Trakya University
Discipline

Balkan Çalışmaları Anabilim Dalı

Trakya University

45

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

45 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Balkanlarda neo-selefi hareketler -Bosna Hersek Kosova Kuzey Makedonya-

Bu çalışmada, son iki asırda dünya tarihinde teopolitik olarak önemli roller icra eden, bilhassa geçen yüzyılın son çeyreğinden itibaren gündemdeki yerini pekiştiren Neo-Selefi hareketlerin Yugoslavya'nın dağılmasından sonra Balkanlara yerleşme ve bölgedeki Müslümanları dönüştürme faaliyetleri incelenmiştir. Neo-Selefilerin Balkanlar'daki faaliyetleri, sadece dinî bir olgu olarak değil aynı zamanda Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerinin bölgede siyasi hedefleri doğrultusunda yumuşak güç faaliyeti olarak da görülmektedir. Balkanlar'da 90'lı yıllardan itibaren görülmeye başlayan bu oluşumların din anlayışları ile bölgeye damgasını vuran, Matürîdî-Hanefi ve sufi-meşrep Türk/İslâm anlayışının vücut verdiği kadîm Balkan Müslümanlığı arasında derin farklar bulunmaktadır. Bu sebeple Neo-Selefiler ilk günden itibaren diğer bölgelerde olduğu gibi, Balkanlar'daki Müslümanları da kendi anlayışları doğrultusunda "dönüştürme" faaliyetlerine girişmiştir. Balkan halklarının yoğun direnişiyle karşılaşan bu hareketler, başarısızlığa uğratıldığı her seferinde vasıtalarını ve yöntemlerini yenileyerek faaliyetlerinin devamını sağlamıştır. Tez, konunun arka planı, boyutları, önemi, muhtevası, hedefi, yöntem ve kaynaklarının ele alındığı Giriş kısmından başka üç bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde genel olarak temel fikirleri ve ekollerinden hareketle Neo-Selefilik tarif ve tasvir edilmiş, ikinci bölümde Bosna Hersek, Kosova ve Kuzey Makedonya'da Osmanlı sonrası dini yapılanma ve Neo-Selefi hareketlerin bölgeye girişleri hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde Balkanlar'daki Neo-Selefi grupların kendilerine özgü görüşleri, söylemleri ve yöntemleri tasvir edilerek Balkanların kadîm Hanefî-Mâtürîdî çizgisindeki Ehl-i Sünnet geleneği açısından tahlil edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Neo-Selefilik, Balkanlar, Bosna Hersek, Kosova, Kuzey Makedonya.

Meral Jahjaı
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hırvat yazar Matıja Mazuranıć'in "Pogled u Bosnu (Bosna' ya Bir Bakış)" adlı eserindeki Türkizmlerin analizi

19. yüzyıl, Osmanlı İmparatorluğu'nun hakimiyeti altındaki Balkanlarda ulusçuluk hareketlerinin artması nedeniyle Osmanlı'nın bölgede çıkan isyanlarla sürekli mücadele ettiği bir dönemdir. Bu dönemde Hırvatistan'da Hırvat halk uyanışının kıvılcımları alevlenirken, genç Hırvat bir yazar ve seyyah Matija Mažuranič, bu olayları yerinde gözlemlemek ve günlük yaşamı tanımak amacıyla Hırvatistan'ın Karlovac şehrinden kalkıp Bosna'ya doğru bir seyahat gerçekleştirmiştir. Bu seyahat sonrasında ülkesine dönen Mažuranič, yolculuk esnasında tuttuğu notlardan bir kitap yayınlamıştır. Daha sonra bu kitap, Hırvat edebiyatının ilk seyahatnamesi olarak kabul görmüştür. Bu eser, aynı zamanda kültürel etkileşimler sonucunda Türkçeden, Boşnakça ve Hırvatçaya geçmiş pek çok alıntı kelimeyi içermektedir. Çalışmamız kapsamında, söz konusu alıntı kelimeler titizlikle incelenecek ve 19. yüzyıl Bosna'sında nasıl kullanıldığı detaylı bir şekilde analiz edilecektir. Bu analiz, uzun yıllar boyunca Türk hakimiyetinde olan bu coğrafyanın dil ve kültür yapısına ışık tutacak, özellikle de Türkçe kelimelerin kullanım alanı ve etkisi açısından önemli bir bakış açısı sunacaktır.

Elif Valeriya Martınec
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş Yunan edebiyatında Birinci (Eski) Atina Ekolü dönemi hikâyeciliği (1830-1880)

19. yüzyıl çağdaş Yunan edebiyatının altın çağlarından biri olarak kabul edilmekte olup bu dönemde hikâyecilik önemli bir yere sahiptir. Bu tezde, çağdaş Yunan edebiyatının hikâyecilik geleneği üzerinde durulmuş ve beş önemli yazarın hayatları ile eserleri Nurullah Çetin'in Roman Çözümleme Yöntemi isimli eseri esas alınarak incelenmeye çalışılmıştır. Ele alınan yazarlar, sadece edebî yetenekleriyle değil, aynı zamanda yaşadıkları dönemin sosyo-politik ve kültürel dinamiklerini yansıtmalarıyla da ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmanın odak noktası, Panagiotis Soutsos, Aleksandros Rizos Rangavis, Dimitrios Vikelas, Emmanouil Roidis ve Angelos Vlahos olup bu beş yazarın seçilmiş hikâyeleri zaman, mekân ve kişi ögeleri esas alınarak bir çözümleme yoluna gidilmiştir. Bu yazarların hikâyeleri, sadece bireysel sanatçıların yaratıcılıklarını değil, aynı zamanda 19. yüzyıl Yunan toplumunun geniş bir panoramasını da okuyucuya sunmaktadır. Yunan halkının günlük yaşamı, umutları, hayal kırıklıkları ve toplumsal yapıları, bu eserlerde zaman, mekân ve karakterlerin ince dokunuşlarıyla şekillenmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de bu alanda daha önce yapılmış herhangi bir çalışma olmaması sebebiyle literatürdeki açığı biraz da olsa kapatmaktadır. Türkiye'de çağdaş Yunan edebiyatına dair çalışmalar genellikle klasik döneme odaklanmışken, çağdaş Yunan edebiyatının hikâyecilik alanındaki zenginliği göz ardı edilmiştir. Bu tez, bu eksikliği gidermeyi ve 19. yüzyıl Yunan edebiyatının çağdaş yüzünü, özellikle de hikâye anlatımı konusundaki katkılarını ortaya koymayı hedeflemektedir. Analiz sürecinde, hikâyelerdeki zaman, mekân ve kişi unsurları üzerinde titizlikle durulmuştur. Bu unsurların nasıl bir araya geldiği, okuyucuya sunulan dünyayı nasıl şekillendirdiği ve yazarların bu öğeler aracılığıyla hangi temaları işledikleri derinlemesine incelenmiştir. Bu analizler, sadece edebî yapıları değil, aynı zamanda yazarların toplumsal ve kültürel eleştirilerini de aydınlatmaktadır.

Kısa hikayelerRomantizmTür çözümlemesi+2
Mehmet Sağır
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bulgaristan Türk ağızlarında zarf fiiller

Bu çalışmada Bulgaristan Türk ağızlarında yer alan zarf-fiillere ilişkin bir tespit çalışması yapıldı. Tezin giriş kısmında Bulgaristan'ın coğrafi ve kültürel yapısı hakkında bilgi verildi. Ardından bölge ağızları üzerine yapılan çalışmalar ve bu çalışmalarda yer alan sınıflandırmalara değinilmiştir. Tezin inceleme bölümünde Bulgaristan Türk ağızlarında tespit edilen zarf-fiiller, bu zarf-fiillerin varyantları ve işlevleri tespit edilmiştir. Bulgaristan Türk ağızları tezin sınırları açmamak adına belirli bölgelerle sınırlandırılmıştır. İnceleme verileri, belirlenen bölgeler üzerinde metin derleme biçimde yapılan yüksek lisans ve doktora tezlerinden alınmıştır. İncelemede büyük oranda Zeynep Korkmaz'ın çalışmasında (2009) yer alan terminoloji ve sınıflandırma esas alınmıştır. Yapı bakımından Bulgaristan Türk ağızlarında tespit edilen zarf-fiiller gerçek zarf-fiiller ve değişik yapıda zarf-fiiller olmak üzere iki ana bölüme ayrılmıştır. Bu bölümlerin alt bölümlerinde eklerin kullanım biçimleri verilmiştir. Bu kullanımlar, verilerden elde edilen örneklerle gösterilmiştir. Son olarak tespiti yapılan zarf-fiilerin tarz ve zaman olmak üzere iki başlık altında işlevlerine göre örneklendirilmesi yapılmıştır. Sonuç bölümünde ise Bulgaristan Türk ağızlarında kullanılan zarf-fiillerin varyantları ile birlikte tespiti toplu olarak sunulmuştur. Aynı zamanda hangi bölge ağzında hangi zarf-fiilin hangi varyantlarla kullanıldığı da şablonlarla desteklenerek sunulmaya çalışılmıştır.

AğızlarBalkan Türk ağızlarıDil bilgisi-zarf-fiil ekleri
Aydanur Toksöz
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Kırklareli'nde yaşayan Boşnakların dili

Kırklareli'nde yaşayan Boşnakların diline odaklanan bu çalışmada, saha araştırmasına katılan katılımcıların serbest konuşma ve diyaloglarının yer aldığı kayıtlardan derlenen veriler, ölçünlü dilin biçim bilgisi ve söz varlığı ile karşılaştırılmıştır. Bunun neticesinde, Türkiye'de yaşayan Boşnakların dilinin, lehçe bilimi açısından heterojen bir yapıya sahip olduğu varsayımı, Kırklareli'nde yaşayan Boşnakların dili özelinde doğrulanmıştır. Ayrıca, Kırklareli'nde yaşayan Boşnakların dilinde, özellikle Sancak lehçesinin, Boşnakçanın diğer lehçelerine nazaran daha baskın olduğu da tespit edilmiştir. Çalışmamızın giriş kısmında Boşnakçanın dil ailesine, kısa tarihine ve lehçelerine yer verilmiştir. Birinci bölümünde, Osmanlının Balkanlardaki etkinliğini kaybetmesiyle günümüz Türkiye topraklarına gerçekleşen kitlesel göç hareketliliğinin önemli bir parçası olan Boşnak göçü ve çalışmanın evrenini oluşturan Kırklareli ili ele alınmıştır. Bu bölümü takiben ikinci bölümde, Kırklareli'nde yaşayan Boşnakların dili ile ölçünlü dilin biçim bilgisi karşılaştırılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise, katılımcılardan elde edilen metinler bağlamında ortaya çıkan söz varlığı, ölçünlü dil ve lehçeler bakımından incelenmiştir.

