
901
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Arpa ve buğday çeşitlerinin besin madde ve fiziksel özelliklerinin yem mikroskopisi ve laboratuar analizleri ile belirlenmesi
Yapılan bu tez çalışması; yemlik olarak kullanılabilen buğday ve arpa çeşitlerinin, besin madde ve fiziksel özelliklerinin, yem mikroskopisi ve laboratuar analizleri ile ortaya konabilmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma için 6 adet buğday (Selimiye, Pehlivan, Golia, Kızıltan91, Zenit, NKÜZiraat) ve 6 adet arpa çeşidi (Bolayır, Barberousse, Lord, Martı, Sladoran, Harman) kullanılmıştır. Çalışmada danelerin fiziksel ölçümleri yapılmış, stereo ve elektron mikroskobu ile mikro fotoğrafları çekilmiştir. Dane ve öğütülmüş numunelerde renk ölçümleri yapılmıştır. Ayrıca tüm örneklerin besin madde içerikleri de belirlenmiştir. Buğday ve arpa çeşitlerindeki analizler sonucunda çeşitler arasında belirgin besin madde farklılıklarının olduğu ve bazı çeşitlerde bu durumun fiziksel ölçümler ile mikroskopik olarak yapılan gözlemlerle de ilişkili olabileceği ortaya konmuştur. Sonuç olarak; besin madde kapsamlarının geleneksel metotlar olan laboratuar analizleriyle belirlenmesi yanı sıra, yapılacak morfometrik ve mikroskobik ölçümlerin yemlik olarak kullanılan tahılların kalitesinin belirlenmesinde kullanılması yem kalitesinin belirlenmesinde yardımcı olacak bir yöntem olarak fayda sağlayacaktır.
Raf ömrü dolan kinoa, chia, teff, maş fasulyesi ve karabuğdayın ruminant beslemede kullanımının in vitro yöntemlerle araştırılması
Bu araştırmanın amacı, kinoa, chia, teff, maş fasulyesi ve karabuğdayın alternatif yem ham maddesi olarak ruminant beslemede kullanılabilirliğini araştırmaktır. Belirtilen amaca yönelik olarak, söz konusu bitkilerin ham besin madde içeriklerinin yanı sıra yağ asiti bileşenleri ve in vitro koşullarda enzimde çözünen organik madde miktarları (EÇOM) belirlenmiştir. Elde edilen verilerden yararlanılarak metebolik enerji (ME) içerikleri hesaplanmıştır. Kinoaların hepsinin ham protein (HP) ve ham yağ (HY) içerikleri buğdaygillerden yüksek bulunmuştur. EÇOM içeriğinin de buna paralel yüksek bulunmuş olması kinoaların, ruminantların enerji gereksiniminin yüksek olduğu erken laktasyon döneminde ya da beside enerji kaynağı olarak geleneksel tahıllara alternatif olarak kullanılabileceğini göstermiştir. Özellikle linoleik asit miktarlarının yüksek olması, beside et kalitesini olumlu yönde etkileyerek etin konjuge linoleik asit (KLA) bakımından zenginleşmesine olanak sağlayacaktır. Chiaların ham kül (HK) içeriklerinin yüksek olması mineralce zengin, HP, HY içeriklerinin yüksek olması ise ME içeriklerinin yüksek olduğunu göstermektedir. EÇOM içeriklerinin çok düşük belirlenmesi, nötr deterjanda çözünmeyen lif (NDF) ve özellikle asit deterjanda çözünmeyen lif (ADF) ADF'nin yüksek olmasından kaynaklanmıştır. Yağ içeriklerinin yüksek olması, özellikle süt sığırlarında sıcaklık stresini önlemek amacıyla kullanılabileceğini göstermektedir. Yağ asidi fraksiyonları incelendiğinde, linolenik asit içeriğinin yüksek olması, süt yağının çoklu doymamış yağ asitleri ve özellikle KLA içeriklerinin de artışına neden olacaktır. Teff'in NÖM içeriğinin yüksek NDF içeriğinin düşük olmasından dolayı, MENDF'si yüksek bulunmuştur. Ham besin madde analiz sonuçları, yağ asiti bileşimi ve EÇOM değerleri birlikte değerlendirildiğinde, teff tahıllara yeni bir alternatiftir. Maş fasulyesi, mineralce zengin olmasının yanısıra HP içeriğinin yüksek olması alternatif protein kaynağı olarak kullanılabileceğini göstermektedir. Özellikle son yıllarda alternatif protein kaynağı arayışına giren üreticilere önemli bir alternatif olacaktır. Karabuğdayın NDF ve hemiselüloz içeriklerinin yüksek, EÇOM içeriği ve ME içeriklerinin de yüksekliği buğdaya alternatif olarak kullanılabileceğini göstermektedir. Bu araştırmayla marketlerde veya depolarda, paketin hasar görmesi nedeniyle raf ömrünü dolduran kinoa, chia, teff, maş fasulyesi ve karabuğdayın ruminant hayvanların beslemesinde alternatif yem kaynağı olarak kullanılabileceği ortaya konulmuştur.
Kefirin in ovo enjeksiyonu ve yemlere ilavesinin performans, bağırsak mikrobiyotası ve histomorfolojisi üzerine etkileri
Bu çalışma kefirin iki farklı yöntem ile (in ovo enjeksiyon ve rasyona ilavesi ile) etlik piliçlere verilmesinin performans, organ ağırlıkları, bağırsak histomorfolojisi, bağırsak mikrobiyotası, eritrosit morfolojisi ve heterofil lenfosit oranına olan etkilerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Bunun için iki birbirinden bağımsız iki deneme yürütülmüştür. 1. Denemede; 135 adet Ross 308 yumurta kuluçka makinasına konulmuştur. Döllülük kontrolünden sonra kuluçkanın 18. gününde kontrol (saf su), %7'lik kefir ve %14'lik kefir olacak şekilde 3 farklı solüsyon yumurtalara enjekte edilmiştir. Kuluçkadan çıkan civcivler 21 gün boyunca bazal yem ile beslenmeye devam edilmiştir. 2. Deneme de ise bir günlük yaştaki etlik piliç civcivlerinin yemlerine bazal yem +(%0,1) kefir, bazal yem+(%0,2)kefir ve kontrol (kefir ilavesiz) gruplarına ayrılarak belirtilen yem karmaları ile 21 gün boyunca beslenmiştir. Denemede civcivler 1x0.5x0.5 m ebatlarındaki 4 katlı tel civciv yetiştirme kafeslerinde yetiştirilmiştir. Denemede yem ve içme suyu ad libitum verilmistir. İçme suları nipel suluklarla sağlanmıştır. Her iki denemenin de 21. gününde hayvanlar tartılarak kesilmiş ve analizler için gerekli örneklemeler yapılmıştır. Deneme 1'de % 7 ve 14 dozlarında kefir enjeksiyonunun performans ve organ ağırlıklarına önemli bir etkisi olmadığı belirlenmiştir. İleum ve sekum mikrobiyotası incelendiğinde LAB değerleri en yüksek %7 kefir enjeksiyonunda (5,28±0,20 ve 6,85±0,08) görülmüştür ve diğer gruplarla aralarındaki fark istetistiki açıdan önemli bulunmuştur (p<0,05). Çalışmada duodenum, jejunum ve ileum da keript eni-boyu, villus eni-boyu, lamina muskularis kalınlığı parametreleri incelenmiştir. Duodenum, jejunum ve ileumda kript boyu ve eninde en yüksek değerler %7 kefir enjeksiyon grubunda; villus boyu ve eninde ise en yüksek değerler %14 kefir enjeksiyon grubunda tespit edilmiştir. %7'lik ve 14'lük kefir enjeksiyonunun etkisi kontrol grubuna göre ince bağırsak histomorfolojisinde olumlu yönde ve istatistiki açıdan önemli olacak şekilde etki gösterdiği görülmüştür (p<0,05). Ayrıca bu çalışmada kan parametrelerinden olan eritrosit morfolojisi ve H/L oranları da incelenmiştir ve kefir enjeksiyonun etkisi istatistiki açıdan önemli bulunmuştur. Deneme 2'de % 0,1 ve0,2 oranlarında yeme kefir ilavesinin performans üzerinde olumlu etkiye sahip olduğu özellikle %0,2 kefir ilavesinin CAA'nı teşvik ederek yemden yararlanma oranınıda olumlu yönde azalttığı tespit edilmiştir. Fakat iç organ ve bağırsak parametrelerine önemli bir etkide bulunmadığı da belirlenmiştir (p>0,05). İnce bağırsak histomorfolojik parametrelerine % 0,2'likkefir ilavesinin olumlu etki gösterdiği en yüksek değerlerin bu grupta görüldüğü ve gruplar arasındaki farkın istatistiki önem taşıdığı (p<0,05) belirlenmiştir. H/L oranın da ise en yüksek değerlerin muamele gruplarında görüldüğü ve kontrol grubuna göre muamelelerin olumsuz yönde etki gösterdiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak yemlere katılarak veya yumurtaya in ovo olarak verilen kefirin performans üzerine olumlu etkileri görülmüştür. Diğer parametreler açısından ise iki yöntemin farklı sonuçlara da yol açtığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: İn ovo enjeksiyon, kefir, broiler, performans
Karacabey merinosu koyunların yarı entansif şartlardaki çeşitli verim özelliklerinin belirlenmesi
Çalışmada Karacabey Merinosu Koyunun yarı entansif şartlarda gebelik ve kısırlık oranı, doğuran koyuna göre doğan kuzu sayısı, koç altı koyuna göre doğan kuzu sayısı, kuzuların yaşama gücü, doğum, 30, 60, 90. gün canlı ağırlıkları ve canlı ağırlık artışları, ikizlik oranı belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın hayvan materyalini 1.5 yaşlı 184 baş, 2 yaşlı 58 baş ve bunlardan doğan 305 baş kuzu oluşturmuştur. Doğumdan itibaren kuzuların doğum ağırlığı, doğum tipi, cinsiyet, 30.gün, 60.gün (sütten kesim), 90. gün canlı ağırlıkları kaydedilmiştir. 1.5 yaşlı ve 2 yaşlı koyunlarda KKDK 1.25, 1.29 olurken, DKDK 1.48, 1.41 tespit edilmiştir. Gebelik ve kısırlık oranı sırasıyla 1,5 yaşılarda % 84.2 ve % 15.8 iken, 2 yaşlılarda % 91.4 ve % 8.6 bulunmuştur. Kuzuların yaşama gücü 1.5 yaşlı, 2 yaşlı, dişi, erkek, tek, ve ikiz kuzularda sırasıyla % 90, % 88, % 90.3, % 88.57, % 92.66, % 87.76 ve genel ortalama % 89 olmuştur. Doğum, 30., 60., 90. gün ağırlıkları 1.5 yaşlı koyunların dişi kuzularında 4.261, 12.483, 21.844, 28.405 kg; erkek kuzularda 4.504, 12.871, 23.022, 31.556 kg; yine bu değerler 2 yaşlı koyunların dişi kuzularında sırasıyla 4.426, 10.829, 19.504, 26.557, erkek kuzularında 4.659, 11.774, 21.750, 30.448 kg olarak belirlenmiştir.
Siyah alaca süt sığırlarında vücut ölçülerinin birbirlerine oranlarının verim özellikleri ile ilişkisi
Bu çalışmada, Görüntü İşleme Metotları (GİM) kullanarak Siyah Alaca süt sığırlarının vücut ölçülerinin ortaya konması, elde edilen vücut ölçülerinin birbirlerine bölünerek oranlar elde edilmesi ve bu oranların verim özellikleri ile ilişkilerinin ortaya konması amaçlanmıştır. Bu amaçla 198 büyük baş Siyah Alaca süt sığırının Sabit Nesne Video Metodu (SNV) yardımıyla vücut ölçüleri tespit edilmiştir. Tespit edilen vücut ölçüleri birbirlerine bölünerek oranlar elde edilmiş ve bu oranlar ile Günlük Ortalama Süt Verimi (GOSV), Gebelik Başına Tohumlama Sayısı (GBTS), İlkine Tohumlama Yaşı (İTY) ile İlkine Buzağılama Yaşı (İBY) arasındaki ilişkileri ortaya konmuştur. Araştırmada, GOSV, GBTS, İTY ve İBY ile vücut ölçülerinden cidago yüksekliği (CY), sırt yüksekliği (SY), sağrı yüksekliği (SGY), oturak yumru yüksekliği (OYY), göğüs derinliği (GD), vücut uzunluğu (VU), gövde uzunluğu (GU), vücut alanı (VA) ve vücut çevresi (VÇ) arasındaki ilişkinin tüm laktasyon guruplarında düşük, negatif yönlü ve istatistik olarak önemli olmadığı gözlenmiştir (p>0.05). Vücut ölçülerinden elde edilen oranlar modele dahil edilerek GOSV, GBTS, İTY ve İBY'nın tahmini için oluşturulan çoklu regresyon denklemlerine ilişkin en yüksek Determinasyon Katsayısı (R2) değerlerinin GOSV için CY (0.389 (p<0.01)), GBTS için VA (0.344 (p<0.05)), İTY için VÇ (0.266 (p<0.05)) ve İBY için VÇ ile edilen oranların kullanıldığı çoklu regresyon denklemleri olduğu gözlenmiştir.Süt sığırlarında vücut ölçülerinin belirlenmesinde GİM uygulamalarının Klasik Ölçüm Metotları'na (KM) göre daha pratik olduğu söylenebilir. Siyah Alaca süt sığırlarında GOSV, GBTS, İTY ve İBY gibi süt ve döl verimlerinin tahmini için vücut ölçülerinden elde edilen oranlar kullanılarak oluşturulan regresyon denklemlerinin tahmin gücünün düşük olduğu belirlenmiştir.
