Bolu Abant Izzet Baysal University
Anabilim Dalı

Yönetim Bilişim Sistemleri Anabilim Dalı

Bolu Abant Izzet Baysal University

235

Arşivlenen Tez

5

DOI Atanmış

2%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
DoktoraAçık ErişimTR

Sosyal ağ kullanım motivasyonları, bilgi yükü ve psikolojik çıktılar arasındaki ilişkiler: Çoklu yöntem analizi

Daha fazla sosyal ağ kullanımı mutlak olarak daha iyi midir? Bu tez çalışması, Instagram kullanım motivasyonları, algılanan bilgi yükü ve Instagram kullanımının kullanıcıların hayat tatmini ile ilişkisini araştırmaktadır. Ayrıca, cinsiyetin bu ilişkiler üzerindeki düzenleyici etkisi incelenmektedir. Araştırma kapsamında sistematik literatür taraması gerçekleştirilmiş ve bulgular çerçevesinde ilgili alandaki öncü çalışmalara değinilerek araştırmanın önemi vurgulanmıştır. Araştırmada çoklu yöntem analizi çerçevesinde iki farklı araştırma yöntemi birlikte kullanılmıştır. Bunlardan ilki olan tarama yönteminde çevrimiçi anket aracılığıyla pilot ve ana uygulama olarak iki farklı veri toplama sürecinde aktif Instagram kullanıcılarından (pilot N= 100, ana N=403) elde edilen veriler Yapısal Eşitlik Modeli ile analiz edilmiştir. İkinci olarak ise, değişkenlere dair ölçekler uzman görüşü yöntemi ile (N=8) araştırılmış ve sonuçlar Bulanık Dematel yönetimi ile analiz edilmiştir. Tarama yöntemi sonuçlarına göre Instagram kullanımının hayat tatmini ile negatif bir ilişkili olduğu, ancak algılanan bilgi yükü ile ilişkisinin olmadığı bulunmuştur. Ayrıca, algılanan bilgi yükü ile hayat tatmini arasında anlamlı bir ilişki olmadığı görülmüştür. Bunun yanısıra, rahat kullanım ve eğlence arayışı motivasyonları Instagram kullanımı ile pozitif olarak ilişkilidir. Instagram kullanımı ve hayat tatmini arasındaki ilişki üzerinde cinsiyetin düzenleyici rolü olduğu görülmüştür. Benzer şekilde, sosyal destek arayışı ve bilgi arayışı motivasyonlarının hayat tatmini ile ilişkisinde ve rahat kullanım motivasyonunun algılanan bilgi yükü ile ilişkisinde cinsiyetin düzenleyici rolü bulunmaktadır. Diğer yandan, Instagram kullanımı ve motivasyonları, algılanan bilgi yükü ile herhangi bir şekilde ilişkili değildir. Uzman görüşü yöntemi sonucunda ise arkadaş, sosyal destek, eğlence arayışı ve rahat kullanım motivasyonları Instagram kullanımı ile pozitif ilişkili bulunmuştur. Sonuç olarak tarama ve uzman görüşü yöntemlerinin sonuçları arasında farklılıklar bulunmasına rağmen benzerliklerin fazla olduğu görülmüştür. Bu çalışma, sosyal ağ motivasyonlarının, özellikle Instagram'ın, sosyal ağ kullanımı ile doğrudan ilişkisinin yanısıra, motivasyonların hayat tatmini ve algılanan bilgi yükü ile ilişkisini inceleyen öncü çalışmalardan biri ile literatüre katkı sunmaktadır. Ayrıca, Instagram kullanımı, algılanan bilgi yükü ve sosyal ağ motivasyonlarının hayat tatmini ile ilişkisinin bütüncül bir şekilde ele alındığı ender çalışmalardan biridir. İlgili literatüre dair güncel ve kapsamlı bir sistematik derleme sunarak bundan sonraki araştırmacılar için bilgi boşluklarına atıflar yapılmış ve genel bir değerlendirme sunulmuştur. Instagram kullanımına dair geniş bir perspektiften akademisyenler, servis sağlayıcılar ve kullanıcılar için çeşitli çıkarımlar sunulmaktadır.

Cemil Akkaş
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de kripto para farkındalığı ve tutumu: Duygu analizi ve istatistiksel analiz ile bir değerlendirme

Para, insanlık tarihindeki en önemli icatların başında gelmektedir. Gelişim sürecine baktığımız zaman ilk olarak takas sisteminde çeşitli ürünler olarak karşımıza çıkmaktayken sonrasında değerli metallerin farklı boyut ve kıymetlerde ödeme aracı yerine kullanılmaya başlamasıyla madeni, sonrasında ise yazı sisteminin gelişmesiyle kâğıt formuna evrilmiştir. Para, günümüzde ticari faaliyetleri sürdürmek için kullanılmasının yanı sıra devletlerin ekonomik arenada itibarlarını da temsil etmektedir. Teknolojinin her alanda değişimi tetiklemesiyle birlikte para da bu değişimden etkilenerek elektronik hale gelmiştir. Paranın dijitalleşmesi özellikle bankacılık süreçlerinde belli bir hız ve zaman kazandırsa da günümüzde artan işlem hacmi boyutları ve uyulması gereken yasal zorunluluklar sağladığı bu avantajları yerini hantallığa bırakmıştır. 2008 yılında yaşanan ekonomik krizle birlikte bu hantallığı ortadan kaldırmak için merkeziyetçi olmayan para birimi olan Bitcoin kripto parası, Satoshi Nakamoto isimli kişi veya kişilerce tanıtılmıştır. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de merkeziyetçi olmayan bu para birimleri hakkındaki farkındalık ve tutum düzeyinin ne olduğunu ve demografik değişkenlerin bu farkındalık ve tutum üzerine etkisini ölçmektir. Bu süreçte Türk halkının genel olarak Kripto paralara yönelik tutum ve davranışları ölçülüp, belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada Twitter'dan elde edilen Türkçe kripto para tweetleri üzerinde duygu analizi, anket çalışması ile elde edilen veriler üzerinde ise tanımlayıcı ve çıkarımsal istatistiksel analizler yapılmıştır. Yapılan duygu analizinde atılan tweetlerin ekseriyetinin olumlu olduğu, istatistiksel analizlerin neticesinde ise kripto para tutum düzeyinin eğitim ve gelir seviyesi gibi demografik faktörlerden etkilendiği görülmüştür.

İsmail Bayram
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hasta – hemşire – doktor perspektifi ile teletıp cihaz ve sistemlerinin kabul ve kullanımına yönelik faktörlerin belirlenmesi

Teletıp, insanların yaşadıkları yerlerde sağlık hizmetlerinden yararlanmalarını sağlamak amacıyla geliştirilen bir teknolojidir. Teletıp uygulamalarının dünya tarihi ise 1950'lerde ABD'de başlamıştır. Teletıp, erişim, kalite, verimlilik ve maliyet etkinliğini artırarak dünya çapında klinik yönetimi ve sağlık hizmetlerinin sunumunu iyileştirmeyi amaçlar. Teletıp hizmetleri kullanımı genişlemekte ancak hala bazı sorunların olduğu bilinmektedir. Bu sorunların başında ekipman ve eğitim konularında daha çok çalışılması, telekomünikasyon maliyetleri, yetersiz altyapı, doktor katılımının azlığı, karlılık ve sorumluluk endişeleri sayılabilir. Bu çalışma, Hasta – Hemşire – Doktor perspektifi ile teletıp cihaz ve sistemlerinin kabul ve kullanımına yönelik sistem adaptasyon öncesi algıların Teknoloji Kabul ve Kullanım Birleştirilmiş Modeli (Unified Theory of Acceptance and Use of Technology, UTAUT) çerçevesinde ortaya konulmasını amaçlamaktadır. Bu kapsamda, her bir paydaşın teletıp cihazlarından neler beklediği, cihazların sağlık hizmetlerindeki rolü, cihazın tasarımı ve cihaz bilgi ekranlarının içerikleri hakkında bilgi edinmek amacıyla mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Biçimsel mülakat olarak tasarlanan veri edinim yöntemi için UTAUT modelli temelinde uzman görüşleri alınarak açık uçlu sorular oluşturulmuş, 26 hasta, 20 hemşire ve 23 doktor ile mülakat gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre, teletıp cihazlarının hastalar, doktorlar ve hemşireler tarafından benimsendiğini ve kullanımının yaygınlaştırılması için çaba harcanması gerektiğini göstermektedir. Teletıp cihazlarına yönelik kaygıların mahremiyet, etik ve hukuksal kaygılar, hata payı, radyasyon ve uyum sağlama olduğu görülmektedir. Cihazların kullanımının kolaylaştırılması, bakımının kolaylaştırılması ve akıllı saat gibi giyilebilir cihazların geliştirilmesi konularında çalışmalar yapılması önerilmektedir. Ayrıca, Web/mobil platformlarda yer alan özet bilginin önemi bu çalışma ile ortaya konmuştur.

Teletıp
Hakan Saltan
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bilişim teknolojisi çalışanlarının siber hijyen davranış niyetini etkileyen faktörlerin belirlenmesi: Bir model önerisi ve ampirik test

Organizasyonlar kritik öneme sahip dijital varlıklarını, iş performansına ve kurum itibarına ciddi zararlar veren siber saldırılardan korumak zorundadır. Siber saldırıların amacı zaman içinde değişmemiştir ancak yapay zekâ tekniklerinin kullanımının artmasıyla saldırı yöntemlerinde ciddi bir değişim yaşanmaktadır. Siber saldırılardan korunma teknolojik yöntemlere yatırım yaparak olduğu gibi aynı zamanda insan sermayesine yatırım yaparak da olabilmektedir. İnsan odaklı önlemler alınmadan sadece teknik/teknolojik önlemler siber saldırılarla baş etmede yetersiz kalacaktır. Çünkü herhangi bir sistem ağının güvenliğinde en zayıf halka insan unsurudur. Organizasyonların en önemli insan unsuru ise çalışanlarıdır. Çalışanlar kasıtlı olarak veya ihmal yoluyla bilgi güvenliği açısından büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Çalışanların zayıf bilgi güvenliği davranışları bu alandaki ana sorundur. BT çalışanları ise diğer çalışanlardan farklı olarak kurumun hassas bilgilerine erişme yetkileri vardır. Bununla bilikte uzaktan çalışanların işyeri ağından uzak olması nedeniyle siber saldırganlar için daha cazip bir kitledir. Günümüzde hem ekonomik hem konfor açısından avantajlı yeni çalışma düzenleri olan uzaktan ve hibrit çalışma birçok kurumda uygulanmaktadır. Özellikle BT çalışanlarının işlerinin uzaktan veya hibrit şeklinde çalışmaya yatkın olması sebebiyle hem kurumlar hem çalışanlar açısından sıklıkla tercih edilmektedir. Bu nedenle bu tez çalışması uzaktan veya hibrit şeklinde çalışan BT çalışanlarına odaklanmaktadır. Araştırma kapsamında, BT çalışanlarının siber hijyen davranışsal niyetini etkileyen faktörler koruma motivasyon teorisi, mantıklı eylem teorisi ve alışkanlıklar teorisi ekseninde incelenmektedir. LinkedIn platformu üzerinden toplanan 535 BT çalışanı katılımcı verisi SPSS 22.0 ve Smart-PLS 4.0 istatistiksel paket programları ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, algılanan güvenlik açığı haricinde KMT' nin tüm öğelerinin siber hijyen davranışını önemli ölçüde belirlediğini göstermektedir. Öznel normlar faktörünün uzaktan ve hibrit şeklinde çalışan BT uzmanlarının siber hijyenini etkilemediği bulunmuştur. Uzaktan çalışan BT uzmanlarının bilgi güvenliği politikalarına tutumunun siber hijyeni etkilemediği, hibrit şeklinde çalışan BT uzmanlarının bilgi güvenliği politikalarına tutumunun siber hijyeni etkilediği bulunmuştur. Güvenlik alışkanlıklarının ise uzaktan çalışanların siber hijyeni önemli derecede etkilediği, hibrit şeklinde çalışanların siber hijyenini etkilemediği bulunmuştur. Uzaktan ve hibrit şeklinde çalışma sisteminin gitgide daha yaygın hale geleceğinden araştırma sonuçları tüm kurumlar için önem arz etmektedir. Ayrıca, araştırma sonuçlarının, politika yapıcılara ve yöneticilere kurumsal güvenlik politikalarına uyumu kolaylaştırmak için uzaktan veya hibrit şeklinde çalışan BT uzmanlarının siber hijyenini iyileştirmeye yönelik öneriler sunarak bir rehber olacağı düşünülmektedir.

Tuğçe Karayel
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sap platformunda Gui ve Fiori arayüzlerinin karşılaştırılması: Borusan cat örneği

Vural, Çolak, S. (2023). SAP platformunda Gui ve Fiori arayüzlerinin karşılaştırılması: Borusan CAT örneği (Yayımlanmamış yüksek lisans tezi). Sakarya Üniversitesi. Bu çalışmanın temel amacı SAP platformunda Gui ve Fiori arayüzlerinin karşılaştırılmasını sağlayarak kullanıcıların SAP Gui ve Fiori arayüz için tercihlerini araştırarak SAP Fiori'ye geçmeyi düşünen firmalar için yol gösterici olmaktır. Ayrıca SAP arayüz geliştiricileri için de bu çalışma, yeni arayüz geliştirme işlemleri için yardımcı çıktılar sağlayabilir. SAP arayüzü devletler tercih edilen iş programı olup ciro olarak dördüncü yazılım işletmesidir. 190'dan fazla ülkede bulunmakta ve 300 binden fazla işletme tarafından kullanılmakta olup Türkiye'de 500 büyük şirketin 200'den fazlası SAP arayüzünü kullanmaktadır. SAP stardart grafik kullanıcı arayüz SAP Gui'den yeni arayüzü olarak piyasaya sürülen SAP Fiori'ye geçiş aşamasındadır. Yapılan araştırmalarda SAP Gui ile SAP Fiori'nin ayrı ayrı araştırılması görülmüştür fakat bilimsel literatür araştırmasında bir karşılaştırmaya rastlanılmamıştır. Ayrıca yapılan araştırmalarda Türkçe kaynak yok denecek kadar azdır. Yaptığımız bu çalışma ile literatüre Türkçe kaynak kazandırmak ve literatürde olmayan bilimsel SAP Gui ile SAP Fiori karşılaştırmasını literatüre kazandırmak hedeflenmektedir. Yapacağınız bu çalışma aynı zamanda kurumsal kaynak planlamasına ait arayüz tasarımlarında eksik yönleri ortaya çıkararak geliştirmeler için bilimsel analiz çalışması olacaktır. Çalışma kapsamında SAP Gui ve Sap Fiori arayüz tasarım ilkelerine göre karşılaştırma yapılmıştır. ''Borusan Makine ve Güç Sistemleri San. ve Tic. AŞ''de, dijital teknolojiler departmanında çalışan 60 uzmana anket uygulanarak analitik hiyerarşi süreci metodu ile arayüz seçimi yapılmıştır. SAP Gui ve SAP Fiori arayüzü sadece Larry Constantine ve Lucy Lockwood'ın (1999), altı tasarım ilkesine göre karşılaştırılmıştır. Teknik yönden inceleme yapılmamıştır. Ayrıca maliyet açısından da inceleme yapılmamıştır. Çalışmada elde edilen bulgulara bakıldığında, arayüzü seçiminde yapı kriter öneminin 32 puanla birinci sırada olduğu tespit edilmiştir. 22 puan alan sadelik kriteri önem sırasına göre ikinci olarak yer almıştır. Görünürlük, geri bildirim ve yeniden kullanım kriterleri birbirleriyle eşit oranda olup önem sırasına göre 13 puanla üçüncü olarak belirlenmiştir. Tolerans kriteri ise 7 puanla önem sırasının en altında bulunmaktadır. Yapılan hesaplamalar sonucunda, alternatifler puanlanmıştır. Puanlamaya göre SAP Gui 53,21 puan alırken, SAP Fiori 49,79 puan almıştır. Buradan yola çıkarak SAP Gui ve SAP Fiori arayüzleri karşılaştırıldığında, uzmanlara yapılan anketlere göre, SAP Gui arayüzünün tercih edildiği görülmüştür. Bu durum kullanıcıların SAP Gui arayüzüne daha fazla aşina olduklarından dolayı kaynaklanmış olabilir. Bu çalışmanın ana kriterlerine alt kriterler eklenerek çalışmanın kapsamı genişletilebilir. Ayrıca çalışma farklı şirketlere uygulanarak şirketler arası sonuçlar karşılaştırılabilir. Anahtar Kelimeler: KKP, AHP, SAP, SAP Gui, SAP Fiori

Senem Vural Çolak
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimEN

Ontology driven, artificial intelligence based career planning system for individuals

With rapid technological advancements and evolving job market requirements, individual career planning has become increasingly challenging. IT professionals, career changing individuals, and NEET (Not in Employment, Education, or Training) individuals often lack the resources for effective career development and lifelong learning. This thesis proposes the development of an AI-based career planning system that leverages data science and machine learning to provide personalized career guidance. The main research problem addressed in this thesis is "How does an artificial intelligence-based career planning system, utilizing ontology, data science, and machine learning techniques, affect the career development and job alignment of information technology professionals, career changers, and NEET individuals?" The thesis employs a Design Science Research (DSR) methodology, focusing on the creation and evaluation of innovative artifacts to solve practical problems. The research follows the CRISP-DM model for data mining, encompassing phases such as business understanding, data understanding, data preparation, modeling, evaluation, and deployment. The primary data source consists of career profiles from Professional Social Media Platforms (PSMPs). Key components include an ontology-driven conceptual model utilizing Unified Foundational Ontology (UFO) and OntoUML for accurate representation of career-related data, machine learning models to calculate job fit scores and generate skill improvement recommendations, and a functional prototype to validate the system's feasibility and functionality, focusing on IT sector positions. This thesis provides a significant contribution to the field of career planning by developing an AI-based system that addresses the dynamic needs of the labor market. It emphasizes the importance of personalized career guidance and lifelong learning, particularly for individuals in the IT sector and those seeking career transitions or re-entry into the workforce. The proposed system aligns with Turkey's strategic goals for developing a qualified workforce and supporting national initiatives in lifelong learning and human resource development. It also sets a foundation for future research and development in AI-based career planning systems.