BiçimbilimBoşnakçaGöçler+2
Taner Şen
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanpazarlı İsmail Niyazî Efendi ve mevlidi

Bulgaristan'da asırlardır yaşayan Türklerin kimlikleri İslâm kültürüyle şekillenmiştir. Osmanlı döneminde Bulgaristan topraklarında muhkemleşen Türk İslâm kültürü sayesinde Bulgaristan Türkleri, ruh yapılarında var olan Peygamber sevgisinin göstergelerinden biri olan mevlidi okumaya, okutmaya, dinlemeye ve yazmaya özel bir anlam yüklemektedir. Rus-Türk Savaşı sonucu Bulgaristan Türklerinin azınlık durumunda kalmalarıyla millî ve manevî değerlerini, din, dil ve kültürlerini koruma, yaşatma ve besleme konusunda mevlid geleneği çok önemli bir işlev görmüş ve görmektedir. Zira Hazreti Muhammed ve ona adanan mevlid, zaman içerisinde Bulgaristan Türklerinin kimliğinin önemli unsurlarından bir durumuna gelmiştir. Osmanlı dönemi Bulgaristan topraklarında mevlid geleneğini sürdürme konusunda etkisi görülen Osmanpazarlı İsmail Niyazî Efendi, mevlidi teşvik etmesi ve özellikle bunun için bir mevlid eseri kaleme almasıyla bu kültürü sonraki nesillere aktarma konusunda kalıcı izler bırakmıştır. Zira yazmış olduğu mevlid, her ne kadar edebî bakımdan fazla bir değer taşımasa da, günümüze kadar okunması ve insanların bir araya gelmesine vesile olması sebebiyle dinî ve külütrel bir unsur olarak değer taşımaktadır. Bu çalışmanın giriş bölümünde mevlid edebiyatı ve kültürüne değinerek bu bağlamda Bulgaristan'daki mevlid geleneği incelenmektedir. Birinci bölümde bir mevlid eseri kaleme alarak mevlid kültürüne katkısı görülen Osmanpazarı (Omurtag) yöresinin yetiştirdiği değerli ilim adamı İsmail Niyazî Efendinin hayatı, çalışmaları ve eserleri geniş bir şekilde tanıtılmaktadır. Ayrıca kaleme aldığı mevlidin farklı nüshaları, muhtevası ve özellikleri incelenmektedir. İkinci bölümde ise ilk defa eserin tenkitli metni sunulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Bulgaristan, Müslüman Türk, Kültür, Mevlid, Osmanpazarı, İsmail Niyazî

Vedat Sabri Ahmed
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

1700-1878 yılları arasında Köstendil şehri'nin dini ve sosyal hayatı

Köstendil, birçok medeniyetin izlerini taşıyan bir şehirdir. Coğrafi konumu, yer altı ve yer üstü kaynaklarının zengin olmasıyla önemli görülmüştür. Osmanlıların Rumeli'ye geçişiyle kısa sürede Balkanların birçok şehri Türk hâkimiyetine girmeye başlamıştır. 1371 yılında şehre hâkim olan Sırplar Osmanlıların gücünü tanımıştır. 1395 yılında tam olarak Osmanlı hâkimiyetine geçmiş bir şehirdir. Şehir konumu itibariyle son derece stratejik bir yerde bulunduğundan Osmanlılar, şehri kısa zamanda kültürel, demografik, dini, ticari, iktisadi bir merkez haline getirmiştir. Şehir, mamur edilmiş ve 483 yıl Türk yurdu olarak kalmıştır. Köstendil, Rumeli şehirleri arasında özellikle dini yaşamının canlılığı ile ön plana çıkmaktadır. XVIII. ve XIX. Yüzyıllarda cami, mescit, tekke ve vakıfların yoğunluğundan manevi bir merkez haline geldiği görülmektedir. Köstendil, Bulgaristan'da Sofya ve Filibe'den sonra Şumnu ile birlikte tekke varlığı en fazla olan şehirdir. Manevi hayatın en yoğun yaşandığı yerlerden birisi olan Köstendil Şehri'nin dini yaşamıyla ilgili ayrıntılı bir çalışma bulunmamaktadır. Şehirde yetişen mutasavvıflar bölgesini etkilemek ile kalmamış, Rumeli ve Anadolu'da önemli vazifeler üslenmişlerdir. Bu çalışma ile şehrin bir dönemine ait dini ve sosyal hayatı ile ilgili bilgileri içermektedir.

Zekeriya Bayrak
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Bulgarca eylemlerin biçimlenmesinde merkezdeki şimdiki zamanın rolü

Slavcanın temel özelliklerini taşımasına bağlı olarak, Bulgarca bugün Slavcanın devamı olan bir dildir. Çağdaş Bulgarcanın gramer yapısını bugün değerlendirdiğimizde genel olarak kendine özgü özellikleriyle ve birbiriyle ilişki içinde olmasıyla analitik yapıdan kaynaklı açık ve ayırt edilebilir nitelikte olduğunu görmekteyiz. Lakin buna rağmen, Bulgarcanın en çok tartışılan konularından biri eylem konusudur. Bunun nedenini ise Bulgarcadaki dokuz zamanın karmaşık yapısı, biçimlerinin belirsizliği, birbirleriyle olan sorunlu ilişkileri ve tüm bunların doğrultusunda ortaya çıkan anlam sorunları oluşturmakta ve tüm bunlar Bulgarcada eylem konusunu güçleştirmenin yanında, bu dilin öğrenilmesini / öğretilmesini de güçleştirmektedir. Söz konusu güçlüğün aşılabilmesi için sabit yöntem(ler)e ihtiyaç duyulmaktadır. Çalışmamızda Bulgarca eylemlerin tasnifi ve biçimlenme aşamaları için ortaya koyduğumuz sabit yöntem şimdiki zaman üzerindendir. Çünkü Bulgarcada mastar yapı olmadığından eylem biçimlenme öncesinde bile aslında belli bir biçimdedir. Bulgarcada eylemler birinci teklik şahsa göre şimdiki zaman biçimindedir. Ayrıca, çekim ve görünüş açısından baktığımızda da art alanı şimdiki zaman oluşturmaktadır. Çünkü Bulgarcada eylem çekiminin saptanması ve bu doğrultuda tasnifi şimdiki zaman biçiminden gerçekleşir ve bu noktada fonetik belirleyiciler devrededir. Aynı zamanda her eylemin şimdiki zaman biçiminde görünüşü bellidir. Çalışmamız, şimdiki zamanı merkeze alarak Bulgarca eylemlerin tasnifini ve çekimli / çekimsiz biçimlenme aşamalarını incelemeye çalışacak ve biçimlenmeyi formülüze edecektir.

BulgarcaFonolojiMorfoloji
Serkan Cömertel
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Başlangıcından günümüze Kuzey Makedonya'da Türkçe eğitim ve öğretimi

Balkanlarda Türk izlerinin görülmesi yüz yıllar öncesine dayanmaktadır. Makedonya'nın da tarihine bakıldığında yüz yıllar öncesinde Türklerin bölgeye ayak bastığı ve burada köklü bir sosyal, kültürel, ekonomik geçmişlerinin olduğu bilinmektedir. Türkler Osmanlı Devleti Dönemi'nden itibaren söz konusu bölgede Türk dilinde eğitim görmüşlerdir. Ancak Makedonya Türklerinin bölge Osmanlı egemenliğinden çıktıktan sonra her alanda olduğu gibi eğitim alanında da büyük zorluklar yaşadığı bilinmektedir. Yaklaşık 550 yıllık süren hâkimiyetin sonunda Osmanlı Devleti'nin genelde Balkan topraklarından özelde Makedonya'dan çekilmesi üzerine geride kalan Makedonya Türklerinin ana dili eğitimi almaları zorlaşmış ve hatta imkânsızlaşmıştır. Balkan Savaşları öncesi ve sonrası, Krallık Yugoslavya Makedonyası, Federal Cumhuriyet Makedonyası ve Kuzey Makedonya Cumhuriyeti dönemi olarak ayrılan zaman dilimlerinde Türkçe eğitim kimi zaman zorlaştırılmış kimi zaman da tamamen engellenmiştir. Makedonya Türklerine gerek siyasi gerek sosyal unsurlar sebebiyle uygulanan baskı ve zorlamalar sonucunda Türkçe eğitim gerilemiş, azalmış ve hatta durmuştur. Diğer Balkan ülkelerinde de yapıldığı gibi Makedonya'nın da Türkçe eğitim tarihi sürecinin incelenmesi ihtiyacı ile oluşturulan bu çalışmada Kuzey Makedonya ziyaret edilmiş ve Makedonya'da başlangıcından günümüze kadar gerçekleşen Türkçe eğitim ve öğretim araştırılmıştır. Türkçe eğitim ve öğretiminde kat edilen aşamalar ve bu süreçte karşılaşılan olumlu veya olumsuz her türlü durum da ele alınmıştır. Çalışma sırasında saha araştırması için Kuzey Makedonya ziyareti yapılmış; hem bölgeden hem de internet üzerinden elde edilen bilgiler, kaynaklar ve ilgili kişilerle yapılan görüşmeler çalışmaya eklenmiştir. Bu çalışmanın neticesinde söz konusu problemlerin neler olduğunu tespit etmek, tespit edilen sorunlara uygulanabilecek çözümleri belirlemek, bu sorun ve çözümlere akademik alanda dikkat çekmek amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kuzey Makedonya, Türk, Türkçe, Ana dili, Eğitim, Türkçe Öğretimi.

Pınar Gençer
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İki Güney Slav dili olarak Boşnakça ve Makedoncada fiilimsiler

Bu çalışma, Güney Slav dillerine ait olan Boşnakça ve Makedoncada fiilimsilerin yapısını karşılaştırmalı olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada öncelikle Slav dillerinin tarihsel gelişimi ve sınıflandırılması üzerinde durulmuş, ardından hem Boşnakça hem Makedoncanın temel gramer özellikleri üzerinde durulmuştur. Bu bölümlerin ardından çalışmanın ana konusu fiilimsiler ele alınmış ve her iki dilde fiilimsi yapıları ve çekimleri incelenmiştir. Fiilimsilerin hangi eklerle türetildiği, hangi fiil türlerinden üretildikleri açıklanmıştır. Böylece Boşnakça ve Makedoncanın fiilimsi yapıları arasındaki benzerlik ve farklılıklar ortaya konmuştur.

BoşnakçaDil bilgisi-fiilDil bilgisi-zarf-fiil ekleri+1
Kübra Kıldıze Kabu
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Batı Trakya Meriç (Evros) Bölgesi Türk Ağzı (Ses ve şekil bilgisi- metinler-söz varlığı)

Türk Dilinin tarih boyunca farklı coğrafyalara yerleşmiş Türk asıllılar tarafından kendini koruyarak kullanımı bu alanda incelenmeye değer ağız çalışmalarına yol açmıştır. Meriç (Evros) Bölgesinde daha önce bilinen bir ağız çalışması yapılmaması bizi bu tezi yazmaya yönlendirmiştir. Batı Trakya'nın Gümülcine ve İskeçe Bölgelerinin daha önce çalışılmış olması bu tezde bize yol gösterici olmuştur. Elde edilen veriler doğrultusunda Meriç Ağzının Gümülcine ve İskeçe Ağızları ile benzerlikler ve farklılıklar gösterdiği görülmüştür. Çalışma; dört ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde; Batı Trakya'nın coğrafi konumu, Meriç (Evros) Bölgesi ile ilgili temel bilgiler, Batı Trakya Tarihi, Batı Trakya Türkleri ve Batı Trakya Bölgesi Üzerine Yapılan Ağız Çalışmaları hakkında bilgiler verilmektedir. Bölge ile ilgili çeşitli çalışmalar incelenerek bu bölümler oluşturulmuştur. Giriş bölümünü ses ve şekil bilgisi takip etmektedir. Bu bölüm metinlerdeki sözcükler incelenerek ses ve gramer yapıları esas alınarak oluşturulmuştur. Daha sonra metinlerin bulunduğu bölüm yer almaktadır. Bu bölüm Meriç Bölgesinde Türklerin yoğun olarak yaşadıkları yerler seçilerek ses kaydı ile elde edilen verilerden hareketle oluşturulmuştur. Sesleri bilgisayar ortamına aktarırken bölge için oluşturduğumuz transkripsiyon harfleri kullanılmıştır. Çalışmanın son bölümünü sözlük oluşturmaktadır. Elde edilen sözcüklerin bölge ağız özelliklerini tamamen koruyarak günümüze kadar gelmiş olmaları ve yörenin kültürel yaşamlarından kesitler sunması adına oldukça önemlidir. Batı Trakya Bölgesinin çalışılmamış olan son parçası olan Meriç (Evros) Bölgesi ile Yunanistan'da bulunan Türk Ağızları üzerine yapılan çalışmalar bu inceleme ile tamamlanmış olacaktır. Batı Trakya Bölgesi Ağız çalışmaları için elde ettiğimiz malzemeler daha sonra yapılacak edebiyat, tarih veya diğer disiplinler için araştırmalarında kaynak olarak kullanılabilecektir. Elde edilen veriler üzerine yapılacak araştırmanın hem Türk Dil Tarihi, hem de diğer disiplinlere kaynak olması adına bilime katkı sağlayacağını düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Meriç/ Evros/ Ağız çalışmaları/ Türk Dili/ Batı Trakya

Chilal Molla Achmet
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Kuzey Makedonya Kızılalma-Karaman Yörüklerinin dünyası

Bu doktora çalışmasına Kuzey Makedonya'nın Aktaş Dağı eteklerinde yaşayan konargöçer Türkler yani Kızılalma-Karaman Yörükleri konu edinilmiştir. Osmanlı Türkiyesi döneminden, XIV. yüzyılın sonlarından itibaren bögede yaşayan insanların/yörüklerin etnografyası incelenmiştir. İlk kez bir çalışmada söz konusu bölge ve o bölgede yaşayan insanları/yörükleri bu denli kapsamlı ve ayrıntılı olarak sistemli bir şekilde ve bilimsel yöntemlerle ele alınmıştır. Bu yönüyle ilk ve temel bir eser olma niteliğini taşımaktadır. Sonraki bilimsel araştırmalara en temel kaynak ve bir başvuru eseri olacaktır. Öte yandan çalışma, baştan sona kadar tamamıyla bölgede yapılan alan araştırmasına dayanmaktadır. Zira araştırma, bilimsel ölçütlere dayanan, nitel araştırma yöntemlerinden katılımcı gözlem yöntemiyle 1998 ilâ 2025 yılları arasında özellikle 2007 yılından sonra Kuzey Makedonya'nın Aktaş Dağı eteklerinde yapılmıştır. Dolayısıyla bu çalışma çok meşakkatli, uzun süre üzerinde çalışılan ve emek verilen, çok çaba harcanan ve uğraş verilen; sabırla, dikkatlice, titiz bir alan araştırmasıyla yıllar içinde (27 yıl) ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Kuzey Makedonya, Aktaş Dağı, Kızılama-Karaman Yörükleri, Yörüklerin Dünyası, Etnografya.