Laktik asit bakteri ve enzim karışımı inokulant ilavesinin yonca silajlarında fermantasyon, aerobik stabilite ve yem değeri üzerine etkileri
Bu çalışma, yonca silajlarına farklı düzeylerde laktik asit bakteri+enzim (LAB+E) kullanımının fermantasyon özellikleri, aerobik stabilitesi, nispi yem değerleri (NYD) ve in vitro organik madde sindirimi (OMS) üzerindeki etkilerinin saptanması amacıyla düzenlenmiştir. Yonca çiçeklenme başlangıcı, çiçeklenme ortası ve çiçeklenme sonu döneminde hasat edilmiştir. Laktik asit bakteri+enzim karışımı inokulant olarak Sil-All (Alltech, UK) kullanılmıştır. İnokulant yonca hasıllarına 1x105, 5x105 ve 1x106 kob/g düzeyinde katılmıştır. Kontrol ve katkı maddeleri ile muamele edilen yonca 1 litre hacimli polietilen torbalarda silolanmıştır. Torbalar laboratuvar koşullarında 20±2 °C sıcaklıkta depolanmışlardır. Silolamadan sonraki 2, 4, 8 ve 45. günlerde her gruptan 3'er torba açılarak silajlarda kimyasal ve mikrobiyolojik analizler yapılmıştır. Silolama döneminin sonunda açılan tüm silajlara 5 gün süre ile aerobik stabilite testi uygulanmıştır. Ayrıca bu silajların NYD ve in vitro OMS saptanmıştır. Sonuç olarak, LAB+E inokulantı silajların pH, amonyak azotu içeriklerini azaltırken, laktik asit, asetik asit içerikleri ve lactobacilli sayısını artırmıştır (P<0.01). Yüksek dozda LAB+E ilavesi silajların nötr deterjanda çözünmeyen lif, asit deterjanda çözünmeyen lif ve selüloz içeriğini azaltmış, silajların NYD, in vitro OMS ve metabolik enerji değerlerini artırmış, buna karşın yonca silajlarında karbondioksit üretimini artırarak silajların aerobik stabilitelerini düşürmüştür (P>0.001).
Süt sığırlarında bazı meme özellikleri ile sütteki somatik hücre sayısı arasındaki ilişki
Bu çalışmada, Sakarya iline bağlı Pamukova İlçesindeki bulunan ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğine üye özel bir işletmede yetiştirilen ve birinci laktasyonda bulunan 158 büyük baş siyah alaca süt sığırlarının; meme başı kası skorlaması, meme ucu ve şeklinin skorlaması, meme ucu uzunluğu skorlaması, deri durumu skorlaması, meme başı kirlilik skorlaması, ön ve arka meme başlarının yerleşimlerinin skorlaması, meme siğillilik durumunun skorlaması ve California Mastitis Testi (CMT) skorlaması yapılarak, meme başı özellikleri ile somatik hücre sayısı (SHS) arasındaki ilişki ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışma kapsamında hayvanlar 12 ay boyunca gözlenerek her bir ay sonunda skorlamalar yapılmıştır. Çalışma üç verim gurubu (yüksek, orta ve düşük) ve 4 mevsim gurubu (sonbahar, kış, ilkbahar ve yaz) şeklinde değerlendirilmiştir. Çalışmada tüm guruplarda her bir meme başı için ayrı ayrı test ve ölçümler yapılmıştır (ön sağ meme başı, ön sol meme başı, arka sağ meme başı ve arka sol meme başı). Yüksek ve orta verim gurubundaki hayvanlarda meme başı skoru ile CMT arasındaki ilişki istatistik olarak önemli olduğu belirlenmiştir (p<0.01). Düşük verim gurubunda ise arka sol meme başı hariç (p>0.05) diğer tüm guruplarda CMT ile meme başı skoru arasındaki ilişkinin önemli olduğu gözlenmiştir (p<0.01). Meme şekli skoru ile CMT arasında yüksek verim düzeyinde tüm gruplarda p<0.01 önem düzeyinde, orta verim grubunda arka sol meme başı için p<0.01 ve diğer meme başları için (p<0.05) önem düzeyinde istatistik olarak ilişki olduğu belirlenmiştir. Düşük verimli düzeyinde ise ön sol ve ön sağ meme başı şekli skorları ile CMT arasında p>0.05 ve arka sol ve arka sağ meme başları skorları ile CMT arasında p<0.01 önem seviyesinde ilişki olduğu belirlenmiştir. Mevsimlere göre (sonbahar, kış, ilkbahar ve yaz) meme başı kirlilik skorları ile CMT arasındaki ilişki incelendiğinde sonbahar, kış ve yaz mevsimleri için meme başı kirlilik skoru ile CMT arasındaki ilişkinin önemsiz (p>0.05) olduğu gözlenmiştir. İlkbahar mevsimi için ön sol meme başı kirlilik skoru ile CMT arasında p<0.01 önem düzeyinde, arka sağ ve arka sol meme başları için ise p>0.05 önem düzeyinde ilişki olduğu belirlenmiştir. Çalışmada, memenin morfolojik özellikleri ile CMT düzeyleri arasındaki ilişki incelendiğinde özellikler arasında önemli düzeylerde ilişki olduğu, bu nedenle memeye başına ilişkin meme başı kası, meme ucu şekli ve meme başı uzunluğu gibi karakterler hayvan ıslahında seleksiyon kriteri olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.
Siyah alaca süt sığırlarında tip özellikleri üzerine bazı sistematik çevre faktörlerinin etkisi
Çalışmada, Kırklareli ve Kırşehir İllerinde bulunan iki işletmede yetiştiriciliği yapılmakta olan 911 baş Siyah Alaca süt sığırlarının doğrusal (Linear) ve doğrusal olmayan (100 Puan) tip özellikleri Süt Tipi (ST), Beden Yapısı (BY), Ayak Bacak Yapısı (ABY) ve Meme Yapısı (MY) olmak üzere dört kategoride değerlendirilmiştir. Pedigri ve verim kayıtları olmayan işletmelerde doğrusal ve doğrusal olmayan özelliklerden faydalanılarak her bir hayvan için toplam konformasyon puanı hesaplanmıştır. Her iki işletme için ortalama konformasyon puan hesaplaması yapılmıştır. Söz konusu özelliklerin birbirleri üzerine etkisi ve bu özelliklere etki ettiği düşünülen laktasyon sırası, laktasyon dönemi ve işletme ile arasındaki ilişkiler (fenotipik korelasyonlar) araştırılmıştır. Doğrusal tip özelliklerinden SY (8,48±0,96), SK (6,67±1,36), BD (6,98±1,39), GG (7,13±1,93), SG (6,28±1,01), SE (5,38±1,88), ABA(6,19±1,27), TY (7,52±0,79), DY (5,34±1,50), ABD (4,19±1,41), ÖMB (5,62±1,83), AMY (3,40±1,92), MMB (6,22±2,49), MTY (5,49±2,01), ÖMBY (5,02±1,45), ÖMBU (6,52±1,31), AMBY (7,44±2,08), VKS (5,25±1,51) olarak; 100 puan sistemine ilişkin özelliklere ait puanlar MYP (84±1,82), ABYP (88,15±0,95), BYP (84,28±1,29), STP (87,91±1,90), ve GP (85,68±1,11) bulunmuştur. Linear Tip Puanı (30,54±0,50), ve Toplam Konformasyon Puanı (51,96±0,64) olarak hesaplanmıştır. Doğrusal tip özelliklerinden SK, BD, GG, SG, SE, ABA, TY, ABD, MTY, ÖMBY, ÖMBU, VKS puanlarının ideal ve ideale yakın olduğu, SY, DY, ÖMB, AMY, MMB, AMBY puanlarının ise ideal puanlardan uzak olduğu görülmüştür. 100 puan sistemine ilişkin özelliklerin değişim aralığı (77 – 92) arasında bulunmuştur. Meme yapısı ve beden yapısı puanlarının iyi, ayak bacak yapısı, süt tipi puanı ve genel puanın çok iyi olduğu görülmektedir. Tipe özelliklerine göre toplam konformasyon puanı ortalamaları (51,96 ± 0,02), değişim genişliği ise (50-54) arasında tespit edilmiştir.Doğrusal tip özellikleri üzerine çevresel faktörlerden olan işletmenin etkisi (SK, VKS, SY, BD, GG, SG, SY, TY ÖMB, AMY, MTY, ÖMBY, ÖMBU, AMBY) özellikleri bakımından işletmeler arasındaki farklılıkların istatistiksel olarak oldukça önemli (P ≤ 0,001) bulunurken, (MMB) özelliği için çok önemli (P ≤ 0,01), (ABA, ABD, ) özelliklerinde önemli (p ≤ 0,05), (DY) özelliği için ise (P > 0,05) önemsiz bir çevre faktörü olduğu tespit edilmiştir.100 puan sistemine ilişkin (MYP, ABYP, STP, GP) özelliği için oldukça önemli (P ≤ 0,001), (BP) puanı için ise önemsiz (P > 0,05) bir çevre faktörü olduğu bulunmuştur.(TKP) özelliği için işletmelerin önemli bir çevre faktörü olmadığı (P>0,5) tespit edilmiştir. Doğrusal tip özellikleri üzerine çevresel faktörlerden olan Laktasyon sırasının etkisi (SK, VKS, BD, SE, ABA, TY, DY, ABD, ÖMB, MMB, MTY, ÖMBU ve AMBY üzerine etkisi önemli bulunurken (p ≤ 0,05), (SY, GG, SG, AMY, ve ÖMBY) özelliklerine etkisinin önemsiz olduğu tespit edilmiştir (P>0,5). 100 puan sistemine ilişkin (MYP, ABYP, STP, GP) özelliği için tespit edilen farklar istatistiksel anlamda önemli bulunmuştur (P<0,05). TKP özelliği 3.laktasyon sırasında 1. ve 2. Laktasyon sırasına göre değerinin azalan yönde değişim gösterdiği, rakamsal olarak bu değer istatistiksel anlamda önemli bulunmuştur (P<0,05).Doğrusal tip özellikleri üzerine çevresel faktörlerden olan Laktasyon dönemlerinin etkisinin BD özelliği dışındaki tüm özellikler üzerine laktasyon dönemleri arasında farklılıkların görüldüğü ve değerleri arasındaki farkların istatistiksel anlamda önemli olduğu bulunmuştur (P<0,05). Laktasyon döneminin 100 puan sistemine ait özelliklerin üzerine etkisi MYP, ABYP, STP, GP ilişkin puanlarda farklılıklar bulunmasın rağmen istatistiksel olarak önemli bulunmamıştır (P>0,05). BYP ise geç dönemde artış göstermiş olup önemli bulunmuştur (P<0,05). TKP açısından laktasyon dönemleri arasındaki farkın önemli olmadığı bulunmuştur (P>0,05). 100 Puan Sistemine ait özelliklerine ve TKP ortalamaların ideal değerlere yakın olması her iki işletmede de süt sığırı yetiştiriciliğinin bilinçli bir şekilde yapıldığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Siyah Alaca, Linear Puanlama, 100 Puan Sistemi, Toplam Konformasyon Puanı, İşletme Farklılığı, Laktasyon Sırası, Laktasyon Dönemi 2019, 72 Sayfa
Kefir ilavesinin yonca silajlarının fermantasyonözellikleri ve aerobik stabilitesi üzerineetkileri
Bu araştırmada, farklı dozlarda kefir ilavesinin yonca silajlarında fermantasyon geli-şimi ve aerobik stabilitesi üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Yonca, haziran ayında çiçeklenme başlangıcında hasad edilmiş ve yaklaşık 24 saat süreyle soldurulmuştur. Çalışmada katkı maddesi olarak ticari (MY starter KF) ve ev yapımı kefir kültürü kullanılmıştır. Araştırma, katkı maddesi ilave edilmeyen kontrol, 1X105, 5x105 ve 1x106 kob/g düzeyinde kefir ilave edilerek oluşturulan 7 grupta yürütülmüştür. Kontrol ve katkı maddeleriyle muamele edilen yonca her uygulama için 10'ar tekerrür olarak 500 g kapasiteli plastik torbalara silolanmıştır. Silolamadan 45 gün sonra açılan tüm silajlarda kimyasal ve mikrobiyolojik analizler yapılmıştır. Silolama döneminin sonunda (45. gün) tüm silajlara 7 gün süre ile aerobik stabilite testi uygulanmıştır. Sonuç olarak kefir yonca silajlarının fermantasyon özelliklerini ve aerobik stabilitelerini geliştirmiştir.
Sodyum diasetat ilavesinin yonca silajlarının fermantasyon özellikleri ve aerobik stabilitesi üzerine etkileri
Bu araştırma, sodyum diasetat kullanımının yonca silajlarında fermantasyon gelişimi ve aerobik stabiliteleri üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada katkı maddesi olarak bileşiminde (asetat ve asetik asit içeren) sodyum diasetat (E262) kullanılmıştır. Araştırma, katkı maddesi ilave edilmeyen kontrol, 3, 5 ve 7 g/kg sodyum diasetat ilave edilerek oluşturulan 4 grupta yürütülmüştür. Kontrol grubuna diğer muamele gruplarına eşdeğer 20 ml çeşme suyu ilave edilmiştir. Katkı maddelerinin ilavesinden sonra, yaklaşık 500g örnek plastik torbalara konularak sıkıştırılmış ve vakumla içindeki hava alınmıştır. Her grup için 10'ar tane olmak üzere toplam 40 paket silaj laboratuvar şartlarında (25-30 °C) 45 gün fermantasyona bırakılmıştır. Silolamadan 45 gün sonra açılan tüm silajlarda kimyasal ve mikrobiyolojik analizler yapılmıştır. Silolama döneminin sonunda (45. gün) tüm silajlara 7 gün süre ile aerobik stabilite testi uygulanmıştır. Ayrıca silajlarda fermantasyonun 45. gün ve aerobik stabilite dönemi sonrası laktik asit bakterilerinin tanımlaması yapılmıştır. Sonuç olarak, yonca silajına ilave edilen sodyum diasetat silajlardaki laktik ve asetik asit içeriklerini artırırken, proteolizi de önlemiştir. Ayrıca sodyum diasetat yüksek anti bakteriyel aktivite göstererek silajların 7 günlük aerobik dönem boyunca maya ve küf populasyonları ile CO2 üretimlerini düşürmüş ve aerobik stabilitelerini geliştirmiştir.
