İstanbul University
Discipline

History of Science

İstanbul University

9

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

9 Theses
Master'sOpen AccessTR

Matematikçi Mehmed İzzet'in hayatı ve bilimsel çalışmaları

Bu yüksek lisans tezi, hayatının elli yılından fazlasını Türkiye'de bilimin ve matematik eğitiminin gelişimine vakfetmiş olan Mehmed İzzet Özarun'un (1867-1940), bilimsel bir biyografisini kurmayı amaçlamaktadır. Çevresinde "riyâziyeci" olarak bilinen Mehmed İzzet'in adı, Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in erken dönemlerini konu alan bilim tarihi araştırmalarında sıkça karşımıza çıkmaktadır. Buna rağmen yaşamı ve tüm eserleriyle birlikte, şimdiye dek derinlemesine bir incelemenin konusu olmamıştır. Mevcut araştırmaların sağladığı kısıtlı bilgiyi, Osmanlı arşiv belgeleri, dönemin gazeteleri, hayatı hakkındaki yazılar ve Mehmed İzzet'in kaleme aldığı yayınları inceleyerek genişlettik. Mehmed İzzet, eğitimini Dârüşşafaka'da tamamlamıştır. Ardından Mâbeyn-i Hümâyûn Cenâb-ı Mülûkâne Mütercimleri Dairesi'nde tercüman olarak çalışmaya başlamıştır. Bu dönemde, II. Abdülhamid için 37 roman ve seyahatname/gezi yazısı tercüme etmiştir. Daha sonra bir müddet Şirket-i Hayriye'de idareci olarak çalışmıştır. Onun matematikçi olarak tanınmasının sebebi ise uzun yıllar çeşitli okullarda matematik, mekanik ve astronomi dersleri vermiş olmasıdır. Çalıştığı okullar arasında, Dârüşşafaka, Mekteb-i Mülkiye-i Şâhâne, Dârülfünun gibi kurumlar vardır. Mehmed İzzet çoğunluğu matematik alanında olmak üzere, tekrar baskılarıyla beraber 146 civarında kitap ve ders kitabı yayınlamıştır. Aralarında Dârüşşafaka, Fenn, Mahfil, İkdam, Talebe Mecmuası gibi dergi ve gazetelerin olduğu çeşitli mecralarda 69 makale kaleme almıştır. Ayrıca, Dârüşşafaka dergisinin başyazarlığı görevinde bulunmuş ve Hasan Fehmi ile birlikte Talebe Mecmuası'nı yayınlamıştır. Tezimizde Mehmed İzzet'in hayatı ve yayınları ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir.

BilimBilim insanıBilim tarihi+6
Mehmet Gök
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

19. yüzyıl Osmanlıca süreli yayınlarında batılı bilim insanı biyografileri ve bilim insanı imgesi

Süreli yayınlar, 19. yüzyılda modern bilimi ve bilim insanını okuyucularına tanıtmak için yaygın olarak kullanılan araçlar olmuştur. Dönemin süreli yayınlarında, batılı bilim insanlarının yaşam öykülerine dair onlarca tercüme ya da derleme biyografi yer almaktadır. Batılı bilim insanlarının biyografilerini incelemek için yüzlerce mecmua arasından Afak, Çocuklara Rehber, Hâver, Malumat, Mecmua-i Edebiyye, Mektep, Mirat-ı Alem, Mirsad, Nâhid, Say, Servet-i Fünun ve Şafak'ı seçtik. Bu dergilerde Copernicus, Buffon, Galileo, Newton gibi ikonik bilim insanlarının yanı sıra, kısa bir süre önce vefat etmiş olan Pierre Curie ya da o dönem hala hayatta olan Berthollet gibi 19. yüzyıl figürlerinin hayatları da sunuluyordu. Bu tez, dönemin biyografilerinin bilim insanlarının basit bir fotoğrafını sunmadığını, onların idealize edilmiş versiyonlarını yansıttığını kabul etmektedir. Biyografi yazarları, bilim insanlarının hayatlarını, bireysel özelliklerini ve mesleki becerilerini, ahlaki veya sosyal kodlara atıfta bulunarak yorumlamışlardır. Ayrıca biyografi yazını bir tür olarak, 19. yüzyılda hem Batı'da hem de Osmanlı İmparatorluğu'nda kendine has üslup özelliklerine sahiptir. Bu çerçeveyi gözeterek tezimizde 1850-1908 yılları arasında Osmanlı süreli yayınlarında yer alan batılı bilim insanlarının biyografilerinden geniş bir örneklem seçerek inceledik. Amacımız, biyografiler aracılığıyla nasıl bir bilim insanı imgesinin ya da imgelerinin ortaya konduğunu anlamaktır. Anahtar Kelimeler: Biyografi, bilim insanı biyografisi, biyografi yazarları, biyografi yazını, Osmanlı'da bilim insanı biyografileri, Osmanlıca süreli yayınlar, Osmanlı İmparatorluğu, teracim-i ahval, tercüme-i hal, yaşam öyküsü