Izet Ibrahımsojlu
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Rumeli'deki dağlı isyanlarından bir eşkıya figürü: İnce Stoyan

III. Selim yükselen anarşinin ve dış ilişkilerde yoğun bir hareketliliğin olduğu 1789'dan 1807'ye dek tahtta kalmıştır. Reformcu padişah köklü bir değişiklik için destek bulamayacağının farkındaydı lakin en azından mevcut yapıyı iyileştirme yoluna gitmek niyetindeydi. Velhasıl Sultan Selim'in Nizam-ı Cedid ordusuna yönelik muhalefet oldukça güçlüydü. Âyân denilen 'yerel elitler' Bab-ı Ali'ye tehdit oluşturuyor, anarşi ortamının artmasına neden oluyordu. Merkezi otorite zayıflamıştı ve taşrada âyânların sözü geçiyordu. Kimisi asilere karşı hükümet yararına işler yapmışsa da halkın sırtına vergiler yükleyerek ve kendilerine eşkıyalardan ordu kurarak isyana kalkışanlar da pek çoktu. Daha sonra da bu isimle anılacak olan Kırcalı eşkıyaları ilk kez Rodop eteklerinde görülmüşlerdir. Eşkıyaların içinde hem Müslüman hem Hristiyan halk yer alır, bu asiler vahşidir ve köyleri yağma ederler. Birçoğu için eşkıyalık bir ekmek kapısına dönüşmüştür, âyânlara askeri hizmet vererek ya da yağma yoluyla para kazanma yoluna giderler. Bu eşkıyalık hareketleri XIX. yüzyılda etkisini gösterecek olan milli benlik duygusundan yoksun olduğu halde asileri bastırmak aynı anda içte ve dışta birçok sorunla karşı karşıya olan Osmanlı merkezi otoritesi için zorluk teşkil etmiştir. Osmanlı'da soyguncu, eşkıya, haydut anlamına gelen kelime Balkanlarda hajduk/haiduk/ hajdutin olarak kullanılır. Dağlı isyanları özelinde Bulgar haydutların çoğunlukta olduğunu görürüz. Bu Bulgarlardan biri de Yeniçeri Ocağı çıkışlı olduğu rivayet edilen İnce Stoyan/ İnce Voyvoda'dır. İnce, Balkanlarda haydut kavramının yerini ve nesilden nesle halk hafızasında nasıl taşındığını anlayabilmek adına önemli bir örnektir. Onun adına hikâyeler, türküler, şiirler yazılmıştır. Bir köye adını vermiş, heykeli dikilmiştir. O yakıp yıkan, yağma yapan Kırcalı birliklerinin içindedir lakin ona atfedilen özellikler, efsaneler ve kahramanlık hikâyeleri onu 'halkın koruyucusu ve öç alan haydut figürü' olarak öne çıkarmıştır. Kısacası, İnce, halk yaratıcılığının bir kahramanı nasıl yarattığını gözler önüne serer. Böylece, dağlı isyanları dönemi olarak adlandırdığımız aynı zaman diliminin iki farklı toplum için ne anlam ifade ettiğini anlayabiliriz. Anahtar Kelimeler: Dağlı İsyanları, Haydut, Voyvoda, Halk Yaratıcılığı, Edebiyat.

Bulgar ayaklanmalarıBulgar edebiyatıEşkiya+7
Yağmur Sedef
Ankara University · Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kıbrıs Cumhuriyeti sorunsalı: Kuruluş ve çözülme (1960-1963)

Tarihsel süreç içerisinde Doğu Akdeniz'in önemi günümüzde daha da artmış ve Kıbrıs Adası da bu sürecin bir parçasını teşkil ederek bir sorun haline dönmüştür. Günümüzdeki Kıbrıs sorunun oluşmasında arka planda meydana gelen olayların incelenmesi gerekmiş ve bu yüzden Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kuruluş aşamaları ile var olduğu 1960-63 yılları arası meydana gelen gelişmeler araştırılmıştır. Adanın 1878 yılında Osmanlı yönetiminden çıkması ve İngiliz yönetimine geçmesiyle başlayan süreç Kıbrıs sorunun oluşumunu etkilemiştir. İngilizlerin adayı yönettiği dönemlerde yerli halk ile olan ilişkileri ve uluslararası çıkarlar doğrultusunda izlediği politika süreci etkilemiştir. Kıbrıs sorunun oluşmasında Kıbrıslı Rumlar ve Türkler iç unsur olarak rol almıştır. 18. ve 19. Yüzyıllarda Avrupa'da başlayan milliyetçilik akımının etkileri Kıbrıslı Rumları da etkilemiş ve Yunanistan'ın Osmanlı Devleti'nden bağımsızlığını kazanması ile İngiliz yönetiminde olan adada Megali İdea fikrini benimsemişlerdir. Kilisenin çok büyük etkisi altında kalan Rumlar Megali İdea kapsamında Enosisi desteklemiş ve adanın Yunanistan'a bağlanması düşüncesini benimsemiştir. Rumlar bu amaçları doğrultusunda diplomatik yollarla Enosis'in gerçekleşmesi için Yunanistan ile iş birliği içerisinde çalışmıştır. Rumlar Enosis hedeflerine diplomatik olarak ulaşamadığı için EOKA örgütünü kurmuş ve şiddet yoluyla emellerini gerçekleştirmek istemiştir. Kıbrıslı Türkler de Enosis'in gerçekleşmemesi için Rumların kurduğu EOKA terör örgütüne karşılık olarak TMT'yi kurmuş ve Enosis'in engellenmesi için mücadele etmiştir. İngiltere, Türkiye ve Yunanistan ise Kıbrıs sorunun oluşmasını direkt etkileyen devletler olmuştur. Rumların ve Yunanistan'ın gerek diplomatik gerekse şiddet yoluyla yaptığı baskılar nedeniyle İngiltere soruna Türkiye'yi dahil etmiştir. Bu süreçte Kıbrıs sorunun self determinasyon kapsamında uluslararası arenaya taşınması ile BM Türkiye'yi Kıbrıs sorununa taraf yapmıştır. Türkiye ve Kıbrıslı Türkler de Enosise karşılık aksim tezini savunmuştur. Kıbrıs sorunun uluslararası boyut kazanması ve 1950'li yıllarda hüküm süren iki kutuplu dünya düzeninin bir sonucu olarak NATO üyesi olan İngiltere, Türkiye ve Yunanistan'ın sorunu çözmesi gerekmiştir. Bu bağlamda yapılan çalışmalar ile büyük nüfusa sahip Türk ve Rum halklarının eşit ortaklığında Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmuştur. Kıbrıs'ta yaşayan halkların anavatanları, İngilizlere ait üslerin varlığının devam etmesi ve adanın Türkiye ana karasına yakınlığı göz önünde bulundurularak kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin anayasasına ek olarak Garanti ve İttifak Antlaşmaları imzalanmıştır. Kıbrıslı Rumlar ve Türkler İngiltere'den bağımsızlığını kazanması ile Kıbrıs Cumhuriyeti altında 16 Ağustos 1960'tan itibaren beraber yaşamaya başlamış ancak tarihsel sürecin getirdiği sorunlar bu ortaklığın çok sürmeyerek Aralık 1963'te bozulmasına sebep olmuştur. Rumların cumhuriyet yılları içinde eşit ortaklık esasında hazırlanan anayasayı tanımaması temel sorunu oluşturmuş ve Rumlar Kıbrıs Cumhuriyeti'ni Enosis için bir basamak olarak kullanmıştır. Rumların bu tutumları Türkler tarafından kabul edilmemiş ve bu nedenle 21 Aralık 1963 tarihinde Türklere karşı Rum saldırıları başlamıştır. Kanlı Noel olarak da adlandırılan Rum saldırıları sonucu güvenlik nedeniyle Türklerin devlet içindeki etkinliği bitmiş ve Kıbrıs cumhuriyeti'nin çözülüşü gerçekleşmiştir.

EOKAEnosisKıbrıs+7
Yılmaz Ergürer
Ankara University · Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yunanistan Kumçiftliği (Orestiada) Gagauzları Türk Ağzı (İnceleme-metinler-sözlük)

Hristiyan Türkler olarak bilinen Gagauzların önemli bir bölümü bugün Moldova Cumhuriyeti içinde yer alan Gagauz Yeri bölgesinde otonom bir halk olarak yaşamaktadır. Yaşam şartları, coğrafi koşullar, ekonomik zorluklar ve çeşitli sosyo-politik sebeplerle vatanlarından ayrılmak zorunda kalan Gagauzlar günümüzde dünyanın pek çok yerine dağılmış durumdadır. Bu çalışmamızda ele aldığımız bölüm olan Yunanistan'da yaşayan Gagauzlar ise genellikle Yunanistan'ın kuzeydoğusunda, Evros bölgesinde bulunurlar. Edirne sınırına yakın bölgelerindeki köylerde, kasabalarda ve şehirlerde yaşayan Gagauzların kökleri, ağırlıklı olarak bugün Edirne'ye bağlı Havsa ve Uzunköprü ilçelerinden ve buralara bağlı köylerden özellilkle 1920'lerden sonra Yunanistan'a göç eden Gagauzlar'a dayanmaktadır. Türk dilinin ve kültürünün yaşayan numuneleri olan bu Gagauzlar, aradan geçen uzun yıllar sonrasında kimliklerini kaybetmeye başlamış ve asimilasyon sürecine maruz kalmışlardır. ​Gençlerin önemli bir kısmı artık Türkçe konuşmuyor olsalar dahi söz konusu topluluğun bir kısmı halen Türkçe konuşmakta, geleneksel yaşam biçimlerini sürdürmekte ve kimliklerine dair birçok ögeyi muhafaza etmektedirler. Gagauzlara ait kılık kıyafetler, Gagauz evlerindeki eşyalar ve odalar, yaşam biçimlerini gösteren canlandırmalar, atalarına ait araç ve gereçler gibi etnografik malzemenin bulunduğu müzeler dil-kültür ilişkisi göz önünde bulundurulduğunda kimliklerini yansıtması açısından önem arz etmektedir. Bölgede şimdiye kadar yapılmış bir ağız çalışması bulunmamaktadır. Oysa burada yaşayan Türkçe tehlikedeki diller kategorisinde değerlendirilmelidir. Bölgede Türkçe konuşan son nesil yaşamaktadır. Bu nedenle çalışmanın çok büyük bir önem arz ettiği muhakkaktır. Bu çalışmanın hemen ardından yapacağımız çalışmalarda bölgenin tamamı ele alınacaktır. Kaybolmaya yüz tutmuş sözlü verilerin kayıt altına alınarak yeni nesillere ulaştırılması kültürel aktarım açısından çok büyük bir önem arz etmektedir. Bu nedenle çalışmamızın özellikle Türkçenin ses ve şekil bilgisi ve söz varlığı bakımından bu coğrafyadaki durumunu göstermesi, kültür dünyamıza zengin bir miras bırakacaktır. Anahtar Kelimeler: Hristiyan Türkler, Gagauzlar, Kumçiftliği, Söz Varlığı

AğızlarBiçimbilimDil bilgisi+3
Beyza İlay Özden
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Kosova'da çok dillilik ve çok kültürlülükte Türkçe gazetelerin önemi: "Tan gazetesi örneği"

Balkan Türk Edebiyatı, kaynak zenginliğine rağmen halen dil meselesinde önemli bir sorun yaşamaktadır. Yıllardır Kosova'da kimlik mücadelesi veren, bir topluluk olarak nitelendirilen Türklerin en önemli sorunlarından biri eğitim ve yazılı basındır. 1951 yılından sonra yeniden aktif hale gelen Türk dili, eğitimin yanı sıra kültür, gelenek ve görenekler açısından da en parlak dönemini bu yıllardan sonra yaşamaya başlamıştır. Balkan-Kosova Türk Edebiyatı, eski dönemlerden beri yabancı kültürlerden etkilenmiştir. Bilindiği üzere Osmanlı¬nın Balkanlardan çekilmesinden sonra bölgede Türk kültürü ve Türk dilinin etkisi azalmış, komşu dillerin kültür ve edebiyatlarının etkisi her geçen gün artmıştır. Rumeli ve Balkan Türk şiiri, Osmanlıların Balkanlardan çekilişinden sonra da o topraklarda kalan Türklerin arasında yetişen şairlerle yüzyıldan fazla bir zamandan beri gelişerek devam etmiştir. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında, Balkanlarda meydana gelen rejim değişiklikleri ve sosyal reformlar, Rumeli Türk şiirinin inişli çıkışlı bir hızla gelişmesine yol açmıştır. Dolayısıyla, diğer ülkelerde olduğu gibi, Yugoslavya'da da Türk şair ve yazarlarının yetişmesi sağlanmıştır. Bu çalışmamızda Kosova Türklerinin önde gelen şair ve yazarlarının yanı sıra genç şairlerin 30 yıllık bir geçmişi olan Türkçe gazetesi Tan'da kaleme aldıkları şiirleri ve okuyucuyla buluşturdukları eserleri dil ve üslup açısından incelenmiştir.

