Discipline

Building Knowledge

Eskişehir Teknik Üniversitesi

37

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

37 Theses
Master'sOpen AccessTR

Dijital kentsel ikizler ve metaverse bağlamında akıllı eko-kentler için yeni paradigmalar

Bu çalışma, akıllı eko-şehir tasarımında dijital kentsel ikizler ile metaverse entegrasyonunun sunduğu fırsatları incelemektedir. Dijital kentsel ikizler, kentlerin fiziksel bileşenlerini sanal ortamda yansıtan ve gerçek zamanlı veri akışıyla güncellenen dijital modellerdir. Metaverse ise sanal ve artırılmış gerçeklik ortamlarını içeren, kullanıcı etkileşimine dayalı bir dijital evrendir. Bu iki teknolojinin birleşimi, akıllı eko-şehirlerin daha verimli, sürdürülebilir ve kullanıcı odaklı bir şekilde planlanmasına imkân tanımaktadır. Çalışmanın temel amacı, bu teknolojileri kent, tasarım ve planlama bağlamında analiz ederek Türkiye için uygulanabilir model önerilerini sunmaktır. Dijitalleşmenin mimarlık ve şehir planlamasında sunduğu yenilikçi çözümleri değerlendirirken veri güvenliği, kullanıcı deneyimi, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik gibi kritik konuları da ele almaktadır. Araştırma betimsel ve keşifsel yöntemlerle yürütülmüştür. Literatür taramasıyla dijital kentsel ikizler ve metaverse teknolojilerinin teorik çerçevesi oluşturulmuş; uluslararası ölçekte başarılı dijital ikiz projeleri incelenmiştir. Helsinki 3D+, Virtual Singapore, Şangay Dijital İkizi, New South Wales (Sydney) Dijital İkizi, Dubai Dijital İkizi ve Seul Dijital İkizi gibi örneklerin detaylı analizleri yapılmış, bu doğrultuda Türkiye için stratejik model önerisi sunulmuştur. Bu çalışma, dijital dönüşüm sürecinde mimarlık ve kent planlamasına önemli katkılar sunabilecek bir kaynak niteliği taşımaktadır.

Medya Çakır
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Fiziksel elemanların yüzer yapılarda mekan algısına olan etkileri: Çevre ve insan davranışı ilişkisi bağlamında irdelenmesi

Tezin kapsamında denizel mimari yapı olarak yüzer yapılarda fiziksel elemanların mekân algısına etkileri, insanın çevre ile olan davranışsal ilişkisi bağlamında irdelenmektedir. Sürecin geçtiği iç mekânlardaki tasarımsal öğeler kullanıcı beklentileri ve mekânsal memnuniyetleri karşılama düzeyleri açısından değerlendirilmektedir. Yüzer yapılara dair akademik anlamda ilk kullanım sonrası değerlendirme çalışmasını içeren tezin ana eksenini, mekânsal memnuniyet ve beklentilerin kullanıcı tarafından değerlendirilmesi oluşturmaktadır. Mekân algısının kullanıcı beklentileri ve mekânsal memnuniyet ile ilişkisine ışık tutulan tezde, salt fiziksel konfor değil aynı zamanda aidiyet, mahremiyet gibi psikolojik konfor şartlarının da sağlanması gerekliliği açıklanmaktadır. Denizin mekânsal algıya olan etkisi ve karasal yapılardan farklı olarak denizel mekânda ön plana çıkan algısal değişimlerin insan psikolojisi üzerindeki etkilerinden bahsedilmektedir. Yat mekânlarında insan faktörü ve tasarım standartları, mekânsal memnuniyet kriterleri bağlamında irdelenmektedir. Yöntem aşamasında, mimarlık disiplininde yapıların kullanıcı gözüyle değerlendirilmesine dayalı geri dönüşlerin alındığı Kullanım Sonrası Değerlendirme (KSD) tanıtılmaktadır. Gözleme dayalı alan araştırması, Türkiye'deki yüzer yapı örneklerinden yatlarda uygulanan kullanım sonrası değerlendirme anket çalışmasını içermektedir. Ankette, Türkiye'deki yat kullanıcılarının sosyo-kültürel profili oluşturulmakta, denizin mekân algısına olan etkisi sınanmakta, iç ve dış mekânlardaki memnuniyet düzeyleri ölçümlenmekte, farklı kullanıcı gruplarının yat mekânlarından beklentileri tanımlanmaktadır. Karasal yapılardaki yaşam alanlarından farklı olarak hareketli bir fiziksel çevreye sahip olmasına rağmen, yüzer yapılarda genel anlamda memnuniyet düzeyinin yüksek olması, denizde mekân algısı ve mekânda oluşan psikolojik süreç kavramlarının farklılaştığı ve yatların kendi mekânsal karakteristikleri özelinde değerlendirilmeleri gerekliliği sonucuna varılmaktadır. Bu yöntemden elde edilen veriler benzer işlevli yapıların programlama ve tasarım kararları aşamalarına girdi sağlamaktadır.

İnanç Işıl Yıldırım Erniş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Karikatürün hedef nesnesi olarak mimarlığın "kübik ev" üzerinden eleştirisi

Cumhuriyet ideolojisinin modernleşme projelerinin halk üzerinde, mekansal anlamda etkin olduğu alan sivil mimarlık olmuştur. Modern konutun yeni yaşantıyı ifade edecek biçimde şekillenme gereği, Cumhuriyet ideolojisinin öngördüğü biçimde gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Siyasi modernleşmenin bir ayağı olarak ele alınan ve topluma halk mimarlığı olarak sunulan modern konut yapılanmasının sivil ayağı daha da önem kazanmaktadır. Dönemin kamu yapılarında etkin olamayan Türk mimarlar, Cumhuriyet'in kurgulamaya çalıştığı sivil mimarlığın genel anlamda üreticileri ve ana öznesi konumunda olmuşlardır. Dolayısıyla yapılan bu çalışma, modernleşme projesinin algısal boyutunu daha iyi kavrayabilmek için sivil modernleşme olgusunun resmi ideolojik yayınlar dışında ele alınmasını zorunlu görmüştür. Bu noktada, yönetici kitleden bağımsız, muhalif, mizah yayınları modern konutun sivil algısal boyutunu ortaya koymak için önemli bir alan oluşturmuştur. Gerek resmi gerekse de sivil modernleşme kurgusu içerisinde modern, yeni konut ?kübik ev? terimi ile simgelenmiştir. Gerek mimaride gerekse de karikatürlerde yer alan kübik konutlar, görsel okuma strüktürü kullanılarak oluşturdukları mimari imgeler yolu ile çözümlenilmeye çalışılmıştır. Bu çözümleme, kübik ev imgesinin mekansal anlayışının toplumsal algısını ortaya koymuştur. Bu doğrultuda, mimarlık alanında öngörülen yeni konut anlayışı, Batılı örneklerin kavramsal dayanağından yoksun, biçimsel bir anlayışın ürünü olmuştur. Karikatür alanında ise, eleştirilemeyen kamu yapıları yerine, eleştirilen yeni konut imgesi ?kübik evler? biçim üzerinden gerçekleştirilen ideolojik bir eleştiri alanı olmuştur.

KarikatürKübizmModernizm
Gül Deniz Dokgöz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Sinema ve mimarlıkta mekan kurgusu ve kavrayışı

Mekan olgusu, tüm içerdikleriyle bir bütündür ve varoluşsaldır. İnsan ana rahmine düştüğü andan itibaren `mekan' olgusuyla çepeçevre kuşatılmıştır, dolayısıyla varoluşunun temsillerini yansıtan sanat ürünlerini ortaya koyarken, bu ürünleri mekan olgusundan bağımsız kurgulayamaz. Sinema ve mimarlık, `deneyim' odaklı sanatlar olmalarıyla mekansallığın en yoğun aktarıldığı sanat ürünlerini üretirler. Bu çalışmada, ürünlerinde mekanı kaçınılmaz olarak konu edinen sinema ve mimarlığın birbirlerine, yöntem, yaklaşım, tasarım ve temsil olarak kaynaklık edebilme potansiyelleri araştırılarak, örnekler özelinde, mekansal öğelerin kurgulanış ve kavranış potansiyelleri, bu bulguların izleğinde araştırılmıştır.İkinci bölümde, sinemada ve mimaride mekan deneyimi özelinde, sinema ve mimarlık ilişkileri, tarihsel süreç, yöntem ve teknikler ve birbirlerine referans olma potansiyelleri irdelernmiştir. Bu bağlamda, mimari mekanın sinema mekanından edindikleri; mimari mekan tasarımında kullanılan sinematografik teknikler; kadraj, montaj, sekans ve ışık başlıkları altında her iki disiplinin ürünleriyle örneklenerek araştırılmıştır. Daha sonra, sinema mekanının mimari mekandan edindikleri, mekanı ne oranda konu edindiği üzerinden araştırılarak; fon olarak, tamamlayıcı eleman olarak ve ana öğe olarak mekan kavramlarına örneklerle değinilmiştir. Mekanın sinemadaki temsili, Uğur Tanyeli(2001)'nin sınıflandırması temel alınarak sorgulanmıştır. Sanal bir mimarlık alanı tanımlayan, gerçek mekanları yeniden üreten ve mimarları ya da mimari üretimleri konu alan filmler, örneklenerek mekansal deneyim bağlamında okunmuştur.Üçüncü bölümde ise, bir mimari yapı ve bir film; sinematik ve mekansal öğeler üzerinden ele alınarak; `sinematik mekanın' ve `mimari mekanın' üretiminde, sinema ve mimarlığın etkileşimleri, ortaklıkları, birbirlerinden ödünç aldıkları yöntem ve teknikler paralel örnekler üzerinden irdelenmeye çalışılmıştır. Birbirlerine yakın tarihlerde tamamlanmış olan bir mimari eser ve bir sinema filmi; mekansal ve sinemasal yolla anlattıkları konuların ortaklıkları gözetilerek, çalışmaya konu edilmiştir. Bu bölümde, her iki eser de, hem sinematik hem mimari yönleri ile irdelenerek, sinemanın mimarlığa, mimarlığın ise sinemaya sağlamakta olduğu ve gelecekte sağlayabileceği potansiyeller sorgulanmıştır.

MekanMekansal algıMimari+4
Gökçe Beşışık
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası Türk mimarlığında yaşanan dönüşümlerin yarışma projeleri üzerinden incelenmesi

Mimarlık eylemi bir ülkenin içinde bulunduğu sosyal, ekonomik, siyasi ve kültürel durumun en önemli yansıtıcılarından birisidir. Dolayısıyla bu eylem, içinde bulunulan kültürel sistem, hakim düşünce ve eğilimlerden doğrudan etkilenmektedir. Özellikle 1980 sonrası dönem, yaşanılan siyasi, kültürel ve ekonomik gelişimler ile bu değişimlerin mimarlık alanındaki yansımaları göz önüne alındığında bir kırılma noktası olarak kabul edilebilir.Mimarlığın geçirdiği dönüşümleri dile getirmenin en geçerli yollarında biri de mimari yarışmalardır. Yarışmalar, kabul edilen yeni kavramların ya da fikir ayrılıklarının anlaşılabilmesi, mimarların söz söyleme hakkını elde etmeleri, toplum-mimarlık bağının kurulmasına zemin hazırlaması açısından oldukça önemli yere sahiptirler. Bu nedenle 1980 sonrası Türk mimarlığının gelişimi ile yaşanan dönüşümleri yarışmalar üzerinde irdelemek, bu dönemde Türk Mimarlığı'nın gelişiminde yarışmaların oynadığı özgün, etkin rolün incelemek bu tezin amacı olmuştur.Tezin ikinci bölümünde Türk Mimarlığı'nın 1980 sonrasından günümüze kadar olan gelişimi ve geçirdiği dönüşümler, dönemin sosyo-ekonomik-siyasal verileri çerçevesinde ve `80 öncesi dönemine ilişkin kısa bir anımsatma yapılarak tanımlanmıştır.Üçüncü bölümde mimarlığı yaşatma fırsatı olarak proje yarışmalarının önemine, genel işleyiş biçimine, amaçlarına ve yarışmalardan beklentilere değinilir. Bunun yanında `80 sonrası Türkiye'deki yarışma ortamının daha net kavranması açısından, yarışmaların Cumhuriyet döneminden 80'lere kadar olan gelişimi, dönem mimarisinin gelişimi doğrultusunda incelenmiştir.Dördüncü bölümde, başka bir deyişle asıl örnekleme bölümünde 1980 sonrası dönem `80'ler, `90'lar ve 2000'ler olmak üzere üç bölümde ele alınmış, her bölümde önce yarışmaların gelişimi tariflenmiş, daha sonra seçilen yarışma projeleri üzerinden dönemin mimari akımlarının, biçimsel yansımalarının, ülkenin yaşadığı değişimlerin mimarlık alanında yapısal ve kavramsal etkileri irdelemiş ve çeşitli saptama ve analizler yapılmıştır.

