Manisa Celal Bayar University
Discipline

Tarımsal Bilimler Anabilim Dalı

Manisa Celal Bayar University

40

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

40 Theses
Master'sOpen AccessTR

Üzümde (Vitis vinifera L.) ampelografik özellikler kullanarak sınıflandırma

Bu çalışmada; Alaşehir (Manisa) yöresinde yetiştirilen 7 adet üzüm çeşidinin (Sultan7, Siyah Kişmiş, Bronx Seedless, Mevlana, Yalova İncisi, Cardinal, Prima) ampelografik özellikleri incelenmiş ve incelenen özellikler istatistiksel olarak karşılaştırılmıştır. Çeşitlerin bulunduğu bölgenin konumu ve iklim özellikleri ile beraber, çeşitlere ait yaprak, meyve ve ağlama suyu analiz sonuçları verilmiştir. Araştırma sonucunda; Bronx Seedless olgun yaprağı yuvarlak ve 3 dilimliyken diğer tüm çeşitler beşgen ve 5 dilimli olarak tespit edilmiştir. İncelemeler sonucunda Mevlana çeşidinin en uzun N1 damarına Bronx Seedless çeşidinin ise en kısa N1 damarına sahip olduğu görülmüştür. Salkım uzunluğu ve tane genişliği ortalamaları en büyük çeşit Cardinal, salkım genişliği ortalaması en büyük çeşit Sultan7, tane uzunluğu ortalaması en büyük çeşit ise Mevlana olmuştur.

Ampelografik özellikler
Yasemin Aşık
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı silajlık mısır çeşitlerinin (Zea mays Indentata Sturt.) Manisa ekolojik koşullarında ikinci ürün olarak tarımsal ve kalite özelliklerinin belirlenmesi

Bu araştırma Manisa ili Soma ilçesi ekolojik şartlarında 10 adet silajlık mısır çeşidinin (LG-31677, KWS-5581, AGROMAR-1403, AGROMAR DS-0224, KWS COLOSSEUS, AGROMAR ARAMİS, LG-31642, AGROMAR COLONİA, KWS-OLİMPİON, KWS-KALUMET) ikinci ürün koşullarında yeşil ot verimi ve önemli verim unsurları incelenerek yetiştirilebilecek en uygun silajlık mısır çeşitlerinin belirlenmesi için yürütülmüştür. Araştırma tesadüf blokları deneme desenenine göre dört tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Araştırmada tüm çeşitlerde yaprak sayısı, bitki boyu, bayrak yaprak boyu, sap çapı, yeşil ot verimi, bayrak yaprak eni, kuru madde verimi,kuru madde oranı, sap oranı, koçan oranı, yaprak oranı incelenmiştir. Araştırma sonucunda en yüksek yeşil ot verimi 9989.90 kg/da ile KWS Olimpion çeşidinden, araştırmada en düşük yeşil ot verimi ise 7895.19 kg/da ile Agromar DS-0224 çeşidinden elde edilmiştir. Silajlık mısır çeşitlerinin kuru madde verimleri 2459.26 -3187.25 kg/da arasında değişmiştir. Sonuç olarak Manisa ikinci ürün koşullarında yüksek yeşil ot verimi ve kalite kriterlerinde incelemeler yapıldığında KWS-OLİMPION çeşidi önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Mısır, Yeşil ot verimi, Kuru madde verimi

Mustafa Telligöz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Asmada (Vitis vinifera L.) LEA2 ve WOX genlerinin biyoinformatik analizleri

Üzüm (Vitis vinifera L.) tüm dünyada yetiştirilen önemli bir meyve türüdür. Kuraklık ve tuzluluk gibi abiyotik stres faktörlerihem verimi hem de tane kalitesini olumsuz etkileme potansiyeline sahiptir. LEA gen ailesinin stres toleransı ile ilişkili olduğu ve bu genlerin manipülasyonunun stres toleransını artırabileceğini göstermektedir. WOX genlerinin bazı bitkilerde somatik embriyogenezin anahtar düzenleyicileri olduğu görülmüştür. Bu çalışmanın amacı üzümde LEA2 ve WOX genlerinin biyoinformatik analizleriyle tanımlanması ve abiyotik stres koşulları altında olası fonksiyonlarının araştırılmasıdır. Elde edilen bulgular incelendiğinde, LEA2'ye ait 36 gen bulunmuş ve WOX'ye ait 31 gen bulunmuştur. Filogenetik ağaçlar incelendiğinde; LEA2 proteinlerinin 3 ana kola ayrıldığı görülmüştür. WOX'ın ise filogenetik ağaçta 3 ana kola ayrıldığı belirlenmiştir. LEA2 genlerinin çoğunlukla ekzondan oluştuğu görülmüştür. Filogenetik ağaç ile benzerlik gösteren WOX ekzon-intron bölgeleri, motif kalıpları ile de uyuşmaktadır. LEA2 proteinleri 6 lokalizasyonda görülmüştür. En çok (21 tanesi) Hücre zarında bulunmuştur. WOX'e bakıldığında ise; 3 lokalizasyonda görülmüştür. En çok (29 tanesi) Çekirdekte yer almıştır. 34 farklı üzüm LEA2 geninin 151 farklı miRNA'lar tarafından hedeflendiği, 31 farklı üzüm WOX geninin 205 farklı miRNA'lar tarafından hedeflendiği belirlenmiştir. LEA2 ve WOX genlerinin de potansiyel cis düzenleyici elementlere sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, LEA2 ve WOX proteinleri strese dayanıklı bitkiler geliştirmek üzere kullanılabilecek etkili proteinler olabilirler. LEA2 ve WOX genlerini kullanarak strese dayanıklı bitkileri etkili bir şekilde yetiştirmek için in vivo çalışmalar yapılmalıdır. Ayrıca bu çalışma, LEA2 ve WOX genlerinin, abiyotik stres toleransı açısından özgül işlevlerinin daha fazla araştırılması için bir temel oluşturmaktadır.

Abiyotik stresBiyoinformatikFilogenetik
Mohammad Saleem
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Asmada (Vitis vinifera L.) HSF ve HSP90 genlerinin biyoinformatik analizleri

Üzüm üretimi, çeşitli abiyotik stresler nedeniyle önemli kayıplarla karşı karşıyadır. Asmanın bu streslere nasıl tepki verdiğini anlamak, daha iyi yetiştirme teknikleri geliştirmek için çok önemlidir. Isı şoku transkripsiyon faktörleri (HSFs) ve ısı şoku protein 90 (HSP90) bitki stres dayanıklılığında önemli proteinlerdir. Biyoinformatik analizler aracılığı ile, asmalardaki HSF ve HSP90 gen ailelerini tanımlanmıştır. Asma genomunda 16 VvHSF ve 22 VvHSP90 geni tespit edilmiştir ve bunlar sırasıyla üç gruba (A, B, C) ve dört gruba (I, II, III, IV) ayrılmıştır. VvHSF proteinleri 22.99 ila 58.81 kDa arasında değişen moleküler ağırlıklara sahip olup ve pH 4.93 ila 9.19 arasında izoelektrik noktaları ile hepsinin kararsız olduğu bulunmuştur. VvHSP90 proteinlerinin moleküler ağırlıkları 41,74 ila 167,38 kDa arasında değiştiği saptanmış, izoelektrik noktaları pH 4,74 ila 9,31 arasında tespit edilmiştir. Kromozomal analiz, VvHSF genlerinin 11 kromozom üzerinde, VvHSP90 genlerinin ise 13 kromozom üzerinde bulunduğunu göstermiştir. Hücre altı lokalizasyon tahminleri, tüm VvHSF'lerin çekirdekte olduğunu, VvHSP90'ların ise çoğunlukla sitoplazmada bulunduğu, bazılarının plazma membranında ve çekirdekte yer aldığını göstermiştir. Motif analizi sonucunda ilgili proteinlerin benzer motif modellerini paylaştığı ortaya konulmuştur, bu nedenle işlevsel benzerlikler olduğu düşünülmektedir. Ekzon-intron yapı analizi, çoğu VvHSF geninin bir introna sahip olduğunu, VvHSP90 genlerinin ise 2 ila 20 intron içerdiğini göstermiştir. Üç boyutlu modelleme ile hem VvHSF hem de VvHSP90 proteinlerinin ağırlıklı olarak α-heliks katlanma özelliğine sahip olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, üzümdeki HSF ve HSP90 gen ailelerinin genetiği ve işlevleri hakkında elde edilen kapsamlı bulgular ile, gelecekteki araştırmalara ve ıslah stratejilerine yardımcı olabileceği düşünülmektedir.

Abiyotik stresBiyoinformatikFilogenetik+2
Muhammad Mubarak Isa
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Salihli alaşehir otoyol kenarındaki bağlarda bazı ağır metal (cd, ni, pb) içeriklerinin incelenmesi

Ağır metallerin verimlilik açısından bazıları gerekli, bazıları gelişimi uyarıcı ancak yüksek dozlarda hepsi toksik etki yapmaktadır. Bunlardan Fe, Zn, Cu, Mo, Mn, Co, Cr, Ni, Cd gibi bazıları bitki ve hayvanlar için önemli elementler iken bazıları ise yüksek dozlarda toksik etkiye sahiptir. Kadmiyum (Cd), nikel (Ni) ve kurşun (Pb) toprak, bitki, atmosfer ve çevreye dolaylı yollarla yayılmakta ve besin zinciri ile bitki, hayvan ve insana geçmektedir. Bu bağlamda özellikle bu ağır metallerin insan sağlığına olumsuz etkilerinden yola çıkarak araştırmamızda motorlu araç trafiğinin yoğun olduğu Salihli ve Alaşehir arasında bulunan bağlardan toprak, bitki örnekleri alınarak ağır metal içeriklerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın amacı, Salihli-Alaşehir otoyolu güzergahındaki topraklarda ve bağ yapraklarında ağır metal kirliliğinin boyutlarını belirlemektir. Ağır metaller jeotermal ve termik santral bacalarından çevreye yayılan kirleticiler içinde Ni gibi toksik ağır metaller rüzgar yardımı ile çevreye dağılırlar. Özellikle bacasından toksik ağır metal salınımının olduğu tesislerde hakim rüzgar yönündeki topraklarda ağır metallerin daha fazla biriktiği görülmektedir. Hakim rüzgarların şiddetine ve bölgenin topografyasına bağlı olarak uçucu küller uzun mesafelere taşınarak toprakların kirlenmesine yol açmaktadır. Bu amaçla Sultani Çekirdeksiz üzüm çeşidinin (Vitis vinifera L.) yoğun olarak yetiştirildiği bu otoyol kenarındaki bağlardan (Kabazlı, Yeşilova, Göbekli, Kavaklıdere, Gürsu, Piyadeler) (yaklaşık olarak 3 km'de bir örnekleme yapılmış) alınan 6 adet toprak (0-30 cm) ile aynı bağlardan 6 adet yaprak örnekleri alınmış ve Pb,Cd ve Ni gibi ağır metal analizleri yapılarak daha önce araştırıcıların standart sınır değerleriyle (toprak ve bitki için) karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar değerlendirilip, çevre kirliliğinin boyutları saptanmıştır. Yapmış olduğumuz araştırma sonuçları göre; toprak ve bağ yaprak örnekleri aldığımız bağlar arasında, bitki örneklerinde kadmiyum (Cd) eser miktarda bulunurken, toprak örneklerinde kadmiyum (Cd) miktarı 6 No'lu bağda en yüksek miktarda bulunmuş, hem toprak hem yaprak örneklerinde Ni, Pb açısından yine 6 No'lu bağda en yüksek miktarlar saptanmıştır. Ayrıca almış olduğumuz örneklerde ağır metal miktarı sınır değerlerin altında saptanmıştır. Bu durumda Salihli-Alaşehir otoyol kenarındaki incelenen bağlarda hem toprak ve yaprak örneklerinde ağır metal kirliliğinin olmadığı yada başlamadığını göstermektedir.

