Gazi University
Anabilim Dalı

Türk Halk Bilimi Anabilim Dalı

Gazi University

68

Arşivlenen Tez

2

DOI Atanmış

3%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şanlıurfa masalları

Masal, halkın yarattığı, kahramanları insanlar veya tabiatüstü varlıklar olan edebi bir türdür. Bunun yanı sıra masal, bir milletin dili, inancı, düşüncesi, tarihi vb. pek çok unsuru içinde barındırır. Türk masal araştırmalarına katkı sağlamak amacıyla Şanlıurfa Masalları adlı çalışmada Şanlıurfa'nın on üç ilçesinden derlenen seksen altı masal metnine yer verilmiştir. Derlenen masal metinleri Şanlıurfa'nın ağız özellikleri göz önünde bulundurularak deşifre edilmiştir. Çalışmada masalların derlenmesi, deşifre edilmesi ve bilimsel yöntemlere göre incelenmesi şeklinde bir yol izlenmiştir. Masal ile ilgili kitaplardan, makalelerden, dergilerden, kataloglardan vs. hareketle çalışmanın taslağı çizilmiştir. Bu çalışmadaki metinler, bağlam merkezli kuram ve yaklaşımlardan hareketle ele alınmıştır. Stith Thomson'ın "Motif Index of Folk Literature (Halk Edebiyatı Motif İndeksi)" adlı motif katoloğundan masal metinlerinin motifleri bulunmuştur. Hans Jörg Uther tarafından hazırlanan "The Types of International Folktales (Uluslararası Masal Tipleri Kataloğu)" adlı katalogdan ise masalların tip numaraları tespit edilerek masallar bu tip numralarına göre gruplandırılmıştır. Anahtar kelimeler: Türk halk bilimi, halk edebiyatı, Şanlıurfa, masal, gelenek.

GeleneklerHalk edebiyatıMasallar+3
Mine Ayan
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kitâb-ı Dede Korkut'ta diplomatik lisân: Halkbilimi bakımından bir anlam incelemesi

Bu çalışmada, Dede Korkut Hikâyelerinin diline halkbilimi nazariyeleri açısından ve bütüncül bir gözle yaklaşılmıştır. Dede Korkut Hikâyelerinin diline bakarak Oğuzların kültür, inanç ve zihniyeti tespit edilerek kimin, kiminle, niye, ne zaman, nasıl ve neyle çatıştığı veya uzlaştığı konusu ele alınmıştır. Kelimelerin anlamlarını yalnız karşıladıkları nesne, olay, durum, hareket, iş, oluş, kılış, yapış, ediş ve eyleyişler tayin etmezler. Dili konuşan insanların bilgi, görgü, tecrübe ve değerleri de anlamların muhtevasının oluşmasında büyük bir etkiye sahiptir. Değerler dünyasının tayin ettiği normlara riayet etmek gizli bir uzlaşma anlamına gelmektedir. Değerler dünyasının koymuş olduğu kuralların ihlal edilmesi ise toplumda çatışmaya sebep olmaktadır. Değerler dünyası, hâkim olanla tâbi olan arasındaki münasebetlerin seyrini belirleyici bir özellik ve güce sahip olduğu için de ayrıca dikkate değerdir. ?Tahakküm? ve ?direniş?in sistematik bir yapıya kavuşmasında değerler dünyasının büyük payının olduğu görülmektedir. Toplumun işleyişini belirleyen bu kurallar bütünü dilde kalıp şeklinde muhafaza edilmektedir. Dede Korkut Hikâyelerinin dilinin, Oğuzların hayatını ve zihniyetini tam manasıyla yansıtırken; çatışma ve uzlaşmada ikna, inandırma, kandırma, bilgilendirme, eleştirme, protesto etme, meşruiyet sağlama, iletişim kurma ve estetik değer oluşturma gibi işlevleri de yerine getirdiği görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Halkbiliminde anlam, diplomatik dil, çatışma dili, uzlaşma dili.

AnlamDede Korkut HikayeleriDede Korkut Kitabı+4
Süleyman Teyek
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eyüp oyuncakçılığı geleneği ve geleneksel Eyüp oyuncakçısı

İstanbul'da ortaya çıkan ve geçmişini 17. yy'a kadar dayandırabildiğimiz "Eyüp Oyuncakları", sağlıklı ve doğal malzemelerle üretilen, Eyüp semtine has oyuncakçılık geleneğinin ilk adıdır. Bu çalışmada; 17. yy'dan itibaren öyle ya da böyle varlığını koruyan ve dayanağı neredeyse 500 sene olan oyuncakçılık geleneği halk bilimsel bir bakış açısı ile ele alınmıştır. Bu çalışmada öncelikle mekân ve kültür ilişkisi bağlamında oyuncakçılık sektörünün hangi sebepler ile Eyüp'te ortaya çıktığına, tarihsel olarak nasıl bir süreç geçirdiğine ve oyuncak ruhunun tüm Anadolu'ya nasıl sirayet ettiğine odaklanılmıştır. Sadece oyuncak üretimi değil kültür aktarımı açısından da önemli olan Eyüp Oyuncakları, 2005'te bir koruma modeli olarak yeniden canlandırma bağlamında tekrardan görünür olmuş ve Tarihî Eyüp Oyuncakları adı ile anılmıştır. Çalışmada aktarılmaya çalışılan bir diğer konu ise; bu isimle beraber ortaya çıkan proje, yapılan etkinlikler, oyuncakların hem ülke içinde hem de ülke dışında olan yaygın etkisi, oyuncakların kolektif bilinçaltında nasıl yer ettiği, yaşlıların hafızasında nasıl yaşadığıdır. Çalışmada yer verilen bir diğer başlık ise; bu proje ile sadece oyuncak üretimi değil işsiz kadınların istihdamının da göz önünde bulundurulmuş olması ve burada istihdam edilen, aldığı eğitimi daha da geliştirerek ilerleyen Şennur Ülker isimli girişimcinin açtığı Geleneksel Eyüp Oyuncakçısı isimli müze- atölyedir. Burada ortaya çıkan işlerin ne kadar geleneksel olduğu, üretilen oyuncakların folklor ile fakelore arasında hangi noktada durduğu aktarılarak bu geleneğin icat edilmiş bir gelenek olup olmadığı sorgulanmıştır. İstanbul'un Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'ne girmiş olan bu geleneğin yaşatıldığı müze- atölye içerisindeki deneyim olanakları, hikâyeler ile kültür aktarımına nasıl yön verildiği; tarihsel süreçte kayda geçen oyuncaklar ile burada üretilen oyuncakların farklı ve benzer yönleri; oyuncaklar ile folklorizm arasındaki bağlantı farklı açılardan ele alınarak analiz edilmiştir.

AtölyeFolklorGelenekler+3
Ece Ebru Bayar
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Çok mekânlılık bağlamında Yunus Emre mezarları

Halk bilimi disiplininde çok mekânlılık, anlatı kahramanlarının birden çok yerde doğduğuna veya öldüğüne inanılmasını ifade eden bir kavramdır. Sözlü kültürün bir yaratımı olan pek çok anlatı kahramanı ile ilgili yeteri kadar bilgi bulunmaması, hayatlarıyla ilgili bilginin daha çok sözlü kültür içinde varolması, bu şahsiyetleri belli bir mekâna yerleştirmeyi zorlaştırmaktadır. Anlatı kahramanlarının biyografilerini oluşturan efsane ve menkıbe türü, anlatı kahramanlarının birden fazla yerde doğduğuna veya öldüğüne inanılmasını kolaylaştırmaktadır. Türk kültür tarihinde tarihî ve menkıbevî kişiliği içiçe geçerek akademik tartışmaya konu olmuş çok sayıda çok mekânlı anlatı kahramanı vardır. Bunlardan belki en dikkat çekeni 13. yüzyılda yaşadığı bilinen Yunus Emre (1240-1320)'dir. Hayatı hakkındaki yazılı kaynaklar yetersiz olan Yunus Emre, hakkında üretilen biyografiler ve şiirlerle bir anlatı kahramanıdır. Yunus Emre'nin biyografisi ve şiirlerindeki varyantlaşma mezar yerlerinde de görülmektedir. Türkiye'de 14 yerde mezarı tespit edilen Yunus Emre, çok mekânlı bir anlatı kahramanıdır. Yunus Emre'yi bir anlatı kahramanı olarak kabul edip, mezarları örneğinde halk bilimsel yaklaşımlarla incelemek gerekli ve önemlidir. Bu tezde Yunus Emre, çok mekânlılık kavramı açısından incelenmiş, çok mekânlılığı oluşturan dinamikler Yunus Emre mezarları örneğinden hareketle ortaya konulmuştur. Yunus Emre'ye ait olduğuna inanılan 14 mezar yerinde 2017, 2018 ve 2019 yıllarında yapılan alan çalışmasıyla mekânlarda oluşan Yunus Emre belleği tespit edilmiştir. Daha sonra alandan elde edilen bilgiler, çok mekânlılık bağlamında halk bilimi yaklaşımlarıyla değerlendirilmiştir. Buna bağlı olarak çok mekânlılığı ortaya çıkaran dinamikler, anlatı ve fakelore temelinde gelişme göstermektedir. Mekân ve anlatı ilişkisinde yerelleşme, bellek aktarımı ve rüya anlatılarının etkili olduğu ve çok mekânlılığa olanak sağladıkları görülmüştür. Mekânın fakelore, icat edilmiş gelenek ve folklorizmle olan ilişkisinde ise mezar yeri üzerine yapılan tartışmalar ve mekânlardaki uygulamalarda bu kavramların etkili birer unsur oldukları tespit edilmiştir. Bu çalışmada çok mekânlılık kavramı Yunus Emre mezarları özelinde halk bilimsel bir bakışla değerlendirilip, anlatı ve fakelore eksenindeki ilişkilerin söz konusu olgunun sebeplerini oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu tez aynı zamanda, çok mekânlı anlatı kahramanları ve Yunus Emre üzerine çalışma yapmak isteyen araştırmacılara halk bilimi perspektifinden yeni ve çok yönlü bakış açıları sunmaktadır.

Halk bilimiKültürel bellekMezarlar+2
Hilal Erdoğan Aksu
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk kültüründe geleneksel kokular ve kolonya

Koku, nesnelerden yayılan zerrelerin burun içerisine girerek, burada özel sinirlerde uyandırdığı duyudur. Aynı zamanda güzel kokmak için sürülen esans anlamını taşımaktadır. Ateşin keşfiyle başlayan güzel kokulara ulaşma ve güzel kokma arzusu; beraberinde büyük bir koku ticareti başlatmıştır. İlk zamanlarda tanrıları memnun etmek için sunulacak kadar kutsal görülen kokular, zamanla kendi bedenini de hoş kokularla bezemek isteyen insanlarla; gündelik hayatın içine girebilmiş, türlü yeniliklerle günümüze kadar gelmiştir. Bu çalışmada kokunun bu uzun yolculuğu araştırılmış ve Türk kültüründeki yeri irdelenmiştir. Kişisel olarak güzel kokma isteğinin yanı sıra, her toplumun kendine has, kendi kültürünü yaşattığı ve yansıttığı kokuları olmuştur. Özel günlerde, törenlerde ve ritüellerde kendisine yer edinen geleneksel kokular, oluşturduğu aidiyetle, değerli görüldüğü topraklarda varlığını korumuştur. Bu tez çalışmasının bir diğer araştırma alanı Türk kültüründe kendine yer edinen kokulardır. Bu bağlamda yapılan alan araştırmasında Türkiye'nin farklı illerinden, farklı yaşlarda elli kaynak kişiyle görüşülmüş; verilen cevaplardan genellemelere varılmıştır. Koku kullanım kültürünü değerlendirebilmek adına koku satan kişilerle de görüşmeler yapılmıştır. Alan araştırmasında sıklıkla karşılaşılan koku türünün kolonya olmasından; bu kokunun gelenekselleşmiş bir koku olduğu sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte kolonyanın güzel kokusu haricinde diğer kullanım alanları değerlendirilmiş; kolonyanın işlevleri belirlenmiştir.

KokuKolonyaKültür+2
Hanife Yıldırım
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Isparta ve çevresinde halk hekimliği uygulamaları

Halk hekimliği, halkın sağlık sorunları karşısında uyguladığı geleneksel yöntemlerle kendi kendini tedavi etmesi olarak tanımlanabilir. Bu çalışma Isparta ve merkez köylerinde günümüzde uygulanan veya geçmişte uygulandığı bilinen halk hekimliği uygulamaları, ocaklar, diğer sağaltım merkezlerini ve onların hastalık sağaltma yöntemlerini içermektedir. Araştırma alanı, Isparta ili sınırları içerisinde bulunan merkez mahalle ve köyleri kapsamaktadır. Tarihî ve kültürel yapısı bakımından oldukça zengin olan araştırma alanı, halk hekimliğine dair gelenek, inanç ve pratikler bakımından da önemli bir merkez durumundadır. Günümüzde varlığını bir şekilde sürdüren halk hekimliği uygulamaları, bölge halkı tarafından modern tıbba alternatif olarak veya modern tıp ile birlikte şifa kaynağı olarak görülmektedir. İnsanlar karşılaştıkları sağlık sorunlarında, halk hekimliği sağaltma yöntemlerine de başvurmakta; ocaklara, hocalara, şifacılara, kırık-çıkıkçılara, şifalı sulara ve kutsallık atfettikleri ziyaret yerlerine (türbe, yatır, mezar, delikli taş, ağaç vb.) gitmektedir. Giriş ve sonuç kısmı ile birlikte beş bölümden oluşan bu çalışmada, halk hekimliği konusu ve Isparta'daki durumu incelenmiştir. Bölgede çeşitli yöntemlerle tatbik edilen halk hekimliği uygulamalarının alan araştırmasıyla tespiti yapılmış ve yazılı kaynaklara dayandırılarak değerlendirilmiştir. Verilerin tespit edilmesinde gözlem ve görüşme teknikleri kullanılmıştır. Somut olmayan kültürel mirasın bir parçası olan halk hekimliği, içerisinde barındırdığı kültürel kodlarla birlikte nesilden nesle aktarılarak günümüze kadar gelmiştir. Araştırma sahasında tespit edilen halk hekimliği uygulamalarının bu aktarım sürecinde çeşitli etkenlerle geçmişten günümüze geçirdiği değişim ve dönüşüm değerlendirilmeye çalışılmıştır. Hastalıkların bölgedeki tedavi uygulamaları başlıklar altında tek tek incelenmiş, işlevselliğini koruyan ocaklar ve ziyaret yerleri üzerinde durulmuştur. Hastalıkların sağaltımında en önemli faktörlerden biri olarak inanç, tüm sağaltım pratiklerinin özünde karşımıza çıkmakta ve uygulamalara itikat edildiğinde şifa bulunacağı düşünülmektedir. Bölge halkı tarafından yaygın bir şekilde bilinen halk hekimliği uygulamalarına modern yaşamda da sıklıkla başvurulduğu görülmüş ve söz konusu bu duruma ilişkin etkenler çalışmanın sonuç kısmında değerlendirilmiştir.

