Tekirdağ Namık Kemal University
Anabilim Dalı

Tekstil Mühendisliği Anabilim Dalı

Tekirdağ Namık Kemal University

388

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Örme kumaş hatalarının sınıflandırılması ve hata tanılama üzerine bir uzman sistem geliştirilmesi

Tekstil endüstrisi kumaş üretim süreçlerinde, ortaya çıkan çeşitli varyasyonlar ya da hatalar nedeniyle kumaş üzerinde istenmeyen kusurlar, uygunsuzluklar oluşur. Bu duruma neden olan hataların sebeplerinin belirlenmesi; hataların çözümü ve tekrarlanmaması için en önemli adımdır. Ortaya çıkan her hata üretimi yavaşlatır ve aynı zamanda üretilen kumaş kalitesini de olumsuz yönde etkiler. Karşılaşılan problemlerin hızlı ve doğru bir biçimde çözülebilmesi için uzman bilgisi son derece önemlidir. Uzman kişilere ulaşmak sayılarının az olması ve maliyetlerinin de göreceli yükselmesi nedeniyle zordur. Bu çalışma, örme kumaş hatalarını tanılayan ve sorunu giderme yollarını sunan bir uzman sistemin geliştirilmesine odaklanmıştır. Örme kumaş hataları için farklı kriterler bazında sistematik bir sınıflandırma çalışması yapılmış, ancak esas olarak hata kaynağı süreçler bazında sınıflandırılmıştır. Bu çalışmada toplam 108 hata tanımlanmış ve ortaya çıkış nedenleri ile giderilme seçeneklerini içeren bir uzman sistem geliştirilmiştir. Geliştirilen uzman sistem sayesinde örme kumaş üretimi yapan firmalar arasında kusurların tanımlanmasına yönelik bir dil birliğinin sağlanması, hataların sebeplerinin ve çözüm yollarının ortaya çıkarılması ile de hata kaynaklı kalitesizlik maliyetlerinin azaltılması sağlanacaktır. Uzman sistem yapısına, kumaş kusurlarının eşleştirilmesi için kolaylık sağlayacak hata fotoğrafları da eklenmiştir.

Örgü hatasıÖrme kumaşlar
Esra Tuğçe Dıraga
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Biyobozunur lif içeren dış giyimlik dokuma kumaş özelliklerinin incelenmesi

Son yıllarda tekstil üretiminin yol açtığı çevresel etkilerin yanı sıra, sentetik esaslı lif atıklarından kaynaklanan kirlilikler tekstil sektöründe çözüm bekleyen kritik gündem maddeleri arasında yer almıştır. Tekstil endüstrisi kumaş üretim süreçlerinde yaygın, kullanılan lif tipleri ve ortaya çıkan çeşitlilik çevreci ve sürdürülebilir üretim gereklerinden uzaklaşmaktadır. Günümüzde sürdürebilirliğin artan önemiyle, her sektörde olduğu gibi tekstil sektöründe de bu bilinçle üretimlerin yapılması hedeflenmektedir. Biyoplastik kategorisinde yer alan ve çok yönlü kullanımı olan malzeme gruplarından, biyobozunur (biodegradable) ve biyoaktif (bioactive) olan mısır nişastası, pancar kökü veya şeker kamışı gibi yenilenebilir kaynaklardan üretilen termoplastik malzemeler önem kazanmaya başlamıştır. Biyobozunur materyallerin sürdürülebilirlik yaklaşımıyla kullanımı yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu malzemeler çok iyi derecede ısıl şekillendirme, yapıştırma ve boyama özellikleri göstermektedir. Kullanım ömrü kısa olan ürünler ya da karbon ayakizi çok büyük olan standart plastiklere göre rekabetçi avantajlar sağlamaktadır. Tekstil sektörünün mekanik ve performans gereksinimlerini nihai uygulamalara uygun olarak karşılayan % 100 biyo bazlı ve biyolojik olarak parçalanabilir bir nihai giyim ürünü elde etmek, kumaş içerisinde biyobozunur materyaller ve diğer tekstil ham maddelerinin farklarını değerlendirmek önemlidir. Biyobozunur lifler üzerine çok çeşitli çalışmalar yapılmış olsa da; bunların moda sektöründe marka firmaların koleksiyon standartlarına uygunluğu üzerine yeterli veri olmadığı görülmüştür. Bu çalışmada biyobozunur elyaflardan endüstriyel standartları karşılayan çevre dostu dokuma kumaş ürünleri geliştirilmesi, üretim ve nihai ürün performanslarının değerlendirilmesi ve bu alanda literatürdeki eksikliklerin giderilmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapamında polilaktikasit lifinden üretilmiş kumaş ile bu lifin pamuk, viskon ve tencel lifleri ile karışımlarından oluşan kumailar incelenmiştir. Polilaktik asit liflerini kullanmanın, mekanik performans, haslıklar ve biyobozunurluk açısından gereken kalite krtiterlerin sağlayabildiği görülmüştür. Anahtar kelimeler: Biyobozunur lif, Sürdürülebilirik, Dokuma Kumaş, Polilaktikasit lifi

Çisem Ergin
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

R-pet iplik içeren üst giyimlik dokuma kumaşlar üzerine bir çalışma

Bu çalışmada farklı oranlarda r-PET iplik içeren dokuma kumaşların performans özellikleri incelenmiştir. Kumaşlar üst giyimde kullanılacak şekilde tasarlanmıştır. Tez kapsamında toplam 18 adet kumaş dokunmuştur. Dokunan kumaşlar karışımlarına göre 4 grupta incelenmiştir. Her grupta r-PET ve PES karışımlı olarak ayrı ayrı kumaşlar dokunmuştur. Test sonuçlarına göre r-PET karışımlı kumaşlar ile PES karışımlı kumaşlar karşılaştırılmıştır. Test sonuç değerleri arasında farklılar gözlemlenmiştir. Ancak kumaş performansını olumsuz etkileyecek bir sonuç tespit edilmemiştir.

Gül Kavlak
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Giysi tabanlı akıllı sensörlerin üretimi için pamuklu kumaşların haloromik ve fotokromik boyalarla boyanması

Günümüzde kullanıcılar giydikleri giysilerden atmosfer şartlarından koruma ve süslenmenin ötesinde başka ek fonksiyonlar da sağlamasını istemektedirler. Bu nedenle katma değeri yüksek fonksiyonel ve akıllı tekstillere yönelim artmaktadır. Bu tez projesi kapmasında öncelikle pamuklu kumaşların halokromik ve fotokromik boyalarla konvansiyonel çektirme ve emdirme yöntemine göre boyanabilirliğini sağlayacak bir proses geliştirilmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla pamuk liflerinin kimyasal modifikasyonu sonrası yün boyama veya parça boyamacıların kullandığı pigment boyama prosesine göre boyanması üzerinde çalışılmıştır. Ayrıca emdirme yöntemine göre aplikasyon da denenmiştir. Halokromik ve fotokromik boyalar için optimum aplikasyon yöntem ve koşulları saptandıktan sonra bu boyalar için saptanmış bulunan optimum koşullarda ikili kombinasyonları da gerçekleştirilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda; •ortamda tehlikeli bir kimyasal buharı olup olmadığını (asit-baz buharları) haber verebilme (halokromik) ve •bir yandan UV ışınlarına karşı koruma sağlarken diğer yandan UV ışınları ile renk değiştirerek (fotokromik) görsel efekt yaratma fonksiyonlarından birini veya ikisini birden sağlayabilen pamuklu akıllı sensör giysilerin (veya bir giysiye monte edilecek küçük bir etiket veya bir bileklik vb.) üretilmesi için yöntem geliştirilmesi başarılmıştır.

Eray Akkuş
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hava geçişli bağlama yöntemiyle üretilen dokusuz yüzeylerin mekanik ve geçirgenlik özelliklerine telef oranının etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada hava geçişli bağlama yöntemiyle üretilen dokusuz yüzeylerin mekanik ve geçirgenlik özelliklerine telef oranının etkisi incelenmiştir. Tez kapsamında telef elyafı içermeyen kontrol kumaşı ile birlikte yüzde beş, yüzde on ve yüzde onbeş telef oranlarına sahip hava geçişli bağlama yöntemiyle metrekarede seksen gram ağırlığındaki dokusuz yüzeyler üretilmiştir. Çalışmanın amacı, geri dönüşüm yoluyla tekrar kullanılan telef elyafı oranının üretilen dokusuz yüzeyli kumaşların mekanik ve geçirgenlik özellikleri üzerine etkisinin olup olmadığını incelemektir. Üretilen kumaşlara gramaj, kalınlık, hava geçirgenliği, su buharı geçirgenliği, mukavemet, uzama, eğilme dayanımı, boncuklanma ve su emicilik testleri uygulanmıştır. Ayrıca SEM analizi görüntülerinden de faydalanılmıştır. Yapılan testler sonucunda kopma mukavemeti değerlerinin makine yönünde telef oranı doğrultusunda doğrusal bir azalma göstermediği ve makine eni yönünde değerlerin birbirine yakın olduğu gözlemlenmiştir. Hava geçirgenliğinin telef oranının artmasıyla azaldığı, su emiciliğin ise telef oranının artmasıyla arttığı gözlemlenmiştir. Su buharı geçirgenlik değerlerinde ise herhangi bir eğilim ve değerler arasında büyük farklılıklar gözlemlenmemiştir. Eğilme dayanımı değerlerinin makine eni yönünde telef oranının artmasıyla azaldığı gözlenirken makine yönünde kumaş numunelerinin eğilme dayanımları ölçülememiştir. Boncuklanma testinde kumaş yapısından dolayı numunelerde deformasyon ve yırtılmalar gözlemlenmiştir. Yapılan testler sonucunda telefin hava geçişli bağlama yöntemiyle üretilen dokusuz yüzeylerde kullanabileceği, telef oranı miktarının son kullanıcının talepleri doğrultusunda artırılıp azaltılabileceği, telef kullanımıyla geri dönüşüme ve atıkların geri kazanımıyla çevreye katkı sağlayabileceği, üretim maliyetlerinin düşürülebileceği sonucuna varılmıştır.

Göktuğ Kulaksız
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lazer teknolojisinin çorap örme tekniği ile üretilmiş iç göstermeyen taytlarda renklendirme ve desenlendirme olanakları üzerine etkisinin incelenmesi

Bu tez çalışması kapsamında çorap örme tekniğiyle üretilmiş iç göstermeyen taytlarda modaya uygun desen ve tasarımların eldesi için lazer teknolojisinin kullanılabilirliği araştırılmıştır. Bu amaçla öncelikle pamuk ve poliakrilonitril ipliklerden üretilmiş örme kumaşlarda boyama öncesi veya boyama sonrası farklı çözünürlüklerde (10, 20 ve 30 dpi) ve piksel sürelerinde (80, 100 ve 120 µs) lazer ile işlemin elde edilen renk üzerine etkileri incelenmiştir. Ayrıca boyalı pamuk ve akrilik kumaşlara lazerle işlem yapılarak elde edilebilecek renk efektleri saptanmıştır. Kumaşlara renk ölçümleri, haslık testleri (yıkama, sürtme, ter ve ışık), tarayıcı elektron mikroskobu analizi, FTIR analizi, sarılık indeksi tayini ve patlatma mukavemeti testleri uygulanmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda lazer ile işlemin pamuklu kumaşlarda boyama öncesi yapılması durumunda daha açık renkte boyamaya yol açtığı, boyama sonrası yapılması durumunda ise rengi aşındırarak daha açık hâle getirdiği görülmüştür. Akrilik kumaşlarda ise boyama öncesi lazer işlemi uygulanmasının bazik boya alımını bir miktar azaltmakla birlikte önemli bir etkiye yol açmadığı, boyama sonrası lazer uygulanması durumunda ise renkte bir miktar aşınmaya yol açarak sınırlı da olsa desen eldesini sağladığı saptanmıştır. Tez kapsamında numune ölçekli üretim denemelerinde ön yüzü %100 pamuk iplik ve arka yüzü siyah boyalı poliester/elastan iplikten tayt numuneleri üretilmiş ve seçilen bir desene göre taytın bazı bölgelerine lazerle iki farklı koşulda (20 dpi ve 80 µs ile 20 dpi ve 120 µs) desenlendirme yapılmıştır. Daha sonra bu taytlar mavi renkli reaktif boya ile boyandığında aynı rengin farklı tonlarını içeren desen eldesi gerçekleşmiştir. Benzer şekilde reaktif veya indigo boya ile boyanmış taytların çeşitli bölgelerine desene göre lazerle farklı koşulda işlem uygulandığında yine desen eldesinin mümkün olduğu görülmüştür. Ayrıca ön yüzü indigo boyalı pamuk/akrilik iplik ve arka yüzü siyah boyalı poliester/elastan iplikten oluşan taytlarda bölgesel lazer uygulanması sonucu desen elde edilebileceği saptanmıştır. Tez kapsamında elde edilen bulguların ışığı altında, çevredostu temiz lazer uygulamalarının çoraplarda desenlendirme ve renk efekti eldesinde başarıyla kullanılabileceği ve bu bulguların katma değeri yüksek moda-marka ürünlerin üretilmesinin büyük önem taşıdığı günümüz koşullarında oldukça önemli olduğu söylenebilir. Anahtar kelimeler: Lazer, pamuk, poliakrilonitril, reaktif boya, bazik boya, haslık, çevredostu

Sevda Köksal Daban
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nanoliflerden eğrilmiş ipliklerin örme performansı ve kumaş özelliklerinin araştırılması

Nanolifler son yıllarda dokuma olmayan formda (nanoweb) üretilmiş ve kullanılmıştır. Bu yüzeyler genellikle basitliği ve esnekliği sayesinde elektrolif çekimi yöntemi kullanılarak üretilir. Nanolifler, spesifik yüzey alanı ve küçük gözenek boyutları sağlarken, düşük mukavemetleri uygulama alanlarını ve kullanım ömrünü sınırlandırır. Nanolifler günümüzde ağırlıklı olarak filtrasyon, pil ayırıcı, ilaç dağıtımı, yara pansumanı, doku mühendisliği için dokusuz yüzey formunda kullanılmaktadır. Bununla birlikte, endüstriyel nanolif iplik eğirme sistemleri henüz mevcut olmadığından dokuma veya örme kumaş şeklinde kullanılamazlar. Bu çalışmada, PAN nanoliflerden eğrilmiş ipliklerin (nanolif iplik) örgüde kullanım olasılığının araştırılması amaçlanmıştır. Nanolif iplik, bu amaç için tasarlanan ve geliştirilen PLC kontrollü bir iplik makinası kullanılarak elektrospinning yöntemi ile eğirilmiştir. Bu nanolif iplik, kopma mukavemeti ve uzaması, kapilarite ve boyama performansı bakımından geleneksel akrilik ipliği ile karşılaştırılmıştır. Ardından laboratuvar tipi yuvarlak örgü makinesinde kumaş örnekleri örülmüştür. Nanolif ipliğin örme performansı, örme sırasındaki verimlilik ve ipliğin kopması açısından beklendiği gibi geleneksel ipliğin performansından daha düşüktür. Bu çalışma ile literatürde ilk kez, nanolif PAN ipliğinden makinede örülmüş kumaş örneği sunulmuştur. Nanolif ipliğin düşük mukavemetinden dolayı, örme makinesinde minimum hızda ve minimum gerginlikte örülebilmiştir. Ardından, kumaş numuneleri (geleneksel ve nanolif ipliklerden örülmüş kumaşları), bir nanoweb ile birleştirerek hava geçirgenliği ve aerosolfiltrasyon performansları açısından test edilmiştir.

