
288
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Başkurtçada geçmiş zaman kategorisi
Bu çalışmanın konusu Başkurtçada bulunan basit ve birleşik yapılı geçmiş zaman işaretleyicilerinin (-NĔ, -GAn, -A/-y inĕ) zaman ve görünüş işlevleridir. Başkurtçada geçmiş zaman işaretleyicilerinin hem görünüş ve hem de zaman işlevleri bulunduğundan yalnızca zamansal işlevlerinin değil, görünüş işlevlerinin de incelenmesi önem taşır. Çalışmamızda Başkurtçada geçmiş zaman işaretleyicilerinin temel cümlelerdeki zaman ve görünüş işlevleri ortaya konulmuş ve bu kategori temelinde Başkurtça ile Türkiye Türkçesiyle arasındaki biçimsel ve işlevsel farklılıkların betimlenmesi amaçlanmıştır. Bu karşılaştırmada Lars Johanson'un görünüş-zaman (Aspektotempus) modeli esas alınmıştır. Tez çalışmasının ilk bölümünde konu ve kapsam, amaç, yöntem ve sınırlılıklar ele alınmıştır. İkinci bölümde Başkurtlar ve Başkurtça üzerine genel bilgilere, üçüncü bölümde ise görünüş ve zaman kavramlarına ilişkin teorik bilgiler ele alınırken dördüncü bölümde Başkurtçada geçmiş zaman işaretleyicileri biçimsel ve işlevsel açıdan örneklerle ele alınmıştır. Anahtar Sözcükler: Başkurtça, Geçmiş Zaman Kategorisi, Görünüş, Türkiye Türkçesi.
Türkmencede istem: Morfolojik süreçler
Türkiye Türkçesi gramer çalışmalarında, istem kavramı "fiil-tamlayıcı ilişkisi" ya da "yüklem-hal eki ilişkisi" gibi isimlendirmelerle ele alınmıştır. Bu tez çalışması, Türkmencede istemi etkileyen morfolojik süreçleri, Türkiye Türkçesiyle de karşılaştırmalı olarak analiz etmeyi amaçlamaktadır. Tezde morfolojik süreçler, istemi artıran süreçler ve istemi azaltan süreçler olarak kurgulanmıştır. İstemi artıran süreçler kendi içinde ettirgenleştirme, nesne eklenmesi olarak iki alt başlıkta, istemi azaltan süreçler de edilgenleştirme, karşıettirgenleştirme, dönüşlüleştirme, işteşleştirme, ad ve nesne geçişmesi olmak üzere beş alt başlıkta incelenmiştir. Veriler çeşitli türlerdeki Türkmence eserlerden elde edilmiştir. Tezin amacı; Türkmencede istemi, istemi etkileyen süreçleri de içeren daha kapsamlı bir yaklaşımla ele almak, ayrıca Türkmence ve Türkiye Türkçesinin aynı dil ailesinde olması nedeniyle istem konusunda birbirlerine benzerliklerinin yanı sıra farklılıklarını da ortaya koymaktır. Anahtar Sözcükler İstem, Türkmencede İstem, Söz dizim, Anlam bilim, Morfolojik Süreçler.
Azerbaycan romanında postmodern açılımlar
İnsanlığın düşünce yapısının sürekli dönüştüğü bu dünyada ortaya çıkan postmodern düşünce yapısı edebiyatta da karşılığını bulmuş, modernizmin getirmiş olduğu yapılar yıkılarak farklı tekniklerle metinler üretilmiştir. Batıya kıyasla çok daha yeni bir dönemde postmodernizmle tanışan Azerbaycan edebiyatında da postmodern metin üretimi başlamıştır. Bu çalışmada Kamal Abdulla'nın Yarımçıq Əlyazma, Nərmin Kamal'ın Aç, mənəm, Kəramət Böyükçöl'ün Çöl, Şərif Ağayar'ın Haramı ve Şamxal Həsənov'un Səs vəya Qırmızı eserleri ekseninde Azerbaycan edebiyatı romanlarında postmodern unsurların tespiti yapılmıştır. Öncelikle girişte postmodernizme dair bilgiler verilmiş, ardından birinci bölümde Azerbaycan edebiyatında romanın postmodern romanlara kadar gelişimi anlatıldıktan sonra incelenecek romanların geniş özetleri verilmiş ve ardından postmodern edebiyat bağlamında romanlardaki metinlerarasılık, üstkurmaca, cinsellik ve pornografi, polisiye, büyülü gerçekçilik ve yabancılaşma unsurları tespit edilmiştir.
Katanov'un derlemelerine göre Uygurlarda sosyal hayat: Aile, akrabalık, soy ve evlilik
Bu çalışmanın konusu, Katanov'un Doğu Türkistan'da yaptığı derlemenin birinci cildinin Türkiye Türkçesine çevirisi ve metinlerden hareketle Uygurlardaki sosyal hayatın incelenmesidir. Volkskundliche Texte aus Ost-Türkistan adlı eser, N. F. Katanov'un etnolojik ve dil bilimsel araştırmalar için Rus Coğrafya Derneği ve Rus Bilimler Akademisi tarafından Güney Sibirya, Kazakistan ve Doğu Türkistan'ı ziyaret ettiği 1890-1892 yıllarında topladığı verileri içermektedir. Katanov'un derlediği metinler, K. H. Menges tarafından 1976 yılında yeniden düzenlerek iki cilt halinde yayınlanmıştır. Çalışmada, üç temel amaç bulunmaktadır: Volkskundliche Texte aus Ost-Türkistan adlı metnin birinci cildinin çevirisi, Uygurların sosyal hayatına dair verilerin tespiti ve son olarak bunların betimlenmesidir. Çalışmanın çeviri aşamasında; nitel yöntem temelinde doküman incelemesi tekniği uygulanmış, dil bilgisi kaynakları aracılığıyla doğrudan çeviri yöntemi kullanılmıştır. Bu aşamada, metin bütünlüğünü sağlamak amacıyla Almanca çevirilerden yararlanılmıştır. Kültürel ortaklıkların bulunduğu noktalarda yerelleştirme yöntemi kullanılmış; Türkçe karşılığı bulunmayan ifadeler ise orijinal haliyle gösterilmiştir. Çalışmanın inceleme bölümünde, aile ve akrabalık olgusu açıklanırken antropolojik ve sosyolojik taksonomi esas alınmış; insanlıkla birlikte ailenin gelişimi ve soya yönelim; Bachofen, Morgan ve Engels'in evrimci kuram perspektifinden incelenmiştir. Akrabalık ilişkilerinin toplumda bulduğu karşılıklar ve yaygın görülen akrabalık terminolojisinde antropoloji disiplininin kabul gördüğü taksonomi esas alınırken akrabalık ilişkilerinin sınıflandırılmasında dil bilimsel perspektifte hazırlanan çalışmalardan faydalanılmıştır. Evlilik konusunda da antropoloji, sosyoloji ve halkbilimi verilerinden yararlanılmış; çeviri metinler, bu disiplinlerin taksonomisi doğrultusunda açıklanmıştır.
Yusuf Atılgan ve Anar'ın romanlarında yabancılaşma
Felsefe, psikoloji, sosyoloji gibi birçok farklı disiplinlerde merkezî bir nosyon olarak araştırılan yabancılaşma, edebiyatta da hem teorik boyutta analiz edilmekte hem de edebî eserlerde bir yöntem olarak kullanılmakta, bir konu olarak temel alınmaktadır. En temel anlatımıyla kendine veya başka birine uzak, yabancı hissetme, topluma, olduğu yere veya zamana ait hissetmeme olgularıyla nitelendirilen yabancılaşma, bu çalışmada farklı disiplinlerdeki görünümüyle ele alınmış, yabancılaşma teorileri analiz edilmiş, edebiyatta yabancılaşma ve yabancılaştırma kuramları irdelenmiş ve elde edilen teorik bilgiler, Türk edebiyatından Yusuf Atılgan, Azerbaycan edebiyatından Anar'ın seçili romanlarında karşılaştırmalı bir şekilde örnek görünümleriyle incelenmiştir. Edebiyatta yabancılaşma olgusu, Türk edebiyatı örneklerinde birçok çalışmada araştırılmıştır fakat Azerbaycan edebiyatı bağlamında aynı fikri söylemek mümkün değildir. Yabancılaşma konusunun Azerbaycan edebiyatı sahasında neredeyse araştırılmadığı gerçeği de göz önünde bulundurulduğunda, bu tez çalışmasında, sahaya katkı sağlamak amacıyla seçili konu kıyaslamalı yöntemle işlenmiş ve hem Türk edebiyatı hem Azerbaycan edebiyatından modern klasikler ele alınmıştır.
Kazakçada değer değiştirme kategorileri
Cümlede özne ve nesnenin fiille olan ilişkisini yansıtan değer değiştirme (voice/valance changing), Türk dillerinde genellikle biçimbilimsel işaretlemelerle yapılır. Bu işaretleyiciler, sadece morfolojik bir değer taşımakla kalmaz, aynı zamanda sözdizimini ve anlamı da yakından etkiler. Bu nedenle, bu dilbilgisi kategorileri bu tez çalışmasında sözdizimsel ve anlambilimsel düzeyde incelenmiştir. Geleneksel dilbilgisi çalışmalarında, Türkçe ve Kazakça için değer değiştirme kategorileri genellikle morfolojik işaretleme açısından incelenmektedir. Ancak, bu yapıların daha detaylı bir şekilde dilin farklı dilbilgisel düzeyleri (morfosentaks, sentaks ve semantik) temelinde incelenmesi gerekmektedir. Türk dillerinin ortak özelliklerinden biri olan değer değiştirme yapıları, bu diller arasında farklılık gösterebilir. Örneğin, Türkiye Türkçesinde geçişsiz fiillerin edilgen yapılması yaygınken, Kazakçada bu durum nadirdir, bu da edilgen yapıların iki dilde farklı işlediğini gösterir. Benzer şekilde, işteş yapılar da farklılık gösterir; Türkiye Türkçesinde bulunmayan bazı anlamlar Kazakçada mevcuttur. Ayrıca, Kazakçada dönüşlü yapıların kullanımı Türkiye Türkçesine göre daha yaygındır. Bu tür işlevsel farklılıklar, Türk dillerinde değer değiştirme yapılarını ayrıntılı olarak incelemeyi gerektirir. Bu yüksek lisans tezi, Kazakça değer değiştirme yapılarını Türkiye Türkçesiyle karşılaştırarak incelemeyi ve farklı yönlerini araştırmayı amaçlamaktadır. Çalışmanın sonuçlarının, Türk dillerindeki değer değiştirme yapılarına dair genel tipolojiye katkı sağlaması beklenmektedir.