GeleneklerGeleneksel yöntemlerHalk bilimi+4
Ali Arslan
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tören yemeği ve kültürel mekân ilişkisi: Mevlit geleneği

Toplumsal uygulamalar, birliği ve dayanışmayı sağlar. Her toplumun kendine özgü inanışları ve ritüelleri bulunmaktadır. Dünya üzerinde mekân ve anlam arayışı içinde bulunan insan ritüeller aracılığıyla davranışlarını düzenlemiş ve sistemli bir hâle getirmiştir. Ritüellerde toplumun ortak düşünce ve davranış biçimlerini, ortak hafızalarını görmek mümkündür. Bu çalışmada ritüelleri meydana getiren unsurlar ile birlikte mekân, yemek ve insanla ilişkisi, Türklerde geçiş törenleri, Mevlit törenlerinin geçmişi ve bugünü incelenmiştir. Mevlit törenlerinin çeşitli nedenlerle gerçekleştirildiği görülmüştür. Mevlit törenlerinin icra edildiği yerlerde yiyecek okutulmasının kutsal olana yakınlık kurmak amacıyla yapıldığı gözlemlenmiştir. Mevlit törenleri ile toplumun dini yaşayış biçimi şekillenmiştir. Zaman içerisinde gelenek hâline gelen Mevlit törenleri toplumsal dayanışmanın ve paylaşmanın sağlandığı mekânlar olmuştur. Dinin emekle ve ibadetle yakın ilişkisi Mevlit geleneğinin özünü oluşturduğu saptanmıştır. Mevlit törenlerinin yemek, mekân ve okuyucu unsurlarının somut ve somut olmayan mirasa etkileri tespit edilmiştir. İcra edilen Mevlitlerde tören yemeklerinin işlevinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Mevlit törenlerinin kültürel hafızanın ve geleneksel tecrübenin aktarılmasındaki rolü ele alınmıştır.

Ebru Purtaş
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Toplumsal uygulamalar açısından Ayaş mutfağı

Toplumlar arasında ortaya çıkan beslenme anlayışları ve kültür unsurlarının, birbirlerinden ayrı düşünülemeyecekleri bilinen bir gerçektir. Dolayısıyla ulusların sahip oldukları hayat görüşleri doğrultusunda şekil verebildikleri mutfak kültürleri, mevzubahis konuyu UNESCO beraberliğinde imzalanan Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi ile ilişki kurmasını da beraberinde getirmektedir. Eski ve köklü bir geçmişe sahip olan Ankara'nın Ayaş ilçesi mutfak kültürü de farklı disiplinler tarafından incelenmekte ve Somut Olmayan Kültürel Mirasın beş ana başlığına da uygun düşmektedir. Buna istinaden gerek daha önce yapılan çalışmaların yetersizliği gerekse de yapılacak olan yeni çalışmalara ışık tutması düşüncesiyle yürütülen bu tez çalışmasında Ayaş ilçesi mutfak kültürü, Somut Olmayan Kültürel Mirasın 'toplumsal uygulamalar, ritüeller ve şölenler' alt başlığı doğrultusunda ele alınıp incelenmiştir. Dolayısıyla Ayaş ilçesine bağlı Akkaya, Başayaş, Başbereket, Bayat, Bayram, Cuma, Çiğdemci, Evci, Feruz, Gençali, Gökçebağ, Gökler, Hocasinan, Ilıca, İlhanköy, Mahkeme, Oltan, Ortabereket, Pınaryaka, Tekke, Ulupınar, Uluyol ve Yağmurdede mahallelerinde derleme yöntemi kullanılarak alan araştırması yapılmıştır. Kadın, erkek, yetişkin ve yaşlı olmak üzere toplam 53 kaynak kişiyle derleme yapılarak çeşitli uygulamalara da yer verilmiştir. Yapılan görüşmeler sonucu Ayaş ilçesi mutfak mimarisi, kış hazırlıkları, yemek çeşitleri, törensel yemekleri, sofra adabı ve yemek duaları tespit edilerek elde edilen tüm veriler elektronik ortama kaydedilmiştir. Çalışmanın en önemli kısmını oluşturan ve toplumsal uygulamalar açısından ele alınması amaçlanan Ayaş mutfağının törensel yemekleri ise; doğum, evlenme, ölüm ve uğurlamalar aşamalarından oluşan geçiş dönemleriyle; ramazan ayı, ramazan bayramı, kurban bayramı ve kandilleri içeren kutsal günleriyle; adak sofraları ve Zekeriya sofraları adı altında ele alınan istek-dilek sofralarıyla; çiğdem, nevruz, Hıdırellez, koç katımı, saya gezme, hasat kaldırma, bağ bozumu, toplu sağım, yağmur duaları, dut ve domates festivali gibi çeşitli kutlamaların gerçekleştirildiği mevsimlik törenler ve festivalleriyle, son olarak ferfene geleneği, oduna gitme, temel atma, çatı kapatma gibi insanları bir araya getiren birtakım kadın ve erkek toplantılarıyla yeni bir sınıflandırmaya gidilmiş ve adı geçen törensel yemekler bereket ritüelleriyle birlikte ele alınmaya çalışılmıştır. Bahsi geçen törensel yemeklerin geçmişte nasıl kutlandıkları sorgulanmış, böylece zaman içerisinde uğradıkları değişimler de saptanmıştır. Modernleşme ve beraberinde getirilen teknolojik gelişmelerin, Ayaş mutfak kültürünü de etkisi altına aldığı ve söz konusu yeniliklerin mutfak mimarisinden mutfak araç gereçlerine, çeşitli kutlamalar sırasında gerçekleştirilen uygulamalardan kış hazırlıklarına kadar birtakım değişikliklere yol açtığı da tespit edilmiştir. Yine Türk kültüründe bulunan birtakım kodlamaları yansıtması ve bunları geleceğe aktarması açısından önemli bir yeri olan mutfak kültürüne; sosyalleşme, birey ve grup kimliğini oluşturma ve psikolojik rahatlama gibi çeşitli misyonlar yüklendiği de analiz edilmiştir.

Ankara-AyaşHalk bilimiMutfak+3
Ela Kamuran Aydoğdu
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Geleneğin dönüşümü bağlamında bir sosyal sorumluluk projesi: Bir Usta Bin Usta örneği

Geleneğin dönüşümü, geleneksel bilgi ve bu bilgi aktarımının dönüşümüdür. Sanayileşme ve küreselleşme nedeniyle geleneksel el sanatları ve zanaatkârda bir dönüşüm yaşanmıştır; çünkü bu temel iki süreç yaşanırken geleneksel bilginin varlığı gözardı edilmiştir. Bir sosyal sorumluluk projesi olan Bir Usta Bin Usta; geleneksel bilginin aktarımı konusunda söz sahibi olan el sanatlarının dönüşümüne katkı vermiştir. Bir başka ifadeyle Bir Usta Bin Usta projesi, modernite karşısında geleneksel el sanatlarını koruma altına alma çabası içinde olan bir projedir. 2010-2019 yılları arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından seçilen ustaların verdiği modüler eğitimle kursiyer yetiştirilmesine vesile olan bu proje, on yıllık süre zarfı içinde elli geleneksel el sanatının dönüşmesinde etkin bir rol oynamaya çalışmıştır. Çalışmanın kapsamı ve sınırlılığı beş geleneksel el sanatından oluşmaktadır. Bunlar; Yahyalı halı dokumacılığı, Amasya çuha dokumacılığı zembil örücülüğü, cam nazar boncuğu ve ebrudur. Çalışmanın ilk bölümünde tezin konusu, kapsam ve sınırlılıkları, amacı, önemi ve yöntemi anlatılmıştır. İkinci bölümde Bir Usta Bin Usta projesi, sosyal sorumluluk kavramı ve tez kapsamında çalışılan beş geleneksel el sanatının tarihçesi hakkında bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde ise Bir Usta Bin Usta projesi kapsamında alan araştırmalarında elde edilen veriler, geleneğin dönüşümü bağlamında değerlendirilmeye çalışılmıştır. Söz konusu bu dönüşüm; teknik özellikler, kültürel mekân, motifler, eğitim ve aktarım şeklini kapsamaktadır. Çalışmanın sonucunda Bir Usta Bin Usta projesi kapsamında çevresel ve sosyal başarıların elde edildiği, öte yandan ekonomik çıktıların yeterince sağlanamadığı ortaya konmuştur. Bunun en temel nedeni de proje kapsamında verilen modüler eğitim sisteminin kısa süreliliğidir; çünkü geleneksel bilgi bir bütündür ve içinde barındırdığı sözelliğin yanı sıra yıllara dayanan gözlem ve uygulamalı deneyimle kazanılan bir beceri türüdür. Öte yandan geleneksel el sanatlarının günümüz yaşantısında geleneğin dönüşüm geçirmesiyle sürekli güncellendiği kanıtlanmıştır. Söz konusu bu durum; kültürel mekânda ve teknik özelliklerde kendini göstermektedir. Bir Usta Bin Usta projesinin bu dönüşüme katkısının, çıktı açısından çuha dokuma, zembil örücülüğü ve cam nazar boncuğunda gerçekleştiği, ne var ki ebru sanatı ve Yahyalı halı dokumacılığında bir dönüşüme yol açmadığı araştırmacı tarafından tespit edilmiştir. Bir başka ifadeyle geleneksel el sanatlarının dönüşümü, başta kültürel mekân ve teknik dönüşümün gerçekleşmesine, ardından da zanaatkârın istemesine bağlıdır.

Bir Usta Bin Usta ProjesiDokumacılıkEl sanatları+6
Petek Ersoy İnci
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Beşiktaş Jimnastik Kulübü Çarşı Grubu örneği üzerinden taraftar folklorunun incelenmesi

Geçmişi milâttan önceye dayanan, 19. yüzyılın ortalarında kuralları belirlenmeye başlanan ve kurumsallaşan futbol, 21. yüzyıla gelindiğinde dünya genelinde sayıca en çok oyuncuya, taraftara ve izleyiciye sahip olan spor dalı olarak yerini almıştır. Futbolun diğer spor dallarıyla kıyaslanamayacak kadar yoğun bir ilgi gördüğü ve sosyal hayatın her alanına etkili olduğu bir gerçektir. Türkiye'de de benzer bir durum söz konusudur. Sosyal bilimlerin çeşitli alanlarıyla çalışma konusu olarak ele aldığı; futbol, futbol endüstrisi, futbol kulüpleri, kulüp yönetimleri ve taraftar gruplarıyla ilgili akademik çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmaların alanları; spor yönetimi, spor sosyolojisi, pazarlama, halkla ilişkiler, reklamcılık, siyaset bilimi, işletme, ekonomi gibi dallarla sınırlı kalmıştır. Popüler kültürün yanı sıra halk kültürünün de önemli ögelerini barındıran ve sportif etkisinin dışında halk bilimsel boyutu oldukça önemli olan futbol ve futbol taraftarları, halk bilimi alanında birkaç tez ve makaleyle ele alınmıştır. Türkiye'deki futbol literatüründe 'dört büyükler' olarak tâbir edilen takımlardan biri olan Beşiktaş Jimnastik Kulübü, tanınmış ve etkili bir taraftar grubu olan Çarşı'ya sahiptir. Taraftar grubu Çarşı'nın bir araya gelmesini, grubun birlikte hareket etmesini sağlayan ve Çarşı üyelerinin fanatiklik ekseninde beslendiği gurur, minnet, tatmin gibi duygularla ortaya çıkardığı folklorik unsurlar tezin konusunu oluşturmaktadır. Bu bağlamda tezde futbol taraftarlarının oluşturduğu ortak bilinç, kültürlenme süreci, ritüel, gelenek, sözlü-yazılı kültür ve duygulardan hareketle kolektif davranış biçimlerinin bir "taraftar folkloru" oluşturduğu hipotezinden yola çıkılmıştır. Beşiktaş Jimnastik Kulübü ve taraftar grubu Çarşı örneği üzerinden taraftarlar, yalnızca futbolun bir aktörü olan insan yığını olarak değil; belirli bir amaç ve duygu etrafında toplanmış bir halk birimi ve topluluk olarak ele alınmıştır. Taraftarlar çeşitli duygularla takımlarına bağlanırlar ve bu bağlanma şekilleri de farklılık gösterir. Grup motivasyonunu sağlayan duygular ve bu motivasyondan hareketle ortaya çıkan taraftar üretimleri ve ritüelleri aynı zamanda taraftar folklorunun genetiğini taşıyan çeşitli gelenek, kültür ve değerleri oluşturur. Böylece taraftarlar öğrendiklerini ve ürettiklerini yaşamları boyunca kendilerinden sonraki nesillere aktararak bir kültürel miras taşıyıcılığı da yapar. Bu organik yapılanma içerisinde yaşadığı milletin, kültürün, tarihin, şehrin, semtin izlerini taşır. Bu kapsamda tezde, Beşiktaş Jimnastik Kulübü taraftar grubu Çarşı örneği ile bir halk kitlesi olan taraftarların ortak duygu, düşünce, davranış biçimleriyle inşa ettikleri ve ürettikleri halk bilimsel unsurlar belirlenmeye çalışılmıştır. Kaynak taraması sonucunda elde edilen bilgiler, analizler ve gerçekleştirilen görüşmelerle 'taraftar folkloru' tanımına bilimsel ve akademik bir nitelik kazandırmak amaçlanmıştır.