Bahadır Aktaş
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

COVİD-19 pandemisinin proje yönetim metotlarının işleyişine olan etkisinin araştırılması

Bu tez çalışmasında, COVID-19 pandemisinin Agile ve Waterfall proje yönetim metodlarının işleyişine olan etkileri incelenmiştir. Çalışma, IT sektöründeki çalışanlar arasında yapılan anketlerle elde edilen verilerin SPSS programı kullanılarak analiz edilmesi üzerine odaklanmıştır. Araştırmanın amacı, Agile ve Waterfall metodolojilerini kullandığını iddia eden bireylerin, bu metodolojilere ne ölçüde sadık kaldıklarını belirlemek ve uygulamalarındaki tutarsızlıkları ortaya koymaktır. Tezin teorik kısmında, Agile ve Waterfall metodolojilerinin temel prensipleri, avantajları ve dezavantajları ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Ayrıca, bu iki metodolojinin proje yönetimi süreçlerindeki uygulamaları ve etkinlikleri karşılaştırılmıştır. Araştırmanın ampirik kısmında ise, IT sektöründe çalışan profesyonellere yönelik bir anket uygulanmış ve elde edilen veriler istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Analiz sonuçları, Agile metodolojisinin esneklik, hızlı adaptasyon ve müşteri odaklılık açısından daha avantajlı olduğunu, ancak Waterfall metodolojisinin daha net bir yapı ve daha belirli süreçler sunduğunu göstermektedir. Ayrıca, araştırma bulguları, firmaların genellikle hibrit modeller kullanarak her iki metodolojinin avantajlarından faydalandığını ortaya koymuştur. Sonuç olarak, bu tez çalışması, Agile ve Waterfall metodolojilerinin kurumsal firmalardaki uygulamalarına dair önemli bulgular sunmakta ve proje yönetiminde en uygun metodolojinin seçilmesi konusunda değerli bilgiler sağlamaktadır. Bu çalışmanın, proje yönetimi alanında çalışan profesyoneller ve akademisyenler için faydalı bir kaynak olacağı düşünülmektedir.

Uğur Azaklı
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Çevre kontrollü dikey tarım için karar destek sistemi geliştirilmesi: Hibrit Afrika Menekşesi örneği

Geleneksel tarım uygulamaları, artan küresel nüfus, değişen iklim ve kaynak kıtlığı gibi birçok zorlukla karşı karşıyadır. Kuraklık, seller ve öngörülemeyen hava koşulları hasatları tehdit ederken, değerli toprak aşınır, haşereler ve hastalıklar mahsullere zarar verir. Bu kritik noktada, tarımsal üretimde devrim niteliğinde bir yaklaşım ortaya çıkmıştır: Çevre Kontrollü Tarım (ÇKT). ÇKT, geleneksel sera yetiştiriciliği kavramının ötesine geçerek bitki büyümesi için sadece kapalı bir ortama geçişi değil, aynı zamanda optimum fotosentez için güneşin spektrumunu taklit eden hassas bir şekilde kalibre edilmiş LED aydınlatma ile bitkilere hayat veren bir yaklaşımdır. ÇKT sistemlerinde sıcaklık ve nem titizlikle dengelenerek ideal yetiştirme koşulları taklit edilir. Gelişmiş sulama sistemleri su ve besin maddelerini doğrudan köklere ulaştırarak kaynak israfını ortadan kaldırır ve verimliliği en üst düzeye çıkarır. Sensörler ortamdaki bütün büyüme parametrelerini sürekli izleyerek çiftçilerin veya üreticilerin her bir ürün için üretim ve yetiştirme koşullarına ince ayar yapmasına olanak tanır. Bu kontrol seviyesi, ÇKT'yi 21. yüzyılda gıda güvenliğini, verimliliği ve sürdürülebilirliği sağlamak için güçlü bir araca dönüştürür. ÇKT yalnızca gıda ürünleri üretiminde değil aynı zamanda yüksek katma değerli süs bitkileri üretiminde de uygulanabilir teknikler sunmaktadır. Bu çalışmada Hibrit Afrika menekşelerini yıl boyunca yetiştirmek için titizlikle kontrol edilen bir kapalı alan sunularak, bitkilerin canlılıklarını ve sağlıklarını en üst düzeye çıkaran dönüştürücü bir çözüm önerisi sunulmuştur. Çalışma aynı zamanda süs bitkisi üretiminde karar vericilerin hızlı ve doğru karar almalarına yardımcı olabilecek, hataları, kayıpları ve maliyetleri minimize edebilecek ve karlılığı artırabilecek yapay zekâ, makine öğrenmesi, görüntü işleme ve uzman görüşü temelli bir karar destek sistemi modeli önerilmiştir. Bu sistem düşük ölçekli bir pilot çalışma olarak ele alındığında, sistemin büyük ölçekli projeler veya tesislere de uygulanabilir olacağı öngörülmektedir. Çalışmadan elde edilen "know-how" gerek kapalı gerekse açık alanda yapılacak farklı bitki kültürü yetiştiriciliğinde de karar vericilere bitki yetiştiriciliğinde hızlı ve doğru karar alma konularında destek olabilecek ve ufuk açabilecek temel çalışmaları içermektedir. Çalışmamızın sonucunda geliştirdiğimiz karar destek sistemi denemeye dahil edilen bitkilerde erken çiçeklenme, gelişim eksikliği, kök çürüklüğü gibi kritik büyüme semptomları tespit etmiştir. Bu sayede gerekli izolasyon veya ilaçlama tedbirleri alınarak diğer bitkilerdeki kayıplar önlenmiştir. Ayrıca çeşide özel veri tabanı oluşturularak ilerde yapılacak üretim çalışmaları için yetiştiricilere referans olacak bilgiler sağlanmıştır.

Hamid Asım Çökren
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The impact of perceived organizational justice and job satisfaction on cyberslacking: An empirical research in municipalities in central Adana

The history of justice took its roots from Ancient Greece and has been discussed since then. In time, the concept of justice has been adapted to different areas of life with various meanings. According to management science, the concept of justice refers to the sense of equity among employees, which is shaped by reward, wage, and disciplinary regulations. Within the framework of the Equity Theory, it is asserted that if employees feel a sense of inequity, their organizational justice perceptions and job satisfaction will be affected negatively. As a result, these undesired consequences have the potential to cause counter-productive work behaviors. In this respect, cyberslacking, which has become one of the contemporary problems of the digital technology era, and defined as the use of the internet for non-work-related purposes during working hours, is considered as one of the counter-productive work behaviors. Despite the fact that cyberslacking is held responsible for time-wasting at work, it may cost employers more. For instance; legal issues, productivity slowdown, inefficient use of internet sources of the organization can cause trouble for employers. Therefore, it is important to understand the concepts that leads to cyberslacking behavior. In this line, the purpose of the study is to examine the effect of perceived organizational justice and job satisfaction levels of municipal employees on their cyberslacking behaviors.In order to examine the relationship among the variables, a quantitative-based cross-sectional design was followed. Data was gathered by survey method from municipal employees in central Adana. 211 participants' survey forms were deemed appropriate. Then, the data were analyzed, necessary evaluations were made to ensure the validity and reliability of the scales used in the survey form, and the relationships between the concepts were tested. The results of the analyzes showed that cyberslacking consists of two dimensions, namely social-informational and recreational-informational. When the relationship between the variables in the research model was examined, it was found that perceived organizational justice and job satisfaction levels of employees have a negative and moderate-level significant impact on social-interactional and recreational-informational slacking behaviors. Both in public and private institutions, intentional or unintentional work practices have the potential to cause the perception of injustice and job dissatisfaction. These conditions may lead employees to engage in cyberslacking behaviors. In this context, recommendations were presented for municipal authorities and future researches.

CyberloafingJob satisfaction
Emel Berkem Sığırcıkoğlu
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The evaluation of Turkish textiles and ready made sector as of today

Textiles has been a fundamental necessity of human beings for protection. As society developed, city populations grew, and urban life style is accepted. The classical hand power and home production was converted into huge tailor workshops. With the introduction of steam power, electricity and mechanization industrial production started. Especially during the first world war the necessities of military created a big demand. After the second world war, the long peace and reconstruction, and economical welfare period, fashion, design, colors, and innovation became dominant. International trade started to be more and more and exchange of products showed a large share in trade. Especially after 2005 free trade and unristricted quota levels, with enterance of China and far eastern countries textiles and ready made markets became a new different arena. Turkey has been a traditional homeland for silk, wool, cotton, carpet and textile production. Especially after 1980 the export based strategic development plan of Turkey, textiles and ready mades production reached up to 50 billion us dollars where about 70 % is exported. After 2005 the competitors started to develop their production and export capacity faster than Turkey. This study analyzes the outcomes and reasons of the implementations of Turkey, using Michael Porters DIAMOND model, in relation with historical back ground and in relation to management and organization, rules and regulations of state. The conclusion of this study is that, with a valuable accumulation of culture and expertise, with experience in very competitive markets; Turkey should keep these industries and support strongly for employment, foreign currency gain, tax and social comfort.

TextileTextile industryTextile factories+3
Mustafa Tarık Bozbey
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Development of entrepreneurship education plan in the light of international standards and national needs

Entrepreneurship activities have become one of the factors that have the greatest impact on the economic well-being of individuals and countries in today's global competitive environment, whose dimensions are constantly evolving. Many entrepreneurship activities have started to emerge in different parts of the world and in different sectors, especially with the effect of developing communication technologies and globalization. As a natural result of these developments, entrepreneurship has begun to be seen as a tool that every country supports intensively in order to achieve sustainable economic prosperity. Although entrepreneurship is one of the most frequently emphasized economic elements of today, it is possible to talk about a great need for the reproduction of successful and sustainable entrepreneurship examples through the correct guidance of individuals who can be qualified as entrepreneurs. At this point, planning an entrepreneurship education that focuses on the right points, is satisfactory in content, and includes practice as well as theory gains critical importance In this study, it is aimed to present an entrepreneurship education proposal that can meet local and international needs. For this purpose, interviews were held with trainers who provide training in the field of entrepreneurship and people who have received training in this field before.As a result of the study, it has been determined that there is a need for an innovative education plan that combines theory and practice in the entrepreneurship ecosystem. In addition, it is important that this training plan has a structure that plans the pre-training and post-training processes in a balanced way and includes individuals who have experience in entrepreneurship in their education processes. Keywords: Entrepreneur, Entrepreneurship, Entrepreneurship Training

Selahattin Ciritci
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

An examination of intergenerational organizational commitment, job satisfaction, and cynicism attitudes: a research in the energy sector

The concept of generation is a concept that has always existed in management. A generation is a group of people born in nearly the same year and who share the conditions and characteristics of the period in which they lived. In today's business world, we see many generations working together. Problems or harmony that will arise from the work of these generations together will affect the entire organizational structure. In this study, the relationship between organizational commitment, job satisfaction, and organizational cynicism was investigated at the level of differences between X, Y, and Z generations. Our research; was carried out in private sector organizations of different sizes and structures in Adana. The data we obtained in the study were collected face-to-face using the survey method and 369 usable questionnaires were obtained. In the context of the organizational commitment scale, the three-component (emotional, continuance, and normative) commitment scale developed by Allen and Meyer in 1990 was used for the participants in the research. In the context of job satisfaction; Minnesota Job Satisfaction Scale was used. Finally, the "Organizational Cynicism Scale" (1999) developed by Brandes et al., adapted to Turkish by Kalağan (2009), was used to measure the level of organizational cynicism. As a result of the study's data being analyzed; when the results of the Z generation are examined, it is seen that there is a positive and significant (0.526) relationship between organizational commitment and job satisfaction, a negative and significant (-0.509) relationship between organizational commitment and organizational cynicism, and a negative and significant (-0.655) relationship between job satisfaction and organizational cynicism. has been observed. When the results of the Y generation are examined, it is seen that there is a positive and significant (0.581) relationship between organizational commitment and job satisfaction, a negative and significant (-0,371) relationship between organizational commitment and organizational cynicism, and a negative and significant (-0,452) relationship between job satisfaction and organizational cynicism. has been observed. When the results of the X generation are examined, it is found that there is a positive and significant (0.589) relationship between organizational commitment and job satisfaction, a negative and significant (-0.344) relationship between organizational commitment and organizational cynicism, and a negative and significant (-0.651) relationship between job satisfaction and organizational cynicism. has been observed.

GenerationsCynicismGeneration X+4
Olcay Umut Sevdi
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

A literature review on discrimination at work:Mobbing, glass ceiling, sexual harassment

ABSTRACT A LITERATURE REVIEW ON DISCRIMINATION AT WORK: MOBBING, GLASS CEILING, SEXUAL HARASSMENT Yeşim ELBİR Department of Management Information Systems Supervisor: Prof. Dr. Ahmet Fazıl ÖZSOYLU September 2022, 138 pages As a universal issue, discrimination has been discussed, researched, and tried to be prevented for a long duration of time. There is a lot of work and research on the concept of discrimination. This issue is extremely important and worth researching in business life. In this study, gender discrimination, which is one of the most important sub-headings of discrimination, has been examined. It is sufficient to examine the published reports of gender discrimination to explain why this issue is important. According to the Global Gender Gap Report published by the World Economic Forum in 2022, Turkey ranks 124th among a total of 146 countries. According to these data, Turkey is not very successful in gender equality. Equality approaches to individuals' gender roles are indicators of development. Therefore, solutions should be sought in this regard. Identifying the problem is very important for the solution. Identify how and why discrimination occurs and then focus on solving the problem. The aim of this study is to define the concept of gender discrimination and to deal with undesirable behaviors in business life on the basis of gender discrimination. In addition, the most cited studies on gender discrimination, mobbing, glass ceiling, and sexual harassment were selected in the study. While conducting the study, a literature review was conducted by giving priority to the studies carried out in the health, education, tourism, and service sectors related to foreign, domestic, Middle Eastern, Asian, and African countries. In the first part of this study, the concepts of sex and gender, gender equality, inequality, and discrimination were examined to make the subject of discrimination more understandable and explanatory. In the second part, theoretical approaches related to gender roles and theoretical approaches related to gender discrimination are included. In the third part, under the title of gender discrimination, the concepts of mobbing, glass ceiling, bullying, and sexual harassment, which are among the undesirable behaviors in business life, are discussed comprehensively. In the fourth part, a broad literature review of undesirable behavior was made. The literature review was carried out by examining the studies conducted from the first emergence of the concepts to date, taking into account the studies in specific industries. In the last part, a general evaluation was made on the subject, guided by the information obtained from the broad literature review. According to the results of this study, the existence of discrimination and gender inequality in many different countries, in different sectors, and at various levels has been clearly demonstrated. The concept of discrimination is a very common and familiar topic for the business world. It has been clearly demonstrated that female employees are exposed to more discrimination than male employees. The importance of this issue should be realized and necessary studies should be carried out for its solutions. Keywords: discrimination, glass ceiling, mobbing, sexual harassment

DiscriminationGlass ceiling syndromeSexual harassment+1
Yeşim Elbir
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

An examination of intellectual capital for information technology firms in Turkey

The aim of this thesis is to study the coefficient of intellectual capital of the information technology and telecommunication firms listed on Borsa Istanbul between 2002 and 2021 and to explore how this coefficient has evolved during the Covid-19 period. The coefficient of intellectual capital is calculated for these firms using the market-to-book ratio (MV /BV) and Tobin's Q ratio. The results show that the coefficient of intellectual capital for these companies is generally low before the pandemic, while this coefficient continues to decrease during the pandemic. It can also be observed that the value of intellectual capital is quite heterogeneous for the firms considered in this study. This thesis is expected to contribute to the related literature in determining the intellectual capital of information technology and telecommunications firms. It is also expected to contribute to the literature on the impact of the pandemic period on the intellectual capital of these firms.

