Haliç University
Anabilim Dalı

Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı

Haliç University

137

Arşivlenen Tez

1

DOI Atanmış

1%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Development of the tolerance scale: A study of validity and reliability

This study aimed to develop a valid and reliable teacher's tolerance scale. During the development phase of the scale, the scale with 45 items was reduced to 32 items according to the view of expert academicians. A scale form of 32 items was prepared and this scale with the type of five-point Liker was applied to 654 teachers. After the period of developing the scale, factor analysis has been done on the scale and the study related to the scale items and dimensions has been done. The exploratory factor analysis was applied to the scale containing 32 items. After exploratory factor analysis, a structure with 3 factors containing 17 items was obtained. These factors are named (ignorance), (forgiving), and (respect and mercy (. Moreover, for the validity and reliability studies of teachers tolerance scale, Bern Bach alpha reliability coefficient was calculated and, it was calculated as 0,840. Within the scope of the development validity, as a result of the exploratory and confirmatory factor analysis, the scale has been decreased to the 17 items scale. To check whether the data structure is appropriate or not, the factor analysis has been used by benefiting from KMO and Barlett test methods. The value of KMO test has been established as 0,878 and the Bartlett test has been founded as 2335,160 (p<0, 05). For personal information form, a Questionnaire consisting of Teachers tolerance Scale was applied to 654 teachers working in the Duhok province. In the evaluation of the data obtained from the questionnaires, percentage and frequency statistics were used to determine the descriptive characteristics of teachers, and average and standard deviation statistics were used to determine tolerance. According to the descriptive characteristics of the teachers, t-test and One-Way ANOVA tests were used to determine a teacher's tolerance. As a result of the research, it was found that the tolerance of the teachers is statistically positive and good. In addition, it was determined that there were differences in tolerance and according to the descriptive characteristics of teachers. The female teachers tolerance scale score (x ̅=48, 59); SD= 9.77) was little more than the male teachers' tolerance score (x ̅=46, 30); SD= 9.78). And according to their ages, there were differences in the control sub-dimension, and a significant difference was found between the age range of 20-30 and between the age range of 51 and over. Accordingly, it was found that the mean score of the tolerance control subscale (x= 49.22) of those aged 20-30 was higher than that of those aged 51 and over (x= 45.43). Also, when checking whether there was a significant difference in other age ranges, significant difference was found between the age range of 31-40 and the age range of 51and over. Key Words Tolerance, Education, Teachers, scale development

ValidityReliabilityTolerance+5
Honar Ibrahım Mohammed
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Into the client's mind: Investigating the effectiveness of informed consent and active learning materials on ethical knowledge of the clients

The present study aims to examine the effectiveness of delivering informed consent using an active learning strategy featuring ethical dilemma cases presented both verbally and in writing to enhance potential clients' knowledge of ethical codes, violations, and the mutual rights and responsibilities in psychological counseling. A quasi-experimental design was adopted with posttest-only nonequivalent design, utilizing purposive sampling to assign 60 adult participants, all without prior ethics training or counseling experience, into control and experimental groups. While the control group received informed consent solely in written form, the experimental group participated in one-on-one interactive sessions involving case discussions, visual aids, and guided reflection. To measure ethical understanding, Ethical Situational Judgment Test in Psychological Counseling (ESJT-PC) was specifically developed for the study, targeting four core areas of counseling ethics: Informed Consent (IC), Confidentiality (C), Multiple Relationships (MR), and Competence (CP). The results revealed statistically significant differences favoring the experimental group across all dimensions. For IC, C, MR, and CP, the experimental group demonstrated higher scores than the control group (p < .05). Most notably, total ethical knowledge scores were significantly higher in the experimental group (Mdn = 42.02) than the control group (Mdn = 18.98), U = 104.50, z = -5.146, p < .001. These findings support the use of active learning approaches in delivering informed consent, highlighting their effectiveness in improving ethical knowledge and awareness among potential clients. The study contributes to ethical practices in counseling by promoting informed consent as an educational tool, enhancing client understanding and autonomy.

Rumeysa Alınak
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Neden sosyal medya? Terapistlerin sosyal medya davranışları üzerine bir araştırma

Modern yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelen sosyal medyada artan görünürlük ruh sağlığı alanında da yer edinmeye başlamıştır. Sosyal medya ruh sağlığı uzmanlarına mesleki ve kişisel fayda sağlamanın yanı sıra sosyal medyada etik sınırların belirsiz olması, terapötik ilişkiye etkileri, danışan mahremiyetinin korunması gibi konular yeni bir tartışma alanı meydana getirmektedir. Bu kapsamda mevcut araştırma ruh sağlığı uzmanlarının sosyal medya ile ilgili deneyimlerini etik, mesleki ve terapötik ilişkiye yansımaları açısından incelemektedir. Katılımcılar evrenini ölçüt örnekleme yöntemi ile ulaşılan ve gönüllük esasını kabul eden 14 ruh sağlığı uzmanı (psikolog, psikoterapist, psikolojik danışman) oluşturmaktadır. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Verilerin derinlemesine analiz edilmesi maksadıyla araştırmada nitel analiz yöntemlerinden içerik analizi kullanılmıştır. Analiz sonucunda beş tema ve on yedi alt tema elde edilmiştir. Araştırmanın temaları etik kaygılar, terapötik zorluklar, terapiste olan faydalar, toplumsal etkiler ve etkileşimi arttırma çabasıdır. Bulgular sosyal medyanın ruh sağlığı uzmanlarına çift yönlü etkilerinin olduğunu ortaya koymaktadır. Sosyal medyanın mesleki görünürlük, tanınırlığı arttırma, toplumu bilgilendirme ve farkındalığını arttırma, danışan kazanma gibi avantajların yanı sıra terapötik sınırların ihlali, etik dışı paylaşımlar, danışan gizliliğinin ihlal edilmesi, saldırgan tutumlara maruz kalma gibi olumsuz etkileri de mevcuttur. Sonuç olarak sosyal medya kullanımının hem avantajları hem de dezavantajları bulunması sebebiyle uzmanların etik çerçeveye bağlı kalmaları, terapötik sınırları korumaları ve danışan gizliliğini sağlamaları gereken bir mecra olarak değerlendirilmektedir. Bu açıdan ruh sağlığı uzmanlarının sosyal medya kullanırken etik farkındalıklarının arttırılması, sosyal medya ile ilgili kılavuzların yayımlanması önemli görülmektedir. Anahtar Kelimeler: sosyal medya, instagram, ruh sağlığı uzmanları, etik, terapötik ilişki

EtikPsikoterapistRuh sağlığı hizmetleri+4
Şuranur Cansız
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Evli bireylerin çatışma çözüm stillerine göre evlilik doyumunun incelenmesi

Bu araştırma evli bireylerin çatışma çözüm stilleri, cinsiyetleri, yaşları, evlilik süreleri, eğitim düzeyleri, ailelerinin ortalama aylık gelirine göre; evlilikte problem çözme becerisi sabit tutulduğunda çatışma çözüm stillerine göre ve çatışma çözüm stilleri ile demografik değişkenlerin etkileşimine göre evlilik doyumunun nasıl farklılaştığını ortaya koymak amacıyla gerçekleşmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Evlilik Yaşam Ölçeği, Çatışma Çözüm Stilleri Ölçeği, Evlilikte Problem Çözme Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmaya Sakarya ilinin merkez ilçelerinden Adapazarı, Serdivan, Arifiye, Sapanca, Hendek, Akyazı ve Erenler'de yaşayan evli bireylerden rastlantısal olarak seçilen ve araştırmaya katılmaya gönüllü 523 evli birey (291 kadın, 232 erkek) katılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 23.0 kullanılmıştır. Çatışma çözüm stillerine, yaşa, evlilik sürelerine, eğitim düzeylerine ve ailenin ortalama aylık gelirine göre evlilik doyumunu incelemek amacıyla ANOVA; problem çözme becerisi ile evlilik doyumu arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla Pearson korelasyon analizi; evli bireylerin cinsiyete göre evlilik doyumu puan ortalamaları arasındaki farkı test etmek için bağımsız gruplar t testi; evlilikte problem çözme becerileri sabit tutulduğunda çatışma çözüm stillerine göre evlilik doyumunu incelemek amacıyla ANCOVA uygulanmıştır. Evli bireylerin çatışma çözüm stilleri ve demografik değişkenlerin etkileşimine göre evlilik doyumunu incelemek amacıyla da faktöriyel ANOVA uygulanmıştır. Araştırmanın sonuçları incelendiğinde evli bireylerin kullandıkları çatışma çözüm stiline göre evlilik doyumunun farklılaştığı ortaya konmuştur. Demografik değişkenlere göre evlilik doyumu incelendiğinde; yaşa, cinsiyete, eğitim düzeyine ve ailenin ortalama aylık gelirine göre evlilik doyumunda anlamlı bir farklılık olduğunun tespit edilmesine karşılık evlilik süresine göre evlilik doyumunda anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür. Problem çözme becerisi ile evlilik doyumu arasında orta düzeyde ve pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulgusunun yanında evli bireylerin problem çözme becerileri kontrol edildiğinde çatışma çözüm stillerine göre evlilik doyumunda anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Son olarak demografik değişkenler ile çatışma çözüm stilleri ortak etkisinin evli bireylerin evlilik doyumu düzeylerinde anlamlı bir farklılaşma oluşturmadığı gözlenmiştir. Elde edilen bulgular ilgili literatür çerçevesinde tartışılarak araştırmacı ve uygulayıcılara bazı öneriler sunulmuştur.

Evli çiftlerEvlilikEvlilik doyumu+4
Günay Erdem Özkan
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin psikolojik doğum sırası, toplumsal ilgi ve akılcı olmayan inançlarının bilişsel duygu düzenleme ile ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırma üniversite öğrencilerinin psikolojik doğum sırası, toplumsal ilgi ve akılcı olmayan inançlarının bilişsel duygu düzenleme becerilerini yordaması üzerine yapılan ilişkisel bir çalışmadır. Araştırma kapsamında White-Campbell Psikolojik Doğum Sırası Envanteri, Toplumsal İlgi Ölçeği, Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği, Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formundan yararlanılmıştır. Araştırmanın verileri Ege Üniversitesinde 2015-2016 yıllarında eğitim gören eczacılık fakültesi, fen fakültesi ve eğitim fakültesi öğrencileri arasından 563 katılımcı aracılığı ile elde edilmiştir. Katılımcıların % 64.1'i kadın, % 35.9'u erkektir. Veriler çoklu doğrusal regresyon analizi yapılarak test edilmiştir. Yapılan analizler sonucu psikolojik doğum sırasının alt boyutlarından en küçük kardeş ile pozitif yeniden odaklanma, pozitif yeniden değerlendirme, bakış açısına yerleştirme bilişsel duygu düzenleme alt boyutları arasında ters yönlü ilişki olduğu saptanmış ve en küçük kardeşin felaketleştirme alt boyutunu yordadığı görülmüştür. Ancak diğer psikolojik doğum sırası alt boyutları ile bilişsel duygu düzenleme becerileri arasında bir ilişkiye rastlanmamıştır. Araştırmanın bir diğer değişkeni olan akılcı olmayan inançların kendini suçlama, kabul, düşünceye odaklanma, bakış açısına yerleştirme ve felaketleştirme alt boyutlarını yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ancak pozitif yeniden odaklanma, plana tekrar odaklanma, pozitif yeniden gözden geçirme bilişsel duygu düzenleme becerileri ile akılcı olmayan inançlar arasında bir ilişki bulunamamıştır. Toplumsal ilgi ile kendini suçlama, diğerlerini suçlama ve felaketleştirme alt boyutu arasında ters yönlü ilişki saptanmıştır. Toplumsal ilgi ile kabul alt boyutu arasında bir ilişki görülmemişken toplumsal ilginin düşünceye odaklanma, pozitif yeniden odaklanma, plana tekrar odaklanma, pozitif yeniden değerlendirme ve bakış açısına yerleştirme alt boyutlarını yordadığı görülmüştür.