Seyit Kenjeahmetov'un hikayeciliğinde eleştirel bakış
Çalışmamızın konusu, özellikle eleştirel hikayeleriyle tanınan ve Kazak eleştiri hikayeciliğinin önemli bir ismi olan Seyit Kenjeahmetov'dur. Söylemedi Demeyin (1981) adlı hikâye kitabında toplamda yirmi dört eleştirel hikâye bulunmaktadır. Toplumun çeşitli sorunlarını ele alan yazarı ve hikayelerini incelemeden önce giriş bölümünde Kazak hikayeciliği ve gelişimi altı başlık ile açıklanmıştır. Bunun yanında eserin eleştirel türde olması sebebiyle Kazak edebiyatı eleştirisinin oluşum tarihi müstakil bir başlık ile giriş bölümünün altında gösterilmiştir. Yazar hakkında elde edilen bilgilerin oldukça kısıtlı olması sebebiyle ayrı bir başlık açılmaması uygun görülmüştür. Hayatı ve sanatı ile ilgili bilgiler de giriş bölümünde sunulmuştur. Çalışılan hikayelerin sayısının fazla olması sebebiyle birim başlıkları altında topluca incelenmiştir. Bu sebeple ikinci bölüm yapı, tema ve anlatım şeklinde üçe ayrılarak geliştirilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde Türkiye Türkçesine aktarılan hikayeler bulunmaktadır. İncelemelerin değerlendirildiği bir sonuç bölümüyle bitirilirmiştir. Kaynakça ve yazarla ilgili olan fotoğraflar ile çalışma sonlanmıştır. Anahtar Sözcükler Seyit Kenjeahmetov, Söylemedi Demeyin, Kazak Edebiyat Eleştirisi, Kazak Hikayeciliği, Mizah
Melih Cevdet Anday ve Nima Yuşic'in şiirlerinde mitoloji
Mitler genellikle dünyanın kökenini, tanrıların, semavi varlıkların, hayvanların, insanların yaratılışının, gelenek ve göreneklerin tarihini anlatan sembollerle dolu hikâyelerdir ve hemen hemen tüm kültürlerde vardır. Karmaşık bir olgu olarak mit, farklı yönleriyle incelenmiş ve çoklu doğası nedeniyle birçok eser ve şiire model olmuştur. Bu tezde Türk, İran ve Yunan mitolojilerinin motif ve izlerini modern Türk ve İran şiirinde inceleyerek görünüm ve kullanma biçimleri ve aynı zamanda bu hikâye ve motiflerin şairin yaşadığı dönemin toplumsal, siyasal ve kültürel koşullarına nasıl işaret ettiği araştıralacaktır. Böylelikle kolektiv bir bilinç ve hayal olan mitoloji, hikâyeleri modern çağa bağlanarak modern sorunlara, modern insana kimlik bilinci, gelenek ve tarih duyarlılığı kazandıracaktır. Tezde öncelikle mitolojinin insanlık tarihindeki değerine ve toplumların felsefe ve düşünce tarzına nasıl etki ettiğini beyân ederek edebiyattaki konum ve önemine ve şiirde nasıl yer edindiğine değinilecektir. Modern Türk şiirinde mitolojiyi geniş bir yelpazede şiire dahil eden Melih Cevdet Anday'ın şiirlerinde mitlerin görününmünün arka planı, mitler ve mitlerden kaynaklanan motifler incelenecektir. Bunun yanı sıra İran modern şiirinin yeni biçiminin kurucusu olan Nima Yuşic'in şiirlerindeki mitik düşünsel temel ile mitolojinin tezahürü araştırılacaktır. İki şairin şiirlerindeki mitik zaman ve doğa algısını irdeledikten sonra mitik figürlere değinilecektir. Böylece her iki milletin ortak bilinç ve kültürü mitler aracılığıyla tespit edilerek çeşitlilikleri de ortaya koyulacaktır.
Yapısalcı eleştiri odağında Osman Türkay'ın tiyatroları üzerine bir inceleme
Osman Türkay, Kıbrıs Türk yazınının dünya çapında ünlenmiş, İngilizce yazdığı şiirlerle iki kez Nobel edebiyat ödülüne aday olmuş ve kitapları otuzdan fazla dilde yayımlanmış ozanı, tiyatro ve deneme yazarıdır. Şiirleriyle ödüller almış Türkay, Türk ve dünya yazınını, bilim, sanat ve felsefe alanında yapılmış çalışmaları da yakından izlemiş, önemli dergi ve gazetelerde çok sayıda eleştiri, deneme ve makale yazmıştır. Dünyanın pek çok ülkesinden çok sayıda ödüller almış Türkay'ın Piramit Üçlüsü adlı tiyatro eseri içinde birbirini tamamlayan ve Mısır tarihi ve mitolojisini konu alan "Sandıkta Ölüm", "Bir Kozmik Psikodram" ve "Kıyametten Sonra Da Savaş" adlı üç farklı oyun bulunmaktadır. Türkay'ın ikinci tiyatro eseri Ölümsüzlük Acısı, konusunu Babil ve Sümer mitolojisi ile Gılgameş Destanı'ndan almaktadır. Mitolojik, felsefi, psikanalitik, ekolojik, metinlerarası vb. okumalara da açık olan bu anlatıların yapısalcı yöntemle okunması, anlambirimlerin, anlambirimleri kuran yapıların ve dikotomilerin görünürlüğünün pekişmesi açısından yararlı bulunmuştur. İnsanlığın en eski söylenlerini, anlatılarını konu alan eserler, bu ilk anlatıları kıyamet sonrasına kadar genişletmiştir. Daha sonra doldurulacaktır.
Özbekçede fiil türetimi
Konuşurların ihtiyaç duyduğu yeni sözcükleri karşılamak için diller farklı türetim yolları sunar. Ekler aracılığıyla var olan sözcüklerden yeni sözcükler türetmek, Türk dillerinde yaygın kullanılan yollardan biridir. Bu çalışmada da Özbekçedeki fiil türetim biçimleri betimlemeli-işlevsel bir yöntemle araştırılacaktır. Örnekler Özbek romanının kurucusu sayılan Abdulla Kadiri'nin O'tkan Kunlar adlı eserinden alınacaktır. Özbekçede fiil türetimi için isim ve fiillere getirilen ekler incelenerek ekler dışında farklı fiil türetim yollarının olup olmadığı araştırılacaktır. Her ek işlevsel ve biçimsel özellikleri bakımından değerlendirilecektir. Fiilleri işlev ve biçim olarak etkileyen fiilde çatı ve olumsuzluk konusu da araştırma dahilinde incelenmeye çalışılacaktır.
Kırım Tatarcasında Rusça kopyalar
Türk dillerinin Kıpçak grubuna dahil olan Kırım Tatarcası büyük çoğunluğu Kırım yarımadası olmakla birlikte dünyanın çeşitli bölgelerinde konuşulan bir yazı dilidir, tarihte birçok kez Rus işgaline uğrayan Kırım yarımadası 2014 yılında yapılan halk oylamasıyla Rusya'ya bağlanmıştır. Çalışmamızda Rusça ve Kırım Tatarcası arasındaki dil ilişkileri aşamalarının belirlenmesi ve iki dil arasındaki ilişkinin sonucunda meydana gelen kopyalamaların türlerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Rusça ve Kırım Tatarcası arasındaki dil ilişkisinin incelenmesi için gereken veriler, Kırım'ın Sudak, Akmescit (Simferofol), Kerç, Bahçesaray şehirlerinde yaşayan Kırım Tatarlarından online görüşmelerle derlenen metinlerden elde edilmiştir. Çalışmanın amacının, sınırlılıklarının, malzemelerinin derlenmesinde ve değerlendirilmesinde kullanılan yöntemin açıklandığı birinci bölümünün ardından Kırım Tatarlarına ve Kırım Tatarcasına ilişkin bilgilere ikinci bölümde yer verilmiştir. Sonraki bölümde dil ilişkileri kavramı ve çalışmanın temel dayanağı olan Johanson'un Kod Kopyalama Modeli ayrıntılı olarak incelenmiştir. Kırım Tatarcasının ses bilgisi, biçim bilgisi ve sözdiziminde tespit edilen Rusça kopyalar genel, seçilmiş ve karışık kopyalar olarak dördüncü bölümde ele alınmıştır. Çalışmanın sonunda transkripti yapılmış derlemeler ve derlemelerde geçen sözcüklere ait bir dizin ile sözlükçe yer almaktadır.
Kırgızcada durum kategorisi: Manas Destanı örneği
Durum işaretleyicileri, adlar ile eylemler ya da nadiren ad öbekleri arasında geçici kavram ilişkisi kuran dil bilgisi yapılarıdır. Durum kategorisi kapsamında ele alınan bu işaretleyiciler, tümce kuruluşunda çeşitli görev ve işlevler yüklendikleri için tümce yapısı incelemeleri açısından önem arz ederler. Bu tez çalışmasında durum kategorisi, Manas destanından hareketle Kırgızca örneğinde incelenmiştir. Çalışmanın amacı durum kategorisinin Kırgızca tümce kuruluşundaki rollerini ortaya koymaktır. Çalışmada durum kavramı alan yazını çerçevesinde açıklanmış, söz konusu kategoriye yönelik yaklaşım farkları Türkçe ve Kırgızca gramerlerle sınırlandırılarak değerlendirilmiştir. Çalışmanın işlevsel olması amaçlanmıştır. Bu sebeple inceleme kısmında durum eklerinin Manas destanındaki kullanımları tespit edilmiş ve örnekler işlevsel özellikler dikkate alınarak derlenmiştir. Çalışmanın sonucunda Kırgızcadaki durum işaretleyicilerinin destan metninden elde edilen örnek tümceler üzerinde birçok farklı işlev gösterdiği tespit edilmiştir. Bu sonuçların, Kırgızcayı durum kategorisi açısından tarihî ve çağdaş Türk dilleri ile yakınlaştırıp uzaklaştıran özelliklerle ilgili çeşitli yorumlara ulaştırması öngörülmektedir. Kırgızca durum kategorisi hakkında kaynaklar genel bilgi mahiyetinde bilgi sunmaktadır. Ancak konuya odaklanan bağımsız çalışmalar eksiktir. Bu tez ile bu eksiğin giderilmesine katkıda bulunulmaya çalışılmıştır.
Kıpçak grubu Türk dillerinde -GAn ekiyle oluşturulan yan cümleler
Bağımlı bir biçimbirim olan -GAn, Eski Türkçe döneminde az sayıda örnekte görülmekle birlikte sonraki dönemlerde farklı sözdizimsel çevrelerde kullanılabilen çok işlevli bir ek haline gelmiştir. Günümüzde ekin kullanımı açısından Türk dillerinin iki gruba ayrıldığı görülmektedir. Kıpçak dillerinin de yer aldığı ilk grup, eki birden fazla alanda sıklıkla kullanmaktadır. Kıpçak dillerine bakıldığında ilk işlevi temel cümle işaretleyicisi olarak kullanılmasıdır. Aynı zamanda sınırlı olmakla birlikte yeni sözcüklerin türetiminde kullanıldığı görülmektedir. Türkçede bir üst cümleye sözdizimsel açıdan bağımlı olan cümleler belirli ekler aracılığı ile kodlanır ve -GAn eki bunlardan biridir. Yan cümlelerin üç türünde, niteleme, tümleç ve zarf yan cümlelerinde kullanılmaktadır. Bu cümleler uyum işaretlemesi, öge sıralaması ve öge yönetimi gibi belirli iç sözdizimsel özelliklere, üst cümlede edindikleri sözdizimsel işlevler açısından dış sözdizimsel özelliklere sahiplerdir. Aynı zamanda belirli anlamsal özellikleri barındırırlar. Bu özellikler yan cümle türleri arasında farklılık göstermektedir. Çalışmanın ilk amacı eş zamanlı bir bakış açısıyla Kıpçak dillerinde -GAn ekiyle oluşturulan yan cümlelerin bu özelliklerini betimlemektir. Çalışma kapsamında Kıpçak dillerinden Kazakça, Karakalpakça, Nogayca, Kırgızca, Karayca, Karaçayca-Balkarca, Kumukça, Tatarca ve Başkurtça incelemeye dahil edilmiştir. Öte yandan Türkiye Türkçesinin yer aldığı diğer grup eki sınırlı bir alanda, niteleme yan cümlelerinde kullanmaktadır. Bu grupta -GAn ekinin diğer alanlardaki kullanımları için farklı işlevsel karşılıklar bulunmaktadır. Niteleme yapılarında ek seçime bağlı olarak –(y)An ve -DXK olmak üzere farklı karşılıklar bulunurken tümleç yan cümlelerinde olgusallık bağlamında -DXK ekinin yanında -mA eki ile kullanılabildiği görülmektedir. Zarf yan cümlelerinde ise kodladığı anlamsal ilişkiye göre farklı karşılıklar edinir. Kıpçak dilleri ve Türkiye Türkçesinde yukarıda sıraladığımız işlevsel karşılıkların biçim-sözdizimsel ve anlamsal özellikler açısından karşılaştırmalı bir yöntemle ele alınması çalışmamızın diğer bir yönünü oluşturur. Böylelikle iki grup arasındaki yapısal benzerlik ve farklılıkların tespit edilmesi amaçlanmıştır.
Edimsel yaklaşımla İran Azerbaycan Türkçesinden Türkiye Türkçesine kültür ve çeviri - Rukiye Kebiri örneği
Bu tez, İran Azerbaycan Türkçesi ve Türkiye Türkçesi arasında yapılan çeviride kültürün kolaylaştırıcı ve zorlaştırıcı etkilerini sorgulamayı amaçlar. Akraba diller belirli sınırlarda ortak bir tarihi ve kültürü paylaştığı için çeviride bilgi kaybı en az düzeyde tutulabilir. Tarihsel süreçte yaşanan dil ilişkileri, göçler, sosyal ve siyasi vb. olaylar akraba dillerin farklı dil ve alt kültürleri barındırmasına neden olur. Çeviride, kültürün farklılaştığı noktada kaynak metin yanlış yorumlanabilir. Tezde, kültürel bağlamda seçilen örnekler ve kültürel farklılıklardan kaynaklanan sorunlar edimsel yaklaşımla incelendi.