Büşra Doruk
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The relationship between knowledge sharing and social status among MMORPG players from social identity perspective

There are many studies examining the relationship between knowledge sharing and social status (Hew & Hara, 2007; Kankanhalli et al., 2005; Majewski et al., 2011; Park et al., 2017; Wasko & Faraj, 2005). However, there is no research that examines the relationship between these two variables among massively multiplayer online role-playing game players in Turkey, where high power distance is dominant. In order to examine the relationships between knowledge sharing, social status and clan culture, a questionnaire containing 19 questions was administered to 440 players of MMORPGs named "Black Desert Online" and "Knight Online". What makes this research important is that these games, called MMORPGs, are characterized by clan culture (Ang & Zaphiris, 2010; Белозеров, 2015). In this way, the knowledge sharing and social status relations of the players both among each other and within the clan were analyzed. The status variable was measured in terms of total playing time, clan title and the value of items in the game. Knowledge sharing was analyzed in two dimensions: general and technical knowledge. According to the results of the study, leaders with a higher title in the clan share more knowledge, but there is no relationship between knowledge sharing and playing time. While a new player who joins a clan is expected to share more knowledge in order to increase his/her status (Hsu & Lin, 2008), it was observed that they could not share knowledge because they did not have enough knowledge and had to stay in the receiver role. As a result of the research, it was found that those with low income in the game share less knowledge. At the same time, no relationship was found between general and technical knowledge sharing regardless of status. Research findings show that general knowledge is shared more than technical knowledge that requires specialization.

Onurkan Canoğulları
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Evaluation of digital competencies and transformational leadership of school managers :The case of Adana

This study aims to examine the digital competencies and transformational leadership of school managers. Analyses were conducted to investigate potential differences in digital competence levels among school managers based on demographic variables such as gender, age, duration of administration, and school type. The study investigated the potential relationship between the transformational leadership characteristics of school managers and their digital competencies.The study was conducted using the relational survey method, which is one of the quantitative research methods. The study sample comprised 395 school managers working in public schools under the Ministry of National Education in Adana province in the 2022-2023 academic year. The study used a 5-point Likert-type scale consisting of the Teacher Digital Competence Scale developed by GümüĢ (2021) in the first part, the Transformational Leadership Scale developed by Berger, Romeo, Guardia, Baldó, & Soria (2012) in the second part, and a personal information form contsisting demographic information of the participants in the last part. Data were collected using a convenience sampling method and analyzed with the SPSS 26 Package Program. The scales underwent validity and reliability analyses, and the Kolmogorov-Smirnov test was used to determine normal distribution of the data. As the data did not show normal distribution, nonparametric tests such as Mann-Whitney U and Kruskal Wallis were used to analyze the hypotheses. The Spearman correlation test was used for the determination of the relationship between digital competence and transformational leadership.As a result of the research, there was no differentiation in the digital competence levels of school managers according to gender, district of working, educational status and administrative roles of managers. However, it was seen that there was a significant difference in the digital competence levels of school managers according to age, school type, duration of administration and branch variables. A positive, medium and significant relationship was found between the transformational leadership levels of managers and their digital competence levels.

Abdurrahman Ersoy
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Exploring clothing store-related variables influencing impulse buying behaivor

This thesis investigates the influence of clothing store-related variables on impulse buying behaviors in clothing stores. Visual merchandising, encompassing strategic product displays, plays a pivotal role in attracting customers and enhancing store aesthetics. The study focuses on elements such as window displays, mannequin presentations, floor design, promotional displays, color, lighting, store layout, scent, music, variety, sales promotions, hedonic motivation, and spontaneous shopping, and their impact on impulsive buying behavior. Data was gathered from 400 respondents through a structured questionnaire covering demographic details and specific visual merchandising factors. Exploratory Factor Analysis (EFA) was employed to ensure the validity of the instrument, and reliability was assessed using Cronbach's Alpha. Findings indicate that all visual merchandising elements positively affect impulsive buying, with promotional displays and mannequin presentations having the most significant impact. The correlation analysis demonstrated strong interrelationships among the visual merchandising factors, highlighting their collective role in enhancing the shopping environment. The study also examined demographic differences in the perception of visual merchandising, revealing significant variations based on gender, age, income, education level, and occupation. These findings suggest that retailers should tailor their visual merchandising strategies to different demographic segments to optimize their effectiveness. This research provides valuable insights for retailers seeking to refine their visual merchandising strategies to attract customers and boost sales. Future studies could explore broader geographic areas, delve into the psychological aspects of impulsive buying, and investigate the potential of new technologies in visual merchandising. Keywords: Visual Merchandising, Impulsive Buying, Customer Behavior.

Visual merchandisingStore athmosphereCustomer behavior
Meriç Can Ant
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Elektronik belge yönetim sisteminin genişletilmiş teknoloji kabul modeli temelinde benimsenmesi: Sakarya Üniversitesi örneği

Günümüzde bilgi teknolojilerinin yaratmış olduğu etki, yaşamın her alanında görülebilmektedir. Kar amacı gütmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının da verdikleri hizmet kalitesini yükseltmeye yönelik olarak bu teknolojiden yararlanması bir gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Kamu kurumları, kendi iç işleyişleri ve verdikleri hizmetler ile ilgili süreçleri, yazılı olarak belirli bir formatta saklamak zorundadırlar. Bilgi teknolojilerinin iş süreçlerine dahil olmasından çok daha önceleri belgeler kanunla belirlenmiş belli bir formatta fiziksel olarak saklanmaktaydı. Fakat günümüzde ise birçok kamu kurumu iş süreçlerini elektronik ortama geçirmiş ve kendi iç ve dış iletişimlerini web tabanlı olarak yine belli bir standart dahilinde hem oluşturmakta hem de saklamaktadır. Bu şekilde kullanılan uygulamalara Elektronik Belge Yönetim Sistemi (EBYS) denmektedir. Ülkemizde EBYS'lerin yeni yeni kullanmaya başlanmasından dolayı EBYS ve kullanıcı etkileşimlerine dair çalışmaların sayısı oldukça az durumdadır. Bir organizasyondaki yeni bir teknolojik uygulamanın getirdiği değişimler, bu uygulamayı kullanan kişiler üzerinde olumlu veya olumsuz birtakım etkilere neden olmaktadır. Literatürde bu ilişkileri açıklamak adına teknoloji kabul modelleri geliştirilmiştir. Bu çalışmada, Sakarya Üniversitesi akademik ve idari personelinin, EBYS'yi kullanım düzeyleri, tecrübeleri, kullanım niyetleri ve benimsemeleri, genişletilmiş teknoloji kabul modeli temelinde incelenmiştir. Bu doğrultuda personelin EBYS'yi benimseme düzeyinin ölçülmesi amaçlanmış, bu amacı yerine getirebilmek için, teknoloji kabulüne dair oluşturulan ölçekler incelenmiş, kurumsal düzeyde ölçüme uygun olacak ifadelere karar verilerek akademik ve idari personelin EBYS'yi benimseme ve kullanım düzeyleri ölçülmüştür. Yapılan değerlendirmeler sonucunda personelin EBYS'yi benimseme ve kullanımına etki eden en önemli faktörün uygulamaya dair algıladıkları fayda olduğu görülmüştür. Cinsiyet ile EBYS kullanımı arasında herhangi bir ilişki bulunamamıştır. Akademik personelin, EBYS'yi daha kolay kullandığı, daha tecrübeli olduğu ve kullanım konusunda daha niyetli olduğu görülmüştür. Eğitim seviyesinin arttıkça EBYS kullanımının daha kolaylaştığı görülmüştür. 25-34 yaş grubuna ait personel ise EBYS kullanımında daha deneyimli ve yaptıkları işleri EBYS ile ilgili olarak görmektedir. İşle ilgililiğin algıanan fayda üzerinde, deneyimin algılanan kullanım kolaylığı üzerinde, algılanan fayda ve algılanan kullanım kolaylığınının ise niyet üzerinde pozitif etkisi olduğu tespit edilmiştir. Çalışma bir bütün olarak değerlendirildiğinde, personelin EBYS'ye yönelik tutum ve düşüncelerinin EBYS kullanımı üzerinde anlamlı bir etkisinin var olduğu söylenebilir.

Elektronik belgeElektronik belge yönetimiTeknoloji kabul ve kullanım modeli+2
Mehmet Oytun Cibaroğlu
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimEN

Critical success factors of big data projects: A model proposal and empirical test

The explosion of data being captured and stored in information systems has created a new area of challenges and opportunities for information technology (IT) professionals. While substantial efforts have been made towards algorithms and technologies that are used to perform these analytics, comparatively there has been limited empirical research on Critical Success Factors (CSFs) that relate to Big Data projects. The lack of critical success factor sources can doom an IS project to a certain failure. This research promises to help organizations to identify factors that impact success – as perceived by practitioners and professionals – on Big Data projects. The main purpose of this research is to build on the current diverse literature around Big Data by contributing discussion and data that allow common agreement on factors that influence successful Big Data projects. The research also validates the CSF scale and theoretical CSF model statistically. While individual and technical factors have been explored as they relate to Big Data success, there is a gap in the literature in determining the critical factors in the light of the views of Big Data experts. Even though critical success factors have been discussed previously as being related to IS success, it has not been associated with Big Data project success. The most complete information regarding the CSFs for Big Data projects can be received from Big Data professionals within those departments that have been involved in Big Data projects. Accordingly, this study is conducted with 17 Big Data experts in earlier Delphi Study and 827 Big Data professionals in large scale survey administration. At the end of the study, five CSFs emerged in addition to a statistically reliable and valid CSF measurement scale and a relational research model that is tested and validated. This research is exploratory in nature. The best approach for such a study was mixed methods utilizing Constructivist Grounded Theory. Grounded theory allows the researcher to begin with the question, collect data, examine ideas and concepts, extract and categorize that data to use it to form the basis of a new theory. This new theory can then be applied and tested statistically. To successfully accomplish this, the approach for the study was fragmented into a three-part mixed methods study. A qualitative section utilizing semi-structured interviews and Delphi study with experts in the field followed by a quantitative section to test relationships between core concepts derived from the qualitative section.

Big dataCritical success factorsScale development
Naciye Güliz Uğur
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

E-devlet portallarının kullanılabilirlik açısından karşılaştırılması: Türkiye, Azerbaycan, Rusya, Kazakistan, Gürcistan, Ukrayna, Moldova, Letonya, Litvanya örnekleri

Teknolojinin sunduğu imkanlar, işletmelerin iş süreçlerinin geliştirilmesine, zaman ve işgücü tasarrufu sağlanmasına, müşterilere daha kaliteli hizmet verilmesine yardımcı olmuştur. İşletmeler gibi kamu kurum ve kuruluşları da iş süreçlerinin iyileştirilmesi yönünde yeni teknolojiler uygulayarak hizmetlerini kullanan kitleye daha kaliteli hizmet vermek için çalışmalar yapmaya başlamıştır. Bu kapsamda, dünya ülkelerinde kamu ve bazı özel kuruluşların hizmetlerine kullanıcıların tek adresten ulaşabilmesi için e-devlet portalları hizmete sunulmuştur. E-Devlet, verilen hizmetlerin elektronik ortamda sunulması, hizmetlerin kaliteli, hızlı, kesintisiz ve güvenli bir şekilde ulaşımı olarak tanımlanıyor. Bu çalışma kapsamında, seçilen ülkelerin (Türkiye, Azerbaycan, Rusya, Kazakistan, Gürcistan, Ukrayna, Moldova, Letonya, Litvanya) e-devlet portallarının, literatürde kabul gören bir kullanılabilirlik modelinde belirlenen 5 ölçüme; gezinilebilirliğe, okunulabilirliğe, yüklenme hızına, erişilebilirliğe, işlevsel performansa göre sınıflandırılmış göstergeler altında, her gösterge için farklı web analiz aracı kullanılmak kaydıyla kullanılabilirlik açısından karşılaştırılmaları yapılmıştır. Bu bağlamda, kullanılabilirlik testleri sonucunda, bu ülkelerin e-devlet portallarının birbirlerine göre üstün ve eksik yönleri ortaya konulmuştur. Böylece bu çalışma bulgularının, kullanıcı deneyimleri doğrultusunda e-devlet portallarının kullanılabilirliğinin artmasına, yeni özelliklerin eklenmesine ve mevcut sistemlerin iyileştirilmesine yönelik önemli katkı sağlayacağı düşünülmüştür.

AzerbaycanElektronik devletKamu hizmetleri+6
Kanan Naghızade
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Elektronik ağızdan ağıza iletişimde ürün mü, satış hizmeti mi değerlendiriliyor? karşılaştırmalı bir analiz

İnternet teknolojilerinin ve Web 2.0 platformlarının gelişmesi ile popüler bir iletişim aracı haline gelen elektronik ağızdan ağıza iletişim (e-Wom) birçok tüketici tarafından önemli bir bilgi kaynağı haline gelmiştir. E-Wom tüketicilerin bilgi arama, değerlendirme ve satın almada karar verme davranışlarında güçlü bir etkisi vardır. Tüketici yorumları, tüketicilerin kişisel deneyimlerine dayanarak internet üzerinde ürettikleri ürün bilgileridir ve e-Wom'un en yaygın biçimlerinden birini oluşturur. Günümüzde birçok e-ticaret platformu, tüketicilere satın aldıkları ürün veya hizmetler hakkında deneyimlerini paylaşabilmesi için yorum yapma ve yıldız derecelendirmesi imkanı sağlamaktadır. Çevrimiçi kullanıcılar, kendilerine sunulan çevrimiçi değerlendirmeleri aracılığıyla, diğer kullanıcıların görüşlerine göre satın alma kararlarını gerçekleştirirler. Bu çalışmanın amacı, tüketim mallarına yönelik yorumların ürüne mi, ürünün satışı için sunulan hizmete mi yönelik olduğu sorusuna yanıt aramaktır. E-ticaret siteleri üzerinde yapılan tüketici yorumları ve derecelendirmeleri, bazı ürün grupları için ürünün ötesine geçebilmekte ve ürün satışı için sağlanan hizmete yönelik yorumların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bazı ürün grupları içinse doğrudan ürünün özelliklerine ve kalitesine yönelik yorumların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Araştırmada ürün yorumları ve yıldız derecelendirmelerini analiz etmek adına metin madenciliği analizlerinden yararlanılacaktır. Elde edilen veri seti, WordStat® yazılımı aracılığıyla analiz edilerek yorumlanacaktır. Elde edilen sonuçlar neticesinde; spesifik ürün gruplarına yapılan yorumlarda, ürün ve ürünün satışı için sunulan hizmetlere yönelik yorumların ayrıştırılması adına yorum yapılan platformların geliştirilmesine katkı sağlanacaktır. Bu çalışmanın elde ettiği sonuçlar ile literatüre spesifik ürün gruplarının yorum değerlendirmeleri bağlamında, pratiğe ise kategorik yorum ve değerlendirme önerileri ile katkıda bulunacağı öngörülmektedir.

