Yeditepe University
Anabilim Dalı

Eğitim Programları ve Öğretim Anabilim Dalı

Yeditepe University

515

Arşivlenen Tez

1

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkçe öğretmen adaylarının dinlediğini anlama becerilerine ilişkin görüşleri: Cornell not alma tekniği örneği

Bu araştırmanın amacı, Cornell not alma tekniği bağlamında Türkçe Öğretmenliği Ana Bilim Dalı öğrencilerinin dinlediğini anlama becerisi hakkındaki görüşlerini incelemektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Muş Alparslan Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği üçüncü sınıfta öğrenim gören 29 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama araçları demografik bilgi formu, yarı yapılandırılmış görüşme formu ve doküman evraklarından oluşmaktadır. Araştırmada uzman görüşleri doğrultusunda belirlenen metin türleri aracılığıyla lisans öğrencilerinden oluşan katılımcılara Cornell not alma tekniği kullanılarak 12 oturumluk eğitim verilmiştir. Eğitim sonunda yarı yapılandırılmış görüşme formuyla katılımcıların Cornell not alma tekniğine ilişkin görüşleri alınmıştır. Katılımcılara ait bu görüşler içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda katılımcılar, Cornell not alma tekniğini planlı çalışma, anlamlı öğrenme ve dinleme becerilerine yönelik bir teknik olarak tanımlamış; tekniğin etkili dinleme, bilgiyi ayırt etme, zamanı etkili kullanma, eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme ve problem çözme becerilerini geliştirdiğini belirtmiştir. Katılımcılar, Cornell not alma tekniği eğitimi sürecinde kaydetme basamağı, kısaltma basamağı, yansıtma basamağı ve özetleme basamağında problemler yaşamış ve bu problemlere ilişkin uygulamaya yönelik etkinlikler yapma, yeni bilgileri önceki bilgilerle ilişkilendirme, zamanı etkili kullanma ve uygun metinlerin seçimi konularında çözüm önerilerini sunmuştur. Katılımcılar, Cornell not alma tekniğinin uygulanması sürecinde çevresel ve bireysel faktörlerin dinleme becerilerine etki ettiğini ifade etmiştir.

Ali Haydar Akpolat
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sivil toplum kuruluşlarının eğitim etkinliklerinin ve eğitim ihtiyaçlarının analizi: Sürdürülebilir çevre alanı

Araştırma, sürdürülebilir çevre alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının mevcut eğitim etkinliklerine yönelik sivil toplum gönüllüleri, yöneticileri ve alan uzmanlarının görüşlerini ve STK'ların eğitim ihtiyaçlarını belirlemeyi amaçlamıştır. Eğitim ihtiyacını belirleme sürecinde ihtiyaç belirleme yaklaşımlarından demokratik yaklaşım kullanılmıştır. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada, olgubilim deseni benimsenmiştir. Çalışma grubu; 6 sivil toplum gönüllüsü, 6 sivil toplum yöneticisi ve 6 alan uzmanından oluşmuştur. Araştırmanın verileri, yarı yapılandırılmış görüşme formları aracılığıyla odak grup görüşmeleri sırasında toplanmıştır. Toplanan veriler Miles-Huberman nitel veri analiz adımları kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre sivil toplum kuruluşlarının; sürdürülebilir çevre ve kişisel gelişim temalarına yönelik, üye / gönüllüleri ve davetli alan uzmanlarının tarafından planlanan ve yürütülen, ortalama ayda bir kez ve yaklaşık 90 dakika sürecek şekilde, daha çok alternatif ölçme ve değerlendirme araçlarının kullanıldığı ve öğrenen odaklı eğitimler düzenlendiği belirlenmiştir. Gönüllülerin; sürdürülebilir çevre, kişisel gelişim ve savunuculuk faaliyetleri temalarında; iki haftada bir sıklıkta ve yaklaşık 75 dakika süren; grup çalışması ve etkileşime dayalı bir süreç içeren; alternatif ölçme ve değerlendirme araçlarının kullanıldığı eğitimlere ihtiyaç duyduğu gözlemlenmiştir. Sivil toplum kuruluşlarındaki eğitim etkinlikleriyle gönüllülerin ihtiyaçları arasında uyum tespit edilmiştir. Bu uyumunun; gönüllülerin istek ve ihtiyaçları doğrultusunda planlanan eğitimler sayesinde sağlandığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucu elde edilen bulgular çerçevesinde sivil toplum kuruluşlarının daha etkili ve amacına uygun eğitim etkinliği düzenleyebilmesi için eğitim ihtiyacı belirleme çalışması yapması ve eğitimin katılımcılarından sık geri bildirim alarak eğitim planlarını güncellemesi önerilmiştir.