Kazakça sıfat-fiillerde zaman ve görünüş
Kazakçadaki -GAn, -AtIn ve -Ar sıfat-fiil biçim birimleri zaman ve görünüş işlevlerine sahiptir. Birbiriyle bağlantılı olan bu iki kategori içinde zaman, konuşma noktası temelliyken görünüş, öznel bakış açısı temellidir. Yan tümce içinde gözlemlenen ve bağlama göre ele alınan bu yapıların üst tümce ile kurdukları ilişki karmaşıktır. Bu çalışmada Kazakça tümceler üzerinden sıfat-fiillerin zaman ve görünüş işlevleri incelenecektir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde çalışmanın konusu, amacı, araştırma yöntemleri, sınırlılıkları ile zaman, görünüş, kılınış kategorileri üzerinde durulacaktır. İkinci bölümde ise Kazakçadaki sıfat-fiil biçim birimlerin (-qan, -ken, -ğan, -gen; -ar/ -er/ -r; -atın/ -etin/ -ytin/ -ytın) zaman ve görünüş işlevleri örneklerle ele alınacaktır. Çalışma sonuç bölümü ile bitirilecektir.
Kırgızca zarf-fiiller
Elinizdeki tez, Kırgızcada zarf-fiilleri sentaktik-tipolojik açıdan ele alan eşzamanlı betimsel bir çalışmadır. Zarf-fiiller, belli morfemlerce işaretlenen, sözdizimsel olarak bir üst yapıya altasıralı olarak bağlanan ve genelde belirteç işlevinde kullanılan bağımlı yapılardır. Bu yapılar, bağlı oldukları üst/temel cümleye zaman, sebep, amaç, tarz gibi açılardan bir belirteç oluştururlar. Kırgızca, Türk dilleri ailesinin Kuzeybatı (Kıpçak) grubuna dâhil olup Kazakça, Nogayca, Karakalpakça ile birlikte bu grubun Aral-Hazar alt kolunu oluşturmaktadır. Diğer Türk dillerinde olduğu gibi Kırgızcada da belli zarf-fiil ekleri (-(X)p, -A/-O;-y, -mAyInčA/-mOyUnčA, -GAnčA/-GOnčO, -GIčA/-GUčO, -GAnDA/-GOndO, -GAnDAy/-GOndOy, -GAn/-GOn boydon, -GAn/-GOn sayïn, -GAnDAn/-GOndOn bašqa, -GAndAn/-GOndOn kiyin) ile oluşturulan zarf-fiil parçalarının, değişik sözdizimsel ve semantik görevleri vardır. Bu çalışmada, bu görevler Johanson'un (1995) modeli temelinde ayrıntılı olarak betimlenmiştir. Johanson'un bu modeline göre, Kırgızca zarf-fiil ekleri 4 seviyede karşımıza çıkmaktadır. Buna göre, Seviye 1 ve Seviye 2'de zarf-fiil parçası ile temel parçanın farklı veya aynı ilkeyleyen alıp almaması üzerinde durulmuştur. Seviye 3'de zarf-fiilli yapıların sözlükselleşmesi üzerinde durulurken Seviye 4'de belli zarf-fiilli yapıların zamanla gramerleşerek kılınış, görünüş-zaman, kip gibi gramatikal kategorilere (eklerine) dönüşmesine değinilmiştir. Anahtar Sözcükler Türk Dilleri, Kırgızca, Zarf-fiiller, Sözdizimi, Tipoloji, Zarf-fiil parçası, Temel parça
Croft'un 2 boyutlu geometrik analizine göre Türkçe fiillerde leksikal aspekt
Cümlenin en önemli unsuru olan fiil bünyesinde zaman, aspekt, kip, kişi gibi önemli sözdizimsel ve anlambilimsel kategoriler barındırır. Bu kategorilerden biri olan aspektin iki farklı boyutu vardır. Bunlardan birincisi doğrudan fiilin iç zamansal anlamıyla ilgilidir ve leksikal aspekt olarak bilinir. Diğeri ise fiilin leksikal aspektiyle ilgili bir zaman dilimini daha belirgin duruma getirir ve gramatikal aspekt olarak isimlendirilir. Dilbilim literatüründe her iki aspekt türünün de çok farklı açılardan ele alındığı ve tartışıldığı görülür. Türkçede fiillerin gramatikal ve leksikal aspektlerine göre sınıflandırılmasıyla ilgili ilk önemli çalışma Lars Johanson tarafından yapılmıştır. Daha sonra Johanson'un modeli öğrencileri ve çeşitli araştırmacılar tarafından Türkçeye ve Türk dillerine uyarlanmış ve bu konuda önemli sonuçlar elde edilmiştir. Bu çalışmanın amacı son zamanlarda W. Croft tarafından geliştirilen iki boyutlu geometik leksikal aspekt modelini araştırmak ve bu modeli Türkçe fiil sistemine uyarlamaya çalışmaktır. Croft, yapmış olduğu aspekt modeli çalışmalarında dilbilimsel literatürdeki fiil sınıflarına yeni sınıflar ekler ve bunları nitelik/zaman eksenli geometrik gösterimlerle daha anlaşılır hale getirir. Böyle farklı bir aspekt modelinin Türkçeye uyarlanması ve Türkçede tartışılması Türkçe fiil semantiği çalışmalarını farklı açılardan yeniden değerlendirme fırsatı verecek ve Türkçe aspekt çalışmalarını daha ileri bir noktaya taşıyacaktır.
Çuvaşçada art zamanlı ad yapımı
Çuvaşlar günümüzde İdil-Ural bölgesinde yaşayan topluluklardan biridir. Çuvaşların konuştuğu dil olan Çuvaşçanın konumu itibari ile Fin-Ugor dillerine yakınlığı ve bu dillerle ortak özellikler barındırması uzun tartışmalara neden olmuştur. Öyle ki bazı araştırmacılar Çuvaşçayı Türkçeleşmiş bir Fin-Ugor dili saymışlardır. Çuvaşçanın bünyesinde barındırdığı eskicil ögeleri, diğer Türk dilleri gibi z/ş dili yerine r/l dili olması ve bir Altay dili olan Moğolcayla ortaklıklar göstermesi araştırmacıları bu dilin bir Türk dili olup olmadığını ispat etmeye zorlamıştır. Uzun araştırmalar sonucunda ise Çuvaşçanın bir Türk dili ve Moğolca ile akraba olduğu anlaşılmıştır. Çuvaşçada ad yapımı çeşitli biçimbilgisi eserlerinin içinde yer almış ancak bu konuyla ilgili henüz müstakil ve yeterli bir çalışma yapılmamıştır. Böyle bir çalışmanın olmayışı bu tezin amacını ortaya koymuştur. Bu çalışmada Çuvaşçanın hem Altay Dilleri kuramındaki hem de Türk dilleri arasındaki önemi, ad yapımı üzerinden anlatılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmayla Çuvaşçada ad yapımı konusu ele alınmış, mevcut verilere ve alana bir nebze olsa da katkı sağlanmak istenmiştir.
Cəlil Məmmədquluzadə'nin seçilmiş öykülerinin Azerbaycan Türkçesinden Türkiye Türkçesine aktarılması ve öykülerdeki ki'li tümcelerin incelenmesi
Celil Memmedguluzade; Azerbaycanlı yazar, küçük öykünün büyük üstadı, gazeteci ve Azerbaycancılık fikrinin yaratıcılarından biridir (Həbibbəyli, 2004). Azerbaycan edebiyatının en ünlü temsilcilerindendir. Kafkasya ve İran'dan Uzakdoğu Asya, Afrika ve Avrupa ülkelerine kadar geniş bir coğrafyada Türk dünyasında ilgi ile karşılanan, 1906 – 1931 yılları arasında yayımlanmış "Molla Nasreddin" mizah dergisinin yaratıcısı ve editörüdür (Habibbeyli, 2008). Azerbaycan edebiyat tarihinde hem kendi takma adı hem de 25 yıl boyunca yayımladığı derginin adı olan "Molla Nasreddin" adı ile tanınır. Kurduğu derginin çatısı altında realist-demokratik edebî bir okul kurmuştur. Azerbaycan milliyetçiliğinin oluşmasında etkin rol oynamıştır (Həbibbəyli, 2004). Celil Memmedguluzade'nin eserlerinin dili konuşma diline oldukça yakındır veeserlerinde kitümce kullanımının oldukça sık olduğu gözlenmektedir. Bu çalışmanın ilk aşamasında Celil Memmedguluzade'nin seçilmiş öyküleri Azerbaycan Türkçesinden Türkiye Türkçesine aktarılmış, ikinci aşamasında ise öykülerde geçen ki bağlaçlı (tümleyicili) tümcelerden hareketle bir inceleme yapılmaya çalışılmıştır. ki bağlacı dilimize Farsçadan geçmiştir (Tekin, 1989, s. 62). Farsçadan, İran coğrafyasıyla daha yakın ilişkileri olan Azerbaycan, daha çok etkilenmiştir (Ortaylı, 2016). Bu nedenle Azerbaycan Türkçesindeki Farsça unsurlar Türkiye Türkçesine oranla daha fazladır. ki bağlacı da bu unsurlardan biridir. Bu bağlacın sık kullanımı aynı zamanda işlevsel çeşitlilik de doğurmuştur. Bu çalışmada ki bağlacının Azerbaycan Türkçesindeki sözü edilen anlam/işlev çeşitliliği de incelenecektir.
Azericede evidensiyel kategorisi
Evidensiyel bir konuşurun ifade ettiği cümledeki bilginin kaynağını bildiren bir gramer kategorisidir. Bilgi, doğrudan ya da dolaylı olarak elde edilebilir. Doğrudan bilgi, konuşurun hiçbir aracı olmadan gördüğü veya tecrübe ettiği ya da olgusal bir gerçeklik olarak kabul edilen bilgidir. Dolaylı bilgi ise çıkarım yoluyla, ikinci veya üçüncü el bilgi kaynaklarından aktarma yoluyla elde edilebilir. Evidensiyellikte konuşur, olay zamanında değil olay gerçekleştikten sonra devreye girer (Doğan 2018: 1). Konuşurun sonradan fark ettiği, sebep sonuç ilişkisi kurarak çıkardığı bilgi dolaylıdır. Ayrıca konuşurun başkasından duyduğu söylenti, alıntı ve anlatı türü bilgiler de dolaylı bilgidir. Dünya dillerinde bilgi kaynağının gösterilmesi dilden dile farklılık göstermektedir. Bazı diller bilgi kaynağının doğrudan ya da dolaylı olduğunu morfolojik yolla, bazıları leksik-sentaktik yolla işaretleyebilir. Türk dillerinde doğrudan ve dolaylı bilgi kaynakları genellikle morfolojik yolla belirtilmektedir. Geçmiş zaman ekleri olarak adlandırılan eklerin tek işlevi zaman bildirmek değil, bilginin doğrudan veya dolaylı olduğunu da işaretlemektir. Türkçede doğrudan bilgiler –DX, dolaylı bilgiler –mXş ekiyle ve -(y)mXş ek fiiliyle işaretlenirken Azericede doğrudan bilgiler –dX, dolaylı bilgiler –mXş, -Xb(dXr) eki ve –(y)mXş ek fiiliyle işaretlenir. Azerice gramerlerde modal sözlər olarak adlandırılan elə bil, yəqin, deməli gibi leksik birimler bilgi kaynağını hissettirmekle birlikte evidensiyel işaretleyicilerinin cümleye kattığı pragmatik anlamların ortaya çıkmasında önemli rol oynamaktadır. Bu çalışmada Azerice –mXş, -Xb(dXr) ekleri ve –(y)mXş ek fiili evidensiyel kategorisi bağlamında yeniden yorumlanacaktır. Dolaylı bilgiyi işaretlerken hangi durumda –mXş, hangi durumda –Xb(dXr) işaretleyicisinin tercih edildiği tespit edilmeye çalışılacaktır. Bu ekler dil ilişkileri bağlamında da ele alınacaktır. Özellikle evidensiyel kategorisi bağlamında Farsça Azerice dil ilişkileri üzerinde durulacaktır. Azericede yer alan evidensiyel eklerinin pragmatik anlamları örneklerle açıklanacaktır. Azericedeki modal sözler ve bu sözlerin evidensiyel kategorisine etkisi üzerinde durulacaktır.