Asgar Babayev
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Manisa ili'nde (Türkiye'de) yaşayan havuz kayanı, Trachemys scripta (thunberg in schoepff,1792) 'nın morfolojisi ve moleküler yönden incelenmesi

Batı palearktik bölgede yer alan Türkiye'nin konumu, kısa mesafeler içerisinde görülebilen topoğrafya farklılıkları ile çeşitlenen iklim koşulları ülkenin zengin habitat çeşitliliğini meydana getirir. Bu zengin habitat çeşitliliği ve Anadolu Yarımadası'na çeşitli yönlerden canlı göçlerinin ve yayılışlarının etkisi Türkiye'nin bölgedeki diğer ülkelerden çok daha yüksek bir herpetofaunal çeşitliliğe sahip olmasına olanak sağlamıştır. Bir bölgenin doğal faunasında yer almayan, ancak farklı yollarla dışarıdan gelen yeni türler istilacı türler olarak bilinir ve bunlar bir yerel türün doğal popülasyonlarının yayılış alanlarını işgal ederek, bu yayılıma cevap veremeyenlerin ise yok olmasına ve herpetofaunal çeşitliliğin azalmasına sebep olabilirler. Doğal yayılış göstermeyen sürüngenlerin küresel olarak yeni alanlara dahil oluşu günümüze kadar katlanarak artmıştır. Havuz Kayanı, Trachemys scripta (Thunberg in Schoepff, 1792) dünya genelinde en istilacı türler arasında yer alır ve evcil hayvan ticareti ile küresel dağılımı genişleyen ve ülkemiz tatlı su habitatlarında da kaydedilen bir terrapindir. Bu tez çalışmasında Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan ve önemli doğa alanları ve biyolojik çeşitlilik alanlarını da içerisinde barındıran Manisa İli'nde bulunan sulak alanlarda yayıldığı tespit edilen yabancı tatlı su kaplumbağası Trachemys scripta istilacı türünün morfolojisi ve moleküler yönden incelenmesi hedeflenmiştir. Böylece ayrıntılı morfolojik bilgilerinin toplanması ve haplotip sayısı değerlendirilip ülkemiz için ilk kez bir genetik veri ortaya konulması amaçlanmaktadır. Ayrıca Manisa İli'nde ki doğal ve doğal olmayan sulak alanlarda dağılışının belirlenmesine katkı sağlanacaktır.

BiyoekolojiBiyolojik çeşitlilikBiyosistematik+4
Pınar Durmuş Özçakılkaya
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı tatlı mısır çeşitlerinin (Zea mays saccharata sturt.) Manisa ekolojik koşullarında tarımsal ve kalite özelliklerinin belirlenmesi

Bu araştırma Manisa ili Alaşehir ilçesi ekolojik şartlarında 11 adet tatlı mısır çeşidinin (Sentinel, Vega, Macaron, Caramelo, Maysu, Fragman, Baha, Sherbet, Mirza, SF-2169, SF-2070) tarımsal ve kalite özelliklerini belirlemek, verim unsurları incelenerek yetiştirilebilecek en uygun tatlı mısır çeşitlerinin tespit etmek için yürütülmüştür. Araştırma tesadüf blokları deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak gerçekleşmiştir. Araştırma sonuçları değerlendirildiğinde; bitki boyu 136.93-235.25 cm, yaprak sayısı 8.26-13.40, koçan sayısı 1.00-1.54, koçan uzunluğu 17.50-23.35 cm, koçan çapı 53.26-67.63 mm, koçan sıra sayısı 14.33-16.77 adet, sırada tane sayısı 28.53-44.15 adet, toplam tane sayısı 408.95-721.20 adet, bin tane ağırlığı 175.16- 425.88 g, kavuzlu koçan ağırlığı 126.73-384.77 g, kavuzsuz koçan ağırlığı 93.00- 338.52 g, taze tane ağırlığı 44.56-265.27 g, suda çözünür kuru madde oranı 11.50- 23.75, aralığında elde edilmiştir. En yüksek kavuzlu koçan verimi 2367,85 kg/da Sherbet çeşidinden elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: (Tatlı mısır, çeşit, verim, koçan, kalite)

Kalite özellikleriTarımsal özellikler
Gülsüm Orhan Yılmaz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı yemlik ve biralık arpa çeşitlerinin verim ve kalite özelliklerinin araştırılması

Bu tez çalışması, 2013-2014 sezonunda Alaşehir koşullarında yetiştirilen 13 arpa (Hordeum vulgare L.) çeşidinin bazı tarımsal ve kalite özelliklerini belirlemek amacıyla, dört tekerrürlü Tesadüf Blokları Deneme Deseni'nde yürütülmüştür. Bitki boyu, başak ve dane özellikleri, verim bileşenleri ile nem, hektolitre ve protein oranı gibi parametreler değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda çeşitler arasında birçok parametre yönünden istatistiksel olarak önemli farklılıklar belirlenmiştir. En yüksek parsel verimi 616.063 kg/da ile Çatalhöyük, en yüksek biyolojik verim ise 1898.045 kg/da ile Vamik Hoca çeşidinde tespit edilmiştir. En yüksek hasat indeksi (%31.480) ve m² başak sayısı (637.00) da yine Çatalhöyük çeşidinde kaydedilmiştir. Sancak çeşidi 1571.357 kg/da saman verimi ile öne çıkarken; Akhisar 98 çeşidi bitki boyu (81.525 cm), başakta tane sayısı (23,725) ve bin tane ağırlığı (41.50 g) bakımından yüksek değerlere ulaşmıştır. En yüksek protein değeri Aydan Hanım (%20.41) çeşidinde gözlenmiştir. Çalışmada yer alan tüm çeşitlerin protein oranları, biralık arpa için kabul edilen %9–12 aralığının üzerinde bulunmuş, bu nedenle bira endüstrisi açısından uygun olmadıkları sonucuna varılmıştır. Parametrelerin genel değerlendirilmesi sonucunda, Çatalhöyük ve Vamık hoca çeşitleri yüksek parsel verimi, hasat indeksi, bin tane ağırlığı ve başakta tane sayısı gibi kriterler açısından yemlik kullanım amacıyla en uygun çeşitler olarak belirlenmiştir. Araştırma bulguları, yemlik arpa üretimine yönelik çeşit seçimi ve ıslah programlarına önemli katkılar sunabilecek niteliktedir. Anahtar Kelimeler: Arpa, verim, kalite, protein oran

Kalite özellikleriTarımsal özellikler
Bahar Köse Kökten
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki rugilus leach (coleoptera: staphylinidae, paederinae) cinsine bağlı türler üzerinde taksonomik ve faunistik araştırmalar

Rugilus (Coleoptera: Staphylinidae, Paederinae) cinsi Leach in Samouelle tarafından 1819 yılında tanımlanmış olup Paederinae altfamilyasına bağlı Lathrobiini tribüsü içinde yer alan Stilicina alt tribüsüne dâhil olan bir cinstir. Rugilus cinsine dâhil 104 tür ve 8 alttür Afrotropikal Bölgede, 38 tür Neotropikal Bölgede, 9 tür Nearktik Bölgede, 86 tür Palearktik Bölgede, 8 tür Oriental Bölgede, 7 tür hem Oriental ve hem de Güneydoğu Palearktik Bölgede, 1 tür hem Oriental ve hem de Yeni Gine'de ve 1 tür ise kozmopolit olarak bulunmakta olup tüm dünyada toplam 255 tür ile temsil edilmektedir. Bu proje kapsamında yapılan arazi çalışmaları ile 1862-2024 yılları arasında toplanmış müze örnekleri ve çeşitli projelerden elde edilen örneklerin incelenmesi sonucunda Rugilus cinsine bağlı olarak Türkiye'de toplam 9 tür kaydedilmiştir. Bu türler; Rugilus angustatus (Geoffray, 1785), R. arabs (Saulcy, 1865), R. lesbius Assing, 2005, R. maltzevi Gusarov, 1991, R. orbiculatus (Paykull, 1789), R. rufipes Germar, 1836, R. similis (Erichson, 1839), R. subtilis (Erichson, 1840), R. tauricus (Rougemont, 1988) türleridir. Buna göre, R. angustatus Doğu Karadeniz ve Marmara Bölgesi'nden, R. arabs Marmara Bölgesi'nden, R. maltzevi Doğu Anadolu Bölgesi'nden, R. similis Marmara Bölgesi ve Batı Karadeniz Bölümü'nden ve R. subtilis Marmara Bölgesi, Orta ve Doğu Karadeniz Bölgeleri'nden ilk defa kaydedilmiştir. Daha önceden Türkiye'den kaydedilen Rugilus longicollis (Fauvel,1900) türünün tip örnekleri incelenmiş ve Türkiye faunasından çıkarılması gerektiği önerilmiştir. Ayrıca kaydedilen tüm türlere ait morfolojik bilgiler ve fotoğraflar sunulmuştur. R. orbiculatus türünün önemli morfolojik özellikleri ilk defa taramalı elektron mikroskobu (SEM) kullanılarak incelenmiş ve şekillendirilmiştir. Ek olarak saptanan türlere ait ekolojik bilgiler sunularak grafiklere yer verilmiştir. Belirlenen tüm türler zoocoğrafik olarak değerlendirilmiştir.

Hamza Alçiçek
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Samsun ili fındık bahçelerinde tespit edilen bazı entomofag tetrapotlar ve rafignatoid akarların belirlenmesi

Çalışma ile Samsun İli Ondokuzmayıs ilçesinde belirlenen fındık alanlarında rafignatoid akarların ( Raphignathoidea) tespitleri yapılmış ve yine bölgede daha önceden tespiti yapılmış entomofag tetrapotların literatür taraması yapılmıştır. Rafignatoid akarların tespiti için Şubat 2024 – Ocak 2025 tarihleri arasında bir yıl süreyle her ay ikişer kez olmak üzere toprak, döküntü ve yabancı ot örnekleri alınmıştır. Alınan örnekler etiketlenerek plastik torbalarla laboratuvara getirilmiştir. Örneklerde bulunan akarlar Berlese düzeneği marifetiyle ayıklanmıştır. Ayıklanan akarlar stereo mikroskop altında tespit edilerek sayımları gerçekleştirilmiştir. Örnekleme alanından Raphignathoidea üst familyasına ait toplam 227 birey elde edilmiştir. Elde edilen bireyler familyalara göre incelendiğinde; %58 Stigmaeidae, %20 Raphignathidae, %16 Cryptognathidae, %6 Caligonellidae olarak belirlenmiştir. En fazla rafignatoid akar 121 birey sayısı ile yaz aylarında bulunmuştur. Ayrıca çalışma ile ülkemizdeki rafignatoid akar faunasının ortaya çıkarılmasına katkı sağlamak amaçlanmıştır. Yine hem rafignatoid akarların büyük bir çoğunluğunun predatöe, fitofag, simbiyont olması ve zararlılar üzerinde parazit olarak beslenmesi bu grubun ve diğer entomofag tetrapotların üzerindeki önemi artırarak biyolojik mücadele çalışmalarında kullanılmalarına katkıda bulunulacağı düşünülmektedir.

Ayça Merve Yerlikaya
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Manisa ili Alaşehir ilçesinde arazi kullanım durumu, orman kadastrosu 2/b madde uygulamasının orman ve tarım arazilerine etkilerinin incelenmesi, sosyo-ekonomik sonuçlarının değerlendirilerek irdelenmesi