Beşiktaş J.K.Beşiktaş Jimnastik KulübüHalk bilimi+4
İlke Tepeköylü
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ankara ili Bala ilçesi halk hekimliğinde ocaklık geleneği

İnsanlığın topluluk içerisinde yaşamasından bu yana hayatlarını sürdürebilmelerinin başında sağlık konusu gelmiştir. Hastalıklar karşısında çaresiz kalan insan, yaşadığı doğada çeşitli bitkisel, hayvansal ya da madenî materyallerden elde ettiği unsurlarla ilaçlar yapmıştır. Deneme-yanılma yoluyla bir şekilde hayatta kalmanın yolunu bulan insan, doğa unsurlarından doğal ürünler elde etmenin yanında inanca dayalı ritüel ve uygulamalar da meydana getirmiştir. Dolayısıyla insanoğlu bu durumla bilgi ve deneyim elde etmiştir. Din ve inanç, doğadan elde edilen materyallerle birleşmiş ve çeşitli hastalıkların teşhis edilmesinden ziyade doğrudan tedavi edilmesi sağlanmaya çalışılmıştır. Başlangıçta dinî-sihrî güçleri olduğuna inanılan kişilerin tedavi etmesine dayalı yöntem ve uygulamalar bütünü günümüz halkbilim çalışmalarında halk hekimliği uygulamalarıyla sınıflandırılmıştır. Bu çalışma belli başlı amaçlar doğrultusunda ortaya koyulmuştur. Birincisi, Bala'da bulunan halk hekimliğine ilişkin ocaklık geleneği ve söz konusu geleneğe ait uygulama ve pratikleri tespit etmek ve bunları kayıt altına almaktır. Bununla birlikte bir diğer amaç ise, ocaklık geleneğinin eski Türk inanç sisteminde yer alan temel kodlarla açıklamaktır. Çalışma alan araştırmasından elde edilen verilerin zaman zaman diğer yörelerden derlenen verilerle karşılaştırılmasına dayalı bir yöntemle inşa edilmiştir. Çalışmanın ilk iki bölümü halk hekimliğine ve eski Türk inanç sistemine ait temel kavramlar üzerinedir. Son bölümde ise alandan derlenen verilerin aktarılması ve yorumlanmasını içermektedir.

Ankara-BalaHalk bilimiHalk hekimliği+5
Kübra Gülenç Kösemek
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bursa/Gemlik'te su kültü ve iyeleri

Su, yaratılışın özüdür. Mitlerde anlatılan evrenin toprağı su içerisinden çıktığı gibi insanın özünü oluşturan da sudur. Evrenle bütünleşen su kutsallık kazanmıştır. Gemlik ve köylerinde su kültü ve su iyesi üzerine derleme çalışması gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalarda su kültünün; yağmur duasına, halk hekimliğine ve geçiş dönemlerine yansıdığı tespit edilmiştir. Yağmur duasındaki ritüellerin kaynağı bilinmese de eski Türklerdeki yağmur çağırma ritüellerinin günümüze yansıması halidir. Halk hekimliğinde ise insanlar deneme – yanılma sayesinde buldukları tedavi yöntemlerinde su kültü ön plana çıkmıştır. Tedavi yöntemlerinde suyun kutsallığından faydalanıldığı tespit edilmiştir. Ek olarak su, eşik görevi görmektedir. Eşik ise evrenin ve insanın geçişini göstermektedir ve bu geçişte yardımcı olan sudur. Geçiş esnasında kötü ruhlara karşı korunmasız olan kişiyi su korumaktadır. Gemlik'te tespit edilen bir diğer konu ise "su iyeleri"dir. Su iyeleri, koruyucusu olduğu bölgeyi korumaktadır ve bu bölgelere yapılan hakaretlere karşı insanları cezalandırmaktadır. Bu yüzden Gemlik halkı kendilerini korumak için sudan izin alma ya da suyu kirletmeme gibi çeşitli uygulamalara gitmişlerdir. Su iyelerinin insanları cezalandırmalarından yöre halkında çeşitli adlandırmalara sebep olmuştur. Bu adlandırmalar genellikle iyi-kötü olarak farklılaşmıştır. Çalışma yapılan köylerde kötü ve insanlara zarar verdiği düşünülenlere "cin, üç harfli, şeytan, çinka" (Çinka, Laz köylerinde verilen Lazca isimdir.) isimleri verilirken; iyi, güzel ve zarar vermeyenlere ise genellikle "su perisi" adı verdikleri gözlemlenmiştir. Köylerde genellikle akan su (dere, nehir vb.) kenarında var olduğuna inanılan iyelerin, isimleri farklılık gösterse de betimlemeleri benzerlik göstermektedir. Ay ışığında beliren sarı saçlı su iyesi (su perisi) hemen hemen her köyde yer almaktadır. Akan sular dışında insan eliyle yapılan yapıları da su iyeleri korumaktadır. Çeşmelerin, hamamların, değirmenlerin ve su kuyularının koruyucu ruhları su iyeleridir. Su iyelerinin bu bölgelerde var olduğu inancı, insanlar üzerinde belli bir kuralları ve uygulamaları ortaya çıkarmıştır. Gemlik köylerinde ise yer alan uygulamalar yine kendilerini korumak ve iyelerin kendisine zarar vermesini engellemek amacıyla yapılmaktadır. Tezin amacı geçmiş dönemlerde özellikle su iyeleri üzerine tez kapsamında çalışmanın yer almamasıdır ve bu çalışma hem Gemlik hem de su kült ve iyeleri üzerine yapılan nadir çalışmalardan biridir. Gemlik ilçesine bağlı köyler ve beldelere gidilerek derleme (saha çalışması) yapılmıştır.

Bursa-GemlikHalk bilimiHalk hekimliği+7
Esen Nur Daş
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi açısından Bitlis/Ahlat taş işlemeciliği

Taş işlemeciliği, doğal taşların maden ocaklarından çıkartılarak geleneksel yöntemlerle işlenmesine verilen addır. Kültürel miras varlıklarının oluşmasında önemli bir malzeme olan taş üzerine ait olduğu kültürün motiflerinin yapılması sonucunda kültür taşıyıcısı ürünlerden birine dönüşür. Bu kültürel aktarım aracını oluşturan el sanatı taş işçiliği, taş işlemeciliği veya taş süsleme olarak açıklanmaktadır. Bu çalışma, Bitlis/Ahlat ilçesinde bin yıllık geçmişi bulanan, gelenek halini almış, çevresinde inanışlar ve uygulamalar gelişmiş Ahlat taş işlemeciliğinin halk bilimsel bir anlayışla belgelenmesini ve korunması yönünde atılacak adımlara katkı sunmayı amaçlamaktadır. Tarihî taş yapıları ve mezar taşları ile ünlü Ahlat şehri, zengin taş madenleri nedeniyle el sanatına adını vermiştir. 11. yüzyılda Türk milletinin Anadolu'ya gelişiyle şekillenmeye başlayan taş işlemeciliği sanatının etrafında oluşan halk mimarisi örnekleri Bitlis/Ahlat ilçesinin tarihini ve Türk kültüründeki yerini belirlemiştir. Taş işlemeciliğinin tarihsel olarak geçirdiği süreç ve gelişimler bu taş yapıların kitâbeleri ışığında yapıyı yapan ustaların verdiği bilgilerle açıklanmaktadır. Her biri sanat eseri olan Ahlat Taş İşlemeciliği ürünlerini meydana getiren el sanatı geleneğinin gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için uygulanabilecek koruma yaklaşımları bu çalışmada açıklanmıştır. 1972 Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunmasına Dair Sözleşme ile başlayan kültürel mirası koruma yaklaşımları kronolojik olarak açıklanmış, koruma teriminin tanımına yapılan eklemeler detaylandırılmıştır. Bu kapsamda UNESCO'nun 2003 yılında kabul ettiği Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesinde kültürel mirasa getirdiği yeni anlam ve yeni koruma yaklaşımlarının sonuçları taş işlemeciliği özelinde ele alınmıştır. Günümüzde varlığını mahalli bir boyutta sürdüren taş işlemeciliği geleneği SOKÜM Sözleşmesi kapsamında korunmaya ihtiyaç duyan el sanatları içerisinde kendine yer bulmaktadır. Sözleşmenin koruma yaklaşımları ve kültürel miras terimi çerçevesinde Ahlat taş işlemeciliğinin uygulayıcıları ve yöre halkı için anlamı, aktarımında gerçekleştirilen usta çırak ilişkisi, sanattaki değişim, dönüşüm ve sanatın sorunları ele alınmıştır. Ayrıca Ahlat taş işlemeciliğinin geleneksel meslek olarak yaşatılmasının halk mimarisi açısından önemine değinilmiştir.

Bitlis-AhlatEl sanatlarıHalk bilimi+6
Nihat İnan
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kaman Abdalları'nın halkbilimi açısından incelenmesi

Kaman Abdallarının Halk Bilimi Açısından İncelenmesi? adlı bu yüksek lisans tezinde Abdalların doğum, sünnet, asker uğurlama, evlenme, ölüm ve düğün törenleri, giyim tarzları, yemekleri, halk hekimlikleri, dini inançları, halk mimarisi, el sanatları, halk oyunları, çocuk oyunları, sözlü edebiyat ürünleri derleme sonucunda elde edildi. Elde edilen bu ürünler sosyokültürel bakımdan değerlendirildi. Ayrıca, Kaman Abdallarının tarihçesi ve müzik kültürleri hakkında bilgi verildi.

AbdallarFolklorFolklorik ögeler+3
Yeşim Yıldız
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çorum Alevileri'nde kamberlik geleneği

Bu çalışmada, Aleviliğin kurumsal bir yapı kazanmasında ve bu yapının sürdürülmesinde önemli bir yere sahip olan cemlerde, önemli bir yeri olan kamber ya da zâkirler üzerinde durulmuştur. Kamberlik geleneğinin Çorum yöresi Aleviliğindeki yerini, kamberlerin başıca icra ortamı olması nedeniyle cemlerden yola çıkarak ele alan çalışmamızın ?birinci bölüm?ünde, cemlerin yapısı ve icra biçimleri, cemlerin sahip olduğu dinsel ve sosyal işlevler ile cemlerdeki on iki hizmet erbabının görevleri, sözlü kaynaklardan elde elden veriler ve yapılan gözlemler ışığında anlatılmıştır. Cemler hakkındaki bu kapsamlı bilgilendirme, kamber ya da zâkirlerin icra ortamları ve işlevleri hakkındaki bilgileri de içermektedir.Tezimizin ?ikinci bölüm?ünde, sözlü geleneğin kamberliğin kökenleri hakkındaki düşünce ve yorumları ile kamberlerin toplumsal statüleri ve işlevleri üzerinde durulmuştur. Çalışmamızın ?üçüncü bölüm?ünde geleneğin kamberlerde aradığı temel özelliklerin yanı sıra, kamberlik mesleğine geçiş süreci, kamberlerin icra ortamları, icra zamanları ve icra biçimleri ele alınmıştır. Çorum yöresi Aleviliğindeki kamberliğin yaşayan boyutuna odaklanan çalışmamızın son bölümü olan ?dördüncü bölüm?de Çorum yöresinde halen yaşayan kamberlere örnekler verilmiş, onların biyografileri ve eğer doğaçlama yeteneğine sahip iseler deyiş örnekleri aktarılmıştır.Çalışmamız sırasında ele ettiğimiz sonuçları içeren ?Sonuç? kısmını, çalışmamızı hazırlarken yararlandığımız yazılı ve sözlü kaynaklarla ilgili bilgileri içeren ?Kaynakça? kısmı izlemiştir. ?Ekler? başlığı altında da görsel malzemeye yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Alevilik, Çorum, Cem, Kamber, Zakir

AlevilerAlevilikCem+3
Nazife Özdemir
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cem zâkirliği ve Aşık Murtaza Şirin

Cem Zâkirliği ve Aşık Murtaza Şirin olarak adlandırdığımız çalışmamız giriş, Cem Töreni ve Zâkirlik, Aşık Murtaza Şirin, sonuç, kaynakça ve ekler olmak üzere altı bölümden oluşmuştur.Birinci bölümde cem töreni ve zâkirlik üzerinde durulmuştur. Bu bölümde cem törenin kökeni, türleri ve cem töreninde on iki hizmet sözlü ve yazılı kaynaklardan faydalanılarak anlatılmıştır. Cem törenindeki on iki hizmetten biri olan zâkirliğin kökeni, görevleri, eğitim süreci üzerine bilgi verilmiştir. Bu bağlamda Murtaza Şirin örneklemesi yapılmıştır. Murtaza Şirin'in zâkirlik yaptığı bir cem töreninin akışı aktarılmıştır ve cem törenlerinin çeşitleri anlatılmıştır.Çalışmamızın ikinci bölümünde Âşık Murtaza Şirin anlatılmıştır. Murtaza Şirin'in doğumu, hayatı, âşıklığa başlaması, mahlas alışı, bağlı olduğu Alevî ocağı, musahip kardeşi, katıldığı şenlik ve programlar, aldığı ödüller hakkında bilgiler verilmiştir. Ayrıca bu bölümde Murtaza Şirin'in şiirleri türlerine göre sınıflandırılmış ve incelenmiştir.Çalışmamızın kaynakça bölümünde faydalanılan eserlerin künyesi belirtilmiştir.Sonuç bölümünde ise çalışmamızın sosyal bilimlere getirmiş olduğu katkı üzerinde durulmuştur. Son olarak ekler bölümünde Murtaza Şirin'in seçilen yüz elli şiirine yer verilmiştir.Anahtar Sözcükler:1.Âşık2.Zâkir3.Cem4.Alevîlik5.Şiir