Bakteriyal inokulantların çavdar silajlarında fermantasyon, aerobik stabilite ve yem değeri üzerine etkileri
Bu çalışma laktik asit bakterileri ve laktik asit bakterileri+enzim karışımı inokulantları, çavdar silajlarının fermantasyon, aerobik stabilite, hücre duvarı kapsamı ve yem değeri üzerindeki etkilerinin saptanması amacı ile düzenlenmiştir. Araştırmada kullanılan çavdar hasılları hamur olum döneminde hasat edilmiştir. Laktik asit bakteri inokulantı olarak Biosil (Wuthenow, Germany), laktik asit bakterileri+enzim karışımı inokulantlar olarak Silaprilis Pro (Timac Agro, USA) ve Sil-All (Allteck, UK) kullanılmıştır. İnokulantlar silajlara 6.00 log10 koloni form ünite/g düzeyinde ilave edilmiştir. Kontrol ve katkı maddeleri ile muammele edilen çavdar 1 litre hacimli polietilen torbalarda silolanmıştır. Paketler laboratuvar koşullarında 20±2 °C sıcaklıkta depolanmışlardır. Silolamadan sonraki 2, 4, 8 ve 75. günlerde her gruptan 3'er torba açılarak silajlarda kimyasal ve mikrobiyolojik analizler yapılmıştır. Silolama döneminin sonunda açılan tüm silajlara 5 gün süre ile aerobik stabilite testi uygulanmıştır. Ayrıca bu silajların in vitro OMS saptanmıştır. Sonuç olarak laktik asit bakterileri ve laktik asit bakteri+enzim karışımı inokulantlar çavdar silajlarının fermantasyon özelliklerini ve aerobik stabilitelerini arttırmıştır. Ayrıca laktik asit bakteri+enzim inokulantları silajların nötral deterjanda çözünmeyen lif, asit deterjanda çözünmeyen lif ve selüloz kapsamını düşürürken, in vitro organik madde sindirilebilirliğini artırmıştır (P<0.05).
Farklı gelişme dönemlerinde bazı arpa hasıllarının besin madde içeriği ve sindirilebilir organik madde miktarına etkisi
Bu çalışmada başaklanma, süt olum ve hamur olum dönemlerinde hasat edilen altı arpa (Hordeum vulgare L.) çeşidinden elde edilen kuru otların kimyasal kompozisyonu, nispi yem değeri ve in vitro organik madde sindirilebilirliği ile metabolik enerji değerleri karşılaştırılmıştır. Arpa hasıllarının kimyasal bileşimleri ham protein için %4.79-9.73; ham kül için %4.74-7.13; nötr deterjan lif için %43.57–55.67; asit deterjan lif için %27.62-38.67, asit deterjan lignin için %3.59-6.27, hemiselüloz için %13.79-22.75 ve selüloz için%22.63-32.88 arasında değişmiştir. İn vitro organik madde sindirilebilirliği %44.33-54.43, metabolik enerji değerleri 6.82-8.05 MJ/kg KM, nispi yem değeri ise 95.73 ile 142.35 arasında değişmiştir. Hasat zamanı arpa hasıllarının kimyasal bileşimlerini, nispi yem değerini, in vitro organik madde sindirilebilirliği ve metabolik enerji değerlerini önemli düzeyde etkilemiştir (P<0.05). Araştırma sonucunda, hasat zamanının gecikmesiyle birlikte elde edilen otların ham protein, nötr deterjan lif, asit deterjan lif ve selüloz içerikleri düşerken, ham kül içerikleri ile in vitro organik madde sindirilebilirliği, metabolik enerji ve nispi yem değeri artmıştır.
Silaj inokulantları kullanarak yapılan araştırmaların meta analitik değerlendirilmesi
Bu çalışmada, silaj inokulantlarının in vivo ve in vitro koşularda hayvanlarda verim ve performans üzerine olan etkileri ile ilgili yayınlanmış makale ve bildiriler arasından tam metin erişimli 70 araştırma makalesi incelenmiştir. Araştırmalar, silaj yapılan ana materyal, kullanılan silaj inokulantlarının fermantasyon parametreleri, sindirilebilirlik ve hayvan per-formansı üzerine etkilerine göre sınıflandırılarak her bir araştırmacının yaptıkları analizler ile değerlendirilip detaylandırılmıştır. Araştırma sonucunda silaj inokulantlarının silaj fermantasyonunu açısından sadece pH ve BA değerlerinde, sindirilebilirlik ve hayvan performans verilerine ilişkin ise istatistiki anlamda herhangi bir etkisi olmadığı sonucuna varılmıştır.
Saha şartlarında aerobik stabilite süresince mikrobiyal kompozisyondaki değişikliklerin termal kamera görüntüleme tekniği ile değerlendirilmesi
Araştırmanın ana amacı; Termal Kamera Görüntüleme Tekniğinin, silajdaki aerobik dönemde meydana gelen bozulmanın boyutları hakkında güvenilir ve pratik bir ölçü aracı olarak kullanılıp kullanılamayacağını tespit etmektir. Aerobik stabilite (silo ömrü), açılan bir silajın ısınmadan ve bozulmadan kaldığı sürenin uzunluğu olarak tanımlanmaktadır. Aerobik stabilite kompleks bir süreç olup, silolanan ürünün mikrobiyal bileşimi, fermantasyon özellikleri, silaj kütlesinin sıcaklığı ve silaj yoğunluğu oluşabilecek kayıpları etkilemektedir. Yemleme döneminde silaj kalitesinin mikrobiyolojik ve kimyasal analizlerle değerlendirilmesi kalifiye personel, ekipman ve laboratuar gerektirirken, aynı zamanda pahalı ve zaman alıcıdır. Fiziksel analizler de çoğu zaman yemdeki bozulmanın boyutlarının saptanması için yeterli değildir. Araştırma Tekirdağ ilinde mısır silajı yapan bir işletmede yürütülmüştür. Bu amaçla toprak üstü silonun yüzey alanı (sağ, orta ve sol bölge) olmak üzere 3 örnekleme bölgesine ayrılmıştır. Her bir bölgedeki sıcaklık değerleri ve ortam sıcaklığı 40 gün süreyle sıcaklık sensörleri ile ölçülüp kaydedilmiştir. Araştırmanın 0., 7., 14., 21. 30. ve 40. günlerinde silonun belirlenen 3 farklı noktasından 5 tekerrür olmak üzere alınan silaj örneklerinde kimyasal ve mikrobiyolojik parametrelere ilişkin analizler yürütülmüştür. Aynı zamanda, Fluke Ti9 IR (160x120) marka termal kamera ile 1 m mesafeden silo yüzeyinin belirlenen bölgelerinden görüntüleme yapılarak değerlendirme sonuçları kaydedilmiştir. Daha sonra elde edilen veriler SmartView®software programında değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, termal kamera görüntüleme tekniği ve sıcaklık sensörlerine ilişkin değerlerin paralellik gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca termal kameranın, aerobik stabilitenin erken döneminde bozulmanın boyutlarını belirleyebilmek ve silaj amenajmanını geliştirmek amacı ile saha şartlarında pratik bir yöntem olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.
Türk rahvan atının morfolojik ve davranışsal özelliklerinin belirlenmesi
Çalışmamızda, Bursa (n=28) ve Aydın'ın Nazilli (n=65) ilçesinde ve Bursa ilinde yetiştirilen Afgan kökenli (n=9) olmak üzere toplam n=102 rahvan yürüyüşlü atın vücut özellikleri değerlendirilmiştir. Bu ölçümler neticesinde beden yapısına ilişkin özelliklerin CY, SAY, SY KSY, OYY, VU, GD, GG, GÇ, OYAG ve KYAG genel ortalamaları sırasıyla 143.72±0.71, 134.44±0.65, 135.76±0.63, 128.68±0.53, 123.11±0.67, 137.56±0.81, 64.53±0.41, 34.84±0.41, 156.92±0.79, 22.68±0.19 ve 41.66±0.43 olarak tespit edilmiştir. Ayak bacak yapısına ilişkin özelliklerin (İÇ, İU, TY ve BU) genel ortalamaları; 18.81±0.21, 36.88±0.29, 8.31±0.15 ve 83.53±0.49 olarak bulunmuştur. Başa ait özelliklerin (KU ve KG) ortalamaları ise; 54.76±0.29 ve 21.53±0.17'dir. Atlarda vücut ve vücudu oluşturan bütün kısımların uyumlu yapı göstermesi istenen bir durumdur. Başın gövdeyle bağlantısı cidago, bel ve sağrının uyumu ırk özelliklerini belirtmelidir. Uygun vücut yapısı aynı zamanda atların gücünü, performansını belirlediği gibi gelecek generasyonların belirlenmesinde de çok önemli özelliklerdir. Vücut özellikleri arasındaki uyumsuzluk fonksiyonel bozukluklara yol açtığı gibi birtakım kusurların ortaya çıkmasına yol açar. Bu çalışmamızda yerel bazdaki (Bursa ve Nazilli) rahvan yürüyüşlü atlarımızın vücut özellikleri (baş, beden ve ayak bacak) belirli hata düzeyinde ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Rahvan Yürüyüşlü Atlar, Vücut Özellikleri
Ozon uygulamasının, etlik piliç yemlerinin mikrobiyolojik özellikleri ve besin madde kompozisyonu üzerine etkileri
Ozon, hızla oksijene parçalanması, hiçbir kalıntı bırakmaması sebebiyle başta gıda, kimyasal endüstri ve sağlık sektörü olmak üzere birçok farklı alanda koruyucu ve dezenfeksiyon amaçlı kullanılmaktadır. Bu çalışmada ozon uygulamasının, etlik piliç yemlerinin mikrobiyolojik özellikleri ve besin madde kompozisyonu üzerine etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla saf oksijenden üretilen ozon, farklı doz ve farklı sürelerde etlik piliç yemlerine uygulanmıştır. Ozon uygulaması öncesi yemlere Aspergillus niger küfü bulaştırılmış, ardından farklı doz ve sürelerde ozon gazı uygulamasının etkileri incelenmiştir. Ozon uygulaması sonucu yem örneklerindeki Aspergillus niger ve küf-maya sayılarında azalma görülmüş ve istatistikî olarak farklılık önemli bulunmuştur (P<0,01).
Siyah alaca süt sığırlarında laktasyon eğrisinin farklı modeller kullanılarak karşılaştırılması
SİYAH ALACA SÜT SIĞIRLARINDA LAKTASYON EĞRİSİNİN FARKLI MODELLER KULLANILARAK KARŞILAŞTIRILMASI Barış TOPAL Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Zootekni Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Eser Kemal GÜRCAN Bu çalışma, Tekirdağ ilinde yetiştirilen Siyah Alaca sığırlarının laktasyon eğrileri yedi farklı model kullanılarak (kuadratik, logaritmik linear, logaritmik kuadratik, linear hiperbolik, invers polinomial, Wilmink, Wood) hayvanların laktasyon eğrisi modellerini karşılaştırmak için yapılmıştır. Hayvanlar, aylık süt verim kayıtları kullanılarak laktasyon sırasına ve buzağılama mevsimine göre gruplandırılmıştır. Hayvanların düzeltilmiş 305 günlük süt verimlerine bakıldığında ise en düşük birinci laktasyon (8208,42 kg) ve en yüksek dördüncü laktasyonda (9684,44 kg) olarak bulunmuştur. Wood modeli için hayvanların laktasyon sıralarına göre Tmax değeri 59,83-81,40 gün arasında, en yüksek Ymax değeri 42,43±1,47 kg ile 3. laktasyonda ve persistensi (S) değeri ise 8,35±0,17 ile 1. laktasyonda görülmüştür. Laktasyonlar, Wilmink ve Wood modellerinde sırasıyla %3 ve %4 oranında atipik laktasyonlar belirlenmiştir. Kullanılan yedi modele göre tüm laktasyonlar bir arada değerlendirildiğinde, R2 değeri Wood modelinde 0,77±0,02; Wilmink 0,71±0,01; invers polinomial 0,68±0,01; linear hiperbolik 0,73±0,01; logaritmik kuadratik 0,81±0,008; logaritmik linear 0,78±0,02 ve kuadratik modelde 0,73±0,02 olarak belirlenmiştir. Laktasyon sırasına göre değerlendirildiğinde modeller içinden en yüksek belirleme katsayısının Wood modelinde 0,88±0,08 ile 3. laktasyonda görülmüştür. Genel olarak değerlendirildiğinde logaritmik kuadratik model daha uygun bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Laktasyon Biyometrisi, Wood, Logaritmik Kuadratik, Wilmink Modeli
Siyah alaca süt sığırlarında renk (siyah-beyaz) dağılımının süt verimi ve bazı döl verimi özellikleri ile olan ilişkisinin belirlenmesi
Çalışmada, Siyah Alaca Süt Sığırlarında Renk (Siyah-Beyaz) Dağılımının Süt Verimi ve Bazı Döl Verim Özellikleri İle Olan İlişkisinin Belirlenmesi amaçlanmıştır. Bir, iki ve üçüncü laktasyondaki 207 baş Siyah Alaca süt sığırlarının görüntü, döl ve süt verim kayıtları değerlendirilmiştir. Döl verim özelliklerinden ilk tohumlama yaşı (İTY), buzağılama aralığı (BA), servis periyodu (SP) ve gebelik başına tohumlama sayısı (GBTS) üzerinde durulmuştur. Süt verim özelliklerinden laktasyon süresi (LS), , 305 gün süt verimi (305 GSV), ve kuruda kalma süresi (KKS) üzerinde durulmuştur. Döl verim özelliklerine İTYSP, BA ve GBTS ilişkin tanıtıcı istatistikler sırasıyla 16,82±0,12; 98,68±4,11; 424,78±5,49 ve 1,76±0,05 olarak bulunmuştur. Süt verim özelliklerine LS, KKS ve305 GSV ilişkin tanıtıcı istatistikler sırasıyla 329,68±3,41; 59,95±0,70 ve 10697,93±64,04 olarak bulunmuştur. Yaptığımız çoklu regresyon analizi sonucunda % 100 beyaz renkteki bir siyah alaca süt sığırının % 100 siyah olana göre 305 GSV'de 698lt daha fazla süt vermektedir. Anahtar Kelimeler: Siyah Alaca Süt Sığırı, Renk Dağılımı Görüntü İşleme, Morfometrik Ölçümler, Süt Verimi, Döl verimi
Yumurtacı tavuklarda keten ve kanola tohumu küspesi kullanımının yumurta raf ömrüne etkileri
Bu çalışma, yumurtacı tavuklarda keten tohumu ve kanola tohumu küspesi kullanımının yumurta raf ömrüne olan etkilerini belirlemek amacıyla düzenlenmiştir. Bu amaçla, üç muamele grubu oluşturulmuştur. Yem muameleri; 1) mısır-soya fasülyesi küspesi bazal yemi yedirilen kontrol grubu, 2) soya fasülyesi küspesinin %10' u yerine keten tohumu küspesi içeren rasyon 3) soya fasülyesi küspesi yerine %10 kanola küspesi içeren yem. Denemede 54 haftalık yaştaki beyaz Süper Nick tavuklardan elde edilen yumurtalar kullanılmıştır. Her bir muamele grubundan 15 adet yumurta 3, 7, 10 ve 14 gün süreyle buzdolabında (4°C) ve oda sıcaklığında (22°C) ve %55-60 nem ortamında depolanmış ve depolama periyodu sonunda yumurta kalite kriterleri belirlenmiştir. Depolama periyodu sürecinde keten tohumu küspesi ve kanola küspesi yedirilen tavuklardan elde edilen yumurtaların, soya fasülyesi yedirilen tavuklardan elde edilen yumurtalara göre daha uzun süre tazeliklerini koruduğu görülmüştür.
