
1.082
Arşivlenen Tez
4
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Küresel iklim değişiklikleri kaygısı ve eko-anksiyetenin bireylerin turistik destinasyon seçimi üzerindeki etkisi: Antalya il merkezi destinasyonuna yönelik bir çalışma
21. yüzyılın en önemli küresel sorunlarının başında gelen iklim değişiklikleri astronomik ve jeolojik temelli doğal faktörlerin yanı sıra antropojenik kaynaklı aerosoller, sera gazları ve arazi kullanımındaki değişiklikler gibi çeşitli unsurlar tarafından tetiklenmektedir. Ortaya çıkan bu durum küresel bağlamda ekolojik, sosyolojik ve ekonomik yapılar üzerinde çeşitli olumsuz sonuçlar oluşturmaktadır. Bu tablo bireysel ve toplumsal korkuyu derinden etkilerken bireyler üzerinde yüksek endişeyi içeren iklim değişiklikleri kaygısına, ekolojik hayatın tehlikeye girmesi ile yaşamlarının ve nesillerinin devamı konusunda da eko-anksiyeteye neden olmaktadır. Özellikle toplumun en hassas kesimini oluşturan çocuklar, ergen bireyler ve 50 yaş ve üzeri bireylerde bu durum daha hızla gelişmektedir. İklim değişiklikleri kaygısı ve eko-anksiyete kavramlarının benzer olduğu düşünülse de fizyolojik ve psikolojik açıdan birtakım farklılıklar göstermektedir. Ancak buna karşılık genel olarak iklim özellikleri kapsamında, iklim değişiklikleri kaygısı ve eko-anksiyete gibi psikolojik durumların bireylerin turistik destinasyon tercihi ve talebi üzerinde önemli bir unsur olarak ortaya çıkmaktadır. Yapılan bu çalışmada küresel iklim değişiklikleri kaygısı ve eko-anksiyetenin bireylerin turistik destinasyona yönelik etkisi Antalya il merkezi özelinde incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen verilerin analizi, Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) 26.00, AMOS 24, MAXQDA Analytics Pro 2022, Stata programları ve GIS (Coğrafi Bilgi Sistemleri) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Analiz sonuçlarından elde edilen bulgular doğrultusunda demografik özelliklerin iklim değişiklikleri kaygısı ve eko-anksiyete üzerinde etkili bir faktör olduğu görülürken aynı zamanda destinasyon tercihlerinin belirlenmesinde rol oynadığı tespit edilmiştir. Araştırmanın temel amacı ve sorusu olması bağlamında, iklim değişikliği kaygısı düzeylerinin ve eko-anksiyete düzeylerinin, bireylerin destinasyon tercihleri üzerinde etkili olduğu görülmektedir. Çalışmada test edilen altı hipotezin tamamı kabul edilmiştir. Araştırma verilerinden elde edilen bulgular ve sonuç, literatürdeki benzer çalışmalarla karşılaştırılarak yorumlanmış ve öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Turizmde İklim Değişiklikleri Kaygısı, Destinasyon Seçimi, Eko-Anksiyete,
Dijital dönüşüm kapsamında konaklama işletmelerinde bulut bilişim teknolojilerinin benimsenmesi ve işletme performansına etkisi
Bulut bilişim hem bireysel kullanıcılar hem de işletmeler için donanım ve yazılımların çevrimiçi ortamda entegre bir biçimde sunulmasını mümkün kılarak, erişilebilirlik, maliyet etkinliği, esneklik ve güvenlik gibi açılardan önemli avantajlar sağlayan temel bir teknolojidir. Konaklama işletmeleride bu teknolojinin sunduğu fırsatlardan; operasyonel süreçlerin dijitalleşmesi, müşteri ilişkileri yönetiminin geliştirilmesi, gelir optimizasyonu, hata oranlarının azaltılması ve stratejik esnekliğin artırılması gibi çeşitli alanlarda önemli ölçüde fayda sağlamaktadır. Ancak bu avantajlara rağmen literatürde, bulut bilişimin benimsenmesine yönelik çalışmaların büyük çoğunluğunun teknik ve operasyonel konulara odaklandığı; turizm sektörü özelinde, özellikle de konaklama işletmeleri bağlamında, sınırlı sayıda araştırma bulunduğu dikkat çekmektedir. Araştırmanın temel amacı, Türkiye'de faaliyet gösteren konaklama işletmelerinde bulut bilişim teknolojisinin benimsenme düzeyini belirlemek, bu süreci teşvik eden veya engelleyen başlıca faktörleri ortaya koymak ve söz konusu teknolojinin işletme performansı üzerindeki etkilerini analiz etmektir. Bu amaçla, bulut bilişimin benimsenmesini etkileyen temel faktörler ile performans çıktıları arasındaki ilişkileri açıklamak üzere, Yeniliğin Yayılması Teorisi (DOI) ile Teknoloji-Organizasyon-Çevre (TOE) çerçevesinin entegrasyonuna dayalı teorik bir model geliştirilmiştir. Model kapsamında toplam 11 yapı formüle edilmiş, bunların güvenilirlik ve geçerlilik analizleri yapılmış, değişkenler arası ilişkiler ise regresyon analizleri aracılığıyla test edilmiştir. Araştırma bulguları, konaklama işletmelerinde bulut teknolojilerinin benimsenmesinde özellikle "uyumluluk" unsurunun güçlü ve pozitif etkisine işaret ederken; "karmaşıklık" ile "güvenlik ve gizlilik endişeleri"nin benimsemeyi negatif yönde ve anlamlı biçimde etkilediğini ortaya koymuştur. Ayrıca "dış destek" ve "teknolojik hazırlık" faktörleri de bulut teknolojisinin benimsenmesini pozitif yönde etkileyen diğer önemli değişkenler olarak öne çıkmıştır. Beklentilerin aksine, "göreceli avantaj" ve "üst yönetim desteği" değişkenlerinin anlamlı bir etkisi gözlemlenmemiştir. Benzer şekilde, "kuruluş kaynakları" ile "rekabet baskısı" değişkenlerinin de bulut bilişimi benimseme üzerinde anlamlı bir etkisi tespit edilmemiştir. Buna karşın, araştırmanın en güçlü ve anlamlı bulgularından biri, bulut bilişiminin benimsenmesi ile işletme performansı arasında kurulan pozitif ve anlamlı ilişkidir. Bu durum, bulut bilişim teknolojilerinin konaklama işletmelerinin genel performansını artırma potansiyeline sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Bulut Bilişim, Konaklama İşletmeleri, Yeniliğin Yayılması Teorisi (DOI), Teknoloji-Organizasyon-Çevre (TOE) Çerçevesi
Adana'da eko-okullarda okuyan öğrencilere yönelik çevre dostu eğitim etkinliklerinin analizi
Bu araştırma, Adana ilindeki yeşil bayraklı eko okullarda uygulanan çevre dostu eğitim etkinliklerinin öğrencilerin çevre bilinci, turizm-çevre ilişkisi ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarının oluşumunda öğretmenlerin rolünü belirlemeyi amaçlamaktadır. Ayrıca bu okullarda görev yapan öğretmenlerin çevreye ilişkin bilgi, bilinç ve duyarlılık düzeylerini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu araştırma, eko okul modelinin yalnızca çevre bilgisini artırmakla kalmayıp, turizm çevre etkileşimini kavratmada da nasıl bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Araştırmada, çevre bilincinin erken yaşlardan itibaren kazandırılmasının ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarının geliştirilmesinin önemine vurgu yapılmaktadır. Yarı yapılandırılmış görüşme formları aracılığıyla, öğretmenler, okul yöneticileri ve eko-okul temsilcileriyle yapılan yüz yüze görüşmelerde; öğretmenlerin ders uygulamalarında kullandıkları interaktif, deneyimsel ve çok yönlü öğretim yöntemleri ile öğrencilerin ev ortamında yeterli çevre bilincine sahip olmamalarındaki zorluklar ortaya konulmuştur. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan içerik analizi kullanılmıştır. 15 öğretmen, 4 okul yöneticisi ve 1 eko okul temsilcisiyle yarı yapılandırılmış yüz yüze görüşmeler yapılmış, veriler MAXQDA 2022 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular; videolar, proje tabanlı etkinlikler, doğa gezileri ve geri dönüşüm projeleri gibi interaktif yöntemlerin öğrencilerin çevre bilgisi yükselttiğini; turizm çevre ilişkisini içeren ders etkinliklerine düzenli katılan öğrencilerin sürdürülebilir turizm algılamalarının yüksek olduğunu göstermiştir. Öğretmenler, en büyük engel olarak "evde çevre bilincinin zayıflığı" ve "ders saatlerinin yetersizliğini" vurgulamış; aile ve yerel toplumla iş birliğinin güçlendirilmesini önermiştir. Sonuç olarak, eko okullarda çevre eğitiminin turizm perspektifiyle desteklenmesi, öğrencilerin hem çevresel tutumlarını hem de sürdürülebilir turizm farkındalıklarını geliştirmede etkili görünmektedir. Araştırma, öğretmen mesleki gelişim programlarında deneyimsel ve teknoloji destekli materyallerin artırılmasını, okul aile toplum üçgeninde ortak projeler yürütülmesini ve yerel yönetimlerin eko okullara yönelik turizm temelli çevre eğitim fonlarını genişletmesini önermektedir. Araştırma bulgularının, sürdürülebilir çevre eğitimi politikalarının şekillenmesine ve eko okul uygulamalarının yaygınlaştırılmasına katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.
Değişen iklime uyum ve sürdürülebilir turizm kapsamında konaklama işletmelerinin çevresel tutkularının yeşil örgütsel davranış ve yeşil temel yetenek çerçevesinde analizi
Günümüzde artan çevresel sorunlar ve iklim değişikliğine bağlı olarak sürdürülebilirlik kavramı, tüm sektörlerde olduğu gibi turizm sektöründe de önemli bir yer edinmiştir. Turizm yapısı gereği doğrudan çevreyle etkileşim halinde olan ve neredeyse varlığını çevre ve çevresel koşullara borçlu olan bir sektör olmakla birlikte, çevreye en fazla zarar verme potansiyeli de vardır. Bu nedenle değişen iklime uyum ve sürdürülebilir turizm anlayışını benimsemek, sektörün devamlılığı için hayati bir önem taşımaktadır. Çalışanların çevresel tutkuya sahip olmaları, çevreye duyarlı davranışlar geliştirmeleri ve işletmelerin de yeşil işletmecilik anlayışını benimsemeleri bu noktada kilit bir rol üstlenmektedir. Buna ek olarak, işletmelerin yeşil temel yeteneklere sahip olması, yani çevre dostu uygulamaları örgütsel anlamda bir yetkinlik haline getirme kapasiteleri, yeşil bir sürecin başarısı için stratejik bir avantaj sağlamaktadır. Böylece çevreye duyarlı bireyler ve çevresel sürdürülebilirliği esas alan örgütsel yapı, turizm sektörünün iklim değişikliğiyle uyumunu güçlendirecek ve uzun vadede sektöre rekabetçi bir avantaj kazandıracaktır. Araştırmanın amaçları dâhilinde, çevresel tutku ile yeşil örgütsel davranış, çevresel tutku ile yeşil temel yetenek ve yeşil temel yetenek ile yeşil örgütsel davranış arasındaki ilişki düzeyleri test edilmiş ve aralarında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Çevresel tutkunun yeşil örgütsel davranış ve yeşil temel yetenek, yeşil temel yeteneğin ise yeşil örgütsel davranış üzerindeki etki düzeyleri test edilmiş ve pozitif ve anlamlı bir etki olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırmada ayrıca, çevresel tutkunun yeşil örgütsel davranış üzerindeki etkisinde yeşil temel yeteneğin aracı rolü üstlenip üstlenmediği test edilmiş ve yeşil temel yeteneğin aracılık rolü olduğu da tespit edilmiştir.