Akılcı olmayan inançlarBilişsel duygu düzenlemePsikolojik doğum sırası+2
Sevil Erdem
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lise öğrencilerinin temel psikolojik ihtiyaçları ile problemli internet kullanımları arasındaki ilişkide yaşam doyumunun aracılık rolü

Bu araştırmanın amacı, veri toplama araçları olan ölçeklerden ve alanyazından elde edilen bilgiler ışığında lise öğrencilerinin temel psikolojik ihtiyacı ile problemli internet kullanımı arasındaki ilişkide yaşam doyumunun aracı rolünü incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, Öz-Belirleme Kuramı çerçevesinde temel psikolojik ihtiyaçlar ile problemli internet kullanımı arasındaki ilişkide yaşam doyumunun aracı rolüne ilişkin kurulan model test edilmiştir. Bu çalışma, ilişkisel tarama modeline dayanan betimsel bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini 2018-2019 eğitim öğretim yılı içerisinde İzmir ilinin Bornova, Konak ve Karabağlar merkez ilçelerindeki Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı resmi Anadolu liselerinde öğrenim gören 9., 10., 11. ve 12. sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Araştırma kapsamında seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden uygun/kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi seçilmiştir. Çalışmanın örneklem grubu, 796'sı kız ve 522'si erkek öğrenci olmak üzere 1318 lise öğrencisinden oluşmuştur. Bu araştırmada veriler Problemli İnternet Kullanımı Ölçeği-Ergen Formu, Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ile elde edilmiştir. Ayrıca Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeğinin lise öğrencileri üzerinde geçerlik ve güvenirlik çalışması araştırmacı tarafından gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde koşullu süreç analizi yapılmıştır. Sonuç olarak, öncelikle Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeğinin lise öğrencilerine yönelik geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu saptanmıştır. Bunun dışında temel psikolojik ihtiyaçların problemli internet kullanımını negatif yönde ve yaşam doyumunu pozitif yönde anlamlı düzeyde yordadığı, ayrıca yaşam doyumunun da problemli internet kullanımını negatif yönde anlamlı düzeyde yordadığı tespit edilmiştir. Öz-Belirleme Kuramı kapsamında lise öğrencilerinde temel psikolojik ihtiyaçlar ile problemli internet kullanımı arasındaki ilişkide ise yaşam doyumunun kısmi aracılık rolüne sahip olduğu saptanmıştır. Özetle, araştırma sonuçları kurulan modeli doğrulamıştır. Elde edilen bulgular alanyazın dikkate alınarak tartışılmış ve yorumlanmıştır. Ailelere, okul psikolojik danışmanlarına ve araştırmacılara bazı öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: İnternet, Problemli İnternet Kullanımı, Psikolojik İhtiyaçlar, Yaşam Doyumu.

Eğitim psikolojisiLise öğrencileriProblem davranış+5
Sinan Okur
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

9-11 yaş arası çocukların yaşam kalitesinin aile işlevselliği ve sosyo-demografik değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırma aile ilişkileri algıları (destekleyici aile ilişkileri ve engelleyici aile ilişkileri) ile cinsiyet, yaş ve kardeş sayısı değişkenlerinin 9-11 yaş arası çocukların yaşam kalitesi düzeylerini yordama gücünü belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi MEB Tebliğler Dergisi (2018) verilerine göre İzmir ili 1. Hizmet bölgesinde bulunan ilkokullar ve ortaokullardan yargısal örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırma bu yöntem ile seçilen 6 ilkokul ve 6 ortaokuldan tesadüfi olarak belirlenen 3.4. ve 5. sınıf düzeylerinde eğitim gören toplam 783 çocuk ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama araçları olarak Çocuklar İçin Genel Yaşam Kalitesi Ölçeği (Kid-KINDL) ve Çocuklar İçin Aile İlişkileri Ölçeği (ÇAİÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizi, çoklu regresyon analizi kullanılarak yapılmıştır. Araştırma bulguları incelendiğinde, çocukların yaşam kalitesi düzeyinin destekleyici aile ilişkileri ile pozitif, engelleyici aile ilişkileri ile negatif yönde ilişkili olduğu, ancak cinsiyet, yaş ve kardeş sayısı değişkenlerinin ise çocukların yaşam kalitesi düzeyi ile anlamlı bir ilişki göstermediği tespit edilmiştir. Son olarak araştırma bulguları; destekleyici ve engelleyici aile ilişkileri puanlarının birlikte çocukların yaşam kalitesi düzeyini anlamlı olarak yordadığını ve yaşam kalitesi düzeyindeki değişimin %35.8'ini açıkladığını ortaya koymuştur. Bulgular, ilgili araştırmalar çerçevesinde tartışılmış ve bazı öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Çocuk, Yaşam Kalitesi, İyi oluş, Aile İlişkileri, Aile İşlevleri.

Aile içi ilişkilerAile işlevleriOrtaokul öğrencileri+7
Tuğba Tümer
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Boşanmış kadınlarda psikolojik sağlamlığı açıklamaya yönelik bir model geliştirme

Bu araştırmanın amacı, boşanmış kadınlarda psikolojik sağlamlığı açıklamaya yönelik bir model geliştirmektir. Bu amaç doğrultusunda, duygu odaklı ve problem odaklı başa çıkma tarzlarının benlik saygısı ve sosyal destek aracılığıyla psikolojik sağlamlıkla ilişkisi incelenmiştir. Ayrıca kurulan modelin boşanmanın üzerinden geçen süreye göre farklılık gösterip göstermediği de incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir ve 304 boşanmış kadından oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak, Ego-Sağlamlığı Ölçeği (ESÖ), Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği (SBÇTÖ), Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ) – Kısa Form, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu (KBF) kullanılmıştır. Araştırma kapsamında kullanılan ölçme araçlarının doğrulayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Verilerin analizi Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın bulguları, boşanmış kadınlarda sosyal destek ve benlik saygısı ile psikolojik sağlamlık arasında pozitif yönde doğrudan bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Bunun yanında, duygu odaklı başa çıkma ve psikolojik sağlamlığın benlik saygısı aracılığıyla ilişkili olduğu görülmüştür. Ayrıca problem odaklı başa çıkma ve psikolojik sağlamlığın hem sosyal destek hem de benlik saygısı aracılığıyla ilişkili olduğu bulunmuştur. Son olarak, modelde yer alan değişkenler arasındaki ilişkilerin boşanmanın üzerinden geçen süreye göre farklılaştığı saptanmıştır. Boşanmanın üzerinden geçen sürenin daha az olduğu grupta, benlik saygısı ve psikolojik sağlamlık arasındaki doğrudan ilişki istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bulunmazken, diğer tüm doğrudan ilişkiler istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bulunmuştur. Ayrıca problem odaklı başa çıkma değişkeninin psikolojik sağlamlık değişkeni ile arasında olan, sosyal destek değişkeninin aracılık yaptığı dolaylı ilişki istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bulunmuşken duygu odaklı başa çıkma değişkeninin psikolojik sağlamlık değişkeni ile arasında olan, benlik saygısı değişkeninin aracılık yaptığı ve problem odaklı başa çıkma değişkeni ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkide benlik saygısının aracılık yaptığı dolaylı ilişkiler istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bulunmamıştır. Diğer bir ifadeyle, benlik saygısı ile psikolojik sağlamlık arasındaki hem doğrudan hem de dolaylı ilişkiler anlamlı düzeyde bulunmamıştır. Boşanmanın üzerinden geçen sürenin daha çok olduğu grupta ise sosyal destek ve psikolojik sağlamlık arasındaki ve problem odaklı başa çıkma ile sosyal destek arasındaki ilişkiler anlamlı düzeyde bulunmamışken, diğer tüm doğrudan ilişkiler anlamlı düzeyde bulunmuştur. Bununla birlikte, duygu odaklı başa çıkma değişkeni ile psikolojik sağlamlık değişkeni arasındaki ilişkide, benlik saygısı değişkeninin aracılık yaptığı dolaylı ilişki ve problem odaklı başa çıkma ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkide, benlik saygısının aracılık yaptığı dolaylı ilişki istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bulunmuşken, problem odaklı başa çıkma değişkeni ile psikolojik sağlamlık değişkeni arasındaki ilişkide, sosyal destek değişkeninin aracılık yaptığı dolaylı ilişki istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bulunmamıştır.

Benlik saygısıBoşanmaBoşanmış kadınlar+2
Yağmur Soylu
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İzmir'de yaşayan Roman ergenlerin psikolojik sağlamlıklarının algılanan sosyal destek, mizah kullanımı ve sosyal bağlılık düzeylerine göre incelenmesi

Bu araştırmada İzmir'deki Roman ergenlerin psikolojik sağlamlıkları algılanan sosyal destek, sosyal bağlılık ve mizah kullanımı düzeyleri açısından incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini 2016-2017 yılında İzmir Konak ilçesindeki ortaokul ve liselerde öğretim gören 205 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları Ego Sağlamlığı Ölçeği, Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Ergenlerde Mizah Kullanımı Ölçeği, Sosyal Bağlılık Ölçeği ve araştırmacı tarafından geliştirilen Demografik Bilgi Formu'dur. Elde edilen veriler çoklu regresyon analizi ile analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları, öğretmenlerden algılanan sosyal destek, sosyal bağlılık ve mizah düzeylerinin, Roman ergenlerde psikolojik sağlamlığı anlamlı ve olumlu yönde yordadığını göstermektedir. Bununla birlikte, aile ve arkadaşlardan algılanan sosyal destek düzeyleri psikolojik sağlamlığı istatistiksel olarak anlamlı biçimde yordamamaktadır.

Algılanan sosyal destekErgenlerEtnik azınlık+7
Ceren Mete
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Pandemideki erken dönemli psikolojik belirtilere yönelik bir ölçek geliştirme çalışması: Bilişsel esneklik, sıkıntıya dayanma, psikolojik sağlamlık ve travmatik stresin belirtileri yordama gücü

Bu çalışma iki aşamalı olarak planlanmıştır. İlk aşamada, tüm dünyayı kısa zamanda etkisi altına alan ve günlük hayatı aniden durduran Covid-19 salgının hemen sonrasında ortaya çıkan "psikolojik belirtileri" öğrenmek ve ölçmek için geçerli ve güvenilir bir ölçme aracının geliştirilmesi amaçlanmıştır. İkinci aşamada, pandemiye bağlı olarak ortaya çıkan psikolojik belirtileri psikolojik sağlamlık, travmatik stres, sıkıntıya dayanma ve bilişsel esneklik değişkenlerinin ne kadar yordadığı incelenmiştir. Bu doğrultuda, Demografik Bilgi Formu, Connor Davidson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, Olayların Etkisi Ölçeği, Sıkıntıya Dayanma Ölçeği, Bilişsel Esneklik Ölçeği kullanılmıştır. İlk aşamada, öncelikle literatür taramasına ve gözlemlere dayalı madde havuzu oluşturulmuştur. Üzerinde fikir birliğine varılan ölçek formunun son hali uzman görüşüne sunulmuştur. 53 maddelik ölçek kullanılarak benzer demografik özellikler gösteren iki farklı çalışma grubundan veri toplanmıştır. İlk grup 1536 (kadın erkek), ikinci grup (kadın erkek) 1266 kişiden oluşmuştur. İlk veri setiyle (n= 1536) ölçeğin ve yapı geçerliği için temel bileşenler analizi yöntemi varimax dik döndürme ile açımlayıcı faktör analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda dört faktörlü "Stres Belirtileri, Adaptif Korku ve Endişe, Travmatik Belirtiler, Davranışsal Belirtiler" alt boyutlarından oluşan toplam varyansın %58'ini açıklayan 30 maddelik ölçek elde edilmiştir. Verilerin uygunluk yapısını desteklemek amacıyla ikinci grupla (n=1266) doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda oluşan modelin uyum indeksleri kabul edilebilir düzeyde bulunmuştur. Ölçeğin güvenirlik analizi iki veri seti kullanılarak Cronbach alfa katsayısı hesaplanmıştır. Sırasıyla Cronbach Alpha değeri ilk grup için .94, ikinci grup için .96 olarak bulunmuştur. İkinci aşamada, psikolojik sağlamlık, travmatik stres, sıkıntıya dayanma ve bilişsel esneklik değişkenlerinin Covid-19'a bağlı ortaya çıkan Psikolojik belirtileri ne kadar güçlü yordadığı anlamak amacıyla ilk grubun verileri (n=1536) ile çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Stepwise yöntemi kullanılmış ve varyansın %47'sini açıkladığı görülmüştür.

Bilişsel esneklikCOVID 19Kaygı+7
Berk Çeşmeli
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Young Ebeveynlik Ölçeği ve Young Şema Ölçeği bağlamında şema alanlarının yeniden değerlendirilmesi: Bir çoklu özellik çoklu yöntem çalışması

Bu çalışmada bireylerin algıladıkları ebeveynlik biçimi ve erken dönem uyum bozucu şemaları bağlamında şema alanlarının yeniden gruplandırılması incelenmiştir. Çalışma grubunu 185'i kadın, 151'i erkek olmak üzere 336 birey oluşturmaktadır. Katılımcıların yaş aralığı 17-63'tür. Araştırmada veri toplama araçları olarak Demografik Bilgi Formu (DBF), Young Şema Ölçeği-Kısa Formu 3 (YŞÖ-KF3) ve Young Ebeveynlik Ölçeği (YEBÖ) kullanılmıştır. Young Ebeveynlik Ölçeği anne formu, baba formu ve Young Şema Ölçeği olmak üzere üç faktörün şema alanlarına etkisinin incelenmesi amacıyla Yapısal Eşitlik Modeli'nde Çoklu Özellik Çoklu Yöntem Analizi uygulanmıştır. Ayrıca literatürde genel kabul gören model ile bu çalışmanın verileriyle ortaya konan model karşılaştırılmıştır. Alt boyutları arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla Pearson Korelasyonu uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda erken dönem uyumsuz şemaların, anneye dair algılanan ebeveynik biçiminin ve babaya dair algılanan ebeveynlik biçiminin dört şema alanını anlamlı düzeyde açıkladığı bulunmuştur. (1) ayrılma ve reddedilme alanında kusurluluk, duyguları bastırma, kuşkuculuk, duygusal yoksunluk, kötümserlik, dayanıksızlık, cezalandırıcılık, terk edilme, (2) zedelenmiş özerklik ve kendini ortaya koyma alanında başrısızlık, bağımlılık, yetersiz özdenetim, (3) aşırı tetikte olma alanında kendini feda, boyun eğicilik, iç içe geçme, (4) zedelenmiş sınırlar alanında haklılık, onay arayıcılık, yüksek standartlar şemaları olduğu bulunmuştur.