Ağızdan ağıza iletişimElektronik ağızdan ağıza iletişimElektronik ticaret+5
Ece Nur Çakar
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yönetim bilişim sistemleri bölümü mezunlarının sahip olması gereken bilgi, beceri ve yetkinlikler

Son yıllarda yaşanan gelişmelerle birlikte teknoloji çağının gereklilikleri ve giderek artan dünya nüfusu göz önünde bulundurulduğunda, iş gücünün farklılaşmasının ve donanımlı mezunların yetişmesinin, önemli hale geldiği görülmektedir. Donanımlı mezunların yetişmesinin, rakipleri arasında farklılığa sahip olmalarının ve sektörde güçlü pozisyonlarda yer almalarının, mezunların sahip oldukları yetkinliklerine bağlı olduğu görülmektedir. Sahip oldukları bilgiyi beceri ile birleştirip alanın tüm yetilerini karşılayabilmeleri ve iş yaşamının gerektirdiği yeterli olgunluğa erişebilmeleri gerekmektedir. Bu olgunluğa erişmeleri bir süreçtir ve yetkinlik olarak ifade edilmektedir. Bu çalışmada, Türkiye'deki Yönetim Bilişim Sistemleri (YBS) bölümü mezunlarının sahip olması gereken ve sektörde aranan bilgi, beceri ve yetkinliklerin tanımlanması amaçlanmıştır. Bu amaçla, YBS bölümünden mezun olmuş ve sektör çalışanı 272 mezuna anket uygulanmıştır. Çalışmada kullanılan anket YBS bölümü mezunlarının iş becerilerinin tanımlandığı Wilkerson (2012) kaynağından günümüze uyarlanmıştır. Ankette yer alan ifadeler literatür ışığında ve güncel teknoloji bilgisi doğrultusunda güncellenmiştir. Çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış, katılımcılar sahip oldukları yetkinlik düzeylerini 5'li likert tipi ölçek yapısında değerlendirmiştir. Yapılan anket sonucu değerlendirilen 53 ifadenin faktör yapısı incelemek için yapılan faktör analizi sonucunda yetkinlikler sosyal yetkinlik, yönetsel yetkinlik, temel teknik yetkinlik ve temel yetkinlik olmak üzere dört kategoride değerlendirilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular sonucu, mezunların sahip oldukları kişisel ve kişilerarası yetkinliklerini kapsayan sosyal yetkinlik düzeyleri diğer sahip oldukları yetkinliklerin ortalamalarından yüksek çıkmıştır. Yetkinlik ifadelerinden en önemli üç ifadenin sosyal yetkinlik türünde 1) kendisine verilen görevleri yerine getirme, 2) yeni beceri ve kavramları öğrenme, 3) başkalarını dinlemek olduğu görülmektedir. Hipotez testleri sonucunda; mezunların sahip oldukları teknik yetkinliklerinin; cinsiyet değişkenine, mevcut iş pozisyonlarında terfi etmelerine, sektör deneyim sürelerine, gelir seviyelerine ve mezun oldukları üniversiteye göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmüştür. Yönetsel yetkinlik düzeylerinin lisans ve yüksek lisans eğitim seviyelerine göre farklılık gösterdiği ve iş pozisyonunda terfi alanların yönetsel yetkinlik türünde daha yüksek ortalamaya sahip olduğu görülmüştür. Mezunların gelir seviyeleri ve deneyimleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüş, staj deneyimine sahip olmalarının ve gelir seviyelerinin herhangi bir yetkinlik türü için farklılık göstermediği görülmüştür.

Akademik yetkinlikAlan becerileriBilgi düzeyi+7
Merve Vural
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Orta öğretim kurumlarında disiplin kurulu işlemlerinin yürütülmesi amaçlı yazılım geliştirilmesi

Bu tez çalışmasının amacı ortaöğretim kurumlarında, disiplin iş ve işlemlerini yürütmek üzere model olabilecek bir sistem tasarımı yapmak ve yazılım geliştirmektir. Gelişen teknolojiyle beraber doğru bilgiye, doğru zamanda hızlı bir şekilde erişim sağlayabilmek birçok kurum için hayati önem arz etmektedir. Bir ülkenin gelişebilmesi için, genç nüfusunun eğitimi yadsınamaz bir faktördür. Dolaysıyla buradaki eğitim ve öğretimin sağlıklı bir ortamda sürdürülmesi ülkenin geleceği açısından çok önemlidir. Sınıf içi ve okulda sağlıklı bir disiplin anlayışıyla eğitim kalitesinin artabileceği bilinen bir gerçektir. Ortaöğretim kurumlarında disiplin olaylarının takibi, yönetmelik çerçevesinde önleyici ve caydırıcı tedbirlerin alınması uzun vadede ülke geleceğini olumlu yönde etkileyecektir. Yapılan literatür çalışmasında okullardaki disiplin üzerine bir çok çalışma yapılmakla beraber bu alanda disiplin iş ve işlemlerinin yürütülmesi için geliştirilmiş bir yazılıma rastlanmamıştır. Bu iş ve işlemlerin takibi çoğu okul tarafından bilişim teknolojilerinden yararlanılmaksınız eski yöntemlerle yürütülmektedir. Bu da hem zaman hem de enerji israfına yol açmaktadır. Tüm bunların yanısıra hızlı bir erişim sağlanamayan klasik bir arşiv ile her okul kendine uygun eğitim politikaları gerçekleştirememektir. Bu çalışmada sahada görüşmeler yapılarak ortaöğretim kurumaları tarafından kullanılabilecek bir yazılım hazırlanmaya çalışıldı. Öncelikle bu görüşme sonuçlarından yola çıkılarak varlık ilişki diyagramlarıyla bir yol haritası oluşturulmuş böylece geliştirilen yazılımın sağlam bir alt yapı üzerine bina edilmesi sağlanmıştır. Bu çalışmada ortaöğretim kurumlarında yürütülen disiplin işlemleri için bir yazılım geliştirilerek bilgi ve iletişim teknolojilerinden azami ölçüde faydalanılarak hızlı, etkin bir disiplin yönetimi hedeflenmiştir. Böylece tüm disiplin vakaları düzenli bir şekilde arşivlenebilecek, herhangi bir dosyaya veya öğrencilerin bilgilerine hızlı bir şekilde erişim sağlanabilecektir. Ayrıca veri tabanındaki bu bilgilerden faydalanılarak geleceğe yönelik çeşitli eğitim politikaları üretilebilecektir.

Bilgisayar yazılımlarıDisiplinDisiplin suçları+4
Tamer Elmalı
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de paylaşım hizmetlerine katılımı etkileyen güven faktörlerinin belirlenmesi

Paylaşım insanlığın varoluşundan beri devam eden içsel ve sezgisel bir davranıştır. Paylaşım miktarı nesillerden nesile farklılık gösterse de, paylaşım her zaman toplumun bir parçası olmuştur. Fakat paylaşım ekonomisi veya işbirlikçi tüketim internet çağından doğan olgulardır. 1990'li yıllardan itibaren internet teknolojilerinin beraberinde getirdiği yenilikler toplumsal hayatı sarsıcı bir şekilde etkilemiş ve bireylerin tüketim kalıplarını önemli ölçüde değiştirmiştir. Ekonomik bunalımlar, çevreye duyarlılığın artması, tüketimin artması, yenilenemez enerji kaynaklarının tükenmeye yaklaşması ile beraberinde hızla gelişen teknoloji bireyleri dijital ağlar aracılığıyla paylaşım yapmaya teşvik etmiştir. Sosyal, ekonomik ve çevresel konulara daha duyarlı hale gelen tüketiciler mal veya hizmete sahip olmak-satın almak yerine paylaşmayı benimsemiştir. Bilişim teknolojilerinin gelişimi ile çevrimiçi ortama taşınan paylaşım, paylaşım ekonomisi adı altında yeni bir iş modelini doğurmuştur. Yeni ekonomik sistemin topluma yansımaları bilim insanları ve uygulamacılar için önemi her geçen gün artan bir araştırma alanı oluşturmuştur. Bu noktada, tüketicilerin paylaşım hizmetlerini benimseme ve katılma kararlarını etkileyen güven faktörlerinin aydınlatılması önem taşımaktadır. Bu çalışmada çevrimiçi veya mobil paylaşım hizmetlerine katılımı etkileyen güven faktörlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, paylaşım hizmeti sunan platformlar arasından üç tanesi(BlaBlaCar, Airbnb ve Dolap) seçilerek ölçek hazırlanmıştır. 491 katılımcıdan elde edilen nicel veriler SPSS programına aktarılmıştır. Spss programına aktarılan verilerin, katılımcıların demografik özellikleri tespit edildikten sonra Smart PLS 3.0 programı ile önerilen kuramsal model test edilmiştir. Modeli test etmek için, Yapısal Eşitlik Modeli(YEM) yaklaşımı kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlar eşliğinde, kullanılan ölçeğin geçerliliğini ve güvenilirliğini test etmek adına geçerlilik ve güvenilirlik testleri, Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) uygulanmıştır. Ayrıca, önerilen modelin yapısal geçerliliği test edilmesi için yapısal eşitlik modellemesi tekniği kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, platform bilinirliğinin ve platform ününün, platforma güveni pozitif ve anlamlı şekilde etkilediği bulunmuştur. Ayrıca platforma güvenin, hizmet sağlayıcısına olan güveni ve paylaşım hizmetini kullanma niyetini pozitif ve anlamlı şekilde etkilediği bulunmuştur. Son olarak hizmet sağlayıcısına olan güvenin, paylaşım hizmetini kullanma niyetini pozitif ve anlamlı şekilde etkilediği bulunmuştur.

GüvenPaylaşmaPaylaşım ekonomisi+4
Tuğçe Aslan
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bilgi teknolojilerinin sağlık hizmetleri sunum kalitesine etkisi (Sakarya İli'nde bir inceleme)

Sağlık hizmetleri; geçmişten bugüne ve özellikle son yıllarda teknolojinin hızla ilerlemesiyle büyük aşamalar kaydetmiştir. Bununla beraber hastanelerin kalbi adeta bilgi sistemleri olmuştur. Çünkü hastaların tüm kişisel bilgileri ve sağlık verileri bu sistemlere yüklenip entegre bir şekilde istenilen anda bilgiye ulaşmayı mümkün kılmıştır. Bu sayede hastaya doğru ve hızlı tanı koyulabilmektedir. Bu çalışmada; Sakarya İl'i örnek alınarak Bilgi Teknolojilerinin Sağlık Hizmetleri Kalitesi'ne etkileri araştırılmıştır. Çalışmanın amacı; Sakarya İli'nde tedavi hizmeti gören hastaların aldıkları sağlık hizmetlerine yönelik, kalite algılarının ve tatmin düzeylerinin saptanmasıdır. Bu amaca ulaşabilmek için, Sakarya Eğitim Araştırma Hastanesi'nde ve Sakarya Doğumevi Hastanesi'nde görev yapmakta olan doktorlar, sağlık personelleri, tıbbi sekreterler ve hastalara Bilgi Teknolojileri'nin Sağlık Hizmetleri Kalitesi'nin etkisine yönelik ne tür faydalar sağlandığına ilişkin görüşlerine başvurulmuştur. Toplamda 416 anket SPSS 21.00 istatistik paket programı ile çeşitli analizler yardımıyla incelenmiştir. Çıkan sonuçlara dayanarak sağlık kuruluşlarına, çalışanlarına ve bu alanda akademik çalışma yapmak isteyen kişilere, bilgi teknolojilerinin sağlık hizmetlerine etkisi ve sağlık hizmetlerinde kaliteyi arttırmaya yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Bilgi teknolojisiHizmet kalitesiKalite+2
Betül İnal Tabanlı
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kültürel farklılıkların müşteri memnuniyeti üzerindeki rolü: Turizm sektöründe online yorumların analizi

Gelişen teknoloji ile internet kullanımının bilgiye erişmede en sık kullanılan kaynaklar arasına girmesi, tüketicilerin satın alma süreçlerini son derece kolaylaştırmaya başlamıştır. Özellikle turizm sektörü gibi deneyimsel ürün ve hizmet içeren sektörlerde potansiyel müşteriler satın alma kararları sürecinde riskten kaçınmak için ikna edici ve açıklayıcı bilgi kaynaklarına başvurmaktadır. Bu kaynakların en bilindikleri geçmişte aile, arkadaşlar ve yakın çevre iken günümüzde artık internet siteleri, forumlar, bloglar ve sosyal medya gibi online platformlar, bu platformlarda yapılmış olan online yorumlar ve bu yorumlara verilmiş yıldız derecelendirmeleridir. Online platformlarda bulunan tüketici yorumları potansiyel müşterileri pozitif veya negatif yönde etkileyebilmektedir. Turizm sektöründe karar vericiler otellerinin iyi bir üne sahip olup potansiyel müşterileri kazanabilmeleri için müşterilerinin memnuniyetini kazanmak durumundadırlar. Aldıkları hizmetten memnun kalan müşterilerin pozitif online değerlendirmeleri sonucunda işletmelerin ünü artar ve potansiyel müşteriler olumlu yönde etkilenir. Kültürel farklılıkları göz önünde bulundurarak verdikleri hizmetlerde fark yaratan otel işletmeleri her kültürden müşterisini memnun edebilir ve potansiyel müşteriler için iyi bir üne sahip olabilir. Bu kapsamda, çalışmanın temel amacı kültürel farklılıkların memnuniyet algısına etkisini bulmak olarak belirlenmiştir. Çalışmada Antalya'da bulunan bir otele ait 5 farklı kültürden yapılmış online yorumlar analiz edilmiştir. Sonuç olarak turizm sektöründe kültürel farklılıkların memnuniyet algısı üzerindeki etkileri ortaya çıkarılmıştır. Çalışma amacına göre araştırmalar kapsamında nicel araştırma olarak değerlendirilmektedir. Kapsadığı süre bakımından anlık bir çalışmadır ve o anki durumu ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda çalışma metin madenciliği yöntemi ile içerik analizi yapılarak gerçekleştirilmiştir

FarklılıklarFarklılıkların yönetimiKültürel farklılık+7
Ramazan Muradi
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

KOBİ'lerde bilgi ve iletişim teknolojileri benimseme düzeyini etkileyen organizasyonel faktörler üzerine bir çalışma

Küresel çaptaki gelişim ve değişimin meydana getirdiği evrilme, günümüzde meslekleri, çalışma alanlarını ve iş yapma biçimlerini etkiler durumdadır. Bu etkiden payını alan ve çalışmada ilgilenilen örneklem grubu, ülkelerin ekonomilerinde kritik konuma sahip olan küçük ve orta büyüklükteki işletmelerdir (KOBİ). Gelişmekte olan ülkeler kategorisinde bulunan Türkiye'de, KOBİ'lerin gelişimleri, ilerlemeleri yakalayacak girişimlerde bulunmaları ve böylece ekonomiye katkı sağlamaları oldukça önemlidir. KOBİ'lerin gelişmişlik seviyelerinde, küreselleşmenin de gerekliliği olan 'bilişim altyapısı'nın önemi ve etkisi büyüktür. Bilişim ve iletişim teknolojileri (BİT); firmaların çağı yakalamaları, yeni oluşan iş fırsatlarını değerlendirmeleri ve ülkelerin ekonomik gelişimleri için gerekli hale gelmiştir. Ekonomiye yön veren KOBİ'lerin ve ilerlemeyi sağlayacak olan BİT'nin artan önemi, yıllar içerisinde bu konu ile ilgili çalışmaları beraberinde getirmiştir. Ancak ülkemizde, bu konu ile ilgili çalışmalar sınırlıdır. Dolayısıyla Türk organizasyon kültürüne sahip ve teknolojik gelişmelere karşı esnekliği sorgulanacak olan KOBİ'ler ile yapılacak olan BİT benimsenmesi ile ilgili çalışmaların hem bilimsel hem sosyoekonomik katkılar sağlayacağı öngörülmüştür. Çalışmada veriler, amaçlı örnekleme yöntemi ile seçilen katılımcılardan nicel veri toplama yöntemlerinden biri olan anket aracılığıyla toplanmıştır. Anket organizasyonel öğrenme yeteneği, organizasyonel yapı ve girişimcilik oryantasyonu ölçeklerinden oluşmaktadır. Bu çalışmanın amacı, organizasyonel öğrenme yeteneği, organizasyonel yapı ve girişimcilik oryantasyonunun BİT benimseme üzerideki etkisini belirlemektir. 76 aktif KOBİ'de elde edilen veriler Statistical Packages for Social Sciences (SPSS) 21 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuçlar, sadece organizasyonel öğrenme yeteneğinin BİT benimsemeyi anlamlı ve güçlü bir şekilde etkilediğini, organizasyonel yapı ve girişimcilik oryantasyonunun BİT benimseme üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığını göstermektedir.