Silaj katkı maddelerinin yüksek nemli mısırın aerobik stabilite özellikleri üzerine etkileri
Araştırma materyalini yaklaşık 3 ay süre ile depolanmış yüksek nemli fermente mısır oluşturmuştur. Fermantasyon süresi sonunda açılan silajlardan yaklaşık 60 kg'lık örnek laboratuvar ortamına getirilerek aerobik stabilite başlangıcı için örnek alınmıştır. Daha sonra materyaller 3 muamele grubuna bölünmüştür. Araştırma grupları kontrol (katkısız), sodyum diasetat ve sodyum benzoat ve bunların farklı (%0,5, %1 ve %2) oranlardaki dozlarından oluşmaktadır. Katkı maddesi ilavesinden sonra silaj örnekleri her muamele grubunda 3'er tekerrür olmak üzere 25-26oC ve 36-37oC sıcaklıklarda aerobik stabilite testine tabi tutulmuşlardır. Aerobik stabilitenin 0, 4., 7. ve 12. günlerinde örnekler üzerinde pH, kuru madde (KM), laktik asit (LA), suda çözünebilir karbonhidrat (SÇK), amonyağa bağlı nitrojen (NH3-N), LAB, maya ve küf sayımları gerçekleştirilmiştir. Aynı zamanda, T200 IR marka termal kamera ile 1 m mesafeden silaj örneklerinde her muamele grubunda görüntüleme yapılarak değerlendirme sonuçları kaydedilmiştir. Daha sonra elde edilen veriler ThermaCAM software programında değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, katkı maddesi ilavesi silajların pH, NH3-N ve maya içeriklerini düşürmüş, SÇK ve LA içeriklerini ise yükseltmiş, küf gelişimini ise önlemiştir. Sodyum diasetat ve sodyum benzoat silajların aerobik stabilite özelliklerini kontrol grubu silajlara göre olumlu yönde etkilemiştir.
Karacabey Merinosu koyunlarında canlı ağırlık ve çeşitli vücut ölçüleri arasındaki ilişkilerin araştırılması
Çalışmada,Karacabey Merinosu koyunlarında canlı ağırlık (CA) ile vücut ölçüleri arasındaki ilişkiler araştırılmıştır.Beş aylık kuzularıncanlı ağırlıkları dişilerde 34,40±1,17 kg ve erkeklerde 43,56±0,96 kg bulunmuştur (P<0,05). Kuzuların cidago yüksekliği (CY) dişilerde 62,26±0,64 cm ve erkeklerde 64,79±0,58 cm ve fark önemlidir (P<0,05). Koyunların canlı ağırlıkları 7 yaşlılarda 65,26±1,49 kg, 9 yaşlılarda 75,07±1,90 kg ve genel grup için 68,61±1,11 kg olup bu özellik bakımından farklılıklar bulunmuştur (P<0,05). Dişi kuzularda CA-GÇ (göğüs çevresi) arasında r=0,86 (P<0,01). Erkek kuzularda CA-GÇ arasında r=0,64 (P<0,01). Beş yaşlı koyunlarda CA-GÇ arasında r=0,90 olarak bulunmuştur (P<0,01). Altı yaşlı koyunlarda CA-GÇ arasında r=0,93 olarak bulunmuştur (P<0,01). 7 yaşlı koyunlarda canlı ağırlık ile en yüksek korelasyon katsayıları CA-GÇ arasında r=0,79 olarak bulunmuştur (P<0,01). Bu çalışmada dişi kuzuların canlı ağırlığının tahmini için tek bağımsız değişken için CA=-26,56+0,64GÇ (R2=0,75), üç bağımsız değişkenin yer aldığı CA=-42,39+0,18VU+0,596GÇ+0,93OİÇ (ön incik çevresi) (R2=0,83) ve erkek kuzularda üç bağımsız değişkenin içinCA=-43,1+0,27CY+0,35VU+0,93GG (R2=0,65) denklemleri uygun bulunmuştur.Koyunların genel grupta canlı ağırlığın tahmini için tek bağımsız değişken için CA=-54,64+1,17GÇ (R2=0,71) ve iki bağımsız değişken içinCA=-69,69+0,62VU+0,87GÇ (R2=0,77) denklemleri uygun bulunmuştur.Çalışmada tek bağımsız değişken için göğüs çevresi ölçüsünün, ikili ve üçlü bağımsız değişkenler için ise vücut uzunluğu (VU), cidago ve sağrı yüksekliğinin (SY) diğer vücut ölçülerine göre canlı ağırlığın tahmininde regresyon eşitlikleri ile kullanılabileceğiöngörülmüştür.
Toplam rasyon karışımı kullanılan bir süt sığırı işletmesinin besleme açısından değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, hayvan beslemede toplam rasyon karışımı (TRK) kullanılan özel bir süt sığırcılığı işletmesindeki mevcut durumu ortaya koymak ve aynı zamanda uygulamanın başarısını etkileyen faktörleri değerlendirmektir. Araştırma Kırklareli İlinde özel bir süt sığırcılığı işletmesinde yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama süreci Kasım 2018 ile Ocak 2019 dönemlerini kapsamaktadır. Araştırma kapsamnda işletmede TRK'nın hazırlanması ve sunumu, karıştırma süresi, dolum sırası ve boşaltma hızı gibi parametreler ölçülmüştür. TRK yemlerine ilişkin kimyasal ve fiziksel analizler için örnekler her bir yemleme öncesinde yemliğin üç farklı bölümünden alınarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, işletmede artan TRK'nın partikül büyüklüğü ile kimyasal kompozisyonunda gözlenen değişim işletmede yem seçiminin olduğunu göstermiştir. İşletmede yem dağıtım römorkunun (YDR) etkin bir şekilde kullanılamaması, gerek kaba yemin partikül büyüklüğü gerekse karıştırma işlemlerinin tam olarak yapılamaması sonucu, yem seçimi ve kalan yem oranında artış sözkonusu olmaktadır. İşletmedeki hazırlanan rasyonlar besleme açısından değerlendirildiğinde özellikle bilgisayar programında hazırlanan ve yemliğe dökülen rasyonlar arasında (rutubet, HP, NDF, HY, HK) farklar istatistiki anlamda önemli bulunmuştur (P<0,05). Özellikle HP ve HY oranları düşük buna karşılık HS, NDF, ADF ve HK değerlerinin oldukça yüksek olması dikkat çekicidir. Sonuç olarak, işletmede takip edilen yemleme yönetiminin TRK sisteminin katkılarını arttırabilmek açısından yeniden gözden geçirilmesinin gerektiği söylenebilir.
Bazı korunga hatlarının yem değerlerinin belirlenmesi
Mevcut tez çalışması Tekirdağ ekolojik şartlarına adapte olabilecek yüksek verime ve yem değerine sahip korunga hatlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada on farklı korunga hattı (1, 7, 8, 10, 23, 26, 27, 33, 37 ve 43) kullanılmıştır. Araştırma tesadüf blokları deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak kurulmuştur. Araştırmada, ham besin maddeleri, kondanse tanen, hücre duvarı bileşenleri, nispi yem değeri, organik madde sindirilebilirliği, metabolik enerji, yeşil ot verimi, kuru madde verimi, organik madde verimi, ham protein verimi ve sindirilebilir organik madde verimleri gibi özellikler belirlenmiştir. Araştırma sonucunda; toplam yeşil ot verimi 6012-9513 kg/da, kuru madde verimi 1330-2280 kg/da, organik madde verimi 1167-2156 kg/da, ham protein verimi 196-352 kg/da, sindirilebilir organik madde verimi 783-1376 kg/da arasında değişmiştir. Sonuç olarak, en yüksek kuru madde, organik madde, ham protein ve sindirilebilir organik madde verimi elde etmek amacıyla 8, 7, 10 ve 43 nolu hatlar Tekirdağ ve benzeri ekolojik koşullar için önerilebilir.
Laktik asit bakterisi ve enzim ilavesinin adi fiğ, buğday, yulaf karışımı silajlarda fermantasyon ile aerobik stabilite özellikleri üzerine etkileri
Bu çalışma laktik asit bakteri (LAB) inokulantları ve enzimlerin, adi fiğ, buğday ve yulaf karışımı silajlarının fermantasyon, aerobik stabilite, hücre duvarı kapsamı ve in vitro organik madde sindirilebilirliği özellikleri üzerindeki etkilerinin saptanması amacı ile düzenlenmiştir. Araştırmada adi fiğ tam çiçeklenme, buğday ve yulaf süt olum döneminde hasat edilmiştir. Homofermantatif laktik asit bakteri (HMLAB) inokulantı olarak SILAID (Global Nutritech ®, TR), heterofermantatif laktik asit bakterisi (HTLAB) inokulantı olarak Pioneer 11A44 (Pioneer, USA), Enzim (E) karışımı olarakta SILAID Enzim (Global Nutritech ®, TR) kullanılmıştır. İnokulantlar silajlara 6.00 log10 kob/g düzeyinde katılmışlardır. Kontrol ve katkı maddeleri ile muamele edilen adi fiğ, buğday ve yulaf karışımı 1 litre hacimli polietilen torbalarda silolanmıştır. Torbalar laboratuvar koşullarında 20±2 °C sıcaklıkta depolanmışlardır. Silolamadan sonraki 180. gününde her gruptan 6 adet torba açılarak silajlarda kimyasal ve mikrobiyolojik analizler yapılmıştır. Silolama döneminin sonunda açılan tüm silajlara 5 gün süre ile aerobik stabilite testi uygulanmıştır. Ayrıca bu silajların, in vitro organik madde sindirilebilirliği saptanmıştır. Sonuç olarak LAB inokulantı ve enzimler, adi fiğ, buğday ve yulaf karışımı silajlarının fermantasyon özelliklerini artırmış ancak aerobik stabilitelerini düşürmüştür. Laktik asit bakteri inokulantları, silajların asit deterjanda çözünmeyen lif ve selüloz kapsamını düşürürken, in vitro organik madde sindirilebilirliğini artırmıştır.
Laktik asit bakterileri+enzim inokulantlarının tritikale silajlarında fermantasyon ve aerobik stabilite özellikleri üzerine etkileri
Bu çalışma laktik asit bakteri inokulantları ve enzimlerin (LAB+E) tritikale silajlarının fermantasyon özellikleri, aerobik stabilite, hücre duvarı kapsamı ve in vitro organik madde sindirilebilirliği üzerindeki etkilerinin saptanması amacı ile düzenlenmiştir. Araştırmada tritikale süt ve hamur olum döneminde hasat edilmiştir. Homofermantatif laktik asit bakteri ve enzim (HMLAB+E) inokulantı olarak SILAID (Global Nutritech ®, TR), homofermantatif +heterofermantatif laktik asit bakterisi + enzim (HM+HTLAB+E) inokulantı olarak MICROBIOS (Cuprem, USA) kullanılmıştır. İnokulantlar silajlara 6.00 log10 koloni form ünite/g düzeyinde katılmışlardır. Kontrol ve katkı maddeleri ile muamele edilen tritikale 1 litre hacimli polietilen torbalarda silolanmıştır. Torbalar laboratuvar koşullarında 20±2 °C sıcaklıkta depolanmışlardır. Silolamadan sonraki 60. gününde her gruptan 6 adet torba açılarak silajlarda kimyasal ve mikrobiyolojik analizler yapılmıştır. Silolama döneminin sonunda açılan tüm silajlara 5 gün süre ile aerobik stabilite testi uygulanmıştır. Ayrıca bu silajların, in vitro organik madde sindirilebilirliği saptanmıştır. Sonuç olarak LAB inokulantı ve enzimler, tritikale silajlarının fermantasyon özelliklerini artırmış ancak aerobik stabilitelerini düşürmüştür. Laktik asit bakteri+enzim inokulantları, silajların asit deterjanda çözünmeyen lif ve selüloz kapsamını düşürürken, in vitro organik madde sindirilebilirliğini artırmıştır.
