
3.878
Arşivlenen Tez
27
DOI Atanmış
1%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Kur`an ve hadislere göre melek kavramı
Bu çalışmada Kur' ân ve Hadislerde Melek Kavramı araştırılmıştır. Melek inancı ilk defa İslâm diniyle ortaya çıkmamıştır. İslâm'dan önceki dinler ve kültürlerde de, melek gibi bazı görülmeyen varlıklara inanılmaktaydı. Onun için biz öncelikle, "melek kelimesi"nin kökenini ve anlamlarım araştırdık. Kur'ân ve hadislerde bahsedilen melekleri anlayabilmek için öncelikle daha önceki din ve kültürlerdeki melek inancım ve anlamım bilmek gerekmektedir. Bu yüzden birinci bölüm, melek kelimesini ve bazı din ve kültürlerde melek inancım ortaya koymaktadır. Bütün dinlerde "Rûhânî Varlık" kavramı olduğu, bunların her birinde kelimeye değişik manalar yüklendiği, melek kelimesinin kapsamı ve görülmeyen varlıkların içerisindeki konumu işlenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise, Kur'ân ve hadislerde açıkça ismi geçen melekler ve görevleri belirtilmiş, diğer din ve kültürlerle de benzerliklerine işaret edilmiştir. Bazı dinlerde melek kavramının kapsamı, "Cin", "Şeytan" gibi "görülmeyen bütün varlıkları" içerirken, İslâm dininde, kendine has bir tür olduğu, nûr'dan yaratıldığı ve yaratılışının diğerlerinden farklı olduğu bildirilmiştir. Yine araştırmamızda, meleklerin özellikleri, görevleri ve insanlarla olan yakın ilgisinden bahsedilmiştir. Melekler, görülmeyen varlıklar olduğu için onlarla ilgili İslâmî bilgiler ancak Kur'ân ve hadislerden elde edilebilmektedir. Bu çalışmamızda, melekle ilgili olarak "halk arasında yaygm olan bazı inanışlara" da yer verilmiş ve bunların İslâm'daki yerine işaret edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Melek, Cin, Şeytan, Görülmeyen Varlık, Kur'ân, Hadis, Din.
Harici zihniyetinin oluşumu ve günümüzdeki tezahürleri
Ill ÖZET HARİCÎ ZİHNİYETİN OLUŞUMU VE GÜNÜMÜZDEKİ TEZAHÜRLERİ Kadriye YILDIRIM Yüksek Lisans Tezi, Temel İslam Bilimleri Anabilim Dalı Danışman: Yrd. Doç. Dr. İsmail YÖRÜK Ekim 2001, 350 sayfa Bu çalışmada Peygamberin vefatından sonra İslam toplumunda meydana gelen sosyal, kültürel, ekonomik şartlardaki değişikliklerin ve dini yorumlardaki faklılaşmalann neticesinde ortaya çıkan Haricîlerin zihniyeti ve onun tezahürleri olan gruplar incelenmiştir. Çalışma, Haricî adının verilmesi ve bunun sebepleri, verilen diğer isimler, hareketi ortaya çıkaran sebepler, Haricîlerin yaşadıkları yerler, Haricî düşünürler, bu inancı benimseyen topluluklar hakkında giriş niteliğindeki bilgilerin sunulması, tarih, semantik, linguistik, karşılaştırma ve yorumlama metotlarını uygulamak suretiyle konuyla ilgili yapılmış araştırmaların gözden geçirilmesiyle başlamaktadır. Bu bölüm literatürde Haricîlere farklı bakış açılarını ortaya koymaktadır. Haricî zihniyetinin oluşumunu incelerken konuyu her yönden değerlendirmek doğru sonuca ulaşmak bakımından çok önemli olduğundan zihniyete etki eden faktörlerin bütüncül yaklaşımla ele alınması gerekmektedir. Bu ise, zihniyetin oluşumunda etkili olan sosyal, kültürel ve ekonomik nedenlerin detaylı bir şekilde araştırılmasıyla mümkün olacaktır. Haricî zihniyetin boyutları olarak tespit edilen dindeki esaslar, İmamet, büyük günah işleyenin durumu, kaade, tevellâ-teberrâ, savaş, çocukların durumu, takiyye, zümre dayanışması gibi konulara geniş bir yer ayırdık. Bunun amacı, Haricî zihniyetin tezahürleri olarak gördüğümüz grupları tespit ederken çok dikkatli davranmak, onların düşünce ve pratiklerini belirgin bir şekilde ortaya koymaktır. Bundan dolayı HaricîIV zihniyetin tezahürleri olarak ortaya çıkan grupları incelerken hangi grupların düşünce ve davranışlarının hangi haricî zihniyetine dahil edilebileceğini belirlemek, öncelikle grupların tarihi gelişiminden söz etmek, sonra da görüşlerinin tamamına işaret etmek, değerlendirme bölümünde İse benzerlik gösterdikleri, aynı tavrı gösterdikleri halde farklı isim verdikleri uygulamalarından bahsetme yoluna gittik. Anahtar Kelimeler: Hâricîlik, Oluşumu, Haricî Zihniyeti, Zihniyetin Boyutları, Haricî Zihniyetinin Tezahürleri.
Endülüs şiirinde Bed'i'nin (Model olarak el-murabıtlar ve el-muvahhitler) biçim ve içerik olarak incelenmesi / Study the Budaiya in Andalusian poetry from the fifth century AH to the seventh century AH (In form and substance)
Bu araĢtırma belâgatle ilgili olup, hicrî 5. ve 7. asırlar arasında Endülüs ġiirin'de bedî üsluplarının sanatsal ve yaratıcı yönünü ortaya koymayı hedeflemektedir. Bu dönem murâbıtlar ve müvahhidlerin hüküm sürdüğü müsteĢriklerin saldırarak onları siyasi farkı duruĢları, Ġspanyollarla Müslümanların iliĢkilerindeki değiĢken durumlar ve savaĢlar sebebiyle ilim ve sanatla savaĢarak ikilik çıkarmakla suçladıkları bir dönemdir. ÇalıĢmada araĢtırmanın hedefine uygun biçimde Endülüslü Ģairlerin kullandığı bazı örnekler seçilmiĢ, bu örnekler üzerinden Endülüs Ģairlerinin kullandığı bedî üslupları incelenmiĢtir. Bu, Ģiirsel araĢtırmanın amaçlarını kapsayan tanımlayıcı analitik yaklaĢımın kapsamına girer. AraĢtırmada varılan sonuçların önemlileri Ģunlardır: Bedî ilmi Endülüslü Ģairleri cezbetmiĢ, Ģairler, çeĢitleri ve üslubu üzerinde durarak bedî ilmine büyük bir önem vermiĢtir. Bu da Endülüs Ģairlerininin doğu Ģairlerinden etkilendiğini gösterir. Zira onlar bedî ilminde duygusal durumlarını ifade edecek, ilham anında yazıya dökecek bir yön bulmuĢturlar. Mürâbıt ve müvahhitler, Allah rızası için cihada odaklanmalarına rağmen, oryantalistlerin iddialarının aksine, devletlerinin bilimsel ve edebî geliĢimini ihmal etmediler. Endülüs Ģiiri, Kur'an-ı Kerim, Hadis ve atasözlerinden alıntı yapıp kullanmıĢtır. Endülüs Ģiiri lafzî ve manevî süslemeler yönüyle hayli zengindir. Bu da Endülüs Ģiirinin okuyucuya etkisini, bestelenme ve Ģarkı olarak söylenmeye yatkınlığını gösterir.
İslam eşya ve borçlar hukukunda hakların vârislere intikali
İnsan, doğumuyla birlikte hatta cenin iken birtakım haklara sahip olmaya başlar. İnsan bu hakları, anne karnından ölüm anına kadar miras, hukukî işlem, çalışma vb. yollar ile elde etmektedir. Kişi, hayatta olduğu sürece sahip olduğu hakların tasarrufu kendisine aittir. Vefatından sonra mâlik olduğu hakların vârislerine intikal edip etmeyeceği konusu ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada kişinin, İslam Eşya-Borçlar hukuku alanına giren haklarının vârislerine intikal edip etmeyeceği konusu ele alınmıştır. Konu ele alınırken mezheplerin görüşleri karşılaştırmalı bir şekilde verilmiş, varislere intikalinde ittifak edilen ve ihtilaf edilen hususlar analiz edilmiştir. Bu çalışmada, kişiye ait söz konusu hakların vârislere intikal edip etmeyeceğinin mezhepler açısından tespit edilmesi ve hakların vârislere intikali konusunda mezheplerde esas alınan temel prensiplerin belirlenmesi amaçlanmıştır.
Mütekaddimûn ve müteahhirûn dönemi hadis usûlü eserlerinin karşılaştırılması
Bu çalışmamız hadis usulüne dair bir çalışma olacaktır. Hadis usulünde mütekaddimûn dönemi ve müteahhirûn dönemi ile bu dönemlerin usul eserlerini inceleyeceğiz. Hadis usulü açısından mütekaddimûn dönemi ve müteahhirûn dönemi usul eserleri önem arz etmektedir. Tezimiz beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde tezin konusu, amacı, kaynakları ve yöntemi belirtilecektir. İkinci bölümde hadis ilminde dönemsel bir ayrım neden oluşmuş, nasıl ortaya çıkmış ve bu dönemsel ayrım neyi ifade etmekte bunun üzerinde durmaya çalışacağız. Devamında da mütekaddimûn dönemi ve döneme ait günümüze ulaşmış üç usul eserine yer vermeye çalışacağız. Eserler birbiri ile mukayese edilerek incelenecektir. Üçüncü bölümde müteahhirûn dönemi ve döneme ait üç usul eseri incelenecektir. Dördüncü bölümde ise mütekaddimûn ve müteahhirûn dönemine ait usul eserleri birbirleriyle mukayese edilecektir. Çalışmamız sonuç bölümüyle tamamlanmaktadır. Anahtar kelimeler: Hadis, Mütekaddimûn, Müteahhirûn
"Et-Tensîs fî Şerhi Şevâhidi't-Telhîs" Adlı elyazmasını tahkîk ve inceleme (Şevâhidi'il-Fenni'l-Evvel İlmü'l-Ma'ânî bölümüne kadar)
Bu tezde Vehdî İbrahim Efendi'nin (ö. 1126/1749) et-Tensîs fî Şerhi Şevâhidi't-Talhîs isimli eserinin meânî ilmiyle ilgili birinci fenninden (bölüm) beyân ile ilgili ikinci bölümüne kadar olan kısmının tahkiki yapılmıştır. Şerhin önemi, Arap belâgatının en önemli eserlerinden olan Sekkâkî'nin Miftâhü'l-ulûm, Kazvînî'nin Telhîsu'l-miftâh ve Abbâsî'nin Meâhidü't-tahsîs isimli eseriyle olan irtibatından kaynaklanmaktadır. Bu eser, nahiv konularıyla ilgili birçok bilgi barındıran dil kütüphanesinin ihtiyaç hissettiği belâgatle ilgili şahitler konusunda da önemli bir boşluğu dolduracak ehemmiyete sahiptir. Bilindiği gibi şâhitler konusu, edebî, fikri ve kültür açısından önemli olduğu için şerî deliller konusunda da lügatle ilgili zengin tahliller bulunmaktadır. Lügat kitapları şahitlerinin çok oluşu ile bilinir. Şiirin Arapların koleksiyonu, bilimlerinin hazinesi ve haberlerinin deposu olması şaşırtıcı değildir. Bu sebeple, sadece dilbilimciler değil, müfessirler ve fakihler de şâhitler (kanıt) konusunu önemsemiştir. Bundan ötürü Tansîs isimli bu eser, i'râb, iştikâk ve bunlara ilaveten aruz konularıyla ilgili bilgiler ihtiva etmesi sebebiyle hem lügatçiler hem de belâgatçiler için bir kaynak mahiyetindedir. Müellifin akâid, tefsir, siyer, tarih, ferâiz, lügat, belâgat gibi ilimlerde bilgi sahibi olup kitap yazması ve Halep'te kadılık görevini üstlenmesi de kitabın önemini artırmıştır. Tahkikin hedeflerini gerçekleştirmek için özellikle müellifin biyografisi, yaşadığı dönem ve ilmi hayatı araştırılırken betimleyici tarihsel yöntem kullanılmıştır. Tahkik bölümünde metnin yazımı, harekelenmesi, diğer nüshalarla karşılaştırılması, kitapta geçen bilgilerin asli kaynaklardaki yerlerinin gösterilmesinde tahkik ve talik metodu tercih edilmiştir. Araştırmada şu sonuçlara ulaşılmıştır: Müellif Şerhü Şevâhidi't-Talhîs isimli eseri şerh etme ve kapalı lafızların açıklanmasında başarılıdır. Bunun yanında eserde belâgat, nahiv, i'râb, sarf ve aruzla ilgili faydalı bilgiler mevcuttur. Belâgatle ilgili şâhitler konusu da eserde yer almaktadır. Ayrıca kendinden önce yapılan bazı yorumlara katılmayıp onlara cevap vermiş olması da müellifin ilminin ve geniş kültürünün zenginliğini yansıtmaktadır. Anahtar Kelimeler: Arapça, et-Tansîs, et-Talhîs, Vehdî Efendi, Tahkik.
İslam hukukunda kolaylaştırıcı bir ilke olarak umûmü'l belvâ
İslam hukuku,Şari'nin emirlerinin uygulanabilmesi konusunda dini hükümlerin tespitini yapan ve yorumlayan bir ilim dalıdır. İslam hukukçuları tarafından bu tespitler yapılırken bir takım metot ve prensipler geliştirilmiştir. İnsanların günlük hayatta sıkıntı ve meşakkâtle karşı karşıya kaldığı durumlardanasslarda işaret edilen çıkış yolları kullanılarak çözümler üretilmiştir. İşte bu çözüm yöntemlerinden biri de umûmü'l-belvâ ilkesidir. Bu kavram İslam hukuk literatüründe, insanların maruz kaldığı ve toplumda yaygın hale gelmiş olan sıkıntı ve meşakkâtler olarak tanımlanmaktadır. Dolayısıyla umûmü'l-belvâ, İslam hukukçularının fürû hükümlerde hafifletici sebep olarak sıkça kullandığı bir ilke haline gelmiştir. Çalışmamızda dini hükümlerin hafifletilmesinde bir yöntem olarak kabul edilen umûmü'l-belvâ'nın mahiyeti, meşruiyeti, şartları ve sebepleri, kolaylaştırdığı fürû-i fıkıh konuları örnekler verilerek değerlendirmeye çalışılmıştır.
Ebi Leyis Samarkend'in fıkıh nevazilde içtihat çabaları / Jurisprudential efforts for Abo al Laith al Samargandi in jurisprudence of legal cases
Müminler, Allah'ın rızasını kazanmak ve O'nun gazabından korunmak için her zaman dinin kurallarına önem verirler. Kur'an-ı Kerim ve Sünnet'teki hükümler âm, hâs, mücme ve mufassal olmak üzere dörde ayrılır. Bu hükümlerin amacı, insanların dünya ve ahiret menfaatlerini düzenlemektir. Ancak Kur'an ve Sünnet nasları, insanların tüm şartlarını ve muâmelâtlarını içermemektedir. Çünkü zaman geçtikçe, önceki toplumların hayatında olmayan yeni muâmelât ve nevâziller sürekli meydana gelmektedir. Bu gerçek çağlar boyunca izlenmiştir. İslam fetihlerinin başlangıcından itibaren çok sayıda insan İslam dinine girmiştir. Bu yeni Müslümanlarla birlikte toplumla bir çok yeni mesele ortaya çıkmış ve daha önce bilinmeyen gelişmeler yaşanmıştır. Bütün bunlar, insanların hayatlarını düzenleyecek içtihat çerçevelerini gerektiriyordu. Bu çalışma, mâverâünnehir bölgesindeki İslam fıkıh tarihinde önemli bir kişiye odaklanmaktadır. Bu kişi İmam Ebi Leyis Samarkend'dir. Çalışma, bu imamın hayatını ve fıkhî görüşlerini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda nevâzil fıkhındaki görüşlerini de araştırmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ebi Leyis Samarkend. Fıkhı Görüşler. Nevâzil. Muâmelât.