Oğuz grubu Türk dillerinde soru yapıları
Bu çalışmada genel olarak dünya dillerinde ve Türkçe, Gagavuzca, Türkmence ve Azericeyi kapsayan Oğuz Grubu Türk Dillerindeki soru yapıları incelenmektedir. Sorular hem morfolojik, sentaktik yapılar hem de semantik işlevleri, bağlam göre kazandıkları işlevler bakımından değerlendirilmiştir. İlk olarak soru yapıları terminolojik, tipolajik olarak incelenip evet/hayır soruları ve içerik soruları olarak sınıflandırılmıştır. Sonra tipolojik olarak Oğuz Grubu Türk Dillerindeki evet/hayır soru cümleleri sınıflandırılmış ve detaylıca betimlenmiştir. Ayrıca soru ekinin bu cümlelerdeki yeri, vurgu işlevi ve bağlama göre soru yapan diğer yapılar incelenmiştir. İçerik sorularındaki soru sözcüklerinin gramatik işlevleri ve bağlama göre kazandıkları pragmatik kullanımları işlenmiştir.
Rumeli Türk ağızlarının komşu dilleri
Rumeli coğrafyası, Türkiye Türkçesinin yaşayıp etkileşim içinde olduğu bir saha olmuştur. Türk dili, tarihten günümüze kadar Rumeli bölgesinde her anlamda etkili olmayı başarmıştır. Türkiye Türkçesi, Rumeli topraklarında Hint-Avrupa dil ailesi, Slav dil ailesi gibi dillerle zaman içinde etkileşime geçmiştir. Bu etkileşim her dil için aynı düzeyde ve etkide olmamıştır. Rumeli coğrafyasında yer alan ve Rumeli Türk ağızları ile etkileşimde olan diller genel olarak Arnavutça, Boşnakça, Bulgarca, Çekçe, Gagauz Türkçesi, Hırvatça, Karadağlıca, Kırım Tatar Türkçesi, Macarca, Makedonca, Rumence, Sırpça, Slovakça, Ulahça, Yahudi İspanyolcası (Ladino), Yunancadır. Tez giriş, inceleme ve sonuç bölümleri olmak üzere üç temel bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde dünyadaki diller hakkında genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde Türkiye Türkçesinin Rumeli toprakları tarihî ve bugünü hakkında bilgi verilmiştir. Türkiye Türkçesinin Rumeli coğrafyasında etkileşimde olduğu komşu dilleri dil ailesi, alfabe, çağdaş nüfusu, coğrafi dağılımı, resmî veya hukuki durumu, Türkçe ile etkileşim bakımından incelenmiştir. Son bölüm olan sonuç kısmında ise tez çalışmasında incelenen diller ile ilgili genel bilgiler toplanmıştır. Anahtar Kelimeler: Rumeli, Türkçe, dil coğrafyası, etkileşim, Rumeli ağızları, komşu diller.
Varis Yolçiyev'in Metamorfoz romanının toplumdilbilimsel açıdan incelenmesi
Toplumdilbilim, dil ve toplum arasındaki ilişkiyi, dil kullanımı bağlamında ele alarak dilin toplumsal cinsiyet, eğitim düzeyi, yaş, nezaket stratejileri ve toplumsal sınıf ile ilişkisini ve tüm bu değişkelerin dil kullanımı üzerindeki etkilerini incelemektedir. Dil kullanımı ile birlikte konuşma dili, yazı dili, resmi dil, lehçe, şive, ağız, argo, jargon, kod, kod değiştirme, kod karıştırma, iki dillilik, geçer dil, kırma diller ve karma diller, sosyolekt, idyolekt ve yapay dil gibi dil türlerini, dil ilişkilerini ve bu bağlamda dillerin birbirlerini nasıl etkilediği de toplumdilbilimin araştırma alanlarındandır. Çağdaş Azerbaycan Edebiyatının önemli isimlerinden Varis Yolçiyev, başarısıyla çeşitli yazarlık ödülleri almış olan ve eserleri dünyanın çeşitli üniversitelerinde yer alan önemli bir yazardır. Bu çalışmada, yazarın 2013 yılında kaleme aldığı "Metamorfoz" adlı eseri, toplumdilbilimsel bağlamda roman içerisinde yer alan ve başlangıçta birbirini tanımayan yedi karakterin olay örgüsü boyunca iletişimleri sırasında kullandıkları dil toplumsal cinsiyet, eğitim, nezaket, toplumsal sınıf, coğrafya ve dil ilişkileri bağlamında incelenmiştir. Literatürdeki çalışmalara uygun olarak yazarın kahramanlar vasıtasıyla ortaya koyduğu dilde, değişkenlerin dil kullanımında etkili olduğu görülmüştür.
Tārīḫ-i Ya'ḳūb Paşa eseri (Dil incelemesi, metin, tıpkıbasım)
Bu tezde Osmanlı sahası eserlerinden Tārīḫ-i Ya'ḳūb Paşa'nın dil incelemesi yapılmıştır. Tārīḫ-i Ya'ḳūb Paşa eserinin el yazması, İsveç'te Uppsala Üniversitesi Kütüphanesi'nde bulunmaktadır. Tezde kullanılan metin, anılan nüshadan çalışılmıştır. Eserin yazılış tarihi ile ilgili kesin bir bilgi yer almamakla birlikte, XV. yüzyıl sonları ile XVI. yüzyıl başlarında yazılmış olduğu düşünülmektedir. Eserin yazarı Bahşî'dir. Yazarın tam adı, doğum ve ölüm tarihi, doğum yeri gibi bilgiler yoktur. Yakub Paşa, Türk tarihinde çeşitli önemli vazifelerde bulunmuş bir Osmanlı devlet adamıdır. Ona ithafen yazılan Tārīḫ-i Ya'ḳūb Paşa eseri, Osmanlı Türkçesinin ilk dönem dil özelliklerini gösterir. Eser, harekeli yazılmış olup 134 varaktan oluşur ve her sayfada 11 ila 13 satır vardır. Tārīḫ-i Ya'ḳūb Paşa eseri, gerek dil özelliklerinin gerekse anlatılan bilgiler açısından değerli bir yapıttır. Bu tezde Tārīḫ-i Ya'ḳūb Paşa eserinin ses ve şekil bilgisi özelliklerinin ardından eser metninin transkripsiyonu verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tārīḫ-i Ya'ḳūb Paşa, Yakub Paşa, ses bilgisi, şekil bilgisi, Osmanlı sahası Türk edebiyatı.
Seyahatname'nin 6. cildine göre Evliya Çelebi'nin seyahat güzergâhları ve güzergâhların dil haritası
Bu tez çalışmasında, XVII. yüzyılın en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilen Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nin altıncı cildi incelenmiştir. Sözü edilen eser, İstanbul'dan başlayarak Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırları ve komşu bölgelerde gerçekleştirilen seyahatleri kapsamakta olup, özellikle XVII. yüzyılın son çeyreğine dair önemli bilgiler sunmaktadır. Seyahatname, Osmanlı dünyasının geniş bir coğrafi ve yerleşim yapısını tarihî bir bağlamda gözler önüne sermekle kalmamış, aynı zamanda Osmanlı sınırları dışındaki pek çok topluluğun tarihine de katkıda bulunmuştur. Bununla birlikte, eser içerisinde yer alan seyahat güzergâhlarının tamamı günümüze kadar kapsamlı bir şekilde haritalandırılmamıştır. Bu çalışmanın temel amacı, altıncı ciltte yer alan güzergâhların ayrıntılı bir biçimde haritalandırılarak görselleştirilmesi ve bu sayede metindeki bilgilerin daha somut bir şekilde sunulmasıdır. Araştırma kapsamında, eser yazıldığı döneme ait birincil kaynaklar ve günümüzde konuyla ilgili yapılmış akademik çalışmalar karşılaştırmalı biçimde incelenmiştir. Seyahat güzergâhlarının analizi sırasında, Evliya Çelebi'nin not alma sürecindeki muhtemel eksiklikler ile metnin aktarımı sırasında meydana gelmiş olası hatalar da dikkate alınmıştır. Evliya Çelebi Seyahatnamesi, yalnızca coğrafi veriler sunmakla sınırlı kalmayıp yaklaşık otuz farklı dile ait kelimeler, günlük ifadeler, deyimler, şarkılar, dualar ve yerel söyleyişler gibi zengin bir dil materyali barındırmaktadır. Ancak güzergâh adlarının farklı dillerde ya da ortak isimlerle anılması güzergâhların tespiti sürecinde dikkat edilmesi gereken önemli sorunlar yaratmaktadır. Örneğin, "Ortaköy" adı Türkiye sınırları içinde Aksaray ve Çorum illerinde birer ilçe ismi olarak geçerken, İstanbul'da ise Beşiktaş ilçesine bağlı bir semt v adı olarak kullanılmaktadır. Bu tür isimlendirmeler güzergâhların yanlış konumlandırılmasına yol açabilmektedir. Tez kapsamında söz konusu belirsizlikler titizlikle değerlendirilmiş ve güzergâhların doğru bir şekilde tespit edilebilmesi adına ayrıntılı bir analiz gerçekleştirilmiştir. Ayrıca seyyahın geçtiği yolların bir kısmının günümüzde kullanılmıyor oluşu, bazı yer adlarında hatta coğrafi şekillerin değişmesinden kaynaklanan güçlüklerdendir. Anahtar Kelimeler: Evliya Çelebi Seyahatnamesi, 6. cilt, Osmanlı Türkçesi, XVII. yüzyıl, tarihî güzergâhlar.
Tarihi roman odağında İlyas Esenberlin ve Kemal Tahir'in romancılığının karşılaştırılması
-Tarihi Roman Odağında İlyas Esenberlin ve Kemal Tahir'in Romancılığının Karşılaştırması başlıklı çalışmada asıl amaç, çağdaş Türk edebiyatı ve çağdaş Kazak edebiyatında tarihi roman yazan iki zirve şahsiyet İlyas Esenberlin ve Kemal Tahir'in romancılıklarını karşılaştırmaktır. Bir diğer amaç ise eserler odağında ortaya çıkan benzer ve farklı yönleri, karşılaştırmalı edebiyat biliminin yöntem meselesi etrafında irdelemektir. Bu çalışmayı oluşturan ilk kaynak İlyas Esenberlin'in Göçebeler (Elmas Kılıç, Can Çekişme, Gazap) üçlemesidir. Bu eser; konu, yapı ve izlek hususları ön planda tutularak incelendikten sonra, Kemal Tahir'in Devlet Ana, Esir Şehrin İnsanları ve Kurt Kanunu eserleriyle karşılaştırılabileceği kararına varılır. Dört bölümden oluşan bu tezin birinci bölümünde, tarihi romanın tarih ve edebiyatla bağı incelenir. İkinci bölümde, tarihi romanın Kazak ve Türk edebiyatındaki gelişimiyle birlikte Esenberlin ile Tahir'in seçilen eserlerinden yola çıkarak tarihi romancı kimlikleri irdelenir. Burada, eserlerin neşredildiği dönem koşulları ile eserlerin vak'a zamanının unsurları, bir arada değerlendirilir. Üçüncü bölümde eserlerin yapı bakımından; dördüncü bölümde ise içerik bakımından karşılaştırılması vardır. Ortaya çıkan sonuçlar, ortak bir geçmişe dayanan Türk halklarının, edebiyatlarının da ortak konular etrafında şekillendiğini gösterir. Lider vasıflı devlet adamları, toplumun düşünce hayatını zenginleştiren şair ve ozanlar, kadınlar ve din adamlarının, bir milletin hafızasında nasıl geliştiği, romanlar yoluyla açığa çıkar. Ulus inşası sürecinde bağımsız bir siyasi düzen kurmanın yolu, halkların bütünlüğünü kurup koruyabilmesinden geçer. Diğer devletler ile kurulan ilişkiler, halkların geleceğine dair ipuçlarını oluşturur. Bu veriler, çalışma sürecinde yeni bir yöntem arayışı içinde olmayı gerekli kılar. Bu uğraşlar neticesinde Çağdaş Türk Edebiyatları alanında daha önce benzeri az rastlanan ve kaynak olarak kullanılabilecek bir çalışma ortaya çıkacağı öngörülür.
