Selçuk University
Anabilim Dalı

Analitik Kimya Anabilim Dalı

Selçuk University

208

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Investigation of some bioactive compounds extracted from Trigonella foenum -graecum L. seeds

Fenugreek (Çemen) bitki tohumu zengin besin içeriği ve terapötik etkileriyle yüzyıllardır bilinmektedir. Hem baharat olarak hem de birçok hastalığı tedavi etmek için geniş bir kullanım yelpazesi vardır. Dünyanın birçok farklı kültürü, Çemen'i ekmiş ve çeşitli şekillerde kullanmıştır. Çemen tohumu ekstraktları üç farklı yöntemle elde edilmiştir: Solvent ekstraksiyonu (SOL), Soxhlet ekstraksiyonu (SOX) ve Süperkritik Akışkan ekstraksiyonu (SFE) ve elde edilen ekstraktlardaki biyoaktif bileşiklerin kalitatif ve kantitatif analizleri çeşitli kromatografik yöntemler ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada yağ asitlerinin belirlemesi için GC-FID kullanılmıştır. SOL ve SOX yöntemleriyle elde edilen ekstraktlarda yağ asitleri tespit edilememiştir; SFE yöntemi ile elde edilen ekstraktlarda ise toplam yağ asidi içeriğinin %61.98'ini linoleik asidin oluşturduğu tespit edilmiştir. Uçucu bileşen analizi GC-MS ile gerçekleştirilmiştir. GC-MS kütüphanesi ile SOX 54, SOL 52 ve SFE`de ise 48 bileşik tespit edilmiştir. En yüksek alana sahip biyoaktif bileşikler; Soxhlet için pyrimidonen (%8.41), Solvent ekstraksiyonu için kolesterol decanoate (%18.26) ve SFE için cyclododecyne (%18.96) olarak belirlenmiştir. Tokoferol tayini HPLC-FLD ile gerçekleştirilmiştir. Üç farklı yöntemde de α-tokoferol (vitamin E) tespit edilmiştir. Yalnızca SFE ekstraktında γ-tokoferol varlığı gözlemlenmiştir. Toplam fenolik bileşik analizinde; SOL ve SOX'ten sırasıyla 8.676 ve 8.410 mg GAE/mg ekstrakt değerleri elde edilirken, SFE 5.766 mg GAE/mg ekstrakt olarak en düşük değeri tespit edilmiştir. Ancak elde edilen ekstrakt verimleri göz önüne alındığında toplam fenolik içeriği SFE sistemi ile elde edilen ekstraktta en fazla olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca HPLC-DAD fenolik bileşik analizinde Ellagik asit her üç ekstrakta da tespit edilmiştir; rutin sadece SOL'de, Kaempferol, o-Kumarik asit ve Salisilik asit ise yalnızca SOX'ta bulunmuştur. Antioksidan kapasite analizi DPPH ile yapılmış ve sonuçlar, konsantrasyona paralel bir artış göstermiştir. SOL yöntemi %32.3-53.86 aralığında en yüksek sonuçları verirken, SOX %27.86-48.89, SFE ise %16.62-37.46 aralığında değerler elde edilmiştir. Trigonellin analizi HPLC-VWD ile gerçekleştirilmiş, SOL'de 27 mg/L, SOX'ta 20 mg/L ve SFE'de 18 mg/L olarak tespit edilmiştir. Diosgenin ise GC-MS ile tayin edilmiştir ancak ekstraktlarda tespit edilememiştir. Bu çalışma, Çemen tohumlarının kimyasal bileşenlerini ve potansiyel sağlık faydalarını anlamak için önemli bilgiler sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Çemen otu, SFE, HPLC , GC

Alı Yashar Alwındawı
Selçuk University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Üzerlik tohumundaki (Peganum harmala L.) biyoaktif bileşiklerin, birleştirilmiş SFE-FIA-DAD sistemiyle ekstraksiyonu ve çok değişkenli spektral analizi

Bu tez çalışması, Peganum harmala L. örneği üzerinden yürütülen, yeşil ekstraksiyon, çevrim içi analiz, kemometrik modelleme bütünlüğüyle, analitik kimyada çok bileşenli doğal ürünlerin izlenmesi ve değerlendirilmesi açısından öncü bir örnek çalışma olarak sunulmaktadır. Sistemin, gelecekte endüstriyel ölçeğe entegre edilerek, çevrim içi üretim izleme, proses validasyonu ve ürün kalitesi kontrolü için güçlü bir araç hâline gelebileceği düşünülmektedir. Bitkisel ekstraksiyon süreçlerinde biyoaktif bileşiklerin gerçek zamanlı izlenmesi ve kantitatif tayini, analitik kimyada hâlen önemli bir zorluk alanıdır. Bu çalışmada, SFE sisteminin FIA ve DAD ile entegre edildiği, çok amaçlı bir analiz prosesi olan SFE-FIA-DAD birleştirilmiş sistemi geliştirilmiştir. Bu birleştirilmiş sistemde; SFE, izleme ve tayin işlemleri eş zamanlı olarak gerçekleştirebilmekte olup, biyoaktif bileşik yönünden zengin bir bitki olan Peganum harmala L. tohumları üzerinde uygulanmıştır. Ekstraksiyon koşulları, ekstraksiyon basıncı ve sıcaklığı, CO2 akış hızı parametreleriyle üç faktörlü, beş seviyeli merkezi kompozit tasarım (CCD) kullanılarak optimize edilmiştir. Elde edilen 20 farklı ekstrakt; standart kromatografik ve spektroskopik tekniklerle (HPLC-DAD/FLD, GC-FID, GC-MS) analiz edilmiştir. Aynı ekstraktlar kullanılarak, Proses Validasyon Yaklaşım adımları arasında yer alan hibrit yaklaşım modelli geliştirilmiş SFE-FIA-DAD sistemiyle analiz edilmiş ve elde edilen spektral veriler PCA, LDA, k-NN, SIMCA, PLS-DA ve çok çıkışlı PLS regresyon modelleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Spektral verilerden elde edilen sonuçlar ile, standart kromatografik ve spektroskopik tekniklerle elde edilen sonuçlar arasında R²> 0,93 düzeyinde yüksek korelasyon bulunmuştur. Sistemin yüksek analitik doğrulukla karşılaştırılması sağlanmıştır. Toplamda 11 hedef bileşik modele dâhil edilmiştir. Bu hedef bileşiklerden; harmaline, klorojenik asit, apigenin-7-glikozit ve gama-, delta-tokoferol bileşikleri için %85-110 tahmin doğruluğu (prediction accuracy) ve eğri altı alan (AUC) 1,00 düzeyinde yüksek sınıflandırma doğruluğu ile güvenilir şekilde tespit edilmiştir. Sistem, ekstraksiyon süresince çalıştırılmış, belirli zaman aralıklarında numuneler alınmış ve DAD yardımıyla spektral veriler toplanmıştır. Bu sayede ilk loop tabanlı kesikli modda çalıştırılmış ve zaman çözünürlüklü spektral veriler toplanmıştır. Ekstraksiyon sırasında bileşiklerin zaman temelli elüsyon profilleri tespit edilmiştir. İlk 120 dakikada alkaloitlerin, daha sonraki zaman dilimlerinde ise fenolik bileşiklerin yoğun olarak ekstrakte edildiği tespit edilmiştir. Geliştirilen sistem, yalnızca çözücü kullanımını azaltarak yeşil analiz yaklaşımına katkı sağlamakla kalmamış; aynı zamanda ayırma, türlerin kalitatif ve kantitatif analiz adımlarını tek bir yapı altında birleştirerek entegre ve uygulanabilir bir proses izleme aracı hâline gelmiştir. Bu yönüyle, sistemin farmasötik, gıda ve bitkisel ürün sanayisinde süreç izleme, kalite kontrol ve standartlaştırma uygulamalarına kolaylıkla entegre edilebileceği düşünülmektedir.

Muhammed Raşit Bakır
Selçuk University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Meme kanseri (MCF-7) hücre hattında LC/MS temelli metabolomik ve lipidomik çalışmalar

Bu tez çalışmasında beş farklı ilaç taşıyıcı nanopartikülün paklitaksel yüklü ve yalın hallerinin MCF-7 kanser hücre hatları üzerindeki etkileri sıvı kromatografisi-kütle spektrometresi (LC/MS) temelli metabolomik, lipidomik ve kısa zincirli yağ asitleri yöntemleri kullanılarak incelenmiştir. Çalışmaların ilk basamağında iki farklı hücre liziz yönteminin karşılaştırılması amacıyla MCF-7 insan meme kanseri hücre hattı örneklerinden elde edilen lizatlar metabolom düzeyinde incelenmiştir. Çalışmanın ikinci basamağında metabolomik veri işleme yöntemlerinin karşılaştırılması amacıyla homojen bir biyolojik materyal olarak insan kan plazmasından yararlanılmış ve model bir hastalık (ektopik gebelik) seçilerek hastalarından toplanan plazma örneklerinde gerçekleştirilen metabolomik çalışmadan elde edilen deneysel veriler iki farklı veri işleme modeli kullanılarak değerlendirilmiş ve sonuçlar tartışılmıştır. İlk iki basamaktan elde edilen bilgiler ışığında çalışmanın üçüncü basamağında paklitaksel yüklü ve paklitaksel yüklenmemiş beş farklı nanopartikülün MCF-7 kanser hücre hatları üzerine tatbiki gerçekleştirilmiş ve elde edilen lizatlar arasındaki farklılıklar LC/MS temelli omik yaklaşımlar ile incelenmiştir. Elde edilen bulgular, farklı nanopartiküllerin paklitaksel yüklü ve yüklü olmayan hallerinin farklı biyokimyasal süreçleri aktive ettiği ve de ilaç taşıyıcı nanosistemler için etkin maddenin biyokimyasal aktivitesinin taşıyıcı sistemden bağımsız olarak değerlendirilmemesi gerektiğini göstermiştir. Bu çalışmada geliştirilen LC/MS temelli metabolomik ve lipidomik yaklaşımlar ileride gerçekleştirilecek olan biyolojik materyal analizlerine kolaylıkla aktarılabilecektir.

Analitik kimyaKimya teknikleri-analitikKütle spektroskopisi+1
Ozan Kaplan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Farmasötik ürünlerde tüketilebilirlik çalışmalarına analitik yaklaşımlar

Tüketilebilir maddelerin etkisinin önemsenmemesi, ilaç üreticileri ve regülasyonları için büyük zorluklar çıkarmasının yanı sıra safsızlıkların neden olabileceği tehlikelere bağlı olarak ilacın güvenirliğini değiştirmektedir. Bu malzeme bileşenlerinin ve üretim koşullarının ilacın güvenirliği açısından uygunluğu, üretim öncesindeki geliştirme aşamalarında değerlendirilmelidir. Farmasötik ürünlerdeki, özellikle de organik yapıdaki tüketilebilir maddeler hakkında hala çok az bilgi bulunmaktadır. Safsızlıkların farmasötik ürünlerin kullanıcıları üzerindeki potansiyel olumsuz etkileri ve regülasyonlar ile ilaç üreticilerine getirdikleri büyük zorluklar nedeniyle, bunların dikkatlice tanımlanması ve kapsamlı bir şekilde yönetilmesi gerekmektedir. Mevcut güvenilirlik analizleri ile ilgili düzenlenmeler ya yetersiz ya da yeşil kimya açısından oldukça zararlı durumdadır. Bu tez çalışmasında, farklı yapıdaki (bromobutil ve klorobutil) tıpalarının farklı çözcülerle (n-hekzan, izopropil alkol, diklorometan, su, Tween-80, asidik ve bazik çözeltiler) ve tüketme yöntemleri (sokslet, reflux ve katı faz tüketme) kullanılmıştır. Uygulanan tüm tüketme işlemleri sonunda tüketilebilir maddeler GC-MS, LC-qTOF-MS ve ICP-MS ile gerçekleştirilerek tüm tüketme işlemlerinin analitler üzerindeki etkileri ve yeşil kimya açısından değerlendirmeleri yapılmıştır. Tüketilen maddeler tüketme yöntemi, çözücüsü ve risk açısından değerlendirilmiştir.

Mohammad Razzaghi Kalejahi
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ultrafiltrasyon tekniği kullanılarak ketoprofen'in insan plazmasından yüksek performanslı sıvı kromatografisi ile tayini için analitik yöntem geliştirilmesi ve validasyonu

Bu araştırmada, steroid olmayan antiinflamatuvar ilaç (NSAID) olan ketoprofenin yüksek performanslı sıvı kromatografisinde (HPLC) analizi için ultrafiltrasyon tekniği ile ayırma yöntemi geliştirilmiş ve geliştirilen yöntem FDA Biyoanalitik Yöntem Validasyonu kılavuzundaki validasyon parametrelerine göre valide edilerek yöntemin güvenilirliği kanıtlanmıştır. Bu metodolojide, bütün analizler ACE C18 (250 × 4.6 mm i.ç., 5 µm) kolon kullanılarak yapılmıştır. Hareketli faz olarak, 70:30 h/h oranında 40 mM disodyum hidrojen fosfat dihidrat tamponu (pH 6.0):asetonitril karışımı kullanılmış, akış hızı ise 1 mL/dk olarak ayarlanmıştır. UV dedektörün dalga boyu 258 nm'ye ayarlanmıştır. Optimizasyon sonucu ketoprofenin alıkonma zamanı 5.75 dakikadır. Doğrusallık aralığı olarak 1.0 – 25.0 μg/mL arasında çalışılmıştır. Gözlenebilme sınırı (LOD) 0.33 μg/mL olarak bulunmuş, alt tayin sınırı ise (LOQ) 1.00 μg/mL şeklinde hesaplanmıştır. Geliştirilen yöntem valide edildikten sonra, ketoprofenin HPLC'de plazmadan analizine uygulanmıştır. Anahtar Kelimeler: NSAID, Ketoprofen, ultrafiltrasyon, HPLC, UV dedektör

Aycan Demir
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Betametazon sodyum fosfat ve betametazon dipropiyonat'ın bozunma ürünlerinin varlığında yüksek basınçlı sıvı kromatografisi ile aynı anda analizleri

Steroidler hücrelerde iltihabı arttırmaya aracılık eden proteinleri baskılamaktadır. Kortikosteroidler, adrenal korteksten salgılanan steroid yapıda hormonlardır. Kortikosteroidler anti-inflamatuvar etkilerinden dolayı tüm dünyada yaygın olarak kullanılmaktadırlar. Betametazon, esas olarak glukokortikoid görevi gören bir kortikosteroiddir. Bu çalışmada, enjekte edilebilir süspansiyon halindeki farmasötik preparatlardabulunan betametazon sodyum fosfat,betametazon dipropiyonat ve koruyucu maddelerin analizi yüksek basınçlı sıvı kromatografisi yöntemi geliştirilmiş ve valide edilmiştir. Önerilen yöntem, farklı kolonlar, hareketli faz bileşimleri ve iyon çifti ajanları kullanılarak optimize edilmiştir. Söz konusu etkin madde ve koruyucu maddelerin analizleri, Zorbax XDB C18, 250 x 4.6 mm, 5 µm kolon, iyon çifti ajanı olarak hekzilamin içeren pH: 4.0 fosfat tamponu : asetonitrilden oluşanhareketli fazı kullanılarak gradient elüsyon ile, 1.0mL/dk akış hızında ve 254 nm dalga boyunda yapılmıştır. Ayrıca yöntemin seçiciliğini göstermek için stres testi çalışmaları da yapılmıştır. Geliştirilen analitik yönteme seçicilik, doğrusallık, doğruluk, kesinlik, tutarlılık ve sağlamlık parametreleri uygulanarak valide edilmiştir. Geliştirilen ve valide edilen analitik yöntemin betametazon sodyum fosfat, betametazon dipropiyonat etkin maddeleri ile benzil alkol, metil paraben ve propil paraben koruyucu maddelerinin aynı anda analizlerinde kullanılabileceği önerilmiştir. Valide edilen kromatografik yöntem, söz konusu iki etkin madde ve koruyucu maddeleri içeren farmasötik preparatın analizine başarılı bir şekilde uygulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Betametazon sodyum fosfat, Betametazon dipropiyonat, Bozunma ürünleri, Yüksek Basınçlı Sıvı kromatografisi, Validasyon, Farmasötik preparat

BetametazonBetametazon dipropiyonatBetametazon sodyum fosfat+5
Pelin Gençer
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gadoterat meglumin'in bozunma ürünlerinin varlığında yüksek basınçlı sıvı kromatografisi ile analizi

Gadolinyum kontrast maddeleri, manyetik rezonans görüntülemede kullanılan kimyasal maddelerdir. Vücuda enjekte edildiğinde, gadolinyum kontrast maddesi manyetik rezonans görüntülerinin kalitesini artırır ve iyileştirir. Bu maddeler vücudumuzda herhangi bir hastalık veya anormallik olup olmadığını daha doğru bir şekilde rapor edilmesini sağladığı için manyetik rezonans görüntülemede yaygın olarak kullanılır. Bu çalışmada, gadolinyum kontrast maddesi olan gadoterat meglumin'i içeren enjeksiyonluk çözeltisinde etkin madde ve ilgili safsızlıklarının analizleri için yüksek basınçlı sıvı kromatografisi yöntemi geliştirilmiş ve yöntem valide edilmiştir. Gadoterat meglumin aktif maddesinin, safsızlıklarının ve farmasötik preparatının farklı stres koşullarına maruz kalması sonucu oluşan bozunma ürünlerinin analizleri, geliştirilen HPLC yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Geliştirilen HPLC yönteminde en iyi koşullar; Phenomenex Luna Fenil-Hekzil kolonda (250 x 4.6 mm, 3 μm), 0.4 mL/dak akış hızı ve 200 nm UV dalga boyunda elde edilmiştir. 40 mM fosfat tamponu (pH = 4.3) hareketli faz A olarak, 40 mM fosfat tamponu (pH = 4.3): asetonitril (90 : 10, h/h) hareketli faz B olarak kullanılarak gradiyent program uygulanmıştır. Örneklerin çözelti stabilitesini sağlayabilmek amacıyla örnekleyici sıcaklığı 4°C'ye ayarlanmıştır. Geliştirilen analitik yöntemde farmasötik preparata ve plaseboya stres çalışmaları (asit, baz, peroksit, ısı, ışık bozundurması) uygulanarak olası bozunma ürünleri belirlenmiştir. Geliştirilen analitik yönteme seçicilik, doğrusallık, doğruluk, kesinlik, duyarlılık, kararlılık ve sağlamlık parametreleri uygulanarak valide edilmiştir. Geliştirilen ve valide edilen bu yöntemin gadoterat meglumin etkin maddesi ile ilgili DOTA ve DO3A safsızlıklarının analizlerinde kullanılabileceği önerilmiştir. Valide edilen bu kromatografik yöntem, gadoterat meglumin ve safsızlıklarını içeren farmasötik preparatının analizine başarılı bir şekilde uygulanmıştır.