Yapılan çalışma; ülkemizin batısında, Gediz grabeni içerisinde bulunan Alaşehir İlçesi'nin doğal, sosyal ve beşeri özelliklerini göz önünde bulundurarak yerel coğrafya metotlarını (dağılış, yersellik, karşılaştırma) kullanıp, insan yaşamı için hayati önem taşıyan toprağın kullanım durumunu öncelikle ortaya koymaktır. Ayrıca vasıf tayini ile yasal yollarla orman niteliğini kaybettiği gerekçesi ile orman sınırları dışına çıkarılan arazileri; nedensellik ve sebep/sonuç ilişkisi içerisinde, arazi kullanımını etkileyen faktörleri de ele alarak incelemektir. Bu çalışma, tarım ve orman arazileri üzerinde arazi kullanım sorunlarını giderici, geniş katılımlı uygulanabilir yöntem ve metodların geliştirilmesine olumlu bir katkı sağlamak için hazırlanan bir analiz niteliğindedir. Bilindiği üzere insanoğlunun toprakla ilişkileri tarih boyunca varolan ve süregelen bir durumdur. Özellikle küreselleşen dünyada, doğal kaynağımız olan toprağın, ekonomik ve rasyonel bir şekilde planlanarak değerlendirilmesi kaçınılmazdır. Toprak, güvenilir bir yatırım aracı olarak sosyal alanda önemli bir rol üstlenmektedir. Özellikle artan nüfus artışı ve buna bağlı oluşan arazi kullanımı yoğunluğu, taşınmaz mülkiyet yönetiminin önemini açıkça ortaya koymaktadır. Beraberinde toprağın kullanımı ve korunmasıyla ilgili sürdürülebilir kalkınmaya yönelik politikaların üretilmesine olanak sağlamaktadır. Sosyo-ekonomik yaşamını toprak faaliyetleri üzerine kuran kesim için toprağın, zirai faydalanma düşüncesinden öte maddi kazanç objesi olarak görülmesi; insanların toprak üstündeki baskısını her geçen gün daha da arttırmaktadır. Yapılan çalışmada Alaşehir ilçesine bağlı köyler örnek olarak alınmıştır. Çalışma alanına giren köylerin ekonomik ve eğitim düzeyine bağlı olarak orman kaynakları kullanımının tarıma olan etkisinin incelenmesi öncelikli amaçtır. Bunun yanında kadastro çalışmalarının ve 6831 Sayılı Orman Kanunu 2B Yönetmeliği uygulamasına bağlı arazi çıkarımlarının, orman ve tarım arazileri üzerine etkilerinin ayrıntılı olarak ele alınıp değerlendirilmesi diğer nihai amacı oluşturmaktadır. İlgili tez genel itibari ile özünde köylünün kalkındırılması amacını taşıyan 6831 Sayılı Orman Kanunu 2B Madde Yönetmeliği uygulaması ile orman vasfını yitirmiş toprağın tarım arazisi olarak köylülere bırakılması olgusundan öte, uygulama sonucunda toprakta eksen kaymasına bağlı olarak geri dönüşü mümkün olmayan sorunları da beraberinde getirebileceği fikrini ortaya koymak için yapılmıştır. Ayrıca yapılan çalışma ile tarım arazilerin geçmişi ve bugünü ile köprü kurarak, mevcut potansiyele göre gelecekte arazi kullanımının nasıl olması gerektiğini bilimsel açıdan somut veriler ile ortaya koyarak, arazi kullanım planlamasının temelini oluşturmaktır. İlgili çalışmada bu düzenlemelerden biri olan 6831 Sayılı Orman Kanunu 2B Yönetmeliği uygulamasına ilişkin sorunların nesnel bir şekilde tanımlanabilmesi amaçlanmaktadır. Çalışma kapsamında Alaşehir yöresindeki 2B yönetmeliği uygulaması teknik, mevzuat ve sosyal boyutuyla incelenmiş ve değerlendirilmiştir. 6831 sayılı Orman Kanunun 2B Yönetmeliğine ilişkin uygulamalarda; 1744, 2896 ve 3302 sayılı kanunlarla yapılan madde değişiklikleri de incelenerek, kamu malı olan ormanlarımızın geleceğine ve sürdürebilirliğine katkı sağlanması, uygulamadaki eksiklikleri gidermesine yönelik uygulanabilir politikaların faaliyete geçirilmesi hedeflenmektedir.

Orman kadastrosuSosyal ormancılıkSürdürülebilir ormancılık
Vedat Uğurcu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Potasyumlu gübrelemenin kirazda meyve kalitesine etkisi

Kiraz (Prunus avium L.) tüm dünyada fazla miktarda üretilen ve ihraç edilen taş çekirdekli bir meyvedir. Türkiye'de hem üretimde hem de ihracatta önemli bir konumdadır. Özellikle 0900 Ziraat kiraz çeşidi ile "Türk kirazı" markası yaratılmıştır. Bu markanın korunması ve yükseltilmesi, meyve kalitesinin iyileştirilmesine ve raf ömrünün uzatılmasına bağlıdır. Kirazda kalite birçok faktöre bağlıdır. Yetiştiricilik aşamasında iyi bir besleme yönetimi kaliteyi önemli oranda etkilemektedir. Bitki besin maddeleri içersinden potasyumun kalite üzerine olan olumlu etkileri bilinen bir bilimsel gerçektir. Ülkemizde, potasyumlu gübrelemeye, gübreleme programlarında yeterince yer verilmemektedir. Kirazda da bu konudaki bilimsel çalışmalar çok azdır. Bu nedenlerden dolayı bu çalışmada, farklı potasyum seviyelerinin 0900 ziraat çeşidi kiraz meyvelerinin kalite parametrelerine etkileri araştırılmıştır. Deneme 2017 yılında, Manisa İli Salihli ilçesi Kemer Mahallesi AA Grup Besi ve Tarım Ürünleri Anonim Şirketine ait kiraz bahçesinde, tesadüf blokları deneme deseninde ve 4 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Denemede, azot tüm parsellere 250 g N ağaç-1 dozunda eşit uygulanmıştır. Bağımsız değişken olan potasyum 0-100-200-400-600 g K20 ağaç-1 dozlarında incelenmiştir. Her parselde 5 ağaca uygulamalar yapılmış, tam olum döneminde ortadaki 3 ağaçtan meyve örnekleri alınmıştır. Alınan örneklerde kalite parametreleri olan; meyve ağırlığı, meyve eni, meyve boyu, meyve sertliği, saptan kopma kuvveti, suda çözünebilir kuru madde, titre edilebilir asitlik, meyve suyunda pH, meyve kabuk rengi, toplam fenol miktarı ve antioksidan aktivitesi analizleri yapılmıştır. Deneme sonunda elde edilen verilerin istatistiksel analizinde; uygulanan potasyum seviyelerinin meyve ağırlığı, meyve eni, meyve boyu, meyve sertliği ve titre edilebilir asitlik değerlerini P<0.01 önem düzeyinde pozitif, pH ve antioksidan aktivitesi değerlerini P<0.01 önem düzeyinde negatif, renk tonu h0 ve toplam fenol miktarı değerlerini P<0.05 önem düzeyinde negatif etkilediği belirlenmiştir. Tüm bu etkilerde uygun potasyum seviyesinin 400 g K2O ağaç-1 olduğu görülmüştür. Saptan kopma kuvveti, suda çözünebilir kuru madde ve renk tonu dışındaki diğer renk parametreleri üzerindeki etkiler ise önemsizdir. Ancak, bu özelliklerde de 400 g K2O ağaç-1 potasyum seviyesi uygulamada önerilebilinir. Elde edilen tüm veriler doğrultusunda, potasyumlu gübrelemenin 0900 Ziraat kiraz çeşidinde meyve kalitesini olumlu etkilediği söylenebilir. Kiraz bahçeleri için gübreleme programları hazırlanırken mutlaka potasyumlu gübrelere de yer verilmelidir. Toprakların potasyum içerikleri de dikkate alınarak, iyi kalitede kiraz meyvesi elde etmek için 400 g K2O ağaç-1 olacak şekilde potasyumlu gübre uygulaması önerisinin uygun olacağı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kiraz, 0900 Ziraat, kalite, potasyum

Ömer Altuntaş
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bitki sıklığının silajlık mısır (Zea mays L.) çeşitlerinde verim ve kalite özelliklerine etkisi

Bu çalışma, Manisa ili Köprübaşı ilçesi ekolojik koşullarında, 2014 yılında, 5 farklı bitki sıklığının 10 cm (15384 bitki/da ), 15 cm (10256 bitki/da), 20 cm (7692 bitki/da), 25 cm (6153 bitki/da), 30 cm (5128 bitki/da) silajlık mısır çeşitlerinde (C-955, Truva ve İndaco) verim ve verimle ilgili bazı tarımsal özellikler üzerine etkisini belirlemek amacıyla şahsa ait arazide yürütülmüştür. Üç tekerrürlü "Tesadüf Blokları Deneme Desenine" göre kurulan denemede; bölgemizde yaygın olarak yetiştirilmekte olan mısır çeşitleri kullanılmıştır. Silaj amacıyla yetiştirilen mısırın verim ve kalitesi, çeşit ve bitki sıklığına göre önemli derecede değişmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, bitki sıklığının yeşil ot verimi, sap oranı, kuru madde verimi, protein oranı (%) ve ham protein verimi üzerine etkileri önemli bulunmuşken; bitki boyu, koçan sayısı, koçan boyu, koçan çapı üzerine etkileri önemsiz bulunmuştur. Çeşitler arasında yaprak sayısı, yaprak oranı, koçan oranı ve kuru madde oranı özellikleri istatistiki anlamda önemli bulunmuştur. Bitki sıklıklarının silaj verimi için önemli etki ettiği özelliklere ait değerler; yeşil ot verimi 3775,4-6900,0 kg/da, sap oranı % 28,0- 32,2, kuru madde verimi 1267,8-2301,2 kg/da, protein oranı %10,3-15,1, ve ham protein verimi 145,0-300,5 kg/da arasında bulunmuştur. Sonuç olarak 15 cm sıra üzeri mesafesi ve C-955 mısır çeşidinden en iyi değerler alınmıştır.

Esra Özgenç
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı azot dozlarının mısır (Zea mays L.) çeşitlerinin silaj verimi ve kalitesi üzerine etkileri

Bu çalışma, Manisa ili Salihli ilçesi ekolojik koşullarında üç farklı silajlık mısır çeşidi ile (C-955, TK-6063 ve Kolosseus) yedi farklı azot dozunun (0, 4, 8, 12, 16, 20 ve 24 kg N/da) mısır çeşitlerinin silaj verimi ve kalitesi üzerine etkilerini belirlemek için 2015 yılında şahsa ait arazide üç tekerrürlü olarak "Tesadüf Blokları Deneme Desenine" göre yürütülmüştür. Araştırmada azot dozlarının silaj verimi unsurları üzerine etkileri istatistiksel açıdan önemli farklılıklar göstermiştir. Araştırma sonuçlarına göre mısır çeşitlerinin ortalama; bitki boyu, sap çapı, yaprak sayısı, koçan sayısı, koçan boyu, koçan çapı, yeşil otta koçan yüzdesi, yeşil ot verimi, kuru madde oranı, kuru madde verimi, ham protein verimi üzerine azot dozlarının etkisi istatistiksel olarak önemli bulunmuş, bununla birlikte mısır çeşitlerinin ortalama; ilk koçan yüksekliği, yaprak ayası boyu, yaprak ayası eni, yeşil otta yaprak yüzdesi, yeşil otta sap yüzdesi ve ham protein oranı üzerine azot dozlarının etkisi önemli bulunmamıştır. Azot dozlarının önemli etki ettiği silaj verimi unsurları; bitki boyu 248,2 -299,4 cm, sap çapı 2,4-2,7 cm, yaprak sayısı 11,4-14,3 adet, koçan sayısı 1-1,3 adet, koçan boyu 20,9-24,0 cm, koçan çapı 4,956-5,189 cm, yeşil otta koçan yüzdesi %27,1-%31,0, yeşil ot verimi 7406,0-8880,1 kg/da, kuru madde oranı %33,3-%35,8, kuru madde verimi 2607-3174,7 kg/da, protein verimi 235,2-295,6 kg/da, arasında bulunmuştur. Denemede kullanılan azot dozları arasında silaj verimi açısından en uygun azot dozu 20 kg/da olarak tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Azot dozları, Mısır, Silaj verimi

Erol Özaslan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Early sweet (Vitis Vinifera L.) üzüm çeşidinde kış gözü verimliliğin saptanması ve budama seviyesinin belirlenmesi üzerine araştirmalar

Araştırma 2014 vejetasyon periyodu içinde yürütülmüş, 4 yaşında yerli fidanlarla kurulmuş bağ alanıdır. Omcalar sıra üzeri 1,6 m, sıra arası 3,1 m olup, V sistem terbiye şekli ile şekillendirilmiştir. Denemeye alınan her omcada eşit yük uygulanmış, toprak işleme, gübreleme, tarımsal savaş gibi kültürel işlemler tekniğine uygun olarak yapılmıştır. Asmalarda 6 çubuk 5, 10, 15 göz ve kontrol olarak da 4 çubuk 12 göz olacak şekilde, toplam 16 parsel, her parselde 3 asma bırakılmıştır. Elde edilen verilere (parsel başına ortalama üzüm verimi (kg), tane hacmi (ml), 100 tane ağırlığı (g), suda çözünebilir kuru madde miktarı (%), titrasyon asitliği (g/l), şıra pH değeri olgunluk indisi) TARİST paket programı uygulanmış, Tesadüf Parselleri Faktöriyel Düzende varyans analiz tekniği ile irdelenmiştir. Çalışma sonucu omca başına ortalama üzüm verimi, tane hacmi, suda çözünür kuru madde miktarı, titre edilebilir asitlik miktarı ve şıra pH değeri altı çubuk 15 göz, yüz tane ağırlığında 4 çubuk 12 göz, olgunluk indisinde ise 6 çubuk 5 göz bırakılan budama şeklinde en yüksek değere ulaşmıştır

