
2.297
Arşivlenen Tez
64
DOI Atanmış
3%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Zihinse antrenman tekniklerinin 15-16 yaş arası erkek basketbolcularda kolektif yeterlik ve bireysel performansa etkisinin incelenmesi
Özellikle son dönemlerde zihinsel antrenmana olan ilgi giderek artmaktadır. Bu teknik sporcuların performansını arttırmak amacıyla kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı; sporculara zihinsel antrenman becerilerini benimsetmek, zihinsel antrenmanın sporcuların kolektif yeterlik ve bireysel performansı üzerine olumlu etkisinin olup olmadığını araştırmaktır. Zihinsel antrenman teknikleri genellikle fiziksel antrenmanla beraber kullanılmakta olup, özellikle üst yaş gruplarında yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Zihinsel antrenman teknikleri fiziksel bir efor gerektirmemektedir. Son yıllarda bu tekniklerin özellikle takım sporlarında oyuncunun bireysel performansına etkili olup olmadığını belirlemeye yönelik çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. Bu çalışma ligde oynayan 15-16 yaş aralığında bulunan 5 oyuncu ile yapıldı. Bu oyuncuların yaş ortalaması x̄=15,4±1 yıl olarak tespit edilmiştir. Çalışmada katılımcılara kolektif yeterlik ölçeği ve kişisel bilgi formu uygulanmıştır. Çalışma süresince toplanan verileri analiz etmek için SPSS programı kullanılmıştır. Bununla birlikte, katılımcılara 5 haftalık bir zihinsel antrenman programı uygulanmıştır. Yapılan zihinsel antrenman egzersizi sonucunda, zihinsel antrenman teknikleri uygulanmadan önce ve uygulandıktan sonra oyuncuların performans parametreleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık bulunamamıştır. Buna ilaveten, uygulanan kolektif yeterlik ölçeği puanlarının ön-test ve son-test değerleri arasında çıkan fark da istatistiksel açıdan anlamlı bulunamamıştır (p>0,05). Anahtar Kelimeler: Kolektif Yeterlik, Performans, Zihinsel Antrenman
Futbolcularda sanal gerçeklik antrenmanının teknik beceri antrenman yükü ve mental yorgunluğa etkisi
Amaç: Bu çalışmanın amacı; futbolcularda sanal gerçeklik antrenmanın teknik beceri antrenman yükü ve mental yorgunluğa etkilerinin değerlendirilmesidir. Meteryal ve Yöntem: Bu araştırmaya, Türkiye Futbol Federasyonu tarafından resmi lisansa sahip 18 yaş ve üzeri güncel müsabaka takvimlerinde müsabakalara katılım gerçekleştiren toplamda 24 futbolcu katılmıştır. Araştırmamıza, Rezzil Index® sanal gerçeklik uygulaması ile antrenman yapan uygulama grubu ve kendi takım antrenmanlarına devam eden kontrol grubu olmak üzere iki ayrı grup katılmıştır. Bu gruplar, 8 hafta boyunca haftada 2 gün, toplamda 16 birim antrenman yapmıştır. Araştırmaya katılan sporcuların antrenman yükü değerleri, antrenmandan sonraki 30 dakikalık zaman diliminde alınıp, bağımlı örneklem t-testi ile değerlendirilip Post-hoc analizlerinden (Bonferroni) analizi uygulanıp kayedilmiştir. Mental yorgunluk seviyeleri ise araştırmanın başında ön test olarak, sonunda ise son test olarak kaydedilmiştir. Araştırmanın futbola özgü kafa vuruşu, hareketli topa vuruş, duran topa vuruş ve pas vuruşu becerisini ölçen performans testleri ön test ve son test olarak değerlendirilip kayıt altına alınmıştır. Araştırmada ortaya çıkan grup içi bulgular istatistiksel yöntemlerden bağımlı örneklem t-testi ile iki grup arası bağımsız örneklem t-testi ile değerlendirilip kayedilmiştir. Bulgular: Analiz sonuçlarına göre uygulama grubunun ön test ve son test futbola özgü teknik beceri değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Kontrol grubunun ön test ve son test futbola özgü teknik beceri değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir (p>0,05). Analiz sonuçlarına göre uygulama grubunun ön test ve son test antrenman yükü değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Kontrol grubunun ön test ve son test antrenman yükü değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir (p>0,05). Analiz sonuçlarına göre uygulama grubunun ön test ve son test mental yorgunluk değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Kontrol grubunun ön test ve son test mental yorgunluk değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir (p>0,05). Analiz sonuçlarına göre uygulama grubu kontrol grubuyla karşılaştırıldığında futbola özgü teknik beceri, antrenman yükü ve mental yorgunluk test sonuçlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç: Sanal gerçeklik teknolojisi materyallerinin, futbola özgü teknik beceri gelişimini ve buna bağlı olarak antrenman yükü ile mental yorgunluk seviyelerinin gelişimini destekleyen alternatif bir antrenman uygulaması olarak kullanılabileceğini söyleyebiliriz. Anahtar Kelimeler: Sanal Gerçeklik, Futbol, Antrenman, Mental Yorgunluk, Antrenman Yükü, Teknik Beceri
İlkokulda Olimpik Değerler Eğitim Programının sosyal duygusal öğrenme üzerine etkisi
Bu araştırmanın amacı olimpik değerler eğitim programının ilkokul 4. Sınıf öğrencilerinin öz yönetim, öz farkındalık (öz düzenleme), sosyal farkındalık, ilişki kurma (akran ilişkileri) ve sorumlu karar verme (görev tanımlama) becerileri olan sosyal duygusal öğrenme üzerindeki etkisini ortaya çıkarmaktır. Araştırma, nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı iç içe karma desende tasarlanmıştır. Araştırma 2021-2022 eğitim öğretim yılının birinci döneminde Manisa ili Şehzadeler ilçesinde bulunan bir ilkokulda beden eğitimi ve oyun ders sürecinde yürütülmüştür. Araştırmanın nicel verileri için örneklem grubu 4. sınıfta öğrenim gören 108'u kontrol, 108'u deney grubunda olmak üzere 216 öğrenciden oluşmuştur. Araştırmanın nitel verileri için çalışma grubu ise deney grubu öğrencilerinin sınıf öğretmenlerinden oluşmuştur. Araştırmanın nicel verileri olimpik değerler eğitim programından önce öntest programdan sonra da sontest olarak Sosyal Duygusal Öğrenme Ölçeği (SDÖÖ) ile toplanmıştır. Nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiştir. Araştırmanın nicel verileri SPSS Statistics 25.0 programı ile analiz edilmiştir. Nitel veriler ise içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda ulaşılan bulgular olimpik değerler eğitim programının uygulandığı deney grubu öğrencileriyle kontrol grubu öğrencileri arasında iki öntest puanları ile sontest fark puanları arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını test etmek amaçlanmıştır. Yapılan bağımsız örneklem t-testi sonucunda iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu bulunmuştur, t=8,768, p<,05. Bu fark deney grubunun lehinedir. Deney grubu öğrencilerin SDÖÖ'nin öntest puanları ile sontest puanları arasında anlamlı bir farkın olup olmadığını test etmek amacıyla yapılan ilişkili örneklem t-testi sonucunda istatistiksel olarak anlamlı bir farkın olduğu görülmektedir (t= 8,623, p<,05). Bu fark son test puanları lehinedir. Araştırmanın nitel bölümünde elde edilen tema ve kodlar nicel bulguları destekler şekilde öğrencilerin sosyal duygusal öğrenme becerilerini yansıtmıştır. Kendilerini ifade ettikleri öz yeterlilik becerilerine; disiplin kazandıklarını ve motivasyonlarını artırdıkları öz yönetim becerilerine yansıtmıştır. Saygı, empati kurma, başkalarının duygularını ve bakış açılarını anlama gibi sosyal farkındalık becerileri sergilediklerini tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları, olimpik değerler eğitim programının öğrencilerin sosyal duygusal öğrenme becerilerinin bütün alt boyutlarında etkili olduğunu nicel bulgularla tespit edilmiştir. Elde edilen bulguların benzer şekilde sınıf öğretmenleriyle yapılan görüşmelerde desteklenmiştir. Bu nedenle, olimpik değerler eğitim programının MEB'e bağlı okullarda beden eğitimi ve oyun derslerinde destekleyici olarak kullanılması önerilmektedir.
Ortaokul öğrencilerinin bedensel okuryazarlık algıları ile fiziksel aktivite düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Amaç: Çalışmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin bedensel okuryazarlık algıları ile fiziksel aktivite düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu ilişkilerin cinsiyet, sınıf, haftalık adım sayısı, duyuşsal bilişsel alan, fiziksel alan ve vücut kitle indeksi gibi değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını araştırmak hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntem: Araştırma, nedensel-ilişkisel tarama modelinde tasarlanmıştır. Nedensel-ilişkisel tarama modeli, değişkenler arasındaki neden-sonuç ilişkilerini anlamak amacıyla kullanılır. Bir büyük şehrin merkezden uzak ilçesinde yer alan dört devlet okulunda öğrenim gören 350 öğrenci örneklem olarak seçilmiştir. Katılımcıların 182'si kız (%52) ve 168'i erkek (%48) öğrencidir. Bedensel okuryazarlık algıları PLAY ölçeği ile ölçülmüş, fiziksel aktivite düzeyleri ise OMRON HJ-320-E Pedometresi ile günlük adım sayıları alınarak belirlenmiştir. Veriler pearson korelasyon ve basit doğrusal regresyon analizleri ile değerlendirilmiş, t-test ve one-way ANOVA testleri ile bağımsız grup karşılaştırmaları yapılmış ve anlamlı farklılıklar sonucunda Tukey post-hoc testi kullanılarak hangi gruplar arasında bu farklılıkların olduğu belirlenmiştir. Bulgular: Bedensel okuryazarlık algıları ile fiziksel aktivite düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Cinsiyete göre vücut kitle indeksi, duyuşsal bilişsel alan ve çevresel katılım skorları farklılık göstermemiştir. Kız öğrenciler okuma ve matematikte daha başarılı bulunurken, erkek öğrenciler haftalık adım sayısı, yer değiştirme, nesne kontrolü ve denge hareketlerinde daha yüksek performans göstermiştir. Sınıf seviyelerine göre fiziksel performans farklılıkları gözlemlenmiş, ancak adım sayısı, çevresel katılım ve akademik puanlar arasında fark bulunmamıştır. Adım sayısı ile yer değiştirme hareketleri arasında güçlü pozitif ilişki, duyuşsal bilişsel alan ile ise daha düşük pozitif ilişki bulunmuştur. Adım sayısının bedensel aktivite üzerindeki etkisi sınırdadır. Çevresel katılım ve spor saati ile haftalık adım sayısı arasında güçlü pozitif korelasyonlar saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Bedensel Okuryazarlık, Bedensel Aktivite Düzeyi, Ders dışı sportif etkinlikler, Beden Eğitimi ve Spor, Bedensel Okuryazarlık Algısı
Crossfit ve geleneksel kuvvet antrenmanlarının bazı performans parametrelerine etkisinin karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı fiziksel olarak aktif kişilerde crossfit antrenmanı ile geleneksel kuvvet antrenmanının bazı performans parametreleri üzerine etkilerinin karşılaştırılmasıdır. Araştırmaya 18-25 yaş aralığında sağlıklı 45 kişi katılmıştır. Katılımcılar crossfit, geleneksel kuvvet ve kontrol olarak 15'er kişilik üç gruba ayrıldı. Katılımcılardan sekiz haftalık süreç öncesinde ve sonrasında vücut yağ yüzdesi, kas yüzdesi, el pençe, sırt, bacak kuvvetleri, dikey sıçrama, durarak uzun atlama, 10-20-30 metre koşu süreleri, çeviklik testi, Y denge testi, fonksiyonel hareket analizi ve yoyo dayanıklılık testi ölçümleri alınmıştır. Gruplar arası karşılaştırmalarda One Way Anova testi kullanılmıştır. Grup içi karşılaştırmalarda ise parametrik verilerde T testi, parametrik olmayan verilerde Wilcoxon testi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi olarak p<0.05 değeri alınmıştır. Bulgularda; crossfit ve kontrol gruplarının sırt kuvveti, bacak kuvveti, dikey sıçrama, durarak uzun atlama, çeviklik, yoyo, maksimal oksijen tüketimi, sağ denge ve sol denge son test değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulundu. Geleneksel kuvvet ve kontrol grupları arasında vücut ağırlığı, vücut kitle indeksi, bacak kuvveti, çeviklik, yoyo, maksimal oksijen tüketimi ve sol denge son test değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulundu. Grup içi ön ve son testler incelendiğinde crossfit grubu için sadece sağ denge ve sol denge değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulundu. Geleneksel kuvvet grubunda ise vücut ağırlığı, sırt kuvveti, el pençe kuvveti, sağ denge, sol denge ve fonksiyonel hareket analiz değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulundu. Sonuç olarak; Crossfit ve geleneksel kuvvet antrenmanı grupları arasında fiziksel performans parametrelerinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.
Futbolcularda nöromuskuler egzersizler ile foam rolling gevşeme tekniğinin bazı fiziksel uygunluk parametrelerine etkisinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışma, nöromusküler egzersizlerin foam rolling gevşetme tekniği ile birlikte uygulanarak futbolcularda bazı fiziksel uygunluk parametreleri üzerine etkisini ve sporcu performansına katkısını incelemeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya, Onvo Antalyaspor kulübünde futbol oynayan 30 sporcu gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılar, nöromusküler egzersizler ve foam rolling gevşetme tekniğini uygulayan egzersiz grubu (n=15) ile kontrol grubu (n=15) olarak ikiye ayrılmıştır. Sporcular 8 haftalık nöromuskuler egzersizler ve foam rolling gevşetme tekniğini haftada 3 gün olacak şekilde uygulamıştır. Katılımcıların, antropometrik özelliklerni belirleyici testler ve saha testleri olan esneklik, dikey sıçrama, dinamik ve statk denge, eklem hareket açıklığı ve diz eklem propriosepsiyon testler uygulanmıştır. İstatistiksel analizler için eşleştirilmiş gruplar t testi kullanılmış, anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Araştırmanın veri analizlerine göre egzersiz grubu antropometrik özelliklerinde vücut ağırlığı ve vücut kitle indeksinde istatistiksel olarak anlamlı fark görülürken, kontrol grubu için sadece vücut ağırlığında istatistiksel olarak anlamlı fark belirlenmiştir (p<0,05). Katılımcıların saha testlerinde ise egzersiz grubu esneklik, dikey sıçrama, dinamik ve statik denge, eklem hareket açıklığı ve diz eklem propriosepsiyon ölçüm testlerine göre istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu, kontrol grubunda dinamik dengede sağ alt ekstremite postlateral yönde ve eklem hareket açıklığı testi belirli bölgelerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Her iki grup arasında veriler incelendiğinde antropometrik özelliklerinde istatistiksel olarak herhangi bir fark olmadığı (p>0.05) dinamik denge ve eklem hareket açıklığında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu tespit edilmiştir(p<0,05). Sonuçlar: Elde edilen bulgulara göre, nöromusküler egzersizleri foam rolling gevşetme tekniği ile birlikte uygulayan egzersiz grubunun spor performansında gelişim gösterdiği gözlenmiştir.