BozunmaFarmasötik teknolojiGadoterat meglumin+1
Merve Gökşen
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Antiviral etkili Favipiravir'in yeşil kromatografi ile analizi

Günümüzde yapılan bilimsel araştırmalar arasında, çevre ve insan sağlığı güvenliğini ön planda tutan analizlerin gerçekleştirilebilmesi için geliştirilen yeşil kromatografi tekniği önemli bir yer tutmaktadır. Yeşil kromatografik analiz süreçleri, zararlı çözücülerin tüketiminin azaltılması veya daha çevre dostu çözücülerle değiştirilmesi gibi temellere dayanabilmektedir. Bu çalışmada, COVID-19 tedavisinde de kullanılan antiviral etkili Favipiravir (FAV)'in farmasötik preparattan yeşil kromatografik analizi için yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) yöntemi geliştirilmiş ve ICH kılavuzu doğrultusunda valide edilmiştir. Geliştirilen yöntemde; iç standart olarak Parasetamol (PAR) kullanılmış olup analizlerin tümü Zorbax C8 (150 × 4.6 mm, i.ç., 5 µm) analitik kolon kullanılmıştır. Kromatografik ayırım için hareketli faz olarak kullanılan 30 mM derişiminde sodyum dihidrojen fosfat tamponu (pH 4.2) ve etanol 97:3 h/h oranında karıştırılmış ve akış hızı olarak 1 mL.dk-1 olarak belirlenmiştir. UV dedektör kullanılarak 290 nm dalga boyunda sinyaller kaydedilmiştir. Favipiravir ve parasetamolün seçilen optimize edilen kromatografik şartlardaki alıkonma zamanları sırasıyla 5.1 ve 8.2 dakikadır. Geliştirilen yöntemler, ICH Q2R1 analitik yöntem validasyon rehberinde belirtilen kararlılık, özgünlük, doğrusallık, duyarlılık, doğruluk, kesinlik, tutarlılık ve sağlamlık parametrelerine göre valide edilerek güvenirliliği kanıtlanmıştır. Favipiravir için doğrusallık aralığı 1-100 µg.mL-1 olarak tespit edilmiş olup gözlenebilme sınırı (LOD); 0.57 µg.mL-1, alt tayin sınırı (LOQ) ise, 0.90 µg.mL-1 olarak bulunmuştur. Bu tezde, geliştirilen ve valide edilen yöntem, Favipiravir içeren tablet preparatlarından analizine uygulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Favipiravir, yeşil kromatografi, HPLC, farmasötik analiz, tablet.

Analitik kimyaAntiviral ajanlarFarmasötikler+2
Ayşenur Fizan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Momordica charantia L. ekstrelerinin içeriğinin ve melanoma kanser hücreleri üzerine etkisinin metabolomik çalışmalarla incelenmesi

Bu tez çalışmasında, yara bakımında kullanılan Momordica charantia L. (kudret narı) Sıvı Kromatografisi/Kuadrapol Uçuş Zamanlı Kütle Spektrometrisi (LC/Q-TOF MS) temeline dayanan metabolomik çalışmalarla metabolom düzeyinde incelenmiş ve de bu bitkinin B16-F10 melanom hücre hattı üzerinde in vitro etkisi LC/Q-TOF MS ile araştırılmıştır. Bu amaçla Momordica charantia L. bitkisinin olgunlaşmış meyve ve tohumunun metanol ekstraktları hazırlanmıştır. Elde edilen ekstraktlar LC/Q-TOF MS cihazı kullanılarak C18 kolon ile gradiyent elüsyon programı kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen ham veriler çeşitli veri analiz yöntemleri kullanılarak incelenmiştir. Tespit edilen piklerin normalizasyonu yapılmıştır ve meyve ve tohum arasındaki fark incelenmiştir. Araştırma sonucunda meyve ve tohum arasında metabolom düzeyinde farklılık olduğu görülmüştür.Ayrıca, Momordica charantia L.'nin cilt kanserinde etkinliğini incelemek amacıyla meyve ve tohum ekstraktları B16-F10 melanom hücre hatlarına uygulanmıştır. Kontrol grubu, tohum ve meyve grupları arasındaki farkları gözlemleyebilmek için LC/Q-TOF MS cihazı kullanılarak analiz yapılmıştır. Kontrol, meyve ve tohum grupları arasında ekstraklarının hücre hatlarına inkübasyonu sonucu 48 saat ve 72 saat inkübasyonunun sonucundaki farklar ayrı olarak incelenmiştir. Sonuç olarak, meyve (hücrede) ve tohum (hücrede) ekstraktlarının metabolitlerinin hem 48 saat inkübasyon sonrası için hem de 72 saat inkübasyon sonrası için kontrole göre farklı olduğu görülmüştür. Bu bitkinin yara bakımında kullanılmak üzere umut vaad edici olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Sıvı kromatografisi, kütle spektrometrisi, yara bakım, biyobelirteç, metabolom ve fitoterapötik

BiyobelirteçlerFitoterapiKromatografi-sıvı+6
Duygu Eneş
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kumaş fazı emici ekstraksiyonu ile ilaç etkin maddelerinin farmasötik preparat ve biyolojik materyalden analizi için analitik yöntem geliştirilmesi ve validasyonu

Kumaş fazı emici ekstraksiyonu (FPSE) son yıllarda ön plana çıkan bir numune hazırlama tekniğidir. Bir kumaş yüzeyinin farklı sorbentlerle kaplanması ile hazırlanan mikroesktraksiyon cihazları, hedef molekülün yüksek geri kazanımla ve basit bir şekilde farklı ortamlardan analizine olanak tanımaktadır. Her ne kadar FPSE'nin farmasötik analiz uygulamalarında kullanımı bilinse de bu tez çalışmasında FPSE ile iki ilaç etkin maddesi için iki özgün uygulama gerçekleştirilmiştir. Bu uygulamalardan ilkinde FPSE, Tazaroten molekülünün jel formülasyonundan analizinde bilinen uygulamaların aksine Tazaroten molekülünü değil, jel formülasyonunu hedef almış ve enjeksiyon öncesi hazırlanan çözeltide ortam bileşenlerini yüksek seçicilikle tutarak hedef molekülün serbest kalmasını sağlamıştır. Böylece karmaşık ve çok basamaklı jel formülasyondan ekstraksiyon tekniklerinin yerini almıştır. Tazaroten, yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) ile ticari jel formülasyonundan analiz edilebilmiştir. İkincisinde ise model bir molekül olarak seçilen Levofloksasin molekülünün kan plazmasından analizi sonucu farmakokinetik profilin ortaya çıkarılmasın amacıyla kullanılmıştır. Halihazırda kullanılan proteinlerin çöktürülmesi sonrası etkin maddenin kan plazmasından analizi yöntemi ile istatistiksel olarak benzer sonuçlar elde edilmiştir. Analizler için HPLC ile kombine kütle spektrometrisi (LC-MS) kullanılmıştır. Farmakokinetik çalışmalarda FPSE tek başına az basamaklı basit bir ekstraksiyon yöntemi olmakla kalmamış, numunenin saklanması ve transferine de olanak tanıyan birçok amaçlı mikroekstraksiyon cihazı olarak görev almıştır. Bu tez çalışması sonucunda literatüre FPSE'nin bilinen mikroekstraksiyon uygulamalarının aksine farklı amaçlarla kullanımı ile ilgili iki farklı yaklaşım ortaya konulmuş ve ilgili yaklaşımların başarısı geliştirilen analitik yöntemler ile ispatlanmıştır.

Analitik kimyaFarmakokinetikKromatografi-sıvı+7
Yasemin Ekin Dolaksız
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Pirolün asetonitril çözeltisinde, piridin karboksilik asitlerin varlığında, elektrokimyasal polimerizasyonu ve elde edilen polipirol filmlerinin karakterizasyonu

En çok çalışılan iletken polimerlerden biri olan polipirol, pirol monomerinin yükseltgenmesiyle sulu ve susuz çözeltilerde kimyasal ya da elektrokimyasal yolla kolaylıkla elde edilebilir. Elektrokimyasal polimerizasyonla polipirol elde etmek için uygun bir yöntemle; sabit akımla veya potansiyel taraması yoluyla pirol monomerini yükseltgeyip pirol radikali oluşturarak polimerizasyon başlatılır. İlk kez bu çalışmada piridin karboksilik asit türevleri varlığında polipirolün elektropolimerizasyonu gerçekleştirildi. Bu amaçla nikotinik asit, pikolinik asit, quinaldik asit, izonikotinik asit, 2,4 piridindikarboksilik asit, 2,5 piridindikarboksilik asit, 2,6 piridindikarboksilik asit, 3,4 piridindikarboksilik asit ve 3,5 piridindikarboksilik asit kullanıldı. Öncelikle dönüşümlü voltametri tekniği (potansiyodinamik) ile uygun polimerizasyon koşulları belirlendi. Polimerizasyon, asetonitril çözeltisi içinde, TBABF4 destek elektroliti varlığında, farklı gerilim aralıklarında, farklı pirol derişimlerinde ve her bir piridin karboksilik asit türevinin farklı derişimleri denenerek yapıldı. Polimerizasyon çözeltisi asetonitril ve TBABF4 destek elektrolit dışında %1 su ilavesi ile hazırlandı. Aynı koşullarda hazırlanmış polimerizasyon çözeltisine farklı derişimlerde Cu(I) iyonu ilavesi ile de polipirol elde edildi. Kullanılan piridin karboksilik asit türevlerinin ve Cu(I) iyonunun, polipirol oluşumu üzerindeki inhibasyon ve katkılama olaylarının, film kalınlığı ve iletkenlik özelliklerinin değişimleri üzerine etkileri araştırıldı. Dönüşümlü voltametri yöntemi ile elde edilen farklı özelliklerdeki polimerlerin elektrokimyasal davranışları incelendi. Piridin karboksilik asit varlığında elde edilen polipirol filmlerin karakterizasyonu, Taramalı Elektron Mikroskopisi (SEM), Enerji Ayırmalı X-Işınları Spektroskopisi (EDX), X Işınları Fotoelektron Spektroskopisi (XPS), Dört Uçlu İletkenlik Ölçüm Metodu, Raman Spektroskopisi, Elektrokimyasal Empedans Spektroskopisi (EIS) ve Li batarya katot malzemesi olarak şarj deşarj testleri kullanılarak yapıldı.

ElektropolimerleşmeKarboksilik asitlerPiridin
Derya Kızılelma
Hacettepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kardiyopulmoner baypas sonrası gelişen akut böbrek yetmezliğinin erken tanısı için omiks yaklaşımlar ve elektroanalitik çalışmalar

Kardiyopulmoner baypas işlemine maruz kalan hastalarda kanın kalp-akciğer makinası devreleriyle temas etmesi sonucu görülen akut böbrek yetmezliği (ABY) gelişebilir. ABY tanısı için serum kreatinin düzeyine bakılır, fakat serum kreatinin düzeyi hastanın yaşına, kilosuna, kas kitlesine ve hidrasyon durumuna göre değişkenlik gösterebilir. Ayrıca serum kreatinin düzeyi renal fonksiyonlarda %50 azalma olmadan tespit edilemeyebilir. Bu durum ABY tanısının gecikmesine ve gerekli tedavinin başlamasında gecikmelere neden olmaktadır. Kreatinin yerini alabilecek yeni biyobelirteçler hastalığın erken tanısını kolaylaştırabilir. Bu amaçla tez çalışmasında, gaz kromatografisi-kütle spektrometresi ile hedeflenmemiş metabolomik analizler gerçekleştirilmiştir. Baypas sonrasında ABY gelişen (hasta) (n=9) ve ABY gelişmeyen (kontrol) (n=96) kişilerin plazma metabolomik profilleri baypas öncesi ve sonraki 0.5, 4, 12 ve 24. saatlerde karşılaştırılmıştır. Analiz sonucunda 222 tane bilinen, 1076 tane bilinmeyen metabolit tespit edilmiştir. Sistein, fumarik asit, galakturonik asit, glukonik asit, hippürik asit, hipoksantin (HXA), malonik asit, metiyonin, fenilasetaldehit, treonin ve ürik asit (UA) miktarlarının hasta grubunda anlamlı olarak değiştiği görülmüştür. Biyobelirteç adayı olarak bulunan metabolitler için hedeflenmiş çalışmaların yapılması önem arz etmektedir. Tezin ikinci aşamasında, ABY'nin erken tanısında kullanılabilecek, anlamlı olarak değişen UA, HXA ve aynı yolakta yer alan ksantin (XA)'nın plazma örneklerinden analizi için elektroanalitik yöntem geliştirilmiştir. İndirgenmiş grafen oksit ile modifiye camsı karbon elektrot sensör olarak kullanılmıştır. Geliştirilen yöntem optimize edildikten sonra validasyon çalışması yapılmıştır. UA, XA ve HXA için LLOQ değerleri sırası ile 0.12 µM, 0.13 µM ve 0.43 µM'dir. Analizler sonucunda UA ve HXA hasta ve kontrol grubundaki kişilerde anlamlı değiştiği görülmüştür.

Akut böbrek hasarıBiyobelirteçlerBöbrek hastalıkları+6
Sevilay Erdoğan Kablan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Prokainamidin farmasötik preparattan ve plazmadan yeşil HPLC ile analizi

İlaç analizlerinde sıklıkla kullanılan HPLC yöntemlerinde insan sağlığına ve çevreye zararlı olmayan çözücüler kullanarak, analizci ve çevre sağlığını korumak, oluşacak toksik atık bütçesini minimize etmek HPLC yeşilleştirme stratejisidir. Prokainamid (PA), terapötik penceresinin dar olması ve ciddi yan etkileri nedeniyle TDM izlemesi gerektiren antiaritmik bir ilaçtır. Bu tezde, bu türden ilaçlara bir örnek olarak PA'nın ilaç kalite kontrol ve TDM analizleri için yararlanılabilecek yeşil HPLC yöntemlerinin geliştirilmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla, insan dostu etanol hareketli faz organik çözücüsü olarak seçilmiş, PA'nın farmasötik preparat ve plazmadan analizi için yeşil HPLC yöntemleri geliştirilerek valide edilmiştir. PA, Nucleodur 100-5 C8 ec (5 µm, 150 x 4,6 mm) kolondan etanol ve 50 mM NaH2PO4 tamponu (5:95, h/h) içeren hareketli faz ile elue edilmiştir. Hareketli faz akış hızı 1,0 ml dk-1, kolon sıcaklığı 35°C ve PDA dedektör dalga boyu 279 nm'dir. Bu koşullarda PA ve IS parasetamolün alıkonma zamanları 5.0 dk ve 7.7 dk'dır. PA'nın farmasötik preparattan analizi için geliştirilen yeşil HPLC yöntemi, 1-50 µg ml-1 aralığında doğrusaldır. Yöntemin en yüksek BSS ve ortalama geri kazanma değerleri, sırasıyla %0,88 ve %98,89'dur. PA'nın plazmadan yeşil HPLC ile analizi, etanolle gerçekleştirilen yumuşak bir protein çöktürmesiyle gerçekleştirilebilmiş, böylece numune hazırlama süreci de yeşilleştirilmiştir. Yöntemin LOD değeri 0,3 µg ml-1, LOQ değeri ise 0,8 µg ml-1 dir. PA'nın terapötik plazma derişiminin 4–12 μg ml−1 aralığında olduğu bildirilmektedir. Geliştirilen yeşil biyoanalitik yöntem, 1,5-30 µg ml-1 PA derişimi aralığında doğrusal olup BSS değeri %3,3 ve ortalama geri kazanma değeri %97,27'dir. Sonuç olarak, bu tezde geliştirilen ve valide edilen yeşil HPLC yöntemleri, seçici, doğru, kesin, tekrarlanabilir ve güvenilir olup PA'nın farmasötik preparat ve TDM analizleri için uygulanabilir nitelikte ve yetenektedir.