Turist rehberlerinin performanslarının turizm sektörünün gelişimine etkisi: Bir uygulama
Bu tez çalışmasında, turist rehberlerinin performanslarının turizm sektörünün gelişimine olan etkileri, Konya ili örneğinde incelenmiştir. Araştırmada hem kuramsal literatür taraması yapılmış hem de nicel yöntemlere dayalı bir alan araştırması gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın amacı, turist rehberlerinin kişisel ve mesleki yeterliliklerinin, verdikleri hizmetin kalitesinin ve performans düzeylerinin turist memnuniyeti, destinasyon imajı, tekrar ziyaret etme niyeti ve nihayetinde turizm sektörünün sürdürülebilir gelişimi üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Araştırmanın örneklemini, 2023–2024 yılları arasında Konya'ya rehberli paket turlarla gelen 715 yabancı turist oluşturmuştur. Veriler, yapılandırılmış anket formu aracılığıyla toplanmış ve SPSS istatistik yazılımı kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda, araştırmada geliştirilen tüm hipotezlerin istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönde ilişkiler içerdiği tespit edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, turist rehberlerinin kişisel ve mesleki özellikleri büyük ölçüde olumlu değerlendirilmiştir. Katılımcıların çoğunluğu rehberleri güvenilir, bilgili, etik değerlere bağlı ve etkili iletişim kurabilen bireyler olarak tanımlamıştır. Rehberlerin yardımseverliği, kriz yönetimi becerisi, kültürel zekâsı ve yaratıcı anlatım tarzı, turist deneyiminin niteliğini artıran başlıca unsurlar arasında yer almıştır. Çalışma, rehberlerin performans düzeylerinin turist memnuniyeti ve destinasyon imajı üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca rehberlerin sunduğu kaliteli hizmetlerin, turistlerin tekrar ziyaret etme niyetlerini ve destinasyonu yakın çevrelerine tavsiye etme olasılıklarını anlamlı düzeyde etkilediği saptanmıştır. Bu durum, rehberlerin yalnızca bilgi sunan kişiler değil; aynı zamanda destinasyonun kültürel elçileri ve sürdürülebilir turizm gelişiminin taşıyıcı aktörleri olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, turist rehberliği mesleği, turizm sektörünün başarısı ve uluslararası pazardaki rekabet gücünün artırılması açısından stratejik bir öneme sahiptir. Bu bağlamda, rehberlik hizmetlerinin kalite standartlarının yükseltilmesi, rehberlerin mesleki gelişimlerinin desteklenmesi ve sektörün tüm paydaşlarıyla iş birliği içinde hareket edilmesi, sürdürülebilir ve nitelikli bir turizm anlayışının yerleşmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Yerel halkın kırsal turizm potansiyeline yönelik algıları sille (Türkiye) – Şendi (Sudan) karşılaştırmalı analizi
Bu çalışma, kırsal turizm destinasyonlarında sürdürülebilirlik çerçevesinde ziyaretçi deneyimlerini, çevresel duyarlılığı ve yerel kalkınmayı destekleyecek unsurların belirlenmesini amaçlamaktadır. Araştırmada, kırsal bölgelerde turizm faaliyetlerine katılan bireylerin çevresel tutumları, sürdürülebilir turizm algıları ve kırsal yaşamla kurdukları bağlar çok boyutlu olarak incelenmiştir. Literatür temelli bir yaklaşımla oluşturulan hipotezler doğrultusunda elde edilen veriler analiz edilerek, ziyaretçilerin kırsal turizme ilişkin tutumlarının sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle nasıl örtüştüğü değerlendirilmiştir. Çalışmada kullanılan ölçekler aracılığıyla ziyaretçilerin çevreye duyarlı davranış sergileme eğilimlerinin yüksek olduğu; sürdürülebilirlik konusunda bilinç düzeylerinin genel olarak olumlu olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, yerel ürünlere yönelimin, kültürel deneyim arayışının ve çevre bilincinin kırsal turizme katılımı artırıcı etkiler yarattığı belirlenmiştir. Bununla birlikte, doğayla bütünleşik yaşam ve kırsal alanlarda geçirilen zamanın bireylerde çevresel farkındalığı artırdığı da sonuçlar arasında yer almıştır. Hipotez testleri sonucunda bazı demografik değişkenlerin kırsal turizm tercihleri üzerinde anlamlı etkiler yarattığı gözlemlenmiştir. Elde edilen bulgular, kırsal turizmde sürdürülebilirliği sağlamak adına doğa odaklı turizm planlamalarının, yerel halkın aktif katılımının ve ziyaretçilerin çevre bilincinin artırılmasının önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Bu doğrultuda geliştirilen öneriler, hem politika yapıcılar hem de kırsal turizm işletmecileri için yol gösterici niteliktedir.
Promotion and development of Tunisian cultural heritage through social media
Tunisia, is a country with a rich and diverse cultural heritage, having hosted numerous civilizations throughout history. This thesis investigates how social media can be effectively used in the promotion, preservation, and public engagement of Tunisia's cultural heritage. In the digital age, the opportunities provided by online platforms offer significant potential, particularly in strengthening cultural connections with younger generations. In this context, the study develops six hypotheses to analyze the role of social media across key dimensions: general awareness of cultural heritage, exposure to cultural content, perceived effectiveness of online promotion, personal engagement and intentions, risks and concerns, and youth engagement with digital tools. The research was conducted using a quantitative method, and 231 valid questionnaire responses were collected in 2025. The study explores how content shared on platforms such as Facebook, Instagram, and YouTube influences attitudes toward cultural heritage, and how tools such as virtual tours and videos can enhance interest. The findings indicate that social media serves as an important tool for the sustainable promotion of cultural heritage. At the same time, issues such as content accuracy and digital inequality are highlighted as factors requiring attention. By examining the relationship between cultural heritage and digital communication in the context of Tunisia, this thesis contributes to academic literature and offers practical recommendations for policymakers in the field of cultural development.
Alternatif turizm kapsamında karavan turizminin mevcut durumu: Paydaş analizi
Alternatif turizm türlerinden biri olan karavan turizmi yıllar geçtikçe popülerlik kazanmıştır. Bu popülerliğin sebeplerinden biri olarak kişilerin farklı durumlar içerisinde yer alma isteği gösterilmektedir. Karavan turizminde kişiler aynı standartta tatilleri yapmakla birlikte kendilerine ait bir araçta konaklamaktadırlar. Turistleri bu farklılık cezbetmiş olup karavan turizmine yoğun katılım göstermektedirler. Karavan turizmi ile ilgili yapılan araştırmalarda karavan kullanıcılarının görüşlerinin alındığı ve çalışmalar yapıldığı görülmüştür. Ancak, karavan turizminin diğer bir kolu olan karavan üreticilerin görüşlerinin yer almadığı kanısına varılmıştır. Karavan turizmi içerisindeki en önemli paydaşlardan biri olan üreticilerle görüşmenin yararlı olabileceği düşünülmüştür. Araştırmanın amacı bu doğrultuda belirlenmiştir. Karavan kullanıcıları ve üreticilerinin karavan turizmi ile ilgili görüşleri alınarak mevcut durumun ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. Araştırma grubu için, Türkiye genelindeki 50 karavan kullanıcısı ve üreticilerin az olması ve görüşme formlarının ulaştırılmasında sorun yaşanabileceği göz önünde bulundurularak Konya'da yer alan 15 karavan üreticisi seçilmiştir. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Görüşme formu uzmanların görüşü alınarak iki ayrı görüşme formu hazırlanmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler MAXQDA 2024 programı ile içerik analizine tabi tutulmuştur. İçerik analizi yapıldıktan sonra tematik analiz gerçekleştirilmiştir. Tematik analiz ile cevaplardaki benzerlik ya da farklılıklar bulunmuştur. Yapılan analiz ile karavan kullanıcıları ve karavan üreticileri arasındaki iş birliği ortaya çıkarılmıştır. Karavan kullanıcıları, karavanlarında kaliteli malzemeler talep etmektedirler. Buna karşılık karavan üreticileri de karavanlarının yapımında müşterilerinin fikirlerine önem verdiklerini söylemişlerdir. Bu araştırma sonucunda bu iş birliğinin güçlendirilebilmesi için gerekli önlemler ve düzenlemelerin yapılmasına yönelik öneriler sunulmuştur.
Yiyecek-içecek sektöründe mutfak çalışanlarının manipülatif kişilik yapısının iş birliği davranışına etkisi: Örgütsel güvenin aracılık rolü ve cinsiyetin düzenleyici rolü
Bu çalışmada, yiyecek–içecek işletmelerinin mutfak bölümlerinde çalışan personelin manipülatif kişilik eğilimi, örgütsel güven ve iş birliği davranışı arasındaki ilişkiler incelenmiş; ayrıca cinsiyetin, manipülatif kişilik eğiliminin iş birliği üzerindeki etkisini düzenleyip düzenlemediği araştırılmıştır. Araştırma, Konya ilinde kamu ve özel sektörde faaliyet gösteren otel, restoran ve toplu yemek işletmelerinde görev yapan mutfak çalışanları üzerinde, nicel ve kesitsel bir betimleyici–ilişkisel tarama modeli çerçevesinde yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak, demografik soruların yanı sıra literatürde geçerliği ve güvenirliği kanıtlanmış üç ölçekten oluşturulan bir anket kullanılmış; Nisan–Haziran 2025 tarihleri arasında 317 anket toplanmıştır. Veriler SPSS ve PROCESS makrosu aracılığıyla analiz edilmiş; betimsel istatistiklerin ardından korelasyon, çoklu doğrusal regresyon, aracılık ve düzenleyici etki analizleri gerçekleştirilmiştir. Bulgular, mutfak çalışanlarının manipülatif kişilik eğilimlerinin orta düzeyde, örgütsel güven algılarının orta düzeyde, iş birliği davranışlarının ise görece daha düşük düzeyde olduğunu göstermektedir. Korelasyon ve regresyon sonuçlarına göre, manipülatif kişilik eğilimi hem iş birliği davranışını hem de örgütsel güveni güçlü ve negatif yönde etkilemekte; buna karşılık örgütsel güven, iş birliği davranışını pozitif ve anlamlı biçimde yordamaktadır. PROCESS analizi, örgütsel güvenin, manipülatif kişilik eğilimi ile iş birliği davranışı arasındaki ilişkide kısmi aracı rol üstlendiğini ortaya koymuştur. Cinsiyetin düzenleyici etkisine ilişkin bulgular ise genel model düzeyinde anlamlı bir moderasyon desteği sunmamış; manipülatif eğilimlerin iş birliği üzerindeki olumsuz etkisinin kadın ve erkek çalışanlarda benzer biçimde işlediği görülmüştür. Sonuç olarak çalışma, mutfak ekiplerinde manipülatif kişilik eğilimlerinin hem güven iklimini hem de iş birliği kültürünü zayıflattığını; buna karşılık örgütsel güveni güçlendiren yönetim uygulamalarının iş birliğini artırmada kritik bir rol oynadığını göstermektedir. Bu çerçevede, mutfak yönetiminde işe alım sürecinde kişilik odaklı değerlendirmelere yer verilmesi, ekip içi iletişim ve güveni destekleyen eğitim programlarının uygulanması ve iş birliğini teşvik eden adil performans–ödüllendirme sistemlerinin geliştirilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Manipülatif kişilik eğilimi, örgütsel güven, iş birliği davranışı, mutfak çalışanları, yiyecek–içecek işletmeleri.
Turizm işletmeciliğinde dış ticaret politikalarının etkisi: Karşılaşılan zorluklar ve çözümler
Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de uygulanan dış ticaret politikalarının turizm sektörü üzerindeki etkilerini ekonomik ve yapısal boyutlarıyla incelemek ve turizmin dış ticaret dengesi içerisindeki stratejik rolünü ortaya koymaktır. Küresel ölçekte mal ve hizmet hareketliliğinin artmasıyla birlikte turizm, yalnızca bir seyahat faaliyeti olmaktan çıkmış; ülkelerin döviz gelirlerini artıran ve dış ticaret performansını destekleyen önemli bir unsur haline gelmiştir. Türkiye'nin ekonomik yapısı değerlendirildiğinde turizm sektörünün büyüme, istihdam, döviz girdisi ve bölgesel kalkınma üzerindeki katkıları dikkat çekmekte; bu durum dış ticaret politikalarının sektörel etkilerinin analiz edilmesini gerekli kılmaktadır. Araştırmada 2010–2024 dönemine ait resmi veriler kullanılmış ve nicel araştırma yöntemi benimsenmiştir. Veriler SPSS programı ile analiz edilmiş; betimsel istatistikler, korelasyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon yöntemleri uygulanarak turizm gelirleri ile dış ticaret göstergeleri arasındaki ilişkiler değerlendirilmiştir. Analizlerde döviz kuru, ihracat, ithalat ve teşvik uygulamaları temel değişkenler olarak ele alınmıştır. Elde edilen bulgular, ihracat artışının turizm gelirlerini olumlu yönde etkilediğini; döviz kurundaki yükselişin ise kısa vadede turist talebini artırmasına rağmen uzun vadede ithal girdilere dayalı maliyet yapısı nedeniyle turizm işletmeleri üzerinde baskı oluşturduğunu göstermektedir. İthalat hacminin artması özellikle enerji, gıda ve ekipman gibi yüksek ithal bağımlılığı olan alanlarda maliyetleri yükselterek sektörün kârlılığını azaltmaktadır. Bununla birlikte yatırım ve teşvik politikalarının sektörde kapasite artışı, hizmet kalitesi ve rekabet gücü üzerinde olumlu etkiler yarattığı belirlenmiştir. Sonuç olarak çalışma, Türkiye'de turizm sektörü ile dış ticaret politikaları arasında karşılıklı ve dinamik bir etkileşim bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle turizm politikalarının sürdürülebilir dış ticaret stratejileri ile uyum içinde geliştirilmesi, sektörün uzun vadeli büyümesine ve makroekonomik istikrara önemli katkılar sağlayacaktır.