Gülay Krasniçi
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Kosova'da çok dillilik ve çok kültürlülükte Türkçe gazetelerin önemi: "Tan gazetesi örneği"

Balkan Türk Edebiyatı, kaynak zenginliğine rağmen halen dil meselesinde önemli bir sorun yaşamaktadır. Yıllardır Kosova'da kimlik mücadelesi veren, bir topluluk olarak nitelendirilen Türklerin en önemli sorunlarından biri eğitim ve yazılı basındır. 1951 yılından sonra yeniden aktif hale gelen Türk dili, eğitimin yanı sıra kültür, gelenek ve görenekler açısından da en parlak dönemini bu yıllardan sonra yaşamaya başlamıştır. Balkan-Kosova Türk Edebiyatı, eski dönemlerden beri yabancı kültürlerden etkilenmiştir. Bilindiği üzere Osmanlı¬nın Balkanlardan çekilmesinden sonra bölgede Türk kültürü ve Türk dilinin etkisi azalmış, komşu dillerin kültür ve edebiyatlarının etkisi her geçen gün artmıştır. Rumeli ve Balkan Türk şiiri, Osmanlıların Balkanlardan çekilişinden sonra da o topraklarda kalan Türklerin arasında yetişen şairlerle yüzyıldan fazla bir zamandan beri gelişerek devam etmiştir. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında, Balkanlarda meydana gelen rejim değişiklikleri ve sosyal reformlar, Rumeli Türk şiirinin inişli çıkışlı bir hızla gelişmesine yol açmıştır. Dolayısıyla, diğer ülkelerde olduğu gibi, Yugoslavya'da da Türk şair ve yazarlarının yetişmesi sağlanmıştır. Bu çalışmamızda Kosova Türklerinin önde gelen şair ve yazarlarının yanı sıra genç şairlerin 30 yıllık bir geçmişi olan Türkçe gazetesi Tan'da kaleme aldıkları şiirleri ve okuyucuyla buluşturdukları eserleri dil ve üslup açısından incelenmiştir.

Gülay Krasniçi
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Kosova'da çok dillilik ve çok kültürlülükte Türkçe gazetelerin önemi: "Tan gazetesi örneği"

Balkan Türk Edebiyatı, kaynak zenginliğine rağmen halen dil meselesinde önemli bir sorun yaşamaktadır. Yıllardır Kosova'da kimlik mücadelesi veren, bir topluluk olarak nitelendirilen Türklerin en önemli sorunlarından biri eğitim ve yazılı basındır. 1951 yılından sonra yeniden aktif hale gelen Türk dili, eğitimin yanı sıra kültür, gelenek ve görenekler açısından da en parlak dönemini bu yıllardan sonra yaşamaya başlamıştır. Balkan-Kosova Türk Edebiyatı, eski dönemlerden beri yabancı kültürlerden etkilenmiştir. Bilindiği üzere Osmanlı¬nın Balkanlardan çekilmesinden sonra bölgede Türk kültürü ve Türk dilinin etkisi azalmış, komşu dillerin kültür ve edebiyatlarının etkisi her geçen gün artmıştır. Rumeli ve Balkan Türk şiiri, Osmanlıların Balkanlardan çekilişinden sonra da o topraklarda kalan Türklerin arasında yetişen şairlerle yüzyıldan fazla bir zamandan beri gelişerek devam etmiştir. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında, Balkanlarda meydana gelen rejim değişiklikleri ve sosyal reformlar, Rumeli Türk şiirinin inişli çıkışlı bir hızla gelişmesine yol açmıştır. Dolayısıyla, diğer ülkelerde olduğu gibi, Yugoslavya'da da Türk şair ve yazarlarının yetişmesi sağlanmıştır. Bu çalışmamızda Kosova Türklerinin önde gelen şair ve yazarlarının yanı sıra genç şairlerin 30 yıllık bir geçmişi olan Türkçe gazetesi Tan'da kaleme aldıkları şiirleri ve okuyucuyla buluşturdukları eserleri dil ve üslup açısından incelenmiştir.

Gülay Krasniçi
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Makedonya ve Arnavutluk Debre ağızları örnekleminde Arnavutçadaki Türkçe kod kopyalamaları

Debre'nin çok eski bir tarihî yapıya sahip olması, onun özel bir yer olduğunu göstermektedir. Debre tarih boyunca kültürel yapısı, eğitim geleneği, ekonomisi, ticaret hacmi, prestijli görünümünün yanında savaşları, isyanları ile bambaşka bir yere sahiptir. Debreliler her zaman diğer insanların gözünde çok önemli bir konuma sahip olmuşlardır. Onları bu kadar gözde yapan en önemli özellikleri ise çalışkanlıkları ve azimli olmalarıdır. Bütün bu özellikler Debrelilerin kendi dillerini korumalarına etken olmuştur. Büyük Debre şehri kültüre, eğitime ve ticarete açık bir yer olarak bilinirken, Küçük Debre ise daha dağlık bir yer ve halkı ise daha izole kalmıştır. Balkan Savaşlarına kadar Osmanlı Devleti sınırları içerisinde tek bir Debre şehri söz konusu iken, 1913 Berlin Antlaşması'ndan sonra Debre toprakları, Arnavutluk ve Eski Yugoslavya (bugün ise Kuzey Makedonya Cumhuriyeti) arasında paylaşılmıştır. Debre Bölgesi, Osmanlı Dönemi'nde 14. yüzyılın ikinci yarısında fethedilip bölgeye Türklerin iskân edilmesiyle Arnavutlar ve dolayısıyla Arnavutça ile Türkler ve Türkçenin uzun asırlar birlikteliği başlamıştır. Uzun Osmanlı asırları boyunca Türkçe ve Arnavutça arasında gerçekleşen dil ilişkileri sonucu, her iki dil arasında dil ilişkilerine bağlı olarak kod kopyalamaları yaşanmıştır. Biz bu çalışmamızda uzun asırlar sosyal ve kültürel anlamda baskın dil olarak varlığını sürdürmüş olan Türkçeden Debre özelinde Arnavutçaya geçen alıntıları veya kod kopyalaması örneklerini ele aldık. Bu çalışmada, Debre ağızlarına Türkçeden yapılan kod kopyalama verileri, sadece yazılı yerel metinlerle sınırlandırılmayıp aynı zamanda sahaya inilerek kaynak kişilerden derlenen metinlerle de desteklenmiştir. Sahada kaynak kişilerden derlenen kayıtlar metne dökülmüş ve IPA'ya göre transkript edilmiştir. Daha sonra bu veriler her iki Debre'deki ağızlarla karşılaştırılıp incelenmiş, Büyük Debre ve Küçük Debre arasındaki farklılıklar ve benzerlikler tespit edilmiştir.

Rıjetë Sımıtçıu Turhanoğlu
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ömer Osman Erendoruk'un "Bir Başkadır Bizim Eller" kitabı üzerine söz varlığı incelemesi

Bir dildeki sözlerin bütününü, kelime hazinesini oluşturan kelimelere söz varlığı denir. Bulgaristan Türk Edebiyatında önemli bir yere sahip olan Ömer Osman Erendoruk, Bulgaristan Türklerinin, asimile edilmeye çalışıldığı döneme ait yaşadığı birçok zorluğu eserlerine konu edinmiştir. "Bir Başkadır Bizim Eller" eserinin söz varlığı unsurları burada yaşayan Türklerin benliklerini, kültürlerini korumaları, günümüze taşınmaları açısından önemlidir. Ömer Osman Erendoruk da bu kültürel mirasa her daim sahip çıkmaya çalışan, eserlerinde bunu yaşatan değerli bir sanatçımızdır. Bu çalışmada eserin söz varlığı unsurları tespit edilerek, tasnif edilmiştir. Anahtar Sözcük: Söz Varlığı, Bulgaristan Türk Edebiyatı, Ömer Osman Erendoruk, Bir Başkadır Bizim Eller

Ecem Güler
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ömer Osman Erendoruk'un "Bir Başkadır Bizim Eller" kitabı üzerine söz varlığı incelemesi

Bir dildeki sözlerin bütününü, kelime hazinesini oluşturan kelimelere söz varlığı denir. Bulgaristan Türk Edebiyatında önemli bir yere sahip olan Ömer Osman Erendoruk, Bulgaristan Türklerinin, asimile edilmeye çalışıldığı döneme ait yaşadığı birçok zorluğu eserlerine konu edinmiştir. "Bir Başkadır Bizim Eller" eserinin söz varlığı unsurları burada yaşayan Türklerin benliklerini, kültürlerini korumaları, günümüze taşınmaları açısından önemlidir. Ömer Osman Erendoruk da bu kültürel mirasa her daim sahip çıkmaya çalışan, eserlerinde bunu yaşatan değerli bir sanatçımızdır. Bu çalışmada eserin söz varlığı unsurları tespit edilerek, tasnif edilmiştir. Anahtar Sözcük: Söz Varlığı, Bulgaristan Türk Edebiyatı, Ömer Osman Erendoruk, Bir Başkadır Bizim Eller

Ecem Güler
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Makedonya ve Arnavutluk Debre ağızları örnekleminde Arnavutçadaki Türkçe kod kopyalamaları

Debre'nin çok eski bir tarihî yapıya sahip olması, onun özel bir yer olduğunu göstermektedir. Debre tarih boyunca kültürel yapısı, eğitim geleneği, ekonomisi, ticaret hacmi, prestijli görünümünün yanında savaşları, isyanları ile bambaşka bir yere sahiptir. Debreliler her zaman diğer insanların gözünde çok önemli bir konuma sahip olmuşlardır. Onları bu kadar gözde yapan en önemli özellikleri ise çalışkanlıkları ve azimli olmalarıdır. Bütün bu özellikler Debrelilerin kendi dillerini korumalarına etken olmuştur. Büyük Debre şehri kültüre, eğitime ve ticarete açık bir yer olarak bilinirken, Küçük Debre ise daha dağlık bir yer ve halkı ise daha izole kalmıştır. Balkan Savaşlarına kadar Osmanlı Devleti sınırları içerisinde tek bir Debre şehri söz konusu iken, 1913 Berlin Antlaşması'ndan sonra Debre toprakları, Arnavutluk ve Eski Yugoslavya (bugün ise Kuzey Makedonya Cumhuriyeti) arasında paylaşılmıştır. Debre Bölgesi, Osmanlı Dönemi'nde 14. yüzyılın ikinci yarısında fethedilip bölgeye Türklerin iskân edilmesiyle Arnavutlar ve dolayısıyla Arnavutça ile Türkler ve Türkçenin uzun asırlar birlikteliği başlamıştır. Uzun Osmanlı asırları boyunca Türkçe ve Arnavutça arasında gerçekleşen dil ilişkileri sonucu, her iki dil arasında dil ilişkilerine bağlı olarak kod kopyalamaları yaşanmıştır. Biz bu çalışmamızda uzun asırlar sosyal ve kültürel anlamda baskın dil olarak varlığını sürdürmüş olan Türkçeden Debre özelinde Arnavutçaya geçen alıntıları veya kod kopyalaması örneklerini ele aldık. Bu çalışmada, Debre ağızlarına Türkçeden yapılan kod kopyalama verileri, sadece yazılı yerel metinlerle sınırlandırılmayıp aynı zamanda sahaya inilerek kaynak kişilerden derlenen metinlerle de desteklenmiştir. Sahada kaynak kişilerden derlenen kayıtlar metne dökülmüş ve IPA'ya göre transkript edilmiştir. Daha sonra bu veriler her iki Debre'deki ağızlarla karşılaştırılıp incelenmiş, Büyük Debre ve Küçük Debre arasındaki farklılıklar ve benzerlikler tespit edilmiştir.

