
40
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
TRT repertuvarındaki Sivas Şarkışla yöresine ait uzun havaların çok katmanlı analizi
Bu çalışma, TRT Türk Halk Müziği Repertuvarında yer alan Şarkışla yöresine ait uzun havaların çok katmanlı olarak incelenmesini içermektedir. Buna bağlı olarak, Şarkışla'nın coğrafi özellikleri, tarihsel geçmişi, toplumsal davranışları ve kültürel pratiklerinin müzik kültürü ve özellikle uzun havalarla olan etkileşimleri araştırılarak ortaya çıkartılmıştır. Bunlara ek olarak; Şarkışla yöresi uzun havalarının makâmsal, seyir, form ve sözel öğeleri analizler doğrultusunda açıklanmıştır. Çalışmanın amacı, TRT Türk Halk Müziği Repertuvarı'ndaki Sivas ili Şarkışla ilçesine ait olan uzun havaların çok katmanlı analizlerini yaparak, yapılan analizler doğrultusunda yöre kültürünün müziğe yansımaları ve bunun üzerinden müzik ve kültür ilişkisini ortaya koymaktır. Çalışma, bu bağlamda yapılan ilk çalışma olması, yöre müzik kültürüne ve icraya katkı sağlaması ve bu alanda çalışan diğer araştırmacılara örnek teşkil etmesi bakımından önemli görülmektedir. Bu çalışma, 2019 tarihinde TRT Türk Halk Müziği Uzun Havalar Repertuvarı'nda tespit edilen Sivas ili Şarkışla ilçesine ait 16 adet uzun hava ile sınırlandırılmıştır. Ayrıca tespit edilen bu eserlerin derleme kayıtlarından notaya doğru aktarıldığı varsayılmıştır. Tarama modeli kullanılarak yapılan betimsel bir araştırma modeline sahip olan bu çalışmada, TRT Türk Halk Müziği Repertuvarı'nda yer alan Sivas ili Şarkışla ilçesine ait uzun havaların kayıtları ile bu kayıtlardan yazılmış notaların çok katmanlı analizi yapılarak bulgular yorumlanmıştır.
Harput müzik kültüründe yerel isimlendirmeye sahip makamların incelenmesi
Bu tez çalışması Harput Müzik Kültürüne ait ve yerel isimlendirmeye sahip makamların söz konusu bölgenin müzik kültürünün tanımlanmasında büyük bir öneme haiz olduğu hipotezine dayanmaktadır. Dolayısıyla bu çalışmada, Harput müzik kültüründe yöreye özgü isimleri ile bilinen Muhalif, Beşiri, İbrahimi, Nevruz, Versak ve Kürdi makamlarında olup, yöresel repertuara dair sözlü ve yazılı kaynaklarda yer alma sıklığına göre belirlenen örnek eserlerin makamsal ve biçimsel analizlerinden yola çıkılarak söz konusu makamların yapıları hakkında bulgulara ulaşılmaya çalışılacaktır. Tezin temel amacı ise bu bulgulardan hareketle Harput Müziği'ne ait ve yöresel isimlere sahip söz konusu makamların müzik kültürüne kattıkları özgünlük ve önemin ortaya konulması olarak özetlenebilir. Bunun yanında, söz konusu makamlara ait örneklerin tarihsel nazariyat kaynakları ve diğer tarihsel müzik bulguları ile karşılaştırılmasıyla bu yapıların tarihsel süreç içinde müzikal açıdan konumlandırılması da amaçlanmaktadır. Tez kapsamında kullanılan "ezgi çekirdekleri" temelli analizin, Harput Müzik Kültürü'nün temel yapısal özellikleri olan "makamsal ezgi odaklı icracılık ve bestecilik anlayışı" ile bunların sonucu olarak ortaya çıkan "çok katmanlı makam yapıları ve müzikal formların" anlaşılması noktasında önemli bir katkı sağladığı düşünülmektedir. Söz konusu analize dair sonuçların "kadim" Harput müzik kültürünün "ezgisel kodlarının" anlaşılıp, aktarılmasında verimli sonuçlar verebildiği düşünülmektedir.
Aydın geleneksel müzik kültürü içinde kaynak kişi ve ağır zeybek icracısı olarak Emin Tenekeci
Aydın yöresi müzik kültürü çok eski dönem Türkmen yerleşimlerinin etkisi ile Anadolu kültürü adına önem arz eden bir kültür değeridir. Özellikle dans kültürünü ve bu anlamda zeybek havalarının yeri Aydın müzik kültürü içinde ayrıcalıklı bir konuma yerleşmektedir. Gittikçe popüler kültürün etkisi ile ciddi değişikliklerle karşılaşan söz konusu müzik ve dans repertuarının temel özelliklerinin anlaşabilmesi ve toplumsal hafıza ile aktarabilmesi adına yerel müzisyenlerin önemi çok büyüktür. Emin Tenekeci hem usta bir icracı hem de kaynak kişi olarak bu repertuar aktarımında önemli bir rol oynamaktadır. Bu anlamda Emin Tenekeci ile yapılacak çalışmalar Aydın bölgesi müzik kültürünün köklerinin anlaşılabilmesi adına önem arz etmektedir.
Konya-Cihanbeyli-Böğrüdelik Tatarları'nın halk ezgileri
Anadolu toprakları, birçok etnik gruba barınma hakkı sağlamıştır. Bu etnik gruplardan biri de Tatarlardır. Eskişehir, Ankara, Konya çevrelerinde yayılım gösteren Tatarlar, Anadolu'da, geldikleri yerin ismiyle tanımlanmışlardır. Kazan Tatarları, Kırım Tatarları, Sibirya Tatarları bunlara örnek olarak verilebilir. Araştırma konusu olan Böğrüdelik'te yaşayan Tatarlar, kendilerini Sibirya Tatarı olarak tanımlamaktadır. Bu etnik grup hakkında yapılan araştırmalar, daha çok tarihlerini ve dilini konu almaktadır. Böğrüdelik'te yaşayan Tatarlar'ın müzik kültürleri üzerine yayınlanmış ya da araştırma konusu olmuş bir kaynakla karşılaşılmamıştır. Bir toplumun müziğinin incelenmesi etnomüzikolojik verilere ulaşma açısından önem taşımaktadır. Göçmen bir toplumun, göç nedenlerini, göç öncesi ve sonrası yaşamları hakkında bilgi edinme olanağını sözlü müzik sağlamaktadır. Böylelikle topluluk üyelerinin yaşanmışlıkları ve halen sürdürdükleri yaşamda hangi kültürel öğeleri ön planda tuttuğu ve gelecek kuşaklara aktarılan kültürel unsurların neler olduğu tespit edilebilir. Araştırma örneklemi olan Böğrüdelik Köyü, Konya'nın Cihanbeyli ilçesinde olup; Türkiye sınırları içerisinde, Sibirya'dan göç eden Tatarlar'ın bulunduğu tek yerdir. Tek örnek olması; elde edilen bilgilerin etnomüzikoloji ve halkbilim çalışmalarına veri oluşturması açısından önem taşımaktadır. Böğrüdelik'te yaşamış / yaşamakta olan halkın "yır" adını verdiği halk ezgilerini kapsayan bu çalışmada, halk ezgilerinin diğer kuşaklara aktarımını ve devamlılığını sağlamaya katkıda bulunmak için veri oluşturmak, var olan ezgilerin korunmasını sağlamak ve yırlardaki söz-ezgi yapısının incelenmesiyle, göç sürecindeki yapılanmayı gözlemlemek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, Böğrüdelik Tatar yırları derlenmiş, notaya alınmış ve ezgisel-sözel yapıları incelenmiştir. Böğrüdelik'in halk ezgileri incelendiğinde varılan nokta; göç sonrasında söz üretiminin çok olduğu ancak ezgi üretiminin daha kısıtlı olduğudur. Bu durum da söze olan ihtiyaçlarıyla ilşkilendirilmektedir. Bu süreçte, sesli, yazılı, görsel literatür taraması ve görüşme tekniği kullanılmıştır. Nitel araştırmalarda örnek olay tarama modeline dayalı betimsel bir araştırmadır. Anahtar sözcükler: Konya, Böğrüdelik, Tatar, yır, göç, pentatonik
Türk müziği konservatuvarlarında ses eğitimi anlayışının incelenmesi
TÜRK MÜZİĞİ KONSERVATUVARLARINDA SES EĞİTİMİ ANLAYIŞININ İNCELENMESİ Danışman: Prof. Dr. Ayten KAPLAN Yazar: Handan SAVCI ÖZ Müzik kültürümüzün büyük bir bölümünü sözlü müzik oluşturmaktadır. Tarihsel kaynaklarda, insan sesi, ses icrası ve hanendelik kültürüne dair çok önemli bilgilere rastlanmaktadır. Tarihsel kaynaklarda, genel müzikal kültür ile birlikte, sesin oluşumu ve işlevsel özellikleri ve ses icrasının nasıl olması gerektiği ile ilgili önemli tespitlerin yapıldığı görülmektedir. Bu konuda yoğun bir düşünsel çaba gösterilse de ses eğitiminin ayrı bir uzmanlık alanı olarak değerlendirilmesi konusunda net bir tutuma rastlanmamaktadır. Tanzimat öncesinde ses eğitiminin meşk ve hanendelik geleneği ile özdeş olduğu söylenebilir. Eğitimde, ses eğitiminin ayrı bir uzmanlık alanı olarak değerlendirilmesi, Dârülelhanın kurulmasıyla başlamıştır. Tanzimat dönemi ile birlikte başlayan batılılaşma politikaları, Cumhuriyet döneminde daha etkin biçimde uygulanmıştır. Meşk ve hanendelik eğitimi ile batılılaşmanın etkisiyle başlayan modern ses eğitimi arasındaki yöntem farklılıkları, ses eğitiminin nasıl yapılması gerektiği konusunda sorunlara neden olmuştur. Tarihsel gelenekle uyumlu, tavır- nazariyat- meşk geleneğinin eğitime tam anlamıyla yansımaması bugünün ses icrasının en önemli sorunlarından biridir. Bu araştırmada, ses icrası ve ses eğitiminin gelenekte nasıl şekillendiği, tarihsel müzik kültürümüzü şekillendiren kaynaklar, meşk ve Osmanlı eğitim kurumları temel alınarak belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada öncelikli olarak, iyi bir ses icracısı Türk Müziği açısından, makam, usul, ağız, tavır ve sözel unsurlar açısından ne olmalıdır; Türkiye'de müzik eğitiminde ses alanında verilen eğitimin tarihsel süreç içerisindeki yapısı incelenerek değerlendirilmiş; Türk Müziği Devlet Konservatuarları'nda yapılan uygulamalar, bu özellikler açısından değerlendirilmiştir. Tez çalışmasının sonucunda, Türk müziğinin kazanımları açısından nitelikli bir ses icracısının nasıl yetişebileceğine dair fikirler öne sürülmüş ve böylesi bir ses icrasına, öğrencinin ulaşabilmesi için yeni bir metodolojinin oluşması için bir kapı aralanmaya çalışılmıştır. Anahtar sözcükler: Hanendelik, ses eğitimi, Osmanlı eğitim kurumları, tarihsel kaynaklar, meşk.