KüreselleşmeMimari yarışmalarPostmodernizm+2
Pınar Ay
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Sokağın günümüz koşullarında çocuk oyun alanı olarak ele alınması ve değerlendirilmesi

Günümüzde motorlu araç trafiğinin sokakları esir alması sonucu çocuklar sokakta oyun oynayamaz duruma gelmiştir. 19.yüzyıl sonlarına doğru çocuklar için özelleşmiş çocuk oyun alanları oluşturulmaya başlanmış, ancak bu oyun alanlarının ulaşımının problemli olması ve çocukların yaratıcı oyun oynama olanaklarını kısıtlaması nedenleri ile bu çözüm uzun süre geçerli olmamıştır. Çocuklar evlerinin yakınlarındaki sokaklarda kendi oyun alanlarını yaratmak durumunda kalmış, ancak bu durumda da sokaklarda artan motorlu araç trafiği ve sokakların barındırdığı tehlikeler aileler için rahatsız edici faktör olmuştur.Bugün, çocuklar dış mekânda oyun oynamak yerine, daha çok içe dönük bir oyun anlayışı ile yetişmekte, sokağın avantajlarından mahrum olmaktadır. Bu şekilde içe dönük bir oyun anlayışı çocuğun gelişimine olumsuz yönde etki etmekte, onun yaratıcılığını kısıtlamakta, sosyalleşmesine engel olmaktadır.Avrupa'da yapılan araştırmalar, dış mekânlarda oynanan oyunların çocuk gelişimini ve yaratıcılığını iç mekâna göre daha çok desteklediğini göstermektedir. Sokakların çocuk gelişimi için önemi göz önünde bulundurularak Avrupa'da ve birçok ülkede çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalarda amaç, çocuklara konut bölgelerindeki sokaklarda oyun alanları sağlamak, sokağı tüm topluma hizmet eden bir sosyal platform olarak değerlendirmektir.Türkiye'de de sokaklar bu bakış açısı ile yeniden ele alınmalıdır. Çocuk gözü ile yeniden değerlendirilmeli ve iyileştirilmelidir. Çocuklar için ve çocuklarla birlikte tasarlamak, geleceğin yetişkinleri olan çocuklarımıza daha iyi bir kent sunmak için öncelikli yapılması gerekenler arasında yer almaktadır.

Çocuk haklarıÇocuklar
Burcu Gülay Taşçı
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Günümüz cami cimarisinin işlev-biçim ve teknoloji ilişkisi açısından incelenmesi

İslam dininin ibadet yapısı olan camiler, İslamiyet ilk geldiğinde din tarafından tanımlanmış olmayıp daha sonra zamanla işlev ve ihtiyaç doğrultusunda oluşmuş yapılardır. Başlangıç dönemlerinde camiler işlev neticesinde ortaya çıktıkları ve ortak İslam kültürünü paylaştıkları için farklı coğrafyalarda farklı zaman dilimlerinde yapılmış olsalar da büyük farklar göstermemiştir. Ancak ilerleyen zaman içinde hem inşa edildikleri zaman diliminin teknolojik imkânlarının elverdiğince kullanılması hem de dönemlerinin devlet ideolojisine paralel olarak camiler, sanayi devrimi öncesi İslam coğrafyasındaki toplumların en önemli kamusal yapı tipi olmuştur.Sanayi devrimi sonrası modernizm hareketleri ile değişen devlet yapısı ve resmi ideoloji ile camiler Türkiye'de devlet desteğini kaybetmiştir. Gerek dinin devlet işlerinden ayrılması gerekse modernist yaklaşımın kendinden öncekini yok sayması, geçmiş'in sembollerinden biri olan cami yapısının bu dönemde önemini kaybetmesine yol açmıştır. Bu dönemden itibaren gelişen dinin toplum üzerindeki etkilerinin ve buna bağlı olarak dinsel mimarlığın yok sayılmasına bir tepki olarak geçmişi savunan kesim, geçmişteki cami biçimlenme özelliklerini birebir alma eğiliminde olmuştur. Bunun neticesinde camiler, işlevin formu yönlendirdiği biçimlenme özelliklerinden tersine bir şekilde formun işlevi yönlendirdiği biçimlenme özelliğine dönüşüm göstermiştir. Sanayi devriminin getirdiği yeni inşaat malzemeleri ve metotlarının cami yapısına getirisi bu gibi sebeplerden ötürü kısıtlı seviyededir.

Dini mimariDini yapılar
Çağrı Uzun
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Kent çeperlerindeki az katlı konut topluluklarının kullanıcı-mekan ilişkisi bağlamında değerlendirilmesi: İzmir örneği

20.yüzyılın sonlarında dünya genelinde yaşanan dönüşümler, konut üretim biçimlerinde de farklılıklar yaratmıştır. Özellikle 1960 sonrasında yaşanan ekonomik değişimlerde temellenen süreçler, konut alanlarının şekillenmesinde de temel belirleyici haline gelmiş; az katlı konut toplulukları ve kapalı konut siteleri de bu dönüşümlerin bir ürünü olarak ortaya çıkmışlardır. Temel nitelikleriyle öncekilerden farklı bir barınma pratiğine işaret eden bu oluşumlar, yeni bir konut sunum biçimi ve kentsel büyüme formu olarak öne çıkmaktadır. Küreselleşmenin etkileriyle dünyaya yayılan bu değişimler kapsamında, bu yeni konut alanlarının her ülkenin ve kentin kendi özgün bağlamı çerçevesinde şekillendiği görülmektedir. Türkiye'de de 1980 sonrasında, kent çeperlerinde, ortaya çıkan konut siteleri yeni bir yaşam tarzını, `farklılık' iddiasındaki bir mekansal örgütlenme ile tüketiciye sunmanın yeni bir yolu olarak keşfedilmişler; İstanbul ve Ankara'dan sonra başka büyük kentlerde olduğu gibi İzmir'de de giderek artmışlardır. Çalışmanın temel amacı, kent çeperindeki az katlı konut topluluklarının ortaya çıkış süreçlerini ve taşıdıkları problematikleri üst ölçekteki toplumsal gelişmeler paralelinde anlamaya çalıştıktan sonra, mimarlık eylem alanında bu konut toplulukları için bütüncül bir bakma biçimi geliştirmek ve bu çerçevede İzmir örneğini kullanıcı-mekan ilişkisi bağlamında derinlemesine irdelemektir. İzmir'deki az katlı konut toplulukları ve kapalı konut siteleri, ulusal ya da uluslararası ölçekteki benzerlerinden, kentin iç dinamikleri doğrultusunda temel farklılıklar içermektedir. Bu doğrultuda tez çalışması, konuya ilişkin geliştirmeye çalıştığı bütüncül bakma biçimiyle konunun her boyutuyla görülmesini sağlamış; İzmir kentindeki az katlı konut toplulukları ile ilgili yapılan envanter çalışmasının yanı sıra anket çalışmasından elde edilen bulgularla, İzmir'in dünya ve Türkiye içindeki farklılıklarını ortaya koymuştur.

Kapalı konut siteleriKent çeperiKullanıcı tatmini+3
T. Didem Akyol Altun
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

20. yüzyıl başlarından 1980'lere kadar uzanan süreçte modern mimarlıkta doğal ışık kullanımının irdelenmesi

Işık, yüzyıllar boyunca mimarlığın ana elemanlarından biri olmuştur. Mimari mekânın karakteri, ışığın iç mekâna alınmasının yapının formu ve yapı kabuğundaki boşlukların konumu, büyüklüğü ve yönlenmesi aracılığıyla kontrol edilmesi ile zenginleşmiştir. Işığın mimari ifadesinin çok çeşitliliği, Gotik katedralin heyecan verici aydınlatması ve Barok kiliselerinin dramatik ışığından, bir konut iç mekânının yalın sakinliğine kadar uzanır. Mekânda yaratılan aydınlık etki ve ışık gölge oyunları, birleşik bir tasarım yaklaşımından türeyen işlevsel ve anlamsal gereksinimlerin karşılığıdır.20. yüzyılda ortaya çıkan ve genel mimarlık pratiklerine damgasını vuran mimari yönelim, anlayış ve akımlar, doğal olarak, ışığın değişik biçimlerde kullanılmasını da beraberinde getirmiştir. 20. yüzyıl bağlamında söz konusu dönüşümlere doğal ışık ekseninden bir kez daha bakmanın ve doğal ışık kullanımının kazandığı boyutları yeniden değerlendirmenin yararlı olacağı düşünülmektedir. Yapılan çalışmalarda konunun kısmen ihmal edildiği ya da genel bir değerlendirmeden çok belli mimarlar üzerinden incelendiği görülmektedir. Öte yandan, ?ışığın işlevsel ve anlamsal kullanımı? biçiminde yapılacak bir sınıflandırmayla farklı bir boyut kazanacağı düşünülen dönemsel ve tarihsel değerlendirmenin konuya detaylı ve görece özgün bir çerçeve sunacağı umulmaktadır.Çalışmanın amacı doğal ışığın mimari mekânda işlevsel ve anlamsal kullanım biçimlerini örnekler üzerinden incelemek ve dönemsel olarak doğal ışık kullanımına yönelik genel bir çerçeve sunmaktır. Çalışmanın giriş bölümünde, yapılan araştırmanın problemine, varsayımına, amaç ve kapsamı ile yöntemine değinilmektedir. İkinci bölümde, ilk çağlardan sanayi devrimine kadar doğal ışığın mekânda çeşitli amaçlarla kullanılması ve gelişen teknoloji ve yeni malzemeler ile mekânda doğal ışık etkisinin farklılaşması tarihsel süreç içerisinde anlatılmaktadır. Çalışmanın üçüncü bölümünde, 20. yüzyıl başlarından 1980'lere kadar modern mimarlıkta doğal ışığın işlevsel ve anlamsal kullanımı öne çıkan mimari yapılar üzerinden dönemlere ayrılarak çözümlenmeye çalışılmıştır. Sonuç kısmında ise bulgulara dayanarak dönemsel olarak doğal ışık kullanımında yaşanan dönüşümler konusunda tartışmalar yapılmış ve bir takım genellemelere ulaşılmaya çalışılmıştır.

Doğal ışıkModern mimari
Pınar Özmen
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Medyanın mimarlığa etkisi, mimar imgesinin oluşumunda medyayın rolü

Bu tez çalışmasının amacı; mimarlık kültürünün ve mimarlık mesleğinin toplumlara kanalize edilmesinde medyanın rolünün incelenmesidir.Toplumlara mimarlık kültürünün verilmesinin önemi vurgulanarak, medya kaynaklarının bu konudaki çalışmaları irdelenmiştir. Mimarlığın lüks olmaktan çıkartılıp, mimarlığa olan ihtiyacın farkındalığının yaratılmasının önemi vurgulanmıştır. Bu doğrultuda medyanın kamuoyu yaratmada ve toplumsal rol modeller oluşturmada elinde bulundurduğu gücün kullanımı üzerinde durulmuştur.

MedyaMimariMimarlar
Açelya K. Karaca
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukta mekan algısının gelişiminde masalın etkisi/ önemi

Çocuk toplumun yarınıdır. Çocukların kendilerine ve çevrelerine karşı sorumluluklarını bilen ve bilinç düzeyi yüksek bireyler olarak yetişmesi toplumların geleceği için önemlidir. Çocukların, etrafında olup biten her şeyi sorgulayan, etkin, katılımcı, yaratıcı, haklarını bilen ve koruyan, sürekli değişen, çevresini de değiştiren bir çocukluk anlayışına sahip olmaları gerekmektedir. Çocuklar ile ilgili alınacak kararlarda çocukları en iyi anlatacak olan yine çocuklar olacaktır. Bu nedenle etkin bir şekilde çocuk katılımı sağlanmalıdır. Bu araştırma ile; temel konusu mekan yaratmak olan mimarlık disiplininde, çocuk katılımının sağlanarak çocukça ve çocuk ile birlikte, çocuğun mekansal düzeyde algısı üzerinden bir değerlendirme yapılmıştır.?Çocukların mekan algısının gelişimi? ni ortaya koymak adına; çocuk, mekan, algı ve masal kavramları ile ilgili olarak literatür araştırması yapılmıştır. Çalışmanın bilimsel temelleri ortaya konularak, ?masal? kavramı üzerinden, çocukta mekansal algı gelişimini destekleyici kuram ve görüşlere yer verilmiştir. ?Çocuk? kavramı ele alınmış, çocuğun değişik parametrelerin etkisi ile algılama düzeyi değerlendirilmeye çalışılmıştır. ?Mekan ve algı? kavramları, çocuk merkezli değerlendirilerek, mimarlık disiplini içerisindeki yerleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çocukta mekan algısını masal ve masal mekanları üzerinden okunması konusunda, literatür araştırması sonucunda elde edilen fikir, kuram ve görüşler, yapılan alan çalışması ile desteklenmeye çalışılmıştır.Çocukta mekan algısının ve gelişim sürecinin değerlendirilmesi sırasında, çocuğun masalda geçen mekanlar ile günlük yaşamında kullandığı gerçek mekanlar arasında kurduğu ilişki değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçların yorumlanması ve sonucunda oluşturulan önerilere yer verilmiştir.