Bazı macar fiğ hatlarının yem değerlerinin belirlenmesi
Bu çalışmada tam çiçeklenme ve %50 meyve bağlama dönemlerinde hasat edilen yedi Macar fiğ hattı ve çeşidinden elde edilen kuru otların kimyasal kompozisyonu, nispi yem değeri ve In vitro organik madde sindirilebilirliği ile metabolik enerji değerleri karşılaştırılmıştır. Macar fiği kuru otlarının kimyasal bileşimleri ham protein için %15.10-21.35; ham kül için %8.08-12.36; nötr deterjan lif için %45.87–54.46; asit deterjan lif için %32.19-39.87, asit deterjan lignin için %5.36-9.06, hemiselüloz için %10.76-17.20 ve selüloz için %26.66-33.14 arasında değişmiştir. In vitro organik madde sindirilebilirliği %51.00-61.83, metabolik enerji değerleri 8.53-9.77 MJ/kg KM, nispi yem değeri ise 98.77 ile 125.45 arasında değişmiştir. Macar fiğlerinde hasat zamanı ve çeşit farklılığı kimyasal bileşimlerini, nispi yem değerini, In vitro organik madde sindirilebilirliği ve metabolik enerji değerlerini önemli düzeyde etkilemiştir (P<0.05). Sonuç olarak, hasat zamanının gecikmesiyle birlikte elde edilen otların ham protein, nötr deterjan lif, asit deterjan lif ve selüloz içerikleri düşerken, ham kül içerikleri ile In vitro organik madde sindirilebilirliği, metabolik enerji ve nispi yem değeri artmıştır. Dekara kuru madde, organik madde, ham protein, metabolik enerji ve sindirilebilir organik madde verimleri bakımından en iyi değerler meyve bağlama döneminde 47.2 hattı ile Ege Beyazı çeşidinden elde edilmiş, bunu 56.3 hattı izlemiştir. Anahtar sözcükler: Macar fiği, Kimyasal bileşim, Yem değeri, In vitro organik madde sindirilebilirliği, Nispi yem değeri
Türkiye'de yetiştirilen mandaların mtDNA D-loop ve Sitokrom b Gen bölgeleri ile genetik çeşitliliğin belirlenmesi
Bu çalışmada, Türkiye'nin 6 bölgesinden toplanan 16 farklı manda populasyonunda mtDNA D-loop ve Cyto-b gen bölgesi çeşitlilikleri, populasyonlar arası farklılıklar ve bu populasyonların coğrafi dağılımları ile olan ilişkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bölgeler bazında en yüksek haplotip çeşitliği H=0.934 (±0.024) değeri ile İç Anadolu bölgesi populasyonlarında olduğu belirlenmişken, en düşük haplotip çeşitliliği ise 0.910 (±0.036) değeri ile Doğu/Güney Doğu Anadolu bölgesi populasyonlarında gözlenmiştir. Bölgelere göre nükleotit çeşitliliği sonuçları değerlendirildiğinde ise, en yüksek değerin Marmara/ Ege bölgesi populasyonlarında 0,00908 (±0.00073), en düşük değerin ise Karadeniz bölgesi populasyonlarında 0.00634 (±0.0073) olduğu gözlenmiştir. Tüm veriler birlikte değerlendirildiğinde, D-loop bölgesinin, Cyto b gen bölgesinden daha yüksek mutasyona sahip olduğu ve bu bölgenin Türkiye manda populasyonlarındaki genetik çeşitliliğin tanımlanmasında daha detaylı bilgi verebileceği belirlenmiştir. mtDNA üzerindeki iki ayrı bölge sonuçları incelediğinde, Türkiye' de yetiştirilen mandaların iki ayrı farklı manda grubundan köken aldığı belirlenmiştir.
Elma sirkesi ilavesinin yüksek nemli fermente mısırın aerobik stabilite özellikleri üzerine etkisi
Bu çalışma elma sirkesi ve sodyum diasetat ilavesinin yüksek nemli fermente mısır silajının aerobik stabilite özelliklerine etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada, sodyum diasetat ve elma sirkesi olarak iki farklı katkı maddesinin %0, 0,5 ve 1 olacak şekilde üç farklı dozunun, oda ve inkübatör koşullarında etkisi araştırılmıştır. Çalışmanın materyalini yaklaşık 120 gün süre ile depolanmış nem içeriği %62 olan fermente dane mısır (danesi kırılmış) oluşturmuştur. Silaj örnekleri her muamele grubunda 3'er tekerrür olmak üzere aerobik stabilite testine tabi tutulmuştur. Aerobik stabilite, pH, kuru madde (KM), laktik asit (LA), suda çözünebilir karbonhidrat (SÇK), amonyağa bağlı nitrojen (NH3-N), LAB, maya ve küf sayımları 0, 2., 4., 7. ve 12. günlerinde örnekler üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bunlara ilaveten, T200IR marka termal kamera ile fermente nemli mısır örneklerinde görüntüleme yapılmış ve elde edilen veriler ThermaCAM software programında değerlendirilmiştir. On ikinci gün pH verileri incelendiğinde, en düşük değerlerin yüksek sıcaklıkta depolanan silajlarda saptandığı ve depolama sıcaklıklarının etkisinin istatistiki olarak önemli bulunduğu görülmüştür (P<0,001). Amonyağa bağlı nitrojen sonuçlarında da yüksek sıcaklıklarda, değerlerde düşme görüldüğü saptanmıştır (P<0,01). Sadece %1 SDA ilave edilen grupta oda koşullarındaki değer daha düşük bulunmuştur (P<0,01). Çalışmada aerobik stabilitenin ikinci gününde LA değerleri 8,81-13,60 arasında değişirken, onikinci gününde ise 0,30-11,41 arasında saptanmıştır. Aerobik stabilitenin onikinci günü sonuçlarına göre, 36-37℃ depolanan silaj örneklerinin 25-26℃ kıyasla LAB sayılarında artış görülürken, maya sayılarında bir azalma (sirke kontrol grubu hariç) gözlenmiştir (P<0,001). Aerobik stabilitenin 12. gününde küf sayıları ise, tüm muamele gruplarında 0 olarak saptanmıştır. İnkübatör koşullarında depolanan silaj örneklerinin sıcaklıklarının ortam sıcaklıklarına bağlı olarak daha yüksek seyrettiği görülmektedir. Bununla birlikte silajların, depolandığı ortam ile olan sıcaklık farklılıklarına bakıldığında, oda koşullarında sıcaklık farklılıklarının arttığı ve kızışma gerçekleştiği görülmüştür.
Yonca silajlarına atık reçel karışımı ilavesinin silaj fermantasyonu, aerobik stabilite ve in vitro sindirilebilirlik üzerine etkileri
Bu araştırma, atık reçel karışımı ilavesinin yonca silajının fermantasyonu, aerobik stabilitesi ve in vitro sindirilebilirlik üzerine etkilerini belirlemek amacıyla planlanmıştır. Yonca, Ekim ayında çiçeklenme başlangıcında hasat edilerek soldurulmuştur. Atık reçel karışımı önce bir süzgeç yardımıyla katı ve sıvı olarak iki kısıma ayrılmıştır. Kontrol grubuna 20 ml/kg yonca düzeyinde saf su ilave edilmiştir. Deneme grupları: Sıvı kısım RI:50mg/20ml saf su, RII:100mg/ 20ml saf su/kg yonca, katı kısım RPI:30 mg/30ml saf su ve RPII:60 mg/30ml saf su/kg yonca olacak şekilde oluşturulmuştur. Silajlar kapalı bir depoda 60 gün süresince fermantasyona bırakılmıştır. Reçel ve reçel parçacıkları ilave edilmesi yonca silajının pH ve NDF içeriklerini düşürmüştür (P<0.01). Araştırmada, en yüksek laktik asit içeriği RII grubunda kuru madde (KM) de 100.28 g/kg olarak belirlenirken en düşük ise kontrol grubunda 23.07 g/kg KM olarak belirlenmiştir. En düşük NH3-N miktarı %1,10 g/kg Toplam nitrojen (TN) olarak RII grubunda bulunmuştur. Sindirilebilir kuru madde içerikleri kontrol, reçel ve reçel parçaçıklı gruplarda sırasıyla %67,65, %69,98, %68,74, %68,95 ve %69,53 olarak bulunmuştur. Yoncaya reçel ve reçel parçaçıkları ilavesi, kontrol grubuna göre sindirilebilir kuru madde içeriğinin önemli düzeyde artışını sağlamıştır (P<0.01). Ayrıca kuru madde tüketim miktarı ve nispi yem değeri de artmıştır. Yapılan çalışma, özellikle yağışların bol olduğu ve kurutma imkanının olmadığı ilk baharda ya da son baharda, gıda endüstrisinin yoğun olduğu bölgelerde, yoncaya 100 ml/kg düzeyinde reçelin sıvı kısmının ilave edilerek kaliteli yonca silajlarının yapılabileceğini ortaya koymuştur. Yürütülen araştırma, konuyla ilgili yapılan ilk çalışmalar arasında yer almasından dolayı, bundan sonra yapılacak çalışmalara da ışık tutacaktır.
Süt sığırcılık işletmelerinde kullanılan toplam rasyon karışımı (TMR) yemlerin kimyasal ve mikrobiyolojik özelliklerinin belirlenmesi
Araştırma toplam rasyon karışımı (TMR) sistemi uygulanan bir süt sığırcılığı işletmesinde 10 aylık dönemde yürütülmüştür. Araştırmanın materyalini işletmede hazırlanan TMR yemlerinden mikser vagon ve yemliklerden alınan örnekler oluşturmuştur. Araştırmanın yürütüldüğü işletmenin mikser vagon kapasitesi ortalama 1 ton olup TMR kompozisyonunu ise çayır otu, saman, tritikale, ayçiçeği küspesi, mısır silajı, melas, tuz, vitamin mineral karması ve süt yemi oluşturmaktadır. TMR örneklerinde pH, kuru madde (KM), suda çözünebilir karbonhidrat (SÇK) mikrobiyolojik analizler laktik asit, maya ve küf analizleri yapılmıştır. Her numune alım döneminde ortam sıcaklığı, yemliklerdeki sıcaklık değişimleri de kaydedilmiştir. Araştırma sonucunda özellikle çevre sıcaklığının yüksek olduğu dönemlerde yemlik kontrollerinin çok daha önemli olduğunu ortaya koymaktadır.
Bazı yerli keçi ırklarında kap 1.1 ve kap 1.3 genlerine ait polimorfizminlerin incelenmesi
Bu çalışmada, Türkiye yerli keçi popülasyonlarında KAP1.1 ve KAP1.3 gen bölgelerinde bulunan genetik varyasyon DNA dizileme yöntemleri kullanılarak belirlenmiştir. Çalışmada, Türkiye'nin farklı bölgelerinde yetiştiriciliği yapılan 5 farklı yerli keçi ırkına ait popülasyonlardan seçilen 100 bireyin DNA'sı materyal olarak kullanılmıştır. Tez kapsamında incelenen örneklerde KAP1.1 geni için 59, KAP1.3 geni için 15 noktada seçilen popülasyonlar arasında tek nükleotid değişimi ve insersiyon/delesyon bölgesi belirlenmiştir. Bu nükleotid değişimlerinin ve insersiyon/delesyonların aminoasit sırasında ve sayısında değişime neden olduğu saptanmıştır. Kıl-Tiftik verim ve kalitesini etkilediği düşünülen KAP1.1 ve KAP1.3 genlerinde belirlenen polimorfizlerin marker destekli seleksiyon çalışmalarında kullanılabilmesi için verim özellikleri ile ilişkilerinin tanımlanması gerekmektedir. Ancak bu konuda yapılmış çalışma sayısının azlığı nedeniyle, yerli keçi ırklarımızda hem genetik varyasyonun tanımlanmasına yönelik hem de verim özellikleri ile ilişkilerinin belirlenmesine yönelik çalışmaların yapılması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Keçi, Tiftik, KAP genleri, Polimorfizm
Propiyonik asit ilavesinin toplam rasyon karışımı yemlerin kimyasal ve mikrobiyolojik özellikleri üzerine etkileri
Bu araştırmada, farklı düzeylerde propiyonik asit ilavesinin toplam rasyon karışımı yemin kimyasal ve mikrobiyolojik özellikleri üzerine etkileri araştırılmıştır. Çalışmada, propiyonik asit temeline dayalı katkı maddesinin (%0, 1,5, 3,0 ve 4,5) dört farklı dozunun, 26 oC ve 30 oC depolama koşullarında etkisi araştırılmıştır. Yem örnekleri her muamele grubunda 3'er tekerrür olmak üzere aerobik stabilite testine tabi tutulmuştur. Aerobik stabilitenin 0, 2., 4. ve 7. günlerinde yem örneklerinde kimyasal ve mikrobiyolojik parametrelere ilişkin analizler yürütülmüştür. Bunlara ilaveten, T200IR marka termal kamera ile yem örneklerinde görüntüleme yapılmış ve elde edilen veriler ThermaCAM software programında değerlendirilmiştir. Araştırmada katkı maddesi ilavesi toplam rasyon karışımı yemin pH, kuru madde (KM), nötral çözücülerde çözünmeyen karbonhidrat (NDF) ve maya içeriklerini düşürmüş, ham protein (HP), ham yağ (HY), suda çözünebilir karbonhidrat (SÇK), laktik asit (LA) ve laktik asit bakteri (LAB) içeriklerini yükseltmiş, küf gelişimini ise önlemiştir. Araştırma sonucunda, toplam rasyon karışımına farklı oranlarda propiyonik asit ilave edilmesinin aerobik stabiliteyi iyileştirdiği sonucuna varılmıştır.