Semat Şenocak
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Atıktan geri dönüşüm yolu ile elde edilen Fe3o4@ac manyetik nanoparçacıkların β-siklodekstrin ile inklüzyon komplekslerinin hazırlanması, karakterizasyonu, kumaşa aplike edilmesi ve güç tutuşurluk, uv geçirgenlik ve elektromanyetik kalkanlama özelliklerinin incelenmesi

Bu tez kapsamında, çam ve kanola bitkisel atıkları piroliz yöntemi ile karbonize edilmiş ve bu atıklar aktifleştirilerek aktif karbon haline getirilmiştir. Aktif karbon ile Ferrit (Fe3O4) reflux metodu ile birleştirilerek Fe3O4@AC bileşiği elde edilmiştir. Fe3O4@AC partikülleri ve β-siklodekstrin, ile yoğurma tekniği kullanılarak CD:Fe3O4@AC inklüzyon kompleksi elde edilmiştir. FTIR, TGA, EDX, XRD ve SEM analizleri ile bileşiklerin karakterizasyonları incelenmiştir. Analizler sonucunda Fe3O4@AC bileşiğinin ve CD:Fe3O4@AC komplekslerinin başarıyla sentezlendiği görülmüştür. Fe3O4@AC bileşiğiyle ve CD:Fe3O4@AC kompleksiyle %100 pamuklu dokuma kumaşlar kaplanmıştır. Kaplanan kumaşlara UV koruma, güç tutuşurluk ve elektromanyetik kalkanlama özellikleri kazandırılması hedeflenmiştir. Kaplama işlemi uygulanan kumaşlara UV koruma, güç tutuşurluk ve elektromaynetik kalkanlama testleri yapılmıştır. Kumaş testleri sonucunda UV koruyuculuk ve güç tutuşur özellik görülmüştür. Ancak hem Fe3O4@AC bileşiği ve hem de CD:Fe3O4@AC kompleksiyle kaplanan kumaşlarda elektromanyetik kalkanlama özelliği elde edilememiştir.

Burcu Açıkbaş
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Elektro lif çekimi yöntemi ile balık jelatini /gümüş/PLA'dan nanolifli yüzey üretimi ve karakterizasyonu

Bu çalışmada, çevresel atık oluşturan balık pullarından (BP) gümüş nitrat nanopartikülleri (AgNO₃) ve poli(laktik asit) (PLA) taşıyıcı polimeri ile birlikte nanolifli yüzey üretimi gerçekleştirilmiş ve üretilen yüzeylerin karakteristik özellikleri incelenmiştir. Balıkçılık sektörünün bir atığı olan balık pullarından balık jelatini elde edilmiştir. Elde edilen balık jelatini Ag ve PLA ile birlikte elektro lif çekimi ünitesinde nanolifli yüzey üretiminde kullanılmıştır. Balık pullarından elde edilen balık jelatini ve Ag %10'luk PLA çözeltisi içerisine üç farklı oranda ilave edilmiştir. Nanolif üretimi, hazırlanan çözeltinin 10 ml'lik şırıngadan, saatte 0,5 ml besleme hızı ile 11 kV gerilim altında, 10 cm uzaklıktaki toplayıcı üzerine gönderilmesi ile gerçekleştirilmiştir. Üretilen nanolifli yüzeylerin karakterizasyonu X-ışını kırınımı (XRD), Fouirer transform kızılötesi spektrofotometre (FTIR), taramalı elektron mikroskobu (SEM) ve enerji dağılımlı X ışını analizi (EDX) ile analiz edilmiştir.

BalıklarDoku mühendisliğiElektroeğirme yöntemi+4
Gizem Ulusoy
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Pamuklu kumaşların enzimatik renklendirilmesinin geliştirilmesi ve ekonomik ve ekolojik açılardan reaktif boyama ile karşılaştırılması

Son yıllarda tekstilin diğer alanlarında olduğu gibi tekstil boyamacılığı alanında da çevredostu üretim alternatifleri üzerinde yoğun araştırmalar yapılmaktadır. Bu açıdan önemli fırsatlar vadeden bir yaklaşım çeşitli renksiz başlangıç maddeleri kullanılarak bunların lakkaz ile enzimatik reaksiyon sonucu boya molekülüne dönüştürülmesi ve müteakip veya eşzamanlı olarak liflerin boyanmasıdır. Bu tez kapsamında öncelikle başlangıç maddesi olarak fenol, amin ve bunların karışımı kullanılarak enzimatik boya sentezine ilişkin reaksiyon mekanizması ve elde edilen boyaların kimyasal yapıları Foruier Dönüşümlü Kızıl Ötesi Spekstroskopisi ve Nükleer Manyetik Rezonans Spekstroskopisi analizleri ile detaylı olarak aydınlatılmıştır. Ardından lakkaz ile enzimatik renklendirmede ultrason teknolojisi kullanımının ve enzim orijininin etkisi incelenerek literatürde daha önceki çalışmalarda elde edilmiş olan sonuçlar geliştirilmeye çalışılmıştır. Bunun ötesinde pamuğun kendi doğasında bulunan renk veren pigmentlerin veya bitkilerden ekstrakte edilen doğal başlangıç maddelerinin enzimatik renklendirmede kullanım olanakları araştırılmıştır. Son olarak, enzimatik boyamaların teknik (renk tekrarlanabilirliği; yıkama, sürtme, ışık ile ter haslığı değerleri ve UV koruma faktörü), ekonomik (bir kg kumaşın boyanması için gerekli kimyasal, enerji ve su tüketimi) ve ekolojik (atık suyun pH'ı, kimyasal oksijen ihtiyacı, biyolojik oksijen ihtiyacı, toplam çözünmüş katı madde miktarı, toplam Kjeldahl azotu ve klorür içeriği) açılardan günümüz pamuk boyamacılığında en fazla kullanılan yöntem olan reaktif boyama ile karşılaştırılması ve optimum reçetelerin endüstriyel ölçekli üretim koşullarında denenmesi gerçekleştirilmiştir.

BoyamaEkolojiEkonomi+3
Bürhan Buğdaycı
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Örme kumaş üretiminde makine girişim probleminin simülasyon tekniğiyle analizi

Bu çalışmanın amacı örme işletmesinde verimlilik artışı sağlamak için simülasyon tekniği kullanarak makine duruşlarını ve maliyetleri minimize etmektir. Bu amaç doğrultusunda, bir örme kumaş üreticisine ait gerçek veriler incelenmiştir. Devamında firmanın kendi yazılımı kullanılarak bir yıllık siparişler filtrelenip, en çok gelen siparişler belirlenmiştir. Söz konusu siparişlere göre makine duruşları, duruş tipleri ve duruşlara müdahale süreleri zaman etüdüyle kaydedilmiş, ilgili bilgiler Simul8 yazılımına aktarılarak simülasyon modeli kurulmuştur. Kurulan modelin geçerliliği sağlandıktan sonra alternatif modeller oluşturulup, çeşitli verimlilik ve maliyet analizleri yapılmıştır. Farklı sipariş tipleri için bir operatörün ilgilenmesi gereken makine sayısı hakkında önerilerde bulunulmuştur.

BenzetimMakine girişim problemiVerimlilik+2
Gökhan Durmaz
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı elyaf tipi ve kumaş yapılarının dokuma filtrelerin performansına etkilerinin incelenmesi

Tekstil sektörünün en hızlı büyüyen alanlarından biri olan teknik tekstiller, günümüzde tıp, taşımacılık, paketleme, koruyucu giysiler, tarım, inşaat, spor malzemeleri, jeotekstiller ve sanayi gibi birçok alanda kullanılmaktadır. Teknik tekstilin kapsamına giren filtrasyon tekstilleri ise günümüzde her sektörde kullanılmaktadır. Filtre yapıları farklı üretim yöntemleriyle (dokuma, örme, dokusuz yüzey) üretilmektedir. Tekstil üretim metoduyla elde edilen filtre yapıları oldukça geniş bir kullanım alanına sahip olmaktadır. Filtrasyon işlemi, bir akışkanda bulunan belirli boyutlara sahip parçacıkların filtre yapıları kullanılarak bu akışkandan ayrılması ve akışkanın saflığının arttırılması işlemi olarak tanımlanmaktadır. Filtrasyon işlemi sonucunda katma değeri yüksek parçacıkların geri kazanımı ve endüstriyel atıkların doğaya atılmadan önce temizlenmesi sağlanmaktadır. Tez çalışması kapsamında, temel üretim parametrelerinden elyaf tipi ve kumaş yapısının dokuma filtre performansına etkileri incelenmiştir. Bu amaçla farklı monofilament iplik (polipropilen, poliester, poliamid) ve farklı konstrüksiyon yapısı (bezayağı, dimi, ribs ve panama) kullanılarak dokuma filtre kumaşları üretilmiştir. Üretilen dokuma filtre kumaşlarının verimliliğini incelemek amacıyla performans testleri yapılmıştır. Tez çalışması kapsamında temel kumaş parametreleri ve dokuma filtre etkinliği arasındaki ilişkiler somut bir şekilde ortaya konarak, madencilik sektörüne yönelik yüksek performanslı filtre üretimi için önemli bir bilgi birikimi oluşturulması hedeflenmektedir. Filtre kumaşlarına yapılan analizler sonucunda filtrasyon performansını arttıran parametreler tespit edilerek, bu konudaki bilimsel çalışmaların ilerleme yönü hakkında araştırmacılara ve üreticilere yol göstermesi hedeflenmiştir.

Dokuma kumaşlarElyafFiltreleme+2
Aysu İldeniz
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Polyester dokuma kumaşların akustik özellikleri ile gözeneklilik ve geçirgenlik özellikleri arasındaki ilişkinin araştırılması

Bu çalışmada farklı lif enine kesit şekline sahip polyester (PET) filament iplikler kullanılarak farklı doku ve atkı sıklıklarında dokuma kumaşlar üretilmiştir. İplik lif enine kesit şekli, kumaş doku ve atkı sıklığındaki değişimin kumaşların yapısal (gramaj, sıklık, kalınlık, gözeneklilik), geçirgenlik ve akustik özelliklerine etkisi ile aralarındaki ilişki incelenmiştir. Sonuçlar istatiksel olarak değerlendirilerek faktörler arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Bu amaçla; çalışma kapsamında aynı üretim teknolojisine ancak farklı lif enine kesit şekline sahip üç adet filament polyester iplik kullanılarak üç farklı doku ve iki farklı atkı sıklığı ile 18 adet kumaş numunesi üretilmiştir. Kumaş numunelerinin gramaj, kalınlık, kopma mukavemeti, hava geçirgenliği, ses yutum katsayısı, ses iletim kaybı özellikleri test edilmiştir. Kumaş gözeneklilik ve örtme faktörü değerleri hesaplanmıştır. Ayrıca farklı yapıdaki dokuma kumaş numunelerinin yapısal ve mekanik özelliklerini incelemek için SiroFAST testleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar ve değerlendirilen bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişki istatistiksel yöntemler kullanılarak incelenmiştir. Sonuçlar iplik lif enine kesit şekli, dokuma kumaş doku tipi ve atkı sıklığı özelliklerindeki değişimin kumaş yapısal ve akustik özelliklerini etkilediğini ortaya koymuştur. Dokuma kumaş yapılarının akustik özellikleri dikkate alındığında, ölçüm frekansı arttıkça ses yutum katsayısı ve ses iletim kaybı değerlerinin de arttığı belirlenmiştir.

GözeneklilikHava geçirgenliğiLifler+1
Dilek Altıntaş Akay
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Akıllı tekstiller alanında kullanılmak üzere termokromik ve multikromik pamuklu kumaşlar eldesi

Günümüzde katma değeri yüksek teknik, fonksiyonel ve akıllı tekstillerin önemi giderek artmaktadır. Akıllı tekstillerin bir sınıfı da kromik materyallerdir. Kromizm belirli etkenlerle (sıcaklık, çözücü, pH vb.) renkte oluşan tersinir değişikliktir. Bu tez projesi kapmasında öncelikle pamuklu kumaşların termokromik boyalarla konvansiyonel çektirme ve emdirme yöntemlerine göre boyanabilirliğini sağlayacak bir proses geliştirilmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla pamuk liflerinin kimyasal modifikasyonu sonrası yün boyama veya parça boyamacıların kullandığı pigment boyama prosesine göre boyanması üzerinde çalışılmıştır. Termokromik boyalar için optimum aplikasyon yöntem ve koşulları saptandıktan sonra, termokromik boyaların halokromik ve/veya fotokromik boyalarla ikili ve üçlü kombinasyonları da gerçekleştirilmiştir. Termokromik, halokromik ve fotokromik boyaların üçlü kombinasyonu kullanılarak ortam ısısının çalışan kişi için rahatsız edici veya risk oluşturucu olup olmadığını haber veren (termokromik), iş ortamında tehlikeli bir kimyasal buharı olup olmadığını (asit- alkali buharları) haber veren (halokromik) ve bir yandan UV ışınlarına karşı koruma sağlarken diğer yandan UV ışınları ile renk değiştirerek (fotokromik) görsel efekt yaratan pamuklu akıllı multikromik sensör giysilerin üretilmesi için yöntem geliştirilmiştir.

Akıllı tekstilPamukSensörler+1
Uğur Ergünay
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Perde olarak kullanılan dokuma kumaşların seçilmiş dayanım ve estetik performans özelliklerinin araştırılması

Ev tekstili Türkiye'de tekstil üretiminin ve ihracatının en önemli kalemlerinden biridir. Perdelik kumaşlar ev tekstili sektöründe oldukça geniş bir paya sahiptir. Tüketicilerin perdelik kumaşlardan beklentisi hem estetik olarak hoş görünmesi ve kullanım ömrünüm uzun olmasıdır. Bundan dolayı bu kumaşlar için en önemli iki parametre dayanıklılık ve estetik olmasıdır. Perdelik kumaşlardan beklenen en önemli estetik özellik dökümlülüktür. Kumaşların esnekliği ve ağırlığı bu özelliğin kazandırılmasında etkilidir. Bunun yanında buruşmazlık özelliği de perdelik kumaşlar için önem taşır. Ancak, bunların yanında tüketici yüksek dayanım performansı da beklemektedir. Kumaş mukavemeti, kumaşların kullanım sırasında gösterdiği performans ve dayanıklılığının belirlenmesinde önemli bir unsurdur. Bu çalışmada perdelik olarak kullanılan, farklı elyaf tiplerindeki kumaşların dökümlülük, mukavemet ve buruşma özellikleri araştırılmıştır.

Dokuma kumaşlarKopma direnciKumaşlar+2
Nida Doğdu
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Poliamid kumaşlar üzerinde boya kullanılmadan renk eldesi

Tekstil yaş işlemleri arasında renklendirme işlemleri en fazla çevre kirliliğine yol açan işlem adımıdır. Çevresel açıdan sakıncalı proseslerin yerine sürdürülebilir üretimi destekleyen yeni yaklaşımlar literatürde yoğun olarak araştırılmaktadır. Kimyasal proseslerin çevredostu yöntemlerle ikamesi düşünüldüğünde ise akla gelenlerden birisi enzimatik işlemlerdir. Son yıllarda literatürde lakkaz enzimlerinin tekstil boyamacılığında kullanımı üzerine ilginç ve gelecek için ümit verici çalışmalar dikkati çekmektedir. Ancak henüz enzimatik renklendirme konusundaki çalışmalar oldukça sınırlıdır ve özellikle poliamid üzerinde yeterli başarı sağlanamamıştır. Bu tezin amacı poliamid örme kumaşların çektirme yöntemine göre 1:2 metal kompleks boyarmaddelerle boyanmasına alternatif olabilecek çevredostu enzimatik boyama yöntemi geliştirilmesidir. Bu amaçla başlangıç maddesi olarak çeşitli fenol ve amin bileşikleri ile bunların karışımları kullanılarak lakkaz enzimi ile oksidasyon yoluyla renklendirme yapılmış ve elde edilen sonuçlar teknik ve ekonomik açılardan 1:2 metal kompleks boyamalarla karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre poliamidin sarı, kırmızı, mavi ve kahverengi tonlarında enzimatik olarak renklendirilebileceği ve boyamaların düzgünlük ve haslık özelliklerinin (yıkama, sürtme ve ter) oldukça iyi olduğu söylenebilir. Yalnız enzimatik renklendirmelerin ışık haslıklarının konvansiyonel boyamaya kıyasla kötü olduğu saptanmıştır. Yapılan çalışmalar enzimatik renklendirmenin 1:2 metal kompleks boyamaya kıyasla daha az enerji tüketerek daha kısa sürede ve daha düşük maliyetli bir proses olduğunu göstermiştir. Dolayısı ile enzimatik renklendirmenin 1:2 metal kompleks boyamaya alternatif çevre dostu bir proses olduğu, ancak performans özellikleri açısından halen geliştirilmesi gereken yönlerinin de bulunduğu söylenebilir.