EtanolFarmasötiklerKromatografi+3
Murat Ülgen
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması tedavisinde nano-enkapsüle ilaçların etkinliğinin LC/Q-TOF MS ile gerçekleştirilen metabolomik ve lipidomik çalışmalarla in vitro değerlendirilmesi

Bu tez çalışmasında alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması (NAFL) tedavisinde amfifilik siklodekstrin nanopartiküller kullanılarak geliştirilen nano-enkapsüle ilaçların etkinliğinin lipid profili üzerinde meydana getirdiği değişikliğin Q-TOF LC/MS sistemi kullanılarak in vitro düzeyde değerlendirilmesi hedeflenmektedir. Bu amaçla; halihazırda tedavide kullanılan çeşitli ilaçlar ve E vitamini kullanılarak geliştirilen nano-enkapsüle formülasyonlar, karaciğer kanseri hücre hattı HEPG2'ye uygulanacaktır. Aynı anda; ilaçlar ve E vitamini, enkapsüle edilmeden de HEPG2 hücrelerine uygulanacak ve de iki grup arasında lipid profilinde gerçekleşen değişim Q-TOF LC/MS cihazı kullanılarak C18 kolon ile gerçekleştirilecek çalışma sonucunda ortaya konulacaktır. C18 kolon kullanılarak gerçekleştirilecek çalışmada, öncelikle analitik yöntem ile ilgili şartların optimize edilmesi gerekecektir. Bu amaçla lipidlerin, hücre hattından ekstraksiyonu için çeşitli numune hazırlama teknikleri denenecektir. Daha sonrasında ekstre edilen lipidlerin ayrılması ve analiz edilebilmesi için sabit faz ve hareketli faz ile elüsyon programında değişiklikler yapılarak en yüksek sayıda lipidin profillenebilmesi için çalışılacaktır. Profillenebilen lipidler, her iki grup için yarı-kantitatif olarak karşılaştırılacak ve değişimin her bir tanımlanabilen lipid için ne düzeyde olduğu incelenecektir. Ardından, değişen lipid profili yorumlanarak nano-enkapsüle ilaç kullanımının avantaj ve dezavantajları değerlendirilecektir.

KaraciğerKaraciğer hastalıklarıKaraciğer yağlanması+5
Yasin Şenol
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Glioblastoma multiforme, menenjiyom (birincil) ve metastaz (ikincil) beyin tümörlerine ait fenotiplerin belirlenmesinde kullanılacak bütünleşik omiks analizler için analitik yöntem geliştirilmesi ve uygulanması

Genotip ve fenotip arasındaki doğrudan nedensel ve fonksiyonel bağlantıları göstermek için protein, metabolit ve lipit gibi ara moleküler seviyelerin kapsamlı şeklilde incelenmesi çok önemlidir. Kapsamlı metabolomik ve lipidomik analizler için birden çok analitik tekniğe ve analiz koşullarının optimizasyonuna ihtiyaç vardır. Çalışma kapsamında metabolomik analizler eş zamanlı olarak GC-MS ve LC-qTOF-MS ile lipidomik analizler ise LC-qTOF-MS ile gerçekleştirilmiş ve kullanılan analitik yöntemler çeşitli deneysel tasarımlar ile optimize edilmiştir. Plazma örnekleri için metanol:su:kloroform (3:1:3, h/h/h), doku örnekleri için ise metanol:su:diklorometan (2:1:3, h/h/h) metabolitlerin, lipitlerin ve hatta proteinlerin tüketilmesi için optimum çözücü karışımları olarak belirlenmiştir. Doku örneklerinin GC-MS temelli metabolomik analizleri için sililleme reaktifinin inkübasyon süresi ve sıcaklığının, metoksiamin derişimi-metanol hacmi etkileşiminin, plazma örnekleri içinse metoksiamin derişimi ile sililleme reaktifinin inkübasyon süresinin ve metanol-metoksiamin hacmi etkileşiminin analiz sonuçlarını etkileyen önemli parametreler olduğu belirlenmiştir. LC-qTOF-MS temelli metabolomik analizler için uçurulan örneklerin yeniden çözülmesinde kullanılan hareketli faz bileşiminin hem doku hem de plazma örneklerinden yapılan analizlerin sonuçlarını etkilediği tespit edilmiştir. LC-qTOF-MS temelli metabolomik ve lipidomik analizlerin kromatografik koşullarına etki eden parametreler ise Box-Behnken tasarımı ile optimize edilmiştir. Metabolomik ve lipidomik analizler için geliştirilen analitik yöntemler beyin tümörlü hasta grupları ile kontrol grubunu oluşturan bireylerden toplanan doku ve plazma örneklerine uygulanmış ve bu tümörlere ait fenotipler aydınlatılarak sonuçlar klink açıdan bütüncül olarak değerlendirilmiştir.

Beyin neoplazmlarıFenotipGlioblastoma+7
Cemil Can Eylem
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Preeklampsi hastalığının erken tanısına yönelik hedeflenmiş metabolomik çalışmalar için GC-MS yöntemi geliştirilmesi

Preeklampsi, insan gebeliğine özgü, nedeni bilinmeyen çok sistemli bir hastalıktır. Artan sistemik vasküler rezistans, artmış trombosit agregasyonu, pıhtılaşma sisteminin aktivasyonu ve endotelyal disfonksiyon ile ilişkili yerleşime anormal vasküler tepki ile karakterizedir. Metabolomik, biyolojik bir sistemdeki tüm metabolitlerin geniş çaplı analizi olup sistemdeki daha düşük moleküler ağırlıklı analitlerin (˂1800 Da) nicel değerlendirmesini ortaya koyduğundan transkriptomik ve proteomik analizlerini tamamlayıcı niteliktedir. Tez çalışmasında preeklampsi hastalığının erken tanısında ayırıcı olduğu düşünülen 2-hidroksi bütirik asit, piroglutamik asit, glutamik asit, 4-hidroksi glutamik asit, N-asetil L-glutamik asit ve N-karbamil L-glutamik asit seçilmiştir. Söz konusu metabolitlerin analizleri %5 difenil %95 dimetilpolisiloksan (30 m × 0,25 mm, 0,25 μm) kapiler kolon ile 60oC (1 dk), 10o C/dk ile 200oC sonra 30oC/dk ile 320oC (5 dk) fırın sıcaklık programında, hareketli faz olarak helyum ve akış hızı 0,99 mL/dk ve iç standart olarak miristik asit-d27 kullanılarak GC-MS yöntemi ile yapılmıştır. Geliştirilen yöntem, özgünlük, doğrusallık, duyarlılık, doğruluk, kesinlik, sağlamlık, kararlılık ve sistem uygunluk parametreleri değerlendirilerek valide edilmiştir. Geliştirilen ve valide edilen yöntem boş plazmaya uygulanarak ortalama geri kazanım değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Preeklampsi metabolitleri, Gaz Kromatografisi-Kütle Spektrometrisi, Metabolomiks

Analitik kimyaErken teşhisGebelik+5
Ayşe Kuş
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Metronidazol, mikonazol ve lidokain' in farmasötik preparattan aynı anda analizi için yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) yönteminin geliştirilmesi

Bu tez kapsamında, Candida albicans'ın oluşturduğu kandidal vulvovajinit, Gardnerella vaginalis ve anaerob bakterilerin oluşturduğu bakteriyel vajinoz ve Trichomonas vaginalis'in oluşturduğu trikomonal vajinit ile karma vajinal enfeksiyonların tedavisinde kullanılan Metronidazol, Mikonazol ve Lidokain etken maddelerini içeren farmasötik preparattan aynı anda analizi için yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) ile analiz yöntemi geliştirme ve validasyonu çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Analiz yönteminde, sabit faz olarak, ACE C18 250 x 4.6 mm 5 µm kolon tercih edilmiş olup, hareketli faz olarak tercih edilen 35 mM amonyum asetat ve metanol gradient sistemi ile 1.3 mL/dk akış hızında analitler elue edilmiştir. Ultraviyole detektörde 230 nm dalga boyunda gerçekleştirilen çalışmada Metronidazol, Lidokain, Mikonazol alıkonma zamanları sırasıyla 3.3 dk, 12.1 dk ve 17.3 dk'dır. Geliştirilen yöntemler ICH Q2(R1) analitik yöntem validasyon parametreleri baz alınarak gerçekleştirilmiş olup, kararlılık, özgünlük, doğrusallık, doğruluk, geri kazanım, gözlenebilme sınırı (LOD), tayin alt sınırı (LOQ), kesinlik, tekrarlanabilirlik, sağlamlık, tutarlılık parametreleri esas alınmıştır. Doğrusallık aralıkları, Metronidazol için 75 µg/mL – 1125 µg/mL, Lidokain HCl için 10 µg/mL – 150 µg/mL, Mikonazol nitrat için 20 µg/mL – 300 µg/mL olarak bulunmuştur. Gözlenebilme sınırları, Metronidazol için 0.39 µg/mL, Lidokain HCl için 1.72 µg/mL, Mikonazol nitrat için 0.82 µg/mL ölçülürken, alt tayin sınırı, Metronidazol için 1.17 µg/mL, Lidokain HCl için 5.21 µg/mL, Mikonazol nitrat için 2.47 µg/mL olarak tespit edilmiştir. Geliştirilen yöntemin validasyon çalışmaları sonuçları neticesinde, doğru, kesin, özgün, duyarlı, tutarlı ve sağlam olduğu ispatlanmıştır. Valide edilen yöntem ile piyasadan temin edilen, her üç etken maddeyi içeren farmasötik preparat analiz edilmiş ve birim dozda olması gereken etken madde miktarının güvenirliliği kanıtlanmıştır.

Kromatografi-yüksek basınçlı-sıvıLidokaineMetronidazole+2
Çağrı Talay
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

H2 reseptör antagonistlerinin yeşil HPLC ayırımı için kemometrik optimizasyon yaklaşımı ve famotidin içeren farmasötik preparatlara uygulanması

Son yıllarda, yeşil kimya konusu hem endüstri hem de akademik çevrelerde araştırmacılar tarafından artan ilgi ve kabul görmüştür. Kimyasal üretim, saflaştırma ve analiz teknolojilerinin yeşillendirilmesi giderek önem kazanmıştır. Kromatografik yöntemler de kimyanın yeşilleştirilmesi gereken bir dalıdır. Bu doğrultuda; kullanılan analiz yönteminin kısaltılması, daha az toksik çözücülerin ve hareketli fazların kullanılması atılacak önemli adımlardandır. Çevre ve analizciye verilen zararın en aza indirilmesi için ve aynı zamanda endüstriyel çalışmalarda atık harcamalarının azaltılması doğrultusunda yöntemin tamamen yeşilleştirilmesi gerçekleştirilemese de kısmen yapılan iyileştirmeler amaç doğrultusunda atılan önemli adımlardır. Histamin vücutta bulunan bir azot bileşiğidir ve farklı organlardaki yumuşak kasları uyararak kasılmalarını sağlar. Bununla birlikte midede asit salgısını da uyarmakla görevlidir. Bu tez önerisinde, farmasötik analiz yöntemlerinin geliştirilmesi öngörülen famotidin, ranitidin ve simetidinin de içinde bulunduğu H2 reseptör antagonistleri mide paryetal hücresinde histaminin etkisini bloke ederek bu hücrelerdeki asit salınımını azaltan moleküllerdir. Bu ilaçlar dispepsi tedavisinde kullanılır. Klasik kromatografi yöntemlerindeki hareketli fazda kullanılan toksik çözücülerin yerine, belirlenen oranlarda "yeşil" ve toksik olmayan etanol-su karışımının kullanılmasıyla yeşil kromatografiye geçilebileceği öngörülmüştür. Bu tezde; belirtilen karışımın hareketli faz olarak kullanılması durumunda famotidin ve ranitidin içeren farmasötik preparatlar için yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) ile analiz yöntemi geliştirilmesi ve valide edilmesi amaçlanmaktadır.

Histamin H2 antagonistleriSu-etanolYüksek basınç sıvı kromatografisi
Nazife Egeşen Halıcı
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Somatostatin ve bazı analoglarının miktar tayini için elektroanalitik yöntemler geliştirilmesi

Somatostatin ve analogları olan oktreotid ve lanreotid, somatostatin reseptörleri pozitif olan hastalarda tümör büyümesini baskılayabilmekte; böylece metastatik nöroendokrin kanser ve karsinoid tümörlerin gelişimini yavaşlatmakta veya durdurmakta; hırıltılı solunum, kızarıklık ve mide bulantısı gibi belirtileri de ortadan kaldırmaktadırlar. Büyüme hormonu engelleyiciler olarak kullanılan ve sentetik olarak elde edilen somatostatin ve analogları klinik uygulamada yaygın olarak kullanılmaktadır. Ayrıca somatostatin ve analogları, akromegali ve devlik gibi somatostatin ile ilgili bozuklukların tedavisinde de kullanılmaktadır. Bu tez kapsamında somatostatin ve analogları olan oktreotid ile lanreotid tayini için hassas, seçici ve hızlı bir elektrokimyasal sensör geliştirilmesi; sensörün hassasiyet ve seçiciliğinin arttırılması için moleküler baskılı polimerler (MIP) kullanılması; geliştirilecek olan yeni sensörün performansının değerlendirilmesi; geliştirilen sensör kullanılarak somatostatin ve analoglarının elektrokimyasal davranışlarının incelenmesi; elektrokimyasal analizlerinin optimizasyon ve validasyon çalışmaları gerçekleştirilecektir.

Analitik kimyaElektrokimyasal sensörlerLanreotid+4
Ece Özkan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sülfür metabolizmasinda yer alan metabolitlerin miktar tayini için LC-MS/MS yönteminin geliştirilmesi ve valide edilmesi

Sülfür metabolitleri, hücresel fonksiyonda kritik roller oynarlar. Sülfür bileşiklerinin düzeylerindeki ve metabolizmasındaki değişikliklerin kanser ile ilişkilendirilmesi bu bileşiklerin klinikte hassas, doğru ve hızlı miktar tayinlerini yapabilme gereksinimini doğurmuştur. Özellikle biyolojik sorulara cevaplar ararken, spesifik metabolitlerin derişimlerinin doğru ve kesin olarak bilinmesi gerekir. Bu tür analizler hedeflenmiş metabolomiks çalışmalar ile elde edilebilir. Bu çalışmalarda LC-MS/MS yaklaşımları, üstün seçiciliği ve duyarlılıkları nedeniyle yaygın olarak kullanılmaktadırlar. Tez çalışmasında kısa analiz süresine (12 dk) sahip ve türevlendirme aşaması gerektirmeden sülfür metabolizmasinda yer alan metabolitlerin eş zamanlı analizi için yeni bir LC-MS/MS yöntemi sunulmuştur. Yöntem, metabolitler için 0,05-10 µg/mL aralığında doğrusal bulunmuştur. Geliştirilen yöntem validasyon çalışmaları ile seçici, kesin, doğru, duyarlı, doğrusal ve sağlam bulunmuştur. Geliştirilen yöntem insan hepatoselüler karsinom (HepG2), insan akciğer adenokarsinom (A549), insan sağlıklı akciğer epitel (BEAS-2B), insan kolorektal adenokarsinom (Caco-2) ve insan sağlıklı kolon epitel (FHC) hücre hatlarına uygulanarak sülfür metabolitlerinin miktarları belirlenmiştir.