Çevresel sürdürülebilirlik
Doğukan Sever
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmen adaylarının çocuk haklarına yönelik görüşlerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi

Günümüzün modern toplumunda üzerinde hassasiyetle durulması gereken önemli konulardan biri de çocuk ve çocuk haklarıdır. Bu bağlamda eğitim fakültelerinde öğrenim görmekte olan öğretmen adaylarının Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi'ni ve sözleşmenin temel ilkelerinin ne kadarını biliyor ve benimsiyor olduklarını öğrenmek araştırmanın konusunu oluşturmuştur. Bu araştırmanın amacı, eğitim fakültelerinde öğrenim görmekte olan öğretmen adaylarının çocuk haklarına yönelik görüşlerini ortaya çıkarmaktır. Araştırmanın hedef evrenini, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Gazi Üniversitesi ve Akdeniz Üniversitesinin eğitim fakültelerinde öğrenim görmekte olan tüm öğrenciler oluşturmaktadır. Çalışma grubunu ise 2016-2017 eğitim öğretim yılı içerisinde Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Gazi Üniversitesi ve Akdeniz Üniversitesinin eğitim fakültelerinde öğrenim gören ve basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle belirlenen 1271 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmada öğretmen adaylarının çocuk haklarına yönelik görüşlerini saptamak amacıyla veri toplama aracı olarak Kaya (2011) tarafından geliştirilen Öğretmen Adaylarının Çocuk Haklarına İlişkin Görüşleri adlı anket formu kullanılmıştır. Ölçme aracı iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, araştırmaya katılanların kişisel bilgilerinin yer aldığı kısımdır. İkinci bölüm ise anket sorularının bulunduğu kısımdır. Ankette uç değerlerin olup olmadığı kontrol edilmiştir. Ardından geçerli ve güvenilir analizler yapabilmek için eksik verilerin olup olmadığı kontrol edilmiş, ölçekte kayıp verilerin bulunmadığı gözlenmiştir. Normallik varsayımlarının sağlanıp sağlanmadığının kontrol edilmesi için veri setinde yer alan tüm maddeler için ayrı ayrı çarpıklık-basıklık katsayısı incelenmiştir. Dağılımın normal olmadığına ve parametrik olmayan testlerin kullanılmasına karar verilmiştir. Dolayısıyla katılımcılardan elde edilen görüşler arasında kişisel değişkenlere göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olup olmadığının belirlenmesi için SPSS paket program yardımıyla non-parametrik testlerden Mann Whitney-U ve Kruskall Wallis testi ile betimsel istatistiklerden frekans ve yüzde hesaplamaları kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen bulgulara göre öğretmen adaylarından çoğunun Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi'ni okumadığı ve daha önce çocuk hakları ya da insan hakları ile ilgili bir eğitim almadıkları saptanmıştır. Öğretmen adaylarının maddelere verdikleri yanıtlardan elde edilen sonuçlara göre cinsiyet, öğrenim görülen üniversite, öğrenim görülen program türü, yaşamının çoğunu geçirdiği yerleşim yeri, sınıf düzeyi, branşını severek seçme ve ailelerinin gelir durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılıkların olduğu saptanmıştır.

Aday öğretmenlerÇocuk Hakları SözleşmesiÇocuk hakları+2
Mehmet İşler
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Akran zorbalığına ilişkin lise öğretmenlerinin tutum ve görüşleri