Konya Oturak Alemi ve Oturak Türküleri"nin müzik bileşenleri
Kültürü meydana getiren somut ve soyut unsurların büyük bir bölümü eğlence ortamlarıdır. Kültür oluşumunun en önemli unsurları olan gelenek, görenek, inanç ve ritüellerin çoğu eğlence ortamlarında şekillenmektedir. Masallar, destanlar, fıkra ve bilmeceler, danslar, şarkı ve türküler eğlence ortamlarının vazgeçilmez unsurlarıdır ve bu unsurlar kültürün korunmasında, aktarılmasında, toplumsal düzenin devam ettirilmesinde büyük rol oynar. Anadolu'nun birçok yöresinde yaren gecesi, sıra gecesi, gezek, ferfene, oda sohbeti gibi isimlerle anılan bu etkinliklerin hepsi eğlence amaçlı olmayabilir. Bu etkinlikler felsefi sohbetleri ve ahlaki öğretileri de içerebilir. Konya'da ise bu eğlence ve sohbet ortamı Oturak Âlemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu halk kültürü Anadolu'da Ahilik geleneği ile ilişkilendirilebilir.Kültürün korunmasında ve aktarılmasında aynı zamandatoplumsal düzenin devam ettirilmesinde Ahilik geleneğininönemli katkıları bulunmaktadır. Kendine has ilke ve kuralları barındıran Ahilik; iyi ahlakın, doğruluğun, kardeşliğin kısacası bütün güzel meziyetlerin birleştiği bir gelenektir. Aynı zamanda edebiyat, müzik, gelenek ve görenekleri esas alan bir sistem olarak değerlendirilebilir. Bu bağlamda Ahilik geleneği; müzik, dans ve edebiyatın da yer aldığı; aynı zamanda sevgi, saygı, sorumluluk, yardımseverlik, güven, hoşgörü, sabır gibi değerlerimizi yaşatarak kültür aktarımı sağlamayı hedeflemiş Oturak Âlemleri ile ilişkilendirilebilir. Araştırma konusu olan Konya Oturak kültüründe sohbetin ve eğlencenin yanı sıra müzik icrası ön plânda ve daha belirgindir. İcra edilen türküler genellikle Konya türküleridir ve bu türküler belirli bir mantık akışı içinde sıralanır.
Devlet konservatuvarlarının türk müziği birimlerinde eğitimi verilmekte olan tar çalgısının temel öğretimi üzerine bir yöntem önerisi
Bu tez çalışmasında tar çalgısının, Devlet Konservatuvarlarının Türk Müziği Birimlerindeki temel öğretimi üzerine yaklaşımlarda bulunulmuştur. Bu bağlamda; Türk Müziği Devlet Konservatuvarlarında tar eğitiminde yaygın olarak kullanılan üç metot incelenmiş olup, bu metotların öğretim süreci hakkında yorumlar yapılıp, metotların arasındaki benzerlikler ve farklılıklar ortaya konulmuştur. Türk Müziği Devlet Konservatuvarlarında eğitimi verilmekte olan tar çalgısının temel öğretiminde yaşanan aksaklıklarla birlikte, öğrencilerin bu çalgıya uyum sağlama sürecinde yaşadığı zorluklar göze alınarak tespitler yapılmıştır. Öğrenci ve öğreticinin karşılaştıkları bu zorlukların üstesinden gelmek ve eğitim öğretim sürecini desteklemek adına bir yöntem önerisinde bulunulmuştur. Tezin ana eksenini oluşturan Tar çalgısının temel öğretimi hedefi üzerinden yola çıkılarak Türk müziği eğitimi alan öğrencilerin uyum sağlama sürecini destekleyici etütler yazılmış ve halk ezgileriyle pekiştirilmiştir. Alanda, konuyla ilgili yapılan ilk sistematik çalışma olması bakımından araştırma önemli görülmektedir.
Akustik ses analizi bağlamında arguvan ağzı uzun havalarının incelenmesi
Geleneksel Türk halk müziği; Türk toplumlarının yaşamış olduğu coğrafyalarda, farklı ağız ve türlerle çeşitlenmiş etnik bir müzik geleneğidir. Türk halk müziğinin en önemli özelliklerinden birisi ait olduğu toplumun kültürel, coğrafi ve sosyolojik özelliklerinden beslenmesidir. Türk halk müziği, halkın yaşam stillerinden, toplumsal faaliyetlerinden, ağız özelliklerinden, gelenek ve göreneklerinden beslenerek, çoğunlukla anonim bir şekilde var olmaktadır. Yerel çeşitlilikler gösteren Türk halk müziği, Anadolu coğrafyasının tarihi ve demografik yapısı ile farklı kültür ve medeniyetler içerisinde oluşmuştur. Oluşan her tür kendine has formlarda meydana gelerek, Türk halk müziği geleneğine çeşitlilik kazanmıştır. Bu bağlamda, Malatya iline bağlı Arguvan ilçesinde 'Arguvan Ağzı' olarak bilinen uzun hava türü, karakteristik özellikleri ve ağız yapısıyla Türk halk müziği repertuvarında yerini almıştır. Arguvan ağzı, hem ezgisel kalıp hem de yerel söyleyiş özelliği bağlamında yöredeki uzun havaları kapsamaktadır. Arguvan yöresindeki uzun havalar, serbest ritimlidir ve resitatif bir okuma özelliği göstermektedir. Türün geleneksel icrâ biçiminin aktarımı ve doğru seslendirilmesi bu karakteristik özelliklerin kavranmasıyla mümkündür. Bu araştırmada; Arguvan yöresi ve yörede Arguvan ağzı olarak bilinen, Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT) repertuvarında kaynak kişisi tarafından icrâ kaydı bulunan uzun havalar söylem biçimleri bakımından incelenmiş, bu bağlamda karakteristik özellikler, söyleme biçimleri ve ağız özellikleri belirlenmiştir. Konu ile ilgili nitel araştırma kapsamında doküman analizi yönteminden yararlanılmış; konu hakkında yazılı ve dijital kaynak taraması yapılmıştır. Elde edilen veriler bilgisayarlı ses analizi programı olan VoceVista programıyla incelenmiştir. VoceVista bilgisayarlı ses analizi programı, alanın uzmanı olan Doç. Dr. İlter Denizoğlu tarafından önerilmiş ve araştırma kapsamında yönlendirmeler yapılmıştır. Bu araştırma, TRT repertuvarından elde edilen 15 adet Arguvan ağzı uzun havanın, icrâda kullanılan ornamentasyonlar ve icrâcıların vokolojik özelleri (ses aralıkları, kullanılan ses türleri, vokal ataklar) bağlamında titizlikle incelenmesine dayanmaktadır. Bu yolla, Geleneksel Türk Halk Müziğine ve yöreye bir kaynak oluşturması amaçlanmaktadır.
Dirmil yörük müzik kültürü
"Dirmil Yörük Müzik Kültürü" isimli bu çalışma giriş kısmı ve beş bölüm olarak kurgulanmıştır. Giriş bölümünde Dirmil'i4 de içine alan Teke Yöresi müziği ve Dirmil'deki yerel müzik üzerine yapılan araştırmalar incelenmiştir. İlk bölümde, araştırmanın problemi, amacı ve önemi verilmiştir. İkinci bölüm çalışmanın kuramsal çerçevesi, yerel kültür olarak müzik, yerel müziğin dönüşümü ve Dirmil'in tarihî, coğrafi, kültürel ve demografik yapısı konularını kapsamaktadır. Bu bölümde, Dirmil yörük müziğinin hangi teorik çerçevede analiz edildiği ve müzik literatürü içindeki yeri incelenmiştir. Bu inceleme, Dirmil'de varolan Yörük (Teke) müziği ve kültürüne yönelik yapılan çalışmaların taranması ve Dirmil'deki yerel müziğin özgünlüğü ve öneminin açıklanmasını kapsamaktadır. Ayrıca, Dirmil yörük müzik kültürünün arka planı olan Dirmil'in tarihî, coğrafi, kültürel ve demografik dinamikleri açıklanmıştır. Üçüncü bölümde Dirmil müzik kültürünün kavramsal çerçevesinin hangi değişkenlerle açıklanabileceği, bu değişkenlere dair verilerin toplanma yöntemleri ve bunların nasıl analiz edildiği verilmiştir. Etnoğrafik yöntem ve vaka çalışması tekniği kullanılan saha çalışmasında, incelenen yerel müziğin evren ve örneklemin niteliği ve niceliği, verilerin hangi tekniklerle toplanıp analiz edildiği açıklanmıştır. Dördüncü bölümde ise yerel müzik kültürü, içinde oluştuğu sosyo-ekonomik ve kültürel koşullar ile Dirmil yerel müzik icracılığı ve yapımcılığı bağlamında incelenmiştir. Bu çerçevede Dirmil'de icra edilen yörük (Teke) müziğinin kültürel ve sosyal üretimini sağlayan icracılık, yapımcılık ve öğrenme süreçleri ile icra edilen sosyal ortamlar incelenmiştir. Dirmil'in sosyo-ekonomik değişim tarihi ve kültürü ile yerel müzik arasında varolan içsel bağ; toplumsal hafızadaki yerel müziğin, çalgılar, icracılar, çalgı yapımcıları, çalgıların teknik özellikleri, fiziki boyutları, ses kapasiteleri ve yerel müziğin zaman içerisindeki değişimleri çerçevesinde analiz edilmiştir. Bu analiz yerel müzik kültürünün kuşaklararası aktarım biçimleri incelenerek yapılmıştır. Son bölümde ise Dirmil yörük 4 İlçe merkezi olarak Dirmil'in ismi 1958 yılında Altınyayla olarak değiştirilmiştir. Ancak yerel halk ilçeye verilen bu yeni adı benimsememiş, eski adı kullanmaya devam etmektedir. Tezde Dirmil kültürel bölge adı olarak kullanılmaktadır. vii müziğindeki değişimlerin değerlendirilmesi ve bu müziğin geçmiş ve geleceği arasında bir bağ oluşturulmasına yönelik önerilere yer verilmiştir. Bu bölümde ayrıca yörük müziğinin geçmişteki dokusunun var olan teknolojik olanaklar çerçevesinde günümüze taşınıp taşınamayacağına dair tespit ve öneriler de yer almaktadır. Anahtar Sözcükler Yörük (Teke) Müziği, Dirmil Yerel Müziği, Sipsi, Üçtelli bağlama ve İkitelli
Beste formundaki eser icrâlarında Bekir Sıdkı Sezgin tavrının incelenmesi
Klâsik Türk Mûsikîsi sözlü eser icrâcılığının en önemli ilkelerinden biri, belli sistemlerle günümüze kadar aktarılmış olan Klâsik Türk Mûsikîsi üslûp ve tavrıdır. Bu üslûp ile bir tavır benimseyen icrâcılar, aynı zamanda Klâsik Türk Mûsikîsi'nin üslûp ve tavrını yeni nesillere de aktarmaktadırlar. Bu bağlamda geçmişten günümüze kayıtları günümüze ulaşmış sözlü eser icralarını dinlemenin, anlamanın, anlatmanın ve aktarmanın önemli olduğu düşünülmektedir. Beste formundaki eser icrâlarında Bekir Sıdkı Sezgin'in tavır özelliklerini ortaya koyduğumuz çalışma, üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Bekir Sıdkı Sezgin'in hayatı ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştır. İkinci bölümde önce meşk sistemi açıklanmış, bu sistemin içindeki önemli iki unsur olan üslûp ve tavır konuları ele alınmış, çalışmaya konu olan beste formu açıklanmıştır. Üçüncü bölümde problem durumu ve alt problemlere dayalı bulgulara yer verilmiştir. Beste formundaki eserleri icrâ ederken Bekir Sıdkı Sezgin'in kullandığı süsleme teknikleri ve müziksel ifade unsurları açıklanmıştır. Beste formunda, Bekir Sıdkı Sezgin'in icrâ ettiği, ulaşılabilen işitsel kayıtlarından, her makamdan bir örnek eser seçilerek oluşturulan on altı eserin analizi aktarılmıştır. Sonuç bölümde ise elde edilen tüm veriler sonuca bağlanmıştır.
