, gelişimi, ortaya çıkışını etkileyen faktörler, ekolleri, bu ilimde yazma geleneği ve el-'Avâmilu'l-Manzûme'nin müellifi olan el-Berzencî ve eseri hakkında bilgiler ele alınmıştır. Çalışmamızın birinci bölümünde el-Mesâilu'l-Maksûde adlı şerhin müellifi olan Zeynelabidin Çiçek'in hayatı ve ilmi yönü hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde, el-Mesâilu'l-Maksûde adlı şerhin yazılış gayesi, şekil ve muhtevası, metodu, üslubu, istişhadı, kullandığı örnekleri, kaynakları ve Zeynelabidin Hoca'nın nâzıma yönelttiği eleştirileri incelenmiştir. Sonuç bölümünde ise el-Mesâilu'l-Maksûde adlı şerhle ilgili yapılan çalışmada elde edilen sonuçlara yer verilmiştir.

ArapçaSöz dizimZeynel Abidin+1
Mehmet Nezir Esin
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ez-Zemahşerî ve el-Unmûzec adlı eseri

Hicri V. asrın sonlarında ve h. VI. asrın başlarında İslam âleminin yetişdirdiği büyük âlimlerinden olan Zemahşerî, büyük bir müfessir, muhaddis ve nahiv âlimidir. Zemahşerî islâmî ve alet bilimleri literatüründe önemli bir yeri haizdir. Bilhassa nahiv alanındaki görüşleri ile kendisinden sonraki âlimleri etkilemiştir. Bu çalışmada bu denli bir müellifin hayatı, ilmî şahsiyeti ve nahiv ilmi hakkında yazdığı el-Unmûzec fi'n-Nahv adlı eseri incelenmiştir. Zemahşerî'nin nahiv ilmine yeni başlayanlar için yazdığı bu eserde nahiv kaidelerini öz bir şekilde ele almıştır. Daha sonra bu kaideleri âyet ve meşhur örneklemeler ile pekiştirmiştir. Bağdat nahiv ekolüne mensup olan Zemahşerî görüşlerinin çoğunda Basralıların görüşü doğrultusundadır. Ancak mümkün mertebe bu eserinde tartışmalara yer vermemiştir. Müellifin bu veciz eseri isim, fiil ve harf olmak üzere üç ana bölümden oluşmaktadır. Bu eserin en önemli kaynağı Zemahşerî'nin el-Mufassal adlı eseridir. Zemahşerî'nin el-Unmûzec fi'n-Nahv adlı eseri, muhtasar olarak yazılan eserler için adeta bir dönüm noktası olarak kabul edilmiştir. Bu eser birçok kere şerhedilmeye mazhar olmuştur. Aynı zamanda eskilerden beri medreselerde Arpaça öğrenimi için okutulan bu eser doğu medreselerinde hala okutulmakta ve talebeler tarafından ezberlenmektedir. Bu bakımdan el-Unmûzec'in nahiv alanında öğrencilere büyük katkısı olmuştur. Bu çalışmayla bu derece önemli olan bir eser akademik olarak incelenmiştir.

Al-MufassalArapçaEl-Unmuzec+2
İmran Arslan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Şeyh Muhammed Arapkendî'nin hayatı ve tasavvufî görüşleri