Algılanan ebeveynlik biçimleriAna-baba algısıErken dönem uyum bozucu şemalar+3
Çağla Küçük
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yetişkin bireylerin ego durumları ile öz şefkat düzeyleri arasındaki ilişki

Bu tez çalışmasında amaçlanan yetişkin bireylerin ego durumlarını ile öz şefkat düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir.Çalışma verileri 403 yetişkin bireyin cevaplarından sağlanmıştır. Çalışmada Arı (1989) tarafından geliştirilen Ego Durumları Ölçeği ve Neff (2003) tarafından geliştirilen, Akın ve ark. (2007) tarafından dilimize uyarlanan Öz Şefkat (Öz Duyarlılık) Ölçeğinden faydalanılmıştır. İlişkisel tarama modeliyle yürütülen bu çalışmada verilerin analizi bağımsız örneklem t testi, tek yönlü ANOVA, tek yönlü MANOVA ve korelasyonanalizi ileyapılmıştır.Araştırmanın sonucunda yetişkin bireylerin öz şefkat düzeyleri ile her bir ego durumu arasında düşük düzeyde pozitif yönlü ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca öz sevecenlik ile eleştirel ebeveyn, koruyucu ebeveyn, yetişkin, uygulu çocuk ve doğal çocuk; paylaşımların bilincinde olma ile eleştirel ebeveyn, koruyucu ebeveyn, yetişkin, uygulu çocuk ve doğal çocuk; bilinçlilik ile koruyucu ebeveyn, yetişkin, uygulu çocuk ve doğal çocuk; özdeşleşme ile koruyucu ebeveyn ve yetişkin ego durumu arasında düşük düzeyde pozitif yönlü ilişki olduğu tespit edilmiştir.

Ben durumlarıBenlikYetişkinler+2
Osman Tonğuç
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Duygusal yetkinlik terapisi temelli grupla psikolojik danışma programının beliren yetişkinlerinin duygusal yetkinlik düzeyi ve ruh sağlığı üzerindeki rolünün incelenmesi

Bu araştırmanın amacı Duygusal Yetkinlik Terapisi (DYT)'nin beliren yetişkinlerinin duygusal yetkinlik düzeyi ve ruh sağlığı üzerindeki rolünü incelemektir. Bu doğrultuda çalışma iki aşamadan oluşmaktadır. Duygusal yetkinliği değerlendirmek amacıyla kullanılan geçerli ve güvenilir bir ölçek bulunmadığından çalışmanın ilk aşamasında Duygusal Yetkinlik Ölçeği – 2'nin (EES2; West, 2018) Türkçeye uyarlaması gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın bu aşamasına 18-29 yaş aralığında toplam 763 üniversite öğrencisi katılmıştır. Bulgular, ölçeğin Türkçe versiyonunun tek faktörlü bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymuş ve 8 maddelik ölçeğin duygu düzenleme araştırmacıları ve ruh sağlığı uzmanları tarafından kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğunu göstermiştir. Çalışmanın ikinci aşamasında, 18-29 yaş aralığında yükseköğretime devam eden 16 kişiyle DYT temelli bir grupla psikolojik danışma programı gerçekleştirilmiştir. Söz konusu programın beliren yetişkinlerin duygusal yetkinlik düzeyi ve ruh sağlığı üzerindeki rolünü belirlemek amacıyla deney ve kontrol gruplu öntest-sontest-izleme ölçümlü 2x3'lük gerçek deneysel desen kullanılmıştır. Deney grubuyla DYT çerçevesinde 8 oturumluk grupla psikolojik danışma uygulaması gerçekleştirilmiş; kontrol grubuyla ise herhangi bir uygulama gerçekleştirilmemiştir. Araştırmanın bulguları, DYT temelli grupla psikolojik danışma programının üniversite öğrencilerinin (a) duygusal yetkinlik düzeylerini artırmada kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde daha etkili olduğunu ve bu etkinin dört hafta boyunca sürdüğünü; (b) depresyon, anksiyete ve stres düzeylerini düşürmede kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde daha etkili olduğunu ve bu etkinin dört hafta boyunca sürdüğünü ve (c) duygusal, sosyal ve psikolojik iyi oluş düzeylerini artırmada kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde daha etkili olduğunu; ancak bu etkinin yalnızca duygusal ve psikolojik iyi oluş düzeylerinde dört hafta boyunca sürdüğünü göstermiştir. Mevcut bulgular ilgili alan yazını uyarınca tartışılmıştır.

Duygu düzenlemeDuygusal yetkinlikGenç yetişkinler+5
Funda Bozkurt
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Investigating the predictors of resilience in individuals who lost a loved one

This research examined the predictors of resilience in relation to difficulties in emotion regulation, psychological inflexibility, perceived social support, age, and characteristics of loss (e.g., the number of people individuals lost, seeking professional support, the closeness of the lost person, the type of death, and relationship quality with the lost one) among individuals in Türkiye who lost a loved one in the past two years. The study was carried out with 333 individuals (n=227, 68.2% female; n=103, 30.9% male; n=3, 0.9% others) aged between 18-57 years (M=28.6, SD = 7.6). The Demographic Information Form, The Brief Resilience Scale, The Brief Version of Difficulties in Emotion Regulation, The Multidimensional Scale of Perceived Social Support, and Acceptance and Action Questionnaire were filled out by the participants. Hierarchical regression analysis was conducted to analyze data via SPSS 29. Results indicated that difficulties in emotion regulation, psychological inflexibility, perceived social support, age, the number of people individuals lost, seeking professional support significantly predicted resilience in individuals who lost a loved one. Difficulties in emotion regulation and psychological inflexibility were the strongest and negative predictors of resilience. The findings and recommendations were discussed in the light of the literature.

Perceived social supportEmotion regulationEmotion dysregulation+4
Figen Değer
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Boşanmış ailelerin yetişkin çocuklarının romantik ilişkilere, evliliğe ve ebeveyn olmaya dair algılarının incelenmesi: Nitel bir araştırma

Bu araştırmanın temel amacı ebeveynleri boşanmış evli ya da bekar yetişkinlerin romantik ilişkilere, evliliğe ve çocuk sahibi olmaya ilişkin görüşlerinin, olası ve mevcut çocuk yetiştirme tutumlarının ve ebeveyn öz yeterlik algılarının ebeveynlerinin boşanmış olması bağlamında derinlemesine incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda bu araştırmada nitel araştırma yaklaşımlarından fenomonolojik desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu kartopu örnekleme yoluyla ulaşılan, araştırma sırasında romantik ilişkisi olan 7, romantik ilişkisi olmayan 2 ve evli olan 4 olmak üzere 13 birey oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama amacı ile araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu ve Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Katılımcılar ile yapılan görüşmelerden elde edilen verilerin içerik analizi sonucunda 9 tema, 26 alt tema ve 137 kod oluşturulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre boşanmış ailelerin yetişkin çocuklarında ebeveyn boşanmasının romantik ilişkilere, evliliğe ve çocuk sahibi olmaya ilişkin görüşleri ve olası ve mevcut çocuk yetiştirme tutumları ve ebeveyn öz yeterlik algılarını biçimlendirebildiği görülebilmektedir. Araştırmanın sonuçları ebeveynleri kendileri çocukken boşanmış ve şu anda yetişkin olan bireylerin romantik ilişkilerde, evlilik ilişkilerinde ve ebeveynlik süreçlerinde ebeveyn boşanmasına bağlı olarak yaşadıkları güçlüklerin anlaşılması noktasında önemlidir. Araştırmanın bulguları ilgili literatür kapsamında tartışılmış ve ruh sağlığı uzmanlarına ve araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur.

Aile içi ilişkilerAna-çocuk etkileşimiBaba-çocuk etkileşimi+7
Kübra Parım Açıkalın
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Bahçeşehir Üniversitesi uluslararası öğrencilerdeki özgüven, direnç, Olumlu ve olumsuz duyguların kültür şokunu yordayıcı rolü

The number of international students' enrollment is increasing each year and turning the world into a global village. These students share great experiences of studying in new environment however these experiences are accompanied with some issues also. This correlational and descriptive research has twofold; the first one understands the extent to which self-esteem, resilience, positive affect and negative affect predict culture shock in international students at BAU. Second, to examine the group differences with respect to gender, educational level, living style and interaction with Turkish people. The sample group consists of international students (N=302) currently studying at Bahcesehir University. The sample was reached face to face, through official university emails and whatsapp groups. All participants of the study were required to fill an online questionnaire that consisted of a consent form, demographic information form, Rosenberg Self Esteem Scale (RSES), Connor Davidson Resilience Scale (CD-RISC 10), Positive and Negative Affect Schedule (PANAS) and Culture Shock questionnaire. The current study concluded that culture shock was predicted 16% (R=.42, R2=.16, p<.05), by self-esteem, Resilience, positive affect and negative affect. Differences with respect to gender, living style and communication were found. Males had higher levels of culture shock, resilience and positive affect than females. On the other hand, females had higher levels of Negative affect than males. Students who lived with a family member scored low levels of self-esteem, positive affect and higher levels of culture shock than students who lived without family. There was no significant difference found between students living with or without family regarding resilience and negative affect. Students who had been in contact with Turkish people had higher levels of culture shock, resilience, positive affect and lower levels of negative affect than those who were less in touch with Turkish people. Keywords: Self-Esteem (SE), Resilience, Positive Affect (PA), Negative Affect (NA), Culture Shock (CS).

Self esteemEmotionCulture shock+7
Hafsah Attaullah
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

7.sınıf öğrencilerinde bağlanma stilleri ve öz yeterliğin sınav kaygısını yordama rolü

Bu araştırmada, ortaokul 7.Sınıf sınıf öğrencilerinin sosyo-demografik özellikleri (cinsiyet, algılanan başarı ve algılanan ekonomik durum), bağlanma stilleri ve öz yeterliklerinin sınav kaygısını (görev dışı davranışlar, otonom tepkiler ve düşünceler) yordama rolü incelenmiştir. Araştırmaya 2022-2023 yılları arasında İstanbul ilinin farklı ilçelerinde bulunan özel bir okulun 4 kampüsünde ortaokul 7.Sınıf kademesinde eğitim gören 260 (122 Kız, 138 Erkek) öğrenci katılmıştır. Araştırmanın verileri, sınav kaygısı için Çocuklarda Sınav Kaygısı Ölçeği (ÇSKÖ), bağlanma stilleri için Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II (YİYE-II-orta çocukluk), öz yeterlik için Ortaokul Öz Yeterlik Ölçeği (OÖYÖ) ve Demografik Bilgi Formu ile toplanmıştır. Araştırmada bağlanma stilleri (kaygılı ve kaçınan bağlanma) ve öz yeterliğin, sınav kaygısını ve sınav kaygısının düşünceler, görev dışı davranışlar ve otonom tepkiler alt boyularını yordama rolü dört ayrı hiyerarşik regresyon analizi ile test edilmiştir. Araştırmanın analizleri sonucunda kaygılı bağlanma, öz yeterliğin koruyucu sağlık boyutu ve demografik değişkenler olan cinsiyet ve algılanan okul başarısı değişkenlerinin sınav kaygısını yordadığı tespit edilmiştir. Kaçınan bağlanma ve öz yeterliğin madde bağımlılığı potansiyeli, akademik başarı ve kişiler arası ilişkiler boyutları sınav kaygısını yordamamıştır. Kaygılı bağlanma, öz yeterliğin koruyucu sağlık boyutu, ve demografik değişkenler olan cinsiyet ve algılanan okul başarısı 7.sınıf öğrencilerinin sınav kaygısına yönelik varyansın %25.5'ni açıklamaktadır. Araştırma sonuçları alanyazın çerçevesinde tartışılmıştır.

