Siirt University
Institute

Institute of Graduate Studies in Social Sciences

Siirt University

197

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Milli eğitim bakanlığının öğretmenlere yönelik mevcut ödül ve ceza politikasının öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi.

Bu araştırmanın temel amacı Millî Eğitim Bakanlığının [MEB] öğretmenlere yönelik mevcut ödül ve ceza uygulamalarının öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesidir. Bu bağlamda bu araştırma nicel araştırma yaklaşımına dayalı tarama (betimsel) modelinde yapılandırılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın evreni 2023-2024 eğitim öğretim yılında, Batman ili MEB'e bağlı 727 kamu okullarında görev yapan 9542 öğretmenden oluşturmaktadır. Örneklemin belirlenmesinde oransız küme örneklemesi tekniği kullanılmıştır. Evreni temsil edecek örneklem sayısı %95 güven düzeyi için en az 370 olarak hesaplanmıştır. Öğretmenlerin uygulanmakta olan ödül-cezalardan haberdar olma durumlarını belirlemek ve bu maddeleri destekleme düzeylerini belirlemek amacıyla kanun, yönetmenliklerde yer alan ödül-ceza maddeleri anket formuna dönüştürülerek veri toplama aracı elde edilmiştir. Anketin son bölümünde öğretmenlerin ödül ve cezaya yönelik görüşlerini belirlemek amacıyla alan yazın taranarak ve öğretmen görüşleri dikkate alınarak oluşturulmuş ödül ve cezalara yönelik maddeler bulunmaktadır. Araştırma verilerin çözümlenmesinde Spss programı kullanılmıştır. Öğretmenlerin uygulanmakta olan ödül-ceza maddelerinden haberdar olma durumlarına ilişkin analizler incelendiğinde öğretmenlerin ödül maddelerinden, ceza maddelerinden ve ödül-ceza maddelerinin genelinden yüksek düzeyde haberdar oldukları anlaşılmıştır. Öğretmenlerin uygulanmakta olan ödül maddelerinden haberdar olma durumu görev tipi, cinsiyet, hizmet yılı, ödül alma değişkenlerine göre incelendiğinde istatiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Okul türü, eğitim durumu değişkenlerine göre istatiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Uygulanmakta olan ceza maddelerinden haberdar olma durumu cinsiyet ve görev tipi değişkenine göre anlamlı farklılık bulunmuştur. Bu bulgulardan hareketle yöneticiler öğretmenlere göre ödül ve ceza maddelerinden daha haberdar olduğu söylenebilir. Erkek öğretmenler, kadın öğretmenlere göre ödül ve ceza maddelerinden haberdar olma düzeyi daha yüksek olduğu söylenebilir. Hizmet yılı artıkça ödül maddelerinden haberdar olma düzeyinin daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca ödül alan öğretmenler almayanlara göre ödül maddelerinden daha haberdar olduğu bulunmuştur. Öğretmenlerin uygulanmakta olan ödül-ceza maddelerini destekleme durumlarına ilişkin analizler incelendiğinde öğretmenlerin ödül maddelerini, ceza maddelerini ve ödül- ceza maddelerinin genelini yüksek düzeyde destekledikleri anlaşılmıştır. Öğretmenlerin mevcut ödül-ceza maddelerini destekleme toplam puanına (X̄= 3,9459) bakıldığına, öğretmenlerin mevcut ödül ve ceza maddelerinin büyük bir bölümünden memnun oldukları çıkarımı yapılabilir. Öğretmenlerin uygulanmakta olan ödül maddelerini destekleme durumunun görev tipi, ödül alıp alma değişkenlerine göre incelendiğinde anlamlı farklılık bulunmaktadır. Yöneticilerin öğretmenlere göre ödül maddelerini daha fazla desteklediği söylenebilir (Bkz. Tablo 3.12). Ayrıca ödül alanlar almayanlara göre ödül maddelerini daha fazla destekledikleri sonucu çıkarılabilir. Öğretmenlerin uygulanmakta olan ceza maddelerini destekleme durumu görev tipi değişkenine göre yöneticiler lehine anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Başka bir deyişle yöneticiler öğretmenlere göre ceza maddelerini daha fazla desteklemektedir. Diğer değişkenlere göre herhangi bir anlamlı farklılık bulunmamaktadır. Öğretmenlerin uygulanmakta olan ceza maddelerini destekleme durumu maddeler bazında incelendiğinde öğretmenlerin en fazla desteklediği ilk dört maddenin devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla ilgili olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin bu maddeleri destekleme oranın yüksekliği (D69, X̄= 4,32; D67, X̄= 4,29; D64, X̄= 4,26; D65, X̄= 4,25) ölçüt alındığında bu maddelerde belirtilen fil ve hallerde bulunanlara uygulanan disiplin cezasının iyi yapılandırıldığı söylenebilir. Öğretmenlerin en fazla desteklediği ilk iki madde ülkenin birlik ve bütünlüğüne karşı işlenecek suçlara verilen disiplin cezalarıyla ilgilidir. Yani öğretmenler, ülkenin birlik ve bütünlüğüne karşı işlenecek olan suçun karşılığı verilen memurluktan çıkarma cezasının isabetli olduğuna yönelik genel bir kanıya sahip olduğu söylenebilir. Öğretmenlerin uygulanmakta olan ödül-ceza maddeleri içerisinde en az desteklediği maddenin ("Belirlenen kılık ve kıyafet hükümlerine aykırı davranmak") ceza maddesi olduğu görülmektedir. Sendikaların almış oldukları karar gereği kamu görevlilerinin serbest kıyafet giydikleri bilinmektedir. Kanun maddesi yürürlükte olsa da uygulamada geçerliliğini kısmen yitirmiş olmasından dolayı öğretmenler böyle bir tercihte bulunmuş olabilirler. Öğretmenlerin önerilen tüm ödül ve ceza maddelerini (X̄=3,96) oranında desteklediğinden hareketle bu maddeleri yüksek oranda destekledikleri sonucu çıkarılabilir. Öğretmenlerin önerilen ödül-ceza maddelerine katılım oranının yüksek olmasına dayanılarak yeni ödül veya ceza maddeleri oluşturulacaksa önerilen ödül-ceza maddelerin kullanılması öğretmen memnuniyetini ve motivasyonunu artırabilir. Öğretmenlerin uygulanmakta olan ödül ve cezalardan haberdar olma durumunun görev tipi değişkenine göre madde bazlı incelendiğinde tüm maddelere göre anlamlı farklılık bulunmaktadır. Bu anlamlı farklılık yöneticiler lehinedir. Öğretmenlerin uygulanmakta olan ödül ve ceza maddelerini destekleme durumlarının görev tipine göre madde bazlı incelendiğinde üç madde hariç geriye kalan tüm maddelerde anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Bu anlamlı farklılığın yöneticiler lehine olduğu bulunmuştur. Öğretmenlerin önerilen ödül ve ceza maddelerini destekleme durumları görev tipine göre madde bazlı incelendiğinde bazı maddelerde anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Bu anlamlı farklılığın yöneticiler lehine olduğu anlaşılmıştır. Araştırma sonucunda yöneticilerin ödül ve ceza maddelerinden daha fazla haberdar olduğu ayrıca bu maddeleri daha fazla destekledikleri sonucuna ulaşılmıştır.

