Pamukkale University
Discipline

Department of Organic Agriculture Management

Pamukkale University

64

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Bayburt florasında doğal olarak yetişen adaçayı (Salvia spp.) türlerinin uçucu yağ, uçucu yağ bileşenleri ve antioksidan özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma, Bayburt ili florasında doğal olarak yayılış gösteren Salvia türlerinin uçucu yağ oranı, uçucu yağ bileşenleri ile toplam fenolik madde ve antioksidan aktivitesini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. İlk defa Bayburt ili sınırlarında doğal olarak yetişen 11 farklı Salvia türü ile ticari olarak temin edilmiş kültür türleri olan Salvia officinalis ve Salvia fruticosa bitki materyali olarak kullanılarak belirtilen özellikler bakımından karşılaştırılmıştır. Araştırma sonucunda toplamda 106 uçucu yağ bileşeni belirlenmiştir. En yüksek uçucu yağ içeren yabani türün %0,154 ile Salvia sclarea olduğu görülmüştür. En yüksek toplam fenolik madde içeriği (64,44 mgGAE/g) ve en yüksek DPPH değeri (133,55 mgTE/g) Salvia bracteata türünde tespit edilmiştir. Bayburt florasında doğal olarak yetişen türler arasında özellikle Salvia bracteata, Salvia multicaulis ve Salvia nemorosa toplam fenolik madde ve antioksidan aktivite sonuçları açısından yüksek değerler ile dikkat çekici bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar Bayburt ili florasında doğal olarak yayılış gösteren Salvia türleri arasında uçucu yağ oranı, uçucu yağ bileşenleri ile toplam fenolik madde ve antioksidan aktivitesi bakımından değerli türlerin bulunduğunu göstermiştir. Bölgenin iklim koşulları ile üretimi yapılan bitki çeşitliliği göz önününe alınarak, daha kapsamlı analizler ile desteklendikten sonra özellikle S. bracteata, S. multicaulis ve S. nemorosa türlerinin kültüre alınma potansiyellerinin olabileceği düşünülmektedir. Bu türlerin daha kapsamlı analizler ile araştırılarak bölgeye ekonomik gelir ve yani istihdam alanları kazandırılabileceği sonucuna varılmıştır.

Bayram Yurtvermez
Bayburt University · Institute of Graduate Studies
2026
30
Master'sOpen AccessTR

Sosyal sermaye ve örgütsel özdeşleşme arasındaki ilişki: Mersin Üniversitesi çalışanları üzerine bir araştırma

Örgütlerin verimliliğinin artması ve örgütlerin gelişme gösterebilmesi söz konusu olduğunda örgütü oluşturan çalışanların örgütsel sosyal sermayeleri ve özdeşleşmeleri yüksek önem taşır. Örgüt çalışanlarının bölüm içerisinde, diğer bölümlerdeki iş arkadaşlarıyla ve yöneticileriyle kuracakları iletişim ağları bütün örgütü etkileyeceğinden çok önemlidirler. Örgüt çalışanları yapılan faaliyetlerinin merkezinde yer alırlar. Bu araştırma, Üniversite çalışanlarının sosyal sermayeleri ve örgütsel özdeşleşmeleriyle ilgili mevcut durumun tespit edilmesini sağlayacağından, Üniversite yönetimlerine de katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu çalışmayla birlikte örgüt içerisinde bilgi paylaşımının, güvenin ve paylaşılan değer ve hedeflerin iş görenin çalışmış olduğu örgütle özdeşleştirmesine yaptığı etkinin tespit edilmesi sağlanabilecektir. Bu araştırma ile Mersin Üniversitesi'nde çalışmakta olan akademik ve idari personelin örgütsel sosyal sermayeleri ve örgütsel özdeşleşmeleri arasındaki ilişki tespit edilmeye çalışılmıştır.

Mersin ÜniversitesiSosyal sermayeÖrgütler+1
Yeliz Hoşman
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mersin ili Silifke ilçesinde organik üretim yapan çiftçilerin organik üretimi seçme/seçmeme sebepleri ve sürdürme/vazgeçme eğilimleri hakkında bir araştırma

Bu araştırmanın amacı Mersin ili Silifke ilçesi'nde organik üretim yapan çiftçilerin organik üretimi seçme/seçmeme sebepleri ve sürdürme/vazgeçme eğilimlerinin incelenmesidir. Çalışmanın temel materyalini Mersin ili Silifke ilçesine bağlı Gündüzler ve Kepez mahallelerinde organik tarım yapan ve organik üretimi terk eden; organik tarım yapan üreticiler ile yüz yüze yapılan anketlerden elde edilen veriler oluşturmaktadır. Araştırmada organik üretim yapan (devam eden) üreticiler ile organik tarımdan ayrılan (vazgeçen) üreticiler olarak iki ana kitle bulunmaktadır. Çalışmada organik üretime devam eden 16 ve organik üretimden vazgeçen 5 olmak üzere toplam 21 üretici ile anket yapılmıştır. Organik üretim yapan ve bazı üretimden vazgeçen üreticilerin sosyoekonomik ve işletme özellikleri Excelde tablo haline getirilerek verilmiştir. Anket sorularının cevapları ise tanımlayıcı istatistik analiz yöntemleri kullanılarak yorumlanmıştır. Organik üretim yapan çiftçilerin organik üretimi seçme/seçmeme sebepleri ve sürdürme/vazgeçme eğilimlerinin incelendiğini bu çalışma sonunda, katılımcıların çiftçilikten memnun oldukları ve organik tarım gelirinden memnuniyet ortalamalarının "bazen" düzeyinde; görülmektedir. Katılımcıların fiyatın yüksek, pazar ve satış garantisi olduğu için organik üretime başladıkları söylenebilir. Çalışma sonunda katılımcıların organik üretime devam etmede etkili olan faktörlere bakıldığında en fazla ortalama ile "devlet tarafından verilen destekleme ödemesi" ve "benim ve işçilerin sağlığı" ifadelerinin öne çıktığı görülmüştür. Gelecekte organik üretim yapılmasında etkili olabilecek faktörlerin birden fazla olduğu görülmektedir. Bu faktörler; fiyat yüksekliği, pazar garantisi, organik ürünlerine olan talebin artması, diğer çiftçilerin organik üretime yönelmesi ve üretime yönelik eğitim çalışmalarının artması faktörlerinin "kesinlikle etkiler" düzeyinde öne çıkmıştır. En düşük ortalama ise "masrafların azalması" "az etkiler" olduğu görülmüştür. Katılımcıların tekrar organik üretim isteği konusunda "Tekrar organik üretmeyi düşünüyor musunuz?" sorusu ortalamalarına bakıldığında "asla düşünmem" cevabının verildiği görülmektedir. "Başkalarına organik üretimi önerir misiniz?" sorusu ortalamalarına bakıldığında "asla düşünmem" cevabının verildiği görülmektedir. Bu durumda organik üretimden vazgeçen katılımcıların organik üretime tekrar geri dönmeyi düşünmedikleri söylenebilir.

Hasan Akkuzulu
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin organik ürün satın alma kararlarında dijital pazarlamanın etkisi: İstanbul ili örneği

Dünyada son zamanlarda hastalıkların artmasıyla, ekolojik sistemin bozulması, insan ve diğer canlıların sağlıklarında olumsuzluklar yaşanması ile birlikte tüketicilerin de yaşam tarzında değişiklikler yaşanmaya başlamıştır. Tüketiciler sağlık açısından risk oluşturmayan, doğal kaynaklara zarar vermeyen ve sürdürülebilirliği sağlayan organik tarım ürünlerine bir yönelim olmuştur. Bu yönelimin sonucunda dünyada organik tarım ürünleri ticareti hızla gelişmeye başlamıştır. Başta gelişmiş ülkeler olmak üzere birçok ülke organik gıda pazarına yönelmektedir. Son yıllarda teknolojinin gelişmesiyle birlikte akıllı telefon, tablet gibi cihazların kullanımı da artmış ve teknolojiyle birlikte dijital kanallar, pazarlama açısından önemli bir yere gelmiştir. Özellikle sosyal medyanın herkes tarafından kullanılması ile bu mecranın pazarlama aracı olarak kullanılmaya başlandığı görülmüştür. İşletmeler de oluşan yoğun rekabet ortamına ayak uydurmak ve diğer işletmelerden geri kalmamak için marka tanıtımlarına dijital pazarlama uygulamalarını kullanmaya başlamışlardır. Araştırmanın amacı, dijital pazarlama uygulamalarının organik ürün satın alan tüketicilerin davranışlarını ne derecede etkilediğini ortaya çıkarmaktır. Araştırma ile tüketicilerin hangi dijital pazarlama uygulamalarından etkilendiği ve tercih ettiği ölçülmek istenmiştir. Ayrıca farklı demografik özelliklere sahip tüketicilerin organik tarım ürünü hakkında ne kadar bilgi sahibi olduklarını ve dijital pazarlama çalışmalarının tüketici satın alma davranışı üzerinde ne kadar etkili olduğunu ölçümlemeyi amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Organik Tarım Ürünü, Tüketici Satın Alma Davranışları, Tüketici Tercihleri, Dijital Pazarlama Danışman: Dr. Öğr.Üyesi Onur Köprülü, Organik Tarım İşletmeciliği Anabilim Dalı, Mersin Üniversitesi, Mersin

Ayşe Atli
Mersin University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin yeşil ürün tercihleri üzerinde, markaların çevre dostu uygulamalarının etkisi: Mersin örneği

Dünya üzerinde insanların varoluşuyla birlikte çevre olgusu insan yaşamının ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Küreselleşen dünyada teknolojinin hızlı gelişimi ve kullanımı, sanayi sektörüne de yanısımış, sanayileşme; kontrolsüz tüketim ve nüfus artışı, artan nüfusun şehirlerde toplanması, tarıma elverişli alanların sanayi ve konut için kullanılarak yok edilmesi gibi bazı sorunları beraberinde getirmiştir. Yaşanan tüm bu gelişmeler sırasında insanlar doğal kaynakları bilinçsizce tüketerek bir takım çevresel sorunlara yol açmışlardır. 18. ve 19. yüzyıllara damgasını vuran Sanayi Devrimi'yle artan bu olumsuzluklar karşısında, 1970'li yıllara gelindiğinde insanoğlu çevresel sivil toplum örgütlerinin önderliğinde çevreye verdiği tahribatın farkına varmaya başlamış, doğal kaynakların sürdürülebilirliğinin insan yaşamında ne denli öneme sahip olduğunu anlamaya başlamıştır. Çevreye verdiği zararın farkına veren ve bu durumu düzeltmenin yalnızca hükümetlerin ve kurumların görevi olmadığını düşünen insanlar, çevresel sivil toplum örgütleriyle iş birliği içerisinde hareket ederek, satın alma kararlarında çevreye zarar vermeyen ürünleri tercih etmenin önemini kavramışlardır. Bu durum karşısında işletmeler tüketici talebini karşılarken çevre dostu ürün ve uygulamalar kullanmaya başlamış, böylece yeşil pazarlama kavramı ortaya çıkmıştır. Bu araştırma; yapılacak anket çalışmasıyla, Mersin ilinde yer alan tüketicilerin demografik özelliklerini saptayacak ve yeşil ürün tercihleri üzerinde, markaların çevre dostu uygulamalarının etkisini gözlemleyecektir.

Halil Ilgar
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Anamur, Bozyazı muz alanlarında nematodların yaygınlık yoğunluklarının belirlenmesi

Muz tropikal iklim meyvesidir ve bu nedenle ekosisteminde açık alanlarda yetiştirilir. Ancak Mısır, İsrail, İspanya, Avustralya, Fas ve Türkiye gibi subtropikal iklime sahip ülkelerde açıkta ve örtü altında yetiştiricilik ekonomik açıdan önemlidir. Hem tropikal hem de subtropikal ekolojik koşullar altında yetiştiricilik çeşitli sorunlar ortaya çıkarmaktadır. Tropik bölgelerde hastalık ve zararlılar yetiştiriciliği sınırlayan en önemli faktörler arasında yer alırken, subtropik bölgelerde düşük sıcaklıklar, don zararı, aşırı yaz sıcaklıkları, gündüz/gece sıcaklık farklılıkları ve özellikle abiyotik streslerin neden olduğu sorunlar ön plana çıkmaktadır. Diğer subtropikal ülkelerde olduğu gibi Japonya'da da düşük sıcaklıkların olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak için son yıllarda seracılığa ağırlık verilmiş ve bu durum büyük ölçüde ekili alan ve üretim artışına yansımıştır. Bu çalışmada, Japonya'da muzun yaygın olarak yetiştirildiği Mersin ilinin Anamur ve Bozyazı ilçelerindeki muz bahçelerinden toplanan toprak örnekleri kullanılarak, toprak özellikleri ile verim ve kalite standartları arasındaki ilişkiye açıklık getirilmiş, verim ve kalitenin artırılmasına yönelik önerilerde bulunulmuştur. Muz, tropikal ve subtropikal bölgelerde yaygın olarak yetiştirilir, ülkemizin Akdeniz kıyılarında yetiştirilmektedir. Nematodlar, muzun en önemli zararlılarından biridir. Bu çalışma, Anamur ve Bozyazı ilçeleri muz bahçelerinde nematod türleri, dağılımları ve enfeksiyon oranlarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Muz alanlarından alınan kök ve toprak örnekleri geliştirilmiş Baermann hunisi yöntemi ile analiz edilmiştir. Bu çalışmada Helicotylenchus spp. ve Meloidogyne spp. türler mevcuttu. Helicotylenchus spp.'nin hem enfekte alan yüzdesi hem de popülasyon yoğunluğu. Meloidogyne spp.'den daha yüksekti. Eylül ayında yapılan analizde toplam nematod varlığı (Helicotylenchus spp. + Meloidogyne spp.) Mayıs ayına göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Muz alanlarında nematod yoğunlukları sırasıyla H. Multicinctus, > M. Javanica > Meloidogyne incognita tespit edilmiştir. Nematodlara karşı tek bir mücadele metodu etkili olmadığı için entegre mücadele yapılmalıdır.