Mâ Entecehu el-Fikru'l-Masûn mine'd-Durri'l-Meknûn fî Tefsîri Kavlihi Teâlâ (Ve-mâ Halaktu'l-Cinne ve'l-İnse illâ Li-Ya'budûn)
Bu mahtut içerisinde 'Vema halaktu'l cinne ve'l inse illa li-ya'budun' ayetinin tefsirine dair birçok husus barındırmaktadır. Ayetin inanç esaslarının bel kemiğini teşkil eden konusu dolayısıyla akideye dair meseleler büyük bir yer kaplamaktadır. Bununla beraber birçok farklı konu ve dil ilimleri, belağat, fıkıh, hadis ve diğer ilimler de yer almıştır. El-Meymuni bu mahtutu kendisinin açıkladığı üzere bazı ashabının talebi üzere kaleme almıştır. Tez, islam ümmetinin ve geleneğin tarihine önemli bir ilginin olduğu, konunun önemini ve seçme sebeplerini, hedefleri, araştırmanın zorluk ve sorunsallarını, geçmiş araştırmaları açıklayan bir giriş kısmı içermektedir. Bu tezde yer alan çalışma planı iki bölümden oluşmaktadır. İlki, araştırma bölümü olup müellifi, mahtutu ve ikisine dair hususları ele almıştır. Şöyle ki bu bölümde müellif el-İmam Burhaneddin el-Meymuni'nin tercemesini aktardım. Siyasi ve kültürel yaşamı başta olmak üzere, doğumunu, yetişmesini, ahlakını, sahip olduğu ilimleri, hocalarını, öğrencilerini, teliflerini beyan ettim. Bu çalışmanın tefsir alanında kaleme alındığını açıkladım. Keza, müellifin benimsediği metodu açıkladım. Şöyle ki müellif tefsirinde rivayetle tefsire keza hadis ilmine, nahive, belağata, akli ve nakli ilimlere itimat etmiştir. Ayrıca kitabın müellife olan nispetini de ispat ettim. Mahtut nüshalarını tanıtıp, bu nüshaların mevcut bulunduğu kütüphaneleri nüsha numaralarıyla beraber ifade ettim. İkinci bölüme gelince, tahkik edilen nassın olduğu bölümdür. Tezin gayesi de budur. Bu bölümde müellife ait nassı ele aldım. Tahkikte bulunup, sözleri sahiplerine dayandırdım. Hadisleri itimat edilen kaynaklarından tahriçte bulundum. Bazı -meşhurların haricinde (zira buna ihtiyaç yoktur.)- bilinmeyen şahsiyetlerin tercemelerini aktardım. Keza okuyuculara müphem gelebilecek lafızları açıkladım.
Saîd b. Mansûr'un Sünen'indeki rivayetlerin Kütüb-i Sitte'ye intikâli
Saîd b. Mansûr (ö.227/842) ve Sünen (Sünen-i Saîd) adlı eseri ilk dönem sünen kaynaklarından olması nedeniyle önemlidir. Yapılan araştırmada Sünen-i Saîd adlı eserde geçen rivayetlerin, cami türü eser telif eden Buhârî, Müslim ve sünen türü eser yazan Ebû Dâvûd'un rivayetleri içindeki ortak hadisler konu edilmiştir. Saîd b. Mansûr'un eserine aldığı kendi rivayetleri ile Kütüb-i Sitte içerisindeki rivayet formları incelenmiştir. Böylece talebelerinin ve Kütüb-i Sitte'deki diğer ravilerin Saîd b. Mansûr'dan ne ölçüde etkilendiği ortaya konulmuştur. Tezimizde ne kadar hadisin nakil edildiği, senet ve metinlerde meydana gelen değişiklikler, bunların muhtemel sebepleri, ravilerin ve rivayetlerin değerlendirilmesi, bu rivayetlerin hangi konular üzerine yoğunlaştığı ele alınmıştır. Kütüb-i Sitte eserleri ile Sünen-i Saîd'in mukayesesini yaptığımız bu çalışmada Sünen-i Saîd ve Kütüb-i Sitte arasındaki rivayetlerin benzerlik ve farklılıklarını ortaya çıkarılmıştır. Böylece Temel hadis kaynakları özelinde hadislerin belli bir kaynağa dayanılarak kitabet metoduyla rivayet edildikleri ortaya konulmuştur. Hadis alimlerinin hoca talebe ilişkisi içerisinde sema metoduyla birlikte kitabet metodunu da kullandıkları, kitaplarını oluştururken hadis metinlerinde kendi tasarruflarının da olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ancak bu tasarruflar sebebiyle rivayetlerin aslında bir değişiklik meydana gelmemiştir. Bu itibarla hadislerin sonradan yazıldığı ya da isnat sisteminin sonradan oluştuğu söylemlerinin tutarlı olmadığı tespit edilmiştir. Özellikle Batıdaki modern tartışmaların Kütüb-i Sitte ve diğer hadis kaynaklarının şifahi nitelikte olduğu iddialarının aslı yansıtmadığı anlaşılmaktadır. Mamafih araştırma neticesinde Ebû Dâvûd ve Müslim'in hocası olan Saîd b. Mansûr'dan etkilendikleri, rivayetlerin, bâb başlıklarının ve kitap isimlerinin karşılaştırılması neticesinde ortaya çıkarılmıştır.
Muhammed b. Şerafüddin ez-Zerî'nin Cevâhiru'l-Kelam İsimli Mahdut eserinin tahkiki (Üçüncü bölümden beşinci bölümün sonuna kadar) / Editing of Muhammad b. Sharaf al-Dīn al-Zarī's limited work entitled Jawāhir al-Kalām (From the third chapter to the end of the fifth chapter)
Bu araştırma, ilmi ve kıymetli eser olan Kadı Şerafüddin Muhammed bin Muhammed bin Müşerref bin Mansur ez-Zerî'nin (h.799/m.1377) Cevâhiru'l-Kelam adlı eserindeki üçüncü bölümün başından beşinci bölümün sonuna kadar olan bölümlerin tahkikini ele almıştır. El yazma eser müellifin isimlendirdiği tebrikler, taziyeler ve şefaatler gbi bölümleri içermektedir. Müellif yöntem olarak bir bölümde ahlaki insani değerleri içeren ve toplumsal ilişkileri artıran aynı minvaldeki şiir ve nesiri toplamayı ilke edinmiştir. Müellif kullandığı bilgilerin bir kısmını asrından diğerlerini ise önceki dönemlerdeki edebi kaynaklardan belagat edeb ve dile ait kaynaklar arasından seçmiştir. El yazma eserin önemi, müellifin kadı iken sultanla aralarında geçen resmi hitap ve belgeleri içermesidir. Araştırmada uygulanan yöntem, müellifin yazdığı şekliyle metinlerin ortaya çıkarılması, dikte edilmesi ve eserin tahkikidir. Yine metinde geçen âyet, hadis, şiir ve nesir yazılarının kaynaklarını ortaya koymak, kapalı kalan yerlerde açıklamalar getirmektir. Araştırmada şu sonuçlara ulaşılmıştır: Kitap bedi ilminin çeşitlerinden seci, cinas, tıbak gibi sanatları gösteren asrındaki yaygın kültürel örneklerden biridir. Yine kitap, toplumsal adetlerdeki tebrikler taziyeler ve benzeri şeylerdeki konuşmalar ve yazışmaları içermektedir. Anahtar Kelimeler: Edebiyat, Tahkik, Cevâhiru'l-Kelam, Şerafüddin ez-Zer'î
Ebû Hâmid Şemsüddîn Muhammed el-Mısrî el-Makdisî'nin Tefsîru'l-Kur'ân adlı eseri edisyon ve kritiği (Nahl sûresi) / Interpretation of the Qur'an by Abu Hamid Shams al-Din Muhammad, the famous Egyptian al-Maqdisi al-Shafi'I: surah an-Nahl (A study and investigation)
Bu çalışma, h. 9. asırda yaşamış olan Şemsü'd-dîn Ebî Hâmid el- Mısrî el-Makdisî eş-Şafii'nin el yazması tefsirinin Nahl Suresi'nin bulunduğu bölümün tahkikinden oluşmaktadır. Müellifin rivayet, dirayet ve işari tefsirlerinin üçünü de kullanması; tefsir, hadis, kıraat, fıkıh, nahiv, sarf özellikle belagat ve dilbilgisi gibi çeşitli bilgi alanlarını içeren kitaplardan istifade etmesi, kelimelerin sözlük anlamları, irab ve kıraât çeşitlerine değinmesi ile fıkhi ve akîdevi meseleleri kısaca zikredip zaman zaman onları referans alması bu eseri çalışmamıza neden olan önemli hususlardandır. Ayrıca; müellifin eserinde bir mananın açıklanması ya da bir görüşün desteklenmesi için sahabelerin tabiinin ve meşhur alimlerin ifadelerine, sahih ve zayıf hadislere yer vermesi; hadis, kıraat, şiir, sarf ve nahiv, belagat vb eserlerden faydalanması ve kelimelerin sözlük anlamlarının farklılıklarını açıklamakla iktifa etmeyip lafızlar arasındaki delalet farklılıklarını da genişleterek açıklaması bu eseri değerli kılan hususlardandır. Ancak, Kurtubî ve Beyzâvî'den çokça alıntılar yapmış olmasına rağmen, onlara atıfta bulunmaması eseri kusurlu kılmaktadır. Müellifin eserini icazu'l-Kur'an'ın açıklaması ve onunla hemhal olunması tavsiyesiyle bitirmiştir. Bu eserin tahkiki ve tahlilinde tercihli metin yöntemi tercih edilmiştir. Ayrıca, müellifin zati ve ilmi şahsiyetini tanıtmak için açıklayıcı tarih metodunu kullanmıştır. Tez iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Birinci bölümde müellif ve söz konusu eseri tanıtılmıştır. Tahkikin yapıldığı ikinci bölümde ise a) modern yazım kurallarına göre yazıya geçirilmiştir. b) Metinde atıfta bulunulan şahıs ifadelerinin hangi eserde geçtiği dipnotlarda belirtilmiştir. c) Metinde kapalı olan bazı meseleler açıklığa kavuşturulmuştur. Sonuç bölümünden sonra fihrist ve özgeçmiş yazılarak tez tamamlanmıştır.
İbn Hibban'ın sahihinde edebi betimleme - Cilt bir
Bu çalışmai İbn Hibbanin –binaçi alt-Sahihiandeki edebi behmlimeiyi analizle ilgilidir. Bu tezin önemi hazreti Muhammed'in(a.s) belagatini ortaya koyması açisindan öneulidic, Hazreti peygamber kavmine gönderildiğinde onlar belgat ve beyan sahibi idi, Peygamberin belagati İslam'a davette ve insanları doğruya ulastrmada oneuli bir etkiye sahiptir. Beyan ilmi, Arap Belagati ilimlerinden Taşbih,ishlare ve kinüye-biridir ve Bu ilimler ,dinleyinlerin üzerinde büyük bir etkel sawbi olup beyan üslubuny kulkmakla amaçlanan anlamlari onlara ulaştim Araştırma, önsöz ve giriş ve dört bölümden oluşmaktadır, araştırmacı girişte çalışma metotlarından ve izlediği plandan bahis etmiştir,önsözde ise edebi behmleuenin önemini ele aldı, birinci bölümde : tasvir ve beyan tanımlanmış ve Ibn Hibban'ın hayatı ve ilmi Konumele alinmışh, ikinci bölüm :teşbih kavramını ( tanımın, bölümleri ve Arap Belagatinde rolü), Sahih Ibn Hibban'da teşbihleri kapsar, üçüncü bölüm : istiara (tanımı, bölümleri ve Arap Belagatinde rolü) , Sahih Ibn Hibban'daki istialent kapsar, dördüncü bölüm de ise kinaye (tanımı, bölümleri ve Arap Belagatinde rolü), Sahih Ibn Habban'daki kinayeleri kapsar, Araştirmaci sonuç ve tavsiyeler, ile araştırma kaynakları ve referansları. Anahtar Kelimeler : Edebi behmleme, teşbih, istiare, Kinaye, Sahih Ibn Hibban.
WAL-Şiranşi'nin Metaforlar Mektubundaki şerhi al-Lssam hakkındaki haşiyesi, Yazar: al-Mawla Muhammed al-Şiranşi (kana hayatın 1016 H) / Hashiyat to Sharh al-Asam on the Risalat of Istiarat, by Mawla Mohammad al-Shiranshi, (he was alive in 1016 AH), study and investigation
Mevlâ Şîranşi'nin bu Haşiyesi, "Al-Assam Şerhi"nin en değerli haşiyelerinden biri olarak kabul edilir. Şeyh Şiranşi, Allah rahmet eylesin, Şerhu'l-Asam'ı okuyan okuyucunun kafasını karıştırabilecek hususları özetler ve sonra açıklar. Özet şeklinde açıklamalarını sürdürür. Bu arada, niçin açıklama yaptığının sebeplerini dipnotlarda belirtir. Şerhte bahsedilmeyen bazı noktalarda da haşiye sahibi, yeni paragraflar açabilmektedir. Açtığı yeni bu yeni paragrafları, bazı şerhler ve açıklamalar koyarak doldurmaktadır. Haşiye müellifi, nahiv ve belağat açıklamaların fazla uzatmaktan kaçınmaktadır. Ayrıca Şerh sahibi Asam ile yer yer anlaşmazlığa düşmekte ve bu anlaşmazlığın sebebini ve amacını da serd etmektedir. Bazı noktalarda kendisinin Şarih Asam ile farklı düşündüğünü, bunun da bazı sebeplerinin olduğunu söylemekte ve hem kendi itirazını hem de diğer bazı müfessirlerin o konu ile ilgili sözlerini zikretmektedir. Açıklamalarını yaparken, "eğer şöyle dersen..., ben de şöyle derim..." (Fein kulte..., kultü...), üslubunu kullanmaktadır. Müellif ayrıca, haşiyesine baz aldığı nüshanın bazı yerlerinde bazı açıklamalar getirmekte ve ayrıca onu diğer nüshalarla da karşılaştırmaktadır. Biz bu tezimizde, öncelikle mahtut (yazma) bir eser olan bu Haşiyenin bulabildiğimiz nüshalarını topladık. Aralarından en uygun uygun iki tanesini seçtik ve onları birbirine mukayese ettik. Üzerinde yorum yapmadan, sadece ve gerektiği yerlerde metni düzenleyerek, konulardan neyin nerede olduğunu belirttik. Nüshalar arasındaki farkları ve ihtilafları dipnotta belirttik. Sonra asıl nüshadaki metinde geçen darbı meselleri tahric ettik. Onları kaynaklarına isnat ettik. Ayetlerin hangi sûrede ve sayfada olduğunu tespit ettik. Var ise şayet, hadisleri ve beyitleri tespit ettik ve tahriclerini de yaptık. Anahtar Kelimeler: Arap Dili. Semerkandî. Risaletu'l-İsti'arat. Mevlâ Muhammed Şiranşî. Şerhü'l-Asam Haşiyesi.