19. yüzyılBatılı düşünürlerBilim insanı+7
Fırat Kahraman Aykara
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Cumhuriyetin ilk kırk yılında Türkiye'de tohum ıslah araştırmaları: Eskişehir Sazova Tohum Islah İstasyonu örneği

Bu doktora çalışması Türkiye'de 1923-1963 yılları arasındaki 40 yıllık süreçte tohum ıslah araştırmaları alanında yaşanan gelişmeleri Eskişehir Sazova Tohum Islah İstasyonu örneğinden yola çıkarak değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Söz konusu süreç, yeni bir ülke kurulurken, ekonomik anlamda onun en önemli taşıyıcı direklerinden olan tarımsal üretimin geliştirilmesi yönünde atılan adımların hız kazandığı bir zaman dilimidir. Ülkenin farklı coğrafyalarında, farklı bitki türleri üzerine çalışmalar yapan tohum ıslah istasyonlarının kuruluşu da bu adımların biridir. Bu istasyonlar, bölgesel veya ulusal çapta ekonomik kalkınmada fayda sağlayabilecek yeni çeşitlerin elde edilmesinde oynadıkları rolün yanı sıra geleneksel tarım yerine, bilimesl araştırmayı önde tutan, rasyonel yöntemlere ve yeni teknolojilere dayalı bir üretim anlayışının yerleştirilmesinde pay sahibi olmuşlardır. Türkiye'de kurulan ilk tohum ıslah araştırma merkezi olan Eskişehir Sazova Tohum Islah İstasyonu, öncelikle ülkenin en önemli tarımsal üretim maddesi olan hububat çeşitleri üzerine yaptığı araştırmalarla bu sürece katkı sunmuştur. Bununla birlikte bu istasyon, tarımsal araştırmanın farklı dönemlerin politik ve konjonktürel şartlarından nasıl etkilendiğini ve böylece yöntem ve amaçlarının nasıl bir değişime uğradığını göstermesi açısından da tipik bir örnek teşkil etmektedir. Tezimiz boyunca bu istasyondaki çalışmaların gelişimi incelenecek ve bunların Türkiye'de tarım politikaları ve daha özel olarak tarımsal araştırma alanında yaşananlarla olan ilişkisine değinilecektir. Böylece tohum ıslahının, kalkınmanın itici gücü olarak görülen modern tekniklerin ve pazara yönelik rasyonel üretim anlayışının tarım alanına yayılmasındaki etkileri anlaşılmaya çalışılacaktır.

Bilim tarihiBitki ıslahıIslah programları+7
Barışcan Ersöz
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Darüşşafaka'nın doğa tarihi koleksiyonunun bilim tarihi açısından değerlendirilmesi

Cemiyet-i Tedrisiye-i İslamiye tarafından, yoksul ve yetim çocukların eğitimine destek olmak amacıyla kurulan ve 1873 yılında öğretime başlayan Darüşşafaka, fen bilimleri eğitimine özel önem vermesi sebebiyle, 19. yüzyıl Türkiyesi'nin önde gelen öğretim kurumlarından biri olmuştur. 1880'lerde kurulmuş olan doğa tarihi müzesi içindeki koleksiyon, Darüşşafaka'nın fen bilimleri eğitimine verdiği önemin bir göstergesidir. Kaynaklarda adı 'Tarih-i Tabii Müzesi' olarak geçen bu koleksiyon, zooloji, botanik, mineraloji ve jeoloji derslerini desteklemek amacıyla okul hocalarından Miralay Dr. Hüseyin Remzi Bey'in (1839-1896) öncülüğünde oluşturulmuştur. Koleksiyondan günümüze gelen örnekler, hâlen Darüşşafaka Eğitim Kurumları'nın İstanbul'daki Maslak Kampüsü'nde bulunan müzede sergilenmektedir. Koleksiyonda çok sayıda mineral, fosil, memeli iskeleti, kimyasal sıvı içinde saklanan hayvan örnekleri ve samanla doldurulmuş kuş ve memeli hayvanlar bulunmaktadır. Bu tezin amacı, Darüşşafaka Müzesi'nde korunan doğa tarihi koleksiyonunu bilim tarihi açısından değerlendirmek, 19. yüzyılda, eğitimde modernleşme akımı çerçevesinde açılan Türk eğitim kurumlarında doğa tarihi koleksiyonlarının bulunduğunu ortaya koymak ve bu koleksiyonun eğitime katkısını belirlemektir. Bu doğrultuda, malzemenin önce bir envanteri çıkarılmış, koleksiyonun nasıl, ne zaman ve kimler tarafından oluşturulduğu belirlenmiş ve söz konusu malzeme incelenerek bu az bilinen koleksiyonun doğa bilimleri eğitimindeki yeri ortaya konmuştur. Bu tez ayrıca, Avrupa'da 16. yüzyılda ilk örnekleri görülen doğa tarihi koleksiyonlarının 19. yüzyılda modernleşme çabaları çerçevesinde Osmanlı eğitim kurumlarına girişini, Darüşşafaka örneği ile göstermektedir.