Gamze Deniz
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Organik gıdaların e-ticaret ile pazarlanmasında tüketicilerin tutum ve davranışları: Mersin ili örneği

Dünya nüfusunun hızlı artması, teknolojinin hızlı bir şekilde gelişmesi, insanların ihtiyaçları ve önceliklerinin zamanla değişmesi ile birlikte tüketicilerin bu zaman ivmesi içerisinde tercihlerinin analizine ihtiyaç duyulmuştur. Özellikle organik tarım ürünlerine olan ilginin artması, tüketicilerin bu ürünleri daha kolay, daha güvenilir ve daha uygun fiyatlara temin etme yollarının belirlenmesinin önemini de artırmıştır. Ayrıca son dönemlerde tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 virüsü kaynaklı salgın hastalığının, bu ve bunun gibi durumlarda e-ticaret uygulamalarının, ihtiyaçların karşılanması konusunda aktif olarak kullanılması ile organik gıda ürünlerinin sunumunun eksikliğini belirgin bir şekilde ortaya koymuştur. Bu amaçla çalışmada, yerel boyutta Mersin ili kapsamında tüketicilerin online alışveriş deneyimleri, spesifik olarak organik gıdaları online alışveriş üzerinden satın alma deneyimleri ve tüketicilerin organik gıda ürünlerinin e-ticaret pazarlanması üzerinden satın almaya ilişkin tutum ve davranışları incelenmiştir. Organik gıdaların online olarak satın alınmasında tüketicilerin tutum ve davranışları katılımcılara uygulanan Tutum, Algılanan Risk, Algılanan Kullanım Kolaylığı ve Algılanan Faydalılık ölçekleri üzerinden değerlendirilmiştir. Ek olarak yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, gelir gibi demografik bilgiler, önceki deneyimleri ve gelecekte satın alma niyeti gibi kavramların online organik gıda satın almaya ilişkin tutum ve davranışlar üzerinde bir etkisi olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırma sonucunda; Ölçek toplam puanı ile niyet yapısı arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur (r=.416, p<.001). Diğer bir ifadeyle katılımcıların online organik gıda satın almaya yönelik fikir ve tutumları olumlu yönde arttıkça online organik gıda satın almaya yönelik niyet de artmaktadır. Ek olarak, ölçekteki toplam puanlarının davranışı istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönde yaradığı görülmüştür. Yani, bireyin online organik gıda satın almaya yönelik fikir ve tutumları olumluysa online organik gıda satın alma davranışını gerçekleştirme ihtimalinin arttığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Organik Gıda, Online Alışveriş, E-Ticaret, Tüketici Davranışları

Elektronik pazarlamaElektronik ticaretTarımsal pazarlama
Hamdi Doğruöz
Mersin University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Pamukta verticillium solgunluğu (Verticillium dahliae Kleb.)'na karşı bazı bitki aktivatörlerinin etkilerinin araştırılması

Pamuk üretiminde solgunluk hastalığı (Verticillium dahliae Kleb.) önemli verim kayıplarına neden olmaktadır. Hastalığın mücadelesi için alternatif yöntemlerin denenmesi gereklidir. Bu çalışmanın amacı, bazı bitki aktivatörlerinin (auxiGRO, Green Miracle, Maxicrop, ProAct Plus ve Sojall Vitanal) pamukta Verticillium solgunluğuna ve bitki gelişimine karşı etkilerini hem in vitro hem de iklim odası koşullarında belirlemektir. İlk olarak, bitki aktivatörlerinin farklı konsantrasyonlarının (0, 1, 5, 25, 100, 250 ve 500 ppm) patates dekstroz agar (PDA) besi ortamında V. dahliae izolatlarının (PHCVd3-yaprak dökmeyen patotip, PHCVd47-yaprak döken patotip) misel gelişimine etkileri in vitro'da incelenmiştir. Bitki aktivatörlerinin V. dahliae'ye etkileri tolerant Carmen ve duyarlı Acala SJ2 pamuk çeşitlerinde tohum kaplama ve yeşil aksam püskürtme olarak iki farklı şekilde iklim odasında belirlenmiştir. Ayrıca, V. dahliae'nın yaprak dökmeyen (PHCVd3 izolatı) ve yaprak döken (PHCVd47 izolatı) patotiplerine ait iki izolatı çalışmada kullanılmıştır. Bitki aktivatörlerinin Carmen ve Acala SJ2 çeşitlerinde bitki boyu, bitki yaş ağırlığı, kök uzunluğu ve kök yaş ağırlığı gibi bitki gelişimine etkileri saksı denemelerinde saptanmıştır. In vitro çalışmalar tesadüf parselleri deneme deseninde üç tekerrürlü, saksı denemeleri beş tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Maxicrop, Sojall Vitanal, ProAct Plus, Green Miracle ve auxiGRO bitki aktivatörleri 500 ppm dozunda PHCVd3 izolatının misel gelişimini %90'nın üzerinde baskılamıştır. Maxicrop (Ascophyllum nodosum deniz yosunu) yine 500 ppm dozunda PHCVd47'yi %91,00 oranında engellemiştir. AuxiGRO (GABA+%29,2 L-Glutamik asit) ile tohum kaplama yapılan Carmen çeşidinde PHCVd3'e karşı en düşük hastalık indeks değeri 1,43; PHCVd47'ye karşı ise Sojall Vitanal (Lactobacillus acidophilus) ve ProAct Plus (harpin protein)'ta sırasıyla 2,09 ve 2,12 olarak saptanmıştır. Yeşil aksama ProAct Plus püskürtülen Carmen çeşidinde her iki izolata karşı en düşük hastalık indeks değerleri sırasıyla 1,42 ve 2,18 olarak belirlenmiştir. Bitki aktivatörleri duyarlı Acala SJ2 çeşidinde her iki izolata karşı hastalık şiddetini engelleyici herhangi bir etki göstermemiştir. Bitki boyunda auxiGRO (22,06 cm), bitki yaş ağırlığı ve kök uzunluğunda ProAct Plus (7,02 g; 24,40 cm), kök yaş ağırlığında ProAct Plus (1,45 g) ve Sojall Vitanal (1,41 g) Carmen çeşidinde en iyi sonucu vermiştir. Bitki aktivatörleri Acala SJ2 çeşidinde bitki boyu, bitki yaş ağırlığı ve kök yaş ağırlığına göre istatistiki olarak aynı grupta yer almış ve ProAct Plus (23,56 cm) kök uzunluğuna en yüksek etkiyi göstermiştir.

Verticillium dahliae
Zehra Sağlan
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Determination of glutathione s-transferase content of wheat landraces (Triticum spp.) grown in deni̇zli̇ city and comparison with registered wheat varieties

In the study, protein value and Glutathione S-Transferase value of 16 local wheat varieties, 7 registered wheat (Gün-91, Kıraç-66, Köse-220/39, Ç-1252, Bayraktar-2000, Eminbey, Kunduru-1149) and 1 einkorn wheat enzyme activity were investigated. Protein values, GST enzyme activity and correlation between protein and GST enzyme activities in landraces and registered varieties of wheat were investigated. The study was carriedout in Denizli Pamukkale University Faculty of Applied Sciences and Science Faculty Biochemistry and Molecular Toxicology Laboratory in 2022. Wheats landraces were collected from 6 different districts of Denizli (Acıpayam, Tavas, Güney, Pamukkale, Çameli, Çivril), protein values were studied by Lowry method and GST activities were studied with DCNB substrate by spectrophotometric method. According to the results of there search, the differences between the protein values and GST enzyme activity values in wheat were found to be statistically significant. When the protein values are examine damong wheat varieties, einkorn wheat has the highest values with 15,53 mg/ml, and Kunduru-1149 has the second highest values with 13,52 mg/ml. The lowest protein values were determined in wheat landraces. YÇ4 has the highest GST enzyme activity with 299.7 mmol/min/mg protein, YÇ10 265.3 mmol/min/mg protein. A negative and high correlation was found between wheat protein values and GST enzyme activity.

Aziz Öz
Pamukkale University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Konya ili merkez ilçelerinde meyve ve sebze alanlarında bulunan yaprakbiti (Hemiptera: Aphidoidea) türlerinin belirlenmesi

Konya ili merkez ilçelerinde (Karatay, Meram ve Selçuklu) meyve ve sebze alanlarında bulunan yaprakbiti türlerinin belirlenmesi amacıyla yürütülen çalışmada 2022-2023 yıllarında toplam 218 örnek incelenmiş ve Aphidoidea üstfamilyasına bağlı Aphidinae altfamilyasına ait 20 yaprakbiti türü tespit edilmiştir. Bu türler; Aphis craccivora Koch, Aphis fabae Scopoli, Aphis gossypii Glover, Aphis nasturtii Kaltenbach, Aulacorthum solani (Kaltenbach), Brachycaudus (Thuleaphis) amygdalinus (Schouteden), Brachycaudus (Prunaphis) cardui (L.), Brachycaudus helichrysi (Kaltenbach), Brachycaudus (Scrophulaphis) persicae (Passerini), Brevicoryne brassicae (Linnaeus), Dysaphis (Pomaphis) plantaginea (Passerini), Dysaphis (Pomaphis) pyri (Boyer de Fonscolombe), Hyalopterus pruni (Geoffroy), Macrosiphum euphorbiae (Thomas), Myzus cerasi (Fabricius), Myzus lythri (Schrank), Myzus (Nectarosiphon) persicae (Sulzer), Nasonovia ribisnigri (Mosley), Rhopalosiphum nymphaeae (Linnaeus) ve Rhopalosiphum padi (Linnaeus)'dir. Çalışmada en yaygın olarak tespit edilen tür A. gossypii olarak belirlenmiştir. Bunu sırasıyla A. fabae, A. nasturtii, H. pruni ve M. (Nectarosiphon) persicae türleri takip etmiştir.

Aphidoidea
Zadife Emir
Pamukkale University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Akciğer kanseri hücrelerinde Achillea alimeana'nın antikanser özelliklerinin incelenmesi

Akciğer kanseri, dünya genelinde kansere bağlı ölümlerin başlıca nedenlerinden biridir ve önemli bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmektedir. Son yıllarda tanı ve tedavi alanında önemli ilerlemeler kaydedilmiş olmasına rağmen, akciğer kanseri hastalarının prognozu genellikle tatmin edici değildir. Günümüzde kanser hastaları, konvansiyonel tedavilerin yanı sıra alternatif ve tamamlayıcı tedavileri de sıklıkla tercih etmektedir. Bitkisel preparatlar ve fitokimyasallar, bu tedavi yöntemlerinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Achillea cinsine ait bitkiler geleneksel tıpta yaygın olarak kullanılmakta ve antienflamatuvar, antioksidan ve antikanser özellikleri gibi çeşitli biyolojik aktiviteleri ile dikkat çekmektedir. Achillea alimeana, 2022 yılında Denizli ilinin Çameli ilçesinde (Türkiye) keşfedilen yeni bir bitki türüdür. Bu bitkinin biyolojik aktiviteleri hakkında sınırlı bilgi bulunmaktadır. Bu çalışma, A. alimeana'nın iki farklı insan akciğer kanseri hücre hattı (A549 ve H1975) üzerindeki potansiyel biyolojik etkilerini aydınlatmayı hedeflemiştir. Bu kapsamda bu hücre hatları kullanılarak, A. alimeana'nın sitotoksik etkileri in vitro olarak incelenmiş, Annexin V boyama, lüsiferaz aktivite analizi ve RT-PZR yöntemi ile apoptotik etkileri belirlenmiş ve migrasyon ve invazyon kapasitesi değerlendirilmiştir. Sonuçlar A. alimeana'nın her iki akciğer kanseri hücresinin farklı derecede antiproliferatif etkiye sahip olabileceğini ve farklı sinyal yollarını kullanarak apoptotik ve nekrotik ölümü tetiklediğini göstermiştir. Ayrıca hücrelerin migrasyon ve invazyon yeteneklerini engelleyerek anti-migratif ve anti-invaziv özellikler sergilemiştir. Bu tez çalışması literatüre yeni antikanserojenik etkiye sahip bir bitkinin tanımlanmasını sağlamıştır. İleride yapılacak çalışmalarda bu bitkinin içerisindeki etken maddelerin izole edilmesi, tek başına yeni ilaç etken maddelerinin tanımlanmasına ve yüksek ekonomik çıktıların üretilmesine olanak sağlayabilir.

Farmasötik bitkiler
Yağmur Ceylan Ekiz
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İç Ege Bölgesi fındık genotiplerinin seleksiyon yolu ile ıslahı

Bu araştırma, İç Ege Bölgesi'nde yetiştirilen fındık genotiplerinin morfolojik ve kalite özelliklerini değerlendirmek ve ümitvar genotipleri tespit etmek amacıyla yürütülmüştür. Meyve ağırlığı ve zuruf boyuna göre makineli tarıma uygun olabilecek genotipler seçilmiştir. Selekte edilen genotiplerde kabuklu ve iç meyve ağırlığı, zuruf boyu, randıman, kabuk ve iç iriliği, göbek eni, kabuk inceliği belirlenmiş ve tartılı derecelendirme metoduna göre ümitvar genotipler tespit edilmiştir.Genotipler arasında kabuklu fındık ağırlığı, 2,66 g ile 3,07 g arasında değişmiş, en düşük değer 20 BL 06 ve 20 ÇE 08 genotiplerinde, en yüksek değer ise 20 ÇAL 178 genotipinde ölçülmüştür. İç fındık ağırlığı 1,33 g (20 ÇE 08) ile 1,54 g (20 ÇAL 178) arasında değişiklik göstermiştir.Kabuk iriliği bakımından, değerler 56,08 g (20 TA 05) ile 60,24 g (20 ÇAL 51) arasında ölçülmüş, iç iriliği ise 44,49 g (20 ÇE 08) ile 46,21 g (20 ÇAL 178) arasında değişmiştir. Kabuk kalınlığı açısından, en ince kabuk 0,7 mm ile 20 ÇV 116 genotipinde, en kalın kabuk ise 1 mm ile 20 ÇAL 62 genotipinde tespit edilmiştir. Zuruf boyu değerleri, 24,99 mm (20 BL 06) ile 43,9 mm (20 ÇE 09) arasında değişmiş, göbek eni ise 3,58 mm (20 TA 05) ile 5,46 mm (20 ÇAL 62) arasında ölçülmüştür. Randıman değerleri ise %48,87 (20 ÇE 09) ile %51,25 (20 ÇAL 51) arasında bir aralıkta yer almıştır.20 ÇAL 178, 20 ÇAL 51, 20 ÇV 116, 20 ÇV 91, 20 ÇAL 12, 20 ÇE 09, 20 ÇAL 62, 20 BL 06 genotipleri tartılı derecelendirme metoduna göre ümitvar seçilmiştir.Araştırma bulgularımızda iri, ince kabuklu, yüksek randıman değerine sahip kısa zuruflu ve makinalı tarıma uygun genotiplerin bölgede yetiştiği tespit edilmiştir.Bölgenin yüksek genetik çeşitliliğe sahip olduğunu ve bu çeşitliliğin korunması gerektiğini ortaya koymaktadır.Bu genotiplerin belirlenmesi, ıslah çalışmaları için önemli bir kaynak oluşturmaktadır. Bu genotiplerin ileride yürütülecek ıslah çalışmlarında değerlendirilmesi, fındık tarımı ve ülke meyveciliğine kazandırılması önem taşımaktadır.

Berna Bolu
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Söke Ovası ikinci ürün pamuk ekim alanlarında yeşilkurt [Helicoverpa armigera (Hübner) (Lepidoptera: Noctuidae)]'un popülasyon değişimi ve bulaşıklık oranının belirlenmesi

Yeşilkurt, [Helicoverpa armigera (Hübner) (Lepidoptera: Noctuidae)] pamuğun en önemli zararlılarından birisidir ve özellikle generatif organlarda zarar yaparak pamukta önemli ürün kayıplarına neden olmaktadır. Bu çalışma, yeşilkurtʼun ergin popülasyon değişimini ve bulaşıklık oranını saptamak amacıyla delta tipi eşeysel çekici tuzakların yerleştirildiği ikinci ürün pamuk tarlalarında 2023 ve 2024 yıllarında Söke ilçesine bağlı üç ilçede yürütülmüştür. Bu amaçla, Akçakonak, Doğanbey ve Güllübahçe mahallelerinde üç adet ikinci ürün pamuk tarlası belirlenmiş ve tuzaklardaki ergin bireyler düzenli olarak sayılmıştır. Ayrıca, yeşilkurt'un bulaşıklık oranı 100 tarak, 100 çiçek ve 100 koza kontrolü yapılarak saptanmıştır. Tarak, çiçek ve koza üzerinde zararlının yumurtası, larvası ve/veya larva zararının bulunduğu pamuk bitkileri bulaşık olarak kaydedilmiştir. Bulaşıklık oranı, elde edilen sayısal veriler kullanılarak yüzde olarak hesaplanmıştır. Yeşilkurt'un popülasyon değişiminin belirlenmesi için asılan tuzaklarda ergin birey sayısı 2023 yılında Akçakonak mahallesinde eylül ayında, Doğanbey ve Güllübahçe mahallelelerinde ise temmuz ayında en yüksek seviyeye ulaşmıştır. 2024 yılında ergin birey sayısı Akçakonak, Doğanbey ve Güllübahçe mahallelerinde eylül ayında en yüksek seviyeye ulaşmıştır. Bulaşıklık oranı 2023 yılında Akçakonak, Doğanbey ve Güllübahçe mahallerinde sırasıyla %57, 61 ve 45; 2024 yılında ise sırasıyla %12, 16 ve 16 olarak kaydedilmiştir. Yeşilkurt'un popülasyon takibinin yapıldığı pamuk tarlalarında 2023 yılında tuzaklarda yakalanan ergin bireylerin sayısı 2024 yılından daha yüksek saptanmıştır. Buna paralelel olarak 2023 yılında zararlının pamuğun tarak, çiçek ve kozasında meydana getirdiği bulaşıklık oranı da daha fazla görülmüştür. Sonuç olarak, yeşilkurt'un popülasyon dalgalanmasını ve bulaşıklık oranını belirlemek amacıyla yürütülen bu çalışmada, ergin bireylerin delta tipi eşeysel çekici tuzaklarla izlenmesinin mücadele zamanını belirlemede ve mücadeleye karar vermede önemli olduğu sonucuna varılmıştır.