Taekwondo sporcularının psikolojik dayanıklılık düzeyleri ve proaktif kişilik özelliklerinin branş başarısı üzerine etkisinin incelenmesi
Amaç: Bu araştırmada 18 yaş üstü taekwondo sporcularının psikolojik dayanıklılık düzeyleri ve proaktif kişilik özelliklerinin branş başarısı üzerine etkisinin incelenmesi ve proaktif kişilik yapısının psikolojik dayanıklılık düzeyini yordayıcı gücünün incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya 178 kadın, 163 erkek toplam 341 taekwondo sporcusu katılmıştır. Bu araştırmada kişisel bilgi formu, Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği ve Proaktif Kişilik Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde iki grubun karşılaştırılmasında bağımsız gruplar t-testi, ikiden fazla grubun karşılaştırılmasında tek yönlü varyans analizi (ANOVA), değişkenler arasındaki ilişkiyi ortaya koymada Pearson korelasyon ve son olarak bağımlı değişkenler arasındaki öngörücü gücü belirlemede ise Regresyon analizi uygulanmıştır. Anlamlılık p<.05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Araştırmanın sonucunda elde edilen verilere göre psikolojik dayanıklılık ve proaktif kişilik düzeylerinin, başarı ve eğitim durumu değişkenlerinde anlamlı farklılıklara sahip olduğu saptanmıştır. Yaş, cinsiyet, milli sporcu olma durumu ve taekwondo sporunun yapıldığı süre değişkenlerinin arasında anlamlı ilişki olmadığı görülmüştür. Psikolojik dayanıklılık ve proaktif kişilik yapısı arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Psikolojik dayanıklılık ve proaktif kişilik yapısının başarıyı olumlu yönde etkilediği sonucuna varılmıştır. Ayrıca proaktif kişilik yapısının psikolojik dayanıklılık üzerinde pozitif yönde anlamlı yordayıcı güce sahip olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Taekwondo, Psikolojik Dayanıklılık, Kişilik, Proaktif Kişilik, Branş Başarısı
Türkiye Futbol Süper Ligindeki takımların ligteki başarı sıralamalarına göre hızlanma ve yavaşlama mesafelerinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı müsabakalar sonucunda gruplandırılan takımların farklı mevkilerindeki oyuncularının; aynı pozisyondaki diğer grup oyuncularıyla farklı zaman dilimlerinde topla etkileşimlerine göre gerçekleştirdikleri yüksek şiddetli hızlanma (YŞHIZ)-yavaşlama (YŞYVŞ) mesafelerinin takımların başarısına olan etkisini incelemektir. Meteryal ve Yöntem: Bu çalışma, 2016-17 Türkiye Futbol Süper Ligi'nde 34 hafta süren müsabakalardan oluşmuştur. Takımlar, puana göre 1., 2. ve 3. Grup olarak üçe ayrılmıştır. Veriler; beş farklı mevkiye göre kamera sistemleriyle elde edilerek 0-45, 45-90, 0-90 dakika (dk.) aralıklarında top takımındayken, rakipteyken ve toplamdaki YŞHIZ ve YŞYVŞ mesafelerine göre analiz edilmiştir. Bulgular: Analizlere göre, top kendi takımındayken 0-45, 45-90 ve 0-90 dk.'lerde 1. ve 2. Grup bekler, 3. Gruba göre daha fazla YŞHIZ yapmıştır (p<0,05). 0-45 dk.'de kanat ve forvetlerde yalnızca 3. Grup; 45-90 ve 0-90 dk.'lerde ise forvetlerde 2. ve 3. Grup, 1. Gruba kıyasla daha fazla YŞHIZ sergilemiştir (p<0,05). Top rakipteyken 0-45 ve 0-90 dk.'lerde tüm mevkilerde; 45-90 dk.'de ise bek, stoper ve kanatlarda 2. ve 3. Grup, 1. Gruba göre fazla YŞHIZ gerçekleştirmiştir (p<0,05). Toplamda 0-45, 45-90 ve 0-90 dk.'lerde stoper ve forvetlerde 2. ve 3. Gruplar, 1. Gruba göre yüksek YŞHIZ göstermiştir (p<0,05). 0-45 dk.'de kanatlarda 2. ve 3. Grup; 0-90 dk.'de orta sahada 2. Grup ve kanatta 3. Grup, 1. Gruba göre fazla YŞHIZ yapmıştır (p<0,05). YŞYVŞ değerleri de gruplar ve mevkiler arasında YŞHIZ ile paralel bir dağılım göstermiştir. Gruplar arasında 2. ve 3. Grup, 1. Gruba göre tüm zamanlarda anlamlı farka sahiptir. Sonuç: Bu çalışma, gruplar arasında mevkilere göre top etkileşimine bağlı fiziksel taleplerin değiştiğini ve Süper Lig'de şampiyonluğa oynayan 1. Grup takımlarının birçok mevki ve zaman diliminde daha az YŞHIZ ve YŞYVŞ yaptığını göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Futbol, Kamera Takip Sistemi, Lig Sıralaması, Yüksek Şiddetli Hızlanma-Yavaşlama, Mevkisel Farklılıklar, Toplu ve Topsuz Hızlanma-Yavaşlama.
Farklı Lig kategorilerinde oynayan hentbolcuların bacak hacim ve kütleleri ile üst ekstremite kas kuvveti arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, farklı liglerde oynayan hentbolcularda bacak hacim ve kütleleri ile üst ekstremite kas kuvveti arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Araştırmada ölçümler sonunda elde edilen verilerin analizinde IBM SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Bu araştırmaya, Türkiye Hentbol Federasyonu Süper Lig Erkekler liginde oynayan Tokat Gençlik Spor Kulübü'nden 14 gönüllü erkek sporcu (yaş: 24,07±6,74 yıl, boy:179,43±27,95 cm, kilo: 90,71±16,18 kg), 1. Lig Erkekler A Grubundaki Mihalıççık Spor Kulübü'nden 12 gönüllü erkek sporcu (yaş: 23,83±4,15 yıl, boy: 181,83±6,21 cm, kilo: 84,00±10,86 kg) ve 2. Lig Erkekler D Grubundaki Mersin İdmanyurdu Hentbol Spor Kulübü'nden 10 gönüllü erkek sporcu (yaş: 23,60±4,55 yıl, boy:183,60±7,82 cm, kilo: 86,80±14,70 kg) olmak üzere toplam 36 gönüllü erkek sporcu katılmıştır. Araştırmaya katılan takımların gruplar arası yaş, vücut ağırlığı, boy, el pençe kuvveti, lateral parmak kuvveti, parmak ucu kuvveti, palmar parmak kuvveti, omuz genişliği, omuz esnekliği ve bel çevresi, uyluk hacmi, baldır hacmi, ayak hacmi ve bacak hacmi toplamı, uyluk kütle, baldır kütle, ayak kütle ve bacak kütle toplamı değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0,05). 2. lig takımının, bacak hacmi toplamı ve el pençe kuvveti ile omuz genişliği arasında pozitif yüksek (p<0.05), bacak kütle toplamı ve el pençe kuvveti ile omuz genişliği arasında pozitif yüksek (p<0.05), 1. lig takımının bacak kütle toplamı ve omuz genişliği arasında pozitif yüksek (p<0.01), baldır kütle ve parmak ucu kuvveti arasında pozitif orta (p<0.05); Süper lig takımının, ayak hacmi ve lateral parmak kuvveti arasında pozitif orta (p<0.05), ayak kütle ve el pençe kuvveti arasında pozitif orta (p<0.05), uyluk hacmi ve el pençe kuvveti arasında pozitif yönlü orta düzeyde anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak, araştırmaya katılan takımların gruplar arası tüm değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Süper lig, 1. lig ve 2. liglerdeki takımlara ait değişkenlerin bacak hacim ve bacak kütle değişkenleri ile üst ekstremite kas kuvveti arasında anlamlı ilişki tespit edilmiştir (p<0.05). Anahtar kelimeler: Hentbol, bacak kütle, bacak hacim, el pençe kuvveti, parmak kuvveti.
Bazı kinantropometrik indekslerin özel yetenek sınav parkur puanları ile ilişkilerinin incelenmesi
-Bu çalışmanın amacı, bazı antropometrik parametrelerin performans ile ilişkisini incelemektir. Bu kapsamda erkek sporcularda üst ekstremite, alt ekstremite, ön kol uzunluğu, üst kol uzunluğu, biacrominal genişlik, bicristal genişlik, göğüs çevresi, oturma yüksekliği alt bacak uzunluğu, uyluk uzunlukları incelenmiştir. Bu antropometrik parametreler günlük yaşam aktivitelerinde birçok fonksiyonu yerine getirmekle birlikte çeşitli spor branşlarında sporcuların performansını önemli derecede etkileyen parametrelerdir. Spor etkinliklerinde alt ve üst ekstremitelerin çeşitli şekillerde sporcu performansına etkisi farklılık göstermektedir. Yaptığımız literatür çalışmasında erkek sporcuların; üst ekstremite uzunluk değerleri ortalama 77,67±4,06 cm; alt ekstremite uzunluk değerleri ortalama 96,79 ±13,52 cm; ön kol uzunluk değeri ortalama 26,83±2,07 cm; üst kol uzunluk değerleri ortalama 34,77±3,27 cm; biacrominal genişlik değeri ortalama olarak 37,71±5,68 cm; bicristal genişlik değeri ortalama 27,95±2,07cm; göğüs çevre genişlik değeri ortalama 95,60±4,07 cm; oturma yükseklik değeri ortalama 97,26±14,97 cm; alt bacak uzunluk değeri ortalama olarak 42,35±4,98 cm ve uyluk uzunluk değerleri ortalama 44,72±3,23 cm olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak, araştırmaya katılan özel yetenek sınavına başvuran erkek adayların tüm değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Bu sonucun adayların antropometrik yapıları, fiziksel, fizyolojik ve spor geçmişi gibi faktörlerden kaynaklandığı düşünülmektedir.
Olumlu ve olumsuz geri bildirimin basketbolcularda psikofizyolojik toparlanmaya etkisi
Bu araştırmada, rekreatif olarak basketbol sporu ile uğraşan üniversite öğrencilerinin olumlu ve olumsuz geri bildirim ve psikofizyolojik toparlanma ilişkisinin; basketbolda şut beceri testi bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini rekreatif olarak basketbol sporu ile uğraşan 18 yaş ve üzeri 30 erkek (N=30) üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Kalp atım hızı değişkenliği ölçümü, BioTrace+ Nexus-10 cihazı ve ilgili eklentileri ile cihazın kendi yazılımı kullanılarak yapılmıştır. KAHD parametrelerinin ölçümlerinde kontrol grubuna geri bildirim verilmeden ölçüm yaptıktan sonra olumlu ve olumsuz geri bildirim gruplarına olumlu ve olumsuz geri bildirim koşulu altında aynı ölçümler yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular sonucunda olumlu ve olumsuz geri bildirimin psikofizyolojik toparlanma üzerinde etkilerinin anlamlı olduğu gözlenmiştir (p<0.05). Elde edilen bilgiler ışığında sonuçlar tartışılmış ve gelecek araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur.
İlkokul 4. sınıf öğrencilerine yönelik 8 haftalık geleneksel Türk oyunları programının milli değerlerin kazanımına etkisi: Nitel ve nicel bir araştırma
Bu araştırmanın amacı, ilkokul 4. sınıf düzeyindeki öğrencilere yönelik geliştirilen sekiz haftalık Geleneksel Türk Oyunları Programı'nın, öğrencilerin millî değerleri kazanma düzeylerine olan etkisini hem nitel hem de nicel verilerle incelemektir. Araştırmada, oyun temelli eğitimin çocukların değerler eğitimi sürecindeki işlevi değerlendirilmiş; Geleneksel Türk Oyunları'nın kültürel aktarım, sosyal etkileşim ve bireysel gelişim üzerindeki rolü ortaya konmuştur. Çalışma, karma araştırma deseni çerçevesinde yürütülmüş; nicel veriler ön test-son test modeline göre toplanmış, nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşmeler ve gözlem formları aracılığıyla elde edilmiştir. Nicel araştırma grubunu, 2024–2025 eğitim-öğretim yılında bir devlet ilkokulunda öğrenim gören 33 dördüncü sınıf öğrencisi oluştururken; nitel çalışma grubunu, aynı okuldan farklı sosyoekonomik düzeylere sahip 8 öğrenci ve 1 öğretmen oluşturmaktadır. Nicel veriler, öğrencilerin millî değerlere yönelik bilgi, tutum ve davranış düzeylerini ölçen geçerli ve güvenilir bir ölçek aracılığıyla ön test ve son test şeklinde toplanmış; analizlerde eşleştirilmiş örneklem t-testi ve Wilcoxon işaretli sıralar testi kullanılmıştır. Nitel veriler ise içerik ve tematik analiz yöntemleriyle değerlendirilmiş, öğrencilerin ve öğretmenin görüşleri temel temalar altında yapılandırılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, uygulanan program, öğrencilerin nesne kontrolü becerilerinde anlamlı gelişmelere (p<0.05), millî değer kazanımı düzeylerinde ise istatistiksel olarak anlamlı artışlara yol açmıştır. Buna karşın, lokomotor becerilerde anlamlı bir gelişim gözlenmemiş; bu bulgu, motor beceri gelişimi için daha uzun süreli uygulamalara ihtiyaç duyulduğunu göstermiştir. Ayrıca, millî değerlerin kazanımı açısından cinsiyetler arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0.05); bu durum programın kız ve erkek öğrenciler üzerinde eşit etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Nitel bulgular, öğrencilerin oyunlar yoluyla dayanışma, iş birliği, sabır, saygı, dürüstlük, vatan sevgisi ve empati gibi değerleri içselleştirdiklerini göstermiştir. Öğrenciler ayrıca oyunlar sayesinde kültürel bağ kurduklarını, kendilerini mutlu ve motive hissettiklerini, yeni kelimeler ve şehir isimleri öğrendiklerini ifade etmişlerdir. Öğretmen gözlemleri de bu kazanımları desteklemiş; programın çocukların sosyal, duygusal ve bilişsel gelişimlerine bütüncül katkılar sunduğu belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, Geleneksel Türk Oyunları'nın eğitim programlarına daha sistematik şekilde entegre edilmesi; program süresinin uzatılması; öğretmen ve ailelerin sürece aktif olarak dâhil edilmesi ve benzer uygulamaların farklı bölgelerde de yaygınlaştırılması gerektiği önerilmektedir. Bu çalışmanın bulguları, kültürel temelli oyunların, özellikle ilkokul düzeyinde millî değerlerin kazandırılması ve çok boyutlu gelişimin desteklenmesi açısından etkili bir araç olduğunu ortaya koymakta ve eğitim alanındaki kuramsal ve uygulamalı çalışmalara katkı sunmaktadır.