Üzüm bağları
Aytekin Değirmenci
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Manisa ilinde yetişen bazı kırmızı üzüm (Vitis vinifera L.) çeşitlerinde toplam fenolik madde ve fiziksel özelliklerinin rakım farklılıklarına göre araştırılması

Üzüm Vitaceae familyasına ait, (Vitis vinifera) ait besleyici değeri yüksek, Manisa'nın ve Türkiye'nin tarımına ve ekonomisine önemli katkı sağlayan ürünlerinden biridir. Manisa coğrafik konum itibarı ile, deniz seviyesine yakın ve yüksek rakımların olduğu bir ilimiz olup her bir rakım seviyelerinde üzüm yetiştiriciliği yapılabilmektedir. Araştırmada iki faklı rakım seviyelerinde Manisa şehir merkezi Horozköy (75 m) ve Sarıgöl (650 m)'den sağlanan taze üzüm çeşitleri; Alphonse Lavallèe, Crimson Seedless, Michele Palieri ve Red Globe olmak üzere araştırma yapılmıştır. Proje kapsamında her bir üzüm çeşidi için faklı iki rakımdan alınan örneklerde, bazen kalite özelliklerinde değişime neden olurken, bazende değişime neden olmadığı belirlenmiştir. Araştırılan başlıca üzüm kalite kriterleri; toplam fenolik madde, Renk Ölçümleri, Tane Sap Kopma ve Tane Sertliği, Tane Ağırlığı, Salkım En, Salkım Boy, Tane En ve Boy Ölçümleri, Suda Çözünebilir Kuru Madde, Titre Edilebilir Asit (g/L) ve pH olup veriler SAS istatistik programında çok yönlü olarak değerlendirilmiş, örnekler arasındaki farklılıklar Duncan çoklu yöntemiyle karşılaştırma yapılmıştır. Çalışılan üzüm çeşitleri iki farklı rakımda her biri çalışılan parametrelerde farklı değişmeler gösterirken istatistiki analizler de benzer eğilimlerde p <0.05 düzeyinde farklılıklar önemli yada önemsiz bulunmuştur. Alphonse Lavallèe üzüm çeşidinde tane eni, tane boyu ve tane ağırlığı özellikleri değerlendirildiğinde, rakım arttıkça bu özelliklerdeki değerlerin azaldığı görülürken diğer fiziksel özelliklerde bir değişimin olmadığı görülmüştür. Alphonse Lavallèe üzüm çeşidinde suda çözünebilir kuru madde miktarında ve pH değerinde rakım arttıkça azalma olduğu, titre edilebilir asit miktarında ve toplam fenolik madde miktarında ise artış olduğu görülmüştür. Crimson Seedless üzüm çeşidinde tane eninde rakım arttıkça artma olduğu, tane sertliğinde ise yüksek rakımda azalma olduğu belirlenirken, diğer değerler açısından bir değişimin olmadığı tespit edilmiştir. Suda çözünebilir kuru madde, pH ve toplam fenolik madde miktarında rakım arttıkça artış olduğu, asit değeri ise aynı kalmıştır. Michele Palieri üzüm çeşidinde yapılan değerlendirmede yüksek rakımda salkım boyu ve tane sertliğinde artış, salkım eni, tane boyu ve tane ağırlığında azalma tayin edilmiştir. Aynı üzüm çeşidinde yüksek rakımda titre edilebilir asit oranında artış olduğu görülürken, suda çözünebilir kuru madde miktarında azalma belirlenmiştir. Aynı üzüm çeşidinde pH ve toplam fenolik madde değerleri rakıma bağlı olarak değişmemiştir. Red Globe üzüm çeşidinde rakım arttıkça salkım eni, salkım boyu, sap kopma kuvveti ve tane ağırlığı artmıştır. Tane boyunda rakım artıkça bir azalma belirlenmiştir. Ayrıca proje kapsamında materyal olarak kullanılan 4 çeşit içerisinde sap kopma kuvvetinin rakıma bağlı olarak değişim sadece Red Globe çeşidinde tespit edilmiştir. Red Globe çeşidinde yüksek rakımda suda çözünebilir kuru madde miktarı, pH ve toplam fenolik madde miktarında azalma olmuştur, titre edilebilir asitlik değeri ise artmıştır. Belirlenen renk ölçümlerinde iki farklı rakımda tedarik edilen üzüm çeşitlerinde L*, a*, b*, hue ve croma değerlerinde azalma, artış veya aynı değerler saptanmıştır. Araştırılan tüm kalite parametreleri Duncan istatistik analizi ile değerlendirilmiştir. Genel olarak araştırılan fiziksel, kimyasal ve biyokimyasal veriler iki ayrı rakımda değişebilmektedir.

Serdar Mersinli
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Piyasada satılan sofralık yeşil ve siyah zeytinlerin (Olea europaea var. sativa ) başlıca kalite parametrelerinin araştırılması

Zeytin (Olea europaea var. sativa) ülkemizin tüm yörelerinde hemen her gün doğrudan tüketilen, ayrıca çeşitli gıda ürünlerine ilave edilen Türk gıda kültüründe önemli yeri olan değerli bir besindir. Özellikle Ege ve Marmara bölgelerimizin önemli tarım ürünü ve tarım teknolojileri gıda sanayii ürünü olan zeytinin kalite değerleri denebilecek verilerin saptanarak bilgilendirmek ve durum tespiti yapmak yüksek lisans tez araştırma projesinde amaçtır. Zeytin meyvesi başlıca sofralık ve zeytinyağı olarak değerlendirilmektedir. Ülkemizin gıda ve beslenme alışkanlıklarında günde en az bir öğün tüketilen sofralık zeytinler siyah ve yeşil zeytin olarak yenmekte her bir çeşit işleme yöntemine göre gruplandırılmaktadır. Örneklemeler ile temin edilen yeşil ve siyah zeytinlerin kalite parametreleri olarak değerlendirilebilecek başlıca fiziksel ve kimyasala analizler; 10 dane ağırlık, çekirdek ağırlığı asitlik, pH, et/çekirdek oranı, kg da dane sayısı, renk, tuz, yağ parametreleri belirlenmiştir. Her bir örnekten üçer paralel çalışılmıştır. Tüm tez araştırma verileri istaistik teste tabi tutulmuş t testi uygulanmış ve hem grafik hem tablolar ile en sonunda ise tüm veri ortalamaları alınarak yorumlanmıştır. Yeşil zeytin Ağırlığı 10 dane ortalaması 40.3 gram iken Siyah zeytin Ağırlığı ortalaması 10 dane 33,18g, Yeşil zeytin Et çekirdek oranı 10 dane ortalama olarak 4,81 g. iken siyah zeytin et çekirdek ağırlığı oranı ortalama olarak 5,079 g. olarak bulunmuştur. Siyah ve yeşil zeytinlerin araştırılan kalite parametrelri yönünden farklılık olup olmadığı saptanmıştır. Siyah ve yeşil zeytinlerin fiziksel ve kimyasal analizleri, hasat koşulları, teknolojik işlemlere göre farklılık göstermiştir. Kalite yönünden ise zeytinlerde olağan üstü kalite parametre değerleri saptanmamıştır.

Ilkın Shırvanlı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yapraktan gübreleme yöntemi ile hümik asit ve 20-20-20 gübre uygulamalarının marulun (Lactuca sativa L.) verim özellikleri ve hasat zamanı üzerine etkilerinin araştırılması

Başarılı, verimli, sağlıklı tarım uygulamalarında gübre kullanımı önemli faktörlerden biridir. Dünya'da hızla nüfus artışına karşın, verim artışı ile üretim artışlarının sağlanması zorunlu olmuştur. Sebze tüketimi dengeli ve fonksiyonel beslenmede sağlıklı olarak beslenme ve obezitenin önlenmesinde önerilmekte ve önem kazanmaktadır. Marul besin içeriği ve düşük kalori içermesi ile tercih edilmektedir. Tez araştırmasının amacı yapraktan çeşitli gübre uygulamalarının verim ve optimum hasat zamanı belirlemede etkilerinin araştırılmasıdır. Araştırmada kontrolle birlikte yapraktan verilen dört ayrı çeşit gübre oranları ve çeşitleri denenmiştir. Hümik Asit 1 ve 2 iki ayrı doz, (HA1 ve HA2) ve yaprak Gübre (20-20-20) iki ayrı doz (YG1 ve YG2) olarak uygulama yapılmıştır. Hasat dönemi boyunca dört ayrı dönemde bitki verim parametreleri ölçülerek verim araştırmasının yanı sıra verim parametrelerine bağlı olarak optimum hasat zamanı belirleme de gerçekleştirilmiştir. Araştırılan başlıca verim parametreleri; Marulda (Lactuca sativa L. ); ağırlık, baş çapı, baş yüksekliği, atılan yaprak ağırlığı, atılan yaprak sayısı, kök boğazı çapı, kök sayısı, atılan yapraktan sonra baş ağırlığı her bir hasat periyodunda belirlenmiştir. Ağırlık değişimleri en fazla % 53 ve % 31 ile HA2 ve HA1 gübre uygulamalarında görülmüştür. Baş çapında; % 14 HA2 gübre uygulamasında, baş yüksekliğinde; %15, atılan ağırlık olarak ise % 58 ile en yüksek değişim değerleri elde edilmiştir. Atılan yaprak sayısı olarak % 8 HA2, kök çapı % 15, kök sayısı % 46 olarak en yüksek değişim değerleri olmuştur. Yaprak sayısındaki değişim tüm gübre uygulamalarında aynı kalmıştır. Yapılan araştırma tez projesinde elde edilen verilere göre üzere öncelikle gübre uygulamalarının hiç birinin olumsuz etkileri olmamış aksine belirli değişim oranlarında ( % 0-58 ) olumlu yönde katkı sağladığı saptanmıştır. Hasat zamanlamalarına uygulanan yapraktan verilen gübre etkileri, bitki verim parametreleri göz önüne alınarak değerlendirme yapılmış, son seçilen hasat zamanın araştırma periyoduna göre olağan iklim ve hava koşullarında optimum düzeyde isabetli olduğu anlaşılmıştır. Tez araştırma projesinde gerçekleştirilen yapraktan gübre uygulamaları reel tarım uygulamalarında üreticiye tavsiye edilebilir olarak değerlendirilmiştir.

Hüseyin Ersan Erduran
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı dozda uygulanan leonardit'in kirazda verim ve kalite kriterlerine etkisi

Araştırma, Leonardit'in kirazda verim ve bazı kalite kriterlerine ve toprakta, verimlilik parametrelerine etkisini belirlemek amacı ile Manisa İli Salihli ilçesi Kemer Mahallesi AA Grup Besi ve Tarım Ürünleri Anonim Şirketine ait kiraz bahçesinde 2016 üretim sezonunda yürütülmüştür. Test bitkisi olarak, İhracatta ve sofralık olarak tüketimde Türkiye de önemli bir yeri olan ziraat 0900 kiraz çeşidi seçilmiştir. Kullanılan leonarditin özellikleri: pH'sı 6-7, Organik madde miktarı %42, Hümik + Fülvik asit oranı %40 ve nem içeriği %30 'dur. Araştırma, tesadüf parselleri deneme deseninde 3 tekerrürlü, 4 doz (0 - 2 - 4 - 8 kg.ağaç-1) ve toplam 12 parsel olarak kurulmuştur. Her parselde 25 ağaç bulunmakta olup toplamda 300 ağaçta uygulama yapılmıştır. Araştırmada yaprak örnekleri çiçeklenmeden 8 - 12 hafta sonra o yılın sürgünlerine ait gelişimini tamamlamış yapraklar sapıyla birlikte, meyve örnekleri hasatta, toprak örnekleri ise hasattan sonra alınmıştır. Meyvelerde verim, kalite ve bazı kimyasal özelliklere, yapraklarda makro ve mikro element seviyelerine, topraklarda ise verimlilik parametrelerine bakılmıştır. Belirlenen sonuçlar varyans analizi ile değerlendirilmiş, uygulamalar arsındaki farklar LSD testi ile %1 hassasiyetle gruplandırılmıştır. Araştırmada kullanılan parametrelerin çoğunda belirlenen değerler doz artışlarına bağlı olarak artığı ve en etkili dozun 8 kg.ağaç-1 olduğu belirlenmiştir.