Muhittin Ekinci
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

YÖN Dergisi ve eğitime bakış açısı (köy enstitüleri)

1961 Anayasası'nın getirdiği özgürlük ortamından yararlanan Yön dergisi 20 Aralık 1961 tarihinden 30 Haziran 1967 tarihine kadar yayım hayatını sürdürmüştür. Yön dergisi toplamda 222 sayı halinde yayımlanmıştır. Yön dergisin de işlenen konular, Türkiye'nin siyasi gündemine ışık tutmuştur. 27 Mayıs askerî darbesinden etkilenen derginin yazılarında eski döneme dönmemek için yapılması gerekenler yazarlar tarafından kaleme alınmıştır. Yön dergisinde başta siyaset ve eğitim olmak üzere birçok alanda farklı konular işlenmiştir. Yön dergisinde işlenen eğitim konusunun özelinde Köy Enstitüleri yer almıştır. Yön'ün 17. sayısı Köy Enstitülerine ayrılmıştır. Köy Enstitüleri kendinden önce uygulanan köye yönelik eğitim sisteminin devamı niteliğindeydi. Büyük emek ve gayretlerle 17 Nisan 1940 tarihinde Hasan Âli Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç'un çabalarıyla kurulan Köy Enstitülerinin kuruluş amacı köye yönelik öğretmen yetiştirmekti. Köy Enstitülerinin çekirdek noktası "iş üzerinde eğitim" üzerine kurulmuştur. İşin olduğu her yerde eğitim de vardır. Çalışıp üretmek öğrencilerin eğitim hayatının en önemli basamağını oluşturmuştur. Enstitülerin eğitime devam ettiği yıllar içerisinde köye yönelik eğitim programı başarıyla yürütülmüştür. Enstitülerde yetişip öğretmen olanlar, köylerinin dışına ilk kez çıkan köy çocukları, modern tarım ve hayvancılığı öğrenen köy halkı enstitülerin önemli kazanımlarındandır. Mehmet Başaran, Talip Apaydın ve Fakir Baykurt Köy Enstitülerinde yetişen önemli yazarlardandır. Enstitülerin kitap ve bilgiye verdiği önem sayesinde yetişen yazarlar da köy edebiyatını güçlendirmiştir. Türkiye'yi bir amaca sevk etmek isteyen Yön dergisi, eğitimde Köy Enstitülerinin tekrardan açılması taraftarıdır. Amaçlarını gerçekleştirmek isteyen aydınlar, Yön'de Köy Enstitüleriyle ilgili çeşitli yazılar yayımlamışlardır. Kapatılan Köy Enstitülerinin tekrardan açılmasını ne kadar istemişlerse de kapatılan Köy Enstitüleri bir daha açılmamıştır.