BağlanmaBağlanma stilleriKaygılı ve kaçınan bağlanma+5
Ali Sakın
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yetişkin bireylerde ahlaki uzaklaşmanın yordayıcısı olarak bilinçli farkındalık ve öz-şefkat

Bu araştırmanın amacı yetişkin bireylerde öz-şefkat ve bilinçli farkındalık düzeylerinin ahlaki uzaklaşmayı yordama gücünü incelemektir. Araştırmaya 18 yaşını tamamlamış toplam 276 kişi katılmıştır. Araştırma verileri için demografik bilgi formu, Ahlaki Uzaklaşma Ölçeği, Bilinçli Farkındalık Ölçeği ve Öz-şefkat Ölçeği Kısa Formu kullanılmıştır. Öz şefkat ve bilinçli farkındalık değişkenlerinin ahlaki uzaklaşmayı yordama düzeyine bakmak içinse Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi yürütülmüştür. Bulgular, ahlaki uzaklaşma ile öz-şefkat ve bilinçli farkındalık arasında negatif yönlü, bilinçli farkındalık ve öz-şefkat arasında pozitif yönlü bir ilişkinin olduğunu, bilinçli farkındalık düzeyinin ahlaki uzaklaşmayı yordadığını ancak öz-şefkat düzeyinin ahlaki uzaklaşmayı yordamadığını ortaya koymuştur. Bu modelin açıklayıcılık düzeyi %4.5 olarak belirlenmiştir.

Ahlaki uzaklaşmaBilinçli farkındalıkYetişkinler+2
Esme Çağla Man
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocuklar ve ebeveynlerin ebeveyn yalanlarına yönelik değerlendirmeleri

Piaget (2015), çocuklardaki yalan söyleme davranışını ahlaki olarak nasıl değerlendirdiklerinin ve gerekçelendirdiklerinin bilişsel gelişim dönemine göre değiştiğini belirtmiştir. Yapılan çalışmalarda hayal kırıklığına uğratan hediye paradigması olan beyaz yalan alanının diğer yalan alanlarına göre daha kabul edilebilir bulunduğu gözlemlenmiştir (Aydın, 2021, Warneken ve Orlins, 2015, Gingo, Roded ve Turiel, 2019). Bu araştırmanın amacı, çocukların ve ebeveynlerin, ebeveynlerin söylediği yalanları nasıl değerlendirdiklerini ve gerekçelendirdiklerini araştırmaktır. Veri toplama araçları olarak katılımcılara 7 farklı hikaye okunmuştur ve bu hikayeleri nasıl değerlendirdikleri ve gerekçelendirdikleri sorulmuştur. Araştırmanın ilk çalışmasının katılımcıları 35 tane 5 – 6 yaş grubu, 35 tane 10 – 11 yaş grubundaki çocuklardır. İkinci çalışmanın katılımcıları ise 5 - 12 yaş aralığında çocuğu olan 68 ebeveyndir. Araştırmanın sonucunda önceki çalışmalarla paralel olarak en kabul edilebilir yalan alanı olarak hayal kırıklığına uğratan hediye paradigması olan beyaz yalan alanı olduğu bulunmuştur.

Işılay Çevik
MEF University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Genç yetişkin erkeklerde kırılgan erkeklikten psikolojik şiddet uygulamaya giden yollar: Bir seri aracı modeli testi

Alanyazında, kırılgan erkeklik, psikolojik şiddete yönelik algı, kıskançlık ve psikolojik şiddet uygulama arasındaki ilişkileri ortaya koyan araştırmalar, Türkiye'de ve genç yetişkin erkek örnekleminde oldukça kısıtlıdır. Dolayısıyla, bu araştırma psikolojik şiddeti, kırılgan erkeklik temelinde, psikolojik şiddete yönelik algı ve bilişsel kıskançlık aracılığıyla incelemektedir. Araştırmanın örneklemini, romantik ilişki deneyimi olan 18-30 yaş arası 160 genç yetişkin erkek oluşturmaktadır Araştırma verileri internet üzerinden sosyal medya kanalları aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin toplanması için, Kırılgan Erkeklik Ölçeği, Flört Şiddetine Yönelik Algı Ölçeği, Çok Boyutlu Kıskançlık Ölçeği ve Çok Boyutlu Duygusal İstismar Ölçeği Kısa Formundan yararlanılmıştır. PROCESS programı kullanılarak Seri Çoklu Aracı Değişken Analizi yapılmıştır. Araştırma bulguları, genç yetişkin erkeklerin kırılgan erkeklik düzeyi arttıkça, psikolojik şiddete yönelik algılar ve kıskançlığın aracılığıyla psikolojik şiddet uygulama eğiliminin de arttığını ortaya koymaktadır. Araştırmadan elde edilen bulgular alanyazın kapsamında ele alınarak tartışılmış, bulgulara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Psikolojik şiddetToplumsal cinsiyet
Fatma Buse Göksu
MEF University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anne-çocuk bağlanması ve duygusal erişilebilirlik arasındaki ilişkiler: İkili (Diyadik) analiz

Bu tez çalışmasının amacı, annelerin kendi bağlanma stilleri ile çocuklarının bağlanma stilleri arasındaki ilişkiyi, annelerin duygusal erişilebilirlikleri ile çocuklarının duygusal erişebilirlikleri arasındaki ilişkiyi ve anne bağlanma ile anne ve çocuk duygusal erişilebilirlik ve çocuk bağlanma ile anne ve çocuk duygusal erişilebilirlik arasındaki ilişkileri ikili bir bakışla ortaya koymaktır. Bu doğrultuda bağlanma konusunda hem annelerden hem de çocuklarından veri toplanarak ikili bir analiz yapılmıştır. Araştırmanın katılımcıları gönüllü ve on sekiz yaşından büyük kadın ve erkekler ile anneleridir. Araştırma için Anne-Baba ve Akran Bağlanması Envanteri (IPPA-T) ile Lum Ebeveyn Duygusal Erişilebilirlik Envanteri (LEAP) kullanılmıştır. Çalışmanın hipotezleri Yapısal Eşitlik Modellemesi Yol Analizi kullanılarak test edilmiştir. Araştırmanın bulguları, hipotezleri doğrulayarak, annelerin kendi bağlanma stilleri ile çocuklarının bağlanma stilleri arasında, annelerin duygusal erişilebilirlikleri ile çocuklarının duygusal erişebilirlikleri arasında ve anne-çocuk bağlanma ile duygusal erişilebilirlik arasında pozitif ilişkiler olduğunu ortaya koymuştur. Araştırma bulguları alan yazın kapsamında tartışılmış ve araştırmacılar ile alandaki ruh sağlığı uzmanları için bulgulara dayalı öneriler sunulmuştur.

Güvenli bağlanma
Sinem Makbule Yıldızeli Bahçeli
MEF University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beliren yetişkinlerde kaygılı bağlanmadan siber flört şiddeti uygulamaya giden yollar: Bir çoklu paralel aracılık modeli testi

Bu çalışmanın amacı, beliren yetişkinlerde kaygılı bağlanma ile siber flört şiddeti ilişkisinde benlik algısı, duygu düzenleme ve kıskançlığın paralel çoklu aracı rollerinin incelenmesidir. Bu bağlamda siber flört şiddeti bağımlı değişken, güvensiz bağlanma ise bağımsız değişken olarak ele alınmıştır. Benlik algısı, duygu düzenleme ve kıskançlık ise aracı değişkenlerdir. Bu araştırma, romantik ilişki yaşamış yada yaşamakta olan beliren yetişkinlik (18-30) yaş grubundaki 300 katılımcı ile yapılmıştır. Araştırma verilerini elde ederken Yakın İlişkilerde Yaşantılar Ölçeği Kısa Formu, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği Kısa Formu, Sosyal Karşılaştırma Ölçeği, Çok Boyutlu Kıskançlık Ölçeği ve Siber Flört İstismarı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verilerinden elde edilen sonuçlara göre değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek için korelasyon analizi ve Paralel Çoklu Aracı Değişkenli Analiz yapılmıştır. Bulgulara göre, duygu düzenleme ve kıskançlığın, kaygılı bağlanma ile siber flört şiddeti arasındaki ilişkide paralel çoklu aracılık rolleri doğrulanmıştır. Araştırma bulguları literatür kapsamında tartışılmış ve araştırmaya yönelik ve uygulamaya yönelik öneriler sunulmuştur.

Buse Yıldırım
MEF University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beliren yetişkin kadınlarda kaygılı bağlanma ile psikolojik flört şiddetine maruz kalma arasındaki ilişkide öz güven ve öz şefkatin seri aracı rollerinin incelenmesi

Beliren yetişkinlik 18-30 yaş arasını kapsayan; aşk, iş ve dünya görüşü olmak üzere üç temel boyutta kimlik gelişiminin ön planda olduğu ergenlik ve yetişkinlik arasındaki yaş dönemidir. Bu dönemde romantik ilişkilerde yakınlık ve ilişkiyi geleceğe taşıma düşüncesi ön plana çıkmaktadır. Romantik ilişkiler bireyin sevgi, ait olma ve güven ihtiyaçlarını karşılarken bir yanıyla da şiddet içerebilmekte ve zarar verici olabilmektedir. Flört şiddetinin bir türü olan psikolojik flört şiddeti partneri itibarsızlaştırmayı veya incitmeyi amaçlayan söz ve davranışlarla partnere karşı üstünlük kurmayı, kontrol etmeyi ve baskı altına almayı içermektedir. Yaşamın ilk yıllarında bireyin bakım vereni ile kurduğu bağlanma stili yetişkinlik döneminde partner bağlanmasını da etkilemektedir. Kaygılı bağlanan bireyler güvensiz partnerler seçebilir ve şiddete maruz kaldıkları bir ilişkiyi sürdürebilirler. Öz güven ve öz şefkat kadınların psikolojik flört şiddetine maruz kalmasını arttırabilen ya da azaltabilen faktörler olarak literatürde karşımıza çıkmaktadır. Bundan dolayı bu araştırmanın amacı, beliren yetişkin kadınlarda kaygılı bağlanma ile psikolojik flört şiddetine maruz kalma arasındaki ilişkide öz güven ve öz şefkatin seri aracı rolünü incelemektir. Araştırmanın örneklemi yaşları 18-30 arasında değişen halen devam eden bir ilişkisi olan ya da daha önce bir romantik ilişkisi olmuş heteroseksüel 306 kadından oluşmaktadır (Ort yaş = 24.00; SS yaş = 3,48; min yaş = 18, mak yaş = 30) Araştırmada Demografik Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Ölçeği Kısa Formu, Çok Boyutlu Duygusal İstismar Ölçeği, Öz-Duyarlık Ölçeği ve Kadın Özgüven Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın ana hipotezlerini test etmek için Hayes PROCESS analiz programı kullanılarak Seri Çoklu Aracılık Değişken Analizi (Model 6) uygulanmıştır. Araştırmanın bulguları beliren yetişkinlik dönemindeki kadınların, kaygılı bağlanma stiline sahip olsalar bile yüksek öz güven ve öz şefkat düzeyleri aracılığı ile psikolojik flört şiddetine maruz kalma olasılıklarının azalabileceğini ortaya koymuştur. Bu bulgular akademik literatür kapsamında tartışılmış ve araştırmacılar ve ruh sağlığı çalışanları için araştırmaya ve uygulamaya yönelik öneriler sunulmuştur.

Merve Borazan
MEF University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beliren yetişkinlerde sürekli kaygının yordayıcıları: Anneden algılanan psikolojik kontrol ve psikolojik sağlamlık

Aile ilişkileri, bireylerin psikolojik ve duygusal gelişiminde kritik bir rol oynar. Özellikle, anneden algılanan psikolojik kontrol, bireyde kaygı düzeyinin artışına yol açabilecek bir risk faktörü olarak öne çıkmaktadır. Psikolojik sağlamlık ise bireylerin olumsuz deneyimlerle başa çıkma kapasitelerini artırarak kaygı düzeylerini azaltabilecek bir koruyucu özellik taşıyabilir. Bundan dolayı bu araştırmanın amacı, beliren yetişkinlerde anneden algılanan psikolojik kontrol ile psikolojik sağlamlık düzeylerinin, sürekli kaygı düzeyini yordayıcı etkilerini incelemektir. Araştırmanın örneklemini yaşları 18 ile 25 arasında değişen 227 beliren yetişkin oluşturmaktadır. Araştırmada Kişisel Bilgiler Formu, Psikolojik Kontrol Ölçeği Anne Formu, Sürekli Kaygı Envanteri ve Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın hipotezlerini test etmek için IBM SPSS 27.0 programı ile parametrik testler kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları, beliren yetişkinlerde anneden algılanan psikolojik kontrolün sürekli kaygı düzeyini pozitif yönde yordadığını, psikolojik sağlamlığın ise kaygı düzeyini negatif yönde yordadığını göstermektedir. Bulgular literatür doğrultusunda tartışılmış ve araştırmacılar ile ruh sağlığı uzmanlarına öneriler sunulmuştur.