Şeyh Muhammed Arapkendî, Bismil'e bağlı Arapkend köyünde yaşamış, Nakşibendi tarîkatının Hâlidiye koluna mensup bir mutasavvıftır. Nesep zinciri Hz. Hüseyin (ö.680) vasıtasıyla Hz. Peygamber'e ulaşan Arapkendî, tasavvuf yolunda Şeyh Kemal Hamidî'ye (ö.1948?) intisap etmiş, mürşidinin vefatı üzerine Şeyh Ahmed (ö.1949) Haznevî'nin oğlu Şeyh Masum'a (ö.1958) intisap etmiştir. Şeyh Masum'un kendisine halifelik vermesiyle de hilâfet cübbesi giymiştir. Halife olduktan sonra memleketine dönerek ilim ve irşâd faaliyetleriyle uğraşan Arapkendî, yıllarca talebe yetiştirerek etkisini günümüze kadar devam ettirmiştir. Bu çalışmamızda Şeyh Muhammed Arapkendî'nin hayatı ve tasavvufî görüşlerini ele almaya çalıştık. Çalışmamızın birinci bölümünde onun hayatı, çocukluğu, gençliği, evliliği, ilim tahsili, kendisinden ders okuduğu hocaları, talebe ve halifelerini inceledik. İkinci bölümde ise tasavvufa dair genel bilgiler vererek, Arapkendî'ye göre müridin taşıması gereken sorumluluklar, sohbet, râbıta, hatm-i hâcegân, zikir-evrâd, nefis, dünya, halvet, nazar-himmet, aşk ve muhabbet gibi tasavvufî görüşlerine değindik. Anahtar Kelimeler Arapkendî, Hayatı, Görüşleri, Bismil, Nakşibendilik, Tasavvuf.

Kur'an-ı KerimNakşibendiyye tarikatıTarikatlar+3
Mahmut Çetin
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ebû'l-A'lâ el- Mevdûdî'nin Tefhîmü'l-Kur'ân adlı tefsirinde oryantalizm eleştirisi

Bu çalışmada ele aldığımız oryantalizm meselesi, Antik Çağ'dan günümüze kadar var olan Doğu-Batı çatışmasının bir tezahürü ve formu olan ve pek çok İslâm âliminin gündemini meşgul eden önemli bir meseledir. Asrımızın en önemli mütefekkir ve âlimlerinden olan Mevdûdî'nin Kur'ân tefsirinde ve muhtelif eserlerinde ele aldığı konulardan biri de çalışmamıza konu olan oryantalistler ve oryantalistlerin İslâm ve İslâm'ın değerlerine yönelik olan ithamlarıdır. Bu cihetle Mevdûdî'nin bu meseledeki görüş ve çözüm önerileri üzerinde çalışmayı gerektiren bir ehemmiyettedir. Bu çalışmanın amacı, Mevdûdî'nin hayatı, telif ettiği eserler, yaşadığı dönemin siyasî, sosyal ve kültürel yapısına değinmekle birlikte, onun oryantalistlerin Kur'ân-ı Kerîm ile ilgili iddialarına yönelik sunduğu reddiyeleri ve bu husustaki görüşleri üzerinde inceleme ve araştırmada bulunmaktır. Çalışmamızda oryantalizmin kavramsal çerçevesi, tarihi seyri, Hint Alt Kıtası'nda oryantalizm, oryantalistlerin Kur'ân ile ilgili iddiaları gibi konular ana hatlarıyla ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler Mevdûdî, Kur'ân-ı Kerîm, oryantalizm, iddia, reddiye.

Kur'an-ı KerimMevdudiOryantalizm+2
Hüsna Aytaç
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mustafa Hayri Efendi ve el-Muktataf min Uyuni't-Tefasir adlı tefsiri