BoyamaEnzimatik yöntemlerHaslık+3
Ece Karagören
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tekstil boyama ve baskı işletmelerinde yaşam döngüsü değerlendirmesi çalışması

Dokuma kumaşların baskı işletmesinde ve örme kumaşların boyahane işletmesinde geçtiği her bir işlem basamağının çevresel etkilerinin ortaya çıkarılması, çevresel etkiler açısından işlemler arasındaki kabul edilebilir farkların açığa çıkarılması, numunelerin çevresel etkilerinin çeşitli kumaş parametreleri ile ilişkisini incelemek amacıyla Trakya Bölgesinde faaliyet gösteren iki farklı firmaya ait boyahane ve baskı işletmelerinde fonksiyonel birimi 1 kg renkli kumaş olan toplam 11 adet kapıdan kapıya yaşam döngüsü değerlendirmesi yapılmıştır. Çalışma, ISO 14044:2006 Çevre Yönetimi-Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi-Gereksinimler ve Kılavuzlar Standardına bağlı kalınarak, GaBi ts 9.5 profesyonel versiyonu ile gerçekleştirilmiştir. Yaşam döngüsü envanteri birincil veriler, işletme raporları ve GaBi profesyonel veritabanından yararlanılarak oluşturulmuştur. Yaşam döngüsü etki değerlendirmesi CML2001-Ağustos 2016 etki metodolojisine göre yapılmıştır. Trakya Bölgesi yerel çevre sorunlarına gösterge oluşturması açısından çevresel etki kategorilerinden, asidifikasyon potansiyeli (AP-kg SO2eş.), ötrofikasyon potansiyeli (EP-kg PO4-3eş.), tatlı su akuatikleri ekotoksisite potansiyeli (FAETP-kg DCBeş.), insan toksisite potansiyeli (HTP-kg DCBeş.), küresel ısınma potansiyeli (GWP100-kg CO2eş.), fotokimyasal ozon oluşturma potansiyeli (POCP-kg C2H4eş.) seçilerek hassas nokta incelemesi yapılmıştır. Hassas nokta değerlendirmeleri sonucunda yumuşatıcı, elektrik, buhar, doğalgaz, reaktif boyarmadde, H2O2, NaOH ve soda girdilerinin farklı oranlarda kirletici kaynakları olduğu tespit edilmiştir. Kumaş parametreleri açısından gramaj ve elyaf cinsinin çevresel etki değerlerine kritik düzeyde etkisi olduğu bulunmuştur.

Baskı resimKumaşlarPamuk+3
Hayal Oktay
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Denim kumaş üretiminde hataların analizi ve mamul ürüne etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı denim konfeksiyon işletmelerinde, her kumaşın kendine ait özelliklerine göre hata puanlarının alt ve üst limitlerini kontrol kartları yardımıyla belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda kumaş tipine bağlı olarak farklı denim kumaşları kontrol kartı yardımıyla incelenip, üst kontrol limitleri belirlenmiştir. 3 yıllık bir veri kaydının incelendiği bu çalışmadaki diğer bir amaç, hata puanlarının bitmiş ürüne etkisinin olup olmadığını incelemektir. Uygulamanın gerçekleştirildiği işletme verileri ışığında söz konusu etkinin olmadığı istatiksel olarak tespit edilmiştir. Bunların dışında kumaş hatalarının üst kontrol limitlerine ait veriler kullanılarak, işletmede uygulama kolaylığı sağlamak ve kumaş tiplerini gruplandırmak amacıyla kümeleme analizi uygulaması gerçekleştirilmiştir.

Konfeksiyon sektörüKontrol kartlarıKumaş hataları+2
Fatih Kapucuoğlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Elektro lif çekim yöntemiyle üretilen nanolif ipliklerin karbonizasyonunun araştırılması

Sahip oldukları üstün özellikleri sayesinde karbon nanolifler teknolojik açıdan ilgi çeken ileri malzemeler arasında olup, PAN esaslı nanolifleri elektro lif çekim yöntemiyle (electrospinning) nanolifli yüzeyler şeklinde üretmek ve ardından bu yüzeylerin karbonizasyonu bu alanda kullanılan yöntemler arasındadır. Son yıllarda elektro lif çekimiyle nanolifleri iplik halinde eğirme yöntemlerinin geliştirilmeye başlanması ile nanolifli yüzey yerine nanolif ipliklerin karbonlaştırılması ise nispeten yeni bir çalışma alanı olarak ortaya çıkmıştır. Bu doğrultuda sunulan tez çalışmasında günümüzün özel malzemeleri arasında yer alan karbon nanoliflerin iplik formunda üretilmesi ve özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla öncelikle PAN esaslı nanolif ipliklerin elektro lif çekim yöntemiyle büküm verilerek eğrilmesi işlemi gerçekleştirilmiştir. Daha sonra, elde edilen nanolif ipliklere stabilizasyon ve karbonizasyon işlemleri uygulanmıştır. Stabilizasyon işleminde farklı sıcaklık (230 °C, 240 °C ve 250 °C) ve işlem süresinin (1, 2, 3 ve 4 saat) etkisi incelenerek optimum koşullar belirlenmiştir. Karbonizasyon işleminde ise farklı sıcaklık (800 °C, 900 °C ve 1000 °C), işlem süresi (1 dk, 30 dk ve 1 saat) ve sıcaklık artış hızının (5 °C/dk, 7,5 °C/dk ve 10 °C/dk) etkisi incelenmiştir. Uygulanan işlemler sonucu elde edilen iplik yapı ve özelliklerindeki değişimler ve işlem parametrelerinin etkileri irdelenmiştir. Çalışmada ayrıca nanolifli yüzey formuna kıyasla nanolif iplik eğirme prosesinin olumlu etkisi gözlenmiştir. Stabilizasyon işleminde 250 °C ve 1 saat işlem koşulları optimum parametre olarak belirlenmiş, ağırlıkça en yüksek karbon element içeriği ise 5 °C/dk sıcaklık artış hızıyla 1000 °C'de 1 saat boyunca gerçekleştirilen karbonizasyon işlemi sonrasında elde edilmiştir.

Karbon nanotüpLif çekme yöntemiNanolif+1
Volkan Yalı
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimEN

Investigation and enhancement of the mechnanical properties of the fabric reinforced hybrid composites

Since the discovery of steel, metal materials have been the most preferred types of materials for engineering applications. However in the last century, there has been an ever-inreasing demand for novel materials with high specific mechanical properties, high stiffness-to-weight ratio and high strength-to-weight ratio which especially led the researchers to discover new materials by combining existing materials, namely known as composites. Most of the composite structures used in advanced applications are textile reinforced composites. The primary aim of this work is to create a novel generation hybrid composite structure with improved mechanical properties. When a hybrid structure comprising two or more different types of fibers is used, desirable properties of a fiber eliminate the undesirable properties of the other. As a result, a balance of performance and cost can be achieved with appropriate material design. It is also known that the fiber-matrix interface has a prominent role in the mechanical performance of textile reinforced composites. This contribution mainly relates to the ability of the interface to transfer mechanical load to the matrix reinforcement material during loading. It has been shown in the literature that the long-term performance and fatigue life of composites are effectively controlled by micromechanical damage processes occurring at the fiber-matrix interface. In this thesis, hybrid composite structures were manufactured by vacuum assisted resin transfer molding method using three different woven fabrics (jute, E-glass and carbon) as the reinforcing material and polyester resin as the matrix material. It was aimed to reduce the cost by adding jute fabric while by using E-glass and carbon fabrics to improve the mechanical properties. In addition, it was observed that previous studies on textile reinforced composites have generally used fiber or unidirectional structures as the reinforcement material. In this study, woven fabric structures were preferred because they show better impact strength and more stable structure. By using these materials firstly one type of fabric reinforced composite materials and nine hybrid composite materials in the form of binary combinations of these three different fabrics were produced. All composite structures comprise four layers of fabric. The void ratios, mechanical properties (tensile and impact strength) and thermal properties (dynamic mechanical analysis, thermogravimetric analysis and differential scanning calorimetry analysis) of these twelve different composite structures were investigated. When previous studies were examined, it was appeared that there were many studies about investigation of the mechanical properties of textile reinforced composites. In those studies, the effects of changing the reinforcement materials (different fiber types) and the alignment of the reinforcement material (fabric) on the mechanical properties of composite materials were investigated. Within the scope of this thesis, tests were performed with samples that taken from both directions of composite material, taking into consideration the weft and warp direction of the fabric, which is an important factor for the woven fabrics. The obtained results showed that the analysis results of the samples taken from these directions had a big difference and the fact that there was not any study considering the weft and warp directions of reinforcing material displays the deficiency in the field of textile reinforced composites. Since produced composite specimens were thought to be suitable for use in the automotive industry, it has been concluded that thermal analysis other than mechanical tests were also appropriate for these materials. These tests had been carried out in order to understand how the increase in the temperature of the internal parts during the operation of the automobiles influences the structure of the material and its thermo-mechanical properties. The results of the mechanical tests showed that the highest tensile strength result was obtained with the carbon fabric reinforced composite structure while the E-glass reinforced composite material was attained for the highest impact strength. The jute fabric reinforced sample had the lowest values in both test results. When the hybrid specimens were examined, it was understood that the best results in tensile strength tests were obtained with constructions in which the high tensile strength fabrics placed to the outer layers of the composite structure, whereas the higher impact strengths were achieved by placing fabrics which have high impact strength to the inner layers. At the second part of the thesis study, the effects of addition of nano filler materials on the mechanical properties of composite structures were examined. In this study, carbon nanotubes with a combination of excellent mechanical, electronic and thermal properties had been preferred as nanofiller materials. It was seen that in previous studies in order to improve the mechanical properties of composite materials, the most widely used type of multi-walled carbon nanotube (MWCNT) was pristine MWCNT and that there was not any study about MWCNTs with hydroxyl and carboxyl functional groups. In this thesis, pristine MWCNT, MWCNT-OH and MWCNT-COOH were used as the nano-filler material in order to determine how the MWCNTs with different functional groups affect the mechanical properties compared to pristine MWCNT. Thirty-six composite specimens were produced by adding these three nano-filler materials to twelve different constructions. Mechanical and thermal analysis of those thirty-six samples were performed and the results were compared with those of not nano-filler added composite materials. When examining the changes in mechanical properties, it was found that all three types of MWCNTs positively affected the tensile and impact strengths, and it was understood that the best results were obtained with pristine MWCNT added samples. In addition, void ratios, which have major effects on the mechanical properties of composite materials, were also calculated and it was found that void ratios were decreased by the addition of different types of MWCNTs. Dynamic mechanical analysis (DMA), thermogravimetric analysis (TGA) and differential scanning calorimetry (DSC) analysis were performed as thermal analysis. All three tests were applied to composite samples as well as polyester resin and fabric samples. When the literature was examined, no study has been found on the application of dynamic mechanical analysis to fabric structures. It was seen from the DMA results that, the carbon fabric structure has higher moduli (storage and loss moduli) than the others and that with increasing temperature there is a decrease in the moduli of carbon and E-glass fabrics, while an increase in the modulus of jute fabric structure. Dynamic mechanical analysis results of composite specimens showed that the moduli were higher in the samples taken from the warp direction of the material and the MWCNT addition affected the modulus values positively. Thermogravimetric analysis of the fabrics revealed that the jute fabric structure was passed through two degradation stages at about 255°C and 345°C, and that the carbon fabric started to degrade at around 520°C, while E-glass fabric did not show any degradation till to 600°C. When the thermogravimetric analysis results of composite structures were considered, different types of MWCNTs had slightly increased the degradation temperature of composite materials. DSC analysis of both fabric and composite materials showed that the jute-containing samples showed an endothermic reaction at around 55°C due to the impurities and humidity in the jute fabric. Apart from the TGA results, it has been determined that the addition of MWCNTs has nearly no effect on the degradation temperature of the samples. The significance of the mechanical test results (tensile and impact strength) were examined by full factorial analysis method with the help of MINITAB software program and it was observed that the four selected factors (yarn material type, fabric direction, fabric stacking sequences and MWCNT type) had statistically significant effects on mechanical properties. It was seen that the most effective factor on the mechanical properties of the composite structure was the yarn (material) type, while the least effective one was the type of MWCNT. In addition, the bonding strength of reinforcement and matrix materials were investigated via scanning electron microscope images. The hybrid composite structures that produced as a result of this work is expected to be a suitable material for the automotive industry due to its mechanical properties and lightweight. As it provides less energy and fuel consumption in vehicles, lightness has become a necessity for automobiles. By taking into account the decline in fossil fuel supplies and global warming, it is clear that how lightness of a vehicle is an important factor for the environment. Within the scope of this doctoral dissertation, the below subjects that have not been carried out in previous works were studied on. These are;  Dynamic mechanical analysis of fabrics was carried out,  It has been proved that the mechanical and thermo-mechanical properties of the woven fabric reinforced composites vary considerably accordingly to the warp/weft directions of the fabric reinforcement,  Instead of epoxy resin that was used in almost all studies about E-glass and carbon reinforced composites, polyester resin which is lighter and cheaper than epoxy was utilized in this study to demonstrate that polyester based composites can also achieve sufficient mechanical properties for automotive industry.  It has been examined how the hydroxyl and carboxyl functionalized MWCNTs contribute to the mechanical properties of materials compared to pristine MWCNT and it has been proved that pristine MWCNT had higher effect on mechanical properties of textile reinforced hybrid composites. In the light of these studies, it is thought that the results obtained from this doctoral dissertation will guide the following studies about fabric reinforced polymer composite materials.

Hande Sezgin
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hazır giyim sektöründe satın alma ofislerinin rolü ve hizmet kalitesinin değerlendirmesi

Perakende sektörü, nihai tüketici ile üretici arasında köprü vazifesi gören, dünya ticaret hacminde en büyük paya sahip olan sektördür. Perakende sektörü içinde ise birinci sırayı gıda ürünleri, takip eden ikinci sırayı ise hazır giyim ürünleri almaktadır. Türkiye hazır giyim sektöründe pek çok global markaya ürün tedariki sağlayan, önemli bir oyuncudur. Global markalar Türkiye'den yaptıkları satın almayı genellikle satın alma ofisleri aracılığıyla yapmaktadırlar. Satın alma ofisleri bu bakımdan Türk tekstil ve hazır giyim tedarikçileri ile iş müşterisi olan perakendecileri bir araya getirerek sektörün devamlılığına önemli bir katkı sağlamaktadır. Satın alma ofisleri perakendeci müşterisine konsept planı oluşturmadan yükleme, gümrük ve finansal işlemlere kadar satın alma sürecinin her basamağında destek hizmeti sunmaktadır. Hizmet kalitesi arttıkça, müşteri memnuniyetinin de artacağı ve iş ilişkisinin devamlılığının sağlanacağı bilinmektedir. Bu çalışmada, B2B sektöründe faaliyet göstermekte satın alma ofisleri için hizmet kalitesinin bileşenlerinin belirlenmesi ve müşteri memnuniyeti ile söz konusu bileşenlerin arasındaki ilişkilerin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bunun yanısıra hizmet kalite bileşenlerinin hangi perakende satın alma süreci ile daha fazla ilişkili olduğu ve söz konusu bileşenlerin perakendeci tiplerine göre farklılık gösterip göstermediğinin analizinin yapılması amaçlanmıştır. Bu bağlamda satın alma ofislerinde müşteri temsilcisi pozisyonunda çalışmakta olan katılımcılar ile bir saha çalışması gerçekleştirilmiş, açımlayıcı faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi ve yapısal eşitlik modellemesi uygulamasıyla hizmet kalitesi bileşenlerinin belirlenmesi ve memnuniyet ile ilişkisi ortaya konmuştur. Yapılan analizler müşteri memnuniyetinin en çok organizasyon içi iletişim, finansal konularda uyumlu çalışma ve güven ve satın alma ofisi çalışanlarının sahip olduğu bilgi seviyesi ile ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Perakendeci süreçleri ile hizmet kalitesi bileşenlerinin ilişkilendirilmesi ve elde edilen eşleştirmenin yapısal eşitlik modeli sonuçları ile karşılaştırılması müşteri memnuniyetine etki eden hizmet bileşenlerinin her süreçte etkin olan hizmet kalitesi bileşenleri olmadığını ortaya koymuştur. Perakendeci tipi ile hizmet kalitesi bileşenlerinin karşılaştırmalı incelenmesi ise tüm hizmet bileşenleri için olmamakla birlikte teknolojik ve finansal esneklik ile bilgi bileşenlerinde perakendeci tipi açısından farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur.