Futbolcuların psikolojik dayanıklılık ve hedef bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Amaç: Bu araştırmada 18 yaş ve üstü futbolcuların psikolojik dayanıklılık ve hedef bağlılık düzeyleri çeşitli demografik ve sportif değişkenler açısından incelenmiş; değişkenler arasındaki ilişkiler ve yordayıcılık düzeyleri analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular çok yönlü istatistiksel analizlerle değerlendirilmiştir.Gereç ve Yöntem: Araştırmaya 285 erkek ve 29 kadın olmak üzere toplam 314 futbolcu katılmıştır. Araştırmada "Kişisel Bilgi Formu, Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği ve Hedef Bağlılık Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde sporcuların psikolojik dayanıklılık ve hedef bağlılığı düzeyleri ile sportif başarı düzeyleri arasındaki farkları belirlemek için tek yönlü varyans analizi (ANOVA), değişkenler arasındaki ilişkiyi ortaya koymada Pearson korelasyon ve bağımlı değişkenler arasındaki öngörücü gücü belirlemede Regresyon analizi uygulanmıştır. Anlamlılık düzeyi p<.05 olarak kabul edilmiştir.Bulgular: Araştırma sonucunda elde edilen verilere göre psikolojik dayanıklılık düzeylerinin cinsiyet ve eğitim durumu değişkenleri arasında anlamlı farklılıklara rastlanmış, hedef bağlılığı düzeyleri arasında anlamlı farklılıklara rastlanmamıştır. Psikolojik dayanıklılık ve hedef bağlılığı düzeyleri, milli sporcu olma, sportif başarı durumu, yaş ve futbol oynama süreleri değişkenleri arasında anlamlı farklılıklara rastlanmamıştır.Sonuç: Sporcuların psikolojik dayanıklılık ve hedef bağlılığı düzeyleri arasında düşük düzeyde pozitif yönlü bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca psikolojik dayanıklılığın hedef bağlılığını yordadığı ancak bu yordayıcılığın sınırlı düzeyde olduğu bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Futbol, Psikolojik Dayanıklılık, Hedef Bağlılığı, Branş Başarısı
Lise öğrencilerine uygulanan life kinetik antrenmanların bazı motorik ve bilişsel beceriler üzerine etkisi
Life kinetik antrenmanların lise öğrencileri üzerindeki motorik ve bilişsel etkileri incelenerek, bu etkilerin öğrencilerin çok yönlü gelişimleri açısından önemi saptanarak Beden Eğitimi ve Spor derslerinde uygulanabilirliği veya öğrencilere önerilebilirliği araştırılacaktır. Araştırmacılar, ülkemizdeki sınırlı sayıdaki bilimsel çalışmaya dayanarak, life kinetik uygulamalarının mental ve fiziki performans, motor ve koordinasyon beceriler üzerinde pozitif yönde etki ettiğini ifade etmektedir. Fakat kaynaklar incelendiğinde life kinetik uygulamalarının dikkat, reaksiyon süresi ve el-göz koordinasyonu üzerinde etkisini inceleyen çok az çalışma vardır. Bu araştırmada modern bir antrenman çeşidi olan life kinetik antrenmanlarının bazı motorik ve bilişsel becerilerini geliştirmek için kullanılabileceği göz önünde bulundurularak, life kinetik antrenmanlarının öğrencilerin, dikkat, denge, el-göz koordinasyonu ve reaksiyon zamanına etkisi araştırılmıştır. Bu bağlamda on iki hafta boyunca sporculara uygulanan life kinetik antrenmanlarının deneklerden denge, reaksiyon süresi, el-göz koordinasyonu ve dikkat, üzerinde etkisi belirlenmiştir. Bu araştırmada, deneysel model kullanılmıştır. Deneysel modelde bir karşılaştırma vardır. Bu araştırma deneysel araştırma tipinde ön test son test kontrol gruplu model ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evreni Kırşehir Durdu Muzaffer Marşap Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde 2022/2023 Eğitim/Öğretim yılında öğrenim gören 300 kız öğrenciden oluşacak olup, Araştırmanın örneklemi ise rastgele seçilmiş 20 kontrol, 20 deney grubu olmak üzere toplam 40 denek 9.10.11. sınıf gönüllü kız öğrencilerden oluşmaktadır. Deneklerden Reaksiyon Süresi, Denge, El-Göz Koordinasyonu, Dikkat, ölçüm parametreleri alınmıştır. Denge testi ölçümleri Flamingo denge aleti ile ölçülmüştür. x El-Göz Koordinasyonu testi Wall Catch Koordinasyon Testi, Reaksiyon Zamanı Ölçümü ise Nelson'un el reaksiyon testi, cetvel yöntemi kullanılarak ölçülmüştür. Dikkat testi ise Brickenkamp (1962) tarafından geliştirilen Toker (1990) tarafında Türkiye'ye uyarlanan 11 14 yaş grubu için D2 dikkat testi kullanılmıştır Araştırma sonucunda öğrencilerie uygulanan life kinetik antrenmanın, öğrencilerin reaksiyon sürelerini azalttığı, denge becerilerini, el göz koordinasyonu becerilerini daha fazla geliştirdiği sonucu ulaşılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilere uygulanan life kinetik antrenmanın, dikkatlerini geliştiğini, doğru cevap sayılarını arttığını, boş bırakılma sayılarını azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Life kinetik antrenmanların lise öğrencilerinin motorik ve bilişsel becerilerini geliştirdiği sonucuna ulaşılmıştır.
Genç futbolcularda paraşüt antrenmanlarının sürat, ivmelenme, çeviklik ve patlayıcı kuvvet üzerine etkisi
Çalışmanın amacı, genç kadın futbolculara uygulanan paraşüt antrenmanlarının sürat, ivmelenme, çeviklik ve patlayıcı kuvvet üzerine etkisinin belirlenmesidir. Araştırmaya 20 kadın futbol oyuncusu gönüllü olarak katılmıştır. Çalışmaya, Kadirli ilçesinde 2023-2024 sezonunda Türkiye Futbol Federasyonuna bağlı altyapı takımlarından Kadirli Savrun Spor Kulübü'nde lisanslı oynayan 14-17 yaş arasındaki kadın sporcular arasından gönüllü olarak katılmayı onaylayan, araştırma grubu yaş ortalamaları 14,90 yıl, kontrol grubu 15,40 yıl; araştırma grubu vücut ağırlığı ortalamaları 54,90 kg, kontrol grubu 52,00 (kg); araştırma grubu boy ortalamaları 1,64 cm, kontrol grubu 1,61 cm olan 20 kadın futbolcu dâhil edilmiştir. Futbolculara programlarına ek olarak 6 hafta sürecek şekilde haftada 3 gün paraşüt destekli antrenman programı uygulanmıştır. Futbolcuların boy uzunluklarını ölçmek için bir stadiometre (Holtain Ltd. UK) marka boy ölçüm cihazı, vücut ağırlıklarını ölçmek için bir baskül (Tanita 401 A, Japan) cihazı kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler ortalama ve standart sapma (Std. Sapma) olarak özetlenmiştir. Normallik sınaması Shapiro Wilk Testi ile gerçekleştirilmiştir. Değişkenlerin normallik analizi sonuçlarına göre grupların karşılaştırılmasında bağımsız örneklemler için t-testi ve Mann Whitney U testi uygulanmıştır. Ön test-son test karşılaştırmalarında bağımlı örneklemler için t-testi ve Wilcoxon testi gerçekleştirilmiştir. İstatistiksel önem düzeyi 0,05 olarak kabul edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS 27.0 paket programı kullanılmıştır. Katılımcılara ait tanımlayıcı bilgiler karşılaştırma sonucunda yaş, boy uzunluğu, vücut ağırlığı ve spor deneyimleri arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p>0,05). Araştırma ve kontrol grubunun ön testte ölçülen sürat (t=-,952), patlayıcı kuvvet (t=1,804) ve ivmelenme (U=49,000) skorlarının istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir (p>0,05). Buna karşın çeviklik skorlarının karşılaştırılmasında ise istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu, araştırma grubunun kontrol grubundan daha düşük çeviklik değerlerine sahip olduğu tespit edilmiştir (t=-3,027; p<0,05). Araştırma grubunun ön test- son test karşılaştırılması verilmiştir. Ön test ile kıyaslandığında paraşüt antrenmanları sonrasında ölçülen son test sürat (t=5,953), çeviklik (t=5,308) ve ivmelenme (U=-2,703) değerlerinde anlamlı düzeyde azalma, patlayıcı kuvvette (t=-7,235) ise anlamlı düzeyde artış olduğu belirlenmiştir (p< 0,05). Temmuz 2024, 87 Sayfa Anahtar Kelimeler: Paraşüt, antrenman, motorik özellikler, direnç antrenman
Obezite farkındalık eğitiminin beden eğitimi ve spor yüksekokulu öğrencilerinin kilofobi düzeyleri ve kilolu bireylere yönelik tutumları üzerine etkisinin incelenmesi
Bu tez çalışmasının amacı; Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencilerinin kilofobi düzeylerinin ve kilolu bireylere yönelik tutumlarının belirlenmesi ve verilecek olan 6 haftalık obezitenin nedenleri ve obez bireylerin toplum içerisinde yaşadıkları problemleri kapsayan bir eğitim programının katılımcıların kilofobi düzeyleri ve kilolu bireylere yönelik tutumları üzerinde bir etkisinin olup olmadığının araştırılmasıdır. Çalışmanın örneklemini 2015-2016 Eğitim Öğretim Yılı'nda Çukurova Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu'nun Beden Eğitimi Öğretmenliği ve Antrenörlük Eğitimi bölümlerinde öğrenim gören 1., 2., 3. ve 4. sınıf öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmaya, Antrenörlük Eğitimi Bölümünden 106 ve Beden Eğitimi Öğretmenliği Bölümünden de 135 üniversite öğrencisi olmak üzere toplam 241 katılımcı katılmıştır. Bu tez çalışmasında `Deneme Modeli` kullanılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacı ile "Kilofobi Ölçeği" ve "Obez Bireylere Karşı Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler IBS SPSS 20 istatistik paket programı ile analiz edilmiştir. Katılımcıların demografik bilgilerini sunmak amacı ile frekans, yüzde, standart sapma gibi tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Kontrol ve deney gruplarının ön-test ve son-test sonuçlarının karşılaştırılması amacı ile de t testi, karma ANOVA ve faktöriyel ANOVA testleri kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarına ait ön test – son test ölçümlerine ait farklarının ortalamalarının karşılaştırılması sonucunda istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılığın olduğu bulunmuştur (t(239):-2,54, p<0,01). Sonuç olarak; verilmiş olan obezite farkındalık eğitiminin Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu öğrencilerinin kilofobi düzeyleri ve obez bireylere karşı tutumları üzerinde etkili olduğu ve kilolu bireylere karşı sergilenen olumsuz ön yargı düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı bir düşüşe neden olduğu bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: Kilofobi, obezite, kilo, obez
Takım ve bireysel sporla uğraşan antrenörlerin kendi duygularını yönetme beceri düzeylerinin değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı; takım ve bireysel spor antrenörlerinin, kendi duygularını yönetme beceri düzeylerinin belirlenmesi ve aralarında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık olup olmadığının karşılaştırılmasıdır. Bu tez çalışmasında `Tarama Modeli` kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini Adana, Gaziantep, Hatay, Mersin, Osmaniye'deki 70 takım sporu antrenörü ve 87 bireysel spor antrenörü olmak üzere toplam 157 antrenör oluşturmaktadır. Çalışmada yer alan antrenörlerin 103'ü erkek, 54'ü kadındır. Araştırmada veri toplamak amacı ile "Duyguları Yönetme Becerileri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler SPSS 25 istatistik paket programı ile analiz edilmiştir. Yapılan normallik testi sonucunda, araştırma sorularına ait değişkenlerin analizinde non-parametrik testlerden Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testleri uygulanmıştır. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar; bireysel branş antrenörlerinin cinsiyet değişkeninde Başa Çıkma alt boyutunda (p=0,03<0,05) ve sosyo-ekonomik durum değişkeninde Duyguları Sözel Olarak İfade Etme alt boyutunda (p=0,04<0,05), takım branş antrenörlerinde ise yaş değişkeninde Başa Çıkma alt boyutunda (p=0,05=0,05), branş değişkeninde Öfke Yönetimi alt boyutunda (p=0,01<0,05) ve sosyo-ekonomik durum değişkeninde Başa Çıkma alt boyutunda (p=0,02<0,05) istatistiksel açıdan anlamlı farklılık bulunmuştur. Bu çalışmadan elde edilen diğer sonuçlar; takım spor branşı antrenörlerinin duyguları yönetme becerisine ait ortalamasının, bireysel spor branşı antrenörlerinden yüksek olduğu, antrenörlerin genelinde ve bireysel branş antrenörlerinin yaş ile duyguları yönetme beceri düzeylerinin paralel bir şekilde artmakta olduğu, antrenörlerin genelinde evli olmanın, duygu yönetiminde daha becerikli olmayı sağladığı, antrenörlerin sosyo-ekonomik seviyesinin artması ile duyguları yönetme becerilerinin de arttığı sonuçları ortaya çıkmıştır. Anahtar Sözcükler: Antrenör, Duygu Yönetimi, Takım ve Bireysel Spor Branşları. .