AlevilerAlevilikAşıklar(Aşıklık geleneği)+6
Burak Tan
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sinemada halk hikayelerine metinlerarası bir bakış

Bu çalışmada, sözlü kültürde yer alan halk hikâyeleri ile Türk sinemasında halk hikâyelerini konu edinen filmler arasındaki bağlantı metinlerarasılık teknikleri ile irdelenmiştir.Genellikle yazılı ve sözlü metinler arasında düşünülen metinlerarası ilişkiler sözlü kültür ve görsel metinler arasında pek düşünülmemiş ve incelenmemiştir. Halk hikâyelerinin genel karakteristik özellikleri ile filmler arasında biçim ve teknik açısından birçok benzerlik bulunması yanında halk hikâyelerinin birebir bir filmin olay örgüsünü de oluşturabileceği görülmüştür. Bu olay örgüsü esnasında anlamsal ve biçimsel birçok değişiklik meydana gelmiştir.Bu değişiklerin boyutu da Gerard Genette baştaolmak üzere diğer yazarların yaklaşımları dikkate alınarak halk hikâyelerinin; sinema filmine dönüşüm süreci ve bu süreç sonunda ortaya çıkan filmlerin günümüzün halk anlatısı ihtiyacını karşılayarak kaynak metin olma yoluna gittiği görülmektedir. Bu süreç söz konusu metinlerarasılık yöntemleri ile açıklanmaya çalışılmıştır.

Halk hikayeleriMetinlerarasılıkSinema
Tuna Yıldız
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ankara Çubuk ilçesi mutfak kültürünün dönüşüm süreçlerinin halkbilimi açısından incelenmesi

İnsan yaşamının devamı için gerekli olan beslenme ihtiyacı toplumlara göre değişebilen mutfak kültürünü ortaya çıkarmıştır. Yaşanılan bölgenin coğrafi özellikleri, tarihsel süreç, din, ekonomik faaliyetler, gelenek-görenek gibi unsurlar mutfak kültürünü doğrudan etkilemektedir. Mutfak kültürü zaman içinde, ekonomi, modernleşme, teknolojik gelişmeler, şehirleşme, göç gibi nedenlerle değişime uğramaktadır.Bu çalışmada Ankara ili Çubuk İlçesi merkez ve köylerine ait mutfak kültürü halkbilimsel açıdan incelenmiş, geçmişten günümüze mutfak kültüründe meydana gelen değişim ve dönüşümün sebep ve sonuçları ortaya konulmuştur. Aynı zamanda çalışmada günümüzde uygulanan mutfak kültürünün somut olmayan kültürel mirasla ilişkisi üzerinde de durulmuştur. UNESCO'nun ?Somut Olmayan Kültürel Miras? olarak tanımladığı, korunması gereken bir kültür mirası olan ?mutfak kültürü? etrafında oluşan ritüel alanları incelenerek bu alanlarda dolaşımda olan sözlü kültür öğeleri tespit edilmiş olup yine değişim ve dönüşüm kavramları ekseninde tahlil edilmiştir.Çalışmada, sahada görüşme yapılan kaynak kişiler ve yazılı kaynaklardan elde edilen bilgiler doğrultusunda, bölgeye ait yemek çeşitleri; pişirme yöntemleri; mutfak gereçleri ve mekânları; kiler kültürü; yeme-içme ile ilgili inançlar; törensel yemekler ve mutfak kültürünün halk edebiyatına yansımaları ele alınmıştır. Ayrıca konu ile ilgili harita ve fotoğraflara ?ekler? bölümünde yer verilmiştir.?Anahtar Sözcükler:1. Ankara- Çubuk2. Halkbilimi3. Mutfak Kültürü4. Değişim5.Dönüşüm

Ankara-ÇubukHalk bilimiMutfak+4
Sevim Aydos
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cumhuriyet döneminde (2005'ten günümüze) Bursa Irgandı Köprüsü'ndeki geleneksel el sanatları üzerine halk bilimsel bir inceleme

El sanatları, milli duyguları, milli karakteri yansıtan en önemli kültürel mirastır ve bir disiplin olarak Halk Bilimin temelini oluşturur.Osmanlıya başkentlik yapmış, tarihi dokusunu günümüze taşımayı başarmış olan Bursa ili, bu özelliğinin yanı sıra kültürel değerleri yaşatmaya çalışan sanatçılarını dünyadaki dört çarşılı köprüden biri olan Tarihi Irgandı Köprüsü ile ev sahipliği yapması bakımından da dikkat çekmektedir.UNESCO Somut olmayan kültürel mirası şu şekilde tanımlamıştır ? Somut olmayan kültürel miras, toplulukların, grupların ve kimi durumlarda bireylerin kültürel miraslarının bir parçası olarak tanımlandıkları uygulamalar, temsiller, anlatımlar, bilgiler, beceriler ve bunlara ilişkin araçlar, gereçler ve kültürel mekânlar? anlamına gelir. Ancak el sanatlarının günümüz Türkiyesinde yeterince tanınmadığı, oysaki bu kıymetli hazinenin değerlendirilip işlenmesi ve bir bütün halinde daha güzel sunumların yapılması gerekmektedir. Böyle bir düşünceyle yola çıkan Osmangazi Belediyesi Tarihi Irgandı Köprüsü'nü yenileyerek Türk kültürüne kazandırmıştır.Bursa Irgandı Köprüsü'nde icra edilen sanatlardan? tezhip? altın anlamındaki Arapça ?zehep? kelimesinden gelir, altınlamak anlamında kullanılır. Altın mürekkebi, boya ve yaldızlarla yapılan süslemedir. Yazma eserlerin ve levhaların süslenmesidir. Tezhip sanatı, geçmişin motiflerini bugünün ilgi çeken çizgileriyle birleştirmiştir.Hat sanatı, Arap harflerinin yazımının elverişliliğinden yola çıkılarak yazının estetikle buluşmasından doğmuştur. Türklerin İslamiyet'i kabulünden sonra Arap harflerini kullanmaya başlamasıyla tanıştığı bu sanat, özellikle Osmanlı döneminde önemli ustaların yetiştiği ve önemli eserlerin Türk kültürüne kazandırıldığı bir sanat haline gelmiştir. Bugün ise hat sanatı ev ve iş yerlerini süsleyen levhalar halini almıştır.Tesbih, müminlerin namaz sonrası Hz. Peygamberin tavsiyesi üzerine yaptıkları bir tür selamlamadır. Bir anlamda namazın memnuniyetini ifade etme biçimdir. Bu sanatın öncü güçleri Osmanlı padişahlarıdır. Padişaha verilen hediyelerin özel olması gerektiği düşüncesinden doğan tesbih sanatı günümüzde de devlet büyüklerine verilen özel hediyeler olarak yaşatılmaya devam etmektedir.Ahşap oyma sanatı, geçmişin ihtişamlı mimarisinde kullanılan; ancak günümüz Türkiyesinde özellikle tarihi dokusunu koruyan mimarilerin restorasyonlarında icra edilmektedir.Bursa bıçağı, Türk kültüründe mücadelenin sembolü olan metallerin yapımında kullanılırken günümüzde Bursa Irgandı Köprüsü'nde çatal, kaşık ve bıçaklara şekil verilerek yeni bir boyut kazanmıştır.Çini sanatı, önceleri sadece mimari eserlerin süslemesinde kullanılırken, günümüzde gençler tarafından beğenilen takıların tasarımında kullanılmaktadır.Sedefçilik, doğal malzemeler kullanılarak icra edilen bir sanattır. Bursa Irgandı Köprüsü'nde sedefçilik çağın ihtiyaçlarına uygun olarak tasarlanan (toka, tarak, kolye, sedef işlemeli sandık?)ürünler verilmesiyle canlılığını korumaktadır.Anahtar Kelimeler: Kültürel Miras, Halk Bilimi, El sanatları, gelenek, Irgandı Köprüsü.

BursaEl sanatlarıGeleneksel Türk sanatı+3
Duygu Kiremitci
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sanal ortamda mezar ziyaretleri

Geleneksel mezar ziyaretinin ve sanal ortamda mezar ziyaretinin kodları belirlenip, sanal ortamın, geleneksel mezar ziyareti modeline, aşamalarına ve pratiklerine etkisi incelenmiştir.Toplumun büyük bir kısmının geleneksel mezar ziyareti yaptığı, sanal ortamdaki mezar ziyaretlerinin de özellikle yurt dışındaki vatandaşlarca tercih edildiği ve ?sanal ortamda mezar ziyareti?nin yeni bir model olduğu, geleneksel mezar ziyaretinin aşama ve uygulamalarından faydalandığı ve onları değiştirmediği sadece farklı bir bağlamda, farklı araçlarla, geleneğin dönüşerek yaşatıldığı sonucuna ulaşılmıştır.

GeleneklerMezarlarSanal ortamlar+3
Elif Mendil Bora
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kültür, eğitim ve kültür ekonomisi kapsamında bulmacaların işlevleri

Kültürel bellekten değişen üretim ve tüketim ortamları dikkate alınarak nasıl yararlanılabileceği sorusu türlü bağlamlarda cevabını aramakta olan bir sorudur. Bu çalışmada soruya bir cevap olarak, geleneksel kültürün popüler alanda daha görünür, hissedilir olmasına araç olabilecek bir yöntem öne sunulmuştur.Bulmacalar toplumun her kesiminden ilgi görür; okur-yazar olma gerekliliği dışında hiçbir toplumsal ayrımı barındırmaz; gazete, dergi ve internet sitelerini kapsayan tüketim ağları sayesinde kolayca ulaşılabilir olup başlayanın mutlaka sonunu getirmek istediği bir tutkudur.Hemen herkesin kolaylıkla tespit edebileceği bu ilgi, kültür eğitimi ve kültürleme süreçlerine dahil edilerek popüler alanda gelenekselin kullanılamaması sorununa bir çare olabileceği gibi, `bilginin kuşaktan kuşağa geçişini okul dışı olanaklarla sağlamak' anlamında da iyi sonuçlar alınabilecek bir çıkış noktası sunar. Bulmacalarla ilgili tanımlarda bulmacaların bir oyun olarak değerlendirilmesi oyunun en açık işlevlerinden biri olan eğlenceyi vaat eder. Bulmacalar, eğlendirerek öğretme amacının hayli geniş bir uygulama alanıdır.Medyanın bulmacalarda da yansımasını bulan tek tipleştirici etkisi, gene medya eliyle bulmacalar aracılığıyla bir zenginliğe dönüştürülebilir. Çalışmada, `toplulukların, grupların ve kimi durumlarda bireylerin, kültürel miraslarının bir parçası olarak tanımladıkları uygulamalar, temsiller, anlatımlar, bilgiler, beceriler ve bunlara ilişkin araçlar, gereçler ve kültürel mekanlar' anlamına gelen somut olmayan kültürel mirasın bulmaca içeriklerinin zenginleştirilmesi adına başvuru kaynağı olabileceği ortaya konmuştur.Çalışmada bir kavram olarak bulmacalar üzerinde durulduktan sonra bulmacaların dünyadaki ve Türkiye'deki görünümü belirginleştirilmiş, beslendiği kaynaklar; üretim ve tüketim ortamları üzerinde durulmuş; bulmacaların yaygınlığı verilerle desteklenmiş ve türlü bağlamlardaki işlevleri sıralanmıştır. Kültür eğitiminde bulmacaların etkili bir araç olabileceği tezi ortaya atılmış, bu tezi destekleyen örnekler sıralanarak, önerilen içerikler kültür eğitiminde kullanılabilecek bulmacalara uygulanmıştır.

BulmacalarEkonomiEkonomik etki+5
Fadime Tikbaş
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dede Korkut Hikâyeleri'nde anametinsel dönüşümler

Bir metnin anlamının ve biçiminin başka bir metin içersinde sürerliliğinin farklı boyutlarını inceleyen metinlerarasılık kuramına göre, yeni bir metin oluşturulurken ilk metin ne derece değiştirilirse değiştirilsin, ikinci metnin derinine inildiğinde yine ilk metinle karşılaşılacaktır. Gérard Genette, bir metnin başka bir metne biçimsel ve anlamsal dönüşümünü ?ötemetinsellik? kavramı altında ele almış ve kavramı arametinsellik (metinlerarasılık, intertextualité), yanmetinsellik (paretextualité), anametinsellik (hypertextualité), üstmetinsellik (metatextualité) ve önmetinsellik (architextualité)? şeklinde beş bölüme ayırmıştır. Bu çalışmada, seçilen yazılı ve sözlü ana metinler, Gérard Genette'in metinlerarası ilişkileri açıklamak için önerdiği Palempsest kuramı aracılığıyla ele alınarak, Dede Korkut Hikâyeleri'nin yeni ana metinlere biçimsel ve anlamsal dönüşümü tartışmaya açılacaktır.Anahtar kelimeler:1.Palempsest2.Ötemetinsellik3. Alt metin4.Ana metin

Dede Korkut HikayeleriMetin incelemeMetin oluşturmak+1
Nuh Bektaş
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Somut olmayan kültürel mirasın müzelenmesi

2006 yılında Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesine taraf olan Türkiye sözleşmede belirtildiği üzere somut olmayan kültürel mirasın korunması aşamasında müzelerin de rol alacağını kabul etmiştir. Somut olmayan kültürel miras 5 ana maddeyi barındırmaktadır. Bu maddeler çeşitli uygulama, gelenek ve sözlü anlatımlardan oluşmaktadır. Bu çalışmada, evreni kapsamı içerisinde belirlenmiş olan maddelerin müzecilik bağlamında irdelenmeye, somut olmayan kültürel mirasın müze ortamında sergilenmesi ile ilgili temel unsurları tespit etmeye çalışılmıştır.Somut olmayan kültürel mirasın her bir unsuru, müzeleme sürecinde kültürden kültüre değişim göstermektedir. Her bir konunun müzeleme aşamasında farklı sergileme teknikleri kullanılarak sunulması başarılı sonuçlar doğuracaktır. Bu çalışmanın ileride geliştirilecek yeni sergileme metotlarının belirlenmesinde sonraki çalışmalara kaynaklık etmesi, bu bağlamda konu üzerinde geliştirilecek yöntem ve tekniklerin, bu alandaki büyük boşluğu doldurması ve bundan sonra yapılacak bilimsel çalışmalara yeni açılımlar sağlaması dilenmektedir.