Azerbaycan Türkçesinde kiplik
Bu çalışma, Azerbaycan Türkçesinde kiplik kategorisini alt türleri ile birlikte betimlemeyi ve kiplik işaretleyicilerini işlevleri ile birlikte incelemeyi amaçlamaktadır. Tezde, kiplik kategorisi konuşurun önermeye ilişkin tutumunu, beklentisini, şüphesini, zorunluluğunu, isteğini, yeterliliğini yansıtan anlambilimsel bir kategori olarak ele alınmıştır. Kiplik sınıflandırmalarından yola çıkılarak tezde, temel kiplik alanlar olarak epistemik, deontik ve dinamik kiplikler ele alınmıştır. Ayrıca epistemik kiplik içerisinde uzak olasılık – kurgu, olabilirlik / olasılık, kesinlik / emin olma, olası değil / imkansız, öngörülü olgusallık; deontik kiplik içerisinde emir, izin, zorunluluk, gereklilik, şart; dinamik kiplik içerisinde ise dilek, istek ve yeterlilik anlam alanları incelenmiştir. Çalışma giriş, üç bölüm ve sonuç bölümünden oluşmaktadır. Tezin temel konusu üç ana bölümde incelenmiştir. Giriş bölümünde Azerbaycan Türkçesi ile ilgili temel bilgiler verildikten sonra, kiplikle ilgili temel kavramlar tanıtılmış, ayrıca kiplik sınıflandırmalar üzerinde durulmuştur. Takip eden bölümlerde ise sırasıyla epistemik, deontik ve dinamik kiplik yorumlanmıştır. Ardından bu kiplik türlerinin Azerbaycan Türkçesindeki işaretleyicileri işlevsel olarak betimlenmiştir. Bu çalışmanın temel amacı, Azerbaycan Türkçesinde daha önce sistemli bir şekilde araştırılmayan kiplik kategorisi ile ilgili bir inceleme ortaya koymak ve alanyazına katkı sağlamaktır.
Kırgızcada kılınış kategorisi
Bu tez çalışması, Kırgızcadaki ekleşik fiilli yapıların kılınışı bakımından kazandığı farklı işlevler üzerinde durarak Johanson'un geliştirmiş olduğu kılınış modeline göre sınıflandırmasının yapılmasını amaçlamaktadır. Fiiller iç zaman yapıları ve evreleri bakımından farklı özelliklere sahiptirler. Her fiilin doğal olarak sahip olduğu başlangıç, süreç ve bitiş evreleri mevcuttur. Bazı fiiller bu evrelerden birinde kendini belli ederek bir gerçekleşme tarzı sergilemektedir. Bu evrelerden birinde kendini belli eden fiillerin aşması gereken sınır ya da gerçekleştirmesi gereken bir dönüşüm noktası bulunmaktadır. Her fiilin aşması gereken sınır ya da gerçekleştirmesi gereken dönüşüm noktası birbirinden farklıdır. Örneğin; otur- (başlangıç dönüşümlü bir fiil), yaz- (dönüşümsüz bir fiil), kırıl- (bitiş dönüşümlü bir fiil) gibi bağımsız, tek başına anlam ifade eden fiiller farklı kılınışa sahiptir. Bunların dışında Kırgızcada cazıp büt- 'yazıp bitirmek', okup ber- 'okumak, okuyup bitirmek' gibi ana fiil + yardımcı fiil, yani ekleşik fiilli yapılar da birbirinden farklı kılınışa sahiptir. Çünkü ekleşik fiil birleşmeleri neticesinde çoğunlukla kılınış, kip, görünüş, zaman gibi yeni gramer kategorileri oluşur. Kırgızca ekleşik fiilli yapılar açısından oldukça zengin bir dildir. Kırgızcada otur- 'otur-', ıyla- 'ağla-', sındır- 'kır-' gibi bağımsız fiillerin dışında oynop cat- 'şu an oynamakta', cıynap büt- 'tamamen toplayıp bitirmek', ırgıtıp iy- 'fırlatıvermek' gibi ekleşik fiiller de birbirinden farklı kılınışa sahiptir. Bu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde çalışmanın konusu, amacı ve araştırma yöntemi ele alınmıştır. İkinci bölümde ise kılınış kavramı ve diğer araştırmacıların kılınış kategorisini nasıl ele aldıkları, fiilleri kılınışı bakımından nasıl bir sınıflandırmaya tabii tuttukları anlatılmıştır. Üçüncü bölümde Türk dillerindeki (Türkçesi ve Kırgızca) kılınış çalışmaları ile ilgili bilgi verilmiştir. Dördüncü bölümde Kırgızcada kılınış sınıflandırılmasına yer verilmiştir. Burada daha önce yapılmış gramer çalışmalarından yararlanılarak tespit edilen 32 ekleşik fiilin kılınışı bakımından ne tür işlevlere sahip oldukları incelenmiştir. Sonuç bölümünde ise araştırma sürecinde toplanılan verilerin değerlendirilmesi yapılmıştır. Anahtar Sözcükler Kırgızca, Kılınış, Kılınış Sınıflandırılması, Yardımcı Fiiller, Ekleşik Fiil Yapıları.
Tarihî ve etimolojik Türkiye Türkçesi Lugati'nde alıntı sözler
Tarihî ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugati (TETTL), yapısında ve manasında açıklanabilecek bir husus olan, genel sözlüklere girmemiş kelimelerden, tamlamalardan vb. oluşmaktadır. Güncel etimolojik sözlükler arasında oldukça önemli olan bu sözlüğün sözvarlığı üzerine yapılacak birçok çalışma vardır. Bu çalışmalardan biri dil ilişkileri sonucunda ortaya çıkan alıntı kelimeler üzerinedir. Çalışmada, gözden geçirilmiş ve genişletilmiş ikinci baskısı 2021 yılında yayımlanan TETTL'deki alıntı madde başlarının ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu çalışma genelde iki, özelde dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm giriş niteliğinde olup sözlük, sözlükçülük ve TETTL hakkında genel bir bilgi içermektedir. İkinci bölümde tarihsel arka planıyla birlikte dil ilişkileri ve çalışmada kullanılan sınıflandırmanın temel kavramları üzerinde durulup tanıtılmıştır. Ardından sözlükteki alıntıların listesi temelinde bir değerlendirme ve sonuç kısmı gelmektedir. Sondaki "Ek 1" bölümünde sözlükteki alıntıların listesi alınış şekilleri, köken dilleri, yüzyılları ve alanları temelinde verilmiştir.
Azerbaycan Türkçesinde algı fiillerinin metaforlaşma yoluyla çokanlamlılaşması
Bu çalışmada Azerbaycan Türkçesindeki algı fiillerinin çokanlamlılığı bilişsel bir bakış açısıyla incelenecektir. Bu bağlamda Azerbaycan Türkçesindeki görme, işitme, dokunma, koklama ve tatma olmak üzere beş temel duyuyu temsil eden söz varlığı ele alınacak ve bu fiillerin hangi anlam genişlemelerine sahip olduğu betimlenecektir. Çalışmada bilişsel dilbilimin ilkelerine değinilecek ve bilişsel anlambilim kavramları hakkında bilgi verilecektir. Çokanlamlılık olgusu üzerinde durulacaktır. Bu çalışmada Azerbaycan Türkçesinde algı fiillerinin ifade ettiği çokanlamlılık tespit edilecek ve Azerbaycan Türkçesinde algı fiillerinin sergilediği anlam genişlemeleri kavramsal metafor teorisi yoluyla açıklanmaya çalışılacaktır. Araştırmanın sonunda genel bir değerlendirme yapılarak elde edilen sonuçlar dikkate sunulacaktır.
Gagauzların dil durumu üzerine toplumdilbilimsel bir inceleme
Bu çalışmada dillerin tehlike altına girme süreçleri ve konu ile ilgili toplumdilbilimsel kavramlar açıklanarak, tehlikedeki Türk dillerinden biri olan Gagauzcanın günümüzdeki durumu tartışılmıştır. Dil hakkındaki değerlendirmeler, Komrat'ta ve Avdarma köyünde gerçekleştirdiğimiz saha araştırmasından elde edilen malzemelere ve diğer araştırmalardan edinilen bilgilere göre yapılmıştır. Gagauzlar tarih boyunca, savaşlar ve siyasi sebeplerden dolayı birçok kez göç etmiş ve farklı ulusların egemenliği altında yaşamak zorunda kalmış bir halktır. Yapmış oldukları göçlerin getirmiş olduğu coğrafi ayrılık ve değişiklikler, kültür ve dilin üzerinde yoğun etkiler bırakmıştır. Bu etkiler sonucunda da Gagauzlar çokdilli bir toplum haline gelmiştir. Baskın dillerin ve kültürlerin yoğun etkisi altında Gagauz Türkçesi, zamanla zayıflayarak günümüzde tehlikede olan Türk dilleri kategorisine girmiştir. Gagauzlar, başta Moldova olmak üzere çoğunluk olarak Ukrayna ve Romanya'da yaşamaktadır. Ayrıca Yunanistan, Bulgaristan, Kazakistan, Türkiye ve Makedonya gibi ülkelerde de Gagauzca konuşuru bulunmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, dilin zayıflama süreçlerini geçmişten günümüze değerlendirebilmek için Gagauzların tarihi, dili ve dil ile ilgili gelişmeler üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde bir dilin tehlike altında olma durumu incelenerek, dil seçimi, dil değiştirimi, dil ölümü gibi toplumdilbilimsel kavramlara yer verilmiş ve bu kavramlar ayrıntılı olarak örneklerle birlikte açıklanmıştır. Araştırmanın son bölümünde ise Gagauzcanın tehlike altında olmasının sebeplerine değinilmiştir. Gagauzların hangi durumlarda dil seçimine başvurarak kod değiştirdikleri, dilin kullanıldığı alanları ve günümüzdeki durumu, Gagauz Özerk Bölgesi'nin başkenti Komrat'ta ve Avdarma köyünde yapılan saha araştırması sırasında elde edilen röportajlar ve gözlemlere dayanılarak tartışılmıştır. .
Türk ve fars şiirinde yenileşme hareketlerine karşılaştırmalı bir bakış
Bu çalışmanın çıkış noktası, on dokuzuncu asrın ortasından yirminci asrın ilk çeyreğine yakın olan bir zaman dilimine gelinene kadar Türkiye ve İran'ın Batılılaşma cereyanı bağlamında, modern Fars şiirinin oluşum sürecinde beslendiği başlıca kanallardan birisinin modern Türk şiiri oluşu fikridir. Çalışmada ele alınan verilerin başlıca membaı olan tarihsel münasebetler ve benzerlik gösteren modernleşme faaliyetleri birinci bölümde ele alınmıştır. İkinci bölümde Fars şiirine nazaran yarım asırdan daha uzun bir süre evvel Batılı şiir kaynakları ve çağdaş zihniyetle tanışan Türk şiirinin yenileşme evreleri Tanzimat ve Servet-i Fünûn devirleri olmak üzere ortaya konulmuştur. İran'da Meşrutiyet hareketinden önce ilk kıvılcımları ortaya çıkan ancak bu hareket neticesinde doruk noktasına ulaşan modern Fars şiiri ise Meşrutiyet öncesi ve Meşrutiyet devri olmak üzere çalışmanın üçüncü bölümünde ve iki devir olmak suretiyle ortaya konulmuştur. Çalışmanın dördüncü bölümünde önceki üç bölümün hazırladığı bir zeminde Türk şiirinin modernleşme devrinde yeni Fars şiirinin beslendiği başlıca kanallardan birisi olduğu fikrini pekiştirecek şiir örnekleri ve bu örneklerin bağı irdelenmiştir. Çalışmamızda Türk şiirinin 1860-1901 yılları ve Fars şiirinin 1906-1925 yıllarının ele alınmasının nedeni esasen tespit edilen tesir cereyanının bu devire ait olmasından ileri gelmektedir. Bu devirde İran'ın Batı ve Batılı zihniyete açılan kapısı olma özelliğini taşıyan Osmanlı İmparatorluğu ve bilhassa da İstanbul, sözü geçen edebi etkilenme bağlamında önemli bir rol oynamıştır. Türk şiirinin bahsi geçen züre zarfında Fars şiirinin modernleşmesine etki edişi meselesine dair elde edilen bilgilerin tümünü doğru ve sağlam bir temele oturtmanın ve esasen çalışmanın tetkik yönteminin başat şartı olan tarih şuuru bu tetkikte önemli bir yere sahiptir. Çalışmada ele alınan şiir cereyanı on sekizinci ve on dokuzuncu asır gibi buhranlı bir devre ayna tutma ve sosyal, siyasal ve kültürel şartların bir yankısı olma özelliğini taşır. Bu yönüyle de bu çalışma, bilhassa İslam sonrasına ait olan tarihsel sürecin hemen her devrinde teamül halinde olan Türkiye ve İran'ın Batılılaşma devrine ait ortak yarım asrına ayna tutma ve bu teamülün odağında şiir türünde oluşan tesir meselesini ortaya koyma gayesiyle hazırlanmıştır.