Talak Suresi özelinde Tâhir b. Âşûr ve Kâsimî tefsirlerinin karşılaştırılması / Comparison between two interpretations: Ibn Ashour and al-Qasimi in Surat al-Talaq
Talak suresi Kur'ân'daki önemli surelerden biridir. Talak ve talakla bağlantılı iddet, emzirme, harcama, barınma, boşanmaya şahitlik ve boşanılan eşe geri dönme konularıyla ilgili hükümler ihtiva ettiği için en-Nisâu'l-Kusrâ olarak da isimlendirilmiştir. Araştırma, Kâsimî'nin Mehâsinü't-te'vil ve Tâhir b. Âşûr'un et-Tahrîr ve't-Tenvîr isimli eserlerinde bu sureyi nasıl tefsir ettikleri konusuna ışık tutmaktadır. Her iki tefsirde ayetlerin nasıl tefsir edildikleri tespit edilmiş, konuyla ilgili nakledilen görüşler verilmiş, iki tefsir arasında mukayese yapılarak; benzeyen ve farklı olan yönler ortaya konmuştur. Aynı şekilde her iki müfessirin metotları, tefsir, nahiv ve lügat konularında nasıl istidlâl ettikleri belirlenmiştir. İki tefsir mukayese edilerken karşılaştırmalı analitik tümevarım yöntemi kullanılmıştır. İki müfesirrin ilmi ve şahsi hayatı işlenirken betimleyici tarihsel yöntem tercih edilmiştir. Araştırmada ulaşılan neticelerden önemlileri şunlardır: Kâsimî ayetleri tefsir ederken Taberî tefsiri gibi genellikle eserle tefsiri tercih eden kaynaklara atıf yapmıştır. Tâhir b. Âşûr ise reyle tefsiri tercih etmiş, lügavî beyan konusuna önem vermiş, isrâilî, zayıf ve uydurma rivayetlerden uzak durmuştur. Kıraat konusunda Tâhir b. Âşûr sadece yedi kıraatle yetinmemiş, sahîh olan diğer kıraatlerle de istişhad etmiştir. Kâsimî ise bu surede kıraat konularına değinmemiştir. Sebeb-i nuzûl konusunda her iki müellifte surelerin isimleri ve isimlendirilme sebepleri üzerinde durmuştur. Tâhir b. Âşûr bu konuları daha mufassal bir şekilde ele almıştır. Kâsimî nahiv irab konularını detaylı bir şekilde işlememiş kısaca kelimelerin iraplarını vermekle yetinmiştir. Tâhir b. Âşûr ise bütün irap vecihleri üzerinde durmuş, kendisine göre sahîh olanı tercih etmiş, görüşünü desteklemek için ayetlerle istişhad etmiştir. Her iki müfessirde bu sureyi tefsir ederken şiirle istişhad etmemiştir. Belagat konularını Kâsimî detaylı bir şekilde ele almamış, herhangi bir belagat alimine atıf yapmamış, iltifat teşbih gibi bazı sanatları zikretmekle yetinmiştir. Tâhir b. Âşûr istiare, itnâb, teşbih ve diğer edebi sanatları detaylı bir şekilde ele almıştır. Özetle her iki kitapta hiçbir Müslümanın müstağni kalamayacağı çağdaş birer tefsirdir. Anahtar Kelimeler: Tefsir, Tâhir b. Âşûr, Kâsimî, Talak, Karşılaştırma.
"Ekmeluddin el-Baberti'nin el-İnaye Serhul Hidaye adlı eserinin kefaletler bölümündeki fıkhi görüşlerinin incelenmesi "
Allah Teâla, Ümmeti Muhammed'e ilim ve marife sancağını taşıyan, Kuran ve Sünnet kılıcını çeken, içtihatlarını ve ilimlerini kendilerine kalkan edinen adamları hazırlamakla dinini muhafaza etmiştir. Bu adamların arasında soruları ve ilimleri bütün dünyaya yayılan Babarti dinini tamamladı ve Cenab-ı Hak beni lütfetti ve bu alimin görüşlerini Şerh-i Hidaye'den tevhid kitabında incelememe vesile oldu. ElMarghinani'nin el-Hidaye kitabını açıkladığı el-Babarti. Beni bu başlığı seçmeye sevk eden, el-İnâye fi şerhi'l-Hidâye adlı kitabının Hanefi fıkhında taşıdığı önemdir. Çünkü bahsi geçen mezhepte bu eser temel kaynaklardan biri olarak kabul edilir ve Babartî, Hanefi fıkhında önde gelen âlimlerden biridir. Bu tezdeki yöntemim, Babartî'nin kefâlet babındaki kitabındaki fıkıh görüşlerini toplamak, onları tahlil etmek, dikkate alınan fıkıh ekolleri ile karşılaştırmak, Kur'an ayetlerini ve Hadisi şerifleri tahrici yapmaktır. Aynı şekilde fıkıh veya dil sözlüklerinden istifade ederek garip kelimeleri şerh ettim: Ayrıca yazar ve okuyucu tarafından bilinmeyen âlimleri hakkında bilgi verdim. Çalışma iyi bölüme ayrılmış, her bölüm içinde alt başlıklar bulunmaktadır. Tezin sonunda elde ettiğimiz en belirgin sonuçlar şu şekildedir: Babartî, Kuran, Sünnet, icmâ ve kıyas gibi şer'î deliller, aslî delillerle sınırlı kalmayıp, kıyas, Sahâbî kavli, istihsân, Örf ve Şer'u Men Kablenâ/ bizden öncekilerin şeriatı gibi diğer ihtilaflı delillere de başvurmuştur. Yine sonuçlar arasında Babartî ele aldığı meseleleri ve görüşlerinde, verdiği deliller arasında en sahih olanı öne çıkarmaktadır. Anahtar Kelimeler: Hanefi fıkhı. Görüşler. Fıkhî. Babartî. Kefâlet. İnceleme. Karşılaştırma
İmam al-Tadfi'nin Zalal al-Kashef'inden al-Mukhtasar al-Rashif, Kasas Suresi'nin başından Safat Suresi'nin sonuna kadar, bir inceleme ve inceleme / Al-Muhtasar al-Rashef min Zulal al-Kashef by Sheikh Muhammad bin Ayoub al-Tathifi (d. 705 AH) [From thebeginning of Surat al-Qasas, to the end of Surat al-Safat], astudy and investigation
Bu araştırmada Şeyh Muhammed b. Eyyûb et-Tâzifî'nin Zemahşerî'nin tefsiri üzerine yazdığı el-Muhtasaru'r-râşif min zilâli'l-kâşif isimli eserinin Hac Suresinden Neml Suresi sonuna kadar olan bölümün tahkik ve analizi yapılmıştır. Araştırmanın önemi dayandığı asıl olan Zemahşerî'nin eserinden kaynaklıdır. Bilindiği gibi Zemahşerî'nin tefsiri Beydâvî'nin eserinden sonra üzere en çok şerh ve hâşiye yazılan eserdir. Zemahşerî'nin eseri re'yle tefsir metoduna uygun olarak yazılmıştır. Müellif eserde Kur'ân'ın i'câzını beyan etmek için aklî bir metot kullanmıştır. Lügat, belâgat, nahiv konularında eşsizdir. Zemahşerî eserde belâgatçıların üstadı sayılan Cürcânî'den nakiller yapmıştır. Tâzifî'nin eseri bu kıymetli tefsiri özetlemesinden dolayı önemlidir. Müellif ve şârihin yaşadığı dönem, ilmî ve şahsi hayatları yazılırken betimleyici tarihsel metot kullanılmıştır. Metnin yazılması, harekelenmesi, nüshaların karşılaştırılması, eserde yapılan nakillerin aslî kaynaklardaki yerlerinin gösterilmesinde tahkik ve talik metodu kullanılmıştır. Araştırmada varılan sonuçların önemlileri şunlardır: Tâzifî, eserinde Zemahşerî'nin îtizâlî görüşlerinden uzak durmuş, eser boyunca mutezilî görüşleri nakletmemiştir. Tâzifî eserinde Taberî, Semerkandî, Sa'lebî, Heravî gibi kendinden önceki önemli müfessirlerden nakiller yapmıştır. Hadisleri manen rivayet etmiş, zayıf hadisler ve isrâilî rivayetleri kullanmıştır. Eserde her âyet değil sadece belli âyetler tefsir edilmiştir. Şiirle istişhâd az yapılmış, belâgat ve nahivle ilgili konularda Zemahşerî'inin tercihleri kabul edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tefsir, er-Râşif, Tâzifî, Zemahşerî, Hac Suresi, Neml Suresi.
Ebu Nasr Ahmed bin Muhammed bin Ebi Yezid es-Secâvendî'nin (Öl. 571'den sonra) "İnsânü Ayni'l-Meânî fî Tefsîri Kelâmi'r-Rabbânî adlı tefsirinin tahkik ve değerlendirilmesi (En'âm Suresi'nin başından Yunus Suresinin sonuna kadar)
Tezimde İmam Ahmed bin Mohammed bin Tayfor Al-Ghaznawi, Alsjawandi'nin ('iinsan eayn almaeani fi tafsir alkalam alrabaanii)'nin el yazısının bir bölümünü ele aldım. Çankırı Üniversitesi'nden bir grup bilim öğrencisi el yazmasının araştırmasına benimle birlikte katıldı, nasibime Enam süresinden İbrahim süresinin sonuna kadar 32 levha düştü. Bu kitap, bir çok mana ve ayet indirilme sebepleri içermektedir, ('iinsan eayn almaeani fi tafsir alkalam alrabaanii) el yazısında bir bölüm araştırmamda el yazısı raştırmalarında kullanılan yöntemleri kullandım. El yazısı isteğine dahil bir çok sonuca vardım, araştırma bir insani ve miras işidir, bu nedenle biz Çankırı Üniversitesi öğrencileri Akademik çalışmalarımız kapsamında olan tefsir el yazılarını araştırmaya devam etmeliyiz. Anahtar Kelimeler : Süre – Ayet – Mana – Alsjawandi – İndirilme sebebi.
Almuhtasar alraşıf fi zilal alkaşif- Hac Suresi'nin başlangıçından Neml Suresi'nin sonuna kadar (Çalışma ve inceleme)
Bu araştırmada Şeyh Muhammed b. Eyyûb et-Tâzifî'nin Zemahşerî'nin tefsiri üzerine yazdığı el-Muhtasaru'r-râşif min zilâli'l-kâşif isimli eserinin Hac Suresinden Neml Suresi sonuna kadar olan bölümün tahkik ve analizi yapılmıştır. Araştırmanın önemi dayandığı asıl olan Zemahşerî'nin eserinden kaynaklıdır. Bilindiği gibi Zemahşerî'nin tefsiri Beydâvî'nin eserinden sonra üzere en çok şerh ve hâşiye yazılan eserdir. Zemahşerî'nin eseri re'yle tefsir metoduna uygun olarak yazılmıştır. Müellif eserde Kur'ân'ın i'câzını beyan etmek için aklî bir metot kullanmıştır. Lügat, belâgat, nahiv konularında eşsizdir. Zemahşerî eserde belâgatçıların üstadı sayılan Cürcânî'den nakiller yapmıştır. Tâzifî'nin eseri bu kıymetli tefsiri özetlemesinden dolayı önemlidir. Müellif ve şârihin yaşadığı dönem, ilmî ve şahsi hayatları yazılırken betimleyici tarihsel metot kullanılmıştır. Metnin yazılması, harekelenmesi, nüshaların karşılaştırılması, eserde yapılan nakillerin aslî kaynaklardaki yerlerinin gösterilmesinde tahkik ve talik metodu kullanılmıştır. Araştırmada varılan sonuçların önemlileri şunlardır: Tâzifî, eserinde Zemahşerî'nin îtizâlî görüşlerinden uzak durmuş, eser boyunca mutezilî görüşleri nakletmemiştir. Tâzifî eserinde Taberî, Semerkandî, Sa'lebî, Heravî gibi kendinden önceki önemli müfessirlerden nakiller yapmıştır. Hadisleri manen rivayet etmiş, zayıf hadisler ve isrâilî rivayetleri kullanmıştır. Eserde her âyet değil sadece belli âyetler tefsir edilmiştir. Şiirle istişhâd az yapılmış, belâgat ve nahivle ilgili konularda Zemahşerî'inin tercihleri kabul edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tefsir, er-Râşif, Tâzifî, Zemahşerî, Hac Suresi, Neml Suresi.
مختـصر ممـا ليس في الـروضة والمـنهـاج، لعبـد الملك بن علي بن أبي المـنى الـبابي الـحـلبي(مـن أول كتاب الـنكاح إلى نهاية كتاب الـخلع) دراسة وتحقيقاً
Bu araştırma, Abdülmelik bin Ali bin Ebi el-Muna el-Babi el-Halebi'nin bir nüshasını ele almakta ve müellifin bu bölümle ilgili hükümleri toplamayı amaçladığı Tasavvuf kitabının inceleme ve incelemesini içermektedir. Bu nedenle, hukuki yönlerini açıklığa kavuşturmak için Şafii mezhebinin hükümlerine dayanır ve bazı dallarında Şafii mezhebinin hükümleri ile fakihlerin tüm imamları tarafından zikredilenler arasında karşılık gelebilir. Metinsel hükümler veya zihinsel deliller üzerine ve El-Halabi temizlik hakkında konuştu ve sözün temellerini, şartlarını ve sonuçlarını ayrıntılı olarak açıkladı ve teyemmüm, abdest, abdest, çorap veya atel üzerine mesh, hayız bölümlerinden nakletti. Şafii fıkıh kaynaklarına göre Dolayısıyla bu nüsha, Şafii fıkhının önemli bir bölümünü ele almış ve ilgili hükümleri, şartları ve sonuçları açıklığa kavuşturmuştur. Fikrî ve diğer nakiller, araştırmalar ve müfettişlerin kalemleri tarafından gözden kaçırıldıktan sonra araştırılmaya değer olan şeydi ve H. 9. ve 10. yüzyıllarda tanık olunan ansiklopedik bilimlerle bağlantılı iyi bir kültürü öne çıkaran şeydi. Anahtar Kelimeler: Al-fiqh Şafii, Al-Rawdah and Al-Minhaj, Al-Babi AlHalabi.