KirazLeonardit
Özlem Aluç
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yumurtacı bıldırcın karma yemlerinde asit yağ kullanımının yumurta sarısı serbest yağ asitlerine etkisi

Bu denemede, bıldırcın yemine % 4 oranında katılan asit yağın serbest yağ asitliği derecesinin (% 0.3, % 15, % 30) yumurta sarısı serbest yağ asitliği ve bıldırcınların yumurta verimi, yumurta ağırlığı, yem tüketimi, yemden yararlanma oranı, canlı ağırlık parametrelerine etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla denemede 10 haftalık yaşta ve her grupta 48 adet olmak üzere 3 grupta toplam 144 adet Coturnix coturnix japonica genotipinde bıldırcın kullanılmıştır. Denemeden elde edilen sonuçlara göre yeme katılan asit yağın asitlik derecesinin (% 0,3, % 15, % 30) yumurta sarısı serbest yağ asitliğine istatistiki olarak etkisi olmamıştır. Yumurta sarısı serbest yağ asitliği kontrol, % 15 ve % 30 serbest yağ asitliği içeren gruplarda sırasıyla 2.56, 2.61 ve 2.44 olarak tespit edilmiştir. Yeme katılan asit yağın serbest yağ asitliği düzeyinin yumurta verimine etkisi incelendiğinde, asit yağın asitlik derecesi % 30'a çıkarıldığında, yumurta veriminde kontrol ve asitlik derecesi % 15'lik gruba göre istatistikî olarak önemli düzeyde azalma olmuştur. Yumurta verimi sırasıyla kontrol ve % 15 'lik gruplarda % 90.34 ve % 89.94 iken, asit yağın serbest yağ asitliği % 30' a çıktığında yumurta verimi % 88.00 düşmüştür. Benzer şekilde bıldırcınların deneme sonu canlı ağırlıkları yeme ilave edilen % 30 asit yağ grubunda önemli düzeyde artmıştır. Bununla birlikte diğer performans parametrelerinden yem tüketimi, yemden yararlanma, yumurta ağırlığı yeme ilave edilen asit yağın serbest yağ asitlik derecesinden etkilenmediği görülmüştür.

Ayçiçek yağıBitki yağlarıJapon bıldırcını+3
Ümit Baydili
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çekirdeksiz üzüm yetiştiriciliğinde salkım güvesi zararlısı (Lobesia botrana) ile biyolojik, biyoteknik mücadele ve kimyasal mücadelenin ekonomik açıdan karşılaştırılması

Salkım güvesi zararı Manisa İli Ahmetli İlçesi bağ alanlarında bağ zararlısı konusunda bir sorun olmasının yanında kalıntı ve ilaçlama giderlerinde en yüklü ekonomik giderlerden birini teşkil etmektedir. Bağlarda salkım güvesi zararlısına karşı zirai mücadele zirai ilaçlardan ve biyolojik, biyoteknik mücadelede feromon tuzaklardan faydalanmak hem maddi harcama masrafını minimuma düşürmekte hem de ilaçlama için gerekli olan zaman ve iş gücü masrafından çiftçiyi kurtarmaktadır. Feromon tuzak uygulaması yapılan bağlarda salkım güvesi hemen hemen hiç görülmemektedir. Çünkü Isonet –L feromon tuzağı bağlanan bağlarda dişi kokusu salınımı olduğu için şaşırtma tekniği erkek kelebek bağın etrafını dişi kelebeğin kokusunu bir koku bulutu şeklinde sardığından erkek kelebek dişi kelebeği bulamamakta bu yüzden çiftleşme olmamaktadır. Bu nedenle salkım güvesi zarar oluşturacak sayısal artışa gidememektedir. Ayrıca ilaç kalıntısı sorunundan dolayı konvansiyonel üretim yapan çiftçilerde feromon tuzakları kullanmaktadır. Tarım Bakanlığı tarafından dekar başına bu tuzağın kullanımın arttırılması ve bağ alanlarında kalıntı probleminin önüne geçebilmek için mücadele üzüm yetiştiriciliğinde bağın en önemli zararlılarından biri olan salkım güvesi zararlısına karşı savaşımda yöntemi kullanarak asmalarına bağlayan çiftçilere 35 TL feromon tuzak destekleme ödemesi yapılmaktadır. Salkım Güvesi zararlısının zarar vereceği dönemde arazi sulanmış olsa dahi feromon tuzak bağlı olan bağda şaşırtma tekniği uygulandığı için çiftleşme olamayacağından dolayı Salkım Güvesi zararı görülmemektedir. Feromon tuzak bağlı olan Gökkaya ve Karaköy Mahallelerindeki 8 çiftçinin 2 çiftçinin Gökkaya Mahallesinde arazisine feromon tuzak bağlanmış 2 sine bağlanmamış Karaköy Mahallesinde 2 sinin arazisine feromon tuzak bağlanmış 2 sine bağlanmamıştır. Bu arazilerde bir yetiştiricilik dönemi boyunca salkım güvesi haftada 2 kere kelebek sayımları ve iklim verileri takipleri yapılmış 8 çiftçinin ilaçlama dönemleri teker teker arazileri incelenerek bilgi verilmiştir. Yıl boyu salkım güvesi zararlısına karşı yapmış olduğu mücadele nedeniyle kullanmış olduğu ilaçları tarafımıza bildirmiş ve bu ilaçlama için yapılan masraf kalemleri tek tek hesaplanmıştır. Feromon tuzak asılı bağ ile asılı olmayan bağın masrafları arasında ne kadar fark olduğu çiftçinin yapmış olduğu masraflar yapılan takipler ve hesaplamalar sonucu kıyaslanmış feromon tuzağın üzüm yetiştiriciliğinde bir kez daha ne kadar önemli olduğu anlaşılmıştır.

Özden Aypar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Manisa İli'nde yetiştirilen Mevlana, Razaki, Sultani çekirdeksiz ve Şika üzüm çeşitlerinin bazı ampelografik özellikleri ve ISSR markırları ile tanımlanması

Yeryüzünde dikimi yapılan en eski kültür bitkilerinden biri olan asmanın dünyada 10000'den fazla çeşidinin bulunduğu varsayılmaktadır. Bu nedenle asma yetiştiriciliğinde homonim ve sinonimler ile bitkinin doğru tanımlanması çok önemlidir. Bu çalışmada Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü koleksiyon bağlarından alınan Şika, Sultan1, Sultan7, Razakı, Akhisar Razakısı ve Mevlana çeşitlerinden alınan yaprak örneklerinde ampelografik özellikler tanımlanmış ve 14 adet ISSR primeri ile çeşitlerin birbirlerine genetik yakınlıkları tespit edilmesi amaçlanmıştır. Kullanılan 14 primerin 10 adedinden kullanılabilir bant elde edilmiş, 77 adet bandın polimorfik olduğu saptanmıştır. Öklidyen Uzaklık Matrisine göre birbirine en yakın çeşitler Razakı ve Mevlana, birbirine en uzak çeşitler Mevlana-Sultan1 olarak bulunmuştur. Simple Matching Benzerlik Katsayısı kullanılarak elde edilen genetik benzerlik matrisine göre, birbirine en benzer örneklerin Razaki ile Sultan 1 (0.779), birbirine en uzak örneklerin ise Şika ve Sultan7 ile Şika ve Mevlana olduğu bulunmuştur. Üzüm çeşitlerinin tanımlanmasında ve sinonim çeşitlerin ayrılmasında ampelografik özellikler ve DNA markırlarından başarıyla yararlanılabileceği düşünülmektedir.

Mahmut Aşık
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Azot fikse eden asembiyotik bakterilerin mısır tarımında, toprakta ve bitkide besin maddeleri içeriklerine ve bazı agronomik özellikler üzerine etkisi

Tarımsal üretimin arttırılması amacıyla, her geçen gün daha fazla kimyasal gübre kullanılmaktadır. Artan oranlarda kullanılan kimyasal gübreler toprak kalitesini bozmakta, çevreyi kirletmekte ve tarımsal üretimde sürdürülebilirliği azaltmaktadır. Bu durum, bitki besleme yönetiminde yeni stratejilerin geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Toprakta biyoçeşitliliği arttırarak bitki beslenmesine katkıda bulunmak, bu stratejiler içersinde en önemlisidir. Bu amaçla planlanan tez çalışmasında, asembiyotik yolla havanın serbest azotunu (N2) bağlayan mikroorganizmalardan oluşan (Azospirillum sp., Azorhizobium sp. ve Azoarcus sp.) ticari bir biyolojik gübrenin mısır yetiştiriciliğinde, toprağın ve bitkinin besin maddesi içerikleri ile mısırın verim ve bazı agronomik özellikleri üzerine etkileri araştırılmıştır. Deneme 2015 yılında, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Alaşehir Meslek Yüksekokulu uygulama arazisinde, tesadüf blokları deneme deseninde ve 3 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Denemede, biyolojik gübre 2 doz (0 - 0.5 g ha-1) ve azotlu gübre 3 doz (0 – 125 – 250 kg ha-1) olarak uygulanmıştır. Biyolojik gübre uygulanmadan önce ve hasat döneminde iki kez toprak örnekleri, püsküllenme döneminde yaprak örnekleri alınarak gerekli analizler yapılmış ve tam olum döneminde hasat edilerek verim ve bazı agronomik özellikler belirlenmiştir. Deneme sonunda elde edilen verilerin istatistiksel analizinde; biyolojik gübre ve farklı doz azot uygulamalarının birinci dönemde toprak elektriksel geçirgenliği X (EC) ve NO3-N, ikinci dönemde toprakta alınabilir-Mn, bitkide demir (Fe) ve bakır (Cu), agronomik özelliklerden koçan çapı, ilk koçan yüksekliği ve sap kalınlığı üzerine olan etkileri önemli bulunmuştur. İstatistiksel olarak önemli bulunmasa da tane verimi biyolojik gübre uygulamaları ile artış göstermiştir. Uygulanan biyolojik gübre içerisindeki mikroorganizmalar azot fiksasyonu yanında, siderofor (microbial siderophor) salgılayarak topraktaki Fe mikro besin elementinden mısır bitkisinin daha iyi yararlanmasını sağlamışlardır. Azot dozlarından bağımsız olarak bir değerlendirme yapıldığında ise, kimyasal azotlu gübrenin uygulanmadığı ancak biyolojik gübre uygulanan parsellerden elde edilen bazı agronomik parametrelerin ön plana çıktığı görülmektedir. Kontrol parseli ile kıyaslandığında, koçanda tane ağırlığında 22.3 g koçan-1, tek koçan ağırlığında 21.8 g koçan-1, bin tane ağırlığında 4 g ve tane veriminde 183 kg ha-1 düzeyinde sadece biyolojik gübre uygulaması ile bir artış sağlanmıştır. Bu sonuçlar biyolojik gübrenin etkinliğini ortaya koymaktadır. Deneme sonuçlarının bir bütün olarak değerlendirilmesinde, biyolojik gübre uygulamalarının toprak ve bitkide besin maddesi içeriklerini ve mısır bitkisinin verim ve bazı agronomik özelliklerini olumlu yönde etkilediği saptanmıştır. Özellikle biyolojik gübre ile önerilen azot dozunun yarısının uygulandığı parsellerden en iyi sonuçlar elde edilmiştir. Dolayısıyla, Alaşehir bölgesi koşullarında mısır üretiminde sürdürülebilirliğin sağlanması ve ekonomik üretim yapılabilmesi için 0,5 g ha-1 dozunda biyolojik gübre ile beraber 125 kg N ha-1 azot dozunun önerilebileceği sonucuna varılmıştır.

Özkan Yardımcı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir yarımadası (Çeşme, Karaburun, Urla) örümcek (aranea) faunası

Bu çalışmada İzmir Yarımadası Çeşme, Karaburun ve Urla ilçelerinin örümcek faunası incelenmiştir. Araştırma alanından 17.12.2016-01.04.2018 tarihleri arasında yapılan arazi çalışmalarında toplanan örnekler ile daha önceki yıllarda toplanmış müze materyali değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda 497 ergin (299♀♀, 198♂♂) örümcek toplanmış, 33 familyaya ait 88 cins ve 103 tür tespit edilmiştir. Tespit edilen türlerden Dysdera fragaria Deeleman-Reinhold, 1988; Zelotes balcanicus Deltshev, 2006; Zelotes aeneus Simon, 1878; Megalepthyphantes lydiae Wunderlich, 1994; Pelecopsis elongata (Wider, 1834); Tetragnatha nitens (Audouin, 1826); Dipoena galilaea Levy & Amitai, 1981 ve Enoplognatha diversa (Blackwall, 1859) Türkiye faunası için yeni kayıttır. Ayrıca bulunan bir örneğin, Harpactea cinsine bağlı yeni bir tür olduğu düşünülmektedir. Araştırma alanında tespit edilen türlerin, Scytodes velutina Heineken ve Lowe 1836, Scytodes thoracica Latreille, 1802, Argyrodes argyrodes Walckenaer, 1842 ve Thanatus pictus L. Koch, 1881 hariç, tamamı İzmir Yarımadası için yeni kayıttır.