Kültürel kimlik bağlamında Aydın ili Kuşadası ilçesi Hacı Feyzullah (Tepe) mahallesi Romanlarının geçiş dönemleri âdetleri ve müzik pratikleri
Geleneksel toplumlarda sözlü gelenekler, kültürün başlıca taşıyıcılarıdırlar ve sosyal bilimlerin pek çok alanına günümüzde kaynak oluştururlar. Halk kültürü ürünlerinin yoğun olarak yaratıldığı ve yaşatıldığı evreler, araştırmacı Pertev Naili Boratav'ın Geçiş Dönemleri adıyla ortaya koyduğu Doğum, Evlenme ve Ölüm evreleridir. Bu noktadan hareketle araştırmanın konusu; Aydın İli Kuşadası İlçesi Hacı Feyzullah (Tepe) Mahallesi Romanlarının Geçiş Dönemleri (Doğum, Evlenme ve Ölüm) Âdetleri ve bu âdetler içerisinde varlığını sürdüren Müzik pratiklerinin, Roman kültürel kimliği bağlamında, halk bilimi teori ve yöntemlerine göre derlenmesi, betimlenerek sonuçlandırılması ve sonuçların yorumlanmasıdır. Romanlar (Çingeneler) farklı kültürel kimlikteki pek çok toplulukta da olduğu gibi, siyasi, ekonomik, tarihsel vb. nedenlerden dolayı, sürekli göç etmek zorunda kalmışlardır. Göç ettikleri yerleşim birimlerinde yaşayan insanları kendi kültürel kimlikleriyle etkiledikleri gibi onlardan da etkilenmişlerdir. Göç ettikleri yerlerdeki bu etkileşimler sonucu, kültürel birçok unsur ya değişime uğramış ya da unutulmaya yüz tutmuştur. Romanların (çingenelerin), kültürel kimliğini ifade eden olmazsa olmazları müzik ve danstır. Araştırma konusuyla ilgili daha önce sistematik bir çalışmanın olmaması, alanda bir eksiklik olarak görülmüş ve bu eksiklik de araştırmayı önemli kılmıştır. Bu problemin çözümü için öngörülen model, tarama modeli, yöntem ise alan araştırması ve betimleme yöntemleridir. Araştırmada, ilişki arayıcı bir yaklaşımla elde edilen temel sonuçlar ise; modernlik ve popüler kültürün etkisiyle doğum, evlenme, ölüm adetlerinin ve müzik pratiklerinin giderek değişip dönüşmesidir. Anahtar Kelimeler: Roman, Hacı Feyzullah (Tepe) Mahallesi, Geçiş Dönemleri, Âdet, Müzik.
Ezan, kâmet, tesbihat formları örneğinde günümüzde cami mûsikîsi ürünlerinin seslendirme biçemleri
İnsanlık tarihi boyunca var olan mûsikînin hemen hemen her inanç sisteminde var olduğu görülmektedir. Türk-İslam Medeniyeti içerisinde oluşan ve gelişen Türk Din Mûsikîsi günümüzde Hz. Peygamberin uygulamaları esas alınarak devam etmektedir. Öyle ki, geleneğe bakıldığında mûsikî, camilerde toplu olarak yapılan ibadetler sırasında huzuru ve maneviyatı artırmanın en önemli bir parçası olmuş ve yüzyıllar boyu kullanılmıştır. Ancak günümüzde camilerde yapılan toplu ibadetler içinde mûsikînin önemine bakıldığında, selatin ve merkez camiler dışında çok fazla uygulanmadığı, uygulansa da bilinçli bir icranın olmadığı görülmüştür. Bunun sonucunda da cemaat iki şekilde tepkilerini ortaya koymuştur; bunlardan ilki camilere gitmemek, ibadetlerini evde yerine getirmek; ikincisi ise din görevlilerinin ezanı kötü okumalarından dolayı bağlı bulundukları yerin müftülüğüne şikâyette bulunmak. Bu nedenle, camilerde toplu yapılan ibadetlerde cami mûsikîsi icrasının önemli olduğu ve camilerde görev yapacak olan din görevlilerinin mûsikî bilgisinin yanında yeteneğinin olması gerektiği de anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda araştırmanın konusu; mûsikî eğitimi almış din görevlileriyle, mûsikî eğitimi almamış din görevlilerinin, günümüzde cami mûsikîsi formlarından ezan, kamet ve tesbihatı icra ediş şekillerini, durum belirleyici ve ilişki arayıcı bir yaklaşımla ortaya koymaktır. Camilerde görev yapan imam-hatip ve müezzin-kayyumların mûsikî sanatı ile birlikte cami mûsikîsi tavrı ve üslubunu öğrenip uygulamaları gerekli görülmektedir. Yapılan alan çalışmasını, literatürde yazılmış kaynaklar ile destekleyerek sonuca ulaşmak için tarama modeli kullanılmış ve alan araştırması yöntemi ile düzenlenmiştir. Bu amaçla konuyla ilgili yapılan literatür taraması sonrasında, Türkiye'de mûsikî eğitimi alan 5 din görevlisinin ve hiç mûsikî eğitimi almamış olan 5 din görevlisinin okudukları ezan, kamet ve tesbihat örnekleri kayıt altına alınmış ve bu örnekler nota metinlerine aktarılmış ve betimlemeler yapılmıştır. Bu noktadan hareketle, mûsikî eğitimi almış ve Mûsikî eğitimi almamış din görevlilerinin icraları sırasında kullandıkları seslerin, makamların, duygu ve ahengin farklı olduğu bulgularına ulaşılmıştır. Mûsikî eğitimi almış olan din görevlilerinin seslendirme biçemleri ve kullandıkları tavırlar uyum içindeyken, mûsikî eğitimi almamış olan din görevlilerinde bu durumun gerçekleşmediği tespit edilmiştir.
Balıkesir ili Bandırma ilçesi Karaçalılık Mahallesinde yaşayan Çerkeslerin doğum evlenme ölüm âdetleri ve müzik pratikleri
Geleneksel toplumlarda doğum, evlenme ve ölüm aşamaları, diğer adıyla geçiş dönemlerine ait âdetlerin, sözlü kültürü oluşturan ve toplum bilimlerine kaynaklık ederek günümüze kadar ulaşmasını sağlayan temel faktörlerden biri olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Bu doğrultuda yapılan araştırmanın konusu; Balıkesir İli, Bandırma İlçesi Karaçalılık Mahallesinde Yaşayan Çerkezlerin Doğum, Evlenme, Ölüm Âdetleri ve Müzik Pratiklerinin Halk Bilimi bakış açısıyla betimlenerek sonuçlandırılması ve sonuçların tartışılmasıdır. Aile, toplumu oluşturan en küçük birimdir. Bu nedenle, ailenin kurulma evresi çok önemlidir. İnsanın varoluşunda doğum, evlenme ve ölüm olmak üzere üç önemli geçiş dönemi vardır ve bu üç dönemin her biri farklı sosyal normları barındırır. Geçmişimize olan hasletlerimizi ve aynı zamanda kendine haslığı da ifade eden geleneksel otantisite kavramı doğrultusunda betimlenecek olan araştırma konusuyla ile ilgili sistematik bir çalışmanın gerçekleşmemiş olması ve bu kültürel kimliğin giderek yok olması temel anlamıyla bir problem olarak görülmüştür. Bu problemin çözüme ulaşması için kullanılan model, tarama modeli olup alan araştırması yöntemiyle desteklenmiştir. Bu doğrultuda, konuya ilişkin literatür taramaları sonrasında, Karaçalılık mahallesinde kaynak kişiler ile gerçekleştirilen yapılandırılmamış görüşme ve katılımlı gözlemler, görsel-duyusal olarak kayıt altına alınmıştır. Elde edilen veriler betimlenmiş, âdetlerin evrilerek yaşatılması doğrultusundaki bulgulara ulaşılmıştır. Bu bulgular ekseninde ve ilişki arayıcı bir bakış açısıyla ulaşılan temel sonuçlar ise; Karaçalılık mahallesinde yaşayan Çerkez göçmenlerinin doğum, evlenme, ölüm âdetlerinin modernleşme ve güncel yaşamın beklentileri doğrultusunda değişim ve dönüşüme uğramış olmasıdır. Alanda, geçiş dönemlerine ait âdetler içinde yer alan müzik pratikleri, görsel işitsel kayıtlarla tespit edilmiş ve nota metinlerine aktarılarak sabitlenmiştir. Araştırmanın, yöreye ait ilk sistematik çalışma olması ve alana yapacağı katkıları nedeniyle önemli olduğu öngörülmektedir. Anahtar Kelimeler: Karaçalılık Mahallesi, Çerkez, Geçiş Dönemleri, Âdet, Müzik Pratikleri.