Geleneksel Türk sporlarından kısa şalvar güreşinin uygulamaları ve kültürel boyutunun incelenmesi
Bu araştırmada Kısa Şalvar Güreşinin uygulamaları ve kültürel boyutunun incelenmesi amaçlanmıştır. Biyografik Anlatı Görüşmesi yöntemi ve literatür taraması yöntemleri uygulanmıştır. Kısa şalvar güreşinin tarihçesi hakkında genel bilgiler elde edilmiş olup kısa şalvar güreşinin geçmişten günümüze uygulamaları hakkında bilgiler toplanmıştır. Kısa şalvar güreşinin köylerde, düğünlerde yapılışı, halkın gösterdiği ilgi, güreşin yanı sıra güreşe yansıyan kültürel yaşam motifleri de irdelenmiştir. Bunun yanı sıra güreşin bir kültür olarak insan yaşamına yansımaları incelenmiştir. Güreşteki tekniklerin ve kuralların kültürel boyutuyla halkın yaşamındaki kültürel perspektifi ilişkilendirilip, törelerin güreş kurallarına yansımasına örnekler ortaya konulmuştur. Kısa şalvar güreşini uygulayan sporcuların anlayışları, izleyiciler açısından nasıl bir kültürel etki bıraktığı, toplumsal normlar, inanışlar bakımından aidiyet duygusu oluşturması, bu spor türünün sadece bir spor değil aynı zamanda eğlence, kaynaşma, paylaşma gibi insani değerlerin ortaya konmasındaki rolünün açığa çıkarılması beklenmektedir. Bu güreşe özgü motifler; müzik, uygulanış biçimi, güreşçi kıyafetleri, hakem kıyafetleri, müzisyen kıyafetlerinin ortaya konması, kültürel motiflerin incelenmesi, seyircilerin takdimi, sporcuların ve tüm iş birlikçilerin takdiminin yapılışına kadar ayrıntıların araştırılması ve belirlenmesi hedeflenmektedir. Anahtar Kelimeler: Türk sporları, şalvar güreşi, kültür
Aktif sporcuların zihinsel dayanıklılık ve stresle başa çıkma düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Spor, bir başkasıyla mücadele veya belirlenen bir hedefe ulaşma gayesiyle, belli kurallar çerçevesinde icra edilen, bireysel ya da kolektif olarak yapılan, hem yapana hem de izleyene haz veren fiziksel ve zihinsel aktiviteler bütünüdür. "Aktif Sporcuların Zihinsel Dayanıklılık Ve Stresle Başa Çıkma Düzeylerinin Çeşitli Değişkenler Açısından İncelenmesi" adlı çalışmada lisanslı olarak aktif spor yapan sporculara yönelik incelemelerde bulunulmuştur. Bu tez çalışmasının amacı, lisanslı olarak aktif spor yapan erkek ve kadın sporcuların zihinsel dayanıklılıklarının ve stresle başa çıkma yöntemi düzeylerinin tespitidir. Bu incelemede sporcuların "Zihinsel Dayanaklıkları" ve "Stresle Başa Çıkma Yöntemi Düzeyleri" araştırılmıştır. Bu doğrultuda araştırmanın örneklem evreni Erzincan ilinde ikamet eden 189 erkek ve 52 kadın aktif sporcu olmak üzere toplamda 241 sporcunun katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya katılan sporculardan alınan verilerin istatistiksel analizleri IBM SPSS 22.0 paket programında yapılmıştır. Değişkenlerin normallik testine bakılmıştır. Araştırmaya katılanların sayısı 241 kişi olmasından dolayı (n≥30) Kolmogorov-Smirnov'a bakılmıştır. Ayrıca Q-Q ve P-P Plot grafikleri incelenmiştir. (1) (2) Değişkenlerin p<0.05 olması nedeniyle parametrik analizler uygulanmıştır. Araştırma katılanların cinsiyetlere göre dağılımı için Frekans analizi, araştırma katılanların cinsiyetlere göre sporda zihinsel dayanıklılık ve stresle başa çıkma ölçeklerinin ait genel ve alt boyut (SUM) ortalamaları için Descriptives analizi, cinsiyetlere göre sporda zihinsel dayanıklılık ve stresle başa çıkma ölçeklerinin ait genel ve alt boyutlarının karşılaştırılması için Independent Samples T testi analizi yapılmıştır. Yaşa göre sporda zihinsel dayanıklılık ve stresle başa çıkma ölçekleri arasındaki ilişki için Pearson Korelasyon analizi ve yaş değişkeni üzerinde tek yönlü varyans analizi(ANOVA) testleri uygulanmıştır. Millilik durumuna göre sporda zihinsel dayanıklılık ve stresle başa çıkma ölçeklerinin ait genel ve alt boyutlarının karşılaştırılması için Independent Samples T testi analizi yapılmıştır. Spor hakkında genel bilgiler çalışmada yer alırken zihinsel dayanıklılık, stres ve stresle başa çıkma konularında detaylı bilgilere de yer verilmiştir. Çalışma; spor hakkında genel bilgiler, zihinsel dayanıklılık ve stresle başa çıkma kavramı hakkında tanımlamalar ve genel açıklamalar, çalışmaya ilişkin gereç ve yöntemler verilerin analizi, analiz sonucunda bulgular ve bu bulgulara ilişkin tartışma sonuç ve son olarak da ilerideki yapılacak olan çalışmalar ve yapılmış olan çalışmalara yönelik öneriler bölümlerinden oluşmaktadır. Bu incelemeye yönelik bulgular, değerlendirmeler ve öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Spor, Zihinsel Dayanıklılık, Stresle Başa Çıkma Yöntemleri,
Spor yapma durumlarına göre 10, 11 ve 12. sınıf öğrencilerinin internet bağımlılık düzeylerinin ve sosyal beceri düzeylerinin bazı değişkenlere göre incelenmesi (Kırşehir il örneği)
Bu çalışmanın amacı spor yapma durumlarına göre lise öğrencilerinin (10,11 ve 12. Sınıf düzeyleri) internet bağımlılık düzeylerini ve sosyal beceri düzeylerini bazı değişkenlere göre incelemektir. Çalışmaya Kırşehir ilinde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı merkez ve ilçelerde öğrenim gören 421 öğrenci kolayda örnekleme yöntemiyle dahil edilmiştir. Katılımcıların kişisel bilgilerini belirlemek için araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu, internet bağımlılık düzeylerini belirlemek için İnternet Bağımlılık Ölçeği (İBÖ) ve sosyal beceri düzeylerini belirlemek amacıyla Sosyal Beceri Envanteri Kısa Formu (SBE) kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde parametrik testler kullanılmıştır. Bu amaç doğrultusunda ikili değişkenler ile SBE ve İBÖ'nin analizinde bağımsız t-testi, üç ve daha fazla değişkenlerin analizinde ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) teknikleri kullanılmıştır. Bununla birlikte Post Hoc LSD testi ile anlamlı farklılığın kaynağı belirlenmiştir. Bağımsız t-testi sonuçlarında anlamlı farklılığın etki büyüklüğünü hesaplamak için n2 etki büyüklüğü katsayısı kullanılmıştır. Lise öğrencilerinin sosyal beceri düzeylerinin yordanmasında ise internet bağımlılıklarına etkilerini belirlemek amacıyla basit doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Lise öğrencilerinin İBÖ ve SBE'de yer alan maddeler için verdikleri cevaplar beşli likert tipinde olup değerlendirme ölçeği grup değer aralığının tespitinde; a = Ranj / Yapılacak Grup Sayısı formülü kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi sonucunda, araştırmaya katılan lise öğrencilerinin internet bağımlılık düzeyi ortalaması "Nadiren" düzeyinde belirlenmiştir (x=34.82). Araştırmaya katılan lise öğrencilerinin sosyal beceri düzeyi ortalamalarının (x=3.09) olduğu ve bu ortalamanın "benim gibi" düzeyinde olduğu belirlenmiştir. Çalışmamızda spor lisesi ve anadolu lisesi öğrencilerinin meslek lisesi öğrencilerine kıyasla sosyal beceri düzeylerinin daha yüksek olduğu (F(2:418):3.543; p<0.05), spor yapmayan öğrencilerin (𝑥̅ =40,92), spor yapan öğrencilere (𝑥̅ =29,84) kıyasla internet bağımlılık düzeylerinin daha yüksek olduğu, spor yapan öğrencilerin (𝑥̅ =3,17) spor yapmayan öğrencilere (𝑥̅ =2,99) göre sosyal beceri düzeylerinin daha yüksek olduğu, 1-3 yıl spor yaşı olan öğrencilerin (𝑥̅ =33,24) 5-8 yıl spor yaşı olan öğrencilere (𝑥̅ =27.19) kıyasla internet bağımlılık düzeylerinin daha yüksek olduğu ve katılımcıların verdikleri yanıtlar incelendiğinde; katılımcıların internet bağımlılığı ile sosyal beceri düzeylerinde negatif yönlü orta düzeyde bir ilişkinin olduğu(r: -0,462; p<0,001), internet bağımlılığı artıkça sosyal beceri düzeyinin düştüğü, genel olarak sosyal beceri toplam varyansının %21,3'ünün öğrencilerin internet bağımlılığı tarafından açıklandığı ve internet bağımlılığının sosyal beceri düzeyini negatif yönde güçlü bir şekilde etkilediği sonuçları ortaya çıkmıştır. Haziran 2023, 81 Sayfa Anahtar Kelimeler: Spor, Beden Eğitimi, Sosyal Beceri, İnternet Bağımlılığı.
Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik tutumlarının incelenmesi
Bu çalışmada beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik tutumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Betimsel tarama modelinin kullanıldığı araştırma 2022-2023 yılları arasında Gaziantep ilindeki T.C. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda faal olarak görev alan 251'i si erkek 104' ü kadın olmak üzere toplam 355 beden eğitimi öğretmeni katılmıştır. Araştırmada verilerin elde edilmesinde; araştırmacı tarafından geliştirilen sekiz maddelik "Tanılayıcı Bilgi Formu" ve öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik tutumlarını ölçmek amacıyla Ağır vd. (2008) tarafından geliştirilen "Öğretmenlerin Uzaktan Eğitime Karşı Olan Tutumları Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin çarpıklık ve basıklık değerlerin normal dağılım göstermesi sebebiyle parametrik testlerler "ikili grup karşılaştırmalarında t testi, ikiden fazla grupların karşılaştırılmasında ANOVA testi ve gruplar arası farklılığın tespiti için Post Hoc Tukey çoklu karşılaştırma testi" uygulanmıştır. Araştırmanın analizleri sonucunda beden eğitimi öğretmenlerinin demografik değişkelerden cinsiyet, medeni durum, pandemi öncesi deneyime sahip olma ve kıdem yılı açısından uzaktan eğitime yönelik tutumlarında farklılık tespit edilirken; eğitim düzeyi, okul bölgesi, okul türü ve günlük internet kullanım süresi açısından farklılık tespit edilmemiştir. Sonuç olarak beden eğitimi öğretmenlerinin cinsiyet, medeni durum, pandemi öncesi deneyim ve kıdem yılları gibi değişkenlerin uzaktan eğitimin sınırlılıkları veya avantajlarına yönelik algılarında anlamlı etkisi olduğu belirlenmiştir.
Kadın voleybolcularda göz-el tepki süresinin yaşa göre incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, kadın voleybolcularda göz-el tepki sürelerinin yaşa göre incelenmesidir. Çalışmaya, Kırşehir ilinde 2022-2023 sezonunda Türkiye Voleybol Federasyonu'na bağlı alt yapı takımlarından Kırşehir Voleybol Akademi Kulübü'nde lisanslı oynayan 10-14 yaş arasındaki kadın sporcular arasından çalışmaya gönüllü olarak katılmayı onaylayan, yaş ortalamaları 11,95±1,33, vücut ağırlığı ortalamaları 46,69±10,35 ve boy ortalamaları 1,56±0,09 olan 59 kadın voleybolcu dahil edilmiştir. Voleybolcuların boy uzunluklarını ölçmek için Sera marka boy ölçüm cihazı; vücut ağırlıklarını ölçmek için Tanita BC-418 Segmental cihazı kullanılmıştır. Ayrıca voleybolcuların göz-el tepki sürelerini belirleyebilmek için ise Light Trainer Exercise sistemi Pro Set kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen verilerin analizinde SPSS 22.0 analiz programından yararlanılmıştır. Elde edilen veriler normal dağılım ve varyans homojenliği göstermediğinden nonparametrik testlerden yararlanılmıştır. Yaş değişkenine göre karşılaştırmalarda Kruskal Wallis H testi kullanılmış; Kruskal Wallis H testi sonucunda aralarında anlamlı fark bulunan grupların tespitinde Post-Hoc çoklu karşılaştırma analizlerinden yararlanılmıştır. Gruplar arası ilişki ise Spearman Korelasyon analizi ile test edilmiştir. Çalışma sonucunda, kadın voleybolcuların yaş değişkenine göre boy uzunluğu ve vücut ağırlığı arasında anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır. Yaş değişkenine göre çift el, baskın el ve baskın olmayan el değişkeni arasında görsel tepki süreleri bakımından anlamlı fark bulunmadığı saptanmıştır. Ayrıca yaşın görsel tepki süreleri üzerinde doğrudan bir etkiye sahip olmamakla beraber, görsel tepki bakımından eller arasındaki koordinasyonun yaşla birlikte gelişim gösterdiği belirlenmiştir.
Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin etik değerlere yatkınlık durumları ile kişisel değerleri bazı değişkenler açısından incelenmesi
Bu çalışma ile beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin etik değerlere yatkınlık düzeyleri ile kişisel değerleri, bazı demografik sorulara verilen cevapların değerlendirilmesiyle benzer ya da farklı çıkan sonuçlar değerlendirmeye alınmıştır. Bu çalışma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeline dayalı olarak yürütülmüştür. Çalışmaya Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde görev yapan 706 beden eğitimi ve spor öğretmeni katılmıştır. 67 sorudan oluşan anketi çevrimiçi ve telefon görüşmeleri yoluyla doldurup kaydetmişlerdir. Sonuçlar SPSS programıyla değerlendirilmiştir. Veri toplama süreci sonunda elde edilen nicel verilerin analizi betimsel ve ilişkisel veri analizi teknikleri kullanılarak yapılmıştır. Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin etik değerlere yatkınlıkları ve kişisel değerlerini belirlemek için frekans (f), yüzde (%), ortalama (x̅) ve standart sapma (SS) değerlerinden yararlanılmıştır. İlişkisel veri analizi uygulanmadan önce elde edilen veri setinin homojenliğe bakılmış. Ayrıca verilerin normal dağılım gösterip göstermediğine ortalama, mod, medyan, çarpılık, basıklık ve Kolmogorov-Smirnov değerlerine bakılarak karar verilmiş ve bu bağlamda veri analizi süreci şekillendirilmiştir. Çalışma sonucunda farklı alt boyutlarda anlamlı farklılık tespit edilirken anlamlı farkın oluşmadığı alt boyutlar da tespit edilmiştir. Örneğin kadın beden eğitim ve spor öğretmenlerinin etik değerlere yatkınlıklarının ölçeğin genelinde ve alt boyutlarında daha yüksek olduğu görülmüştür. Aynı şekilde katılımcıların yaş değişkenine göre mesleki etik algılarına bakıldığında daha genç yaşta görev yapan beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin etik değerlere yatkınlıklarının fazla olduğu görülmüştür. Kıdem ve statü değişkenlerine bakıldığında ise katılımcılar arasında anlamlı fark yaratacak bulgulara rastlanmamıştır. Sonuç olarak; etik değerlere yatkınlık ve kişisel değerler envanterinin ortalama, medyan ve mod değerlerinin birbirine yakın olmadığı belirlenmiştir. Bunun yanında elde edilen verilerin çarpıklık ve basıklık değerleri -1,746 ile ,145 arasında değişmektedir. Kolmogorov-Smirnov sonuçları incelendiğinde ise etik değerlere yatkınlık ve kişisel değerler envanteri "p" değerlerinin anlamlı oldukları görülmüştür (p<.05).
Çim hokeyi sporcularının saldırganlık düzeyinin ve problem çözme becerilerinin incelenmesi
Çim hokeyi günümüzde hızla gelişen spor dalları arasında yer almaktadır. Çim hokeyine karşı artan ilgi beraberinde sporcu sayısında da ciddi oranda artış sağlamıştır. Sporcuları ve sporcu davranışlarını inceleyen pek çok çalışma bulunmakla beraber her geçen gün sporcu sayısının arttığı çim hokeyi branşındaki sporcuların davranışlarını inceleyen çalışmalar oldukça sınırlıdır. Bu sebeple çim hokeyi sporcularının saldırganlık düzeyi ve problem çözme becerilerini inceleyen bir çalışmanın alan yazına katkıda sağlayacağı düşünülmektedir. Bu doğrultuda çalışmada amaç olarak, çim hokeyi sporcularının saldırganlık düzeyinin ve problem çözme becerilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmaya, Türkiye Hokey Federasyonu faaliyet programına göre Süper Lig, 1.Lig ve 2.Lig seviyelerinde mücadele eden lisanslı ve gönüllü 202 çim hokeyi sporcusu katılmıştır. Katılım sağlayan sporculardan 114'ü erkek 88'i ise kadın sporcudur. Araştırmaya katılan sporculara veri toplamak amacıyla Problem Çözme Envanteri ve Saldırganlık Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda çim hokeyi sporcularının yaşlarının büyüdükçe problem çözme düzeylerinin azaldığı ve saldırganlık düzeylerinin farklılaşmadığı gözlemlenmiştir. Çim hokeyi sporcularının cinsiyet değişkenlerine göre ise problem çözme becerilerinin ve saldırganlık davranışlarının istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı tespit edilmektedir. Bir başka değişken olan eğitim düzeyi değişkenine göre ise, elde edilen sonuçlara göre eğitim düzeyinin arttıkça problem çözme becerilerinin azalırken, eğitim düzeyi düşük olan sporcuların ise problem çözme becerilerinin daha yüksek olduğu görülmektedir. Problem çözme becerisi envanterinden alınan toplam puan ile saldırganlık düzeyi ölçeğinden alınan toplam puan arasında zayıf düzeyde, istatistiksel olarak anlamlı, negatif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Problem Çözme Becerisi, Çim Hokeyi Sporcuları, Saldırganlık Düzeyi
Kadın hentbolcularda menstrual ve erken foliküler fazda uygulanan YO-YO aralıklı toparlanma testine verilen fizyolojik yanıtların karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı, kadın hentbolcularda menstruasyonun benzer östrojen ve progesteron seviyelerinde kadın hentbolcularda performansı etkisini araştırmaktır. Araştırmaya Türkiye Hentbol 1. Lig B grubunda oynayan 15 gönüllü kadın sporcu (yaş: 18,40±1,76 yıl, kilo: 61,20±5,51 kg, boy: 169,07±2,96 cm) katılmıştır. Katılımcılara menstrual dönemde (regl) ve erken foliküler dönemde Yo-Yo Aralıklı Toparlanma Testi (Yo-Yo IRT I) uygulanmıştır. Testler sonrasında Laktik asit (La) değerleri ve Maksimum Oksijen Tüketim miktarları (VO2max) ölçülmüştür. Araştırmada ölçümler sonunda elde edilen verilerin analizinde IBM SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmaya katılan kadın sporcuların menstruasyon dönemi (13,48±2,78 mmol•L-1) ile erken foliküler faz dönemi (13,56±2,42 mmol•L-1) arasında laktik asit açısından anlamlı bir farklılık olmadığı saptanmıştır (p>0,05). Maksimum oksijen (VO2max) tüketiminde menstruasyon dönemi (42,34±0,84 ml/kg/dk) ile erken foliküler faz dönemi (42,58±0,95 ml/kg/dk) arasında istatistiki açıdan anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). Yo-Yo IRT kat edilen mesafe menstruasyon dönemi (706,67±99,91 m) ile erken foliküler faz dönemi (736,0±112,94 m) karşılaştırıldığında aralıklı dayanıklılık ölçümleri arasında anlamlı bir farklılık bulunduğu saptanmıştır (p<0,05). Sonuç olarak, araştırmaya katılan kadın hentbolcuların menstruasyon dönemi ve erken foliküler fazda uygulanan Yo-Yo aralıklı toparlanma testinin performansa herhangi bir etkisi yoktur.