Örümcekler
Oğuz Tutar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sultani çekirdeksiz üzüm (Vitis vinifera L.) çeşidinde farklı dozlarda leonardit uygulamalarının verim ve bazı makro ve mikro element içeriklerine etkisi

Leonardit, yüksek oranda karbon ve humik asitler içeren, kömür düzeyine ulaşmamış linyitin, okside olmuş formu ve doğal bir toprak düzenleyicisidir. Son yıllarda üzerinde yoğun olarak çalışılan toprak düzenleyicilerden biridir. Doğrudan toprağa karıştırılarak doğal toprak iyileştirici olarak kullanılması, bitki besin elementleri içermesi, toksik element içeriğinin düşük olması ve humik asit içeriğinin yüksek olması birçok ülkede leonarditin yaygın olarak kullanılmasına neden olmuştur. Ege Bölgesi'nde bulunan Manisa İli en fazla bağ alanına sahip olup, sofralık ve kurutmalık üzüm üretiminde Türkiye'de birinci sıradadır. Manisa aynı zamanda dünyada çekirdeksiz kuru üzüm üretim merkezidir. Bu çalışmada, topraktan uygulanan farklı leonardit seviyelerinin (L0= kontrol, L1= 500 g omca-1, L2= 1000 g omca-1, L3= 1500 g omca-1) Sultani Çekirdeksiz (Vitis vinifera L.) üzüm yetiştiriciliğinin yaygın olarak yapıldığı Manisa'da bir üretici bağında, verim ile yaprağın bazı makro ve mikro element içerikleri (N, P, K, Ca, Mg, Fe, Zn, Mn ve Cu) üzerine etkisi araştırılmıştır. Araştırma, tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Elde edilen bulgulara göre; topraktan uygulanan farklı dozlarda leonarditin üzüm yaprağının potasyum (K) içeriği dışında; omca başı yaş üzüm verimi (kg/omca), fosfor (P), kalsiyum (Ca), Magnezyum (Mg), demir (Fe), Çinko (Zn), Mangan (Mn) ve Bakır (Cu) içeriklerine etkisi istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (p<0.005). Leonardit uygulamaları ile en yüksek verimin 3. Leonardit dozundan (L2= 1000 g omca-1) elde edildiği saptanmıştır. Artan dozlarda leonardit uygulamaları Sultani Çekirdeksiz üzümde yaş üzüm verimini olumlu etkilemiştir. Leonardit uygulamalarının yaprağın makro ve mikro element içeriklerini de olumlu yönde etkilediği ve yine 3. Leonardit dozunda (L2= 1000 g omca-1) en yüksek miktarlara ulaştığı görülmüştür. Farklı araştırıcıların daha önce belirledikleri referans (sınır) değerlere göre incelenen bağın yaprak analiz sonuçları değerlendirildiğinde ise bağın azot (N), fosfor (P), kalsiyum (Ca), demir (Fe) ve kısmen potasyum (K) yetersiz beslendiği belirlenmiştir.

LeonarditMeyve verimiÇekirdeksiz kuru üzüm
Serkan Karakılıç
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Leonardit kullanımının toprak kalite kriterlerine etkisi

Bu araştırma leonardit kullanımının toprakta bazı kalite kriterleri üzerindeki etkisinin incelenmesi amacıyla Manisa İli Alaşehir İlçesinde Çekok Grup arazisinde yürütülmüştür. Araştırmada kullanılan leonardit; pH'ı 6-7, organik madde %42, Hümik + Fülvik asit oranı % 40 ve nem içeriği %30 özelliğinde olup Asya tarımdan temin edilmiştir. Araştırma 1 yıllık olup, tesadüf parselleri deneme desenine göre 3 tekerrür, 5 doz (0 –50 -100 –200 –400 kg/da) olmak üzere, 23.6 x 23.6 x 35.5 cm3 hacimde toprağa leonardit karıştırılıp, 1 yıl süreyle ınkubasyona bırakılmasıyla, toplam 15 parselli olarak yürütülmüştür. Araştırmada; toprak reaksiyonu (pH), tuz (T), kireç (% CaCO3), azot (N), fosfor (P), potasyum (K), kalsiyum (Ca), magnezyum (Mg), demir (Fe), bakır (Cu), çinko (Zn), mangan (Mn), organik madde (OM), hacim ağırlığı (HA), Özgül ağırlık (ÖA), su tutma kapasitesi (STK), katyon değişim kapasitesi (KDK), agregat stabilitesi (AS), hidrolik permeabilite (HP), porozite (Pr) analiz edilmiştir. Uygulamasonrasında belirlenen değerler varyans analizi ile değerlendirilmiş, uygulamalar arasındaki farklar LSD testi ile %1 hassasiyetle gruplandırılmıştır. Araştırmada, pH uygulama dozu artışına paralel sayısal olarak düşmüş ancak istatistiki olarak önemsiz bulunurken, diğer bütün parametrelerde leonarditin etkisi istatistiki olarak önemli bulunmuş olup, kireçte kontrol dışındaki diğer bütün uygulama sonuçlarıaynı grupta çıkmış, ancak doz artışına bağlı sayısal bir artış elde edilmiştir. Diğer parametrelerde doz artışına paralel düzenli artışlar belirlenmiş ve sonuçlarfarklı istatistiki gruplar oluşturmuştur. Sonuçolarak, pH değerleri bütün uygulamalarda alkali, tuzluluk hafif tuzlu sınıfında, Kireç seviyesi düşük, organik madde değerleri düşük ve çok düşük, azot düşük ve çok düşük, fosfor çok düşük, potasyum çok yüksek, kalsiyum düşük, magnezyum yüksek ve çok yüksek, demir, çinko ve mangan yeterli olarak bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Leonardit, Permeabilite, KDK, Hacim Ağırlığı, Toprak, Fiziksel özelliği.

Leonardit
Selen Öküzcüoğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

2000 – 2018 yılları arasında aktif yeşil alan kullanım değişimlerinin irdelenmesi; salihli ilçesi örneğinde

Kentler; nüfusun hızla artış göstermesiyle birlikte barınma ihtiyacı doğrultusunda oluşan arazi gereksinimlerini karşılamaya yönelik büyüme yoluna girmektedir. Konut ihtiyacının karşılanmasının hedeflenmesiyle birlikte kişi başına düşen aktif yeşil alan miktarı azaltmakta ve böylece konut planlamasının dışında kalan alanlar yeşil alan olarak değerlendirilerek kişi başına düşen aktif yeşil alan miktarının arttırılması üzerinde çalışmalar yapılmaktadır. Türkiye yeşil alan normlarına göre 1985 tarih ve 3194 sayılı İmar Kanunu'na dayandırılarak çıkartılmış olan yönetmelikte, kişi başına 7 m² olan yeşil alan standardı, 2 Eylül 1999 tarihli 23804 sayılı Resmî Gazetede yayınlanan değişiklikler sonrasında kişi başına 10 m²'ye çıkartılmıştır [1]. Aktif yeşil alanlar üzerine yapılan çalışmalar sonucunda ise Dünya Sağlık Örgütü'nün tavsiye ettiği kişi başına düşen aktif yeşil alan miktarını en az 9 m² olarak belirlemiştir. Ülkemizde kentlerde kişi başına aktif yeşil alan oranlarının belirlenmesi amacıyla birçok bilimsel araştırma yapılmıştır. Örneğin; Isparta 3.0 m² [2], İstanbul 1.9 m² [1], Manisa 9.28 m² [3], Antalya 3.1 m² [4] şeklindedir. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlara göre Salihli ilçesi 2000 yılı verileri değerlendirildiğinde kişi başına düşen aktif yeşil alan miktarı 1.26 m² iken, 2018 yılında 2.74 m² değerine ulaşmıştır. Salihli ilçesi örneğinde gerçekleştirilmiş olan bu çalışmada 2000 ve 2018 yıllarına ait müvacir alan sınırları içerisinde kalan aktif yeşil alan miktarındaki değişim verileri değerlendirilmiş olup araştırma sonucunda Salihli ilçesi kentsel yeşil alanların miktarını kıyaslama açısından Türkiye ve dünyadaki yeşil alan normları incelenmiştir. Elde edilen verilerden yola çıkılarak yeşil alanların kent halkına yönelik yararlarını arttırmayı amaçlayan öneriler geliştirilmiştir. İlçenin gelecekteki aktif yeşil alan planlamalarına katkı sağlanması hedeflenmiştir.

Nazlı Gözde Atak
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ege ve İç Anadolu bölgesindeki Achenium (Coleoptera: Staphylinidae: Paederinae) cinsine bağlı türler üzerinde taksonomik ve faunistik araştırmalar

Mart 2013 – Mayıs 2019 tarihleri arasında, Ege ve İç Anadolu Bölgelerinde yapılan arazi çalışmalarında Achenium (Coleoptera: Staphylinidae) cinsine bağlı toplam 405 birey, aspiratör ve toprak eleme yöntemleri kullanılarak toplanmıştır. Arazi çalışmaları sonucunda Achenium cinsine bağlı toplam beş tür kaydedilmiştir. Bu türler: Achenium anatolicum Jarrige, 1952; A. humile (Nicolai, 1822); A. propontiacum Bordoni, 2009; A. scimbalioides Koch, 1937 ve A. turcicum Coiffait, 1971 türleridir. Kaydedilen türlerden; A. humile (Nicolai) Ege Bölgesi'nden, A. scimbalioides Koch ve A. turcicum Coiffait türleri ise İç Anadolu Bölgesi'nden ilk defa bildirilmiştir. Ayrıca, birçok il için yeni kayıtlar sunulmuştur. A. turcicum Coiffait türü deskripsiyonundan sonra ilk defa tip lokalitesi dışında kaydedilerek yayılışının bilinenden çok dafa fazla olduğu belirlenmiştir. A. turcicum Coiffait ve A. anatolicum Jarrige türleri Anadolu için endemik türlerdir. Çalışma bölgesinden bilinen tüm türlere ait tanı anahtarı oluşturulmuş, türün kayıtları haritalandırılmış ve saptanan türlere ait tanı karakterleri fotoğraflanmıştır. Ayrıca kaydedilen türlere ait bazı ekolojik notlara yer verilmiştir.

İnanç Ayan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Alaşehir (Manisa) bağ alanlarında zarar yapan maymuncuk (Coleoptera: Curculionidae) türleri ve mevsimsel aktiviteleri üzerine araştırmalar

Curculionidae (Hortumlu kınkanatlılar), tüm dünyaya yayılmış olan 4.800 cins ve 62.000 türle temsil edilen Coleoptera takımı içindeki en büyük ikinci familyadır. Curculionidae türlerinin bir kısmının asma bitkisinin (Vitis vinifera L. 1753) çeşitli kısımları ile beslendiği bilinmektedir. Bu tezde, 2019 ve 2020 yıllarının 23 Şubat-31 Temmuz tarihleri arasında, Manisa'nın Alaşehir İlçesindeki 6 bağ alanında bulunan Curculionidae familyasına ait ergin böceklerin tür kompozisyonu ve mevsimsel aktivitesi araştırılmıştır. Örnekler temel olarak silikonize elyaf tuzaklar kullanılarak toplanmıştır. Bu tuzaklar Haziran ayına kadar iki gün aralıklarla, Haziran ayından sonra ise beş günde bir toplanmıştır. Çalışma sonucunda, 8 türden 7.080 örnek kaydedilmiştir. Bu türler, Asproparthenis punctiventris (Germar, 1823), Caulostrophus javeti (Desbrochers, 1871), Hypera postica (Gyllenhal, 1813), Lixus albomarginatus (Boheman, 1842), Malvaevora timida (Rossi, 1792), Megamecus shevketi (Marshall & Lodos, 1979), Psallidium maxillosum (Herbest, 1785) ve Strophomorphus porcellus (Schönherr, 1832) türleridir. Bunlardan, 6.487 örnek silikonize elyaf tuzak kullanılarak toplanan M. shevketi türüne aittir. M. shevketi türünün hem 2019 ve hem de 2020 yıllarındaki mevsimsel aktivitesi birlikte değerlendirildiğinde, türün ilk erginlerinin Mart ayının ikinci yarısından sonra ortaya çıkmaya başladığı saptanmıştır. Daha sonra, Nisan ayının başından itibaren ise sayılarının artarak, Nisan ayının ortasında, sonunda ve Mayıs ayının ortasında yüksek popülasyon yoğunluklarına ulaştığı görülmektedir. 2019 ve 2020 yıllarında türün mevsimsel aktivitesi değişiklik göstererek 2019 yılında Nisan ayı sonunda, 2020 yılında ise Mayıs ayı sonunda bu türün popülasyon yoğunluğunun iyice azaldığı belirlenmiştir. Haziran ayı ile birlikte bu türe ait son örneklerin yakalandığı ve Temmuz ayının başından itibaren ise ergin aktivitesinin neredeyse tamamen sonlandığı görülmüştür. Temmuz ayının ikinci yarısından sonra ise hiç örnek toplanamamıştır. Bunlara ek olarak kaydedilen türlerin morfolojik özellikleri tanımlanmış ve şekillendirilmiştir.