Sabiha Sinem Gügercin
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Organik tarım ve konvansiyonel tarım işletmelerinin yenilikleri benimseme sürecinin değerlendirilmesi: Adana ili örneği

Bu tezin amacı; Adana ilinde Çiftçi Kayıt Sistemi'ne kayıtlı organik tarım işletmeleri ve konvansiyonel tarım işletmelerinin bilgi edinme ve öğrenme kaynaklarını araştırarak, yenilikleri benimseme durumunu karşılaştırmalı olarak analiz etmektir. Bu çalışmanın ana materyalini Adana il ve ilçelerinde organik tarım yapan 33 ve konvansiyonel tarım yapan işletmelerden Basit Tesadüfi Örnekleme Yöntemi kullanılarak hesaplanan 118 çiftçiden elde edilen birincil veriler oluşturmaktadır. Mann Whitney U testi sonucuna göre organik tarım uygulaması yapan ve yapmayan çiftçilerin tarımsal yenilikleri takip durumları 0.01 anlamlılık düzeyinde anlamlı bir farklılık göstermektedir. Organik tarım uygulaması yapan çiftçiler, konvansiyonel tarım uygulaması yapan çiftçilere göre tarımsal yenilikleri daha fazla takip etmektedir. Ayrıca, organik tarım yapan çiftçiler yenilikleri deneme konusunda, konvansiyonel tarım yapan çiftçilerden daha isteklidir. Araştırma bölgesinde organik tarım yapan çiftçiler, konvansiyonel tarım yapan çiftçilere göre daha yenilikçidir. Organik tarım ve konvansiyonel tarım yapan çiftçilerin tamamı tarımsal yenilikleri gelirlerine ve verimliliğe önemli ölçüde katkısı olması durumunda uygulayacaklarını belirtmişlerdir. Araştırmaya katılan çiftçilerin tarımsal yenilikler konusunda bilgi aldığı başlıca kaynak internettir. Tarımsal yenilikler konusunda çiftçilerin bilgilendirilmesinde ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından internet ve sosyal medya daha etkin kullanılarak, çiftçilerin yeniliği daha hızlı ve kolay benimsemeleri sağlanabilir.

Dilruba Altuntaş Eseryel
Osmaniye Korkut Ata University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Organik tarım ve konvansiyonel tarımda sosyal öğrenme: Karşılaştırmalı bir analiz

Bu çalışmanın amacı, sosyal öğrenmenin organik tarım ve konvansiyonel tarım işletmelerinde öğrenme süreci içerisindeki önemini ortaya koymak ve karşılaştırmalı olarak analiz etmektir. Gaziantep merkez ve çevre ilçelerinden Basit Tesadüfi Örnekleme Yöntemine göre belirlenen 120 çiftçi ile yürütülen anket çalışması sonucu elde edilen birincil veriler bu çalışmanın ana materyalini oluşturmaktadır. Elde edilen bulgulara göre, konvansiyonel tarım yapan çiftçiler, organik tarım yapan meslektaşlarına göre üretim teknikleri ve stratejileri hakkında komşularıyla daha fazla iletişim halinde oldukları belirlenmiştir. Geleneksel bilgi kaynakları olarak, ağırlıklı olarak aile büyükleri ve deneyimli çiftçilerden öğrenme eğiliminde oldukları görülmüştür. Çiftçilerin çoğunluğu (%66.7) tarımsal üretimin izleyerek ve gözlemleyerek öğrenilebileceğini düşünmektedir. Köy toplantıları, tarımsal üretim sorunlarının tartışılması ve çözüm önerilerinin sunulması için önemli bir platform olarak görülmektedir. Bu çalışma, Gaziantep ilindeki organik ve konvansiyonel çiftçiler arasında bilgi edinme ve sosyal öğrenme süreçlerinde önemli farklılıklar olduğunu ortaya koymaktadır. Bulgular, organik tarım yapan çiftçilerin bilgiyi daha formal ve belki de daha modern kaynaklardan alma eğiliminde olabilecekleri varsayımını desteklemektedir. Çalışmanın sonuçları, yerel ve ulusal tarım politikalarının, çiftçilerin değişen bilgi ihtiyaçlarına uygun bir şekilde çeşitlenmiş ve dinamik bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini göstermektedir.

Organik tarım
Hakan Cento
Osmaniye Korkut Ata University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

ZEYTİN DAL KANSERİ ETMENİ Pseudomonas savastanoi pv. savastanoi'nin İZOLASYONU, TANISI VE İN VİTRO BİYOLOJİK MÜCADELESİ

Bu çalışmada, Mersin ve Osmaniye illerinde zeytin üretimi yapılan 18 alan ziyaret edilerek, dal kanseri hastalık belirtileri gösteren 6 adet urlu ağaçtan 26 adet patojen bakteri izolasyonu yapılmıştır. Patojen bakteriler, potasyum hidroksit testiyle Gram Reaksiyon, LOPAT karakterleri, havuç dilimlerinde ve zeytin fidanlarında patojenite testleri ve bakteriyel izolatların proteinlerinin peptid kütle parmak izi analizine dayanan MALDI-TOF testleriyle Pseudomonas savastanoi pv. Savastanoi olarak tanılanmıştır. Biyolojik mücadele araştırmalarında, Organik Tarım İşletmeciliği Bölümü kültür koleksiyonunda bulunan 19 adet epifitik ve endofitik antagonist bakterilerin patojene antibakteriyel etkisi in vitro petri denemeleriyle araştırılmıştır. İkili kültür testinde, tüm antagonistler, patojenin gelişimini baskılamış ve 2.00mm-9.33mm arasında inhibisyon zonu oluşturmuşlardır. Aynı istatistiki grupta yer alan beş antagonist (KSY9, ABK-FY-2-5, MTHM.3, FT2.1, MTHM2 kodlu izolatlar) patojen gelişimini engellemede en başarılı izolatlar olarak belirlenmiştir. KSY9 kodlu izolat ortalama 9.33 mm engelleme zonu oluşturarak en başarılı antagonistik izolat olarak belirlenmiştir. Başarılı antagonistlerin MALDI-TOF ile yapılan tanı testlerinde tümünün Bacillus cinsine ait izolatlar olduğu saptanmıştır. Yapılan bu çalışmayla, hastalıkların baskılanmasında çevre dostu ve organik tarımda kullanılan mücadele yöntemlerinden biri olan biyolojik mücadelenin önemi bir kez daha ortaya konmuştur.

Ogün Küçüktamer
Osmaniye Korkut Ata University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Organik üretim ve ürünlerin hayvansal açıdan değerlendirilmesi: Osmaniye ili örneği

Bu çalışma organik üretim ve ürünlerin hayvansal açıdan değerlendirilmesini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Tez çalışması Osmaniye merkez ilçe ve Kadirli ilçesi olmak üzere toplam 419 birey ile yüz yüze anket yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Çalışmada "Ana Kitle Oranlarına Dayalı Basit Tesadüfi Olasılık Örneklemesi" yöntemi kullanılmıştır. Anketlerden elde edilen veriler, frekans dağılımları ve oransal dağılımlar kullanılarak saptanmış ve SPSS paket programında analiz edilmiştir. Araştırmada, ankete katılanların %96.7'si organik tarım hakkında bilgi sahibiyken, %76.8'i daha önce organik hayvancılığı duyduğunu ifade etmişlerdir. Katılımcıların %91.6'sı organik hayvansal ürünleri tükettiklerini bildirmiştir. Ankete katılanların %36.5'i organik tarımı, televizyon, internet vb. iletişim araçlarından öğrendiklerini söylerken; %58.7'si organik hayvancılıktaki en önemli unsurun beslenme olduğunu ifade etmiştir. Katılımcıların %43.7'si sığır etini tükettiğini, %45.8'i organik et ihtiyacını karşılamak için köylerden alışveriş yaptıklarını ifade ederken; bunun sebebinin organik ürünlerin daha sağlıklı olması olduğu söylenmiştir. Katılımcıların %43.2'si daha çok organik süt tükettiklerini, organik bal olarak daha çok süzme balı tercih ettiklerini, organik ürünlerin pazar şanslarının düşük olduklarını, organik ürünlerin çevre dostu oldukları, organik ürünler ile köyden alınan ürünlerin daha sağlıklı bulunduklarını ifade etmişlerdir. Çalışmada organik olarak tüketimine öncelik verilen hayvansal ürünler ile kişilerin yaş grupları arasında önemli ilişki bulunmuştur. Çalışmada organik et ihtiyacının nereden alınması görüşü ile yaş grupları arasında; hangi et türünün tercihi ile yaş grupları arasında; organik olarak tüketimine öncelik verilen süt ve ürünleri ile yaş grupları arasında; hayvansal gıdaların üretim şekli tüketimi etkiler mi görüşü ile yaş grupları arasında; organik ürünlere ne kadar güveniyorsun görüşü ile yaş grupları arasında; organik ürünler daha güvenilirdir görüşü ile yaş grupları arasında; organik ürünler doğayı korur görüşü ile yaş grupları arasında; organik ürün tüketmeliyim görüşü ile yaş grupları arasında istatistiki olarak bir farklılık bulunmuştur. Çalışmada organik hayvancılıkta en önemli unsurlar nelerdir sorusuna verilen cevaplar ile cinsiyet arasında; hayvansal gıdaların üretim şekli tüketimi etkiler mi sorusuna verilen cevaplar ile cinsiyet arasında; sütün yağlı olup olmadığı anlaşılır mı sorusuna verilen cevaplar ile cinsiyet arasında istatistiki bir farklılık saptanmıştır.

Merve Bulanıklı
Osmaniye Korkut Ata University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın kooperatiflerinin kadınların ekonomik ve sosyal yaşamlarına etkisi: Mersin ilinin değerlendirilmesi

Bu araştırmada, Mersin ilindeki kadın kooperatiflerinin kadınların ekonomik ve sosyal yaşamlarına olan etkileri ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Kooperatiflerin kadınların yaşamlarına sağladığı bireysel, sosyal ve ekonomik katkılar üzerinde durulmuş ve kadınların kooperatiflere katılma nedenleri ile üyelik sonrasında yaşadıkları değişim ve beklentiler analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları, kadınların kooperatiflere katılmalarıyla özgüvenlerinin önemli ölçüde arttığını, ekonomik bağımsızlık kazandıklarını ve sosyal çevreleriyle olan ilişkilerinin güçlendiğini ortaya koymuştur. Kooperatif üyeliği sonrasında elde edilen gelirlerin ise çoğunlukla kadınların kişisel ihtiyaçlarına ve ailelerine harcandığı gözlemlenmiştir. Bunun yanı sıra, kooperatifler tarafından sunulan eğitimler ve atölye çalışmalarının kadınların mesleki bilgi ve becerilerini geliştirdiği tespit edilmiştir. Bu eğitimler sayesinde kadınların işgücü piyasasına katılımları teşvik edilmiş, yerel kalkınmaya katkıları artmış ve kadınların toplumsal statülerinin olumlu yönde değiştiği görülmüştür. Ayrıca, kooperatiflerin kadınların ekonomik olarak güçlenmelerinde ve bağımsız bir gelir kaynağı elde etmelerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Kooperatiflerin bu şekilde kadınların sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal olarak da güçlenmelerine katkıda bulunduğu vurgulanmıştır. Sonuç olarak, kadın kooperatiflerinin sürdürülebilirliğinin artırılması, kadınlara yönelik eğitim programlarının yaygınlaştırılması ve finansal desteklerin sağlanması, kadınların ekonomik bağımsızlıklarını kazanma ve sosyal olarak daha güçlü bireyler haline gelmelerinde önemli bir rol oynamaktadır. Çalışma, kadın kooperatiflerinin bölgesel kalkınma ve toplumsal cinsiyet eşitliği açısından taşıdığı önemin altını çizmektedir. Anahtar Kelimeler: Kadın kooperatifleri, ekonomik bağımsızlık, sosyal güçlenme, yerel kalkınma, Mersin

İnci Kırat
Osmaniye Korkut Ata University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel halkın kırsal turizme ilişkin algılarının incelenmesi: osmaniye ili örneği

Bu tez çalışmasının amacı, Osmaniye ilinde yaşayan yerel halkın kırsal turizmle ilgili algılarını incelemek ve analiz etmektir. Nicel araştırma yöntemi benimsenerek oluşturulan bu çalışmada analiz verilerini oluşturmak için Osmaniye ilinde ikamet eden yerel halka yöneltilen geçerli 437 adet anket formu aracılığı ile birincil veriler bu çalışmanın ana materyalini oluşturmaktadır. Kırsal turizmin Osmaniye'deki yerel topluluk üzerindeki etkilerini, kırsal turizme yönelik algılarını ve beklentilerini anlamak, bölgedeki turizm potansiyelini değerlendirmek amacıyla harekete geçirici bir problem olarak belirlenmiştir. Osmaniye'deki yerel halkın kırsal turizme yönelik algılarını ölçmek yerel halkta kırsal turizme yönelik farkındalığı artırarak, bir paydaş olarak turizm gelişimi için yerel halkın düşüncelerini ortaya koyacak önemli bir adım olarak değerlendirilebilir. Bunun yanında kırsal turizme yönelik algıların yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim durumuna göre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak araştırmanın alt amaçlarındandır.

Emel Karakelle
Osmaniye Korkut Ata University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Biyostimülant uygulamalarının çilekte gelişme, verim ve kalite üzerine etkileri

Tüm dünyada yaygın olarak yetiştirilen, taze ve işlenmiş olarak tüketilebilen ve aile işletmeciliğine de uygun olan üzümsü meyvelerden çilek (Fragaria x ananassa Duch.), böğürtlen (Rubus fruticosus) ticari açıdan önemli ve üretimi artan meyve türlerindendir. Bu çalışma örtüaltı koşullarında bazı mikrobiyal içerikli bitki büyüme düzenleyicilerinin çilek, böğürtlen ve goji bitkilerinin vejetatif gelişimi ve meyve kalitesi üzerine olan etkilerini belirleyebilmek amacıyla yürütülecektir. Çalışma 2020-2021 yılları arasında, Bayburt Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Arazisinde ısıtmasız polikarbon serada gerçekleştirilecektir. Çalışmada bitkisel materyal olarak gün nötr çeşit olan 'Monterey, Portola' çilek, "Arapaho, Cebeci" dikensiz böğürtlen çeşitlerinin bitki büyüme ve gelişme düzenleyicisi olarak ise 10 mikrobiyal içerikli preparatlar kullanılacaktır. Deneme boyunca uygulamaların bitkilerin vejetatif gelişimine olan etkilerini tayin edebilmek amacıyla bitkilerde gövde çapı, bitki boyu, yaprak sayısı ölçümleri, sezon boyunca meyve kalite analizleri (meyve ağırlığı, meyve çapı, SÇKM, pH, titre edilebilir asit değerleri, vitamin ve mineral besin element içerikleri, yapılacaktır. Çalışma sonunda yapılan ölçümlerin ortalama değerleri istatistiksel olarak değerlendirilecektir.