Bilgi teknolojisiGirişimcilikKOBİ+3
Kübra Çalışkan
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bina ve toplu yapı yönetiminde kullanilan bilişim sistemlerinin, kullanicilar tarafından benimsenmesinde etkili olan yenilik özellikleri üzerine bir araştırma: Apsiyon yazılım programı örneği

Birçok sektörde olduğu gibi teknolojide yaşanan değişim ve gelişim ülkemizde bina ve toplu yapı yönetimi sektörünü de etkilemiştir. İnşaat sektöründe yaşanan gelişmeler, daire sayılarında görülen artış ve konut projelerinin barınma ihtiyacı dışında sosyal tesisli yapıların oluşmasını da beraberinde getirmiştir. Bu yeni yapılanmalarla yapılarda yaşayan kat maliki/site sakini sayısıyla birlikte, sosyal tesislere ait donanımlar da artış göstermiştir. Binleri bulan kat maliki/site sakini sayısı ve bunlara ait kişisel bilgiler, sosyal donatılara ait teknik bakım ve onarıma ilişkin bilgiler, yapı için çalışan personellere ilişkin artan bilgiler vb. saklanması ve yönetilmesi gereken veri yığınları, yapı yöneticileri için karar verme aşamalarında büyük belirsizlikler ve sorumluluklar oluşturmaktadır. Yöneticilerin, yapının proje değerini koruyabilmesi, site sakinlerinin memnuniyetini sağlaması ve karşılarına çıkan devasa bütçeleri yönetme kararları verebilmeleri için bu alanda da bilişim sistemlerinin kullanım ihtiyacını doğurmuştur. Bu çalışmada, bina ve toplu yapı yönetimi alanında kullanılan Apsiyon mobil uygulamanın, kullanıcılar tarafından benimsenmesini etkileyen yenilik özelliklerinin tespit edilmesi ve tespit edilen özellikler açısından yeniliği benimseme grupları arasında faklılık olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırmanın temelini ise Rogers'ın yeniliklerin yayılması teorisi oluşturmaktadır. Yapılan çalışmada veri toplama yöntemi olarak anket yöntemi uygulanmış olup Apsiyon sisteminde kaydı tutulan kullanıcı maillerine anket çalışmaları gönderilerek veriler toplanmıştır. Toplanan veriler, çoklu regresyon analizi ve anova analizleri ile değerlendirilmiştir.

Bilgi yönetim sistemiBilişim sistemleriToplu konut alanları+6
Feyza Yıldız Yurtal
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sistemlerin geliştirilmesinde mobil uygulamalarda kullanıcı geri bildirimlerinin önemi: Türkiye e-nabız örneği

Transistörün keşfi ile ilk kişisel bilgisayarlardan günümüze gelene kadar olan süreçte devasa masaüstü bilgisayarlar yerlerini akıllı telefonlara ve tablet bilgisayarlara bırakmıştır. Açık kaynak kodlu mobil işletim sistemi Android ve Apple firmasının cihazlarında kullandığı IOS işletim sistemlerine sahip akıllı telefonlar için Google PlayStore ve AppStore uygulama marketlerden ücretli ya da ücretsiz olarak birçok yazılım indirilerek cihazların hayatınızı daha da kolaylaştırmasına imkân vermektedir. Tüm bu uygulamalar içerisinde şüphesiz en önemlileri sağlık uygulamalarıdır. Artık insanlar sağlık verilerine hızlı bir şekilde ulaşmak, sağlıklı yaşam ile ilgili bilgiler edinmek ve sağlık geçmişine hâkim olmak istemektedirler. Bu çalışmada, T.C Sağlık Bakanlığı'nın 2015 yılında hizmete sunduğu, Google PlayStore ve AppleStore uygulama marketlerden ücretsiz olarak indirilebilen Mobil e-Nabız uygulamasının, uygulama market üzerinden bırakılan toplam 3.965 kullanıcı yorumları; metin madenciliği yazılımları olan QDA MINER™ ve WORDSTAT™ yazılımları kullanılarak analizleri yapılmıştır. Mobil e-Nabız uygulamasının kullanım düzeyini belirlemek için 220 kişi üzerinden yapılan anket sonuçları IBM SPSS 32™ yazılımı kullanılarak önermeler test edilmiştir. Önermelerin amacı mobil uygulamaların kullanıma sunduğu farklı platformlarda kullanıcılar tarafından beğenilen yönleri ve hataları, yıldız derecelendirme ve yorumlar arasındaki ilişki ölçütleri ve tutarlılıkların belirlenmesidir. Yorumların analizi neticesinde uygulamanın geliştirilmesi gereken ve sorunlu yönleri ortaya konulmuştur. Ayrıca Yıldız derecelendirme seviyelerinin yazılımın geliştirilmesine yönelik katkı düzeyleri Mobil platformlar üzerindeki sürümler arasındaki yenilikler ve eksikliklerin analizleri yapılarak, kullanıcı katkıları sayesinde uygulamanın gelişiminin analizleri yapılmıştır.

E-nabız sistemiElektronik içerik geliştirmeGeri bildirim+7
Melik Karakethüdaoğlu
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de doktoralı eleman ihtiyacının belirlenmesine yönelik bir karar destek sistemi mimarisi

Çağımızda teknolojik, sosyo-kültürel, ekonomik ve politik değişimler birçok alanda değişim gerektirmiştir. Özellikle teknolojinin bireylerin ve toplumların yaşamındaki hızla artan etkisi, ülkeler açısından yenilikler ortaya koyacak işgücü yetiştirilmesinin önemini ortaya koymaktadır. Bu nedenle üniversitelerin en temel işlevlerinden olan AR-GE fonksiyonlarını geliştirmek ve eğitim-öğretimi desteklemek adına gerekli olan öğretim üyelerini yetiştirmek amaçlı açılan doktora programları gittikçe önem kazanmaktadır. Akademinin yanı sıra özel sektör, kamu sektörü ve bunlara bağlı olan AR-GE merkezlerinin doktoralı işgücü ihtiyacının gün geçtikçe artmasıyla doğru alanlarda doktora derecesine sahip nitelikli işgücü yetiştirme çabası da artmaktadır. Fakat ülkemizde doktora programları yeterince hızlı güncellenememektedir. Bunun sonucunda, bazı bölümler için doktora mezun fazlasından bahsedilirken, bazıları içinse doktora mezun eksikliğinden söz edilebilir (Kalkınma Bakanlığı, 2014). Bu bağlamda, doktora programlarının açılma / kapanma karar stratejilerinin somut mekanizmalar ve analizlere dayanan yöntemlerle gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Ayrıca, özel sektörün, kamunun ve akademinin taleplerinin doğru bir şekilde belirlenmesi, ihtiyaç duyulan uzmanlık alanlarının doğru bir biçimde analiz edilmesi ve ihtiyaç duyulmayan alanların verdiği fazla mezun sayısının önüne geçilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, üniversitelerin, kamu kuruluşlarının, AR-GE merkezlerinin ve özel sektörlerin talepleri doğrultusunda doktora programlarının düzenlenmesine imkân sunabilecek bir karar destek sistemi mimarisi hedeflenmiştir. Böylece, bu sektörlerin gelecekte ihtiyaç duyabileceği uzmanlık alanlarında eleman yetiştirilmesi mümkün olacaktır. Bu kapsamda, Türkiye'deki tüm doktora programlarının mevcut durumu ve istatistikleri incelenip, Türkiye'nin hangi alanlarda ne kadar doktoralıya ihtiyaç duyduğu belirlenerek, üniversite, araştırma merkezleri, kamu ve özel sektörlerin doktoralı eleman ihtiyacını karşılayacak şekilde doktora programları planlamasında karar vericilere destek olacak bir sistem tasarlanmıştır. Çalışmada daha önce konuyla ilgili yapılmış bazı çalışmalar ve modeller incelenerek günümüz problemlerine çözüm olabilecek teorik bir model önerilmiştir. Modelin uygulanması halinde doktoralıların arz-talep dengesi sağlanabilirken, geçmiş veriler ve mevcut durum analizleriyle geleceğe yönelik bazı tahminlerde bulunması hedeflenmektedir.

DoktoraKamu kuruluşlarıKarar destek sistemleri+6
Hazel Ceren Erkengel
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bilişim sistemleri ile yasal takip süreci: Bir devlet bankası üzerinde inceleme

Bu çalışmada bankacılık sektörüne ait kredilerin yıllar itibari ile artarak kullanılmasıyla karşılaşılan müşteri takibi sorunuyla birlikte doğan Yasal Takip Süreci incelenmiştir. Yasal Takip Süreci üzerinde yapılan süreç analizi çalışmasıyla beraber geliştirmeye yönelik metodolojiler yer almaktadır. Rekabet ortamının yüksek olduğu banka sektöründe, bir bankanın rakiplerine üstünlük sağlaması için var olan sistemlerinin her zaman daha iyi ve sürekli geliştirilebilir olması gerekmektedir. Bu nedenle bankacılık sektöründe önemli bir yeri olan Yasal Takip, hangi adımında hangi birimin ilgilenmesi gerektiği süreç tasarımları ile yönetilir hale getirilmelidir. Bunların yanı sıra görev tanımlarının da iyi belirlenmiş olması gerekmektedir. Birimlerde pozisyonlara göre süreç tanımları ve kontrolleri yapılmalıdır. Bankada yasal takip süreçleriyle ilgili olan birim çalışanlarının rollerine göre bu çalışmalar yapılmaktadır. Yasal takip süreçlerinden sorumlu her birim çalışanının zihninde süreçlerin en iyi ve doğru bir biçimde canlanabilmesi sağlayabilmek amacı ile her faaliyetin ürün/hizmet süreç ilişkisini ifade eden süreç haritalarının kurulması mühimdir. Amaç var olan metodolojilerin geliştirmesiyle beraber bankanın rakiplerine göre daha iyi sonuçlar elde etmesini sağlamak ve yasal takip süreçlerini başarılı bir şekilde sonuçlandırmaktır. Nihai süreç için uygulama çalışması devlet bankasında örnek olay çalışması şeklinde yapılmıştır. Yapılan süreç analizi çalışmasında Hukuk İşleri İzleme ve Değerlendirme Müdürlüğü, Risk Tasfiye ve Tahsil Müdürlüğü birimleri üzerinde gözlem yöntemi ve mülakat yöntemi kullanılmıştır. Sonuç olarak bilişim sistemleri ile yasal takip süreçleri; zaman, kişi ve birimlere bağlı değişken hizmet kalitesi engellenmiş, süreç için bir standart oluşturulmuştur. Devlet bankasındaki iki birimden gelen geri bildirimlere göre iyileştirmeler yapılmış ve süreçler geri beslemelerle yeniden tasarlanmıştır.

Feyza Tekin
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Devlet analitiği bağlamında iş ilanlarının metin madenciliği yöntemiyle analizi ve coğrafi bilgi sistemlerine entegrasyonu

Bilişim sistemlerinde, her geçen gün veri trafiği artmaktadır. Teknolojiyle beraber, veri analizi gereksinimleri ile zorlukları değişmektedir ve büyük veri, veri analitiği gibi alanlar doğmuştur. Analizlerin başarısı, karar vermeyi kolaylaştırmaktadır. Bu açıdan, büyük verinin kullanım alanı yeni analitik yaklaşımlarla artmaya devam etmekte ve karar destek sistemleri bu gelişmelerden etkilenmektedir. Sermaye kuramlarında geçen, işgücü analitikleri mikro ölçekte insan kaynakları alanında çalışılmaktadır. Bu konuda, büyük veri olarak iş ilanları insan kaynakları analitiklerinde kullanılabiliyor. Dolayısıyla devlet kurumlarına kamu politikalarında fayda üretmek için karar desteği açısından makro bir yaklaşımla bir devlet analitiği çerçevesi oluşturularak, beşeri sermayeye yönelik analitikler gerçekleştirilebilir. Devlet analitiklerinde, sosyal politikalar üretmek üzere yurtdışında birçok faaliyet yürütülmektedir. Günümüzde araştırmacıların sosyal medya analizleri ile çalıştığı bu veri analizi yaklaşımı, siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler alanlarında yardımcı olmaktadır. Ancak makro bakış açısıyla geliştirilebilecek yeni analitik modeller farklı kamu alanlarında istihdam, göç, nüfus, şehirleşme, sanayileşme, eğitim v.b. konularda karar desteği sağlayabilir. İş ilanları, özellikle işgücü piyasalarını anlamada ve istihdam politikalarında başta olmak üzere birçok değerli bilgiler barındırabilir. Bu bağlamda, devlet analitiği için insan kaynakları analitiklerinde kullanılan modeller uyarlanabilir. Tez çalışmasının yönteminde kullanılan metin madenciliği ve coğrafi bilgi sistemleri teknikleri ile iş ilanları analiz edilmiştir ve bu yöntemde oluşturulan makro politikalara uygun karar destek sistemi modeli için deneysel çalışma yapılmıştır. Nihayetinde, devlet analitiği ve insan kaynakları analitiği gibi kavramlara yeni bir bakış açısı getirilmiş ve kullanılan modellerde yeni teknikler uyarlanarak farklı bir boyut kazandırılmıştır. Metin madenciliği ve coğrafi bilgi sistemi yaklaşımları ile kamusal alanda büyük veri araştırmalarına rehber oluşturabilecek karma bir karar destek sistemi ortaya koyulmuştur. Ayrıca bu araştırma, ortaya koyduğu yeni analitik kavramlar ile yönetim bilişim sistemleri alanının çok disiplinli araştırmalardaki konumunu farklı bir yere taşımak adına, makro seviyedeki analizleriyle yeni bir bakış açısı geliştirmiştir.

Burak Buldu
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimEN

Association between different cultural levels and work-related attitudes of information technology professionals

There have been several calls to conduct researches about occupational culture since it is believed as a more important driver of behaviors when compared to organizational and national culture. However, in IS/culture literature, there is a lack of understanding on IT and occupational culture which requires critically thinking and deeply investigating. Related literature also suffers from the studies attempting to integrate different cultural levels into one research model. Thus, the main aim of this thesis is to develop a valid and reliable multicultural model in order to test their effects on IT professionals' job satisfaction. To do so, an exploratory sequential design (qualitative method dominates and shapes the next quantitative level) was followed by utilizing a Constructivist Grounded Theory approach. At the qualitative stage, eleven semi-structured interviews were conducted with IT professionals who were experienced more than ten years in the industry. Obtained data were coded and analyzed by QDA Miner software. In the end, ten occupational cultural values were identified namely: adaptation, precision in communication, enjoyment, teamwork, 3U demands of the customers, management support, social image, group consciousness, technical jargon, and uncertainty of task limits. Following this stage, revealed cultural values were turned into measurable dimensions by compiling items derived from literature and interviews at the first phase of the qualitative stage. To transform occupational culture construct into a formative structure, an expert panel and a pilot study were also conducted. Finally, occupational culture was observed based on ten items that were determined as the best representatives for each ITOC value category. National culture was measured by Hofstede's Value Survey and organizational culture was determined by Wallach's Organizational Cultural Index. Finally, the theoretical research model was tested at the second phase of qualitative phase by using PLS-SEM procedure, and the results indicated that organizational and occupational culture had a significant (p=0.00) and positive (0.258 and 0.438, respectively) impacts on job satisfaction whereas national culture did not. Results also indicated that job satisfaction had a significant and positive effect on occupational commitment at the level of 0.05 (p= 0.000). This finding proved the fact that IT employees who are more adapted to their occupational cultural values rather than their organizational culture are inclined to feel more satisfied with their jobs. Thus, it can be simply stated that, among other cultural levels, occupational culture has the most critical role in IT professionals' job satisfaction that also causes higher occupational commitment.