Türkçe gibi edatı ve Kazakçadaki işlevsel karşılıkları
Türkçe kaynaklarda son çekim edatları olarak bilinen sözcükler farklı dilbigisel işlevleri karşılarlar. Son çekim edatları, söz diziminde farklı işlevleri yerine getirirken, yeni sözlüksel anlamların ortaya çıkmasına da yararlar. Çok yaygın kullanımı olan edatlardan biri de bu tezin konusunu oluşturan gibidir. Bu tezin konusu gibi edatının işlevlerini derlemden hareketle belirlenerek, Kazakça eşdeğerleriyle karşılaştırmaktır. Bu amaçla bir taraftan gibi biçiminin Kazakçaya nasıl çevrildiği diğer taraftan da Kazakçada benzerlik yapılarının Türkçede nasıl karşılandığını ortaya koymaktır. Böylece iki kardeş dil arasında benzerlik ifade eden gibi ve eşdeğerleri karşılaştırmalı olarak incelenmiş olacaktır. Çalışmanın Türkçe gibi edatının Kazakçada nasıl karşılandığını görmek için Orhan Pamuk'un Beyaz Kale romanı ve Kazakça çevirisinden, Kazakça benzerlik ifade eden biçimlerden hangilerinin gibi ile karşılandığını belirlemek için de Muhtar Awezov'un Abay Yolu I adlı romanı ve Türkçe çevirisinden yararlanılacaktır. Kazakçada gibi edatı kullanılmaz. İncelediğimiz metinlerde Türkçe gibi'ye işlevsel olarak Kazakçada siyaḳtı, tärizdi, uḳsas, ekleşmiş olan -dAy edatı ve –şA eki karşılık gelmektedir. Anahtar Sözcükler: Gibi, tärizdi, siyaḳtı, uḳsas, -dAy, -şA, Abay Yolu I, Beyaz Kale, Türkçe, Kazakça, Edat, Karşılaştırmalı İnceleme,
Ali ve Nino, Romeo ve Juliet yapıtlarında karşıtlıkların başkarakterler üzerinde yarattığı ruhsal yıkım
Karşıt temalar ya da durumlara tüm dillerin edebiyatlarında olay örgüsünü desteklemek ve güçlendirmek, yansıtılan estetik atmosferi belirgin kılmak amaçlarıyla yer verilir. Karşıtlık yaratmak maksadıyla bir araya getirilen olgular, tezatlık bitişikliği, soyut yahut somut bir vaziyette sunulabilir. Bahsi geçen karşıtlık durumu, Azerbaycan edebiyatının kıymetli yapıtı Ali ve Nino (1937) ve İngiliz edebiyatında en tanınan eserlerden biri olan Romeo ve Juliet 'in (1597) de temel yapısını meydana getirir. Kurban Said'in eserinde yer verdiği Doğulu-Batılı, Müslüman-Hristiyan, Asyalı-Avrupalı gibi karşıtlıklar eserin arka planı ile paralellik göstermekte, toplum gerçekliğini yansıtmaktadır. Bahsi geçen karşıtlıklar eserdeki karakterlerin benlikleri ve davranışları üzerinde tesirli etkilere sahiptir. Karakterler tecrübe ettikleri karşıt durumların çatışmaları neticesinde düşüncelerini ve davranışlarını şekillendirmektedirler. William Shakespeare'in eserinde kullanılan aydınlık-karanlık, gece-gündüz, aşk-nefret, sevgi-şiddet gibi imgesel, somut ve tematik karşıtlıklar da karakterler üzerinde tesirli olmakta, olaylara ve karakterlerin davranışlarına şekil vermektedir. Bu çalışmada Kurban Said ve William Shakespeare'in yapıtlarında kullandıkları toplumsal, kültürel, dini, coğrafi ve siyasi karşıtlıklar başta olmak üzere tüm imgesel ve nesnel karşıtlıkların Ali ve Nino, Romeo ve Juliet başkarakterleri üzerindeki duygusal ve ruhsal tesiri incelenecek, bu tesirin başkarakterleri yıkıma ve trajik sona götürüşü analiz edilecektir.
Trabzon örneğinde Rumca-Türkçe dil ilişkisi
Hint-Avrupa dil ailesine mensup olan Rumca uzun süredir Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde konuşulmaktadır. Doğu Karadeniz söz konusu bölgelerden biridir. Pontus Rumcası, Romeika veya Trabzon Rumcası olarak adlandırılan varyant bugün Trabzon'un Çaykara, Of, Sürmene ve Tonya ilçelerinde varlığını sürdürmektedir. Bölgede prestij dili olan Türkçe de uzun süredir konuşulmaktadır. Dolayısıyla iki farklı dili yan yana konuşan toplulukların uzun süreli etkileşimi dilsel boyutta da gözlemlenebilir bir hal almıştır. Bu çalışma Trabzon Rumcası ile Trabzon ağızları arasındaki dil ilişkileri seviyesini betimlemeyi amaçlamaktadır. Betimlemeyi yapmak için Lars Johanson'un Kod Kopyalama Modeli kullanılmıştır. Johanson'un Kod Kopyalama Modelini daha iyi anlayabilmek adına çalışmanın ilk bölümünde dil ilişkileri teorilerinin temel kavramları ele alınmış ve daha sonra Johanson'un Kod Kopyalama Modeli ayrıntılı olarak tanıtılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde Trabzon ağızlarını diğer Anadolu ağızlarından ayıran özellikleri üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölünde ise Trabzon Rumcasının temel özellikleri ve onu diğer Rumca varyantlardan ayıran özellikleri irdelenmiştir. Çalışmada iki dil arasındaki dil ilişkilerini irdeleyebilmek için Trabzon'un Çaykara, Of, Sürmene ve Tonya ilçelerinin çeşitli köylerinde ağız derlemeleri yapılmıştır. Söz konusu derlemelerin transkript edilmiş hali çalışmanın sonunda yer almaktadır. Bunun yanında Brendemoen'un 2002 yılında yayımlanan derlemeleri de dil ilişkileri çerçevesinde irdelenmiştir. Trabzon ağızlarında ses bilgisi, biçimbilgisi, sözdizimi ve söz varlığı düzeylerinde tespite edilen genel ve seçilmiş kopyaların ayrıntılı incelemesi çalışmanın son bölümünü oluşturmaktadır.
Özbekçede şimdiki zaman işaretleyicilerinin zaman ve görünüş açısından incelenmesi
Özbekçede şimdiki zamanı işaretleyen -yap, -yotib, -yotir, -moqda biçim birimleri ile yot-, tur-, yur-, o'tir- yardımcı fiilleri zaman işlevi ve görünüş işlevlerine sahiptir. Zaman kategorisinde eylemler konuşma noktası temel alınarak konumlandırılırken, görünüş kategorisinde eyleme yönelik öznel bir bakış açısı verilmektedir. Bu çalışmada Özbekçedeki şimdiki zaman biçim birimlerinin biçimsel ve işlevsel açıdan benzer ve farklı yönleri ele alınacaktır. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmanın konusu, amacı, yöntemi sınırlılıkları ile temel kavramlar olan zaman, görünüş, kılınış ve kiplik sınıflandırmaları üzerinde durulacaktır. İkinci bölümde ise Özbekçedeki şimdiki zaman biçim birimleri biçimsel ve işlevsel açıdan örnekler üzerinden incelenecektir. Çalışma en son bir sonuç bölümü ile bitirilecektir. Anahtar Sözcükler Özbekçe, Zaman, Şimdiki Zaman, Görünüş, Kiplik
Çağdaş ve tarihi Türk lehçeleri interaktif platformu
Sürekli ve çok hızlı gelişmekte bilişim teknolojisi dil incelemelerinde de yoğun olarak kullanılmakta, özellikle bilgisayar bilimleri ile dilbilim iş birliği yapması sonucu yeni araştırma alanları ortaya çıkmaktadır. Yirmiyi aşkın yazı dilini ve pek çok konuşma varyantını içine alan ve geniş bir coğrafyada milyonlarca insanlar tarafından konuşan Türk dilleri pek çok araştırmaya konu olmaktadır. Ancak yeni teknolojilerle Türk dili araştırmalarının birleştirilmesinde, ciddi eksiklikler vardır. Oysa eğitim ve araştırma imkânlarını güçlendirmek için Türk dili araştırmalarında teknoloji kullanımı vazgeçilmez durumdadır. Bir deneme olarak bu tezde, Türk dilleri ve Türkoloji anlamında araştırma, alan araştırması verileri, sözlükler gibi değişik türden işlenmiş veya ham verinin bir araya getirilip yayınlanabileceği interaktif bir platformun hazırlanması amaçlanmaktadır. Bu platform sayesinde araştırmacıların ve öğrencilerin bilgiye daha kolay ulaşma imkanı olacak, farklı Türk dillerinde verilerin yer almasıyla da birbirine ekonomik ve kültürel olarak yakınlaşan Türk dil ve lehçelerini konuşanların birbirlerini daha iyi anlamlarına da katkı sağlayacaktır.
Kırım Tatarcasında ad işlevli yan cümleler
Bu çalışmada, Kırım Tatarcasındaki ad işlevli yan cümle tipolojisi incelenecektir. Kırım Tatarcasındaki ad işlevli yan cümle kurulumu, çeşitli derlemelerden ve bugüne kadar yayınlanmış malzemelerden hareketle belirlenecek, daha sonra bu ad işlevli yan cümlelerin temel özellikleri ve işlevleri tespit edilerek kullanım sıklıklarına göre bir sınıflandırma yapılacaktır. Bu araştırma çerçevesinde öncelikle Kırım Tatarcasındaki ad işlevli yan cümleler sentaktik ve semantik açıdan betimlenecek; zamansal olarak ve olgusallık açısından da incelenecektir. Ayrıca, değerlendirilen Kırım Tatarcası metinlerin Türkiye Türkçesindeki karşılıkları da verilerek Kırım Tatarcasında ad işlevli yan cümlelerin Türkiye Türkçesindeki işlevsel karşılıkları da irdelenecek; bu diller, ad işlevli yan cümleler bağlamında mukayese edilmiş olacaktır.