Yonca silajlarına gofret ilavesinin fermantasyon özellikleri, aerobik stabilite ve yem değeri üzerine etkileri
Bu araştırma, atık gofret ilavesinin yonca silajlarının fermantasyonu, aerobik stabilitesi ve in vitro sindirilebilirlik üzerine etkilerini belirlemek amacıyla planlanmıştır. Yonca, ekim ayında çiçeklenme başlangıcında hasat edilerek 18 saat soldurulmuştur. Kontrol grubuna herhangi bir katkı maddesi ilave edilmemiştir. Deneme grupları: G20: 20 g/kg gofret, G30:30 g/kg gofret, G40:40 g/kg gofret ve G50:50 g/kg gofret olacak şekilde oluşturulmuştur. Silajlar kapalı bir depoda 60 gün süresince fermantasyona bırakılmıştır. G20 grubu dışında gofret ilaveli gruplarda HP miktarının yüksek olduğu belirlenmiştir (P<0.01). Gofret ilavesi yonca silajının G30 grubu dışında NDF içeriklerini düşürmüştür (P<0.01). Gofret ilavesi LAB sayıları kontrol grubuna göre arttırmıştır (P<0,01). Fakat yoncaya ilave edilen gofret miktarı arttıkça maya sayıları da artmıştır. Nispi yem değerinin (NYD) kontrol grubuna göre (189,91) arttığı, G20, G30 ve G40 gruplarında sırasıyla 194,12, 209,03, 206,09 olduğu bulunmuştur (P<0.01).Araştırmada kırıntı gofretin 40 ve 50 g/kg KM düzeyinde yoncaya ilavesi, silajların kimyasal ve mikrobiyolojik özelliklerini olumlu yönde etkilemiştir. Ayrıca, enzimde çözünen organik madde miktarını arttırmış, buna paralel olarak MEEÇOM içeriğinin de artmasını sağlamıştır. Benzer şekilde nispi yem değeri ve kuru madde tüketim oranı da artmıştır. Yapılan çalışma, özellikle yağışların bol olduğu ve kurutma imkanının olmadığı ilk baharda ya da son baharda, gıda endüstrisinin yoğun olduğu bölgelerde, gofret ilave edilmesiyle kaliteli yonca silajlarının yapılabileceğini ortaya koymuştur.
Tekirdağ ili süt sığırcılığı işletmelerinde buzağı ölümleri
Tekirdağ ilinde süt sığırcılığı işletmelerinde buzağı ölümleri ile ilgili yapılan bu araştırma basit şansa bağlı seçilen 207 adet süt sığırcılığı işletmesinden yüz yüze yapılan anket yolu ile toplanan verilerin değerlendirilmesi ile yapılmıştır. Ankette işletmelerin yapısal özellikleri ve işletme içi uygulamalara değinilerek işletmelerin buzağı bakım, besleme ve ölümleri incelenmiştir. Ayrıca buzağı ölüm oranları ile diğer özellikler arasındaki ilişkiler değerlendirilmiştir. İşletmelerin toplam hayvan sayılarının %15.9'u 1-5 baş, %26.6'sı 6-10 baş, %31.4'ü 11-20 baş, %18.4'ü 21-30 baş, %7.7'si ise 31+ baş olarak bulunmuştur. İşletme sahiplerinin %71.5'i ilkokul, %14'ü ortaokul, %12.1'i lise, %2.4'ü üniversite mezunudur. Doğumdan sonra ilk 6 saatte işletmelerin tamamının buzağılara kolostrum uyguladığı, %98.6 oranında işletmelerin buzağılarını süt ikame yerine direk sütle beslediği, %95.7 oranında ise sütü biberonla verdiği, %98.1 oranında günde iki defa beslendiği bulunmuştur. Gebe hayvanlara septisemi aşısı yapılma oranı %45.9, buzağılara doğumdan sonra septisemi serumu uygulama oranı %69.1. Buzağı ölüm oranı %5 olan işletmelerin oranı %33.8, ölen buzağıların %48.3 oranında 1-7 gün arasında yaşam süresi bulunduğu, %18.2 oranında ise ölen buzağıların annesi olan ineğin başka buzağılarının da öldüğü bulunmuştur. Buzağı ölüm oranları ile işletmede kaç buzağının ishalden öldüğü arasındaki uyumun istatistik olarak önemli olduğu gözlenmiştir (p≤0.01). İki özellik arasındaki korelasyon katsayısı (r) negatif yönde (-0.24) (p≤0.01) olarak hesaplanmıştır.
Ridge regresyon analizi ve zootekni alanında kullanımı
Çalışmada çoklu doğrusal regresyon analizinde kullanılan RidgeRegresyon(RR) yöntemi açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmada RR yönteminin; bağımsız değişkenler arasında çoklu doğrusal bağlantı sorunu olduğu zamanlarda En Küçük Kareler (EKK) yöntemine göre tercih edilerek kullanılmasının önemiözellikle Zootekni alanında yapılmış çeşitli çalışmalar ilegösterilmiştir. Çalışmada ayrıca çoklu doğrusal bağlantı sorunu, çoklu doğrusal bağlantı sorununun belirlenme yolları, RR yönteminde kullanılan yanlılık sabiti olan (k) değerinin belirlenme yöntemleri belirtilerek bu yöntemin nasıl uygulandığı ve bulunan değerlerin nasıl yorumlanacağı açıklanmıştır.Çalışmanın kolay açıklanabilmesi için Zootekni alanında verilen basit bir örnekle örneklendirilmiştir. Bu örnek için Esmer sığırların karkas ağırlıkları beş farklı vücut ölçüsü kullanılarak modellenmiştir.Çalışmada çoklu doğrusal bağlantı sorunu varlığındaRR analizine göre elde edilen modelile aynı koşulda EKK yöntemi ile elde edilen iki model karşılaştırılmıştır. Çalışmadaher iki modelinde belirleme katsayısı düşük olup (R2<0,25), bir bağımlı ve beş farklı bağımsız değişkenin beraber kullanıldığı model için ele alınan özellik için istatistik olarak çok anlamlı bulunmamıştır. Buna rağmen RR yönteminin kullanılması beklenildiği gibi varyans arttırıcı faktör (VIF) değerlerini azalttığı, çoklu doğrusal bağlantı sorunundan kaynaklanan bağımsız değişkenlere ait regresyon katsayılarının standart hata değerlerini EKK yöntemine göre düşürdüğü görülmüştür. Bu şekilde kullanılacak yöntem seçiminin isabetin artırılması için özellikle çoklu doğrusal bağlantı sorununun varlığında, doğru yöntemin kullanılmasının ne derece önemli olduğu ve bu konuda araştırıcıların daha dikkatli ve seçici davranmalarının gerekliliği bu çalışma ile vurgulanmıştır.
Kanat tüylenme hızına göre cinsiyet ayrımı yapılabilen beyaz yumurtacı hibritlerin elde edilmesi
Bu çalışmada, kanat tüylenme hızı özelliğinden yararlanarak cinsiyet tayini yapılabilen ve yumurta verimi bakımından en iyi sonuç alınabilecek hibrit genotiplerin elde edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü'nde bulunan hızlı tüylenme özelliği gösteren (k) 2 farklı hızlı beyaz yumurtacı saf hatları BLA (Black hat) ve BRO (Brown hat) ile yavaş tüylenme özelliği gösteren (K) 2 adet D229 (Dominant Yüksek Yumurta verimi, Dominant Düşük Canlı Ağırlık) saf hat kullanılmıştır. Tavuklarda kanat tüylenme özelliğinden yararlanılarak cinsiyet tayini yapılabilmesi için hızlı tüylenen (k) hatların yanı sıra yavaş tüylenen (K) hatlara da gereksinim duyulmaktadır. Bu amaçla ilgili enstitüye yurtdışından D229 (Dominant 229) saf hattı getirilmiştir. Yapılan ön çalışmalarda tek hattın yavaş tüylenme (K) özelliği göstermesinin yeni hibrit genotiplerin geliştirilme çalışmalarını sınırlandıracağı tespit edilmiştir. Bu problemin çözülmesi için, düşük canlı ağırlığa sahip olan D229 (DDCA) ve yüksek yumurta verimli olan D229 (DYYV) hatlar arasında seleksiyon uygulanmış ve ana hattı olarak kullanılmak üzere iki yeni genotip geliştirilmiştir. Hızlı tüylenme (k) özelliğine sahip olan BRO ve BLA hatlarının resiprokal çiftleştirilmesi ile de baba hatları üretilmiştir. Tez çalışmasında elde edilen hibrit genotiplerde uygulanan çiftleşme plan kombinasyonları dört farklı hibrit grubu; (BLA.BRO x DDCA.DYYV (H1), BRO.BLA x DDCA.DYYV (H2), BLA.BRO x DYYV.DDCA (H3) ve BRO.BLA x DYYV.DDCA (H4))'dan oluşmaktadır. 80 haftalık çalışma sonunda elde edilen veriler incelendiğinde; hibrit genotiplerde yem tüketimi, yemden yararlanma ve yem dönüşüm oranı değerlendirilmesi en iyi H1 genotipinde bulunmuştur. En fazla yumurta sayısı H4 genotipinde tespit edilmiş ve istatistik olarak önemli bulunmuştur (p<0,05). Yumurta ağırlığı en yüksek H1 genotipinde bulunmuş ve istatistik olarak önemli bulunmuştur (p<0,05). Yumurta kütlesi H1 genotipinde tespit edilmiş ve istatistik olarak önemli bulunmuştur (p<0,05). Yumurta şekil indeks değerlerinin H2 ve H4 genotiplerinde yüksek ve istatistik olarak önemli bulunmuştur (p<0,05). Yumurta kabuk kırılma direnci en yüksek H4, en düşük H1 genotipinde ölçülmüştür ve istatistik olarak önemli bulunmuştur (p<0,05). Yumurta kabuk kalınlığı hibrit genotipler arasında önemsiz bulunmuştur. 80 haftalık yaş ölçümlerinde en düşük ak yüksekliği H1 genotipinde ölçülmüş ve istatistik olarak önemli bulunmuştur (p<0,05). Yumurta sarı rengi 28. haftada en yüksek H4 genotipinde ölçülmüş ve genotiplerin arasındaki farklılık 36. haftadan sonra önemsiz bulunmuştur (p>0,05). H2 ve H4'ün cinsel olgunluk yaş ağırlıkları H1 ve H3'ten fazla olduğu, fakat bu farkın istatistiki olarak önemsiz olduğu bulunmuştur (p>0,05). Yem değerlendirme ve yumurta kütlesi verileri incelendiğinde en iyi değerlerin H1 genotipinde olduğu ve istatistik olarak önemli olduğu (p<0,05) tespit edilmiştir.
Toplam rasyon karışımına su ilavesinin yemin sıcaklığı ve mikrobiyal kompozisyonu üzerine etkileri
Bu araştırmada, toplam rasyon karışımına (TRK) su ilavesinin yemin sıcaklığı ve mikrobiyal kompozisyonu üzerine etkileri araştırılmıştır. TRK'dan yaklaşık 90 kg laboratuvar ortamına getirilerek deneme başlangıcı için örnek alınmıştır. Daha sonra materyaller 4 muamele grubuna bölünmüştür. 1. grup (%60 KM), 2. grup (%55 KM, 1,81 litre su), 3. grup (%50 KM, 4,0 litre su), 4. grup (%45 KM, 6,66 litre) su ilavesi yapılmıştır. Su ilavesinden sonra yem örnekleri her muamele grubunda 3'er tekerrür olmak üzere 24 oC ve 30 oC sıcaklıklarda 48 saat süre ile aerobik stabilite testine tabi tutulmuşlardır. Aerobik stabilitenin 0., 2., 6., 12., 24. ve 48. saatlerinde örnekler üzerinde pH, kuru madde (KM), laktik asit (LA), suda çözünebilir karbonhidrat (SÇK), laktik asit bakterileri (LAB), maya ve küf sayımları gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın 0. ve 48. saatlerinde yemlerin besin madde kompozisyonuna ilişkin ham protein (HP), ham kül (HK), hemi selüloz (HSel), ham yağ (HY), nötral çözücülerde çözünmeyen lif (NDF) ve asit çözücülerde çözünmeyen lif (ADF) analizleri yapılmıştır. Bunlara ilaveten, T200IR marka termal kamera ile TRK örneklerinde görüntüleme yapılmış ve elde edilen veriler ThermaCAM software programında değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda TRK'nın KM içeriğinin aerobik stabilite üzerinde etkili bir faktör olduğu, %45 ve %50 KM içeren TRK'larda sıcaklık artışının ve maya içeriğinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.