İmam hatip liselerinin öğretim programlarında yer alan müzik derslerinde dinî mûsikî formlarının öğretilme durumunun imam hatiplerin mesleki yeterliklerine etkileri: Çanakkale ili Ayvacık ilçesi örneği
Mûsikînin etkili olduğu alanlardan birisi de dindir. Türk mûsikîsinin bütün formlarında olduğu gibi, dinî mûsikîde de makamları bilmek ve dinî formları icra ederken uygulamak, nağmeleri yerinde ve düzgün kullanmak önemli görülmektedir. Bu nedenle yarının din görevlilerini yetiştiren İmam-Hatip Lisesi öğrencilerinin erken dönemlerde mûsikî eğitimi almasının faydalı olacağı düşünülmektedir. Dinî mûsikî formlarının en önemlilerinden biri olan ve herkesin duyabileceği şekilde, namaza davet olarak minarelerden günde beş vakit okunan ezanın, kaynaklarda belirtilen veya günümüzde de tercih edilen makamlara uygun bir şekilde icra edilmesi, aldıkları eğitime göre değişim göstermektedir. Camilerde görev yapan imam-hatiplerin, sadece ezanı değil, cami mûsikîsi formlarının birçoğu hakkında bilgi sahibi olması ve yeri geldiğinde uygulayabilmeleri bu açıdan gerekli görülmektedir. Dinî Türk Mûsikîsinin yükümlülüğünde bulunan cami mûsikîsi türleri Türk tarihi ve kültüründe bir miras niteliğindedir. Bu nedenle, mûsikînin okullarda iyi bir şekilde öğretilip gün yüzüne çıkarılması ve camilerde imam, müezzin ve önemli müzisyenler tarafından doğru icra edilmesi bu alanda önemli görülmektedir. Yapılan alan çalışmasını, literatürde yazılmış kaynaklar ile destekleyerek sonuca ulaşmak için tarama modeli kullanılmış ve alan araştırması yöntemi ile düzenlenmiştir. Bu amaçla konuyla alakalı yapılan literatür taraması sonrasında, Çanakkale İli Ayvacık ilçesinde görevli imam hatipler ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler ile görsel-duysal veriler, kayıt altına alınmış ve belgelendirilmiştir. Yapılan görüşmeler neticesinde betimlemeler yapılmış, İmam-Hatip Liselerinde verilen mûsikî dersinin yeterli olmadığı, yeteri kadar önem verilmediği ve oradan mezun olarak göreve başlayan imam hatiplerin bu konularda eksiklik yaşadığı sonucuna ulaşılmıştır. İmam-Hatip Liselerinde verilen dinî mûsikî eğitiminin önemine istinaden, bu çalışmada din görevlileri için önemli görülen ses ve makam eğitiminin ortaöğretimde alınmaya başlanması faydalı olacaktır. Bu sebeple, ortaöğretim döneminde dersi alan imam hatiplerin bu dersi hiç almayan imam hatiplerden, yeterlilikleri bakımından farklarını ortaya koyması noktasında alana yapacağı katkılar nedeniyle önemli görülmektedir. Ayrıca din görevlisi adayı olarak yetişen imam hatip öğrencilerinin mûsikî eğitimi ve sanatını öğrenmiş olmalarının, din hizmetlerini olumlu anlamda etkileyeceği düşünülerek, dinî mûsikî eğitimini programda almaları gerektiğini göstermesi açısından önemli görülmektedir. Bu doğrultuda yapılan araştırmanın konusu; Çanakkale İli Ayvacık ilçesinde görevli imam hatiplerin, lise yıllarında dinî mûsikî dersi alıp almadıkları tespit edilerek, dinî mûsikî formları hakkında yeterlilikleri, Halk Bilimi bakış açısıyla tasvir edilerek neticelendirilmesi ve neticelerin çözümlenmesidir.
Türkiye'de müzik eğitim kurumları bünyesindeki akademisyenlerin müzik terapi uygulamalarına yönelik farkındalığı hakkında bir durum analizi
Bu araştırmada, müzik eğitim kurumları bünyesindeki akademisyenlerin müzik terapi uygulamalarına yönelik farkındalığı hakkında durum analizine yer verilmiştir. Araştırma 2022-2023 eğitim öğretim yılında Türkiye genelinde tesadüfi olarak atanan İzmir, İstanbul, Konya, Manisa, Aydın, Çanakkale, Eskişehir, Ankara, Kocaeli, Erzurum, Niğde illerinde Yükseköğretim kurumuna bağlı 9 farklı üniversitede gerçekleştirilmiştir. Müzik eğitim kurumlarında görevli 63 akademisyene, toplamda 9 açık uçlu soru ile yerinde yüz yüze görüşme yapılmıştır. Araştırma nitel kapsamda bir durum çalışması modelidir. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme tekniğinden faydalanılmıştır. Bu bağlamda, önceden belirlenen açık uçlu sorular akademisyenlerle yarı yapılandırılmış görüşme yapılarak araştırma verileri elde edilmiştir. Elde edilen verilere ilişkin istatistiksel analizler Microsoft Excel programında çözümlenmiştir. Müzik eğitim kurumlarında görevli akademisyenlerin açık uçlu sorulara verdikleri cevaplar analiz edilerek; Müzik terapi denildiğinde akla ilk olarak gelen cevabın; psikolojik rahatsızlıklarda uygulanan tedavi yöntemi olduğu, müzik terapi uygulamaları hakkında; müzikle terapinin alternatif ve faydalı bir yöntem olduğu, müzikle terapi uygulamalarının yetersizliği ve yaygınlaştırılması gerektiği, Türkiye'de müzikle terapinin; gelişim süreci içerisinde Osmanlı ve Selçuklu dönemlerinde darüşşifalarda ruh hastalıklarının tedavisinde kullanılan bir yöntem olduğu, Türkiye'de müzikle terapinin geleceği, günümüzde gelişmekte olan bir alan olduğu ve gerekli bilimsel çalışmaların arttırılması halinde destekleyici bir tedavi yöntem halinde kullanılabileceği, Türkiye'deki üniversitelerde müzikle terapi eğitiminin; akademik kurumlarda yer almadığı ve akademinin içerisinde olması gerektiği, Türkiye'de müzikle terapi eğitiminin, akademik çalışmaların sınırlı olmasından dolayı henüz yeterli düzeyde olmadığı, Türkiye'deki müzikle terapi eğitiminin, öğrencilerin sınav kaygı düzeylerine, derslerdeki dikkat-motivasyon düzeylerine ve sosyal becerilerinin gelişimine katkı sağlamada etkili bir yöntem olmasından dolayı her türde eğitim kademesinde dâhil edilmesinin gerekli olduğu, müzikle terapi eğitiminin Türk eğitim sistemine entegrasyonunun bireylerin ihtiyaçlarını ortaya çıkarmada ve iletişim becerilerini arttırmada olumlu sonuçlara neden olacağı ve Türkiye'de müzikle terapinin istenilen düzeyde tanınması, geliştirilmesi ve eğitim öğretime dâhil edilebilmesi için; üniversitelerde lisans ve lisansüstü programlara yer verilmesi gerektiği ve alanda yapılan akademik çalışmaların sayılarının arttırılması gerektiği şeklinde bulgular tespit edilmiştir. Bu araştırmada; Türkiye'de müzikle terapi alanında yapılan lisansüstü çalışmalara da yer verilmiştir. Bu kapsamda, yapılan çalışmalarda genel olarak müzikle terapi uygulamalarının bazı hastalıklar üzerinde anlamlı etkilerinin olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Müzik, Müzikle Tedavi, Müzik Terapi Uygulamaları, Akademisyen Görüşleri
Yurttan Sesler geleneğinden günümüze Türk Halk Müziği topluluklarında değişim ve dönüşüm: İzmir yöresi örneği
Sevinç, mutluluk, ölüm, gurbet, savaş, ayrılık, acı gibi yaşanmış duyguların, düşüncelerin, ezgiler ile doğaçlama olarak ifadesi sonucu oluşan Türk Halk Müziği, toplumun bütünleştiriciliği ve kaynaştırıcılığı bakımından önemli bir kültürel araçtır. Bu bağlamda araştırmanın konusu, Türk Halk Müziğinin sistematik ve kurumsal düzeyde aktarımı ve dönemin müzik politikası gereği, kültürel aracılık görevi doğrultusunda önemli bir işlev görmüş olan Yurttan Sesler Geleneğinin uğradığı değişim ve dönüşümlerin günümüz halk müziği topluluklarına etkileri bakımından incelenmesi, elde edilen verilerin betimlenmesi, bir sonuca ulaştırılması ve sonuçların durum belirleyici ve ilişki arayıcı bir yaklaşımla ortaya konmasını içermektedir. Bu çalışmanın amacı; radyo yayıncılığı içerisinde Geleneksel Türk Halk Müziği açısından önemli bir yere sahip olan Yurttan Sesler Geleneğinin, günümüzdeki yeri ve yine günümüzde faaliyetlerini sürdüren çeşitli kurum ve kuruluşların koro çalışma ve icralarına yansımaları bağlamında incelenmesidir. Araştırmada; literatür tarama, katılımlı gözlem ve nitel görüşme yöntemleri doğrultusunda, Ankara ve İzmir Radyoları Yurttan Sesler Topluluğu yayınlarına katılınmış, şefleri ile görüşmeler gerçekleştirilmiş, TRT arşivindeki radyo dergileri incelenmiştir. Ayrıca, İzmir'de faaliyet gösteren Türk Halk Müziği koro çalışmaları ve konserlerine iştirak edilerek incelemelerde bulunulmuş, koro şefleri, koristler ve konserlere eşlik eden saz icracılarıyla görüşmeler yapılmıştır. Yapılan incelemeler doğrultusunda; genel olarak günümüzde faaliyetlerini sürdüren Türk Halk Müziği korolarında, Yurttan Sesler geleneğinin etkilerinin asgari biçimde sürdüğü, amaç ve kaygılarının gelenekten çok farklı olduğu bulgularına ulaşılmıştır. Alanda konuyla ilgili güncel bir sistematik çalışmanın yapılmamış olması ve geleneğin temsili bağlamında Türk Halk Müziğinin geçirmiş olduğu evreleri ve gelmiş olduğu durumu ortaya koyması bakımından araştırma önemli görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Geleneksel Türk Halk Müziği, Yurttan Sesler, Kültürel Aracı, Değişim, Dönüşüm
Kuşadası Devlet Hastanesi Toplum Ruh Sağlığı Merkezinden destek alan psikiyatri hastalarının tedavi sürecinde müziğin katkısı
Bugün dünyanın neredeyse her ülkesinde müziğin tedavi edici etkisini kullanmak için üniversitelerde, vakıflarda ve derneklerde eğitim bölümleri açılmış olup, bazı üniversitelerde lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde eğitim alınabilmektedir. Türkiye'de henüz resmî anlamda müzikle tedavi yöntemlerinin öğrenilebileceği, uygulanabileceği bölümler açılmamış ancak akredite olmuş özel kuruluşlar ve derneklerin bu konuyla ilgili çalışmaları olduğu görülmektedir. Türkiye'de müzikle tedavi uygulaması resmî olarak tanınmadığı için bu çalışma müzikle tedavi yöntemleri üzerine bir çalışma olmayacaktır. Bu çalışmada müzik modern tıbbın tedavi yöntemlerine katkı sunuyor mu? sorusunun cevabının araştırılması, verilerin toplanması, bilgilerin paylaşılması amaçlanmaktadır. Bu çalışmaya konu olan Aydın İli Kuşadası İlçe Devlet Hastanesi Toplum Ruh Sağlığı Merkezi'nde tedavi gören ''Bipolar Duygulanım Bozukluğu'' ve ''Şizofreni'' tanısı konulmuş 13 danışanla, 6 ay süreli bir müzik topluluğu kurulmuş, araştırmada nitel ve nicel kapsamda bir deneysel araştırma modeli kullanılmıştır. Ayrıca araştırma verilerini değerlendirmek üzere doktor, psikolog ve hemşireden oluşan çalışma grubunun gözlem ve görüşme tekniğinden faydalanılmıştır. Görüşme, yapılandırılmamış görüşme olarak uygulanmıştır. Çalışma öncesi hastalık güncel durumu ve semptomları birbirine denk 30 danışana merkezde görevli psikolog Deniz Okutan tarafından Beck Anksiyete Ölçeği ve Beck Depresyon Ölçeği uygulanmıştır. Bu grup içinden 13 danışan müzik topluluğuna katılmış, 17 danışan katılmamıştır. 6 ayın sonunda aynı 30 danışana aynı ölçekler uygulanmış ve sonuç olarak topluluğa katılan 13 danışanla katılmayan 17 danışanın depresyon ve anksiyete seviyelerinde düşüş olduğu görülmüştür. Merkezin Psikiyatri doktoru Süleyman Gündüz, topluluğa katılan 13 danışanın negatif duygu ve düşüncelerinde azalma, hayattan zevk alma ve geleceğe yönelik umut duygusunda artma, yalnızlık hissinde, depresyon ve kaygı durumunda azalma, öz güven duygusunda artma tespitinde bulunduğunu raporlamıştır. Bu çalışmanın sonuçları bize müzik çalışmalarına katılmanın klasik tedavi yöntemlerinin etkinliğini arttırdığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Müzik, müzikle tedavi, dünyada müzikle tedavi, Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri.