Rıjetë Sımıtçıu Turhanoğlu
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Makedonya ve Arnavutluk Debre ağızları örnekleminde Arnavutçadaki Türkçe kod kopyalamaları

Debre'nin çok eski bir tarihî yapıya sahip olması, onun özel bir yer olduğunu göstermektedir. Debre tarih boyunca kültürel yapısı, eğitim geleneği, ekonomisi, ticaret hacmi, prestijli görünümünün yanında savaşları, isyanları ile bambaşka bir yere sahiptir. Debreliler her zaman diğer insanların gözünde çok önemli bir konuma sahip olmuşlardır. Onları bu kadar gözde yapan en önemli özellikleri ise çalışkanlıkları ve azimli olmalarıdır. Bütün bu özellikler Debrelilerin kendi dillerini korumalarına etken olmuştur. Büyük Debre şehri kültüre, eğitime ve ticarete açık bir yer olarak bilinirken, Küçük Debre ise daha dağlık bir yer ve halkı ise daha izole kalmıştır. Balkan Savaşlarına kadar Osmanlı Devleti sınırları içerisinde tek bir Debre şehri söz konusu iken, 1913 Berlin Antlaşması'ndan sonra Debre toprakları, Arnavutluk ve Eski Yugoslavya (bugün ise Kuzey Makedonya Cumhuriyeti) arasında paylaşılmıştır. Debre Bölgesi, Osmanlı Dönemi'nde 14. yüzyılın ikinci yarısında fethedilip bölgeye Türklerin iskân edilmesiyle Arnavutlar ve dolayısıyla Arnavutça ile Türkler ve Türkçenin uzun asırlar birlikteliği başlamıştır. Uzun Osmanlı asırları boyunca Türkçe ve Arnavutça arasında gerçekleşen dil ilişkileri sonucu, her iki dil arasında dil ilişkilerine bağlı olarak kod kopyalamaları yaşanmıştır. Biz bu çalışmamızda uzun asırlar sosyal ve kültürel anlamda baskın dil olarak varlığını sürdürmüş olan Türkçeden Debre özelinde Arnavutçaya geçen alıntıları veya kod kopyalaması örneklerini ele aldık. Bu çalışmada, Debre ağızlarına Türkçeden yapılan kod kopyalama verileri, sadece yazılı yerel metinlerle sınırlandırılmayıp aynı zamanda sahaya inilerek kaynak kişilerden derlenen metinlerle de desteklenmiştir. Sahada kaynak kişilerden derlenen kayıtlar metne dökülmüş ve IPA'ya göre transkript edilmiştir. Daha sonra bu veriler her iki Debre'deki ağızlarla karşılaştırılıp incelenmiş, Büyük Debre ve Küçük Debre arasındaki farklılıklar ve benzerlikler tespit edilmiştir.

Rıjetë Sımıtçıu Turhanoğlu
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Komünizm döneminin Arnavut edebiyatına yansımaları: İsmail Kadare örneği

Bu çalışma esas olarak Arnavutluk'taki komünizm döneminin Arnavut Edebiyatı'na yansımalarını ve bu bağlamda İsmail Kadare'nin eserlerine ve edebiyatçılığına etkilerini merkeze almaktadır. Çalışmamız Giriş, Sonuç ve Kaynakça dışında üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında Arnavut toplumunun tarihini ve Enver Hoca dönemine kadar geçirdiği evreleri genel hatlarıyla aktarmaya çalıştık. Birinci bölümde Enver Hoca ve komünizm döneminin Arnavutluk'taki hakimiyet yılları kronolojik bir sırayla verilmiştir. İkinci Bölümde komünizm döneminin Arnavut Edebiyatı üzerindeki etkileri incelenip, denetim ve sansür uygulaması altında hayata geçirilen propagandalar alt başlıklar halinde verilerek incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise uygulanan bu propagandalar İsmail Kadare'nin romanları üzerinde ele alınmış ve yazarın edebiyatçılığı sayesinde okuyucuya aktarılmaya çalışılmıştır. Çalışmamızın daha net anlaşılması ve eksikliklerin giderilmesi açısından İsmail Kadare'nin yirmi ciltlik güncel ve yenilenen eserlerinden yararlanılmıştır. Aynı zamanda bu eserlerin çevirileri de tarafımızdan yapılmıştır. Sonuç bölümünde de çalışmamız boyunca elde ettiğimiz bulgulara yer verilmiştir. Kaynakça kısmında ise çalışmamızda yararlandığımız kaynaklar belirtilmiştir.

ArnavutlukBalkan edebiyatıKadare, İsmail+1
Ece Dillioğlu
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Komünizm döneminin Arnavut edebiyatına yansımaları: İsmail Kadare örneği

Bu çalışma esas olarak Arnavutluk'taki komünizm döneminin Arnavut Edebiyatı'na yansımalarını ve bu bağlamda İsmail Kadare'nin eserlerine ve edebiyatçılığına etkilerini merkeze almaktadır. Çalışmamız Giriş, Sonuç ve Kaynakça dışında üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında Arnavut toplumunun tarihini ve Enver Hoca dönemine kadar geçirdiği evreleri genel hatlarıyla aktarmaya çalıştık. Birinci bölümde Enver Hoca ve komünizm döneminin Arnavutluk'taki hakimiyet yılları kronolojik bir sırayla verilmiştir. İkinci Bölümde komünizm döneminin Arnavut Edebiyatı üzerindeki etkileri incelenip, denetim ve sansür uygulaması altında hayata geçirilen propagandalar alt başlıklar halinde verilerek incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise uygulanan bu propagandalar İsmail Kadare'nin romanları üzerinde ele alınmış ve yazarın edebiyatçılığı sayesinde okuyucuya aktarılmaya çalışılmıştır. Çalışmamızın daha net anlaşılması ve eksikliklerin giderilmesi açısından İsmail Kadare'nin yirmi ciltlik güncel ve yenilenen eserlerinden yararlanılmıştır. Aynı zamanda bu eserlerin çevirileri de tarafımızdan yapılmıştır. Sonuç bölümünde de çalışmamız boyunca elde ettiğimiz bulgulara yer verilmiştir. Kaynakça kısmında ise çalışmamızda yararlandığımız kaynaklar belirtilmiştir.

ArnavutlukBalkan edebiyatıKadare, İsmail+1
Ece Dillioğlu
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Komünizm döneminin Arnavut edebiyatına yansımaları: İsmail Kadare örneği

Bu çalışma esas olarak Arnavutluk'taki komünizm döneminin Arnavut Edebiyatı'na yansımalarını ve bu bağlamda İsmail Kadare'nin eserlerine ve edebiyatçılığına etkilerini merkeze almaktadır. Çalışmamız Giriş, Sonuç ve Kaynakça dışında üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında Arnavut toplumunun tarihini ve Enver Hoca dönemine kadar geçirdiği evreleri genel hatlarıyla aktarmaya çalıştık. Birinci bölümde Enver Hoca ve komünizm döneminin Arnavutluk'taki hakimiyet yılları kronolojik bir sırayla verilmiştir. İkinci Bölümde komünizm döneminin Arnavut Edebiyatı üzerindeki etkileri incelenip, denetim ve sansür uygulaması altında hayata geçirilen propagandalar alt başlıklar halinde verilerek incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise uygulanan bu propagandalar İsmail Kadare'nin romanları üzerinde ele alınmış ve yazarın edebiyatçılığı sayesinde okuyucuya aktarılmaya çalışılmıştır. Çalışmamızın daha net anlaşılması ve eksikliklerin giderilmesi açısından İsmail Kadare'nin yirmi ciltlik güncel ve yenilenen eserlerinden yararlanılmıştır. Aynı zamanda bu eserlerin çevirileri de tarafımızdan yapılmıştır. Sonuç bölümünde de çalışmamız boyunca elde ettiğimiz bulgulara yer verilmiştir. Kaynakça kısmında ise çalışmamızda yararlandığımız kaynaklar belirtilmiştir.

ArnavutlukBalkan edebiyatıKadare, İsmail+1
Ece Dillioğlu
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Balkan coğrafyasında Türk kültürünün devamlılığı: Yunanistan, Bulgaristan ve Kosova örneği

Somut Olmayan Kültürel Miras kapsamında yapılan bu çalışmada Yunanistan, Bulgaristan ve Kosova Türklerinin sözlü kültür ürünlerinden geçiş âdetleri (doğum, evlenme, ölüm); bayramlar, dinî günler, bereket törenleri, köy seyirlikleri; halk hekimliği; halk takvimi; masallar; bilmeceler; mâniler; türküler; tekerlemeler ve geleneksel çocuk oyunları tespit edilerek, Türk kültürünün Balkan coğrafyasındaki korunumu ve devamlılığıyla ilgili güncel durum bağlamında değerlendirilmiştir. Çalışmanın giriş kısmında, araştırmanın amacı, önemi, araştırma modeli ve sınırlılıklar hakkında araştırmanın çerçevesine yönelik teorik bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde, çalışma sahalarımız olan Türklerin yaşadığı ülkeler olan Yunanistan, Bulgaristan ve Kosova'nın kimlik bilgileri verilmiş, tarihi ve demografik yapısı Türk toplumu özelinde ele alınmıştır. İkinci bölümde, kültür ve kültürel miras kavramları açıklanarak, alan yazımda kültürün yaratıcısı olarak etnik kimliği merkeze koyan görüşlere yer verilmiştir. Somut ve somut olmayan kültürel mirasın ne olduğu tanımlanmış, UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Sözleşmesi ve kazandırdıkları, sözleşmeye taraf ülkelerden olan Türkiye, Yunanistan ve Bulgaristan'ın deneyimlemelerinden örneklerle aktarılmıştır. Üçüncü bölümde, geçiş dönemi âdetleri olarak doğum öncesi ve sonrası, evlilik, ölüm evrelerine dair tespit edilen gelenek haline gelmiş inanç ve pratikler alt başlıklarla detaylandırılarak sunulmuştur. Dördüncü bölümde, dinî ve bahar bayramları, dinî günler, bereket ve sağlık törenleri ile köy seyirlikleri başlıkları altında sahada tespit edilen inanç ve uygulama pratikleri aktarılmıştır. Beşinci bölümde, halk hekimliği adı altında toplanan sağaltma yöntemlerine; altıncı bölümde, halk takvimi başlığı içerisinde sayılı ve belirli günler, meteorolojik olaylar ve bunlara dair halk söyleyişlerine ve inançlarına yer verilmiştir. Yedinci ve son bölümde ise sahadan derlenen sözlü kültür ürünlerinden masallar, bilmeceler, türküler, tekerlemeler ve geleneksel çocuk oyunları sunulmuştur. Bulgular her bölümde uygun alt başlıklarla tasniflenerek, hem çalışma sahalarımız olan üç ülkedeki Türk toplulukları arasında hem de farklı coğrafyalardaki Türk toplulukları arasında mukayeseli şekilde değerlendirilmiş, benzerlikleri ve özgünlükleri öne çıkartılmıştır. Sonuç kısmında, çalışma sahalarımızdaki bulgular ışığında Türk kültürünün söz konusu coğrafyadaki Türk toplumlarındaki korunumu ve devamlılığının gelecek nesillere aktarım bakımından umut verici olduğuna dikkat çekilerek, özellikle farklı egemen unsurlar altında yaşayan Türklerin somut olmayan kültürel mirasının yaşatılması için gerekli tedbirlerin alınması yönünde öneriler sıralanmıştır. Anahtar kelimeler: Somut Olmayan Kültürel Miras, Türk Kültürü, Yunanistan, Bulgaristan, Kosova.