Doğal mirasFolklorHalk bilimi+7
Cemile Şeyda Çakır
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gençlik grup folkloru ve kültürel mekân: Ankara Kızılay semtinde iki pasaj örneği

?Gençlik Grup Folkloru ve Kültürel Mekân: Ankara Kızılay Semtinde İki Pasaj Örneği? adlı bu çalışmada, Ankara'nın Kızılay semtinde faaliyet gösteren pasajlardaki ürünlerden hareketle, 2009 yılı içinde Ankara'da görülen gençlik kültürü araştırılmaya çalışılmıştır. Pasajlarda satılan ürünlerin kökenleri incelenmiş, ne anlam taşıdıkları saptanmaya çalışılmıştır.Gençlerin beğenileri doğrultusunda sergilemiş oldukları imajlar üzerinde durulmuş, bunların gençlik altkültürleriyle ilişkisine değinilmiş ve bu imajları yansıtan ürünlerle pasajlarda satılan ürünler arasındaki ilişki ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Ayrıca gençlerin beğenileri ve değer yargıları ve toplumsallaşma süreçlerinde etkili olan unsurlar tespit ederek, toplumsal değişmenin yönü ve nedenleriyle ilgili de çıkarımlar yapılmıştır. Buna göre gençlerin kimlik arayışı içinde oldukları, yabancı kaynaklı kültürlerin ve özellikle imaj yaratırken, ABD kökenli gençlik altkültürlerinin özelliklerini model aldıkları tespit edilmiştir. Bunun içinde, hem pasaj çalışanlarına hem de 14?23 yaş aralığındaki gençlere anket, mülakat ve gözlem tekniği uygulanmış, ankette yer alan veriler SPSS programı uygulanarak tablo halinde özetlenmiştir. Diğer çıkarımlar da yazılı olarak ifade edilmiştir.

Ankara-KızılayGençlikGruplar+7
Esin Mercimek
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk halk danslarındaki dönüş figürü üzerine halkbilimsel bir inceleme

Anrienne L. Kaeppler ?Dans? adlı makalesinde yer ve zaman içerisinde dansın insan vücudunu kullanarak kültürel bir form oluşturduğundan söz etmiş ve dansı icra etmeninde bu kültürel form kadar önemli bir olgu olduğunu belirtmiştir. Yazar, dans figürlerinin birer sembol taşıdığına dikkati çekerek dansların dile benzer bir gramere sahip olduğunu bu nedenle de dans figürlerinin çözümlenebileceğini öne sürmüştür. ?Türk Halk Danslarındaki Dönüş Figürü Üzerine Halkbilimsel Bir İnceleme? başlıklı bu çalışma Türk halk danslarından sema, semah ve sinsin danslarının dönüş hareketleriyle sınırlandırılmıştır. Çalışmada sema, semah ve sinsin danslarının içindeki ayin, büyü, mitoloji, kozmoloji, inisiyasyon, inanç sistemi ve kültürel biçimin dans vasıtasıyla okunabilirliği incelenmiştir. Bu doğrultuda dönüş figürünün dans içinde taşımış olduğu anlam irdelenerek, çıkarımlarda bulunulmuş netice dönüş hareketinin sahip olduğu sembolik anlam okunmaya çalışılmıştır.Çalışmada, öncelikle dansın kökenlerine inilerek ayin, büyü kavramları irdelenmiş, mitoloji ve kozmolojinin dansta nasıl bir anlatıma sahip olabileceği üzerinde değerlendirilmelerde bulunulmuş, danslardaki dönüş figürüyle inisiyasyon kavramı karşılaştırılmıştır. Anadolu ve İslam kültürünün Türk halk danslarını nasıl biçimlendirdiği örneklerle tartışılmış ve tüm bu oluşumlar çerçevesinde semah, sema ve sinsin danslarının dönüş figürü üzerinde kültürel ve inançsal boyutta okumalar yapılmaya çalışılmıştır. Ayrıca bu danslar içinde kültürel hafızanın nasıl kullanıldığı üzerinde sorular sorulmuştur.Bu çalışma, Türk halk danslarındaki figürlerin okunabilirliliğine dair oluşturulmuş bir başlangıç çalışması olmaktadır.Anahtar Kelimeler: 1. Dans, 2. Dönüş, 3. Sembol, 4. Kültür, 5. Hafıza

DansDansçılarFigür+6
Meltem Ağır
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sanal ortamda Türk mizahı

Bu araştırma, günümüze kadar kitapların, dergilerin, elektronik iletişim araçlarının dünyasına sıkışıp kalan mizahın, hızla gelişen teknolojik değişimler payesinde farklı bir platforma, ?sanal ortam? a taşınmasını, kazandığı yeni açılımlarla uğradığı dönüşümü ve yeni mekânında nasıl ele alındığını incelemektedir. Çalışma kapsamında, mizahın sanal ortamda bir bakıma yeniden keşfedilişine tanık olunmakla birlikte, aynı zamanda yaşanan dönüşüm süreci, W.Ong'un ?İkinci Sözlü Kültür? olarak ifade ettiği elektronik dünyanın egemenliğindeki sözlü kültürün ikliminde ele alınmaktadır.Çalışma, gerek mizah içerikli gerekse diğer kültürel alanlardaki ürünlerin, sadece kendi bağlamlarında ele alınmasının günümüz koşullarında geçerliliğini yitirdiğini, yaşantımızın son on beş yılına hâkim olmuş İnternet ortamında oluşan, gelişen ve değerlendirilen kültürel ögelerin varlığına sırt çeviremeyeceğimizi; aksine bunun bir dönüşüm geçirme, bağlamını değiştirme olarak ele almamız gerektiğini savlamaktır.Başlı başına bir `kültürel vitrin' olan İnternet dünyasının hemen her konuya kapılarının açık olması, özellikle de sanal âlemde sözlü kültürün yazılı olarak ifade bulması, İnternete edebî, sanatsal ve politik bir mekân olarak bakmamıza olanak tanımaktadır. Dolaysıyla araştırmanın hedefinde, bu mekânlardan yansıyan verilerin işlenerek mizahla olan bağıntılarının kurulması ve çözümlemelerin yapılarak bir sonuç ortaya çıkarılması vardır.Anahtar Sözcükler:1.Mizah2.Türk mizahı3.Sanal ortam4.İnternet5.Dönüşüm

MizahSanal ortamlarTürk mizah edebiyatı+1
Köksal Genç
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

UNESCO ve insanlığın sözlü ve somut olmayan mirası başyapıtları ve kültür politiklarına etkisi

Folklorun on sekizinci yüzyıl yaklaşımlarından bugüne politika için kültür yaklaşımından kültür için politika yaklaşımına geçişinde UNESCO'nun kültür alanındaki çalışmalarından İnsanlığın Sözlü ve Somut Olmayan Mirası Başyapıtları İlanının etkisinin farkına varılmıştır. İSSOMBİ tarihçesi kapsamında kültür için politikalar üretme çabalarının başyapıt ilanı programı ile sonuçlanması folklorun ekonomi, endüstriyel sektörler, medya, turizm gibi disiplinler açısından ele alınması gerekliliğini doğurmuştur. Bunun yanında küreselleşmenin beraberinde folklorun yok oluyor bilincini uyandırması da kültürün korunmasına yönelik politikaların geliştirilmesi fikrini geliştirmiştir. UNEESCO'nun bu durumu İkinci Savaşı'ndan sonra fark ederek kültür çalışmalarının yönünü korumaya yönelik programlara çevirmesini sağlamıştır.Bu çalışmada İnsanlığın Sözlü ve Somut Olmayan Mirası Başyapıtları İlanı'nın kültür politikaları ile ilişkisi Somut Olmayan Kültürel Miras çerçevesinde 2001, 2003, 2005 İSSOMBİ Listeleri irdelenerek ortaya Konya çalışılmıştır. İnsanlığın Sözlü ve Somut Olmayan Mirası Başyapıtları İlanı'nın kültür politikalarına bir etkinsin olup olmadığı tartışılmıştır. Bu çalışma somut olmayan kültürel miras yoluyla ulusal ve uluslar arası alanda kültür politikaları üretilebileceği tezini savunarak folklora farklı bir bakış açısı getirmeyi amaçlamıştır.Anahtar Kelimeler:1.İnsanlığın Sözlü ve Somut Olmayan Kültürel Mirası Başyapıtları İlanı2. Somut olmayan kültürel miras3. Kültür politikaları4. Koruma5. UNESCO

KültürKültür politikasıKültürel miras+1
Sunay Çalış
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geleneksel yaylacılıktan yayla turizmine: Ordu- Çambaşı yaylası örneğinde halk bilimsel bir inceleme

Dünya konjuktöründe sanayi devrimiyle başlayan turizm faaliyetleri zamanla ve ihtiyaçların değişmesine bağlı olarak deniz, kum, güneş turizmi olmanın yanında alternatif turizm faaliyetleri ve mekanları aramaya başlamıştır. Turistlerin farklı yerler ve de doğası korunmuş mekan arayışları yeşil turizmi ve beraberinde de yayla turizmi kavramını ortaya çıkarmıştır. 1980'lerde baş gösteren bu yeni turizm faaliyetinin en önemli özelliklerinden biri turizm için gidilen yerdeki doğanın korunması ve var olan kültürel yapıdaki, gelenek, görenek ve adetlere saygı gösterilmesidir. Geleneksel yapıya dokunmadan ama içinde gerçekleşen bir turizm faaliyetidir.Geleneksel yayla kültürü ve değişen yaylacılık anlayışının kültürel miras kavramı çerçevesinde Ordu- Çambaşı yaylası örneklemi üzerinde halk bilimsel inceleme yapılmıştır. Geleneksel Yaylacılıktan Yayla Turizmine: Ordu-Çambaşı Yaylası Örneğinde Halk Bilimsel Bir İnceleme adlı bu çalışmada Çambaşı Yaylasındaki geleneksel yaylacılığın korunarak nasıl bir yayla turizmi oluşturulabilir, turizme geçildiğinde bu yaylada neler nasıl yaşatılabilir konuları tartışılmıştır.

Doğa turizmiHalk bilimiOrdu-Çambaşı+4
Zeliha Oral
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çankırı'da kına, nişan ve düğün geleneği

Düğün, evlenme geçit döneminin en belirgin özelliğidir. Onun için düğünün geleneksel değerlere ve kurallara uygun bir biçimde kutlanmasına çaba sarf edilir. Düğüne elden geldiğince çok kimse çağrılmak istenir. Düğünün zamanı ve yeri, kimler arasında olduğu, düğün öncesi çıkarılan ?okuyucu?lar tarafından bildirilir...Köylerde daha çok davullu zurnalı düğünler yapılırken, şehirlerde salonlarda yapılan düğünler tercih edilmektedir. Bazı aileler ise düğünlerini evde konuklarına ziyafet vererek yapmaktadırlar. Bu yemekler yöresel olarak içerik ve şekil bakımından farklılık göstermektedir. Düğün töreni, erkek tarafının gelin almaya gitmesi ile başlar. Kız evinde gelin çıkarılmadan önce, aile büyüklerinden bir erkek tarafından dualar eşliğinde kırmızı kuşak üç kez bağlanır. Gelin aile büyüklerinin ellerini öperek vedalaşır ve düğün alayından bir erkeğe teslim edilir. Düğün alayı tarafından gelin aldıktan sonra, davul zurna eşliğinde gezdirilir. Gelin erkek evine girerken, kapı üzerine yağ, bal sürülmesi, çerez ve bozuk para serpilmesi, testi kırılması, su dolu bakraç (kova) tepilerek devrilmesi gibi yaygın adetler uygulanmaktadır. Gelin eve girdikten sonra Çankırı yöresinde güvey gezdirme, damadın yakın arkadaşları ile sazlı sözlü eğlenceli olarak yapılır. Düğün gecesi damat gerdeğe girer. Damat yüz görümlüğü olarak geline takı takar.Düğünden sonraki günlerde gelin evdeki büyüklerle konuşmaz. Büyükler hediyeler vermek suretiyle gelinlerini konuşturmaya çalışırlar.Günümüzdeki düğünler büyük ölçüde ?yenilenmeye? uğramıştır. Bu düğün adetlerinin birçoğu kalkmış ve eskinin köy düğünleri yerini günümüzde yapılan düğün salonlarındaki birkaç saatlik eğlenceye bırakmıştır.Anahtar Sözcükler: Çankırı kültürü, düğün, evlenme, kına, gelin

DüğünGeleneklerHalk kültürü+2
Melek Varvar
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Evliya Çelebi'den hareketle kahvehanelerden cafelere dönüşüm