Beşkaza yörükleri: Dil ve kültür araştırması
Eski Türkçe yorı- , Çağatayca ve Eski Anadolu Türkçesinde yörü- fiillerinden gelişen Yörük adı Anadolu'daki konargöçerleri karşılayan bir kavramdır. Yörük, konargöçer hayat yaşayan hayvancılıkla uğraşmalarından dolayı yaylak kışlak arasında gidip gelen, Oğuz boylarına mensup Türkmenlere denir. Osmanlı'nın Anadolu'ya hüküm sürmesiyle birlikte yörük adı konargöçerleri tanımlamak için kullanılmaya başlar. Konargöçerlik iklim ve coğrafyanın etkisiyle Akdeniz ve Ege bölgelerinde yaşatılmaktadır. Günümüzde Fethiye diye bildiğimiz ve Likya döneminde Telmossoss /Meğri adlarıyla anılan bölge 1286 yılında Menteşe Beyliği'ne katılmasıyla beş kadıya tahsis edilir ve adı beş kadılı yer manasına gelen Beşkaza olarak anılır. Bölgede uzun yıllardır varlığını sürdüren Yörükler konargöçer hayatları ve ağızlarıyla dikkat çekerler. Yörükler uzun süre kapalı bir grup halinde yaşamaları nedeniyle ağız özelliklerinde bazı Eski Türkçe unsurların halen yaşadığı görülmektedir. Bu çalışma Beşkaza Yörüklerinin ağız özellikleri ile kültürel unsurlarını betimlemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde Beşkaza yöresi ve yörükler hakkında genel bilgilendirme yapılarak söz konusu grubun kültürel hayatı verilecektir. Ağıza ait özellikleri betimlemek için Beşkaza'nın Seki, Temel, Söğütlüdere, Gerişburnu, Könteş, Kürdük, Gacak, Döğer, Dont, Karaçulha ile Boğalar köylerinde ağız derlemeleri yapılmıştır. Beşkaza ağzına ait ses bilgisi ve şekil bilgisi özellikleri çalışmanın ikinci bölümünde incelenmiştir. Çalışmanın sonunda ise Beşkaza ağzından derlenen metinlerden hareketle oluşturduğumuz sözlük yer almaktadır. Söz konusu derleme metinlerinin transkribe edilmiş şekli çalışmanın sonunda bulunmaktadır. Anahtar Sözcükler Beşkaza, ağız, yörük, konargöçer
Karaçay-Malkarcada "almak" ve "vermek" fiillerinin anlamsal alanları
Bu çalışma, Karaçay-Malkarcadaki "aлыргъа" (almak) ve "берирге" (vermek) fiillerinin anlamsal alanlarının özelliklerini ele alır. Bu fiiller anlamsal zıt anlamlı kelime (İng.: relational antonym) olup çok eskidir. Çalışmada bu kavramların anlamsal alanları betimlenmiş ve yan anlamları arasındaki anlamsal ilişkiler örneklerle verilmiştir. Fiiller, kod kopyalama kuramı açısından da incelenmiştir. Çalışmada fiiller anlamsal bir kategori olarak değerlendirilir. Almak-vermek kavramlarına ait anlamsal alanları oluşturmak için fiillerin konusal anlambilimsel sınıflandırması yapılmıştır. Çalışmada bu konuda en çok iki kuramdan yararlanılmıştır. Birincisi Ch.Fillmore'un Çerçeve Anlambilimi'dir. Ona göre bir insanın zihninde kullanabileceği her kelime için senaryoya benzeyen basit çerçeveler vardır. Çerçeveler, bir cümle veya kelimeyi anlamak için konuşurun bilmesi gereken ön bilgiler, yani önvarsayımdır. Kullanılan ikinci kuram A. Mustayoki'nin İşlevsel Sözdizimidir. Bu kuram çerçevesinde her fiille ilgili önvarsayımlar, yani olası roller konuşurun bakış açısından gösterilmiştir. Mesela "mektup almak" anlamsal yapısı daima mektubu gönderen Eden, onu alan Deneyimci ve yüklemlemeye dahil olan Etkilenen'i (mektup) içerir. Kıpçak dili olan Karaçay-Malkarcayı araştırmamızın sebebi, bu dil konuşurların 13. yüzyıldan beri Kafkasya'da yaşayıp Kafkas dilleri ve Rusça ile yoğun bir dil temasında bulunmasıdır. Bu, "almak" ve "vermek" kavramlarının bu bölgedeki gelişimini takip etme fırsatını verir. Araştırma sonucunda "almak" fiilinin Karaçay-Malkarca konuşurların zihinsel sözlüklerinde "istemek", "bir eylemi deneyimlemek", "kabul etmek", "başlamak", "değişmek", "kopyalamak", "bitirmek" kavramlarına bağlı olduğu; "vermek" fiilinin ise "etkilemek", "izin vermek", "sağlamak", "yayınlamak", "başlatmak" gibi kavramlarla bağlantılı olduğu ortaya çıkmıştır. Kafkasya Savaşı'ndan itibaren Karaçay ve Malkarların hayatları Rusçayla bağlantılıdır. Bundan dolayı "almak" ve "vermek" fiilleri doğal olarak Rusçadan etkilenmiştir. Etkilenme derecelerini öğrenmek için L. Johanson'un kod kopyalama modelinden yararlanıldı. Modele göre sosyal açıdan baskın olan bir dilden (B) baskın olmayan bir dil (A) bir anlamsal yapıyı genel (tamamıyla alarak), seçilmiş (yapının bir veya birkaç özelliğini kopyalayarak) veya karışık olarak kopyalayabilir. Bu modele göre Karaçay-Malkarcada "almak" ve "vermek" anlamsal alanlarındaki yapıların %37'inin Rusçayla etkileşim sonucunda ortaya çıktığı, dolayısıyla Karaçay-Malkarcanın büyük oranda Rusçadan etkilendiği belirlenmiştir. Çalışmada, Karaçay-Malkarca üzerine ilk defa İşlevsel Sözdizimi, Çerçeve Anlambilimi ve Lars Johanson'un kod kopyalama modeli uygulanmış, "almak-vermek" anlamsal alanları ortaya konulup incelenmiş ve dil ilişkileri sonucunda ilgili fiillerin Rusçadan etkilenme derecesi belirlenmiştir.
Ankara ağızlarında zarf-fiil cümleleri
Bu çalışmada; Ankara ağızlarında zarf-fiilli parçalarla kurulan yan cümle tipleri, sözdizimsel düzeyde ele alınmaya çalışılmıştır. Zarf-filli parçalar; belirli eklerin fiil tabanına eklenmesiyle oluşturulur, ana cümleye bağımlı durumdadır ve onu farklı anlamsal yönlerden tamamlayarak belirteç görevi üstlenir. Genel olarak Türkiye Türkçesi üzerinden ele alınan bu kavram, ağızlar çerçevesinde yeterli ilgiyi görmemektedir. İlgili konu bu çalışmada ağızlar bağlamında ele alınmaktadır. Ankara ağızları çerçevesinde, zarf-fiillerle kurulan yan cümlelerin, temel cümleyle kurdukları anlamsal ve sözdizimsel ilişkiler çalışmanın temel konusunu oluşturmaktadır. Tezin örneklem evrenini Prof. Dr. Nurettin Demir ve ekibi tarafından yürütülen ANADOK (Ankara Ağızları Dokümantasyonu) adlı TÜBİTAK projesi kapsamında Ankara'nın ilçe ve köylerinden elde edilen veriler oluşturmaktadır.
Özbekçede kılınış işlemcisi olarak yardımcı fiiller
Kılınış fiilin iç yapısına ait sözlüksel bir zaman kategorisidir. Her fiil başlangıç, süreç ve bitiş evrelerinden oluşur. Bazı fiiller ise bu evrelerden birine vurgu yapan bir gerçekleşme tarzına sahiptir. Fiillerin gerçekleşme tarzı ve evre yapısı kılınış olarak adlandırılır. Kritik sınıra sahip olan fiillerin aşılması gereken bir dönüşüm noktası bulunmaktadır. Söz konusu fiiller, yardımcı fiil, nesne ve zarf gibi yapılarla etkileşime girdiğinde kılınış değişimi gerçekleşebilir. Değişime neden olan yapılara kılınış işlemcisi adı verilmektedir. Çalışmanın ana konusu da yardımcı fiillerin kılınış işlemcisi olarak üstlendiği fonksiyonlardır. Art fiiller, fiillerle birleşerek birleşik fiil oluştururlar. Özbekçe yardımcı fiiller yönünden zengin bir dildir. Bu tezin amacı Özbekçede kullanılan yardımcı fiillerin kılınış işlemcisi görevlerini tespit etmektir. İnceleme için seçilen materyaller -başta Abdullah Kadiri'nin Ötken Künler romanı olmak üzere- çeşitli Özbekçe romanlardır. Bu romanlardan elde edilen örneklerdeki birleşik fiil yapıları kılınış değişimi yönünden incelenmiştir. Çalışma sekiz bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın konusu, amacı ve yöntemi anlatılmıştır. Daha sonraki bölümlerde kılınış kavramı ve çeşitli araştırmacıların bu kavram üzerindeki tespitleri ele alınmıştır. Özbekçede kullanılan yardımcı fiiller tespit edilmiş ve kılınış işlemcisi görevi yaptığı görülen 23 fiilin fonksiyonları incelenmiştir. Sonuç bölümünde ise araştırma sürecinde toplanılan verilerin değerlendirilmesi yapılmıştır. Tezin amacı kılınış ve kılınış işlemcisi kavramlarının Türk dilleri özelinde daha iyi araştırılmasına katkıda bulunmaktır.
Başkurt atasözleri ve deyimlerinde renkler
Türkler, tarih boyunca çeşitli coğrafyalara dağılıp farklı kültürler ve farklı diller ile etkileşime girerek kültürlerine yeni kavramlar, dillerine yeni ifadeler eklemişlerdir. Türk kültürü ve Türk dilindeki yenilikler, renk ifadelerini de etkilemiştir. Yaşayan Türk lehçelerinden biri olan Başkurt Türkçesi, hem eski Türk kültüründen kalma inançlar ve kendi kültürel kavramlarını hem de zaman içinde bir araya geldiği inançlar ve kültürleri öz benliği içerisinde birleştirmiştir. Bu bağlamda, çalışmada Başkurtların tarih boyunca kullandıkları renk ifadelerinin sözlü kültür eserlerindeki anlamlarının incelenmesi ve etkileşime girdikleri kültürlerden kendi kültürlerine kattıkları renklerin incelenmesi hedeflenmiştir. Çalışmaya Başkurt kültürünün sözlü eserlerinden olan atasözleri ve deyimlerinin aktarıldığı "Başqort Ḫalıq Meqelderé hem Eytémderé Hüzlégé" (Başkurt Atasözleri ve Deyimleri Sözlüğü, "Başqortsa – Russa Meqelder hem Eytémder Hüzlégé" (Başkurtça- Rusça Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü), "Başqort Télénéñ Frazeologik Hüzlégé" (Başkurt Dilinin Frazeolojik Sözlüğü), ve "Başqort Ḫalıq İjadı- Meqelder hem Eytémder" (Başkurt Halk Edebiyatı-Atasözleri ve Deyimler) adlı dört eser kaynaklık etmiştir. Başkurt kültürünün hazineleri olan atasözleri ve deyimlerinin aktarıldığı bu eserlerde, renk kavramları içeren atasözleri ve deyimler taranarak 241 adet renk adı geçen örnek tespit edilmiştir. Fişleme yöntemi ile tespit edilen atasözü ve deyim örnekleri, Latin alfabesine transkript edilip Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. Örneklerden elde edilen renk ifadelerinin sıklık tablosu çıkarılmıştır. Bu verilere ek olarak Başkurt Türkçesinde yer alan renk adlarının kökeni ve renklerin adlandırılmasındaki kültürel gelişimler incelenmiştir.
Togay Murad'ın "Oydında Yurgan Odamlar" adlı romanı esasında Özbek Türkçesinde isim
"Togay Murad'ın 'Oydında Yurgan Odamlar' Adlı Romanı Esasında Özbek Türkçesinde İsim" adlı çalışmamızda daha önce Türkiye'de gramer özelinde çalışılmamış olan bu eser incelenmiştir. Eserin "yapım ekleri" bölümünde isimden isim yapma ve fiilden isim yapma ekleri alfabetik sıralamaya göre düzenlenmiştir. Ekler incelenip işlevleri verildikten sonra esas alınan romandan örnekler sayfa ve satır numarası parantez içerisinde belirtilerek verilmiştir. Eserin "çekim ekleri" bölümünde çokluk eki, iyelik ekleri, bildirme ekleri, soru eki ve hâl ekleri incelenmiştir. Özbek Türkçesindeki çokluk ekleri, iyelik ekleri, bildirme ekleri, soru ekleri, hâl ekleri kategorisi, Tarihi Türk lehçelerindeki durumu da dikkate alınarak incelenmiştir. Çekim ekleri de alfabetik sırayla incelenip romandan örnek verilerek sayfa ve satır numaraları belirtilmiştir. Tarihî Türk lehçelerinde hâl ekleri incelenirken her bir yazı dili için ilgili gramer kaynakları esas alınmış ve metinden örneklerle desteklenmiştir. Çalışmamız "yapım ekleri" ve "çekim ekleri" ana bölümleri olmak üzere sonuç, kaynakça, çeviri yazı, Türkiye Türkçesine aktarma ve metnin asıl biçimiyle son bulmaktadır.