Bilim tarihiDarüşşafakaKoleksiyon+2
Özge Hazar
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Jeofizik Enstitüsü'nün kuruluşu ve Türkiye'de jeofizik bilim dalının gelişmesine katkısı (1926-1977)

Bilim tarihinde, birçok bilim dalında modernleşme ve uzmanlaşmanın, literatürde Bilim Devrimi denilen dönem sonrasında başladığı bilinmektedir. Bu bilim dallarından birisi de jeofiziktir. Ancak jeofizik, Yerküre ile ilgilenen jeoloji gibi diğer bilim dallarına göre gelişimini daha geç tamamlamıştır. On dokuzuncu yüzyıl sonu ile birlikte modern jeofizik ortaya çıkmıştır. Yirminci yüzyıl ise hem teorik hem de uygulama anlamında jeofiziğin büyük bir gelişim gösterdiği yüzyıl olarak kayda geçmiştir. Aynı zamanda on dokuzuncu yüzyılın başlangıcından itibaren Avrupa'da ilk Jeofizik Enstitüleri ortaya çıkmıştır. Türkiye'ye bakıldığında ise jeofizik ilk olarak kamu kurumları tarafından uygulanmaya başlanmıştır. Darülfünûn'da ilk defa bir üniversite çatısı altında Jeofizik dersleri eğitim programına dahil edilmiştir. Araştırmanın kurumsallaşması ise İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi'nin 1948 yılından itibaren bir Jeofizik Enstitüsü kurmaya karar vermesi ile görülür. Tezimizde Jeofizik konusunda Türkiye'de bir üniversite çatısı altında eğitim ve araştırma yapmak için neden müstakil olarak bir enstitünün kurulduğunun gerekçesine yanıt aranmak istenmiştir. Bu çerçevede, Jeofizik Enstitüsü'nün kuruluşunun altında yatan nedenler, enstitünün teşekkülü neticesinde ne gibi amaçlara ulaşılmak istendiği, işlevi ve faaliyet alanlarının neler olduğu, enstitü mezunlarının çalışma sahaları, enstitüde yetiştirilen öğrenciler tarafından yapılan lisansüstü çalışmalar ile İstanbul Üniversitesi'nde jeofizik alanına yapılmış katkılar belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca Jeofizik Enstitüsü'nde görev alan yerli ve yabancı direktörler ve öğretim üyeleri ile yurtdışından davet edilen uzmanların yaşam öyküleri, faaliyet alanlarının hangi konular üzerine yoğunlaştığı, enstitüde verilen dersler, enstitüye satın alınan kitaplar, mecmualar ve aletler konu edilmiştir.

Bilim tarihiJeofizikJeofizik Enstitüsü+2
Yunus Emre Fenerci
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı astronomisinde tutulma hesapları ve gözlem (1800-1922)