Ergül Ceyhan
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çıldır eyaleti Tavusker sancağı 2776 numaralı nüfus defteri'nin transkripsiyon ve değerlendirmesi

Osmanlı tarihi üzerine yapılacak araştırmalara arşiv malzemeleri sunan kurumların başında Devlet Arşivleri'ne bağlı Osmanlı Arşivleri gelmektedir. Osmanlı arşivlerindeki milyonlarca belgeden birisi de nüfus defterleridir. 1826 yılında Yeniçeri Ocağının kaldırılmasıyla birlikte yeni bir ordu kurmak amacıyla ülke genelindeki askerliğe elverişli nüfusu belirlemek maksadıyla nüfus sayımı yapılması kararı alınmıştır. Bu sayımın bir diğer amacı da vergi vermeye muktedir nüfusu belirlemektir. Bu çerçevede ülke genelinde 1831 yılında başlanılan nüfus sayımı bazı yerlerde daha geç dönemlerde tamamlanabilmiştir. Çalışmaya konu olan Tavusker Sancağı'nı da içine alan Çıldır Eyaletindeki sayımlar 1835 yılında tamamlanabilmiştir. Çalışmanın ana kaynağı olan 2776 numaralı Çıldır Eyaleti Tavusker Sancağı Nüfus Defterinden elde edilen bilgilerden hareketle karyelerin sayısı, karyelerde yaşayan kişilerin isimleri, fiziksel özellikleri, mesleki bilgileri, kullandıkları unvanların değerlendirmeleri yapılmıştır. Çalışma; giriş bölümünden başlamış olup birinci bölüm, ikinci bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın metodu ve çerçevesi üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde defterde yer alan nüfus kayıtları birçok yönden değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Bu bölümde Çıldır Eyaletinin Tavusker Sancağı köylerinin nüfus verileri deftere bağlı kalınarak ortaya konulmuştur. İkinci bölümde ise ilgili defterin transkripsiyonu yapılmıştır. Sonuç kısmında ise defterden elde edilen veriler ışığında genel bir değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler:Tavusker, Erzurum Eyaleti, Çıldır Eyaleti, Nüfus Defteri, 19. Yüzyıl.

Serdar Şipal
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kat karşılığı inşaat işlerinin ekonomi ve muhasebe bağlamında incelenmesi; siirt ilinde örnek bir uygulama