Feyza Kaplan
MEF University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Evli bireylerde kaçıngan bağlanma ile aldatma eğilimi arasındaki ilişkide ilişkisel ihtiyaçların aracı rolü

Aldatma, evliliklerde yaygın görülen ve ilişkide derin çatışmalara yol açabilen önemli bir sorundur. Bireylerin çocuklukta geliştirdikleri bağlanma stilleri, yetişkinlikte romantik ilişkilerdeki tutum ve davranışlarını, özellikle de aldatma eğilimlerini etkileyebilir. Bu bağlamda, ilişkisel ihtiyaçların (duygusal destek, ilgi, güven gibi) karşılanmaması da bireylerin aldatma eğilimini artıran önemli bir etken olarak değerlendirilebilir. Bu noktadan hareketle güvensiz-kaçıngan bağlanan evli bireylerin aldatma eğilimlerinde, ilişkisel ihtiyaçların aracı bir rol oynayıp oynamadığı bu araştırmanın çıkış noktası olmuştur. Dolayısıyla, bu araştırmanın amacı, evli çiftlerde, kaçıngan bağlanma ile aldatma eğilimi arasındaki ilişkide ilişkisel ihtiyaçların aracı rolünü incelemektir. Araştırmanın örneklemini yaşları 30 ile 60 arasında değişen, en az 6 aydır evli olan, 121'i kadın (%64.8), 66'sı erkek (%35.2) olmak üzere 187 kişi oluşturmaktadır. Bu çalışmada kolay ulaşılabilirlik örnekleme yöntemi kullanılmıştır ve veriler çevrimiçi olarak toplanmıştır. Araştırmada, "Yakın İlişkilerde Yaşantılar Ölçeği Kısa Formu, İlişkisel İhtiyaçlar Doyum Ölçeği, , Aldatma Eğilimi Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları kaçıngan bağlanma ile aldatma eğilimi arasındaki ilişkide, ilişkisel ihtiyaçlar (destek ve koruma)'ın aracı (dolaylı) etkisinin olmadığını ortaya koymuştur. Araştırmada elde edilen bulgular akademik literatür kapsamında tartışılmış ve araştırmacılar ve ruh sağlığı çalışanları için araştırmaya ve uygulamaya yönelik öneriler sunulmuştur.

Ayşe Ferzan Güven
MEF University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dijital çağda akıllı telefon bağımlılığı ve akademik başarı arasındaki ilişki: Öz düzenlemenin aracı rolü

Bu araştırma, üniversite öğrencilerinde akıllı telefon bağımlılığı, öz düzenleme becerileri ve akademik başarı arasındaki ilişkileri incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, öz düzenleme becerisinin, akıllı telefon bağımlılığı ile akademik başarı arasındaki ilişkide aracılık rolü değerlendirilmiştir. Çalışma ilişkisel tarama modeline dayalı olarak gerçekleştirilmiş ve örneklem, Türkiye'de öğrenim görmekte olan 340 üniversite öğrencisinden oluşmuştur. Veriler, Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği (Kısa Form), Öz Düzenleme Ölçeği ve öğrencilerin beyan ettikleri akademik not ortalamaları aracılığıyla toplanmıştır. İstatistiksel analizler, SPSS 30.0 programı ve Hayes'in PROCESS Makro Model 4 yapısı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bulgular, akıllı telefon bağımlılığı ile öz düzenleme arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Ayrıca, öz düzenleme ile akademik başarı arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Aracılık analizine göre, akıllı telefon bağımlılığının akademik başarı üzerindeki dolaylı etkisi öz düzenleme aracılığıyla istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Sonuçlar, akıllı telefon bağımlılığının öğrencilerin öz düzenleme becerilerini zayıflatarak dolaylı olarak akademik başarılarını olumsuz etkilediğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, öğrencilerin dijital teknoloji kullanımına yönelik farkındalıklarının artırılması ve öz düzenleme becerilerinin geliştirilmesine yönelik müdahale programlarının önem taşıdığı söylenebilir.

Şeyma Nur Işık
MEF University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversiteli kadınlarda güzelliğin geniş kavramsallaştırılması ve sosyal medyada dış görünüş algısı arasındakı ilışkide beden değerinin aracı rolünün incelenmesi

Beden ve sosyal medya son yıllarda araştırmacıların sıklıkla ilgilendiği konular haline gelmiştir. Bu iki başlık altında karşımıza çıkan kavramlardan bazıları güzelliğin geniş kavramsallaştırılması, beden değeri ve sosyal medyada dış görünüş algısıdır. Bu kavramlar toplumsal cinsiyet normlarının üzerinden daha çok kadınları etkilemiş ve kadınlar ile çalışılmıştır. Araştırmalar, güzelliği daha geniş kapsamda tanımlayan kadınların daha yüksek beden değerine sahip olduğunu ve daha yüksek beden değerine sahip kadınların sosyal medyada nasıl göründüklerine dair daha az endişe duyduklarını göstermiştir. Öte yandan, literatürde sosyal medyanın beden ve güzellik algıları üzerindeki rollerine dair araştırmalar mevcutken, beden ve güzelliğin kişilerin sosyal medyadaki deneyimlerini nasıl şekillendirdiğine dair araştırmalar kısıtlıdır. Ayrıca, literatürde bu üç kavramı da kapsayan bir araştırmaya rastlanmamıştır. Bu yüzden bu araştırmanın amacı üniversiteye giden genç kadınlarda güzelliğin geniş kavramsallaştırılması ve sosyal medyada dış görünüş algısı arasındaki ilişkide beden değerinin aracı rolünü incelemektir. Araştırmanın örneklemi 18-40 yaş arasındaki 329 üniversiteli kadındır. Verilerin toplanması için öncelikle Güzelliğin Geniş Kavramsallaştırılması Ölçeği Türkçeye uyarlanmıştır. Sonrasında veriler Güzelliğin Geniş Kavramsallaştırılması Ölçeği, Sosyal Medyada Dış Görünüş Algısı Ölçeği, Beden Değeri Ölçeği-2 ve Kişisel Bilgi Formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın hipotezlerini test etmek için Hayes PROCESS kullanılarak Basit Aracı Değişken Analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda, güzelliği daha geniş kavramsallaştıran genç kadınların bedenlerine verdikleri değer artma eğilimi göstererek sosyal medyada dış görünüş algılarının azalma eğiliminde olabileceği bulunmuştur. Araştırma bulguları ve araştırmanın sınırlılıkları mevcut literatür ve Nesneleştirme Teorisi bağlamında tartışılmış, ruh sağlığı uzmanları, eğitimciler ve araştırmacılar için ileriki uygulama ve araştırmalara yönelik öneriler paylaşılmıştır.

Beden imgesiDış görünüşGenç yetişkinler+4
Melike Boz Akarslan
MEF University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nöroçeşitli çocuğu olan annelerde, kaygı düzeyi ve evlilik doyumuarasındaki ilişkide sosyal desteğin aracı rolünün incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, nöroçeşitli çocuğu olan annelerde, kaygı düzeyi ile evlilik doyumu arasındaki ilişkide sosyal desteğin paralel çoklu aracı rolünü incelemektir. Çalışma Türkiye'de ikamet eden 18 yaşından büyük, evli ve nöroçeşitli çocuğu olan 188 anne ile yürütülmüştür. Araştırma da Çalışmaya Gönüllü Katılım Onayı Formu, Çalışma İçin Uygunluk Formu, Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği , Evlilik Doyumu Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek için korelasyon analizi ve Paralel Çoklu Aracı Değişkenli Analiz (Process MACRO, Model 4) kullanılmıştır. Sonuçlara göre, aileden alınan sosyal desteğin, kaygı düzeyi ve evlilik doyumu arasındaki ilişkide aracılık rolü anlamlı bulunurken, arkadaş ve özel bir insandan alınan sosyal desteğin aracı rolleri anlamlı bulunamamıştır. Araştırmada elde edilen bulgular alanyazın kapsamında tartışılmış ve çalışmanın sonunda araştırmaya ve uygulamaya yönelik öneriler sunulmuştur.

Elif Kaplan
MEF University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Lived experiences of parents of children and adolescents with cancer in Türkiye

The purpose of the current study is to investigate the lived experiences of parents of children and adolescents with cancer in Türkiye. In this qualitative study which aimed to understand how having a child undergoing cancer treatment influences the parents, the participants talked about their experiences before the diagnosis, challenging experiences, sources of support, coping strategies and changes in their perspective. Ten parents whose children were between the ages of 7 and 17 and were diagnosed with any type of cancer at least three months ago were interviewed. The data emerged from the interviews were analyzed with the content analysis method. The findings of the study were presented under the headings of being a parent of a child diagnosed with cancer, challenging experiences, sources of support, coping strategies, and changes in perspective. The findings were examined in relation to the literature. Roles and practices of psychological counselors were highlighted. Limitations of the study were identified. Based on the results, recommendations were made for the professionals, policy makers, and researchers.

Coping strategiesExperienceParents+3
Sümeyye Özdemir
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal medya bağımlılığı ile psikolojik dayanıklılık arasındaki ilişki: 2014-2024 yılları arasında yapılan çalışmaların meta analizi

Sosyal medya, küresel çapta birçok insan tarafından aktif olarak kullanılmakta, bireylerin sosyal bağlantılar kurmalarına, bilgi edinmelerine ve eğlenceli içeriklere erişmelerine olanak tanımaktadır. Ancak sosyal medya kullanımının aşırıya kaçması, bazı bireylerde sosyal medya bağımlılığına yol açabilir. Sosyal medya bağımlılığı, psikolojik sağlık üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir ve bu durum bireylerin psikolojik dayanıklılıklarını olumsuz etkileyebilir. Bu makale, sosyal medya bağımlılığı ve psikolojik dayanıklılık arasındaki ilişkiyi inceleyen ilgili literatürün meta analizini sunmaktadır. Araştırma, sosyal medya bağımlılığının psikolojik dayanıklılığı nasıl etkilediğini anlamaya yönelik önceki araştırmaları bir araya getirerek, iki kavram arasındaki ilişkiye yönelik genel bir bakış açısı sunmaktadır. Bu amaçla, konuyla ilgili 2014-2024 yılları arasında yapılmış olan araştırma problemine uygun çalışmalar; YÖK Ulusal Tez Merkezi'ndeki yüksek lisans ve doktora tezleri, ULAKBİM (Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi), Dergipark Akademik, ERİC, EBSCO, APA Psycnet, ProQuest, J Stor, Web of Science, Taylor & Francis, Research Gate, TR Dizin ve Google Akademik veri tabanlarında yer alan dergilerde yayınlanmış makaleler taranmıştır. Uygunluk kriterlerini karşılayan toplam 18 çalışma (n = 7107) analiz kapsamına alınmıştır. Meta-analiz sürecinde, analizler R Studio programı aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, Cohen (1988)'in etki büyüklüğü indeksinden yola çıkılarak yorumlar yapılmıştır. Cohen's d, yaygın kullanılan bir etki büyüklüğü indeksi olup, etki büyüklükleri genellikle d ≈ 0.20 (küçük etki), d ≈ 0.50 (orta etki) ve d ≥ 0.80 (büyük etki) olarak sınıflandırılır (Cohen, 1988). Sosyal medya bağımlılığının psikolojik dayanıklılık üzerindeki etkisi incelenirken; dahil edilen çalışmaların yapıldığı yıl, ait oldukları ülkeler, deneklerin cinsiyeti (kadın oranı) ve yaş ortalamasına göre analizler yapılmıştır. Yapılan alt grup analizleri sonucunda, yıl (2014–2019 ve 2020–2024 dönemleri) ve yaş (10–20 ve 21 ve üstü) değişkenlerinin, Sosyal Medya Bağımlılığı ile Psikolojik Dayanıklılık arasındaki ilişkinin gücünü/yönünü istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde değiştirdiği tespit edilmiştir. Ancak, cinsiyet (kadın oranı) ve ülke (Türkiye ve Diğer Ülkeler) değişkenlerinin istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yaratmadığı bulunmuştur. Yapılan analiz sonucunda bu meta analiz çalışmasında yayın yanlılığının olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Meta analize dahil edilen bireysel çalışmaların birleştirilmesiyle heterojen bir yapının olduğu anlaşılmış ve araştırmada rasgele etkiler modeli kullanılması uygun görülmüştür. Yapılan analiz sonucunda, sosyal medya bağımlılığı ile psikolojik dayanıklılık arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür (p <.001). Ayrıca, ilişkinin yönünün negatif ve etki büyüklüğünün küçük düzeyde olduğu belirlenmiştir. (ES = -0,23). Bu sonuç, sosyal medya bağımlılığının bireylerin psikolojik dayanıklılığını zayıflatabileceğine dair literatürdeki bulgularla örtüşmektedir.