Şemseddin Muhammed b. Abdullah el-Makdisi eş-Şafii'nin Tefsiru'l-Kur'ani'l-Azim isimli eserinin tahkikve incelemesi (Rum Suresinin başından Ahzab Suresinin sonuna kadar)
Kur'an-ı Kerim ilimlerine olan ilgi, birinci yüzyıldan beri İslam biliminde en önemli konulardan biri olmuştur ve halen de öyledir. Araştırmacı el yazması olan bu eseri dikkatli bir şekilde incelemiş ve içinde bulunan parıltının en güzel tarzda ortaya çıkarmak için gayret göstermiştir. Bu elyazmasını seçmemin sebepleri arasında birçok sebep vardır. Bunlardan bir tanesi eserin konusunun yüce olan Kur'an-ı Kerim olması, diğeri de yazarının mezheplerin ilk ortaya çıktığı dönemlerde yaşamış olmasıdır. Genel olarak tefsir ilmine karşı olan merakım özelde de konuya olan ilgim bir diğeri de bu tefsirin İslam literatürüne kazandırılmasıdır. El yazma eserinin sahibini tanıma ve bilgi donanımının geniş olması ve yaşadığı dönemde medeniyet ve ilmi seviyenin çok yüksek olmasıdır. İmam el-Makdisi Hocalarından, öğretmenlerinden ve şeyhlerinden elde ettiği ilimle tefsirini uzun yıllar süren ilim seferlerinden sonra yazmıştır. İmam Sahavi onun eserini tercüme etmiştir, fakat onun meşhur talebelerinin isimlerine ulaşılamamıştır. "Şemseddin Muhammed el-Makdisi eş-Şafii'nin" olarak meşhur olmuştur. Bu lakabı ile Kudüs Elşerif'e olan nisbeti Filistinli olmasındandır. Müfessirlerin imamı anlamında ElÂlem el-Rabbani el-Emin olarak ta olarak isimlendirilmiştir. İnce anlayışa sahipti, güçlü tahkik ve bakış açısına sahipti. İmam el-Makdisi Tefsiru'l-Kur'ani'l-Azim'inde kendine has özel bir üslup kullanmıştır. El-Makdisi diğer müfessirlerden ayırt eden özellikleri arasında şunları zikredebiliriz. Surenin başında, tefsire başlarken surenin Mekki veya medeni olduğunu yazar. Ayetleri manaları ile birlikte açıklar, kelimenin müfredini ifade ettikten sonra dil açısından inceler. Bunda kaynak olarak müfessirlerin tefsirinden ve Lugatu'l-Alarab'tan istifade eder. Bazı yerlerde de kıraat farklılıklarını delilleri ile yazar. Aktardığı kaynakları çok kısa veciz bir şekilde manasını anlatarak dile getirir. ElMakdisi tefsire başlamadan önce Kur'an'da bulunan tüm ayetleri genel olarak ele alır. Ayetlerin bir başka ayetle olan münasebetini, uyumunu belirler. Genel olarak diğer tefsirlerde olduğu gibi ayeti tefsire başlar. Ayetleri fıkhi hükümler açısından Şafii mezhebine göre ele alır. Bu sebeple tefsirinde ismine Şafii lakabı eklenmiştir. İster tefsiri ile uyumlu olsun ister aykırı olsun, ister mezhebinden olsun ister olmasın, kendinden önceki tüm âlimlerin, müfessirlerin görüşlerine düşüncelerine değinir. Fakat sonuç olarak İmam Şafii'ye ve Ehli Sünnete uygun düşen fıkhi hükümleri ifade eder. İbarelerde en kolay olanı tercih etmiştir. Fikirleri, fikri bildiren şahısla birlikte zikreder. Tefsirindeki hadisleri Sahiheyn'de ve diğer hadis kitaplarından nakleder. Birçok yerde İmam Kurtubi'den görüş beyan ettiğine şahit oldum. Anahtar Kelimeler: Tefsir, Şemseddin Muhammed El-Makdisi Eş-Şafii, Rum, Lokman, Secde Ahzab
Semseddin Muhammed b. Abdullah el-Makdisi eş-Şafii'nin Tefsiru'l-Kur'ani'l-Azim Isimli Escrinin Tahkik ve Incelemesi (el-Hace Suresinin Başinan en-Nur Suresinin Sonuna Kadar
Kur'an-ı Kerim'in bilimlerine olan ilgi, birinci yüzyıldan beri adli bilimlerdeki en önemli şeylerden biriydi ve hala da ilgi odağıdır. Araştırmacı semseddin elmakdisin tefsirül- kuranil-Ahm adli el yazmasını incelemiş ve en iyi ve en güzel tarzda tekrar görünmesini sağlamıştı Buel yazması seçimimin gerekçelerinden arasında aşağıdakiler de dahil olmak üzere birçok neden vardir: Teşrinin ilk kaynağı olan Kur'an-ı Kerim'i ele aldipi için çok önemli bir konu olmas, genel olarak tefsir bilimini genişletme ve özel olarak bv konuya özen gösterme ve İslami mirasın bu tefsirinin değerini ortaya koyma ve el gatmasinin gatari bilimsel kültürünü ve o dönemdeki bilim ve medeniyet düzeyini belirleme arzusudur, İmam El-Makdisi, öğretmenleri, hocaları ve şeyhlerinin yanında çıraklık yaptıktan sonra ilim aramak için çıktığı uzun bir yolculuktan sonra tefsirle meşgul oldu. Eserleri ise İmam Sakavi tarafından tercüme edildi ve Ancak aeaştirmaci onun bilinen öğrencilerini bvlamadi. En ünlü alim Şemseddin Muhammed el-Makdisi eş-Şafi'i (Allah ona rahmet etsin(, esir Filistin'den Kudüs kökenli olması nedeniyle ön plana çıkmışlir. İmam müfsir, sadık ilahi dünyasının niteliklerinden, doğru anlayışın sahibinden, xv değerlendirme ve inceleme gücünden yararlandı. Yüce Kur'an'ın tefsirinde, İmam Makdisi'nin özel bir ayırt edici üslubunun tefsiri için tarzını diğer tefsiri yöntemlerinden ayırdı. Onun tarzı, Bir sureui tefsr edevken bcş kuminde şurenin mekk uega medeni olduğv hakkinda bilgi vemiştir, Ayetin tefsiri, manaları ve söz varlığı, müfessirlerin kitaplarından alıntılara, dil, nahiv ve metnin bazı yerlerindeki okumalara dayanarak dilsel olarak açıklamıştır. Aktardığı metinlerin çoğu, onlarla ve anlamlarına nelerin dahil olduğunu kısa bir tefsir ettigi sureden önce içinde hareket etti. Al-Makdisi tefsirine başlamadan önce Kur'an'ın bütün ayetlerini ele aldı. Objektif tefsirlerde bilindiği gibi hepsini tefsir etmeye başlayarak diğer âyetlerden en uygun âyetlerle mgnasebeti obn konuları belirlemiştir. Kendi tefsiri ile aynı fikirde olup olmadığı, sahih hadis kitaplarinden doktrinin içinden ve dışından aykırı olup olmadığına bakmaksızın ayetleri Şafii mezhebine teşhir etmenin fıkıh esasına dayandığını ve bu nedenle onun tefsirinin hakkaniyetle vasıflandırıldığını göz önünde bulundurarak kendisinden önce gelen âlimlerin, hukukçuların ve müfessirlerin tüm görüş ve sözlerini aktarmıştır. İmam Şafi'nin doktrininin hukuki hükümlerle ilgili tefsiri tutarlı olanı ve Ehl-i Sünnet Vel-Cemaati'nin kabul ettiği şeyi tercih eder ve konuşur. Birçok cümlede kolaylık sağlama, söz ve metinleri sahiplerine atfetme, sahih hadis kitaplarinben ve diğer hadis kitaplarından hadislerden bahsetme eğilimindeydi, İmam Kurtubi'nin birçok durumda onu tercih ettiğini ve onun kontrolleri ve destekleriyle onları arındırdığını fark ettim. Garip ifadeler açıklığa kavuşturup, hadisler çıkarak bunları hadis kitaplarına yönlendirmiştir. Hükmünü hadis kitaplarında belirtildiği gibi açıkladım ve şiirsel mısraları bunu söyleyene yönelttim. Araştırmayla, yazarın ve bilimsel statüsünün bugüne kadar elde edilemeyen etkilere sahip olması için sunmaya çalıştığım sonucuna vardım. Yazar,dil, dilbilgisi ve retorikte üstün olduğu ve ustalaştığı çeşitli bilimleri kullandı ve makul ve iletilen çıkarımlar ve diğer önemli sonuçlarla ilgili görüşünü ve onayını .veya anlaşmazlığını belirtti
el-Kevkebânî'nin Teysîru'l-Mennân fî Tefsîru'l-Kurân isimli tefsirinde Nahl Sûresi
Bu tezde Ahmed b. Abdulkâdir el-Kevkebânî'nin (ö. 1281) Teysîru'l-Mennân fi tefsîri'l-Kur'ân isimli eserinden Nahil suresinin tahkik ve analizi yapılmıştır. Kevkebânî, Zeydiyye mezhebine mensup meşhur bir alimdir. Eser sahâbe ve tabiîn büyüklerinin görüş ve açıklamalarını ihtiva etmesi ile Kevkebânî'nin kültür ve ilmi seviyesine delalet eden istidlâlleri sebebiyle önemlidir. Aynı şekilde müellifin eserde birçok kaynaktan nakilde bulunması da eserin önemi artırmıştır. Müellif birçok eserden nakiller yapmış, hem belagat, nahiv, sarf gibi Arapça'yla ilgili konularda hem de fıkıh, akâid tefsir gibi dini ilimlerle ilgili hususlarda faydalı bilgiler nakletmiştir. Araştırmada müellifin biyografisi ve ilmi durumu açıklanırken betimleyici analitik yöntem kullanılmıştır. Tahkik bölümünde ise tahkik ve talik yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmada ulaşılan sonuçlardan önemlileri şunlardır: Kevkebânî'nin eseri görüş, rey ve istidrâkler yönüyle hayli zengindir. Bu durum onun müşkil meselelerle ilgili tafsilatlı bilgiye sahip olduğunu göstermektedir. Kevkebânî, tefsir, hadis fıkıh, nahiv, lügat ve kıraat eserlerine itimat etmiştir. Bu yönüyle eser birçok ilim ihtiva eden ansiklopedik kaynak mesabesindedir. Eserde hadislerle istidlâl ve fıkhî görüşlerin kaynağını açıklama yöntem olarak benimsenmiştir. Sebeb-i nuzûl, şiirle istişhâda önem verilmiştir. Akâidle ilgili âyetler kısaca açıklanmış, fırkaların özellikle de Mu'tezilenin fikirleri çok kısa olarak, verilmiş, açıklama ve cevap verme gayreti gösterilmemiştir. Ahkam ayetleri ve Kur'ân ilimleri konusuna gelince nâsih- mensûh, mücmel-mübeyyen, muhkemmüteşâbih, âm-hâs gibi hususlara değinilmiştir. Eserin eleştirilen yönleri ise şunlardır. Eserde irab konularına değinilmemiş, peygamber ve geçmiş ümmetlerin kıssaları ile bazı gaybî konularda isrâilî bilgilere yorum yapılmadan yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tefsîr, Kevkebânî, Nahl Suresi, Tefsîru'lMennân, Tahkik.
الإشارات التربوية في سورة هود عليه السلام دراسة موضوعية
Bu araştırmada Hûd suresinde yer alan akîdenin terbiyesine dair örnekler incelenmiştir. Araştırmada Allah,a iman ve imanın rükünlerini teyit etme de ele alınmıştır. Daha önce gönderilen peygamberlere, Allah,ın peygamberleri eliyle gerçekleştirdiği mucizelere inanmada araştırmada incelenmiştir. Aynı şekilde zalimler ve azgınların sonları da araştırmanın konularına dahildir. Zira surede Firavn,ın sonuna değinilmiştir. Surede geçen tevekkül de araştırmada ele alınmıştır. Kul Allah,a tevekkül ederse kulun kalbinde itminan oluşur, dünyevi kazançlar ve maddiyat onu aldatmaz. Araştırmada değinilen konulardan biri de mucizelerdir. Allah gönderdiği her peygamberine davasını tasdik eden, muhalifleri acze düşüren mucizeler vermiştir. Mucizelerin içeriği kavmin meşhur olduğu şeye göre toplumdan topluma değişir. Zalime uyanın zalimin helakiyle yok olacağına da değinilmiştir. Allah,a güvenme şeklinde tarif edilebilecek sebepleri Allah,ın iradesine bağlama da araştırmada ele alınmıştır. Aynı şekilde araştırmacı, peygamberlerin ve onlardan sonraki davetçilerin en gözde özelliklerine de değinmiştir. Bu özellik peygamberlerin en büyük görevi olup, Allah,ın peygamber gönderip, kitaplar indirmesinin sebebidir. Bahsedilen davet tevhide, kavimleri ıslah etmeye, zulmü kaldırmaya çağıran bir davettir. Davet, büyüklüğü ve kudsiyeti sebebiyle sadece Allah,a mahsus kılınmıştır. Peygamberler hiçbir karşılık beklemeden insanlara Allah,ı tanıtmayı sürekli vurgulamıştır. Toplumları ıslah, insanları helake sürüklemekten korurken zulüm ise felakete götürür. Çünkü ıslah milletleri koruyan bir garantör, zulüm ise felakete sürükleyen bir anahtardır. Araştırmada başta istiğfar olmak üzere Allah,ı zikretme konularına da değinilmiştir. İstiğfarda büyük bir fazilet, bol bir bereket bulunmaktadır. İstiğfar kalbi temizleyip, hakkı kabule uygun hale getirmek için kalbi günah kirinden temizler. Çünkü bereket, kolaylık ve tevfik Allah,ın ismiyle gerçekleşir. Surede akidenin terbiyesine dair ele alınan konulardan biri de namaza devam etmektir. Teslimiyet, itaatkâr müminin sıfatlarından olup, hakiki mümine eşlik eden emarelerdendir. Çünkü gerçek münin mütevazi olup mümin kardeşlerine karşı merhametlidir. Araştırmada ulaşılan neticelerden önemlileri şunlardır: Akîde birliği kan bağından daha önceliklidir. Bu konuda aslolan aşiret, kan ve kavmiyet bağı gibi hususları önemsemeden iman ve amel-i salihe önem vermektir. Şuayb aleyhisselamın kıssasında bu durum açık bir şekilde görülmektedir. Akidenin terbiyesine dair surede bahs eliden bir diğer konu istikamet ve din üzere sabit kalmadır. İstikametle alakalı âyetler, peygamberleri yaşlandırmıştır. Geçmiş ümmetlerin başlarına gelenlerden ders çıkarmada surede değinilen konulardandır. Tarih bilgisi, yaratma konularındaki sünnetullahı bilme, ibret almak için zaruridir. Anahtar Kelimeler: Tefsir, Hûd Suresi, Akidenin terbiyesi, İman, İstikamet, İstiğfar.
Muhammed Zeynü'l-Âbidîn bin Muhammed el Gamrî Sıbtı'l-Marsafî'nin (Ö.H. 966) "Kitabu'z-Züccaceti bi'l-Levriyye Şerhu Kasidetü'l-Hamriyye" adlı eseri [Araştırma ve tahkik]
el-Hamriyye şiiri, Sufilerin ilahî aşk diye tabir ettikleri el-hamriyyât şiirleri türünün en ünlü ve en büyük şiirlerden biri olarak kabul edilir. Bu tarzın kurucusu olarak kabul edilen yazar -İbnu'l-Fârid- es-Sababet (kuvvetli sevgi) ile el-Hamr (şarap) kelimesinin anlamını meczetmiştir. Onun nezdinde şarap, ilahi aşkın sembolüdür. Sarhoşluk, sevgiliye duyulan aşk ve hasretten müride gelen hayrettir. Bu şiirin aşağıdakiler de dahil olmak üzere birçok açıklaması vardır: Sıbtı'l-Marsafî'nin "Kristal Şişenin Kitabı" isimli şerhi, Muhammed Zeynü'l- bidîn bin Muhammed el Gamrî Sıbtı'l-Marsafî'nin "Kasidetü'l-Hamriyye" sinin şerhidir. Bu çalışma, söz konusu kitabın tahkikinin araştırmacılara ve tasavvuf şiirine ilgi duyanlar için ulaşılır olmasını; aynı şekilde Sıbtı'l-Marsafî ve O'nun şiir yorumlamaya giriş; kelimelerin terimsel ve dilsel açıklamalarını verip Sufilerin nezdindeki anlamlara uygun şerh etmesi; ardından özetleyip faydalarından bahsetmesi gibi yönlerden söz konusu kasideyi yorumlama metodunun tanıtmayı hedeflemektedir.