AlgıMekan
Gülşan Yılmaz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Medya, cinsiyet ve mimarlık: Televizyon reklamlarında mutfak temsil biçimlerinin cinsiyet bağlamında okunması

Tüm toplumsal değerlerin oluşumunda ya da değişiminde olduğu gibi toplumsal cinsiyet kavramındaki değişimlerde de medya etkin öğelerden biridir. Varolan değeri yeniden üretme gücünü elinde tutan medya, özellikle reklamlar üzerinden rol-modeller ve onların mekânlarını yaratır. Reklamlar yalnızca ürünü değil, ürüne yüklenen anlamları da satışa sunar. Reklam, ürün ile kullanıcı arasında bir özdeşleşme kurar. Böylece satılan ufak bir aksesuar dahi olsa, kullanıcının mekânı, giysileri, okudukları gibi yaşam tarzının göstergesi kabul edilen nesneler ve alanlar reklamda ya doğrudan tanımlanır ya da ima edilerek hayal gücümüze bırakılır. Satılan, ürün olmanın ötesinde artık bir ?yaşam tarzı?dır. Reklam, önerdiği yeni yaşam tarzı çerçevesinde, cinsiyetçi rol-modelleri ile birlikte mekânın cinsiyetini de yeniden tanımlamış olur.Geleneksel normlarda kadın daha çok özel alan yani konut ile eşleştirilirken, erkek ise kamusal alan ile eşleştirilir. Böylece, toplumda kabul gören cinsiyetçi roller doğrultusunda önce kullanıcı ardından da mekân cinsiyetlendirilmiş olur. Kamusal alan-konut ayrımının yanında konut içi bölümlerde de benzer bir ayrım görülür. Mutfak ve yatak odası daha dişil alanlar iken, oturma odası ya da salon olarak adlandırılan birimler daha eril bölgeler olarak nitelendirilir. Bu çalışma kapsamında ise dişilik atfedilen mutfak mekânının televizyon reklamları ile yeniden cinsiyetlendirilmesi, eril mekânlar haline getirilmesi seçilen örnekler üzerinden ele alınmıştır. Televizyon, medyanın en etkin ve yaygın alanlarından biri olduğu için tercih edilmiştir.

Sevinç Alkan Korkmaz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Mimarlıkta hesaplamalı tasarım teknikleri ve Türkiye örnekleri

Bilgisayar teknolojilerinde 20. Yüzyıl'ın sonlarına doğru yaşanan hızlı gelişmeye koşut olarak sanal iletişim araçları ve kişisel bilgisayarların yaygınlaşması birçok disiplin gibi mimarlıkta da etkisini göstermiş, başlangıçta mimari çizim aracı, sonrasında ise kapsamı genişleyerek temsil ortamı olarak araştırılmasına ve kullanılmasına olanak sağlamıştır. Bu sürecin doğal bir sonucu olarak algoritma, parametre, animasyon gibi farklı disiplinlere ait kavramlar mimarlık disiplinine transfer olurken geleneksel temsil araçları ile görselleştirilmesi güç olan Öklid-dışı geometriler bilgisayarın ?hesaplama? kabiliyeti ile görselleştirilebilir ve inşa edilebilir hale gelmektedir.Başlangıçta mimarlık pratiğinde daha hızlı ve nitelikli çizim üretme aracı olarak kullanılan bilgisayar, hesap yapabilmesi nedeni ile, gittikçe mimari tasarımın ön aşamalarına ve üretime dahil olmaya başlamış, özellikle günümüzün en etkin mimari üretim ve temsil aracı haline gelmiştir. İlk araştırmaları ve denemeleri yurt dışında görülen hesaplamalı tasarım teknikleri ile üretilen çalışmalarda bilgisayarın temsil aracı olma işlevine tasarım ortamı olarak kullanılması da eklenmiştir. Bu tür çalışmaların kimi zaman Türkiye'deki yansıması ?moda olanı yapma? olarak karşılık bulsa da hesaplamalı tasarımın ardındaki matematiksel ve geometrik işleyişin ve donanımın farkında olan bazı araştırmacı mimarlar bugün bu tasarım teknikleri ile yurt içinde ve dışında çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışma kapsamında seçilen iki mimar profili olan Gökhan Avcıoğlu ve Onur Yüce Gün de biçimsel taklitlerle transfer yapmanın aksine farklı yollardan bu teknik, biçim ve geometrileri araştırmakta ve uygulamaktadır. Bu sebeple ilk denemeleri yurt dışında görülen hesaplamalı tasarım tekniklerinin Türkiye transferlerini ve yurt içindeki örneklerini oluşturmaktadır.Bilgisayarın gelişim sürecinin burada kalmayacağı ve bilgisayar destekli çalışmaların mimarlığın tasarım pratiğinin merkezine doğru ilerleme eğiliminde olduğunun ipuçları özellikle son yıllarda ortaya çıkmaktadır. Çalışmanın konusu olan geometri, hesaplamalı tasarım teknikleri ve bu tekniklerin Türkiye'ye transferi bu bağlamda ele alınacak ve alandaki gelişmeler bu bakış açısıyla izlenmeye çalışılacaktır.

Nilay Özcan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Ekolojik konut tasarımı kriterlerinin araştırılması ve İzmir ili için bir tasarım modeli önerisi

Dünya üzerinde tüketilen enerjinin yaklaşık yarısı yapı kaynaklıdır. Yapıların çevreye ve insan sağlığına olumsuz etkilerinin azaltılması arayışı sonucunda ?ekolojik yapı? kavramı ortaya çıkmıştır. Ekolojik bir yapı tasarlayabilmek için yapının gerçekleştirileceği çevre ile ilgili veriler doğru saptanmalı ve uygulanacak ekolojik yaklaşımlar bu bilgiler ışığında seçilmelidir.Bu tez çalışmasının ilk amacı İzmir ili yenilenebilir enerji kaynakları potansiyelini ve çevre verilerini incelemektir. Bu inceleme kapsamında yenilenebilir enerji kaynak potansiyeli ve çevre verileri tek bir çalışmada toplanarak bundan sonra yapılacak olan çalışmalara kaynak oluşturması hedeflenmiştir. Çalışmanın ikinci amacı ise yapı kaynaklı enerji tüketiminin büyük bölümünü oluşturan konutların çevreye ve insan sağlığına olumsuz etkilerini azaltacak, kendi enerjisini kendisi üreten, yenilenebilir enerji kaynaklarını etkin biçimde kullanan, uygulanabilir bir ekolojik konut modeli önermektir.Bu amaçlar doğrultusunda çalışmanın ilk bölümünde çalışmanın yöntemi, kapsamı, amacı ve önemi anlatılmıştır. İkinci bölümde çevre, enerji, ekoloji ve sürdürülebilirlik gibi temel kavramlar açıklanarak çevre ve yapı ilişkilerine dikkat çekilmiştir. Üçüncü bölümünde ise açıklanan kavramların ışığında ekolojik mimarlık ilkeleri ele alınmaktadır. Çalışmanın dördüncü bölümünde; İzmir'deki çevre sorunları ve nedenleri, İzmir ili çevre verileri ve yenilenebilir enerji kaynakları analiz edilmiş, bu analiz doğrultusunda ekolojik mimarlık ilkeleri İzmir ili özelinde incelenmiş ve örnek konut tasarım modelinin geliştirilmesi için bir çalışma alanı belirlenmiştir.Ortaya konulan kriterler ve verilerin değerlendirilmesi sonucunda İzmir'in Seferihisar ilçesi ekolojik kaynaklar açısından en potansiyelli alan olarak belirlenmiş, çalışma alanı burada seçilerek, alan üzerinde uygulanabilir bir konut modeli önerilmiş ve maliyet hesapları ile birlikte sunulmuştur.Çalışmanın son bölümü olan ?Sonuç? bölümünde önerilen konut modelinde yer alan aktif sistemlerin yapı maliyetindeki oranları ve geri dönüş süreleri ele alınmış, değerlendirme ve öneriler sunulmuştur.

Ekolojik mimariMaliyet analizi
Erhan Serin
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

1950'den günümüze karşıyaka'da apartman tipi konut yapılarındaki mekansal değişim ve dönüşümler

Konut, yapıldığı dönemin ve konumlandığı bölgenin sosyo-ekonomik ve politik özellikleri ile kültürel değerlerini en iyi yansıtan mimari ürünlerden biridir. Türkiye'de ve İzmir'de konut üzerine yapılan çok sayıda araştırma ile mimari alanda yaşanan değişim ve dönüşümlerin geleceğe aktarılması sağlanmıştır. Bu çalışmada amaçlanan, konut araştırmaları için yeterli envanteri içerisinde barındıran, İzmir'in en eski ve en büyük yerleşim yerlerinden biri olan Karşıyaka'da, 1950 yılından günümüze kadar yaşanan değişimlerin apartman tipi konut yapıları üzerinden irdelenmesidir.Karşıyaka'da bu çalışma kapsamında tüm konut alanlarında inceleme yapmak zaman ve işgücü açısından hemen hemen olanaksız olduğundan konut mimarisinde yaşanan değişimlerin net olarak okunduğu bir bölge seçilmiş ve burada detaylı bir araştırma yapılmıştır. Çalışma alanı, farklı konum özellikleri ile sosyo-ekonomik ve kültürel şartları barındıran iki ayrı bölgeye ayrılmıştır.Çalışma bölgelerinde yapılan inceleme iki aşamada yürütülmüştür. Bunlardan ilki incelenen konutların konumlandığı ada ve parsellerin özellik olarak irdelendiği kentsel ölçek, diğeri ise konut mekanındaki örgütlenmenin irdelendiği mimari ölçektir. Kentsel ölçeğin mimari ölçeği ne derece etkilediği de çalışma içerisinde incelenmiştir.Araştırma sonucunda elde edilen veriler üzerinden çıkarılan grafik, şema ve değerlendirmeler ile yaklaşık 50 yıllık bir süreçte çalışma alanlarında yaşanan mimari değişim ve dönüşümler belgelenerek ortaya konmuştur.

ApartmanKonutMekan
Tuğba Sormaykan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamusal mekan ? tüketim olgusu etkileşiminin İzmir'deki alışveriş merkezleri bağlamında değerlendirilmesi

Tezin kapsamında alışveriş merkezleri, kamusallık ve tüketim kavramları çerçevesinde irdelenmekte, birer tüketim mekanı olan alışveriş merkezlerinin kamusallığı, kullanıcının algılama, kullanım ve değerlendirmesi çerçevesinde değerlendirilmektedir.Birinci bölümde problem tanıtılmakta, yapılmış çalışmalar, çalışmanın amacı ve araştırma yöntemine ilişkin özlü bilgiler verilmektedir. Algılama, kullanma ve değerlendirme sürecinde, alışveriş merkezine kullanıcı ?kamu?nun ?mekan?la ?kamusallık? bağlamında kurduğu ilişki, problemin ana eksenini oluşturmakta, bu ilişkilenme sürecinin geleneksel alışveriş merkezi ve yaşam tarzı merkezlerinde nasıl farklılaştığı ise, ikincil çözümleme alanı olarak tanımlanmaktadır.İkinci bölümde tez çerçevesi içinde alışveriş merkezi mekanının iki temel girdisi olarak kabul edilen kamusallık ve tüketim, kavramsal ve mekansal yönleriyle ele alınmaktadır. Kamusal mekanın doğal oluşum süreci içinde temel işlevlerinden birisi olan alışveriş eyleminin tüketim toplumunun yaşamsal unsurlarından biri haline gelmesi, kamusal mekan yaratma fikrinin tüketime uygun zemin hazırlayan bir araç olarak kullanılmaya başlanması bu bölümün ana temasıdır.Üçüncü bölümde, alışveriş merkezlerinin gelişim süreci kamusallık ve tüketim bağlamında, dünya ve Türkiye örnekleri kapsamında irdelenmektedir. Türkiye'de küreselleşmeyle birlikte gelen yeni ekonomik ve sosyal değerlerin bileşkesi olarak ortaya çıkan ve günümüz tüketim toplumunun kamusal mekan ihtiyaçlarına karşılık gelen alışveriş merkezleri, ekonomik, sosyal ve mekansal yönleriyle tartışılmaktadır.Dördüncü bölüm, alan araştırmasını içermektedir. Bu bölümde, İzmir kenti ve alışveriş mekanlarının tarihi ve bugününe değinilmekte, araştırmanın yöntemi ile bulgular açıklanmakta ve yorumlanmaktadır.Son bölümde ise bu kavramsal ve mekansal analizler değerlendirilerek ve konu ile ilgili önerilerde bulunulmaktadır. Tüketim aracı olmalarına ve toplumun her kesimi için ulaşılabilir olmamalarına karşın, çizilen kavramsal çerçeveye ve kullanıcı kitlenin algı, kullanım ve değerlendirmeleri ile elde edilen verilere dayanılarak, alışveriş merkezlerinin tüketim toplumunun kamusal mekanları olduğu sonucuna ulaşılabilmektedir.