Amino asitlerBitki gelişimiBiyostimülatör+3
Ayşegül Yavuz
Bayburt University · Institute of Graduate Studies
2022
31
Master'sOpen AccessTR

Erzincan/Otlukbeli ilçesinde bazı yenilebilir yabani bitkilerin besin içeriklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada; Erzincan ilinin Otlukbeli ilçe sınırları içerisinde yöre halkı tarafından tüketilen dağsorsalı, körmen, evelik, yemlik, çiriş, ısırgan otu, kenger, ışkın, dağ kekiği ve çakşır yabani bitki türlerinin tüketim biçimleri, bazı gıda kalite özellikleri (nem oranı, kuru madde oranı, kül oranı, organik madde oranı ve protein oranı) ve bitki besin içerikleri (P, K, Mg, Ca, Fe, Mn, Zn, Na, Al ve Cu) araştırılmıştır. Çalışmada Otlukbeli il sınırları içerisinde doğal olarak yetişen Arum rupicola var. rupicola Boiss., Allium vineale L., Rumex crispus L., Tragopogon Rheum ribes L., Satureja hortensis L., Prangos platychlaena Boiss. Ex. Tchihat subsp. platychloena olmak üzere 8 familyaya ait 10 yabancı bitki türü belirlenmiştir. Bu bitkilerin nem oranı %89,01-94,05, kuru madde oranı %6,03-10,77, kül oranı %6,35-21,36, organik madde oranı %80,63-93,65, protein oranı %9,94-35,71, P değeri 1123,84-8065,38 ppm, K değeri 15974,56-79800,65 ppm, Mg değeri 2146,45-7048,44 ppm, Ca içeriği 1426,21- 11575,28 ppm, Fe içeriği 142,01-4603,19, Mn içeriği 46,33-276,32 ppm, Zn içeriği 3,14-78,87 ppm, Na içeriği 184,39-923,05 ppm, Al içeriği 313,90-5588,58 ppm ve Cu içeriği 2,58-19,49 ppm aralığında olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, sebze olarak tüketilen yabani bitki türlerinin incelenen besin içerikleri bakımından büyük farklılıklar gösterdiği ve kültürü yapılan benzer bitkilere nazaran daha zengin besin içeriğine sahip oldukları elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kimyasal özellikler, yabani bitkiler, besin değerleri, biyoçeşitlilik

Besin değeriBiyoçeşitlilikKimyasal özellikler+1
Mustafa Bakacak
Bayburt University · Institute of Graduate Studies
2022
20
Master'sOpen AccessTR

Kelkit (Gümüşhane) yöresinin yeraltı suyu kalitesinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada, Gümüşhane ilinin güneyinde bulunan Kelkit ilçesi merkezinin yeraltı sularının kalitesi araştırılmıştır. Bu kapsamda yağışlı (Haziran 2023) ve kurak (Eylül 2023) dönem olmak üzere iki dönem örnekleme çalışması yapılmıştır. Elde edilen örneklerin fiziksel parametreleri (sıcaklık, pH, Eh, elektriksel iletkenlik ve çözünmüş oksijen) arazi de yerinde ölçülmüş olup majör anyon-katyon (HCO3-, CO3-2, Cl‒, SO4-2, NO3-, NO2-, F-, Ca+2, Mg+2, Na+, K+) ve iz element derişimleri (Si, Al, As, B, Ba, Br, Co, Cr, Cu, Fe, Mn, Mo, Ni, Sr, Sb, Ti, V ve Zn) laboratuvar ortamında belirlenmiştir. Yapılan analizler ile ortaya çıkan sonuçlar Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Su kirliliği Kontrolü Yönetmeliği standartlarına göre içme-sulama suyu kullanılabilirliği açısından değerlendirilmiştir. Ayrıca yeraltı sularından ve Kelkit çayından alınan tüm örneklerin Piper diyagramı ile hangi tip su sınıfına girdiğini, ABD Tuzluluk Laboratuvarı ve Wilcox Diyagramı ile sulama suyu olarak kullanabilirliği incelenmiştir. Piper diyagramına göre; Kelkit yöresinin yeraltı suyu örneklerinin yarısından çoğu "kalsiyum-magnezyum-bikarbonat"su tipindedir. Örneklerin kurak dönemde 3 tanesi, yağışlı dönemde ise 2 tanesi "Karışık tip sular" sınıfında yer almaktadır. Wilcox diyagramına göre; yeraltı suyu örnekleri kurak ve yağışlı dönemde genel olarak "İyi-kullanılabilir" sular sınıfında yer alırken, ABD Tuzluluk diyagramına göre; kuyulardan alınan su örneklerinin genel olarak C3‒S1 sınıfında suları temsil ettiğini birkaçının ise C2‒S1 sınıfında suları temsil ettiği görülmüştür. Majör katyon analizlerinde yapılan ölçümlerde Mg⁺² ve K⁺ katyonlarının içme suyu standartlarına göre sınır değerleri aştığı gözlenmiştir. Majör anyon analizlerde NO3- ve florür değerlerinin TS 266 içme suyu standartlarına göre belirtilen sınır değeri aştığı tespit edilmiştir İz element analizlerinde B, Fe ve Mn değerleri TS 266 standartlarına göre belirtilen sınırın üzerinde kalmıştır. Bu standart değerleri aşan parametrelerin nedeninin tarımsal faaliyetler, evsel atıklar ve su-kayaç etkileşimi olduğu söylenebilmektedir.

Fiziksel parametrelerFiziksel ölçümler
Mehmet Can Turhan
Bayburt University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
10
Master'sOpen AccessTR

Bayburt ili Merkez ve Demirözü ilçeleri köylerinde uygulanan arazi toplulaştırma projesi ve proje sonrasında parsel durumlarının analizi

Ülkemizde yer alan tarım arazileri; işletmelerce tarımın daha maliyetli yapılmasına neden olan bozuk geometrik şekillerde, yol bağlantılarından yoksun, sulama ve drenaj sistemlerinin uygulanamadığı bir durum da bulunmaktadır. Küçük parçalara bölünmüş olması ve parsel sayılarının fazla olması nedeniyle bu durumdaki tarım arazilerinde üretimden kar elde edilmesi oldukça zor olmaktadır. Öte yandan bozuk geometrik şekillerinden dolayı düzenden ve kullanılabilirlikten uzak olan bu arazilerde üretim maliyetlerinin yanında mekanizasyon, işçilik ve tarla içi geliştirme hizmetlerinden yararlanma imkanları da olumsuz etkilenmektedir. Bütün bu olumsuzlukların giderilebilmesi için tarım arazilerinde geniş kapsamlı arazi düzenlemelerinin yapılması büyük bir gerekliliktir. Bu çalışmada Bayburt ili Merkez ilçesine bağlı Çayıryolu, Çorak, Kırkpınar, Kitre, Manas, Oruçbeyli, Rüştü, Tomlacık köyleri ve Demirözü ilçesine bağlı, Merkez, Çatalçeşme, Çiftetaş ve Güneşli mahalleleri ile Çakırözü, Karayaşmak ve Yelpınar köylerinde uygulanmış olan arazi toplulaştırma projesi ile köylerdeki yol ve parsel durumları değerlendirilmiştir. Proje sonrası parsel sayılarında, şekillerinde ve büyüklüklerinde meydana gelen olan değişimler belirlenmiş ve bu değişimlerin proje alanlarındaki tarımsal faaliyetlere getireceği yararlar ortaya konulmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak, proje sahasının yeni mülkiyet haritaları oluşturularak, toplam parsel sayısının %36.86 oranında azalarak 6600 adete gerilediği görülmüştür. Ortalama parsel büyüklüklerinde belirgin artışın yanı sıra bozuk geometriye sahip tarım arazilerinin azalmasıyla parsellerin tarımsal üretim için daha uygun geometrik şekillere sahip olması sağlanmıştır. Anahtar kelimeler: Arazi toplulaştırması, Bayburt, parsel durum analizi.

Dinçer Dinç
Bayburt University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
10
Master'sOpen AccessTR

Bayburt ili ekolojik koşullarında yetiştirilen tarhun (Artemisia dracunculus L.) genotiplerinin verim ve verim unsurları ile kalite özelliklerinin belirlenmesi

Tıbbi ve aromatik bitkiler insan hayatında önemli yer tutmaktadır. Birden fazla endüstri alanında farklı amaçlarla kullanılıyor olması tıbbi ve aromatik bitkilere olan talebi artırmaktadır. Özellikle de gıda ürünlerinin raf ömrünün uzatılması için koruyucu katkıların yerini almaları bu bitkileri daha önemli yapmaktadır. Bu tez çalışmasında Bayburt ili ekolojik koşullarında yetiştirilen tarhun (Artemisia dracunculus L.) genotiplerinin verim ve verim unsurları ile kalite özelliklerini belirlemek amacıyla altı farklı lokasyondan temin edilen genotipler, tesadüf blokları deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak 2018 ve 2019 yılları olmak üzere iki yıl yetiştirilerek gelişim ve verim değerleri gözlemlenmiştir. Hasat olgunluğuna gelen genotiplere ait verim ve kalite özellikleri belirlenerek elde edilen sonuçlar istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda yıllar ortalamasına ait verilerde en uzun bitki boyu 41.90 cm ile Mersin genotipine, en yüksek yeşil herba verimi (275.41 kg/da), yeşil yaprak verimi (208.97 kg/da), yeşil yaprak oranı (%75.09), drog herba verimi (99.89 kg/da), drog herba oranı (%44.00), drog yaprak verimi (72.48 kg/da) Bayburt Merkez genotipinde belirlenmiştir. En yüksek yeşil sap verimi (45.62 kg/da) ve drog sap verimi (22.63 kg/da) Bayburt Yedigözeler 2 genotipinden elde edilmiştir. Drog yaprak oranında (%70.39) en yüksek verim ortalaması ise Bayburt Uğurgeldi genotipinden elde edilirken, en yüksek yeşil sap oranı (%30.76) ve drog sap oranı (%30.78) İzmir genotipinde belirlenmiştir. Tarhun bitkisinin sabit yağ oranı değerlerinin %5.390±0.850-%7.022±0.781 arasında olduğu belirlenmiştir. En düşük değer Bayburt merkez genotipinde, , en yüksek yağ oranı ise Uğurgeldi genotipinde belirlenmiştir.

Aromatik bitkilerTıbbi bitkiler
Özlem Göktaş
Bayburt University · Institute of Graduate Studies
2021
10
Master'sOpen AccessTR

Tarımsal işletmelerin sosyal-ekonomik sorunları ve çözüm önerileri: Bayburt ili örneği

Emek, sermaye, doğa ve bilgi gibi unsurları olan üretim fonksiyonunun bir diğer temel unsuru da girişimcidir. Ülkelerin ve toplumların gelişmesinde girişimcilik ruhu, her dönemde ve her alanda önemli bir yere sahip olmuştur. Herakleitos'un "Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir." yaklaşımından hareketle girişimciliğin, değişimin ve yeniliğin temel unsurlarından biri olduğu anlaşılmaktadır. Girişimciliğin en önemli özelliği, sürecin devrimsel bir boyuta sahip olmasıdır. Girişimciliğin, sektörler arasında artan önemi, tarımın da bir ekonomik sektör olmasına, değişime ve dönüşüme en çok tarım sektöründe gereksinim duyulmasına rağmen tarımsal girişim ve girişimciliğin üzerinde yeterince durulmadığı görülmektedir. Bununla birlikte tarımsal işletmeler, ülkelerin sosyal, ekonomik ve kültürel gelişiminde önemli role sahip girişimlerdir. Bu bağlamda araştırmanın amacı, Bayburt ilinde faaliyet gösteren tarımsal işletmelerin sosyal ve ekonomik sorunlarını ele alarak bu sorunlara yönelik çözüm önerileri sunmaktır. Çalışma, 27 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Yapılan çalışmalar neticesinde tarımsal işletmelerin karşılaştıkları sorunlara yönelik araştırmacı tarafından oluşturulan açık uçlu soru formu tarımsal işletmelerdeki katılımcılara uygulanmıştır. Araştırma sonucunda tarımsal işletmelerin sosyal-ekonomik sorunları arasında tarımda kullanılan girdi maliyetlerinde yaşanan fiyat dengesizliği ve devlet tarafından sağlanan desteklerin yetersizliği ön plana çıkmaktadır. Ayrıca işletmelerin pazarlama faaliyetlerine ve Ar-Ge çalışmalarına bakış açısı sorgulanarak tarımsal alanda bu tür yatırımlara önem verilmediği anlaşılmıştır. İşletmelerin bilimsel yöntemler kullanarak bilinçli üretime yönelmeleri, pazarlama karması elemanları dikkate alınarak Ar-Ge yatırımlarına gerekli önemin verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Araştırma, girişimcilik kavramının tarım ile ilişkisini inceleyip, tarımsal girişimcilerin, girişimcilik atılımında karşılaştıkları sorunları görmeleri açısından faydalı olacağı düşünülmektedir. Mevcut sorunlara değinilerek engellerin tespit edilmesinin ve elde edilen sonuçlar üzerinden geliştirilen önerilerin, sektörde faaliyet gösteren tarımsal işletmelere ışık tutması beklenmektedir.

Emrah Özel
Bayburt University · Institute of Graduate Studies
2021
10
Master'sOpen AccessTR

Tarımsal işletmelerde yeşil yönetim uygulamaları: Nitel bir araştırma

Tarımda "yeşil yönetim uygulamaları" işletmelerin fizibilite çalışmalarından başlayarak tarımsal ürün pazarlama faaliyetlerine kadar tüm organizasyonlarında başta insan sağlığı ve diğer canlılar olmak üzere çevrenin ekolojik dengesinin korunması odaklı işletme faaliyetlerini planlayıp uygulamasını içermektedir. Yeşil yönetim anlayışı, doğal çevrenin korunması ile ekonomik büyüme olgusunun sürdürülebilir olarak uzun soluklu ve birlikte yürütülmesi esasını ifade etmektedir. Tarımsal işletmeler üretimlerini artırmak ve birim oranda elde edilen verimi maksimum seviyeye çıkarmak için çeşitli kimyasal ilaçlar kullanmaktadır. Bu kimyasal ilaçlar başta insan sağlığı ve diğer canlı türleri olmak üzere bitki örtüsü, çevre kirliliği, atmosfer kirliliği, su kaynaklarının kirliliği, doğal dengenin bozulması ve iklim değişiklikleri gibi olumsuz sonuçlara yol açmaktadır. Günümüzde Dünya'da ve Türkiye'de tarımsal üretim faaliyetlerde bulunurken çevreyi korunmanın da üretilen ürünler kadar hayati önemde olduğunun farkına gereği kadar varılamamıştır. Çalışmanın amacı, Türkiye'de tarımda yeşil yönetim uygulamalarını analiz etmek tarımsal üretimden kaynaklı çevre tahribatlarına önleyici çözüm önerileri sunmaktır. Çalışma Türkiye'de faaliyet gösteren 50 tarım işletmesi ile gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yöntemleriyle işletmelerin kurumsal web sitelerinden veriler toplanmış, toplanan veriler tablolar ışığında analiz edilmiş ve uygulamaların yeterli düzeyde olmadıkları görülmüştür. Bu alandaki devlet teşvik ve desteklerinin de önemli olduğu görülmektedir. Buna karşılık yeşil yönetim uygulamalarını uygulayan işletmelerin, çevrenin, ekolojik dengenin korunmasına katkılar sağladığı, toplumsal sorumluluk bilinci geliştirdiği ve iktisadi başarılarının arttığı görülmüştür. Ayrıca yeşil yönetim uygulamaları işletmelerin sürdürülebilir üretimini ve prestijini arttırdığı, çalışanlarının verimi üzerinde de olumlu yansımalarının olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırmanın, yeşil yönetim uygulamalarında işletmelerin karşılaştıkları sorunları görmesi açısından faydalı olacağı düşünülmektedir. Mevcut olan tarımsal üretim kaynaklı çevresel sorunlara değinilerek elde edilen sonuçların verileri üzerinden geliştirilen çözüm önerilerinin sektörel bazda yol gösterici olması beklenmektedir.

Tarım
Yavuz Gezer
Bayburt University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
10
Master'sOpen AccessTR

Turizm pazarlaması uygulamalarında organik tarım ürünlerinin etkisi: Erzurum ili örneği

Günümüzde tarım turizmine olan ilgi artmaktadır fakat organik tarım ürünlerinin turizm pazarlamasına etkisini ele alan yeterli yurt içi çalışma bulunmamaktadır. Bu durum konunun seçilmesinde ki en önemli etkenlerden biri olmuştur. Dolayısı ile bu tezin temel amacı Erzurum ilindeki turizm pazarlaması uygulamalarında organik tarım ürünlerinin etkisini tespit ederek literatüre katkı sağlamaktır. Bu çalışmada organik tarımın, turizm ve turizm pazarlaması arasındaki ilişkisi incelenmiştir. Ülkemizdeki ve Erzurum ilindeki turizm pazarlaması uygulamalarının organik tarım ürünlerine etkisini belirleyebilmek için organik tarım, çiftlik turizmi, tarım (agri/agro) turizmi, kırsal turizm, organik tarım ürünlerinin pazarlaması, turizm pazarlaması gibi başlıklar altında Web of Science, Scopus, Yöktez gibi veri tabanları üzerinden literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Uygulama organik tarım ile ilgili yetkili kurum, kuruluş ve kişilere, 564 tüketiciye, 27 adet tarımsal ürün satan işletmeye, 47 adet tarımsal ürün satan üreticiye ve 3 adet tarım turizm çiftliğine açık ve kapalı uçlu sorulardan oluşan karma yöntem çalışması ile yapılmıştır. Araştırmada; telefon, e-posta, yüz yüze görüşme, gözlem ve anket yöntemi kullanılmıştır. Anket formu Google formlara yüklenip linkin internet ortamına aktarılması ile uygulama gerçekleştirilmiştir. Literatürde yer alan çalışmaların incelemesi ve araştırma sonuçları IBM SPSS Statistics 25.0 paket programında analiz edilerek raporlaştırılmıştır. Elde edilen veriler ile bibliyometri, betimsel ve içerik analizleri, güvenilirlik, faktör, frekans, yüzde, tek örneklem ve bağımsız örneklem t testleri, homojenlik, tek yönlü varyans, post-hoc, basit korelasyon ve çoklu doğrusal regresyon analizleri yapılmıştır. Sonuç olarak literatürde tarım (agro/agri) turizmi ve turizm pazarlaması uygulamalarının organik tarım ürünlerine etkisi ile ilgili yeterli çalışmanın yapılmadığı, organik tarım ürünlerin turizm pazarlaması uygulamalarında ise Erzurum'un üretim, tanıtım, pazarlama ve markalaşma noktalarında desteğe ihtiyaç duyduğu, aynı zamanda tarım, turizm, kış ve gastronomi turizminin entegre edilmesi konusunda da eksikliklerinin olduğu tespit edilmiştir. Literatüre ve uygulamaya yönelik elde edilen bulgular sonuç ve öneri bölümünde ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Şükran Dertli
Bayburt University · Institute of Graduate Studies
2021
10
Master'sOpen AccessTR