Alternatif yem hammaddesi olarak gıda endüstrisi yan ürünlerinin, besin madde özelliklerinin farklı analiz yöntemleriyle saptanması
Bu çalışmanın amacı, gıda fabrikalarının işleme artıklarının (mercimek kırığı, nohut kırığı, fasulye kırığı, pirinç kırığı, mercimek kepeği, bulgur kepeği, mısır karması, irmik altı yan ürünlerinin) besin madde kompozisyonunun kimyasal ve spektroskopik (NIR) analiz metotları kullanılarak tespit edilip, karma yem sanayinde alternatif hammaddesi olarak kullanım olanaklarının araştırılmasıdır. Her iki yönteme göre analiz edilen yemlerin istatistik analiz sonuçları değerlendirildiğinde, ham kül, ham yağ, ham selüloz, ADF ve NDF analiz sonuçları arasındaki farklılıklar önemli bulunmuştur (P<0,05). Nem analiz sonuçları arasında irmik altı, bulgur kepeği, mısır karması ve mercimek kırığı arasındaki farklılık istatistiki olarak önemsiz bulunmuştur (P>0,05). Bununla birlikte, nohut kırığı, pirinç kırığı, fasulye kırığı ve mercimek kepeğinin arasındaki farklılıklar ise önemli bulunmuştur (P<0,05). Ham protein içeriklerinin eşleştirilmiş grup t-testi analizi sonuçlarına göre mısır karması, nohut kırığı, pirinç kırığı, mercimek kırığı ve mercimek kepeğinin farklılıkları önemli bulunmuştur (P<0,05). İrmik altı, bulgur kepeği ve fasulye kırığının ise farklı analiz yöntemleri ile saptanan sonuçları arasında bir farklılık saptanmamıştır (P>0,05). Nişasta analiz sonuçlarında mısır karmasında sonuçlar arasındaki farklılıklar istatistiki olarak önemsiz bulunmuştur (P>0,05). İrmik altı, bulgur kepeği, nohut kırığı, pirinç kırığı, fasulye kırığı, mercimek kırığı ve kepeğinin nişasta analiz sonuçları arasındaki fark önemli bulunmuştur (P<0,01). Şeker analiz sonuçları irmik altı, nohut kırığı, pirinç kırığı ve mercimek kepeğinin analiz sonuçları arasındaki farklılık önemli bulunmuştur (P<0,05). Bulgur kepeği, mısır karması, pirinç kırığı, fasulye kırığı ve mercimek kırığında ise farklar önemsiz bulunmuştur (P>0,05). Besin maddesi analiz sonuçlarından hesaplanan metabolize olabilir enerji (ME; kcal/kg) değerleri karşılaştırıldığında, yalnızca mısır karması için farklılık istatistiki olarak önemsiz bulunmuştur (P>0,05). NIR analiz metodu, hızlı ve doğru sonuç vermesi sayesinde yaygınlaşmış bir tekniktir. Kullandığımız alternatif yem hammaddelerimizi temsil edecek uygun kalibrasyonunun yapılamaması ve elek altı ürün olan örneklerin homojen olup olmaması, NIR sonuçlarının kimyasal analizleri yansıtmamasının sebepleri olabilir.
Trakya bölgesinde yetiştirilen Karacabey merinosu ve kıvırcık ırkı koyunlarından elde edilen yünlerin elyaf kalitesi ve tekstilde kullanım olanaklarının belirlenmesi
Bu çalışmada Trakya bölgesinde yetiştirilen Karacabey Merinosu ve Kıvırcık ırkı koyunlarından elde edilen yünlerin elyaf kalitesi ve tekstilde kullanım olanaklarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Yapağı örnekleri Tekirdağ ve Edirne illerinde yetiştirilen Karacabey Merinosu ile Kırklareli ilinde yetiştirilen Kıvırcık ırkına ait 127 baş dişi koyunun baş, karın ve sırt bölgesinden el makası ile kırkılarak elde edilmiştir. Her bir örneğe ait lif inceliği, lif uzunluğu, mukavemet ve kopma uzaması değerleri incelenmiştir. Çalışmada incelenen yapağı örnekleri üzerine ırk, yaş ve vücut bölgesi etkisi önemli bulunmuştur (P<0.05, P<0.01, ve P<0.001). Yapılan çalışmada Tekirdağ ili Karacabey Merinos koyunlarında lif inceliği, lif uzunluğu, mukavemet ve kopma uzaması değerleri sırasıyla 26.26 µm, 10.45 cm, 8.41 g/den, % 18.44 bulunmuştur. Edirne ili Karacabey Merinos koyunlarında lif inceliği, lif uzunluğu, mukavemet ve kopma uzaması değerleri sırasıyla 23.51µm, 10.59 cm, 8.82 g/den, % 23.77 bulunmuştur. Kırklareli ili Kıvırcık koyunlarında lif inceliği, lif uzunluğu, mukavemet ve kopma uzaması değerleri sırasıyla 28.56µm, 9.28 cm, 9.55 g/den, % 24.76 bulunmuştur. Örnekler yoluyla elde edilen yapağıların özellikleri belirlenerek literatüre katkıda bulunması ve ülkemizin tekstil endüstrisi için uygun hammadde profili çıkartılarak, bunların kalite özelliklerinin geliştirilmesi yönündeki çalışmalara katkı sağlaması amaçlanmıştır. Anahtar kelimeler: Karacabey Merinosu, Kıvırcık ırkı, Elyaf kalitesi, Tekstil
Bir süt sığırcılığı işletmesinde ayıklama nedenlerinin saptanması
Bu çalıĢmada, 1500 baĢ kapasiteli modern süt sığırcılığı iĢletmesinde bulunan HolĢtayn ırkı sığırların ayıklama sebepleri olarak belirli hastalıklar üzerine 2016-2018 yılları arasında ayıklamaya konu olan sebepler üzerinde çalıĢılmıĢtır. Bu tanılar hastalıklar, üreme, solunum, sindirim, genel durum, ölüm ve isteğe bağlıdır. Duncan çoklu karĢılaĢtırma modeli ile belirtilen hastalıklar değerlendirilmiĢtir. Ayıklamanın gerçekleĢebileceği farklı laktasyonasamaları birlikte dikkate alınmıĢtır. Parite, buzağılama, mevsim etkeni ve sürü her modelde değiĢkenler olarak değerlendirilmiĢtir. Parite ayıklama üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Hastalıkların etkileri hastalığın meydana geliĢi ve ayıklamanın meydana gelmesine göre çeĢitlendirilmiĢtir. Mastitis, meme problemleri ve zayıflık; laktasyon boyunca belirleyici etkilere sahiptir. Tanılar genellikle, bu tanıların meydana gelmeden ayıklama kararına etki etmesi daha fazla gözlemlenir.
Farklı gelişme dönemlerinde hasat edilen bazı buğday (Triticum Aestivum L.) hasılı genotiplerinin yem değerlerinin belirlenmesi
Bu çalışmada başaklanma, süt olum ve hamur olum dönemlerinde hasat edilen dört buğday (Triticum Aestivum L.) çeşidinden elde edilen kuru otların kimyasal kompozisyonu, nispi yem değeri ve in vitro organik madde sindirilebilirliği ile metabolik enerji değerleri karşılaştırılmıştır. Buğday hasıllarının kimyasal bileşimleri ham protein için %4,79-9,73; ham kül için %4,74-7,13; nötr deterjan lif için %43,57–55,67; asit deterjan lif için %27,62-38,67, asit deterjan lignin için %3,59-6,27, hemiselüloz için %13,79-22,75 ve selüloz için%22,63-32,88 arasında değişmiştir. İn vitro organik madde sindirilebilirliği %44,33-54,43, metabolik enerji değerleri 6,82-8,05 MJ/kg KM, nispi yem değeri ise 95,73 ile 142,35 arasında değişmiştir. Olgunluk dönemi buğday hasıllarının kimyasal bileşimlerini, nispi yem değerini, in vitro organik madde sindirilebilirliği ve metabolik enerji değerlerini önemli düzeyde etkilemiştir (P<0,001). Araştırma sonucunda, hasat zamanının gecikmesiyle birlikte elde edilen otların ham protein, ham kül, nötr deterjan lif, asit deterjan lif ve selüloz içerikleri düşerken, in vitro organik madde sindirilebilirliği, metabolik enerji ve nispi yem değeri artmıştır.
Marmara bölgesi manda populasyonlarının genetik yapısının mikrosatellitler ile incelenmesi
Bu çalışmada, Marmara Bölgesi'nde yetiştiriciliği yapılan dört farklı manda populasyonunda (İstanbul, Tekirdağ, Balıkesir ve Bursa) 20 mikrosatellit belirteci kullanılarak genetik çeşitliliğin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yapılan istatistik analizler sonucunda toplam 179 allel tespit edilmiştir. Lokus başına allel sayısı 5 (ILSTS033) ile 17 (ETH003) arasında değişmiştir. Çalışmada genetik çeşitliliğin bir diğer ölçütü olan gözlenen ve beklenen heterozigotluk değerlerine ait sonuçlar sırasıyla 0,547 ve 0,625 ile 0,583 ve 0,684 arasında değişmektedir. Çalışma kapsamında ırklara ait FIS değerleri 0,11687 ile 0,0658 arasında bulunmuştur. Marmara Bölgesi'nde çalışılan dört farklı manda populasyonuna ait FST değerleri, 0,00722 ile 0,04832 arasında değişmiş olup, çok az bir genetik farklılaşmanın varlığından söz edilebilir. Faktöriyel birleştirici analiz sonucuna göre, Tekirdağ ve Balıkesir populasyonlarına ait bireylerin karışmış ve ortada, İstanbul ve Bursa populasyonuna ait bireylerin ise, farklı eksenlerde daha net olarak birbirinden ayrılıp kümelendiği gözlenmiştir. Çalışmadan elde edilen veriler doğrultusunda yapılan temel bileşenler analizinde, İstanbul ve Tekirdağ populasyonlarındaki bireylerin ayrı eksen üzerinde fakat birbirlerine yakın konumlarda bulunduğu gözlenmiş, bu durumun iki populasyonun coğrafi yakınlığından kaynaklandığı düşünülmüştür. Tekirdağ ve Balıkesir populasyonlarının ise aynı eksen üzerinde yakın konumlarda yer alması bu iki popülasyonun karışmış olabileceği fikrini güçlendirmiştir. Bu çalışma Marmara Bölgesi'ne özgü Anadolu mandası populasyonlarında yapılan genetik anlamda ilk çalışma özelliğine sahip olup, ileride yapılacak diğer çalışmalara da kaynak olacağı düşünülmektedir.
Mısır silajının fermantasyon, aerobik stabilite özellikleri üzerine aktifleştirilen Lactobacillus buchneri ve üre ilavesinin etkileri
Bu çalışma, silolama öncesi aktifleştirilen Lactobacillus buchneri (LB CNCM I-4323, Lallemand) inokulantının mısır silajına üre ile ilavesinin fermantasyon ve aerobik stabilite üzerine etkilerini belirlemek amacıyla düzenlenmiştir. Mısır süt olum döneminde hasat edilmiştir. Hasat sonrası materyaller 6 muamele grubuna bölünmüştür. Muamele grupları 1- Kontrol 2- Lactobacillus buchneri (LB) at 1×105 kob/g TM 3-Üre %1 KM 4- Lactobacillus buchneri + Üre (LB+Üre), 5-Aktive edilen Lactobacillus buchneri (ALB) 1×105 kob/g TM 6- Aktive edilen Lactobacillus buchneri + Üre (ALB+Üre)'den oluşmaktadır. Katkı maddesi ilavesinden sonra silaj örnekleri her muamele grubunda 3'er tekerrür olmak üzere plastik torbalara vakumlanarak doldurulmuştur. Fermantasyonun 1., 3.,7., 14. ve 75. günü açılan silaj örneklerinde kimyasal ve mikrobiyolojik analizler yapılmıştır. Yetmiş beşinci gün açılan silajlara 7 gün süre ile aerobik stabilite testi uygulanmıştır. Bu çalışmada silolama öncesi aktifleştirilen Lactobacillus buchneri inokulantı ve üre ilavesi mısır silajlarının fermantasyonun ve aerobik stabilitesini olumlu yönde etkilemiştir. ALB grubundaki silajların HP, LA değerlerini arttırırken, AA, PA, pH, NDF, ADF ve maya içeriklerinin düşmesine sebep olmuştur. Silajlara ALB+ Üre ilave edilmesi silajların aerobik stabilitelerinin gelişmesini sağlamıştır. Sonuç olarak aktifleştirilen Lactobacillus buchneri'nin aktifleştirilmesi ve üre ile kullanılması mısırın fermantasyon profili, kimyasal bileşimini ve aerobik stabilitesini iyileştirmek amacı ile kullanılabilir
Farklı katkı maddeleri ile silolanan İtalyan çimi (Lolium italicum L) kalite özelliklerinin belirlenmesi
Bu çalışma, İtalyan çimi varyetesi olan ryegrass otunun farklı katkı maddesi kullanılarak silolanabilme özelliklerinin belirlenmesi amacıyla düzenlenmiştir. İtalyan çimi çiçeklenme döneminin ortasında (%50-60) hasat edilmiştir. Katkı maddesi olarak arpa-buğday kırması karışımı ve inokulant olarak homofermantatif içerikli lactobacillus plantarum ve Enterococcus faecium bakterileri ile birlikte selülaz, pentozanaz ve amilaz içeren SILAID (Global Nutritech Biotechnology LLC, Richmond, VA) kullanılmıştır. Katkı maddesi olarak kullanılan inokulant firmanın önerisi doğrultusunda hazırlanmıştır. Silaj örnekleri 18x23 cm boyutundaki torbalara, katkısız, kontrol, %1 arpa buğday kırması, %2 arpa buğday kırması, %1 inokulant, %2 inokulant katılarak 90 adet torba silaj numunesi hazırlanmıştır. Numuneler laboratuvar koşullarında 20±2 °C sıcaklıkta depolanmışlardır. Silolamadan sonraki 60., 75., ve 90. günlerde her gruptan 3'er torba açılarak silajlarda kimyasal ve mikrobiyolojik analizler yapılmıştır. Silolama döneminin sonunda açılan tüm silajlara aerobik stabilite testi yapılmıştır. Silaj numunelerinde katkı maddesi kullanımı pH (4,16-4,48) ve kuru madde (27,81-29,39) üzerine olumlu etkisi olduğu söylememiz mümkündür. Maya değerlerinde (3,32-4,45) inokulant kullanılan gruplarda maya değişimleri düşük gözlemlenirken arpa buğday kırması katılan gruplarda ise değişim daha fazla olduğu görülmektedir. Laktik asit değerleri (51,36-81,39) incelendiğinde açım süresinin uzaması laktik asit değerleri üzerinde etkili olduğu görülmektedir.