Alışveriş merkezleriKamusal alanTüketim toplumu+1
İnci Uzun
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

İklim duyarlı yapılaşma için imar yönetmeliği geliştirme modeli

İklim duyarlı yapı tasarımı, günümüzün en önemli sorunlarından olan küresel ısınma ve iklim değişikliğinin önlenmesine sağladığı katkı nedeniyle son derece önemlidir. Bu doğrultuda, planlama sürecinden başlayarak, yapının tasarımı, uygulanması ve kullanımı aşamalarında, bulunulan bölgeye ait hava sıcaklığı, nem, yağış, rüzgar, güneş ışınımı ve bulutluluk gibi iklim elemanlarının kullanıcı konforunu sağlamaya yönelik olarak irdelenmesi gerekmektedir.Ülkemizde iklim duyarlı yapı üretimi ile ilgili herhangi bir yaptırım bulunmamaktadır. Bu durum konunun öneminin ülkemizde henüz algılanmadığının; bir başka deyişle tasarımcılar, uygulamacılar ve kullanıcılar açısından yeterli bilince sahip olunmadığının göstergesidir. Bu nedenle; toplumsal anlamda farkındalık yaratmaya yönelik çalışmaların hızla ele alınması gerekmektedir.Genel anlamda, yeni bir uygulamanın kabul görmesi ve yaygınlaşmasının en kolay ve etkili yolu, konu ile ilgili yaptırımlar içeren yasal bir mevzuat hazırlanmasıdır. Bu doğrultuda, ülkemizde halen yürürlükte bulunan İmar Yönetmelikleri'nin, iklim duyarlı bina tasarlanması, uygulanması ve uygulama sonrası denetlenmesine imkan veren yaptırımlar eklenerek revize edilmesi gerekmektedir. Bu çalışmaların ayrıca; İmar Kanunu ve enerji konusunda geliştirilen diğer yasa ve yönetmelikler ile bütünlük sağlayacak şekilde yürütülmesine de özen gösterilmelidir.

Selin Zağpus Candemir
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Gelişen tasarım araç ve teknolojilerinin mimari tasarım ürünleri üzerindeki etkileri

Tasarım araç ve teknolojileri mimara mekana ilişkin fikirleri ile gerçekleştireceği mekanarasındaki tasarım sürecinde aracılık eder. Fiziksel olarak mimarlık ve mekan henüz yokken,tasarımcı bu araçlar vasıtasıyla tasarladığı mekan ile ilişki kurmaya çalışır. Temsilteknolojileri ve teknolojik araçlardan oluşan mimarın tasarım araçları, tasarımcıyaaktarabildikleri mekansal deneyim ile mimari tasarım ürünü üzerinde etkili olur. Çalışma,mimarlığın temel amacı olan mimari tasarım ürününe, tasarım sürecinde kullanılan araç veteknolojilerinin etkileri nelerdir sorusuna cevap arar. Mimari tasarım ürününü sınamaya vekavramaya yönelik olarak geliştirilen deneyim kavramının, mimari tasarım sürecinde mimaritasarım araç ve teknolojilerinde potansiyel varlığını anlamaya çalışır.İkinci bölümde mimari tasarımın süreç ve bileşenleri yaratıcılık, aracılık ve bilgi bileşenleriile tanımlanır. Ortam, teknoloji ve araç kavramlarının kapsamları ve araçsallık ve aracılıkkavramları tanımlanmaktadır. Üçüncü bölümde, tasarım araç ve teknolojilerini tasarımsürecinin bir bileşeni olarak varlığı ile ve diğer bileşenler ile bağlantılı olarak tanımlayanparametreler tespit edilip ve açıklanmaktadır. Bu parametreler, tasarım araç ve teknolojilerinitasarımcının süreçteki deneyimlerini temel alan bakış açısı ile, özne:araç, özne-araç:nesne veözne:nesne ilişkileri açısından ele alan ileri sürülen üç aşamalı deneyimsellik yapısındadeğerlendirilir.Dördüncü bölümde, mimari tasarım araç ve teknolojilerinin yirminci yüzyıl mimari tasarımürünlerine etkisi, mimari mekan ve biçimin temsili ve geometrisine deneyimsel bir bakış açısıile, metaforlaşma ve metafor üretme özellikleri ile araştırılmaktadır. Yirminci yüzyıl müzemimarlıklarından örnekler, sayısal teknolojilerin özümsenmesi süreçlerine göre, Anlayış veüretimlerindeki süreklilikler, süreksizlikler ve dönüşümler ile araştırılmaktadır. Sonuç olarak,yirminci yüzyılda analogdan dijitale teknolojilerin değişimi paralelinde, mimari tasarımürünlerinde gözlenen deneyimsellik paradigması ileri sürülmektedir.

Durnev Atılgan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Büyükelçilik binalarında simgesellik boyutunun irdelenmesi

Bu tez, büyükelçilik yapılarının mimari özelliklerinin ve ulusal kimliin temsiliyetinde oynadıkları rolün, T.C. Büyükelçilikleri kapsamında incelenmesi, belgelenmesi ve sınıflandırılması amacıyla balanmı bir çalımadır. Aratırmada, Türkiye'nin farklı tarihsel dönemlerdeki dı politikasının yanı sıra, dönemin baskın sosyal, politik, ekonomik faktörlerinin ve mimarlık ortamının, büyükelçilik yapıları üzerindeki mimari yansımalarına odaklanılmıtır. Örneklem grubunu T.C.Büyükelçilik yapıları oluturmakla birlikte, gerektiinde mimari temsiliyet özellii taıyan farklı yapı grupları ve yabancı ülkelere ait elçilik yapılarına da referanslar verilerek çalıma geniletilmitir. Bu yapıların oluturulmasında rol oynayan farklı mimar ve meslek gruplarının yorumları da, konunun çeitli boyutlarda sergilenmesi amacıyla göz önünde tutulmuştur. Çalımada, büyükelçilik yapılarının mekansal örgütlenme biçimlerinin benzer tutumlar izledii gözlenmitir. Bununla birlikte, ulusal kimlik konusunda, mimarlıkta benzer söylemsel ve biçimsel boyutların sürekliliini koruduuna iaret edilmi, T.C. Büyükelçilik yapılarının mimari temsiliyetinin, ?Dou? ve ?Batı? ülkelerinde farklılık gösterdii görülmütür.

KimlikMilli kimlik
Banu Öksüz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
10
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de mimarlık bilincinin oluşturulmasında medyanın rolü

Bu tez çalısmasının amacı, 1980'den sonra Türkiye'de medyada mimarlık ile ilgili yer alan konuların incelenmesi yolu ile toplumun mimarlık bilinci konusunda durum tespiti yapmaktır. Bu çalısmada, yapılı çevrenin kalitesinin arttırılabilmesinin ancak toplumda mimarlık bilincinin olusturulması yoluyla mümkün olacagı ve bunda da en önemli rolü medyanın oynayabilecegi iddiasından yola çıkılarak, 1980 sonrası dönemde medyada mimarlık ile ilgili yer alan konular incelenmistir. Bu inceleme mimarlık medyası, çalısma kapsamında genel medya olarak nitelendirilen gazeteler ile televizyonda ve süreli yayınlarda olmak üzere üç asamada gerçeklestirilmistir. Elde edilen sonuçlar, 1980'den sonra Türkiye'de degisen dönemlerde toplumun mimarlık bilinci ve yapılı çevrenin niteligi bakımından degerlendirilmistir. Bu tez çalısması, Türkiye'de kentlerde kaliteli fiziksel çevrelerin olusmasına bir katkı olarak degerlendirilmelidir.

Meltem Uzun
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketim toplumunda mekansal örgütlenme, alışveriş merkezleri üzerine bir inceleme

Bu çalımanın amacı, modern dünyaya ait bir olgu olan tüketim kavramının mekan üzerindeki etkisini alıveri merkezi örnei üzerinden incelemek ve sonuçlarını ortaya koymaktır. Mimarlıın toplumsal yapı ile olan ilikisi tarihin her döneminde farklı mimarlıklar ortaya çıkmasına neden olmutur. Günümüzde ise hem toplumsal yapının, hem de onun ürünü olan mekanın ekonomik fenomenlerin etkisi altında ekillendii görülmektedir. Tüketim toplumu olarak adlandırılan günümüz toplumunu ve onun mekanlamasını kavramak için tezde öncelikle tüketim, tüketim toplumu, tüketim kültürü kavramları açıklanmıtır. Tüketim mantıının toplumu ve mekanı yine tüketim merkezli olarak örgütlemesi anlatılmıtır. Bu anlatımdan sonra tüketim merkezli örgütlenmi mekan olarak seçilen alıveri merkezleri üzerinde bir analiz yapılmıtır. Bu merkezlerin oluum süreci içerisinde tüketimi arttırıcı akılcılatırma çalımalarının etkisi, ticari programlama ve mimari programlama dahilinde anlatılmıtır. Seçilen örneklerde yapıların yer seçiminden, plan emasına, içeriine ve kullanılan mimari elemanlara kadar yapılan akılcılatırma çalımalarının alıveri merkezlerinin oluumunu belirledii görülmütür. Sonuç olarak alıveri merkezlerinin oluumunun tüketimi arttırıcı bir takım çalımaların ürünü olduu ve mimari tasarım sürecinin de bu girdilerin gereklilikleri dorultusunda ekillendii, dolayısıyla mimari yapının bu ticari oluumun bir alt yapısı konumuna indirgendii görülmütür.

Alışveriş merkezleri
Orhan Ersan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Kaynaştırma eğitimi kapsamında eğitim yapılarında engellerin kullanımına yönelik mimari düzenlemeler

Engelli çocukların saglıklı bir sekilde gelisebilmeleri için öncelikle diger bireylerin sahip oldukları egitim imkanlarına kavusmaları gerekir. Bu ise engelli çocukların akranları ile bir arada bulunması, onlarla aynı fiziksel ortamları paylasması ile ancak mümkün olabilir. Bu nedenle kaynastırma egitimi kapsamında egitim yapılarında engellilerin kullanımına yönelik mimari düzenlemeler konusu tez kapsamında incelenmistir. Tez kapsamında engellilik kavramı incelenmistir. Engelli tanımı, sınıflandırılması ve engellilerin özellikleri görme, isitme, zihinsel, ortopedik ve diger engelliler alt baslıkları altında degerlendirilmistir. Özel egitimin tanımı yapılmıs, özel egitimin önemi, gerekliligi ve amacı aktarılmıstır. Daha sonra özel egitim kurum ve okullarında egitim ele alınmıstır. Tezin konusunu olusturan kaynastırma egitimi ayrı bir baslık altında degerlendirilmistir. Dünyada ve Türkiye'de özel egitimin bugünkü durumu arastırılmıs, Türkiye' de egitim çagındaki engelliler ile ilgili yasal düzenlemelere iliskin mevcut durum ortaya konulmustur. Kaynastırma egitimi kapsamında egitime yönelik egitim yapılarında düzenleme yapılabilmesi için öncelikle erisilebilir okul tasarımı için gerekli genel tasarım özellikleri ve engellilere yönelik egitim yapılarının mimari özelliklerinin bilinmesi gerekmektedir. Son bölümde egitim yapılarında engellilerin kullanımına yönelik yapılaması gerekli mimari düzenlemeler aktarılmıstır. Farklı engel gruplarına göre mekansal çözüm önerileri sunulmus ve bu bilgiler dogrultusunda engelli ögrencilerin özelliklerine göre egitim yapılarının mekansal düzenlemeleri belirlenmistir. Sonuç bölümünde ise, kaynastırma amaçlı okul binası tasarımında mekansal düzenlemeler tablo halinde aktarılarak sonuç bölümü olusturulmustur.

Alev Ulusoy
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık yapılarında renk olgusunun özel dal hastaneleri hasta yatak odası örneklerinde araştırılması

ÖZSağlık sektöründe yaşanan değişimler, kullanıcı merkezli, insancıl ve iyileştirici mekanların tasarlanması önemini arttırmıştır. Bu amaç doğrultusunda, rengin, fiziksel özellikleri, fizyolojik ve psikolojik etkileri değerlendirilerek, mekanda işlevsel, estetik ve simgesel kullanımı, sağlıklı ortamların tasarımında etkilidir. Bu nedenle, tez kapsamında, sağlık yapılarında renk olgusu çalışılmış ve farklı özel dal hastanelerinden hasta yatak odası örneklerinde etkin renk kullanımı araştırılmıştır.Birinci bölümde, mimaride renk konusunda genel bir giriş yapılmış, problem tanımlanarak, çalışmanın amacı ve yöntemi belirtilmiştir.İkinci bölümde, renk temel bilgileri aktarılmıştır. Renk olgusu, insanda rengin algılanış sistemi, renk kavramı ve mekan algısında renk başlıkları bütününde ele alınmıştır. Rengin fiziksel özellikleri, renk analizi ve renk armonisi, temel renk kavramları olarak özetlenmiştir.Üçüncü bölümde, sağlık alanında renk olgusu incelenmiştir. Rengin insan üzerindeki fizyolojik ve psikolojik etkileri ve tedavide kullanımı araştırılmıştır.Dördüncü bölümde, sağlık yapılarında renk olgusu incelenmiştir. Sağlık yapılarına ilişkin gerekli tanımlamalar yapılmış, kullanıcı gereksinimlerine yönelik tasarım ilkeleri ve sağlık çevrelerinde renk tasarım ilkeleri derlenmiştir. Sağlık yapılarında rengin etkin kullanımı, farklı hastanelerden bina cephe, dış mekan ve iç mekan örnekleriyle ortaya konmuştur.Beşinci bölümde, sağlık yapılarında renk olgusu özel dal hastaneleri hasta yatak odası örneklerinde değerlendirilmiştir. Hasta yatak odalarındaki renk kullanımları karşılaştırılmıştır.Araştırmanın sonuç kısmında, sağlık yapılarında rengin etkin kullanımının sorgulanmasında belli başlıklar önerilmiştir.Anahtar sözcükler: Renk, algı, sağlık yapıları, hasta odası, iyileştiren çevre, kullanıcı gereksinimleri, tasarım ilkeleri.