Mustafâ Hayri Efendi'nin el-Muktataf min Uyuni't-Tefâsir adlı eseri, kendi dönemine kadar te'lîf edilmiş tefsirlerin bir özeti mahiyetindedir. Müellifin eserde, son dönemlerde telif edilmiş tefsirlerden; Reşid Rıza'nın, Tefsirü'el-Menar adlı eseri ve Elmalılı'nın, Hak Dini Kur'ân Dili adlı tefsirinden yararlanmış olması, eserin dikkat çekici yönlerindendir. Eser, Kur'ân âyetlerinde bulunan dil ile ilgili konuları, edebi sanatların inceliklerini, fıkhi ve i'tikadi bilgileri ihtiva etmektedir. Bunun yanında Mustafâ Hoca, âyetleri tefsir ederken Kura'n'ı Kur'an'la tefsir etmiş, hadislere müracaat etmiş, Sahabe ve Tâbiun sözlerini de aktarmıştır. Bundan dolayı eser, rivayet içerikli dirayet tefsiri niteliğini kazanmıştır. Müellif, eserinde ayetleri ahenk içinde, okuyucuyu ayrıntılara boğmadan ve yormadan aktarmıştır. Tez, bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, tezin konusu, önemi, yöntemi ve kaynakları hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde, Adıyamanlı Mustafa Hayri Efendi'nin; hayatı, ilmî kişiliği, eserleri üzerinde durulmuştur. Bunun yanında, söz konusu eserin, el yazmasının şekli, muhtevası ve eser üzerinde yapılan çalışmalar hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise "el-Muktataf min Uyuni' t-Tefasr'in muhteva ve metodolojisi hakkında bilgi verilmiştir. Anahtar Sözcükler Tefsir, Rivayet, Dirayet, Kelam, Beyan, Bedi

BeyanDirayetKelam+5
Basri Alan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'ân'da neslin korunması

Allah Teâlâ insanları kadın ve erkek olarak yaratmış ve birbirlerinin eksikliklerini gidermek üzere her ikisine farklı özellikler bahşetmiştir. İnsanların dünya ve ahiret hayatında mutluluğa ve huzura ulaşabilmesi için kadın ve erkek olmak üzere iki ayrı cinsten yaratılması; hem bedensel ve ruhsal ihtiyaçlarının giderilmesi için verilmiş bir nimet hem de bir imtihan vesilesi olmuştur. Verilen bu nimetlerin karşılığında insanların vazifelerinden biri de neslini korumak için çaba sarf etmesidir. Bu çalışmada, Kur'ân-ı Kerîm'in öncülüğünde dinde korunması zarûri olan neslin korunması ilkesi incelenmiştir. İlk öne Kur'ân'da nesil manasına gelen kelimeler tespit edilerek ifade ettikleri manalar ayetlerle birlikte belirtilmiştir. Bu konuyla paralel olarak İslam dininde neslin korunması ilkesinin önemi açıklanmıştır. Devamında neslin korunması ilkesine zarar veren cinsel sapkınlıklar, cinsel ilişkiler, cinsel yönelim ve tercihlerle beraber İslam'ın yasaklamış olduğu zina kavramı, ebeveynlerin kürtaj ile çocuğunun yaşam hakkına müdahale etmesi, cinsiyetin değiştirilmesi ile nesep karmaşasına sebep olabilecek tercih ve uygulamalar irdelenmiştir. Sonrasında bireyin, ailenin ve toplumun huzur içerisinde devamlılığını sağlayabilmesi için neslin korunması adına alınacak önlemler değerlendirilmiştir. Kadın ve erkeğin fıtratlarına uygun olan geçerli bir nikâh ile evlenmeleri ve bu birliktelik sonucu aile kurmaları gereklidir. Bu bağlamda neslin korunması için nikâhın, ailenin ve aile içinde çocuğa verilecek eğitimin önemi ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Orhan Söğüt
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Arapça fiil baplarının Kur'an tercümelerine etkisi