Velid el-a'Zamî'nin şiirinde ümit ve ümitsizlik -analitik çalışma
Araştırma, (Velid el-A'zamî'nin Şiirinde Ümit ve Ümitsizlik -Analitik Çalışma) dualitesinin seçiciliğini içermektedir. Çünkü zıt diyotlar şairin yaşadığı zaman diliminin doğası, iç ve dış sorunlar, siyasi, ekonomik ve sosyal istikrarsızlık nedeni ile etkilenmesini anlatmaktadır. Şair, divanında en iyi şiir türlerini yazmıştır. Şiirleri, coşkulu ve samimi bir tutkudan kaynaklanan İslami, davet edici ve reformist bir içeriğe sahiptir. Şair, eskilere yaklaşma eğiliminin bir sonucu olarak şiirlerinde uzun nefesi ile ayırt edilmektedir. Şiiri, kolaylığı ve netliği, anlamların dikkatliği, üslubunun inceliği, kelimenin ihtişamı ve bolluğu ve yapmacıklıktan, belirsizlikten ve gösterişten uzak olması ve kanatlı hayal gücünün peşinden koşmaması ile ayırt edilir. Araştırma giriş, önsöz ve üç bölümden oluşmaktadır. Önsöz, şairi tercümesini ve metodolojisinin açıklamasını içermektedir. Birinci bölüm ise şiirinin sanatsal çalışmasını içerir. İkinci bölüm övgü, gurur ve coşku şiirinde umudu içerir. Üçüncü bölüm ise hiciv, şikayet ve umutsuzluğu içerir Araştırma kapanış, sonuçlarar, kaynak ve referans ile tamamlanmıştır.
Shams, Leyl, Duha, Sharh ve Tin Surelerinin başından Alak Suresinin sonuna kadar Hanefi tefsiri (Çalışma ve araştırma)
Araştırma, Muhammed bin Muhammed bin Muhammed Mohiuddin Mevlana Zadeh Al-Hanafi Al-'nin Şems Suresi'nin başından Alak Suresi'nin sonuna kadar yaptığı önemli tefsirlerden biri olan "Hanefi Tefsiri"ni ele almaktadır. Osmanlı döneminin en önemli müfessirlerinden biri olan vefat eden (H. 927) Buhari Al-Barada'i ve müellif bu sureyi tefsirinde izlemiştir. âyetlerinin, kelimelerinin ve harflerinin sayısı hakkında, üçüncüsü nüzulüne dair, dördüncüsü tefsiri hakkında, beşincisi de onunla ilgili olarak ve hadisin tefsiri ile hadisin tefsirini birbirine karıştırmaya dayalı bir metoda tabi olmak. Tasavvufî tefsir ve tefsirdeki önemi, hicri birinci asırdan kendi devrine kadar uzanan tefsir akımını destekleyen söz ve görüşlerden ve yeni çıkarımlardan ve müellifin haberinde dayandığı önemli kaynaklardan kaynaklanmaktadır. Araştırma sorunu da bu haberlerde ve özellikle sûrelerin fazileti ile ilgili hadisler bakımından sahihliklerinin, emniyetlerinin veya zayıflıklarının tasdik edilmesinde ve bazı âyetlerin tefsirle orantılı olmayan tefsirlerine dayalı olarak açıklanmasında da yatmaktadır. Araştırma üç bölüme ayrılmıştır.Araştırmacı birinci bölümde yaşamı incelemiştir. İkinci bölümde yazarın yaklaşımı, nüshanın tanımı ve dayandığı nüshaların açıklamaları ele alınmış, üçüncü bölümde ise araştırmacının yazarın bıraktığı en yakın şekle getirmeye çalıştığı doğrulanmış metin yer almıştır. bazı kelimeleri
تفسير القرآن للحنفي (سورة البروج والطارق والأعلى والغاشية والفجر والبلد) للإمام مُحَمَّد بن مُحَمَّد البردعي (ت.927 هـ)
Bu araştırmada hicrî 10. Asrın meşhur alimlerinden Muhammed b. Muhammed el-Berdeî'nin Tefsîru'l-Kur'ân isimli tefsirinin tahkiki yapılmıştır. Muhtût olan bu eser, Berdeî'nin geniş kültür ve ilmi birikimine delalet eden nakil, görüş ve istidlâlleri sebebiyle önemlidir. Müellifin, Beydâvî, Zemahşerî, Sa'lebî, Ebû'l-Leys es-Semerkandî ve diğer müfessirlerden yaptığı nakiller eserin önemi artıran hususlardandır. Müfessir eserinde âsâr, rey ve sufi tefsir ekollerini birleştirmiştir. Araştırmada Esat Efendi ve İzmir kütüphanelerinde bulunan iki adet mahtût nüsha esas alınmıştır. Müellifin şahsi ve ilmi hayatı yazılırken betimleyici tarihsel metot, nüshanın yazımı ve tahkikinde ise tahkik ve talik yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada ulaşılan neticelerden önemlileri şunlardır: Müellif eserinde Sa'lebî'nin el-Keşf ve'l-beyân, Zemahşerî'nin Keşşâf, Zeccâc'ın Meâni'l-Kur'ân ve i'râbuhu, Ferrâ'nın Meâni'l-Kur'ân, Semerkandî'nin Bahru'l-Ulûm isimli tefsirlerinden istifade etmiştir. Eserde itikadi konulara da değinmiş, sadece nakille yetinmeyip, zaman zaman itikadi mezhebi olan Mâtürîdîye'ye uygun olan görüşleri tercih etmiştir. Müellif sahâbe, tabiîn ve meşhur alimlerin görüşleriyle istidlâl etmiş, hadislerle eserini güçlendirmiştir. Hadislerin sıhhat araştırmasını yapmadan nakletmesi, eserde tahkik ve analizi yapılmayan isrâilî ve zayıf rivayetlerin bulunması Berdeî'ye yöneltilen eleştirilerdendir. Müellif eserinde lügatle ilgili konuları ihmal etmiş, kelimelerin sözlük manaları ve sarf, nahiv konularına değinmemiştir. Müellif kıraat ilmine verdiği önem ile tanınmakta olup, sahâbeden gelen mütevâtir kıraatler ile lügate uygun kıraatleri şâz olanlara tercih etmiştir. Eserde vaaz üslubu kullanılmış, eserin birçok yerinde Farsça bilgisini göstermiştir. Bu da onun kültür çeşitliliği ile ilminin derinliğine delalet etmektedir.
Kâdî İyâz'ın (Ö. 544/1149) İkmâlü'l-Muʿlim bi-fevâʾidi Müslim eseri bağlamında fıkıhçılığı (Kitâbu'n-Nikâh ile Kitâbu't-Talâk bölümleri)
Bu araştırma başta fıkıh, hadis vb. olmak üzere çeşitli ilimlerde eserleri olan Kâdî İyâz'ın İkmâlü'l-Mu'lim Bi-Fevâ'id (Fî Şerhi Sahihi)i Müslim adlı eserinin fıkhi açıdan ele alan bir araştırmadır. Bu eserlerin arasındaki Müslim'i şerhi Kâdî İyâz'ı hem fıkıh hem de kadılık makamı açısından seçkin bir konuma getirmiştir. Araştırmada, Maliki mezhebince önemli addedilen İkmâlü'l-Mu'lim eserinin dördüncü bölümündeki Kitabu'n-Nikah ve beşinci bölümde yer alan Kitabu't-Talak konuları ele alınmıştır. Kâdî İyâz, fıkhî hükümleri istinbat ederken izlediği yöntemi hadislere ve fıkıh usulü açısından ise icma ve kıyas gibi delillere dayandırmıştır. Araştırmada toplam 21 mesele hakkında tahliller yapılmış olup Kâdî İyâz'ın Maliki mezhebiyle hemfikir olduğu görüşler çerçevesinde hareket edilmiştir. Pekçok yerde Kâdî İyâz'ın kendi görüşleri mezhebinin hâkim görüşüyle paralellik göstermiştir. Diğer yandan Hanefî ve Şafiîlerle aynı görüşte olduğu veya bu görüşlere muhalif kaldığı konularda da, Kâdî İyâz'ın, kendi ve mezhebinin yöntemini dikkate alarak hareket ettiği tespit edilmiştir. Kâdî İyâz'ın İkmâlü'l-Mu'lim Bi-Fevâ'id (Fî Şerhi Sahihi)i Müslim adlı eserini ele aldığımız bu araştırma mukayeseli bir fıkıh çalışmasıdır. Tezde fıkıh mezheplerinin görüşleri mukayeseli bir yol izlenerek işlenmiştir. Aktarılan fıkhî görüşlerle Kâdî İyâz'ın görüşleri aynı doğrultuda ise bu görüş ilk görüş olarak ele alınmıştır. Ardından diğer mezheplerin görüşleri bu görüşlere ulaşırken fakihlerin kullandığı deliller, ilmi tartışmalar ve cevaplar yer almıştır. Her ne kadar cevaplar Kâdî İyâz tarafından karşıt fikir olarak bahsedilmese de araştırmada bu yönde bir tasarrufta bulunulmuştur. Ayrıca Sahiheynin dışındaki hadisler tahriç edilmiş olup, muhaddislerin bu konuda vardığı hükümler açıklanmıştır, Ardından delilin güçlü olmasına göre hâkim görüş zikredilmiştir, Bu araştırma giriş ve üç bölümden oluşmakta olup birinci bölümde Kâdî İyâz'ın biyografisi işlenmiştir. İkinci bölümde Kâdî İyâz'ın fıkıh anlayışı ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise Kitabu'n-Nikah ve Kitabu't-Talak konuları incelenmiştir,Dürüst görüşmelerden elde edilen yargı alanlarından bahseden tutarlı bir yazı yaklaşımı izledi.Tez, varılan sonuçlar, öneriler ve kaynakça ile sonlandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: İkmâlü'l-Mu'lim, Kâdî İyâz, Kâdî İyâz'ın Fıkıh Anlayışı.
Kuran Kerim'de söylem adabı: Firavun ve Musa Aleyhisselam kıssası örneği
Bu çalışma, Kur'an-ı Kerim'deki söylem adabına değinerek, Hz. Musa (a.s) kıssasını ve onun ilahlık iddiasında bulunan Mısır Firavun'u ile diyaloğunu ele alarak, Allah'ın onu ve ordusunu suda boğarak helak etmesini konu almaktadır. Bu çalışma, önemini söylem adabının ve onun çeşitlerinin ehemmiyetinden; özellikle Kur'an-ı Kerim'deki Musa ve Firavun kıssasını merkeze alarak, Kur'an'ın söylemi ve bu söylemin özelliklerinden alır. Çalışma, salt kıssadaki olayları İsrailiyyattan arındırarak betimlerken, betimleyici analitik yaklaşımı izlemiş, ardından Kur'an'da geçen Hz. Musa (a.s) ile Firavun arasındaki diyalog metinlerini analiz etmiş ve o diyalogların içerdiği söylem adabı ve üslupsuzluklarının çıkarımını yapmıştır. Bu çalışmanın ulaştığı en önemli tespitleri şu şekilde ifade edilebilir : a) Musa ve Firavun kıssası, semavî
Kur'an'daki kıraat farklılıklarının İbn-i Kesir'in Tefsir'ül Kur'an'ül Azim isimli tefsiri örneğinden, Kur'an tefsirine etkisinin incelenmesi (Nur Süresi'nin başından Neml Süresi'nin sonuna kadar)
İbn Kesir' in "Tefsir'ül Kur'an-ı Azim" eseri kapsamında kıraat ihtilaflarının etkisi- Nur Suresinden Neml Suresinin nihayetine kadar. Kıraat ilmi bir Kur'an ilmidir ve tüm Kur'an öğrencileri ve müfessirler bu ilmi ve Arapça'yı öğrenmelidir. İbn Kesir, kıraatlerden ve diğerlerinden bahsederken kendine has bir yöntem izlemiş ve onlara işaret ettiği sabit, mütevatir kıraat ile şâz kıraatleri birleştirmiş ve sadece mütevatir kıraatleri zikretmekle sınırlı kalmamıştır. Tefsirinde şâz kıraatlerden ve diğer kıraatlerden de bahsetmiştir. Bazen kâriye atıfla kıraati söylemiş bazen de kâriyi anmadan doğrudan kıraatten bahsetmiştir. Bazen de cumhur kıraati veya diğer kıraatleri söylemiştir. Aynı şekilde, Kur'an kıraatlerine atıfta bulunurken, sahabenin Kur'an nüshalarına da güvenir ve bu nüshalardaki kıraatlere de atıf yapardı.Çalışmanın en belirgin bulguları: İbn Kesir'in tefsirinin dikkatli bir şekilde okunmasıyla, sahibinin ilim ve irfandaki yetkinliğini kabullenmedir. İster mütevatir ister şâz kıraatlerde olsun, Kur'an kıraatlerini aktarma tarzının birinden diğerine farklılık gösterdiği, yer yer kısa ve yer yer uzun açıklamalar yapldığı görülür. Kur'an kıraatlerinin faydalarından biri de manaları artırması ve onlardan fıkhî hükümler çıkarmasıdır ki, Kur'an kıraatlerinin farkı, bu büyük kitabı kullara kolaylaştırarak Allah'ın kullarına bir rahmeti olmasıdır ve bu farklılık bir çeşitlilik farkıdır, muhalefet farkı değildir.
Şemsüddin Muhammed el-Mısrî eş-Şafii'nin Tefsiru'l-Kur'ani'l-Azîm adlı eseri üzerine tahkik ve incelenmesi (Fussilet Suresinin başından Zuhruf Suresinin sonuna kadar
Bu araştırmada Semsüddîn Muhammed el-Mısrî'nin (ö. 896) Kur'an tefsirini konu alan bir el yazmasının tahkiki yapılmıştır. Çalışma Fussilet, Şûrâ ve Zuhruf Surelerini kapsamaktadır. Takip edilen yönteme gelince, araştırmacı bu çalışmada müellifin hayatı ve ilmî kişiliğini tanıtırken betimleyici tarihsel metodu kullanmıştır. Müellifin alıntılarını eleştirel bir yöntemle incelemiştir. Metnin tahkikinde ise İSAM (İslam Araştırmaları Merkezi) metodunu esas almıştır. Araştırmada ulaşılan önemli sonuçlar şunlardır: Araştırma öne çıkan yönü, hakkında pek bilgi olmayan müellifin yaşadığı asrın kültürel özelliklerini göstermektedir. Müellif eserini rivayet ve dirayet metotlarıyla yazılmış meşhur müfessirlerin tefsirlerinden derlemiştir. Yine müellif eserine fıkıh, hadis, dil vb ilimlerle ilgili faydalı bilgiler eklemiştir. Mısrî, ayetleri açıklarken görüşlerini tefsir alimlerinin sözleriyle desteklemiş; âyetlerin okunuş biçimlerine ve bunların ifade ettiği anlamlara önem vermiştir. Yine ayetleri açıklarken ve yorumlarken hadislerle delillendirmiştir. Müellif nahiv, sarf ve belagat gibi dilsel meselelere oldukça önem vermiş, özellikle de lafızların delaletlerini açıklarken Kur'an ayetleriyle mukayeseli bir biçimde istifade etmiş ve bunları kitabında zikretmeyi unutmamıştır. Kelimelerin sözlük anlamları ve onların yorumunu önemsemiştir. Mısri tefsirini sahabe, tâbiûn, müfessirler, fakihler, muhaddisler ve dilcilerin görüşleriyle desteklemiştir. Müellif, Kurtubî ve Beyzâvî gibi ilim adamlarından alıntılar yapmış olmasına rağmen, çoğu yerde onları ismen zikretmemiş, eserinde pek çok zayıf hadise yer vermiş, tefsirinde bir inceleme yapmadan alimlerden çok fazla alıntı yapmıştır. Ayrıca müfesirin kelimelerin sözlük anlamlarının farklılıklarını açıklamakla iktifa etmeyip lafızlar arasındaki delalet farklılıklarını da genişleterek açıkladığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Tefsir, Şemsü'd-dîn Muhammed Mısrî, Fussilet Suresi, Şura Suresi, Zuhruf Suresi, Tahkik.