Psikolojik dayanıklılıkSosyal medya bağımlılığı
Özge Toker
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin siber zorbalık ve siber mağduriyet düzeylerinin sosyal uyuma ve bazı kişisel değişkenlere göre incelenmesi

Araştırma, üniversite öğrencilerinin siber zorbalık ve siber mağduriyet düzeylerinin sosyal uyuma ve bazı kişisel değişkenlere göre incelenmesini amaçlayan betimsel bir çalışmadır. Araştırma evrenini, 2015-2016 Eğitim-Öğretim yılında İstanbul İli, Avrupa Yakası, Yıldız Teknik Üniversitesi'nde öğrenim gören üniversite öğrencileri oluşturmuştur. Belirtilen evrenden, örneklem tablosundan yararlanılarak ve küme örneklem yöntemi kullanılarak belirlenmiş olan 476 üniversite öğrencisi, araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmada gerekli verileri elde etmek için "Hacettepe Kişilik Envanterinin Sosyal Uyum Alt Ölçeği", "Siber Zorbalık ve Siber Mağduriyet Ölçeği" ve "Kişisel Bilgiler Formu" kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde SPSS21 Paket Programı'ndan yararlanılmıştır. Üniversite öğrencilerinin siber zorbalık ve siber mağduriyet düzeylerinin, sosyal uyuma (aile ilişkileri, sosyal ilişkiler, sosyal normlar ve antisosyal eğilimler) ve bazı kişisel değişkenlere göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirleyebilmek için normal dağılıma sahip olduğu durumlarda Parametrik İstatistik olan MANOVA (Çok Değişkenli Varyans Analizi), normal dağılıma sahip olmadığı durumlarda Parametrik olmayan istatistiklerden Kruskall-Wallis tekniğinden yararlanılmıştır. Grupların farklılığın nereden kaynaklandığını bulabilmek için Scheffe ve Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Araştırmada, anlamlılık düzeyi .05 olarak alınmıştır. Araştırmanın sonucunda, sosyal uyumu düşük düzeyde olan öğrencilerin siber zorbalık ve siber mağduriyet sıra ortalaması, sosyal uyumu orta düzeyde olan öğrencilerin siber zorbalık ve siber mağduriyet sıra ortalamasından anlamlı düzeyde yüksek çıkmıştır. Sosyal uyumu düşük düzeyde olan öğrencilerin siber zorbalık ve siber mağduriyet sıra ortalaması, sosyal uyumu yüksek düzeyde olan öğrencilerin siber zorbalık ve siber mağduriyet sıra ortalamasından anlamlı düzeyde yüksek çıkmıştır. Sosyal uyumu orta düzeyde olan öğrencilerin siber zorbalık ve siber mağduriyet sıra ortalaması, sosyal uyumu yüksek düzeyde olan öğrencilerin siber zorbalık ve siber mağduriyet sıra ortalamasından anlamlı düzeyde yüksek çıkmıştır. Cinsiyete göre erkek öğrencilerin siber zorbalık ve siber mağduriyet sıra ortalaması, kız öğrencilerin siber zorbalık ve siber mağduriyet sıra ortalamasından anlamlı düzeyde yüksek çıkmıştır. Anne-baba tutumlarına göre üniversite öğrencilerin siber zorbalık puanlarının anlamlı olarak farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur. Anne-baba tutumu otoriter-baskıcı olan öğrencilerin siber zorbalık sıra ortalaması, anne-baba tutumu tutarsız-dengesiz, aşırı koruyucu, otoriter-baskıcı ve ilgisiz olan öğrencilerin siber zorbalık sıra ortalamasından anlamlı düzeyde çıkmıştır. Ekonomik gelire göre üniversite öğrencilerin siber zorbalık puanlarının anlamlı olarak farklılık göstermediğini ortaya koymuştur. Online ortamda kimliğini gizleyen öğrencilerin siber zorbalık ve siber mağduriyet sıra ortalaması, kimliğini gizlemeyen öğrencilerin siber zorbalık ve siber mağduriyet sıra ortalamasından anlamlı düzeyde yüksek çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Uyum, Siber Zorbalık, Siber Mağduriyet, Üniversite Öğrencileri

Kruskal-Wallis testiMağduriyetSanal ortamlar+5
Eyüp Sabır Erbiçer
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin problemli internet kullanımları ile akılcı olmayan inançları ve yetersizlik duygusu arasındaki ilişkiler

Bu araştırmada ilk olarak üniversite öğrencilerinin problemli internet kullanım düzeylerinin nasıl bir dağılım gösterdiğini incelemek amaçlanmıştır. İkinci olarak üniversite öğrencilerinin problemli internet kullanım düzeylerinin internet kullanım amacına göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amaçlanmıştır. Üçüncü olarak ise cinsiyet, yetersizlik duygusu ve akılcı olmayan inançlar değişkenlerinin problemli internet kullanımını yordama gücünü ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Anadolu Üniversitesi'nin çeşitli fakültelerinde örgün öğrenim gören 1229 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri Ceyhan, Ceyhan ve Gürcan (2009) tarafından geliştirilen 'Problemli İnternet Kullanımı Ölçeği, Yurtal (1999) tarafından uyarlanan 'Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği' ve Akdoğan (2012) tarafından geliştirilen 'Yetersizlik Duygusu Ölçeği' ile toplanmıştır. Verilerin analizinde betimleyici istatistikler, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson Korelasyon Analizi ve Doğrusal Hiyerarşik Regresyon Analizi teknikleri kullanılmıştır. Bu araştırmada katılımcıların problemli internet kullanımının düşük düzeyde olduğu bulunmuştur. Ayrıca interneti sosyal medya ve oyun oynamak amacıyla kullanan katılımcıların problemli internet kullanım düzeyinin interneti akademik faaliyetler için kullananlara göre daha yüksek olduğu ortaya koyulmuştur.Yapılan regresyon analizinde ise yetersizlik duygusunun cesaretin kırılması ve kendi değerini yadsıma boyutlarının problemli internet kullanımı yordayan en güçlü değişkenler oldukları belirlenmiştir. Bunu akılcı olmayan inançların onaylanma isteği, suçlama eğilimi ve mükemmeliyetçilik boyutları ile erkek olmak izlemektedir. Öte yandan bu araştırmada yetersizlik duygusunun yararsız üstünlük çabası boyutu ile akılcı olmayan inançların yüksek beklentiler, aşırı kaygı ve duygusal sorumsuzluk boyutlarının problemli internet kullanımını yordamadığı ortaya koyulmuştur.

Akılcı olmayan inançlarBilgisayar kullanımıEğitim psikolojisi+7
Merve Aydın
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The relationship between university students' use of social media, psychological well-being, and self-esteem

This study was conducted to examine the relationship between university students' use of social media, psychological well-being, and self-esteem. This study also aims to examine whether use of social media, psychological well-being, and self-esteem differs from according to demographic variables (gender, age, daily duration of social media usage, and the social media platforms they most frequently use). The study employed a correlational survey method and collected data from 310 undergraduate students (Nfemales= 171, Nmales=139) attending foundation and state universities through convenient sampling. Research data were collected using a Demographic Information Form, Social Media Behaviors Scale (Dikbaş Torun, 2019), Psychological Well-Being Scale (Telef, 2013), and Arıcak Self-Esteem Scale (Arıcak, 1999). Independent T-test was employed to compare two independent groups like gender, One-Way Analysis of Variance (ANOVA) was used for comparing three or more independent groups, Tukey post-hoc test was utilized for further examining group differences, and finally, Pearson Correlation Analysis was conducted to assess the relationships between the variables. According to the research findings, strong and consistent relationships were found among the sub-dimensions of social media usage and the levels of psychological well-being among university students. Particularly, it was indicated that consumption, creation, and sharing behaviors on social media were interrelated and these interactions might be associated with the overall psychological well-being levels of university students. The high correlation between self-worth and confidence suggests that these two concepts are closely related to students' self-perceptions, while depressive affect is inversely proportional to this positive self-image. Achievement and productivity, by demonstrating strong relationships with levels of psychological well-being, indicate that how university students perceive and feel about themselves could have significant effects on their tendencies to be successful and productive. Keywords: Social Media Usage, Psychological Well-Being, Self-Esteem, University Students

Ece Çam
Yeditepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The relationship between university students' digital game addiction, attachment style, and emotion regulation levels

This research was conducted to examine the relationship between digital game addiction, attachment styles, and emotion regulation levels among university students.This study also aims to examine whether digital game addiction, attachment styles, and emotion regulation levels differs according to demographic variables (gender, age, marital status,preferred device type for gaming, age of starting digital gaming,preferred device type for gaming). The study was conducted using a correlation survey method and collected through convenient sampling. The sample group of the research consisted of 314 undergraduate students (Nfemales=158 females, Nmales=156) studying at private and public universities. Research data were obtained using a demographic information form prepared by the researcher, the Digital Game Addiction Scale for University Students (Hazar & Hazar, 2019), the Three-Dimensional Attachment Styles Scale (Erzen, 2016), and the Emotion Regulation Questionnaire (Totan, 2015). In the study, Independent T-test was used for comparisons between two groups, One-Way Analysis of Variance (ANOVA) was used for comparisons of three or more groups, and Pearson Correlation Analysis was used for examining the relationships between scales. According to the research findings, a strong positive correlation between Excessive Focus and Procrastination and Withdrawal and Craving indicates that symptoms of digital game addiction are closely related to each other. This relationship underscores the addictive effects of digital games, emphasizing their extensive impact on individual behavior and experiences, while the negative relationship between secure attachment style and symptoms of digital game addiction highlights the potential of healthy social relationships and secure attachment to reduce addictive tendencies. On the other hand, the presence of a positive correlation between avoidant and anxious-ambivalent attachment styles and symptoms of digital game addiction suggests that these attachment styles may be psychological factors that increase the risk of addiction. Keywords: Digital Game Addiction, Attachment Styles, Emotion Regulation, University Students

Özlem Şarlıoğlu
Yeditepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Predictive role of work engagement and psychological capital on job crafting

PREDICTIVE ROLE OF WORK ENGAGEMENT AND PSYCHOLOGICAL CAPITAL ON JOB CRAFTING This study investigates the predictive role of psychological capital and work engagement on job crafting, both of which are key concepts in organizational psychology and career counseling. A quantitative research design was employed, utilizing the Utrecht Work Engagement Scale (UWES), the Psychological Capital Scale, and the Job Crafting Scale to measure the respective constructs. One-Way MANOVA, t-test, Pearson Product Moment Correlation, and Hierarchical Regression Analysis were employed to analyze the data. The sample consisted of 500 participants from various sectors residing in Istanbul, Izmir, and Ankara. Data were collected via an online survey, and after necessary adjustments, responses from 454 participants were analyzed. The findings revealed significant differences in job crafting based on gender, age, and educational level. The results indicate that psychological capital and work engagement significantly influence job crafting behaviors, explaining %71.9 of the total variance. It is anticipated that this study will contribute to organizational practices by offering insights into how psychological capital and work engagement factors shape job crafting behaviors. Keywords: Career counseling, Job crafting, Work engagement, Psychological capital

Mine Hanyalı
Yeditepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The predictive role of marital adjustment, perceived social support, and career adjustment in explaining life satisfaction in married and working women

The main purpose of this study is to examine the predictive role of marital adjustment, career adjustment and perceived social support, which are assumed to be the determinants of life satisfaction of married and working women. 300 married and working women between the ages of 18-55 participated in the study. Data were collected using the "Perceived Adjustment in Close Relationships Scale", "Career Adjustment and Optimism Scale", "Multidimensional Perceived Social Support Scale" and "Life Satisfaction Scale" and Demographic Information Form. Statistical analyses were performed using the SPSS 25.0 program, and data normality, correlation and multiple linear regression analyses were performed. The research findings showed that marital adjustment, career adjustment and perceived social support have a positive effect on life satisfaction. Marital adjustment and social support stood out as important predictors of life satisfaction. However, because of regression analyses, it was determined that these variables did not predict life satisfaction significantly on their own, but when they interacted with each other, a significant and positive result was obtained. These findings show that to increase the life satisfaction of married and working women, the harmony and social support systems provided in their close circles, in marriage and in work life, should be considered together. In line with the findings, it is recommended that social support and work-life balance programs be developed for married and working women and couples counseling be expanded. Keywords: Life Satisfaction, Marital Adjustment, Perceived Social Support, Career Adjustment, Working and Married Women

Perceived spouse supportPerceived social supportWork harmony
Zeynep Esin Çalık
Yeditepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The relationship between five factor personality traits and nomophobia levels among university students

The present research was carried out with the purpose of scrutinizing the relationship between five-factor personality traits and nomophobia. In the scope of the study, the relationship between nomophobia and smartphone use habits were also investigated. The research was compiled through correlational design. The sample of the study comprised 414 undergraduate students (254 female and 160 male) studying in Yeditepe University. The data was obtained via demographic form prepared by researcher, The Big Five Inventory (John et al., 1991; Schmitt et al., 2007), and Nomophobia Questionnaire (Yildirim & Correia, 2015; Yildirim et al. 2016). In the main analyses of the study, the correlations between the study variables were examined with Pearson correlation analysis. The differences between university students' nomophobia levels in terms of demographic variables and smartphone use habits were assessed by one way analysis of variance (ANOVA) and independent samples t-test. The results of the research brought to light relationships between extraversion, neuroticism, and openness to experience traits and nomophobia level. Furthermore, the study revealed that gender, department type, and all smartphone use habits were significantly correlated with nomophobia. Current study provided an insight regarding one of psychological indicators of nomophobic behavior that is considered as important to understand the phenomenon better and to develop more effective intervention programs.