Kur'an'ı yaşayabilmenin ve dolayısıyla anlayabilmenin ön şartlarından biri, onu doğru bir şekilde anlama yeteneğine sahip olmaktır. Bu yeteneğin geliştirilmesi için dilbilgisi, yani sarf, nahiv, belâğat vb. alet ilimlerinin bilgilerine ihtiyaç duyulur. Bu ilimler Kur'an'ı anlama, yorumlama ve tercüme süreçlerinde önemli bir rol oynarlar. Bu çalışmada, konuya sarf ilmi özelinde bakılmıştır. Sarf ilmi, kelimenin yapısını, durumunu ve kurallarını inceleyen bir disiplindir. Ayrıca, fiillerin nasıl türetildiği, fiil baplarının özellikleri ve kullanım kuralları da sarf ilminin kapsamına girer. Fiiller, bir cümle içinde hayati bir rol oynarlar ve bu nedenle Kur'an ayetlerinin anlamını ortaya çıkarmada kritik bir öneme sahiptirler. Kur'an ayetleri söz konusu olduğunda, fiil baplarının taşıdığı anlam farklılıkları daha da önem kazanmaktadır. Arapça'da fiil bapları, farklı anlam özelliklerini içerebilirler. Örneğin, "أَضَلَّ" (edalle) fiili "saptırır" anlamında veya "sapmış halde/sapıtmış olarak bulur" anlamında kullanılabilir. İlk kullanımıyla ta'diye (geçişlilik) anlamı vurgulanırken, ikinci kullanımıyla vicdân (bir hâl üzere bulma) anlamına ulaşılmaktadır. Bu örneğe göre, Bakara Suresi 26. ayette geçen "يُضِلُّ بِهِ كَثِيراً" ifadesi, iki şekilde tercüme edilebilmektedir: Birincisi, "(Allah) o (misâl) ile bir çok kişiyi saptırır" şeklindeki ta'diye (geçişlilik) anlamıyla ve ikinci olarak da "(Allah) o (misâl) ile bir çok kişiyi sapmış halde bulur" şeklindeki vicdân (bir hâl üzere bulma) anlamıyla. Bu farklı anlam özellikleri, örnekten de anlaşıldığı gibi Kur'an'ın tercüme şeklini oldukça etkilemektedir. Bu yüzden Arapça fiil baplarının taşıdığı bu farklı anlam özellikleri, Kur'an'ın tercüme edilmesi sırasında özel bir dikkat gerektirir. Şu ana kadar, fiil baplarının anlam farklılıklarının Kur'an tercümesine olan etkisi üzerine yapılmış spesifik bir çalışmaya rastlayamadık. Bu boşluğu doldurmak amacıyla bu çalışmada, fiil baplarının taşıdığı farklı anlamlar verilerek, örnek ayetler üzerinden bu farklılıkların Kur'an tercümelerine olan etkisi incelenecektir. Neticede Kur'an'ı tercüme sürecinde Arapçaya vukûfiyetin ne denli önemli olduğu gözler önüne serilmeye çalışılacaktır.

Ahmet Ceylan
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Arapçaya çevrilmiş Türk dizilerinin Arap sosyal medyasına yansımaları ve dizilerin, Arap sosyal medya kullanıcılarının Türkçe öğrenmelerine olası katkıları üzerine bir inceleme

Bu çalışma Türk dizilerinin Arapçaya çeviri suretiyle sosyal medya etkileşimlerindeki içeriklerin Arap diline etkileri, toplumsal etkileşimi, dil öğrenmedeki katkısı, edebi yönden kaynak oluşturma gibi konulardaki sonuçları ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Arap diline dair çalışmaların çoğu klasik dönem eserlerini kapsamaktadır. Yapacağımız bu çalışma daha yakın tarihe; Arapça dublaj ve altyazılı Türk dizilerinin Arap sosyal medyasında yaygınlaştığı zamandan günümüze kadar olan süreçteki bazı kelime ve cümle gruplarının sosyal medya kullanıcılarının diline etkilerini tespit etmeye çalışacaktır. Araştırmamızda yer alan sosyal medya kullanıcılarının yorumları ve içerik paylaşımları gerçek kişiler tarafından ortaya konduğu varsayılmıştır. Çalışmamızın yaklaşık son 20 yılı kapsayacak güncel bir konu olduğu için elde edilen verilerin sosyal medya ürünleriyle sınırlı olduğu da gözden kaçırılmaması gerekmektedir. Sosyal medya üzerinden yapılan araştırmamız kabaca şu hususları inceleyecektir: Dizilerde yer alan dizi dili ve karakterlerin Arapça kelimeleri üzerine olumlu olumsuz etkileri. Türk – Arap toplumları arasındaki coğrafi, tarihsel ve edebi ilişkilere katkı sağlayacak yeni çıkarımların sosyal medyadaki ürünlerini saptamak ve geçmişten gelen ilişkilerin yeniden canlandırılmasına öncülük edecek beklentileri öngörmek. Arap vatandaşlarının diziler üzerinden Türkçeyi öğrenmedeki durumlarının şaşırtıcı sonuçlarını göz önüne alarak Türk dili ve Arap dili arasındaki güçlü benzerlikleri değerlendirmek. Türk televizyon dizilerinde bulunan Arapça kökenli terimlerin telaffuz ve yazımındaki değişimlerin, bu terimlerin Arap dilindeki uygunluğunu değerlendirmek. Aynı zamanda, Arap izleyicilerin Türk dizilerine ve oyuncularına olan ilgilerini etkileyen dil ve kültürel faktörleri inceleyerek, bu etkileşimlerin dilbilimsel ve kültürel sonuçlarını ele alacak bir değerlendirme gerçekleştirilecektir.