Aktif olarak spor yapan ve spor yapmayan kadınların cinsiyet rollerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı aktif olarak spor yapan ve spor yapmayan kadınların cinsiyet rollerinin incelenmesidir.Bu araştırmanın evrenini Ankara, Kırşehir, Mardin, İstanbul illerinde yaşayıp aktif spor yapan ve yapmayan kadınlar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise gönüllü olarak araştırmaya katılan aktif olarak çeşitli branşlarda spor yapan ve spor yapmayan 515 kadın oluşturmaktadır. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden betimsel ve ilişkisel tarama deseni kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu ve Bem, 1974 tarafından geliştirilen "Cinsiyet Rolü Envanteri" kullanılmıştır.Katılımcılar kadınsılık tutumu maddelerine göre katılımcıların en yüksek katılım gösterdiği algı "Cana yakınlık, Namus, Hassasiyet, Çocuklara olan sevgisi ve Fedakarlık" tutumları. En düşük katılım gösterilen maddeler ise "Boyun eğme" tutumudur. Erkeksilik tutumu maddelerinde katılımcıların en yüksek katılım gösterdiği algı "Cömerlik ve Gözüpek", Maddelerine" "Baskın, Tesirli, Haksızlık Karşısında Tavır Alan, Girişken, Ailesine Karşı Duyarlı ifadelerine. En az katılım gösterdikleri madde ise "Saldırgan" ifadesine katılım göstermişlerdir. Sosyal kabul tutumu maddelerinde ise "Dürüst", Samimi, Güvenilir, Karamsar, Tutucu, Etrafına Saygılı, maddeleride göstermişlerdir. En az katılım gösterdikleri madde ise "Asık suratlı" ifadesine katılım göstermişlerdir. Katılımcıların Kadınsılık puan ortalaması (x=106,10), Erkeksilik puan ortalaması (x=108,04) olarak belirlenmiştir. Katılımcıların "androjen" olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların yaş değişkenine göre 36-30 ve 31-40 yaş grubunun erkeksilik boyutu daha yüksek bulunmuştur. Orta ve lise eğitim xi düzeyi, Spor yapma ve spor yapma süresi katılımcıların kadınsılık tutumlarını azalttığı, erkeksilik tutumlarını artırdığı sonucuna ulaşılmıştır.
Irak premier ligi voleybol oyuncularının duygusal zeka ve planlama düşüncesi ile dalgalı iletimin doğruluğu ile ilişkisi
Araştırma, 2022-2023 sezonu Irak Premier Ligi'ne katılan 175 voleybolcudan oluşan bir grup üzerinde yapılan anket çalışması ile hazırlanmıştır. Ankete katılan 25 oyuncu anketlere yanlış cevap verdiği için çalışmadan çıkarılmış kalan 150 oyuncu üzerinden çalışma tamamlanmıştır. Araştırma, araştırmanın doğasına uygun olarak hem tarama hem de ilişkilendirme yöntemleri kullanılarak, betimsel analiz yöntemi ile yapılmıştır. Genel olarak spor alanında ve özellikle voleybolda bilinen bir duygusal zekâ ölçüsünün bulunmaması sebebiyle, bilimsel araştırmalarda ve seminerlerde yayınlanan analizler uygun olmadığından testlerin ve standartların oluşturulması için bu yönteme başvurulmuştur. Bu yöntemle mevcut ölçüm yöntemlerinin geliştirilmesine de yardımcı olmaya çalışılmıştır. Hazırlanan anket formu 12.03.2023-15.03.2023 tarihleri arasında beden eğitimi ve spor bilimleri meslek yüksekokulu, kız meslek yüksekokulu, beden eğitimi ve spor bilimleri bölümü ve beden eğitimi kolejlerinde kişisel görüşme yöntemiyle yapılmıştır. Anket sonuçlarına göre voleybolcuların güçlü bir duygusal zekâya sahip oldukları, bu sayede başkalarının duygularını ve kendi duygularını tam olarak anlayıp ifade etme, akıllı kararlar vermek için duygularını kontrol etme, başkalarıyla empati kurma, onları hissetme ve kendini motive etme becerisine sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca sonuçlar, duygusal zekâ ile taktik davranış arasındaki ilişkinin pozitif (doğrudan) bir korelasyon olduğunu ve duygusal zekâ derecesi ne kadar yüksekse, taktik davranış derecesinin de o kadar yüksek olduğunu göstermektedir. Bu nedenle duygusal zekânın hayal kırıklıklarını, dürtüleri ve duyguları kontrol etmeye, ruh halini düzenlemeye ve çözülmesi gereken yaşam sorunlarıyla yüzleşmeye yardımcı olduğu belirlenmiştir.
Zumba eğitmenlerinin zumba kavramına yönelik metaforik algılarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı zumba kavramına metaforik anlamda açıklık getirmek için zumba eğitmenlerinin zumba kavramı hakkında metaforik algılarının incelenmesidir. Araştırma, zumba ile ilgili elde edilen bulguların sistematik bir şekilde derlenerek literatüre kazandırılmasını hedeflenmektedir. Bu araştırmanın evrenini zumba eğitmenlik belgesine sahip olan, Türkiye geneli aktif olarak zumba eğitmenliği yapan zumba eğitmenleri oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemi için ise gönüllü olarak araştırmaya katılan ve aktif olarak zumba eğitmenliği yapan 15 erkek ve 123 kadın 138 zumba eğitmenine ulaşılmıştır. Araştırmada elde edilen 5 kâğıt, metaforun konusu ile metaforun kaynağı arasındaki ilişki bakımından uyumsuz bulundukları gerekçesiyle elenerek araştırma kapsamı dışında bırakılmıştır. Araştırmaya katılacak olan zumba eğitmenlerinin zumba kavramına yönelik zihinsel imgelerini ortaya çıkarmak için görüşme formu kullanılmıştır. Veri toplamak için, veri toplama aracı olarak metafor formu hazırlanmıştır. Araştırmaya katılan zumba eğitmenlerinin zumba kavramına yönelik sahip oldukları algıları ortaya çıkartmak amacı ile her birine "Zumba…….. gibidir. Çünkü……….." cümlesi yazılı form verilmiştir. Katılımcılardan bu cümleleri tamamlamaları istenmiştir. Araştırmada elde edilen metaforlar bir betimleme aracı olarak kullanıldığından verilerin analizinde nitel araştırma yaklaşımlarından içerik analizi, xii araştırma modeli olarak ise olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Verilerle ilgili analizlerde şekil ve diyagramları elde etmek için MAXQDA veri analizi sistemi kullanılmıştır. Değerlendirme verilerinin sonucunda, araştırmaya katılan zumba eğitmenlerinin zumba kavramına yönelik toplam 50 adet metafor geliştirdiği görülmektedir. Geliştirilen bu metaforlar içinde zumba eğitmenleri tarafından kullanılan en yüksek frekansa sahip metafor "terapi" (21) metaforu olmuştur. Bu metafor dışında "aşk" (11), "enerji" (11), "mutluluk" (10), "hayat" (7), "eğlence" (6), "özgürlük" (6) sıkça kullanılan metaforlardır. Ayrıca 30 adet metafor ise birer öğrenci tarafından geliştirilmiştir. Bir metaforun ortalama yüzdelik değeri "0,72" iken metafor başına düşen ortalama katılımcı sayısı ise yaklaşık olarak "0,36"dir. Zumba eğitmenlerinin zumba kavramına yönelik geliştirmiş oldukları metaforlar, ortak özellikleri bakımından kendi aralarında 5 kategoride gruplandırılmış ve değerlendirilmiştir. "Yaşamsal doyum" en çok metaforun (f:15) bulunduğu kategoridir. Sırasıyla "psikolojik rahatlama" (f:12), "duygusal tatmin" (f:10), "sağlıklı olma" (f:7) ve en az metaforun olduğu "fiziksel kazanım" (f:6) kategorisidir. Psikolojik rahatlama (53) ve yaşamsal doyum (49), kategorileri ise en çok katılımcının bulunduğu kategoriler olarak belirlenmiştir. En az katılımcının bulunduğu ise "sağlıklı olma" (8) ve "fiziksel kazanım" (6) kategorisi olmuştur. Elde edilen bilgilere göre zumba eğitmenlerinin zumba kavramını ifade etmek için farklı metaforlar kullandıkları görülmektedir. Araştırmanın sonucuna göre zumba; yaşamsal doyum, psikolojik rahatlama, duygusal tatmin, sağlıklı olma ve fiziksel kazanım açısından birçok olumlu etki sağlayan eğlenceli ve enerjik bir fitness aktivitesidir. Bu aktivite, bireylerin duygusal olarak tatmin olmalarına, streslerini azaltmalarına, özgüvenlerini artırmalarına ve fiziksel sağlıklarını iyileştirmelerine katkıda bulunabilir. Zumba yapan bireyler, dans ederken özgür hissedebilir, mutluluk ve hayatı daha olumlu bir perspektifle deneyimleyebilirler. Bu nedenle, zumba, hem bedensel hem de zihinsel sağlığı destekleyen bütünsel bir yaklaşım sunar. Sonuç olarak zumba; fiziksel, duygusal ve psikolojik yönden bireye bir çok katkı sağlayan egzersiz türü olup bu nedenle bireye enerji kaynağı olan mutluluk ve eğlence veren hatta bireye terapi yapma özelliği bulunan olumlu bir yaşam tarzı seçeneği olabilir. Bu çalışma zumba kavramının metaforlar aracılığıyla zumbanın ne anlama geldiğini anlamamıza yardımcı olacaktır. Aralık, 2023, 72 sayfa Anahtar kelimeler: egzersiz, metafor, zumba
Ortaöğretim öğrencilerinin beden eğitimi ve spor dersine ilişkin tutumları: Bir olgubilim çalışması
Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim öğrencilerinin beden eğitimi ve spor dersine yönelik tutumlarını derinlemesine aydınlatmaktır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseniyle gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunu, araştırmaya gönüllü olarak katılan 6 erkek ve 6 kadın olmak üzere toplamda 12 ortaöğretim öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak, araştırmacılar tarafından uzman görüşleri alınarak hazırlanmış yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada elde veriler içerik analiziyle çözümlenmiştir. İçerik analizi sürecinde, öğrencilerle gerçekleştirilen görüşme kayıtları yazılı metne dönüştürülmüş, metin birçok defa okunduktan sonra anlamlı birimler kavramlarla kodlanmış, elde edilen kodlar benzerliklerine göre temalar altında toplanmıştır. Analiz sonuçları, öğrencilerin beden eğitimi ve spor dersine yönelik fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişime katkı sağladığına, öz-düzenleme becerisi kazandırdığına, kültür oluşturduğuna, sağlığı geliştirdiğine ve farkındalık oluşturduğuna yönelik olumlu düşüncelere sahip olduklarını; genel olarak olumlu hisler beslediklerini ve bu doğrultuda beden eğitimi ve spor ders saati, tesis ve malzeme imkanlarının artırılmasına yönelik önerilerinin bulunduğunu göstermiştir. Buna karşın, nadir de olsa sakatlanma riski gibi faktörler sebebiyle öğrencilerin beden eğitimi ve spor dersine yönelik olumsuz düşünceleri de bulunmaktadır. Sonuç olarak, öğrencilerin beden eğitimi ve spor dersine ilişkin tutumları olumludur ve tutumlarının temelinde beden eğitimi ve spor dersiyle ilgili deneyimleri yatmaktadır.
Sekiz haftalık fonksiyonel antrenmanın üç farklı yaş grubundaki erkek basketbolcuların vücut kompozisyonu ve çeviklik performansına etkisi
Fonksiyonel antrenman, sporcunun performansını geliştirmek için kendi vücudunun limitlerini tüm pozisyonlarda kullanarak çoklu eklemlerin dahil olduğu bir antrenman sürecidir. Bu araştırmanın amacı, 8-16 yaş grubu basketbolculara fonksiyonel antrenmanın vücut kompozisyonuna ve çeviklik performansına olan etkisini incelemektir. Çukurova Üniversitesi Spor Kulübünde basketbol oynayan sporcular çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Çalışmaya gönüllü katılan toplam 60 sporcunun yaş ortalaması 12.32 ± 2.73 yıl; boy ortalamaları 161.55 ± 21.76 cm; vücut ağırlıkları 55.70± 19.55 kilogramdır. Sporcular üç gruba ayrılmıştır. 1.grup 8-10, 2.grup 11-13 ve 3.grup 14-16 yaş aralığındaki sporculardan oluşmaktadır. Bu üç gruba sekiz hafta boyunca haftanın üç günü aynı saatte fonksiyonel antrenman yaptırılmıştır. Çalışma öncesi ve sonrasında ölçüm araçları olarak T çeviklik testi, vücut kompozisyon testlerinden; deri kıvrım kalınlığı, dikey sıçrama, oturma yüksekliği, anaerobik güç testi, mekik testi, beden kitle indeksi (BKI), vücut ağırlığı, boy uzunluğu ve demografik bilgilerin bulguları alınmıştır. Veriler, SPSS programında normallik testi sonucuna göre Spearman Korelasyon ve Wilcoxon analizleriyle değerlendirilmiştir. Sekiz haftalık fonksiyonel antrenman öncesinde ve sonrasında alınan ölçüm sonucunda 8-10 yaş grubu basketbolcuların tüm değişkenlerinde el kavrama kuvveti hariç istatistiki olarak p<0.01 ve p<0.05 düzeyinde anlamlı fark gözlenmiştir. 11-13 yaş grubu erkek basketbolcularda tüm değişkenlerde istatistiki olarak p<0.01 ve p<0.05 düzeyinde anlamlı farklılık gözlenirken, 14-16 yaş grubu erkek basketbolcularda vücut ağırlığı ve BKI hariç, diğer değişkenlerde istatistiki olarak p<0.01 düzeyinde anlamlı fark gözlenmiştir. Sonuç olarak fonksiyonel antrenmanın altyapı basketbolcularında fiziksel ve motorik özelliklerinden çeviklik ve vücut kompozisyonun geliştirilmesinde etkili olduğu ve antrenörlerin antrenman programlarında fonksiyonel antrenmanlara da yer vermelerinin önemli olduğu söylenebilir.