19.yüzyıldan itibaren tutulmalar konusundaki çalışmalar, bu dönemde bilim alanında gerçekleşen gelişmelerin de etkisiyle, farklı bir boyut kazanmıştır. Bu dönemdeki gelişmelere örnek olarak 1836 yılında gerçekleşen halkalı Güneş tutulması sırasında İngiliz amatör astronom Francis Baily'nin Ay yüzeyindeki düzensizlikleri gözlemlemesi verilebilir. 1842 yılından itibaren, spektroskopların kullanımıyla helyum emisyonu ortaya konmuştur. İlk başarılı tam tutulma fotoğrafı 1851 Temmuz'unda Königsberg'te Johann Julius Friedrich Berkowski tarafından çekilmiştir. Bu fotoğraf, Güneş'in üst atmosfer katmanlarının da ilk kez fotoğrafik olarak kaydedilmesi nedeniyle Güneş fiziği tarihinde önemli bir yere sahip olmuştur. 1868 yılında gerçekleşen tam Güneş tutulmasını Hindistan'da spektroskopuyla gözlemleyen Fransız astronom Pierre Janssen, Güneş spektrumunda yeni ve bilinmeyen bir element olan helyum emisyon çizgisini keşfetmiştir. 1869 yılında alınan koronal tutulma spektrumları sayesinde 'koronyum' adı verilen gizemli yeşil ve sarı spektral çizgiler ortaya konmuştur. Bu gelişmelerden yola çıkarak tezimizin amacı, 1800-1922 yılları arasında Ay ve Güneş tutulmalarının Osmanlı astronomisindeki yerinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda öncelikle 1800-1922 yılları arasında meydana gelen ve Osmanlı coğrafyasından gözlenebilen tutulmaların tarihleri NASA'nın beş bin yıllık tutulma kataloğundan tespit edilmiştir. Bu tarihler, Ay ve Güneş tutulmalarıyla ilgili bilgi içeren zîc, takvîm-i sâl, ahkâm-ı tâli'-i sâl ve sâlname gibi birincil kaynaklardan kontrol edilmiş, araştırmamızın kapsamına uygun olanlar incelenmiştir. Ayrıca 1800-1922 yılları arasında tutulmalar vasıtasıyla astronomi alanına yapılan yeni katkıları görmek için Avrupa kaynaklarından çevirilen ders kitapları incenmiştir. Osmanlı'da yayınlanan gazetelerin incelenmesi, tutulmaların Osmanlı toplumu üzerindeki etkilerini ortaya koymamıza yardımcı olmuştur.

AstronomiAstronomik gözlemAy tutulması+4
Solmaz Ceren Özdemir
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Aristoteles'e atfedilen Kitâbü'n-Nebât'ın Şamlı Nikolaos yorumu

Aristoteles'e atfedilen Kitâbu'n-Nebât, İslam bilim tarihinde doğrudan botanik üzerine ortaya koyulmuş ilk ve temel eserdir. Bununla birlikte, günümüze yalnız 10. yüzyıl başlarında yapılmış Arapça çevirisiyle ulaşan bu eserin Aristoteles'e aidiyeti konusunda şüpheler vardır. Fakat kitap, İslam bilim tarihi üzerindeki etkisinin yanı sıra, konusunun önemi ve ele alınma şekli nedeniyle Ortaçağ Avrupa'sında Latince ve İbraniceye de çevrilmiştir. Diğer taraftan çeşitli ipuçları, bu eserin Avrupa'da İslam dünyasından daha etkili olduğunu göstermektedir. Kitâbu'n-Nebât, kısalığına rağmen, Peripatetiklerin doğa bilimleri ile ilgili yaptıkları çalışmalar arasında botaniğin yeri açısından oldukça önemli bir metindir. Zira Aristoteles'in bitkiler hakkında yazan öğrencisi Theophrastos tarafından değinilmeyen birçok noktayı ele almakta ve böylece Peripatetik botanik hakkındaki bilgilerimizi daha geniş bir çerçeve içinde tamamlamamızı sağlamaktadır. İki bölümden oluşan eser, ilk olarak bitkiler hakkında Aristoteles'ten önce bilinenleri ele alır. Ardından bitkiler, Aristoteles felsefesi doğrultusunda ve başka yerlerde görmemizin mümkün olmayacağı şekilde söz konusu edilir. Bu tezdeki öncelikli amacımız, henüz Türkçeye çevrilmemiş olan eseri dilimize kazandırmaktır. Bunun ardından, eserin bilim tarihindeki yerini ve önemini göstermenin yanı sıra, antik ve İslami kaynaklar ışığında yorumlamayı da hedefledik. Çalışmamız sonucunda ortaya çıkan çeviri ve yorum bütününün ülkemizdeki Antikçağ, İslami dönem ve Ortaçağ Avrupası botanik tarihi çalışmaları açısından önemli bir boşluğu dolduracağına inanıyoruz.