Yücel Yıldız
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Ömer'in kıraati

Kıraat olgusu; rivâyet ve dirâyet metoduyla telif edilen hemen hemen bütün tefsir kaynaklarında vazgeçilmez bir konumda olmuştur. Bu tefsir kaynaklarında pek çok kişiden kıraat nakilleri yapılmaktadır. Kur'ân-ı Kerîm bize tevâtüren ulaşmış olduğu halde birçok sahabeden şâz sayılan farklı okuyuşlar sâdır olmuştur. Kıraat nakledilen önemli sahabîlerden biri de uzun süre Hz. Peygamber'in yanında bulunmuş, O'nun ikinci halifesi seçilecek kadar önemli bir mevkide olan ve siyaset ile meşgul olmasına rağmen ilimde de kendi yetkinliğini ortaya koymuş olan Hz. Ömer'dir. İşte bu çalışmamızda tefsir kaynaklarının Hz. Ömer'e nispet ederek aktardığı kıraatler tespit edilmeye çalışılmıştır. Yapılan incelemeler neticesinde kendisinden aktarılan bu kıraatlerin bazısının sahih/mütevâtir olarak kabul edildiği, diğer pek çok rivâyetin ise şâz olarak değerlendirildiği tespit edilmiştir. Bu kıraatlerden On Kıraat İmamının okuyuşuna mutâbık olanlar ile şâz kabul edilenler ayrı ayrı başlıklar altında değerlendirilmiş ve ihtilafa düşülen kelimenin köklerine inilerek aradaki farklılıkların mânaya ne gibi bir etkisinin olduğu araştırılmıştır. Bu kıraat nakillerinin genelde tefsîrî bir mahiyette olduğu belirlenmiştir. Çalışmamızda ayrıca konu hakkında değerlendirmelerde bulunan âlimlerin görüşleri de mukayeseli bir şekilde aktarılmıştır. Gerekli görülen yerlerde değerlendirmelerde bulunularak; kıraatler tahlil edilmiş ve tercihler yapılmıştır. Bu çalışmanın ana gayesi; Hz. Ömer'in Hadis, Fıkıh ve Tefsir ilimlerinde olduğu gibi Kıraat ilminde de ne kadar önemli bir yeri olduğunu ortaya koymaktır.