Dîvânu Lugâti't-Türk'te geçen giyim kuşam kültürü ile ilgili söz varlığı ve Başkurtçadaki durumu üzerine bir inceleme
Kâşgarlı Mahmud tarafından kaleme alınan Dîvânu Lugâti't-Türk, Türk milletinin 11. yüzyılının kültürel özelliklerini gösteren, Türk dünyasının dili ve kültürü hakkında önemli bilgiler içeren, Türk dilinin en kapsamlı sözlüğüdür. Dîvânu Lugâti't-Türk'ü önemli kılan bir diğer unsur ise kaleme alındığı dönemin sözlükçülük esaslarına göre çok iyi hazırlanmasıdır. Dîvânu Lugâti't-Türk, giyim kuşamda kullanılan malzemeler hakkında zengin bir söz varlığını içinde barındırır. Çalışmada Dîvânu Lugâti't-Türk'te giyim kuşamla ilgili kaydedilen söz varlığının Başkurt Türkçesindeki izleri incelenmiştir. İncelenen kaynaklar sonucunda giyim kuşamla ilgili elbiseler, kumaş türleri, kürkler, başörtüler, başlıklar, ayakkabı çeşitleri, süs eşyaları ve aksesuarların isimlendirmeleri tespit edilmiştir. Daha sonra, art zamanlı yöntemle tarihî Türk lehçelerindeki sözcüklerin görünümü ve anlamları gösterilmiştir. Giyim kuşam ile ilgili söz varlığının tarihî yönden incelenmesi, sözcüklerin karşılaştırma yaptığımız çağdaş Başkurt Türkçesindeki durumları, şekil ve anlam değişimlerine uğrayıp uğramadıkları konusunda bize bilgi vermektedir. Bu veriler ışığında sözcüklerin bazılarının anlamca korunduğu, bazılarının ise şekil ve anlamca değişikliğe uğradığı tespit edilmiştir. Birçok söz varlığı ise sadece Dîvânu Lugâti't-Türk'te hapax (tek veri) unsur olarak kaydedilmiştir. Bu tez çalışması; Problem Durumu, Araştırmanın Amacı, Araştırmanın Önemi, Yöntemi ve Sınırlılıkları alt başlıkları altında 'Giriş'; Karahanlı Devleti ve Dili, Dîvânu Lugâti't Türk, Başkurt Türkleri ve Dili alt başlıkları altında Birinci Bölüm; Dîvânu Lugâti't Türk Bağlamında Giyim Kuşam Kültürü, Başkurdistan'da Giyim Kuşam ve Dîvânu Lugâti't Türk ve Başkurt Türkçesinde Ortak Giyim Kuşam Sözcükleri alt başlıkları altında İkinci Bölüm; Dîvânu Lugâti't-Türk'te Geçen Giyim Kuşam Kültürü ile İlgili Söz Varlığının İncelemesi başlığı altında Üçüncü Bölüm; Sonuç ve Dizin kısımlarından oluşmaktadır.
Dil ve anlam özellikleri bakımından Göktürk metinlerindeki sözcüklerle Tatar ve Başkurt Türkçesindeki sözcüklerin karşılaştırılması
Dilin, insanların birbirleriyle iletişimini sağlayan, zaman içerisinde gelişen ve değişen canlı bir varlık olduğu ifade edilir. Tarihimizin en eski yazılı kaynağı kabul edilen Göktürk metinlerinden bu yana, şu an konuştuğumuz Türkçe'nin de sürekli değişim yaşadığını ve geliştiğini ifade edebiliriz. Göktürkçe üzerine pek çok çalışma yapılmış olmakla birlikte Türk lehçeleri üzerine yapılan çalışmaların özellikle Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra ivme kazandığını söylemek mümkündür. Bu çalışmamızda, Göktürk metinleri ana başlığı altında; Çoyr, Orhun yazıtları olarak ifade edilen Köl Tigin, Bilge Kağan, Tonyukuk, Ongin, Kül İç Çor ve Uygur dönemi yazıtlarından Tes, Taryat, Şine Usu ve Suci yazıtlarında geçen sözcükler esas alınarak, bunların Tatar ve Başkurt Türkçelerinde kullanılışları belirlenmiş, sözcüklerin uğradıkları ses hadiseleri ve anlamları üzerinde durulmuştur. Maruz kaldıkları ses hadiseleri ile anlam değişimleri neticesinde, dilin sürekli değişim ve gelişim içerisinde olduğu sonucunu gözler önüne serebilmek amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Başkurt Türkçesi, Tatar Türkçesi, Göktürk Metinleri, ses ve anlam değişmeleri.
Aqselew Seydimbek'in hikâyeleri örneğinde Kazak Türkçesi edatlar
Türk Dili geniş bir coğrafya sahasında konuşulan bir dildir. Bu çalışma, Türk lehçelerinin araştırılması ve bilim dünyasına tanıtılması gerektiği için ele alınmıştır. "Aqselew Seydimbek'in Hikâyeleri Örneğinde Kazak Türkçesinde Edatlar" adlı bu çalışmada, "Aqqız" adlı eserde bulunan edatlar tespit edilmeden önce Kazak Türkçesinde ve Türkiye Türkçesinde bulunan edatların tanımı, tasnifi ve terimleri hakkında yapılan çalışmalar genel olarak değerlendirilmiştir. "Aqqız" adlı eserden tespit edilen edatlar fişleme yöntemiyle taranarak yapılarına göre ve anlamlarına göre olmak üzere incelenmiştir. Örnek cümlelerde tespit edilen edatlar, kullanımlarına göre cümle içerisinde gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Aqselew Seydimbek, Aqqız, Hikâyeler, Kazak Türkçesi, Edat. a sonra doldurulacaktır.
Özbek Türkçesi ağızlarında Oğuzca unsurlar
Coğrafi konumu, iklim şartları, verimli toprakları, tarihi süreci, çeşitli kültürel zenginlikleri, maddi ve manevi mirası açısında Özbekistan, Türk-İslam âlemi için çok özel bir konuma sahiptir. Türkiye'den sonra en kalabalık Türk Cumhuriyeti olan Özbekistan'da Orta Asya halkının neredeyse yarısı hayatını sürdürmektedir. Nüfusun çoğunluğunu Türklerin üç büyük grubu olan Karluk, Kıpçak ve Oğuz boyları oluşturmaktadır. Resmi dil olarak Özbekçenin kullanıldığı bu topraklarda Rus, Tacik, Kore ve diğer milletler den azınlıklar da iç içe yaşamaktadır. Türkçenin Karluk grubunda yer alan Özbek yazı dili fonetik olarak Taşkent, morfolojik olarak ise Fergana ağzına dayanmaktadır. İçerisinde barındırdığı Karluk, Kıpçak ve Oğuzca unsurlar, Özbek Türkçesinde büyük ağız gruplarının ve küçük alt grupların ortaya çıkmasını sağlamıştır. Hazırladığımız çalışmada Özbek Türkçesi ağızlarında bulunan Oğuzca unsurları tespit etmeyi amaçladık. Çalışmamızın giriş bölümünde yer alan "Özbekler, Özbekçe, Özbek Edebiyatı ve Özbekçenin Yazımları" konu başlıklarıyla genel olarak Özbekistan, Özbeklerin tarihi, etnik kökeni, dili, edebiyatı ve yazımını özetlemeye çalıştık. "Özbek Türkçesi Ağızları ve Özellikleri" başlıklı birinci bölümünde ise Özbek ağız araştırmalarının tarihi, ağızlarla ilgili yayımlanan eserler ve kaynaklar, tasnif çalışmaları, ana ve alt grupları ayırmada uygulanan ölçütler ve ağız özelliklerini değerlendirdik. Çalışmamızın "Özbek Türkçesi Ağızlarında Oğuzca Unsurlar" başlıklı ikinci bölümde Özbek Türkçesi ağızlarında ses bilgisi, şekil bilgisi ve söz varlığı bakımından oğuzca unsurları ele aldık. Üçüncü bölümde ise Özbek Türkçesinin Karluk, Kıpçak ve Oğuz ana ağız gruplarından örnek metinlere yer vererek çalışmamızı tamamladık. Anahtar Kelimeler: Özbek Türkçesi, Özbek Türkçesi Ağızları, Oğuzca, Oğuzca Unsurlar.
Moldo Niyaz'ın eseri örneğinde geçiş dönemi Kırgız Türkçesi
Bu çalışmada Moldo Niyaz'ın "Sanat-ı Digarastar" eserinin dil özellikleri belirlenerek Çağatay Türkçesi ve çağdaş Kırgız Türkçesi ile karşılaştırılmış ve içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında Çağatay Türkçesi döneminde kullanılan Arap alfabesiyle yazılmış eser, transkripsiyon alfabesine aktarılmış ve ardından dizin oluşturulmuştur. Çalışmanın giriş bölümünde tezle ilgili amaç, yöntem, literatür taraması gibi konulara ek olarak Kırgız Türkçesi, Sovyet öncesi yazılı Kırgız Edebiyatı, Kırgızların kullandığı alfabeler ve çalışılan eser ve yazar hakkında genel bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde eserin ses bilgisi özellikleri çağdaş Kırgız Türkçesi ve Çağatay Türkçesinin ses özellikleriyle karşılaştırmalı incelemesi yapılmıştır. Ses özelliklerinden hareketle dönemin dil özelliğinin ne derece Çağatay Türkçesine ve ne derece çağdaş Kırgız Türkçesine yakın olduğu incelenmiştir. İkinci bölümde metnin şekil bilgisi ve kelime türleri ile Çağatay Türkçesi ve çağdaş Kırgız Türkçesi şekil özellikleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. İncelemenin üçüncü bölümde ise eserin transkripsiyonlu şekli verilmiştir. Son kısım olan dördüncü bölümde ise incelenen metnin dizinine yer verilmiştir.
Kazak halk edebiyatında Kara Ölenler üzerine bir inceleme
Geniş bir coğrafyada uzun müddet konargöçer yaşam süren Kazak halkına göre şekillenen kara ölen söyleme geleneği, halk edebiyatında önemli bir yer tutmaktadır. Kara ölenler, sözlü edebiyat geleneğinin hâkim olduğu yüzyıllarda halk tarafından oluşturulmuştur. Kara ölenler halkın ağızdan ağıza aktararak yazılı edebiyat devrine kadar getirdiği şiirlerdir. 100 ciltlik Babalar Sözi ansiklopedisi Kazak halkının sözlü edebiyatının bir araya getirildiği kültür ürünüdür. Çalışma, ansiklopedinin 70. cildi olan kara ölen konusunu içermektedir. İlk olarak çeviriyazısı yapılan kara ölenler sonrasında Türkçeye aktarılmıştır ve muhtevası incelenerek diğer türlerle ilişkisi bulunan konular ele alınmıştır. Kara ölenlerin halka ders verme, eğitme eğlendirme amacıyla söylenmiş şiirler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Türk edebiyatında Kazak kara ölenleri hakkında kaynak yok denecek kadar az olması hasebiyle genel bilgilerde dâhil olmak üzere çoğu Kazak Türkçesi kaynaklarından çevirisi yapılarak okuyuculara sunulmuş ve kullanılan kitaplar kaynakça bölümünde belirtilmiştir. Kara ölenler ilk olarak Kazak Türkçesinden Türkiye Türkçesine aktarımı, daha sonra Kiril alfabesinden Latin alfabesine transkripsiyonu yapılmıştır. Ardından çalışma konulara ayrılarak incelenmiştir. Kazak halk edebiyatındaki kara ölenlerin incelenmesi Türk kültüründe önemli bir yer arz etmektedir. Bu çalışma ile Türklük Bilimi araştırmalarına Babalar Sözi eseri tanıtılarak eser üzerinden Kazak Kara ölenlerinin tanıtımı yapılmış olup bir nebze katkıda bulunması amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kazak Halk Edebiyatı, Kazak Türkçesi, Babalar Sözi, Şiir, Kara Ölen.