Kahve, Arap yarımadasında ortaya çıkmış ve buradan dünyanın bir çok bölgesinde kendine özgü kültürünü oluşturarak yayılmış olan bir üründür. Kendine özgü içim kültürünü oluşturan kahve içeceği, değişik coğrafi alanlarda bulundukları bölgenin sosyal yapısını yansıtan sosyal-kamusal alan olarak tanımlanabilecek kahvehane kurumlarını oluşturmuştur. Kuruldukları dönemden günümüze kadar kahvehaneler çeşitli değişim ve dönüşümlere uğramışlar ve bu süreç içerisinde bulundukları bölgenin sosyal-kültürel izlerini taşımaya devam etmişlerdir.Bu çalışmada, Evliyâ Çelebi Seyahatnamesinden hareketle kahvehane kurumlarının dönüşüm süreci incelenmiştir. Kahvehaneler, sanayileşme ile birlikte tüketim toplumu, küreselleşme ve popülerleşme gibi olguların da etkisi ile birlikte Batılı yaşam biçimi odaklı olarak cafelere dönüşmüşlerdir. Bu dönüşüm sürecinde, kahvehaneler küresel anlamda ürün, ürün sunumu, mekansal özellikleri gibi çeşitli alanlarda standartlaşmalar getirmekle birlikte kendilerine özgü sosyal-kültürel fonksiyonlarını yerel kültürel etkilerini de yansıtarak sürdürmeye devam etmektedirler.Anahtar Kelimeler:1.Kahve2.Kahvehane3.Cafe4.Evliyâ Çelebi Seyahatnamesinde Kahve ve Kahvehane5.Kahvehaneden Cafelere Dönüşüm

DönüşümEvliya ÇelebiKafe+5
Esra Bilge
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sözlü kültür ortamının gezici seyyar satıcıları: Çerçiler

Bu çalışmada, sözlü kültür ortamında kaybolmaya yüz tutan geleneksel mesleklerden biri olarak varlık gösteren ?çerçilik? geçmiştengünümüze geçirdiği aşamalarla birlikte ele alınmıştır. Çalışmada, çerçilerin kullandıkları malzemeler, köy ve kasabalara gelişleri- getirdikleri, sözlü kültürdeki yeri gibi pek çok konu ele alınmıştır. Özellikle ?Cumhuriyet Dönemi? çerçi kültürü sözlü kaynaklardan elde edilen verilerle değerlendirilmeye çalışılmıştır.Anahtar Sözcükler1.Çerçi2.Değiş- tokuş3.Sözlü Kültür Ortamı4.Geleneksel Ticaret

Gelenekler
Nuray Aykanat
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi eğitim kurumlarında uygulanan programların halk bilimsel açıdan incelenmesi

Okul Öncesi Eğitimi Türkiye'de özellikle 1960'lı yıllardan sonra büyük gelişme göstermiştir. Son yıllarda zorunlu eğitime geçmek için pilot bölge uygulamasına geçilmiştir. Bu durum, kentleşme ve küreselleşme olgularının bir sonucu olan toplumsal değişmeler ile toplumun değişen beklentilerini yansıtan bir süreç olarak belirmektedir. İster kırsal ister kent ortamı olsun anne ve babanın birlikte ekonomik yaşamda yer almaları sonucu, aileler çocuklarının hem bakımı hem nitelikli yetişmelerini sağlamak için okul öncesi eğitim kurumlarına yönelmektedirler. Ayrıca erken çocukluk gelişimine verilen önemin artması da yaşanan bu sürecin boyutunu değiştirmektedir.Okul öncesi eğitim kurumlarında uygulanan programlar halk bilimsel açıdan değerlendirilmiştir. ?Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi? çerçevesinde, `somut olmayan kültürel mirasın korunması ve genç kuşaklara aktarılması' konusu yer almaktadır. Bu konuda okul öncesi eğitim kurumlarında uygulanan programlarda etkinlikler alanında kültürel miras ürünlerinden yararlanılabileceği görülmüştür.Okul öncesi eğitim kurumlarında uygulanan programlar kültürel miras ürünlerinin aktarım alanları açısından değerlendirilebilecek bir alanı oluşturmaktadır. Bu bakımdan, çalışma halk bilimi açısından kültür eğitimi konusunda bir başlangıç çalışması niteliğindedir.Anahtar kelimeler: Okul öncesi eğitim, okul öncesi eğitim programları, kültürel miras ve kültür aktarımı.

KültürKültür pedagojisiKültürel etkinlikler+2
Ayşenur Karagöz
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk mitolojisinin resmi

Tez çalışmamız konusu itibariyle, Türk mitlerindeki tanrı ve tanrıça ikonlarının sanatsal yaratıcılık düzeyinde resimlenmesi ve canlandırılması olsa da, bu tasvirlerin ortaya çıkması için uyguladığımız yöntem; çok çeşitli kaynakların incelenmesini, ayrıntılı analiz ve farklı düşünce tekniklerinin kullanmasını gerekli kılmıştır.Okumalarımız sonucu, mitlerin tek bir yöntem ve teknikle açıklanmasının mümkün olmadığını gördük. Türk mitlerindeki sembolik motiflerin deşifre edilmesi ve çözümlenmesi için, bazı kuram ve yaklaşımlardan faydalandık. Bunların çoğu Jung, Champbell, Eliade gibi bilim adamı ve araştırmacıların düşünce ve tezlerine dayanmaktadır. Needham'a ait olan, dört unsurdan (su, hava, ateş, toprak) türeyen ve gelişen Yunan düşünce tarzı ile Çinlilere özgü olan İkili (Ying-Yang) mantık sistemi ve tasnif yöntemleri de çalışmamızda bize katkıda bulunmuştur.Türk mitolojisinde ?zaman? ve ?mekan? prensibine dayanan, ?ikili?, ?dörtlü? ve bunlardan türeyen çoklu mantık sistemleri görülür. Bu bağlamda Türk mitlerinde de göksel olgular ve zamansal döngüler, mekana indirgenerek yersel unsurlarla özdeşleştirilmiş ve kutsanarak tanrılaştırılmıştır.Okuma ve çözümlemelerimiz sonucu, kültürler arasında benzerlik gösteren mitler en çok tanrı-gökyüzü-yeryüzü üçgeni arasında olanlarıdır. Mitler, coğrafya, dil, ve dinlere göre çeşitlilik gösterse de, aynı yapıya tüm kadim ve arkaik kültür mitlerinde rastlamaktayız. Bu olgu mitlerin kaynağının bir olduğunu, ancak prizmadan çıkan ışığın çeşitli renklere ayrılması gibi, farklı kültürlerde farklı tatlar olarak ortaya çıktığını göstermektedir. Bilinçaltında kurgulanan ve sanat eserlerine yansıyan bu renkleri, çalışmamızda resimlemeye çalıştık.

MitlerMitolojiResimler+4
Nuray Yakaryılmaz
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kayseri esnafının kent kimliği oluşumuna etkisi

Kayseri'de ticari hayatın kendine özgü özellikleri bulunmaktadır. Türkiye'nin hiçbir yerinde insanlara şehirlerinin adıyla hitap edilmezken ?Kayserili? denildiğinde, ticaretten anlayan kişilik sembolize edilir. Bu da açıkgöz, çıkarını düşünen, işini bilir, atılgan, ikna edici, tuttuğunu koparan anlamında kişilik özelliklerini içerir.Biz de çalışmamızda gerek tarihi, coğrafyası ve kültürel yapısını, gerek Ahilik teşkilatlanmasının etkisi altında gelişen Kayseri esnafının ve Kayseri ticaret hayatının genel özelliklerini ve bunların Kayseri kent kimliği oluşumuna etkisini ortaya koymaya çalıştık.Anahtar Kelimeler: Kayseri, Ticaret, Kent Kimliği, Esnaf, Halkbilimi.

EsnaflarHalk bilimiKayseri+4
Fatma Jale Gül Çoruk
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Zile panayırı üzerine halkbilimsel bir inceleme

Bu çalışma, Zile Panayırı'nın gelenekselleşme sürecinde geçirdiği değişim ve dönüşümleri incelemek amacıyla hazırlanmıştır. Ancak başlangıcı çok eskilere dayanan bu panayırın geçmişi hakkında yeterli bilgi edinilemediği için Cumhuriyet dönemindeki geleneksel unsurlar incelenmiştir.Zile Panayırı'nın tarihte geçirdiği değişim ve dönüşümler kısaca ele alınmış ve Zile'de kurulan medeniyetlerin panayır üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir. Cumhuriyet döneminde ülkede yaşanan iktisadî ve sosyo-kültürel değişimlerin panayırı etkilediği görülmüştür. Zile Panayırı'nın hazırlık sürecinde, panayır organizasyonunun planlanması, panayır tarihinin, süresinin ve panayır yerinin belirlenmesi, tanıtım ve reklam kampanyasının yürütülmesi, konaklama, yeme-içme gibi ihtiyaçların giderilmesi, güvenliğin sağlanması gibi konular incelenmiştir. Yapılan uygulamalar ve bu uygulamaların sürekliliğinin Zile Panayırı'nın gelenekselleşme sürecine önemli bir katkı sağladığı düşüncesine varılmıştır.Zile Panayırı'nın kültürel açıdan çözümlemesi çerçevesinde panayır eğlenceleri incelenmiştir. Cumhuriyet döneminde yapılan panayır eğlenceleri, geleneksel eğlenceler ile modern eğlenceler olarak ele alınmış, yerel eğlenceler ise bu bölümler içinde değerlendirilmiştir. Panayır geleneği içerisinde önemli bir yeri olan eğlencelerin, çağın şartlarına göre değişerek devam ettiği görülmüştür.Zile Panayırı, üretimde oluşan birikimin tüketildiği bir alışveriş ortamıdır. Gelenekselleşen bu alışveriş ortamının şehrin modernleşmesine katkısı olduğu düşüncesine ulaşılmıştır.Zile'de panayıra bağlı gelişen el sanatları ve geleneksel meslekler ile yine panayıra bağlı üretilen ve panayırla yaygınlaşıp imgeleşen yiyecekler ve kış hazırlıklarının panayırla bağlantısı incelenmiştir. Sonuçta panayırın Zile'nin kültürel dokusunu etkilediği görülmüştür.Panayır bağlamında oluşan folklor unsurları tek tek ele alındığında, ticarî amaçlı kurulan panayırların bir bütün olarak gelenek oluşturduğu sonucuna varılmıştır.Anahtar Sözcükler: Zile Panayırı, gelenek, eğlence, alışveriş, halk bilimi

Eğlence hayatı
Nurhan Girgeç
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kent kültürünün geleneği yansıtan mizahi eleştirisi: Devekuşu Kabare

Küreselleşen dünya düzeniyle birlikte gelenek ve kültür kavramları sıkça gündeme gelen tartışma konularıdır. Bu süreç içerisinde ise yok olma tehlikesiyle karşılaşan kahramanların kendileri için seçtikleri mekânlardan biri de kabare tiyatrolarıdır. Batılı tiyatro tekniklerini kullanarak geleneksel unsurları güncele taşıyan kabare tiyatrosu gerek oyunlarının gösterim özellikleri açısından gerekse içerik açısından kendine özgün bir türdür. Bu bakımdan kabare tiyatrosu, kurulmasında fikir babası olarak rol oynayan Haldun Taner'in ?kendine özgü olanla evrensele açılma? düşüncesinin bir ürünü olarak değerlendirilebilir.Çalışmada Devekuşu Kabare Tiyatrosu örneğinin tercih edilişinin birden çok nedeni vardır. Bunlardan ilki Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nun Batı Tiyatrosu ve Geleneksel Türk Tiyatrosunun harmanlanmasından oluşan kendine özgü bir eser olmasıdır. İkincisi ise 80'li ve 90'lı yıllarda Türkiye'deki sosyal, siyasal, toplumsal olayların bir panoramasını sunmasıdır. Üçüncüsü ise bu panoramasının sunumunda mizahı araç olarak kullanmasıdır. Sayılan nedenlerden dolayı Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nun günümüz tiyatrosuna yeni bir soluk getirdiğini söylemek mümkündür.Bu çalışma Devekuşu Kabare gibi bir dayanağı gelenek bir dayanağı modernite olan ürünleri okumak ve bu ürünlerin değişim, dönüşüm, süreklilik süreçlerini farklı açılardan yorumlayarak kültürel unsurların değişim süreçlerini irdelemek için başlangıç niteliği taşımaktadır.Anahtar Kelimeler:1. Geleneksel Türk Tiyatrosu 2. Kabare Tiyatrosu 3. Gündelik hayat4. Mizah

Ezgi Metin
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cumhuriyet Döneminde yılbaşı kutlamaları üzerine halkbilimsel bir inceleme

?Cumhuriyet Döneminde Yılbaşı Kutlamaları Üzerine Halkbilimsel Bir İnceleme? isimli bu tezde amaç, 80 yıllık (1926-2006) dönemde yeni yıl kutlamalarındaki değişikliği aşağıdaki temel konular çerçevesinde incelemektir.1. ?Noel? ve ?yeni yıl kutlamaları? (31 Aralık kutlamaları) aynı anlama gelmemektedir. Noel, sadece Hıristiyanlar'a özgü bir kutlamadır. Öte yandan dünyanın pek çok ülkesinde yeni yıl, insanlar tarafından evlerinde ya da büyük şehir meydanlarında kutlanmaktadır. Bu konuda önemli olan nokta, yeni yıl kutlamalarının seküler olmadığıdır.2. Noel ve Santa Claus gerçek değillerdir, mitolojik geçmişleri vardır.3. Türkiye'deki yeni yıl kutlamaları için Santa Claus karakteri daima reklamlarda kullanılmıştır. Bu durum, hiçbir şekilde Türk kültürel bakış açısını yansıtmamaktadır; çünkü Türk mitolojisinde ?Hızır? yeni yılı simgelemektedir. Böylelikle ?Hızır?, hem reklamlarda hem de toplumda ?Santa Claus? yerine kullanılabilir.4. Türkiye'de çam ağacı süslemek, piyango biletleri almak ve hediyeleşmek yeni yılı kutlama pratikleridir.