Cihan Subaşı
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Yusuf kıssasının psikolojik tahlili

Kur'an kıssalarının muhteviyatını oluşturan örneklemler, ekseriyetle peygamberlerin yaşantılarından alınan birtakım anekdotlarla muhatap kitleye/inananlara aktarılır. Söz gelimi bu kıssalarda aktarılan örnek olaylar üzerinden inananlara birtakım öğütler, ikazlar vb. durumlara değinilir. Bir başka ifadeyle, bu örneklemler üzerinden inananların ahlaki temayüllere dair davranışlarının gelişmesi ve zihni bir olgunluğa erişimlerini sağlamak öncelenmektedir. Bu çalışmamızda Hz. Yusuf kıssasının tefsir usulü ve psikoloji ilminin yöntem teknikleri çerçevesinde bir tahlilinin yapılması amaçlanmaktadır. Araştırmamızın kapsamı psikolojik tefsir ekolü bağlamında olacağı için bu kapsamdaki tefsirlerden faydalanılacaktır. Hz. Yusuf'un doğumu ve çocukluğuna dair Kur'an-ı Kerim'de çok detaylı bilgiler bulunmadığı için semavi dinlerin, özellikle Yahudiliğin kutsal kitabı olan Tevrat'ın ilgili bölümlerinden faydalanılacaktır. Ayrıca psikolojik bakış açısından faydalanılarak ayetler analize tabi tutulacaktır. Son olarak çalışmamızda kaynak olarak göstereceğimiz Kur'an-ı Kerim ayet meallerinde, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 2011 yılında 11. Baskısını yayımladığı "Kur'an-ı Kerim Meali" adlı eseri referans alınacaktır.

Mücahide Başkan Dündar
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Abdulvehhâb Îsâvî'nin ed-Dîvanu'l-İsbartî romanının teknik ve tematik yönden incelenmesi

Abdulvehhâb Îsâvî'nin Ed-Dîvanu'l-İsbartî isimli romanında 1816-1833 yılları arasında Fransa'nın Cezayir'i işgal etmesi sonrası yaşanan zulümler ve halkın vermiş olduğu mücadele beş karakter tarafından her karaktere bir bölüm ayrılarak, karakterlerin bakış açısından yaşanan olaylar anlatılmaktadır. Eski Fransız askeri olan Caviar'ın balıkçılık yaparken korsanlar tarafından kaçırılıp köle edilmesi ve bu süre zarfında yaşamış olduğu işkence sebebiyle içinde biriken öfkenin bir meyvesi olarak, yaşadıklarının intikamını almak için çıktığı yolun sonunda Fransa Cezayir'i işgal etmiştir. Bu süre zarfından sonra köle olup işkence çeken Caviar, efendi olup Cezayir halkına işkence etmiştir. Çalışmamızda Abdulvehhâb Îsâvî'nin Ed-Dîvanu'l-İsbartî isimli romanı iki bölümde incelenmiş, birinci kısımda yazarın hayatı, eserleri ve edebi kişiliği, ikinci kısımda ise romanın teknik unsurları örneklendirilerek ve öne çıkan iki tema alıntılanarak aktarılmıştır.

Mustafa Kaya
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'an'da insanın tekâmülü (Tahrim suresi örneği)