Ntilek Osman
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Balkan coğrafyasında Türk kültürünün devamlılığı: Yunanistan, Bulgaristan ve Kosova örneği

Somut Olmayan Kültürel Miras kapsamında yapılan bu çalışmada Yunanistan, Bulgaristan ve Kosova Türklerinin sözlü kültür ürünlerinden geçiş âdetleri (doğum, evlenme, ölüm); bayramlar, dinî günler, bereket törenleri, köy seyirlikleri; halk hekimliği; halk takvimi; masallar; bilmeceler; mâniler; türküler; tekerlemeler ve geleneksel çocuk oyunları tespit edilerek, Türk kültürünün Balkan coğrafyasındaki korunumu ve devamlılığıyla ilgili güncel durum bağlamında değerlendirilmiştir. Çalışmanın giriş kısmında, araştırmanın amacı, önemi, araştırma modeli ve sınırlılıklar hakkında araştırmanın çerçevesine yönelik teorik bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde, çalışma sahalarımız olan Türklerin yaşadığı ülkeler olan Yunanistan, Bulgaristan ve Kosova'nın kimlik bilgileri verilmiş, tarihi ve demografik yapısı Türk toplumu özelinde ele alınmıştır. İkinci bölümde, kültür ve kültürel miras kavramları açıklanarak, alan yazımda kültürün yaratıcısı olarak etnik kimliği merkeze koyan görüşlere yer verilmiştir. Somut ve somut olmayan kültürel mirasın ne olduğu tanımlanmış, UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Sözleşmesi ve kazandırdıkları, sözleşmeye taraf ülkelerden olan Türkiye, Yunanistan ve Bulgaristan'ın deneyimlemelerinden örneklerle aktarılmıştır. Üçüncü bölümde, geçiş dönemi âdetleri olarak doğum öncesi ve sonrası, evlilik, ölüm evrelerine dair tespit edilen gelenek haline gelmiş inanç ve pratikler alt başlıklarla detaylandırılarak sunulmuştur. Dördüncü bölümde, dinî ve bahar bayramları, dinî günler, bereket ve sağlık törenleri ile köy seyirlikleri başlıkları altında sahada tespit edilen inanç ve uygulama pratikleri aktarılmıştır. Beşinci bölümde, halk hekimliği adı altında toplanan sağaltma yöntemlerine; altıncı bölümde, halk takvimi başlığı içerisinde sayılı ve belirli günler, meteorolojik olaylar ve bunlara dair halk söyleyişlerine ve inançlarına yer verilmiştir. Yedinci ve son bölümde ise sahadan derlenen sözlü kültür ürünlerinden masallar, bilmeceler, türküler, tekerlemeler ve geleneksel çocuk oyunları sunulmuştur. Bulgular her bölümde uygun alt başlıklarla tasniflenerek, hem çalışma sahalarımız olan üç ülkedeki Türk toplulukları arasında hem de farklı coğrafyalardaki Türk toplulukları arasında mukayeseli şekilde değerlendirilmiş, benzerlikleri ve özgünlükleri öne çıkartılmıştır. Sonuç kısmında, çalışma sahalarımızdaki bulgular ışığında Türk kültürünün söz konusu coğrafyadaki Türk toplumlarındaki korunumu ve devamlılığının gelecek nesillere aktarım bakımından umut verici olduğuna dikkat çekilerek, özellikle farklı egemen unsurlar altında yaşayan Türklerin somut olmayan kültürel mirasının yaşatılması için gerekli tedbirlerin alınması yönünde öneriler sıralanmıştır. Anahtar kelimeler: Somut Olmayan Kültürel Miras, Türk Kültürü, Yunanistan, Bulgaristan, Kosova.

Ntilek Osman
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Balkan coğrafyasında Türk kültürünün devamlılığı: Yunanistan, Bulgaristan ve Kosova örneği

Somut Olmayan Kültürel Miras kapsamında yapılan bu çalışmada Yunanistan, Bulgaristan ve Kosova Türklerinin sözlü kültür ürünlerinden geçiş âdetleri (doğum, evlenme, ölüm); bayramlar, dinî günler, bereket törenleri, köy seyirlikleri; halk hekimliği; halk takvimi; masallar; bilmeceler; mâniler; türküler; tekerlemeler ve geleneksel çocuk oyunları tespit edilerek, Türk kültürünün Balkan coğrafyasındaki korunumu ve devamlılığıyla ilgili güncel durum bağlamında değerlendirilmiştir. Çalışmanın giriş kısmında, araştırmanın amacı, önemi, araştırma modeli ve sınırlılıklar hakkında araştırmanın çerçevesine yönelik teorik bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde, çalışma sahalarımız olan Türklerin yaşadığı ülkeler olan Yunanistan, Bulgaristan ve Kosova'nın kimlik bilgileri verilmiş, tarihi ve demografik yapısı Türk toplumu özelinde ele alınmıştır. İkinci bölümde, kültür ve kültürel miras kavramları açıklanarak, alan yazımda kültürün yaratıcısı olarak etnik kimliği merkeze koyan görüşlere yer verilmiştir. Somut ve somut olmayan kültürel mirasın ne olduğu tanımlanmış, UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Sözleşmesi ve kazandırdıkları, sözleşmeye taraf ülkelerden olan Türkiye, Yunanistan ve Bulgaristan'ın deneyimlemelerinden örneklerle aktarılmıştır. Üçüncü bölümde, geçiş dönemi âdetleri olarak doğum öncesi ve sonrası, evlilik, ölüm evrelerine dair tespit edilen gelenek haline gelmiş inanç ve pratikler alt başlıklarla detaylandırılarak sunulmuştur. Dördüncü bölümde, dinî ve bahar bayramları, dinî günler, bereket ve sağlık törenleri ile köy seyirlikleri başlıkları altında sahada tespit edilen inanç ve uygulama pratikleri aktarılmıştır. Beşinci bölümde, halk hekimliği adı altında toplanan sağaltma yöntemlerine; altıncı bölümde, halk takvimi başlığı içerisinde sayılı ve belirli günler, meteorolojik olaylar ve bunlara dair halk söyleyişlerine ve inançlarına yer verilmiştir. Yedinci ve son bölümde ise sahadan derlenen sözlü kültür ürünlerinden masallar, bilmeceler, türküler, tekerlemeler ve geleneksel çocuk oyunları sunulmuştur. Bulgular her bölümde uygun alt başlıklarla tasniflenerek, hem çalışma sahalarımız olan üç ülkedeki Türk toplulukları arasında hem de farklı coğrafyalardaki Türk toplulukları arasında mukayeseli şekilde değerlendirilmiş, benzerlikleri ve özgünlükleri öne çıkartılmıştır. Sonuç kısmında, çalışma sahalarımızdaki bulgular ışığında Türk kültürünün söz konusu coğrafyadaki Türk toplumlarındaki korunumu ve devamlılığının gelecek nesillere aktarım bakımından umut verici olduğuna dikkat çekilerek, özellikle farklı egemen unsurlar altında yaşayan Türklerin somut olmayan kültürel mirasının yaşatılması için gerekli tedbirlerin alınması yönünde öneriler sıralanmıştır. Anahtar kelimeler: Somut Olmayan Kültürel Miras, Türk Kültürü, Yunanistan, Bulgaristan, Kosova.

Ntilek Osman
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

19. Yüzyılın son çeyreğinden 21. Yüzyılın başlarına kadar Boşnak romanında göç

Göç kavramı birçok disiplin tarafından incelemeye alınan önemli bir konudur. Bosna Hersek yıllar boyunca pek çok göçe tanıklık etmiştir. Ülkede yaşanan göçlerin edebiyata da yansıdığı aşikârdır. Çünkü yazarlar çevresinde yaşanan olumlu ya da olumsuz olayları topluma aktaran ayna niteliğinde eserler verirler. Bu çalışmanın amacı Boşnak edebiyatında 19. Yüzyılın son çeyreğinden 21.yüzyılın başlarına kadar olan dönemde kaleme alınan romanların göç ile ilgili unsurlarını belirlemektir. Çalışmaya göç olgusu barındıran ancak yeterli veri elde edebildiğimiz romanlar dâhil edilmiştir. İnsanların kaderlerini etkileyen göç kavramının edebiyata yansımasını, toplum üzerindeki etkilerini anlayabilmek adına romanların incelenmesi son derece önemlidir. Boşnak Edebiyatında 19. yüzyılın son çeyreğinden 21. yüzyılın başlarına kadar geçen dönemde yazılan romanlar çeşitli açılardan değerlendirmeye çalışılmıştır.

Gamze Gürcenan Esen
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

19. Yüzyılın son çeyreğinden 21. Yüzyılın başlarına kadar Boşnak romanında göç

Göç kavramı birçok disiplin tarafından incelemeye alınan önemli bir konudur. Bosna Hersek yıllar boyunca pek çok göçe tanıklık etmiştir. Ülkede yaşanan göçlerin edebiyata da yansıdığı aşikârdır. Çünkü yazarlar çevresinde yaşanan olumlu ya da olumsuz olayları topluma aktaran ayna niteliğinde eserler verirler. Bu çalışmanın amacı Boşnak edebiyatında 19. Yüzyılın son çeyreğinden 21.yüzyılın başlarına kadar olan dönemde kaleme alınan romanların göç ile ilgili unsurlarını belirlemektir. Çalışmaya göç olgusu barındıran ancak yeterli veri elde edebildiğimiz romanlar dâhil edilmiştir. İnsanların kaderlerini etkileyen göç kavramının edebiyata yansımasını, toplum üzerindeki etkilerini anlayabilmek adına romanların incelenmesi son derece önemlidir. Boşnak Edebiyatında 19. yüzyılın son çeyreğinden 21. yüzyılın başlarına kadar geçen dönemde yazılan romanlar çeşitli açılardan değerlendirmeye çalışılmıştır.

Gamze Gürcenan Esen
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

19. Yüzyılın son çeyreğinden 21. Yüzyılın başlarına kadar Boşnak romanında göç

Göç kavramı birçok disiplin tarafından incelemeye alınan önemli bir konudur. Bosna Hersek yıllar boyunca pek çok göçe tanıklık etmiştir. Ülkede yaşanan göçlerin edebiyata da yansıdığı aşikârdır. Çünkü yazarlar çevresinde yaşanan olumlu ya da olumsuz olayları topluma aktaran ayna niteliğinde eserler verirler. Bu çalışmanın amacı Boşnak edebiyatında 19. Yüzyılın son çeyreğinden 21.yüzyılın başlarına kadar olan dönemde kaleme alınan romanların göç ile ilgili unsurlarını belirlemektir. Çalışmaya göç olgusu barındıran ancak yeterli veri elde edebildiğimiz romanlar dâhil edilmiştir. İnsanların kaderlerini etkileyen göç kavramının edebiyata yansımasını, toplum üzerindeki etkilerini anlayabilmek adına romanların incelenmesi son derece önemlidir. Boşnak Edebiyatında 19. yüzyılın son çeyreğinden 21. yüzyılın başlarına kadar geçen dönemde yazılan romanlar çeşitli açılardan değerlendirmeye çalışılmıştır.

Gamze Gürcenan Esen
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ile Bulgaristan arasında yapılan ikili antlaşmalara göre başmüftülerin yetki ve sorumlulukları (1909-2021)

Günümüz Bulgaristan coğrafyası uzun yıllar Osmanlı Devleti hakimiyeti altında olmasının da etkisiyle, Balkanlarda halen önemli miktarda Türk ve Müslüman nüfusun yaşadığı bölgelerden biridir. 1908'de resmen bağımsızlığını kazanan Bulgaristan, bu tarihten II. Dünya Savaşı'nın sonuna tekabül eden 1945 yılına kadar farklı iktidarların yönetiminde kaldı ve büyük savaşlara tanık oldu. 1912 yılında başlayan Balkan Savaşlarının ardından Birinci Dünya Savaşı meydana geldi. Bulgaristan, bu savaşlarda gönüllü ya da gönülsüz yer aldı ve sonuçlarından da her bakımdan çok etkilendi. Balkanlar, Türkiye ve zamanın İslam coğrafyası için, sadece barındırdığı Müslüman nüfusla değil, Avrupa'yla kurulacak her türden ilişki bağlamında da stratejik öneme sahiptir. Günümüzde Balkanlarda 60 milyonun üzerinde insan yaşamakta ve bu nüfusun 1/5'ini Müslümanlar teşkil etmektedir. Bu oran 12 milyona tekabül eder ve bu sayının da 2,5 milyon kadarı Türklerden oluşmaktadır. Günümüzde yaşanan göç olayları her gün rakamı değiştirmekte ve Müslüman nüfus her geçen gün artmaktadır. Balkanlarda ve Bulgaristan'da yaşayan bu müslüman nüfus, dinî yaşamlarını sistemli bir şekilde idame ettirebilmek için Başmüftülük kurumu aracılığıyla çeşitli faaliyetler yürütmektedir. Bu faaliyetlerin zaman zaman çeşitli gerekçelerle kısıtlanması Müslüman toplumun dinî vecibelerini yerine getirmesinde çeşitli sıkıntıların meydana gelmesine sebep olmuştur. Müslümanlar özellikle komünist rejimlerin iktidarında çeşitli baskı ve zulümlerle karşı karşıya kalmışlardır. Bulgaristan Müslümanları bu süreçte akla hayale sığmayacak çeşitli yöntemlerle dinlerinden ve etnik kimliklerinden uzaklaştırılmaya çalışılmıştır. Ancak yine de mücadeleden vazgeçmeyerek kimlik ve benliklerini korumak için ellerinden geleni yapmışlardır. Bu çalışmada Bulgaristan Müslümanlarının önemli bir kurumu olan Başmüftülük kurumunun tarihsel süreci işlenerek, Türkiye ve Bulgaristan arasında yapılan ikili anlaşmalar çerçevesinde başmüftülerin yetki ve sorumlulukları incelenmeye çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Bulgaristan, Osmanlı Devleti, Başmüftülük, Müslümanlar, Dinî yaşam.