Destinasyon hayranlığının planlı davranış teorisi kapsamında tekrar ziyaret etme niyeti üzerindeki etkisinin incelenmesi: Beyşehir örneği
Destinasyon hayranlığı, turistlerin bir destinasyona karşı genellikle doğal güzelliğine, kültürel değerine veya kişisel önemine dayalı olarak oluşturdukları duygusal ve bilişsel bağlanmayı ifade etmektedir. Bu hayranlık, turistlerin tutumlarını etkilemekte ve Planlı Davranış Teorisi'ne göre bu tutumlar davranışsal niyetleri şekillendirmektedir. Bu bağlamda turistler bir destinasyonu tekrar ziyaret etme eğilimi göstermektedir. Bu çalışmanın amacı, destinasyon hayranlığının Planlı Davranış Teorisi bağlamında tekrar ziyaret niyeti arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma, Beyşehir'e gelen turistlerin destinasyona olan hayranlığının tekrar ziyaret niyetlerine etkisini araştırmaktadır. Çalışma kapsamında Beyşehir'i ziyaret eden 462 turiste anket yapılmıştır. Elde edilen veriler sonucunda destinasyon hayranlığı alt boyutlarından gizem, cazibe, benzersizlik, uygunluk ve samimiyet değişkenlerinin davranışa yönelik tutum üzerinde olarak anlamlı etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Buna karşılık zenginlik alt boyutunda anlamlı etki bulunmamıştır. Davranışa yönelik tutum ve algılanan davranışsal kontrol değişkenlerinin Tekrar ziyaret etme niyeti üzerinde anlamlı etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Ancak öznel norm değişkeninin etkisi anlamlı bulunmamıştır.
Evalution of the employment i̇mpacts of public i̇ncentive policies on the accommodation sector Konya example
This study examines public incentives for the tourism sector in Türkiye and evaluates the direction of tourism investments in Konya and in particular and how they should be planned in the future. The tourism sector has a structure of activities that addresses the financial development and development processes of countries in a multifaceted manner. In this context, incentives provided and implemented by the public play a critical role in encouraging investments, increasing production, and strengthening the local economy. Within the scope of our research, the frameworks of tourism incentives, tourism incentive policies implemented in our country, legislation, and regulations were tried to be discussed in detail. In addition, regional tourism investments and public supports for these investments were investigated through the example of Konya province. In our study, the effectiveness of incentives was evaluated in the light of the data obtained from interviews with tourism enterprises, local governments and relevant institutions operating in Konya, their problems and solution suggestions were evaluated and suggestions were put forward for shaping future investments. According to the results of our research, it is seen that public incentives have an increasing effect on investments in the tourism sector in Konya province, but there are various restrictions such as bureaucratic studies, access to incentives and legislative confusion. In addition, it has been determined that the support of regional development agencies and local governments has made significant contributions to the tourism sector. This study will serve as an enlightening roadmap for ensuring the contribution of tourism incentives strategy to development and making current incentive policies more effective and efficient.
Turistlerin Sinop ilinin alternatif turizm potansiyeline yönelik algılamalarının incelenmesi
Turizm 20. yüzyılın en önemli sektörlerinden ve bölgesel kalkınmada en etkili araçlardan biridir. Turizmin çeşitlendirilmesi ve geliştirilmesi açısından uygulanan yöntemlerden biri de alternatif turizm olanaklarının geliştirilmesidir. Günümüzde, daha üst gelir, eğitim ve sosyal statüdeki kişilerin, beklenti ve ihtiyaçlarına cevap verebilmek ve hizmetlerde farklılaşarak turizm pazarından daha yüksek paya sahip olmak isteyen turizm arzı üreticileri, alternatif turizme yönelmektedir. Alternatif turizm tek tip bir turizm hareketliliğini önleyerek, turizm çeşitliliğini zenginleştirerek ve yeni fırsatlar yaratarak bölgesel ekonomik kalkınmaya katkı sağlamaktadır. Bu çalışma Sinop ilinin alternatif turizm potansiyelinin, yerli turist tarafından nasıl algılandığını belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmanın amacı doğrultusunda Sinop ilini ziyaret eden yerli turistlere yönelik bir alan araştırması gerçekleştirilmiştir. Araştırma veri toplama yöntemi olarak anket formu kullanılmış, araştırma evreni olarak belirlenen Sinop ilindeki yerli turistlere 421 anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Anket formları ile elde edilen veriler SPSS.21.0 İstatistik Paket Programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda ulaşılan bulgulara göre; Sinop'un alternatif turizm potansiyeline sahip olduğu, doğa turizmi ve kültür turizminin bölgede uygulanabilir alternatif turizm türleri olduğu, ancak sahip olduğu potansiyelini konaklama tesislerinin yetersiz oluşu, alt ve üst yapı eksiklikleri, tanıtım yetersizliği gibi faktörlere bağlı olarak yeterince geliştiremediği sonucuna ulaşılmıştır.
COVID-19 salgınının seyahat acentaları üzerindeki etkisinin incelenmesi: Hatay ili örneği
İlk defa Çin'de ortaya çıkıp daha sonra tüm dünyaya yayılan ve küresel bir sorun haline gelen Covid-19 salgını turizm sektörünü ciddi bir şekilde etkilemiştir. Bu durumun bir sonucu olarak turizm sektörünün önemli bir kolu olan seyahat işletmeleri de salgından olumsuz yönde etkilenmiştir. Bu çalışma Covid-19'un seyahat işletmelerine etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu doğrultuda Hatay ilinde bulunan 27 tane seyahat acentası ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Örneklem seçiminde kasti örneklem kullanılmıştır. Araştırmada 9 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış soru formu kullanıldı ve etik kurul izni alındı. Görüşmeler 28/05/2021- 03/06/2021 tarihleri arasında yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilere içerik analizi uygulanmıştır. Çalışma sonucunda işletmelerin Covid-19 salgınında ekonomik ve psikolojik olarak olumsuz etkilendiği, personellerini çıkarmak zorunda kaldıkları, bazı işletmelerin kapandığı ya da küçülmeye gittiği tespit edilmiştir. Ayrıca turist beklentilerinin ve turizm anlayışının değiştiği, turistlerin daha çok özel turlara yöneldiği; doğa, yayla ve eko turizm temelli turizm çeşitlerine yönelim olduğu saptanmıştır.
Otel işletmelerinde dijital dönüşümün insan kaynakları planlaması üzerine yansımaları
Bu çalışmanın amacı otel işletmelerinde dijital dönüşümün insan kaynakları planlaması üzerindeki yansımalarını belirlemektir. Çalışmada dijital dönüşüm kapsamında otel işletmelerinde kullanılan yeni teknoloji ve dijital uygulamalar, yenilikçi süreç, sistem ve araçların insan kaynakları planlamasına niteliksel ve niceliksel açıdan nasıl yansıdığı ortaya çıkarılmıştır. Araştırma evrenini, Türkiye'de faaliyet gösteren dijital dönüşüm açısından gelişme göstermiş olan 5 yıldızlı otellerin genel müdürleri ve insan kaynakları müdürleri oluşturmaktadır. Türkiye'de turizm sektöründe dijital dönüşümü önemli ölçüde tamamlamış olan otellerin henüz sınırlı olması ve bunların ülke genelinde farklı illerde faaliyet göstermesi nedeniyle araştırma İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Muğla ve Bodrum'da gerçekleştirilmiştir. Araştırma otellerin genel müdürleri ve insan kaynakları müdürleriyle yüz yüze-çevrimiçi görüşme şeklinde ve yarı yapılandırılmış soru formları üzerinden gerçekleştirilmiştir. Araştırma örnekleme yöntemi olarak olasılık temelli olmayan örnekleme yöntemlerinden biri olan amaçlı örnekleme yöntemi seçilmiştir. Araştırma amacı göz önüne alındığında amaçlı örnekleme yöntemlerinden biri olan maksimum çeşitlilik örneklemesinin araştırma açısından en uygun örnekleme yöntemi olduğuna karar verilmiştir. Veriler betimsel analiz tekniği ile çözümlenmiştir. Araştırma bulguları ana tema, sınıflandırma ve alt gruplar oluşturularak sistematik olarak sunulmuştur. Araştırma verilerinden elde edilen bulgular literatürdeki bilgiler ile karşılaştırılarak tartışma ve sonuç ortaya konulmuştur. Ayrıca literatüre ve uygulamaya yönelik çıkarımlar ve öneriler sunulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre otel işletmelerinde dijital dönüşümün insan kaynakları planlamasını niteliksel ve niceliksel açıdan etkilediği ortaya çıkmıştır.
Isparta kış ve gül/lavanta turizminin destinasyon yeniliği kapsamında incelenmesi
Isparta ve çevresinin turizmden aldığı pay her geçen gün artmaktadır. Ancak turizm hareketinin düzensiz ve sadece belirli dönemlerde gerçekleşiyor olması alternatif turizm faaliyetlerine odaklanma gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Bu kapsamda Isparta ve çevresinde destinasyon yeniliği yapılması turizm hareketinin on iki aya yayılmasına katkı sağlayacaktır. Bu araştırmada Isparta turizminde destinasyon yeniliği sağlanmasına yönelik olarak gül/lavanta turizmi ve kış turizmi kapsamında inceleme yapılması amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik olarak önce bölgedeki otel yöneticileri ile yüzyüze görüşme gerçekleştirilmiştir. Ardından bölgeyi ziyaret eden turistlere anket yoluyla gül/lavanta turizmi, kış turizmi ve yeni destinasyonlarla ilişkili niyetleri sorulmuştur. Yüzyüze yapılan ankete 400 kişi katılmıştır. Araştırmada gül/lavanta turizmindeki altyapı imkanlarının ziyaretçilerin katılım niyetine vedeğer katma niyetine etki ettiği sonucunda ulaşılmıştır. Bununla birlikte kış turizminin destekleyici imkanları ve destinasyon yapısı ziyaretçilerin katılma niyetine ve değer katma niyetine etki edeceği sonucunu ortaya çıkarmıştır.
Isparta'nın somut olmayan kültürel mirası üzerine inceleme: Yemekler
Bu çalışmanın amacı Isparta'nın kültürel miraslarını araştırmak ve somut olmayan kültür miras içerisinde yer alan yemekleri incelemektir. Bu çalışmada Isparta ölçeğinde kültür mirası unsurları incelenmiş ve somut olmayan kültürel miras unsurlarına değinilmiştir. Bu araştırmanın çalışma grubunu Isparta'nın yemekleri ile ilgili alanında yetkin aşçılar ve yöresel yemekçiler oluşturmaktadır. Isparta'nın yemek kültürünü ve mirasını yansıtmada il merkezi ve ilçelerinde yer alan aşçılar ve yöresel düğün yemekçileri seçilmiştir. Araştırma, düğün yemekçileri ile yarı yapılandırılmış görüşme formları aracılığıyla yüzyüze ve çevrim içi görüşmeler ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma için kartopu örnekleme modeli uygun görülmüştür. Veriler betimsel analiz yöntemi ile çözümlenmiştir. Araştırmada verilerden ortaya çıkan bulgular karşılaştırılarak tartışma ve sonuç kısımları ortaya çıkarılmıştır. Aşçılar ve yöresel yemekçiler ile yapılan görüşmeler neticesinde Isparta'nın kayda değer bir yemek kültürü olduğu fakat bu kültürün turistik olarak tanıtımı, reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yeterli olmadığı görülmüştür. Yöresel yemeklerin ilin tanıtımına ve gelişmesine katkı sağladığı sonucuna varılmıştır.
E-spor turistlerinin unutulmaz turizm deneyimlerine yönelik bir araştırma
Bu çalışmanın amacı Türkiye E-spor Federasyonuna bağlı lisanslı e-spor turistlerinin deneyimlerini unutulmaz kılan unsurları açığa çıkartmaktır. Çalışma grubunu, Türkiye E-spor Federasyonuna bağlı lisanslı e-spor turistleri oluşturmaktadır. E-spor turist yoğunluğunun İstanbul'da olması göz önüne alındığında çalışma İstanbul ilinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma lisanslı e-spor turistleri ile yüz yüze ve çevrim içi görüşme şeklinde yarı yapılandırılmış soru formları üzerinden gerçekleştirilmiştir. Veriler içerik analiz tekniği ile çözümlenmiştir. Araştırma bulguları ana tema, sınıflandırma ve alt gruplar oluşturularak sistematik olarak sunulmuştur. Nitel araştırma verilerine içerik analizi uygulanması sonucunda e-spor turistlerinin unutulmaz turizm deneyimlerini etkileyen unsurlara yönelik, 8 ana tema (hedonizm, yenilik, ferahlık, destinasyon özellikleri, sosyal etkileşim, bilişsel gelişim, hizmet kalitesi ve tanınırlık) ve 28 alt tema elde edilmiştir. Araştırma verilerinden elde edilen bulgular alanyazın ile karşılaştırılarak tartışma ve sonuç ortaya konulmuştur. Ayrıca literatüre ve uygulamaya yönelik çıkarımlar ve öneriler sunulmuştur.