AlgıKullanıcı gereksinimleriRenk algısı+4
Ebru Güller
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Acil servis mimarisi

Acil Servis hastanenin önemli bir bölümüdür. Acil servise başvuran hastaların yaşadığı deneyimler hastanenin halkın gözündeki değerini önemli etkilemektedir. Acil servisin temel görevi kendisi gelen ya da yakınları tarafından getirilen çok acil ya da acil hastaları kabul etmek, durumlarını stabil etmek ve tedavi için yönlendirmektir. Acil servisler aynı zamanda afet durumunda , her bölge için, acil eylem planı oluşturur ve yönetirler. Artan hasta akışı hastanelerin, acil servis alanlarını kapasiteye uygun olarak genişleterek, yeniden planlanmasına neden olmuştur. Hastaneler acil servis alanlarını genişletme ve yeniden yapılandırma işleminde görsellik, beceri, esneklik, afet yönetebilirlik, güvenlik ve kaliteli hasta bakımı gibi bir dizi düşünceyle hareket ederler. Acil servis planlamasında öncelikli hedef hastanın durumunu stabil etmek, teşhisi koymak ve hızlı bir şekilde servisten ayrılmasını sağlamaktır. Hemen hemen bütün acil servisler ambulans hastası girişi ve ayaktan gelen hasta girişi olmak üzere iki girişe sahiptirler. Acil servisler aynı zamanda sosyal güvencesi olmayan hasta ve sahipsiz insanların temel bakım aldıkları bir alandır. Diğer bir bakışla büyük ölçekli bir afette hastanenin gereksinimlerine yanıt verebilen bir acil servis tasarımı için mimar ve hastane yöneticileri yakın işbirliği içerisinde bulunmalıdır. Çözüm; gerektiğinde hasta bakım alanı olabilen geniş triaj alanları, hasta yakınlarının bekleyebileceği geniş bekleme salonları ve genişleyebilen sedye park alanları oluşturmaktır. Anahtar Sözcükler: Acil Servis Mimarisi, Hastane, Sağlık Yapıları Tasarımı, Acil Servislerin Yeniden Yapılandırılması

Hastaneler
Serpil Karataş Cıplak
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Kondominyumların çok katlı konut kompleksi bağlamında incelenmesi

Modern çağın konut yerleşimi olarak ele alınan çok katlı konut kompleksi bağlamında incelenen kondominyum kavramı; küreselleşen dünyanın standartlarına uyum sağlamak için, kentsel hayata adapte olabilme noktasında ortaya çıkan sorunlara cevap veren bir çözüm olmaktadır. Kentsel fonksiyonların yapı programına dahil edildiği konut tipi; başlangıçtaki kullanım biçiminden farklılaşarak, elit kesimin yerleşik düzendeki beklentilerini karşılayan bir nitelik kazanmaktadır. Kent içi ve dışında popüler bir yaşam biçiminin simgesi haline gelen yapı birimleri; kendi içinde özerk mekânlar yaratarak kente ve kullanıcıya hitap edebilen kentsel mekânlar haline gelebilmektedir. Bu noktada kent ve mekan bağlamında incelenen konut tipi; kendini oluşturan kavramlar doğrultusunda ele alınarak incelenmekte ve Türkiye' de uygulanabilirliğinin anlaşılması aşamasında, yaşam tarzının ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamadığı değerlendirilmektedir. Bu bağlamda yapılan çalışma yedi bölümden oluşmuştur. Bu çalışmanın ilk bölümünde, problemin tanımı yapılarak araştırmanın amacı ifade edilmiş,önemi vurgulanarak araştırma yöntemleri tayin edilmiş ve sınırlılıklar ortaya konmuştur. İkinci bölümde ise kondominyumların planlanması aşamasında göz önüne alınması gereken kent ve konut kavramları incelenerek, kentsel ve mekansal ölçekte kondominyumların oluşmasına neden olan tarihsel gelişim anlatılmıştır. Üçüncü bölümde kondominyum kavramının tanımı ve günümüzdeki kullanım biçimi anlatılarak, bu yapı tipini oluşturan temel öğeler saptanmıştır. Dördüncü bölümde, Türkiye' de kent-konut kavramı kondominyumlar bağlamında incelenerek, Türkiye' nin kentsel ve mekânsal ölçekte bu yapı tipine ne kadar hazır olduğu değerlendirilmiştir. Beşinci bölümde ise İzmir ölçeğinde elit kesime yönelik bir anket çalışması yapılarak, çok katlı konut kompleksleri bağlamında kullanıcı gereksinmeleri saptanmıştır. Altıncı bölümde, Türkiye ve yurt dışı örnekleri incelenerek kondominyum yapı tipinin oluşması noktasında olumlu ve olumsuz veriler ele alınarak bir değerlendirme yapılmıştır. Yedinci ve son bölümde kondominyumların planlanması noktasında, kentsel ve mekansal ölçekte göz önüne alınması gereken temel kriterler belirlenerek geleceğin konut yapılaşmalarının tasarlanması aşamasında mimarlara bir bakış açısı kazandırılmıştır. Anahtar Sözcükler: Kent, çok katlı konut kompleksi, kullanıcı gereksinmeleri, küreselleşme süreci

Burcu Deneri
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Mimarlık okullarındaki temel tasarım eğitiminde müzikal kompozisyonun kullanımı üzerine bir alan çalışması

Bauhaus'dan bugüne çeşitli Mimarlık Okullarında uygulanan Temel Tasarım Eğitimi, eğitim programındaki birçok uygulamalı ders gibi, hem kurum içi ve hem de kurumlar arası farklılıklar göstermektedir. Ancak her kurumda, mimari tasarıma bir geçiş aşaması olan birinci sınıf gibi kritik bir zaman dilimine yerleşerek, mimar adayının eğitim süreci boyunca kullanacağı tasarım dili ve eğilimlerini yönlendiren önemli bir altyapı oluşturmaktadır, Müzik ve mimarlığın tasarım dili bağlamındaki ilişisini araştıran ve tartışan bu tez, `temel tasarım eğitimi, müzik-mimarlık ilişkileri' gibi farklı boyutları bir `alan çalışmasıyla' destekleyen üç ana bölüme ayrılmıştır. İkinci bölümde, bir problem alanı olarak sunulan Temel Tasarım Eğitimi; kavramsal boyutları ve amaçları doğrultusunda tartışılmakta; tarihsel gelişimi ve özellikle kaynağı olan Bauhaus'daki örnek uygulamalar yoluyla bu amaçlara ulaşmada nasıl bir yol izlediği irdelenmektedir. Türkiye'de Temel Tasarım Eğitimi'nin uygulandığı dört mimarlık okulu seçilerek, bu sürecin günümüze kadarki içeriksel ve yapısal gelişimi de bu bölüm kapsamında ele alınıp tartışılmıştır. Üçüncü bölümde, müzik ve mimarlık disiplinlerinin paralel tarihsel gelişimlerinde kurulan ilişki biçimleri `felsefi, metaforik, aritmetik, yaratımsal, algısal ve yapısal' olarak ayrılan alt başlıklarda ele alınmıştır. Bu bağlamda, iki disiplinin de ürünlerinin birer kompozisyon olması kabulunden yola çıkarak her ikisinin ortak tasarım dilleri, kavramları ve ilişkileri detaylı olarak ortaya konulmaktadır. Dördüncü bölümde ise, birinci sınıf Temel Tasarım Stüdyosu'ndaki örnek bir proje sürecini değerlendiren bir alan çalışmasıyla önceki bölümde ele alınan bu ortaklıkların eğitim ortamındaki yansımaları ortaya konulup tartışılmaktadır. Özet olarak, müzik ve mimarlık ilişkileri yoluyla ortak bir problem alanı oluşturan bu tez, Mimarlık Eğitimi özelinde disiplinler arası ve çok boyutlu bir çalışmadır. Anahtar sözcükler: temel tasarım, tasarım dili, kompozisyon, çok-disipliner

Mimarlık eğitimiMüzikTasarım eğitimi
Burkay Pasin
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Popüler kültür - mimarlık ilişkisinin turizm yapıları üzerinde incelenmesi

Mimarlık-popüler kültür ilişkisi özellikle son 25 yılda öne çıkan ve mimarlık gündeminde önemli yer tutan bir tartışma konusudur. Popüler kültür kavramı ?halka ait olan? ve genelin ortak beğenilerini yansıtan özelliği ve gündelik hayatın kültürü olmasıyla bir çeşit alt-kültür olarak adlandırılmaktaysa da arz-talep sonucu yaşamın her alanında etkinliğini sürdürmekte ve kendi kültürel tanımlarını, estetik değerlerini ve iletişim dilini oluşturmaktadır. Postmodernizm düşüncesi popüler kültürün temellendiği noktalardan biridir. Özellikle mimariyle kurduğu ilişkide önemli yer tutar. Ancak popüler kültür ve beraberinde gelişen tüketim kültürü postmodernizmin kendi değerlerini de değişikliğe uğratmıştır. Rejyonalizm, tarihselcilik gibi kavramlar tüketim kültürü tarafından kullanılmış, kitsch olgusuyla iç içe geçmiştir. Turizm kavramının kendi içinde barındırdığı nesnelleşmeye ve pazarlanmaya uygun özelliklerden dolayı popüler kültürle sıkı bir bağı vardır. Bu durum turizmin mimari örgütlenmesinde de direkt etkili olmuştur. Ülkemizde son 25 yılın turizm yapılarına bakıldığında popüler kültürün, tüketim kültürünün gelişim süreçleri ve postmodern mimarlığın geçirdiği evrim kolaylıkla gözlemlenebilir. Otel, tatil köyü ve butik otel yapıları süreç içersinde değişik şekillerde popülist değerleriyle öne çıkmışlardır. Anahtar sözcükler: Pop, popüler, popüler kültür, tüketim, tüketim kültürü, imaj, konsept, simgesellik, imge, postmodernizm, rejyonalizm (bölgeselcilik), tarihselcilik, historisizm, turizm, turist, kitsch.

KitschPopülerlikPostmodernizm+2
Nazlı Elçin
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Mimarlıkta ortak mekan kavramı kapsamında atriumlar üzerine bir araştırma

ÖZET "Mimarlıkta Ortak Mekan Kavramı Kapsamında Atriumlar Üzerine Bir Araştırma" konulu bu çalışmanın ilk bölümünde, problemin tanımı yapılarak araştırmanın amacı ifade edilmiş; konunun kapsam ve ele alınışı ilgili sınırlamalar, nedenleri ile belirtilerek, konuda anahtar rol oynayan kavramlar tanımlanmıştır. İkinci bölümde ise ortak mekan kavramı ile ilgili tanım ve görüşlere yer verilmiş; ortak mekanların genel nitelikleri ile atriumla işlev ve form açısından benzerlik gösteren, tarihsel süreç içindeki diğer ortak mekanlar irdelenmiştir. Üçüncü bölümde, ilk olarak atriumun günümüzdeki ortak mekan anlayışı ve kentsel yapı içindeki yeri değerlendirilmiş; atrium mekanının ortaya çıkışı, günümüzdeki form, işlev ve anlamını ve formunu kazanana değin geçirdiği değişimler ile nedenlerinin anlaşıması açısından ise atriumun tarihsel gelişim süreci ele alınmıştır. Dördüncü bölümde ise atriumun yapı türlerine göre kullanım alanları ve ortak mekan niteliği araştırılmıştır. Bu bölümde atriumlar, "alışveriş merkezleri, büro yapıları, otel, kültür ve eğitim yapıları, sağlık yapıları" ve "çok kullanımlı yapılar" başlıkları altında incelenmiş ve yapı türlerine göre işlev farklılaşmaları üzerinde durulmuştur. Atrium mekanının yapı içindeki formu ve konumuna göre tipolojik olarak incelenmesi ise araştırmanın beşinci bölümünü oluşturmaktadır. Bu bölümde atriumlar,II içinde yer aldıkları yapıdaki konumlarına göre sınıflandırılmış, yapı türleri ve işleyiş açılarına göre örneklerle irdelenmiştir. Altıncı bölümde atriumun mekansal donanım özellikleri ele alınmaktadır. Bu bağlamda atriumun kütle ve yüzey özellikleri, giriş, dolaşım ve yönlendirme niteliği ve ilgili donanım öğeleri ile atrium mekanında kullanılan doğa ve sanat yapıtları gibi mekansal donanım öğeleri örneklerle irdelenerek tasarım kriterleri belirtilmektedir. Sonuç bölümünde ise araştırmadan elde edilen bulgular değerlendirilmektedir.