İnşaat işleri denildiğinde genel akla barınma alanları gelmektedir. İnşaat ise demir, kum, çimento vb. ürünlerin bir araya gelerek oluşturduğu yapılardan oluşmaktadır. İnşaat sektörü ilişkide olduğu geniş sektör ağı ile birlikte Dünya ve Türkiye'de ekonominin lokomotifleri arasında yer almaktadır. Kat karşılığı inşaat yapılması Türkiye'de yaygın olan bir uygulama olmasına rağmen bu uygulamanın muhasebeleştirilmesi konusunda yeterli sayıda bilimsel çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmainşaat sektöründe kullanılan kavramlar, inşaatın ülke ekonomisindeki yeri,inşaat işlerinin ülke ekonomisini ne çapta etkilediği, istihdam üzerindeki etkilerini, inşaat ile ilgili muhasebe kavramları ve inşaat sektöründe kullanılan muhasebe düzenine ilişkin kavramları kullanarak inşaat sonucunda oluşan vergiler ve harçların neler olduğu, verginin matrahının tespiti ile ilgili tespitlerde bulunmaktadır.Kat karşılığı inşaat işlerinin nasıl olduğu, hangi aşamalardan geçtiği ve inşaat ile ilgili olarak genel açıklamalar yer almaktadır. İnşaat sektörünü inceledikten sonra inşaat işlerinde hangi muhasebe hesaplarının kullanıldığı ve ilgili hesaplar için ruhsat alımından başlanıp bitişe kadar ki bütün süreci içeren Siirt ilinde bir firmanın yaptığı işlemler ve muhasebe kayıtlarının neler olduğu gösterilmiştir. Siirt ili için kat karşılığı inşaat işlemlerinin muhasebesinin yapılmasına örnek olan bu çalışma sürecinde farklı illerde maliyetlerden kaynaklanan farklılıklardan dolayı vergi matrahının değiştiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler:İnşaat Sektörü, İnşaat Muhasebesi, Siirt, İnşaat Ekonomisi, Kat Karşılığı İnşaat

Engin Dalğalı
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Masalların bireylerin sorun çözümüne katkısı üzerine kuramsal bir çalışma

Bu çalışmada, Milli Eğitim Bakanlığı'nın İlköğretim öğrencileri için önerdiği "Anadolu Masalları (1-2)" kitabındaki masalların bireylerin sorun çözümüne katkısı kuramsal açıdan ele alınmıştır. Çalışma kapsamında, İlköğretim programlarında sıkça karşılaşılan sorunlar göz önüne alınarak belirlenen on beş Anadolu Masalı incelenmiş olup tesbit edilen sorunlar, dört ana başlık altında değerlendirilmiştir. Çalışma da Anadolu Masallarında hangi sorunlar olduğu ve bu sorunların çözümünde nasıl bir yol izlenebileceği kuramsal açıdan ele alınmıştır. Çalışma da bireylerin hangi sorunlarla karşılaştığı ve sorunları çözümlemede kullandıkları yöntemler incelenmiştir. Veri analizinde doküman inceleme yöntemi ve betimsel analiz yaklaşımı kullanılmıştır. Belirlenen masallar özetlenerek ayrıntılı bir şekilde içerik analizi yapılmış, bireylerin sıkça karşılaştığı sorunlar tespit edilmiştir. Daha sonra sorunların bulunduğu alanlar alıntılanarak belirlenen dört madde çereçevesinde masallar yorumlanıp sorunların analizi yapılmıştır. Her bir masalda bulunan sorunlar ve sorunların çözümü sonucunda kazanılan değerler tablolaştırılmıştır. İncelenen Anadolu Masallarında, bireyin hayat boyunca sıklıkla karşılaştığı ve çözümlemek zorunda kaldığı sorunlara yer verildiği görülmüştür. Masallarda kıskançlık, kurnazlık, kötülük, ihanet, cimrilik gibi temel sorunların sıkça yer aldığı belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, masalların bireylerin sorun çözme becerilerini geliştirmekte faydalı olduğu ve bu nedenle eğitim öğretimde masallardan faydalanmanın sorunların çözümünde etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Bu çalışma sonucunda Anadolu Masallarının öğrencilerin sorun çözme yeteneklerini güçlendirmede eğitici bir araç olarak kullanılabileceği düşüncesine ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Masal, Sorun, Anadolu Masalları, Masal Anlatıcılığı

EdebiyatEdebiyat eğitimiMasallar+1
Zeynep Arslan
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

"Diyarbakır Efsaneleri" adlı eserde yer alan söz varlığının Türkçe öğretimi açısından incelenmesi