Bakü'deki kültür turizminin mevcut durumu ve potansiyelinin belirlenmesi
Bir hizmet sektörü olan turizm, gün geçtikçe büyümeye ve gelişmeye devam etmektedir. Bugün, tüm dünyadaki hizmet ticaretinin yaklaşık %30'unu turizm sektörü tek başına oluşturmaktadır. Bu nedenle, ülkeler turizm pastasından daha fazla pay almak için rekabet etmektedirler. Turizm sektörü aynı zamanda diğer sektörlerin ve orta ölçekli işletmelerin gelişimine ivme kazandırdığı için ekonominin büyüme potansiyelini arttırmaktadır. Azerbaycan ekonomisinin temelini petrol ve gaz sektörleri oluşturmaktadır. Son dönemlerde tarım ve turizm sektörleri geliştirilerek alternatif sektörlerin geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Aynı zamanda, turizmin ekonomik katkısının yanı sıra ülke tanıtımının da güçlendirilmesi amaçlanmaktadır. Turistlerin en çok ziyaret ettiği noktalardan başkent Bakü gerek doğal gerek kültürel çekicilikleri ile kültür turizmi kapsamında önemli bir turistik potansiyele sahiptir. Yürütülen çalışmada, Bakü'nün kültür turizmi potansiyelini ortaya koymak ve bu konuda öneriler sunmak amaçlanmıştır. Çalışmanın verileri, Bakü'de kamu ve özel sektörde çalışan, konu ile bağlantılı kişilerden yüz-yüze görüşme yöntemi kullanılarak toplanmıştır. Daha sonra içerik analizi metodu kullanılarak veriler öz ve daha anlamlı hale getirilerek tablolaştırılmıştır. Çalışma sonucunda katılımcıların çoğunluğu Bakü'nün kültür turizmi bağlamında oldukça geniş kapsamda bir zenginliğe sahip olduğunu ancak bu potansiyelin geliştirilmesinin önünde bazı engeller olduğunu vurgulamıştır. Söz konusu engellerden başlıcaları olarak; tanıtım sorunu, turistik ürün çeşitlendirmesi ve kalifiyeli eleman eksikliği öne çıkmaktadır. Çalışma sonuçlarının hem literatüre hem de Azerbaycan turizmine katkı sunacağı düşünülmektedir.
Çevrimiçi e-spor etkinliği izleyicilerinin etkinliğin düzenlendiği destinasyonu ziyaret etme niyeti
Bu çalışmanın temel amacı, e-spor izleyicilerinin hedonik motivasyonları ve alışkanlıklarının ziyaret etme niyeti üzerine etkisini ortaya koymaktır. Diğer bir amaç ise, belirtilen bu etki üzerinde bireylerin tutumlarının aracılık rolünü test etmektir. Araştırmanın kapsamı bağlamında, hedonik motivasyon ve alışkanlık bağımsız değişken, tutum aracı değişken ve ziyaret etme niyeti bağımlı değişken olarak ele alınmıştır. Amaç ve kapsam bağlamında, araştırmanın modeli oluşturulmuştur. Araştırmanın modeli oluşturulurken Uyarıcı (Stimulus) – Organizma (Organism)-Tepki (Response) (SOR) Modeli ve ilgili alanyazındaki çalışmalardan yararlanılmıştır. Araştırmanın verileri 26.05.2022-15.11.2023 tarihleri arasında kolayda örnekleme yöntemiyle toplanmıştır. Veri toplama süreci sonunda, 438 anket formu elde edilmiştir. Veriler yüzyüze ve çevrimiçi temas yollarıyla elde edilmiştir. Verilerin analizi öncesinde yapılan sapan ve çoklu normal dağılım analizleri sonrasında geçerli 408 veri ile analizler gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen analizler sonucunda, hedonik motivasyon ve alışkanlık değişkenlerinin tutum ve ziyaret etme niyeti üzerinde anlamlı ve pozitif yönlü bir etkiye sahip olduğu bulgulanmıştır. Diğer bir bulgu ise, hedonik motivasyon ve alışkanlığın ziyaret etme niyeti üzerindeki etkisinde tutumun aracılık rolü olduğudur. Elde edilen bulgular bağlamında, eğlence, zevk ve haz veren hususların e-spor etkinlikleri bağlamında ön plana çıkarılması önerilebilir. Diğer bir öneri ise, özellikle tutundurma faaliyetlerinde e-spor izleyicilerine bireysel veya sosyal medya kanalları aracılığıyla e-spor etkinlikleri ve etkinliğin düzenlendiği destinasyonlar hakkında bilgiler aktarılması durumudur.
Coğrafi işaretli somut olmayan kültürel miras unsurlarının destinasyon memnuniyeti ve destinasyon markasına etkisinde destinasyon imajının aracı rolü: Isparta ili örneği
Bu çalışmanın amacı, coğrafi işaretli somut olmayan kültürel miras unsurlarının destinasyon memnuniyeti ve destinasyon markasına etkisinde destinasyon imajının aracı rolünü incelemektir. Araştırmada, Isparta ili örnekleminde, turistlerin coğrafi işaretli somut olmayan kültürel miras unsurlarına ilişkin bilgi ve algıları ölçülmüş; bu unsurların destinasyon memnuniyeti ve markasına olan etkileri değerlendirilmiştir. Çalışma, somut olmayan kültürel mirasın korunması ve sürdürülebilirliği ile bu mirasın turizm sektöründeki ekonomik ve sosyal katkılarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmada, nicel araştırma yöntemi benimsenmiş ve veri toplama sürecinde anket yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen veriler, açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri ile test edilmiş, yapısal eşitlik modellemesiyle değerlendirilmiştir. Bulgular, coğrafi işaretli somut olmayan kültürel miras unsurlarının, destinasyon memnuniyeti ve destinasyon markası üzerindeki doğrudan etkisinin yanı sıra, destinasyon imajı aracılığıyla dolaylı etkilerinin de anlamlı olduğunu göstermektedir. Coğrafi işaretli somut olmayan kültürel miras unsurları, bir destinasyonun kimliğini ve özgünlüğünü yansıtarak destinasyon imajının güçlenmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Bu unsurlar, turistlerin destinasyonla ilgili algılarını ve deneyimlerini şekillendiren temel değerler arasında yer alırken, destinasyon memnuniyetini artırarak turistlerin tekrar ziyaret etme eğilimlerini olumlu yönde etkilemektedir. Aynı zamanda, bu miras unsurlarının etkili bir şekilde tanıtılması ve yönetilmesi, destinasyonun marka değerini yükselterek turizm sektöründe rekabet avantajı sağlamaktadır. Somut olmayan kültürel mirasın korunması ve sürdürülebilir kullanımı, yalnızca turizm gelirlerini artırmakla kalmayıp, aynı zamanda yerel topluluklar için sosyal ve ekonomik katkılar sunmaktadır. Böylece, destinasyon imajı, memnuniyet ve marka arasındaki güçlü etkileşim, bir destinasyonun ulusal ve uluslararası düzeyde cazibesini artırarak uzun vadeli sürdürülebilir turizm hedeflerine ulaşılmasını desteklemektedir. Çalışma, somut olmayan kültürel mirasın turizmde rekabetçi avantaj yaratabileceğine işaret etmekte ve gelecekte yapılacak benzer araştırmalar için bir model sunmaktadır.
Lavanta turizminin deneyimsel pazarlama yoluyla geliştirilmesi: Nöroturizm eksenli deneysel bir araştırma
Bu çalışmanın amacı Isparta'nın lavanta turizmi potansiyelini araştırmak ve deneyimsel pazarlama yoluyla geliştirilmesini incelenmektir. Bu çalışmada Isparta ölçeğinde lavanta turizmi destinasyonu olan Kuyucak köyü incelenmiş ve deneyimsel pazarlama ile geliştirilmesi unsurlarına değinilmiştir. Bu araştırmanın çalışma grubunu Isparta'nın Keçiborlu ilçesine bağlı 'lavanta kokulu köy'sloganıyla isim yapmış Kuyucak köyünü ziyaret eden katılımcılar oluşturmaktadır. Isparta'nın alternatif turizm potansiyelini yansıtmada lavanta turizmi deneyimine sahip kişiler seçilmiştir. Araştırma, örnek grup ile EEG cihazı aracılığıyla yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Araştırma için nörobilim araştırma ve uygulama yöntemleri uygun görülmüştür. Elde edilen bulgular, ziyaretçilerin lavanta tarlalarında geçirdikleri zamanın duygusal ve bilişsel düzeyde olumlu etkiler yarattığını; özellikle görsel, kokusal ve dokunsal deneyimlerin ziyaretçilerin zihinsel süreçlerinde yüksek düzeyde etkileşim oluşturduğunu göstermektedir. Deneyimsel pazarlamanın beş duyuyu harekete geçiren yönleri, destinasyonun algılanmasında ve akılda kalıcılığında önemli bir rol oynamaktadır. Sonuç olarak, Kuyucak Köyü'nün lavanta turizmi açısından yüksek bir potansiyele sahip olduğu, bu potansiyelin etkin bir deneyimsel pazarlama stratejisi ile desteklenmesi durumunda ziyaretçi memnuniyetinin ve destinasyon sadakatinin artırılabileceği anlaşılmıştır.
Örgütlerin dijital dönüşümü: Örgüt kültürü, örgütsel hazırlık ve inovasyon ilişkisi
Turizm sektörü kapsamında gerçekleştirilen bu çalışma, ulusal ve uluslararası literatürde örgüt kültürü, örgütsel hazırlık, büyük veri analitik yeteneği, dijital yetenek ve yenilikçi iş davranışı değişkenleri arasındaki ilişkilerin kapsamlı bir şekilde ele alınmaması nedeniyle özgün bir değere sahiptir. Özellikle bu ilişkilerde büyük veri analitik yeteneğinin aracı rolü ve dijital yeteneklerin düzenleyici etkisinin mevcut çalışmalarda incelenmemesi bu araştırmanın özgünlüğünü güçlendirmektedir. Bu bilgiler doğrultusunda araştırmanın ilk amacı otel işletmeleri kapsamında örgüt kültürü ve örgütsel hazırlığın yenilikçi iş davranışı üzerindeki etkisini belirlemek ve bu ilişkide büyük veri analitik yeteneğinin aracı role sahip olup olmadığı tespit etmektir. İkinci amaç ise büyük veri analitik yeteneğinin yenilikçi iş davranışı üzerindeki etkisini belirlemek ve bu ilişkide dijital yeteneğin düzenleyici etkisini incelemektir. Veriler, Antalya'daki üç, dört ve beş yıldızlı otel işletmelerindeki işgörenlerden 2024 Temmuz-Ekim ayları arasında toplanmıştır. Veriler, yüz yüze ve çevrimiçi temaslarla elde edilmiştir. Verilerin analizinde ilk olarak sapan ve normal dağılım, daha sonra açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri gerçekleştirilmiştir. Hipotezlerin test edilmesi için LİSREL ve Process Model 1 kullanılmıştır. Analizler sonucunda, örgüt kültürü ve örgütsel hazırlık, büyük veri analitik yeteneği ile yenilikçi iş davranışını pozitif olarak etkilemektedir. Ayrıca büyük veri analitik yeteneği de yenilikçi iş davranışı üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. Büyük veri analitik yeteneği hem örgüt kültürünün hem de örgütsel hazırlığın yenilikçi iş davranışı ile olan ilişkilerinde tam aracı role sahiptir. Büyük veri analitik yeteneği ile yenilikçi iş davranışı ilişkisinde dijital yeteneğin düzenleyici etkiye sahip olmadığı da belirlenmiştir.
Otel işletmelerinin pazarlama faaliyetlerinin etkinliği
Dijitalleşen çağ ile birlikte pazarlama faaliyetleri ve pazarlama yöntemleri değişime uğramıştır. Bu bağlamda işletmeler varlıkları devam ettirebilmek, rekabet edebilmek, marka imajlarına ve marka bilinirliklerine katkı sağlamak amacıyla alternatif pazarlama yöntemlerini ve sosyal medyayı etkin bir şekilde kullanmaya başlamışlardır. Özellikle otel işletmeleri çağın gereklerine ayak uydurmak ve yeniliklere adapte olmak zorundadırlar. Bu araştırmanın amacı Taksim bölgesinde yer alan 3,4 ve 5 yıldızlı olarak faaliyet gösteren otel işletmelerinin pazarlama faaliyetlerinin etkinliğini ölçmektir. Bu bağlamda Taksim bölgesinde 3,4 ve 5 yıldızlı olarak faaliyet gösteren otel işletmeleri yöneticileri ile yüz yüze görüşmeler yapılmış ve görüşme sonuçları tablolar aracılığıyla açıklanmıştır. Görüşmeye katılan 3 ve 4 yıldızlı olarak faaliyet gösteren otel işletmelerinin pazarlama faaliyetlerini seyahat acenteleri ile yaptıkları iş birlikleri aracılığıyla yürüttükleri ve birincil amaçlarının satışlarını arttırmak olduğu belirlenmiştir. 5 yıldızlı olarak faaliyet gösteren otel işletmelerinin pazarlama faaliyetlerini tercih etmelerindeki en önemli neden ise marka imajlarını ve marka bilinirliklerini arttırmak istemeleridir. Bu bağlamda araştırma kapsamında görüşülen 5 yıldızlı otel işletmelerinin pazarlama faaliyetlerini daha etkin kullandıkları kanısına varılmıştır Anahtar Kelimeler: Alternatif Pazarlama Yöntemleri, Otel İşletmeleri, Pazarlama Stratejileri, Sosyal Medya.