Hücre kültür teknikleriKromatografi-sıvıKükürt+5
Elif Damla Gök
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Hepg2, CACO-2 ve HT-29 kanser hücrelerinde 2D jel elektroforez ve MALDI-TOF/TOF-MS ile ankaferd hemostat' ın in-vitro antineoplastik etkisinin proteomik açıdan araştırılması

Yaşam bilimlerinde çığır açan keşiflerden biri insan genom projesinin tamamlanmasıyla gerçekleştirilmiştir. Ancak tüm genom haritasının oluşturulması, bilim adamları için zorlu bir görevi de beraberinde getirmiştir. Bu görev insan proteomunun karakterizasyonudur. Proteomik araştırmalar, moleküler seviyede değişim gösteren proteomların analizinin yapıldığı çalışmalardır. Onkoproteomik, kanser hücresindeki protein etkileşimlerini içeren proteomik teknolojilerin kullanıldığı proteomiklerin bir koludur. Kanser patogenezinin daha iyi anlaşılmasını sağlamak, tanı için yeni tümör biyobelirteçleri geliştirmek ve örneklerin proteom profili kullanılarak erken tespit ve teşhisi sağlamak için onkoproteomik çalışmalar yapılmaktadır. Bu tez çalışması kapsamında, Caco-2 ve HT-29 kolon kanseri ve HepG2 karaciğer kanseri hücre hatları, Ankaferd Hemostat (ABS; Ankaferd Blood Stopper®) ile farklı sürelerde muamele edilmiştir. ABS ile muamele edilen hücreler (işlenmiş, T grubu) ve muamele edilmeyen hücreler (kontrol, C grubu) üzerinde karşılaştırmalı proteomik çalışmalar yapılmıştır. Proteomik çalışmalarda, 2 boyutlu jel elektroforezle ayrılan C ve T gruplarına ait proteinler için imaj analizi çalışmaları yapılmıştır. C ve T grupları karşılaştırıldığında, nicel anlamda en az 2 kat farklılaşan proteinler, MALDI-TOF/TOF-MS ile analiz edilmiş ve peptid dizileme çalışmalarıyla tanımlanmıştır. Tanımlanan proteinler Uniprot ve SwissProt gibi veri tabanlarında taranıp yapıları, fonksiyonları, gen adları ve protein-protein etkileşimleri belirlenmiştir. String veri tabanı aracılığıyla da ABS' nin, kanser hücrelerinde etkilediği biyolojik süreçler ve yolaklar tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Proteomik, Kolon kanseri, Karaciğer kanseri, İki boyutlu (2D) jel elektroforez, MALDI-TOF/TOF-MS, Protein etkileşimleri, Ankaferd Hemostat. Bu tez çalışması 114S500 no' lu TUBİTAK projesi ve 17656 no'lu Hacettepe BAB Projesi tarafından desteklenmiştir.

Elektroforez-jel-iki boyutluHücre dizisiKaraciğer neoplazmları+4
Merve Nenni
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Metabolomik ve fluksomik çalışmalar ile kolon kanserinde kemoterapötiklere karşı direncin in vitro değerlendirilmesi

Günümüzdeki yenilikçi teknolojiler sayesinde omiks (genomik, transkriptomik, proteomik, metabolomik ve fluksomik) gibi karmaşık analizler yapılabilmektedir. Omik analizlerden elde edilen detaylı bilgi; hastalıkların mekanizmasını anlamak, erken teşhisini kolaylaştırmak, bireysel tedavi stratejilerini seçmek ve bunların etkinliğini değerlendirmek için büyük bir potansiyele sahiptir. Metabolomik fenotipinin belirlenebilmesi için çok sayıdaki metabolitin eş zamanlı ve kapsamlı analizlerinin yanı sıra döngü hızlarının da belirlenmesini gerektirir. Tez çalışmaları kapsamında kolorektal kanseri in-vitro modeli olan insan kolon adenokarsinom hücre hatlarına (Caco-2) ve kontrol olan insan fötal kolon hücre hatlarının (FHC) kematöratpotiklere karşı gözlenen direnç gelişimine bağlı olarak fenotipde gözlenen değişimler metabolomik, lipidomik ve fluksomik analizler ile incelenmiştir. Fluksomik analizlerde kararlı 18O izotopu işaretleme ajanı olarak kullanılmıştır. Metabolomik, lipidomik ve fluksomik analizlerin gerçekleştirilmesinde GC-MS ve LC-qTOF-MS analitik cihazları kullanılmıştır. Bu analizler sonucunda 300'ün üzerinde metabolit/lipit ve 38 metabolitin 18O işaretlenme yüzdeleri hesaplanmıştır. Tez kapsamında ilk kez 18O kararlı izotopu ile Krebs döngüsü metabolitleri, aminoasitler, yağ asitleri ve oligofosfonükleotitlerin işaretlenme yüzdeleri belirlenmiştir. İstatiksel olarak anlamlı bulunan metabolitler ile gerçekleştirilen yolak analizlerinde malat-aspartat mekiği, aminoasit, amonyak metabolizmaları ile glikoz-alanin ve üre döngülerine ait yolakların dirence bağlı olarak değiştiği gözlemlenmiştir. Elde edilen kapsamlı omiks (metabolomiks, lipidomiks ve fluksomiks) verileri, kemoterapötiklere karşı izlenen direncin hücre dinamiklerindeki farklılıklarını göstermiştir.

AdenokarsinomHücre dizisiKolon hastalıkları+7
Gürkan Özen
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Meme kanserinde hedeflenmiş metabolitlerin LC-MS/MS Yöntemi ile tayinleri

Kadınlar arasında en sık görülen ve kansere bağlı ölümlerin % 18'ini oluşturan meme kanserinde en iyi koruyucu yöntem erken tanıdır. Metabolomik analizler erken tanıda ve hastalığın takibinde önemli rol almaktadırlar. Hedeflenmemiş metabolomik çalışmalarda hastalık tanısı için yeni belirteçlerin bulunması; hedeflenmiş metabolomikte ise seçilmiş belirteçlerin miktar tayinlerinin yüksek kesinlikte ve tekrarlanabilirlikte gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır. Bu çalışmada, kaynaklarda meme kanserinin erken teşhisi için önerilen yirmi altı metabolit seçilerek analizleri yapılmıştır. Hedeflenmiş metabolomik analizler 105 sağlıklı gönüllü, 172 erken evre ve 92 metastatik evredeki meme kanseri hastasına ait plazma örneklerinde gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla sıvı kromatografisi tandem kütle spektrometrisi (LC-MS/MS) yöntemi geliştirilmiş ve valide edilmiştir. Analizler sonucunda glutamik asit, malik asit, gliserik asit, 3-hidroksibütirik asit, glutamin, prolin, kolin, fumarik asit, laktik asit, fumarik asit/glutamik asit ve malik asit/glutamik asit miktarlarının meme kanseri hastalarında önemli oranda değiştiği görülmüştür. Bu metabolitler meme kanserinin erken tanısında biyobelirteç olarak kullanılmak üzere önerilmektedir.

BiyobelirteçlerKan plazmasıKromatografi-sıvı+5
Tuba Reçber
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de tüketilen bazı baharatların kimyasal bileşenlerinin ve antioksidan aktivitelerinin belirlenmesi

Serbest radikaller yaşam için gerekli olduğu halde, kanser, damar tıkanıklığı, Alzheimer, Parkinson ve diğer pek çok hastalık ile bağlantılıdır. Antioksidanlar, serbest radikallerin elektron kapmasını ve hasara neden olmasını önleyen moleküllerdir. Meyveler ve sebzeler doğal antioksidan kaynağı olarak tanımlanmışlardır. Son yıllarda baharatların sadece aroma ve lezzet verici olduğundan üstün, antioksidan özelliğe sahip oldukları tespit edilmiştir. Karabiber, pul biber ve kekik gibi çeşitli baharatların antioksidan aktivitesi bulunduğu yapılan çalışmalarda rapor edilmiştir.Bu çalışmadaki amaç, Türkiye deki bazı baharatların antioksidan aktiviteleri ve bu baharatların kimyasal yapılarının belirlenmesidir. Yapılan çalışmada, 5 çeşit baharat, Aspir, Kakule, Karabiber, Sumak ve Tarhun antioksidan aktivite tayin için tercih edilmiştir. Bu baharatların etanol, su ve metanol gibi farklı çözücüler ve farklı oranlardaki ekstrelerin antioksidan kapasiteleri, 3 yöntemle belirlenmiştir. Bu yöntemler 2,2'-difenil pikrilhidrazil (DPPH) serbest radikalini yakalama kapasitesi, troloks eşdeğer antioksidan tayini (TEAC) yöntemi ve bakır (II) iyonu indirgeme esaslı antioksidan kapasite (CUPRAC) yöntemdir. Elde edilen sonuçlara göre, DPPH yönteminde, α-tokoferol standardına göre,tarhunun metanol ekstratı dışında, tüm baharatların etanol ve metanol ekstratlarını düşük antioksidan kapasiteye sahip olduğu, etanol/su (1:1, 1:4) ve su ekstratlarının daha yüksek yüzde azalma gösterdiği tespit edilmiştir. TEAC yöntemine göre sonuçlar değerlendirildiğinde baharatlar için en uygun çözücünün etanol olduğu, kakule ve sumağın tüm ekstratlarının diğer baharatlara göre daha yüksek antioksidan kapasiteye sahip olduğu gözlenmiştir.CUPRAC yöntemine göre, tarhun en yüksek antioksidan kapasiteye sahip baharattır ama CUPRAC yönteminde Kakule ve Aspir gösterilmiştir. CUPRAC yönteminde en iyi sonuç veren çözücü metanol ve TEAC yönteminde etanol ve DPPH yönteminde etanol ve etanol ile su karışımı her baharat için iyi bir sonuç verdiği gösterilmiştir.Bu çalışmada aspirin etanol/su (1:1) ekstresinde, benzoik asit ve tarhunun bütün ekstrelerinde, kafeik asit 2,5-dihidroksibenzoik asit, vanilin ve ferrulik asit standartlari farklı miktarlarla, mevcut olduğu, UPLC yardımıyla kanıtlanmıştır.Anahtar kelimeler: (DPPH; TEAC; CUPRAC; UPLC; Baharat) Anahtar kelimeler: (DPPH; TEAC; CUPRAC; UPLC; Baharat)

Analitik kimyaAntioksidanlarAspir+7
Fereshteh Eskandarı
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

HPLC'de iğne-içi (in-needle) türevlendirmenin optimizasyonu

HPLC günümüzde en yaygın olarak kullanılan ayırma tekniklerinden biridir. Bunun nedenleri; tekrarlanabilir olması, kullanımının kolay olması, geniş uygulama alanının olması, duyarlı olması ve hızlı sonuç vermesidir. Proteinler hücredeki bütün yaşamsal reaksiyonlarda rol oynarlar. Aminoasit zincirlerinden oluşurlar. Aminoasit tayini için kullanılan yöntemlerin başında türevlendirme sonrasında HPLC analizleri gelir. Türevlendirme HPLC'de belirlenebilirliği arttırır, daha iyi bir kromatografi için analitin moleküler yapısını ve polaritesini değiştirir ve analizin stabilitesini arttırır. Ancak türevlendirmede uygulanan prosedürlerde çokça adım bulunur. Bu adımları uygulanan analistlerden kaynaklanan birçok hata faktörü vardır. Bunların başında ölçüm hataları, bekleme sürelerinin standardizasyonu gelir. Türevlendirmede küçük hacimli örneklerle çalışıldığında yada örneğin türevlendirme reaksiyonu sonucunda çabuk parçalanan numune vermesi durumunda tayin zorlaşır. Bu hata faktörlerini ortadan kaldırmak için HPLC'nin otomatik numune cihazının (autosampler) iğnesine verilen komutlarla yapılan türevlendirme ile bu hatalar minimuma indirilebilir. Her örnek için harcanan süre azalır ve tekrarlanabilirlik artar. Tez çalışmamızda laboratuvarımızda konuşlu bulunan HPLC'nin sahip olduğu otomatik numune cihazının (autosampler) iğnesinde türevlendirme yaparak aminoasitlerin ayrımı yapıldı. Türevlendirme ajanları olarak o-ftalaldehit (OPA) ve merkapto etanol kullanılmıştır. Bu amaçla kullanılan model aminoasitler; L-asparajin L-glisin, L-alanin ve DL-lizin'dir. Oluşturduğumuz metodla farklı deneysel parametrelerin değişikliğinin kromatogramlara etkisi araştırıldı.

Kimyasal analizKimyasal yöntemlerKromatografi-yüksek basınçlı-sıvı+4
Hakan Güray Gül
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Troponin T, troponin L ve hemoglobin A1c'nin girişimsiz tayini için ters iyontoforez yönteminin geliştirilmesi

Majör Kardiyak Olaylar ve Akut Koroner Sendrom Olgular küresel ölçekte en önemli ölüm sebepleri arasında olup, ileriye dönük yapılan tahminlemelerde uzun bir süre daha en önemli ölüm sebebi olmaya devam edeceği öngörülmektedir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 2018 yılında 17,5 milyon insanın kalp ve damar hastalıkları nedeniyle öldüğü ve bu rakamın küresel ölümlerin %30'unu teşkil ettiği tahmin edilmektedir. Aynı verilere göre bu ölümlerin 7,6 milyonu akut miyokard enfarktüsüne (MI), 5,7 milyonu ise inmelere (stroke) bağlıdır. Ölümlerin %80'i düşük ve orta gelirli ülkelerde meydana gelmiştir. Eğer uygun önlemler alınmazsa 2020 yılına kadar her yıl yaklaşık 20 milyon insan daha kalp ve damar hastalıklarından, özellikle de MI ve inmeden hayatını kaybedecektir. Tez çalışmamızda, bu denli önemli bir sorun için önlenebilir nitelikteki kalp ve damar hastalıklarından korunma stratejilerinin geliştirilmesine yardımcı olmak için, bahsi geçen olgularının tanı, teşhis, izlenmesi ve tahminlenmesinde kullanılanılabilecek bazı bileşik ve biyogöstergelerin tayini için girişimsiz analiz yöntemlerin geliştirilmesi ve analitik yöntem geçerliliği ile ilgili deneysel çalışmalar yapılmıştır. Tez çalışmamızın amacı; şu an kullanılmakta olan MI tanı ve teşhis yöntemlerinden farklı olarak, bazı fizyolojik parametreleri ve biyogöstergeleri sürekli monitörize eden girişimsiz analiz yöntemlerinin geliştirilmesidir. Bu sayede bahsi geçen konuda ilk defa girişimsiz tayin yöntemleri geliştirilmiş olacak ve standart tayin yöntemleriyle de mukayesesi yapılabilecektir.

Akut koroner sendromAnalitik yöntemAnaliz yöntemleri+3
Çiğdem Yengin
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir grup oksidatif stres biyogöstergesinin eş zamanlı tayini için izokratik ve gradient HPLC yöntemlerinin geliştirilmesi ve analitik yöntem geçerliliği çalışmaları

Birçok patofizyolojik olgunun temelinde yatan önemli sebeplerden olan oksidatif stresin tespiti ve izlenmesi için uzun yıllardır çalışmalar sürmektedir. Bu bağlamda analitik olarak ölçülebilecek deneysel değişkenler olarak özellikle oksidatif stres biyogöstergelerinin keşfi ve düşük derişim aralıklarında ve matriks ortamlarda tayinlerinin yapılması son yılların önemli çalışma konularındandır. Tez çalışmamız esnasında bir grup oksidatif stres biyogöstergenin eş zamanlı sıvı kromatografik tayini için yöntem geliştirilmiş ve geliştirilen yöntemin analitik yöntem geçerliliği çalışmaları ICH Q2(R1) kılavuzuna göre gerçekleştirilmiştir. Tayini gerçekleştirilen 6 adet biyogösterge 8-hidroksi-2'-deoksiguanozin (8OHdG); 2'-deoksiuridin (2dU); 2'-deoksiadenozin (2dA); 2'-deoksisitidin (2dC); 5-hidroksimetilurasil (5HMU) ve 3-nitrotrozin (3NLT)'dir. Geliştirilen 5 farklı HPLC yöntemi HPLC-DAD yöntemleri olup, gradient koşullarda, 40OC kolon sıcaklığında, 0,3-0,7mL/dakikalık akış hızı aralığında, 200-450nm aralığında DAD spektrumu kaydedilerek, analitik kolon olarak C18 Thermo Hypersil Gold, 100x2,1mm, 3µm partikül büyüklüğüne sahip kolon kullanılarak, mobil faz (MF) olarak MFB: metanol ve MFA: 10mM H3PO4 (pH 2,5) varlığında, 20µL enjeksiyon hacmi ve otomatik örnekleyiciye ait 5OC tepsi sıcaklığında tayinler gerçekleştirilmiştir. Geliştirilen her yöntemin gradient programı farklı olup optimum koşullar ayrıca saptanmıştır. Çalışılan biyogöstergelere ait standartların ekimi ile hazırlanan yapay vücut sıvılarına ait örneklerde kullanılmak üzere bir katı faz özütlemesi (solid phase extraction – SPE) yöntemi de AccuBOND II ODS-C18 SPE kartuşları kullanılarak geliştirilmiştir. Anahtar sözcükler : 8-hydroxy-2'-deoxyguanosine, 8-hidroksi-2'- deoksiguanozin (8OHdG); 2'-deoxyuridine, 2'-deoksiuridin (2dU); 2'- deoxyadenosine, 2'-deoksiadenozin (2dA); 2'-deoxycytidine, 2'-deoksisitidin (2dC); 5-hydroxymethyluracil, 5-hidroksimetilurasil (5HMU); 3-nitrotyrosine, 3-nitrotrozin (3NLT); HPLC-DAD; method validation, yöntem geçerliliği.