Deddeh Omar Roshni Diaa al-Din al-Aydani'nin (Ö: 892 Hicri) Beydavi'nin Zariyat Suresi'nin başından Hakka Suresi'nin sonuna kadar tefsiri üzerine bir dipnot, bir çalışma ve inceleme
Araştırma, el-Beydâvî'nin tefsiri (Zâriyât sûresinin başından 1. yy. sonuna kadar) hakkında değerli bir ilmî eser olan "Deddeh Omar Roshni Diaa al-Din al-Aydani'nin (ö: 892 Hicri) Beydavi'nin Zariyat Suresi'nin başından Hakka Suresi'nin sonuna kadar tefsiri üzerine bir dipnot, bir çalışma ve inceleme) bir çalışma ve inceleme olarak. Arap ilimlerinde ansiklopedi, Kur'an-ı Kerim, Peygamber'in hadis, fıkıh, ilke ve akide bağlamında Beydâvî'nin sözlerinin yorumlanması ve bazı itirazların çözümlenmesi ve yorumlanması ve dikkatle incelenmesi gereken benzer ayetlerle ilgili olarak burada yer alan sorunlar. Araştırmanın doğası, araştırmacının araştırmasını iki bölüme ayırmasını gerektiriyordu: iki bölümden oluşan akademik bölüm; Birinci bölümde müellifi, adı,soyadı yetiştirilişi, büyükleri, talebeleri ve abideleri tanıtılır, ikinci bölümde nüsha ve yazarın yaklaşım ve üslubu tanıtılır. başlık ve yazara nispeti.el yazmasının nüshalarının incelenmesi, tasviri, inceleme ve şerhte başvurduğu yöntemin anlatılması üzerinde de çalışmıştır.araştırma bölümü, araştırmacının notlandırmayı üstlendiği doğrulanmış metni içermektedir. Peygamberin hadis-i şerifleri, dilbilimcilerin, belagatçilerin, müfessirlerin ve hukukçuların sözleri. Araştırma, en göze çarpan sonuçlardan bahsettiği bir sonuçla sona erdi, yani: el yazması, Baydawi'nin sözlerini takip etme ve yorumlamada iyi sunumu, organizasyonu ve düzenlemesinin yanı sıra yazarın dilbilime olan ilgisi ile ayırt edildi. Ayetlerin yorumlanması bağlamında gramer ve retorik yönlerden, kelimeleri dilsel köklerine döndürerek ve morfolojik türevlerini, sözdizimsel konumlarını ve Kur'an bağlamlarındaki tek kelime arasındaki farkları netleştirerek. Kur'an sistemini ve onun mucizeviliğini, müellifin şüphelilere cevap vermedeki özenini ve bozuk inançlarına bahane olarak gördükleri benzer ayetleri öne çıkarmaya çalışırlar. Anahtar Kelimeler: Beydavi ,tefsiri, Dede Ömer, Haşiye, Roshni
Hamd ile şükür âyetleri ve bunların kulluk kavramıyla ilişkisi (Fâtiha Sûresi'nin başından A'râf Sûresi'nin sonuna kadar)
Bu çalışma, hamd ve şükür ayetleri ile bunların ubudiyet (kulluk) kavramı ile ilişkisini ele almaktadır. Araştırmada, hakiki tedebbürün anlamı üzerinde durulmakta, ayet-i kerimelerin siyakı bağlamında bu kavramlar arasındaki ilişkiyi ortaya koyan pek çok anlam ve belagat sırrı ortaya konulmaktadır. Araştırmanın giriş bölümünde ayet, sûre, hamd, şükür ve ubudiyet kavramlarının lügat ve ıstılahi manaları açıklanmakta, hamd makamı, şükür makamı ve ubudiyet makamının yüce manaları izah edilmektedir. Ayrıca şükür ve hamdin meyveleri ve neticeleri anlatılmaktadır. Araştırma sırasında hamd ve şükür ayetlerinin, vaaz ve nasihat delaletleri taşıyan pek çok mana ifade ettiği, kulun Yaratıcısı ile bağlantısına ve Allah Subhânehu'nun kuluna lütfu ve nimetine işaret ettiği ortaya konulmuştur. Nitekim hamd ve şükür ayetlerinin ubudiyet kavramı ile bağlantısının, insanın Rabbi ile ve diğer insanlar ile olan ilişkilerini kapsadığından son derece önemli olduğu izah edilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, ilgili siyak bağlamı ve sûrenin genel akışı göz önünde bulundurularak ve ilgili belagat özellikleri dikkate alınarak, hamd ayetleri ve ayet makamı ile ubudiyet makamı arasındaki bağlantı ele alınmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise şükrün neticeleri, Allah'ın nimetleri artırmasıyla ve Yaratıcı ile olan bağın kuvvetlenmesiyle ortaya çıkan örnekler ve ibretler üzerinden şükür ayetleri incelenmiştir. Bu iki bölümün ardından sonuç bölümünde özetle, sûrenin genel akışı ve sûrenin ilgili ayetleri arasında son derece önemli bir bağlantı bulunduğu, sûrenin bu genel akışı, hamd ve şükür ayetleri ile Kur'anî îcaz arasında şüpheye yer bırakmayacak bir siyak ilişkisi bulunduğu gibi en bariz ve en önemli sonuçlara yer verilmiş, insanı tevhide, hak dine bağlılık göstermeye, Yaratıcısı Allah Subhânehu ile her zaman bağlantıda kalması gerektiğine, böylece hakiki kulluğun tahakkuk edip Allah'ın rızasının gerçekleşeceğine ilişkin olarak hamd ve şükür ayetlerindeki delaletler, örnekler, ibretler ve derslere işaret edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hamd, Şükür, Ubudiyet, Kulluk, Ayetler, Fatiha, A'raf.
İslam hukukunda fikrî sermayenin korunması ve ekonomik yansımaları
Bu araştırmanın konusu, Çağdaş hayattaki entelektüel sermayenin önemine dayanmaktadır. Çağdaşlık unsurlarında ve üretim araçlarındaki müthiş ilerleme ve gelişim ile edebi, sanayi ve fikri haklar ile ilgili hukuki konularda bilim adamları için daha ciddi alınması gereken konu oldu. Bilim adamları tarafından bu konularda yapılan derin araştırmalar sonunda üretim ve düşünce çalışmaları ile ilgili yasal çözüm yöntemlerin bulunmasına yardımcı olmuştur. Bu araştırma, aktif alanlarda yapılan bilimsel araştırmalar olup entelektüel sermayenin yetki denetimindeki etkilerinin belirlenmesi için yapılmıştır. Ayrıca çağdaşlık unsurunun İslami boyutunu en aza indirmektedir. Hal böyle olunca entelektüel sermayenin yeni boyutları yeniden çizilmiştir. Bu işlem, bilim adamları tarafından bilimsel analiz ve tarihsel açıdan ele alınmış olup düşüncenin önemini belirlemek için yapılmıştır. Çünkü bu işlemler medeni ve insani haklar ile ilgili olup bu hakların korunması gerekmektedir. Bu nedenle araştırmacı, bu konuya hukuksal araştırmaları yapmak için çaba sarfetmiştir. Bu araştırmaların amacı, yazarların telif haklarını ve patent haklarının korunmasından ibarettir. Ayrıca aktif çalışmalardaki entelektüel sermayenin önemine vurgu yapmaktadır. Bunu gerçekleştirmek için Bağdat iline bağlı Al-Rasafe ilçesinde bulunan anonim şirketlerde çalışan müdür ve işçiler arasında anket çalışması yapılmıştır. Bu anketin amacı, entelektüel sermaye üzerindeki ekonomik etkenlerden biri olan rekabet avantajının yaratılması sırasında entelektüel sermayenin korunması üzerindeki etkenlerin ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. Bunu belirlemek için araştırmacı, Bağdat'ın doğu yakasında anonim şirketler üzerinde alanda aktif olarak çalışmalar yapmıştır. Ayrıca çalışanlar üzerinde muhtelif düzeyde anket çalışması yapmıştır. Bu çalışmanın amacı, entelektüel sermayenin en önemli etkeni olan rekabet unsurunun yaratılması ve bu unsurun ekonomik yönden entelektüel sermeye üzerindeki önemi için yapılmıştır. Varsayımlar üzerinde yapılan deneme araştırmaları sırasında yapılan tanımlayıcı araştırma endeksleri sonunda entelektüel sermayenin korunması ile rekabet avantajının yaratılması arasında %5 oranında manevi bağ olduğunu ve bu oran ile iki unsur arasında güçlü ilişkinin bulunulduğu ortaya çıkmaktadır. Bu sonuç ile entelektüel sermayenin ekonomik etkilerinin önemini ortaya çıkararak bu anlayışın hukuksal uyumu açıdan önemli bir unsur olduğu anlaşılmıştır. Araştırma kapsamına giren Irak kökenli anonim şirketlerin entelektüel sermayeleri, maddi varlıkların hacimleri ile illerdeki şube sayıları ile veya elde ettiği geçici gelirlerin hacimleri ile ilintili olmayıp entelektüel sermayenin kapsamına girmektedir. Diğer bir ifade ile çalışan kadronun sahip oldukları değerlerden ibarettir. Çünkü şirketlerde çalışanların bu değerleri kamu yatırım alanında beşeri verimlilik yatırımları yolu ile düşünce ve icatların katma değere dönüşmesine neden olmaktadırlar. Anket sonuçlarına göre araştırmacı nezdinde oluşan kanaatin özetinde, entelektüel sermayenin anonim şirketlerdeki rekabet avantajını yaratmakla en büyük kaynak olduğu görüşü hakim olmuştur çünkü entelektüel sermayenin şirketin muhasebe kayıtlardaki değerler ile görünen değerler arasında geniş alan Anahtar Kelimeler: Fikri sermaye, İslam hukuku, fikri haklar, rekabet avantajı
Câsim Muhammed Câsim'in şiirindeki şiirsel imge
Bu çalışmanın amacı, çağdaş Iraklı şair Jasim Muhammed Jasim'in eserlerindeki şiirsel imgeyi incelemektir. Kendisi, 1971 yılında doğmuş bir akademisyendir. Çalışmanın önemi, şairin poetik imgeyi şekillendirmedeki farklılığından anlaşılmaktadır. Jasim Muhammed Jasim'in şiirlerini okuyan herkes, imge; şairin şiirsel deneyimde temel aracı haline geldiğinde, bu imge ile yaratıcı benlik arasındaki tutarlı ilişkisel yapıyı hissedecektir. Çalışmada, yazarın biyografisi ve ilmi hayatı hakkında bilgi verirken tanımlayıcı yöntemi uygulanmış, ayrıca, şiirlerini inceleyip, edebi unsurlarına göre tahlili yaparken, bu şiirlerde yer alan imge, istiâre, kinâye ve alegorik örnekleri ortaya çıkarmak için, şiirleri analitik yöntemi uygulanmıştır. Bu çalışmanın en önemli bulguları arasında: Şair Jasim Muhammed Jasim, istiâre imgenin oluşumunda teşhis (kişileştirme) sanatına dayanmıştır. Böylece sinemasal kalıplardaki soyut psikolojik potansiyelleri ortaya çıkararak etkili istiâre oluşturmuştur. Şair ayrıca İnsana ait özelliklerin insan olmayan varlıklara mal edilmesi için teşhisi kullanmıştır. Böylece etkileyici istiâre, teşbih ve mecazlar oluşturulmuştur. Şiirlerindeki istiâre-i mekniyye örnekleri, istiâre-i tasrîhiyye örneklerinden daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Bu, ister önceki kalıp ve örneklerden bağımsız olsun, ister ise onları yeni ve gerçekçi bir şekilde şekillendirsin, şairin telkine olan eğilimini doğrulamaktadır. Şairin sanatsal tasvirlerinin taşıdığı güzel sinematik boyutları nedeniyle, bu alanda, İmruu'l-Kays, Beşşâr b. Burd, İbnü'l-Mu'tez ve ibn Hafâce gibi büyük şairlere eşdeğer olanı sunmuştur. Bu alandaki şiiri modern eleştirinin kurallarını uymaktadır. Ayrıca Jasim Muhammed Jasim, psikolojik ıstırabını doğru ifade ve etkileyici bir imgeler aracılığıyla aktarabilmiş, bu konuda yetenek sahibi olduğu görülmektedir. Çeşitli türleriyle teşbih alanındaki hayal gücü, içinde yalanın olmadığı gerçek güzellik uzak görüşlülüğü ortaya çıkarmıştır. Kullandığı istiâre örnekleri ise, sınırsız hayal içinde duygu samimiyetini ve vicdana uygun bir ritim içinde sübjektif izlemini tasvir edebilmiştir. Aynı şekilde onun şiirindeki istiâre, teşbih ve mecaz anlatımındaki diğer unsurlarla görevdeşlik halinde gelmiştir; Çünkü o, şiirine okuyucu üzerinde etki bırakan eşsiz bir güzellik vermiştir.
Kurtubî'nin el-Cȃmi'u li-Ahkȃmi'l-Kur'ȃn Tefsiri bağlamında Funkulȃt-Cevabî Konuşma kavramı. (Nisȃ Sûresinden Yusuf Sûresinin sonuna kadar) toplayarak ve çalışarak
Fankalat), geçmişte tefsirciler tarafından kullanılan tefsir yöntemlerinden. (Fankalat), tefsircinin belirli bir konuda soru sorarak ve ardından cevaplayarak muhakeme etmesi sırasında sunulan konulara yönelik bir yönergedir, zihin açıcı olabilir , veya muhtemel itirazları def etmek için, yada sanrılı bir şüphe kaldırmak için, bu (Fankala) gerçekte söylenen bir söz yada alimler arasında bir ihtilaf, yada tefsircinin zihninde belirlenen bir fikir . Araştırmacı, hedefine ulaşmanın bir yolu olarak nesnel yaklaşımı benimsedi, tümevarımsal çalışmalar başvurdu ve bunların meydana geldikleri yerleri araştırdı, daha sonra araştırıldı ve bilimsel ilke ve kurallara göre çıkarım yolu netleştirildi, hedefe ulaşmak için (Fankala)'yi kullanma imkanı, en önemli ulaştığım sonuçlardan biri her (Fankala)'nın ayrı bir araştırma olabilmesidir. Her (Fankala) başlık, giriş ve konu içeriğinden ve en son sonuçtan oluşmaktadır, Al-Kurtubi tefsirinde yaklaşık 200 (Fankala) kullanmıştır, bu araştırmada 67 tanesini ele aldım, Nisa süresinden Yusuf süresine kadar olan sürelerde dağılmıştır . (Fankalat) bir çoğu başka tefsircilerden nakil edilmiştir,Al-Kurtubi bir çok yerinde isabette bulunmuştur.