Geçmişten günümüze sözlü ve yazılı olarak aktarılarak gelmiş olan efsaneler toplumların kültürel birikiminin en somut örneklerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Efsaneler toplumun kültürel özelliklerini bireye aktarımını sağlamada önemli bir materyaldir. Bu materyaller toplumun milli hafızasında doğup, gelişmiş ve önemli bir yer edinmiştir. Topluma ait kültürel özelliklerin bireye aktarılması sürecinde de bu materyallerin kullanılmasının faydalı olacağı düşünülmektedir. Bu çalışmada Muhsine Helimoğlu Yavuz'un "Diyarbakır Efsaneleri" adlı eserinin söz varlığının ortaya çıkarılması ve bu söz varlığının Türkçe öğretimine olan katkısının belirlenmesi amaçlanmıştır. Türkçenin söz varlığı incelenmiş olup ardından "Diyarbakır Efsaneleri" adlı kitapta yer alan söz varlıkları ile bağdaştırılıp incelenmeye çalışılmıştır. Diyarbakır Efsanelerinden eğitim sürecinde nasıl faydalanılacağı ve hangi yönden öğrencilere ne tür kazanımlar sağlayacağı alt başlıklarla açıklanmaya çalışılmıştır. Nitel bir araştırma olan bu çalışmada veriler doküman incelemesi ile toplanmıştır. Veriler toplandıktan sonra sonuçlar değerlendirilmiş ve elde edilen bilgiler vasıtasıyla genellemeler yapılmıştır. Sonuç tümevarım yoluyla ortaya çıkarılmıştır. Araştırma konusuyla ilgili Muhsine Helimoğlu Yavuz'un Diyarbakır Efsaneleri adlı kitabı, süreli yayınlar, internet kaynakları incelenmiştir. Gözlem, literatür tarama ve doküman inceleme tekniklerinden yararlanılmıştır. Eserde söz varlığı ögeleri atasözü, deyim, ikileme, kalıplaşmış ifadeler, terim sözcükler, yabancı sözcükler, yöresel sözcükler ve özel adlar olarak belirlenmiştir. Bu söz varlıklarının Türkçe Öğretim Programındaki genel amaçlara ve Türkçe dersindeki kazanımlara ne ölçüde katkı sağlayabileceği belirlenmeye çalışılmıştır.

Halef Şahin
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde b1 seviyesi için metin uyarlama: Billur Köşk masalları örneği

Dil öğretimi sürecinde, dilin en etkili bir şekilde öğrenilmesini sağlayan araç gereçler genellikle metinlerdir. Dil öğretiminde son eğilimler, yapay ve kurallı metinlerin yerine edebî metinlere odaklanma yönündedir. Türkçeyi yeni öğrenmeye başlayan öğreniciler için dil öğretiminin ilerleyen aşamalarında, dil öğretim araç gereçleri arasına Türk edebiyatının önde gelen isimlerinin eserlerinden alıntılar eklenebilir ve bu sayede dilin işlevsel yönüne olan aşinalık arttırılabilir. Ayrıca, öğreniciler Türk edebiyatının önemli eserleri üzerinden Türk toplumunun dünyasını tanımaya ve anlamaya başlayarak Türklerin kültürel değerlerini ve Türkçenin inceliklerini kavramaya yönlendirilebilir. Bu durum da çalışmanın önemini ortaya koymaktadır. MEB'in yüz temel eserleri içinde yer alan, Anadolu sahası anlatılarından biri olan "Billur Köşk Masalları" adlı eser çalışmanın evrenini oluştururken çalışmanın örneklemini ise eserde yer alan "Billur Köşk ile Elmas Gemi, Muradına Eren Dilber, Sefâ ile Cefâ ve Ali Cengiz Oyunu" adlı masallar oluşturmaktadır. Bu masallar yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alanında okuma araç gereci olarak kullanılmasına yönelik B1 düzeyine uyarlanması amaçlanmıştır. Tarama yöntemiyle B1 seviyesine uygun olmayan dil bilgisi yapıları ve sözcükler tespit edilmiştir. Uyarlama yapılırken uygun olmayan dil yapıları ve sözcüklerin tespitinde Diller İçin Avrupa Ortak Çerçeve Metni ve Yabancılara Türkçe Öğretimi Programı (Türkiye Maarif Vakfı) dışında YÖKTEZ ve Dergi Park Akademikteki uyarlama ile ilgili çalışmalardan ve Aydın (2015)'ın kelime sıklığı çalışmasından ve deyim ile atasözlerinin seviyeye uygun olanlarıyla değiştirilmesi için ilgili söz varlığı çalışmalarından da yararlanılmıştır. Sözlüksel sadeleştirme yapılan kelimeler kırmızı, deyimler ise koyu siyah renkle belirtilmiştir. Bu çalışma nitel araştırma yöntemlerinden olan doküman incelemesi yoluyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma sürecinde uzman değerlendirme formu, özgün ve B1 düzeyine uyarlanmış metinler olmak üzere toplam üç veri toplama aracı kullanılmıştır. Uygulama sürecinden önce araştırma kapsamına alınan "Billur Köşk Masalları" metin uyarlama tekniklerinden olan "Sadeleştirme", "Genişletme" ve "Kolaylaştırma" teknikleri kullanılmak suretiyle B1 düzeyine uyarlanmıştır. Uyarlama işleminden sonra uzman görüşüne başvurulmak üzere özgün ve uyarlanan metinler uzmanlara gönderilip verilen dönütlere göre düzeltmeler yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Billur Köşk Masalları, B1 düzeyi, Metin uyarlama, Okuma becerisi, Yabancı dil olarak Türkçe öğretimi