Five factor personality modelMobile phoneDemographic variables+2
Didem Damla Yoğurtçu
Yeditepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Analyzing the effects of group psychological counseling program accordi̇ng to results of projective assessment tests applied to 8-10 years old children

Projective tests are evaluation methods that have a multi-faceted perspective to identify and understand the individual's inner world, feelings and thoughts. Group psychological counseling is effective for the identified problem areas via projective tests. The present research was carried out as two steps so there were two main purposes. First purpose of the research is to determine the problem Beier Sentence Completion Test, The second purpose of the research is to examine the effectiveness of the group psychological counseling program in the identified problem area. Beier Sentence Completion Test was applied to 76 children. Total negative score of fear subtest was determineted to be high in this research. 36 children with high levels of fear are divided into three groups as experimental, control I and control II in order to reduce the level of fear and increase the overall well-being of these groups. Cognitive behavioral weighted approach group psychological counseling program was applied to experimental group. The activities that are not related to fear were applied for control I group. No application was made for control II group. Beier Sentence Completion Test was applied for post-test measurement after group psychological weighted approach group psychological counseling program is effective in reducing children's fear levels and increasing their general well-being. These results were discussed under the light of relevant literature. Keywords: Projective Test, Beier Sentence Completion Test, Fear, Group Psychological Counseling, Cognitive Behavioral Therapy Approach.

Cognitive behaviour therapyGroup counsellingFear+2
Işıl Akçay
Yeditepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Examining the effects of basic psychological needs and life satisfaction levels on tendencies to violence of 10-14 aged middle school students

This research is a predictive correlational study that aims to examine the effects of 10-14-year-old middle school students' basic psychological needs, and life satisfaction levels on their tendencies to violence. In the study, it was aimed to acknowledge and evaluate middle school students better by associating demographic variables (school type, sex, age, grade level, parents' education levels) with violence tendency, basic psychological needs, and life satisfaction. The population of the research consists of middle school students who are studying at private and public schools affiliated to the Ministry of National Education located in the province of Çekmeköy in Istanbul in 2016-2017 academic year; while the sample consists of a total of 470 students that study at Private European Middle School and Nükte Sözen Middle School. "Basic Psychological Needs Scale", "Multidimensional Students' Life Satisfaction Scale", "Violence Tendency Scale" and "Personal Information Form" developed by the researcher were used as data collection tools. Independent Samples t-test, One-Way Analysis of Variance (ANOVA), Regression and Correlation analyzes of the data were performed using the SPSS package program. When the scores were examined as a result of the research, it was found that the Competence Need subdimension of Basic Psychological Needs, School, Living Environment, and Self subdimensions of Life Satisfaction significantly predict Violence Tendency, and that the participants who received high scores from family life satisfaction received low scores from violence tendency. In addition, participants with high Violence Tendency scores had lower scores from autonomy, competence, and relatedness need subscales of basic psychological needs. Keywords: basic psychological needs, life satisfaction, violence tendency

Secondary school studentsPsychological needsLife satisfaction+1
Zeynep Emiroğlu
Yeditepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Predictive roles of loneliness and automatic thoughts on resilience of university students

This study was conducted to investigate the predictive roles of loneliness and automatic thoughts on the resilience of university students with regards to the age variable, which is a demographic feature. This research is a predictive correlational study using the screening model for finding causes of events or phenomena. The sample of the study was composed of 516 undergraduate students (405 female, 111 male) in Yeditepe University. The research group included students from Science and Social Sciences areas. In the study; UCLA Loneliness Scale (Russel, Peplau and Ferguson, 1978; Demir, 1989), Psychological Hardiness Scale (PHS) (Terzi. 2013), Automatic Thoughts Questionnaire (ATQ) (Hollon and Kendall, 1980; Şahin and Şahin, 1992) and the Demographic Information Form prepared by the researcher were used. Independent samples t-test and one way analysis of variance were used to assess the differences among university students' loneliness, automatic thoughts and resilience levels in term of demographic variable: age. In the main analyses of the study, firstly Pearson correlation analysis was used to examine the correlations among the study variables. Then, the multiple regression analysis was conducted to determine the predictive roles of loneliness and automatic thoughts on resilience. According to the results of the correlational analysis; it has been identified that university students' loneliness, automatic thoughts and psychological resilience level do not differ according to age; and that there is a moderate negative correlation between loneliness and automatic thought levels; a low negative correlation between loneliness, and automatic thought levels and challenge, a sub-dimension of psychological resilience; a low negative correlation between loneliness, and automatic thought levels and control sub-dimension; and a moderate negative correlation between loneliness, and automatic thought levels and commitment sub-dimension. It was also found that loneliness and automatic thoughts negatively predict control sub-dimension at a low level, and commitment sub-dimension at a moderate level. Keywords: loneliness, automatic thoughts, resilience, university students

Automatic thoughtsHardiness on psychologicalLoneliness+1
Burcu Dok
Yeditepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Examining the relationship between 7th and 8th grade middle school students' perceived social support and empathy levels

This study aims to determine the relationship between perceived social support and the empathy skills of the 7th and 8th grade middle school students. The sample of the study consisted 323 middle school students (158 female, 165 male) in Bornova, Cigli and Bahattin Tatis Campuses of Izmir Private Turk College. The data was obtained from the participants via Child-Adolescent Social Support Scale (Malecki et al., 1999; Yardımcı & Başbakkal, 2010) and An Index of Empathy for Children and Adolecents (Bryant, 1982; Gürtunca, 2013). Independent samples t-test was applied for determining whether perceived social support and empathy levels of middle school students were significantly different according to gender and number of siblings. Pearson correlation analysis was also applied for determining the correlations between the research variables. The empathy levels of the students were significantly different according to gender. It is founded that the empathy levels of female students were higher than male students. The frequency and importance of the students' perceived support from close friends and the importance of the students' perceived support from their teachers showed a significant difference according to gender. Female students had higher perceived support levels from close friends and teachers than male students. The perceived social support levels of the students showed a significant difference according to the number of siblings. It has been found that students with siblings have a higher perceived support frequency from close friends than students who are only children. According to the results of correlation analysis, it is founded that perceived social support and empathy skills had a positive relationship. Keywords: Perceived social support, empathy, middle school students.

Perceived social supportEmpathySecondary school students+2
Deniz Demet Avcıbaşı
Yeditepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Examining the effect of a group guidance program on the 7th grade students' interpersonal problem solving skills

The aim of this study is to examine whether the group guidance program on the basis of Rational Emotional Education has an impact on the interpersonal problem solving skills of the students attending the seventh grade or not. For this purpose, the study was formed in the quasi-experimental model and the study group was designed by the appropriate and criterion sampling method. In selecting the students who made up the research group, the volunteers and the evaluation made through "Problem Solving Inventory" which was developed by Heppner and Peterson (1982), and adapted to Turkish by Şahin, Şahin and Heppner (1993) were taken into consideration. The study was conducted between the experimental group consisting of 12 students in 3 groups and the control group consisting of 36 people. Rational Emotional Education program was applied to the experimental group. No program was applied to the control group. In the analysis of the data, Paired Sample t Test and Independent Sample t Test were used. As a result of the study, it was observed that the group guidance program on the basis of Rational Emotional Education was an effective method to increase interpersonal problem solving skills of secondary school students. Key words: Rational Emotive Education, Group Guidance, Secondary School Students, Interpersonal Problem Solving Skills.

Rational emotive educationEducation psychologyGroup guidance+4
Sevcan Kömeçoğlu
Yeditepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Investigation of the effect of breath control training program on anxiety level

The aim of this research is to examine the effect of the Breath Control Training Program on the anxiety level of the participants. The Breath Control Training Program, consisting of effective breathing techniques that can be used to cope with anxiety in daily life, was applied to the participants. The research was carried out with the participation of individuals (N = 30) who attended a special personal development course in the 2018-2019 academic year within the borders of Istanbul. In the Breath Control Training Program consisting of two sessions, the session duration was determined as 60 minutes, and the sessions were planned once a week. "Single group pretest-posttest control-free group" pattern, which is one of the experimental research methods, was used in the research. Research data were collected using ''Personal Information Collection Form'', ''Body Sensations Scale'', State and ''Trait Anxiety Scale'', and ''Breath Control Training Program'' Evaluation Form. In the evaluation of the data, Correlation and descriptive - content analyzes were done with ShapiroWilk's Paired and Independent sample t-test. After the Breath Control Training Program, it was determined that there was a statistically significant decrease (p <0.05) in the pre-test and post-test body sensations scale scores. Similarly, a statistically decrease in the ''state anxiety'' scores of the participants (p <0.05) was detected. However, there was no significant difference in'' trait anxiety'' scores (p> 0.05).

CopingEducation programsAnxiety+3
Ömür Köylü
Yeditepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Siber zorbalık yapma siber mağdur olma ve denetim odağı arasındaki ilişkinin bazı kişisel değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı ortaöğretim kurumlarında okuyan öğrencilerin siber zorbalık, siber mağduriyet ve denetim odağı arasında ilişkinin bazı kişisel değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırma evrenini Şanlıurfa ilindeki ortaöğretim kurumlarında okuyan öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın çaşışma grubu ise Şanlıurfa merkezinde bulunan 8 farklı ortaöğretim kurumunda öğrenim görmekte olan 539 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma verileri "Sanal Zorba/Kurban Ölçeği", "Rotter İç-Dış Kontrol Odağı Ölçeği" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" ile elde edilmiştir. Araştırma verileri tek yönlü varyans analizi, bağımsız örneklem t-testi ve korelasyon analizi tekniği ile elde edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, erkek öğrenciler, kız öğrecilere göre daha çok siber zorba ve siber mağdur olmaktadırlar. Denetim odağı puan ortalamaları açısından ise bir farklılık saptanamamıştır. Sınıf düzeyi ve yaşa göre siber zorbalık, siber mağduriyet ve denetim odağı puan ortalamaları açısından anlamlı bir fark bulunamamıştır. Baba eğitim düzeyi açısından bakıldığında düşük eğitim düzeyindeki babaya sahip olan öğrenciler daha fazla siber zorbalık yapmakta ve daha fazla siber mağdur olmaktadırlar. Denetim odağı puan ortalamaları açısından ise anlamlı bir fark bulunamamıştır. Anne eğitim durumu ve anne-baba birliktelik durumuna göre siber zorbalık, siber mağduriyet ve denetim odağı açısından bir fark bulunamamıştır. Bir seferde internet kullanımına ayrılan süre açısından bakıldığında internete daha az zaman ayıran öğrenciler daha az siber zorbalık yapmakta ve daha az siber mağdur olmaktadırlar. Denetim odağı puan ortalamaları açısından farklılık saptanamamıştır. Siber zorbalık ve siber mağduriyet arasında pozitif yönde bir ilişki, dış denetim odağı ve siber mağduriyet arasında pozitif yönde bir ilişki saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Siber zorbalık, Siber mağduriyet, Denetim odağı,Ortaöğretim öğrencileri

Denetim odağıEğitim psikolojisiKişisel özellikler+5
Ferhat Bayram
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bilişsel davranışçı temelli siber zorbalık önleme programının etkisi