AtriyumKamusal alanMekan
İnci Uzun
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Mimarlık bilgisi, ideoloji, söylem, eleştiri ilişkisi ve Türkiye mimarlık yazınından örneklerle incelenmesi

ÖZET Mimari üretim etkinliği de diğer üretim etkinliklerinin çoğu gibi söylemsel ve söylemsel olmayan pratiklerden oluşur. Söylemsel pratikler, kavramsal, kuramsal doğruluklar üreten ve bu doğruluklarla ifade bulan mimarlık bilgisi alanıdır. Söylemsel olmayan pratikler ise bu alanda üretilen bilgi ile gerçekleştirilen mimari çevre üretimidir. Bilgi alam "gerçekliğin yeniden üretimini'' sağlayan, bilimsel ya da ideolojik olarak adlandırılabilen, ilişkilendirme-açıklama modelleri olan kuramlar ve bu düşünceleri özneler- arası dolaşıma sokan, belli bir dil yapısı içerisinde oluşturulmuş söylemlerden oluşur. Eleştirel etkinlik bu bileşenler temelinde, aynı söylem ya da farklı söylemler içinde/arasında bir geçerlilik sağlama ya da anlama-yorumlama etkinliğidir. Eğitim kurumlan, mimarlık yayınları, yarışmalar, -bazen- gazete ve aktüel dergiler gibi alanlarda sözel ya da metinsel biçimlerde karşımıza çıkar. Çalışmamızı eleştirel etkinliğin gerek genel, gerekse mimarlık bilgisi bağlamında yerini - diğer bileşenlerle ilişkileri dahilinde- inceleyerek bir kuramsal çerçeve oluşturma; ve bu çerçeveye dayanarak Türkiye mimarlık alanındaki periyodiklerde yer almış metinsel örneklerini inceleme gibi bir yöntem içinde gerçekleştirdik. Çalışmamızın ikinci bölümünde genel olarak bilgi kavramı, bilgi oluşturma aracı olarak kuram, söylem, ideoloji ve eleştiri ile bu bileşenleri bir bütün olarak değerlendirmeye çalıştık. Üçüncü bölümde, mimarlık özelinde mimarlık bilgisi, mimarlık ideolojisi/söylemi-mimari ideoloji/söylem, mimarlık ideolojisi-mimari ideoloji ve mimari eleştiri üzerinde durduk. Bölüm sonunda bu bileşenlerin ilişkileri bağlanımda eleştiri için bir sınıflama oluşturduk.Dördüncü bölümde mimari ideolojiler/söylemler, eleştiri ve mimarlık dergileri üzerinde durarak, bunların gerek Batı'da gerek Türkiye'deki işlevlerini ve önemlerini irdelemeye çalıştık. Beşinci bölümde Osmanlı ve Türk modernleşmesi ile mimarlık ideolojisi/söylemi ile mimari ideoloji/söylemlerin gelişmesi arasındaki ilişkiyi kurmaya çalıştık. Altıncı bölümde, daha önce yaptığımız eleştirilerin kategorik ayrımları göz önünde tutarak, periyodiklerde yer alan eleştirel metinleri inceleyip, Türkiye mimarlık söyleminde eleştirinin tarihsel değişimine dair çıkarımlar yapmaya çalıştık. Sonuç bölümünde, dördüncü bölümde kurduğumuz mimarlık eleştirisi, söylem ve ideoloji ilişkisi ile metin incelemelerinin karşılaştırümasıyla bir değerlendirme yaptık.

Mimari eleştiriMimarlık tarihiSöylem+1
Erdal Onur Diktaş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni konut alanlarında gelişebilecek sosyokültürel aktiviteler için gerekli merkezlerin mimari analizi

Sosyal, kültürel, ekonomik süreçler geçirdikleri dönüşümlerle değişime uğrayarak toplumun yapışım etkilerler. Dünya ekonomik sisteminin gelişimi kentlerin yapısal ve toplumsal olarak değişimlerinde önemli bir etken olmuştur. Özellikle bir toplumun yapısının temelinde yatan belirleyici öge teknolojidir. Teknolojide insan- doğa ilişkisi sonunda doğmuş ve insan-insan ilişkisini şekillendirmiştir. Gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkeler için toplumsal değişim süreci farklılıklar göstermektedir. 19. yy daki sanayileşme süreci ve ilerleyen teknoloji gelişmiş ülkelerde yeni bir işgücünü ve buna bağlı olarak olumsuz ve ağır şartlarda çalışan bir işçi sınıfını doğurmuştur. Buna bağlı olarak kırsal bölgelerden yoğun biçimde göç alan anakentler oluşmuştur. Göç eden kesimlerin tümü gerekli vasıflara sahip olmadıklarından, toplumsal inançları, bilgileri, adetleri, değerleri, tutum tavırları, sosyal davranışları farklı gruplar ve bu grupların oluşturduğu mekansal ve toplumsal açıdan sağlıksız kentler ve toplumlar oluşmaya başlamıştır. Gelişmekte olan ülkelerin dünya ekonomik sistemine entegrasyonu ise daha öncelere 17. ve 18. yy da yoğunlaşan ticari ilişkilere dayanmaktadır. Bu yüzyıllarda ticari iletişim pekçok yabancının yerleşim alam haline gelmiş bu da sosyo ekonomik yapılan farklı olarak tarifleyebileceğimiz alt gelir grubunu yerli halkı meydana getirmiştir. Gelişmekte olan ülkeler daha sonra sanayileşme, sürecine girmiş fakat buna uyum sağlayamayarak teknoloji transferine dayalı bir sanayileşme gerçekleşmiştir. Bu dönemde yüksek sayıda göç alan kentler de tüm işgücünü karşılayacak kapasitede iş olmadığı için göç eden kesimlerin tümü yeterli vasıflarasahip olmadıklarından sosyo ekonomik durumu bozuk, kültürel ve düşün yapılan farklı toplumsal gruplar oluşmaya başlamıştır. Gelişmekte olan ülkelerde global ekonomik sisteme entegre olabilen kentli nüfusu bu entegrasyondan sosyal ve ekonomik alanda fayda sağlamışlar ve ekonomik süreçler içerisinde yer almışlardır. Böylece gelişmekte olan ülkelerde yapısal dönüşüm süreçlerinden fayda sağlayanlar ve sağlayamayanlar arasında yaşam biçimleri, gelir seviyeleri, arasındaki farklar giderek derinleşmiş ve hissedilir hale gelmiştir. Diğer gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de benzer süreçler içerisinde yer almıştır. Türkiye'de en yoğun göç 1960'lı yıllarda yaşanmış bunun sonucunda kente uyum sağlamaya çalışan bir nüfus grubu ortaya çıkmıştır. İlk yıllarda bu gruplar ile alt gelir grubu arasındaki ekonomik ayırım çok fazla değilken, 1980 sonrasında enflasyonist ortam, ücretlerdeki düşüşler, gelir grupları arasındaki ayrımın aşırı derinleşmesine etken olmuştur. Gelenekleri, görenekleri, alışkanlıkları, yaşam tarzları zaten farklı olan bu grupların bir de ekonomik yetersizlikleri onların ulaşmaya çalıştıkları kentli yaşama adaptasyonu bütünüyle engellemektedir. Bu durum toplum yapısını tehdit edici unsurları doğurmaktadır. İzmir kentinin bir liman kenti olması 17. yy. dan itibaren yoğun uluslararası ilişkilere girmesi kentin bir ticari merkez olmasına ve pek çok yabancının yerleşim alanı haline gelmesine neden olmuştur. Böylece ekonomik ve toplumsal gereksinimlerin bir sonucu olarak kent içerisinde yaşayanlar arasında farklı grupların oluşmasına neden olmuştur. Bu dönemde yoksul olarak tanımlayabileceğimiz edebileceğimiz alt gelir grubundakiler zaman zaman yerli halk haline gelmiştir. Çok farklı kültür gruplarına ev sahipliği yapmış İzmir kenti pek çok ekonomik toplumsal mekansal sorunu da içerisinde barındırmaktadır. Toplumsal ekonomik yapıdaki farklılaşma mekana da yansımış özellikle konut alanlarının oluşturulması sırasında farklı kültürel, sosyal değerleri taşıyan ailelerinVI biraraya getirilmesi amaçlanarak toplu konut alanları meydana getirilmiştir. Üst gelir grubuna hitap eden yerleşim alanlarında yaşayan bireyler zaman içerisinde nüfusun yoğunluğu, sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerin azlığı, teknolojinin getirdiği televizyon, bilgisayar gibi konut özelinde iletişim araçları nedeniyle birbirlerinden kopuk yaşar hale gelmişlerdir. Eğitim düzeylerinin yüksek olması nedeniyle kadın erkek tüm bireylerin çalışıyor olması aynı çatı altında yaşayan bu kişilerin birbirlerini dahi tanımıyor olmalarını doğurmaktadır. Toplum içerisinde gün geçtikçe artan bu sosyal kopukluk beraberinde psikolojik problemleri de getirmektedir. Yoksul gruplar arasında ise dayanışma ilişkileri zayıflamakta, güvencesiz iş ortamları, düşük eğitim düzeyi, kent ortamına uyum sağlamalarım güçleştirmekte kente erişim alanlarını sınırlamaktadır. Bu gruplar kentin ekonomik ve toplumsal yasanımdan soyutlanmışlardır. Kentte oldukça zor koşullarda yaşamlarını sürdürürlerken fiziksel ve psikolojik olarak sağlıklı gelişim gösterememektedirler. Sonuç olarak bölge pek çok toplumsal, sosyal, ekonomik, kültürel sorunu barındırmaktadır. Yapılan araştırmalar, gelişmiş ülkelerde bireylerin fiziksel ve psikolojik yönden sağlıklı gelişimlerinde rol oynayan "Toplum merkezi" ya da İngilizce olarak "Community center" adı altında merkezlerin kurulması yönünde güçlü bir eğilim olduğunu göstermiştir. Ülkemizde bireyler arasında ırk, din, dil, cinsiyet, sosyal sınıf gözetmeksizin, toplum üyeleri arasında, sosyal iletişimi arttıracak nitelikte merkezlerin bulunmadığım görmekteyiz. Bu nedenle yaptığımız çalışmada Türk insanının sosyal yaşamına, alışkanlıklarına, kültürüne ve ekonomik yapısına uygun değerler saptanarak "Toplum Merkezleri"nin oluşturulmasına yönelik tasarım kriterleri ve buna bağlı bir program şeması oluşturulması amaçlanmıştır. «BX. YÜKSBKÖÖICTIM KVB0U»

HalkevleriSosyokültürel yapıToplum merkezleri
Malike Sesli Özsoy
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Konut ve ev kavramlarının karşılaştırmalı analizi