Memleket markalarına yönelik tüketici tutumlarının marka bağımlılığı üzerindeki etkisi: Kayseri ili sucuk markalarına yönelik bir araştırma

Marka, ürünler üzerinde farkındalık yarattığı gibi şehirler üzerinde de önemli farkındalık yaratan bir olgudur. Bu çalışmada da sucuk üretiminde başta gelen illerinden Kayseri'nin sucuk markalarına yönelik tüketicilerin bakış açıları, bu markalara yönelik güven, tercih edilme, tüketicilerin memleket markalarını satın alma marka bağımlılığı ve tutumunu nasıl etkilediği araştırılmak istenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak kullanılan anket formunda demografik özellikler, marka bağımlılığı ölçeği ve tüketici tutumu ölçeği kullanılmıştır. Araştırma Kayseri ilinde yaşayan 18 yaş üstü tüketiciler üzerinde yapılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizi SPSS 22 paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucuna göre marka bağımlılığı ölçeğine ilişkin faktörlerde katılımcıların bilişsel bağımlılığının olduğu ve duygusal bağımlılığında kısmen olduğu görülmektedir. Tüketici tutumları ölçeğine ilişkin faktörlerde ise katılımcıların Kayseri sucuk markalarından memnun kaldıkları görülmüştür. "Duygusal bağımlılık" faktörü ortalama ile en düşük; "yetenek faktörü" maddelerinin tamamında en yüksek ortalamaya sahiptir. Bu ortalamaya göre tüketiciler Kayseri sucuk markalarını güvenilir, başarılı, saygın ve lider bir marka olarak görmektedirler. Duygusal bağımlılık ve olumlu tutum faktörlerinde kararsızlık söz konusu iken, diğer faktörlerin ortalamaları 3,40'dan büyük olduğundan markalar lehinedir. Regresyon sınaması sonucu elde edilen tüm bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkenler üzerinde etkili olduğu, yani tüketicilerin memleket markalarına yönelik tutumlarının marka bağımlılığı oluşturmada etkili olduğu sonucu çıkmıştır.

Döndü Çınar
Bayburt University · Institute of Graduate Studies
2021
20
Master'sOpen AccessTR

Bayburt ilinde organik ürün tüketimi ve tüketici eğilimleri

Bu araştırmanın amacı, Bayburt ili özelinde, tüketicilerin organik ürün bilgileri, bilgi kaynakları, organik ürün tercihleri, bu ürünlerin tüketimiyle ilgili düşünceleri, tüketicilerin organik ürünlere yönelik tutumlarının bazı demografik değişkenler (cinsiyet, yaş, medeni hâl, çocuk sahibi olma, meslek, eğitim düzeyi ve hane geliri) esas alınarak incelenmesidir. Çalışma genel tarama modeline göre desenlenmiş nicel bir çalışmadır. Çalışma örneklemi, Bayburt ili merkez ilçesinde ikamet eden ve çalışmaya katılmayı kabul eden 18 ile 58 yaş arasındaki 411 yetişkinden oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak kullanılan anket formu, daha önce konu ile ilgili benzer çalışmalar incelenerek araştırmacı tarafından hazırlanmıştır. Veri toplama aracı olarak kullanılan anket formu üç bölümden oluşmaktadır. Anketin birinci bölümünde demografik sorular, ikinci bölümünde organik tarım ürün bilgisi, bilgi kaynakları, ürün tercihleri, bu ürünlerin tüketimi ile ilgili düşünceleri ve organik ürün satın alma tercihlerini etkileyen faktörlere yönelik on beş betimsel soru bulunmaktadır. Anket formunun üçüncü bölümünde ise otuz sekiz maddeden oluşan bir tutum ölçeği mevcuttur. Anket formundan elde edilen bulgular SPSS paket programıyla analiz edilmiştir. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, bağımsız örneklem t testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, çalışmaya katılanların organik ürünün temel özelliklerini bildikleri, organik ürünler ile ilgili bilgi kaynaklarının büyük ölçüde medya ve yakın çevrelerindeki kişiler olduğu, katılımcıların organik ürünleri ilaç, hormon ve katkı maddesi içermediği için tercih ettikleri ve organik ürünleri satın aldıkları yerlerin çeşitlilik gösterdiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte katılımcıların, organik ürünlerin pahalı olduğunu düşündükleri, organik ürünlere ulaşamadıkları, organik ürünler ile ilgili bilgilendirilmeye ihtiyaç duydukları tespit edilmiştir. Anket formunun ikinci bölümünde yer alan tutum ölçeği ile ilgili demografik değişkenler esas alınarak geliştirilen yirmi sekiz alt hipotez oluşturulmuştur. Analiz sonuçlarına göre bu hipotezlerden on beşi kabul on üçü ise reddedilmiştir.

Mustafa Bora Meşeli
Bayburt University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
30
Master'sOpen AccessTR

İyi tarım uygulamaları ile yetiştirilen ürünler hakkında tüketici tutumlarına yönelik bir araştırma: Karaman ili örneği

Organik Tarım ürünlerinin birim maliyetinin yüksek olması, konvansiyonel ürünlerin ise kimyasal kalıntılar barındırması nedeniyle insan sağlığına, çevreye ve doğadaki diğer yaşam paydaşlarına (hayvanlar, bitkiler vb.) zararlı olması tüketicileri iyi tarım uygulamaları ürünlerine yöneltmiştir. Bu çalışmanın amacı, İyi Tarım Uygulamalarına (İTU) yönelik tüketici tutumlarını "İnsan Sağlığı","Çevreye Faydası" ve "Fiyat Algısı" bakımından incelemek ve istatistiksel sınamalar yapmaktır. Araştırmanın popülasyonu, Karaman ilinde gıda ürünleri alışverişleri yapan hane halkları arasından, kolay örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Nicel araştırma modeli benimsenerek yürütülen bu çalışmada veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Ankette demografik sorular, tüketici tutum ölçeği ve marka kişiliği ölçeğinden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler, SPSS-25 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Ayrıca bu veriler ile tek yönlü Anova testi, T-testi, Korelasyon analizi ve Çapraz Tablo analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda ortaya çıkan bulgulara göre; insan sağlığı, çevreye faydası, İTÜ' lerine ilişkin fiyat ve imaj algısı gibi boyutların tüketicilerin tutum ve davranışlarına etki ettiği anlaşılmıştır. Ayrıca bu boyutlar arasında tüketicilerin demografik özelliklerine dair istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar elde edilmiştir. Sonuç olarak tüketicilerin sağlık ve çevre bilincine bağlı olarak tarımsal gıda ürünlerini satın alma noktasında tutum ve davranışlarının değiştiği görülmektedir. Bireylerin satın aldıkları gıdaların insan sağlığına olumsuz etkileri ve çevreye verdikleri zararı hakkında bilgisi arttıkça insan sağlığına ve çevreye daha duyarlı hale geldikleri görülmüştür. Tüm bunların yanı sıra doğadaki diğer yaşam paydaşlarının da korunması gerektiği hem sağlıklı beslenme adına hem de gelecek nesillere daha temiz bir çevre ve tarımsal alanların miras bırakılması adına önemli olduğu vurgulanmıştır. Bütün bulgular, mevcut alan yazınla ilişkilendirilerek kapsamlı bir tartışması yapılıp sonuçlar raporlaştırılmıştır. Ulaşılan sonuçlara bağlı olarak diğer öneriler tartışmalar ve sonuç kısmında geniş olarak sunulmuştur.

Davranışsal tutumDoğal çevreEkolojik çevre+3
Özkan Oflaz
Bayburt University · Institute of Graduate Studies
2021
20
Master'sOpen AccessTR

Cirit atlarında müsabakanın beyin kaynaklı nötrofik faktör ve visfatin hormon düzeyleri ile bazı biyokimyasal parametreler üzerine etkisi

Cirit, at ve insanın mücadelesine dayanan savaş sporu, yiğitlik oyunu ve erliğin göstergesi olarak adlandırılan Türklerin oynadığı asırlık bir geçmişe sahip geleneksel atlı bir spor oyunudur. Zeka ve stratejiye dayanan atlı cirit oyunu için seçilecek atların, zeki, yüksek performans ve hızlı manevra kabiliyetine sahip, sıkı idman programlarına dayanıklı olması gerekmektedir. Bu araştırma, Bayburt ilinde düzenlenen cirit müsabakasına katılan iki takımın (TA: A takımı ve TB: B takımı) atlarında müsabakanın (istirahat hali, müsabaka öncesi ve müsabaka sonu) serum visfatin ve plazma BDNF (P-BDNF) hormon düzeyleri üzerine etkisi ve bazı biyokimyasal (glukoz, laktat, Na, K, Cl, Ca, Mg, P, Fe, AST, ALT, ALP, LDH, CK, kreatinin, üre, total kolesterol (TK), trigliserid (TG), HDL, LDL, VLDL) parametrelerle ilişkisi incelenmiştir. Bu kapsamda araştırmada yaşları 4-9 yaşları arasında değişen, VKS ortalama 3.7 olan toplam 14 adet Arap aygırı kullanıldı. Çalışmaya dahil edilen atlardan iki müsabaka (M1 ve M2) süresince müsabakanın farklı zamanlarında (istirahat hali (T0), müsabaka öncesi (T1) ve müsabaka sonu (T2)) vena jugularis'ten kan örnekleri alındı. Visfatin hormonu kan serumu, BDNF hormon düzeyleri ise plazma örneklerinden ELİSA yöntemiyle, biyokimyasal parametrelere ise Cobas 8000 otoanalizörde spektrofotometrik yöntemle kantitatif olarak çalışıldı. Alınan kan örneklerinden elde edilen serumlar -80 C°'de saklandı. Araştırmanın sonucunda elde edilen veriler IBM SPSS Statistics programında friedmam testi ile istatistiksel olarak analiz edildi. Çalışma grubunu oluşturan TA ve TB takımında yer alan atların M1 ve M2 cirit müsabakasının T2 dönemi T0 ve T1 dönemlerine göre, ortalama serum visfatin hormon düzeylerinde anlamlı düzeyde azalma görülürken, ortalama p-BDNF değerlerinde ise anlamlı düzeyde bir artış olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Çalışmanın biyokimyasal parametrelerine ait sonuçlar ise, TA ve TB grubunun M1 ve M2 cirit müsabakasının T1, T2 dönemlerine ait ortalama serum glukoz, K, Fe, AST, ALT, ALP, LDH, CK, üre, kreatinin, HDL seviyeleri T0 dönemine göre anlamlı düzeyde bir artış gösterirken, Ca, Mg, P, TK, TG, LDL,VLDL seviyelerinde anlamlı bir düzeyde azalma olduğu görülmüştür (P<0.05). Ortalama serum Cl düzeyi ise TA grubu M1 müsabakasının T1 ve T2 dönemleri, T0 dönemine göre anlamlı düzeyde azalırken, TA grubu M2 ve TB grubunun M1 ve M2 müsabakalarının T2 döneminde, T0 ve T1 dönemlerine göre anlamlı bir azalma belirlenmiştir (p<0.05). Diğer yandan, TA ve TB grubu M1 ve M2 cirit müsabakalarının T2 dönemine ait ortalama serum laktat, Na düzeyleri T1 dönemine göre anlamlı düzeyde azalırken, T0 döneminde ise artış gözlemlenmiştir (p<0.05).Sonuç olarak, müsabakaya katılan cirit atlarında müsabakanın p-BDNF ve serum visfatin hormon düzeyleri ile biyokimyasal parametrelerin (glukoz, laktat, Na, K, Cl, Ca, Mg, P, Fe, AST, ALT, ALP, LDH, CK, kreatinin, üre, TK, TG, HDL, LDL,VLDL) seviyeleri üzerine etkisi ortaya koyulmuştur. Visfatin hormon ve biyokimyasal parametrelerin düzeyinin ölçülmesi, egzersiz, idman ve fiziksel aktiviteye bağlı olarak atlarda performans; p-BDNF ise sinir sisteminin tepkisi, bilişsel performans ve beyindeki endokrin yanıtın değerlendirilmesine katkı sağlayabileceği ve faydalı olabileceği düşünülmektedir.

Tahsin Uzun
Bayburt University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
30
Master'sOpen AccessTR

Farklı dozlarda uygulanan organik gübrelerin yerfıstığında (Arachis hypogaea L.) verim ve verim öğelerine etkisi

Son yüzyılda dünyanın aşırı kirlenmesi sağlık sorunlarını da beraberinde getirmiştir. Her alanda olduğu gibi tarım sektöründe de doğaya ve canlıya zarar veren uygulamalar yerine doğayla barışık sağlıklı yöntemler üzerinde çalışılmaya başlanmıştır. Sağlıklı çevre ve beslenme için öne çıkan sistemlerin başında organik tarım gelmektedir. Organik tarımda da önemli girdiler olan organik gübreler ve kullanım dozları ile ilgili çalışmalar ön plana çıkmaktadır. Bu amaçla Osmaniye Düziçi ilçesinde 2019 yılında yapılan çalışmada; farklı organik gübre dozlarının yerfıstığında (Arachis hypogaea L.) verim ve bazı kalite parametrelerine etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmada; üç farklı gübre çeşidin (ahır, koyun ve solucan gübresi) ve bunların beş farklı dozu (ahır ve koyun gübresi: 0, 1000, 2000, 3000 ve 4000 kg/da ve solucan gübresi: 0, 250, 500, 750 ve 1000 kg/da) kullanılarak ''Tesadüf Blokları Deneme Deseni'ne'' göre üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Farklı dozlarda uygulanan organik gübrelerin tüm parametreler üzerindeki etkisinin önemli olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada kullanılan virginya tipi Ayşehanım çeşidinde en yüksek dekara verimi (199.81 ve 197.25 kg) kontrol ve 750 kg/dekar solucan gübresi (G10) uygulamasından, en yüksek yağ oranını ise (%50.46) 250 kg/da solucan gübresi (G9) uygulamasından elde edilmiştir. Sonuç olarak; solucan gübre dozları iyi sonuç verse de, tek yıllık bir çalışma olması nedeniyle daha sağlıklı sonuçlar elde edebilmek için çalışmanın birden fazla yıl tekrar yapılması yararlı olacağı düşünülmektedir.

Hakan Kara
Bayburt University · Institute of Graduate Studies
2021
20
Master'sOpen AccessTR

Fırat-Dicle Havzası bazı meteorolojik parametrelerinin zamansal ve mekânsal değişiminin incelenmesi

Fırat-Dicle Havzası Türkiye'nin en büyük havzalarındandır. Bu sebepten ötürü iklim değişikliği yönünden de en çok etkileyecek alandır. Çalışma alanın 1960-2020 yılı içerinden Meteoroloji Genel Müdürlüğünden havzada bulunan meteoroloji istasyonlarının verileri alınmıştır. Sayısal olarak yorumlanan 37 meteorolojik istasyonun maksimum ve minimum sıcaklık değerlerinin zamansal ve mekânsal değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışma da yöntem olarak en doğru yöntemi verecek Kriging Enterpolasyon Yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada meteorolojik parametrelinin gün, ay ve son olarak yıl ortalamaları alınarak zamansal grafikleri ile coğrafi bilgi sistemlerinde mekânsal analizleri yapılmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında Fırat-Dicle Havzası'nda bulunan 21 ilde bulunan toplam 37 adet istasyondan elde edilen yıllık ortalama sıcaklık değerlerinin değişimleri incelenmiştir. Havzanın yıllık ortalama sıcaklık değerleri yıllara göre incelendiğinde süreç boyunca ortalama sıcaklığın yaklaşık 12.85°C olduğu belirlenmiştir. Yıllık ortalama sıcaklık değişimleri incelendiğinde geçmişten günümüze Erzurum Havalimanı İstasyonu haricinde bütün istasyonlarda belirgin bir biçimde farklı oranlarda yıllık ortalama sıcaklıklarda artış söz konusu iken, Erzurum Havalimanı İstasyonu'nda yıllık ortalama sıcaklıklar negatif yönlü olarak değişim göstermiştir.