Kültürel kimlik bağlamında Mardin Süryani müziği
6000 yıllık geçmişe sahip olan Süryaniler, ilk Hristiyan hükümdar olan Kral Abgar'ın yardımıyla kendilerini putperestlikten ayırmak için kendi topluluklarına Suriye'den gelen 'Süryani' ismini vermişlerdir. Bu topluluk Mezopotamya olarak bilinen, geçmişinde birçok ırka ve devlete ev sahipliği yapan bölgede yüzyıllar boyunca var olmuşlardır. Çok kültürlülüğün bir tezahürü olarak, Süryaniler'de müziğin doğuşu, eski Mezopotamya'da imparatorluk kurmuş olan Asurluların dini bir kimlikle kiliseye girmesiyle oluşmuştur. Kilisedeki kutsama törenleri, vaftiz ve özel günlerin ayin müzikleri Süryani müziğinin bir parçasıdır. Süryaniler de birçok toplulukta olduğu gibi çeşitli sanatlara ve müziğe büyük ölçüde ilgi duymuşlardır. Mardin merkez yöresinde yaşayan Süryanilerin kültürel kimliğinin inşasında, geçmişten günümüze müziğin nasıl bir rol oynadığı araştırmanın problemini oluşturmaktadır. Bu araştırma, kültürel kimlik ekseninde, Mardin yöresinde yaşayan Süryanilerin tarihsel süreç içinde, dini ve din dışı müzik pratiklerinin kayıt altına alınıp betimlenerek alana kaynak oluşturulması hedefini taşımaktadır. Mardin yöresi, çok sayıda etnik ve dini grubun binlerce yıl yan yana yaşadığı bir geçiş noktası olmuştur. Günümüzde ortaya konan popüler Süryani müziği, Süryani kilisesinin zengin birikimine ve mirasına dayanmaktadır. Konuyla ilgili sistematik bir kaynağın olmaması, bu araştırmanın önemini ortaya koymaktadır. Anahtar Sözcükler: Kültürel Kimlik, Süryani, Mardin, Müzik, Pratik.
Âşıklık geleneği temsilcilerinden Âşık Özlemi: Biyografisi ve eserleri
Bir toplumun varlığını sürdürebilmesinde örf, adet, gelenek ve milli kültürel değerlerinin yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasının önemli olduğu söylenebilir. Âşıklık Geleneği Türk kültürünü sözlü gelenek içerisinde yaşatan önemli unsurlardan biridir. Âşıklar, yaşadıkları toplumun duygu ve düşüncelerine tercüman olmuş, saz eşlikli veya saz eşliksiz olarak doğaçlama söz söyleyen, yaşadığı toplum ile bütünleşen halkın sözcüsü haline gelmiş ve bu kültürün önemli aktarıcısı olmuşlardır. Bu tez; günümüz âşıkları içinde, yaşamı boyunca geleneği etkili bir şekilde devam ettirmiş olan Âşık Özleminin biyografisi ve eserlerinin kaybolup gitmemesi, gelecek kuşaklara aktarılarak alana kalıcı bir envanter oluşturulması bağlamında gerçekleştirilmiştir. Âşık Özlemi gerek sözleri, şiirleri gerekse de besteleriyle gelecek kuşaklar için bir rol model olmuş ve Türk halk müziğine çeşitli katkılar yapmıştır. Bu araştırmada Âşık Özlemi'nin yaşamı, gelenek içerisindeki etkileşimleri ve eserleri ele alınmış, onu yakından tanıyan isimlerle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Âşık Özlemi'nin, Anadolu halkının yaşamının ta kendisi olan Türk Halk Müziğinin temel yapı taşlarından olan Âşıklık Geleneğinin nev'i sahsına münhasır temsilcilerinden olduğu sonucuna varılmıştır.
Kur'ân kırâatinin usûl ve îkâ ilmi bağlamında incelenmesi
Kur'ân-ı Kerîm kırâati sırasında müziksel bir ahenk hissedilmektedir. Şiirsel bir nizamı haiz ayetler yer almakla birlikte genel yapısı itibarıyla Kur'ân, bir metin olarak tanımlanabilir. Buna rağmen hemen her okuyucu veya dinleyici tarafından kolayca fark edilebilen kendine has bir üslubu vardır. Ağır bir tempoda Tertîl ederek okunduğunda ahenk biraz daha netleşir. Bu noktada, kelimelerin altındaki kalp ritmini andıran iki zamanlı vuruş, takip edilebilecek kadar netleşir. Dikkati celbeden en önemli husus ise, Kur'ân-ı Kerîm'in baştan sona bu şekilde okunabiliyor olmasıdır. Kur'ân'ın metnini oluşturan kelime ve cümleler, Tecvîd kurallarındaki bir, bir buçuk, dört elif gibi sayılarla bütünleştiğinde ahenk zirveye ulaşır. Bilhassa bir buçuk elif ile ifade edilen ve müzikteki bir buçuk vuruşa tekabül eden Tecvîd kuralları, iki zamanlı vuruşun takibini zorlaştırıyor gibi görünse de aslında tartım ile anlam arasındaki bütünlüğe katkı sunan farklı bir derinliğe kapı aralamaktadır. Örnek olarak seçilen ayetler üzerinde yapılan analizler konunun bu yönüne açıklık getirmektedir. Bu işitsel şöleni net bir şekilde algılayabilmek ve kırâatin başından sonuna kadar bu ahengi devam ettirerek okuyabilmek için müzik kulağı ve müzik nazariyatı bilgisi gerekir. Geleneksel Kur'ân eğitimine ait prensipler çerçevesinde okumak için ise müzik kulağına sahip olmak yeterlidir. Zira bu eğitimler usta çırak ilişkisi içerisinde meşk usûlüyle gerçekleşmektedir. Bunun yanında Kur'ân-ı Kerîm, müzik kulağına sahip olmayan kişilerin bile belli bir düzeyde okumayı öğrendikleri mucizevî bir kitaptır. Bu araştırmada kırâat ilmine ait belli başlı kavramlar açıklanmış ve Geleneksel Türk mûsikîsine ait nazarî bilgilere yer verilmiştir. Her iki alanın birleştiği hususlar, mûsikîyle tedavi ve modern tıp konuları çerçevesinde ele alınmış, Kur'ân kırâatinde mevcut olan bu anlatımın yeni nesil Kur'ân eğitimine katkı sunması amaçlanmıştır.
Türk müziği konservatuvarlarında ses eğitimi anlayışının incelenmesi
TÜRK MÜZİĞİ KONSERVATUVARLARINDA SES EĞİTİMİ ANLAYIŞININ İNCELENMESİ Danışman: Prof. Dr. Ayten KAPLAN Yazar: Handan SAVCI ÖZ Müzik kültürümüzün büyük bir bölümünü sözlü müzik oluşturmaktadır. Tarihsel kaynaklarda, insan sesi, ses icrası ve hanendelik kültürüne dair çok önemli bilgilere rastlanmaktadır. Tarihsel kaynaklarda, genel müzikal kültür ile birlikte, sesin oluşumu ve işlevsel özellikleri ve ses icrasının nasıl olması gerektiği ile ilgili önemli tespitlerin yapıldığı görülmektedir. Bu konuda yoğun bir düşünsel çaba gösterilse de ses eğitiminin ayrı bir uzmanlık alanı olarak değerlendirilmesi konusunda net bir tutuma rastlanmamaktadır. Tanzimat öncesinde ses eğitiminin meşk ve hanendelik geleneği ile özdeş olduğu söylenebilir. Eğitimde, ses eğitiminin ayrı bir uzmanlık alanı olarak değerlendirilmesi, Dârülelhanın kurulmasıyla başlamıştır. Tanzimat dönemi ile birlikte başlayan batılılaşma politikaları, Cumhuriyet döneminde daha etkin biçimde uygulanmıştır. Meşk ve hanendelik eğitimi ile batılılaşmanın etkisiyle başlayan modern ses eğitimi arasındaki yöntem farklılıkları, ses eğitiminin nasıl yapılması gerektiği konusunda sorunlara neden olmuştur. Tarihsel gelenekle uyumlu, tavır- nazariyat- meşk geleneğinin eğitime tam anlamıyla yansımaması bugünün ses icrasının en önemli sorunlarından biridir. Bu araştırmada, ses icrası ve ses eğitiminin gelenekte nasıl şekillendiği, tarihsel müzik kültürümüzü şekillendiren kaynaklar, meşk ve Osmanlı eğitim kurumları temel alınarak belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada öncelikli olarak, iyi bir ses icracısı Türk Müziği açısından, makam, usul, ağız, tavır ve sözel unsurlar açısından ne olmalıdır; Türkiye'de müzik eğitiminde ses alanında verilen eğitimin tarihsel süreç içerisindeki yapısı incelenerek değerlendirilmiş; Türk Müziği Devlet Konservatuarları'nda yapılan uygulamalar, bu özellikler açısından değerlendirilmiştir. Tez çalışmasının sonucunda, Türk müziğinin kazanımları açısından nitelikli bir ses icracısının nasıl yetişebileceğine dair fikirler öne sürülmüş ve böylesi bir ses icrasına, öğrencinin ulaşabilmesi için yeni bir metodolojinin oluşması için bir kapı aralanmaya çalışılmıştır. Anahtar sözcükler: Hanendelik, ses eğitimi, Osmanlı eğitim kurumları, tarihsel kaynaklar, meşk.