Hazır giyimHazır giyim sektörüHizmet kalitesi+3
Zeynep Kavitaş Durgun
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hazır giyim perakende sektöründe etkinlik analizi

Daha sonra doldurulacaktır

Tolga Ercan
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Fabrication and characterization of ultra high performance cnts/pei nanocomposite filaments for additive manufacturing

Additive manufacturing (AM) or three-dimensional (3D) printing by another name produces a diverse range of geometrical shapes by layer by layer deposition while eliminating post-processes such as cutting and trimming. Fused deposition method (FDM) has been most widely used 3D printing technology that works with the principle of layer by layer deposition of guiding melted thermoplastic filaments. So far, due to their low cost and easy processability acrylonitrile butadiene styrene (ABS), polylactic acid (PLA) and polyamide (PA) have been most used thermoplastic polymers. However, they are not strong and durable enough to tolerate high loads particularly in structural components. Besides, due to the intrinsically restricted mechanical response of these printed polymer structures, there is significant demand to fabricate high performance structures by using 3D printers. Thus, high performance thermoplastic materials such as polyetherimide (PEI) and polyether ether ketone (PEEK) have been found promising as competitors to strong and conductive but relatively dense metals and metal alloys in aerospace applications. Even though, there are still processing challenges such as high melting temperatures and the need of good control on ambient temperature, 3D printing technique offers many advantages in the fabrication of structural polymer based components, including high precision, cost effectiveness and customized complex 3D geometries. Another asset to utilize strong but light weight polymer filaments in 3D printers is their ability to tune their micro structures by incorporating nanomaterials. Among many nanomaterials, carbon nanotubes (CNTs) have been a substantial area of research over last two decades due to nanotubes' high aspect ratio, low mass density and superior electrical, mechanical and thermal properties. Novel advanced materials produced from CNTs blended with amorphous high performance PEI polymers, provide new capabilities and new skills in aerospace applications. Not only engineered materials but also the use of 3D printing technology facilitates chemically and thermally resistant and conductive prototype production with complex geometries. More importantly, 3D printed objects fabricated by using conductive filler reinforced filaments have ability to conduct electrons. All these efforts on nanocomposite filaments addresses the possibilities to replace metals and metal alloys. This thesis attempts to explore CNTs reinforced PEI nanocomposite conductive filament fabrication by melt processing and their later use in AM process. First, customized twin-screw and single-screw extruders were designed to process high performance polymers including PEI and PEEK % CNTs/PEI nanocomposite filaments were fabricated by using consecutive single and twin-screw extrusion processes. Prior to single-screw extrusion, CNTs and PEI granules were directly fed through twin-screw extruder to produce CNTs/PEI blended pellets. To ensure homogeneous CNTs dispersion in PEI matrix that dictates the electrical conductivity and mechanical performance of nanocomposite, twin-screw extrusion was repeated for five times and then nanocomposite strands were granulized to be later fed into the single extruder to produce CNTs/PEI nanocomposite filaments. CNTs reinforced nanocomposite filaments were fabricated with diameter of 1.70 mm, which was specifically aimed for additive manufacturing. Thermal characterization of both neat PEI and CNTs/PEI samples was performed by Differential Scanning Calorimeter (DSC) which pointed out that the introduction of CNTs did not change thermal transition of PEI. Thermogravimetric analysis (TGA) revealed that CNTs caused slight shift in decomposition temperature compared to neat PEI. Morphological studies of both scanning electron microscopy (SEM) and transmission electron microscopy (TEM) revealed that CNTs were homogeneously dispersed and distributed in PEI matrix. TEM micrographs clearly pointed out that CNTs were also oriented along extrusion direction without having any curly conformation or agglomerated CNTs clusters due to flow induced orientation. This effect positively contributed both to tensile properties and, conductivity by reducing percolation threshold of CNTs/PEI filaments. Volume conductivity measurements by four point probe method showed that CNTs presence in the PEI matrix significantly increased the conductivity. For 7 wt % CNTs/PEI filaments, surface conductivity was achieved up to 2.57x10^{-1} S/cm. Percolation threshold of CNTs/PEI nanocomposite system was estimated between 0.1 and 0.25 wt %, which was remarkably lower than reference studies in literature. Moreover, specific stiffness showed gradual increase up to 20 % with CNTs addition where specific tensile strength of nanocomposite filaments with 7 wt % CNTs reinforced improved about 10 % compared to neat PEI specimen. Overall, this thesis traces the effect of CNTs on electrical and mechanical properties of CNTs/PEI 3D printer filaments and also highlights the process and material requirements to work with structural polymers in melt processes.

Özge Kaynan
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Elektronik tekstil tabanlı romatoid artrit rehabilitasyon eldiveni geliştirilmesi

Teknolojide hızla yaşanan gelişmeler ile elektroniğin kullanım alanı gelişmiş, elektronik sistemler, tekstil gibi alanlara entegre olmaya başlamıştır. Tekstil, vücuda teması yakın olması gereken ve konfor ihtiyacı gerektiren ürünlerin giyilebilir alternatiflerinin teknoloji ile harmanlanabileceği interaktif bir tasarım sahası olmuştur. Elektronik tabanlı akıllı kıyafetler, endüstriyel tasarım, moda, tekstil mühendisliği elektronik mühendisliği, bilgisayar ve yazılım mühendisliği, medikal mühendisliği, tıp ve ergonomi gibi bilim alanlarının ortak bir noktada buluşturma potansiyeline sahiptir. Elektronik tekstil tabanlı giyilebilir ürünler pek çok alandan tasarım girdisine ihtiyaç duyduğu için interaktif grup çalışmasını zorunlu hale getiren bir çalışma konusu haline gelmiştir. Giyilebilir teknolojiler sağlık alanı uygulamalarında önemli bir noktaya gelmiştir. Elektronik tabanlı ölçüm cihazları hastaların sürekli takip edilebilmesinde, hastaların evde kendi sağlık durumlarını takip etmelerine olanak sağlamaktadır. Günlük hayatın içerisinde sürekli ya da sık aralıklarla giyilmesi gereken vücuda yakın elektronik uygulamalarda kullanıcıların konforu önem kazanmaktadır. Elektronik tabanlı giyilebilir sağlık ürünlerinde, vücuda; cilt, eklem ve kaslara direkt teması olması gereken elektromiyografi (EMG), elektrokardiyografi (EKG), nabız, vücut sıcaklığı ölçümü gibi sistemler ve tedaviye yönelik sistemler üzerine yapılan çalışmalar rehabilitasyon, biyomedikal ve tekstil alanını yakın bir noktada buluşmaktadır. Bu çalışmada hala nedeni tam olarak tespit edilemeyen, genetik özelliklerden, yaşam şartlarından, çevre koşullarından ve hastaların moral düzeyinden etkilenen bir otoimmün hastalık olan Romatoid Artrit (RA) hastalığına yönelik bir rehabilitasyon ürünü tasarlanması hedeflenmiştir. RA, eklemlerde ağrılar oluşturmakla ile birlikte hastaların özellikle küçük eklemlerinde dokusal kayıplara yol açarak sonucunda parmaklarda deformasyonlar meydana getiren bir hastalıktır. RA nın oluşturduğu eklem deformasyonları ellerde hareket kabiliyetinde azalmaya, fonksiyon kayıplarına sebep olmaktadır ve şiddetli ağrılar oluşturarak hayat standartlarını düşürmektedir. Hastalar günlük yaşamda, konforlarını olumsuz yönde etkilemeden kullanabilecekleri çözümlere ihtiyaç duymaktadır. Bu tez çalışmasında üç amaç üzerinde yoğunlaşılmıştır. İlk amaç, RA hastalığının rehabilitasyonu için elektriksel stimülasyon yöntemini uygulayan elektronik tekstil tabanlı eldiven teknolojisinin geliştirilmesi; ikinci amaç, elektriksel stimülasyon için gerekli elektronik tekstil hatlarının üretiminde bilgisayar destekli nakış üretim teknolojisinin optimizasyonu; üçüncü amaç, RA hastalığından kaynaklı el şekil bozukluklarının önlenmesi amaçlı eldivene entegre tekstil tabanlı atel geliştirilmesidir. Bu çalışmada, eldivene TENS uygulamasının entegrasyonu, Ag/AgCl tabanlı konvansiyonel elektrotlar kullanarak değil, tekstil eldivene iletken ipliklerin nakış yöntemi ile sağlanmıştır. Literatürde, nakış yöntemi ile üretilmiş elektrot çalışmaları bulunsa da, TENS uygulaması yapan üretilmiş bir çalışma örneği mevcut değildir. Konvansiyonel yöntemlerde ateller bağımsız aparatlar olarak kullanılmakta iken bu çalışmada TPU membran kullanılarak, TPU membranın eldiven üzerine laminasyon yöntemi ile tekstil tabanlı bir atel uygulaması gerçekleştirilmiştir. Konvansiyel yöntemlerde TENS cihazı uzun bir kablo yardımıyla elektrotlara bağlanmaktayken bu tez çalışmasında TENS cihazı, eldiven ile bütünleşik tasarlanmış olup nakış metodu ile entegre edilen e-tekstil hattına çıkarılabilir-takılabilir olma özelliğine sahiptir. Dolayısıyla eldiven yıkanmak istendiğinde, elektronik devre eldivenden ayrılarak yıkanabilmektedir. Bu tez çalışması, RA eldiveninin tasarım süreci boyunca yapılan literatür taramaları ve saha araştırmaları ve uygulanan tekstil ve elektriksel testleri, sonuçları, fikir ve konsept geliştirme, konsept karar verme süreci, prototiplendirme süreci ile birlikte ürünün kullanma sırasındaki etkinliği ve giyilip çıkarma ve kullanım sırasındaki kullanıcı deneyimi ile ilgili sonuçları içermektedir. RA hastalığına yönelik yeni bir ürün oluşturma sürecinde, literatür taraması yapılarak RA hastalığı incelenmiş, fizik tedavi yöntemleri ve alternatif yöntemler özümsenmiş, sağlığa yönelik gerçekleştirilen elektronik tabanlı ürün tasarımları ve tekstile iletken ipliğin nakış yöntemi ile entegrasyonu ile ilgili çalışmalar incelenmiştir. RA hastaları, 1 RA doktoru, 1 fizyoterapi uzmanı ve 1 teknisyen katılımıyla saha araştırması yapılmıştır. RA hastalarının ihtiyaçlarını tespit etmek için hem hastalar ile hem de fizik tedavi uzmanı hekimler ile birebir görüşmeler gerçekleştirilmiş, görüşmeler sırasında ses kaydı, video gibi araçlar kullanılmış ve saha araştırması tamamlanmıştır. Hastalar ve uzmanlardan toplanan bilgiler tasarım girdileri olarak bir araya getirilmiştir. Saha araştırmasının sonucunda yeni ürün konseptleri geliştirilmesine ışık tutacak tasarım kriterleri oluşturulmuştur. RA hastalığına yönelik ürün geliştirme sürecinde beyin fırtınası, zihinden yazma ve zihin haritası oluşturma gibi yöntemler kullanılarak yaratıcı ürün geliştirme sürecini destekleyen çalışmalar yapılmış ve yeni fikirler üretilmesi sağlanmıştır. Eskizler ile desteklenen ürün konseptlerinden 11 tanesi seçilerek düşük uygunluklu prototipleri oluşturulmuştur. Sonrasında bu 11 konsept arasında en iyi alternatife karar vermek amacı ile tasarım kriterleri açısından Pugh Matrisi kullanılarak karşılaştırılmıştır. En iyi alternatif olarak seçilen eldiven geliştirilerek düşük ve orta uygunluklu prototipleri üretilmiştir. Prototip geliştirme sürecinde, en doğru kumaşı seçmek amacı ile kumaş numunelerine öncelikle fiziksel testler uygulanarak, kalınlığı, sıklığı, birim ağırlığı gibi özellikleri belirlenip, fiziksel karakterizasyonu sağlanmıştır. Sonrasında ise kumaş numunelerini konfor özellikleri açısından karşılaştırmak amacı ile, kumaşlara, hava geçirgenliği, su buharı geçirgenliği, termal konfor gibi testler uygulanmıştır. Sonucunda her bir test sonucu karşılaştırmalı olarak kıyaslanmıştır. Test sonuçlarına göre uygun olan bir kumaş seçilmiş ve prototip geliştirme sürecinde kullanılmıştır. RA eldivenine TENS sisteminin entegrasyonu amacı ile entegre edilen e-tekstil (elektronik tekstil) hattının oluşturulmasında kullanılacak numune iletken iplikler arasından seçim yapmak üzere elektronik testler uygulanmıştır. İplik numuneleri nakış makinesi ile üretilerek elektrik iletkenlikleri ve sinyal gürültü oranları ölçülmüştür. İpliklerin karakteristik özellikleri nakış sürecini doğrudan etkilediği için, nakış prosesi sırasında ipliğin nakış yöntemine uygunluğu ile ilgili parametreler de göz önünde bulundurulmuştur. Elekriksel testlerin ve denemelerin sonrasında seçilen en uygun iplik ile prototip tasarım sürecine devam edilmiştir. Konfor özelliklerine göre en uygun olarak seçilen kumaş, öncelikle bilgisayar destekli tasarım programında hazırlanan kalıplara göre lazer kesim makinesine kesilmiştir. Sonrasında seçilmiş olan iletken iplik nakış üretim yöntemi kullanılarak çeşitli şekil, büyüklük ve nakış deseni uygulamaları ile e-tekstil hatları oluşturulmuştur. Sonrasında bilgisayar destekli tasarım programında çizilmiş olan kalıplara göre TPU membranlar lazer kesim makinesinde kesilmiştir ve e-tekstil hattın cilde temas etmemesi gereken bölümleri eldivenin iç kısmından, eldivenin dışında kalan, nakış işlemenin ters yüzünün bulunduğu alanlar da dışarıdan TPU membran kullanarak lamine edilmiştir. Hazırlanan e-tekstil hatların sinyal gürültü oranları ölçülmüştür ve kullanıcılardan gelen geribildirimlere göre optimum özellikleri sergileyen e-tekstil yapı seçilmiştir ve üzerinde iyileştirmeler gerçekleştirilmiştir. Oluşturulan RA eldiveni prototiplerinde, polyester tabanlı kumaş kullanılmış olup, iletken ipliklerden oluşturulan elektrotları içeren e-tekstil hattı, TENS akımını sağlayan elektronik devre, e-tekstil hattı ile elektronik devrenin bağlanmasını sağlayan iki adet çıtçıt ve sistemin çalışması için güç sağlayan pil gibi elemanların bir araya getirilmesi ile oluşturulmuştur. Son olarak düşük uygunluklu prototip olarak üretilen eldivenlere kullanıcı deneyimi testleri uygulanmıştır. Sesli düşünle protokolü (Think Aloud) uygulanarak yapılan kullanıcı deneyimi testi hem sağlıklı hem de RA hastalığına tutulmuş kişilerde denenmiştir ve giyme çıkarma şekilleri ve arayüz ile etkileşimleri araştırılmıştır. Bu tez çalışması sonucunda RA hastalarının ev rehabilitasyonunda kullanabilecekleri, hastalığın elde oluşturduğu ağrıları durdurmak amacı ile, nakış yöntemi ile oluşturulan e-tekstil hattına TENS özelliği entegre edilmiş ve RA kaynaklı şekil bozukluklarını önlemek üzere tekstil tabanlı atel uygulaması entegre edilen bir elektronik tekstil tabanlı eldiven tasarımı gerçekleştirilmiştir.