Turizm sektörünün Azerbaycan'ın makroekonomik göstergelerine etkisi
Bilindiği üzere Azerbaycan dünya ekonomik piyasasında petrol ülkesi olarak tanınmaktadır. Azerbaycan Cumhuriyeti büyük bir turizm potansiyeline sahiptir. Hazar Denizi'nin doğal kaynaklarından, tarihi eserlerinden, sosyal coğrafi konumundan, kıyı bölgelerinden bahsetmek mümkündür. Bu potansiyel, petrol faktörüne olan bağımlılığı azaltmak açısından önemlidir. Bugün uluslararası turizm Azerbaycan Cumhuriyeti'nde özel ilgi odağındadır ve ülke ekonomisinin petrol dışı sektörünün ana gücü haline gelmektedir. Azerbaycan Cumhuriyeti'nin turizm endüstrisi şimdiden gelişmeye başlamıştır. İzlenen devlet politikası sonucunda Azerbaycan son yıllarda dünyada yeni bir turizm destinasyonu olarak kabul görmüş ve uluslararası düzeyde turizm pazarına entegrasyonu sağlanmıştır. Bir hizmet sektörü olan turizmin, tüm dünya genelinde çok büyük bir hızla gelişme gösterdiği görülmektedir. Bugün, tüm dünya hizmet ticaretinin yaklaşık %30'unu turizm sektörü tek başına oluşturmaktadır. Turizm sektörü ekonomide irili ufaklı birçok hizmet sektörü ile ilişkide olduğu için, ülke ekonomisine katkısı tam olarak hesaplanamamaktadır. Turizm sektörünün Azerbaycan'ın ekonomik büyümesini 2003 yılından sonra, özellikle de 2008 yılından itibaren daha yüksek oranda etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuç kırılma dönemlerini içsel olarak veren yöntemlerle bulunmuştur. Çalışmada Azerbaycan turizm sektörüne genel bakış, Azerbaycan'da turizm sektörünün devlet politikası, turizm sektörünün temel sorunları ve perspektifleri araştırılmıştır. Ayrıca, turizm sektörünün Azerbaycan'ın ekonomik büyümesindeki yerini ve makroekonomik göstergelerine etkisi araştırılmıştır.
Tarihî bir şehir olarak Semerkant'ın turizm potansiyeli: Güçlü yönler, fırsatlar ve sürdürülebilirlik perspektifi
Orta Asya'nın kalbinde yer alan "Türkistan'ın İncisi" ve "Zamanın Durduğu Şehir" Semerkant, sahip olduğu tarihî ve kültürel miras sayesinde Türkistan'ın en önemli şehirlerinden biridir. İpek Yolu başta olmak üzere birçok ticaret yolunun kesişim noktasında bulunan şehir, tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış ve kültürlerin kaynaşma merkezi olmuştur. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Semerkant, eşsiz mimarî yapıları ve zengin manevi atmosferiyle küresel ölçekte dikkat çekmektedir. Ancak böylesine güçlü bir mirasa rağmen, kentin uluslararası turizmdeki payı sınırlı kalmaktadır. Bu tezde, Semerkant'ın turizm potansiyeli sürdürülebilirlik perspektifinden ele alınmış; güçlü ve zayıf yönleri ortaya konulmuş, fırsatlar ve tehditler SWOT analizi çerçevesinde değerlendirilmiştir. İstatistiksel veriler, literatür incelemeleri ve Türkiye'den karşılaştırmalı örnekler üzerinden yapılan analizler, Semerkant'ın küresel tanıtım eksikliği, altyapı yetersizlikleri ve turizmde mevsimsellik sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte dijital turizm uygulamaları, kültürel miras odaklı projeler ve uluslararası iş birlikleri, şehrin potansiyelini artırabilecek önemli fırsatlar sunmaktadır. Çalışmanın bulguları, sürdürülebilir turizm politikalarının yerel yönetimler, özel sektör ve uluslararası kuruluşların ortak katkısıyla hayata geçirilmesi durumunda, Semerkant'ın hem ekonomik kalkınmaya hem de kültürel mirasın korunmasına hizmet eden güçlü bir turizm destinasyonu hâline gelebileceğini ortaya koymaktadır.
Otel işletmelerinde örgütsel adalet ve örgütsel bağlılık
Bu tezde, otel işletmeleri bağlamında örgütsel bağlılık, örgütsel adalet ve örgüt kültürü gibi kavramlar ele alınmıştır. Literatürde bu kavramların, özellikle hizmet sektöründe çalışan davranışları ve işletme performansı üzerinde önemli etkileri olduğu belirtilmektedir.
Batı Akdenizde ekoturizm, ekoturizm uygulamaları ve kadının rolü
Turizm insanların talep ve beklentilerinden etkilenen bir sektördür. Aynı zamanda doğal ve kültürel çevreyi etkileyen ve ondan etkilenen bir sistemdir. Bu nedenle değişen turist beklentilerine yönelik alternatif turizm çeşitlerinin günden güne artması turizmin güncelliğini koruyor olmasının göstergesidir. Ekoturizm turist talep ve beklentilerinin sonucunda, klasik turizm olarak adlandırılan deniz, kum, güneş turizmine alternatif olarak ortaya ortaya çıkmıştır. Ekoturizm doğal çevrenin ve kültürün korunmasını amaçlayan, aynı zamanda yerel kültürün değerlerine saygılı ve onları korumaya çaba sarf eden alternatif bir turizm çeşididir. Kültürün öneminden ötürü, yerel ürünlerin ekoturizmde önemli bir yeri vardır. Yerel ürünlerin yapılması ve pazarlanması konusunda da kadınların yeri yadsınamaz bir gerçektir. Bu nedenle çalışmada Batı Akdeniz Bölgesinde Doğuda Çıralı, Batıda Dalyan sınırları içerisinde yer alan destinasyonlarda ki ekoturizm, yerel ürünler ve kadınların bunlarda ki rolü araştırmaya konu edilmiştir. Çalışmada nitel ve nicel yöntemler birlikte kullanılmış, anket uygulanmış ve görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen bulgular neticesinde. Ekoturizm, yerel ürünler ve kadınlar arasında doğrudan ilişki olduğu ve bu sürecin doğru yönetilmesi halinde bölgede sürdürülebilir bir turizm hareketinin gerçekleştirilebileceği sonucu ortaya çıkmıştır.
Duygusal zekâ ve iş performansı arasındaki ilişkinin turist rehberleri açısından değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, turist rehberlerinin duygusal zekâ düzeyleri ile iş performansları arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığının saptanması, duygusal zekâ ve iş performansı düzeylerinin belirlenmesi; duygusal zekâ boyutları ile iş performansı arasındaki ilişkinin belirlenmesi ve bu ilişkinin turist rehberleri açısından değerlendirilmesidir. Araştırmanın evrenini Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki turist rehberleri oluşturmaktadır. 155 kişiye anket uygulanmıştır. Anketler yüz yüze ve Google form uzantısıyla olmak üzere iki şekilde uygulanmıştır. Üç bölümden oluşan anket formu demografik özellikler, duygusal zekâ boyutları ve iş performans ifadelerini içermektedir. Veri analizinde SPSS 22 programı kullanılmıştır. İlk iki bölümde ikincil kaynaklardan yararlanılmıştır, son bölüm ise uygulamalı olarak birincil kaynaklardan toplanan verilerin bilgisayar ortamında analiz edilmesiyle yazılmıştır. Sonuç olarak turist rehberlerinin yüksek duygusal zekâya sahip oldukları ve duygusal zekâ ile iş performansı düzeyleri arasında düşük ve pozitif bir ilişki olduğu, tespit edilmiştir.
Van konaklama işletmelerindeki Y kuşağı çalışanların motivasyon unsurları
Çalışanlarda iş verimliliğini etkileyen unsurlar içerisinde psikolojik faktörler önemli bir yer tutmaktadır. Literatürde yer alan çalışmalarda özellikle motivasyonel faktörlerin iş performansı ve verimliliği üzerinde önemli bir belirleyici olduğu görülmektedir. Buna karşılık literatüre Y kuşağı çalışanlarda iş motivasyonunu etkileyen unsurların ele alındığı çalışmaların sınırlı olduğu görülmektedir. Bu çalışmada, konaklama işletmelerinde çalışan y kuşağı personelin motivasyon unsurları incelenecektir.
Kadınların eko-turizm faaliyetleri içerisindeki yeri: Kaçkar Dağları Millî Parkı yaylaları örneği (Rize)
Tanımının Uluslararası Eko-turizm Topluluğu tarafından "çevreyi koruyan ve yerel halkın refahını sürdüren, doğal alanlara doğru olan sorumlu seyahat" şeklinde yapıldığı eko-turizm, 1980'lerde çevre koruma hareketinin içerisinde gelişmiştir. Eko-turizm, özellikle o çevreyi oluşturan ve içerisinde yaşayan halkın katılımları ile geliştirilen doğa turizminin bir çeşididir denilebilir. Yerel değerleri ön plana çıkaran, lokal kültürün yaşam pratiklerini deneyimlerken aynı zamanda onu korumaya yönelten bir arz oluşturması, eko-turizmin ortaya çıkış amacını vurgulamaktadır. Eko-turizm ile ilgili, literatürde kültüre sıklıkla vurgu yapılırken kültürün sürdürülebilmesi için önem taşıyan kadına yönelik yapılan araştırmaların bunun gerisinde kaldığı görülmektedir. Bu araştırmanın amacı, literatürdeki bu boşluğu kapatma amacının yanında eko-turizmi etkileyen faktörler içinde kadının rolünü bir örnek olay çalışmasıyla ortaya çıkarmaktır. Bu noktadan hareketle eko-turizm bölgelerindeki kadınların mekânsal pratik ve ilişkilerini anlamak amacıyla gündelik hayatlarını yakından inceleme gereği duyulmuştur. Bu çerçevede Eko-turizm hareketinde kadınların üstlendiği rol ve görevler nelerdir? Toplumsal cinsiyet rolleri, Karadeniz kadınlarının gündelik pratiklerinde nasıl şekillenmiştir? Karadeniz kadınları kadın-erkek rolleri ile ilgili seçimlerini kendileri mi yapıyor, yoksa bu seçimler kadınlara dayatılıyor mu? Eko-turizm, kadının ekonomik bağımsızlığını kazanmasına katkı sunmakta mıdır? Gibi sorulara cevap aranmıştır. Araştırma nitel araştırma modelini kullanmaktadır. Bu anlamda, Türkiye'de eko-turizm potansiyeli yüksek bir bölge olan Doğu Karadeniz'in Kaçkar Dağları yaylalarındaki 27 kadın ve 8 erkek ile yüz yüze derinlemesine görüşmeler yaparak ve gözlemlerden faydalanarak derinlemesine nitel veri toplanmıştır. Bu araştırma kadının, eko-turizm potansiyelini nasıl etkilediği ve eko-turizmden ne ölçüde etkilendiği üzerine kuramsal bir tartışmaya aracılık etmesi bakımından önemlidir. Bununla bağlantılı olarak kadının toplumsal yaşamdaki rolünün, eko-turizm ile ilgili nasıl açılımlar sağlayacağını tartışmaya açması ve kadının eko-turizme katkısına yönelik farkındalığı arttırması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Ekoturizm, Toplumsal Cinsiyet, Kaçkar Dağları Millî Parkı Yaylaları
Konaklama işletmelerinde dijitalleşme ve dijitalleşmenin sürdürülebilir turizm ile ilişkisi
Bu çalışmada, Türkiye'de bulunan ulusal ve uluslararası zincir otel işletmeleri yöneticileri ile görüşmeler gerçekleştirilmiş; konaklama hizmetleri sektörünün çevresel değişiklikleri, yeni ürün, hizmet veya süreç yaratmanın adaptasyonu ile uyum içinde olma durumları, endüstriyi geliştirmek için sunulan yenilikçi yöntemler araştırılmıştır. Bu çalışmanın kapsamı; konaklama endüstrisinin "dijital resmini göstermek" konaklama endüstrisindeki inovasyon çalışmalarına katkıda bulunmak, endüstrideki liderlerin rolüne ilişkin bazı açıklamalar yapmak çalışmanın kapsamını oluşturmuştur. Ayrıca dijitalleşme ve sürdürülebilir turizm arasında ilişki ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada ulusal ve uluslararası on otel yöneticisi ile mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Mülakatlar ile yöneticilerin ve işletmelerin konaklama işletmelerinde dijitalleşmeye bakışları ve teknolojiye adaptasyon durumları araştırılmıştır. Birçok yönetici işletmelerinin teknoloji ile yenilikçi hale geldikçe, konaklama endüstrisi ve turizm daha fazla rekabet avantajı elde edebilecekleri alanlardan biri haline geldiğini vurgulamıştır. Ayrıca konaklama endüstrisinin, yeni ve hızlandırılmış teknolojik ortamlara adapte olmaya zorlandığını ifade etmiştir. Geleneksel yönetim yolları uzun zamandan beri başarı sağlayan çözümler sunamamakta, bu nedenle de yenilik tüm iş ortamına yayılmakta ve yenilikçi yönetim araçları zorunlu hale gelmektedir. Sonuç olarak, özellikle internet teknolojilerinin gelişmesi işletmeleri dijitalleşmeye yönlendirmektedir. Anahtar Kelimeler: Dijitalleşme, Sürdürülebilir Turizm, Turizmde Dijitalleşme.