Bu çalışmada, liselerde görev yapan öğretmenlerin akran zorbalığına yönelik görüşlerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada karma araştırma yöntemi ve eşzamanlı üçgenleme deseni kullanılmıştır. Araştırmanın nicel örneklemini 2023-2024 yılında Van ili merkez ilçelerinde görev yapan 300 lise öğretmeni oluşturmaktadır. Çalışma grubunun belirlenmesinde olasılıklı örnekleme yöntemlerinden küme örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışmanın nitel kısmı 2023-2024 eğitim öğretim yılında Van ili merkez ilçeleri liselerinde görev yapan 20 öğretmenle yürütülmüştür. Çalışma grubunun seçilmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi kullanılmıştır. "Kişisel Bilgi Formu", Yeşilyaprak ve Balanuye (2012) tarafından geliştirilen "Okul Zorbalığına İlişkin Öğretmen Tutumları Ölçeği" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" ile veriler toplanmıştır. Analiz sürecinde betimsel istatistikler, T-testi, tek yönlü varyans analizi, çoklu karşılaştırma testlerinden Gabriel testi analizi gibi istatistiksel yöntemler kullanılmıştır. Araştırmanın nitel kısmından elde edilen veriler içerik analiziyle incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; okul zorbalığına yönelik öğretmen tutumları öğretmenlerin cinsiyetine, görev süresine, branşa göre anlamlı düzeyde farklılaşırken; yaş aralığı, öğrenim düzeyi, görev yapılan okul türü, hizmet içi eğitim alma durumlarına göre anlamlı farklılığın olmadığı görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre öğretmenler akran zorbalığını baskı, saldırı ve rahatsız edici davranışlar kelimelerini kullanarak tanımlamaktadırlar. Akran zorbalığının sebepleri çevresel, kişisel ve ailesel faktörler olarak üç tema altında incelenmiştir. Öğretmenler zorbalıkla baş etme stratejilerinde en fazla öğrenci ile görüşme ve nedenini anlamaya çalışma, rehberlik servisiyle iş birliği yapma, zorbayı uyarma ve kurbanı destekleme stratejilerini kullanmaktadırlar. Katılımcıların son olarak akran zorbalığı önlemek için; öğrenci seminerleri düzenleme, empati etkinlikleri düzenleme ve atılganlık eğitimi verme gibi önerilerde bulunmuşlardır.

Lise öğretmenleriÖğretmen tutumu
Elif Emek
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lise öğrencilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile sosyal medyayı eğitsel kabullenme düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın temel amacı lise öğrencilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ve eğitsel amaçlı sosyal medya kabul düzeylerini ortaya çıkarmak ve aralarındaki ilişkinin incelenmesidir. Aynı zamanda bazı demografik değişkenlerin (cinsiyet, okul türü, sınıf düzeyi, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, aile gelir durumu) öğrencilerin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ve eğitsel amaçlı sosyal medya kabulleri üzerinde etkili olup olmadığı araştırılmıştır. Bu araştırma nicel araştırma türlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evreni Uşak ilinde 2021-2022 eğitim–öğretim döneminde üç farklı okul türünde öğrenim gören 9, 10, 11 ve 12. sınıf düzeyindeki lise öğrencilerinden meydana gelmektedir. Araştırmanın örneklemi ise rahat ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle belirlenen ve araştırmaya gönüllü olarak katılan 783 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından hazırlanan "Demoğrafik Bilgi Formu", Kılıç ve Yılmaz (2021) tarafından geliştirilen ''Eğitsel Amaçlı Youtube Kabul'' ölçeği ve Diker-Coşkun (2009) tarafından geliştirilen ''Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimleri Ölçeği" kullanılmıştır. Öğrencilerin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile eğitsel amaçlı Youtube kabulleri cinsiyet, okul türü, sınıf düzeyi, anne öğrenim durumu, baba öğrenim durumu ve aile gelir düzeyi değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğini tespit etmek amacıyla iki değişkenli verilerde bağımsız gruplar için t-testi, ikiden fazla değişkene sahip olan verilerde tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Tek yönlü varyans analizi sonrası ikili gruplar arasındaki anlamlı farkları belirlemek amacıyla post-hoc testlerinden Tukey tercih edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesinde korelasyon tekniğinden yararlanılmıştır. Ayrıca, frekans, yüzde, standart sapma ve ortalama betimleyici istatistikleri kullanılmıştır. Veriler SPSS 22.0 yardımıyla istatistiksel teknikler kullanılarak çözümlenmiş ve yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre öğrencilerin yaşam boyu öğrenme eğilimleri (ybö) ile eğitsel amaçlı Youtube kabulleri arasında negatif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Öğrencilerin ybö eğilimlerinin cinsiyet ve okul türü değişkenleri bakımından anlamlı farklılaşırken, sınıf düzeyi, anne öğrenim durumu, baba öğrenim durumu ve aile gelir düzeyi değişkenleri bakımından anlamlı farklılaşmadıgı tespit edilmiştir. Diğer taraftan ise öğrencilerin eğitsel amaçlı Youtube kabulleri okul türü ve sınıf düzeyi değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir biçimde farklılaştığı, buna karşın cinsiyet, anne öğrenim durumu, baba öğrenim durumu ve aile gelir düzeyi değişkenlerinin öğrencilerin eğitsel amaçlı Youtube kabullerini anlamlı düzeyde etkilemediği saptanmıştır.