Eğlence mekanlarıKültürKültür endüstrisi+1
Petek Ersoy
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Evlenme geleneğinin değişen karakteri üzerine bir inceleme: Sanal ortam ve evlenme

Türkiye'de geleneksel evlenme modellerinden, internet ortamındaki sanal sohbetle evliliğe geçiş sürecinin folklor açısından sorgulamasını yaptığımız, daraltarak söylersek; ?chat'leşerek? evlenme kodlarının, geleneksel evlenme kodlarıyla ne kadar örtüştüğünün araştırmasını yapmak üzerine seçtiğimiz yüksek lisans tezimizin adı, Evlenme Geleneğinin Değişen Karakteri Üzerine Bir İnceleme: Sanal Ortam ve Evlenme olarak belirlenmiştir.Temel sorumuz olan ?İnternet, evlenme modellerini değiştiriyor mu?, ?Kodlar örtüşüyor mu? doğrultusunda evlenme geleneği modellerinin, tarihsel süreç ve biçimlerinden hareketle; önce sözel Türk toplumundaki geleneksel evlenme kodları tespit edilmiştir. Sözü edilen bu tespitler, Türkiye'de ?birincil sözlü kültür? içinde yetişip evlenen yüz sekiz kaynak kişi ile 2007 yılında İnternet ve geleneksel evlenme kodları üzerine yaptığımız anket çalışmamızın sonuçları ile desteklenmiştir.Evlenme geleneğinin, kent, teknoloji ve küreselleşme karşısındaki yeni görünüm, dönüşüm ve kodlarını tespit etmek için de sanal ortamdaki evlenme siteleri, çöpçatan siteleri, arkadaş, sevgili, eş arama-bulma siteleri, evliliklerini sanal ortam tanışması üzerinden gerçekleştiren kişilerin hikâyeleri, konuyla ilgili 2004-2008 tarihleri arasında yazılı basında çıkan haber ve yorumlar araştırılmıştır.Geleneksel evlenme kodları ve sanal ortam kodları tespit edildikten sonra sanal ortamın, geleneksel evlenme model, aşama ve uygulamaları üzerine etkisi ele alınıp incelenmiştir.Tezde, geleneksel evlenme model, aşama ve uygulamalarının devam ettiği, sanal ortamda ?chat'leşerek? evlenmenin yeni bir model olarak karşımıza çıktığı, henüz evlenme aşama ve uygulamalarını değiştirmediği ancak kentleşme, küreselleşme, teknoloji gibi etmenlerle hızla gerçekleşen zihniyet farklılaşmasının da etkisi ile süreç içinde hızla yerini aldığı, geleneğin bu farklılaşmayla yok olmadan, dönüşerek devamlılığını sağlayacağı sonucuna ulaşılmıştır.

Figen Karaboğa
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de ramazan ayı bağlamında reklam ve kültür ilişkisi

Çağdaş değerlerin üretim ve tüketimini tetikleyen en büyük etkenlerden biri, kitle iletişim araçları yani medyadır. Medya hem kültürel ürünleri kullanan bir araç, hem bu ürünleri kitlelere ulaştıran bir aracı olması itibariyle Halk Bilimi çalışmaları için incelenmesi geren önemli bir alandır. Reklamlar ise medyanın ticari yönünün en temel kullanım alanıdır.Küreselleşmenin beraberinde getirdiği popüler kültür sonucu, medya ve reklamcılık, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye' de de önem arz eden bir koldur, büyük değişimlerin yaşandığı bir alandır. Bugünün değişen global ortamında bütün organizasyonlar rekabet avantajı elde etmek ve marka yaratmak için yeni yollar aramaktadırlar. Bunu yaparken de bilimin birçok dalından faydalanmaktadırlar.Reklamın temel amacı; hedef tüketicilere bir ürün veya bir hizmeti duyurmak, ürüne, markaya, işletmeye karşı tüketicilerde olumlu bir eğilim oluşturmayı sağlamaktır. Diğer bir deyişle reklam, doğrudan satış ya da kar sağlamayı kolaylaştırmaya yönelik iletişim kurmaktır. Buna göre reklam; hedef tüketiciyi, reklamı yapılan ürünün ya da hizmete ilişkin farkında olmamaktan olmaya, reklam mesajını anlamaya, önerilen satış vaadini kabul ile satın alma arzusu yaratarak hedef tüketicileri satın alma davranışına yöneltmeyi amaçlar. Bunun için de kültürel ve geleneksel birçok imgeden faydalanır.Bu çalışmada, reklam, markalaşma, kültürel ve geleneksel değerlerin kullanımıyla ilgili yapılan teorik çalışmalar, literatür araştırmaları sonucu elde edilen bilgiler doğrultusunda açıklanmıştır. Önemli bir geleneksel ve kültürel değer olan ve tüketim kültürüne önemli katkısı bulunan Ramazan ayı baz alınarak, bir içerik analizi uygulaması yapılmıştır. Çalışma 2006 ila 2006 yıllarındaki ramazan aylarında yapılan reklamlar arasından derlenen örneklemler üzerine uygulanmıştır.

Halk bilimiHalk inançlarıRamazan ayı+4
Derya Filiz Korkmaz
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Samsun ili'nin Vezirköprü ilçesi'ndeki geleneksel meslekler

Araştırmanın konusu olan Vezirköprü'deki geleneksel meslekler, Anadolu'nun bugünkü durumunu yansıtmaktadır. Vezirköprü'de yapılan incelemeler, kaynak kişilerle yapılan görüşmeler, mesleklerin gün geçtikçe etkilerini yitirdiğini göstermiştir.Geçmişteki esnaf teşkilâtı Ahilikle bugünkü Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu karşılaştırılmalı olarak incelenmiş, birçok konuda aralarında farklılıklar olduğu tespit edilmiştir.Küreselleşme olgusu üzerine incelemeler yapılmış, diğer kültür ürünlerinde olduğu gibi geleneksel meslekler üzerinde de etkisi olup olmadığı araştırılmış ve etkili olduğu görülmüştür. Küreselleşme bir taraftan kültürel ürünleri yok ederken, diğer taraftan ürünlerin yok olmalarına tepki olarak, zanaatların yeniden canlanmaları konusunda yol göstermektedir.Vezirköprü'de geleneksel mesleklerden olan bakırcılık, demircilik ve kalaycılık geçmişteki işlevini değiştirerek günümüzde dekor, hediyelik eşya olarak kullanma amacıyla, çırak bulamayan birkaç usta tarafından icra edilmektedir. Semavercilik ise diğer mesleklere göre biraz daha şanslı konumdadır. Esas işlevi çay demlemek olan semaver, bu işlevini eskisi gibi devam ettirmekte olup, el emeğinin zaman alması ve çırak bulamama sorununun sonucunda fazla üretim yapamama, yapılan ürünleri tanıtamama ve satamama sorunu ile karşı karşıyadır.Anahtar Sözcükler:1. Halkbilim2. Vezirköprü3. Geleneksel Meslekler4. Ahilik5. Küreselleşme

Halk bilimi
Aycan Özentürk Tezgel
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ziya Gökalp'ın halk bilimi çalışmalarındaki yeri

Çalışmamızın amacı Ziya Gökalp'ın halk bilimi çalışmalarındaki yerini tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda öncelikle çalışmanın Giriş bölümünde Dünya Halk Bilimi Çalışmaları Tarihi'ne kısaca yer verdik. Folklor terimi ve disiplininin doğduğu yer Avrupa olduğundan ve Avrupalı halk bilimciler Ziya Gökalp'ı etkilediğinden, halk bilimi çalışmaları tarihini Avrupa ile sınırladık. Ayrıca Giriş bölümünde Türkiye'deki halk bilimi çalışmalarının tarihini de aktarmaya çalıştık.Ziya Gökalp'ın hayatını, eserlerini ve edebî kişiliğini de Birinci Bölümde verdikten sonra, çalışmamızın asıl konusunu teşkil eden bölüme, İkinci Bölüme geçtik. Bu bölümde ise Gökalp'ın halk bilimini ilgilendiren çalışmalarını, yöntem ve kuramları çerçevesinde inceleyip değerlendirdik. Ayrıca, yeni Türk devleti yapısının temel düşünce zeminini oluşturan bu çalışmaların Türk halk bilimi çalışmalarındaki yerini tespite çalıştık.Ziya Gökalp, elbette Türk halk bilimi tarihinde önemli bir yere sahiptir. Biz, üçüncü bölümde onun, çalışmalarıyla Türk kültürü ve halk bilimine yaptığı katkılara değinerek etkilediği halk bilimcileri sıraladık.Gökalp, Avrupa'daki folklor çalışmalarını takip ederek bu bilimi ?halkiyat? adıyla Türk âlimlerine ilk kez tanıtan; Türk halk bilimi çalışmalarının yöntemli olarak yapılması gerektiğine ve bu yöntemlerin neler olduğuna değinen; folklor malzemelerinin halk arasından toplanarak incelenmesi gerektiğini savunan ilk düşünce adamımızdır. Onu folklorcu olarak düşünmekten ziyade Türkiye'de folklorun kurucusu olarak görmek gerekir.Bugüne kadar, Ziya Gökalp'ın düşüncesine zemin teşkil eden eserler verilmiştir; ancak Türk halk bilimi çalışmalarına temel oluşturacak görüşleri ciddi olarak ele alınmamıştır. Türk halk biliminde yapılacak akademik bir çalışmanın, Türk halk biliminin kuruluş yıllarına hâkim bir gözle başlaması gerektiği düşüncesiyle bu tez konusu seçilmiştir. Kanımızca bu tez, Türk halk biliminde çalışan ve çalışacak kişiler için, Türk halk biliminin başlangıcı konusunda okunması gereken temel bir kaynak olacaktır.Anahtar Sözcükler1.Ziya Gökalp2.Halk Bilimi3.Türkçülük4.Ulusçuluk5.Halk

Gökalp, ZiyaHalk bilimiTürkçülük
Ayşenur Nazlı Özyurt
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş kentte beden folkloru

Beden folkloru teriminin Amerikalı halkbilimci Katharine Young tarafından 1989 yılında ortaya atılmasıyla, halkbilimi çalışmaları yeni bir dönemece girmiştir. Sözlü ve yazılı metinlerden yola çıkılarak yapılan kültür araştırmalarına bedensel metinler de eklenmiştir. Beden folkloru teriminin ortaya atılmasından sonra, bu çalışma alanı doğrultusunda yapılan araştırmalar, bedensel metinlerin de diğer metinler kadar incelenmeye değer olduğunu göstermiştir. ?Çağdaş Kentte Beden Folkloru? başlıklı bu çalışma, beden folklorunun araştırma konuları arasında yer alan jestler ve mimiklerle sınırlandırılmıştır. Çalışmada çağdaş kentte jest ve mimiklerin yansımalarının görülebileceği metinler üzerinde değerlendirmelerde bulunulmuştur. Jest ve mimiklerin işlevleri, kullanım biçimleri ve anlam yaratmada bir araç olarak nasıl kullanıldıkları irdelenmiştir. Çalışmada jestler ve mimikler; kültürler arası iletişim, İnternetle iletişim, siyaset, reklamcılık, grup folkloru, törenler, sinema ve tiyatro gibi örneklerden yola çıkılarak değerlendirilmiştir. Jestlerin ve mimiklerin kültürelleşme ve evrenselleşme sorunu, jest ve mimiklerle siyasal ve ekonomik söylemler yaratılıp yaratılamayacağı, grup kimliğinin nasıl bedenselleştirildiği, törenlerdeki beden hareketlerinin toplumsal anımsamayı nasıl sağladığı, bedenle mizahın nasıl yaratıldığı gibi sorular sorgulanmıştır. Bu çalışma, Türk halkbilimi araştırmalarının göz ardı ettiği beden folkloru çalışmalarına dikkat çeken ve bedensel metinlerin nasıl okunacağına dair bir öneriler sunan bir başlangıç çalışması niteliğindedir.