Türk müziği konservatuvarlarında ses eğitimi anlayışının incelenmesi
TÜRK MÜZİĞİ KONSERVATUVARLARINDA SES EĞİTİMİ ANLAYIŞININ İNCELENMESİ Danışman: Prof. Dr. Ayten KAPLAN Yazar: Handan SAVCI ÖZ Müzik kültürümüzün büyük bir bölümünü sözlü müzik oluşturmaktadır. Tarihsel kaynaklarda, insan sesi, ses icrası ve hanendelik kültürüne dair çok önemli bilgilere rastlanmaktadır. Tarihsel kaynaklarda, genel müzikal kültür ile birlikte, sesin oluşumu ve işlevsel özellikleri ve ses icrasının nasıl olması gerektiği ile ilgili önemli tespitlerin yapıldığı görülmektedir. Bu konuda yoğun bir düşünsel çaba gösterilse de ses eğitiminin ayrı bir uzmanlık alanı olarak değerlendirilmesi konusunda net bir tutuma rastlanmamaktadır. Tanzimat öncesinde ses eğitiminin meşk ve hanendelik geleneği ile özdeş olduğu söylenebilir. Eğitimde, ses eğitiminin ayrı bir uzmanlık alanı olarak değerlendirilmesi, Dârülelhanın kurulmasıyla başlamıştır. Tanzimat dönemi ile birlikte başlayan batılılaşma politikaları, Cumhuriyet döneminde daha etkin biçimde uygulanmıştır. Meşk ve hanendelik eğitimi ile batılılaşmanın etkisiyle başlayan modern ses eğitimi arasındaki yöntem farklılıkları, ses eğitiminin nasıl yapılması gerektiği konusunda sorunlara neden olmuştur. Tarihsel gelenekle uyumlu, tavır- nazariyat- meşk geleneğinin eğitime tam anlamıyla yansımaması bugünün ses icrasının en önemli sorunlarından biridir. Bu araştırmada, ses icrası ve ses eğitiminin gelenekte nasıl şekillendiği, tarihsel müzik kültürümüzü şekillendiren kaynaklar, meşk ve Osmanlı eğitim kurumları temel alınarak belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada öncelikli olarak, iyi bir ses icracısı Türk Müziği açısından, makam, usul, ağız, tavır ve sözel unsurlar açısından ne olmalıdır; Türkiye'de müzik eğitiminde ses alanında verilen eğitimin tarihsel süreç içerisindeki yapısı incelenerek değerlendirilmiş; Türk Müziği Devlet Konservatuarları'nda yapılan uygulamalar, bu özellikler açısından değerlendirilmiştir. Tez çalışmasının sonucunda, Türk müziğinin kazanımları açısından nitelikli bir ses icracısının nasıl yetişebileceğine dair fikirler öne sürülmüş ve böylesi bir ses icrasına, öğrencinin ulaşabilmesi için yeni bir metodolojinin oluşması için bir kapı aralanmaya çalışılmıştır. Anahtar sözcükler: Hanendelik, ses eğitimi, Osmanlı eğitim kurumları, tarihsel kaynaklar, meşk.
Seymenliğin Ankara kültürü ve müziğindeki yeri
Seymenlik geleneğinin derinlik olarak Orta Asya geleneklerine kadar ulaştığı düşünülmektedir. Anadolu'ya göçün ardından 1290-1354 yılları arasında, Ankara yönetiminde Ahilik teşkilatıyla beraber oluşturdukları güçlü yönetim, Seymenliği toplum içinde saygın konuma getirerek belirleyici rol üstlenmesine katkı sağlamıştır denebilir. Bu çalışmada Seymenliğin, Ankara yerleşkesinde kültüre, müziğe ve sosyal yaşama kattıkları ve Ankara kültürü açısından önemi anlatılmaya çalışılmıştır. Bunun için yöntem olarak literatür taramasının yanı sıra, Seymen ileri gelenleriyle yapılan kişisel görüşmelerden de yararlanılmıştır. Alplik, Alperenlik, Gazilik ve Ahilik gibi Seymen kültürüyle ilişkilendirilebilecek kültürel oluşumlar ve benzerlikler ortaya koyulmuştur. Ankara türkülerinin ve oyunlarının karakteristik yapılarının betimsel analizi yapılmış, yüzyıllar boyunca süregelmiş sohbet toplantıları bünyesinde Ankara Ferfene Gecesi ve Cümbüş ele alınmıştır. Ayrıca türkü sözlerinin ve oyunlardaki vücut hareketlerinin, geçmiş kültürle ilişkisi aranmış, bir çıkarım elde edilmeye çalışılmıştır. Seymenlik ve Ankara kültürüyle ilgili bilgiler, literatüre kazandırılarak, unutulmaya yüz tutmuş geleneklerin yaşamda yer almasına katkı sağlayabilmek amaçlanmıştır. Bu bağlamda araştırmalar sonucu elde edilen bulgular ışığında Seymenliğin kurallarının, Alplik, Ahilik, Alperenlik ve Gazilik ile büyük ölçüde örtüştüğünü söyleyebiliriz. Güçlü teşkilat yapısı, disiplinli ve muhafazakâr tutumuyla günümüze kadar gelen Seymenlik, özellikle Ankara müzik ve oyunlarında taşıyıcı ve belirleyici unsur olmuştur. Ankara Halk Müziğinde divanlar, bozlaklar, zeybekler, düz oyunlar, muhabbet havaları çalınır söylenir. Ankara seymen kültüründe müziğin yanı sıra, dans da önemli bir yer teşkil eder. Müziğin ve dansın bir arada icra edildiği musiki meclislerinden en önemlileri ferfene, cümbüş ve muhabbet geceleridir. Ankara saz çalma töresi ve bağlamada Ankara tavrı bu meclislerde yaşayarak günümüze kadar ulaşmıştır. Anahtar Kelimeler: Ankara, ahilik, alplik, alperenlik, gazilik, seymenlik, Ankara halk müziği, Ankara tavrı.
Türk saz müziğinde usta icracılık
Geleneksel Türk müziği eğitimi ve öğretimi meşk sistemi ile aktarılmıştır, günümüzde de nota kullanımının yanı sıra sistematik yapısı gereği bu şekilde devam etmektedir. Gelenekte, meşk sistemi ile birlikte sözlü müzik icrası, saz müziği icrasına göre musıki mecmuaları ve usul kalıpları sayesinde daha kolay öğrenilip icra edilmiştir. Saz müziğinin öğrenim ve aktarımı ise meşk geleneğine göre tamamen hafıza unsuru ile gelişebilmiştir. 19. yüzyılın ikinci yarısı itibariyle batı notasının Türk müziğinde yer etmesiyle birlikte, saz icracılığı daha fazla ilgi görmeye başlamış, teknik zorlukları ön plana çıkan eserler bestelenmiştir. Tüm bunlar da saz icracılarında bireyselleşme olgusuna zemin hazırlamıştır. Böylelikle Batı müziğinde virtüözite olarak kullanılan kavram, Türk müziğinde usta icracı olarak karşımıza çıkmıştır. Batılı müzisyenler virtüöz tanımına sahip olmak için belirli bir metot eğitimini bitirmiş ve çeşitli kriterleri sağlamış olmak zorundadırlar. Geleneksel Türk saz müziği icracılığının Batı müziğinden bu noktada farkı, usta icracı tanımına sahip olabilmenin ön koşullarının neler olduğu, usta icracıların bu tanıma sahip olabilmek için neler yapması gerektiği, alanında usta icracı olarak adlandırılan yirmi beş uzman kişinin görüşleri doğrultusunda sonuçlanmıştır.
Abdülbaki Gölpınarlı'dan derlenen Bektaşi nefeslerinin makam ve form açısından incelenmesi
Bektaşi İnanç Kültürü Hacı Bektaş Veli simgesi üzerinde inşa edilmiş ve XV. Yüzyıl sonrası Anadolu kültürünü düşünce, sosyal yaşam ve sanatsal üretim adına derinden etkilemiş bir kültür alanıdır. Bu inanç kültürünün fikirlerini aktarmak için kullandığı temel aktarım aracı müziktir. Bu anlamda Bektaşi İnanç Kültürü'ne ait çok değişik form ve türdeki müzik örnekleri bu geleneğin inançsal ilkelerinin yaşamla birleşmesinde öncü rol oynamışlardır. Bektaşi müzik geleneği, XIX. Yüzyıl itibarıyla etki alanı daralan Bektaşi İnanç Kültürü'nün aktarım ve kendini ifade açısından kullanabildiği yegane unsur olarak kalmıştır. Bu sebeple Bektaşi İnanç sisteminin son dönemine ait önemli kişiliklerden olan Abdülbaki Gölpınarlı'dan derlenen nefeslerin incelenmesi, Anadolu'nun bu kadim inanç sisteminin kültür alanına bıraktığı müzikal ve felsefi zenginliklerin hatırlanabilmesi adına önem arz etmektedir.
Abdülbaki Gölpınarlı'dan derlenen Bektaşi nefeslerinin makam ve form açısından incelenmesi
Bektaşi İnanç Kültürü Hacı Bektaş Veli simgesi üzerinde inşa edilmiş ve XV. Yüzyıl sonrası Anadolu kültürünü düşünce, sosyal yaşam ve sanatsal üretim adına derinden etkilemiş bir kültür alanıdır. Bu inanç kültürünün fikirlerini aktarmak için kullandığı temel aktarım aracı müziktir. Bu anlamda Bektaşi İnanç Kültürü'ne ait çok değişik form ve türdeki müzik örnekleri bu geleneğin inançsal ilkelerinin yaşamla birleşmesinde öncü rol oynamışlardır. Bektaşi müzik geleneği, XIX. Yüzyıl itibarıyla etki alanı daralan Bektaşi İnanç Kültürü'nün aktarım ve kendini ifade açısından kullanabildiği yegane unsur olarak kalmıştır. Bu sebeple Bektaşi İnanç sisteminin son dönemine ait önemli kişiliklerden olan Abdülbaki Gölpınarlı'dan derlenen nefeslerin incelenmesi, Anadolu'nun bu kadim inanç sisteminin kültür alanına bıraktığı müzikal ve felsefi zenginliklerin hatırlanabilmesi adına önem arz etmektedir.