Algılanan destinasyon imajının turist memnuniyeti ve tekrar ziyaret etme niyeti üzerine etkisi: Van'ı ziyaret eden İranlı turistler üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, Doğu Anadolu Bölgesi'nin önemli turizm destinasyonlarından biri olan Van ilini ziyaret eden İranlı turistlerin algıladıkları destinasyon imajlarının turist memnuniyeti ve tekrar ziyaret etme niyetleri üzerine olan olumlu ve olumsuz etkilerini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda, çalışmada veri toplama yöntemlerinden yüz yüze anket tekniği uygulanarak, veriler istatistik paket programı (SPSS 20) ile analiz edilmiştir. Araştırmada destinasyon imajı, turist memnuniyeti ve tekrar ziyaret etme niyetleri arasındaki etkileşimi belirlemek için basit ve çoklu regresyon testleri yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda İranlı turistlerin algıladıkları destinasyon imajının turist memnuniyeti ve tekrar ziyaret etme niyeti üzerinde etkisi olduğu görülmüştür. Çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre destinasyon imajının alt boyutlarından olan fiyat ve alışveriş boyutu ile hizmet ve güvenlik boyutlarının turist memnuniyeti üzerinde etkisi olduğu fakat tarihi ve kültürel değerler boyutu, doğal güzellikler boyutu ve sosyal aktiviteler boyutunun turist memnuniyeti üzerinde etkisi olmadığı görülmüştür. Aynı zamanda destinasyon imajının alt boyutlarından olan fiyat ve alışveriş boyutu ile hizmet ve güvenlik boyutlarının tekrar ziyaret etme niyeti üzerinde etkisinin olduğu görülürken, tarihi ve kültürel değerler, doğal güzellikler ve sosyal aktiviteler boyutlarının tekrar ziyaret etme niyeti üzerinde etkisi olmadığı görülmüştür.
Duygusal zekânın iş stresi üzerindeki etkisi: Van konaklama işletmeleri üzerinde bir uygulama
Duygusal zekâ kişilerin kendilerinin ve diğerlerinin duygularını anlayabilmeleri ve tanımlayabilme yeteneği olarak ifade edilebilmektedir. Duygusal zekânın iş performansı, insan ilişkileri, ruh sağlığı gibi pek çok konu üzerinde etkisi bulunmaktadır. Bunlardan birini de iş stresi oluşturmaktadır. Duygusal zekânın iş stresini yönettiği bilinmektedir. Yani işletmelerde çeşitli sebeplerle ortaya çıkabilecek iş stresinin kontrol edilmesinde duygusal zekânın önemli bir etken olduğu söylenebilmektedir. Bu açıklamalardan hareketle mevcut araştırmanın amacı Van ilinde bulunan konaklama işletmelerinde çalışanların duygusal zekâ düzeylerinin iş stresleri üzerinde etkisinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi olarak belirlenmiştir. Kullanılabilir 230 adet anket formunun analizi sonucunda Van konaklama işletmelerinde çalışanların duygusal zekâ ve iş stresi düzeylerinin araştırma kapsamında ele alınan sosyo-demografik değişkenlerden bazıları açısından farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Duygusal zekâ ve iş stresi arasında herhangi bir ilişki saptanmamış olup, aynı zamanda duygusal zekânın iş stresi üzerinde etkisinin bulunmadığı da görülmüştür. Anahtar Kelimeler : Duygu, Duygusal Zekâ, Stres, İş Stresi, Van İli, Konaklama İşletmeleri
Gençlik müzik festivallerinin yaşam stilleri ve sosyal bütünleşme üzerindeki rolü: Eskişehir Milyonfest 2018 katılımcıları üzerine bir araştırma
Bu araştırma, 27-30 Eylül 2018 tarihleri arasında düzenlenen MilyonFest Eskişehir Müzik Festivali'nin, katılımcılar üzerindeki yaşam stili ve sosyal bütünleşme algılarının rolünü incelemektir. Araştırma evrenini, Eskişehir ilindeki MilyonFest tarafından yapılan müzik festivali katılımcıları oluşturmaktadır. Evrenin çok geniş olmasından ötürü festivale katılanların tamamına ulaşmak olanaksızdır. Bu nedenle, katılımcı odaklı yapılan araştırmada, basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle belirlenen örneklemden hareket edilmiştir. Veri toplama aracı olarak ise anket yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde, turizm ve turizme ilişkin kavramlardan olan etkinlik turizmi ve festivallerden bahsedilmiş, ikinci bölümde sosyal bütünleşme, sosyalleşme ve sosyalleşme süreci ele alınmıştır. Üçüncü bölümde yaşam stili kavramı ve yaşam stili ölçeklerine değinilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise yaşam stili ve sosyal bütünleşme arasındaki ilişkinin ve etkinin incelenmesi amacıyla araştırma örnekleminden elde edilen veriler analiz edilerek, bulgular yorumlanmıştır. Çalışma kapsamında 426 katılımcıdan, geçerliliği ve güvenirliliği test edilen ölçekler aracılığıyla veriler toplanmıştır. Araştırma neticesinde, yaşam stili ile sosyal bütünleşme arasında pozitif yönlü ilişki olduğu görülmüştür. Bunlara ek olarak, demografik bilgiler bakımından değişkenlerin farklılık gösterip göstermediği bulunarak; katılımcıların yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, meslek ve yaşadıkları yerler arasında farklılıklar tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Etkinlik Turizmi, Gençlik Müzik Festivalleri, Milyonfest Eskişehir 2018, Yaşam Stilleri, Sosyal Bütünleşme
Yiyecek içecek işletmelerinde fiziksel kanıtlar ile gastronomi deneyiminin memnuniyet üzerindeki etkisini belirlemeye yönelik Diyarbakır'da bir araştırma
Günümüz yiyecek-içecek işletmelerinde memnuniyeti oluşturan birçok unsurun bulunduğu söylenebilir. Bunların başında da işletmelerin sahip olduğu fiziksel kanıtlar ve müşterilerine sundukları gastronomi deneyimi gelmektedir. Bu çalışmanın amacı, yiyecek içecek işletmelerinde fiziksel kanıt faktörleri ile müşterilerin gastronomi deneyimleri ve memnuniyete ilişkin algıları arasında herhangi bir ilişkinin olup olmadığını aynı zamanda memnuniyet üzerinde gastronomi deneyimi ve fiziksel kanıt faktörlerinden hangisinin daha güçlü bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktır. Araştırma evrenini Diyarbakır ilinde faaliyet gösteren yiyecek içecek işletmelerinden hizmet satın alan müşteriler oluşturmaktadır. Araştırmada daha fazla veriye ulaşmak amacıyla nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniğinden yararlanılmıştır. Veri toplama aracı olarak alan yazın taranmış ilgili çalışmalardan geçerliliği ve güvenilirliği test edilmiş ölçekler kullanılması uygun görülmüştür. Araştırma sonuçları değerlendirildiğinde, müşterilerin yaşadıkları gastronomi deneyiminin işletmelerin sahip olduğu fiziksel kanıtlara göre müşteri memnuniyeti üzerinde daha güçlü bir etkisinin olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Fiziksel Kanıtlar, Gastronomi Deneyimi, Yiyecek İçecek İşletmeleri, Pazarlama Karması, Gastronomi, Müşteri Memnuniyeti
Van'ı ziyaret eden İranlı turistlerin alışveriş davranışları ve alışveriş memnuniyet düzeylerinin belirlemesine yönelik bir araştırma
Türkiye son yıllarda, özellikle İranlı turistler tarafından alışveriş turizmi kapsamında yüksek oranda tercih edilmektedir. Alışveriş konusunda oldukça çeşitlilik arzeden Türkiye, birçok dünya ülkesine kıyasla oldukça ekonomik fiyatlara sahiptir. Bu nedenle alışveriş turizmi yoğun ilgi görmektedir. Bu ilgi özellikle sınır şehirlerinde daha fazla gözlemlenmektedir. İran, Suriye, Irak gibi sınır komşularına sahip Türkiye'ye hem alışveriş hem de turistik amaçlı birçok turist gelmektedir. Bu çalışma Van ilini alışveriş turizmi kapsamında tercih eden İranlı turistlerin alışveriş davranışları ve memnuniyet düzeylerini ölçmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. "Van'ı Ziyaret Eden İranlı Turistlerin Alışveriş Davranışları Ve Alışveriş Memnuniyet Düzeylerinin Belirlenmesine Yönelik Bir Araştırma" için yüz yüze anket yöntemi uygulanmıştır. Alışveriş Davranışı ve Memnuniyetini ölçen bu çalışmada Çoban tarafından Ayvalık için 2013 yılında geliştirilen ölçek, Van iline uyarlanarak kullanılmıştır. Çalışma kapsamında yapılan analizler ile katılımcıların Memnuniyet Düzeylerinin değerlendirildiği bu çalışmada, Genel literatür ile benzer sonuçlar elde edildiği görülmüştür. Çalışma kapsamıda oluşturulan; İranlı turistlerin alışveriş davranışları; Ürün Gruplarına, İşletme Türlerine, Alışveriş Bütçesine ve Alışverişin kimler için yapıldığına göre, nasıl şekillenmektedir? Problem cümlesine yönelik elde edilen bulgular; Katılımcıların yapmış olduğu alışveriş ürün gruplarında, konfeksiyon ürün grubu %89,3 ile öncelikli sırada yer aldığı tespit edilmişitir. İşletme türleri seçimi incelendiğinde Alışveriş Merkezleri %79,4 ile ilk sırada, alışveriş bütçesi olarak 2 Milyon Tümen'den az harcamayı düşünenlerin oranı %55,7 ile birinci sırada ve yapılan alışverişlerin kimler için yapıldığı incelendiğinde %82 ile öncelikli olarak kendileri için yaptıkları sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın bir diğer problem cümlesi; İran'lı turistlerin memnuniyet düzeyleri (Genel Memnuniyet, Dükkân Özellikleri, Personel ve Ürün Özellikleri) demografik özelliklere göre farklılıklar göstermekte midir? Belirtilen problem cümlesi için kurgulanan hipotezler ve alt hipotezleri için elde edilen sonuçlar: Personelden Memnuniyet Düzeyi, cinsiyete göre anlamlı farklılık gösterirken; Genel Memnuniyet, Dükkân Özellikleri ve Ürün Özelliklerine göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Memnuniyet Düzeyi, Medeni Duruma göre değerlendirildiğinde; Sadece Dükkân Özellikleri başlığında evli katılımcılarda anlamlı düzeyde farklılık göstermektedir. Memnuniyet Düzeyleri, Yaş faktörüne göre değerlendirildiğinde; anlamlı farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Memnuniyet Düzeyi, Eğitim durumuna göre; Genel Memnuniyet, Dükkân Özellikleri, Personel ve Ürün Özellikleri konusunda anlamlı farklılık gösterirken, Memnuniyet Düzeyi, Mesleğe göre değerlendirildiğinde sadece Personelden anlamlı düzeyde farklılık olduğu görülmüştür. Ziyaretçilerin Memnuniyet Düzeyi, Gelir Durumuna göre değerlendirildiğinde; Genel Memnuniyet düzeyi, Dükkân Özellikleri, Personel ve Ürün Özellikleri anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Alış-Veriş Davranışı, Alış-Veriş Memnuniyeti, İran, Turist, Van
Slow Food Hareketi'ne yönelik etnografik bir araştırma: Germiyan Köyü örneği
Yiyecek turizmi kapsamında değerlendirilecek olan "Slow Food Hareketi" lokal değerleri ön plana çıkaran, yerel kültürün günlük yaşam pratiklerini deneyimlemeye ve korumaya yönelten bir arz oluşturması, bu hareketin ortaya çıkış amacının vurgulanması adına önem arz etmektedir. Bu araştırmanın temel amacı Slow Food Hareketi aracılığıyla Germiyan Köyü'ndeki turizmin gelişimini ve tarım toplumundan hizmet üreten bir turizm köyüne dönüş sürecini etnografik bir bakış açısıyla eleştirel olarak irdelemektir. Yerel halkın bu sürece yönelik deneyimleri ve günlük yaşam pratikleri incelenmektedir. Bu çerçevede, Slow Food Hareketi'nin Germiyan köyündeki turizmin gelişimindeki rolü belirlenerek bu süreçte köyde yaşayan halkın sosyo-kültürel deneyimleri, yaşadıkları zorluklar, sosyo-kültürel kazanımları ve Slow Food Hareketi'nin başarı(sızlık) nedenleri ayrıntılı olarak ortaya konulmaktadır. Bu anlamda, Türkiye'deki Slow Food Hareketi'nin bir uygulama örneğine derinlemesine odaklanarak başarı ve başarısızlık hikâyelerini ortaya koymayı hedef edindiği için, literatüre önemli katkılar sunabileceği düşünülmektedir. Araştırma yöntemi olarak nitel araştırma dizaynı temel alınmıştır. Bu kapsamda, nitel verilerin toplanılmasında Germiyan köyünde yaşayan 42 kişiyle yüz yüze derinlemesine görüşmelerden ve 4 ay süreli etnografik gözlemlerden faydalanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulguların çözümlenmesinde sosyal deneyim teorisi temel alınarak yorumsayıcı ve eleştirel bir bakış açısı izlenmiştir. Bu tez araştırmasında ulaşılan sonuçlar şu şekildedir: Slow Food Hareketi'nin turizmin gelişmesine ve çeşitlenmesine yönelik önemli katkılar sunduğu ve yerelde de önemli fırsatlar yarattığı görülmektedir. Özellikle kadın girişimcilerin sayısının artması ile birlikte köy mekanlarının yeniden üretilmesi ve kadının güçlendirilmesi gibi temel sonuçlar doğurduğu ortaya konulmuştur. Ancak, Slow Food köyü olarak sürdürülebilir bir hale getirilememesi noktasında ise metalaşan yerel kültürel değerlerinin ortak amaçların önüne geçtiği ve metanın bir pazarlama aracı olmaktan çok bir amaç haline geldiğine yönelik sonuçlara ulaşılmıştır. Bu durumun sonucunda ise Slow Food Hareketi'nin ana prensipleriyle uyuşmadığı ve bir başarısızlık sürecine yönlendiği görülmektedir. Bu başarısızlık sürecinin ortadan kaldırılmasına yönelik, yerel halkın sosyo-kültürel birikimiyle elde ettiği bilginin yeniden üretimi ve tekrar sürdürülebilir bir turizm odağına dönüştürülmesinin de başarı örnekleri ayrıca tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Slow Food, Yiyecek Turizmi, Germiyan Köyü, Etnografi, Sosyal Deneyim Teorisi
Turizm sektörü çalışanlarının örgütsel adalet algıları ile örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişki: Otel işletmelerinde bir araştırma
Bu tez çalışmasının amacı, turizm sektöründe çalışan işgörenlerin örgütsel adalet algılarının örgütsel bağlılıkları üzerine etkisinin olup olmadığını incelemek ve aralarındaki ilişkiyi tespit etmektir. Bu çerçevede otel çalışanlarının adalet algıları, bağlılık ve davranımlarının cinsiyet, yaş, çalışma süresi, unvan gibi demografik değişkenlerden etkilenip etkilenmediği ve etkilenme nedenleri bu araştırmanın kapsamı içerisinde ele alınmıştır. Çalışma genel olarak üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde örgütsel adaletle ilgili temel kavramlar kapsamında adalet kavramının alt boyutları, farklı kavramlar ile olan ilişkisi, aşamaları, sebep ve sonuçlarını gösteren kuram bilgilerine yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümde örgütsel bağlılıkla ilgili teorik temel kavramlar, bağlılık türlerinin sınıflandırılması ve bağlılığı etkileyen faktörler üzerinde durulmaktadır. Üçüncü ve son bölümde ise yapılan alan çalışmasından elde edilen birincil kaynak verileri analiz edilmiş ve ilgili ölçekler ışığında değerlendirilerek yorumlanmıştır. Bu araştırmanın evrenini TRB2 bölgesinde yer alan Van ilinde bulunan 3, 4 ve 5 yıldızı bulunan 19 adet otel işletmesinde görevli çalışanlar oluşturmaktadır. Çalışmada 221 kişiye anket uygulanmıştır. Anketler birebir veya google formun uzantılarıyla uygulanmıştır. Üç ayrı bölümde sunulan anket formlarında demografik özelliklerle birlikte adalet algısı boyutları ve bağlılık düzeyi ifadeleri yer almaktadır. Verilerin analiz edilmesinde SPSS 23 programından yararlanılmıştır. Sonuç olarak otel çalışanlarının yüksek adalet algısına sahip oldukları ve adalet algısı ile bağlılık düzeyleri arasında anlamlı ve pozitif bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir.