Kıvırcık koyunlarına ait bazı verim özelliklerinin fenotipik ve genetik parametrelerinin tahmini
Bu araştırma 2005 ile 2019 yılları arasında Kıvırcık ırkı 84 baş koç, 787 baş koyun ve 2986 baş kuzu kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmada kuzuların büyüme ve gelişme, günlük canlı ağırlık artışı, yaşama gücü yanısıra koyunların döl verimi ve gebelik süresi ile büyüme ve gelişmeye ilişkin genetik özellikler incelenmiştir. Kıvırcık kuzularının çeşitli dönem canlı ağırlıkları, doğum, sütten kesim(90 gün), 6 ay ve bir yaş ağırlığı sırasıyla; 3.94±0.013, 26.62±0.116, 34.65±0.235 ve 44.10±0.290 kg olarak tespit edilmiş, doğum ile sütten kesim(90 gün) arası günlük canlı ağırlık artışı ortalaması 251.14±1.216 g/gün olurken, süten kesime kadar olan yaşama gücü %92 olarak bulunmuştur. Kıvırcık koyunların döl verimi özelliklerinde kuzulama(doğum) oranı; %79.35, koçaltı koyun başına doğan kuzu sayısı; 0.99 ve doğuran koyun başına doğan kuzu sayısı; 1.24 olarak, gebelik süresi ise ortalama 148.34±0.042 gün olarak tespit edilmiştir. Kıvırcık koyunlarının çeşitli dönem büyüme özellikleri bakımından genetik parametreler ve varyans unsurlarının en iyi doğrusal yansız kestirim tahminleri, SAS ve MTDFREML paket programları ile tahmin edilmiştir. Bu analizlerden elde edilen kalıtım dereceleri doğum ağırlığı, anasal doğum ağırlığı, günlük canlı ağırlık artışı, sütten kesim ağırlığı, 6. ay canlı ağırlığı ve 1 yaş canlı ağırlığı için sırasıyla; 0.31, 0.21, 0.16, 0.16, 0.15 ve 0.14 olarak bulunmuştur. Büyüme özellikleri arasındaki eklemeli genetik korelasyonlar 0.03 ile 1.00 arasında tespit edilmiştir. Diğer taraftan fenotipik ve genetik eğilim yıllar itibariyle pozitif ve olumlu bulunmuştur.
Bakteriyel inokulant ve organik asit ilavesi ile yeniden silolamanın mısır silajının aerobik stabilitesi üzerine etkileri
Bu çalışmada, mısır silajının, inokulant ve organik asit ilave edilerek yeniden silolanmasının silaj kalitesine etkisinin belirlenmesi amaçlamıştır. Araştırma materyalini Nisan ayında biçilmiş 2. ürün mısır (DKC6777) oluşturmaktadır. Fermantasyon süresinin 150. gününde açılan mısır silajı 3 muamele grubuna ayrılmıştır. Muamele grupları; 1-Kontrol, 2- Lactobacillus buchneri (LB) 3- Organik Asit (OA)'tir. Katkı maddelerinin ilavesinden sonra silajlar 0, 6, 12 ve 24 saat süre ile oksijene maruz bırakılmıştır. Bu işlemden sonra yaklaşık 500 g numune plastik poşetlere konularak tekrar silolanmıştır. Her grup için beşer adet olmak üzere toplam 60 paket silaj, laboratuvar koşullarında 60 gün süreyle fermantasyona bırakılmıştır. Silajların tamamında silolamadan sonraki 60. günde kimyasal ve mikrobiyolojik analizler yapılmıştır. Silolama periyodunun sonunda silajlar 7 gün boyunca aerobik stabilite testine tabi tutulmuştur. Sonuç olarak, organik asit ilavesi yeniden silolanan mısır silajlarının pH, suda çözünebilir karbonhidrat, amonyak azotu, bütirik asit ve propiyonik asit değerlerini arttırmş, kuru madde ve kuru madde kayıplarını azaltmıştır. Ayrıca organik asit yüksek anti bakteriyel aktivite göstererek silajların 7 günlük aerobik dönem boyunca maya sayıları ile CO2 üretimlerini düşürmüş ve aerobik stabilitelerini geliştirmiştir.
Sodyum benzoat, potasyum sorbat ve sodyum nitrat karışımlarının ayçiçeği silajlarında fermantasyon özellikleri ve aerobik stabilite üzerine etkileri
Bu araştırma, aktif bileşenler olarak sodyum benzoat, potasyum sorbat ve sodyum nitrit içeren bir katkı maddesi kullanımının ayçiçeği silajlarında fermantasyon özellikleri, nispi yem değerleri (NYD) aerobik stabiliteleri ve in vitro besin maddeleri sindirimi üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada silaj koruyucusu olarak bileşiminde sodyum benzoat, potasyum sorbat ve sodyum nitrat içeren bir katkı maddesi kullanılmıştır. Araştırma, katkı maddesi ilave edilmeyen kontrol, 0.5, 1 ve 2 ml/kg silaj koruyucusu ilave edilerek oluşturulan 4 grupta yürütülmüştür. Katkı maddelerinin ilavesinden sonra, yaklaşık 500 g örnek plastik torbalara konularak sıkıştırılmış ve vakumla içindeki hava alınmıştır. Her grup için altı adet olmak üzere toplam 24 paket silaj laboratuvar şartlarında (20 °C) 60 gün fermantasyona bırakılmıştır. Silolamadan 60 gün sonra açılan tüm silajlarda kimyasal ve mikrobiyolojik analizler yapılmıştır. Silolama döneminin sonunda açılan tüm silajlara 7 gün süre ile aerobik stabilite testi uygulanmıştır. Ayrıca bu silajların nispi yem değeri ve in vitro kuru madde, organik madde ve ham protein sindirilebirlikleri saptanmıştır. Sonuç olarak, ayçiçeği silajına ilave edilen sodyum benzoat, potasyum sorbat ve sodyum nitrat karışımı silajlardaki pH değerlerini, amonyak azotunu ve kuru madde kayıplarını azaltırken, laktik ve asetik asit içeriklerini artırmıştır. Ayrıca silaj koruyucusu yüksek anti bakteriyel aktivite göstererek silajların 7 günlük aerobik dönem boyunca maya sayıları ile CO2 üretimlerini düşürmüş ve aerobik stabilitelerini geliştirmiştir.
Siyah alaca süt sığırlarında doğrusal tip karakterleri ile süt verim özellikleri arasındaki ilişkilerin belirlenmesi
Çalışma Kırklareli ilinde özel bir işletmede yetiştirilen 73 baş Siyah Alaca süt sığırında yürütülmüştür. Sığırların doğrusal tip karakterleri belirlenerek süt verimi ile olan ilişkileri araştırılmıştır. Hayvanmateryali ilk laktasyon ve laktasyonuna erken döneminde (30-150 gün) olanlardan seçilmiştir. Doğrusal tip karakterleri olarak sağrı yüksekliği (SY)6.87±0.16, süt karakteri (SK)7.27±0.16, beden derinliği (BD)8.35±0.07, göğüs genişliği (GG)5.89±0.16, sağrı genişliği (SG)6.83±0.11, sağrı eğimi (SE)4.28±0.14, ayak bacak açısı (ABA)6.50±0.15, tırnak taban yüksekliği (TTY)6.69±0.12, diz yapısı (DY)7.13±0.08, arka bacak duruşu (ABD)7.60±0.15, ön meme bağlantısı (ÖMB)7.12±0.14, arka meme yüksekliği (AMY)7.31±0.11, meme merkez bağı (MMB)6.67±0.12, meme taban yüksekliği (MTY)4.56±0.14, ön meme başı yerleşimi (ÖMBY)6.00±0.12, ön meme başı uzunluğu (ÖMBU)5.60±0.11,arka meme başı yerleşimi (AMBY)7.04±0.13olarak puanlanmıştır.Bu şekilde sürü mevcut standartlara göre (80-84) puan aralığına yakın olup genel değerlendirmede damızlık olarak uygun bulunmuştur. Çalışmada incelenen özelliklere ait korelasyon katsayıları değerlendirildiğinde özellikle aralarında çok yüksek ve anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Ayrıca ikinci kontrol süt verimi (KSV2) ile ortalama kontrol süt verimi (KSVORT) arasında (r=0.94); birinci kontrol süt verimi (KSV1) ile ortalama kontrol süt verimi (KSVORT) arasında (r=0.90); doğrusal tip indeks puanı (İTİP) ile toplam puan (TP) arasında (r=0.89); 100P indeks puanı (İ100P) ile toplam puan(TP) arasında (r=0.86) olarak bulunmuştur. Hayvanlardan alınan iki farklı kontrol süt verimi ve kontrol süt verim ortalamaları ise sırasıyla 32.99±0.45; 36.46±0.62; 34.73±0.50 olarak yüksek seviyede bulunmuştur. Doğrusal tip indeks puanı (İTİP), 100 puan indeks puanı (İ100P) ve bu ikisinden elde edilen toplam puan (TP) değerleri ortalamaları sırasıyla 55.44±0.22, 79.54±0.60 ve 61.47±0.28 olarak bulunmuştur. Toplam puan bakımından ortalama altı ve yüksek gruplar arasında birinci ve ikinci kontrol süt verim ortalamaları önemli bulunmuştur (P<0.01). Toplam puan bakımından ortalama altı ve yüksek gruplar arasında kontrol süt verim ortalamalarıda önemli bulunmuştur (P<0.01). Anahtar Kelimeler:Doğrusal Tip Puanı, Doğrusal Tip Karakterleri, Doğrusal Olmayan Puanlama, Siyah Alaca, Seleksiyon, Süt Verimi
Farklı şeker koca darısı çeşitlerinin yem değerinin belirlenmesi
Yapılan bu tez çalışması; şeker darısı çeşitlerinin, besin madde ve fiziksel özelliklerinin, yem mikroskopisi ve laboratuar analizleri ile ortaya konabilmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma için 6 adet şeker darısı çeşidi (Es8z102, Es8z101, Albanus, Sugar Drip, Gül Şeker, Csr9303) kullanılmıştır. Çalışmada danelerin fiziksel ölçümleri yapılmış, stereo ve elektron mikroskobu ile mikro fotoğrafları çekilmiştir. Dane ve öğütülmüş numunelerde renk ölçümleri yapılmıştır. Ayrıca tüm örneklerin besin madde içerikleri de belirlenmiştir. Şeker darısı çeşitlerindeki analizler sonucunda çeşitler arasında belirgin besin madde farklılıklarının olduğu ve bazı çeşitlerde bu durumun fiziksel ölçümler ile mikroskopik olarak yapılan gözlemlerle de ilişkili olabileceği ortaya konmuştur. Sonuç olarak; besin madde kapsamlarının geleneksel metotlar olan laboratuar analizleriyle belirlenmesi yanı sıra, yapılacak morfometrik ve mikroskobik ölçümlerin yemlik olarak kullanılan şeker darısı çeşitlerin kalitesinin belirlenmesinde kullanılması yem kalitesinin belirlenmesinde yardımcı olacak bir yöntem olarak fayda sağlayacaktır.
Mısır silajına ekşi yoğurt ilavesinin silaj fermantasyonu, aerobik stabilite ve In Vitro sindirilebilirlik üzerine etkisi
Bu araştırma, ekşi yoğurt ilavesinin mısır silajının fermantasyonu, aerobik stabilitesi ve in vitro sindirilebilirlik üzerine etkisini belirlemek amacıyla düzenlenmiştir. Araştırma materyalini ekim ayında biçilmiş 2. ürün mısır (Pioneer 32K61) ve ekşi yoğurt oluşturmuştur. Deneme grupları; yoğurt ilave edilmeyen kontrol, 10 g/kg taze mısır (Y10), 20 g/kg taze mısır (Y20), 30 g/kg taze mısır (Y30), 40 g/kg taze mısır (Y40) ve 50 g/kg taze mısır (Y50) olacak şekilde oluşturulmuştur. Her grup için 4'er tane olmak üzere toplam 24 paket, laboratuvar koşullarında (10-20 °C) 60 gün fermantasyona bırakılmıştır. Yapılan çalışmada, ekşi yoğurt ilavesiyle ham protein (HP) ve ham yağ (HY) miktarında artma olduğu bulunmuştur (P<0.01). Bu durum yoğurdun HP ve HY içeriğinin yüksek olmasından kaynaklanmıştır. Mısır silajlarının nötr deterjan selüloz (NDF), asit deterjan selüloz (ADF) ve asit deterjan lignin (ADL) içerikleri kontrol grubunda en yüksek olduğu bulunurken, en düşük Y40 ve Y50 gruplarında bulunmuştur (P<0.01). Suda çözülebilir karbonhidrat (SÇK) içerikleri ise yoğurdun yüksek düzeyde ilave edildiği gruplarda artmıştır (P<0.01). Araştırmada, en yüksek laktik asit (LA) içeriği Y40 veY50 gruplarında, 69,44 ve 69,48 g/kg KM olarak belirlenirken en düşük ise kontrol grubunda 64,64 g/kg KM olarak belirlenmiştir (P<0.01). Mısıra ilave edilen yoğurt oranı arttıkça amonyak azotu miktarı düşmüş, ancak ilave düzeyin artışı Y50 grubunun protein miktarının artmasıyla doğru orantılı olarak NH3-N şeklindeki kayıplarda da artışa neden olmuştur (P<0.01). Mısır silajlarının enzimde çözünebilen organik madde (EÇOM) miktarı, in vitro organik madde sindirilebilirliği ve metabolik enerji içerikleri yoğurt ilavesiyle artmıştır (P<0.01). Sonuç olarak, ekşi yoğurdun 20 ve 30 g/kg düzeyinde mısıra ilavesi, silajların kimyasal ve mikrobiyolojik özelliklerini olumlu yönde etkilemiştir. Anahtar Kelimeler: Mısır, Ekşi yoğurt, Fermantasyon kalitesi, Silaj.