Neşe Topcuoğlu Güray
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Production of carbon nanotube reinforced nanoprepregs and their characterization

Epoxy based thermoset prepregs has been dominated materials market particularly in the automotive and aerospace applications. However, thermoplastic polymers recently have drawn attention with their potential to overcome challenges such as long cure cycles, poor fracture toughness, low viscosities, limited shelf lives and non-recyclability of thermosets. Thermoplastic resins have offered several advantages including recyclability, high impact resistance, and high thermal stability. Reinforcement strategies in laminated composites included both matrix and interface toughening. For matrix toughening, dispersion of additives into the matrix has been the most preferred method. One of the disadvantages of this method is stemming from non-proper dispersion of nanomaterials in the matrix. Moreover, the increase in polymer viscosity associated to nanomaterials reduced polymer processability. Interface toughening in laminated composites could be in the form of film, particle, and nanofibers to hinder crack propagation and improve better load transfer between each plies. With the use of interface elements in thermoplastic laminated composites, the superior properties could be enhanced and transferred to overall composites. Carbon nanotubes (CNTs) are hollow structures in which graphite layers are placed in cylinder forms. The superior properties of CNTs is dependent on CNTs physical properties, chirality, and the number of walls. In the case of interlaminar toughening CNTs could be placed through different routes such as buckypaper interleaving, CNTs grown on fibers. In most of bucky paper applications, CNTs were dissolved in an appropriate solvent. However, the use of any solvents would significantly form low-volume fraction CNTs structures, and also not are not permitted in aerospace applications. In order to overcome these challenges, new methods have been studied, which embraced the synthesis of CNTs structures on fiber substrates. By direct growth of CNTs onto fiber surface enabled the integration of high volume fraction CNTs into structure. Besides, CNTs morphology and orientation could be precisely controlled. Interfacial interaction between polymer and reinforcing element promoted the effective load transfer mechanisms benefiting either micromechanical interlocking, chemical bonding or Van der Waals bonding. The interaction between CNTs and polymer provided an increase in interfacial shear strength and contributed to the overall structure' performance under different loadings. In this thesis, a novel method to grow CNTs on polymeric nanofibrous substrates and to fabricate their thermoplastic nanoprepregs interleaved by these hierarchical nanocarpets was proposed. The growth of CNTs on polybenzimidazole (PBI) nanofibers were exploited to create conductive, strong and light weight interleaves. Nanofibers produced by electrospinning were optimized and catalysed with iron nitrate solutions containing transition metals providing carbon diffusion and solubility. As coating method to dope catalyst, immersion and dip-coating techniques were preferred. These different coating methods were assessed based on their ability to distribute transition metals onto nanofiber. The chemical vapour deposition (CVD) for the growth of CNTs was preferred due to its advantages such as; CNTs orientation control and high quality of CNTs. With the use of ethylene, helium and hydrogen gases, CNTs growth protocol was optimized. The orientation control of CNTs could be enhanced by aligned nanofibers as substrates. PBI/CNTs nanocarpets were then used as interleaves for the production of thermoplastic nanoprepregs. Thermoplastic nanoprepregs were prepared and characterized as potential interlayer element in laminated composites. The morphology, thermal stability and overall quality of CNTs were determined by SEM, TGA and Raman spectroscopy respectively. From morphological analysis, revealed that randomly oriented PBI nanofibers could not enable vertically aligned CNTs growth due to homogenously accumulated Fe+3 ions over nanofiber surface. Ig/Id ratio interpreted from Raman analysis was determined as 1 which referred as successful production of high quality CNTs grown onto nanofiber. The electrical conductivity of PBI/CNTs nanocarpets was calculated by 4 point probe conductivity instrument. Conductivity values of randomly oriented and aligned PBI/CNTs nanocarpets were 1.56±0.6 S/cm and 1.2±0.5 S/cm, respectively. The difference in the conductivity could be attributed to the reduced contact resistance between carbon nanotubes and well intersected CNTs network. The tensile performance of PBI/CNTs/PES nanoprepregs showed that tensile strength of PBI/CNTs/PES nanoprepregs was 412±13 MPa, where PBI/PES nanoprepregs had a tensile strength of 348±5 MPa. With the addition of CNTs onto nanofiber, tensile strength of nanoprepregs was enhanced by 18%. The reason behind this increase was mechanical interlocking and good load transfer between CNTs and PES resin.

NanocompositesPolymer composites
Beyza Bozali
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimEN

Production of high temperature core-sheath nanofiber proton exchange membranes via electrospinning method

Fuel cells are electronic transducers which continuously generate electricity by the means of the reaction of two hydrogen atoms with an oxygen atom; where their by- products are water and emitted heat. Nowadays, the emerging need of clean energy resources has gained particular attention to tackle environmental issues such as excessive greenhouse gasses and global warming. Fuel cells offer electricity generation with no vibration, noise, particulate, or, greenhouse gasses emissions depending on the technology. Fuel cells are classified depending their operation temperature, as of low temperature (50–100 °C) and high temperature (100–200 °C) fuel cells, that each has their advantages and disadvantages associated to their proton conducting mechanism. For instance, to overcome the drawbacks of the low- temperature proton exchange membrane fuel cell (PEMFC) such as CO catalyst poisoning, necessity of humidification, heat management, and low diffusion rates of protons, polybenzimidazole (PBI) membranes have received research attention due to their superior proton conductivity at high temperatures (up to 200°C), lack of necessity of water presence in proton transport, and good mechanical properties. Sulfonated polyether ether ketone (SPEEK) is another promising proton exchange membrane (PEM) material for high-temperature fuel cells because of its good thermal stability, moderate mechanical strength, and good proton conductivity. Hydrophilic SPEEKs have been often used as membrane materials for the separation of liquids. However, several studies have explored their use in high-temperature PEM. Earlier studies showed that the introduction of functional groups, such as sulfonate groups, into a polymer entity promoted miscibility with PBI due to intermolecular interactions between -NH group on the PBI and the sulfonate groups on the SPEEK. On the other hand, enhanced direct methanol fuel cell (DMFC) performance has recently been measured using an acid-base SPEEK/PBI composite membrane in comparison to commercial Nafion®. Recent efforts have focused on the preparation of membranes using polyelectrolyte nanofibers to construct efficient ion-conductive networks. These nano-scaled fibers have very high specific surface to volume ratio, better mechanical performance than films, and good pore interconnectivity, which makes them potential candidates in PEMFCs. Different nanofiber structures such as core/sheath, bicomponent, hollow and porous structures, can be produced by using specially designed spinnerets. Core/sheath nanofiber morphology facilitates dual function, where sheath region behaves differently than the core. In this thesis, bicomponent nanofibrous core/sheath structured proton conductive membranes were prepared and used as PEM in hydrogen fuel cells. Their atomistic models studied by molecular dynamic (MD) modeling were constructed for a better understanding of their interactions, their solubility, and proton conductivity behaviors. Neat and bi-component polymer membranes' proton conductivity and actual fuel cell tests were performed. This thesis began with molecular modeling investigations performed by Materials Studio® were used to shed light on the solubility of PBI and SPEEK polymer and various solvents such as N-Methyl-2-Pyrrolidone (NMP), Dimethylformamide (DMF), Dimethylacetamide (DMAc) and Dimethyl sulfoxide (DMSO). The solubility parameters of each polymer and different solvents were calculated using cohesive energy density (CED) calculations by MD simulation method in order to better select the proper solvent for each polymer for nanofiber production. MD studies showed that DMF and DMAc were determined to be the more proper solvents for SPEEK and PBI respectively. After the selection of proper solvent for each polymer, first neat PBI nanofibrous membranes were fabricated using the electrospinning method; their electrospinning parameters were optimized systematically by altering the polymer concentration, applied voltage and feeding rate at constant nozzle-collector distance of 15cm and by performing morphological studies using scanning electron microscope (SEM) micrographs. Out of the 15 systematically investigated neat PBI electrospun systems, the system with 15kV applied voltage, 15 wt% polymer concentration, 100 μL/hr flow rate, and 15 cm nozzle-collector distance was selected as optimum. Neat PBI nanofibrous membranes were doped in phosphoric acid (PA) for 24, 48, 72 and 96 hour (hr) to gain proton conductive properties; an optimized doping time of 72 hr was determined using Fourier transform infrared spectroscopy (FT-IR), thermogravimetric (TGA) and proton conductivity analysis, and the membranes' water-uptake and dimensional changes were recorded. In morphological studies, the neat PBI and acid-doped PBI membrane's process parameters were optimized using morphology analysis based on the density of bead structure, and the mean and deviation in fiber diameter. The morphological changes associated with PA doping indicated that acid doping caused significant swelling and a 2-fold increase in mean fiber diameter. The tensile strength of the membranes was found to be increased by the doping level, whereas the strain at break (15%) decreased because of the brittle nature of the H-bond network. PBI membranes doped for 72 hr demonstrated the highest proton conductivity (123 mS/cm; the proton conductivity of Nafion 115® in same conditions was 78 mS/cm), while a decrease in conductivity for PBI membranes doped for 96 hr was observed, which could be attributed to the morphological changes. Then, neat SPEEK nanofibrous membranes were produced by electrospinning; their process and material parameters were systematically optimized by varying the polymer concentration, feeding rate, and applied voltage. The optimum system of 30 wt% polymer concentration, 15 μL/hr flow rate and 15 kV applied voltage was selected, considering its lowest fiber diameter distribution and average fiber diameter (239 ± 16.8 nm). The neat SPEEK membrane's thermal behaviors were investigated using FT-IR, SEM and differential scanning calorimetry (DSC) analyses; thermal cross- linking of polymer chains at a temperature below their glass transition temperature (Tg) were observed. The thermal cross-linking of SPEEK membranes was increased with temperature and time. Since the proton conductivity of SPEEK was inversely proportional to its degree of cross-linking because of the reduction of active sulfonate groups, the minimum cross-linking degree, obtained by conditioning the membranes at 160 °C for 24 hr, was chosen. More importantly, 100% sulfonated SPEEK membranes were soluble in hot water; thus, their thermal behavior was noted systematically using FT-IR, DSC, and a SEM analysis to optimize the hot press conditions. In the next stage, bi-component electrospun nanofiber production was systematically studied, where SPEEK formed the core while sheath PBI polymer co-axially surrounded SPEEK. Biaxial electrospinning parameters such as flow rate, applied voltage and polymer concentrations were optimized utilizing SEM and transmission electron microscopy (TEM) micrographs, keeping the nozzle-collector distance constant at 20 cm. Solution shear viscosity measurements of different polymer solution concentrations were performed with a rotational viscometer, using different polymer and solvent pairs to gain a better understanding of the rheological behavior of solutions and to find best matched viscosity profile in two different polymer solution systems. The viscosity measurement results demonstrated that in co-axial electrospinning created by the existence of two different solutions and a single electric field, the viscosities of core and sheath solutions should be the same or close to each other for successful core-sheath fiber formation. The core/sheath membranes exhibited higher tensile strength than neat SPEEK membranes and lower elongation at break than both PBI and SPEEK membranes. Fabricated core/sheath membranes displayed almost the same water uptake as neat PBI membranes (213 ± 25 wt%) and almost half of the mass change after doping of neat PBI membranes (13.60 ± 4.9 wt%). Morphology studies of the core/sheath structured membranes showed a flatter, more ribbon-like structure in thermally treated bicomponent nanofibers compared to the untreated membranes. Due to the lower applied treating temperature than the polymer's Tg, this deformation was not a consequence of polymer melting or glass transition, but the thermal cross- linking of the core component. Proton conductivity measurements showed that the proton conductivity of the core/sheath membranes increased with temperature and was almost ten times greater than the values measured for commercially available PBI films. Actual fuel cell performance studies showed that when increasing the cell humidity from 0% to 100% relative humidity (RH), fuel cell performance surprisingly decreased. Since this decrease in ionic conductivity of the PEM at high humidity was not expected, diffusion limitations within the catalyst layers was a likely reason for the increased low-frequency resistances at higher RH. Hydration of the gas streams resulted in excess water within the membrane, flooding of the electrodes, and limited O2 diffusion in the cathode catalyst layer. Comparing the fuel cell results measured using core/sheath SPEEK/PBI nanofibrous membranes with those of the literature, it was clear that SPEEK/PBI nanofibrous membranes showed better fuel cell performance than pristine SPEEK membranes by almost three orders of magnitude at 60 °C in anhydrous environment, and slightly higher performance (10%) than pristine doped PBI membranes at 120 °C and again in anhydrous environment. Comparing the fuel cell performance and proton conductivity results of the fabricated core/sheath membranes with commercially available PBI, and Nafion based films, it was evident that these membranes had great potential to compensate these commercial membranes' disadvantages particularly as high-temperature proton exchange membranes (HTPEM) in fuel cells. Last, this thesis also underlined the governing ion diffusion and proton transport mechanism in atomic scale using MD simulations. In SPEEK, PBI and SPEEK/PBI systems, the interactions of H+, H3O+ and H2PO4- ions and H2O molecules with each other and with PBI, SPEEK polymers and SPEEK/PBI bi-polymer. Radial distribution function (RDF) and radius of gyration (RG) analysis results showed that there was an attractive interaction between PBI and SPEEK polymer chains which prevented the interface separation of core/sheath nanofibers and increased the interfacial strength of produced membranes; and calculated proton conductivity values in molecular scale, at 1 atm and 298 K, also verified the order of with experimental values of PBI, SPEEK and SPEEK/PBI nanofibrous membranes' proton conductivity.

Sassan Jahangırı
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Giyilebilir elektronik uygulamalara yönelik yüksek sıcaklıklara dayanıklı veri iletim kalitesi yüksek e-tekstil yapılarının geliştirilmesi

Bu çalışmanın amacı giyilebilir elektronik uygulamalarına yönelik yüksek sıcaklıklara dayanıklı e-tekstil yapılarının geliştirilmesidir. Bu çalışmada yüksek sıcaklığa dayanıklı olan farklı tipteki kumaşların, e-tekstil yapılarındaki elektronik bileşenler arası veri transfer kalitesine etkisi araştırılmış ve buna bağlı olarak giyilebilir elektroniklere yönelik yüksek sıcaklıklara uygun e-tekstil yapısı belirlenmiştir. Aramid takviyeli alüminyum laminat, paraaramid - metaaramid, viskoz rayon, cam elyaf, PBI içerikli altı farklı kumaş, farklı tipteki iletken iplikler (çelik, bakır, gümüş kaplı) ile sandviç yapı formunda e-tekstil devre hattı oluşturmak üzere birleştirilmiştir. Numuneler, ultrasonik kaynak dikiş, sıcak hava kaynak dikiş ve konvansiyonel dikiş tekniği kullanılarak oluşturulmuştur. Numunelerin yüksek sıcaklık altındaki performans özellikleri TS EN ISO 11612 standardına (Koruyucu giyecekler - Isı ve aleve karşı koruyucu giyecek) göre sınırlandırılmış alev sıçraması (TS EN ISO 15025), alevli ısı transferi (EN ISO 9151), radyan ısı testleri (EN ISO 6942) uygulanarak test edilmiştir. Numunelerin elektriksel özelliklerinden iletkenlik multimetre kullanılarak, sinyal kalitesi ise osiloskop kullanılarak tespit edilmiştir. Oluşturulan e-tekstil yapılarının ısıl testler öncesi ve sonrası lineer direnç değerleri ve sinyal kalitesi karşılaştırılmış, ısıl testler sonucunda kumaş türlerinin ve iplik türlerinin ortalama mutlak lineer direnç ve veri iletim kalitesi değişimleri açısından birbirlerinden anlamlı derecede farklı olup olmadıkları varyans analizi (ANOVA) yöntemiyle araştırılmıştır. Anlamlı farklılık tespit edildiği durumlarda bu farklılığın hangi gruptan veya gruplardan kaynaklandığının tespitinde çoklu karşılaştırma yöntemi olan "Bonferroni", "Scheffe" veya "Tamhane" test istatistiği uygulanmıştır. Isıl testler sonucunda bazı e-tekstil yapılarında gümüş kaplı iletkenlik ipliklerde kopmalar meydana geldiği, genel olarak gümüş kaplı iletken ipliklerin, bakır ve çelik iletken ipliklerden daha düşük performans gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca nonwoven yüzeye lamine edilmiş alüminize kumaş numunesinin, diğer kumaşlardan oluşan numunelerden iletkenlik ve veri iletim kalitesi açısından daha yüksek performans gösterdiği istatistiksel olarak saptanmıştır. Sonuçta, yüzey görünüşü düzgün, yüksek sıcaklıklara dayanıklı ve veri iletim kalitesi yüksek fonksiyonel bir e-tekstil yapısı geliştirilmiştir. Geliştirilen e-tekstil yapısının, giyilebilir teknolojiler, teknik tekstiller, askeri giysiler, koruyucu giysiler ve uzay kıyafetleri uygulamalarında yer alabileceği öngörülmektedir.