Kişilik özelliklerinin iş performansına etkisi: Hizmet sektörü çalışanlarına yönelik bir araştırma
Bu çalışmanın amacı beş faktör kişilik özelliklerinin görev performansı üzerindeki etkisini araştırmaktır. Bu amaçla Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaşı Araştırma Hastanesi çalışanlarına anket uygulaması yapılmıştır. Hastane yönetiminden gerekli izin alınarak, toplam 1574 işgöreni bulunan hastane çalışanlarına 296 adet anket uygulanmış ve 9 adet anket uygun görülmediği için değerlendirmeye alınmamıştır. Anketler yüz yüze uygulanmıştır ve bu bağlamda 287 anket analizi yapılmıştır. Uygulanan anket içeriğinde 44 sorudan oluşan beş faktör kişilik analizi ve 9 sorudan oluşan bir görev performansı testi yapılmıştır. Hastane çalışanlarına uygulanan anket yöntemiyle elde edilen veriler analizler edilmiştir. Araştırmada, istatistiki verilerin elde edilebilmesi maksadı ile SPSS Statistics 22.0 ve AMOS 21 paket programları kullanılmıştır. SPSS programı ile Açıklayıcı Faktör Analizi, Frekans Analizi, Cronbach Alpa Analizi, Korelasyon ve Çoklu Regrasyon Analizi yapılırken, Amos programı ile Doğrulayıcı Faktör Analizi yapılmıştır. Sonuç olarak, sorumluluk ve deneyime açıklık seviyeleri anlamlı bir şekilde işgören performansını arttırırken, nevrotiklik seviyesi anlamlı bir şekilde işgören performansını azaltmaktadır. Dışa dönüklük özelliğinin ise işgören performansı üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı saptanmıştır.
Örgütsel sosyalizasyonun işgörenlerin performansına etkisi: Van ili 4 ve 5 yıdızlı konaklama işletmeleri üzerine bir araştırma
Turizm sektörü diğer birçok hizmet söktörü gibi zincirin kusursuz tamamlanması için çalışan iş gücüne bağlı emek yoğun bir sektördür. Bu hizmet zinciri içinde bulunan çalışanların sosyalleşme, iletişim, uyum süreci, motivasyon ve memnuniyeti çalışanın misafir ve diğer çalışma arkadaşlarıyla iletişimini etkilemesi bunun da işletme sürekliliği ve karlılığını direk etkilediği kaçınılmaz bir gerçektir. Örgütsel sosyalizasyon işletmeye yeni katılan bireylerin işletmeye uyum sağlama, örgütü benimseme ve işletme sürekliliği için gerekli bilgi, beceri ve tutumu kazandığı süreci kapsar. Konaklama işletmelerinde iş gücü devir hızı yüksek olduğu için uzun süreli çalışan bulmak zordur. Bu aşamada her yeni gelen çalışanın işletmeye alışma ve uyum sürecinde sıkıntılar yaşanır. Kimi zaman da işletmeler personel sayısını azaltıp karlılığı yükseltme gibi amaçlar içine girebilirler. Az personelle çok iş yapma gibi amaçları olan konaklama işletmeleri bu kısımda hizmet kalitesini gözden kaçırmakta ve işletmeye zarar verdiklerinin farkında olamayabilirler. Çalışmanın evrenini Van ilinde faaliyet gösteren 4 ve 5 yıldızlı konaklama işletmeleri oluşturmaktadır. Bu çalışma kapsamında Van ilinde faaliyet gösteren 4 ve 5 yıldızlı konaklama işletmelerinden anket tekniği kullanılarak veri toplanmıştır. Kullanılan veri toplama aracı üç bölümden oluşmakta olup birinci bölümde demografik özelliklere ilişkin ifadeler, ikinci bölümde işgörenlerin sosyalizasyon düzeylerini ölçen ifadeler üçüncü bölümde ise işgörenlerin performansına ilişkin ifadeler bulunmaktadır. Toplanan veriler spss paket programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda örgütsel sosyalizasyon ile işgören performansı arasında pozitif yönlü bir ilişki ve anlamlı bir etki tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Örgüt, sosyalizasyon, iş gören performansı, konaklama, Van.
Yerel halkın çok kültürlü kişilik özellikleri ile turizm algısı arasındaki ilişki: Diyarbakır örneği
Turizm, bir bölgenin ekonomik kalkınmasına katkı sunan önemli sektörlerdendir. Turizmin ekonomik faydasının yanı sıra sosyokültürel ve çevresel etkileri de mevcuttur. Bu etkiler olumlu ve olumsuz olabilmektedir. Bu etkilerin yerel halk tarafından algılanma düzeyi bölge turizminin gelişimi açısından önemlidir. Yerel halkın sahip olduğu ırksal dinsel, dilsel, kültürel farklılıklar ile turizmi algılama biçiminin değerlendirilmesi, yerel halkı tanıma açısından turizmin planlamasında ve bölgenin gelişmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu tez çalışmasında, Diyarbakır'daki yerel halkın çok kültürlü kişilik özelliklerine göre turizm algıları belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın amacı yerel halkın çok kültürlü kişilik özelliklerine göre turizm algıları arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığını ortaya çıkarmaktır. Bu bağlamda çalışma yerel halkın çok kültürlü kişilik özelliklerine göre Diyarbakır turizmine olan bakış açılarını, kültürel farklılıkların olduğu toplumdaki insanların turizmden etkilenme biçimlerini ortaya koymaktadır. Araştırmanın evrenini Diyarbakır'da ikamet eden yerel halk oluşturmaktadır. Bu çalışmada basit tesadüfi örneklem yöntemi kullanılmış ve yerel halka 500 adet anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler Statistical Program For Social Scientists (SPSS) programı ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, çok kültürlü kişilik özelliklerinin alt boyutlarıyla turizmin algısı arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Yine katılımcıların sosyo demografik özellikleri ile turizm algıları arasında da anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür.
Van kentinde inanç turizmine konu olan bazı mekânların toplumsal hafıza inşasındaki yeri
Toplumların ve daha özelde bireylerin hayatlarına bir yön tayin etmelerinde hayati bir role sahip olan hafıza, kişilerin ve toplumların 'kim' ve 'ne' olduğuna ilişkin sorulara bir yanıt bulmasına yardım eder. Geçmişte mevcut olan birikimlerin şu ana aktarılmasına aracılık eden hafıza, kendini bir mekân aracılığıyla inşa eder. Zira mekân, hafızanın doğduğu, geliştiği, yayıldığı ve hatta öldüğü canlı bir varlık sahasıdır. Bu bağlamda hafızanın mekanla-ilişkisi, insanın- mekanla ilişkisi üzerinden temellendirilebilir. Yani biriciktir. Mekân, aynı zamanda insanın kutsal/ruhani olana ilişkin değer kodlarının üretildiği, işlendiği ve bununla ilgili temel sembollerin en çok fark edildiği yaşam alanıdır. Geçmişten günümüze değin neredeyse her din, inanç, soyut olan varlığını, kendini görünür kılan daha somut sembollerle bir mekânda var etmiştir. Öyle ki, bugün bazı mekanlar sadece inanç üzerinden bir kimlik kazanmış ve hafızalarda bu yönleriyle yer etmiştir. Bu tez çalışması kapsamında, Van'ın inanç turizmi çekiciliklerinden olan Şeyh Abdurrahman Gazi Türbesi ile Erek Dağı'ndaki Bediüzzaman Said Nursi'nin İnziva Yeri'nin birer hafıza mekânı olarak toplum hafızası üzerindeki etkisini ortaya koymaya çalışmaktır. Van'da belirli bir dönem yaşamış olan bu iki önemli dini şahsiyetin temsilcisi olarak mekânın toplumsal hafızanın oluşumundaki önemine ve mekân aracılığıyla bu kişilerin burada yaşayanların hafızalarında nasıl yer ettiğine, nasıl hatırladıklarına, ne ölçüde onlarla temas kurduklarına ve onları geleceğe bırakmak için ne tür bir çaba sarf ettiklerine ilişkin sorulara cevap aramaktadır. Bu bağlamda bu çalışma, nitel çalışma olarak tasarlanmış ve bulgular yarı yapılandırılmış sorularak hazırlanarak derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak elde edilmiştir.