Ömer b. Ebî Raîa'nın şiirinde teşbih ve istiare örneği, edebî analiz / The poet Omar bin Abi Rabia, a rhetorical study, the method of simile and metaphor as a model
Bu çalışma "Ömer b. Ebî Rebîa'nın Şiirlerinde Teşbih ve İstiare", konusunu analiz etmektedir. Ömer b. Rebîa asrının en önemli şairlerinden kabul edilir. Şair şiirlerinde en önemli ve belirgin olan olan belağat üslüplarını kullanmıştır. Şiirin görüntüsünü, kadınları konu alan gazele dönüştürmüş ve onlarla ilgili maceraları zikretmiştir. Bazı kasidelerini gazelin bu türüne dönüştürmüştür. Bu çalışma Ömer b. Ebî Rebîa'nın divanındaki belağat üslüplarına ağırlık vermiştir. Bu şiir koleksiyonu, Halifeler ve Emevî dönemlerinde yazılan en önemli divanlardan kabul edilir. Çünkü bu divan kadın ve kadınlarla ilgili konuları açıkça zikrettiği için asrındaki eserlerden ayrılmaktadır. Şair teşbih ve istiareyle şiirini güzelleştirmeyi başarmıştır. Bu iki sanatta şair iyi olmaktadır. Portre, şairin yanında açıkça ve tasvire uygun şekilde ortaya çıkmaktadır. Onu etkisi altına alan duygulara gelince, şiirinin üzerine bina olduğu gayeleri ortaya çıkarmak için içtenlik, uygun nefsi reaksiyonlarla konuyu betimlemiştir. Şair, şiirin tasviri ve şiirde kullanılan geleneksel metotlar ve dışındakilerde iyi olmuştur. Bu çalışma şair Ömer b. Rebîa'daki şiirsel görüntüyü ele almakta, en güzel edebi sanatlardan kabul edilen özellikle teşbih ve istiare üslubuna ağırlık vermektedir. Bazen iyi bir şekilde icra ettiği geleneksel sanatlar ve bazen de hayaller aracılığıyla şiirlerini şekillendirmiştir. Yanındaki şiirsel görüntüyü meydana getiren sıkıntılı konuları şair ele almıştır. Kadınlarla ilgili yaşadığı maceralar kendine olan güven ve güzelliğini aktarmıştır. Kadınları izleme ve onlara aşklarını ifade etmiştir. Onu, istiare ve teşbih konularında usta ve iyi kılan bazı üslupları vardır. Onun şiirlerini inceleyenler şiirlerindeki şiirsel sanatların araştırmaya hak ettiğini fark ederler. Anahtar Kelimeler:Arap Dili, belağat, teşbih üslubu, İstare üslubu.
Kur'ân naslarının anlaşılmasında ilmî teorilerin rolü
Bu çalışma Kur'ân'ı Kerim'in ilmî icazı konusunda modern ilmî teorileri tespit etmeyi, Kur'ân ve sünnetten müteşekkil nakli delillerle ilgisini kurmayı ve müfessirlerin görüşlerinden hareketle Kur'ân metninin anlaşılmasında bilimsel teorilerin rolünü ortaya hedeflemektedir. Araştırma, çeşitli konularla ilgili ilmi nazariyyeler ve Kur'ân'da zikredilen fikirlerle sınırlandırılmıştır. Çalışmanın amacına ulaşması için âlimlerin Kur'ân'da bulunduğunu ifade ettikleri bilimsel teoriler sunulurken; âyet ve nasları inceleyip, bilimsel raporlara göre analiz ederken betimleyici analitik yöntem kullanılmıştır. Araştırmada ulaşılan neticelerden önemlileri şunlardır: İlmi teoriler ve Kur'ân üzerine çok sayıda araştırmaya rağmen, bu konuda ümmetin âlimleri taraftarlar olanlar ve muhalifler olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Muhaliflere göre Kur'ân'ın temel özelliği insanlara yol göstermek ve irşattır. Kur'ân, bir ilim kitabı değildir. Onlara göre Kur'ân naslarının sübutu kati olup, ilmî teorilere kıyaslanması mümkün değildir. Bu teoriyi benimseyenlere göre ise Kur'ân naslarıyla bilimsel teorilerin çelişmesi mümkün değildir. Bu ilim, Kur'ân metninin anlaşılmasına, Allah'ın yaratmasıyla ilgili birçok ayetin tefsirine yardımcı olur. Bilimsel teoriler, müfessirlerin eserlerinde çözemedikleri bir gerçeği açıklayabilir. Birçok kesin bilimsel teori, bilimsel teorinin değişebilen bir hipotez olarak kaldığı gerçeğini göz ardı etmemekle birlikte, Kur'ân naslarının anlaşılmasında rol oynamıştır. Bu sebeple Kur'ân nassını ilmi teorilere elde edilen ilmi tefsirle kıyaslamak mümkün değildir. Aynı şekilde Kur'ân'ı ilmî teorilere göre tefsir etmenin bazı şart ve kaideleri vardır. Kur'ân ve sünnetin delalet ettiği herhangi bir konuya muhalif olmamak bu kurallardandır.
Yusuf es-Saiğ'in Entrika ve Mesafe romanlarında karakter inşası
Bu çalışma Iraklı yazar Yusuf es-Sâiğ'in "Komplo" ve "Mesafe" adlı iki romanını ele almaktadır. Iraklı Hristiyan yazar, yaşadığı dönemdeki Baas idaresi tarafından komünist partiye üye olma suçlamasıyla hapsedilmiş ve zulme uğramıştır. Sonra Komünist partiden ayrılıp Baas partisine geçmiştir. Bu arada Müslüman olan yazar Müslüman bir bayanla evlenip onu da boşamıştır. Müslümanlıktan irtidat edip tekrar Hristiyanlığa geçmiştir. Yazarın "Mesafe" isimli romanı siyasi iktidarın eleştirisi üzerinedir. Fakat yazar anlatısında sembolik ifadeler kullanmıştır. Yazar eleştirdiği otoriteden korktuğu için sembolik anlatımların arkasına gizlenmektedir. Romanın ana fikri kahramanlık ve hıyanettir. Yazar romanında Irak'ın açık hava hapishanesine dönüştüğünü başarılı bir kurguyla ortaya koyar. Yazarın bu anlatısıyla zulmün karşısında fikir özgürlüğünün bir hiç olduğunu görmekteyiz. Yazarın ikinci romanı olan "Komplo" ise hıyanet şüphesi ve güven krizi üzerinedir. Hikayenin tamamı telefon komplosu üzerine kurgulanmaktadır. Hikayenin doktor kahramanının eşine her akşam meçhul bir telefon gelmekte ve eşinin bu kişiyle telefon görüşmeleri de devam etmektedir. Buna mukabil doktorun kurguladığı telefon arkadaşlığı görüşmeleri nedeniyle doktorda hanımına karşı kıskançlık ateşi alevlenmektedir. Olaylar gelişmekte, hisler ve istekler çatışmaktadır. Hanım kocasının komplosunu ortaya çıkarmakta fakat romanın meçhul kişisi Rafi ile bitmesi için bayan komplosunu açıklamamaktadır. Yazar iki romanıyla şahısların gizli ve psikolojik çatışmalarını ortaya çıkarmayı aşarmıştır. Ayrıca Saddam dönemindeki baskıya bu iki sembolik romanıyla vurgu yaparak Irak'ın açık hava hapishanesine dönüşmesini betimlemiştir
Şair Ebzar Abbas'ın Şehrin Duvarlarındaki Harfler isimli şiir divanı'ndaki ritmik yapı / Rhythm in diwan (Letters on the Walls of a City) for the poet Abzar Abbas
Bu araştırma Dîvâmu Huruf alâ Cidârı Medine isimli eserdeki ritim unsurunu tespit etmeyi amaçlamaktadır. Müellif kasidelerin cüz ve tekniklerini ayırmak için Divan'da musiki ve musikinin şeklini merkeze almıştır. Çünkü musiki, manadan sonraki en önemli unsur olan şiirin ruh ve hüviyetine işaret eder. Ritim şiirin zenginliği ile sesin gücünü ortaya çıkarır ve güzelliği ortaya çıkarmadaki farklılığa işaret eder. Çalışmanın önemi iki noktadan kaynaklanmaktadır. Birincisi, sosyal paylaşım sitelerinde halkın sevdiği metinleri bulmak. İkincisi bu şiirlerin müzikal olarak bestelenmiş halini bilmedir. Bu bestelenmiş hal diğer şairlerin şiirlerini bu form üzerine inşa etmelerine yardımcı olmaktır. Bunun yanında bu şiirleri inceleyerek ve her yönüyle yapılış sırlarını bularak insanların genel beğenilerini tespit edebiliriz. Araştırmanın giriş bölümünde ritim genel bir kavram olarak ele alınmış, türleri ve birbirleri ile olan ilişkileri tanımlanmıştır. Birinci bölümde Divan şiirlerinde zahirî vezin konusunu ele alınmıştır. İkinci bölümde kafiye incelenmiş, çeşitleri ve sınırları üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise içsel ritim konusu incelenmiştir. Araştırmada şu sonuçlara varılmıştır: Şair özgürlük arzusuyla recez bahrini aramış, bu bahirde serbest şiiri savunmuş, bilinen ölçüleri kullanıp, bilinmeyen ölçülerle şiir yazmayı arzu etmemiştir. Kafiyelerden en çok ra kafiyesini kullanmıştır. Ebrez Abbâs'a göre kafiye ana hedef değildir ve şairin önceliklerinden biri olmayan müzikal bir bölümü temsil eder. Anahtar Kelimeler: Şiir, Ritim, Vezin, Ebrez Abbâs, Musiki, Şiir, Bahr.
Yahyâ bin Abdullah Fahreddin er-Ravi'nin (Ö. 864 H.) Hanefî fıkhı hakkındaki Ferâid el-Âlî adlı eserinin şirket bâbından ıtk bâbına kadar inceleme ve tahkiki
Bu araştırmada Hanefî fakihi ve mutasavvıf alimlerden Yahya b. Abdullah Fahreddîn el-Ürdünî'nin (ö. 864) el-Fevâidü'l-leâlî isimli eserinin şikretler ile köle azadı bölümleri arası tahkik edilmiştir. Kitapta Hanefî fıkhı esas alınmıştır. Müellif fetvaları fıkhi konulara göre uygun başlıklar altına almış, muhtasar bir şekilde zikretmiştir. Eserde Hanefi fıkıh şerleri ile fetva kitaplarından istifade edilmiştir. İnsanların genelini ilgilendiren, her zaman ihtiyaçları olduğu için alimlere sorma gereği hissettikleri hususların zikredilmiş olması eserin önemi olarak ifade edilebilir. Buna ilaveten eserde Hanefi âlimlerin nadir ve garib konularla ilgili fetvalarına da yer verilmiştir. Araştırmacı, müellif Yahya er-Rûmî'nin hayatı, yaşadığı dönem ve dönemin önemli olaylarını aktarırken betimleyici analitik yöntemi kullanmıştır. Eserin yazılması, harekelenmesi, nüshaların karşılaştırılması, farklılıkların tespiti, nakledilen görüşlerin asli kaynaklardaki yerlerinin gösterilmesi hususlarında ise tahkik ve talik yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada şu sonuçlara varılmıştır: Müellif eserinde Hanefi mezhebine dair yazılmış yüz civarında kitaptan alıntı yapmıştır. Bunlardan çoğu baskısı yapılmamış mahtut kitaplardır. Kitaplardan bazısı ise kayıptır. Müellif, fıkhî konuların aslını araştırırken aklî ve martıkî istidlalleri bolca kullanmıştır. Kur'ân ve hadis metinlerinden istişhâdı ise azdır. Eser istifadeyi kolaylaştıracak şekilde başlıklara ayrılmıştır. Müellif, nakledilen görüşlerden maslahat ve delile uygun olanını tercih etmede başarılıdır. Şirket, vakıf, nikah, talak, süt emme ve köle azadı konularında mütehassıs kişilerin ve hukukçuların istifade edebileceği birçok konuya eserde değinilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Fıkın, Ferâidü'l-leâlî, Yahya er-Rûmî, Şirket, Köle Azadı.
Yusuf Suresi aracılığıyla kralın işaretleri ve güçlendirme yolları, barış onun üzerine olsun "
Bu çalışma Yusuf Sûresinde bulunan iktidara erişme ile ilgili âyetleri ve temkin biçimlerini ele almaktadır. Tezimiz üç bölüm ile bu konuyu araştırmama neden olan etkenlerle konunun önemini anlattığım bir önsözden oluşmaktadır. İlk olarak "temkin" ve "mülk" kavramlarının sözlük ve ıstılâh anlamlarını tanımlayıp, aralarındaki farkı belirterek konuya giriş yaptım. "Mülk ve temkin âyetleri konusuna objektif bir yaklaşım" başlığını verdiğim birinci bölümde iki konu işledim. Birincisi, konumuz olan mülk ve temkin âyetlerinin tespitinin yanı sıra; "sûre", "esbâb-ı nüzul" konusu ile tefsircilerin ele aldıkları benzer diğer konuların anlaşılması meselesidir. İkincisi ise Yusuf Aleyhisselâm'ın mülk ve temkine ulaşıncaya kadar kat etmiş olduğu aşamalardır. "Mülk ve temkin Âyetleri Hakkında Düşünsel Bir Yaklaşım" başlığını taşıyan ikinci bölümde ise üç ana konuyu ele aldım: Birincisi, mülk ve temkin âyetlerinden çıkarılmış olan sabır, adalet, ilim gibi anlam ve kavramların irdelenmesidir. İkincisi ise temkinin derece ve aşamalarının ele alınmasıdır. Yusuf Aleyhisselâm'ın elde ettiği ürün ve sonuçlar, üçüncü ana başlığımızı oluşturdu. "Mülk ve Temkin Âyetleri Konusuna Sanatsal bir yaklaşım" başlığını taşıyan üçüncü bölümde de aynı şekilde üç konuyu ele alarak irdeledim. İlk olarak önemli kişilikleri ve sembollerini işledim. İkinci olarak dramatik olgu ve bileşenlerini ele aldım. Üçüncü başlığı da suret/görünüm ve dâhilî özelliklerine ayırdım. Çalışmamı bir sonuç bölümü ile bitirdim; burada çalışmada ulaştığım önemli sonuçları sıraladım. Son olarak bir kaynakça ile yararlandığım kaynakları ekledim. Bütün dayanağım ve güvencem Yüce Allah'tır. Hamd olsun âlemlerin rabbi olan Allah'a.