Serhat Kıztanrı
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'an'a göre fıtrat – ahlâk ilişkisi

Allah Teâlâ insanı çok güzel bir şekilde yaratmıştır. İnsanın bu güzel şekilde yaratılması, fıtrat kelimesi ile ifade edilmiştir. Bunun için fıtrat kavramının, insanın yaratılış biçimini ve özelliklerini temsil ettiği düşünülmektedir. Buna göre fıtrat, "Allah Teâlâ'nın insanda yarattığı kendisini tanıma ve Allah'a iman etme yeteneğidir." Ahlâk, doğru ve yanlış arasında değerlendirme yapabilme, etik gereksinimlerini takip etme ve toplumsal normlara uygun davranmadır. Ahlâk, insanların düşünce ve eylemlerinin değerlendirilmesinde kullanılan bir ölçüt kabul edilir. Ahlâki değerlerimiz ve inançlarımız, etik kurallar ve toplumsal normlar tarafından şekillendirilir. Ahlâk, insan vicdanına dayalı içsel bir özelliği de ifade eder. Ahlâki değerlerin ve inançların temel alınarak kararların alınması, diğer insanlara ve topluma saygı gösterilmesi, dürüstlük, adalet, hoşgörü, empati gibi erdemlerin benimsenmesi ve kişisel sorumluluk taşınması ahlâkın temel özellikleridir. Ahlâki davranış, ahlâki değerlere uygun hareket etme, birlikte yaşamayı kolaylaştırma, insanın ve toplumun genel refahını artırma; kısaca, toplumsal sürdürülebilirlik ve güvenlik için önemlidir. Kişilere, kültürlere, toplumlara göre farklı ahlâki normlar ve değerler bulunabilir. Bu nedenle, ahlâkın kesin bir tanımını yapmak zordur. Ancak, genel olarak ahlâk, insanların doğruyu, yanlışı, iyi ve kötüyü değerlendirme gücü ve bu değerlendirmelere dayalı olarak etik davranışı gösterme yeteneği olarak tanımlanabilir. Fıtrat ve ahlâk kavramları hakkında çokça araştırmalar yapılmış, ancak bu iki kavramın birbiriyle ve fıtratın ahlâk üzerindeki etkisi yeteri kadar irdelenmemiştir. Çalışmada Kur'ân'a göre fıtrat-ahlâk arasındaki ilişki incelenecektir. Fıtratın, saf ve temiz olan ilk yaratılışı ifade etmesi ve ahlâkın da iyi ile kötüyü ayırt edebilme, ona göre hayata şekil verme bilincini oluşturması fıtrat-ahlâk arasında sıkı bir ilişki olduğunu göstermektedir. Araştırmanın amacı, fıtratın mahiyetini ayetler ışığında yorumlamak, ahlâkın oluşum ve gelişiminde fıtratın rolünü ve fıtrat-ahlâk ilişkisini incelemektir. Çalışmada fıtratın mahiyeti, fıtratı bozan etkenler ve fıtratın ahlâkla ilişkisi açıklanmaya çalışılacaktır. Ayrıca fıtratın korunmasını ve bozulmamış fıtratın güzel ahlâk üzerindeki etkisi de irdelenmeye gayret edilecektir. Anahtar Kelimeler: Tefsir, Kur'an, Fıtrat, Ahlâk.