8-hidroksi deoksiguanozinAnalitik kimyaAnalitik yöntem+7
Ayşe Şengül
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Naftokinon yapısı içeren bileşiklerin bazı metal komplekslerinin oluşum sabitlerinin belirlenmesi

Naftokinon türevi bileşikler ve/veya metal kompleksleri antibakteriyel, antifungal, antikanser, antiinflamatuar, sitotoksik gibi çeşitli geniş spektrumlu farmakolojik aktiviteler göstermelerinden dolayı ilaç araştırmalarında önemli bir yere sahiptir. Bu sebeple naftokinon yapısı bulunduran bileşiklerin çeşitli metal iyonları ile oluşturacakları komplekslerin oluşum sabitlerinin belirlenmesi önem arz etmektedir. Bu tez çalışması kapsamında, naftokinon yapısı içeren dört bileşik sentezlenerek bu bileşiklerin Zn(II), Ni(II) ve Pt(II) iyonları ile oluşturacakları komplekslerin oluşum sabitleri, 25.0 ± 0.1 °C de, 0.1 M NaCl iyonik şiddette ve dimetil sülfoksit:su (50:50 v/v) hidro-organik çözücü sisteminde potansiyometrik titrasyonlar sonucu elde edilen datalardan yararlanarak HYPERQUAD bilgisayar programı kullanılarak belirlendi. Gerçekleştirilen potansiyometrik titrasyonlar sonucunda ligandların belirtilen koşullarda bu metal iyonları ile 1:1 kompleksler oluşturacakları belirlendi. Naftokinon yapısı içeren dört ligand türünün de metal iyonları ile oluşturması beklenen olası komplekslerin 1,4-naftokinon halka sistemindeki karbonil oksijeni, amin azotu ve tiyoürenin tiyokarbonil kükürdü ile metal iyonları arasında oluşacak koordine kovalent bağlar üzerinden komplekslerin oluşacağı düşünülmektedir. HYPERQUAD bilgisayar programı yardımıyla yapılan hesaplamalardan, ligandların Zn(II), Ni(II) ve Pt(II) iyonları ile oluşturduğu komplekslerin 1:1 olduğu ve bu kompleksleşmeler sonucunda, bileşikler için farklı pH aralıklarında oluşup tükenen ML, MHL, MH2L MH3L ve MH4L tipi türlerinin oluştuğu tespit edildi.

Metal kompleksleriNaftokinonNikel+5
Gülçin Kocagöz
Mersin University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni bis-tiyoüre türevi bileşiklerin sentezi, asit dissosiyasyon sabitlerinin potansiyometrik ve spektrofotometrik olarak belirlenmesi

Çalışma kapsamında iki adet bis-tiyoüre türevi bileşik (30a, 30b) sentezlendi ve moleküler yapıları NMR, FT-IR ve HRMS ile aydınlatıldı. Bileşiklerin asit dissosiyason sabitleri asidik ortamda 25.0 ± 0.1 °C, 0.1 M NaCl iyonik şiddette ve DMSO:su (50:50 v/v) hidro-organik çözücü sisteminde hem potansiyometrik hem de spektrofotometrik olarak belirlendi. 30a ve 30b bileşiklerinin entiyol gruplarına ait olabilecek pKa değerleri potansiyometrik olarak sırasıyla 7.06±0.13 ve 6.94±0.11 olarak belirlenirken, spektrofotometrik olarak 7.11±0.08 ve 7.05±0.01 olarak belirlendi. 30a ve 30b bileşiklerinin NH gruplarına ait olabilecek pKa değerleri ise potansiyometrik olarak sırasıyla 12.11±0.06 ve 11.17±0.06 olarak belirlenirken, spektrofotometrik olarak 12.30±0.08 ve 11.82±0.02 olarak belirlendi. Bununla birlikte, spektrofotometrik olarak sırasıyla 3.56±0.08 ve 3.87±0.01 olarak belirlenen pKa değerlerinin sırasıyla 30a ve 30b bileşiklerinin enol gruplarına ait olabilecekleri söylenebilir.

Bis-tiyoürePotansiyometriSpektrofotometri+1
Şit Tiken
Mersin University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Pirolidin, pirolidin-tiyazol halkası bulunduran bileşikler, bazı metal komplekslerinin hazırlanması, karakterizasyonu, biyoaktivitelerinin incelenmesi ve iyonlaşma sabitlerinin belirlenmesi

Bu doktora tezinde, biyolojik olarak aktif gruplar olduğu bilinen pirolidin, tiyazol ve indol halka sistemlerini içeren pirolidin-tiyazol türevleri ile bazı N-açiltiyoüre pirolinat türevlerinin platin(II) ve kobalt(III) kompleksleri sentezlendi.Sentezlenen bu moleküllerin in vitro antibakteriyal, antitüberküloz ve antifungal aktiviteleri araştırıldı. Daha sonra elde edilen bazı N'-açiltiyoüre prolinatlar ve tiyazollerin asit iyonlaşma sabitleri belirlendi. Birinci aşamada, uygun amino asit esterleri ve aldehitlerden elde edilen aldiminlerin imin-azometin-yilid-1,3-dipolar halkalı katılma reaksiyonları yoluyla pirolidin türevleri sentezlendi. Daha sonra iki dişli fonksiyonel N'-açiltiyoüre prolinatlar, pirrolidinler ve benzoilizotiosiyanatın kondenzasyonuyla atom ekonomik olarak sentezlendi. Daha sonra aminokarbotiyol-pirolidinlerin α-bromo ketonlar ile ardışık olarak devam eden reaksiyonu sonucu istenen farklı fonksiyonel grupları bulunduran pirolidin-tiyazol türevleri sentezlendi. İkinci aşamada, elde edilen iki dişli fonksiyonel bazı N'-açiltiyoüre prolinatların siklik ve bisiklik türevlerinin potasyum tetrakloroplatinat (K2PtCl4) ile tepkimeleri sonucu kararlı, nötral, kare düzlem ve dört koordinasyonlu platin(II) kompleksleri elde edildi. Bununla birlikte, bazı N'-açiltiyoüre prolinat türevi ligantların da kobalt(II)asetat tetrahidrat ile tepkimesi sonucu altı koordinasyonlu, potansiyel biyoaktif özelliğe sahip olan kobalt(III) kompleksleri sentezlendi. Sentezlenen yeni moleküllerin yapıları 1H NMR, 13C NMR, MS, IR, HRMS/elementel analiz ve Tek Kristal X-Ray gibi spektroskopik/analitik teknikler ile aydınlatılarak karakterize edildi. Üçüncü aşamada, sentezlenen yeni pirolidin, N'-açiltiyoüre prolinat, pirolidin-tiyazol, platin(II) ve kobalt(III) komplekslerinin antibakteriyel, antifungal ve antitüberküloz aktiviteleri test edilmiştir. Hedef bileşiklerin antibakteriyel aktiviteleri, Staphylococcus aureus (ATCC 25925), Bacillus subtilis (ATCC 6633), Aeromonas hydrophila (ATCC 95080), Escherichia coli (ATCC 25923) ve Acinetobacter baumanii (ATCC 02026) bakterilerine karşı taranarak referans ilaç ampisilinle kıyaslandı. Bileşiklerin anti-tüberküloz (TB) aktiviteleri M. tuberculosis H37Rv suşuna karşı referans ilaçlar Ethambutol (EMB, Sigma E4630) ve isoniazid (INH, Sigma I3377) ile kıyaslandı. Bileşiklerin anti-fungal aktiviteleri ise, Candida albicans (ATCC 14053), C. tropicalis (ATCC 1369) ve C. glabrata (ATCC 15126) standart suşlarına karşı referans ilaç olarak flukonazol kullanılarak incelendi. Dördüncü aşamada ise, bazı N'-açiltiyoüre prolinatlar ve pirolidin-tiyazol türevi bileşiklerinin, ilaç keşfi ve geliştirilmesinde önemli bir parametre olan asit iyonlaşma sabitleri, potansiyometrik titrasyon yöntemi ile belirlendi. Asit iyonlaşma sabitlerinin belirlenmesinde kullanılan mL-pH grafikleri, hazırlanan 2x10-4 M derişimlerde çözeltilerin, 0.025 M NaOH bazına karşı gerçekleştirilen titrasyonları sonucunda elde edildi. Deneysel çalışmalar Asetonitril:su (20:80 v/v) ortamında, 25 ± 0.1 ºC de 0.025 M'lık NaOH bazının 0.03 ml'lik ilavesi ile gerçekleştirildi. Potansiyometrik titrasyonları sonucunda elde edilen mL-pH grafik verilerinden HYPERQUAD bilgisayar programı yardımıyla asit iyonlaşma sabitleri hesaplandı.

Kimyasal bileşiklerKobaltPirolidinler+7
Samet Belveren
Mersin University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Diyot lazer ile tekstil boyasının bozunması

Tekstil endüstrisi tarafından oluşan atık sular, hacim ve kirletici bakımından endüstri alanında en çok su kirliliğine neden olan endüstri dalıdır. Tekstil ürünlerini renklendirmek amacıyla boyarmadde kullanımı son yüzyılda giderek artıyor ve artmaya da devam etmektedir. Boyarmaddeler organik ve inorganik yapılarından dolayı suyun kirlenmesine neden olur. Bu çalışmada çevre dostu bir lazer fotodegradasyon sistemi ile sanayide tekstil boyası olarak kullanılan ve hali hazırda atık sulara karışma olasılığı yüksek olan Remazol Brilliant Violet 5R Boyasının bozunması ve renk giderimi (1ppm) 445 nm ve 3 W gücündeki lazer ışını ile oksidant olarak farklı miktarlardaki hidrojen peroksit (H2O2) ve potasyum persülfat (K2S2O8) kullanılarak farklı sıcaklıklarda ve 6 saat reaksiyon süresinde incelenmiştir. Yapılan deneyler sonucunda H2O2 oksidant olarak kullanıldığında, 6 saat içerisinde 2 µL H2O2 kullanımı ve 50 oC'de %43,30 iken 75 oC'de %72,83 parçalanma oranı; 4 µL H2O2 kullanıldığında 50 oC'de %62,39 iken 75 oC'de %61,39 parçalanma oranı; 6 µL H2O2 kullanıldığında 50 oC'de %87,14 iken 75 oC'de %76,96 parçalanma oranı; 8 µL H2O2 kullanıldığında 50 oC'de %88,22 iken 75 oC'de %82,92'dir. Toplam Organik Karbon analiz (TOC) sonuçlarına göre ulaşılırken, 1 ppm boya için 2.59 x10-4 M K2S2O8 kullanıldığında parçalanma değeri 50 oC de %96'lık bir değere ulaşmıştır. Biyolojik arıtma sistemleri ile bu çalışmada kullanılan fotodegredasyon sistemi karşılaştırıldığında kullandığımız bu sistem ile boyarmaddenin parçalanması 6 saat gibi bir sürede gerçekleştiğinden, biyolojik arıtma sistemlerine göre büyük bir avantaj sağlamaktadır. Bu nedenle bu sistemin daha ileri çalışmalar yapılarak tekstil fabrikalarının atık su arıtım tesislerinde kullanımı sağlanabilir.

Diyod lazerRemazol brilliant violet 5RTekstil+3
Kevser Bozan
Mersin University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Propazin ve kinoksifen'in sığır serum albümini ile etkileşiminin spektroflorimetrik ve hesaplamalı teknikler kullanılarak incelenmesi

Bu tez çalışması kapsamında tarım ürünlerinin hem gelişimini düzenlemek hem de çeşitli haşarelere karşı korumak için yaygın olarak kullanılan iki pestisit olan Propazin (PRO) ve Kinoksifen (QUI)'nin dolaşım sisteminde ana taşıyıcı protein olarak bulunan sığır serum albümini (BSA) ile etkileşimlerinin floresans spektroskopisi ve hesaplamaları teknikleri ile incelenmesi amaçlanmıştır. Floresans ve absorpsiyon spektroskopisinden elde edilen sonuçlar, PRO/QUI ve BSA arasındaki kompleksleşmeyi doğrulamıştır. Artan sıcaklıkla beraber KSV değerlerindeki azalış, BSA flüoresansının PRO/QUI kaynaklı sönümlemesinin statik sönümleme olduğunu göstermiştir. Oda sıcaklığında, pestisitlerin BSA ile bağlanma afiniteleri PRO–BSA kompleksi için Kf=3,63 × 10-3 M-1; QUI–BSA kompleksi için Kf =5,80 × 102 M-1 olarak bulunmuştur. Artan sıcaklıklarda ise nispeten daha düşük bağlanma sabiti değerleri gözlenmiştir. Termodinamik verilerin sayısal olarak değerlendirmesi (PRO-BSA kompleksi için ΔS= – 0,05 kJ mol–1K–1, ΔH = – 103,45 kJ mol–1 ve QUI-BSA kompleksi için ΔS= + 0,01 kJ mol–1K–1, ΔH = – 12,84 kJ mol–1) moleküler kenetlenme sonuçlarıyla uyumlu olarak desteklenmiştir. Bulunan sonuçlar, PRO-BSA ve QUI-BSA komplekslerinin oluşumunda van der Waals etkileşimlerinin ve hidrojen bağlarının daha etkili olduğunu göstermiştir. Bağlanma yerlerinde PRO ve QUI'nin BSA'ya bağlanmasına ilişkin gerçekleştirilen moleküler kenetlenme sonuçları hem PRO hem de QUI'nin BSA'nın I. bağlanma bölgesinde daha kararlı etkileşimler oluşturabildiğini ve QUI'nin bölge I'de PRO'ya kıyasla daha yüksek bir afinite sergilediğini göstermiştir.

AlbüminlerKinoksifenPropazin+4
Bahadır Duman
Ankara University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Nanomateryal bazlı mikro-katı faz ekstraksiyonu ile önderiştirme yapılmıģ çeşitli numunelerin HPLC-MS/MS analizleri ve biyosensör tasarımları

Bu tez çalıĢmasında karbon nanomateryeller yardımı SPME için bir cihaz tasarlanarak, idrar numunelerinde bazı antienflamatuar- analjezik ilaç etken maddelerinin (Ketoprofen, Naproksen, Nimesulid, Tolfenamik asit, Diklofenak önderiĢtirilerek analiz edilmesi için LC-MS/MS kullanılarak yeni bir yöntem geliĢtirilmesi ve NSAID etkili maddeler (Fluniksin ve MFA) için biyosensör geliĢtirilmesi amaçlanmıĢtır. SPME az miktarda organik çözücü ile gerçekleĢtirilebilmesinden dolayı çevreci bir yöntemdir. Literatürde yer alan diğer yöntemlere kıyasla bu yöntemle hazırlanan numuneler matriks etkisini azaltılmasının yanı sıra önderiĢtirilmiĢ olduğundan çok düĢük alt tayin sınırında analiz gerçekleĢmesini mümkün kılabilmektedir. Bu amaçla çalıĢmanın ilk kısmında bucky paper kullanılarak yapay idrar örnekleri pH, karıĢtırma süresi ve çözelti hacmi gibi parametreler açısından optimize edilmiĢtir. 12 saat karıĢtırma süresi pH 6,2 ve 50 mL hacim optimum koĢullar olarak belirlenmiĢtir ve yöntem valide edilmiĢtir. Elde edilen sonuçlara göre en düĢük alt tayin değerleri Ketoprofen, Naproksen, Nimesulid, Tolfenamik asit, Diklofenak için sırasıyla 0,026; 0,035; 0,025; 0,031; 0,031 ve 0,025 ng/mL‟dir; kılavuzdaki kriterleri karĢılamaktadır. Tez çalıĢmamız kapsamında MFA ve fluniksin maddeleri için DNA etkileĢiminin araĢtırılması amacı ile uygun bir HPLC yöntemi geliĢtirilmiĢtir. Yöntem farklı kolonlar, hareketli fazlar ve akıĢ hızları denenerek optimize edilmiĢtir. GeliĢtirilen yöntem valide edilmiĢtir ve yapılan çalıĢmalarda her iki maddenin de DNA ile etkileĢimi olmadığı sonucuna varılmıĢtır.