Tuğba Koç
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin sosyal medya bağımlılığı üzerine bir araştırma: Sakarya Üniversitesi örneği

İnternet ve sosyal medya sürekli yenilenmekte ve gelişmektedir. İnternetin gelişmesiyle birlikte sosyal medya kullanımı da artmaktadır. Sosyal medya kullanımı hayatımızda her alanda yer almaktadır. Özellikle gençler sosyal medyayı sürekli kullanmaktadır. Hızla artan sosyal medya kullanımına dikkat edilmediğinde bilinçsizce ve aşırı sosyal medya kullanımı sonucunda sosyal medya bağımlılığı olmaktadır. Bu çalışmada özellikle gençlerin yoğun olarak kullandıkları sosyal medya platformları, bunları hangi amaçla kullandıkları incelenmiştir. Ayrıca sosyal medya bağımlılık seviyelerini ve bunun çeşitli değişkenlere (cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, kullanılan sosyal medya türü, günlük internet kullanım süresi, günlük sosyal medya kullanım süresi, sosyal medya kullanmaya başlama zamanı, sosyal medyaya erişilen cihaz türü, sosyal medya kullanım amaçları) göre farklılaşması incelenmiştir. Araştırma 2019-2020 yılı Bahar döneminde Sakarya Üniversitesinde okuyan öğrenciler üzerinde yürütülmüştür. Araştırma verilerinin toplanması için öğrencilere anket uygulanmıştır. Anketin ilk bölümü katılımcıların demografik özelliklerini belirlemeye yönelik sorulardan, ikinci bölümü sosyal medyayı kullanım amaçlarını belirlemeye yönelik 5'li Likert tipi ölçek ifadelerinden ve son kısmı ise sosyal medya bağımlılığını ölçmek amacıyla oluşturulmuş 5'li Likert tipi ölçek ifadelerinden oluşmaktadır. Araştırmada, Üniversite öğrencileri en çok hangi sosyal medyayı kullanıyorlar? Sosyal medya kullanım amacı en çok nedir? Öğrencilerin sosyal medya bağımlılık seviyesi nedir? Demografik özelliklere göre sosyal medya bağımlılığı ve alt faktörleri arasında farklılaşma var mıdır? Katılımcıların kullandığı sosyal medya sayısı ile sosyal medya bağımlılığı arasında anlamlı bir ilişki var mı? Sosyal medya kullanım amaçlarına göre sosyal medya bağımlılığı farklılaşmakta mıdır? Kullanılan sosyal medya türüne göre sosyal medya bağımlılığı farklılaşmakta mıdır? Sorularına cevap aranmıştır. Anket yoluyla elde edilen veriler SPSS programı ile değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonucunda üniversite öğrencilerinin sosyal medya bağımlılıklarının orta seviye oldukları tespit edilmiştir. Sosyal medya bağımlılığı yaş, cinsiyet ve erişimde kullanılan cihaz türüne göre farklılaşma tespit edilememiştir. Eğitim seviyesi, günlük internet ve sosyal medya kullanım süresi, sosyal medya kullanmaya başlama zamanı, sosyal medya türleri ile sosyal medya kullanım amaçlarına göre sosyal medya bağımlılığında farklılaşmalar tespit edilmiştir. Sosyal medya bağımlılığını etkileyen faktörlerin tespit edilmesi, sosyal medya bağımlılığını azaltmaya yönelik önlemlerin alınması açısından önemlidir.

Reyhan Başbayram
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Makine öğrenmesi ile metin sınıflandırma: Bakım yönetim sistemi örneği

Günümüzde firmalar için bilgiyi yönetmek, süreçleri kişilerden bağımsız hale getirmek açısından önem arz etmektedir. Bir çalışan tarafından elde edilen bilgi diğer çalışanlara da ulaştırılabilmeli ve çalışan iş yerinden ayrılsa dahi bilgi firmada kalıcı olmalıdır. Bu nedenle, firmaların farklı senaryolar için farklı bilgi yönetim sistemlerine ihtiyaçları giderek artmaktadır. Firmalarda kurulu makine, ekipman, ısıtma ve soğutma sistemleri gibi tüm varlıkların yönetilmesi, bakım süreçlerinin sağlıklı bir şekilde organize edilmesi, bakım işlerinin zamanında yapılması, yapılan bakım işlerinin takip edilebilmesi ve bakımların daha ekonomik yapılabilmesi için elektronik ortamda bir yönetim programı kullanmasının gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu gerekliliği karşılamaya yönelik yazılan varlık ve bakım yönetimi programları yalnızca etkin bir şekilde kullanılabildiğinde istenen faydaları sağlamaktadır. Çalışmada iplik firmasında kullanılmakta olan varlık ve bakım yönetim programının ana işlevlerinden olan varlıklarda oluşan arızaların kaydedilmesi sürecine odaklanılmaktadır. Kayıt sürecinin kolaylaştırılması, hızlandırılması ve insan hatasının azaltılması üzerine önerilen makine öğrenmesi tekniği anlatılmaktadır. Bu teknik ile kayıt esnasında yazılan arıza açıklamasının makine öğrenmesi ile sınıflandırılarak ilgili arıza kategorisine atanması amaçlanmaktadır. Çalışma ile veri girişi yapanların işlerinin kolaylaşması ve hızlanması, bakımı yapacakların doğru bilgiye ulaşması, sistemin daha etkin ve verimli kullanılmasının süreci iyileştirmesi beklenmektedir. Bu çalışmada, makine öğrenmesi ile bakım yönetim sistemindeki arıza açıklamalarının, arıza tanımlarına göre sınıflandırılması için öznitelikler kelime torbası yöntemleri ile çıkarılmış ve model lojistik regresyon, lineer destek vektörü sınıflandırması (SVC), stokastik gradyan azalma sınıflandırıcısı (SGDC) ve Naive Bayes (NB) algoritmaları ile eğitilmiştir. Lineer SVC algoritması ve terim frekansı – ters doküman frekansı (TF-IDF) öznitelik çıkarma yöntemi ile bakım yönetim sistemindeki tüm arızaların %72,12'sine denk gelen 46 arıza tanımının tahminini %87 başarı ile yapabilen model oluşturulmuştur.

Makine öğrenmesiMetin sınıflandırma
İbrahim Burak Tosun
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

İşletmeler için çevik ilkelere dayalı bir ERP uygulama metodunun geliştirilmesi

Kurumsal kaynak planlama (ERP) sistemleri, endüstriyel dünyada çok sayıda firma tarafından yaygın olarak uygulanmaktadır. Bu uygulamaların işletmelerde sayısız başarı öyküleri olsa da önemli bir kısmı başarısızlıkla sonuçlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı ERP uygulamaları konusunda deneyimli uzmanların görüşleri doğrultusunda işletmeler için çevik ilkelere dayalı bir ERP uygulama metodu geliştirmektir. Bu bağlamda, öncelikle, uzman görüşleri doğrultusunda ERP uygulama yaşam döngüsünün (uygulama öncesi, uygulama aşaması, uygulama sonrası) her aşamasında Yazılım Geliştirme Yaşam Döngüsü (SDLC) yaklaşımının Planlama, Tasarım, Analiz, Geliştirme, Test & Entegrasyon ve Bakım süreçleri açısından bir ERP uygulamasında yapılması beklenen temel iş uygulamaları değerlendirilmiştir. Araştırmada keşfedici karma yöntem yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırmanın ilk bölümünde (nitel), Delphi yöntemi kullanılarak ERP Yaşam Döngüsü boyunca bir işletmede gereksinim duyulan iş uygulamaları ortaya konulmuştur. Bu bölüm fenomenolojik araştırma yaklaşımı ile iç içe geçmiş çoklu durum çalışması şeklinde desenlenmiştir. Araştırmanın ikinci bölümünde (nicel), ERP Yaşam Döngüsünün bütününe ilişkin öngörülerde bulunmak amacıyla SDLC bağlamında yaşam döngüsünün her bir adımı için PLS-SEM yaklaşımıyla üç farklı model geliştirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre; ERP uygulama öncesinde, Analiz sürecindeki toplam varyansın %54'ü, Tasarım sürecinde %47'si, Geliştirme sürecinde %44'ü, Test & Entegrasyon" sürecinde %50'si, Bakım" sürecinde ise %28'i açıklanabilmektedir. Uygulama öncesinde; Planlama süreci Analiz sürecini, Analiz süreci Tasarım sürecini ve Tasarım süreci Bakım sürecini yüksek düzeyde etkileme gücüne sahiptir. Diğer yandan Tasarım süreci Test & Entegrasyon ve Geliştirme süreçlerini orta düzeyde etkilerken, Planlama süreci, Geliştirme sürecini düşük düzeyde etkilemektedir. ERP uygulama aşamasında, Analiz sürecindeki toplam varyansın %26'sı, Tasarım sürecinde %58'i, Geliştirme sürecinde %37'si, Test & Entegrasyon sürecinde %39'u, Bakım sürecinde %22'si açıklanabilmektedir. Uygulama aşamasında Analiz sürecinin Tasarım sürecini, Planlama sürecinin Test & Entegrasyon sürecini ve Analiz sürecini yüksek düzeyde etkileme gücü bulunmaktadır. Diğer yandan Analiz süreci Bakım ve Geliştirme süreçlerini orta düzeyde etkilerken, Planlama süreci, Geliştirme ve Bakım süreçlerini düşük düzeyde etkilemektedir. ERP uygulama sonrasında, Planlama ve Tasarım süreci yer almamaktadır. Modelde, Test & Entegrasyon sürecindeki toplam varyansın %38'i, Geliştirme sürecinde %36'sı, Bakım sürecinde %40'ı açıklanabilmektedir. Uygulama sonrasında Test & Entegrasyon süreci, Bakım sürecini, Tasarım süreci, Geliştirme sürecini yüksek düzeyde etkileme gücü vardır. Diğer yandan Geliştirme süreci, Test & Entegrasyon sürecini orta düzeyde etkilerken, Tasarım süreci, Test & Entegrasyon sürecini düşük düzeyde etkilemektedir. Araştırma kapsamında ERP proje yöneticilerine, MIS uygulayıcılarına rehberlik sağlayabilecek uygulama tasarım önerileri sunulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Kaynak Planlama, Yazılım Geliştirme Yaşam Döngüsü, ERP Yaşam Döngüsü, Süreç Yönetimi, Çeviklik

Bilgi yönetimiBüyük ölçekli işletmelerERP+3
Gülay Ekren
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Çok kriterli karar verme tekniklerine dayalı yeni bir kent dijitalleşme endeks hesaplama modeli önerisi: Türkiye uygulaması

Yeni mobil ve dijital teknolojiler dijital nesnelerle bütünleşerek kentlerin Dijital Dönüşümünü ve Akıllı Kent haline gelmesini sağlamaya başlamışlardır. Bu yüzden "Kentlerin Dijitalleşme Endeksini ölçmek için yeni bir Hesaplama Modeli geliştirmek ve bu model yardımıyla kentlerin farklı Dijital Dönüşüm sıralamasını değerlendirmek" araştırmanın amacı olarak belirlenmiştir. Bu amaçla kaynak taraması, bilgi formları ve mülakatlar vasıtasıyla kentlerin Dijital Dönüşümü ile Akıllanmasını etkileyen boyutlar, Kritik Başarı Faktörleri (KBF) ve göstergeler belirlenmiştir. Kentlerin Dijitalleştirilmesini etkileyen gösterge verileri belediye, TSO, Türk Telekom, Emniyet Müdürlüğü, SGK, MEB, kaymakamlık ve ulusal istatistik kurumlarından (TUİK, BTK, TİM, TOBB vs.) toplanmıştır. Toplanan verilerden KBF bazında farklı Kent Dijitalleşme Haritaları (KDH) çıkarılmıştır. Bu haritalardaki alanlar ile ağırlıklı ve ağırlıksız Kent Dijitalleşme Endeksleri (KDE) "Satyam" tekniği ile belirlenmiştir. Belirlenen bu KDE değerleriyle kentler kendi aralarında sıralanmıştır. Farklı kent sıralamaları da TOPSIS tekniği ile bütünleşik bir sıralamaya getirilmiştir. Ağırlıklı KDE'lerin hesaplanmasında kullanılan gösterge ağırlıklarının hesaplanmasında "Kategorik Değer Seçme", KBF ağırlık yüzdelerinin hesaplanmasında "SWARA", boyut ağırlık yüzdelerinin hesaplanmasında "AHP" tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonunda Zonguldak ilindeki sekiz ilçenin ve 81 il merkezinin Dijital Dönüşüm sıralamaları il ve ilçe bazında ayrı ayrı belirlenmiştir. Oluşan sıralama tablosunda her il ve ilçenin farklı ağırlıklı ve ağırlıksız KDE'lere sahip olduğu görülmüştür. Kentlerde kullanılan AK uygulamaları ile internet ve üniversitelerle ilgili göstergelerin KDE sıralamalarını önemli oranda etkilediği kent sıralamalarında görülmüştür. KDE sıralaması ve KDH'lar, kentlerin Dijital Dönüşüm seviyesini yöneticilere göstererek kentin Dijital Dönüşümü ve Akıllanması için gerekli strateji ve politikaların belirlenmesine ve planların yapılmasına yardım edebilir. Bu sayede kent kaynaklarının daha etkin, sürdürülebilir ve verimli şekilde kullanılmaları sağlanabilir. Araştırmanın en önemli sonucu araştırmada SWARA, AHP, TOPSIS, Kategorik Değer Seçme ve Satyam KDE Hesaplama Teknikleri gibi Çok Kriterli Karar Verme tekniklerinin entegre bir şekilde kullanılarak yeni bir Kent Dijitalleşme Endeks hesaplama modelinin literatüre sunulması olarak ifade edilebilir..

Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi
Mustafa Çoruh
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Belediye hizmetlerinde memnuniyetin sosyal medya aracılığı ile değerlendirilmesi

İnternetin hızla yayılımı ile sosyal medya kullanımının artışı dünyanın farklı bölgelerindeki insanların, saniyeler içerisinde etkileşim kurabilmesi ve düşüncelerini hızla yayabilme imkânını sağlamaktadır. Kişiler, sosyal medyada bireysel görüşlerini takipçileriyle paylaşabildiği gibi, kurumlar da yapmış oldukları hizmetleri takipçi kitlesiyle paylaşabilirler. Kullanıcılar, bu platformlarda tüketici veya vatandaş olarak almış oldukları hizmetleri olumlu veya olumsuz olarak değerlendirebilmektedirler. Bunun sonucunda vatandaşlarla hizmet aldıkları kuruluşlar arasında bir etkileşim ağı oluşmaktadır. Türkiye'de 13.6 milyonluk bir kesimin Twitter'ı kullanması, belediyelerinde bu platforma kayıtsız kalmamasına neden olmuştur. Bu etkileşim ağında vatandaşların sıklıkla belediye hizmetlerini de yorumladığı gözlemlenmektedir. Halka en yakın yönetim birimi olan belediyelerin hizmetleri vatandaşlar tarafından sosyal medyalar aracılığıyla değerlendirmelere tabi tutulmaktadır. Bu çalışmada öncellikle 14 ilçenin kurumsal Twitter hesapları ve Sakarya Büyükşehir Belediyesi'nin Twitter hesabı içerik analizi ile incelenmiştir. Bu bölümün başlıca amacı, vatandaşa en yakın yönetim birimi olan belediyelerin gün geçtikçe kullanıcı sayısı artan sosyal medya paylaşım alanlarından biri olan Twitter platformunun kullanım davranışlarını incelemek, elde edilen verilerin analizi ile Twitter'ı en etkin şekliyle kullanılmasına yardımcı olmaktır. Sakarya'daki kurumsal belediye hesaplarının Twitter platformunda olmalarına rağmen, etkileşim rakamlarına bakıldığında bu mecraları etkin şekilde kullanamadıkları gözlemlenmiştir. Bu durum incelendiğinde belediyelerin özellikle yapmış olduğu hizmetlerini vatandaşla paylaşarak Twitter adreslerini güncel tutmaları önem arz edebilir. İlçe belediyelerinin kurumsal olarak paylaştığı Twitter verilerinin analizi ile birlikte, ilçe belediyeleri hakkında atılan kullanıcı tweetlerinin analizleri de gerçekleştirilmiştir. Sakarya özelini kapsayarak; Twitter kullanıcılarının Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere ilçe belediyelerinin hizmet kalitesinden memnuniyet düzeylerine yönelik paylaşımları incelenerek, belediyelere karşı Twitter'da saklı kalan tutumları analiz edilmek amacıyla hazırlanmıştır. Belediye hesaplarına atılmış tweet metinleri toplanmıştır. Elde edilen bu veriler öncelikle Makine Öğrenmesi yöntemleriyle önceden belirlenmiş gruplara atanmış, daha sonra Makine Öğrenmesi ve Derin Öğrenmesi yaklaşımlarından biri olan TurkishBERT yöntemi ile Duygu Analizi gerçekleştirilmiştir. Vatandaşların belediyelere karşı olan tutumu ortaya çıkmış, olumlu ve olumsuz yanıyla değerlendirmeye tabi tutulmaktadır. Yapılan bu çalışmayla belediyelerin vatandaşlardan gelen olumlu veya olumsuz geri bildirimlerle, vatandaş memnuniyetinin sağlanması ve gelen taleplere daha hızlı cevap verilebilmesinin önemi vurgulanarak bilimsel verilerle ortaya konmaktadır. Bu çalışma neticesinde, internet teknolojileri aracılığıyla belediyelerin vatandaşlarla karşılıklı diyaloglarını geliştirmesi, istek, talep ve şikâyetlere çözüm üretmesi, katılımcı demokrasiyi güçlendirmesi gibi başlıklarda literatüre katkı sağlanacağı düşünülmektedir.