Mısri Şemseddin Muhammed Eş-Şafii'nin Tefsîru'l-Kur'ân isimli elyazmasını tahkîk ve inceleme El-isra Suresi
Bu çalışma, h.896 yılında vefat etmiş olan Şemsuddîn el-Mısrî'nin İsrâ Sûresi'nin tefsirinin el yazmasının araştırmasını ve içermektedir. Müellifin, meşhur müfessirlerin metotlarından Rivayet, Dirayet ve İşari tefsir olarak bilinen bu üç temel metodu bir araya getirerek oluşturduğu zengin ilmi metodu ve engin ilmî kültürü sayesinde tefsirinde Kıraat, Hadis, Dilsel ve Fıkhî konuları kapsayan pek çok konuyu ele almasından dolayı bu el yazması; ilmi değeri yüksek bir eserdir. Çünkü tefsiri; fıkıh, hadis, kıraat ve dili kapsayan çeşitli konuları içermektedir. Kitap, Kur'an ayetlerinin açıklanması hususunda müfessirlerin ve âlimlerin ifadeleri bakımından oldukça zengindir. Manalarının delalet ettiği noktaları açıklamakla birlikte onların okunma yollarını göstermek; belagat, sarf ve nahivle ilgili dilsel meseleleri zikretmek; özellikle Kuran ayetlerini karşılaştırırken kelimelerin hem sözlük anlamlarını verip hem de açıklamak müellif için büyük önem taşımaktadır
Vakfın korunması ve devamının sağlanması konusunda maslahatın etkisi (Vasfını yitirmiş mevkûfun değiştirilmesi özelinde)
Getirilmesi" konusunu ele aldım.Bu çalışmada araştırmacı sorunu betimlemekten hareket etmiş, böylece faiz ve vakfın anlamından dilbilimsel olarak baarihi : Bu tezimde "Vakfın Sürdürülmesinde Faizin Etkisi ve Kalıcılığı - Bir Model Olarak Yerinehsetmiştir. ve deyimsel olarak ve her birini yöneten kontroller ve sınırlar ve bunlara ilişkin yasal etkiler ve metinler ve uygun çözümler hakkında Zamanımızda, vakfın değiştirilmesi konusu ve Irak ve Birleşik Arap Emirlikleri hukukundan örnekler bağışlarla ilgili. Devletin genel ihtiyaçlarının finansmanı için sürekli ve sürekli bir kaynak sağlamak ve toplumdaki fakir sınıfların ihtiyaçlarını karşılamak için İslam'ın teşvik ettiği ve devam eden bir hayır kurumu olarak vakfın önemi açıktır. bağış kaynaklarına olan büyük ihtiyaca rağmen bağış kaynakları azalmıştır; Küreselleşme ve yeni dünya düzeninin dayatmalarına ek olarak, yoksulluğun artması ve kamu mali kaynaklarının Müslüman toplumdaki yoksul sınıfların gerekli ihtiyaçlarını karşılayamaması göz önüne alındığında, devletin ekonomik rolünün azaltılması açısından kamu hizmetlerinin kurulması ve yönetilmesi sürecinde bile, kamu hizmetlerine halkın katılımı konusunda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının rolünün önemi artmıştır. Araştırma üç bölüme ayrılmış olup, birinci bölümde gönderilen faiz ve kanuniliği, bölümleri ve uygulamaları, ikinci bölümde vakfedilen faiz, tarihçesi ve türleri, üçüncü bölümde vakfın ikamesi hakkında araştırmacı tarafından bilgi verilmiştir. İslam hukuku ile beşerî kanunlar arasında, vakfın değiştirmeyi öngörmesi ve bu, hukukçuların onda öngördüğü kontrolleri hesaba katarak, ihtiyaç veya üstün menfaat içindir ve vakfı değiştirme niyetinin baskın olan içindir. faiz ve vakfın ihtiyacı ve faydanın kemali; Yasaklara izin veren bir zaruret yoktur ve hamd her şeyden önce Allah'a mahsustur. Anahtar Kelimeler :Hukuk, Irak hukuku, Birleşik Arap Emirlikleri hukuk, Vakfın koruma,
Cinayetler (suçlar) konusundaki modern tekniklerle başa çıkmaya ilişkin fıkhî hükümler / Jurisprudence rulings related to death modern technologies in the chapter on felonies
Suçluluk Faslında Modern Teknolojilerle Muamele Yapılmasına Dair İçtihat Hükümleri" başlıklı bu çalışmada, suçlar faslında modern teknolojilerin içtihat hükümleriyle olan ilişkisi ve suçlar faslının insan hayatını ilgilendirdiği için ağırlıklı olarak ele alınmıştır. Şeriat nefsi, ırzı, parayı ve aklı kapsar. Bu bölümde şeriat âlimlerinin özenini göstermiş ve fıkıh ihtilaflarını ele almıştır. bazı kısımlar mübarek İslami kütüphanemizdeki muazzam miktardaki bilgi sayesinde.ve şeriat, onsuz insanların hayatlarının düzelmeyeceği ihtiyaçları olan dinin, hayatın, ırzın, neslin, aklın ve paranın muhafazası için geldiğinden ve modern teknolojilerin varlığıyla somut bir gerçek haline geldi. yaşamlar doğrudan etkilenmektedir ve modern teknolojilerin etkilediği bu alanlardan biri de suçlar faslı; Bu nedenle, bu bölümde bunlarla ilgili hukuki hükümlerin incelenmesi ve hukukun genel kurallarına uygun hukuki çözümlerin bulunması gerekli olmuştur .
Yahyâ bin Abdullah Fahreddin er-Ravi'nin (Ö. 864 H.) Hanefî fıkhı hakkındaki Ferâid el-Âlî adlı eserinin Taharet bâbından şufa bâbına kadar inceleme ve tahkiki
Bu tez, Yahya b. Abdullah Fahreddin er-Rûmî'nin (ö. 864) Ferâidü'l-leâlî isimli eserinden Tahâret ile şuf'a arasını tahkik etmeyi hedeflemektedir. Eser Hanefi fıkhına göre başlıklandırılmış, muhtasar bir fetva kitabıdır. Müellif eserinde insanların hükmünü her zaman bilmeye ihtiyaç duydukları konularla ilgili Hanefi alimlerin fetvalarını bir araya getirmiştir. Kendisi de fakih olan müellif, insanların başına az gelecek konularla ilgili garib ve nadir fetvaları da insanlara faydalı olacağını düşünerek yazmıştır. Bu sebeple eser tam bir fıkıh kitabı hüviyeti kazanmıştır. Eserde fetva nakledilen yüzün üzerinde kaynak mahtuttur. Hatta bazıları Müntekâ isimli kitapta olduğu gibi kayıptır. Müellifin yaşadığı dönem, zati ve ilmi hayatı, işlenirken betimleyici analitik yöntem kullanılmıştır. Metnin yazılması, harekelenmesi, nüshaların karşılaştırılması, nakledilen görüşlerin asli kaynaklardaki yerlerinin gösterilmesi, âyet, hadis ve fıkhi konuların tahrîcinde ise tahkik ve talik metodu kullanılmıştır. Araştırmada şu sonuçlara varılmıştır: Diğer Hanefî alimlerde olduğu gibi müellif de fıkhî konuları işlerken âyet ve hadisler yanında rey ve içtihada da yer vermiştir. Eser özellikle, namaz, zekât, oruç, hac, alışveriş, faiz, kira ve şuf'a konusunda olmak üzere Hanefî fetvalarıyla ilgili eserler arasında zikredilebilir. Fetvalar fıkhi başlıklar altında verildiği için İlim talipleri konuyla ilgili fetvalara kolayca ulaşarak; eserden rahatça istifade edebilirler. İhtilaflı konularda bürhan ve delile dayalı yapılan tercihlerden de fıkıh talebeleri faydalanabilirler. Eser mellifin fıkhî konularda ichitad etmedeki mahereti ile kendi görüşünü desteklemek için delil ve hüccetleri sunmadaki başarısına delalet etmektedir. Anahtar Kelimeler: Fıkıh, Ferâidü'l-leâlî, Yahya er-Rûmî, Namaz Bölümü, Tahkîk.
İsa Muhammed bin Abduddîn'in, Baydâvînin tefsiri üzerine yazdığı Fatiha Sûresi Hâsiyesi adh el yazmasının incelenmesi ve tahkîi
Araştırma, oldukça değerli bilimsel eserlerden birini ele almaktadır. Bu araştırma Kâdî Beydâvî'nin tefsirindeki Fâtiha Suresi'ne yapılan Kutbüddin Îsâ b. Muhammed es-Safevî el-Îcî eş-Şâfiî'ye (Ö. H. 955) ait haşiyedir. Onuncu yüzyılda Osmanlı dönemi alimlerinden biridir. Haşiye, Fatiha Suresi'ndeki sözleriyle ilgili yorumları içermektedir. Müellif, Beydâvî'nin sözlerinden kapalı kalanlarını alimlerin söz ve görüşlerini de tetkik ederek açıklamaktadır. Gerekçelendirme ve akıl yürütme yöntemi kapsamında doğru ve yanlış yönlerini ortaya koymaktadır. Onun tefsir metodu genellikle Kitap ve Sünnete dayanmaktadır.Birinci bölümde, müellifin hayatına ışık tutularak o dönemde var olan birçok bilimsel yön ortaya çıkarılmaktadır. Bunun yanında müellifin kişisel çalışmaları, seyahatleri, hocaları ve öğrencileri de ele alınmaktadır. Araştırmada ayrıca nesebi, lakabı ve ölümüyle ilgili birçok önemli bilgiye de ulaşılabilmiştir. İkinci bölümde ise yazarın yaklaşımı ve kaynakları incelenmiş ve değerlendirilmiş, incelemeye tabi tutulan kitap ve teliflerinin isimleri açıklanmıştır. Bunun yanında özellikle müellif; fıkıh, hadis, tefsir ve mantık konularında zamanının âlimlerinin en seçkinlerinden olduğu için bilgi çeşitliliği gibi haşiyenin güzel yönlerine de değinilmiştir. Bunun yanı sıra, bu el yazması eserin etkisini ve değerini artıran kayıp kaynaklardan destek alınmıştır. Üçüncü bölümde; karşılaştırmalar yaparak, hadisleri çıkararak, ayet ve hadislere atıfta bulunarak ıstılahları açıklayan ve alimleri, mezhepleri ve cemaatleri tanımlayan yorumlarla birlikte tahkik edilen nüshanın metni ele alınmıştır.Müellif, ilmi materyali sunma, tertip ve düzenlemede başarılı olmuştur. Ancak yerel dili ve terminolojisini gereğinden fazla kullanmıştır. Akli ilimlere olan ilgisinde dönemin açık bir etkisi vardır. Özellikle Şerîf el-Cürcânî ve es-Sa'd et-Taftâzânî'nin kitaplarının etkisi çok fazladır. Bununla birlikte, Fatiha Suresi'nin sırlarının açıklanmasında müfessirlerin, lügatçilerin, belagatçıların, fıkıhçıların, usülcülerin ve mantıkçıların görüşlerini nakletmesi nedeniyle haşiye önemini korumaktadır. Anahtar Kelimeler: Tefsir ALFâtiha , Haşiye on Beydâvî, Îsâ es-Safevî, Fâtiha Suresi.
(Cemâleddin Ishak b. Muhammed el-Karamânî'nin Beydâvî Haşiyesi (Münafikun Suresini başından Mülk Suresinin sonuna kadar): İnceleme ve tahkîk
Bu araştırma, bilinen Cemaleddin İshak el-Karmani'nin (ö. 933 H.) "Münafıkûn Suresi'nin başından Mülk Suresi'nin sonuna kadar Beydâvî'nin tefsirine dair bir dipnot" konusunu ele almıştır. Cemali Halife olarak Osmanlı devri âlimlerindendir. Kitabında Beydâvî'nin sözlerine ilişkin yorumlara yer verilmiş, bu sözlerden gizlenenleri açıklayan, güzel yanlarını detaylandıran ve özellikle emeklilikle ilgili oluşan konulardaki belirsizliği gideren araştırmacı metnin doğrulanmasında araştırmacıya dayalı bir yaklaşımdır. metinleri, atasözlerini ve meseleleri belgelemek ve bunları bağlamlarından ve kaynaklarından çıkarmak üzerinedir ve yorumu, bazı muğlak ifadeler ve sorunlu kelimelerle sınırlıdır. En önemli bulgular arasında: El-Karmani'nin tanıtılması ve onun hakkında yazılan Arapça kaynakların olmamasına rağmen hayatının bazı yönlerinin açıklanması.Dipnot, müfessirlerin beyanlarını ve görüşlerini inceleyerek ve tartışarak bir tür rasyonel argümanla ayırt edilir.Dipnot dilbilgisinden yoksun değildi, Dilbilgisi kuralının dil anlamına atıfta bulunarak türetilmesi gibi dilbilgisi ve retorik fıkraları veya retorik yararın ifadesi veya sözdiziminin bağlam içindeki yeri ve önemi ve dipnotun bazı dezavantajlardan yoksun olmaması gibi Yazarın İsrailli kadınlarla ilgili birçok hikayeyi bu hikayeleri açıklamadan veya yorumlamadan zikretmesi ve birçok zayıf hadisi zayıf olduğunu belirtmeden alıntılaması gibi. Anahtar Kelimeler (yorum, dipnot, el-Karmani, el-Beydavi, münafıklar, kral)
ibn Nüceyym'de geçen içtihat kuralları kuralları
Bu tezde İbn Nüceym el-Hanefî'nin el-Bahrü'r-Râik isimli Eserinde kullanılan külli kaideler konu edinilmiştir. Bu konu kitabın ve müellifin ilmi konumu sebebiyle seçilmiştir. Araştırmacı konuyla ilgili ıstılahları ve prensipleri açıklamıştır. Fıkhî kaidelerin ortaya çıkışı, gelişimi, önemli özellikleri ve konuyla ilgili ıstılahlar, incelenmiştir. el-Bahrü'r-râik isimli eserde yer alan küllî kaideler ve kaidelerin uygulandığı fıkhî cüzî meselelerin yerli yerinde açıklanması için müstakil bir bölüm ayrılmıştır. Kaidenin belli yönleri ve İbn Nüceym'in kaideyi belli fıkhî meselelere uygulamasındaki isabetini tespit için İbn Nüceym'in görüşleri Hanefî âlimler ve dört mezhebe mensup diğer alimlerin görüşleriyle kıyaslanmıştır. Bu araştırmanın önemi, fıkhî kaideleri mezkûr kitaptan çıkararak toplamak ve diğer kitap ve metinlerde bahsedilenlerle karşılaştırmadan kaynaklanmaktadır. İbn Nüceym'in olaylar ve çeşitli fıkhî meselelerin hükmünü tespit hususunda bu kaideleri nasıl kullandığını tespit etmede araştırmanının önemli bir başka özelliğidir. Ayrıca İbn Nüceym'in mezhebinin temel esaslarını derin bir şekilde anlaması ve keskin fikri ve bakış açısının inceliği sebebiyle bu esaslardan istifade etmedeki başarısını da ortaya koyma araştırmanın hedefleri arasındadır. Araştırmada fıkhî kaidelerin bir araya getirilmesi, usul ve fıkıh kitaplarında uygulanması, kaidelerin tahlil edilmesi, içlerinden ayrılanların tespit edilmesi ve fıkıh dallarından bu kaideler üzerine bina edilenleri ortaya konulurken analitik tümevarım yöntemi kullanılmıştır. İbn Nüceym'in görüşlerinin diğer dört mezhep mensuplarının görüşleriyle kıyaslanması, benzer ve ihtilaflı hususların ortay konmasında karşılaştırma metodu kullanılmıştır. Araştırmada ulaşılan sonuçlarda önemli olanları şunlardır: İbn Nüceym, kaide ve hükümleri şerh etmek için naklettiği görüşleri açıklamış, kendi anlayışına göre kaideyi fıkhi hâdiselere uygulamış, kitaptan ve sünnetten şer'î muteber aslı olan fıkhi kaideleri kullanmıştır. Eserde istifade edilen kaynakların tamamı Hanefî mezhebinin aslî kitaplarıdır. İbn Nüceym bizzat kendisi de ifade ettiği gibi geçmiş alimlerin kitaplarından bolca istifade etmiştir. En-Nihâye Şerhü'l-Hidâye, es-Sirâcü'l-Vehhâc Şerhu muhtasari'l-Kudûrî, Nikâye ve diğerleri bu kaynaklara örnek olarak verilebilir.