BiyosensörlerDNAKromatografi-yüksek basınçlı-sıvı+4
Tutku Ceren Karabulut
Ankara University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Selexipag ve vismodegib ilaç etken maddeleri ve impüritelerinin spektroskopik olarak karakterizasyonu ve kromatografik yöntemlerle analitik yöntem geliştirilmesi ve validasyonu

Selexipag ilaç etken maddesi, nadir bir hastalık olan pulmoner arteriyel hipertansiyon (PAH) tedavisinde kullanılmaktadır. Vismodegib ise bir cilt kanseri türü olan bazal hücreli karsinom tedavisinde kullanılmaktadır. Bu amaçla tez kapsamında eşdeğer olarak üretilen Selexipag ve Vismodegib ilaç etken maddeleri için ICH rehberi baz alınarak, ilgili maddeler ve miktar tayini yöntemi geliştirilmiş ve validasyonu yapılmıştır. İlaç etken maddelerinin apolar özellikte olmasından kaynaklı ters faz kromatografisi çalışılmıştır. ICH rehberine göre etken madde ve safsızlıkların limitleri belirlendikten sonra, maddeler spektroskopik olarak; 1H-NMR, 13C-NMR, FTIR, kütle spektrometreleri ile tanımlanmıştır. Tanımlanan maddelerin standardizasyonları yapılmış ve üretim şarjlarından alınan ilaç etken maddeleri için ilgili maddeler ve miktar tayinleri yapılmıştır. Yöntemler ICH Q2(R1) rehberine göre başarıyla valide edilmiştir. Böylece; kalite kontrol laboratuvarlarında rutin analizler için kullanılabilecek kesin, doğru, kararlı, seçici yöntemler elde edilmiştir. Ardından ilaç etken maddelerinin stabilite ve raf ömrü çalışmaları için zorlu bozundurma koşullarına tabi tutularak, valide edilen ilgili maddeler ve miktar tayini yöntemleri ile eş zamanlı analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda iki ilaç etken maddenin bu koşullarda kararlı olduğunu göstermiştir. Hızlandırılmış altı aylık stabilite sonuçları arasında da önemli bir fark gözlenmemiştir.

Analitik yöntemAntineoplastik ajanlarDeri hastalıkları+6
Melike Ceren Miser
Ankara University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Development of electrochemical sensor for determination of tyrosine

The application of electrochemical sensors as a sensing alternative for the direct detection of Tyrosine (Tyro) in biological samples is demonstrated in this thesis. The crystalline, surface morphology of chloro-tetracarbon titanium dioxide (ClC4/TiO2) were investigated using "X-ray diffraction (XRD)", "Fourier transform infrared spectroscopy (FITR)", "Scanning electron microscopy (SEM)" and "Energy dispersive analysis of X-ray (EDAX)". Moreover, the electrochemical properties of the developed sensor were studied using "electrochemical impedance spectroscopy (EIS)", "cyclic voltammetry (CV)", and "differential pulse voltammetry (DPV)". In this study, we: designed an "electrochemical sensor" capable of rapidly detecting Tyro with an extremely "low limit of detection (LOD)" of 0.0058 μM within a broad linear concentration range of 0.8 to 34.1μM. In the existence of interferences, Tyro was detected in human plasma, milk, and soybean as real samples with high sensitivity and satisfactory recovery. The modified electrode also demonstrated high performance for "stability, repeatability, reproducibility, and reusability". Hence, the developed electrochemical sensor with "high stability, repeatability, reproducibility, and reusability" was presented in this study for Tyro determination. Based on the results, ClC4/TiO2/GCE can be used as a novel method to detect Tyro.

Biological tissuesElectrochemical sensorsSensors+2
Marwah Naser Abdulkareem Al-shıhanı
Ankara University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

SARS-CoV-2 (COVİD-19) tedavisinde kullanılan antiviral ilaçların seçici ve duyarlı sensörlerle tayini

Doktora tez çalışması kapsamında antiviral ilaçlardan ribavirin (RIB), molnupiravir (MOL), umifenovir (UMI) ve kamostat mesilat (KAM)'ın seçici ve hassas analizine yönelik moleküler baskılı polimer (MIP) temelli sensörler geliştirilmiştir. Geliştirilen sensörlerin elektrokimyasal ve yüzey karakterizasyonları dönüşümlü voltametri (DV), elektrokimyasal impedans spektroskopisi (EIS), taramalı elektron mikroskopisi (SEM), Fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisi (FTIR), atomik kuvvet mikroskopisi (AFM) ve temas açısı yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. RIB tespiti için ilk kez elektropolimerizasyon (EP) ve fotopolimerizasyon (FP) tekniklerinde sırasıyla pirol-para aminofenil boronik asit (Py-p-AFBA) ve urasil metakrilat (UraM) gibi farklı fonksiyonel monomerler kullanılarak MIP temelli elektrokimyasal sensörler geliştirilmiştir. Poli(Py-co-p-APBA)/RIB@MIP/CKE ve UraM/RIB@MIP/CKE sensörlerin analitik performansları diferansiyel puls voltametrisi (DPV) kullanılarak değerlendirilmiştir. Geliştirilen sensörler, RIB'a karşı yüksek baskı faktörü (IF) ile mükemmel bir seçiciliğe sahiptir. MOL'ün elektrokimyasal analizi için EP ve FP yöntemlerinde monomer olarak sırasıyla pirol-3-tiyonil boronik asit (Py-3-TBA) ve guanin metakrilat (GuaM) kullanılarak MIP temelli sensörler hazırlanmıştır. Geliştirilen Poli(Py-co-3-TBA)]/MOL@MIP/CKE ve GuaM/MOL@MIP/CKE sensörlerin teşhis sınırı (TS) değerleri sırasıyla 6.01x10-13 M ve 1.13x10-13 M olarak hesaplanmıştır. Farmasötik formlarda ve ticari serum numunelerinde elde edilen iyi geri kazanım değerleri sensörlerin bu numunelere başarılı bir şekilde uygulanabildiğini göstermiştir. UMI'nin seçici ve duyarlı analizi için fonksiyonel monomer olarak butil metakrilat (BuMA), gözenekli yapı oluşturmak için bor nitrür (B3N3) kullanılarak MIP temelli elektrokimyasal sensör hazırlanmıştır. Geliştirilen sensör DPV ve EIS gibi farklı elektroanalitik yöntemler kullanılarak UMI'nin analizine başarılı bir şekilde uygulanmıştır. UMI@B3N3/BuMA@MIP/CKE sensörünün yüksek duyarlılığını gösteren TS değerleri DPV ve EIS yöntemleri için sırasıyla 4.82x10-14 M ve 2.34x10-14 M olarak hesaplanmıştır. Girişim ve IF analizleri geliştirilen sensörlerin yüksek seçiciliğini doğrulamıştır. KAM'ın daha hassas ve duyarlı analizi için perde baskılı elektrotlar (SPAuE) kullanılarak hem MIP temelli sensör hem de sahte baskılı polimer (DIP) temelli sensörler hazırlanmıştır. Geliştirilen sensörlerin performansları dikkate alındığında poli(Py-co-p-ABA)@KAM@MIP/SPAuE sensörünün hem analitik validasyon parametreleri hem de uygulanabilirliği açısından diğer etken maddelerle hazırlanmış DIP sensörlere göre oldukça etkili sonuçlar elde edilmiştir. Sonuç olarak; RIB, MOL, UMI ve CAM'ın elektrokimyasal analizi için geliştirilen MIP tabanlı sensörlerin mevcut yöntemlere göre daha avantajlı ve alternatif yöntemler olduğu kanıtlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Ribavirin, Molnupiravir, Umifenovir, Kamostat mesilat, Elektrokimyasal sensör, Moleküler baskılı polimerler

Antiviral ajanlarCOVID 19Elektrokimyasal sensörler+7
Ahmet Çetinkaya
Ankara University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Doksazosin'in elektroanalitik ve bazı yöntemlerle miktar tayini

IV ÖZET Doksazosin mesilat hipertansiyon tedavisi için geliştirilmiş, uzun etkili, ileri derecede selektif postsinaptik a-1 inhibitörüdür. Bu çalışmada doksazosinin UV spektrofotometrik, ince tabaka kromatografık, potansiyometrik, kondüktometrik ve polarografik yöntemlerle miktar tayinlerinin yapılabilirliği araştırılmıştır. Doksazosinin cıva yüzeyinde indirgenmesine dayalı olarak polarografik çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Doğru akım polarografisi (DCP), diferensiyel puis polarografisi (DPP), aşırı yüklenmiş artan genlikli puis polarografisi (SIAPP) ve aşın yüklenmiş sabit genlikli puis polarografisi (SCAPP) teknikleri kullanılarak oldukça iyi korelasyonlu kalibrasyon denklemleri elde edilmiştir. Ayrıca UV spektrofotometrik yönteminde doksazosinin miktar tayinleri için uygulanabilir yöntemler olduğu bulunmuştur. Potansiyometrik ve kondüktometrik yöntem ile doksazosin miktar tayinlerinin sınırlı olarak yapılabileceği saptanmıştır. Geliştirilen yöntemler doksazosin içeren preparatlara da uygulanmış, sonuçlar istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Polarografik yöntemin DP, SIAP, SCAP teknikleri ile UV spektrofotometrik yöntemlerin farmasötik preparatlardaki doksazosin tayini için kullanışlı ve uygun yöntemler olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Doksazosin, doksazosin miktar tayini, polarografi, UV spektrofotometri, farmasötik uygulamalar.

Antihipertansif ajanlarDoksazosin
Göksel Altıokka
Anadolu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
1995
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mitomisin C'nin sürekli akış enjeksiyon analizi ile miktar tayini, validasyonu ve flakonlarına uygulanması

ÖZET Yüksek Lisans Tezi MİTOMİSİN C NİN SÜREKLİ AKIŞ ENJEKSİYON ANALİZİ İLE MİKTAR TAYİNİ, VALİDASYONU VE FLAKONLARINA UYGULANMASI ARIN GÜL DAL Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Analitik Kimya Anabilim Dalı Danışman:Doç. Dr. Dilek Doğrukol-Ak 2002 Bu çalışmada mitomisin C nin farmasötik flakonlarında miktar tayini için sürekli akış enjeksiyon analizi yöntemi tarif edilmektedir. Taşıyıcı çözelti olarak Britton-Robinson tampon sistemi kullanılmıştır ve akış hızı 1.0 mL/dk' dır. Mitomisin C sinyalleri UV-spektrofotometrik detektör kullanılarak 363 nm' de kaydedilmiştir. Miktar tayini için pik alanı ve pik yüksekliği sinyalleri kullanılmıştır. Yöntemin kesinliği ve doğrusallığı bu sinyallerle gösterilmiştir. Sinyal/gürültü oranı 3 kriterine göre yöntemin saptama sının olarak 1.93x1 0"8 M ve tayin sınırı olarak 6.45X10"8 M değerleri hesaplanmıştır. Yöntemin uygulanması ile elde edilen sonuçlar standart yöntemler olan UV-spektrofotometrik ve yüksek performanslı sıvı kromatografik yöntemlerin sonuçları ile karşılaştırılmıştır. Pik alanı sinyalleri ile standart yöntemler arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli olmadığı bulunmuştur. Bu çalışmada geliştirilen sürekli akış enjeksiyon analizinin kesin, doğru, duyarlı ve ucuz bir yöntem olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Mitomisin C, Sürekli Akış Enjeksiyon Analizi, Validasyon, Flakon

Arın Gül Dal
Anadolu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2002
00
DoktoraAçık ErişimTR

Nanogözenekli karbon fiber ve grafitin süperkapasitör vesensör performanslarının incelenmesi

Karbon temelli malzemeler kolay fonksiyonelleştirilebilmelerinin yanı sıra iyi elektriksel ve termal iletkenliğe, korozif kimyasallara karşı yüksek dirence ve yüksek termal kararlılığa sahiptirler. Karbon temelli malzemeler, bu özellikleri ile pek çok ileri teknoloji alanında yüksek kullanım alanı bulmaktadır. Elektriksel ve termal özelliklerinin yanı sıra yüksek çekme, basma ve darbe dayanımları, uçak ve otomobil gibi araçlarda kullanım alanı bulmalarını sağlamaktadır. Üstün elektriksel ve mekanik özellikleri nedeniyle, grafenin seri üretimi günümüzde oldukça önemli bir çalışma haline gelmiştir. Çok fazla grafen üretim yöntemi mevcut olmasına rağmen elektrokimyasal yöntemler kullanılarak endüstriyel ölçekte grafen üretimi oldukça yaygındır. Bu çalışmada, grafen kaplı karbon fiberler, sulu çözeltiler kullanılarak geliştirilmiş ve bu işlem için sürekli elektrokimyasal üretim sistemi kullanılmıştır. Böylece karbon fiber yüzeyinde meydana gelen grafenler, nanogözenekli yapı oluşumunu desteklemiştir. Elektrokimyasal yüzey soyma üretim rutininde, grafen kaplı karbon fiber hazırlama süresi, 1 metre filament fiber için 5 dakika olarak belirlenmiştir. Yapısal, termal ve yüzey morfolojik özellikler Raman spektroskopisi, Fourier transform kızıl ötesi spektroskopisi (FT-IR), termal gravimetrik analiz (TGA) ve taramalı elektron mikroskobu (SEM) kullanılarak incelenmiştir. Yüzeyi işlem gören fiberlerin süperkapasitör elektrotu olarak kullanıldığı hücrelerin elektrokimyasal özellikleri ise dönüşümlü voltametri (CV) ve elektrokimyasal empedans spektroskopisi (EIS) yöntemleri ile incelenmiştir. Hazırlanan süperkapasitör hücreleri üzerinde yapılan dönüşümlü şarj-deşarj testleri, nanogözenekli karbon fiberlerin kullanıldığı süperkapasitör hücrelerinin başlangıç kapasitelerinin, yalın haldeki karbon fiberlerin kullanıldığı süperkapasitör hücrelerinin başlangıç kapasitesinden yaklaşık 3 kat daha yüksek olduğu görülmüştür. Dahası, yapılan mekanik testler, elektrokimyasal yöntem ile grafen ve grafen oksit kaplanan karbon fiberlerin, yalın karbon fiberlerden daha düşük mekanik özelliklere sahip olmadığını göstermiştir. Bu durum yapılan yüzey aşındırma işleminin, karbon fiberin mekanik özelliklerine hasar vermeyecek derece olduğunu göstermektedir. Doktora tezi kapsamında geliştirilen endüstriyel ölçekte karbon fiber modifikasyon sisteminin yüksek kalitede nanogözenekli karbon fiber hazırlamak için kullanım potansiyeline sahip olduğu, sistem kullanılarak hazırlanan grafen ve grafen oksit kaplı karbon fiberlerin ise enerji depolama ve kompozit gibi uygulamalarda yüksek performansla kullanılabileceği görülmüştür. Tez çalışmalarının diğer bir basamağında grafit elektrotlar elektrokimyasal yöntem kullanılarak nanogözenekli hale getirilmiştir. Nanogözenekli hale getirilen grafit elektrotlar kullanılarak eşzamanlı Pb2+ ve Cd2+ iyonlarının, basit ve hızlı tayinlerinin yapılabileceği elektrokimyasal yöntem geliştirilmiştir. Nanogözenekli grafit elektrotlar, dönüşümlü voltametri yöntemi kullanılarak -0,3 ile 2,0 V aralığında, 0,10 mol/L H3PO4 destek elektroliti içerisinde hazırlanarak elektrokimyasal tespit kapasteleri arttırılmıştır. Pb2+ ve Cd2+ iyonlarının tayinlerini etkileyen elektroanalitik yöntem parametreleri, iyonlar için elde edilen elektrokimyasal sinyallere göre sırasıyla optimize edilmiştir. Bu kapsamda, her parametrenin optimizasyonu için, ağır metaller için elde edilen yükseltgenme pik akımlarından yararlanılmıştır. Optimize edilmiş elektrokimyasal yöntem ve elektroanalitik yöntem parametreleri kullanıldığında yüksek seçicilik ve hassasiyet ile Pb2+ ve Cd2+ iyonlarının eşzamanlı tayinlerinin yapılabildiği görülmüştür. Hazırlanan nanogözenekli grafit elektrot, sertifikalı referans su numunesi üzerinde başarı ile test edilmiştir. Optimize edilmiş koşullar altında Pb2+ iyonları için tayin limiti 0,46 µg/L, Cd2+ iyonları için ise 1,11 µg/L olarak hesaplanmıştır. Doğrusal çalışma aralıkları Pb2+ analiti için 5-45 µg/L, Cd2+ analiti için ise 10-40 µg/L olarak belirlenmiştir. Bu çalışmaların ardından Mn2+ iyonlarının katodik sıyırma voltametrisi, Cu2+ iyonlarının ise anodik sıyırma voltametrisi yöntemleri ile elektroanalitik tayinlerinde kullanılacak nanogözenekli grafit elektrotlar hazırlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda grafen oksit ile kaplı grafit elektrotlar geliştirilmiştir. Grafen oksit kaplama yöntem parametreleri ve elektroanalitik yöntem parametreleri sırasıyla optimize edilmiştir. Geliştirilen nanogözenekli, foksiyonel elektrokimyasal sensörler ve elektroanalitik yöntemler, sertifikalı referans su numunesinde başarı ile test edilmiştir. Grafen oksit ile kaplanmış grafit elektrotlar kullanılarak gerçekleştirilen çalışmalarda Mn2+ iyonları için doğrusal çalışma aralıkları 4-28 µg/L, Cu2+ iyonları için 5-25 µg/L olarak belirlenmiştir. Optimize edilmiş koşullar altında, Mn2+ ve Cu2+ iyonları için tayin limitleri sırasıyla 0,41 µg/L ve 1,23 µg/L'dir.