Beyhan Yusein Mehmed
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ömer Osman Erendoruk'un "Bir Başkadır Bizim Eller" kitabı üzerine söz varlığı incelemesi

Bir dildeki sözlerin bütününü, kelime hazinesini oluşturan kelimelere söz varlığı denir. Bulgaristan Türk Edebiyatında önemli bir yere sahip olan Ömer Osman Erendoruk, Bulgaristan Türklerinin, asimile edilmeye çalışıldığı döneme ait yaşadığı birçok zorluğu eserlerine konu edinmiştir. "Bir Başkadır Bizim Eller" eserinin söz varlığı unsurları burada yaşayan Türklerin benliklerini, kültürlerini korumaları, günümüze taşınmaları açısından önemlidir. Ömer Osman Erendoruk da bu kültürel mirasa her daim sahip çıkmaya çalışan, eserlerinde bunu yaşatan değerli bir sanatçımızdır. Bu çalışmada eserin söz varlığı unsurları tespit edilerek, tasnif edilmiştir. Anahtar Sözcük: Söz Varlığı, Bulgaristan Türk Edebiyatı, Ömer Osman Erendoruk, Bir Başkadır Bizim Eller

Ecem Güler
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Kırklareli'nde yaşayan Boşnakların dili

Kırklareli'nde yaşayan Boşnakların diline odaklanan bu çalışmada, saha araştırmasına katılan katılımcıların serbest konuşma ve diyaloglarının yer aldığı kayıtlardan derlenen veriler, ölçünlü dilin biçim bilgisi ve söz varlığı ile karşılaştırılmıştır. Bunun neticesinde, Türkiye'de yaşayan Boşnakların dilinin, lehçe bilimi açısından heterojen bir yapıya sahip olduğu varsayımı, Kırklareli'nde yaşayan Boşnakların dili özelinde doğrulanmıştır. Ayrıca, Kırklareli'nde yaşayan Boşnakların dilinde, özellikle Sancak lehçesinin, Boşnakçanın diğer lehçelerine nazaran daha baskın olduğu da tespit edilmiştir. Çalışmamızın giriş kısmında Boşnakçanın dil ailesine, kısa tarihine ve lehçelerine yer verilmiştir. Birinci bölümünde, Osmanlının Balkanlardaki etkinliğini kaybetmesiyle günümüz Türkiye topraklarına gerçekleşen kitlesel göç hareketliliğinin önemli bir parçası olan Boşnak göçü ve çalışmanın evrenini oluşturan Kırklareli ili ele alınmıştır. Bu bölümü takiben ikinci bölümde, Kırklareli'nde yaşayan Boşnakların dili ile ölçünlü dilin biçim bilgisi karşılaştırılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise, katılımcılardan elde edilen metinler bağlamında ortaya çıkan söz varlığı, ölçünlü dil ve lehçeler bakımından incelenmiştir.

BiçimbilimBoşnakçaGöçler+2
Taner Şen
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Kırklareli'nde yaşayan Boşnakların dili

Kırklareli'nde yaşayan Boşnakların diline odaklanan bu çalışmada, saha araştırmasına katılan katılımcıların serbest konuşma ve diyaloglarının yer aldığı kayıtlardan derlenen veriler, ölçünlü dilin biçim bilgisi ve söz varlığı ile karşılaştırılmıştır. Bunun neticesinde, Türkiye'de yaşayan Boşnakların dilinin, lehçe bilimi açısından heterojen bir yapıya sahip olduğu varsayımı, Kırklareli'nde yaşayan Boşnakların dili özelinde doğrulanmıştır. Ayrıca, Kırklareli'nde yaşayan Boşnakların dilinde, özellikle Sancak lehçesinin, Boşnakçanın diğer lehçelerine nazaran daha baskın olduğu da tespit edilmiştir. Çalışmamızın giriş kısmında Boşnakçanın dil ailesine, kısa tarihine ve lehçelerine yer verilmiştir. Birinci bölümünde, Osmanlının Balkanlardaki etkinliğini kaybetmesiyle günümüz Türkiye topraklarına gerçekleşen kitlesel göç hareketliliğinin önemli bir parçası olan Boşnak göçü ve çalışmanın evrenini oluşturan Kırklareli ili ele alınmıştır. Bu bölümü takiben ikinci bölümde, Kırklareli'nde yaşayan Boşnakların dili ile ölçünlü dilin biçim bilgisi karşılaştırılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise, katılımcılardan elde edilen metinler bağlamında ortaya çıkan söz varlığı, ölçünlü dil ve lehçeler bakımından incelenmiştir.

BiçimbilimBoşnakçaGöçler+2
Taner Şen
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Yunanistan'da albaylar cuntası dönemi dil ve eğitim politikaları (1967-1974)

Eğitim her şeyden önce siyasi bir meseledir. Devletin egemen ideolojik aygıtlarının temel bir unsuru olan eğitim, siyasi ve toplumsal bağlam göz önünde bulundurularak bütüncül bir bakış açısıyla ele alınmalı, analiz edilmeli ve değerlendirilmelidir. Yunanistan'da dil ve eğitim meseleleri, özellikle 19. yüzyıldan itibaren reform ve karşı-reform ekseninde şekillenmiş, eğitimde halk dili hareketini temsil eden liberal-ilerici ve eğitimde Katharevousa yanlılığını temsil eden muhafazakâr-gerici yaklaşım çerçevesinde yoğun tartışmalara konu olmuştur. Yunan Dil Sorunu bağlamında Katharevousa ile Dimotiki arasındaki mücadele, her daim eğitim alanına sirayet etmiş, dil ve eğitim politikalarının belirlenmesinde belirleyici bir rol oynamıştır. Bu çerçevede, Katharevousa zihniyetinin son temsilcisi Albaylar Cuntası olmuştur. Cunta rejimi, kendinden önceki muhafazakâr yaklaşımların muhtelif unsurlarını eğitim alanında sürdürmüş ve kendisini bir nevi Katharevousa'nın koruyucusu olarak konumlandırmıştır. İktidarı ele geçirdikten sonra eğitim meselelerine hızlı bir şekilde müdahil olan rejim, liberal-ilerici unsurlar taşıyan 1964 reformunun tüm izlerini ortadan kaldırmıştır. Yunan-Hristiyan ideallerine koşulsuz bağlılık gösteren cunta rejimi, antikomünist ideolojiden beslenerek siyasi ve toplumsal meşruiyetini bu doğrultuda sağlamaya çalışmış, dil ve eğitim politikaları aracılığıyla toplumu şekillendirme çabasına girişmiştir. Çalışmanın giriş bölümünde araştırmanın sorunsalı, önemi, amacı ve yöntemi açıklanmış, birinci bölümünde araştırmanın kuramsal çerçevesi ortaya konulmuştur. İkinci bölümde 1967 yılına kadar Yunanistan'da eğitim ve dil politikalarının dönüşümü ele alınmış, üçüncü bölümde Yunanistan'da askerî cuntaya varan sürecin siyasi, toplumsal ve ekonomik nedenleri incelenmiştir. Dördüncü ve sonuç bölümlerinde ise Albaylar Cuntası döneminin dil ve eğitim politikalarının çözümlenmesine temel teşkil eden unsurlar ortaya konmuş ve bu veriler çalışma boyunca inşa ettiğimiz kuramsal bağlam çerçevesinde irdelenmiştir.

Albaylar CuntasıDil politikalarıEğitim politikaları+1
Noyan Hacıpaşaoğlu
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Yunanistan'da albaylar cuntası dönemi dil ve eğitim politikaları (1967-1974)

Eğitim her şeyden önce siyasi bir meseledir. Devletin egemen ideolojik aygıtlarının temel bir unsuru olan eğitim, siyasi ve toplumsal bağlam göz önünde bulundurularak bütüncül bir bakış açısıyla ele alınmalı, analiz edilmeli ve değerlendirilmelidir. Yunanistan'da dil ve eğitim meseleleri, özellikle 19. yüzyıldan itibaren reform ve karşı-reform ekseninde şekillenmiş, eğitimde halk dili hareketini temsil eden liberal-ilerici ve eğitimde Katharevousa yanlılığını temsil eden muhafazakâr-gerici yaklaşım çerçevesinde yoğun tartışmalara konu olmuştur. Yunan Dil Sorunu bağlamında Katharevousa ile Dimotiki arasındaki mücadele, her daim eğitim alanına sirayet etmiş, dil ve eğitim politikalarının belirlenmesinde belirleyici bir rol oynamıştır. Bu çerçevede, Katharevousa zihniyetinin son temsilcisi Albaylar Cuntası olmuştur. Cunta rejimi, kendinden önceki muhafazakâr yaklaşımların muhtelif unsurlarını eğitim alanında sürdürmüş ve kendisini bir nevi Katharevousa'nın koruyucusu olarak konumlandırmıştır. İktidarı ele geçirdikten sonra eğitim meselelerine hızlı bir şekilde müdahil olan rejim, liberal-ilerici unsurlar taşıyan 1964 reformunun tüm izlerini ortadan kaldırmıştır. Yunan-Hristiyan ideallerine koşulsuz bağlılık gösteren cunta rejimi, antikomünist ideolojiden beslenerek siyasi ve toplumsal meşruiyetini bu doğrultuda sağlamaya çalışmış, dil ve eğitim politikaları aracılığıyla toplumu şekillendirme çabasına girişmiştir. Çalışmanın giriş bölümünde araştırmanın sorunsalı, önemi, amacı ve yöntemi açıklanmış, birinci bölümünde araştırmanın kuramsal çerçevesi ortaya konulmuştur. İkinci bölümde 1967 yılına kadar Yunanistan'da eğitim ve dil politikalarının dönüşümü ele alınmış, üçüncü bölümde Yunanistan'da askerî cuntaya varan sürecin siyasi, toplumsal ve ekonomik nedenleri incelenmiştir. Dördüncü ve sonuç bölümlerinde ise Albaylar Cuntası döneminin dil ve eğitim politikalarının çözümlenmesine temel teşkil eden unsurlar ortaya konmuş ve bu veriler çalışma boyunca inşa ettiğimiz kuramsal bağlam çerçevesinde irdelenmiştir.