Fırat-Dicle HavzasıKriging kestirim teknikleriSıcaklık+2
Resul Akkaya
Bayburt University · Institute of Graduate Studies
2022
20
Master'sOpen AccessTR

Gezgin ve sabit arıcıların genel durumu: Tokat ili örneği

Arıcılık mesleği, bal arısı yetiştiriciliği ve bakımı ile arı ürünleri elde ederek satışından kazanç elde etmektir. Bal arısı yetiştiriciliğinde ilkbahar bakımı ve sonbahar bakımı vardır. Bal arısı yetiştiriciliği ile genellikle bal, polen, arı zehri, arı sütü, propolis gibi ürünler üretilir. Bal arısı yetiştiriciliğinde bazı hastalıklar görülebilmektedir. Bu hastalıklar genellikle Avrupa Yavru Çürüklüğü, Amerikan Yavru Çürüklüğü, Nosema, Varroa ve Dizanteri gibi hastalıklardır. Türkiye'de arıcılık iklimin müsait olduğu yerlerde her geçen gün önem arz etmektedir. Türkiye'deki arıcıların bazıları sabit arıcılık bazıları ise gezgin arıcılık faaliyetinde bulunmaktadır. Tokat İli Ülkemizin coğrafi, bitki florası çeşitliliği, iklim açısından bal arısı yetiştirmeye uygun şehirlerinden birdir. Tokat ilimiz sabit ve gezgin arıcıların kış aylarında bal arı kolonilerini kışlatmaları için uygun bir şehir olduğundan diğer bazı illerdeki arıcılar arılarını kışlatma için Tokat iline getirmektedir. Sabit ve gezgin arıcıların bal arısı yetiştiriciliğinde karşılaştığı bazı problemler ve sıkıntılar olmaktadır. Kış aylarında kışlatma zamanı, genellikle kolonilerin bahar bakımından bal sağım zamanına kadar ve bal sağım sonucu elde ettikleri ürünlerin satışı konusunda arıcıların karşılaştığı sıkıntı ve problemleri arıcılara sorular sorarak kişisel mülakat yöntemi vasıtasıyla tespit edilmiştir.

ArıcılıkBal arısıNosema+2
Zafer Yelden
Bayburt University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Organik tarımda kadın girişimci profilinin incelenmesi: Türkiye örneği

Son yıllarda önemi günden güne artan organik tarım, tarımsal üretimde zararlı maddelerin kullanılmasını yasaklayan ve toprağın sağlığını önceleyen bir üretim biçimidir. Organik tarımın temel amacı, insan sağlığını ve ekolojik sistemi korumaktır. Organik tarımın daha da gelişmesi için girişimciliğe ihtiyaç vardır. Girişimcilik, bir kişinin belli riski göze alarak elindeki sermayeyi yatırıma dönüştürmesidir. Kadın girişimcilerin bu yöndeki çabaları, bir yandan üretim sürecine katkı sağlarken diğer yandan kendilerine sosyo-ekonomik açıdan öz yeterlilik kazandırmaktadır. Organik tarımda kadın girişimcilerin sayısının her geçen gün arttığı dikkat çekmektedir. Bu çalışmanın temel amacı Türkiye' de organik tarım faaliyetinde bulunan kadın girişimcilerin girişimcilik eğilimlerini belirlemektir. Çalışmada yöntem olarak nicel araştırma yapılmıştır. Verilerin toplanma sürecinde yargısal örnekleme metodu kullanılmıştır. Bu kapsamda 532 kadın girişimciye anket uygulanmıştır. Araştırmada kadınların genel tarımsal girişimcilik eğilimleri ve organik tarım girişimcilik eğilimlerinin iyi düzeyde olduğu belirlenmiştir. Çalışmada, ayrıca kadınların girişimci olmasının sonuçlarına ve bu süreçte karşılaştıkları sorunlara yönelik araştırma bulgularına yer verilmiştir. Son olarak organik tarımda kadın girişimciliğinin artırılması için öneriler sıralanmıştır. Çalışmanın hipotezlerine bakıldığında yaş ve eğitim değişkeni ile organik tarım eğilimi arasında anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışma; organik tarımda farkındalığı artırmayı, kadın girişimciliği teşvik etmeyi, her iki noktada da karşılaşılan sorunlara dikkat çekmeyi ve bu sorunların çözümü için önerilerde bulunmayı hedeflemektedir. Çalışmanın, ilgili konuda literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

GirişimcilikKadın girişimciliğiOrganik tarım
Şeyma Betül Dursunoğlu
Bayburt University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
20
Master'sOpen AccessTR

Bayburt ilindeki coğrafi işaret almış yöresel ürünlerin bilinirlik düzeyi ve tüketici tutumlarına etkisi

Küreselleşme ile birlikte dünya ticaretinde aşırı kar elde etme düşüncesi, içeriği oynanmış ürünlerin pazar paylarını artırmıştır. Yaşanılan bu gelişmeler tüketicilerin ihtiyaçlarını karşılayabilecek ve pazarda taklit edilmiş kullanımlara karşı koruyucu nitelikte ortaya konan stratejiler coğrafi işaret düzenlemelerini ortaya çıkarmıştır. Bu çalışma Bayburt ilinde yaşayan tüketicilerin Bayburt iline ait coğrafi işaretli yöresel ürünlerle ilgili bilgi seviyelerinin, tutum ve davranışlarının istatistiksel sınamalar yapılarak ortaya konması amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın popülasyonu Bayburt' ta ikamet etmekte olan tüketiciler arasından kolay örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Nicel araştırma modeli benimsenerek yürütülen bu çalışmada veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 423 tüketici oluşturmaktadır. Araştırmayla ilgili verilerin elde edilmesine 2021 yılı Nisan ayında başlanıp Haziran ayında sonlandırılmıştır. Ankette tüketici tutum ölçeği ve marka bilinirliği ölçeğinden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler, SPSS-25 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bayburt ilinde coğrafi işaret almış bulunan toplam 12 yöresel ürün olduğu ve bu ürünlerin ayırt edici özelliklerinden bahsedilerek bu ürünlerin tanıtımı yapılmıştır. Tüketicilerin coğrafi işaretli ürün konusunda yeterli bilgiye sahip olmadıkları ve Bayburt'a ait coğrafi işaret almış ürünlerin tanıtımı noktasında eksiklikler olduğu tespit edilmiştir. Bayburt balı haricinde diğer coğrafi işaretli ürünlerde markalaşmaya gidilmemesi nedeniyle coğrafi işaretli ürünlerin bilinirlik düzeyinin tüketiciler nezdinde düşük olduğu görülmüştür. Tüketicilerin coğrafi işaretli ürünlere daha fazla ödeme yapmayı göze almalarına rağmen coğrafi işaretli ürünlere erişimde zorluklar yaşadıkları tespit edilmiştir. Bu sonuçlar kapsamında tüketicilerin coğrafi işaretli ürün algısı ve bilinirliği ile coğrafi işaretli ürün satın alma davranışı arasında pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu ortaya konmuştur. Araştırma bulgularında markanın dikkat çekiciliği faktörünün coğrafi işaret algısı faktörü üzerinde en yüksek etkiye, coğrafi işaret hassasiyeti faktörü üzerinde ise en az etkiye sahip olduğu; markanın görünürlüğü faktörünün ise coğrafi işaret erişilebilirliği faktörü üzerinde en yüksek, coğrafi işaret hassasiyeti faktörü üzerinde ise en düşük etkiye sahip olduğu görülmüştür.

BayburtCoğrafi işaretlerMarka bilinirliği+3
Serhat Kalekahyası
Bayburt University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Çilek yetiştiriciliğinde verim ve kalite özellikleri üzerine farklı oranlarda vermikompost uygulamalarının etkisi

Bu çalışma, son yıllarda giderek kullanımı artan bir organik gübre olan vermikompostun farklı oranlarda uygulanması ile Monterey ve Portola çilek çeşitlerindeki bitki gelişimi, kalite özellikleri ve besin elementi içeriği üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada uygulama dozları bitki başına 0 g, 15 g, 30 g, 45 g, 60 g vermikompost ve 1,0 g MAP olmak üzere 6 farklı uygulama ele alınmıştır. Kullanılan iki çilek çeşidinde (Monterey, Portola) vermikompost ve MAP gübre dozlarının ilk çiçeklenme tarihi, ilk hasat tarihi, son hasat tarihi, hasat süresi, çiçek sayısı, bitki başına meyve sayısı, meyve eni, meyve boyu, meyve ağırlığı, bitki başına meyve verimi, bitki eni, bitki boyu, bitki yaprak eni, bitki yaprak boyu, bitki yaprak sapı uzunluğu, meyve rengi, meyve eti rengi, yaprak rengi, klorofil değeri, pH değeri, SÇKM, titre edilebilir asit miktarı, bitki besin elementi (N, P, K, Ca, Mg, S, Mn, Fe, Zn, B, Cl, Na), organik asit miktarı (okzalik, propiyonik, tartarik, bütirik, malonik, malik, laktik, sitrik, maleik, fumarik, süksinik), amino asit miktarı (aspartik, glutamik, asparajin, serin, glutamin, histidin, glisin, teanin, arjinin, alanin, tirozin, sistin, valin, metiyonin, triptofan, fenilalanin, izolösin, lösin, lizin, hidroksiprolin, sarkozin, prolin), enzim (CAT, POD, SOD) ve duyusal parametrelere (renk, tat, koku, aroma, sertlik, genel kabul edilebilirlik) olan etkileri incelenmiştir. Araştırmada, meyve verimine ilişkin en etkili sonuç V45 (491,05 g/bitki) uygulamasından elde edilmiştir. Monterey çeşidinden 401,69 g/bitki ile en yüksek verim belirlenmiştir. En yüksek meyve sayısı değeri V45 (26,66 adet/bitki) uygulamasından tespit edilmiştir. Meyve ağırlığının en yüksek değeri V60 (20,06 g/meyve) uygulamasında saptanmıştır. Çilek yetiştiriciliğinde sürdürülebilir tarım için vermikompostun iyi bir alternatif gübre olduğu ve V45 uygulamasının verim, kalite ve besin içeriği üzerine olumlu sonuçlar verdiği belirlenmiştir.

EnzimlerKaliteMineral maddeler+4
Erdem Asaf Develi
Bayburt University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Bayburt ilinde organik tarımın stratejik analizi

Organik tarım son yıllarda hızlı bir şekilde yayılmakta olup, organik gıda pazarına olan ilgi de giderek artış göstermektedir. Organik tarım insanların sağlıklı bir hayat sürdürebilmeleri için doğanın doğal yapısını bozmadan doğadan en verimli şekilde faydalanmayı amaç edinmektedir. Bu çalışmanın amacı, organik tarım açısından önemli bir potansiyele sahip Bayburt ilinin organik tarım yönünden stratejik analizinin yapılmasıdır. Bu doğrultuda nitel araştırma yöntemi tercih edilerek yürütülen bu çalışmada görüşme tekniği kullanılarak 25 katılımcı (mühendis, tekniker, çiftçi ve akademisyen) ile SWOT analizi gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara göre, Bayburt ilinde organik tarımın güçlü yönleri toprağın çok fazla kimyasal işlem görmemiş olması, arazinin organik tarım yapmaya uygun olması, havanın ve toprağın temiz olması, doğal yöntemlerin hala kullanılıyor olması, coğrafi konumunun organik tarım açısından uygun olması, denetleyici kurumların olması, sağlıklı ürünlere talebin artmasıdır. Zayıf yönleri; çiftçiler organik tarım konusunda yeterli bilgiye sahip olmaması, tarım arazilerinin yerini yapı arazilerinin alması, organik tarım için talebin yeterli olmaması, AR-GE çalışması yapılacak ortamın bulunmaması, kış aylarının uzun olmasından dolayı sürecin de uzaması, üretim konusunda alışkanlık kazanılmamış olmasıdır. Fırsatlar; tarımsal ürünlerin stratejik özelliklerinin bulunması, organik tarım için uygun ata tohumlarının bulunması, gıda ürünlerine ulaşmada yaşanılan zorlukların üstesinden gelinebilecek potansiyelin bulunması, Bayburt Üniversitesinden organik tarım konusunda eğitim alma imkânının olması, sağlıklı ve kaliteli ürünlere yönelik talebin oluşması ve sulama olanaklarının gelişmiş olmasıdır. Tehditler ise arazilerin parçalı olması nedeniyle miras sorununun ortaya çıkması, çiftçilerin gelirleri yüksek olmadığından dolayı girdileri karşılamada zorluk yaşaması, olumsuz iklim şartlarından dolayı farklı organik ürünlerin yetiştirilememesi ve organik tarım pazarının çok fazla gelişmemiş olmasıdır. Yapılan analizler sonucunda Bayburt ilinde organik tarım için en uygun stratejiler; kimyasal madde kullanılmaması, verimli arazilere bina gibi yapıların yapılmasına izin verilmemesi, parçalı arazilerin birleştirilmesi, çiftçilerin organik tarıma teşvik edilmesi ve bu konuda destekleme çalışmalarının yapılması olarak belirlenmiştir.

Organik tarımSWOT analiziStratejik analiz+1
Pınar Yıldız
Bayburt University · Institute of Graduate Studies
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Farklı ekolojik koşullarda yetiştirilen lavandin (Lavandula x intermedia Emeric ex Loisel.) bitkisinin antioksidan aktivitesi ve uçucu yağ bileşenlerinin belirlenmesi

Tıbbi aromatik bitkiler her geçen gün önemi ve kullanım alanları artan önemli bir bitki grubu halini almaktadır. Özellikle uçucu yağlar yakın zamanlarda sıkça günlük hayatımızda kullanılmaktadır. Uçucu yağlar, tıbbi aromatik bitkilerin genellikle çiçek kısımları kullanılarak elde edilmektedir. Lavandin (Lavandula x intermedia Emeric ex Loisel.) çiçek kısımlarında uçucu yağ elde edilen ve parfümeri sanayii başta olmak üzere birçok alanda kullanılan ekonomik değeri olan bir bitkidir. Bu yüksek lisans tez çalışmasının amacı; farklı ekolojik koşullarda yetiştirilen Lavandin (Lavandula x intermedia Emeric ex Loisel.) bitkisinin antioksidan aktivitesi ve uçucu yağ bileşenlerini belirleyerek ekolojik farklılıkların bu değişkenler üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Bu amaçla farklı lokasyonlarda yetiştirilen lavandin örneklerinin uçucu yağ oranlarının %0,5-%4,4 değerleri arasında değiştiği görülmüştür. Majör uçucu yağ bileşenlerinin linalool (%13,66-%26,40) ve linalilyl asetat (%10,88-%29,89) olduğu görülmüştür. Lavandin (Lavandula x intermedia Emeric ex Loisel.) örneklerine ait TP (Toplam fenolik madde) 2,13-4,74 mg GAE/g numune değerleri arasında, TF (Toplam flavonoid madde) 0,43-0,66 mg QE/g numune değerleri arasında, FRAP (Demir (III) indirgeme) 27,62-79,50 µmol Fe2SO4.7H2O/g numune değerleri arasında ve DPPH (radikal temizleme aktivitesi) ise 0,54-1,84 SC50 mg/mL değerleri arasında olduğu belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, çalışmada kullanılan bitki materyallerinin parfümeri sanayiinde kullanıma uygun olduğu fikrini desteklemektedir.

Aromatik bitkilerLinalil asetatTıbbi bitkiler
Nilay Özlem Sağlam
Bayburt University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de havayolu ulaşımında havaalalanların yeri ve çevresel etkileri: Erzurum havalimanı örneği

Türkiye'de Havaalanlarının öneminden bahsedilerek, Erzurum Havalimanı Özelinde havaalanlarının çevresel etkilerinin belirlenmesi sağlanmıştır.Çalışmada Erzurum ilinde yer alan Erzurun Havalimanından elde edilen çevresel risk faktörleri belirlenerek elde edilen risklerin çevreye olası etkileri L tipi matris kullanılarak ortaya konulmaya çalışılmıştır.