Feyza Nur Uyaroğlu Akdeniz
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Konaklama sektöründe paylaşım ekonomisi uygulamalarının kullanıcı odaklı değerlendirilmesi

Paylaşım ekonomisinin yaygınlaşmasıyla birlikte kullanıcılar daha düşük maliyetlerle, daha kolay bir şekilde kendilerine fayda sağlayacak ürün ve/veya hizmetlerden yararlanma şansına sahip olmuşlardır. Paylaşım ekonomisi temelde, bir ürün ve/veya hizmetin, belirli bir ücret karşılığında, bir platform vasıtasıyla bir kullanıcıdan diğerlerine kiralanması temeline dayanmaktadır. Paylaşım ekonomisinin birçok farklı sektörde yaygınlaşması, güvenlik ve ekonomik riskler dahil birtakım endişeleri beraberinde getirebilmektedir. Özellikle konu konaklama sektörü olduğunda, mevcut risklerin ekonomik riskten daha fazla olduğu ifade edilebilir. Paylaşım ekonomisinin getirdiği bu güvenlik endişelerinden dolayı kullanıcılar, kiralayacakları bir ürün ve/veya hizmet için, öncesinde bu ürün ve/veya hizmeti deneyimlemiş kullanıcılar tarafından yapılan değerlendirmeleri incelenmekte; hatta bu incelemelere nihai kararlarını etkileyecek şekilde değer verebilmektedirler. Bir kullanıcı, geçmişte kullandığı bir ürün ve/veya hizmeti, puan vererek veya hem puan vererek hem de yorum yaparak değerlendirebilir. Kullanıcıların kiraladıkları ürün ve/veya hizmeti değerlendirmek için özellikle yaptığı yorumlar, her bir alanda olduğu gibi, paylaşım ekonomisinde de oldukça önemlidir. Bu çalışmada, paylaşım ekonomisinin en yaygın kullanıldığı sektörlerden birisi olan konaklama sektöründe faaliyet gösteren Airbnb firması üzerinden, Airbnb-İstanbul'da kalan kullanıcıların yaptıkları değerli yorumların analizleri yapılmış ve kullanıcıları daha iyi yönlendireceği düşünülen yeni bir puanlama sistemi önerilmiştir. Her bir Airbnb-İstanbul ilanı için puanlama sistemi tasarlanırken, müşterilerin yorumlarından yararlanılmıştır. Yorumlar duygu analizi ve konu modelleme teknikleri kullanılarak farklı kategoriler ekseninde değerlendirilmiş ve nihayetinde her bir evin tekrar puanlanmasıyla müşterilere farklı bakış açıları kazandırılması amaçlanmıştır.

AirbnbDoğal dil işlemeDuygu analizi+2
Sinan Yılmaz
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tüketici yorumlarının fayda düzeyinin tahminlenmesine yönelik bir araştırma: Makine öğrenmesi algoritmalarının karşılaştırılması

Web 2.0'ın gelişmesiyle birlikte tüketiciler arasında çevrimiçi paylaşım platformlarında bilgi alışverişi yaygınlaşmış, tüketiciler arasındaki bilgi alışverişi sınırı neredeyse kalkmıştır. Tüketiciler, Web 2.0 ve teknolojileri öncesinde ancak kendi şehirlerinde, kendi mahallelerinde olan insanlar ile bilgi ve fikir alışverişinde bulunabilirken, bu iletişim türü yavaşça internet platformlarına taşınmış ve Elektronik Ağızdan Ağıza İletişim kavramını ortaya çıkarmıştır. Bu sayede tüketiciler, bir ürün veya hizmet hakkında, sadece kendi çevresinde değil dünyanın her yerinde bulunan tüketicilerle bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. Gelişen teknolojiler ve tüketicilerin internet kullanım alışkanlarının da gelişmesiyle, tüketicinin faydasına olacak bilgiye ulaşmak da zorlaşmaktadır. Çevrimiçi alışveriş platformları, faydalı bilginin tespiti ve ön plana çıkması için çeşitli yöntemler sunsa da bir tüketici yorum ve değerlendirmesinin faydalı olmasının belirlenmesi, diğer tüketicilerin onayına bağlıdır. Makine öğrenmesi alanında yaşanan gelişmeler, her geçen gün bir başka işin makinelere devredilmesine olanak sağlıyor. Bu sayede, insanların hiç müdahalesi olmadan ya da çok az müdahalesi olarak tekrarlı işler veya kontrol süreçleri otomatik bir şekilde ilerleyebilmektedir. Makine öğrenmesinin bir dalı olan denetimli öğrenme, belirli etiket veya sınıflara sahip veri gruplarının özniteliklerini öğrenerek, etiketi veya sınıfı belli olmayan varlıkların etiketlenmesinde ya da sınıflandırılmasında kullanılabilmektedir. Çalışmanın ilk bölümü ağızdan ağıza iletişim, Web 1.0 ve Web 2.0, faydalı tüketici değerlendirmesi ile ilgili genel bilgiler içermektedir. İkinci bölüm ise, algoritmanın ne olduğu, verinin ne olduğu, veri ön işleme süreçleri, makine öğrenmesi, denetimli öğrenme ve alt başlıkları, denetimsiz öğrenme, pekiştirmeli öğrenme ve makine öğrenmesi algoritmalarını sınamak ile ilgili bilgiler içermektedir. Çalışmanın üçüncü bölümü, araştırma modeli, veri alma süreçleri, veri ön işleme, öznitelik çıkarımı, modellerin eğitilmesi ve test edilmesini içermektedir. Çalışmada 6 farklı denetimli makine öğrenmesi algoritması, çevrimiçi alışveriş platformunda bir ürüne yazılmış tüketici değerlendirmelerinden elde edilen özniteliklerle eğitilerek, yeni bir kullanıcı değerlendirmesinin, tüketiciler tarafından faydalı olarak işaretlenip işaretlenmeyeceği tahmin edilmeye çalışılmıştır. Algoritmalar, doğruluk, ROC eğrisi altında kalan alan ve F1 skorlarına göre sınanmış, farklı ürün kategorilerinden gelen tüketici değerlendirmeleri ile harici olarak da sınanmıştır. Bu çalışmanın, tüketicileri, diğer tüketicilere faydalı olacak bir tüketici değerlendirmesinin, diğer tüketicilerin onayına sunulmaksızın tespit edilebileceği bilgisiyle, yeni bir tüketici değerlendirmesi hazırlanması konusunda teşvik etmesi beklenmektedir.

Ağızdan ağıza iletişimElektronik ağızdan ağıza iletişimMakine öğrenmesi+2
Oğuzhan Arı
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir sürdürülebilirlik faktörü olarak dijitalleşme KOBİ'ler üzerine bir araştırma

Sürdürülebilir kalkınma, 1970'lerden sonra yaygınlaşmaya başlayan bir kavramdır ve bugünün ihtiyaçlarını geleceğin gereksinimlerinden ödün vermeden karşılayabilmeyi ifade eder. Dünya'da yaşanan gelişmelere paralel olarak devlet ve özel sektör de sürdürülebilir kalkınmayı ekonomik, sosyal ve çevresel boyutlarıyla ele alarak kalkınma için adım atmaya ve iş süreçlerini buna göre şekillendirmeye başlamıştır. Bu süreçte; bulunduğu bölgede refahı sağlayan, Türkiye ekonomisine büyük etkisi olan ve sosyal yapıyı dengede tutan KOBİ'lerin de gelişmede rol alması ve kendilerini gelişime açmaları önemlidir. Son yıllarda dijitalleşmenin ivmelenmesiyle pazardaki rekabet artmış ve iş modelleri dijitale dönmeye başlamıştır. Bu dönüşümden kamu ve işletmeler etkilenmeye ve rekabete katılmak için iş modellerini dijitalleştirmeye başlamıştır. Bu süreçte büyük işletmeler yapıları gereği dijitale daha hızlı adapte olurken, KOBİ'lerin yapısı gereği bu dijitalleşme daha zorlayıcı olmaktadır. Ekonomi, sosyal ve çevresel boyutlarda Türkiye'nin gelişimini devam ettirmesi için KOBİ'lerin önemi büyüktür ancak ülkemizde KOBİ'ler ve KOBİ'lerin bu kavramlara olan farkındalığına dair yapılan çalışmalar sınırlıdır. Dolayısıyla, KOBİ'ler ile yapılacak bu çalışmanın hem bilimsel hem de sosyoekonomik katkılar sağlayacağı düşünülmektedir. Çalışmanın amacı, KOBİ'lerin sürdürülebilirliğe dair farkındalık seviyesi ile sürdürülebilir uygulamaların önündeki engelleri ve dijitalleşme düzeyinin sürdürülebilirlik faaliyetleri ile ilişkisini tespit etmektir. Çalışma kapsamında anket yöntemiyle elde edilen veriler SPSS 21 yazılımı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma kapsamında betimleyici istatistikler ile faktör ve çoklu regresyon analizleri yapılmıştır. Bulgular, sürdürülebilir uygulamalar, bireysel farkındalık, dijitalleşme ve devlet desteğinin, KOBİ'lerin sürdürülebilir uygulamalarını etkilediği; algılanan sürdürülebilir kalkınma ihtiyacı ve ekolojik fayda faktörlerinin ise bu uygulamalara anlamlı bir etkisinin gözlenmediğini ortaya koymuştur.

KOBİSayısallaştırmaSürdürülebilir kalkınma+2
Başak Boyacı
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkçe sosyal medya içeriklerinin analizi için sanal asistan tasarımı

Teknolojinin son yıllardaki hızlı gelişimi ile birlikte insanlar sosyal medya platformlarını sosyalleşme aracı olarak kullanmaya başlamıştır. Sosyal medya platformlarında insanlar hem bilgi üreten hemde bilgi tüketen konumdadır. Bu bilgiler alınan ürün, hizmet, veya gündem hakkında olabilmektedir. Bireysel kullanıcıların yanı sıra ticari platformlar sosyal medyayı hedef kitlelerine ulaşmak ve marka algılarını yönetmek için kullanabilmektedir. Sosyal medya analitiği bu noktada devreye girer ve sosyal medyadaki yapılandırılmamış verilerin içerisindeki kalıpların analiz edilerek ticari ve bireysel fayda oluşturulmasını sağlar. Sosyal medya analitiğinin arka planında ise metin madenciliği işlemleri yer almaktadır. Sosyal medya verisi konuşma dili tabanlı olması dolayısıyla kısatlamalar ve emojiler gibi yapılar barındırır ve metin madenciliğine göre daha hassas bir süreç gerektirir. Bu çalışmada sosyal medya analizlerinde sıklıkla kullanılan Twitter platformu üzerinden, veri toplama, ön işleme ve analiz sürecinin yönlendirmeler ile yapılmasını sağlayan bir arayüzü üzerinde çalışılmıştır. Bu arayüz aracılığıyla bahsedilen sosyal medya analitiği süreci Twitter verisi üzerinden adım adım gerçekleştirilebilmektedir. Burada araştırmacılar istedikleri herhangi bir konu, ürün veya hizmet için atılan Tweet'leri istedikleri tarih aralığında, dilde ve sayıda çekerek analiz sürecini başlatabilmektedir. Araştırmacı elde edilmek istenilen verinin boyutu hakkında veri çekme işleminden önce bilgilendirilerek yönlendirilir. Veri ön işleme adımında verinin birimleştirilmesi, standartlaştırılması ve filtrelenmesi çeşitli yönlendirmeler ile gerçekleştirilebilir. Örneğin standartlaştırma aşamasında araştırmacıya verisinde bulunan özel karakterlerin sayısal dağılımı verilmektedir. Araştırmacı temizlemek istenilen karakterleri bu şekilde temizleyebilir yada emoji ve kısaltmalar gibi konuşma dilinde bulunan kalıpları dönüştürebilir. Analiz aşamasında ise duygu analizi ve topik modelleme seçenekleri bulunmaktadır. Duygu analiz süreci için Turkish-BERT modeli kullanılmıştır. Topik modellemede ise etiketli kategori verisi üzerinde makine öğrenmesi işlemleri gerçekleştirilerek en başarılı model seçilerek bu modelle sınıflandırma işlemi gerçekleştirilmektedir. Tüm analiz sürecinde gerçekleştirilen işlemler, analiz sonuçları ve veri detay bilgileri kaydedilerek gelecek çalışmalarda program arayüzünün makine öğrenmesi destekli hale getirilmesi hedeflenmektedir.

Doğal dil işlemeDuygu analiziKonu modelleme+2
Meltem Uzavcı
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeşil bilişim farkındalığına yönelik bir karma yöntem araştırması: Konya ili örneği

Bilgi ve iletişim teknolojileri, günümüzde büyük bir hızla gelişmekte ve değişmekte, bu durum çevre üzerinde olumlu ve olumsuz etkiler içermektedir. Bu çalışmayla Konya ilinde faaliyet gösteren kamu sektörü ve özel sektör çalışanlarının bilgi ve iletişim teknolojileri kullanım durumları, yeşil bilişim farkındalıklarının incelenmesi ve firmalarda yeşil bilişim uygulama faktörlerinin tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada karma bir araştırma yaklaşımı benimsenmiştir. Çalışanlara nicel veri toplama aracı olan anket uygulanmıştır. Firma yöneticilerinden ise yapılandırılmış mülakat yöntemiyle veri toplanmıştır. Araştırmanın örneklemini 2021 yılında Konya ilinde kamu sektörü ve özel sektörde yer alan 212 çalışan oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla kullanılan anket ve yapılandırılmış mülakat soruları oluşturulurken literatürdeki farklı çalışmalardan yararlanılmıştır. Nicel verilerin analizinde faktör analizi, Bağımsız Örneklem t-Testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda özel sektörde yer alan çalışanların yeşil bilişim farkındalığını oluşturan boyutlar arasında, yeşil bilişim zorunluluğu ortalamalarının kamu sektöründe yer alan çalışanlara göre daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Farkındalığı oluşturan bir başka boyut uyku modu/ekran koruyucu kullanımı ortalamasının ise kamu sektöründeki çalışanlarda daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Kamu sektöründe yer alan firmanın yeşil bilişime yönelik faaliyetlerinin ağırlıklı olarak geri dönüşüm, atıkların bertarafı gibi konulara yoğunlaştığı, özel sektörde yer alan firmaların ise enerji tasarrufu ve minimum maliyete odaklandığı görülmektedir. Literatürde yeşil bilişim farkındalığına yönelik boşluğu doldurması açısından önemli katkılar sağlayacağı düşünülen bu çalışmayla ayrıca gelecek çalışmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Bilgi ve iletişim teknolojileriFarkındalıkKonya+1
Fatma İşler
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Pandemi sürecinde üniversite öğrencilerinin uzaktan eğitim ders izleme verilerinin değerlendirilmesi

Covid-19 ile birlikte okullarda uzaktan eğitim kararları alınmış ve Türkiye'deki üniversiteler de bu karara uyarak 2020-2021 eğitim-öğretim yılını uzaktan alınan derslerle gerçekleştirmiştir. Böylece hem sınıf ortamında doğacak covid-19 bulaşma riskinin engellenmesi, hem de öğrenimin devam edebilmesi sağlanmak istenmektedir. Bu süreçte, uzaktan eğitimde öğrencilerin hangi oranlarda canlı derslere katıldığı, cinsiyete, üniversiteye göre katılım oranlarında farklılıklar gösterip göstermediği gibi soruların cevaplanması, uzaktan eğitimin verimliliğinin değerlendirilmesi için gereklidir. Bu gereklilikten yola çıkarak dünyada yaşanan Covid-19 pandemisi nedeniyle Türkiye' de örgün öğretimin durdurulup uzaktan eğitime devam edildiği 2020-2021 Bahar Dönemi' nde, öğrencilerin canlı derslere katılımı, ders, üniversite, bölüm, cinsiyet gibi farklı faktörler açısından değerlendirilmiş ve bu dönemin Türkiye açısından verimliliği sorgulanmak istenmektedir. Bunun için Türkiye'de pek çok okul tarafından tercih edilen ve kullanılan, Advancity firmasının ürettiği eğitim sistemi ALMS (Advancity Learning Management System) programı kayıtlarından faydalanılmıştır, Öğrencilerin sınavlarda aldıkları puanları karşılaştırıp izleme oranı ile sınav başarıları arasında ki ilişki tespit edilmek istenmektedir. Bunun için birçok üniversite tarafından tercih edilen ALMS programında derslerini canlı olarak işleyen üniversitelerin matematik, biyoistatistik ve edebiyat derslerine ait kayıtlardan faydalanılarak istatistiksel analizler hazırlanmıştır. Öğrencilerin uzaktan ders izleme davranışları çeşitli faktörler açısından tanımlanmış; cinsiyet, bölüm açısından izleme oranlarında anlamlı fark olup olmadığı araştırılmış ve ayrıca farklı dersler için izleme oranlarının öğrenci final notlarındaki başarılara katkı sağlayıp sağlamadığı incelenmiştir. Analiz bulguları sonucunda öğrencilerin %12,7' si hiç ders izlemediği görülmüştür. Ayrıca öğrencilerin üçte biri final sınavına girmemiştir. Sınava giren öğrencilerin final sınav başarıları canlı izleme oranlarıyla zayıf derece ilişkili olduğu görülmüştür. Son olarak sınav notlarının istatistiklerine bakıldığında, hocaların yüksek not verdiği (medyan 80) söylenebilir. Tezde elde edilen bulguların hem eğitimciler hem de eğitim için yazılım geliştiriciler açısından, uzaktan eğitimin daha kaliteli ve daha verimli olması için faydalı olacağı düşünülmektedir. Ayrıca, uzaktan eğitimin ileride hayatımızın bir parçası olarak kalacağı incelenen çalışmalarda öngörülmektedir. Bu çalışma ile de uzaktan eğitim alanında literatürde yer alan boşluğa destek olmak amaçlanmış ve Türkiye genelinde uzaktan eğitim ders işleme verilerinin kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi amaçlanmıştır.