Genç voleybolcularda relatif kol ve relatif bacak kuvveti ile dikey sıçrama performansı arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı genç voleybolcularda relatif kol ve relatif bacak kuvveti ile dikey sıçrama performansı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemi, gönüllü katılım esasına göre katılmayı kabul eden Kırşehir Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne kayıtlı voleybol takımlarında oynayan 30 erkek (yaş 15,80±1,00 yıl, boy uzunluğu 180,23±6,14 cm, vücut ağırlığı 72,57±12,33 kg) sporcudan oluşmaktadır. Bu kapsamda erkek sporcularda relatif kol kuvveti, relatif bacak kuvveti ve dikey sıçrama mesafesi ölçümleri incelenmiştir Araştırmada ölçümler sonunda elde edilen verilerin analizinde IBM SPSS 29.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre relatif kol kuvveti ile dikey sıçrama arasında (r=, 466, p<0.01) pozitif yönlü zayıf düzeyde anlamlılık ve relatif bacak kuvveti ile dikey sıçrama arasında (r=,646, p<0.001) pozitif yönlü orta düzeyde anlamlılık tespit edilmiştir. Sonuç olarak dikey sıçrama performansında alt ekstremite relatif bacak kuvvetinin üst ekstremite relatif kol kuvvetine göre daha etkili olduğu ve bulunan tüm sonuçlarla beraber iki değerin sıçrama performansı üzerinde doğrudan pozitif yönlü etkisinin olduğu Tespit edilmiştir. Mayıs 2024, 44 Sayfa. Anahtar kelimler: Voleybol, dikey sıçrama, relatif kol kuvveti, relatif bacak kuvveti
Farklı mevkilerde oynayan futbolcuların relatif kol ve relatif bacak kuvvetlerinin sürat ve ivmelenme ile ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışma farklı mevkilerde oynayan futbolcuların relatif kol ve relatif bacak kuvvetlerinin sürat ve ivmelenme ile ilişkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmamızın örneklem gurubu Kırşehir 1.Amatör kümede mücadele eden takımlarında oynayan gönüllü 30 erkek sporcudan oluşmuştur. Araştırmaya katılan kaleci oyuncuların ortalama yaşları 25,50±1,73 yıl, boy uzunlukları, 178,00±4,69 cm., kiloları 81,25±7,63 kg. Defans oyuncularının yaşları 26,50±3,75yıl, boy uzunlukları, 181,90±5,59 cm., kiloları 76,40±9,30 kg. Orta saha oyuncularının yaşları 28,75±9,57 yıl, boy uzunlukları, 176,25±4,03 cm., kiloları 69,00±7,33 kg. Forvet oyuncularının yaşları 28,38±4,98 yıl, boy uzunlukları, 177,25±5,85cm., kiloları 74,13±7,70 kg., olarak bulundu. Araştırmaya katılan sporculardan alınan verilerin istatistiksel analizleri IBM SPSS 29.0 paket programında yapıldı. Analiz sonuçlarına göre defans oyuncularının relatif ba cak kuvveti ile ivmelenme 5m. arasında (r= ,650, p0,05) pozitif yönlü orta düzeyde, relatif bacak kuvveti ile ivmelenme 10m. arasında (r= ,675, p0,05) pozitif yönlü orta düzeyde, orta saha oyuncularının relatif kol ile ivmelenme 10m. arasında (r=-,786, p0,05) negatif yönlü yük sek düzeyde ilişki tespit edilmiştir. Sonuç olarak araştırmaya katılan futbolcuların mevkisel olarak değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Bu sonucun futbolcuların antropometrik yapıları, fiziksel, fizyolojik ve spor geçmişi gibi faktörlerden kaynaklandığı düşünülmektedir. Haziran 2024, 82 Sayfa Anahtar Kelimeler: Futbol, Mevkiler, Relatif Kol, Relatif Bacak, Sürat ve İvmelenme
Basketbol maçında yarış öncesi ve sonrası gevşemenin kaygı ve performans etkinliğine etkisi
Genel olarak sporda ve özel olarak basketbolda spor psikolojisi uzmanlarının kullanılmamasının yanı sıra deneysel (laboratuvar) psikolojinin kullanılmamasının yanı sıra araştırmanın ve probleminin girişini ve önemini içerir. Başka bir deyişle spor psikolojisi cihazlarının ve modern tıbbi cihazların kullanımı ve Modern teknolojilerin (kas gevşetme, derin nefes alma, zihinsel görselleştirme, yoga, masaj, ... vb.) kullanılmaması. Fiziksel hazırlığın yanı sıra maç öncesi oyuncunun maruz kaldığı kaygı ve psikolojik baskıyı azaltmak için yapılan psikolojik hazırlıkta olmuştur. Araştırma hedefleri şunları içeriyordu: 1- Bazı fizyolojik değişkenleri (ter bezi aktivitesi ve uzuv sıcaklığı (el)) ölçmek için önerilen bir cihaz tasarlamaktır. 2- Birinci sınıf basketbolcuların maç öncesi bazı fizyolojik değişkenlerini (kan basıncı, nabız, ter bezi aktivitesi ve ekstremite (el) sıcaklığı) ölçerek kaygılarını tanımaktır. 3- Birinci sınıf basketbolcularda kaygıyı azaltmak için gevşeme programı hazırlamak ve uygulamak. 4- Birinci sınıf basketbolcularda uygulanan gevşeme programının kaygıyı azaltmadaki etkisini belirlemek. 4- Birinci sınıf basketbolcularda uygulanan gevşeme programının kaygıyı azaltmadaki etkisini belirlemek. Araştırma hipotezleri şunları içeriyordu: 1- Fizyolojik değişkenlerin (kan basıncı hızı, nabız hızı, ter bezi aktivitesi, ekstremitelerin (el) sıcaklığı) ölçümünde normal durum arasında anlamlı fark yoktur ve ayrıca iki deney ve kontrol grubu için oyuncunun maç öncesi durumu kontrol etmek. 2- Maç öncesi deney grubu örnekleminde gevşeme programı uygulanmadan önce ve sonra masaj değişkenlerinin (kan basıncı hızı, kalp hızı, ter bezi aktivitesi, uzuv sıcaklığı (el) ölçümü) ölçümlerinde anlamlı fark görülmemiştir. 3- İki grup arasında (deneysel, kontrol, ön fasilitasyon) ve psikolojik sedasyon programı uygulandıktan sonra fizyolojik değişkenlerin (kan basıncı hızı, kalp hızı, ter bezleri aktivitesi, uzuv sıcaklığı (el) ölçümü) ölçümlerinde anlamlı farklılık görülmemiştir. Araştırmacı deneysel yöntemi kullanmış olup, araştırmanın örneklemini Peşmerge Spor Kulübü ve Erbil Spor Kulübü'nden (34) sporcu oluşturmuştur. Erbil Kulübü'nden (5) oyuncu birinci sınıf basketbol turnuvasına katılmadığı için, Peşmerge Kulübü'nden (7) oyuncu ise çıkarıldı. Sporcu keşif deneyinin örneklemini temsil etmiş, daha sonra kalan örneklem iki gruba (deney ve kontrol) ayrılmış, aralarında denklik yapıldığı için eşit olduklarını göstermişlerdir. Her grupta (11) oyuncu vardı. Araştırmacı kaygıyı azaltmak için bir takım modern teknikleri içeren bir gevşeme programı hazırlamış ve uygulamıştır, kas gevşetme, derin nefes alma, zihinsel görselleştirme, yoga, masaj), bu fizyolojik değişkenleri doğal durumda ve maç öncesi koşulda oyuncular üzerinde ölçmenin etkinliğini ve mekânsal performansın kapsamını bilmek için birkaç keşif deneyi yapılmasını gerektirdi
Ampute futbol takımı oyuncularının somatotip yapıları ile relatif kol kuvveti ve şut hızı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışma, ampute futbol takımı oyuncularının somatotip yapıları ile relatif kol kuvveti ve şut hızı arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklem grubunu, Ankara'da yer alan Alves Kablo Ampute Futbol Kulübü ve ODTÜ Teknokent Spor Kulübü'nde oynayan 23 gönüllü erkek sporcu (yaş 27,96±5,20 yıl, boy uzunluğu 176,26±6,79 cm, vücut ağırlığı 68,22±8,49 kg) oluşturmaktadır. Bu kapsamda erkek sporcularda somatotip, relatif kol kuvveti ve şut hızı ölçümleri incelenmiştir. Araştırmaya katılan sporculardan alınan verilerin istatistiksel analizleri IBM SPSS 29.0 programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın bulguları, boy uzunluğu ile şut hızı arasında (r=,447, p<0.05) pozitif yönlü zayıf düzeyde, vücut ağırlığı ile şut hızı arasında (r=,614, p<0.01) ve üst kol kütlesi ile şut hızı arasında (r=,521, p<0.05) pozitif yönlü orta düzeyde, alt kol kütlesi ile şut hızı arasında (r=,696, p<0.001) ve kol kütle toplamı ile şut hızı arasında (r=,696, p<0.001) pozitif yönlü orta düzeyde, uyluk kütle toplamı ile şut hızı arasında (r=,445, p<0.05) ve humerus epikondil ile şut hızı arasında (r=,478, p<0.05) pozitif yönlü zayıf düzeyde anlamlı ilişkiler mevcuttur. Ancak, relatif kol kuvveti ile şut hızı arasında anlamlı bir ilişki bulunmamış, somatotip ile şut hızı arasında da anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Sonuç olarak, ampute futbolcuların bazı fiziksel özelliklerinin şut hızını etkileyebileceğini fakat relatif kol kuvveti ve somatotip yapıların bu ilişki üzerinde belirgin bir etkisi olmadığını göstermektedir.
Diyabetik yaşlı dişi sıçan modelinde kronik egzersizin karaciğer dokusunda ZFAND3 gen ifadesi ve lipit peroksidasyonuna etkisi
Glukoz metabolizmasındaki kritik önemi nedeniyle karaciğer diyabetin tedavisinde terapatik organ olarak seçilmiştir. Ancak bir çinko parmak proteini olan ZFAND3 (Zinc finger AN1-type domain 3)'ün diyabetik sıçanlarda karaciğerle ilişkisi sadece bir çalışmada araştırılmıştır. Bu çalışmanın amacı da diyabetik yaşlı dişi sıçan modelinde orta dereceli kronik egzersizin karaciğer dokusundaki ZFAND3 gen ifadesi ve lipit peroksidasyonunu nasıl etkilediğini araştırmaktır. Bu çalışma, Wistar cinsi yaşlı dişi sıçanlar (16 aylık) üzerinde gerçekleştirildi. Çalışma protokolü lokal etik komite tarafından onaylandı. Toplam 40 adet yaşlı dişi sıçan eşit sayıda 4 gruba ayrıldı Grup 1, Kontrol. Grup 2, Egzersiz Kontrol. Grup 3, Diyabet. Grup 4, Diyabet+Egzersiz. Grup 3 ve 4'ü oluşturan hayvanlarda 40 mg/kg streptozotosinin intraperitoneal uygulanmasıyla diyabet oluşturuldu. Grup 2 ve 4'ü oluşturan hayvanlara sıçan koşu bandında 4 hafta süreyle günlük 45 dakikalık kronik koşu egzersizi yaptırıldı. Son koşu egzersizinden 24 saat sonra deney hayvanları genel anestezi altında sakrifiye edilerek karaciğer doku örnekleri alındı. Alınan karaciğer doku örneklerinde PCR yöntemiyle ZFAND3 gen ifadesi ELISA yöntemiyle MDA ve GSH düzeyleri tayin edildi. Karaciğer dokusundaki en düşük ZFAND3 gen ifadesi ve GSH düzeyleri diyabet grubunda (G3) elde edildi (p<0.05). Diyabetik egzersiz grubunun (G4) aynı değerleri G3'ten yüksek (p<0.05), kontrol gruplarından ise (G1 ve G2) daha düşük seviyedeydi (p<0.05). En yüksek karaciğer ZFAND3 gen ifadesi ile GSH değerleri egzersiz kontrol (G2) grubunda elde edildi (p<0.05). Çalışmamızdaki en yüksek MDA seviyeleri diyabet grubunda (G3) ortaya çıktı (p<0.05). Egzersiz yaptırılan diyabetik sıçanların karaciğer MDA düzeyleri G3'ten önemli ölçüde düşük (p<0.05) ancak kontrol gruplarından daha yüksekti (p<0.05). Çalışmamızdaki en düşük karaciğer MDA değerlerini ise egzersiz kontrol (G2) grubunda tespit ettik (p<0.05). Mevcut çalışmada diyabetik yaşlı dişi sıçan karaciğerinde artan MDA ve baskılanmış GSH düzeyleri 4 haftalık kronik egzersizle tersine çevrilmiştir. Çalışmamızda hem kronik egzersiz yaptırılan kontrol egzersiz grubunda (G2) hem de kronik egzersiz yaptırılan diyabetik grupta (G4) kronik egzersizle artan karaciğer ZFAND3 gen ifade değerleri elde ettik. Elde ettiğimiz bu sonuç diyabetik yaşlı dişi sıçan modelinde baskılanan karaciğer ZFAND3 gen ifadesinin kronik egzersizle artırılarak diyabette ortaya çıkan patolojik süreçlerin önlenebileceğini göstermektedir. Kronik egzersiz karaciğer ZFAND3 gen ifade düzeyini artıran bir aktivatör olabilir. Ağustos 2024, … Sayfa Anahtar Kelimeler: Yaşlı dişi sıçan, Diyabet, Kronik egzersiz, Karaciğer, ZFAND3, Lipit peroksidasyonu
Antrenörlerin müsabaka öncesi hızlı kilo vermeye yönelik tutumları: bir olgubilim çalışması
Araştırmanın amacı, sıklet sporu antrenörlerinin müsabaka öncesi hızlı kilo vermeye yönelik tutumlarını anlamaktır. Çalışmada, antrenörlerin hızlı kilo verme olgusuna ilişkin tutumlarını aydınlatmak amaçlandığı için nitel yöntem tercih edilmiş, desen olarak ise olgubilim deseninden yararlanılmıştır. Araştırmaya amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesine göre seçilen, farklı sıklet branşlarında antrenörlük yapan ve sporculuk yaşantılarında hızlı kilo verme deneyimi bulunan 10 antrenör (4 taekwondo, 3 karate, 3 judo, 1 güreş) gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmada veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formunda yer alan soruların oluşturulmasında uzmanlardan destek alınmıştır. Katılımcılarla gerçekleştirilen görüşmeler yüz yüze ve çevrimiçi ortamda gerçekleşmiştir. Görüşmeler, veri kaybını önlemek adına katılımcıların izni dahilinde kayıt altına alınmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, tümdengelimsel içerik analiziyle çözümlenmiştir. Bu süreçte görüşme kayıtları metne dönüştürülmüş, metin birçok defa okunduktan sonra metinde yer alan anlamlı bölümler kavramlarla kodlanmış, kodlama işleminden sonra kodlardan yola çıkarak temalar oluşturulmuştur. Analiz sonuçları, hızlı kilo vermenin, fiziksel olarak kuvvet/güç sorunlarına yol açtığı, kas sorunları oluşturduğu, enerji düşüklüğüne sebep olduğu, dayanıklılığı olumsuz etkilediği, zihinsel olarak konsantrasyon kaybı ve kafa karışıklığı oluşturduğu, duygusal olarak gerginlik oluşturduğu ve strese sebep olduğu, gelişimi engellediği, sağlık sorunlarına yol açtığı, spordan ve hedeften uzaklaşmaya sebep olduğuna yönelik olumsuz antrenör düşüncelerinin bulunduğunu, buna karşın, avantaj oluşturduğuna ve çabukluğu artırdığına yönelik olumlu antrenör düşüncelerinin bulunduğunu göstermiştir. Bunun yanında analizler, hızlı kilo vermeye yönelik hissedilen nefret ve pişmanlık olduğunu göstermiştir. Analizler ayrıca, antrenörlerin hızlı kilo vermeyi sporcu gelişiminin tamamlanmış olması, düşük miktarda kilo verme ve kilo vermenin uzun süreye yayılmış olması şartıyla önerdiklerini, bunun haricinde ise önermediklerini ortaya çıkarmıştır. Sonuç olarak, araştırma kapsamında yer alan antrenörlerin müsabaka öncesi hızlı kilo vermeye yönelik genel olarak olumsuz tutuma sahip oldukları, buna karşın olumlu tutumlarının da bulunduğu görülmüştür.
Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü çalışanlarının yaşam kalitesi ve stresle başa çıkma yöntemlerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Çalışanlarının Yaşam Kalitesi ve Stresle Başa Çıkma Yöntemlerinin araştırılmasıdır. Yapılan çalışmaya Kırşehir Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünde çalışmakta olan 100 erkek 100 kadın olmak üzere 200 personel katılmıştır. Araştırmanın yöntemi ilişkisel tarama modeli niteliğindedir. Araştırmanın evreni; Kırşehir GSİM'nde çalışan 800 personelden oluşmaktadır. Örneklem ise; anketleri doldurmayı kabul eden gönüllü 200 personelden oluşmuştur. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları; demografik bilgi formu, WHOQOL-BREF Yaşam Kalitesi Ölçeği ve Stresle Başa Çıkma Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmaya katılan personellerden alınan verilerin istatistiksel analizleri IBM SPSS 22.0 paket programında yapılmıştır. Değişkenlerin normallik testine bakılmıştır. Bu sebepten non-parametrik veri analizleri uygulanmıştır. Katılımcıların cinsiyet ve medeni durum ikili grup bağımsız değişken analizinde Mann Whitney U Testi, çoklu grup analizinde Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Yaşam kalitesi, stres, stresle başa çıkma konularında genel bilgilere, açıklamalara ve bulgulara yer verilmiştir. Araştırma bulgularına göre; yaşam kalitesinin sosyal ilişkiler alt boyutu ile yaş arasında, çevre alt boyutu ile cinsiyet arasında, fiziksel sağlık, sosyal ilişkiler ve çevre ile medeni durum arasında, genel sağlık durumu, fiziksel sağlık, psikolojik sağlık ve çevre ile öğrenim düzeyi arasında anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Öğrenim düzeyinde yüksek lisans ve doktora düzeyindeki farklar belirgin şekilde gözlemlenmiştir. Ayrıca, sosyal destek ile yaş ve medeni durum arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Yaşam kalitesinin tüm alt boyutları ile refah seviyesi arasında anlamlı farklar tespit edilmiştir. Stresle başa çıkma stratejileri arasında, kaçınma ile genel sağlık durumu arasında düşük düzeyde, problem odaklı başa çıkma ile de düşük düzeyde pozitif ilişkiler bulunurken, sosyal destek ile orta düzeyde pozitif bir ilişki belirlenmiştir. Genel sağlık durumu ile fiziksel sağlık arasında orta düzeyde pozitif bir ilişki, psikolojik durum ile orta düzeyde, sosyal ilişki ile düşük düzeyde ve çevre ile orta düzeyde pozitif ilişkiler gözlemlenmiştir. Fiziksel sağlık ile sosyal destek arasında orta düzeyde, psikolojik durum ile yüksek düzeyde, sosyal ilişkiler ile yüksek düzeyde ve çevre ile yüksek düzeyde pozitif ilişkiler belirlenmiştir. Son olarak sosyal destek ile genel sağlık durumu arasında orta düzeyde pozitif, psikolojik durum ile yüksek düzeyde pozitif ilişkiler tespit edilmiştir. Sonuç olarak GSİM çalışanlarının yaşam kalitesi ve stresle başa çıkma yöntemleri ile yaş, cinsiyet, medeni durum, öğrenim düzeyi, çalışma süresi, refah seviyesi arasında anlamlı ve güçlü bir ilişkinin olduğu görülmektedir. Elde edilen bulgular ışığında çalışmada öneriler sunulmuştur.
Bireysel ve takım sporu yapan kadın sporcuların bazı fizyolojik parametreleri ile menstrüasyon ve beslenme düzenlerinin incelenmesi
Bireysel ve takım sporu yapan kadın sporcuların bazı fizyolojik parametreler ile menstrüasyon ve beslenme düzenlerinin incelenerek, bireysel ve takım sporlarıyla ilgilenen kadınların, bazı antropometrik ölçümleri, Skinfold (Deri kıvrım) ölçümleri, Vücut yağ kütlesi, Kas kütlesi, Kemik kütlesi, Günlük Gerekli Olan Kalori Miktarı, Beslenme alışkanlıkları ve Regl düzeni arasında bir ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada, ilişkisel tarama model kullanılmıştır. Araştırmanın evreni Kırşehir Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünde bireysel spor ve takım sporu yapan 18 yaş üzeri ve aktif spor hayatları devam eden 159 kadın sporcudan oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise rastgele seçilmiş 36 gönüllü sporcudan oluşmaktadır. Araştırma SPSS 25 programında analiz edilmiştir. Araştırmada frekans ve aritmetik ortalamalar karşılaştırılmıştır. Verilerin normal dağılım göstermediğinden grupların karşılaştırılmasında Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Bireysel spora branşlarıyla ilgilenen sporcularının kasılı kol kalınlığı, gevşek kol kalınlığı, ön kol kalınlığı, üst kol uzunluğu, göğüs çevresi, kalça çevresi, baldır çevresi, ayak bileği çevresi gibi bazı antropometrik ölçümlerinde takım spor branşlarıyla ilgilenen sporculara göre daha yüksek bulunmuştur. Karın ve iliak ölçümlerinde bireysel spor branşlarıyla ilgilenen sporcularının takım spor branşlarıyla ilgilenen sporculara göre daha yüksek bulunmuştur. Bireysel ve takım spor branşıyla ilgilenen sporcuların kahvaltı yapma, fastfoot yeme et ve balık yeme, su içme alışkanlığının benzer olduğu ve anlamlı farklılık oluşmadığı bulunmuştur. Bireysel ve takım sporcularının düzenli regl olma, regl dönemlerinin ağrılı olma durumu ve regl döneminde spor yapma durumlarının benzer olduğu ve anlamlı farklılık oluşmadığı belirlenmiştir, Bireysel ve takım spor branşıyla ilgilenen sporcuların kemik kırılması ve kemik çatlaması geçirme durumlarına benzer olduğu ve anlamlı farklılık oluşmadığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Bireysel sporcular, takım sporcuları, antropometrik özellikleri, beslenme alışkarlıkları, regl düzensizlikleri.
Fitness salonlarına katılım gösteren bireylerin öznel iyi oluş durumlarının incelenmesi
Araştırmanın amacı, fitness salonlarına katılım gösteren bireylerin, öznel iyi oluş durumlarını, cinsiyet, yaş aralığı, medeni durum, gelir düzeyi, eğitim seviyesi, gelir getiren bir işte çalışma durumu, fitness salonlarını kullanım sıklıkları ve kullanım amaçları açısından incelemektir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden tarama ve nedensel karşılaştırma yöntemleriyle modellenmiştir. Araştırma gurubunu Ankara ilinde yaşayan ve fitness salonlarını aktif olarak kullanan, gönüllü olarak araştırmaya katılan toplam 463 birey oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Öznel İyi Oluş Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde, betimsel istatistikler (ortalama, standart sapma) kullanılarak katılımcıların demografik özellikleri ile öznel iyi oluş düzeyleri belirlenmiştir. Çıkarımsal istatistikler kapsamında, bağımsız gruplar arasındaki farklılıkları incelemek için t-testi, ikiden fazla grubun karşılaştırılması amacıyla ise ANOVA (Tek Yönlü Varyans Analizi) uygulanmıştır. ANOVA sonuçlarında anlamlı farklılık bulunduğunda, gruplar arasındaki farkı detaylandırmak için Tukey testi gibi post-hoc analiz yöntemlerinden faydalanılmıştır. Verilerin analizi SPSS 26 istatistik programıyla gerçekleştirilmiştir. Bulgulardan hareketle, fitness salonlarına katılım gösteren bireylerin öznel iyi oluş durumlarında cinsiyet, medeni durum, eğitim seviyesi, gelir düzeyi ve gelir getiren bir işte çalışma durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Buna karşın katılımcıların öznel iyi oluş durumlarında yaş ve fitness salonlarını kullanma sıklığı değişkenlerine göre anlamlı farklılık bulunmuştur. Sonuç olarak, fitness salonlarına katılım gösteren bireylerin öznel iyi oluş durumlarının cinsiyet, medeni durum, eğitim seviyesi, gelir düzeyi ve gelir getiren bir işte çalışma durumlarıyla ilişkili olmadığı, yaş ve spor salonlarını kullanım sıklığı ile ilişkili olduğu söylenebilir. Aralık 2024, 57 Sayfa. Anahtar Kelimeler: Fitness salonları, öznel iyi oluş, fiziksel aktivite, stres, sosyalleşme.
Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin pedagojik problemlere ilişkin farkındalıklarının incelenmesi(Kırşehir il örneği)
Bu araştırmanın amacı, Kırşehir ilinde görev yapan beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin pedagojik problemlere ilişkin farkındalık düzeylerini belirlemek ve bu farkındalığın demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Nicel tarama modelindeki araştırmanın örneklemini, kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen 137 öğretmen oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında "Beden Eğitimi Öğretmenlerinin Pedagojik Problemlere Yönelik Farkındalık Düzeyleri Ölçeği" kullanılmış; analizlerde betimsel istatistikler, t-testi ve ANOVA tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulguları, öğretmenlerin genel pedagojik farkındalıklarının orta düzeyde olduğunu göstermektedir. Boyut bazında; "psikolojik durumlar" ve "ders algısı" konularında farkındalık yüksek iken, "öğrencilerin önyargı ve fiziksel engelleri" boyutunda farkındalığın düşük olduğu saptanmıştır. Demografik açıdan; erkek öğretmenlerin ergenlik dönemine ilişkin farkındalıklarının daha yüksek olduğu, mezuniyet branşı ve okul türü gibi değişkenlerin ise farkındalık düzeyinde anlamlı farklılıklar yarattığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak; beden eğitimi öğretmenlerinin özellikle öğrenci engel durumları ve önyargıları konularında desteklenmesi gerektiği, elde edilen bulguların mesleki gelişim programlarına ve eğitim stratejilerine temel teşkil edebileceği düşünülmektedir.
Kadın hentbol süper lig takımlarında görev alan sporcuların sargınlık algı düzeyleriyle belirsizliğe tahammülsüzlük seviyelerinin belirlenmesi
Bu çalışmada Kadın Hentbol Süper Lig takımlarında görev alan sporcuların sargınlık algı düzeyleriyle belirsizliğe tahammülsüzlük seviyelerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmaya 2024-2025 Kadın Hentbol Süper Lig takımlarında aktif görev alan 162 sporcu katılmıştır. Bu araştırmada tarama yöntemi kullanılmıştır. Verilerin toplanması Google Formlar aracılığıyla 3 farklı veri toplama aracından faydalanılmıştır. Birincisinde; Kadın Hentbol Süper Lig takımlarında görev alan sporcuların demografik özellikleri (yaş, medeni durum, eğitim düzeyi, gelir düzeyi, milli sporculuk durumu, menstrüasyon evresinde bulunma hali, spor yılı ve öncesinde ciddi sakatlık yaşama durumu) değişkenlerinin tespiti için araştırmacı tarafından geliştirilen 8 soruluk "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. İkincisinde; sporcuların grup sargınlık düzeylerinin belirlenmesi amacıyla, Carron ve ark., (1998) geliştirilen ve Öcel (2002) tarafından Türkçeye uyarlanan "Grup Sargınlığı Envanteri" kullanılmıştır.Üçüncüsünde ise Freeston, Rheaume, Letarte, Dugas ve Ladouceur (1994) tarafından geliştirilen ve Türkçeye uyarlaması Sarı ve Dağ (2009) tarafından yapılan "Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin çarpıklık ve basıklık değerlerin normal dağım göstermesi sebebiyle parametrik testlerler (t testi, ANOVA testi ve Pearson Korelasyon testi) uygulanmıştır. Araştırma analizleri sonucunda, Kadın Hentbol Süper Lig takımlarında görev alan sporcuların grup sargınlık düzeylerinin, demografik değişkenlerden gelir düzeyi, yaş ve spor yılı açısından anlamlı farklılık gösterdiği; yaş ve medeni durum değişkenlerinin ise belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyinde anlamlı farklılık yarattığı belirlenmiştir. Sporcuların grup sargınlık düzeyleri ile belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyleri arasında anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Sonuç olarak, kadın hentbolcularda yaş, gelir düzeyi ve spor yılı gibi değişkenlerin grup sargınlığı üzerinde; yaş ve medeni durum değişkenlerinin ise belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyleri açısından önemli bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir.
Rekreatif spor antrenörlerinin mesleki doyum ve tükenmişlik düzeyleri ilişkisi
Araştırmanın amacı, rekreatif spor antrenörlerinin mesleki doyum ve tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın evrenini rekreatif spor antrenörleri oluşturmaktadır. Örneklem ise kolay ulaşılabilir örneklem yöntemiyle belirlenmiş 306 rekreatif spor antrenöründen oluşmaktadır. Veri toplamak adına Minesota İş Doyum Ölçeği, Maslach Tükenmişlik Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Elde edilen yanıtların tutarlılığı Cronbach Alpha katsayısı ile değerlendirilmiştir. Çalışmada elde edilen verilerin normallik değerlendirmeleri ise eğiklik ve basıklık değerleri ile yapılmıştır. Verilerin normal dağılım göstermesi doğrultusunda Bağımsız Gruplar t-testi ve Tek Yönlü Varyans analizi uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkilerin değerlendirilmesi için ise Pearson Korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Yapılan tüm analizlerde anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, cinsiyet ve çalışma yılı değişkenlerinin mesleki doyum ve tükenmişlik düzeyleri üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmamaktadır. Ancak yaş ve eğitim durumu değişkenleri açısından anlamlı farklılıklar gözlemlenmiştir. Özellikle 18-22 yaş aralığındaki antrenörlerin diğer yaş gruplarına göre daha yüksek düzeyde tükenmişlik yaşadığı; ayrıca lise mezunlarının lisans mezunlarına göre, yüksek lisans mezunlarının ise lisans mezunlarına kıyasla daha yüksek tükenmişlik düzeyine sahip olduğu belirlenmiştir. Bu bulgular, antrenörlerin mesleki doyumlarının artırılmasının, tükenmişliğin azaltılması açısından önemli bir rol oynayabileceğini göstermektedir. Rekreatif spor antrenörlerinin daha verimli ve sağlıklı bir çalışma ortamına kavuşabilmesi adına, demografik özellikler göz önünde bulundurularak bireysel ve kurumsal düzeyde müdahalelere ihtiyaç duyulduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ağustos 2025, 67 Sayfa Anahtar Kelimeler: Rekreatif Spor, İş Doyumu, Tükenmişlik
Profesyonel futbolcularda aerobik dayanıklılık ve zihinsel dayanıklılık arasındaki ilişkinin incelenmesi
Amaç: Bu araştırma, profesyonel futbolcularda aerobik dayanıklılık ve zihinsel dayanıklılık arasındaki ilişkisini incelemek için yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, tarama ve bağıntısal olarak 2019-2020 Türkiye profesyonel futbol sezonu için Temmuz-Ağustos 2019 tarihlerinde hazırlık kampında olan 391 profesyonel futbolcu ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, saha testi olan Yo-Yo Aralıklı Toparlanma Tesi Seviye-1 ve Sporda Zihinsel Dayanıklılık Envanteri ile toplanmıştır. Verilerin analizi IBM SPSS 22 paket programı ile, verilerin normallik testi Kolmogorov Smirnov ile, bağımsız örneklemleri t testi ile veriler arasındak ilişki Pearson Korelasyon Testi ile yapılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan profesyonel futbolculardan süper ligde oynayanların, MaxVO2 ortalamaları ve zihinsel dayanıklılık ortalamalarının 1. lig, 2. lig ve 3. ligde oynayan futbolculara göre anlamlı olarak daha yüksek olduğu saptanmıştır. Ayrıca çalışmaya katılan tüm futbolcuların mevkilere göre dağılımında, merkez orta saha oyuncularının MaxVO2 ortalamalarının ve zihinsel dayanıklılık ortalamalarının diğer mevkilere göre yüksek olduğu saptanmıştır. Sonuç: Bu çalışmada, profesyonel futbolcularda aerobik dayanıklılık ve zihinsel dayanıklılık arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki olduğu, MaxVO2 düzeyi arttıkça zihinsel dayanıklılık durumunun da arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Aerobik dayanıklılık, MaxVO2, Profesyonel futbolcu, Zihinsel dayanıklılık.