İnsan varlıklar içerisinde yaratılan en şerefli ve tekâmül kabiliyeti olan bir varlıktır. İnsanın hayatı adeta bir kemal yolculuğudur. İnsan diğer canlılar arasında mükemmeli arayan bir varlık oluşuyla temayüz eder. O akıllı, irade sahibi ve tekâmüle elverişli bir yapıdadır. Kendisine vahiy yoluyla ulaşan tekâmülüne yönelik mesajları algılayan insan onları anlamlandırır ve kemalini sağlamaya yönelir. Kendini bu tekâmül yolculuğunda bir seviyeye getiren insan, başkalarının da yolculuklarında katkıda bulunmaya çalışır. Mükemmel olmasa da tekâmül yolunda kat edecek çok mesafesi bulunan ve bunlardan çoğuna ulaşabilen insanda, artık sıradan, basit ve amiyane boş tavırlar görülmez. Bilgi insanı kemale götüren önemli bir vasıtadır. Kur'an'da mevcut olan bilgi ise en mükemmel olandan geldiği için üstün bir varoluş seviyesine en doğru şekilde ulaştıran vasıta sayılabilir. Kur'an'da insanın tekâmülü ile özdeşleştirecek çok kapsamlı âyetler mevcuttur. Bundan dolayı çalışmada insanın tekâmülü konusu Taḥrīm Suresi ile sınırlandırılmıştır. Çünkü bu sure insanın tekâmülüne örnek oluşturabilecek önemli argümanları içermektedir. Tekâmül süreci mükemmele ulaşma yolculuğu olarak anlaşılsa da sürecin çeşitli yaşantılarla zaman zaman geriye doğru ivme kazanması da söz konusudur. Bu nedenle erdemli davranışlar insanı yüceltirken ve olumsuz olanlar insanı değersiz ve mutsuzlaştıracaktır. Taḥrīm Suresi'ndeki tekâmül ile ilgili bilgiler bilgiler hemen her âyette geçmekte ve isnanın kemal yolculuğunu destekleyen referansları içermektedir. Bu bilgiler farklı tefsirlerden elde edilen yorumlarla zenginleştirilmeye gayret edilmiştir. Bu suredeki âyetlerin farklı okunuş biçimlerinde de farklı zenginlkler bulunduğu için surenin içindeki kıraat farklılıklarına ve bu farklı vecihlere ilişkin anlamlara da yer verilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmanın amacı bahsi geçen suredeki âyetlerden hareketle insanın tekâmül yolculuğuna Kur'an'ın rehberliğine ilişkin çerçeveyi ortaya koymaktır. Bu şekilde, Kur'an önderliğinde tekâmül elde etmek isteyen insanların mana ve duygu dünyasına bir katkı sağlanmış olacağı umulmaktadır.

Ahmet Özbek
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ana konuları ekseninde insan suresinin tefsiri

Çalışmamızın konusunu ana konuları ekseninde İnsan Suresi oluşturmaktadır. İlk bölümünü Kâinat ve İnsan oluşturmaktadır. Bu bölümde evrenin yaratılışı süreç ve merhaleleriyle birlikte incelenmiştir. Ebu'l Beşer Hz. Âdem'in (a.s.) topraktan yaratılması mevzusu ve insan nev'inin yaratılışı hem bağımsız hem de evrenin yaratılışıyla kronolojik bağlamda ilişkilendirilerek ele alınmıştır. Akabinde insanın sorumlu bir varlık kılınması ve bu doğrultuda kendisine imtihan aracı olarak akıl, görme ve işitme gibi kuvvetlerin verilmesi değerlendirilmiştir. İkinci bölümün ana konusunu ahiret hayatı oluşturmaktadır. Bu bölüm kâfirler için hazırlanan cehennem azabıdan, müminlerin cennette kavuşacakları lütuflar, cennet nimetleri ve yaşantısından, cenneti hak eden kulların dünyadaki niteliklerinden müteşekkildir. Çalışmanın son bölümü nübüvvet ile ilgili meselelerden oluşmaktadır. Bu bölüm Kur'an'ın nuzûlü, Allah Rasülüne (s.a.v.) ve onun şahsında ümmetine, kâfirlerin baskı ve zulümlerine karşı yapılması gereken zikir ve namaz gibi bir takım ibadet ve emirleri içermektedir.

Kur'an-ı KerimTefsirİnsan+2
Muhammet Hanifi Ön
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessAR

سيف الدين الآمدي وموقفه من الفرق الإسلامية

I have prepared this thesis to show Al-Shaikh Sayf al-Din Al-Amidi and his opinions about the Islamic sects, mentioning their founder leaders and their views. Then he analyzed those views and critics stating the judging of each group depending on the written and rational evidences in three main parts as following. In the first part, I focused on Amidi`s life; his name, his birth and place, his homeland, his death, his scholar and cultural career and qualifications, his instructors and his students, his writings, his hard life. Then I mentioned the sayings of the scholars about him and their thanks to him and his defending himself for their views about him. In the second part, I stressed on his style and his attitude concerning the sorting he used to classification these Islamic sect. I mentioned emerging reasons behind these sects and Amidi's seventy-three classification for Islamic sects referring to the prophet`s saying seventy-three divisions. I also referred to the main resources and books he depended on his classifying. I stated also the main groups mentioned by him such as Al-Mutazila, Al-Shiite, Al-Khawarije, Al-Margana, Al-Najaria, Al-Jabria, Al-Mushabaha and Al-Najia as well as mentioning their sub- groups. In the third part, we made a comparison between Al-Amidi and other scholars in term of classifying sects and their emerging reasons. While we were making comparison, we dealt with the scholars before him Al -Asha`ri, Al-Baghdadi, Al-Asfrayni, Ibn-Al-Hazim, Al-Shahristani and Al-Razi and the scholars who were affected by him after him such as Al-Aygi, Al-Jargani, Ibn-Alatanki and Al-Aqtubi. In this part also I mentioned the views and judging of the scholars and jurists on each group. ز Finally, I stated all the conclusions and results that I deducted from this studying with an index of all the main resources I depended on so far.

Taha Husseın Abdullah Abdullah
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessAR

المقاصد الاقتصادية للبيوع المنهي عنها في الفقه الإسلامي

This thesis is prepared to clear the economical purposes which are are fulfilled when keeping away from sales which are prohibited by Allah and his messenger because the most economical problems faced by our society nowadays lie in their doing and dealing with prohibited deals and forbidden sales . We mention in first chapter : The essence of purposes in the Islamic Sharia and importance of their knowledge and we state the characteristics of Islamic economy and their general principles then the Islamic purposes of sales in Islamic Figh that include money keeping , installing , circulating it and justice in it . In second chapter we mention the forbidden sales as a text in Islamic fiqh and we clarify the reason of their prohibition is due to existence of usury in such sales as the six usury types , in-kind ones and other or to sell the items which do not belong to him such as dates sale before looking good , a sale and conditions and other , the harm may be the reason in prohibition as the man's sale against his brother's sale and receipt of rukban and some sales are forbidden due to a problem in it as wine , blood and dead animals …..where we allot at the end of each type of these four types a special request to display the economical purposes in them It is clear to us that keeping away from these sales lead to a lot of economical benefits including trade development , keeping money squandering , prices lowness . goods provision , production increase , hand power increase , reduction of poverty and crimes as theft , bribes and other ….

Nasih Mizwari
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessAR

البلاغة والتّصوير الفنّي في شعر وليد الأعظميّ

This research comprehensively examines the rhetoric and artistic depictions in the poems of the Iraqi Muslim poet Walid al-Azami, who was born in the city of al-Azamiyah in Iraq in 1930 and died there. Walid al-Azami is a poet who made a great impact with his sermon-like poems and is also known as a historian, writer and creative calligrapher. The research consists of two main parts in order to examine the poet's literary and artistic contributions in detail. Each chapter is divided into two parts, and in these parts, Walid al-Azami's poems are discussed from different points.The main questions the research focuses on are: What are the concepts of rhetoric and artistic depiction? Who is Walid al-Azami and what are his literary views? What kind of content do his literary views and works have? What are literary arts and how are these arts applied in the poet's poems? What themes did the poet focus on and how did he handle these themes? In the study, the linguistic and terminological definitions, sections and types of rhetoric are discussed in detail; Then, the concept of artistic depiction was adopted. Through analysis of Walid al-Azami's five main books, the depth of meaning and artistic depictions in his poems have been revealed. The study examines in detail how rhetoric and artistic depictions are processed in the light of the data obtained from the poet's works, using a document analysis method in this process. The research aims to comprehensively reveal Walid al-Azami's literary and artistic perspective, the aesthetic values of his poems and the poet's social impact

Islam Dawood Ahmed Ahmed
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00