Ill ÖZET İnsanın fiziksel, sosyal ya da psikolojik anlamdaki tüm mekansal etkinliklerinin ve dolayısıyla da dünyadaki yaşam biçiminin adı olan barınma/ikamet eyleminin 'bütün anlamda' anlaşılması ve açıklanması başlı başına büyük bir sorun iken, bu temel sorunla doğrudan ilişkili, mimarlar, tasarımcılar gibi profesyonel gruplar olarak bizler, kavramın boyutlarını ve içerdiği ilişkileri çoğunlukla parçalı bir biçimde kavrayabilmekteyiz. Özellikle 'rasyonel düşünce' işleyişi çerçevesinde, hemen her uzmanlık alam, barınma/ikamet konusunu kendi bulunduğu noktadan bakarak açıklarken, bütünün doğasının ve anlamının kaybedilme tehlikesi yaşanmaktadır. Nitekim, kişisel barınma eyleminin fiziksel boyutu olan 'konut'un, barınma eyleminin kendisini tümden açıklayan bir kavram olarak görülmesi, ele alınması ve dolayısıyla da sorunun özellikle fiziksel, 'görünür' ve nesnel boyutları ile değerlendirilmesi; barınma/ikamet sorununun, konut sorununa indirgenmesi, önemli bir rahatsızlık olarak görülmüş ve tez çalışmasının temel çıkış noktasını oluşturmuştur. Bu noktadan itibaren, barınma eyleminin fiziksel ve nesnel boyutlarım temsil eden 'konut' ile ardındaki karmaşık psikolojik süreçleri, sosyal ilişkileri ve davranışsal, deneyimsel boyutları temsil eden 'ev' kavramının, farklı doğalara ve anlamlara sahip olduğunun ortaya konmasının, kişisel barınma eyleminin doğasının bütünde anlaşılmasına yönelik bir fayda oluşturacağı düşünülmüştür. Konut ve ev farklı kavramlardır. Her ikisinin farklı boyutları ve değerlerinden söz edilebilirken, aynı zamanda da aralarında bütünleyici bir ilişkinin varlığı söz konusudur. Kavramların doğalarını ayırt edebilmenin, aralarındaki farklılıkları ve aynı zamanda ilişkileri ortaya koymanın bir yolu, sabit parametreler belirleyip, 'konut'u ve 'ev'i bu parametrelerle ilişkilendirerek açıklamaktır. Bu suretle, belirlenen 'x' parametresine göre konutun ve evin içerdikleri anlamların, değerlerin veya mekanizmaların değişmesi ve kavramların açıklanması beklenmektedir.IV Bu yöntemle yaklaşıldığında, sabit bir kıyas noktası olarak belirlenen 'zaman* ya da 'süreç' parametresi ile 'konut' ve 'ev' kavramlarının ilişkileri, üç farklı açıdan ortaya konmaktadır. Birincisinde, 'zaman' kavramı genel anlamlarıyla konut ve ev ile ilişkilendirilmekte; ve sonuçta konut için 'doğrusal' zamanın, ev için ise hem 'doğrusal' ve hem de 'döngüsel' zamanın varlığından söz edilebilmekte; konutun 'fiziksel', 'kullanışsal' ve 'ekonomik' süreçleri varolurken, evin doğrusal zaman içinde, 'süreklilik', 'tanıdıklık' 'yere bağlanma' vb. mekanizmalarla ilişkilendiği ortaya çıkmaktadır, ikinci olarak, kavramlar, yine 'zaman' parametresi kapsamında, 'oluşum süreçleri' açısından karşılaştırıldıklarında, konutun bir ürün olduğu ve üretiminin daha nesnel ve tanımlı süreçleri ifade ettiği görülmektedir. Evin oluşum sürecinin ise, 'kendine mal etme', 'kişileştirme', 'dönüştürme' gibi mekanizmaları içerdiği ve tümüyle bir 'işlem' olduğu saptanmıştır. Üçüncü olarak ise, 'zaman' parametresi, 'tarihsel süreci' ele alarak yorumlanmakta, buna göre de konut biçimlerinin veya mekan organizasyonlarının, farklı barınma modellerine bağlı olarak, 'zamana göre değişken' bir doğasının olduğu; 'ev deneyimi'nin ise insan yapısında varolan evrensel bir nitelik olarak 'zaman aşın' bir doğaya sahip olduğu ortaya çıkmaktadır. 'Mekan' kavramı, bir parametre olarak yorumlandığında ise, konut ve evin farklı 'mekansal biçimleri' temsil ettikleri görülmüştür. Konut mekanı, barınma eylemine bir ön hazırlık olarak, 'geometrik mekan' modunda tasarlanan, tahmini değerleri ve ilişkileri içeren kavramsal bir yapı olurken; evsel mekanın, duyularla, hislerle 'içeriden' deneylenen ve kavranan bir 'yaşam mekanı'; zamanla kurulan bağlar sonucu antlarla ve katılımlarla oluşan 'yer'lerin bütünü olduğu görülmektedir. Bu anlamda, konut mekanı daha 'nesnel ve nötr' bir yapıda; ev ise 'öznel/kullanıcı anlamlarım içeren ve gerçek' bir mekan olarak karşımıza çıkmaktadır. Diğer yandan konut ve ev mekanları, 'işlevsellikleri açısından değerlendirildiklerinde, konut mekanı üzerinden işlevlerin 'pratik ve görünür' boyutlarının okunduğu, oysa 'evsel mekan'ın yaşamsal değerleri ve kullanıcı anlamları içermesinden dolayı daha gizli ve derin olan 'sembolik işlevleri' öne çıkardığı görülmektedir.'Konut ve 'ev' kavramları, 'kullanıcı' parametresinden karşılaştırıldıklarında da yine farklı mekanizmalar ve değerlerle ilişkilendikleri ortaya çıkmaktadır. Birinci aşamada, genel anlamda 'kullanıcı' kavramını 'konut' ile ilişkilendirdiğimizde, kullanıcının varlığının, konut kavramı içindeki yeri ve rolü barınma modellerine göre değişkenlik göstermekte ve konutun varlığında 'kullanıcı' ancak 'genel bir belirleyici' olmaktadır. Konut, kullanıcısı belirsiz olarak da gelişebilirken, ev için kullanıcı temel ve mutlak bir unsur, 'olmazsa olmaz' bir değerdir. İkinci aşamada ise, 'kullanıcı' parametresi 'kimlik iletişimi' esas alınarak yorumlanmıştır. Konut ve ev, kullanıcı kimliğinin iletişimini sağlayan temel unsurlardır; ancak irdelemeler sonucunda, fiziksel, görünür bir yapı ve ekonomik bir değer olarak konutun daha ziyade 'dışarıya ya da başkalarına' mesajlar vermek üzere kullanıcı tarafından seçilen bir araç olduğu; 'ev'in ise kullanıcısının 'kendi'ni kendine yansıttığı bir ortam olarak, 'kendi' ile iletişimi sağladığı ortaya çıkmıştır. Üçüncü aşamada ise, 'kullanıcı anlamlan' açısından değerlendirilen konutun, toplumsal üretim ilişkilerinden doğan 'ekonomik anlamı' olduğu ortaya çıkarken, evin kullanıcısı için ifade ettiği anlamların daha ziyade öznel ve 'psikolojik' bağlamlı olduğu görülmektedir. Konut ve evin her ikisinin de, insanın sahiplenme gereksinime cevap verdiği, ancak 'mülkiyet'in anlamının farklılaştığı saptanmıştır. 'Boyut' parametresinden bakıldığında ise, kavramlar, hem 'içerik/nitelik'leri hem de 'büyüldük/ölçülendirilebilirlik'leri açısından tartışılmaktadır. İçeriksel anlamda, konutun boyutları 'barınak/fiziksel yapı', 'tasarım nesnesi', 'sosyo-kültürel artifakt', 'kimlik ve statü göstergesi', 'mülkiyet ve ticarî değer', 'barınma eyleminin fiziksel kalıbı' olarak tanımlanabilirken, ev kavramı ise bir 'ilişkiler seti', 'arketip/arketipsel deneyim', 'yaşam mekanı/yer', 'kendi ile iletişim ortamı' olarak değerlendirilebilmektedir. Öte yandan konutun nesnel anlamda 'ölçülebilir' bir doğası vardır, ve işlevler, malzemeler, estetiksel değerler gibi unsurlar, temel anlamda konutun boyutlandınlmasını belirlemektedirler. Oysa evin ölçüsü ve büyüklükleri daha 'tanımsız ve değişken' olmakta; kavram, nesneler düzeyinden, memleket ölçeğine ya da bir zihinsel konuma değin değişik deneyimsel boyutlarda varolabilmektedir.VI Son parametre olarak belirlenen 'söylem' açısından bakıldığında ise, konutu içeren söylemlerin daha ziyade 'akademik ve uzmanlık' alanlarına ait olduğu ve özellikle de 'mimarlık' alanında üretildiği görülmüştür. Yaşama daha fazla ait olan bir kavram olarak evin açıklanışının ise, edebiyat, sinema, resim gibi 'sanatsal' eylemlerin ve söylemlerin içinde yer bulduğu ortaya çıkmaktadır. Bu karşılaştırmalar sonucunda, konutun ve evin, yapısal anlamda farklı kavramlar oldukları, özellikle modern barınma anlayışı çerçevesinde, aralarındaki sınırların daha da belirginleştiği görülmüştür. Bu anlamda tez çalışması, 'konut' ve 'ev' kavramlarım karşılaştırarak açıklarken, barınma eyleminin kavranışındaki nesnel, 'dışarıdan7 ve soyutlanmış yaklaşımların yetersizliğini eleştirmekte; barınma mekanlarının daha bütüncül bir yapı ve bakış açısıyla birlikte 'içeriden' anlaşılmasının gerekliliğini vurgulamaktadır. Bu açıdan yaklaşıldığında, profesyonel anlamda mekanları üretenlerin, 'konut' ve 'ev'in farklı kavramlar olduğunu kavramaları; 'konut'un ardındaki 'ev'in de farkında olmaları gerekmektedir.

BarınmaEvlerKonut
Zehra Ersoy
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel yerleşimlerdeki yeni yapılaşmada süreklilik üzerine bir araştırma, Bodrum örneği

"Geleneksel yerleşimlerde yeni yapılaşmada süreklilik üzerine bir araştırma" konulu bu çalışma beş bölümde ele alınmıştır. İlk bölümde, problemin tanımı yapılarak araştırmanın amacı ifade edilmiş, çalışma metodu belirtilmiş ve konunun kapsamı ve ele alınışı ile sınırlamalara yer verilmiştir. İkinci bölümde süreklilik kavramı ve mimarlık ilişkisine yer verilmiş, yapılı çevrenin süreklilik bağlamında incelemesi yapılmıştır. Bilginin ardışıklığı paralelinde dönemsel değişiklikler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tezin bileşenlerinden olan geleneksel kavramı incelenerek tezdeki kullanım ortaya konulmuştur. Üçüncü bölümde çevre ile süreklilik temelinde değerlendirilen yapı yaklaşımları, söylemleri ile incelenmeye çalışılarak yaklaşımların tanımları yapılmıştır. Süreklilik ile kurdukları bağ çözülmeye çalışılmış, örnekler incelenmiştir. Dördüncü bölümde süreklilik kavramının Türkiye özelindeki yansıması dönemlere ayrılarak incelenmiş, yapı üretme yaklaşımlanndaki ilişki periyotlara bölünerek süreklilik temelinde değerlendirilmiştir. Beşinci bölümde inceleme alanı olarak dokusundaki geleneksel izler ve kuralcı bir tasarım anlayışının imar planı ile zorunlu kılındığı için Bodrum seçilmiştir. Süreklilik, yerleşimin uzun süre küçük ölçekte kalışından ötürü Türkiye'deki yansımalara paralel olarak okunmadığı için bireysel yapı örnekleri okunmaya çalışılarak gözlemlenmiştir.II Sonuç bölümünde ise çalışmanın ana teması olan ve tezin kavramsal altyapısını etkileyen "süreklilik" kavramı, çalışmada edinilen bulgular ile değerlendirilmiştir.

Aras Kaynarca
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Dünya fuarlarının/expoların mimari değerlendirmesi: Türk pavyonları

ÖZET "Dünya Fuarlarinin/Expolann Mimari Değerlendirilmesi: Türk Pavyonları" başlıklı bu çalışmada ilk aşamada Expolarm genel özellikleri ele alınmakla birlikte, temel olarak Expolardaki Türk Pavyonlarının mimari irdelemesi "kimlik" ve "mimari temsiliyet" kavramları bağlamında, Türkiye'nin farklı dönemlerde değişen sosyo ekonomik ve toplumsal yapısı ve ona göre şekillenen mimarlık ortamı paralelinde yapılmaya çalışılacaktır. Çalışmanın ilk bölümünde, çalışmanın literatür içindeki yeri belirtilerek, araştırmanın amacı ifade edilmiş; konunun kapsamı, ele almışı ve yöntemleri açıklanmıştır. İkinci bölümde, fuar kavramı, tarihsel süreç içinde geçirdiği biçimsel değişimler ve Dünya Fuarlanmn/Expolann bu süreç içinde ortaya çıkışı anlatılmıştır. "Dünya Fuarı/Expo" kavramının açıklanması ve tarihsel sürecinin incelenmesi üçüncü bölümü oluşturmaktadır. Bu bölümde, 1851-2000 yıllan arasında gerçekleştirilen Expo örneklerinin incelenmesi yoluyla, Expolarm karakteristik özelliklerini ortaya koyan genel bir değerlendirme yapılmış, buna dayanarak literatürde eksikliği hissedilen "Expo tanımı" yapılmaya çalışılmıştır. Dördüncü bölümde ise temel amaç Expolardaki Türk Pavyonlarının mimari değerlendirmesini yapmaktır. Bu bağlamda öncelikle 19.yüzyılın ortalarında Batıda başlayan ve Çevre ülkelerine yayılan modern harekete bağlı olarak, Batı-dışı toplumlarda oluşan "kültürel kimlik" sorunu ve Expolara kültürel kimlik/mimarlık ilişkisinin ne şekilde yansıdığına dair bir kavramsal çerçeve oluşturulmuştur. Buna dayanarak modernleşme hareketinin, dönemin Osmanlı İmparatorluğu' nda kültürelIll kimlik sorununu nasıl oluşturduğu ve tarihsel süreç içinde değişen sosyal, siyasi, ekonomik ve kültürel yapının, mimarlık ortamında "ulusal kimliğe" bakış açısını günümüze kadar nasıl değiştirdiği incelenmiştir. Sonuç olarak elde edilen bilgiler ışığında Expolarda Türk Pavyonlarının mimarisi irdelemesi, "kimlik ve mimari temsiliyet" bağlamında, direkt olarak mimari ürün üzerinden yapılmıştır. Sonuç bölümü olan beşinci bölümde ise araştırmadan elde edilen bulgular değerlendirilmektedir. Anahtar Sözcükler: Expo / Dünya Fuarı, Modernleşme, Kültürel Kimlik, Mimari Temsiliyet.