Turizm öğrencilerinin hizmet verme yatkınlığının yaşam boyu öğrenme eğilimine etkisi: Van örneği
Hizmet verme yatkınlığı bireylerin hizmet sunma konusunda elde ettikleri bilgileri uygulama istekliliği olarak ifade edilebilir. Bu istekliliğin kişinin gelişime açık olmasını etkileyip etkilemeyeceğini belirlemek için bu değişkenlerin incelenmesi gerekmektedir. Yaşam boyu öğrenme anlayışı, öğrenmenin zamansal ve mekânsal sınırlamalardan bağımsız olduğunu kabul eder ve öğrenme isteğinin her yerde gerçekleşebileceğini vurgular. Yaşam boyu öğrenme kişisel gelişimin sürekliliğini gösteren pozitif bir kavramdır. Bu araştırmanın amacı, turizm öğrencilerinin hizmet verme yatkınlığının yaşam boyu öğrenme eğilimine etkisini belirlemektir. Araştırma evrenini Van ilinde öğrenim gören, turizm öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem seçimine gidilmiş ve kolayda örneklem yöntemi seçilerek yedi farklı eğitim kurumdan veri alınmıştır. Araştırmada kullanılacak veriler anket ile toplanmıştır. Yüz yüze ve çevrimiçi anketler ile 408 katılımcıdan veri toplanmıştır. Araştırma sonucunda hizmet verme yatkınlığı ile yaşam boyu öğrenme eğilimi arasında güçlü pozitif bir ilişki tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda ilgililere yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler : Yaşam boyu öğrenme, hizmet verme yatkınlığı, turizm, Sayfa Sayısı : ix+93 Tez Danışmanı : Doç. Dr Sağbetullah Meriç
Konaklama işletmelerinde, insan kaynakları yönetim uygulamaları ve çalışanların iş tatmin düzeyi analizi: Bitlis – Van örneği
Yaşadığımız zaman aralığında insan doğasına ilişkin olarak elde edilen bulgular, hemen her ortamda insan ilişkilerinin gün geçtikçe önem kazanmasına etkisi olmuştur. Diğer taraftan ise bilgi çok büyük bir yükseliş göstermektedir. Edinilen bu bilgiler sonucunda ile gelişme, dijitalleşme çağına uyum sağlamak birey, kurumlar ve toplumlar üzerinde yeni arayışlara yönelme ihtiyacını doğurmuştur. İnsanın duygusal ve manevi bakımından özünü bulması gerektiği gibi, işletmelerin de çalışanlarını bilmesi ve tanıması gerekmektedir. İşgücü olarak insana ihtiyaç duyan konaklama işletmelerinde, sürdürebilir başarının sağlanması önemli ölçüde çalışanların iş tatminine bağlıdır. İş tatmini çalışanın moral ve motivasyonunun yüksek olması ile doğrudan bağlantılıdır. Çalışanların moral ve motivasyonu ne kadar yüksek olursa, hedeflere ulaşmak için gösterecekleri azim ve performansları da aynı düzeyde artacaktır. Yapılan araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde konaklama işletmeleri, insan kaynakları yönetimi ve iş tatmini konuları incelenmiştir. İkinci bölüm araştırmanın yapıldığı üçüncü bölümde ise çalışma kapsamında elde edilen bulgular ve değerlendirmeler bulunmaktadır. Araştırmanın amacı insan kaynakları yönetimi uygulamaları ile çalışanların iş tatmini ilişkisini analiz etmektir. Araştırma evrenini oluşturan konaklamaV işletmelerinde yapılan çalışma sonucu Bitlis'te bulunan 9 ve Van ilinde bulunan 18 adet işletme belgeli konaklama işletmesinde çalışan 460 çalışandan kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen 315 kişiye anket çalışması yapıldı. Elde edilen veriler SPSS 22 programı ile analiz edilerek iş görenlerin iş tatminine ilişkin sonuçlar elde edilmeye çalışıldı. Elde edilen sonuçlar; her iki ilde de konaklama işletmelerindeki çalışanların insan kaynakları uygulamaları ve iş tatmini arasındaki ilişkiyi pozitif yönde ve güçlü olarak değerlendirdikleri görüldü. Bu çalışmanın sonuçlarından faydalanılarak, konaklama işletmeciliği sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin yaklaşımları ve uygulamalarının çalışanların iş tatmini üzerine olan etkisini ve sonuçlarını bilerek yapıcı politikalar geliştirip işletmede verimliliğin arttırılmasının mümkün olabileceği düşünülmektedir.
Fiziksel engelli çocukların topluma kazandırılmasında turizmin rolü (Van ili örneği)
Kendini fiziksel anlamda yetersiz hisseden ve bedenen vücudunun işlevsel özelliğinde kayıp yaşayan doğuştan ya da sonradan oluşan engellere fiziksel engelli birey denilmektedir. Engelli bireyler birçok alanda olduğu gibi turizm aktiviteleri esnasında da çeşitli engeller ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Turizmin kişiler üzerindeki sosyal ve psikolojik anlamda olumlu etkilerinin olmasının yanı sıra fiziksel engelli bireylerin turizm aktiviteleri sırasında yaşadıkları sorunlar nedeni ile olumsuz etkileri de olabilmektedir. Bu çalışmada Van ili İpekyolu ilçesi bünyesindeki fiziksel engelli çocukların turizm aktiviteleri sürecinde yaşadıkları deneyimler incelenmiştir. Ayrıca fiziksel engelli çocukların demografik yapıları dikkate alınarak, turizm etkileşimleri ve turizm etkileşimi ile sosyalleşmeleri araştırılmıştır. Fiziksel engelli çocukların turizm aktiviteleri sonucu sosyalleşmelerine bağlı olarak topluma kazandırılmaları değerlendirilmiştir. Çalışmanın verisi Van ili İpekyolu ilçesi özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine kayıtlı 232 fiziksel engelli çocuğa uygulanan anket tekniği ile elde edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda fiziksel engelli çocukların bazı demografik yapılarına bağlı olarak turizm etkileşimlerinin ve turizm etkileşimi ile sosyalleşmelerinin farklılık gösterdiği sonucuna varılmıştır. Elde edilen bulgular turizmin fiziksel engelli çocukların sosyalleşmesine ve buna bağlı olarak da topluma kazandırılmasında önemli bir role sahip olduğunu göstermektedir.
Müze deneyimleme kalitesinin genel memnuniyete etkisi: Van (Urartu) müzesi ziyaretçilerine yönelik bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, Van (Urartu) Müzesi ziyaretçilerinin müze deneyimi kalitesinin memnuniyet düzeyleri üzerindeki etkisini araştırmaktır. Çalışmanın evrenini Van (Urartu) Müzesi'ni ziyaret eden yerel ziyaretçiler oluşturmaktadır. Araştırmanın yapıldığı dönemde müzeye ziyaret edenlerin sayısı belirlenemediğinden örneklemeye başvurulmuştur. Bu çerçevede kolayda örnekleme yoluyla ve %95 güven aralığı dikkate alınarak toplam 410 kişinin araştırmaya katılımı sağlanmıştır. Veriler yüz yüze anket tekniği ile toplanmıştır. Geçerliliği ve güvenirliği daha önce kanıtlanmış olan ölçeklerin kullanıldığı çalışmalardan elde edilen ilgili veriler kullanılmış olup veriler SPSS 21 ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda; Van Müzesi ziyaretçilerinin kalitesine ilişkin algılarının genel olarak olumluya yakın olduğu görülmüştür. Başka bir deyişle müze personelinin ziyaretçilere kısmen yardım etme konusunda hevesli olduğu; müzenin kısmen yaşlı, engelli ve çocuklara uygun olduğu; müzedeki imkânların, donanımın ve personelin dış görünüşünün iyi olduğu; müzedeki iletişim düzeyinin ve tüketim maddelerinin yeterli olduğu saptanmıştır. Buna bağlı olarak araştırmaya katılan ziyaretçilerin müzeyi ziyaret etmekten memnun kaldıkları ortaya çıkmıştır. Çalışmada müze deneyim kalitesine ilişkin algı cinsiyet ve medeni durum açısından farklılıklar gösterirken; ziyaretten elde edilen memnuniyetin demografik değişkenlere bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Araştırmada; müze deneyimi kalitesine ilişkin algı ve alt boyutları ile ziyaretçi memnuniyeti arasında çeşitli düzeylerde pozitif ilişki olduğu tespit edilmiştir. Buna bağlı olarak yapılan etki analizinde; müze deneyimi kalitesinin ziyaretçi memnuniyetini etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan çoklu etki analizinde; müze deneyimi kalitesinin empati alt boyutu dışında; heveslilik, fiziksel özellikler, iletişim ve tüketim maddeleri alt boyutlarının ziyaretçi memnuniyetini etkilediği tespit edilmiştir. Sonuç olarak müzelerdeki hizmet kalitesinin ziyaretçilerde uyandırdığı algının, memnuniyetin sağlanmasında belirleyici bir rol oynadığı kanıtlanmıştır.
Turizmde konaklama sektörü istihdam yapısının değişiminde devlet politikalarının önemi: Van Evliya Çelebi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Uygulama Oteli örneği
Dünya genelinde istihdamın önemi oldukça büyüktür. İstihdamın katkıları çok yönlü olmaktadır. Ekonomik açıdan istihdam yoksulluğu ve gelir eşitsizliğini azalarak ekonomik büyümeye ve toplumsal refah seviyesinin artmasına katkı sağlar. Sosyal açıdan ise istihdam toplumsal bağları güçlendirir, suç oranlarını azaltır ve sağlıklı bir toplum oluşturulmasında oldukça önemli bir rol oynar. Turizm işsizlik oranlarını düşürmesi açısından oldukça önemli bir sektördür. Emek yoğun yapısıyla turizm sektörü insan unsuruna son derece bağımlıdır. Turizm sektöründe devlet politikaları kapsamında yapılan teşvikler istihdamı olumlu yönde etkilenmiştir. Van ilinin turizm potansiyeli tam anlamıyla değerlendirildiğinde ildeki istihdam da buna bağlı olarak artacaktır. Çalışmanın amacı, turizmde konaklama sektörü istihdam yapısının değişiminde devlet politikalarını inceleyerek, Van ilinde faaliyet gösteren Van Evliya Çelebi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Uygulama Otelinin il turizmi açısından istihdama katkısını incelemektir. Araştırmada, Van Evliya Çelebi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Van Evliya Çelebi MTAL, Uygulama Oteli ise UO şeklinde ifade edilmiştir. Nitel araştırma desenlerinden Gömülü Teori yaklaşımının izlendiği araştırmada, amaçlı örneklem yöntemi ile belirlenen Van Evliya Çelebi MTAL UO'da görevli 5 yönetici ve 20 personele yarı biçimlendirilmiş görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Veriler kodlama analizine tabi tutulmuş ve analiz sonucunda; 1. İstihdamda Etkili Olan Faktörler, Ekonomide Etkili Olan Faktörler, Nitelikli İşgücünde Etkili Olan Faktörler olmak üzere 3 temadan oluşan bir teorik model elde edilmiştir. Çalışmanın hedefleri; genç bir nüfusa sahip olan Van ilinde turizm kültürünün yerleşmesi ve turizm eğitim kurumlarında eğitim gören kişilerin çalışma olanakları hakkında bilgi sahibi olmalarıdır. Bu çalışma ile turizm sektörü ile istihdam ilişkisi, elde edilecek verilerle tespit edilerek turizmin önemine yönelik farkındalık oluşturmak hedeflenmektedir.
Mobil turizm: Van Gölü havzasında bisiklet turizmi örneği
Araştırmanın ilk bölümünde derinlemesine literatür çalışmaları yapılmıştır Ve belirlediğimiz amaca ulaşmak için nitel yöntem türü olarak gerçekleştirilmiş, yarı yapılandırılmış görüşme ve görüşme tekniği kullanılarak soru-yöntem şeklinde olup, görüşme metinleri yazılı olup anketler online olarak uygulanmıştır. Araştırma 2024 yılında yapılmıştır. Çalışmanın evrenini bisiklet turisti, örneklem ise (mart, nisan, mayıs) aylarında Türkiye ve Van'ı ziyaret eden yerli-yersiz bisiklet turistleri ile yapılacaktır. Bisiklet turistleri ile derinlemesine görüşmeler yapılarak ve anket sorularının cevaplanmasıyla veriler toplanmıştır. Online anketleri 10 yabancı 150 yerli bisiklet turistine uygulanmıştır. Görüşme ve anket yoluyla elde ettiğimiz verileri analiz etmek için analiz yöntemi kullanılarak analiz edilecektir.
Diyarbakır ili Hz. Süleyman Camii'nin inanç turizmi açısından değerlendirilmesi
İnsanoğlunun varoluşundan bu yana kutsal kabul edilen mekânlar her zaman ilgi odağı olmuştur. Kutsal mekânlar inanç turizmin merkezinde yer alır ve bu mekânlar ziyaretçilerine tarihi ve manevi bir anlam sunar. Bu bağlamda Diyarbakır; farklı medeniyetlere ve dinlere ev sahipliği yapmış köklü bir şehir olarak inanç turizmi açısından Türkiye'nin önde gelen destinasyonlarından biridir. Bu kadim şehirde İslamiyet, Hristiyanlık ve diğer inançlar yüzyıllar boyunca bir arada var olmuş, şehir farklı dinlerin kutsal mekânlarına ev sahipliği yapmıştır. Diyarbakır İslamiyet öncesinde, farklı inançların izlerini taşıyan bir şehir olarak dikkat çekerken, 639 yılında Hz. Ömer halifeliği döneminde İyaz bin Ganem komutasındaki İslam ordularınca feth edilerek İslam toprağına katılmıştır. Diyarbakır'ın fethi İslamiyet'in bölgeye yerleşmesi açısından önemli bir dönüm noktası olmuş, bu süreçte birçok sahabe şehit düşmüş ve Hz. Süleyman Camii haziresine defnedilmiştir. Hz. Süleyman Camii İslamiyet'in Anadolu'daki yayılışında önemli rol oynayan 27 sahabenin kabirlerinin bulunduğu, Müslümanlar için manevi bir bağlılık ve dua mekânı olarak büyük anlam taşıyan kutsal bir ibadet yeridir. Bu bağlamda; çalışma alanı olarak inanç turizmi açısından önemli bir potansiyele sahip olan Diyarbakır ilinde yer alan Hz. Süleyman Camii ve Sahabeler Türbesi seçilmiştir. Bu tez çalışması kapsamında Hz. Süleyman Camii'nin inanç turizmi açısından önemini belirlemek ve caminin turizmine olan katkısının belirlenip, inanç turizmi açısından hak ettiği yere gelmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca caminin inanç turizmi açısından gelişimine olumlu katkılar sunabilecek öneriler geliştirmek, mevcut sorunları tespit etmek, olumsuz görülen durumları belirlemek ve bu doğrultuda yapılabilecek yenilikler hakkında fikirler sunulmuştur. Çalışmanın yöntemi nitel araştırma yöntemi olup, veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme soruları hazırlanarak derinlemesine bilgiler elde edilmiştir.