Mustafa Babıroğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Gölmarmara (Manisa) bağ alanlarında zarar yapan Empoasca decipiens Paoli, 1930 ve Asymmetrasca decedens (Paoli, 1932) (Hemiptera: Cicadellidae) türleri ve mevsimsel aktivitesi üzerine araştırmalar

Birçok kültür bitkisinde zararlı olan Empoasca decipiens Paoli, 1930 ve Asymmetrasca decedens (Paoli, 1932) (Hemiptera: Cicadellidae) asmada da zarar yapan türlerdir. Bu türler, Gölmarmara yöresi bağ alanlarında çok yoğun olarak görülmeye başlamış ve önemli zararlılar haline gelmiştir. Çalışma, 2019 yılında Manisa'nın Gölmarmara ilçesinde Buğdaylı, Akkavak, Göktepe, Akpınar ve Pirenlik yörelerinde olmak üzere beş bağ alanında yürütülmüştür. Karışık popülasyonlar halinde bulunan E. decipiens + A. decedens türleri, 15 günde bir, her bağda 50 asmadan 100 atrap sallanarak örneklenmiştir. Çalışma sonucunda bütün yörelerden toplam 11 232 adet E. decipiens + A. decedens ergini örneklenmiştir. Bu türlerin popülasyonu en azdan en çoğa doğru Pirenlik, Göktepe, Buğdaylı, Akpınar ve Akkavak şeklinde olmuştur. Pirenlik mevkisinde toplam 1 675 adet; Göktepe mevkisinde 1 815 adet, Buğdaylı mevkisinde 2 079 adet, Akpınar mevkisinde 2 560 adet ve Akkavak mevkisinde en yoğun olarak 3 103 adet Empoasca decipiens + Asymmetrasca decedens örneği tespit edilmiştir. Bu türlerin popülasyonu aylara göre değişiklik göstermiştir. Bu türler bağlarda Mayıs ayında hareketlilik göstermeye başlamıştır. Populasyon seviyesi en yüksek Temmuz - Ağustos aylarında görülmüştür. Ağustos ayının sonları ve Eylül ayından itibaren düşüşe geçmiştir. E. decipiens + A. decedens bağlarda önemli zararlar meydana getirmiştir. İlk olarak emgi yaptığı yapraklarda kıvrıklar meydana getirmiştir. Bitki öz suyunu emmesinden dolayı yaprakların kenarları beyazlaşıp sonra kahverengileşmiştir.

Gözde Baydili
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Manisa ili etlik piliç yetiştiriciliğinin teknik yönden incelenmesi

TÜİK 2018 verilerine göre Manisa toplam 30,075,567 adet etlik piliç (Broiler) mevcudu ile ülkemizde ilk sıradadır. Ülkemiz etlik piliç varlığının % 13,59 unu barındırmakta olup adeta tavukçuluk sektörünün başkentidir. Manisa ilinde en fazla üretilen hayvansal ürün yıllık 396,997 ton üretim ile tavuk etidir. Tavuk eti üretiminde ilimiz 1. Sırada yer almaktadır. Manisa ili için bu kadar önem arz eden tavukçuluk sektörünün mevcut durumunu ortaya konulmaya çalışılacaktır. Tavukçuluğun hızla gelişmesi üretimin karlı ve maksimum verim düzeyinde sürdürülebilmesi için teknik bilgiye sahip yetiştiricilere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu amaçla Manisa'daki tavuk yetiştiricilerinin tavuk üretimi sırasında uyguladıkları teknikleri, kümes yapısını, yetiştirme şekillerini ve sağlık koruma gibi hayvan performansını önemli düzeyde etkileyen konularda durum tespiti yapıp sektörün sorunlarını, eksiklerini ve ihtiyaç duyduğu teknik konuları belirleyip bunların çözümü konusunda öneri sunmaktır. Ayrıca araştırmadan elde edilen bilgi ve bulguları tavukçuluk sektörü ve ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşmaktır.

Etlik piliçFason üretimManisa+1
Buket Özşaner Gelir
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Edirne ilindeki Paederinae (Coleoptera: Staphylinidae) altfamilyası türleri üzerinde taksonomik ve faunistik araştırmalar

Bu tezde, Mart 2021 ve Haziran 2022 tarihleri arasında Marmara Bölgesi'nde bulunan Edirne İli'nde gerçekleştirilen arazi çalışmaları sonucunda Paederinae Fleming, 1821 (Coleoptera: Staphylinidae) alt familyasından 11 cinse dahil toplam 18 tür kaydedilmiştir. İncelenen toplam birey sayısı 149'dur. Araştırma sonucunda, Lathrobium (s. str.) sp. n. bilim dünyası için yeni tür olarak önerilmiştir. Astenus thoracicus (Baudi di Selve, 1857), A. procerus (Gravenhorst, 1806), Lobrathium rugipenne (Hochhuth, 1851), Micrillus testaceus (Erichson, 1840), Medon fusculus (Mannerheim, 1830), Paederus littoralis Gravenhorst, 1802 ve Scopaeus gracilis (Sperk, 1835) türleri Trakya Bölgesi'nden ve Lathrobium fulvipenne Gravenhorst, 1806 türü ise Marmara Bölgesi'nden ilk kez rapor edilmiştir. Ayrıca, kaydedilen 18 türden, Achenium propontiacum Bordoni, 2009 ve Scopaeus laevigatus (Gyllenhal, 1827) türleri dışındaki türler Edirne İli'nden ilk defa bildirilmiştir. Yakın zamanda tanımlanan, Leptobium thracicum Anlaş & Örgel, 2021 türü Türkiye için endemik olup, Tekirdağ İli'nden deskripsiyonu yapıldıktan sonra ilk defa kaydedilmiştir. Bunların yanında, kaydedilen türlere ait ekolojik ve zoocoğrafik bilgiler de tezde sunulmuştur.

ColeopteraEdirneFauna+1
Enes Zafer Kacar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Vitis cinsinde pmeıı (pektin metil esteraz inhibitör) genlerinin biyoinformatik değerlendirmesi ve bazı vitis türlerinde tuz stresinin PMEI genleri üzerine etkisinin in-silico analizi.

Pektin Metil esteraz İnhibitör (PMEI) genleri, bitkiler için çok önemli bir yere sahiptir. Bitkilerde stres yanıtı, bitki gelişimi, meyve oluşumu ve olgunluğu gibi birçok farklı biyolojik süreçte görev almaktadırlar. Bu çalışmada asma (Vitis) bitkisindeki PMEI genleri biyoinformatik analizler aracılığıyla in-silico incelenmiştir. Vitis vinifera türünde 46 gen, Vitis riparia türünde ise 43 gen PMEI genleri olarak saptanmış, VvPMEI ve VrPMEI olarak adlandırılmışlardır. Bulunan filogenetik ağaçlarda aynı sınıfta yer alan proteinlerin motif kalıplarının benzer olduğu görülmüştür. VvPMEI ve VrPMEI hedefleyen miRNA'lar bulunmuş, bu genlerin stres yanıtı ile ilişkileri saptanmaya çalışılmıştır. Vr-PMEI-9, VvPMEI-10, VvPMEI-18, VvPMEI-34 ve VvPMEI-35 genlerinin tuz, soğuk ve kuraklık stresi ile ilişkili olabilecek potansiyel genler olduğu görülmüş, bunun yanısıra meyve oluşumu, renklenme ve olgunlaşma ile ilişkili olabilecek potansiyel hedef genler belirlenmiştir. Ayrıca, veri tabanlarından elde edilen tuz stresine maruz kalmış asma gen dizilerinde gen ekspresyon düzeylerindeki değişimlerin in-silico olarak elde edilip edilmediği FastPCR programı denenerek araştırılmış ve gen ekspresyonundaki değişimleri belirleyebildiği görülmüştür. Sonuç olarak, elde edilen veriler ışığı altında bu çalışmanın daha ileride yapılacak araştırmalara ve ıslah çalışmalarına kaynak olabileceği düşünülmektedir. Tuz stresine ve diğer abiyotik strese dayanıklı çeşitlerin geliştirilmesinde in-silico çalışmaların zaman ve maliyetten tasarruf gibi birçok avantajının olduğu belirlenmiştir.

Moleküler genetik
Oğuz Diricanlı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Manisa il ve ilçelerinde yetiştirilen susam çeşitlerinin; dağılımı ve mevcut durumunun araştırılması

İnsan beslenmesinde bitkisel yağların önemi büyüktür. Bitkisel yağ üretiminde ayçiçeği, soya, kolza, pamuktan sonra susam (Sesamum indicum L.), dünya ve ülkemizde geniş kullanım alanına sahip bir endüstri bitkisidir. Susam, ülkemizde daha çok tahin, tahin helvası imalinde ve unlu mamuller yapımında kullanılmaktadır. Ülkemizde ana ürün olarak üretilen susam, hububattan sonra ikinci ürün olarak da üretilebilir. Ege Bölgesi 128157 dekarlık hasat alanıyla Türkiye toplam susam üretiminin %43,2'sini karşılamaktadır. 2014 yılında Ege Bölgesi illeri arasında en fazla susam üretimine sahip il 2443 tonluk üretimiyle Manisa'dır . Bu çalışmanın amacını, Manisa bölgesinde ana ve ikinci ürün susam tarımında mevcut durum ve sorunların araştırılması oluşturmaktadır. Araştırma Manisa ilinde en fazla üretimin yapıldığı Köprübaşı, Kula, Salihli, Demirci, Gördes ve Selendi ilçelerinde yürütülmüştür. Çalışmada "Çok Kademeli Örnekleme Yöntemi" kullanılarak 90 üreticiden anket yoluyla veriler toplanmıştır. Elde edilen verilere göre, ülke genelinde olduğu gibi, Manisa ilinde de susam tarımında yerel çeşitler kullanılmaktadır. Bu çalışmada, susam tarımında, hasat-harman en önemli sorun olarak saptanmıştır. Sertifikalı tohumluk kullanımının hemen hemen yok denecek kadar az olması, uygun olmayan toprak hazırlığı, uygun olmayan ekim teknikleri, ürün fiyatının yetersizliği, pazarlama sorunları üretim ve verim artışını sınırlayan başta gelen önemli faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunları, yabancı ot kontrolü, hastalık etmenleri ve zararlılar izlemiştir.

Meltem Ümmetoğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Süperior seedless (Vitis vinifera L.) üzüm çeşidinde ga3, salkım ucu kesme ve bilezik alma uygulamalarının üzüm verim ve kalitesine etkileri üzerinde araştırmalar

Bu çalışma, 2015 yılı vejetasyon periyodunda Ahmetli ilçesi'nde 7 yaşında yerli köklü olarak yetiştirilen Süperior Seedless (Vitis vinifera L.) sofralık üzüm çeşidinde gerçekleştirilmiştir. Deneme tesadüf blokları desenine göre 7 uygulama ve 4 tekerrürlü olarak düzenlenmiştir. Tüm kültürel uygulamalar tane tutumu döneminde yapılırken, GA3 10 ppm olarak somak uzatmak için (salkım uzunluğu 7-8 cm ulaştığında) uygulanmıştır. Kontrol asmalara sadece su püskürtülmüştür. Bu çalışmanın amacı, Salkım Ucu Kesme (SUK), Bilezik Alma (BA), Salkım Ucu Kesimi + Bilezik Alma (SUK+BA), Gibberellik Asit + Bilezik Alma (GA3+BA) ve Gibberellik Asit + Salkım Ucu Kesimi + Bilezik Alma (GA3+ SUK +BA) uygulamaların üzüm verim ve bazı kalite özellikleri üzerine etkilerini ortaya koymaktır. Süperior Seedless'de tüm uygulamalar verim, salkım ağırlığı, salkım eni ve boyu, salkım en/boy oranı, tane ağırlığı, tane en ve boyu, çözünebilir kuru madde ve asitlik üzerine etkisi istatistiki (P<0.05) olarak önemli bulunmuştur. En yüksek üzüm verimi, salkım ağırlığı ve salkım uzunluğu GA3+BA, en yüksek tane ağırlığı, en uzun tane boyu BA, en yüksek çözünebilir kuru madde değerleri sırasıyla GA3 + SUK + BA ve GA3+ BA uygulamalarından elde edilmiştir. Bu araştırmanın sonucu olarak sofralık Süperior Seedless üzüm çeşidi yetiştiriciliği için genel olarak önerilebilir en iyi uygulama GA3+BA dır.