Didem Akyol Altun
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Uyarlanabilir konutlarda mimari düzenlemeler: Eryaman Toplu Konut örneği

Çağdaş toplumlarda engelli bireylerin toplumun diğer fertleri gibi eğlenme, dinlenme, istihdam, sağlık, eğitim ve ulaşım imkanlarından; ekonomik, sosyal ve kültürel faaliyetlerden eşit oranda yararlanabilmeleri gerekmektedir. Ancak, konutta başlayan hareket kısıtlamaları engelli bireylerin dış dünya ile tanışmasını da engellemektedir. Konut ortamında karşılaştıkları mimari engeller onlar için büyük bir sorun olmakta, günlük yaşam aktivitelerindeki bağımsızlıklarını ve toplumsal yaşama katılımlarını olumsuz yönde etkilemektedir. Günümüzde sadece engellilerin kullanımına özgü, değişik işlevleri içeren, bazı.özel konutlar tasarlanmaktadır. Özel tip konut yaklaşımı, engellilerin kendilerini toplum içinde farklı kişiler olarak hissetmelerine neden olmaktadır. Oysa; her insan çocukluğunda veya yaşlılığında, hatta sağlıklı insanlar günlük yaşantıları sırasında sürekli veya geçici bir süre için engelli duruma gelebilmektedir. Bu nedenle, yeni üretilecek konutlar için bazı standartlar getirilerek, her konutun türlü insanlık durumlarındaki ihtiyaçlara yaşanabilirlik düzeyinde cevap vermesi, tüm insanlar için ulaşılabilir ve kullanılabilir olması sağlanmalıdır. Bu durumda, uyarlanabilir konut, normal konut özelliklerine sahip olan; fakat gerektiğinde hızlı ve ekonomik bir biçimde, küçük değişiklikler ve ilaveler yapılarak, engellilerin ve yaşlıların kullanımına uygun hale getirilebilen konut tipleri olarak önem kazanmaktadır. Konutların başlangıçta, engelli bireylerin sağlıklı insanlar ile birarada, bağımsızca ve özgürce yaşamlarını sürdürebilmeleri için bazı özelliklerinin olması; mimari engellerden arındırılması gerekmektedir. Sürdürülebilir yerleşmeler yaratmak amacıyla konutların, geniş bir yelpazedeki insan gereksinimlerini ve kişilerin özgün şartlarını karşılayabilmeleri sağlanmalıdır. Uyarlanabilir konut yaklaşımının bu amaçlar doğrultusunda incelenmesi gerekmektedir.m Yukarıda belirtilen unsurların incelendiği tez kapsamında birinci bölümde, genel bir giriş yapılarak konu tanıtılıp; amaçlar, kapsam ve çalışmada kullanılan yöntemler anlatılmaktadır. İkinci bölümde, ilk olarak, konuyla ilgili temel bilgiler aktarılmaktadır. Engelli tanımı yapılmakta, engelliler sınıflandırılmakta ve engellilik nedenleri açıklanmaktadır. Yaşlı ve yaşlılık tanımlanıp; yaşlılığa bağlı engellilik nedenleri belirtilmektedir. Bu bölümde ayrıca; uyarlanabilir konut tanımı yapılmaktadır. Üçüncü bölümde, engellilerin ve yaşlıların sorunları ele alınmaktadır. Yaşlıların barınma sorunları anlatılmakta ve bunların çözümüne yönelik yapı örnekleri verilmektedir. Dördüncü bölümde, kamu yapılarında ve konutlarda engelliler ve yaşlılar için mimari düzenlemeler incelenmektedir. Dünya' da ve Türkiye'deki kamu yapılarında ve konutlarda engellilere ve yaşlılara yönelik mekansal çözüm örnekleri sunulmaktadır. Beşinci bölümde, uyarlanabilir konutlardaki mimari düzenlemeler incelenmektedir ve uyarlanabilir konut örnekleri sunulmaktadır. Altıncı bölümde, bir önceki bölümde incelenen uyarlanabilir konut tasarım özellikleri Ankara-Eryaman 5. Etap Toplu Konut Alanı örneği üzerinde irdelenmektedir.

Elvin Kaplan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Açık ve kapalı kamusal mekanların karşılaştırmalı değerlendirilmesi: Tüketim kültürü bağlamında

Mekan; insanoğlunun varoluşuyla birlikte, gereksinim sonucu oluşmuş, sürekli gelişim ve değişim göstermiştir. Günümüze gelindiğinde mekanın büyük bir çeşitliliğe sahip olduğu gözlenmektedir. Farklı özelliklerine gör© mekan, farklı şekillerde tanımlanmış ve sınıflandırılmıştır. Kullanım ve kullanıcı çeşitliliğine göre mekanları kamusal, özel ve yarı özel olmak üzere üç ana kısımda incelemek mümkündür. Kamusal mekanlar, yaş, ırk, cinsiyet, dil, din vb. ayrımlar gözetilmeksizin, kamunun kullanımına sunulmuş mekanlardır. Özel ve yan özel mekanlar ise, belli kişi, topluluk ya da grupların kullanımına sunulmuş mekanlardır. Kamusal mekanları, fiziksel özelliklerine göre, açık ve kapalı kamusal mekanlar olmak üzere iki grupta incelemek mümkündür. Açık ve kapalı kamusal mekanlar arasındaki benzerlik ve farklılıkların saptanmasına yönelik olan çalışma altı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; problem tammlanmış, çalışmanın amaç ve kapsamı, kullanılan yöntemler açıklanmıştır. îkinci bölümde; mekan kavramı irdelenmiş ve açık kamusal mekanlar fonksiyonlarına göre sınıflandırılarak incelenmiştir. Üçüncü bölümde; kamusal mekanlardaki değişime etki eden faktörler; toplumsal yapıdaki değişimler ve teknolojik gelişmeler olmak üzere iki ana başlık altında toplanmıştır. Toplumsal yapıdaki değişim, temelde tüketim alışkanlıklarının farklılaşmasına dayanmaktadır. Tüketimin artmasına etki eden faktörler; ekonomideki değişimler, medya, teknolojik değişimler ve gündelik yaşantınındeğişimi olmak üzere dört kısımda eîe alınmıştır. Teknolojik gelişmeler ise; yapı ve yapım teknolojilerindeki gelişmeler ve ısıtma aydınlatma vb. teknolojilerdeki gelişmeler olmak üzere iki ana kısımda incelenmiştir. Kamusal mekanlarda değişime etki eden faktörlerin mekansal yansımaları araştırılmıştır. Dördüncü bölümde; kapalı kamusal mekanlar, fonksiyonel olarak gruplandınlarak irdelenmiştir. Beşinci bölümde; kamusal açık ve kapalı mekanlar karşılaştınlmıştır. Karşılaştırma yapılırken, açık ve kapalı kamusal mekanlardaki çok fonksiyonlu mekan tiplerinden örnekler seçilmiştir. Açık mekanlardan meydan ile kapalı mekanlardan pîaza atriumlar ve alışveriş merkezi örnekleri belirlenen kriterler dahilinde irdelenerek, karşılaştınlmıştır. Sonuç bölümünde ise; beşinci bölümde yapılan karşılaşma değerlendirilerek açık ve kapalı kamusal mekanlar arasındaki benzerlik ve farklılıklar saptanmıştır. Anahtar sözcükler: Kamusal mekan, tüketim kültürü, kapalı kamusal mekan, meydan, plaza atrium, alışveriş merkezi

Zeynep Ebru Yıldızber
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Konya havzan bölgesindeki güvenlikli sitelerde cephe algısının araştırılması

İnsanların temel gereksinimleri olan yeme-içme, barınma, temizlik, dinlenme, eğlenme vb. gereksinimlerini karşıladıkları, genellikle dış ortamdan ayrılmış, farklı mekânlardan oluşan, insanların dönemsel ihtiyaçlarına bağlı olarak değişiklik gösteren, tarihte ilk barınma ihtiyacı ile oluşmuş mekânlardan günümüze kadar devam etmiş mekânlar bütünüdür. Yapılan çalışmada, Konya'daki güvenlikli site yerleşimlerinin oluşum sürecinin irdelenmesi ve konut alanlarının gelişme gösterdiği alanlarda güvenlikli sitelerin plan tiplerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada detaylı literatür araştırması yapılmış ve Konya Kent planları dikkate alınarak tespit edilen güvenlikli site yerleşkelerinin mimari projeleri incelenmiştir. Bu tezde, Konya'da sürekli gelişmekte olan Havzan bölgesindeki 5 farklı güvenlikli siteyi cephe algısı yönünden incelenmiştir. Çalışmada konut kavramı, Türkiye'deki konut gelişimi, Konya'daki tarihsel konut gelişimine değinilmiştir. Konya'nın gelişimi tarihsel süreç içinde anlatılmıştır. Güvenli site yerleşimleri detaylı şekilde araştırılıp değerlendirilmiştir. Araştırmamız güvenlikli sitelerin özellikleri, Dünya'daki ve Türkiye'deki gelişimleri, sınıflandırılmaları, tasarım ölçütleri, Konya'daki gelişimi gibi alt başlıklar altında anlatılmıştır. Çalışma alanı olarak seçilen Konya Meram Havzan bölgesinde yer alan 5 adet güvenlikli site yerleşimleri özellikleriyle tanıtılmıştır. Alınan mimari uygulama projeleri aynı dilde renklendirilip fotoğraf haline getirilerek tiplerine göre ayrılıp detaylı şekilde tablolardan yararlanılarak anlatılmıştır. Son olarak çalışma alanı içerisindeki konutlarda oluşturulan anket yardımıyla sitelerdeki cephe algıları araştırılmış ve SPSS 16.0 (Statistical Package for the Social Sciences) programı kapsamında değerlendirmeler yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Cephe Algısı, Güvenlikli Siteler, Konya Havzan Bölgesi, Mimarlık

İlayda Koç Şahinoğlu
Konya Technical University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Geçmişten geleceğe değişkenleriyle mimari tasarım sınırları Aksaray kent merkezi örneği

Kentler canlı mekanizmalarının fıtratı gereği ortak barınma, çalışma, yerleşme, eğlenme gibi ihtiyaçlarının karşılandığının göstergesidir. Nirengi noktası olarak kabul edilen kent meydanları geçmiş çağlarda da olduğu gibi oluşumun başlangıcıdır. Örneğin Aksaray Kent Merkezi, M.Ö. 1700 yıllarında şehir devletleri kuran Hitit Egemenliğinin etkisiyle şehir kavramıyla tanışmış ve bir süre Roma İmparatorluğu'nun idaresinde kalmıştır. Kent meydanı ve çevresinin, Roma İmparatorluğu'ndan günümüz Cumhuriyet Dönemi'ne kadar uzanan tarihsel süreçte Hükümet Konağı'nın bulunduğu odak noktasından başlayarak inşa edildiği bilinmektedir. Mekânsal konfigürasyon, zaman içinde kent meydanı, kent merkezi, kent odağı ve kent kimliğinin kapsamlarını oluşturur. Mimarlık mekana ruh katan, varlıkları ortaya koyan bir disiplindir. Turgut Cansever'in de dediği gibi 'yapılar hayat düzenimizin çevresini oluştururken, hayat tarzımızı da şekillendirir.'. Mimarlık disiplini hayat tarzımızı şekillendirirken sınırlayıcı etmenlerden bağımsız değildir. Mimari tasarım zaman ve mekan bağıntısı kapsamında sınırlarıyla kente kimlik kazandırır. Vitruvius'a göre dayanıklılık, fonksiyonellik ve estetik mimarlık kuramında temel gereksinimler olarak kabul edilmiştir. Temel gereksinimlerin yanı sıra tasarıma etki eden kültürel, sosyolojik, teknolojik, politik, iktisadi gibi tasarımı sınırlayıcı birçok etken bulunmaktadır. Tasarım sınırları ile birlikte hayat düzenimizi şekillendiren mimarlık disiplini, insan ölçeğinde, güneş ve mahremiyet odağında ortaya çıkmaktadır. Tez çalışmasında, çalışmanın amacı ve önemi, kapsamı, problem tespiti, kent merkezi kapsamında mekânsal dizin ve kolektif belleğin irdelenmesi yöntemleri ele alınmıştır. Geçmişten geleceğe değişkenleriyle zaman ve mekan bağıntısına değinilmiştir. Aksaray Kent Merkezi'ne etkisi olan dönemler üzerinde durulmuştur; Modern Dönem, Ulusal Mimarlık Akımları, 20. Yüzyıl Mimarlığı, Erken Cumhuriyet Dönemi ve Cumhuriyet Dönemi. Canlı bir mekanizma olan kentler mimari tasarım sınırlarıyla birlikte ele alınmaktadır. Tasarım sınırlarını oluşturan kültürel, ekonomik, teknolojik gibi etkenlere ek olarak tasarım sınırlarını değiştiren ve şekillendiren kentsel hafıza, bellek, mimari kimlik gibi kavramlardan bahsedilmiştir. Kentsel tasarım stratejileri kentsel kimlik, kent örtüsü, kent dokusu kapsamında irdelenmiştir. Kentsel bağlamda tasarlanan, dönüştürülen, ulusal ve uluslararası düzeyde kent merkezleri, kent meydanları örnek olarak incelenmiştir. Kısaca Aksaray kent tarihi ile birlikte ele alınan Aksaray Kent Merkezi, kamusal yapılar ve mekanların tarihçesi ele alınmıştır. Aksaray Kent Merkezi'nde kentsel strateji ve yöntemleri ile aksaklıklar tespit edilmiş ve mekânsal dizin yöntemi ile kentte aksayan, işleyen odakların analizi yapılmıştır. Kolektif bellek kapsamında toplumun bakış açısı, anket yöntemiyle ölçülmüş ve değerlendirilmiştir. Tespitler ile birlikte zaman ve mekan bağıntısı göz önünde bulundurularak, mimari tasarım sınırları ile geçmişten geleceğe kent merkezinin tasarım stratejileri kapsamında kimlik, kolektif bellek, yerin ruhu bağlamında nasıl tesis edilmesi gerektiği ele alınmıştır. Çalışma sonunda kolektif bellek anket yöntemiyle ölçülerek değerlendirilmiştir. Büyüyen demografik yapı bağlamında mekânsal dizin analizi ile yoğunluk problemi ele alınmıştır. Küreselleşme etkisi altında kalan Aksaray Kent Merkezi dünya kenti olgusu kapsamında değerlendirilmektedir.

Kent mimarisi
Kemal Furkan Ulusoy
Konya Technical University · Institute of Graduate Studies
2021
00