Koray Bahadır Dönmez
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Levotiroksin tayini için moleküler baskılanmış polimer temelli elektroanalitik sensör tasarımı

Amaç: Bu çalışmanın öncelikli hedefi, ilaç molekülü olarak seçilen Hashimoto tiroiditi ve hipotiroid rahatsızlıklarına endike bir molekül olan Levotiroksin tayini için moleküler baskılanmış polimer temelli elektroanalitik sensör tasarımının geliştirilmesidir. Elektrokimyasal prensibe dayanan sensörün temeli, elektrot yüzeyinde gerçekleşen bir yükseltgenme/indirgenme reaksiyonlarından dolayı oluşan akımın ölçülmesine ve neticede elektrokimyasal hücrede bir potansiyelin uygulanmasına dayanmaktadır. Materyal ve Metot: Bu çalışmada Levotiroksine özgü sensör tasarımı, elektrot yüzeyinde hedef molekülün seçiciliğinin arttırılması ve girişim etkisinin önlenmesi için moleküler baskılama (MIP) yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. 3-tiyofenmethanol ve 3-metil tiyofen monomerleri Levotiroksin varlığında camsı karbon elektrotun (GCE) yüzeyinde elektropolimerize edilmiştir. Tasarlanan elektrotun yüzeyinde hedef moleküle uyacak şekilde boşluklar, Levotiroksin moleküllerin uzaklaştırılması ile oluşturulmuştur. Bu sayede sensörlerin yüzeyinde Levotiroksine seçici yapılar oluşturulmuştur. Ayrıca, çok duvarlı karbon nanotüp, tetrahidrofuran, trietoksi vinil silan ve metakrilik asitin kimyasal polimerizasyonu sonucu elde edilen polimer GCE yüzeyine damlatılarak Levotiroksin tayininde ikinci sensör tasarımı gerçekleştirilmiştir. Bulgular: MIP temelli modifiye sensör, 0.0010-0.0057 mM doğrusal aralık için tayin sınırı 1.65 nM ve duyarlılığı 0.023 olarak hesaplanmıştır. Kimyasal polimer temelli modifiye sensörün 0.002-0.044 mM doğrusal aralık için duyarlılığı 0.408 ve tayin sınırı 2.7 nM olarak hesaplanmıştır. Sonuç: Tasarlanan yeni sensörlerin ve voltametrik tayin yönteminin kesinlik ve doğruluğunu ispatlamak için analitik validasyon işlemleri başarılı bir şekilde tamamlanmıştır. Optimum koşullar altında, modifiye sensörler, yüksek hassasiyet ve doğrulukla birlikte yüksek duyarlılık, tekrarlanabilirlik, mükemmel stabilite ve seçicilik sergilemiştir.

Diferensiyel puls voltametrisiDönüşümlü voltametriElektrokimya+3
Emrah Yayan
İnönü University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Model asidik liç çözeltilerinden Ca ve Mg iyonlarının polimerik reçinelerle giderimi

Bu tez kapsamında; aluminyum içeren cevherlerin asidik liç çözeltilerinden Ca2+ ve Mg2+ iyonları polimerik reçineler ile uzaklaştırılması hedeflenmiştir. Bu kapsamda farklı ticari polimerik reçineler doğrudan ve ayrıca EDTA, oleik asit, fosforik asit ve D2EHPA ile modifiye edildikten sonra Batch teknik kullanılarak, model asidik çözeltilerdeki Ca ve Mg iyonlarının giderimi için test edilmiştir. Deneysel çalışmaların sonucunda Amberlite IR120, Amberlite CG50 ve Dowex 50WX4 polimerik reçinelerinin EDTA ile modifiye edildikten sonraki adsorpsiyon kapasiteleri, Ca ve Mg giderim oranlarının en yüksek olduğu tespit edilmiştir. Daha sonra farklı EDTA derişimleri ile reçineler modifiye edilerek en uygun EDTA derişimi 0,02 M EDTA olarak belirlenmiştir. Modifikasyon öncesi ve sonrası reçineler SEM-EDX, FT-IR, zeta potansiyeli ve hidrodinamik çap analizleri ile karakterize edilmiştir ve analizler sonucunda modifikasyon işleminin başarılı bir şekilde gerçekleştiği görülmüştür. Batch teknik kullanılarak, adsorpsiyon için optimum koşullar belirlenmiştir. 50 mL hacimde 50 ppm çoklu iyon ortamında pH 4 ve % 0,5 adsorbent miktarı ile 120 dk temas süresinde modifiye edilmiş Dowex 50WX4 reçinesi üzerine Ca adsorpsiyonu % 94,52, Mg adsorpsiyonu % 92,45 olarak hesaplanmıştır. 25 mL hacimde 25 ppm çoklu iyon ortamında pH 4 ve %0,5 adsorbent miktarı ile 60 dk temas süresinde modifiye edilmiş Amberlite IR120 reçinesi üzerine Ca adsorpsiyonu % 97,12, Mg adsorpsiyonu % 96,09 olarak hesaplanmıştır. 50 mL hacimde 25 ppm çoklu iyon ortamında pH 4 ve %0,25 adsorbent miktarı ile 60 dk temas süresinde modifiye edilmiş Amberlite CG50 reçinesi üzerine Ca adsorpsiyonu % 95,19, Mg adsorpsiyonu % 93,95 olarak hesaplanmıştır. Dowex 50WX4, Amberlite IR120 ve Amberlite CG50 reçineleri için izoterm hesaplamaları yapılmıştır ve sırasıyla Freundlich, Langmuir, Langmuir izotermine uyumlu olduğu görülmüştür. Yapılan kinetik hesaplamaları sonucunda da her üç reçine için sözde ikinci dereceden hız kinetiğinin uyumlu olduğu görülmüştür. Adsorpsiyon deneyleri boyunca çözelti ortamında kalan Al, K, Ca ve Mg iyonlarının tayin edilebilmesi için Alevli Atomik Absorbsiyon Spektrofotometresi (FAAS) kullanılmıştır. Reçinelerin tekrar kullanılabilirliğini test etmek amacıyla, reçineler üzerine adsorbe olmuş iyonların desorpsiyonu çalışılmıştır. Desorpsiyon için uygun elüsyon çözeltisi ve derişimi belirlendikten sonra tekrarlanırlık çalışılmıştır. Dowex 50WX4 reçinesinin üç kere, Amberlite IR120 ve Amberlite CG50 reçinelerinin iki kere kullanılabildiği görülmüştür. Mini kolonlar ile iyonların adsorpsiyonunun gerçekleşip gerçekleşmediği test edilmiştir ve sonuçta adsorpsiyonun yüksek oranda gerçekleştiği görülmüştür. Optimize edilen koşullar gerçek liç çözeltilerinde denenmiştir ve adsorpsiyonun yüksek verimle gerçekleştiği görülmüştür.

Emine Mete
İnönü University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Heterohalkalı bazı bileşiklerin sentezi, spektroskopik ve kromatografik karakterizasyonu ve bileşiklerin sitotoksik etkinliğinin araştırılması

Amaç: Fosfazenler heterohalkalı bileşiklerin önemli bir sınıfını oluştururlar. Heterosiklik anorganik bileşiklerin önemli bir sınıfını oluşturan siklofosfazenler (NPCl2)n içerdikleri aktif fosfor-halojen bağları nedeniyle çok çeşitli siklofosfazen türevleri oluşturdukları için oldukça ilginçtirler. Bu çalışmanın amacı; literatürden yararlanarak sentezlenen bileşiklerin, karakterizasyonu, antioksidan kapasiteleri ve sitotoksik etkilerinin belirlenmesidir. Materyal ve Metot: Çalışmada sentezlenen bileşiklerin spektrofotometrik yöntem ile antioksidan kapasiteleri (DPPH ve CUPRAC metotları ile) belirlenmiştir. Aynı ektstrelerin sitotoksik etkileri in vitro yöntem ile değerlendirilmiştir. Sentezlenen bileşiklerin yapıları, ¹H, ¹³C, ³¹P NMR ve FT-IR teknikleri ile aydınlatıldı Bulgular: Yapılan çalışmalar da hekzaklorosiklotrifosfazatrien bileşiği N, N-diizopropilpropan 1,3-diamin, p-bromo fenol ve p-formilfenol ile etkileştirilerek sırası ile [1], [2] ve [3] bileşikleri sentezlendi. Bileşiklerin; DPPH radikal süpürme gücü testine göre 0,21-9.83 mg TEAC/100 g ve CUPRAC analiz sonuçları 0,011mmol TEAC/ g olarak gözlendi. Karaciğer kanseri hücre hattında (HEP3B) [1] ve [2] numaralı bileşikler karaciğer negatif kontrole kıyasla, 48.saat inkibasyon sonunda 10μM ve 25μ M dozlarında % 50 ye varan sitotoksik etki gösterdi. Aynı bileşik için yüksek dozlarda bu oran %80 etkili olduğu gözlemlendi. [3] kodlu bileşik, negatif kontrole kıyasla, 10 ve 25 μM dozlarında %70 sitotoksik etki gösterirken, bu oran yüksek dozlarda (50 ve 100 μM) da % 85 etkili olduğu gözlemlendi. Sonuç: Sentezlenen bileşiklerin antioksidan kapasite ve sitotoksik etki potansiyeline sahip olduğu belirlendi. Anahtar Kelimeler: Fosfazen, Para-bromo fenol, para-formil fenol, Antioksidan, Sitotoksik etki

HPLCNMRSiklofosfazenler+1
Ömer Faruk Baysar
İnönü University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
30
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Pekmez örneklerinde vitamin ve mineral tayini

ÖZETPekmez, ülkemizde üretilen geleneksel bir gıda maddesidir. Sunulan bu çalışmada, çeşitli pekmez numunelerinin (andız, dut, hurma, kayısı, keçiboynuzu, üzüm, beyaz zile) bazı eser element, mineral ve vitamin konsantrasyon seviyelerinin belirlenmesi ve bunun yanında beslenme açısından öneminin vurgulanması amaçlandı.Pekmez numuneleri, Malatya Organize Sanayinde üretim yapan Şitoğlu Gıda Fabrikasından, yerel marketlerden ve üretimin aile işletmeciliği şeklinde yapıldığı evlerden temin edildi.Sunulan çalışmada, kuru yakma, yaş yakma ve mikrodalga ile parçalama yöntemlerinin performansları karşılaştırıldı. Önerilen metodun doğruluk ve kesinlik gibi analitik özellikleri Sertifikalı Referans Madde tarafından test edilerek doğrulandı.Pekmez numunelerinde eser element, mineral içeriğini belirlemek için Alev/Grafit Fırın Atomik Absorpsiyon Spektrofotometresi kullanıldı. Ca, Cu, Fe, K, Mg, Na ve Zn elementleri Alevli-AAS ve element içeriği µg seviyesinde olan Al, Cr, Ni, Pb ve Se gibi elementler ise GF-AAS de pirolitik kaplı grafit tüpler yardımı ile analizlendi.Sunulan çalışmada, pekmez numunelerinde suda ve yağda çözünen vitaminlerin eşzamanlı bir ayrımı denendi. Pekmez numunelerinde mevcut olan vitaminlerin iki kısma (suda ve yağda çözünen vitaminler) ayırımında ve biyolojik matrikslerin uzaklaştırılmasında bir ön işlem tekniği olarak Katı-Faz Ekstraksiyonu kullanıldı. Daha sonra, Diyot Array Dedektörü (DAD) bağlı Yüksek Basınçlı Sıvı Kromatografisi ile analizleri gerçekleştirdik.Elde edilen sonuçların ışığında pekmez; insanların temel gereksinimlerinin başında gelen beslenme ihtiyacı açısından yeterli miktar ve kalitede besin alımına destek olabilecek element ve vitaminleri yoğun olarak içerdiği gözlendi. Bu nedenle, çocukluğumuzdan beri yediğimiz geleneksel yiyeceklerimiz arasında yer alan pekmezi diyetimize dahil etmek gerekliliği tarafımızdan önerilmektedir.

İdil Karaca
İnönü University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2009
20
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hastalık tedavisinde kullanılan bazı meyve ve sebzelerin dokularında eser element ve mineral tayini

Son yıllarda çalışmalarda çeşitli biyolojik materyallerde bulunan eser elementve minerallerin tayini özellikle iki nedenden dolayı önem kazanmıştır. Bunlardanbirincisi, metabolik proseslerdeki rolleri ve insan sağlığı üzerine olumlu etkileri,ikincisi ise artan çevre kirliliği ile birlikte toksititeye neden olan elementlerinolumsuz etkileridir.Eser elementlerin bitkilerin özellikle kök, gövde ve yaprakları gibi farklıbölgelerinde değişik konsantrasyonlarda bulunurlar. Meyve ve sebzelerin ve bunlarındokularının elementel kompozisyonu normal gelişim ve sağlık için çok önemlidir.Taze meyve ve sebzelerin günlük tüketilmesi, bulaşıcı olmayan kanser vekardiyovasküler hastalıkları önlemede yardımcı olur. Bu nedenle meyve vesebzelerin eser element ve mineral içerikleri önemlidir.Mineral ve eser elementler çok fazla tükettiklerinde toksik etkiler görülür.Düşük konsantrasyonlarda alındıklarında da çeşitli problemlerle karşılaşılır. Örneğindoğada bol miktarda bulunan demir, Fe, aşırı miktarda alındığında kusma, ishal vebağırsak bozukluklarına neden olur. Düşük miktarlarda alındığında ise kemiklerdekırılganlık ve anemi gibi sorunlar ortaya çıkar.Eser elementler ve mineraller topraktan insanlara bitki aracılığıyla geçer.Bitkilerin eser element ve mineral içerikleri, toprağın jeokimyasal karakteristiği,yetişme dönemi boyunca hava koşulları, bu elementlerin bazılarının seçici olarakalınabilirliği ve gübre kullanımına göre değişir.Çalışmamızda, tıbbi öneminden dolayı halk ilacı gibi kullanılan meyveolarak, elma, kiraz, armut, nar, ayva, çilek ve ceviz, sebze olarak da nane ve reyhananalizlenmek için seçildi. Bu meyve ve sebzeler, Malatya da da hâlâ çeşitlihastalıkların tedavisinde kullanılır.Bu amaçla, toplanan bu meyve, sebze ve bunların dokuları mikrodalgaparçalama tekniği ile çözelti ortamına alınmıştır. Kullandığımız metodun analitikkarakteristiğini, doğruluk ve hassasiyetini test etmek için Sertifikalı Referans Madde(NIST ? SRM 1515, Apple Leaves) kullanılmıştır. Meyve, sebze ve dokularının,alevli AAS ile Al, Cu, Fe, Mg, Mn, Zn içerikleri, alevli ? emisyon AAS ile K, grafitfırın AAS ile Cd, Pb, Se içerikleri tayin edilmiştir.Meyve ve meyve dokularının eser element ve mineral içerikleri;1.45 ? 92.83 mg/ 100g alüminyum, bakır için 0.11 ? 1.84 mg / 100g , demir için0.30 ? 61.54 mg / 100g , potasyum için 114 ? 4658. 33 mg / 100g , magnezyumiçin 11.03 ? 637.79 mg / 100g , mangan için 0.034 ? 10.97 mg / 100g , çinko0.17 ? 6.26 mg / 100g , kadmiyum 0.10 ? 4.21 x 10-3 mg / 100g, kurşun için8.91 ? 351.55 x 10-3 mg / 100g ve selenyum için 0.55 ? 45.45 x 10-3 mg / 100garalığında bulunmuştur. Ayrıca sebze örneklerinin eser element ve mineral içerikleri;12.80 ? 19.16 mg / 100g alüminyum, 0.34 ? 1.03 mg / 100g bakır,29.91 ? 30.00 mg / 100g demir, 2791.67 ? 4754.17 mg / 100g potasyum,508.33 ? 600.69 mg / 100g magnezyum, 5.07 ? 5.67 mg / 100g manganez,2,59 ? 4.48 mg / 100g çinko, 6.48 x 10-3 mg / 100g kadmiyum,63.22 ? 115.38 x 10-3 mg / 100g kurşun ve 41.9 ? 56.1 x 10-3 mg / 100g selenyumaralıklarında bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Meyve, Sebze, Mineral, Eser Element, MikrodalgaÇözünürleştirme Tekniği, Atomik Absorpspyion Spektroskopisi