ErzurumHava alanlarıMatrisler+1
Ferdin Bedir
Bayburt University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
30
Master'sOpen AccessTR

Cirit atlarında müsabakanın serum apelin, beyin yağ asidi bağlayıcı protein düzeyleri ile bazı kardiyak, stres belirteçleri ve biyokimyasal parametreler üzerine etkisi

Cirit, atlı sporcunun ciridini doğru bir şekilde rakibine atması, savaş sırasında kendisini ve bineğine hakim olması ve böylece rakibini yenmesinden oluşan, yiğitlik, cesaret oyunu ve erliğin göstergesi olarak adlandırılan at üstünde oynanan atlı takım sporudur.Apelin, glukoz ve enerji metabolizmasının düzenlenmesinde rolü nedeniyle metabolik hastalıkların; astrositlerden exprese edilen FABP7, beyindeki lipid metabolizmasının; kortizol, stresin; GRP78, endoplazmik retikulum stresi düzeyinin; cTnI, miyokard hasarın değerlendirilmesinde kullanılan belirteçlerdir. Bu çalışma, cirit müsabakasına katılan atlarda müsabakanın (istirahat hali (P0), müsabaka öncesi (P1) ve müsabaka sonu (P2)) serum apelin, FABP7, cTnI, kortizol, GRP78 düzeyleri üzerine etkisi ve bazı biyokimyasal (glukoz, laktat, CK, CK-MB, üre, kreatinin, AST, ALT, ALP, GGT, LDH, Total kolesterol (TK), Trigliserid (TG), VLDL, LDL, HDL) parametreleriyle ilişkisinin incelenmesidir. Bu kapsamda çalışmada yaşları 4-10 arasında değişen toplam 14 adet Arap aygırı kullanıldı. Çalışmanın P0, P1 ve P2 dönemlerinde bulunan atların vena jugularis'inden kan örnekleri alındı. Alınan kan numunelerinden elde edilen serum örneklerinde apelin, FABP7, cTnI, kortizol, GRP78 düzeyleri ELİSA yöntemiyle, biyokimyasal parametreler, Cobas 8000 otoanalizörde spektrofotometrik yöntemle kantitatif olarak incelendi.Serum örnekleri, analiz gerçekleşinceye kadar -80 C°'de saklandı. Çalışmaya ait veriler IBM SPSS Statistics programında tekrarlı ölçümler arasındaki oranı belirlemek için non-parametrik kruskal wallis H testi (cTnI,GRP78,kortizol,glukoz,laktat,CK,üre,kreatinin,AST,ALP, LDH),kullanılmıştır.Normal dağılım gösteren parametreler için One-Way ANOVA testi (apelin, FABP7, CK-MB, ALT, GGT, TK, TG, LDL,VLDL,HDL) ile analiz edilmiştir.Çalışma grupları incelendiğinde GA ve GB gruplarında yer alan atların C1 ve C2 müsabakalarındaki P2 dönemlerine ait değerlerin P0, P1 dönemlerindeki değerlerine göre ortalama serum FABP7, GRP78, cTnI, CK, CK-MB, glukoz, AST, ALT,ALP, LDH, üre, kreatinin, HDL değerlerinde artış gözlenirken, ortalama serum apelin, laktat, TK, TG, LDL,VLDL düzeylerinde azalma tespit edilmiştir (P<0.05). Sonuç olarak, cirit müsabakasına katılan atlarda müsabakanın serum apelin, FABP7, GRP78, Kortizol, cTnI düzeyleri ve glukoz, laktat, CK, CK-MB, üre, kreatinin, AST, ALT, ALP, GGT, LDH, Total kolesterol (TK), Trigliserid (TG), VLDL, LDL, HDL) biyokimyasal parametrelerin seviyeleri üzerinde etkisi ortaya koyulmuştur. Apelin hormon düzeyinin ölçülmesi,glukoz, insülin ve enerji metabolizmasındaki rolü nedeniyle egzersizin etkisi; FABP7,egzersize bağlı olarak beyindeki lipid metabolizması, GRP78, egzersize bağlı endoplazmik retikulum stres düzeyinin belirlenmesi, cTnI, CK, CK-MB ise egzersize bağlı olarak kardiyovasküler sistemin değerlendirilmesine katkı sağlayabileceğini düşünmekteyiz.Ancak, bu alanda daha kapsamlı ve moleküler düzeyde araştırmaların yapılmasının gerekli olduğu, FABP7, apelin egzersiz, atlarda uygulanacak eğitim ve idman programlarının oluşturulması, etkinliği ve yarış atlarının performans yönetimi süreçlerinde faydalı olabileceği kanaatine varılmıştır.

ApelinAtlarBiyokimyasal özellikler+3
Harun Öztüfek
Bayburt University · Institute of Graduate Studies
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Cirit atlarında müsabakanın serum irisin ve ampk düzeyleri, bazı kas hasarı, stres belirteçleri ve biyokimyasal parametreler üzerine etkisi

Cirit, atlı oyuncuların kendilerini zinde tutmak için oynadıkları yiğitlik, cesaret oyunu ve erliğin timsali olarak kabul edilen Türk binicilik sporlarının en eskisi olarak kabul edilen at üstünde oynanan, tarihî ve millî atlı takım sporlarından biridir.Bu kapsamda çalışmada etkisini incelediğimiz hormonlardan birisi olan irisin, iskelet kasında yoğun bulunması ve egzersiz hormonu olarak adlandırılması nedeniyle atların performans seviyesinin belirlenmesinde değerlendirilebileceği bildirilen adipokin ve miyokindir. AMPK, ise hücresel enerji sensörü olarak kabul edilen enerji homeostazında rol oynayan bir enzimdir. Bu araştırma, Bayburt ilinde düzenlenen cirit müsabakasına katılan atlarda müsabakanın (istirahat hali, müsabaka öncesi ve müsabaka sonu) serum irisin, AMPK, IL-6, GRP78, kortizol hormon düzeyleri üzerine etkisi ve bazı biyokimyasal (glukoz, laktat, CK, CK-MB, üre, kreatinin, AST, ALT, ALP, GGT, LDH, Total kolesterol (TK), Trigliserid (TG), VLDL, LDL, HDL)parametrelerle ilişkisinin incelenmesidir. Bu kapsamda araştırmada yaşları 4-10 arasında değişen toplam 14 adet Arap aygırı kullanıldı. Çalışmaya dahil edilen atlardan toplamda iki müsabaka süresince istirahat hali (H0), müsabaka öncesi (H1) ve müsabaka sonu (H2) dönemleri olmak üzere vena jugularis'ten kan örnekleri alındı. Kan serumu örneklerinde irisin, AMPK, IL-6, GRP78, kortizol hormonu düzeyleri ELISA yöntemiyle, biyokimyasal parametreler, Cobas 8000 otoanalizörde spektrofotometrik yöntemle kantitatif olarak çalışıldı. Alınan kan örneklerinden elde edilen serumlar -80 C°'de saklandı. Verilere ait istatistiksel değerlendirmede IBM SPSS v25 programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Tekrarlı ölçümler arasındaki farklılıkları belirlemede parametrik olmayan Kruskal Wallis H testi (IL-6, CK), normal dağılım gösteren gruplarda one way ANOVA testi (İrisin, AMPK, GRP78,CK-MB) kullanılmış, zamanların sıra ortalamaları arasındaki fark ise anlamlılık düzeyi p<0,05 düzeyinde belirlenmiştir. Çalışma grupları incelendiğinde JA ve JB gruplarında yer alan atların E1 ve E2 müsabakalarındaki H2 dönemlerine ait değerlerin H0, H1 dönemlerindeki değerlerine göre ortalama serum irisin, IL-6, GRP78, kortizol, CK, CK-MB değerlerinde artış gözlenirken, ortalama serum AMPK, laktat, TK, TG, LDL, VLDL değerlerinde azalma tespit edilmiştir (p<0.05).Sonuç olarak, müsabakaya katılan cirit atlarında müsabakanın serum irisin, AMPK, IL-6, GRP78, kortizol, glukoz, laktat, CK, CK-MB, üre, kreatinin, AST, ALT, ALP, GGT, LDH, TK, TG, VLDL, LDL, HDL düzeyleri üzerine etkisi ortaya koyulmuştur. İrisin hormon düzeyinin ölçülmesi, egzersizin etkisi; AMPK, egzersize bağlı olarak enerji regülasyonun değerlendirilmesi, GRP78, egzersize bağlı endoplazmik retikulum stresi düzeyinin belirlenmesi, IL-6,CK, CK-MB egzersize bağlı olarak kas hasarının değerlendirilmesine katkı sağlayabileceğini düşünmekteyiz. Ancak, bu alanda daha kapsamlı ve moleküler düzeyde araştırmaların yapılmasının gerekli olduğu, egzersiz hormonu irisin, hücresel enerji sensörü AMPK, kas hasarı belirteçleri IL-6, CK parametreleri egzersiz, idman programlarının seçimi, etkinliği ve performans değerlendirilmesinde faydalı olabileceği kanaatine varılmıştır.

AtlarBiyokimyasal özelliklerCirit+3
Yunus Emre Zengin
Bayburt University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Bayburt ilinde farklı yetiştirme sistemi uygulanan tavuklardan elde edilen yumurtaların kalite kriterleri üzerine mevsimin etkisi

Bu çalışmada; Bayburt ilinde farklı yetiştirme sistemi uygulanan tavuklardan (Kafes sistemi, aile tipi ve Serbest gezen sistem) elde edilen yumurtaların kalite kriterleri (dış ve iç kalitesi ) üzerine mevsim (ilkbahar, yaz, sonbahar ve kış) etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla Bayburt ilinde faaliyet gösteren 3 farklı yetiştirme sistemi uygulanan işletmelerden her bir mevsim döneminde 50 adet olmak üzere toplamda 600 adet yumurta örneği incelenmiştir. Mevsimin yumurta dış kalite analizi üzerine etkisi incelediğinde; kış mevsiminde kırılma mukavemeti, kabuk kalınlığı, sarı yüksekliği, sarı indeksi; ilkbahar mevsiminde sarı çapı; yaz mevsiminde şekil indeksi, sarı renk, haugh birimi, kırılma mukavemeti, kabuk kalınlığı, kabuk ağırlığı, sarı çapı; sonbahar mevsimin de ise şekil indeksi, yumurta ağırlığı, sarı renk, kabuk kalınlığı, kabuk ağırlığı, sarı yüksekliği ve sarı çapında mevsimin etkisi önemli (p<0,05) iken diğer dış kalite unsurları üzerine etkisi olmamıştır (p>0,05). Yetiştirme sistemleri bakımından değerlendirdiğimizde ise şekil indeksi (%) ve yumurta ağırlığında serbest gezen sistemde toplanan yumurtalardan en iyi sonuçlar elde edilirken kafes sisteminde sarı renkte en iyi sonuçlar elde edilmiştir (p<0,05). Mevsimin yumurta iç kalite üzerine ise yumurtanın sarı kısmında kış mevsiminde protein, ilkbahar ve yaz mevsiminde beta karoten (µg/g)(p<0,05); yumurta ak kısmında sonbahar mevsiminde Ph, kış ve yaz döneminde protein (p<0,05); yumurta geneli üzerine mevsimin etkisine bakıldığında kış döneminde kuru madde ve kül değerlerinin etkilendiği diğer iç kalite unsurları üzerine etkisinin olmadığı belirlenmiştir (p>0,05). Yumurta iç kalite unsurları üzerine yetiştirme sistemlerini değerlendirdiğimizde yumurta sarısında protein ve beta karotende serbest gezen sistemde, yumurta ak kısmında ph ve protein üzerine aile ve kafes işletmelerinde, yumurta tümü üzerine ise kuru madde ve kul oranı üzerine serbest gezen sistemlerde yetiştirilen yumurtalarda en iyi sonuçlar elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yumurtacı tavuk, yetiştirme sistemleri, mevsim etkisi, yumurta iç ve dış kalitesi

BayburtMevsimsel etkiYetiştirme+2
Orhan Atlıhan Tekdemir
Bayburt University · Institute of Graduate Studies
2022
20
Master'sOpen AccessTR

Bayburt bölgesi ballarının polen analizi

Bayburt ili ve bağlı ilçeleri ile 42 farklı bölgesinden Eylül ayında toplanan bal örneklerinde polen analizi yapılmıştır. Bu örneklerin 10 gramında bulunan polenlerin ait olduğu bitki taksonları tespit edilmiştir. Çalışmada bal örneklerinde dominant polene raslanmamıştır. Çalışmada, Onobrychis spp. 13 örnekte (Ö1, Ö7, Ö8, Ö9, Ö17, Ö18, Ö24, Ö26, Ö25, Ö27, Ö33, Ö39, Ö42) Achillea spp. 11 örnekte (Ö2, Ö9, Ö10, Ö15, Ö16, Ö21, Ö22, Ö26, Ö30, Ö31, Ö33) Aster spp. 5 örnekte (Ö5, Ö27, Ö34, Ö36, Ö40), Spergula spp. 4 örnekte (Ö10, Ö20, Ö30, Ö31), Rosa spp. 2 örnekte (Ö11, Ö12), Salvia spp. 1 örnekte (Ö13), Xanthium spp. 2 örnekte (Ö35, Ö41) sekonder polen olarak tespit edilmiştir. Bu araştırmada bulunan en yüksek polen % 30 frekans ile Onobrychis spp. Olmuştur. Astragalus spp., Crepis spp., Epilobium spp., Rosa spp., Salix spp., Verbascum spp., Thymus spp., Astragalus spp., Carduus spp., Cerasus spp. ve Coronilla spp. polenlerde genellikle minör polen olarak tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Arıcılık, Bal Arısı, Polen, Bayburt, melissopalinoloji

ArıcılıkBal arısıBayburt+4
Halit Çakmak
Bayburt University · Institute of Graduate Studies
2022
20
Master'sOpen AccessTR

Organik tarım ürünlerine yönelik tüketici davranışları: erzurum ilinde bir uygulama

Bilim ve teknolojinin gelişmesi ile tarımda, birim alanda üretim verimlilik oranı giderek artırılmış ve artan dünya nüfusunun gıda ihtiyacının karşılanması hedeflenmiştir. Ayrıca toplumlarda sağlıklı ve kaliteli beslenme bilincinin oluşması tarımsal üretimin beklentilerini de değiştirmiş ve organik tarım, iyi tarım uygulamalarının yasal zeminin de oluşmasına sebep olmuştur. Araştırmada bölgenin organik tarıma bakış açısının ve tüketicilerin sağlıklı, kaliteli beslenme açısından davranışlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Nicel araştırma yöntemi kullanılarak yürütülen çalışmada veri toplama aracı olarak anket yönteminden yararlanılmıştır. Erzurum ili genelinde ikamet edip çalışamaya katılımı kabul eden 401 örneklemden faydalanılmıştır. Anket ifadeleri daha önce benzer çalışmalar incelenerek araştırmacı tarafından oluşturulmuştur. Anket çalışmasında Demografik ve betimsel sorular, tüketici tutum ölçeğinden yararlanılmıştır. Anket formundan elde edilen bilgiler SPSS 25 paket programından yararlanılarak analizler elde edilmiştir. Elde edilen analizlerde bağımsız örneklem t testi ve tek yönlü varyans analizi yanı sıra tamamlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Araştırmanın popülasyonu, Erzurum ilinde gıda alışverişi yapan hane halkları arasından kolayda örneklem yöntemiyle seçilmiştir. Elde edilen bulgular üzerinde kapsamlı bir tartışma yapılarak, çıkan sonuçlar rapor olarak düzenlenmiştir. Hipotez sınamalarının, araştırmaya katılan tüketicilerin kimyasal girdi kullanımlarına olumsuz bakmadığı, bazı hipotez sınamalarında ise organik ürünlerin tüketiciler tarafından tercih edildikleri ve satın alındıkları sonuçlarına varılmıştır. Böylelikle elde edilen bilgiler ışığında öneriler sunulmuştur.

Süreyya Önal
Bayburt University · Institute of Graduate Studies
2023
20
Master'sOpen AccessTR

Bayburt Üniversitesi'nde okuyan öğrencilerin besin tüketiminde geleneksel ve yeni medya etkisi

İnsan hayatının en önemli parçası olan ve sürekli değişime uğrayan beslenme alışkanlığı son dönemlerde medyadan çok fazla etkilenmeye başlamıştır ve medya ile beslenme arasındaki ilişki incelenmesi gereken bir alan haline gelmiştir. Bu amaç doğrultusunda hazırlanan bu çalışmada hayatımızın her alanında bize eşlik eden ve teknolojinin bir parçası olan medya araçlarının, genç yaş grubunda yer alan üniversite öğrencilerinin gıda tüketim alışkanlıklarına bir etkisinin olup olmadığını belirlemek amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemi ve yapılacağı yer olarak; Bayburt üniversitesinde ön lisans, lisans ve yüksek lisans seviyesinde eğitim almakta olan 16 farklı bölümden toplam 376 öğrenci seçilmiştir. Bu öğrencilere online ve yüz yüze olacak şekilde anket uygulaması yapılmıştır. Öğrencilerin anket ölçeklerine verdikleri cevaplar SPSS-20 programı kullanılarak istatistiksel sonuçlara çevrilmiştir ve anketten elde edilen verilere T- testi, anova testi ve çoklu karşılaştırma testi uygulanmıştır. Çıkan sonuçlar değerlendirildiğinde ankete katılan öğrencilerin gıda tüketiminde belirli bir ölçüde medya organlarından ve reklamlardan etkilendikleri belirlenmiştir. Bu etkilenme incelendiğinde ise öğrencilerin yeni medya araçlarından etkilenme oranlarının geleneksel medya unsurlarından etkilenme oranına göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ulaşılan bu sonuçlar çalışma içerisinde tablolar halinde belirtilmiştir.