Selcan Gürçayır
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir erginlenme modeli olarak askerlik folkloru

Askerlik Türk toplumunda dogum, sünnet, evlilik, ölüm gibi baslıca geçisdönemlerinden biri olmasına ragmen, halkbilimi disiplini içerisinde yeterli ilgiyigörememistir. Oysa askerlik ?erginlenme? dönemi özelligi ile diger geçis dönemleriarasında ön plana çıkabilecek bir süreçtir. Bu çalısmada, ilkel toplumlardan günümüzmodern toplumlarına, farklı erginlenme dönemleri örnekleri verilmis, askerlik de aynıbaglamda yapısal özellikleri ile degerlendirilmeye çalısılmıstır.?Bir Erginlenme Modeli Olarak Askerlik Folkloru? baslıklı bu çalısmada, askerliksüresinin dısında kalan kültürel dünya toplumsal ve bireysel islevi ile incelenmeyeçalısılmıstır. Bu dünya askerlik öncesi, askerlik ve askerlik sonrası dönemleri içinealan, zamanın sartları içinde devam eden bir kültürel dünyadır. Askerligin kıslaiçindeki kültürel dünyası ise bir baska çalısmada incelenebilecegi düsünülmektedir.Kırsaldan kente dogru dönüsüm geçiren Türk toplumunda, geçmis ve günümüzdeaskerligin görünümü incelenmeye çalısılmıs, bu kültürün de bir degisim geçirdigisonucuna varılmıstır.Türk Halkbilimcilerin öncelik sorunu olarak geri plana ittigi askerlik konusuna,bu çalısma ile dikkat çekilmesi ümit edilmektedir. Farklı disiplinlerde ya da farklıkuramlarla incelenebilecek olan bu kültür, arastırmacıların ilgisini beklemektedir.Anahtar Kelimeler:1. Askerlik folkloru2. Erginlenme3. Geçis dönemleri4. Ugurlama törenleri

Fatih Mormenekşe
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Metinlerarası ilişkilerde Türk halk hikâyeleri

Bu tezde, sözlü edebiyat anlatılarından Türk halk hikâyelerinin odağında, sözlü anlatıların gönderme yapan metin yani ana metin olarak metinlerarası ilişkilerdeki konumu incelenmiştir.Metinlerarası ilişkiler nosyonunda, edebiyat eleştirmenleri tarafından genellikle yazılı edebiyat metinlerinin bir alt metni olarak değerlendirilmiş olan sözlü anlatılara, metinlerarasılığın temel kavramlarından ?gelenek?, ?yeniden yazma? ve ?palempsest? aracılığı ile yaklaşıldığında, sözlü metinlerin de kendi aralarında ya da yazılı metinlerle kurdukları ilişkide ana metin olma özelliğinin olduğu saptanmıştır.Türk halk hikâyelerine Fransız anlatıbilimci Gérard Genette'in ?palempsest? kuramı ile yaklaşıldığında, halk hikâyelerinin ötemetinsellik sınıflandırmasında ?metinlerarasılık? ve ?ana metinsellik? ilişkilerini yansıttıkları görülmektedir. Halk hikâyeleri, göndermeler yoluyla bir başka metni somut olarak içinde barındırarak metinlerarasılık ilişkisi kurmaktadır. Bunun yanında, diğer sözlü ve yazılı metinleri biçimsel ve izleksel ya da anlamsal olarak dönüştürerek anlatısını oluşturmak noktasında ana metinsellik ilişkisini kurmaktadır.Bugüne kadar genelde Türk sözlü anlatıları, özelde Türk halk hikâyeleri odağında yapılan çalışmalar, kaynak ve etki alanı arayışları ile karşılaştırmalı eleştiri yaklaşımından yararlanmıştır. Türk halk hikâyelerine metinlerarasılık ile yaklaşmak, anlatıların anlamsal ve yapısal olarak nasıl katmanlaştığını görmek ve anlatıyı metin olarak çözümlemek açısından somut veriler sağlayan bir yöntemdir.Anahtar sözcükler: Metinlerarasılık, palempsest, Gérard Genette, sözlü anlatılar, Türk halk hikâyeleri

EdebiyatHalk bilimiMetin+1
Yeliz Özay
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sarıkamış harekatı'nın toplumsal bellekteki izdüşümleri

Sarıkamış Harekâtı, Connerton'un ve Assmann'ın bellek görüşleri açısından ele alınmıştır. Sözlü tarih yöntemi bu çalışmada yol gösterici olmuş, Vansına'nın göz şahtliği hakkındaki ifadelerinden yararlanılmıştır. Kars, Sarıkamış ve Selim'de gerçeleştirilen saha çalışmalarında ?kimin bilgisi? ve ?kimin belleği? gibi sorunlarla karşılaşılmıştır. Sarıkamış Harekâtı'nın toplumsal belleğe yansımasının her gruba, her gelişmeye ve her zamana bağlı olarak değiştiği; bu değişimin unutma doğrultusunda değil hatırlama doğrultusunda olduğu tespit edilmiş; bu hatırlamayı sağlayan etkenler tezde açıklığa kavuşturulmuştur. Araştırma sırasında tarihin folklorlaşması ile karşılaşılmış, buna benzer durumlar bilimsel veriler ışığında tartışılmıştır.

Ferya Çalış Ersöz
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çankırı türbeleri

Çalışmada amaçlanan bölge halkının türbe inancına bakış açısının ve ildeki türbeler etrafında oluşan yaygın uygulamaların değerlendirmesini yapmaktır. Çalışma, iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Çankırı iline bağlı elli sekiz türbe ile ilgili bilgiler kaynak kişilerin anlattıklarından ve bu türbelerle ilgili yazılı kaynaklardan alınmış, bu bilgilere herhangi bir yorum katılmamıştır. İkinci bölümde ise toplanan verilerin ışığında Çankırı türbelerindeki ?halk hekimliği? uygulamaları ve ?yağmur duası? ritüeli hakkında değerlendirmeler yapılmıştır. Bu çalışmada derlenen inanışlar ve uygulamalardaki kalıplaşmalar her ne kadar dinle ilgili olsa da bunların dinlere göre doğruluğu veya yanlışlığı ilahiyat bilimine bırakılarak işlenmiştir. Halkbilimin genel prensiplerine uygun olarak bu inanışlar ?batıl? olarak ötekileştirilmeden değerlendirilmiştir.

Bengisu Kolcu
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cumhuriyet döneminde geleneksel kutlamalar bağlamında Hıdırellez geleneği

Kutlamalar, içinde yaşadıkları toplum için önemli yapı taşlarıdır. Bu yapı taşları içinde bulunulan toplumdaki kültürel kodlarla belirlenir ve şekillenirler. Bir kutlamaya bakarak, içinde yer aldığı toplumdaki inanç sistemi, batıl inanışlar, halk edebiyatı ürünleri, müzik, dans, yemek, oyun vb. gibi çok sayıdaki halk bilim unsuruyla ilgili bilgi sahibi olabiliriz. Sözlü kültürden yazılı kültüre geçiş sürecinde yaşanan değişimler kutlamalarda da kendini göstermiştir. Bir kısım kutlamalar kısmi değişikliklerle birlikte devam ederken, diğer bir kısmının ise artık düzenlenmediğini söylebiliriz. Bu bağlamda Hıdırellez kutlamalarında da bu değişim ve dönüşümü görebiliriz. Kutlamalar içlerinde geçmişle geleceğin bir bileşimini saklayan ender değerlerden biridirler. Tezde bu bağlamda ele alınacak olan Hıdırellez, Türk toplumunun geleneksel kimliğini ortaya koymanın yanında, değişen ve sürekli boyut değiştiren bir kutlama olarak da karşımıza çıkmaktadır. Cumhuriyetin ilan edildiği 1923'den bu yana Türkiye'de Hıdırellez geleneği bağlamında pek çok derleme yapılmıştır. Bu derlemelerden yararlanarak hazırlanan tezde Türkiye'de hızlı bir değişim geçiren bir gelenek değerlendirilmeye çalışılmıştır. Görsel ve sözlü kültür ürünleri, geleneğin sürdürülmesi ve yeniden üretilmesinde işlevsel etkiye sahiptirler. Hem görsel hem de sözlü kültür ürünlerinin bir arada yer aldığı Hıdırellez kutlamaları bireysel ve toplumsal açıdan önemli işlevler üstlenmiştir

Seval Kasımoğlu
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bey Böyrek anlatılarının kahramanın yolculuğu açısından incelenmesi

Halk anlatılarının çok renkliliğinin altında yatan benzerlik birçok folklorteorisinin temel problemi olmuştur. Bu çalışma da aynı problem üzerine yoğunlaşanbir bakış açısının ürünüdür. Çalışmanın hareket noktası, Joseph Campbell'ınKahramanın Sonsuz Yolculuğu adlı eserinde, birçok coğrafyadan alınan mit vemasal örneğine uyguladığı yöntem ve kuramsal düşüncedir. Campbell eserinde, halkanlatılarındaki kahramanın macerasının, geçiş ayinlerinde sunulan ayrılma-erginlenme-dönüş biçimindeki formülün büyütülmüşü olduğu görüşündedir. Tezde,bu görüş 20. yüzyılda Anadolu'dan derlenmiş Bey Böyrek anlatılarının dört varyantıile bu anlatılara kaynaklık etmiş, XV. yüzyılda yazıya geçirildiği düşünülen DedeKorkut Kitabı'ndaki ?Bay Büre Beg Oğlı Bamsı Beyrek Boyı? adlı anlatıyauygulanmıştır.Tezin kök düşüncesi, evren tasarımı ve evrendeki sosuz devinimin,kahramanın anlatı boyunca başından geçen maceraya model oluşturmasıdır. BamsıBeyrek ve Bey Böyrek, tıpkı dünyanın güneş etrafındaki hareketi gibi, anlatınınsonunda dönüşüme uğramış olarak, maceraya başladığı yere geri döner. Bu maceradairesel bir çizgi üzerinde gerçekleşir. Tezde evrensel devinim, yeryüzündekierginlenme ayinlerine model oluşturan, dünyanın erginlenmesi olarakdüşünülmüştür. Türk kültüründe bu modelin tekrarı olan uygulama ve düşüncelerede örnekler verilmiştir. Macera aynı zamanda, ergenliğe geçiş ritüellerinde, birşaman adayının sırra ererek şamanlığa kabul edilmesinde, şaman ayinlerinde vetasavvuf yoluna giren bir sâlikin kâmil insan olmasında geçirilen süreçlerle deörtüşmektedir.Kahramanın eylemleri, erginlenme ayinlerinin yapısında yer alan evrenselformülle birlikte okunmuştur. Yola Çıkış, büyümenin işaretiyken Erginlenme,sınavlarla dolu zorlu bir geçiş sürecidir, Geri Dönüş ise erginlenen, dönüşenkahramanın eski hayatını terkederek erişkinlerin toplumuna girmesini ve yenidendoğuşunu simgeler. Bu üç temel süreçte kahramanın karşılaştığı ve halkanlatılarında sıklıkla tekrar eden durum ve kişiler, kalıntısı oldukları arkaik düşünceve inançlar çerçevesinde arketipler olarak değerlendirilmiştir.

Tuba Özkan
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cumhuriyet döneminde Ankara kalesindeki geleneksel el sanatları

M.Ö. VIII yüzyılda Frigler tarafından kurulduğu düşünülen Eski Ankara,savunma amaçlı inşa edilen Ankara Kalesi içinde yer almıştır. Tarihi süreçiçerisinde Ankara, Ankara Kalesi merkez olmak üzere, çevresinde gelişmiştir.Günümüzde Ankara Kalesi, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti olanAnkara'nın en önemli simgelerinden biridir.Bir yerleşim merkezinin olağan tüm iktisadi faaliyetlerini bünyesindebarındıran Ankara Kalesi, tarihin tüm dönemlerinde Ankara'ya özgü geleneksel elsanatlarının da üretim ve pazarlamasında ev sahipliği yapmıştır.Cumhuriyet'in ilanı ve Ankara'nın başkent olmasıyla birlikte başlayanbatılılaşma ve sanayileşme hareketleri, Ankara Kalesi'nde el emeği ve gelenekselyöntemlerle icra edilmekte olan el sanatları üzerinde de etkili olmuştur. Döneminhızlı gelişimine ayak uyduramayan birçok el sanatı ticari yaşamdan çekilirken, çokaz bir bölümü günümüze değin varlığını koruyabilmiştir.Günümüzde Ankara Kalesi'nde halen icra edilmekte olan alemcilik,bakırcılık, bakır işlemeciliği, bıçakçılık, elekçilik, kalaycılık, kasketçilik, sandıkçılıkve sepetçilik gibi çok az sayıdaki geleneksel el sanatları da artık günlük ihtiyaçlarıkarşılamaktan çok turistik eşya üretimi amacıyla ve yaşları ilerlemiş belirli ustalartarafından yapılmaktadır.Anahtar Kelimeler : Ankara, Ankara Kalesi, Geleneksel El Sanatları,Alemcilik, Bakırcılık, Bakır İşlemeciliği, Demircilik, Hasırcılık, Kalaycılık,Kasketçilik, Sandıkçılık, Sepetçilik, Urgancılık

Ayça Yavuz Arslan
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anadolu sahası Türk halk hikayelerinde mitolojik unsurlar

insanlığın ilk zamanlarında oluşan mitler, kendi içinde birtakımdeğişikliklere uğrayarak günümüze kadar gelebilmişlerdir. Mitlerin günümüzetaşınmasında önemli bir yeri olan ve hala da yaşamasını sağlayan halkanlatılarıdır. Mitler, halk anlatıları içinde genellikle simgeler şeklindebulunmakta, bu şekilde varlığını sürdürmektedir. Hemen hemen her anlatıtürünün içinde mitik unsurlara rastlamak mümkündür. Bu anlatılardan biri dehalk hikâyeleridir.Bu tezde, Anadolu sahası halk hikâyelerinde mitolojik unsurların yerive önemi üzerine bir çalışma yapılmıştır. Bunun için mitoloji üzerine yapılançalışmalar göz önüne alınarak halk hikâyeleri incelenmiş; halk hikâyelerindetespit edilen birçok unsurun mitolojideki karşılığı örnekler verilerek tespitedilmiştir.Tez dört bölüm altında incelenmiştir. lk bölümde, hikâyelerdeolağanüstü özellikleri bulunan kahramanlara yer verilmiş; bu kahramanlarınmitolojide karşılıkları tespit edilmeye çalışılmıştır. kinci bölümde, hikâyelerdegeçen tabiat unsurlarından ağaç, su, dağ ve mağara üzerinde durulmuştur.Bu unsurların mitolojideki görünümleri değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümdeise ilk iki bölüm haricinde, hikâyelerde geçen diğer olağanüstü unsurlara yerverilmiştir. Burada ölüp dirilme, ruh-can ve kut anlayışı, kıyafet değiştirme, vegelecekten haber verme; mitolojideki görünümüyle ilişkilendirilmeyeçalışılmıştır. Son bölümde ise, mitolojide geçen sayılar ve renklerinhikâyelere yansımaları üzerine bir inceleme yapılmıştır.Yapılan bu çalışma sonucunda, halk hikâyelerinde zengin bir mitolojivarlığı tespit edilmiştir.

Emine Aydoğan
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00