Akıllı tekstilElektriksel iletkenlikKişisel koruyucu donanım
Ercan Karabulut
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Santrifüj eğirme sistemi ile üretilen çift bileşenli ağların filtre ve membran özelliklerinin iyileştirilmesi

Nanolifler sahip oldukları yüksek yüzey alanı, ölçeklenebilen gözeneklilik ve çok yönlü fonksiyonellikleriyle son yıllarda çokça araştırılan nanomalzemelerdir. Özellikle filtrasyon, kompozit, enerji, biyomedikal gibi ileri alanlarda kullanılmaktadır. Modern teknolojide önemli bir yere sahip olması nedeniyle üretim teknikleri üzerinde yapılan çalışmalar da her geçen gün artmaktadır. Bu yöntemlerden en geniş yelpazede kullanılan elektroüretim yöntemi elektrik alan kullanımı nedeniyle iş güvenliği sorunu ve düşük üretim hızı gibi dezavantajlara sahiptir. Faz ayırma yönteminde malzeme ve işlem zorlukları sebebiyle kısıtlı bir alanda üretime imkan sağlamaktadır. Eriyikten üfleme yöntemi yüksek üretim hızına sahip olmasına rağmen yüksek sıcaklıkta havaya ihtiyaç duyulması ve nano boyutlarda lif üretiminin kısıtlı olması nedeniyle nanolif üretiminde çok tercih edilmemektedir. Santrifüj eğirme ve çözeltiden üfleme yöntemi yüksek üretim hızı ve elektrik alan yerine sırasıyla merkezkaç kuvvetleri ve basınçlı hava kullanılması ile yukarıda bahsedilen limitleri giderilmiş gözükmektedir. Nanolif yapılı kumaşlar hali hazırda filtre ve membranlarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu alanda geleneksel yöntemlerle kullanılan hassas filtrelerle aynı sonuçları elde edilmiş ve hatta geleneksel olarak üretilen filtrelere göre avantaj sağlamıştır. Geleneksel filtrelerin kurulum maliyeti, kullanım süresi ve verim gibi parametreleriyle mukayese edildiğinde nanolif yapılı kumaşların avantajları birçok çalışmada gösterilmiştir. Nanolifler diğer taraftan da membran yapılarda kullanılmaktadır. Eski dönemlerde doğal elyaftan üretilmiş sık dokuma kumaşlarla su geçirmez ve nefes alabilir yapılar üretilmiştir. Günümüzde polimerlerin doğal su itici özelliği ve yeni üretim teknikleri ile beraber su geçirmez ve nefes alabilir kumaşlar çok daha iyi kalitelerde üretilmeye başlanmıştır. Özellikle nanolif yapılı kumaşlarda polimerlerin sahip olduğu fiziksel ve kimyasal özellikler, nano boyutlarda daha çarpıcı sonuçlara sahip olmasıyla nnaolif çalışmalarını popüler hale getirmektedir. Bu çalışmada santrifüj sistemi ile nanolif üretimi yapılmıştır. Yapılan üretimlerde PVDF, TPU ve bu iki polimerin 2:1 ve 1:2 oranlarında karışımlarından oluşan polimer çözeltileri kullanılmıştır. Bu karışımlarla beraber çözeltiler hazırlanırken çözücü olarakta DMF ve aseton varyasyonları kullanılmıştır. Bütün bu parametreleri uygulayarak daha iyi lif üretilebilir bir parametre elde etmek, daha iyi bir membran yapısı oluşturmak, daha iyi bir filtre verimi elde etmek ve mekanik özellikleri daha iyi olan nanolifler elde etmek amaçlanmıştır. PVDF polimerinin mekanik dayanımı ve TPU polimerinin uzama katsayısı birleştirilerek hem esnek hem dayanıklı lifler elde edilmesi beklenmektedir.

Ahmet Yakup Gökçe
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

A potential application for textile industrial waste to produce eco-friendly composite

Today, with the increasing awareness of environmental conservation, many scientists are directing their work on environmental improvements. In the textile industry, dyestuff load of wastewater increases and improvements are made to reduce this load. As a contribution to these improvements, a nanocomposite is designed with clay, carboxymethylcellulose, chitosan and its modifications, which are totally natural. In this study, a nanocomposite designed to adsorb dyestuffs from textile wastewaters using modified clay, modified cellulose and modified chitosan. With the anionic modification of chitosan, it can be converted into carboxymethyl chitosan and it can also have an affinity to cationic structures. With this structure, a colored composite will be obtained while contributing to recycling and environment by providing adsorption of dyestuff in more than one kind. Also, clay-based nanocomposite addition into a polymer enhances the mechanical properties while contributing to thermal properties. In addition, Poly(lactic acid) which is a biopolymer is used as matrix and a new structure is produced by adding the nanocomposites into the biomatrix with 1, 3, 5, 7% ratios and performance properties are examined. PEG is added to every sample except pure PLA sample. While acquiring color, it does not add an extra dyestuff load to the environment, but rather evaluates the existing and recycles it again. FTIR for characterization of the nanocomposite, UV-vis for dye adsorption, tensile strength test and impact test for strength, DSC and TGA are carried out for thermal characteristics of samples. Also, rheometer is used for rheologic character analysis. According to mechanic test results, even moduli are decreased elongations are increased and samples become more ductile with nanocomposite addition. Also, nanocomposite addition increased the impact strength in general. In addition, when nanocomposite load increased the effects on mechanical enhancements increases. For thermal results, nanocomposite addition shows very close values to only PEG added samples and less than PLA sample while they enlarge the phase changing intervals. For rheology analysis results, loss and storage moduli are decreased but the viscosity of samples are significantly decreased which contributes to ease of applicability.

BiopolymersNanocompositesOrganoclays
Elçin Emekdar
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnşaat alanında kullanılan dokusuz yüzeylerde r-PET performansı

Her geçen gün artan nüfus, sanayileşme, ve teknolojik gelişmelere dayalı oluşan atıklar, tüketilen doğal kaynaklarla birleştiğinde; daralan dünyamızın en önemli sorunlarından birisi olan `çevre sorunları' kavramı karşımıza çıkmaktadır. Bu sorununu çözümü ve çevre yükünün azaltılması için günümüzde birçok çalışma yapılmaktadır. Atıkların, çevre yükü oluşturmasını engellemek ve bu atıkların ülke ekonomisine kazanım haline dönüştürebilmesini sağlamak amacıyla geliştirilen çalışmalardan birisi de geri kazanım düşüncesidir. Geri kazanımın bir amaç olduğu günümüz şartlarında, her sektörde olduğu gibi tekstil sektöründe de doğal kaynak israfı yaşatılmasını engelleme düşüncesi yeni bir boyut kazanmıştır.Bu tezde sunulan araştırma çalışmasında, inşaat alanında kullanılan tekstil ürünleri incelenmiş, özellikle yalıtım ve izolasyon malzemesi olarak kullanılmakta olan dokusuz yüzey kumaş özellikleri araştırılmıştır. Dokusuz yüzey kumaş üretimi için iğneleme yöntemiyle çevrede atık olarak değerlendirilen PET Şişelerin geri kazanımı ile üretilen r-PET ile v-PET elyaflar tülbent katı sayısı 6,10 ve 14 olan üç farklı tülbent katmanından oluşan ve %100 v-PET, %70 v-PET %30 r-PET, %50 v-PET %50 r-PET, %30 v-PET %70 r-PET, %100 r-PET oranlarında harmanlanmış on beş farklı kumaş numunesi oluşturulmuştur. İnşaat alanında izolasyon malzemesi olarak kullanılması hedeflenen bu kumaşların teknik özellik performansı, fiziksel ve mekanik özellikleri incelenmiştir. Kopma mukavemeti, kopma uzaması, eğilme uzunluğu ve direnci, kalınlık, metrekare ağırlık ve dökümlülük tayini değerleri,su buharı geçirgenliği ve ısıl direnç testlerine standartlara uygun biçimde kumaşlara uygulanmıştır. Elde edilen veriler harman değişimi etkisi ve üç farklı katmanın sonuçlara etkisi karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir.

Sevcan Üstün Çetin
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Pamuklu dokuma kumaşlarda sıkıştırma işinin kumaşın yapısal parametreleriyle ilişkisinin araştırılması

Pamuklu dokuma kumaşlarda, kumaşın tutum özelliğini etkileyen faktörler; pamuk lifinin özelliklerinden başlar, iplik özellikleriyle devam eder ve kumaş özellikleriyle tamamlanır. Kumaşın sıkıştırılma özelliğinin de yine birçok parametreyle ilişkili olduğu düşünülmektedir.Bu çalışmada farklı örgülere, iplik numaralarına, atkı ve çözgü sıklıklarına, kalınlıklara ve bükümlere sahip 62 adet pamuklu dokuma kumaşın sıkıştırılma test sonuçları ile kumaşların yapısal parametreleri arasındaki ilişki SPSS yazılımı yardımıyla incelenmiş ve bu ilişki yapılan anket çalışması sonuçları ile birlikte değerlendirilmiştir. Bu yöntemde hem nesnel hem de öznel yargıların ışığında etkileşimler regresyon analizi ile değerlendirilmiş, kumaşların tutum özelliklerinde yapısal parametrelerin önemli olup olmadığı belirlenmeye çalışılmıştır. Elde edilen bulgular ve sonuçlar tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.

Şah Hüseyin Karadağ
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hava-jet tekstüre sistemi ile üretilen polyester/polyester ve polyester/teflon dikiş iplikleri özelliklerinin analizi

Son yıllarda, dikiş ipliklerinin çeşitliliği; yeni liflerin görünümüne, yeni tipte iplikler üretmek için kullanılan yeni proseslere (ya da geliştirilen eski tiplere) ve farklı tipte kumaşlar için tasarlanan dikiş ipliklerinin yükselen talebine bağlı olarak önemli ölçüde yükselme göstermiştir.Eğer hava tekstüreli ipliklerin egemenliklerinden bahsedecek olursak; polyester bu durumda baskın olacaktır. Çünkü tekstüresiz ipliklerle karşılaştırılacak olunursa; polyester daha yüksek hacimlilik, gözeneklilik, yumuşaklık, rahatlık ve hava geçirgenliği gösterecektir.Tekstüre ipliklerin ürünleri iyi kalitede örtme ve kaplama özellikleri olduğu için spor giyimde, ev tekstilinde ve konfeksiyon ürünlerinde kullanılırlar.Bu araştırmanın amacı; üretim süreci boyunca, farklı parametreler değiştirilirken, dikiş ipliklerinin belli mekaniksel karakteristik özelliklerinin nasıl değişkenlik gösterdiğini incelemekti. Hava-jet tekstüre teknik dikiş iplikleri piyasada oldukça yeni bir üründür. Bitmiş ürünün uygulama yeri, ürünün kullanımı süresince göstereceği mekaniksel özelliklere bağlı olarak seçilebilir. Dikiş işlemi süresince, bazı uygulamalar yüksek dayanıklılık, bazıları ise düşük sürtünme kuvvetleri gerektirir.Hava tekstüre; farklı karakterlerdeki ipliklerin üretim imkânlarını sağlarken, bir yandan da farklı tipte lif filamentlerinin kullanımına izin veren bir teknoloji olarak karşımıza çıkıyor. Bu araştırmada, iki tipte iplik kullanılmıştır. Birinci durumda; yüksek dayanıklılığa sahip polyester, ipliklerin hem çekirdeğinde hem de kaplama elementinde kullanılmıştır. İkinci durumda; yine aynı polyester ipliği çekirdekte ve kaplama elementi olarak ta bu sefer Polytetrafloretilen (PTFE) kullanılmıştır. Ürünler, Stahle Eltex have tekstüre makinesi ve Heberlein HemaJet tekstüre düzesi ile Kaunas Teknoloji Üniversitesi, Tekstil Teknolojisi Bölümü'nde üretilmiştir. Ek olarak; sürtünme ve gerilim testleri araştırma sırasında yapılmıştır. Hava basıncı, efekt ve çekirdek ipliklerinin beslenme hızlarını da içeren üretim parametlerinde değişiklikler yapılmıştır. Sonuçlar; üretilen dikiş ipliklerinin iyi mekaniksel özelliklerini göstermiştir.

Sinan Besci
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uşak'ta üretilen battaniyelerin termal ve konfor özellikleri

Zorlaşan hayat şartları ile insanlar tempolu, stresli, yorucu günler geçirmekte vedinlenme, uyuma zamanlarının oldukça kaliteli olmasını istemektedirler. Battaniyeler de dahaçok dinlenme ve uyuma zamanlarında, insanın kendisini rahat hissetmek istediği zamanlardakullanılmaktadır ve bu durum battaniyelerin konfor özelliklerini ön plana çıkarmaktadır.Battaniyelerin kullanım amacı gereği vücutta yarattığı his, sıcaklık, soğukluk, nem ve havageçişi gibi özelliklerin en uygun düzeyde olması gerekmektedir. Bu anlamda battaniyelerintermal konforu çok önemlidir.Battaniyelerin daha çok görünüm (renk, desen, tutum, kalite), stil, dekoratiflik,kullanım kolaylığı ve dayanıklı olmasına yönelik çalışmalar yapılmıştır ki bu özelliklertüketici tarafından her zaman aranacak niteliklerdir. Ancak günümüzde konfor da son dereceönem taşımakta ve bu yönde tüketici talepleri artmaktadır.Bu çalışmada değişik hammadde oranlarında, farklı sıklık ve hav yüksekliğinde dokunanbattaniyelerin kalınlık, ısı akış miktarı, ısı akış oranı, su buharı geçirgenliği, hava geçirgenliğigibi konfor parametreleri Alambeta, Permetest, FX3300 cihazlarında ölçülmüş ve istatistikselveriler yorumlanmıştır.