Geleneksel Türk müziğinde ninni olgusunun yeri ve ninnilerin müziksel çözümlemesi
Anne bebeğini susturmak, uyutmak için birtakım eylemler yapar. Bu eylemlerin en önemlilerinden birisi olan ninni, anne bebek ilişkisinde çok özel bir yere sahiptir. Bu çalışmada, Anadolu'nun ninni olgusu, anne sesiyle özdeşleşen ninnilerin etkilerinin neler olduğu, ninnilerin müziksel bakımdan değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Ninniler derin boyutta etki alanı olan bir kültür öğesidir. Anadolu kültüründe Halk Edebiyatı'nın sözlü edebiyat ürünü ve çoğunlukla anonim olan ninni kavramı, türkü ana başlığı altında "lirik türküler" içinde yer almaktadır. Anne, bebeğini rahatlatmak, uykuya geçişini kolaylaştırmak, ağrısı ve acısı varsa dindirmek ister. Bu sebeple müziğe başvurur. Kuşaktan kuşağa aktarılan ninnilerin söylemesinin yanı sıra, anne o anda içinden geldiği gibi de ninni söyleyebilmektedir. Ayrıca bestelenmiş ninniler de bulunur. M.Ö. 4000'lerden itibaren Mezopotamya'da varlık gösteren tarih çağlarını başlatan Sümerlerde yazılı ilk ninniye rastlanmaktadır. Bu ninninin ilk satırında ezgiyle söylendiği anlaşılan ifade yer alır. İlk Türk sözlüğü olarak kabul edilen Divanü Lügat-it Türk'te ninniden "balu balu" olarak adlandırılmıştır. Bu da gösterir ki ninni olgusu çok eskilerden beri kültürümüzde önemli bir yer edinmiştir. Ninnilerin içeriği, annenin gördüğüne ve yaşadığı duyguya göre şekillenmiştir. Anadolu topraklarında yaşamış, adları kaybolmuş annelerin sesinden doğan ninnilerle bestekârı ve güftekârı bilinen ninniler TRT nota arşivine alınmışlardır. Dolayısıyla bu değerli eserlerin müziksel bakımdan incelenmesi maksadıyla TRT nota arşivinden yararlanılmış ve birtakım değerlendirmeler yapılmıştır. Asırlar boyu anne sesinin tesiriyle, ninni varlığını bugüne değin korumuştur. Bu araştırmada, Anadolu ninnilerinin notaya alınan örneklerinden yola çıkarak yapılan müziksel incelemeye, bu inceleme neticesinde yapılan makam, ezgi kalıbı, usul, ezgisel seyir gibi değerlendirme ve analizine, anne sesinin bebek üzerinde etkisinin olup olmadığına ilişkin değerlendirmelere yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Ninni, Anadolu, geleneksel müzik, türkü, folklor, anne sesi
Türk müziğinde icra-teori birliğini sağlama konusunda ana dizi etkeni
Türk Müziği eğitiminde yıllardır süregelen icra ve nazariyat arasındaki çelişki, müzik eğitimi açısından çeşitli problemlere yol açmıştır. Söz konusu uyuşmazlıkların temelini 'ana dizi, aralıklar ve perde sistemi' ile ilgili-zaman zaman birbirleriyle çelişen-çeşitli fikirler oluştur-maktadır. Türk Müziğinde icra-teori birliğini sağlama noktasında 'ana dizinin' seçiminin önemli bir etken olduğu düşünülmektedir. Bu anlamda tez kapsamında, Türk Musikîsinde yüzyıllardır kullanılagelen 17 perdeli sistemi etkin bir biçimde yansıtan ve referans sesi ola-rak La=440hz'i esas alan 'doğal do dizisinin' Rast dizisi olarak kabul edilmesi önerilmek-tedir. Böylesi bir kabulün icra alanına ve eğitim müziğine kazandırılmasının hem Türk Mü-ziği'nin evrensel platformda tanınır olması hem icra ile teori arasındaki birlikteliğin daha güçlü bir biçimde sağlanabilmesi hem de 'nota yazım sistemi' ile icra arasında bağlantının güçlendirilebilmesi adına önem arz ettiği düşünülmektedir. Anahtar sözcükler: Türk Müziği, ana dizi, doğal dizi, icra-teori birliği, Müzik teorisi tarihi
Dilsiz kavalda üfleme teknikleri
Bu tez çalışması, dilsiz kaval çalgısında üfleme tekniklerine bağlı olarak ortaya çıkan entonasyon problemlerini incelemek ve bu sorunlara çözüm üretmek amacıyla hazırlanmıştır. Dilsiz kavalda sabit bir dil mekanizmasının bulunmaması, ses üretiminin tamamen icracının nefes kontrolü, dudak pozisyonu ve üfleme açısına bağlı olmasına yol açmaktadır. Bu durum, özellikle başlangıç seviyesindeki icracılarda doğru ses üretimini zorlaştırmakta ve entonasyon hatalarını artırmaktadır. Araştırmanın amacı, nota temelli üfleme egzersizleri geliştirerek entonasyon kontrolünü sağlamak ve dilsiz kaval eğitimine katkı sunmaktır. Çalışmada literatür taraması yapılmış, yedi alan uzmanından görüş alınmış ve bu veriler tematik analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Geliştirilen egzersizler, dört farklı üfleme kademesi çin tasarlanmış ve nefes kontrolü, dudak kaslarının güçlendirilmesi ve parmak- üfleme senkronizasyonu üzerine odaklanmıştır. Bulgular, egzersizlerin entonasyon hatalarını azaltmada, ton kontrolünü geliştirmede ve teknik becerileri artırmada etkili olduğunu göstermektedir. Uzman görüşleri, dudak kaslarını geliştiren ek çalışmaların ve dilsiz kaval için yeni etütlerin hazırlanmasının önemini ortaya koymuştur.
Bitlis yöresi Halk Eğitim Merkezleri'nde verilen bağlama eğitiminin incelenmesi
Bu araştırmada, Bitlis yöresindeki Halk Eğitim Merkezlerinde yürütülen bağlama eğitimi süreci incelenmiştir. Nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiş, veriler tarama modeli doğrultusunda yapılandırılmış görüşme tekniğiyle toplanmıştır. Araştırma grubunu, Bitlis Merkez, Tatvan, Ahlat ve Adilcevaz ilçelerinde görev yapan yedi bağlama eğitmeni oluşturmaktadır. Görüşmeler sesli ve görüntülü olarak kaydedilmiş, yazıya aktarılmış ve betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırma bulguları, bağlama eğitiminde çalgının fiziksel yapısı, makam ve usul öğretimi, kurs sürelerinin yeterliliği, temel müzik kuramı ve tartım kalıpları öğretimi, materyal kullanımı, etüt ve dizi çalışmaları ile yöresel eser ve repertuar seçimi gibi konularda benzerlikler ve farklılıklar bulunduğunu göstermektedir. Bu çalışma, halk eğitim merkezlerinde verilen bağlama eğitiminin mevcut durumunu ortaya koyarak, alandaki uygulamaların gelişimine katkı sağlamayı amaçlamaktadır.
Kültürel performans bağlamında Mevlevi sema törenleri
Mevlevi sema törenleri, köklü bir Türk İslam geleneğinin canlı bir örneğini sunmakta ve kültürel zenginliğiyle dikkat çekmektedir. Bu gelenek, 13. yüzyılda yaşamış ünlü mistik ve şair Mevlâna Celaleddin Rumi'nin derin öğretilerinden esinlenerek geliştirilmiştir. Mevlâna'nın tasavvufi anlayışını ve insana dair evrensel mesajlarını yansıtan bu törenler, semazenlerin eşsiz dönme performanslarıyla sembolize edilir. Her biri uzun bir eğitim sürecinden geçen semazenler, dönüş hareketleriyle Allah'a olan aşkı ve bağlılığı ifade ederler. Bu dönüş, aynı zamanda insanın içsel yolculuğunu ve manevi arayışını temsil eder. Mevlevi sema törenleri, kültürel performansın çeşitli alt başlıklarını bünyesinde barındıran ve bu bağlamda kültürel performansın en önemli örneklerinden biri olarak nitelendirilebilecek bir ritüeldir. Bu törenler, toplumun değerlerini, inançlarını ve tarihsel süreç içerisinde kazandığı kültürel birikimleri yansıtan bir performans biçimidir. Mevlevi sema törenleri, ritüelistik yapısı, müzikal unsurları, sembolik hareketleri ve katılımcıların manevi deneyimleriyle kültürel performansın tüm bileşenlerini içermektedir. Bu çalışma, Anadolu'nun köklü geleneği Mevleviliğin sembolü olan sema törenlerini, kültürel performans kavramı çerçevesinde değerlendirir. Aynı zamanda Mevlevilik geleneğinin tarihsel kökenlerini, zaman içinde geçirdiği evrimi ve ritüellerini performans kuramı perspektifinden derinlemesine inceleyecektir. Kültürel performansın öncü bir örneği olmasına rağmen, bu alanda yapılmış mevcut bir araştırmanın bulunmaması, incelediğimiz konuyu daha özel ve önemli kılmaktadır. Bu nedenle, çalışmamız sadece akademik bir boşluğu doldurmakla kalmayacak, aynı zamanda Mevlevi geleneğinin zengin mirasını daha geniş kitlelere tanıtma amacını da taşıyacaktır.
Bağlama öğretimi ile Suzuki Keman Öğretiminin yöntem bakımından karşılaştırılması
Bu araştırmada Türkiye'deki bağlama eğitim yöntemleriyle dünyada kabul görmüş Suzuki Keman Öğretim Yöntemi karşılaştırılmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda bağlama, bağlamanın tarihi, bağlamanın çeşitleri, bağlamanın bölümleri; bağlama öğretim yöntemleri; Suzuki, Suzuki'nin hayatı, Suzuki'nin müzik eğitim yöntemi ve felsefesi araştırılmıştır. Araştırmada literatür kaynak taraması yöntemi kullanılmıştır. Araştırma bağlama ve keman yöntemi ile sınırlandırılmıştır. Araştırma sonucunda yukarıda belirtilen öğretim yöntemlerinin benzerlikleri ve farklılıkları ortaya konulmaya çalışılmış ve bu sonuçlara ilişkin öneriler sunulmuştur.
Çorum âşık müziğindeki müzik bileşenleri
Anadolu'nun birçok yöresinde olduğu gibi Çorum'da da zengin bir halk müziği birikimi görülmektedir. Çorum yöresi hem anonim Orta Anadolu türkülerine hem de âşık müziğine ev sahipliği yapmaktadır. Âşık müziği, çok eski çağlardan günümüze kadar taşınan sözlü kültürün bir kolu olup, usta çırak ilişkisiyle gelecek nesillere aktarılan geleneksel bir müziktir. Genel yapısı itibarıyla benzer biçimsel özellikler gösterse de yöreden yöreye farklılıklar da arz etmektedir. Çalışmanın ilk bölümünde kültür, halk müziği ve âşık müziği genel çerçevede özetlenmiştir. İkinci bölümde çalışmanın yöresi olan Çorum'a dair bilgiler verilmiş ve çalışmanın ana konusunu oluşturan âşık müziği incelenmiştir. Çorum yöresinde yetişmiş on adet âşığa ait üçer eser; şiir, makâm, seyir, ölçü gibi alt başlıklarla analiz edilmiştir. Bu analizler sonucunda, Çorum âşık müziğinde kullanılan ortak ögeler belirlenmeye çalışılmış, yöreye ait müzik unsurları ortaya konmuştur. Aynı coğrafyada yetişen âşıkların birbirlerinden etkilendiği, müzikal anlamda benzer özellikler içeren eserler ortaya koydukları tespit edilmiştir.
Tarihsel süreç içinde mevlid icrası
Coğrafyamızda yaklaşık 600 yıldır icra edilen ve köklü bir gelenek haline gelen Süleyman Çelebi'nin Vesiletü'n Necât isimli eseri birçok insanın özel günlerinde icra ettiği/ettirdiği bir eserdir. Bu eserin yanı sıra farklı mevlidler yazılmış olsa da en çok icra edilen ve mevlid denince akla gelen ilk eser bu "mevlid" olmuştur. Elimizde bulunan mevlid mecmualarında mevlidhanların icraları sırasında okuyacakları beyitleri hangi makamda okuyacaklarını hatırlamaları hususunda yardımcı olacak makam isimleri not alınmıştır. İncelemeye konu olan 7 mecmuanın birbiriyle tutarlılığı, mevlidin doğaçlama olarak icra ediliyor olmasına rağmen genel olarak ustadan çırağa üslup ve makamsal yapı açısından güçlü bir biçimde aktarıldığını göstermektedir. Günümüz mevlidhanlarının icralarının ezgisel ve makamsal açıdan tek tipleşmesinden dolayı, geleneğin anlaşılıp günümüz icralarına ezgisel ve makamsal zenginlik açısından katkı sağlaması büyük önem arz etmesi ve bu alandaki çalışmaların azlığı yazarın konuyu çalışma isteğini artırmıştır. Ele aldığımız 7 mecmuanın birbirleriyle kıyaslanmasının yanı sıra Kâni Karaca (1930-2004) ve Hafız Mecid Sesigür'ün (1903-1962) ulaşılabilen mevlid kayıtlarının transkripsiyonu yapılıp, "ezgi çekirdekleri" temelli analiz yöntemiyle makamlarını tespit edip, 7 mecmua ve iki son dönem icracının tamamının bir tabloda kıyaslanarak mevlid icrasının nazari açıdan yaklaşık 300 yıl içerisindeki değişiminin tespiti amaçlanmıştır. Bu tespit: geleneğin sonraki nesillere aktarımı noktasında meşk sisteminin günümüzdeki boşluğunu doldurmaya yardımcı olacaktır.