ÖZET Bu araştırmanın amacı araştırmacı tarafından geliştirilen bilişsel davranışçı temelli siber zorbalık önleme programının ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin zorba veya mağdur olma açısından siber zorbalık ve akran zorbalığı deneyimlerine etkisini incelemektir. Açıklayıcı karma yöntemle yapılan bu araştırma iki bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde uygulanan siber zorbalık önleme programının etkisi, ikinci bölümde ise uygulanan siber zorbalık önleme programı hakkındaki katılımcı görüşleri incelenmiştir. Araştırmanın ilk bölümü 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Gaziantep İlinin Şahinbey ilçesine bağlı birbirine benzer özellik gösteren iki ortaokul öğrencileriyle yürütülmüştür. Deney grubunda 78, kontrol grubunda ise 80 katılımcı yer almaktadır. Katılımcılara Yenilenmiş Siber Zorbalık Envanteri, Çocuklar İçin Zorbalıkla İlgili Bilişler Ölçeği, Okul Yaşamı Zorbalık Ölçeği ve kişisel bilgi formunun yer aldığı bir anket uygulanarak ön-test verileri toplanmıştır. Daha sonra, 10 oturumdan oluşan "Bilişsel Davranışçı Temelli Siber Zorbalık Önleme Programı" sadece deney grubuna uygulanmıştır. Kontrol grubuna herhangi bir işlem yapılmamıştır. Program uygulandıktan sonra deney ve kontrol grubuna aynı ölçekler tekrar uygulanarak son test verileri toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde normallik varsayımı sağlandıktan sonra deney ve kontrol grubunun ön-testleri arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığına ve deney ve kontrol gruplarının son testleri arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığına bağımsız örneklemler t-testi (Independent Samples t-Test) kullanılarak bakılmıştır. Deney ve kontrol grupları arasında işlem öncesi anlamlı bir fark çıkmamasına rağmen istatistiksel gücü artırmak için deney ve kontrol gruplarının ön-testleri sabit tutularak son testler üzerinde tek yönlü kovaryans analizi (ANCOVA) yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre bilişsel davranışçı siber zorbalık önleme programının katılımcıların akran zorbalığına maruz kalma düzeyleri hariç siber zorbalık yapma, siber zorbalığa maruz kalma, akran zorbalığı yapma ve zorbalık bilişleri üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. İkinci bölümde bilişsel davranışçı temelli siber zorbalık önleme programı ile ilgili katılımcı görüşlerini incelemek için deney grubunda yer alan 6 erkek ve 6 kız öğrenci ile odak grup görüşmesi yapılmıştır. Konu, süre, içerik, yöntem, etkinlikler olmak üzere beş tane değerlendirme kriteri belirlenmiş ve bunlardan hareketle sorular oluşturulmuştur. Katılımcılara 14 açık uçlu soru yöneltilmiştir. Odak grup görüşmesi sonucunda elde edilen nitel veriler betimsel analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre odak grup görüşmesine katılan katılımcılar bilişsel davranışçı temelli siber zorbalık önleme programının amacına ulaştığını (n=12), içeriğinin yeterli olduğunu (n=12) belirtmişlerdir. Anahtar kelimeler: Bilişsel davranışçı, akran zorbalığı, siber zorbalık, önleme programı.

Akran zorbalığıBilişsel davranışlarOrtaokul öğrencileri+4
Kevser Yüksel
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlerde yalnızlığın yordayıcısı olarak algılanan sosyal destek, arkadaşlık kalitesi ve arkadaşa bağlanmanın incelenmesi

Bu araştırmanın amacı arkadaştan algılanan sosyal destek, arkadaşlık kalitesi ve arkadaşa bağlanma değişkenlerinin ergenlerin yalnızlık düzeyini ne derecede yordadığı incelemektir. Betimsel yöntem kullanılarak yürütülen araştırmada örneklemi 2016-2017 eğitim öğretim yılında Hatay ili İskenderun ilçesindeki anadolu liselerinde okuyan 239 kız ve 191 erkek olmak üzere 430 öğrenci oluşturmuştur. Bu kullanılan veriler; Kişisel Bilgi Formu, UCLA Yalnızlık Ölçeği, Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Arkadaşlık Kalitesi Ölçeği ve Arkadaşa Bağlanma Ölçeği ile elde edilmiştir. Araştırma değişkenleri cinsiyet, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, kardeş sayısı, aile gelir düzeyi, sınıf düzeyi açısından incelenirken SPSS programı üzerinden ilişkisiz örneklemler T- testi, tek yönlü varyans analizi (One Way Anova), Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Yalnızlığın; algılanan sosyal destek, arkadaşlık kalitesi ve arkadaşa bağlanma değişkenleri tarafından ne derece yordandığı incelenirken hiyerarşik çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda arkadaştan algılanan sosyal destek, arkadaşlık kalitesi ve arkadaşa bağlanma değişkenlerinin yalnızlığı anlamlı olarak yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Cinsiyet, sınıf düzeyi, anne eğitim, baba eğitim, kardeş sayısı, ailenin aylık gelir düzeyi değişkenlerinin UCLA Yalnızlık Ölçeğine göre anlamlı farklılaşmadığı görülmüştür. Arkadaşlık kalitesi ve algılanan sosyal desteğin cinsiyet açısından anlamlı farklılaştığı; kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre arkadaşlarından daha fazla sosyal destek algıladıkları görülürken; sınıf düzeyi, anne eğitim seviyeleri, baba eğitim seviyeleri, kardeş sayısı, ailenin aylık gelir düzeyi değişkenlerinin anlamlı farklılaşmadığı görülmüştür. Arkadaşa bağlanma güvenli alt boyutunun kızların lehine olarak cinsiyet açısından farklılaştığı görülmüştür. Sonuçlar ergenlik, yalnızlık, sosyal destek, bağlanma ve arkadaşlık kalitesi değişkenleri kapsamında literatürdeki diğer çalışmalar da göz önünde bulundurularak tartışılmıştır.

Akrana bağlanmaAlgılanan sosyal destekArkadaşlık+7
Ayşe Nur Katmer
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çift kariyerli ailelerde ebeveyn stresinin yordayıcısı olarak iş-yaşam dengesi ve yaşam doyumu

Bu araştırmanın amacı çift kariyerli ailelerde ebeveyn stresinin yordayıcısı olarak iş-yaşam dengesi ve yaşam doyumunu incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu çift kariyerli aile yapısına sahip, en az bir çocuk sahibi ve yaş ortalaması 40 (SS=6.64) olan 382 (236kadın, 146erkek) katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada Anne Baba Stres Ölçeği, Yeni İş-Yaşam Dengesi Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği ve katılımcıların demografik özelliklerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde; Bağımsız Örneklem t-Testi, Levene Homojenlik Testi, Tek Yönlü ANOVA, Pearson Korelasyon Katsayısı, Hiyerarşik Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, kadın katılımcıların erkeklere kıyasla anlamlı düzeyde daha yüksek ebeveyn stresi yaşadığı saptanmıştır. Ayrıca, yaş ile ebeveyn stresi arasında negatif yönde zayıf fakat anlamlı bir ilişki bulunmuş; yaş ilerledikçe ebeveyn stresinin azaldığı bulunmuştur. Üç aşamalı hiyerarşik regresyon analizinde, birinci modelde yalnızca iş-yaşam dengesi değişkeni yer almış ve ebeveyn stresindeki varyansın %19'unu açıklamıştır. İkinci modele cinsiyet değişkeni eklendiğinde açıklayıcılık %23'e yükselmiş, üçüncü modele yaşam doyumu değişkeninin dahil edilmesiyle açıklanan varyans %28'e ulaşmıştır. Bu bulgular, ebeveyn stresinin yalnızca bireysel özelliklerle değil, iş yaşamı, cinsiyet rolleri ve genel yaşam doyumu gibi çoklu faktörlerle anlamlı biçimde ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Araştırma bulguları alanyazın çerçevesinde tartışılmış ve alana katkı sunabilecek öneriler sunulmuştur.

Hümeyra Kiraz
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebeveyn kabul ve reddi algısı ile genel aidiyet duygusu arasındaki ilişkide sevgi ve ait olma ihtiyacının aracı rolü

Bu araştırmanın amacı, genç yetişkinlerde algılanan ebeveyn kabul-red düzeylerinin genel aidiyet duygusu üzerindeki etkisinde sevgi ve ait olma ihtiyacının aracı rolünü incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu, 18-40 yaş aralığında yer alan 286 (199 kadın, 87 erkek) genç yetişkin oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla Yetişkin Ebeveyn Kabul-Red Ölçeği Kısa Formu (Anne ve Baba), Seçim Teorisine Dayalı Temel İhtiyaçlar Ölçeği – Sevgi ve Ait Olma Alt Boyutu, Genel Aidiyet Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan demografik bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde, gruplar arası karşılaştırmalar için bağımsız örneklemler t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmış; anlamlı fark görülen durumlarda Bonferroni düzeltmeli post-hoc testleri tercih edilmiştir. Etki büyüklüğü için Cohen'in d ve eta kare (η²) katsayıları hesaplanmıştır. Değişkenler arası ilişkiler Pearson korelasyon katsayısı ile analiz edilmiş; nedensel ilişkileri test etmek amacıyla yapısal eşitlik modellemesi kapsamında yol analizi uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre, algılanan ebeveyn kabul-red düzeyleri ile genel aidiyet arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Mplus ile gerçekleştirilen aracılık (mediation) analizi sonucunda elde edilen bulgulara göre, hem anne hem de baba kabul–red algısının sevme–ait olma ihtiyacı üzerinden aidiyet algısının iki boyutuna anlamlı ve dolaylı etkilerde bulunduğu görülmüştür. Model, kabul edilme–içerilme değişkeninin varyansının %47'sini, reddedilme–dışlanma değişkeninin varyansının %41'ini ve sevme–ait olma ihtiyacının %36'sını açıklamaktadır. Bu bulgular, özellikle annenin kabul–red tutumunun bireyin temel psikolojik ihtiyaçları ve aidiyet deneyimleri üzerinde daha güçlü ve bütünsel bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca sevgi ve ait olma ihtiyacının, algılanan ebeveyn kabul-red düzeyi ile genel aidiyet arasındaki ilişkide anlamlı bir aracı rol üstlendiği saptanmıştır. Elde edilen bulgular, bireylerin aidiyet duygusunun gelişiminde erken dönem ebeveyn tutumlarının ve sevgi-ait olma ihtiyacının belirleyici bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Araştırma sonuçları alanyazın çerçevesinde tartışılmış ve alana yönelik öneriler sunulmuştur.

Algılanan ebeveynlik biçimleriEbeveyn kabul veya reddiGenç yetişkinler+1
Yağmur Kocaoğlu
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üstün yetenekli çocuklara sahip ailelerin aile işlevselliği

Bu araştırmanın amacı, üstün yetenekli çocuklara sahip ailelerin aile işlevselliğini derinlemesine incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırma nitel araştırma deseni olan ve bilinen ya da farkında olunan olguları derinlemesine araştırmayı sağlayan, olgu bilim çalışması olarak oluşturulmuştur. Bu kapsamda uzman görüşü alınarak ebeveyn ve çocuk formu olmak üzere görüşme formları hazırlanmıştır. Görüşmeler anne, baba ve çocuk olmak üzere toplam üç aile ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler NVİVO nitel araştırma programı ile analiz edilmiştir. Sonuç olarak üstün yetenekli çocuklara sahip ailelerin aile işlevselliği aile içi bağlılık, aile içi destek, aile içi sınırlar, aile içi ritüeller, aile içi roller ve aile içi iletişim boyutları ile kapsamlı olarak ele alınabilmektedir. Bu boyutlardan ise üstün yetenekli çocuklara sahip ailelerde bağlılığın diğer boyutlara göre daha güçlü olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Aile, Aile İşlevselliği, Üstün Yeteneklilik

AileAile işlevleriÜstün yetenek+1
Merve Çalışkan
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Suriyeli göçmen üniversite öğrencilerinde yılmazlığın incelenmesi

Bu araştırmanın amacı savaş mağduru göçmenlerde risk ve koruyucu faktörler temelinde yılmazlık kaynaklarını derinlemesine incelemektir. Bu kapsamda savaştan dolayı Türkiye'ye göç etmek zorunda kalmış 5 kadın, 5 erkek 10 üniversite eğitimi gören kişi ile görüşmeler yapılmıştır. Araştırma kapsamında nitel araştırmaların bir türü olan "olgubilim (fenomenoloji) çalışması" kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış "Göçmen Üniversite Öğrencilerinde Yılmazlık Görüşme Formu" veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Yapılan içerik analizi sonuçlarına göre katılımcıların risk faktörlerinin daha yoğun olarak toplumsal olduğu görülürken, koruyucu faktörler daha yoğun olarak bireysel yapıya sahiptir. Katılımcılar tarafından daha yoğun olarak belirtilen risk faktörleri şu şekildedir: Dil ile ilgili riskler, sosyal desteksizlik ve önyargılara maruz kalmak, maddi zorluklar ve eğitim süreçlerinin kesintiye uğraması, aile üyelerinin birbirinden ayrı oluşu ve hayata karşı olumsuz bakış açısına sahip olmak. Katılımcıların daha yoğun olarak belirttiği koruyucu faktörler ise şu şekildedir: Maneviyata sahip olmak, kariyer amaçlarının oluşu, umut, azim, ev sahibi toplumun desteği, göçmen grup desteği ve aile üyelerinden alınan destek. Ayrıca katılımcıların yılmazlığın bir göstergesi olarak, kendilerini mutlu ve ayakta kalmış/güçlü olarak nitelendirme yoğunluklarının fazla olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Yılmazlık, göçmen, risk faktörleri, koruyucu faktörler, Maxqda.

Eğitim psikolojisiGöçmenlerSuriye+4
Özgür Osman Demir
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00