Hatice Camcı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Manisa ili Alaşehir Yöresinde Yaş üzüm Pazarlama Kooperatifinin Gerekliliği

İnsanoğlu başlangıçtan beri tarımda karşılaştığı sorunların, zorlukların çözümünü karşılıklı dayanışma ve iş birliğinde bulmuştur. Dünyada tarımda kalkınmanın örgütlenmeden geçtiği iyi bilinmektedir. Bugün dünyada gelişmiş ülkelerde tarım ürünleri üreticilerin kurduğu kooperatifler aracılığıyla tüketiciye ulaştırılmaktadır. Çalışma alanı Manisa ili Alaşehir ilçesi, ülkemizin üzüm sektöründe önemli merkezlerinden olup halkın temel geçim kaynağı bağcılıktır. Alaşehir ilçesindeki bağcılık sektörünün, ülkemiz ve dünya bağcılık sektörü ve ekonomisi açısından ne kadar büyük bir paya, öneme sahip olduğu; üretim alanı, üretim miktarı, dış ticareti vb. sayısal verilerle ortaya koyulmuştur. Küçük ve dağınık yapıdaki sofralık yaş üzüm üreticilerini bir kooperatif model çatısı altında toplamak, çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Buna bağlı olarak bağ üreticilerinin piyasada söz sahibi olmasını sağlamak ise diğer amacı oluşturmaktadır. Bu araştırmada; gayeli olarak seçilmiş 100 adet sofralık (yaş) üzüm üreticisi ile karşılıklı yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak sorunlar tespit edilmiştir. Tespit edilen sorunlar 11 ana başlıkta toplanmıştır. Bu sorunların en başında kurumsallaşma ve örgütlenme sorunu gelmektedir. Diğer sorunların temel kaynağını oluşturan örgütlenme sorununu takiben; fiyat ve pazarlama, ekonomi ve finansman sorunları, üretim tekniği ve teknik eğitim sorunları, tarımsal yapı ve hukuki yetersizliklerden kaynaklanan sorunlar gelmektedir. Üretimde aşırı maliyet yüksekliği, katma değer sorunu, devlet desteğinin yetersizliği yanında yörede karşılaşılan toplumsal ve psikolojik sorunlar tespit edilen diğer sorunları oluşturmaktadır. Sonuç olarak; dağınık, küçük ve güçsüz durumdaki üreticiler, bu kooperatif modeli ile bir araya gelerek büyük, güçlü ve kurumsal bir yapıya kavuşabilecektir.

Tarım kooperatifleriTarım satış kooperatifleriTarımsal kooperatifler
Hakan Uğur Ersöz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı organik gübrelerin tütün (Nicotiana tabacum) gelişimi üzerine etkileri

Bu çalışma 2016 yılında Manisa' nın Akhisar ilçesinde bulunan Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tütün Eksperliği Yüksekokulunda gerçekleştirilmiş olup çalışma alanı olarak okul içerisinde bulunan tütün fideliği, serası ve okul laboratuarı kullanılmıştır. Sera şartlarında kurulan bu denemede organik yapıdaki gübrelerin farklı tütün çeşitlerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışma dört farklı organik gübre (leonardit, çiftlik gübresi, solucan gübresi ve mikrobiyal gübre) ile beş farklı tütün çeşidi (İzmir Özbaş, Tokat İri Kıtalı, Adıyaman İri Kıtalı, Katerini ve Yerli Muş) kullanılarak Faktöriyel Tesadüf Blokları Deneme Planına göre üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Sera içerisinde toplam yetmiş beş saksıdan oluşan denemede ilki dikim öncesi, ikincisi dikimden bir ay sonra olmak üzere iki defa gübre uygulaması yapılmış ilk uygulamada katı formda olan leonardit, çiftlik ve solucan gübreleri kullanılmış ikinci uygulamada bu gübreler ile beraber etki süresi ve derecesini araştırmak amacıyla mikrobiyal gübre uygulaması gerçekleştirilmiştir. Yapılan bu çalışma ile bitki boy uzunluğu, yaprak sayısı, gövde çapı gibi morfolojik özelliklerin yanı sıra birinci ve ikinci ana ellerde yaprak uzunluğu, genişliği ve ovalitesi gibi karakteristik özellikler incelenmiş; ayrıca laboratuarda yapılan çalışmalar sonucunda önemli kalite parametrelerinden olan kül tayini ve kül rengi analizleri ile kullanılan gübrelerin kalite açısından etkileri araştırılmıştır. Bu denemeden elde edilen sonuçlara göre 0,05 önem düzeyinde en iyi uygulamanın çiftlik gübresi olduğu, leonardit ve solucan gübresinin ise ikinci en iyi uygulama olduğu belirlenmiştir. Leonardit gübresi uygulaması sonuçlarında tütünlerde kül oranının düşük olması; mikrobiyal gübre uygulamasında ise açık gri, beyaz ve çok beyaz gibi kalite ifade eden kül renkleri dikkat çekmektedir bu yönüyle iki uygulamanın diğer uygulamalardan ayrıldığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler:(Tütün, Nicotiana tabacum, organik gübre, leonardit, solucan gübresi, çiftlik gübresi, mikrobiyal gübre)

Fatih Salih Bulgur
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Alaşehir ve Sarıgöl (Manisa) bağ alanlarında bulunan Polyphylla fullo (Linnaeus) (Coleoptera:Scarabaeidae:Melolonthinae) türünün mevsimsel aktivitesi üzerine araştırmalar

Polyphylla fullo (Linnaeus, 1758), bağ alanlarının çok önemli zararlılarından biridir. Bu türün larvası asmanın kökleri ile beslenir ve genellikle toprağın derinliklerinde yaşar. Bu nedenle, bu zararlıyı kontrol etmek çok zordur. Türün erginleri ise çam ağacının yeşil kısımları ile beslenmektedir. Bu çalışmada, 16 Nisan- 24 Temmuz 2016 tarihleri arasında, Manisa ilindeki, Alaşehir ve Sarıgöl ilçelerinde bulunan iki bağ alanında P. fullo türünün erginlerinin mevsimsel aktivitesi araştırılmıştır. Örnekler ışık tuzağı kullanılarak toplanmıştır. Tuzaklar haftada bir kontrol edilmiştir. Çalışma sonunda, 792 örnek değerlendirilmiştir. Bu örneklerden 199 tanesi Alaşehir'de kurulan ışık tuzaklarına, 593 tanesi ise Sarıgöl'deki tuzaklara düşmüştür. Her iki tuzak lokalitelerinde küçük farklılıklar olmasına rağmen, genel olarak bu türe ait örnek sayıları Haziran ayı itibari ile artmış, Haziran ayının ortası ve Temmuz ayının başında en yüksek seviyeye ulaşmış ve bu tarihten sonra düşmeye başlamıştır. Temmuz ayının ikinci yarısından sonra ise hiç örnek toplanamamıştır. Bunlara ek olarak bu türün hem erkek ve hem de dişisinin morfolojik özellikleri tanımlanarak resimlendirilmiştir.

Ömer Faruk Şentürk
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Organik ve geleneksel kekik yetiştiriciliğinde bitki besin elementlerinin ve uçucu yağlarının belirlenmesi

Bu çalışma Denizli İli, Çal İlçesi, Kabalar Mahallesinde kültüre alınarak deneme arazilerinde geleneksel ve organik şartlarda yetiştirilen İzmir kekiğinde (Origanum onites L.) çiçeklenme döneminde (Haziran-Temmuz 2016) alınan bitki örneklerinde makro ve mikro elementler ve deneme arazilerini temsil edecek şekilde alınan toprak (0-30cm) örneklerinde yürütülmüştür. Ayrıca uçucu yağ analizlerinin yapılması için de örnekleme yapılmıştır. Toprak analizlerine göre; geleneksel olarak yetiştiricilik yapılan bahçelerin toprak reaksiyonu (pH) organik bahçelere göre az da olsa daha düşük olduğu belirlenmiştir. Tüm bahçelerin kireç miktarları (% CaCO3) orta kireçli ve fazla kireçli arasında tespit edilmiş, organik madde miktarlarının ise çok az veya az sınıfında yer aldığı görülmüştür. Tuzluluk % 0.15'nin altında olduğundan, tuzluluk söz konusu değildir. Topraklar genellikle tınlı bünyeye sahiptirler. Organik ve geleneksel bahçeler çoğunlukla fosfor ve potasyum bakımından az sınıfına girdiği bulunmuştur. Yaprak analizlerine göre; organik ve geleneksel yetiştiricilikte azot, fosfor ve potasyumun genele yakın bir bölümünün noksan ve yetersiz miktarlarda olduğu belirlenmiştir. Kalsiyum elementinin geleneksel bahçelerde yetersiz ve yüksek aralığında, organik bahçelerde ise büyük bir bölümünün yeterli olduğu bulunmuştur. Magnezyumun dağılımına bakıldığında geleneksel bahçelerde noksan ve yeterli, organik bahçelerin çoğunda yeterlidir. Mikro elementler yönünden ise tüm bahçelerin yeterli ve yüksek sınıfında yer aldığı tespit edilmiştir. Uçucu yağ miktarları ile yapılmış diğer çalışmalarda, aynı tür olanlar bizim çalışma sonuçlarımızla paralel ve yakın oldukları gözlenmiş, farklı türde olanlar da içinse yakın değerler gösterdiği bulunmuştur.

Ethem Görece
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Feng shui ile iç mekan süs bitkilerinin farklı tasarım alternatiflerinin oluşturulması ve mekan algısına etkisi

Kentlerde insanlar kapalı alanlarda daha fazla vakit geçirmektedir. Bu nedenle doğadan uzakta stres ve yoğun tempoyla, beton binalara sıkışarak çalışan, zamanını geçiren insanlarda bu durum fiziksel ve psikolojik yönden olumsuz etkiler yaratmaktadır. İç mekan süs bitkileri kapalı alanlarda doğanın bir parçası olması nedeniyle birçok olumlu etkiye sahip olmaktadır. Bu ifade ulusal ve uluslararası yapılan araştırmalarla (hastane, okul, ofis gibi bir çok alanda kullanıcılara yapılan anket çalışması ile) desteklenmektedir. Bu tez çalışmasında; Feng Shui felsefesi dikkate alınarak farklı salon ve balkon bitkileri 3d modellemesi ile tasarlanmış ve bu alanların mekan algısı değerlendirilmiştir. Çalışma daha önceden yapılmadığı için bu tez çalışmasında uzman kişilerce değerlendirmesi yapılmıştır. Bahçe sanatında bitkiler doğanın önemli bir parçası olduğu gibi süre gelen yaşamları boyunca kültürel ve inanç değerler doğrultusunda kullanımlarıyla da öne çıkmaktır. Kültürleri anlamanın en önemli yollarından biri de bir toplumun geride bıraktığı bahçe mimarisini ve onu etkileyen felsefeyi incelemektir. Günümüzde bahçe mimarisi kısıtlı olan alanlarda balkon ve salon bitkileri ile kullanım alanında yön değiştirmeye başlamıştır. Tez çalışmasında Feng Shui felsefesine göre tasarımı yapılmış balkon ve salonlarda kullanılan bitkilerin mekan algısına etkisini belirmektedir. Bu tez çalışması; sürdürülebilir, sağlıklı ve dengeli iç mekânlar oluşturma sürecinde çevre-insan-bitki etkileşimini merkeze alan yaklaşımların önemini vurgulamaktadır.

Bitkisel tasarımBiyofilik tasarımSürdürülebilirlik+1
Sergen İlikçi
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2025
00