Orta öğretim öğrencilerinin dijital oyun oynama motivasyonları ve fiziksel aktiviteye katılım motivasyonlarının incelenmesi
Bu çalışmada orta öğretim öğrencilerinin dijital oyun oynama motivasyonları ve fiziksel aktiviteye katılım motivasyonlarının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmaya 2024-2025 eğitim-öğretim yılındaki 280 kadın, 247 erkek orta öğretim öğrencisi katılmıştır. Bu araştırmada tarama yöntemi kullanılmıştır. Verilerin toplanması Google Formlar aracılığıyla 3 farklı veri toplama aracından faydalanılmıştır. Birincisinde; orta öğretim öğrencilerinin demografik özellikleri (cinsiyet, yaş, sınıf, okul türü, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, aile gelir düzeyi, spor yapma durumu, spor branşı) değişkenlerinin tespiti için araştırmacı tarafından geliştirilen 9 soruluk "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. İkincisinde; dijital oyun oynama motivasyonları belirlemek amacıyla, Demir ve Hazar [33] tarafından geliştirilen "Dijital Oyun Oynama Motivasyonu Ölçeği" kullanılmıştır. Üçüncüsünde ise Öğrencilerin fiziksel aktiviteye katılım motivasyonlarını ölçmek amacıyla Tekkurşun ve Cicioğlu [95] tarafından geliştirilen "Fiziksel Aktiviteye Katılım Motivasyonu Ölçeği (FAKMÖ)" kullanılmıştır. Verilerin çarpıklık ve basıklık değerlerin normal dağım göstermesi sebebiyle parametrik testlerler (t testi ve ANOVA testi) uygulanmıştır. Araştırma analizleri sonucunda, Orta Öğretim öğrencilerinin cinsiyet değişkenine göre, aktif spor yapma değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı farklara rastlanmıştır. Yaş, sınıf düzeyi, orta öğretim türü, anne ve baba eğitim düzeyi değişkenlerine göre bazı alt boyutlarda istatistiksel olarak anlamlı farlılıklara rastlanmıştır. Aile gelir düzeyi ile ise anlamlı bir farklılığa rastlanamıştır.
Spor bilimcilerin gözünden kadınların egzersiz ve spora katılımı
Araştırmanın amacı, kadınların egzersiz ve spora katılımı olgusunu "engeller" ve "çözüm önerileri" kapsamında spor bilimcilerin perspektifinden anlamaktır. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseni tercih edilmiştir. Araştırmaya amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitleme örneklemesine göre belirlenen dokuz (9) öğretim elemanı gönüllü olarak katılmıştır. Veriler, araştırmacı tarafından uzman görüşleri alınarak hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler içerik analiziyle çözümlenmiştir. Spor bilimcilere göre kadınların egzersiz ve spora katılımını engelleyen faktörler; toplumsal ve kültürel faktörler (toplumsal algı ve cinsiyet rolleri, ailevi sorumluluklar, toplumsal baskı, ataerkil toplum yapısı), sosyo-ekonomik faktörler (ekonomik özgürlük, bölgesel farklılıklar, tesis imkanları, maddi imkansızlıklar, çalışma saatleri, medyanın rolü) ve bireysel faktörler (bilgi ve farkındalık eksikliği, fiziksel görünüm kaygısı, spor alışkanlığı olmaması, biyolojik faktörler) temalarından kaynaklanmaktadır. Kadınların egzersiz ve spora katılımını artırmak için sunulan çözüm önerileri ise eğitim ve bilinçlendirme (toplumsal algıyı dönüştürme, cinsiyetçi bakış açısını değiştirme, eğitim kurumlarında sporu teşvik etme), sosyal destek mekanizmaları oluşturma (sosyal çevrenin desteğini sağlama, kadın dayanışmasını pekiştirme), spor tesisleri ve imkanları (kadınlara yönelik alanlar oluşturulması, erişim ve güvenliği iyileştirme, düşük maliyetli veya ücretsiz imkanların sunulması, tesis donanımlarının iyileştirilmesi), teşvik ve motivasyon (güzellik algısını egzersiz ve sporla ilişkilendirme, medyanın rolünü artırma ve başarıları ödüllendirme, kadınlarının spordaki temsilinin artırılması), spor eğitimi ve antrenörlük (nitelikli antrenör sayısını artırma) ve spor politikaları ve yönetim (kadınların spora katılımını destekleyen politikalar geliştirmek) temalarıyla ilişkilidir.
15-19 yaş arası erkek futbolcularda denetim odaklarının pozisyonlara göre belirlenmesi
Bu çalışmada 15-19 yaş arası erkek futbolcuların oynadıkları pozisyonlar ile denetim odakları ilişkisinin iç denetimlilik ve dış denetimlilik açısından bilimsel bir yaklaşımla incelenmesi amaçlanmıştır. Oyuncuların başarı ve başarısızlık kavramlarını algılama şekilleri ve yorumlamaları ile denetim odaklarının yönünü oyuncuların oynadıkları pozisyona göre belirlemek çalışmanın ana problemini oluşturmaktadır. Çalışmanın evrenini Adana ili akademik ve amatör lig futbol kulüpleri oluşturmaktadır. Örneklem grubunu ise 2018-2019 sezonu akademik ve amatör ligde futbol oynayan 15-19 yaş arası toplam 174 erkek futbolcu oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Wingate Sporda Başarı Sorumluluğu Ölçeği ve sporcu bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde Kruskal Wallis testi, ilişkileri belirlemede Spearman korelesyon analizi kullanılmıştır. Verilerin anlamlılık değeri (p<0.05) olarak değerlendirilmiştir. Verilerin analizi sonucunda; 15-19 yaş arası erkek futbolcuların WSBSÖ'den elde ettikleri puanlara göre dış denetim ağırlıklı puan ortalamaları daha yüksek olarak belirlenmiştir. Oyuncuların oynadıkları pozisyon ile WSBSÖ'den elde ettikleri puanlara göre denetim odaklarının yönü arasında anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir (p>0.05). Oyuncuların oynadıkları pozisyon ile WSBSÖ'den elde ettikleri puanlara göre denetim odaklarının yönü arasında anlamlı bir ilişki olmadığı belirlenmiştir (p>0.05). Ayrıca, oyuncuların yaş, kardeş sayısı, aile aylık geliri, spor yapma yılı, haftalık antrenman gün sayısı değişkenlerine göre; WSBSÖ'den elde edilen puan ortalamaları arasında anlamlı fark olmadığı belirlenmiştir (p>0.05).
Elit karatecilerde antrenmanın ısınma ve soğuma evrelerinde uygulanan foam roller çalışmalarının bazı motorik parametreler ve teknik performans üzerine etkisinin incelenmesi
ELİT KARATECİLERDE ANTRENMANIN ISINMA VE SOĞUMA EVRELERİNDE UYGULANAN FOAM ROLLER ÇALIŞMALARININ BAZI MOTORİK PARAMETRELER VE TEKNİK PERFORMANS ÜZERİNE ETKİSİNİN İNCELENMESİ Bu araştırmanın amacı elit karate sporcularının antrenmanlarındaki ısınma ve soğuma evrelerinde uygulanan, güncel ısınma ve soğuma yöntemlerinden biri olan foam roller çalışmalarının bazı motorik parametreler ve teknik performans üzerine etkisinin incelenmesidir. Reykan Spor Kulübünde lisanslı sporcu olan ''Ümit-Genç'' kategorisindeki siyah kuşak sporculardan çalışma grubunda 30, kontrol grubunda 30 olmak üzere toplam 60 sporcu araştırmaya dahil edilmiştir. Çalışma grubu 8 hafta boyunca haftada 4 gün karate antrenmanlarının ısınma ve soğuma evresinde foam roller uygulaması yaparken, kontrol grubu 8 hafta boyunca haftada 4 gün geleneksel ısınma ve soğuma protokolünü uygulamış ve foam roller kullanmamıştır. Foam Roller çalışmasına başlamadan önce gönüllülük esasıyla araştırmaya katılmayı kabul eden sporculara gerekli bilgilendirmeler yapıldıktan sonra ön test ölçümleri uygulanmış, 8 hafta sonra da son test ölçümleri yapılmıştır. Bazı motorik parametreler ve teknik performans ölçümleri kapsamında sporculara esneklik, eklem hareket açıklığı, fonksiyonel hareket taraması, toplam toparlanma kalitesi testi ve teknik performans testi uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre çalışma grubunun ölçümlerinin ön test-son test karşılaştırmasında dirsek ve diz ekstansiyon eklem hareket açıklığı hariç tüm parametrelerde istatistiksel açıdan anlamlı bir fark gözlemlenmiştir (p<0,001). Çalışma ve kontrol gruplarının son test karşılaştırmalarında ise dirsek ve diz ekstansiyon eklem hareket açıklığı hariç tüm parametrelerde çalışma grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar elde edilmiştir (p<0,001). Bu sonuçlara göre elit karate sporcularının antrenmanlarının ısınma ve soğuma evresinde foam roller uygulamasının onların esneklik, eklem hareket açıklığı, fonksiyonel hareket taraması, toplam toparlanma kalitesi ve teknik performansları üzerinde olumlu etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Karate, Foam Roller, Motorik Parametreler, Teknik Performans.
Egzersiz yapan ve yapmayan bireylerin stresle başa çıkma yöntemleri ve öfke kontrol düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; egzersizin stres ve öfke durumlarındaki etkisini görerek bireylerin yaşam kalitesini olumlu etkisinin belirlenmesidir. Araştırma ilişkisel tarama modeline göre tasarlanmış, Kırşehir ve Gaziantep illerinde yaşayan, 18-60 yaş aralığında, 304 kadın ve 310 erkekten oluşan toplam 614 gönüllü bireyle yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak, "Stresle Başa Çıkma Yöntemleri Ölçeği" ve "Durumluk-Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, egzersiz yapan bireylerin stresle başa çıkma düzeylerinin egzersiz yapmayan bireylere kıyasla anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Yaş ve eğitim düzeyi gibi demografik değişkenlerin stresle başa çıkma düzeyleri üzerinde etkili olduğu, öfke kontrolü açısından ise bazı alt boyutlarda anlamlı farklar bulunduğu belirlenmiştir. Bu bağlamda, bireylerin hem psikolojik sağlıklarını hem de yaşam kalitelerini artırmak amacıyla egzersiz temelli ve çok yönlü müdahale programlarının geliştirilmesi önerilmektedir. Ağustos 2025, 71 Sayfa Anahtar Kelimeler: Egzersiz, stresle başa çıkma, öfke kontrolü, bireysel farklılıklar, psikolojik dayanıklılık.
Spor yapan ve yapmayan bireylerin fair play düzeylerinin incelenmesi
Spor, bireylerin fiziksel gelişimlerinin yanı sıra sosyal, duygusal ve ahlaki yönlerini geliştiren çok yönlü bir etkinlik alanıdır. Spor ortamlarında sergilenen davranışlar fiziksel başarıyı olduğu kadar etik değerleri, kurallara uyumu ve rakibe gösterilen saygıyı da kapsamaktadır. Bu bağlamda "fair play" (adil oyun) kavramı, sporun evrensel değerleri arasında yer almakta ve bireylerin sportmenlik düzeyini yansıtmaktadır. Fair play davranışları; kurallara, sosyal normlara ve etik ilkelere uygun hareket etme tutumlarını içermektedir. Günümüzde sporun bireyler üzerindeki sosyal etkisi giderek artmakta, özellikle gençlerin bu etkiler doğrultusunda geliştirdiği değerler toplumsal yaşam açısından önem kazanmaktadır. Bireylerin ilgilendikleri spor branşları ile fair play düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi, eğitimciler, spor yöneticileri ve politika yapıcılar için yol gösterici olabilir. Gençlik merkezleri gibi sosyal gelişimi destekleyen ortamlarda farklı profillere sahip bireylerin sportmenlik eğilimlerini anlamak, bu değerlerin kazandırılması açısından önemlidir. Bu araştırma, farklı spor branşlarında yer alan bireylerin fair play düzeylerini çok boyutlu bir ölçek aracılığıyla belirlemeyi amaçlamaktadır. Sportmenlik olgusu, sosyal normlara uyum, kurallara saygı, sorumluluk bilinci ve rakibe yönelik tutumlar gibi temel boyutlar üzerinden değerlendirilmiştir. Araştırma, nicel araştırma yöntemine dayalı olarak tarama modeliyle yürütülmüştür. Katılımcılar, Kahramanmaraş ilinde Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'ne bağlı gençlik merkezlerinde bulunan, çeşitli spor branşlarında yer alan lisanslı sporcular ile bu merkezlerde sosyal ve kültürel etkinliklere katılan bireylerden oluşmaktadır. Toplam 762 birey çalışmaya dahil edilmiştir. Veri toplama sürecinde kişisel bilgi formu ve "Çok Boyutlu Sportmenlik Yönelimi Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler, yüz yüze anket yöntemiyle toplanmış ve IBM SPSS 25 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda fair play düzeylerinin cinsiyetten bağımsız geliştiğini, ancak yaş, aile gelir düzeyi, ebeveyn eğitim durumu, spor yapma yılı ve spor branşı gibi değişkenlere bağlı olarak anlamlı farklılıklar gösterdiğini ortaya koymuştur.
Sekiz haftalık artırılmış dışsal odaklı antrenman programının ilköğretim öğrencilerinin dikkat, denge ve reaksiyon becerileri üzerine etkisi
Bu çalışma, 8 haftalık hazırlanan antrenman programının; ilköğretim öğrencilerinin dışsal odaklanmalarını hedef alacak şekilde iki ayrı modelde uygulanması sonucunda; artırılmış dışsal odak sayısının ilköğretim öğrencilerinin dikkat, denge ve reaksiyon becerileri üzerindeki etkilerini karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırmada 'öntest-sontest' deneysel model kullanılmıştır. Çalışmamız, Adana ilinde bir ilköğretim okulunda okuyan yaş ortalaması 9,10±0,27 olan 41 gönüllü öğrenciyle gerçekleştirildi (%26,8 K=11, %73,2 E=30). Aileler tarafından demografik bilgi formları dolduruldu. Katılımcılar, düzenli spor yapmadığı ve dikkat eksikliği olmadığı beyan edilen öğrenciler arasından seçildi. Katılıcımlar random yöntemiyle üç gruba ayrıldı: Raket kullanılmayan çalışma grubu (n=14, K=3, E=11, yaş=9,07±0,27), raketli çalışma grubu (n=13, K=3, E=10, yaş=9,15±0,38) ve kontrol grubu (n=14, K=5, E=9, yaş=9,07±0,27). Her iki çalışma grubuna 40 dk. süreyle haftada 2 gün 8 hafta devam eden antrenman programı sırasında katılımcıların dikkatlerini "dışsal odaklarına" yönlendirilmek amacıyla talimatlar verildi. Raketli çalışma grubu dikkatlerini "rakete+topa/balona", raket kullanılmayan çalışma grubu dikkatlerini "topa/balona" odaklamaları yönünde talimatlar aldılar. Kontrol grubu klasik "beden eğitimi ve oyun" dersine (serbest aerobik çalışmalar, koşu, atlama, top sürme) devam ederken, herhangi bir planlanmış içsel veya dışsal odaklı yönlendirme talimatları verilmedi. Çalışma öncesinde ve sonrasında katılımcılara dikkat testi olan "d2-Dikkat Testi", denge testi olan "Bass Stick Denge Testi" ve reaksiyon testi olan "Disklere Dokunma Testi" uygulandı. Sonuçların istatistiksel değerlendirilmesinde SPSS 22 paket programı kullanıldı. Grup içi analizlerde non-parametrik testlerden Wilcoxon Testi, gruplar arası analizlerde ise yine non-parametrik testlerden Kruskal Wallis Testi ve Mann Whitney-U testi kullanıldı. Sonuçlar istatistiksel olarak değerlendirildiğinde; d2-Dikkat Testi parametrelerinden TM (p= 0,005), TM-H (p= 0,011) ve KP (p=0,010) ön-son test değerlerine göre gruplar arasında anlamlı bir fark vardır (p<0,05). Bass Stick Denge testi parametresi DB (p=0,639) ön-son test değerlerine göre gruplar arasında anlamlı bir fark yoktur (p>0,05). Disklere Dokunma Testi parametresi RZ (p=0,024) ön-son test değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark vardır (p<0,05). Sonuç olarak; arttırılmış dışsal odakların etkisine yönlendiren talimatlar içeren 8 haftalık antrenman programı sonrası ilköğretim öğrencilerinin dikkat, denge ve reaksiyon puanlarında sontest lehine farklılaşma olmuştur.