Tekstil ürünleri
Seda Çeker
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1x1 Rib örgü yapısındaki karbon elyafından elde edilen kompozit yapıların mekanik özelliklerinin incelenmesi

Kompozitlerin hayatımızın her alanına yerleşmiş malzemeler olmasının yanı sıra karbon lifleriyle elde edilen kompozit malzemeler mükemmel özelliklerine rağmen yüksek maliyetlerinden dolayı sınırlı alanda kullanılmaktadır. Bu çalışmada öncelikle karbon lifleri ve kompozit malzemelerle ilgili tanımlamalar ve genel bilgilere yer verilmiş, kullanım alanları ve üretim yöntemlerinden bahsedilmiştir. Yapılan deneysel çalışmalarla da çağımızın ihtiyaçlarına pek çok açıdan cevap verebilecek özelliklere sahip karbon liflerinden elde edilmiş kompozitler incelenmiştir.Çalışmanın deneysel kısmı için iki farklı sıklıkta örme karbon kumaş elde edilmiş ve bunlar kompozit plaka haline getirilmiştir. Bu plakaların çekme ve kayma mukavemeti ölçülmüş ve çekme ve kayma mukavemeti, çekme ve kayma uzaması ve elastisite modülü değerleri elde edilmiştir. Deneysel sonuçlardan elde edilen veriler istatistiksel olarak değerlendirilmiş ve karşılaştırılmıştır.

Elif Turhan
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kendi kendini temizleyen boyar maddelerle boyanmış dokuma kumaşların performans özellikleri üzerine bir araştırma

Son yıllarda tüm dünyada artan nüfus ve endüstrinin her alanında yaşanan teknolojik gelişmelerin bir sonucu olarak `'çevresel kirlilik'' sorunuyla karşı karşıya gelmiş durumdayız. Bireysel ve endüstriyel temizlik için deterjanlar, su ve elektrik kullanımına devam edilmesi durumunda tüm dünyada doğal enerji kaynakları yakın zamanda tükenecektir. Öte yandan güneş temel enerji kaynağımız olmakla beraber, Ozon tabakasında oluşan delik nedeniyle güneşten gelen ışınım insan cildi ve sağlığı için tehlikeli hale gelmiş durumdadır. Doğanın temiz kalmasını sağlamak, doğal enerji kaynaklarını korumak ve temizlik maliyetlerini düşürmek için kendi kendini temizleyen boyarmaddeler ticari olarak üretilmiş durumdadır. Bu boyarmaddelerin içerdikleri TiO nanoparçacıkları sayesinde aynı zamanda UV koruyucu özellikte olduğu bilinmektedir. TiO yarıiletken bir malzeme olup, günışığına maruz kaldığında fotokatalitik olarak aktif hale gelir ve yüzeyinde bir dizi redoks tepkimesi meydana gelerek organik kirleri parçalar.Çalışmada, yukarda sözü geçen boyarmaddelerle fularda emdirme yöntemine göre boyanmış üç farklı tipteki dokuma kumaş kullanılmıştır. Bu kumaşların boyama sonrası performans özellikleri, UV koruma değerleri ve kendi kendini temizleme özellikleri kumaşların yapısal özelliklerine ve hammaddeye bağlı olarak değerlendirilmiştir.

TekstilTekstil boyacılığıTekstil malzemeleri+4
Gonca Alan
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dokuma kumaşlardaki ısı tutma yeteneğinin arttırılması

İnsan vücudu ile çevre arasında fizyolojik, psikolojik ve fiziksel uyumun memnuniyet verici durumda olmasını gösteren konforun, en önemli bileşenlerinden biri termal konfordur. Isıl açıdan konforlu giysiler vücudun ısı (sıcaklık ve nem) dengesini korurlar, farklı çevre koşulları ve aktivitelere bağlı olarak vücut ile çevresi arasında optimum ısı ve nem geçişini sağlarlar.Bu çalışmada, doğal ve yapay ipliklerden üretilen kumaşların ısıl konfor özellikleri araştırılmıştır. Bu amaçla, ısıl konfor araştırmalarında kumaşların fiziksel özellikleri incelenmiştir. Çalışma sonuçlarında, ısıldirenci belirleyen en önemli fiziksel özelliğin, kumaş kalınlığı olduğu, diğer parametrelerin ise ısıl direnci dolaylı olarak etkilediği gözlenmiştir.

Dokuma kumaşlarIsı dayanımıKonfor
Şeyma Çelik
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karbon teleflerinden imal edilmiş kompozit yapıların mekanik özelliklerinin incelenmesi

Atık malzemelerin kullanımıyla oluşturulan yeni malzemeler hem çevresel, hem de ekonomik açıdan birçok yarar sağlamaktadır. Bu kapsamda tekstil atıklarının takviye olarak kullanıldığı kompozit malzemeler, atıkların değerlendirilmesi adına alternatif bir yöntem olma özelliği taşımaktadır. Bu çalışmada tekstil atıklarının geri kazanımı amacı ile atık liflerin takviye malzemesi olarak kullanıldığı polimer matrisli kompozit yapılar elde edilmeye çalışılmıştır.Bu çalışmada öncelikle karbon lifleri ve kompozit malzemelerle ilgili tanımlamalar ve genel bilgilere yer verilmiştir. Kullanım alanları ve üretim yöntemlerinden bahsedilmiştir. Yapılan deneysel çalışmalarla da çağımızın ihtiyaçlarına pek çok açıdan cevap verebilecek özelliklere sahip karbon liflerinden elde edilmiş kompozitler incelenmiştir.Çalışmanın deneysel kısmı için farklı lif ağırlığına sahip üç adet kompozit plaka üretilmiştir. Bu plakaların çekme ve kayma kuvveti ölçülmüş ve maksimum çekme ve kayma kuvveti, kritik çekme ve kayma kuvveti, çekme ve kayma uzaması değerleri elde edilmiştir. Deneysel sonuçlardan elde edilen veriler istatistiksel olarak değerlendirilmiş ve karşılaştırılmıştır.

Ayşe Ceran Uçar
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geri kazanılmış liflerden elde edilen çorapların boyutsal ve bazı fiziksel özelliklerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı orijinal poliester lifi ve geri kazanılmış lif karışımından elde edilen çorapların boyutsal ve fiziksel özelliklerini elastan ilavesinin etkisi ile birlikte orijinal pamuk lifinden yapılan benzer çorapların boyutsal ve fiziksel özellikleri ile karşılaştırmaktır. Geri kazanılmış lif içeren çoraplar pamuk çoraplardan daha yüksek ilmek yoğunluğu, ağırlık, kalınlık ve boncuklanma eğilimi ve daha düşük hava geçirgenliği göstermiştir. Geri kazanılmış lif içeren ve pamuk içeren çorapların patlama mukavemetleri arasında önemli bir fark gözlenmemiştir. Çorapların aşınma dayanımları aşınma devirlerinden sonraki ağırlık kaybı ve renk değerleri ölçülerek gözlemlenmiştir. Geri kazanılmış lif içeren çorapların aşınmadan sonraki ağırlık kayıpları pamuk çorapların ağırlık kayıplarından daha düşük olarak bulunmuştur. Aşınmadan sonraki renk özelliklerine göre, geri kazanılmış lif içeren çoraplar daha yüksek renk dayanıklılığı (K/S) ve daha düşük renk farkı (ΔE*) değerleri göstermiştir. Aşınmadan sonraki bu renk sonuçları geri kazanılmış lif içeren çorapların renklerini pamuk çoraplardan çok az derece daha az kaybettiği anlamına gelebilmektedir. Tüm sonuçlardan, orijinal pamuk lifi kadar, geri kazanılmış lif de poliester lifi ile karıştırılarak kabul edilebilir kalitedeki çorapların üretiminde kullanılabileceği sonucu çıkarılabilir.

Hatice Nur Erçakır
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Pamuklu havlu kumaşlarda performans özelliklerinin incelenmesi

Havlu kumaşlar ev tekstili ürünler arasında çok kullanılan ürün tiplerinden biri olduğu için tüketicilerin havlu kumaşlardan beklentileri her geçen gün artmaktadır. Havlu kumaşların kullanılacağı alana göre beklenen performanslarının arttırılması için havlu kumaşların bazı yapısal parametrelerinde değişiklikler yapılabilmektedir. Bu şekilde tüketici beklentileri en verimli şekilde karşılanabilmektedir. Bu çalışmada, atkı sıklığı ve hav yüksekliği değiştirilmiş havlu kumaşlar dokunmuştur. Dokunan bu havlu kumaşlara hava ve su buharı geçirgenliği, ısıl özellikler, eğilme dayanımı, dikey ve transfer kılcal ıslanma, damlama ve kuruma hızı testleri uygulanmıştır. Sonuçlar istatistiksel analiz yöntemi ile analiz edilerek yorumlanmıştır. Çalışma sonucunda, atkı sıklığı ve hav yüksekliğinin havlu kumaşların ölçülen özellikleri üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu saptanmıştır.

Selin Aşkın
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bobinleme makinesindeki ayarların iplik kalitesine etkilerinin araştırılması

İplikhanelerde üretilen ring ipliğinde eğirme sırasında iplik yapısında pamuğun doğal yapısından dolayı bir takım hatalar oluşmaktadır, bu hatalar ipliğin dokumada veya örmede işlenip kumaş haline getirildiğinde rahatsız edici görüntüler meydana getirmekte ve müşterinin gözünde kalitesiz olarak tabir edilmektedir. Bu hataları gidermek için bobin makinelerinde bir takım ölçüm kafaları ve sensörler vasıtasıyla bu hatalar aktarma sırasında tespit edilmekte ve iplik bu hatalardan mümkün olduğunca arındırılmaktadır. Bu tezde bir işletmede üretilmiş ve hala üretilmekte olan %100 pamuk hammaddesinden elde edilmiş olan Ne 30/1, Ne 36/1, Ne 40/1 ve Ne 50/1 ring kompakt ipliklerin kalitesini artırmaya ve hataları minimum seviyeye indirmek için yapılması gereken işletme ortamı ve makine ayarları ele alınmış, bu iki faktörde ki değişiklikler sonucu elde edilen değerler incelenmiş ve optimum üretim ile kalite eğrisi yakalanmaya çalışılmıştır.

Gökhan Bedenli
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Battaniye ve iplik atıklarının değerlendirilmesi

Bu çalışmada laboratuar ortamında farklı tutkallar (üre formaldehit, melamin-üre formaldehit, fenol formaldehit) ve farklı elyaf miktarları (768 g, 922 g, 1076 g, 1230 g, 1383 g) kullanılarak tekstil elyaf atıklarından lifli levhalar üretilmiştir. Üretilen lifli levhaların bazı fiziksel (yoğunluk, rutubet, 24 saat su içerisinde bekletilme sonrası kalınlıktaki ve ağırlıktaki değişim, bağıl neme bağlı kalınlıktaki ve uzunluktaki değişim) ve mekanik özellikleri (eğilme direnci ve elastikiyet modülü, vida tutma mukavemeti) TS-EN standartlarına uygun olarak deneysel çalışmalar yoluyla belirlenmiştir. Deney sonuçlarından elde edilen veriler istatistiksel olarak incelenmiş ve tablolar halinde listelenmiştir. Elde edilen sonuçlar, sunta ve MDF'nin fiziksel ve mekanik özellikleri ile karşılaştırılmıştır. Bu tezin araştırma sonuçlarına göre; tekstil atıklarından üretilen lifli levhaların suntadan daha üstün fiziksel ve mekanik özeller gösterdiği ve bazı özelliklerde de MDF'den daha üstün özelliklere sahip olduğu elde edilen veriler yoluyla gözlemlenmiştir.

Fenol formaldehitLif levhaMelamin formaldehit+1
Çağlar Tahta
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Pamuklu mamullerin konfor özelliklerine konstrüksiyonun etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada çözgü ipliği 90 denye polyesterden atkı ipliği Ne 16/1, Ne 20/1 ve Ne 30/1 pamuk ipliklerden dokunmuş tek katlı bezayağı, dimi, ribs, panama, saten ve bunların çift katlı kumaşlar 3 farklı atkı sıklığında dokunmuştur. Kumaşların konfor özelliklerini değerlendirmek için atkı numarası, atkı sıklığı, çözgü sıklığı, kalınlık, ağırlık, atkı kopma mukavemeti, çözgü kopma mukavemeti, atkı yırtılma mukavemeti, çözgü yırtılma mukavemeti, hava geçirgenliği, ısıl direnç ve su buharı geçirgenliği testleri yapılmıştır. Yapılan istatistiksel değerlendirmeler sonucunda kumaşların üretim parametrelerine bağlı olarak konfor özelliklerinin değerlendirilebilmesi için faydalı eşitlikler elde edilmiştir. Üretim parametrelerinin kumaşların konfor özelliklerini etkilediği de belirlenmiştir.

Ayşe Harmanbaşı
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hazır giyim sektörünü yavaşlatan akım: Sürdürülebilir moda

Dünyamızda son yıllarda artan nüfus, gelişen teknoloji ve sanayileşme; yeterli olmayan doğal kaynakların bilinçsizce tüketilmesine neden olmuştur. Her alanda oluşan bu tüketim artışı doğal kaynakları yok etmekte ve çevresel sorunların oluşmasına neden olarak doğal hayatı olumsuz etkilemektedir. Ortaya çıkan bu gibi sorunlara çözüm bulunulması amacıyla sanayi ve üretim faaliyetlerinde sürdürülebilirlik kavramı önem kazanmıştır. Bu soruna tekstil ve hazır giyim sektöründen bakıldığında en önemli problemlerden birisinin hızlı moda olduğu ortaya çıkmıştır. Son zamanlarda ucuz moda haline gelmiş olan hızlı moda ile ürünler hızlı eskitilmekte, çok fazla tüketime neden olmakta ve tonlarca atık oluşturmaktadır. Tekstil ve hazır giyim endüstrisinde sözü edilen bu problemlerin azaltılması ve daha sonra oluşabilecek problemleri azaltmak için sürdürülebilirlik kavramı bu sektörde sürdürülebilir moda şeklinde kendini göstermektedir. Bu çalışmada tekstil ve hazır giyim sektöründe hızlı modaya alternatif bir çözüm olarak ortaya çıkan sürdürülebilir moda kavramı araştırılmıştır. İlk olarak hızlı moda, sürdürülebilir moda ve yavaş moda kavramlarının çeşitli boyutları ele alınmıştır. Bunun yanı sıra eko-moda, etik moda, 3R, geri dönüşüm ve ileri dönüşüm konularından bahsedilmiştir. Daha sonra ise tasarımcıların, üreticilerin ve tüketicilerin söz konusu konular hakkında bilinç düzeyi, farkındalık durumları ile bakış açıları ve tutumlarının öğrenilmesi amacıyla ayrı ayrı anket formları oluşturulmuştur. Anket çalışmasının tüketiciler kısmında Türkiye'nin farklı şehirlerinde rastgele olarak 860 kişiye anket uygulanmıştır. Üreticiler için yapılan anket çalışmasına Türkiye'de farklı illerde bulunan konfeksiyon işletmesi sahipleri ile konfeksiyon işletmelerinde yönetici pozisyonunda çalışan 50 kişi katılmıştır. Tasarımcılar ile ilgili anket çalışması da rastgele olarak farklı şehirlerdeki konfeksiyon firmalarında tasarımcı olarak çalışan 30 kişiye yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar değerlendirilmiş, üretim-tüketim döngüsünde bulunan bu üç unsurun (tasarımcı-üretici-tüketici) fikir ve düşünceleri öğrenilerek bu konuya yaklaşımları ve tutumları belirlenmiş olup önerilerde bulunulmuştur.