Erdem Kaban
Bayburt University · Institute of Graduate Studies
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Kayısının pazarlama yapısı ve pazarlamaya yönelik sorunları: Malatya ili örneği

Kayısı ülke ekonomisi için oldukça önemli bir gelir kaynağıdır. İhracat verilerine bakıldığında kayısının önemi görülmektedir. Yapılan bu çalışmada kayısının ülkemizdeki en çok yetiştiriciliğinin yapıldığı, bir diğer deyişle kaysının anavatanı olan Malatya ilinde kayısı üretimi, pazarlaması, pazarlama sorunları ve üretici beklentilerini belirlemek ve bunlarla ilgili neler yapılabilir ortaya koyabilmek için 400 üreticinin sorularımızı tamamıyla cevapladığı bir anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Çalışmada Malatya ilinde bulunan üreticilerle durum değerlendirilmesi fırsatı bulunulmuş olup ve ölçek maddelerine içtenlikle cevap vermişlerdir. Kayısı Malatya ilinde önemli bir gelir kaynağı olmakla birlikte üreticiler için bir yaşam tarzına dönüşmüştür. Malatya'da kayısının verimliliğine göre yaşamlarını sürdürmektedirler. Çalışmada anket çalışması yapılmış olup, üreticilerden alınan veriler SPSS 25 paket programıyla sınamaya alınmıştır. Ayrıca veriler kullanılarak ANOVA testi, T-testi ve Korelasyon analizleri yapılmış olup çalışmada kullanılmıştır. Çalışmada kayısı üretimi ve pazarlaması sorunları olarak ilk göze çarpan durumun mevsimlerden kaynaklı olan ilkbahar geç donlarıdır. Malatya ili konum gereği çok soğuk olduğundan ilkbahar geç donları sıklıkla görülmektedir. Bir diğer önemli sorun ise hastalıklar ve bu hastalıklarla mücadele için girdi fiyatlarının pahalı olması ve gerekli bilginin üreticiye verilmemesinden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Bu sorunların çözümü için devlet desteklemelerinin sadece maddi olmakla kalmayıp bilgi olarak da destek verilmesi öngörülmüştür. SPSS 25 programında analizler sonucu 6 faktör (Üretim, Memnuniyet, Pazarlama, Satış, Reklam, İhracat) belirlenmiş ve analizler bu 6 faktör kullanılarak yapılmış çalışmada analizlere yer verilmiştir.

Tarımsal pazarlamaÜrün pazarlamasıİşletme sorunları
Emre Gültekin
Bayburt University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Erzincan koşullarında bazı şeker pancarı (beta vulgaris l.) çeşitlerinin verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi

Şeker pancarından elde edilen şeker veriminin artırılması üretimin ana unsurlarından birisidir. Şeker pancarında kök-gövde verimi ve şeker oranının yüksek olması şeker veriminin de yüksek olması demektir. Bu araştırma, bazı şeker pancarı çeşitlerinin verim ve kalite özelliklerini belirlemek amacıyla 2022 yılında Erzincan ili Üzümlü ilçesine bağlı Pişkidağ Köyünde ''Tesasüf Blokları Deneme Deseni''ne göre 3 tekerrürlü olarak kurulmuş ve yürütülmüştür. Araştırmada 10 farklı şeker pancarı çeşidi (Serenada, Lider, Mohican, Terranova, Aranka, Turbata, Bernache, Setenil, Tisserin ve Chevalier) kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre en yüksek yaprak verimi Mohican (3284,0 kg) ve Serenada (3251,9 kg), en yüksek kök-gövde verimi Serenada (10824,0 kg), en yüksek kök-gövde uzunluğu Serenada (31,13 cm), Lider (30,60 cm) ve Mohican (30,20 cm), en yüksek kök-gövde çapı Aranka (15,47 cm), Chevalier (15,40 cm) ve Serenada (15,07 cm), en yüksek yaprak sayısı Mohican (46,60 adet); en yüksek hasat indeksi Lider (%85,33); en yüksek kül yüzdesi Aranka (%3,91); en yüksek briks değeri Tisserin ve Chevalier (%20,47); en yüksek Digestion değeri Chevalier (%16,28); en düşük alfa amino azot oranı Terranova ve Lider (%0,029); en yüksek şeker verimi Serenada (1883,9 kg) ve Chevalier (1920,2 kg); en yüksek polar oranı Chevalier (%18,12), Lider (%17,93), Bernache (%17,72) ve Tisserin (%17,59) şeker pancarı çeşitlerinden elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen bu sonuçların neticesinde kök-gövde ve şeker verimi bakımından en yüksek değere sahip olan NZ şeker pancarı tipi, Erzincan ili ve benzer iklim koşullarını sağlayan bölgelerde yetiştirilmesi önerilebilir

İkram Bağcı
Bayburt University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
40
Master'sOpen AccessTR

Gümüşhane ili organik bal üreticilerinin stratejik analizi

Yüzyıllar geçmesine rağmen insanların temel besin kaynaklarından olan bal; önemi her geçen gün daha fazla anlaşılan ürünlerin başında gelmektedir. Türkiye'de özellikle kırsal kesimde yaşayan insanların arıcılıkla uğraşları geleneksel yöntemlerden başlayarak günümüz modern üretim yöntemlerine kadar gelişim göstermiştir. Ancak arıcılık ürünlerindeki kalıntı problemleri, tüketicilerin sağlıklı beslenme talepleri, çevresel etkiler vb. durumlar son dönemde üreticileri organik yöntemlerle üretime itmiştir. Türkiye'de kirlenmemiş bakir bölgelerin başında gelen Gümüşhane; mevcut coğrafi yapısı, iklim ve bitki örtüsü ile organik bal üretimi için gerekli şartları taşımaktadır. Bölgede sanayileşmenin az olması ve tarım alanlarının sınırlılığı ise organik bal üretimini destekleyici diğer faktörlerdendir. Bölgenin sosyo ekonomik yapısına bakıldığında istihdam alanlarının yetersizliği ve sınırlı tarım arazileri organik bal üretimini bölge için stratejik bir öneme taşımaktadır. Bilindiği gibi strateji belirlenen hedeflere ulaşmak için izlenecek yollar ve yapılacak hamlelerdir. Stratejik yönetim örgüt ve ya işletmelerin sürdürülebilirliğini sağlayabilmek için stratejik düşünmeyi, analiz etmeyi ve harekete geçmeyi ifade etmektedir. SWOT analizi ise en sık kullanılan stratejik analiz yöntemlerindendir. Bu yöntemle işletmeler bünyelerinde ki güçlü ve zayıf yönlerini ayrıca piyasa ya da pazardaki fırsat ve tehditleri belirleyip kendilerine uygun stratejiler oluşturabilirler. Dolayısıyla bu çalışmada organik bal üretimi ve üreticileri literatür taraması yapılarak araştırılmış, daha sonra çalışma alanında faaliyet gösteren 26 organik bal üreticisi ile görüşmeler yapılarak Gümüşhane İli Organik Bal Üreticilerinin güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri SWOT analizi tekniği ile tespit edilmiştir. Daha sonra mevcut veriler uzman görüşüne tabi tutularak SWARA yöntemi ile bölgeye uygun arı ırkı kullanılması, bölgenin sanayileşme ve nüfüs yoğunluğunun azlığından istifade edilerek üretimin geliştirlerek arttırılması, üreticilerin toplu hareket ederek pazarlama maliyetlerini azaltmak ve yerel halka organic beslenme kültürünü yerleştirmek gibi 4 temel strateji belirlenmitir böylellikle Gümüşhane'nin ekonomik ve sosyal yapısına katkı sağlamak amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Organik bal üretimi, stratejik analiz, SWOT analizi, Gümüşhane

Neslihan Sevindik
Bayburt University · Institute of Graduate Studies
2024
40
DoctorateOpen AccessTR

Anadolu merinosu kuzu rasyonlarına farklı oranlarda ilave edilen graviola yağ ekstresinin besi performansı ve adipokin, serebral, kardiyak, bağırsak ile mitokondriyal fonksiyon yanıtının sirkadiyen değişimi üzerine etkisi

Sirkadiyen ritim, 24 saatlik bir döngü boyunca fizyolojik süreçleri içeren organizmanın yaşadığı fiziksel, zihinsel ve davranışsal değişikliklerdir. Sirkadiyen ritim, enerji metabolizması, uyku-uyanıklık döngüsü, vücut sıcaklığının düzenlenmesi gibi birçok fizyolojik süreçler ile fizyolojik sistemlerin düzenlenmesinde anahtar rol oynamaktadır. Sirkadiyen ritim, yaşamın her aşamasında mevcut olup hayvanların endokrin sistemi, sindirim sistemindeki fizyolojik rolü ve büyüme performansı ile yakından ilişkili olması nedeniyle hayvanların sağlıklı büyümesi ve gelişimi için kritik öneme sahiptir. Işık döngüsündeki değişiklikler, yetersiz aydınlatma, yem ve su kısıtlaması, yüksek sıcaklık, hastalıklar gibi stres faktörleri sirkadiyen ritim bozukluğuna yol açan başlıca etmenlerdir. Sirkadiyen ritim bozukluğu, kuzuların büyüme ve gelişiminde yavaşlama, iştah metabolizmasını etkileyerek yem tüketiminde azalma, üreme performansında düşüş, davranış bozukluklarına (aşırı hareketlilik) ve immun sistemde zayıflama neticesinde hastalıklara yol açabilmektedir. Tıbbi ve aromatik bitkiler, endokrin sistem üzerinden hormon salınımı ile sirkadiyen ritim üzerinde düzenleyici etkiye sahiptirler. Mucizevi besin olarak atfedilen Graviola (Annona muricata L.), antioksidan, antimikrobiyal ve antienflamatuvar, antihelmintik, antipiretik, sedatif, antispazmodik etkileriyle geleneksel tamamlayıcı tıp alanında yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Anadolu Merinosu kuzu rasyonlarına farklı oranlarda ilave edilen graviola yağ ekstresinin besi performansı ve adipokin, serebral, kardiyak, bağırsak ile mitokondriyal fonksiyon yanıtının sirkadiyen değişimi üzerine etkisinin incelenmesidir. Bu kapsamda çalışmanın hayvan materyalini 2.5 aylık yaşta 48 adet Anadolu Merinosu ırkı erkek kuzu oluşturmaktadır. Çalışma her grupta 12 adet hayvan olacak şekilde 1 kontrol (G0), 3 kuzu besi denemesi (G200, G400 ve G600) olmak üzere 4 gruptan oluşmaktadır. Çalışmanın grupları ise kuzu besi rasyonlarına graviola yağ ekstresi ilavesine göre sırasıyla G0 (kontrol, graviola yağ ekstresi uygulanmayan grup), G200 (200 ppm oranında ilave edilen grup), G400 (400 ppm oranında ilave edilen grup) ve G600 (600 ppm oranında ilave edilen grup) şeklinde oluşturulmuştur. Çalışma 2023 yılı Mart-Mayıs ayları arasında, 10 gün süreyle adaptasyon ve VI 60 gün süre ile besi denemesi olmak üzere toplamda 70 gün sürmüştür. Araştırma süresince doğal fotoperiyot altında, gece muayenesini kolaylaştırmak için 2 lüksten daha az şiddetli loş ışık sürekli olarak açık kalmıştır. Besi performansı üzerine Graviola yağı ekstresi etkisini incelediğimizde dönemsel olarak farklılıklar olsa da, 0-60 günlerde yem tüketimi üzerine etkisinin olmadığı (p>0,005) kontrol grubuna kıyasla canlı ağırlık artışı (CAA) üzerine etkisinin olmadığı ancak canlı ağırlık (CA) G400 ppm, yemden yararlanma oranı (YYO) üzerine ise G200 ppm dozunun etkili olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Sonuç olarak G400 dozu 60. günde graviola yağ ekstresi uygulamasının güvenli olmasının yanı sıra sirkadiyen ritim düzenleyicisi protein BMAL1 ve melatonin hormonu ile vücut kondüsyon skoru (VKS) düzenleyici rolü irisin hormonu düzeyleri üzerinde etkili olduğu, en yüksek canlı ağırlık düzeyi üzerinde etkili ve faydalı olabileceği kanaatine varılmıştır. Sirkadiyen değişimi incelemek amacıyla araştırmanın 0., 15., 30., 45. ve 60. günlerinde 07:00, 13:00, 19:00, 01:00, 07:00 zaman dilimlerinde kuzuların vena jugularis'inden kan serum örnekleri alındı. Alınan kan numunelerinden elde edilen serum örneklerinde apelin, irisin, visfatin, melatonin, Beyin kaynaklı nörotrofik faktör (BDNF), Beyin ve kas ARNT-benzeri protein 1 (BMAL1), Beyin Mitokondriyal Taşıyıcı Protein-1 (BMCP1), Mitokondriyal-türevli peptid (MOTSc), Kardiyak troponin I (cTnI), Glukagon-Benzeri Peptid-1 (GLP-1), Glukagon-Benzeri Peptid-2 (GLP-2) düzeyleri ELİSA yöntemiyle incelendi. Serum örnekleri, analiz gerçekleşinceye kadar -80 C°'de saklandı. Çalışmaya ait veriler IBM SPSS 22 Statistics programında verilerin normal dağılımı kontrol edilerek ortalama ve standart hata olarak belirtilmiştir. Elde edilen veriler general lineral model multivariate (apelin, irisin, visfatin, melatonin, BDNF, BMAL1, BMCP1, MOTS-c, cTnI, GLP-1, GLP-2) analizi yapılmıştır. Ortalamalar arasındaki farkları karşılaştırmak için Duncan'ın çoklu karşılaştırma testi uygulanarak istatistik önemlilik değeri p değeri <0,05 anlamlı olarak kabul edildi. Deneme çalışma BMAL1 (saat: 13:00), BMCP1, GLP1, GLP2, irisin, MOTS-c, visfatin, melatonin (saat 01:00) değerleri üzerine incelendiğinde G400 katkı dozunda saat 19:00'da 60 günde etkili olurken, apelin (saat 19:00), cTnI (saat 13:00 ve 07:00'de) G600 dozunda saat 13:00'de 60 günde en iyi sonuçlar elde edilmiştir. BDNF üzerine G200 dozunda saat 19:00 ile 13:00'de 60 günde elde edilirken, canlı ağırlık üzerine G400 dozunda ve canlı ağırlık artışı linear olarak artış göstererek 60. günde en iyi sonuçlar elde edilmiştir. Ayrıca, apelin hormon düzeyinin ölçülmesi, glukoz, insülin ve enerji metabolizmasındaki rolü nedeniyle beslenmenin etkisi; irisin, VKS düzenleyici rolü nedeniyle beslenmeye bağlı canlı ağırlık ve VKS'nin değerlendirilmesi, melatonin, sirkadiyen ritim düzenleyici hormon olması nedeniyle sirkadiyen, BDNF, serebral yanıtın incelenmesi, MOTSc ve BMCP1, mitokondriyal fonksiyon değerlendirilmesinde, cTnI, kuzularda miyokardiyal hasarın belirlenmesinde kardiyak yanıtın değerlendirilmesi, GLP-1 ve GLP-2'nin bağırsak yanıtının incelenerek gastrointestinal sistemin değerlendirilmesine katkı sağlayabileceğini düşünmekteyiz. Ancak, bu alanda daha kapsamlı ve moleküler düzeyde araştırmaların yapılmasının gerekli olduğu, sirkadiyen ritim düzenleyicisi BMAL1'in sirkadiyen ritim süreçlerinin değerlendirilerek beslenme programlarının oluşturulması, etkinliğin incelenmesinde ve besi performans yönetimi süreçlerinde katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Gökşad Cemil Kotan
Bayburt University · Institute of Graduate Studies
2024
00