AristotelesBilim tarihiBotanik+4
Gürsel Aksoy
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı'dan Cumhuriyet Türkiyesi'ne bilim insanı kimliğinin değişimi: (1839-1946)

Toplumların bilimsel seviyelerini anlamak için öncelikle o toplumun bilime ve bilim insanına olan bakışını analiz etmek gerekir. Bilim insanlarının faaliyetleri toplumun bilgi seviyesine hem katkı sağlar hem de yön verir. Bundan dolayı bilimsel faaliyetleri destekleyen faktörlerin ve bunların da bilim insanı ile karşılıklı olan etkileşimlerinin bilinmesi gerekir. Tezimiz, Osmanlı Devleti'nin Tanzimat Dönemi'nden Türkiye Cumhuriyeti'ne kadar olan dönemde bilim insanı kimliğinin değişimi ve bu kimliğin meslek olarak icra edilmesine kadar geçen süreci incelemeye çalışmaktadır. Bu değişimi etraflıca ele alabilmek için bilimin, bilimde meslekleşmenin, modern bilimlerin Türkiye'ye giriş yollarının, bilim insanına giden yolda kişilere atfedilen sosyal tabakalardaki sıfatların, kişilerin yararlandıkları kaynakların ve yapılan bilimsel faaliyetlerin ele alınması gerekmektedir. 19. yüzyıl hem dünya hem de Osmanlı Devleti için önemli değişimlerin ve gelişimlerin meydana geldiği bir dönemdir. Hemen hemen her alanda olduğu gibi bilim alanındaki gelişmelerden de uzak kalmayan Osmanlı Devleti'nde kuruluşundan beri bilimsel bilgiye sahip olan ya da bilimi icra eden insanların misyonları değişiklik göstermiştir. Sosyolojik olarak da bir öneme sahip olan bilim ve bilim insanı kavramları toplumun bilime olan bakış açısını göstermek için yardımcı bir inceleme alanıdır. Bu çerçevede tezimizde bilimin öznesi olan bilim insanı misyonunun bir toplumdaki değişimini ve meslekleşmeye giden süreçte bilim insanını besleyen unsurları ele almaya çalıştık. Osmanlı Devleti'nden Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar geçen süreçte modern bilime ve modern bilim insanı kimliğine temel oluşturacak çeşitli isimler, kurumlar, fikirler, söylemler, yorumlar, fikir toplulukları vb. faktörlerden ön plana çıkanları inceleyerek düşüncemizi destekleyen bileşenleri aktarmaya çalıştık.

Bilim insanıCumhuriyet DönemiCumhuriyet tarihi+3
Tuğba Cantürk Yılmaz
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Cumhuriyet döneminde doğa bilimleri ve uygulanışı (1923-1946)

Bu tez, 1923-1946 yılları arasında Türkiye'de botanik, zooloji ve jeoloji bilim dallarını kapsayan doğa bilimleri anlayışının ve uygulanış alanlarının nasıl ve hangi amaçlar doğrultusunda şekillendiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. 1923 yılı, yeni bir yönetim anlayışı olan Cumhuriyetin ilan edildiği tarih olmakla birlikte bu tarihten itibaren yeni rejim siyasi, sosyal, ekonomik vb. alanda köklü değişimlere ihtiyaç duymuştur. Bu ihtiyaçların giderilmesinde ise doğa bir kaynak, bilim, özellikle de doğa bilimleri bir araç olarak kullanılmıştır. Çağa ayak uydurabilmek ve gelecek nesilleri çağdaş dünyanın gereklerine uygun yetiştirebilmek amacı ile eğitimin ileri düzeye getirilmesinin yanı sıra yeni bir kültür ortamı da yaratılmak istenmiştir. Yeni devlet anlayışının getirdiği ihtiyaçları karşılayacak çağdaş bir bilim hayatı oluşturma hedefi de bu değişim hareketiyle beraber gelişim göstermiştir. Bu tez çalışmasında, Cumhuriyetle birlikte ortaya çıkan değişim hareketi sonucunda meydana gelen gelişmelerin doğa bilimleri açısından nasıl şekillendiği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bunun için ilk, orta ve yüksek öğretim kurumlarının ders içerikleri, enstitülerde yapılan araştırma ve yayınlar ile bunların iktisadi ve sosyal hayata yansımaları incelenmiştir. Bunlara ek olarak halka yönelik hazırlanan popüler bilim dergileri de araştırma kapsamında değerlendirilmiştir. Yüksek öğretim kurumları için dönüm noktası niteliğinde olan doktora yapma şartının getirildiği 1946 yılı ile tez çalışması sonlandırılmıştır. Çalışmamız sonunda ortaya çıkan verilerin, Cumhuriyetin ilk yıllarında doğa bilimleri ve uygulanışı konusunda yapılan bilim ve eğitim tarihi çalışmalarına katkı sağlayacağına inanıyoruz.

Bilim tarihiDoğa bilimleriEğitim+2
Gökçe Toprak
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00