Canlı dersUzaktan eğitimÖğrenci başarısı+2
Erdem Demir
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bilişim sektöründe faaliyet gösteren KOBİ'ler açısından teknoparkların önemi ve bir araştırma: Sakarya Teknokent örneği

Rekabet gücünün sürdürülebilir olabilmesi için yeni teknolojilerin üretilmesi ve bu yeni teknolojiler ile yeni üretimler yapılması gerekmektedir. Teknoparklar bu tarz fırsatların sağlanmasında en uygun ortamlardır. Bu çalışmada üniversite-sanayi işbirliğinin en etkili olduğu mecraların başında gelen teknoparkların öneminin anlaşılması amaçlanmıştır. Üç bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde literatür taraması yapılmış, konuyla ilgili çalışmalara değinilmiştir. Kavramsal çerçevede KOBİ, girişim, Ar-Ge, teknoloji geliştirme kavramları, bu kavramların önemi ve kapsamına yer verilmiştir. İkinci bölümde teknoparklar, teknoparkların Türkiye ve dünyadaki uygulamalarından örnekler, teknoparkların sağladığı avantajlar, rekabet ve önemi üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde Sakarya Teknokent'te yer alan bilişim sektöründe faaliyet gösteren işletmelerden mülakat yöntemi ile elde edilen veriler analiz edilmiştir. Araştırmada, yarı yapılandırılmış görüşme tekniğiyle, Firmaların Sakarya Teknokent'in avantajlarından yararlanma oranı, Ar-Ge faaliyetlerinde Teknokent'in etkisi, KOBİ'lere sunulabilecek uygulamalar, çalışmalarda karşılaşılan problemler ve çözüm önerileri belirlenmiş; açık uçlu sorulara verilen yanıtlar ve bunların değerlendirmelerine yer verilmiştir. Sonuç ve öneriler bölümünde, araştırmada elde edilen bulgulardan ve görüşmeci yanıtlarından hareketle teknopark uygulamalarına yönelik önerilerde bulunulmuştur. KOBİ, Teknopark, Rekabet, Sakarya Teknokent

KOBİRekabetSakarya+2
Göksel Öztürk
Sakarya University · İşletme Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

Reklam kampanyalarında bütçe planlaması: Doğrusal programlama yöntemi ile bir uygulama

Reklamcılık, insanları bir ürün veya hizmetten gönüllü olarak yararlanmaya teşvik etmek, dikkatlerini ürün, hizmet veya markaya çekmek amacıyla yapılan yazılı, görsel ve işitsel çalışmaların tümüdür. Günümüzde, şirketler tarafından hizmetlerini ve ürünlerini tanıtmak için yaygın olarak kullanılmaktadır. Çoğu zaman yüksek maliyetine rağmen ticari hedeflere ulaşmak ve ciroyu artırmak için çok önemli bir yatırım olarak kabul edilir. Etkili bir reklam kampanyası, yeni müşteriler çekerek ve mevcut müşterileri elde tutarak işletmenin büyümesini sağlayabilir. Bu nedenle, reklam kampanyalarında bütçe planlamasının optimize edilmesi gereklidir. Bu çalışmada, bir reklam şirketinin 2024 yılı resmi faaliyet raporlarındaki verilerine göre bütçe planlamaları yapmak için optimizasyon problemlerinin çözümünde kullanılan doğrusal programlama yöntemi ile reklam kampanyası bütçesinde planlanma yapılması amaçlanmaktadır. Şirketin sipariş sayıları, bütçeye ayrılan hizmet türleri ve maliyet verilerine göre kurulan doğrusal programlama modeli, LINDO paket programlama ile çözümlenmiş, çözüm sonuçlarına göre reklam kampanyası için optimal bütçenin belirlenmesi ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Modelden elde edilen bulgulara göre reklam şirketindeki reklam kampanyası bütçesinde %3’lük tasarruf elde edilmiştir. Bu durum kaynak kullanımının etkinliğini artırılmasını ve reklam şirketinde yıllık reklam kampanyası bütçesinde optimal bütçenin belirlenmesini sağlamıştır.

Bütçe planlamasıDoğrusal programlamaOptimizasyon+2
Zinhoué Kpognihoué Jeanine Houssou
Gümüşhane University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2026
41
doi.org/10.71008/gumushane.thesis.2026.194
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Arama motoru (google) reklamlarının veri madenciliği yöntemleri ile incelenmesi: Bir e-ticaret sitesi örneği

Değişen yaşam koşulları ve internet kullanımının yaygınlaşması e-ticarete duyulan ihtiyacı artırmıştır. Mağazalara gitmeden ihtiyaç duyulan ürün ve hizmetlere ulaşabilmek, aralarında karşılaştırmalar yapabilmek e-ticaretin avantajları arasında sayılabilir. Tüketicilerin ürün ve hizmetlere yöneliminde internet reklamcılığının önemi büyüktür. İşletmeler ürün ve hizmetlerini müşterilere zaman- mekan sınırlılığı olmadan, kısa yoldan ve büyük ölçekte sunabilmek için internet reklamcılığından faydalanmaktadır. Bu çalışma Google Ads reklamlarının sipariş performansları üzerindeki olumlu etkilerini tespit etmek amacıyla veri madenciliği yöntemleri kullanılarak oluşturulmuştur. Çalışmanın örnekleminde yer alan işletme 2014 yılından beri e-ticaret yapmakta ve 2019 yılından beri internet reklamcılığını kullanmaktadır. İşletmenin sipariş ve reklam verileri siparişlere etki eden reklam metrikleri ele alınarak incelenmiş, böylece reklamların siparişler üzerindeki etkileri belirlenmeye çalışılmıştır. Veriler arası ilişkilerin değerlendirilmesinde veri madenciliğinin regresyon, korelasyon ve kümeleme analizi yöntemlerinden yararlanılmıştır. Bu çalışmanın sonucunda internet reklamlarının ürün satışlarını olumlu yönde etkilediği, reklam etkinlikleri arttığında sipariş dönüşümlerinin de arttığı belirlenmiştir. Reklam veren işletmeler reklam performansını etkileyen değişkenleri veri madenciliği yöntemleriyle analiz ederek reklam performanslarını iyileştirebilirler.

Cemal Furkan Özbek
Bandırma Onyedi Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

IoT teknolojilerinin eğitim alanında kullanılması: Akıllı okul örneği

IoT Teknolojileri kullanılarak birçok alanda başarılı çalışmalar yapıldığı görülmektedir. Eğitim alanında da IoT çalışmalarının yeterli olmadığı görülmüştür. Bu çalışma ile IoT teknolojilerini eğitim alanında daha kapsamlı kullanarak, daha iyi öğrenme ortamı oluşturmak hedeflenmektedir. Öğrencilerin en yoğun öğrenme ortamları sınıflardır. Bu sebeple, IoT sistemleri sınıf içinde daha yoğun olarak kullanılmaktadır. Öğrencilerin öğrenme ortamlarının zenginleştireceği, öğrenme kabiliyetleri iyileştireceği buna bağlı olarak öğrenci başarı oranlarının artacağı düşünülerek bu çalışma yapılmıştır. Sınıf içinde öğrencilerin kullandığı araç gereçler olan, tahta, sıra, kalem, defter, kitap gibi nesnelere IoT teknolojileri kullanarak çeşitli tasarım ve uygulamalar yapılmıştır. Öğrencilerin en çok kullandığı bu materyaller dijital ortama taşınmıştır. Yapılan tasarımlarda eğitimde en çok tercih edilen IoT teknolojileri olan RFID ve NFC kullanılmıştır. Bu teknolojilerinin kullanılması ile öğretmen tarafından öğrencilerin uyarılması, ders zamanını, öğrencilerin hızlı geri dönüş sağlaması, öğrencilerde öz güven oluşması gibi birçok fayda sağlayacağı düşünülmektedir. IoT teknolojileri sınıf içindeki süreçleri hızlandırdığı, görsel işitsel olarak öğrencilerin öğrenme ortamlarını geliştirdiği görülmektedir. Yapılan parmak izi uygulamasında, IoT teknolojilerinin ders esnasında öğretmene süre kazandırdığı, evrak, prosedür ve kırtasiye masraflarını ortadan kaldırdığı, sonuçların ortaya çıktığı görülmektedir. Bu çalışmada yer alan, IoT teknolojileri kullanılarak yapılan sistem tasarım ve uygulamalarında, IoT teknolojilerinin sağladığı faydalar bulunmakta, öğrenci ve öğretmenler için tasarlanan bu sistemlerin okullarda kullanılabilir olduğunu göstermektedir. Yapılan birçok işlemin dijitalleştiği, idareci ve öğretmenlerin iş yükünün hafiflettiği, öğrencilerin öğrenme ortamlarını iyileştirdiği görülmekte, aynı zamanda, IoT teknolojileri konusunda araştırmalar yapacaklara iyi bir kaynak olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: IoT, Nesnelerin İnterneti, Akıllı Okul, Akıllı Kampüs, Akıllı Sınıf

Bilgisayar teknolojisi
Serkan Özargın
Bandırma Onyedi Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yönetim bilişim sistemleri program çıktılarının robotik süreç otomasyonu ile incelenmesi ve alan becerileriyle karşılaştırılması

Yönetim Bilişim Sistemleri (YBS), işletmelerin iç ve dış çevresinden topladığı ham verileri işleyerek anlamlı bir bilgi haline dönüştürdükten sonra herhangi bir yönetim seviyesi için raporlar üreterek karar vermede yardımcı olacak şekilde düzenlenmiş bir enformasyon yönetim sistemidir. YBS Bölümü, Türkiye'de 12 farklı fakülte ve 3 farklı yüksekokulda eğitim-öğretim faaliyetine devam etmektedir. YBS bölümü, işletme ve bilişim gibi birden fazla disiplinin kesişim noktası olan multidisipliner bir alandır ve bundan dolayı bulunduğu fakülte veya yüksekokula bağlı olarak ders müfredatlarında değişiklik görülmektedir. Bu çalışmanın amacı, farklı ders müfredatlarına sahip olan fakülte veya yüksekokullardaki program çıktılarını incelenerek üniversitelerin program çıktılarına bağlı olarak YBS uzmanı adaylarından beklediği temel yetkinlikleri tespit etmektir. Bu çalışmada web scraping işlemi ile veriler elde edilmiştir, verilerin ön işlemesi ve kodlama uygun hale getirilme işleminden sonra analiz edilerek kodlanma işlemi sağlanmıştır. Uygulanan metin madenciliği işlemi sonucunda yedi temel beceri tespit edilmiştir ve bölümün bağlı olduğu akademik birimler göz önüne alınarak program çıktıları değerlendirilmiştir.

Cemal Yüksel
Bandırma Onyedi Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal medya mesajları üzerinde telekomünikasyon sektörüne ait müşteri şikayetlerinin sınıflandırılması

Sosyal medya duyguların, düşüncelerin ve görüşlerin sıklıkla ifade edildiği bir iletişim ve yayın platformu haline gelmiştir. Sosyal medya aracılığıyla duyguları ifade edilmesi, hayatımızın önemli bir parçası olarak büyük bir dikkat gerektirmektedir. Fikir ve düşüncelerin paylaşılmasının yanı sıra, güzel anıları de paylaşmaktayız. Facebook, Twitter ve LinkedIn gibi sosyal medya, zengin fikirli metin verileri kaynakları olarak kabul edilmektedir. Hem kuruluşlar hem de bireyler, insanların fikirlerini analiz etmek ve duygu ve hisleri çıkarmak için sosyal medya platformlarından faydalanmaktadır. Sosyal medya analizi üzerine yapılan çoğu çalışma, duyguları olumlu, olumsuz veya tarafsız sınıflar olarak sınıflandırmaktadır. Duygu analizindeki zorluk, insanların bir veya birkaç duyguyu tek bir ifadeyle ifade edebilmesinden kaynaklanmaktadır. İnsan bu farklı duyguları iyi tanıyabilir; ancak yine de bir duygu analiz sistemi için bu kolay değildir. Telekomünikasyon, iletişim teknolojilerinin kullanılarak bilgi, ses, görüntü ve veri gibi iletişim sinyallerinin iletimini sağlayan bir alanı ifade eder. Bu teknolojiler, sesli telefonlar, mobil telefonlar, internet, radyo, televizyon, uydu iletişimi ve diğer iletişim sistemleri gibi çeşitli iletişim araçlarını kapsar. Telekomünikasyon, insanlar arasındaki uzaklığı aşarak bilgi paylaşımını kolaylaştırır. İletişim sinyalleri, ses, görüntü ve veri gibi farklı formatta iletim yapabilir. Örneğin, sesli telefonlar insanların birbirleriyle konuşmasını sağlarken, internet aracılığıyla metin, fotoğraf, video gibi veriler paylaşılabilir. Telekomünikasyon ayrıca ticari ve endüstriyel alanlarda da büyük öneme sahiptir. İşletmeler, telekomünikasyon altyapısı üzerinden müşterileriyle iletişim kurar, veri transferi yapar ve iş süreçlerini yönetir. Telekomünikasyon ayrıca sağlık, ulaşım, medya, eğitim, finans gibi birçok sektörde de kullanılır. Gelişen teknolojilerle birlikte telekomünikasyon alanında da sürekli yenilikler yaşanmaktadır. Örneğin, kablosuz iletişim teknolojileri (Wi-Fi, Bluetooth), fiber optik altyapı, 5G ağları gibi yeni teknolojiler telekomünikasyonun daha hızlı, güvenilir ve geniş kapsamlı hale gelmesini sağlamıştır. Bu gelişim ile tüketimin artması ve telekomünikasyon sektörleri arasında en iyi hizmeti sunma durumu değerlendirilmektedir. Tüketici gereken hizmeti alamadığında, sorunlar yaşadığında bunu sosyal medya platformları üzerinden dile getirerek sosyal medya platformları üzerinden bir veri derlemi oluşturmaktadır. Bu çalışmada, veri seti Twitter'dan toplanan telekomünikasyon sektörüne ait şikâyet derlemini içermektedir. Elde edilen üç milyon tweet içerisinden beş bin tweetin etiketlenmesi işlemi olmuştur. Etiketlenmesi sonucu oluşturulan verilerin önişleme ve temizlenme süreci tamamlandıktan sonra GRU, LSTM, N-Gram GRU-LSTM modelleri ile sınıflandırma işlemi yapılmıştır. Sınıflandırma sonucunda elde edilen bulgular tablo ve şekiller ile tartışılıp değerlendirilmiştir. Ortaya çıkan sonuçlar üzerinden genel değerlendirme yapıldığında, hata değerleri bakımından LSTM ve N-gram LSTM modellerinin GRU tabanlı modellere kıyasla daha iyi performans gösterdiği tespit edilmiştir. Bunun durumun, LSTM tabanlı ağların uzun süreli bağımlılıkları yakalama noktasındaki başarısından kaynaklandığı değerlendirilmektedir.

Makine öğrenmesiMetin sınıflandırmaMobil telekomünikasyon sektörü+1
Sevin Karagöz
Bandırma Onyedi Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00