Emir Tosun
İnönü University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2009
20
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Soğuk algınlığında kullanılan halk ilaçlarında uçucu yağ, mineral ve eser elementlerin tayini

Baharatlar ve bitkiler farklı bioaktif bileşiklerce zengindir ve sağlık üzerindeki yararlı etkileri iyi bilinmektedir.Şifalı bitkiler soğuk algınlığından, kansere bir çok hastalığın tedavisinde halk ilacı olarak kullanılmaktadır.Şifalı bitkiler, organik bileşikler, uçucu yağlar, glikosidler, vitaminler, alkaloitler ve diğer aktif bileşenleri içerirler. Bazı organik bileşikler ve uçucu yağların yanı sıra, bazı eser elementlerin, genel iyileşmede ve de hastalıkların tedavisinde çok önemli rol aldığı doğrulanmaktadır.Bu çalışmanın amacı, soğuk algınlığı tedavisinde kullanılan bazı bitkilerdeki uçucu yağların bileşenlerini ve eser elementleri tayin etmektir.Bitki materyallerinin kurutulmuş toprak üstü kısımları, Clevenger aparatı kullanılarak hidrohistilasyona tabi tutulmuştur. Elde edilen yağlar, GC/FID ve GC/MS metotlarıyla analizlenmiştir.Uçucu bileşikler, çalışılan bileşenlerin kütle spektrumları ve alıkonma indekslerinin uyuşumuna bağlı olarak teşhis edilmiştir. Bağıl alıkonma indekslerinin (RRI) hesaplanmasında alkanlar, referans nokta olarak kullanılmıştır. Kütüphane taraması, Wiley GC/MS Kütüphanesi, Adams Kütüphanesi ve NIST05 kullanılarak gerçekleştirilmiştir.Eser elementlerin tayini, kuru yakma, yaş yakma ve mikro dalga ile çözünürleştirme yöntemlerinden sonra, alev ve grafit fırın atomik absorpsiyon spektrometre tekniği (Cu, Mn, Zn, Fe, Al, K, Mg, Ca elementleri Alevli-AAS, Pb, Ni, Cd, Se elementleri GF-AAS ile analizlendi) kullanılarak gerçekleştirildi.Anahtar Kelimeler: Şifalı Bitkiler, Uçucu Yağ, Gaz Kromatografisi, Eser Elementler, Atomik Absorpsiyon Spektrometresi.

Ebru Kuyumcu
İnönü University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2009
10
DoktoraAçık ErişimTR

Akrilamidin gıda maddelerinde oluşumuna etki eden faktörlerin incelenmesi ve miktarının tayini

Akrilamid patates cipsleri, bisküvi ve kahve gibi çeşitli gıda maddelerinde sıklıkla bulunan, sıcaklıkla oluşan gıda zehirlerinden biridir. Akrilamidin bazı nörotoksik ve karsinojenik etkiler gösterdiği ispatlanmış ve Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı tarafından insanlar için olası karsinojen olarak 2A grubunda sınıflandırılmıştır. Bu çalışmanın amacı akrilamidin tayini için ucuz, basit ve duyarlı bir yöntem geliştirmek ve Türkiye'de üretilen bazı gıdaların akrilamid seviyelerini göstermektir. 80 örneğin akrilamid derişimi foto diyot dizisi detektörlü yüksek performanslı sıvı kromatografisi ile incelenmiştir. Akrilamid ve metakrilamid (iç standart) isokratik elüsyon tekniği kullanılarak bir ters faz kolonu (GL Sciences, Inertsil® ODS-3) ile ayrılmıştır. Hareketli faz (asetonitril: su, 2: 98, v/v) 0.5 mL.dak-1 akış hızında pompalanmış ve analitler 200 nm dalga boyunda ortalama 15 dakika içinde detekte edilmiştir. Örnekler katı faz temizleme kullanılarak hazırlanmış ve sisteme ek ekstraksiyon veya ön deriştirme basamağı uygulanmadan enjekte edilmiştir. Akrilamid ppb seviyelerinde yeterli kromatografik çözünürlükle detekte edilmiştir. Sonuç olarak, gıdalarda bulunan akrilamid miktarının pişirme şartlarına bağlı olarak değiştiği ve özellikle kahve ve patates cipsleri olmak üzere birçok örnekte nispeten yüksek bulunduğu gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Akrilamid, gıda analizi, sıvı kromatografisi, Türk gıdaları

AkrilamitlerBesin analiziKromatografi-sıvı
Nafiz Öncü Can
Anadolu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2007
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bazı nörokimyasal maddelerin sıçan beyninden mikrodiyaliz ile toplanması ve analitik yöntemlerle miktar tayini

Bu çalismada siçan beyin mikrodiyalizatlarinda bazi nörokimyasal maddelerin tayini için elektrosprey iyonizasyonlu sivi kromatografi kütle spektrometri (ESILC- MS) yöntemi tanitilmaktadir. Iyon tuzagi kütle analizörü ile sekiz adet nörokimyasal (epinefrin, norepinefrin, dopamin, 3,4-dihidroksifenilasetik asit (DOPAC), histamin, g-aminobutirik asit, L-glutamat, asetilkolin) için kütle spektrumlari ve kütle parçalanmalari belirlendikten sonra sivi kromatografik ayirma kosullari incelenmistir. C18 kolon (2.1x100 mm, 3.5 ?m) ve % 0.1 asetik asit içeren su-asetonitril gradient hareketli faz sisteminde türevlendirici ajan olan 4-kloro-7-nitro-2,1,3-benzoksadiazol (NBD-Cl) ile türevlendirilerek ayrilan g- aminobutirik asit ve histamin için yöntemin validasyonu gösterilmistir. GABANBD için 267à249 m/z kütlesinden olusan parçalanma kütlesi, histamin için sadece 275 m/z ana kütlesi kullanilarak olusturulan kromatogramda miktar tayini yapilmistir. Dogrusal aralik g-aminobutirik asit için 10-500 ng.mL-1, histamin için 50-1000 ng.mL-1 bulunmustur. Yöntemin tayin sinirlari g-aminobutirik asit için 10 ng.mL-1, histamin için 50 ng.mL-1 olarak hesaplanmistir. Yöntemin GABA ve histamin için elde edilen dogrulugu % 98 dolayinda saglanan geri kazanim ile, tekrar edilebilirligi ise gün içi % 1.65-2.62, günler arasi % 1.23-4.93 bagil standart sapma degerleri ile gösterilmistir. Siçan beyninin ventral anterior nucleus, lateral hypothalamus ve corpus striatum bölgelerinden toplanan mikrodiyalizat örneklerinde g-aminobutirik asitin bazal düzeyleri ölçülerek sirasiyla 123.25±0.67, 151.41±18.53, 94.96±0.53 ng.mL-1 olarak bulunmustur. Anahtar Kelimeler: Nörokimyasallar, Histamin, g-Aminobutirik Asit, Türevlendirme, Mikrodiyaliz, LC-MS

GABAHistamin
Erol Şener
Anadolu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nimodipin' in sürekli akış enjeksiyon analizi ile tabletlerinde miktar tayini

Bu çalısmada, akıs enjeksiyon sistemi ve UV spektrofotometrik olmak üzere iki farklı yöntemle nimodipin içeren tabletlerin analizi gerçeklestirilmistir. Tasıyıcı sistem olarak pH 2 tamponu kullanılmıstır ve akıs hızı olarak da 1.4 mL.dk-1 seçilmistir. Nimodipin sinyalleri UV dedektör kullanılarak 238 nm'de kaydedilmistir. Miktar tayini için pik alanlarının sinyalleri kullanılmıs, yöntemin kesinliği ve doğrusallığı da bu sinyaller kullanılarak gösterilmistir. Sinyal/gürültü oranı 3.3 kriterine göre yöntemin saptama sınırı olarak 1.10x10-6 M ve sinyal/gürültü oranı 10 kriterine göre tayin sınırı olarak 5.62x10-6 M değerleri hesaplanmıstır. Yöntemin uygulanması ile elde edilen sonuçlar, standart bir yöntem olan UV-spektrofotometrik yöntem sonuçları ile karsılastırılmıstır. Farkın istatistiksel olarak farklı olmadığı bulunmustur. Yöntem nimodipin içeren tabletlere basarıyla uygulanmıstır. Bu çalısmada gelistirilen sürekli akıs enjeksiyon analizinin kesin, doğru, duyarlı ve ucuz bir yöntem olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: nimodipin, sürekli akıs enjeksiyon analizi, tablet

Murat Kozanlı
Anadolu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2007
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kandesartan sileksetilin ilaç etkileşimlerinin in vitro olarak incelenmesi ve çeşitli analitik yöntemlerle analizi

Kandesartan sileksetil (KSSL) hipertansiyon tedavisinde kullanılan kandesartan (KS)'ın ön ilacıdır. Bu çalışmada, KS'nin, bir sitokrom P450 2C9 (CYP 2C9) standart substratı olan diklofenak sodyum (DIC) ile farmakokinetik etkileşiminin in vitro koşullarda, sıçan karaciğer mikrozom enzimleri kullanılarak incelenmesi amacıyla kapiler elektroforez (KE) ve yüksek performanslı sıvı kromatografisi (YPSK) yöntemleri tanıtılmaktadır.Çalışmanın ilk aşamasında metoprolol süksinat (MTP) ve lansoprazol (LNS)'ün iç standart (IS) olarak kullanıldığı KS, KSSL ve DIC'in aynı anda tayinine olanak sağlayan KE yöntemi geliştirilmiştir. KE yönteminde sinyaller 214 nm'de UV detektörle kaydedilmiştir. Yöntemin optimizasyonu sonucunda, 15 mM borat, % 10 (h/h) metanol içeren, pH 8.50 çalışma tamponu, 25 kV potansiyel ve 1 sn enjeksiyon süresinin en uygun ayırımı sağladığı belirlenmiştir. Belirtilen koşullarda MTP 3.3 dk, LNS 4.7 dk, KSSL 5.1 dk ve KS'nin 7.5 dk göç zamanına sahip olduğu gözlenmiştir. KSSL için 1.88 x 10-6 ? 9.41 x 10-5 M ve KS için 1.91 x 10-6 ? 9.58 x 10-5 M derişim aralıklarında KE yönteminin doğrusallığı, kesinliği, doğruluğu, tutarlılığı, sağlamlığı ve seçiciliği gösterilmiştir. Yöntemin KS ve KSSL için gözlenebilme sınırı (LOD) sırasıyla 3.07 x 10-7 M ve 4.79 x 10-7 M ve alt tayin sınırı (LOQ) sırasıyla 9.15 x 10-7 M ve 1.45 x 10-6 M olarak bulunmuştur. Geliştirilen yöntemin bir uygulaması ticari tabletlerde KSSL analizi ile gösterilmiş ve analiz sonuçları USP XXIV kriterlerine uygun bulunmuştur.KE yöntemini karşılaştırmak amacıyla, MTP'nin IS olarak kullanıldığı DIC ve KS'nin aynı anda analizine olanak sağlayan YPSK yöntemi geliştirilmiştir. Bu yöntemde, 290 nm uyarma ve 360 nm yayma dalga boylarında floresans detektör kullanılmıştır. % 0.01 (a/h) 1-heptan sülfonik asit içeren, pH 3.5, % 57 (h/h) metanol çözeltisinden oluşan hareketli faz sisteminde, C18 kolonda, (3.0 x 150 mm, 5 µm) 1 mL/dk akış hızında ve izokratik sistemle ayırım gerçekleştirilmiştir. Belirtilen koşullarda MTP 2.5 dk, KS 4.6 dk ve DIC 16.4 dk alıkonma zamanına sahiptir. KS için 1.14 x 10-8 ? 1.46 x 10 -6 M, DIC için de 3.67 x 10-7 ? 3.91 x 10-5 M derişim aralığında yöntemin doğrusallığı, doğruluğu, kesinliği, tutarlılığı, sağlamlığı ve seçiciliği gösterilmiştir. DIC için LOD 2.46 x 10-7 M, LOQ 7.47 x 10-7 M ve KS için LOD 1.72 x 10-8 M, LOQ 5.22 x 10-8 M olarak bulunmuştur.Çalışmanın son aşamasında, KS'nin, DIC ile farmakokinetik etkileşimi in vitro koşullarda, sıçan karaciğer mikrozomal enzimleri kullanılarak incelenmiştir. İn vitro ilaç metabolizması incelemelerinin optimizasyonu için mikrozomal protein derişimi ve substrat (DIC ve KS) derişimleri parametreleri incelenmiş ve örneklerin analizi için önerilen KE ve YPSK yöntemleri kullanılmış ve elde edilen sonuçlar karşılaştırılmıştır.Anahtar Kelimeler: kandesartan sileksetil, kapiler elektroforez, sitokrom P450 2C9, diklofenak sodyum, yüksek performanslı sıvı kromatografisi

CilexetilDiklofenak sodyumKandesartan+3
Arın Gül Dal
Anadolu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2009
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bupropion hidroklorür'ün çeşitli analitik yöntemlerle biyolojik sıvılarda ve farmasötik preparatlarda tayini

Bu çalışmada Bupropion Hidroklorür'ün (BUP) farmasötik tabletlerindeki tayini için geliştirilmiş olan potansiyometri, kondüktometri, UV ve II. türev spektrofotometri yöntemleri ve farmasötik tabletlerindeki tayine ilaveten BUP'un plazmadaki analizi için geliştirilmiş olan İTK ve YPSK yöntemleri tanıtılmaktadır. Spektrofotometrik yöntemler, valide edilmiş ve UV-spektrofotometri yöntemi için saptama sınırı (LOD) ve tayin alt sınırı (LOQ) değerleri 2.73x10-6 M ve 8.26x10-6 M olarak bulunmuştur. II. türev spektrofotometri yöntemi için ise bu değerler sırasıyla 8.20x10-7 M ve 2.48x10-6 M olarak hesaplanmıştır. Daha sonra, etkin maddenin asit, baz, hidrojen peroksit, kuru ve nemli ısı, fotokimyasal ve UV ışık ortamında kararlılığının araştırıldığı İTK yöntemi geliştirilmiş ve tam olarak validasyonu sağlanmıştır. Etanol-kloroform-glasiyel asetik asit (30:10:1, h/h/h) den oluşan hareketli fazın kullanıldığı yöntemin, LOD ve LOQ değerleri sırasıyla 10.41 ng.spot-1 ve 34.71 ng.spot-1 olarak hesaplanmıştır.Geliştirilmiş olan İTK yöntemi, BUP'un plazmadaki tayinine de uygulanmış ve ortalama olarak, % 87 dolayında, oldukça yüksek bir geri kazanım ve düşük bağıl standart sapma değerleri ile yüksek düzeyde kesinlik elde edilmiştir.Daha sonra, BUP'un farmasötik tabletlerinde ve ana metaboliti olan HBUP'la birlikte plazmada tayini için bir YPSK yöntemi geliştirilmiştir. Yöntem, İTK yönteminde olduğu gibi tam olarak valide edilmiş ve BUP'un plazmadaki LOD ve LOQ değerleri sırasıyla, 9.09x10-8 M ve 2.76x10-7 M olarak hesaplanmıştır. HBUP'un LOD ve LOQ değerleri ise, 4.68x10-7 M ve 1.42x10-6 M olarak bulunmuştur.Sonuç olarak, bu çalışmada BUP'un farmasötik tabletlerindeki tayini için potansiyometri, kondüktometri, UV ve II. türev spektrofotometri yöntemleri gibi basit, güvenilir, analiz maliyeti düşük, her laboratuvarda kolaylıkla uygulanabilen klasik analiz yöntemleri ve farmasötik tabletlerindeki tayine ilaveten BUP'un plazmadaki tayini için kesinliği, güvenilirliği ve seçiciliğinin yanı sıra duyarlı İTK ve YPSK yöntemleri geliştirilmiştir. Yöntemler, validasyonu sağlandıktan sonra BUP'un farmasötik tabletlerine başarıyla uygulanmış ve tablet içerikleri farmakopeye uygun bulunmuştur.İTK ve YPSK yöntemleri ile plazma analizlerinde de düşük bağıl standart sapma değerleri ile yüksek geri kazanım elde edilmiştir.Anahtar Kelimeler: bupropion hidroklorür, spektrofotometri, İTK, YPSK, tablet analizi, plazma analizi

BupropionBupropion hidroklorürKromatografi-yüksek basınçlı-sıvı+3
Duygu Yeniceli
Anadolu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2009
00