İsak Varon'a ait TRT repertuarında yer alan eserlerin makamsal analizi
Bu çalışmada, gayr-ı Müslim Bestekârlarımızdan İsak (İzak) Varon'a ait TRT repertuarında yer alan farklı makamlarda bestelenmiş eserlerin makam özelliklerinin ve usûllerinin ayrı ayrı açıklanmasının ardından makamsal analizleri yapılmıştır. Bu vesileyle, Türk mûsikîsinin bütünü içerisinde makamsal özellikler, üçlü, dörtlü, beşli, geçki ve çeşniler ortaya konularak farklı 16 makamdaki eserlerin ölçü bazında işlenmesi ve bu anlamda Türk mûsikîsi bestekârları arasında yerinin olduğunun belirlenmesi yönünden ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışma, TRT repertuarında yer alan İsak Varon'un bestelemiş olduğu eserlerinin makamın özümsenmesi, daha önce böyle bir çalışmanın yapılmamış olması nedeniyle önem arz etmektedir. Ayrıca, çalışma Türk toplumuna mal olmuş sanatçı ve eserlerinin tanıtılması, yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması, daha sonra yapılacak bilimsel çalışmalara araştırmacı ve eğitimcilere katkı sağlaması yönünden önem taşımaktadır
Harput (Elazığ) musikisinde kullanılan çalgıların musikî içerisindeki ağız-tavır ile etkileşimleri
Harput (Elazığ) ağzı Türk Halk Musıkîsi içerisinde özel bir tavır özelliğine sahiptir. Türk Halk Musıkîsi İçerisinde yer alan diğer Ağızlar ( Arguvan Ağzı, Barak Ağzı, Bozlak Ağzı) gibi çalım ve okunuşunda ki farklılıklar ile kendini belli eden Harput (Elazığ) Ağzı bulunduğu bölgede de ayrı bir yere sahiptir. Hoyrat Yöreleri olarak bilinen Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri ile Kerkük-Azerbaycan Yörelerinde de Harput (Elazığ) Ağzının önemi büyüktür. Kendine özgü makamların yanı sıra Türk Musıkisi Makamlarının da ağırlıklı olarak icra edildiği yörede, kullanılan usul kalıpları da yöre tavrının oluşumunda büyük rol oynamaktadır. Harput (Elazığ) Musıkîsi içerisinde kullanılan çalgılar tarih boyunca değişkenlik göstermekle beraber günümüz Harput (Elazığ) Musıkîsinde ağırlıklı olarak Türk Müziği Enstrümanları (Klarnet, Kanun, Cümbüş, Ud, Keman, Tef, Darbuka, Davul ) kullanılmaktadır. Yöre de kullanılan okuma ağzının kullanılan çalgı karakterlerini doğrudan etkilediği ve çalgılara özel bir tavır olarak yansıdığı açıktır. Geçmiş dönemlerde yörede çalgı çalmanın tenkit edildiği, okuyucu olmanın daha prestijli sayıldığı birçok yazılı kaynakta mevcuttur. Bu konu dikkate alındığında çalgı çalan kişilerin daha çok yörede yaşayan gayrimüslimler olduğu ve yöre müziğini okuyuculardan dinleyerek icra ettikleri açıkça görülmektedir. Yöre tavrını okuyucudan alan çalgı çalan kişiler okuma tavrına göre sazlarının icra karakterlerini belirleyip yöre tavrının oluşumunda büyük rol oynamışlardır. Bu çalışmada yöre sanatçıları ile yapılan görüşmeler sonucunda, yazılı kaynaklar ve internet kaynakları taranarak, yörede okuyucu tavrının saz icralarına etkisi tespit edilmiştir.
Türk müziği viyolonsel eğitiminde başlangıç seviyesinde karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri
Viyolonsel eğitiminde, belirli tekniklerin kullanılmasına yönelik ya da geliştirici tekniklerin öğrencinin genel durumuna bağlı oluşturulması ifade edilmektedir. Özellikle de viyolonselin başlangıç seviyesinde, söz konusu tekniğin önemi, kişinin bilişsel süreçte ya da psiko-motor becerilerinde önemli bir mekanizmadır. Bu yönde kişinin iyi bir eğitim sürecinden geçebilmesi, öğreticinin en uygun metodu kullanma ya da Türk musikisinin bu metotlar içerisinde yer edinmesi gerekliliğine yönelik değerlendirilmeler yapılmakta ve literatürde de bu durum, en sık şekilde değerlendirilen unsurlar arasında yer edinmektedir. Araştırma kapsamında da değerlendirmeler özellikle de bu temelde yapılmış ve tekniklerin bilinme düzeyinin ya da en çok tercih edilen eserlerin Türk ya da batı musikisi yönünde irdelenmesi sağlanmıştır. Araştırma sonucunda ise, katılımcıların çoğunluğu erkektir. Katılımcılar genel olarak lisans mezunudur. Genel yaş aralığı ise 25 ila 40 yaşları arasındadır. Eğitim gördükleri liseler ise güzel sanatlar lisesinden daha çok genel lisedir. Eğitim sürecinde kullandıkları teknikler ise, genelde batı müziğine yönelik teknikler şeklinde belirlenmiştir. Katılımcıların bir kısmı sağ el, bir kısmı ise sol el kullanımının daha baskın olduğunu söylemiştir. Ancak genel çerçevede sol elin, viyolonsel çalmada daha önemli bir işlevselliğe dayandığını vurgulamışlardır. Öğretim sürecinde kullanılan teknikler arasında ise, bilgi düzeylerine yönelik irdelemeler mevcuttur. Bunlardan makam, legato, staccato, detache, portato, fouette, martele, colle, spiccato, ricochet, tremolo, sautille, vibrato, grupetto, glissando, flageolet, mordan, abantı, trill ve çarpma tekniklerine yönelik bilgiler, araştırma bağlamında öğrenilmiştir. Buna göre bütün değerlendirmelerde önemli, önemsiz ya da herhangi bir cevap oluşturamayan kişilerin fazlaca olduğu belirlenmiştir. Bu tür süreçlerde metot kullanımlarının, gerekli ve yeterli ölçüde bilgiden uzak kalındığı ve daha geniş kapsamda bilgilerinin olması gerekliliği belirtilebilmektedir.
Türkiye'deki güzel sanatlar liseleri çalgı eğitimi kanun dersi öğretim programının uygulanışına yönelik öğretmen ve öğrenci görüşleri
Bu araştırma Türkiye'deki Güzel Sanatlar Liseleri (GSL) müzik bölümlerinde Çalgı Eğitimi (Kanun) Dersi Öğretim Programının uygulanışına yönelik öğretmen ve öğrenci görüşlerini belirli boyutlarıyla ele alıp incelemek ve ortaya çıkan verilerle Öğretim Programının geliştirilmesine yönelik görüş ve önerilerle katkıda bulunmak amacıyla yapılmıştır. Araştırma var olan durumu ortaya koymak amacıyla betimsel yöntem kullanılarak gerçekleştirilmiş; veri toplama araçları olarak, kaynak tarama ve anket tekniğinden yararlanılmıştır. Kaynak tarama çalışmasında konu ile ilgili kitaplar, bilimsel yazılar ve tezler incelenmiş; Internet ortamından da kaynak tarama kapsamında yararlanılmıştır. Bu yöntemle araştırmaya zemin oluşturacak eğitim, sanat, sanat eğitimi, müzik, müzik eğitimi, kanun, kanun eğitimi, Güzel Sanatlar Liseleri ve öğretim programları konuları incelenmiştir. Verilerin büyük bölümü anket uygulanarak elde edilmiş; ülkemizde kanun eğitimi verilen 21 GSL'den örneklem grubunu oluşturan 19 öğretmen ve 99 öğrencinin görüşlerine başvurulmuştur. Anketler tablolaştırılıp temel istatistiksel hesaplamalarla yorumlanmıştır, elde edilen bulgu ve yorumlara göre sorunların çözümüne yönelik öneriler geliştirilmiştir. Türkiye'de GSL'de kanun eğitimi ile ilgili yapılmış ilk çalışma olan bu araştırmada kanun öğretmenlerinin ve öğrencilerinin taşıdıkları belli başlı özellikler, kanun öğretmenleri ve öğrencilerinin Çalgı Eğitimi Kanun Dersi Öğretim Programının uygulanışına ilişkin görüşleri, ders içinde kullanılan metot ve kitaplar, ölçme ve değerlendirme yaklaşımları, öğretmen ve öğrencilere göre kanun eğitiminde karşılaşılan problemler ve kanun eğitiminin geliştirilmesine yönelik görüş ve öneriler ortaya konmuştur.
Suzidilara makamı tarifinde kuramcı görüşleri ve makamda bestelenen eserlerin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Türk mûsikî kuramcılarının nazariyat kitaplarında Suzidilara makamının tarif ediş biçimleri ve bu makamda bestelenen eserlerin makam tarifine uygunluğu, işlenişi ve kullanımını belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda, Suzidilara makam tanımını yapan farklı on kuramcının görüşlerinden yararlanılmış ve 52 adet çeşitli formlarda eser incelemesi yapılmıştır. İncelenen eserler, bestelendiği tarih göz önüne alınarak Suzidilara makamının terkibi hakkında fikir sahibi olunmuştur. Ulaşılabilen 52 adet eserin her birinin dizisi ve makam özellikleri tespit edilmiş, on kuramcının görüşleriyle ne derece örtüştüğünün neticesi ortaya konulmuştur. Kuramcı görüşlerinin ve incelenen eserlerin doğru orantılı olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Analiz sürecinde, önce 'makam' ve 'makam özellikleri' kavramları ele alınmıştır. Sonra araştırma için saz eserleri ve sözlü eserler olmak üzere çeşitli formlarda 52 adet eserin makamsal analizi açısından uygunluğu tespit edilmiştir. Araştırmanın, incelenen eserlerin sonuçlarına göre Suzidilara makamı tarifinin standartlaşmasına katkı sağlaması amaçlanmaktadır.
Türk müziği keman icrası başlangıç düzeyi eğitim modeli
Bu çalışmada konservatuarların müzik bölümlerinde okuyan keman öğrencilerinin, Türk müziği keman icrası başlangıç düzeyinde yaşamış oldukları sıkıntılardan yola çıkarak, TRT repertuarında en çok kullanılan on makama yönelik eserlerin çalımına kolaylık sağlaması amacıyla alıştırmalar yazılmıştır. Seçilmiş olan eserlerin her birinin makamına ve seyrine uygun esere hazırlayacağı biçimde alıştırmalar yazılmış olup, bu makamların sadece iki tanesi (Hicaz ve Buselik) üzerinden çalışma yapılmıştır. Bu alıştırmalar oluşturulmuş olan deney grubuna uygulanmış, kontrol grubuna ise öğretim elemanlarının kullanmış oldukları eğitim programları uygulanmıştır. Dört haftalık deney süreci video kaydı alınarak oluşturulan ölçek ile birlikte uzmanların değerlendirilmesine sunulmuştur. Çalışmanın başında hem deney hem de kontrol grubunun eşit şartlarda olduğu görülmüş, çalışmanın sonucunda ise alıştırmaların uygulandığı deney gurubu lehine sonuçlar elde edildiği tespit edilmiştir.