Albaylar CuntasıDil politikalarıEğitim politikaları+1
Noyan Hacıpaşaoğlu
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Yunanistan'da albaylar cuntası dönemi dil ve eğitim politikaları (1967-1974)

Eğitim her şeyden önce siyasi bir meseledir. Devletin egemen ideolojik aygıtlarının temel bir unsuru olan eğitim, siyasi ve toplumsal bağlam göz önünde bulundurularak bütüncül bir bakış açısıyla ele alınmalı, analiz edilmeli ve değerlendirilmelidir. Yunanistan'da dil ve eğitim meseleleri, özellikle 19. yüzyıldan itibaren reform ve karşı-reform ekseninde şekillenmiş, eğitimde halk dili hareketini temsil eden liberal-ilerici ve eğitimde Katharevousa yanlılığını temsil eden muhafazakâr-gerici yaklaşım çerçevesinde yoğun tartışmalara konu olmuştur. Yunan Dil Sorunu bağlamında Katharevousa ile Dimotiki arasındaki mücadele, her daim eğitim alanına sirayet etmiş, dil ve eğitim politikalarının belirlenmesinde belirleyici bir rol oynamıştır. Bu çerçevede, Katharevousa zihniyetinin son temsilcisi Albaylar Cuntası olmuştur. Cunta rejimi, kendinden önceki muhafazakâr yaklaşımların muhtelif unsurlarını eğitim alanında sürdürmüş ve kendisini bir nevi Katharevousa'nın koruyucusu olarak konumlandırmıştır. İktidarı ele geçirdikten sonra eğitim meselelerine hızlı bir şekilde müdahil olan rejim, liberal-ilerici unsurlar taşıyan 1964 reformunun tüm izlerini ortadan kaldırmıştır. Yunan-Hristiyan ideallerine koşulsuz bağlılık gösteren cunta rejimi, antikomünist ideolojiden beslenerek siyasi ve toplumsal meşruiyetini bu doğrultuda sağlamaya çalışmış, dil ve eğitim politikaları aracılığıyla toplumu şekillendirme çabasına girişmiştir. Çalışmanın giriş bölümünde araştırmanın sorunsalı, önemi, amacı ve yöntemi açıklanmış, birinci bölümünde araştırmanın kuramsal çerçevesi ortaya konulmuştur. İkinci bölümde 1967 yılına kadar Yunanistan'da eğitim ve dil politikalarının dönüşümü ele alınmış, üçüncü bölümde Yunanistan'da askerî cuntaya varan sürecin siyasi, toplumsal ve ekonomik nedenleri incelenmiştir. Dördüncü ve sonuç bölümlerinde ise Albaylar Cuntası döneminin dil ve eğitim politikalarının çözümlenmesine temel teşkil eden unsurlar ortaya konmuş ve bu veriler çalışma boyunca inşa ettiğimiz kuramsal bağlam çerçevesinde irdelenmiştir.

Albaylar CuntasıDil politikalarıEğitim politikaları+1
Noyan Hacıpaşaoğlu
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Bulgarca eylemlerin biçimlenmesinde merkezdeki şimdiki zamanın rolü

Slavcanın temel özelliklerini taşımasına bağlı olarak, Bulgarca bugün Slavcanın devamı olan bir dildir. Çağdaş Bulgarcanın gramer yapısını bugün değerlendirdiğimizde genel olarak kendine özgü özellikleriyle ve birbiriyle ilişki içinde olmasıyla analitik yapıdan kaynaklı açık ve ayırt edilebilir nitelikte olduğunu görmekteyiz. Lakin buna rağmen, Bulgarcanın en çok tartışılan konularından biri eylem konusudur. Bunun nedenini ise Bulgarcadaki dokuz zamanın karmaşık yapısı, biçimlerinin belirsizliği, birbirleriyle olan sorunlu ilişkileri ve tüm bunların doğrultusunda ortaya çıkan anlam sorunları oluşturmakta ve tüm bunlar Bulgarcada eylem konusunu güçleştirmenin yanında, bu dilin öğrenilmesini / öğretilmesini de güçleştirmektedir. Söz konusu güçlüğün aşılabilmesi için sabit yöntem(ler)e ihtiyaç duyulmaktadır. Çalışmamızda Bulgarca eylemlerin tasnifi ve biçimlenme aşamaları için ortaya koyduğumuz sabit yöntem şimdiki zaman üzerindendir. Çünkü Bulgarcada mastar yapı olmadığından eylem biçimlenme öncesinde bile aslında belli bir biçimdedir. Bulgarcada eylemler birinci teklik şahsa göre şimdiki zaman biçimindedir. Ayrıca, çekim ve görünüş açısından baktığımızda da art alanı şimdiki zaman oluşturmaktadır. Çünkü Bulgarcada eylem çekiminin saptanması ve bu doğrultuda tasnifi şimdiki zaman biçiminden gerçekleşir ve bu noktada fonetik belirleyiciler devrededir. Aynı zamanda her eylemin şimdiki zaman biçiminde görünüşü bellidir. Çalışmamız, şimdiki zamanı merkeze alarak Bulgarca eylemlerin tasnifini ve çekimli / çekimsiz biçimlenme aşamalarını incelemeye çalışacak ve biçimlenmeyi formülüze edecektir.

BulgarcaFonolojiMorfoloji
Serkan Cömertel
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Bulgarca eylemlerin biçimlenmesinde merkezdeki şimdiki zamanın rolü

Slavcanın temel özelliklerini taşımasına bağlı olarak, Bulgarca bugün Slavcanın devamı olan bir dildir. Çağdaş Bulgarcanın gramer yapısını bugün değerlendirdiğimizde genel olarak kendine özgü özellikleriyle ve birbiriyle ilişki içinde olmasıyla analitik yapıdan kaynaklı açık ve ayırt edilebilir nitelikte olduğunu görmekteyiz. Lakin buna rağmen, Bulgarcanın en çok tartışılan konularından biri eylem konusudur. Bunun nedenini ise Bulgarcadaki dokuz zamanın karmaşık yapısı, biçimlerinin belirsizliği, birbirleriyle olan sorunlu ilişkileri ve tüm bunların doğrultusunda ortaya çıkan anlam sorunları oluşturmakta ve tüm bunlar Bulgarcada eylem konusunu güçleştirmenin yanında, bu dilin öğrenilmesini / öğretilmesini de güçleştirmektedir. Söz konusu güçlüğün aşılabilmesi için sabit yöntem(ler)e ihtiyaç duyulmaktadır. Çalışmamızda Bulgarca eylemlerin tasnifi ve biçimlenme aşamaları için ortaya koyduğumuz sabit yöntem şimdiki zaman üzerindendir. Çünkü Bulgarcada mastar yapı olmadığından eylem biçimlenme öncesinde bile aslında belli bir biçimdedir. Bulgarcada eylemler birinci teklik şahsa göre şimdiki zaman biçimindedir. Ayrıca, çekim ve görünüş açısından baktığımızda da art alanı şimdiki zaman oluşturmaktadır. Çünkü Bulgarcada eylem çekiminin saptanması ve bu doğrultuda tasnifi şimdiki zaman biçiminden gerçekleşir ve bu noktada fonetik belirleyiciler devrededir. Aynı zamanda her eylemin şimdiki zaman biçiminde görünüşü bellidir. Çalışmamız, şimdiki zamanı merkeze alarak Bulgarca eylemlerin tasnifini ve çekimli / çekimsiz biçimlenme aşamalarını incelemeye çalışacak ve biçimlenmeyi formülüze edecektir.

BulgarcaFonolojiMorfoloji
Serkan Cömertel
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Boşnakça ve Türkçe deyimlerde organlar

Atasözleri ve deyimler sözlü edebiyatta önemli bir rol oynar ve dil sözlüklerinin ayrılmaz bir parçasını oluşturur. Organ adları temel dilsel öğelerdir. Bu organ adlarıyla oluşturulan deyimler, vücut parçalarının kullanımı yoluyla bireyler arasında duygu, düşünce, kültür ve geleneklerin aktarılmasında etkili bir araç görevi görür. Dilbilim bu olgunun kanıtlarını sunmaktadır. Araştırmamızda, Boşnakça ve Türkçede organ adlarından yola çıkılarak oluşturulan deyimleri tespit etmeyi ve bu dillerin birbirlerini bu konuda ne ölçüde etkilediğini araştırmayı amaçladık. İlk olarak, belirlenen organ adlarıyla oluşturulan deyimleri karşılaştırdık ve Türkçe deyimler üzerine yapılan çalışmalarda tespit edilen özelliklere dayanarak Boşnakça deyimlerle ortak yönlerini veya farklılıklarını inceledik. İkinci olarak, bu deyimleri biçim ve anlam açısından, üçüncü olarak da duygularla ilişkili olarak inceledik. Kelimeleri organ adlarına göre kategorize ettik ve işlevsel başlıklar altında örnekler verdik. Kullanılan organ adlarının bu şekilde incelenmesi, gelecekteki çalışmalar için yol gösterici bir çerçeve oluşturacaktır.

Sümeyye Vural
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Boşnakça ve Türkçe deyimlerde organlar

Atasözleri ve deyimler sözlü edebiyatta önemli bir rol oynar ve dil sözlüklerinin ayrılmaz bir parçasını oluşturur. Organ adları temel dilsel öğelerdir. Bu organ adlarıyla oluşturulan deyimler, vücut parçalarının kullanımı yoluyla bireyler arasında duygu, düşünce, kültür ve geleneklerin aktarılmasında etkili bir araç görevi görür. Dilbilim bu olgunun kanıtlarını sunmaktadır. Araştırmamızda, Boşnakça ve Türkçede organ adlarından yola çıkılarak oluşturulan deyimleri tespit etmeyi ve bu dillerin birbirlerini bu konuda ne ölçüde etkilediğini araştırmayı amaçladık. İlk olarak, belirlenen organ adlarıyla oluşturulan deyimleri karşılaştırdık ve Türkçe deyimler üzerine yapılan çalışmalarda tespit edilen özelliklere dayanarak Boşnakça deyimlerle ortak yönlerini veya farklılıklarını inceledik. İkinci olarak, bu deyimleri biçim ve anlam açısından, üçüncü olarak da duygularla ilişkili olarak inceledik. Kelimeleri organ adlarına göre kategorize ettik ve işlevsel başlıklar altında örnekler verdik. Kullanılan organ adlarının bu şekilde incelenmesi, gelecekteki çalışmalar için yol gösterici bir çerçeve oluşturacaktır.

Sümeyye Vural
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Boşnakça ve Türkçe deyimlerde organlar

Atasözleri ve deyimler sözlü edebiyatta önemli bir rol oynar ve dil sözlüklerinin ayrılmaz bir parçasını oluşturur. Organ adları temel dilsel öğelerdir. Bu organ adlarıyla oluşturulan deyimler, vücut parçalarının kullanımı yoluyla bireyler arasında duygu, düşünce, kültür ve geleneklerin aktarılmasında etkili bir araç görevi görür. Dilbilim bu olgunun kanıtlarını sunmaktadır. Araştırmamızda, Boşnakça ve Türkçede organ adlarından yola çıkılarak oluşturulan deyimleri tespit etmeyi ve bu dillerin birbirlerini bu konuda ne ölçüde etkilediğini araştırmayı amaçladık. İlk olarak, belirlenen organ adlarıyla oluşturulan deyimleri karşılaştırdık ve Türkçe deyimler üzerine yapılan çalışmalarda tespit edilen özelliklere dayanarak Boşnakça deyimlerle ortak yönlerini veya farklılıklarını inceledik. İkinci olarak, bu deyimleri biçim ve anlam açısından, üçüncü olarak da duygularla ilişkili olarak inceledik. Kelimeleri organ adlarına göre kategorize ettik ve işlevsel başlıklar altında örnekler verdik. Kullanılan organ adlarının bu şekilde incelenmesi, gelecekteki çalışmalar için yol gösterici bir çerçeve oluşturacaktır.

Sümeyye Vural
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Boşnakça ve Türkçe deyimlerde organlar

Atasözleri ve deyimler sözlü edebiyatta önemli bir rol oynar ve dil sözlüklerinin ayrılmaz bir parçasını oluşturur. Organ adları temel dilsel öğelerdir. Bu organ adlarıyla oluşturulan deyimler, vücut parçalarının kullanımı yoluyla bireyler arasında duygu, düşünce, kültür ve geleneklerin aktarılmasında etkili bir araç görevi görür. Dilbilim bu olgunun kanıtlarını sunmaktadır. Araştırmamızda, Boşnakça ve Türkçede organ adlarından yola çıkılarak oluşturulan deyimleri tespit etmeyi ve bu dillerin birbirlerini bu konuda ne ölçüde etkilediğini araştırmayı amaçladık. İlk olarak, belirlenen organ adlarıyla oluşturulan deyimleri karşılaştırdık ve Türkçe deyimler üzerine yapılan çalışmalarda tespit edilen özelliklere dayanarak Boşnakça deyimlerle ortak yönlerini veya farklılıklarını inceledik. İkinci olarak, bu deyimleri biçim ve anlam açısından, üçüncü olarak da duygularla ilişkili olarak inceledik. Kelimeleri organ adlarına göre kategorize ettik ve işlevsel başlıklar altında örnekler verdik. Kullanılan organ adlarının bu şekilde incelenmesi, gelecekteki çalışmalar için yol gösterici bir çerçeve oluşturacaktır.

Sümeyye Vural
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00