Sinan Demir
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Şâfiî mezhebinde fetva usûlü

Fıkhî bir meselenin dinî-hukukî hükmünü açıklayan cevap olarak bilinen fetvanın belirli bir disiplin içinde verilmesi gerekmektedir. Klasik fıkıh literatüründe müftünün fetva verirken takip edeceği usul ve esaslar daha ziyade edebül-fetva, âdâbü'l-müftî, resmi'l-müfti gibi kavramlarla ifade edilmiştir. Mezheplerin İslam toplumunda kök salmalarıyla birlikte her mezhebin kendine göre bir fetva usulü oluşmuş, tercih edilecek görüşler veya başvurulacak kaynaklarla ilgili hiyerarşik bir yapı oluşmuştur. Şâfiî fakîhler de fetva usulünde kendi mezheplerinin hiyerarşisini oluşturmuşlardır. Buna göre Şâfiî fıkhında "şeyhayn" olarak bilinen ve İmam Gazzâlî'den sonra gelen Râfi'î ve Nevevî, Şafii fetva usulünün iki kilit ismi olarak ön plana çıkmıştır. Müteahhirin dönemi Şâfiî mezhebinin fetva usulünde İbn Hacer el-Heytemî ile Şemseddin er-Remlî ve ikisi kadar olmasa da Hatîb eş-Şirbînî dikkati çekmektedir. İbn Hacer el-Heytemî'nin Tuhfetü'l-Muhtâc ile Şemseddin er-Remlî'nin Nihâyetü'l-Muhtâc şerhleri Şâfiî fakîhlerin mezhep görüşlerinde temel referans kaynağı hâline gelmişlerdir. Fetva usulü bir anlamda mezhep içi tutarlılığı (legal harmony) da ifade etmektedir. Dolayısıyla konu, tezde Şafii müftülerin fetva birliğini sağlayarak hukuk güvenliğine halel getirmemeleri, verilen fetvaların toplumsal kabulünün sağlanması, fetvaya ehil olmayan kişilerin fetva vermelerinin engellenmesi gibi hususlar çerçevesinde de ele alınmıştır. Buna göre; Tez bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Girişte, tezin amacı ve önemi üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde, fetva ve fetva usulü ile ilgili kavramsal çerçeve çizilmiştir. İkinci bölümde, Şafii Mezhebi'nin gelişim seyri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise, Şafii Mezhebi'nin fetva usulü işlenmiştir. Çalışmanın sonunda varılan bulgular sonuç kısmında ifade edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Şâfiî Mezhebi, müftî, fetva, tercih, furu' fıkıh

Murat Nergis
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Bâkûlî'nin Cevâhiru'l-Kur'ân adlı eserinin nahiv ilmi açısından incelenmesi (edatlar ve isimler)

Basra mektebinin müteahhirîn ulemasından olan Ebu'l-Hasan Ali b. Huseyn el-Bâkûlî (ö. 542/1147), döneminin önde gelen Arap dili, kıraat, tefsir ve fıkıh âlimlerinden biridir. Arap dili ve Kur'ân ile ilgili muhtelif eserler telif eden Bâkûlî'nin eserlerinden biri de Cevâhiru'l-Kur'ân ve netâicu's-san'a adlı eseridir. Belagat, sarf, nahiv ve kıraat ilimleri açısından zengin bir muhtevaya sahip olan söz konusu eser Arap dili alanında önemli bir yere sahiptir. Bâkûlî bu eserinde, âyetleri filolojik açıdan tahlil ederken görüşlerini desteklemek amacıyla Kur'ân-ı Kerime, farklı kıraat vecihlerine, şiire, fasih Arap kelamına ve hadislere başvurmuştur. Ayrıca eserde gramer, lügat, kıraat, edebiyat, İ'râbu'l-Kur'ân, Me'âni'l-Kur'ân ve tefsir alanlarında yazılmış birçok kaynaktan yararlanmıştır. Cevâhiru'l-Kur'ân'da nahiv ilmi ile ilgili konular diğer ilimlere göre daha fazla yer almaktadır. Bu nedenle çalışmamızda Bâkûlî'nin nahiv konuları arasında ele aldığı "isimler" ve "edatlar" filolojik açıdan incelenmiştir. Bâkûlî, âyetleri i'râb ederken bu konular ile ilgili birçok tartışmalı konuya değinmiştir. Hiç bir ekole taassup derecesinde bağlı olmayan Bâkûlî bu tartışmalarda genellikle Basra ekolünün görüşlerini benimsemekle birlikte bazı konularda Kûfe ekolünün görüşlerini tercih etmiştir. Bazen de bu iki ekolün imamlarının benimsemediği bir takım zayıf görüşleri tercihe şayan bulmuştur.

Mehmet Kayar
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00