Hazır giyimHızlı moda
Sibel Yücel
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Propolis kullanılarak %100 doğal antibakteriyel tekstilürününün geliştirilmesi üzerine bir çalışma

Bu çalışmada doğal bir antibakteriyel ajan olan propolisin mikrokapsüllenerek kumaşa aplike edilmiş ve üretilen kumaşın antibakteriyel özellikleri değerlendirilmiştir. Jelatin ve arap zamkı, çapraz bağlayıcı olarak glutaraldehit, kapsül oluşumunu sağlamak için pirinç yağı kullanılmış ve kompleks koaservasyon yöntemine göre mikrokapsül elde edilmiştir. Ekstrakt içinde bulunan fenolik madde, flavonoid ve antioksidan madde miktarları, folin-ciocalteu, alüminyumklorür kolorimetri ve DPPH yöntemlerine göre belirlenmiş ve fenolik madde miktarı 190 mg/g propolis, flavonoid miktarı 122 mg/g propolis ve EC50 değerinin 2,1 mg/ml olarak tespit edilmiştir. Mikrokapsüllerin boyutları optik mikroskop ve SEM yardımı ile değerlendirilmiştir. Optik mikroskopta ölçülen mikrokapsüllerin boyutlarının1-30 μm arasındadır. SEM resimlerinde ise kumaş üzerine aktarılmış mikrokapsüller gözlemlenmiştir. Mikrokapsüllerin termal davranışları DTA, DTG veTG ile değerlendirilmiştir. 3 aşamalı bir bozunma meydana geldiği bu durumun literatür ile örtüştüğü belirlenmiştir. Mikrokapsüllerin kimyasal bileşimlerinin belirlenmesi için FTIR kullanılmıştır. FTIR değerlendirmesi ile, kapsül duvar malzemelerinin yapısına ilişkin piklerin yanında fenolik asit ve flavonoid varlığını destekleyen spektrumlarda elde edilmiştir. Kumaşa %34,64 oranında mikrokapsül aplike edildiği belirlenmiştir. Mikrokapsül aktarılmış pamuklu kumaşların antibakteriyellik testleri sonucunda gram (+) ve gram (-) bakterilerine karşı etkili olduğu belirlenmiştir. Kumaşlardaki antibakteriyel etkinin kalıcılığını değerlendirmek amacı ile 5 ve 10 yıkama sonrası antibakteriyel etkisi tekrar değerlendirilmiş ve yıkama işlemi sonrası antibakteriyel etkide azalma meydana gelmesine rağmen bir miktar kalıcılığın devam ettiği görülmüştür.

Özge İnşaatçı
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Elastan denim kumaşların dikiş performans özelliklerinin incelenmesi

Denim kumaşlar dayanıklı, rahat ve konforlu olmaları sebebiyle geniş bir kullanım alanı bulmaktadır. Günümüzde denim kumaşlara elastan lif ilave edilerek oluşturulan kumaşların moda olduğu ve tüketicilerce çok tercih edildiği görülmektedir. Bu çalışmada, elastan özlü poliester dikiş ipliği ve poliester özlü poliester dikiş ipliği kullanılarak farklı dikiş tipi ve farklı dikiş sıklığı ile dikilmiş elastan denim kumaşların dikiş performansları incelenmiştir. Çalışmada, 2/1 dimi, 3/1 dimi, 5'li çözgü sateni örgü yapılarında ve %84/14/2 pamuk/poliester/elastan, %75/23/2 pamuk/poliester/elastan, %98/2 pamuk/elastan karışımlarında olan dört farklı elastan denim kumaş kullanılmıştır. Kumaşlar iki farklı dikiş tipi (düz dikiş, zincir dikiş), iki farklı dikiş sıklığı (3 dikiş/cm, 4 dikiş/cm), iki farklı yapıda dikiş ipliği (elastan özlü poliester dikiş ipliği, poliester özlü poliester dikiş ipliği) kullanılarak atkı ve çözgü yönlerinde dikilmişlerdir. Test numunesi olarak seçilen elastan denim kumaşların kopma mukavemeti ve kopma uzaması değerleri belirlenmiştir. Dikilmiş olan numunelere dikiş mukavemeti testi yapılmış ve dikiş verimlilikleri hesaplanmıştır. Kumaş tipinin, kumaş yönünün, dikiş ipliği tipinin, dikiş tipinin ve dikiş sıklığının dikiş mukavemeti ve dikiş verimliliği değerleri üzerindeki etkileri istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Poliester özlü poliester dikiş ipliği kullanılarak dikilen numunelerin dikiş mukavemetinin elastan özlü poliester dikiş ipliği kullanılarak dikilen numunelerin dikiş mukavemetinden daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Dikiş ipliğinin mukavemetinin dikiş mukavemetini etkilediği sonucuna varılmıştır. Zincir dikiş ile dikilen numunelerin dikiş mukavemeti düz dikiş ile dikilen numunelerin dikiş mukavemetinden daha yüksek çıktığı saptanmıştır. 4 dikiş/cm sıklıktaki numunelerin dikiş mukavemeti 3 dikiş/cm sıklıktaki numunelerin dikiş mukavemetinden daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Atkı yönündeki numunelerin dikiş mukavemetinin çözgü yönündeki numunelerin dikiş mukavemetinden daha yüksek çıktığı sonucuna ulaşılmıştır. Denim kumaşların dikiş mukavemetleri istatistiksel açıdan birlikte incelendiğinde; dikiş ipliği tipinin, dikiş tipinin, dikiş sıklığının ve kumaş yönünün dikiş mukavemeti bulguları üzerinde istatistiksel olarak önemli olduğu ancak kumaş tipinin önemli olmadığı sonucu elde edilmiştir. Dikiş verimliliği değerleri incelendiğinde, poliester özlü poliester dikiş ipliği kullanılması ile daha yüksek sonuçlar elde edilmiştir. Zincir dikişin dikiş verimliliğinin düz dikişe göre daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Dikiş sıklığı arttıkça dikiş verimliliğinin de arttığı görülmüştür. Atkı yönündeki dikiş verimliliğinin çözgü yönündeki dikiş verimliliğinden daha yüksek çıktığı tespit edilmiştir. Dikiş ipliği tipi, dikiş sıklığı ve kumaş yönünün dikiş verimliliği değerleri üzerindeki etkisi istatistiksel açıdan önemli bulunmuştur. Kumaş tipinin ve dikiş tipinin dikiş verimliliği değerleri üzerine etkisinin istatistiksel açıdan önemli olmadığı saptanmıştır.

Nursel Yılmaz
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tıraşlama artığı kırpıntı liflerin değerlendirilmesi üzerine bir araştırma

Günümüzde tekstil üretim süreçlerinde ve tekstil ürünlerinin kullanımı sonrasında ortaya çıkan atık malzemelerin, kullanıma hazır hammadde olarak görülmesi ve yeniden değerlendirilmesi ile düşük maliyetli ve çevreyle dost yenilikçi ürünler elde edilebilmektedir. Çalışma kapsamında PP, rPET ve kumaş açması liflerinden oluşan dış katmanlar arasında battaniye tıraşlama artığı kırpıntı elyaf ve kumaş açması elyafın katman halde serilip iğneleme yöntemi kullanılarak bu 3 katmanın birleştirilmesiyle 3 katmanlı dokusuz yüzey kumaşlar elde edilmiştir. Elde edilen ürünler gramaj, kalınlık, kopma mukavemeti ve uzaması, hava geçirgenliği, yırtılma mukavemeti, delinme mukavemeti, aşınma mukavemeti ve eğilme rijitliği testlerine tabi tutulmuştur. Böylece ürünlerin membran koruyucu nitelikte jeotekstil olarak kullanımına yönelik özellikleri ve performansları belirlenip bu alana yönelik normal dokusuz yüzey ürünlerle istatistiksel yöntemlerle karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Battaniye tıraşlama artığı kırpıntı elyafın değerlendirilmesi ile çevre dostu ve kullanım amacına uygun yenilikçi ürünler elde edilmiştir.

Gonca Alan
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Değişken yüzme uzunluğuna sahip dokuma kumaş konstrüksiyonlarının, kumaşların ıslanma, emicilik ve ısıl özelliklerine olan etkilerinin incelenmesi

Dokuma kumaşlar; birbirine dik olarak konumlandırılmış atkı ve çözgü olarak adlandırılan iki iplik takımının birbiriyle belirli düzende ve sayıda bağlantılar yapması ile oluşan tekstil yüzeyleridir. Atkı ve çözgü ipliklerinin birbiriyle farklı düzenlerde ve birim alanda farklı sayılarda bağlantı yapmasıyla pek çok farklı dokuma kumaş örgüleri elde edilmektedir. Bu örgüler yalnızca kumaşın görünüş ve estetik özellikleri değil aynı zamanda mekanik ve fiziksel özellikleri üzerinde de oldukça etkilidir. Bu tez çalışmasında dokuma kumaşlarda kullanılan örgü çeşidine bağlı olarak içerdiği farklı oranlarda yüzme miktarlarının ve farklı atkı sıklıklarının kumaşların ıslanma, emicilik ve ısıl özelliklerine olan etkileri araştırılmıştır. Bu kapsamda artan miktarlarda ortalama yüzme uzunluğu içeren örgü tipleri sistematik olarak seçilmiş, iki farklı atkı sıklığında dokunmuş, hidrofilleştirme işlemleri uygulanmış, hava geçirgenliği, dikey emicilik testleri, damlama testi uygulanmıştır. Alambeta cihazı kullanılarak ısıl özellikleri incelenmiş ve yukarıda bahsi geçen testler sonucunda elde edilen veriler SPSS istatistiksel analiz programı kullanılarak değerlendirilmiştir. İncelemeler sonucunda ortalama yüzme uzunluğu değerlerinin artması kumaşların emicilik değerlerini, hava geçirgenliğini ve ısıl direnç değerlerini arttırmıştır. Ayrıca hücresel yapılı örgülerde yine emicilik, hava geçirgenliği ve ısıl direnç değerleri normal yapıdaki örgülere göre önemli ölçüde yüksek olarak gözlemlenmiştir.

Koray Bükülmezer
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı konstrüksiyonlardaki örme kumaşların ıslanma ve sıvı iletim özellikleri üzerine bir araştırma

Islanma ve sıvı iletimi, spor giysilerinde ve ekipmanlarında, tıbbi tekstilde, koruyucu askeri ve iç giysiler gibi kullanım alanında ön plana çıkmaktadır. Kullanım alanına göre talep edilen ürün özelliklerin yapılandırılması ve üretim koşullarının iyileştirilmesi önemlidir. Bu çalışmada, süprem ve 1x1 ribana örme yapısında farklı iplik ve sıklıklarda toplam 13 adet kumaş incelenmiştir. Süprem kumaşlar farklı özelliklere sahip ipliklerden örülmüştür ve iki farklı sıklık kullanılmıştır. Sıklık ve iplik özelliklerinin ıslanma davranışına etkisi incelenmiştir. 1x1 ribana kumaşlarda ise iplik özellikleri değiştirilmemiş yarım askı ve tam askı yapıların arasındaki farkların ıslanma davranışındaki değişimleri gözlenmiştir. Kumaşların ıslanma, kılcal ıslanma, kuruma, hava ve su buharı geçirgenliği özellikleri araştırılmıştır. Çalışma sonunda %100 polyester içerikli kumaşların ölçülen özellikler üzerinde önemli etki olduğu gözlenmiştir. Ribana yarım askı ve tam askı arasında önemli bir fark olmadığı görülmüştür.

Behice Betül Doğan
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Polyester reçine ve cam elyafından üretilen kompozit plakaların iğnelenmiş keçe kumaşlarla takviye edilmesi üzerine bir araştırma

Bu tezde, kompozit plakalarda cam-dokuma, cam keçe, Core SP, polipropilen ve iğnelenmiş keçe tipi, istifleme sırası ve tabaka sayısı gibi parametrelerin mekanik özelliklere etkisi araştırılmıştır. Kompozit plakalar açık kalıplama (el yatırması) yöntemi ile üretilmiştir. Açık kalıplama yöntemiyle ürettiğimiz plakalar 25˚C'de kendi kürleşmesini tamamlamıştır. Elyaf takviyesi olarak, ağırlıkları 450 gr/m2 olan cam-keçe, ağırlıkları 500 gr/m2 olan cam-dokuma, ağırlıkları 100-150-200 gr/m2 olan polipropilen (PP), ağırlıkları 100-150-200 gr/m2 olan iğnelenmiş keçe (PES), ağırlıkları 90 gr/m2 olan Core SP kullanılmıştır. Reçine ise, el yatırmasına uygun IR-100 P polyester'dir. Sekiz farklı yatırma ve sabit tabaka sayısına sahip plakalar elde edilmiştir. El yatırması sonrası kalıp üzerinde ısı uygulanmadan sertleştirici ve hızlandırıcı reaksiyonları sayesinde kürleşme kalıp üzerinde tamamlamıştır. Elde edilen kompozit plakalar için çekme, üç noktadan eğme, basma ve katmanlar arası kayma gibi temel mekanik özellikler incelenmiştir. Core mat ve iğnelenmiş keçe ile üretilen plaka özellikleri karşılaştırılmış ve optimum açık kalıplama parametreleri, istifleme sırası ve tabaka sayısı önerilmiştir.

Gülşah Eken
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Open end geri dönüşüm akrilik iplikten elde edilenkazakların performans özelliklerinin pbt ve gipe ipliklerinilavesinin etkisi ile birlikte incelenmesi

Bu çalışmanın amacı open end geri dönüşüm akrilik iplikten üretilen kazakların performans özelliklerini orjinal akrilik iplikten üretilen benzer kazaklar ile elastik PBT ve gipe ipliklerin etkisini de göz önüne alarak incelemektir. Bu amaçla, geri dönüşüm ve orijinal akrilik iplik tipleri ile uzun ve kısa olmak üzere iki farklı ilmek iplik uzunluk değerlerinde elastik ipliksiz ve elastik PBT ve gipe iplikler ilave ederek 12 farklı kumaş tipi üretilmiştir. Elastik iplik ilavesi ve tipinin, geri dönüşüm ve orijinal akrilik lif tipinin ve ilmek iplik uzunluğunun kumaşların performans özellikleri üzerindeki etkisi de ANOVA istatistiki metodu kullanılarak incelenmiştir. Kumaşların performans özellikleri olarak, kumaş yapısal parametreleri (ilmek sıklıkları, gramaj ve kalınlık), hava geçirgenlik değerleri, ısıl konfor özellikleri (ısıl iletkenlik, ısıl direnç ve ısıl soğurganlık), su buharı geçirgenliği, patlama mukavemeti, aşınma dayanımı, boncuklanma ve esneklik değerleri ölçülmüştür. Deneysel ve istatistiki sonuçlardan elastik iplik ilavesi ve tipinin, geri dönüşüm veya akrilik lif tipinin ve ilmek iplik uzunluğunun kumaşların tüm performans sonuçları üzerindeki etkileri istatistiki olarak önemli bulunmuştur. Gipe iplik ilaveli kumaşlar en yüksek ilmek yoğunluk, gramaj, kalınlık, ısıl iletkenlik, ısıl direnç, ısıl soğurganlık, aşınma dayanımı, çubuk yönü uzama sonuçları, buna karşın en düşük hava ve su buharı geçirgenlik sonuçları göstermiştir. Gipe iplik ilaveliiii kumaşları daha sonra PBT iplik ilaveli kumaşlar izlemiştir. En yüksek patlama mukavemeti ve en az boncuklanma eğilimi sonuçları PBT iplik ilaveli kumaşlar için elde edilmiştir. Deneysel sonuçlardan geri dönüşüm ve akrilik lif tiplerinin kumaşların performans özellikleri üzerindeki etkisi incelendiğinde ise, geri dönüşüm akrilik kumaşlar orijinal akrilik kumaşlardan daha yüksek kalınlık, ısıl direnç, aşınma dayanımı, boncuklanma eğilimi ve sıra yönü uzama sonuçları, buna karşın daha düşük patlama mukavemeti sonuçları göstermiştir. Diğer performans özelliklerinde ise geri dönüşüm ve akrilik kumaşlar elastik ipliksiz ve elastik iplik ilaveli kumaşlarda farklı eğilimde davranış sergilemiştir. Tüm deneysel sonuçlar orijinal akrilik iplikler kadar geri dönüşüm akrilik ipliklerinin de kabul edilebilir kalitedeki kazakların üretiminde kullanılabileceğini ve geri dönüşüm ipliklerin gipe ve PBT elastik iplikler ile birlikte kullanılması ile kazakların kalitesi ve performans özelliklerinin artırılabileceğini ve kazaklara bazı avantajlı özelliklerin kazandırılabileceğini göstermiştir.

Cemre Nur Kuyucak
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00