Eğitim teknolojisiLise öğrencileriSosyal medya+2
Rıdvan Dökmeci
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dijital bağımlılık farkındalığı programının geliştirilmesine yönelik ihtiyaç analizi: Ortaokul düzeyi

Bu çalışmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin 'Dijital Bağımlılık Farkındalığı Programı'na yönelik eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesidir. Araştırmada karma yöntem araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında tarama deseni, nitel kısmında durum çalışması kullanılmıştır. Nitel bölümdeki çalışma grubu sekiz okul psikolojik danışmanı ve sekiz konu alanında uzman akademisyen olmak üzere 16 kişiden, nicel bölümdeki çalışma grubu ise Ordu ili Ünye İlçesi'nde çeşitli ortaokullarda öğrenim gören 306 ortaokul öğrencisinden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak, Kişisel Bilgi Formu, Çocuklar İçin Dijital Bağımlılık Ölçeği ve Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Elde edilen nicel verilerin analizinde Jamovi 2.3.24 programı kullanılmıştır. Ölçek puanlarının karşılaştırılmasında Bağımsız Örneklemler T Testi ve ANOVA analizi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırma sonucunda altı temadan oluşan, öğrenme öğretme süreci ve ölçme değerlendirme yöntemlerini de içeren bir program önerisi ortaya çıkmıştır. Dijital Bağımlılık Ölçeği uygulanan ortaokul öğrencilerinden; yaşı büyük olanların küçük olanlara göre, diğer ortaokullarda eğitim gören öğrencilerin imam hatip ortaokullarında eğitim gören öğrencilere göre, 8. Sınıfta okuyan öğrencilerin 5,6,7. Sınıflarda okuyan öğrencilere göre, herhangi bir sanat dalı faaliyetine katılım gösteren öğrencilerin katılım göstermeyenlere göre, anne- baba ile daha fazla vakit geçiren öğrencilerin anne- baba ile daha az vakit geçirenlere göre, daha fazla dijital cihaz kullanan öğrencilerin daha az dijital cihaz kullananlara göre, günlük dijital cihaz kullanım süresi fazla olan öğrencilerin cihaz kullanım süresi daha az olanlara göre, telefon ve BT araçları kullanan öğrencilerin telefon ve BT cihazları kullanmayanlara göre dijital bağımlılık düzeyleri daha yüksek bulgulanmıştır.

Dilek Tokatlı
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hazırlık okulu öğrencilerinin İngilizceye yönelik demotivasyon, özyeterlilik ve kaygı düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; bir devlet üniversitesindeki hazırlık sınıflarında yabancı dil eğitimi gören öğrencilerinin; yabancı dil kaygısı, yabancı dile yönelik öz-yeterlilik inancı ve demografik değişkenleri (anne-baba eğitim düzeyi, sosyo-ekonomik durum, başarı, fakülte, cinsiyet) ile yabancı dil öğrenme demotivasyonları arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Araştırmada, nicel araştırma desenlerinden keşfedici korelasyonel taramatürü kullanılmıştır. Veriler, toplamda 91 maddeden oluşan üç farklı ölçek (İngilizce Demotivasyon Ölçeği, Yabancı Dil Kaygısı Ölçeği, İngilizce Öz-yeterlilik İnancı Ölçeği) ve demografik özellikler formu yoluyla toplanmıştır. Elde edilen veriler korelasyon, ANOVA ve t-testi analizleri ile betimsel istatistikler kullanılarak incelenmiştir. Bulgulara göre, öğrencilerin İngilizce öğrenmeye yönelik demotivasyon seviyelerinin yüksek olduğu, İngilizce öz-yeterlilik inançlarının ve yabancı dil sınıf içi kaygı seviyelerinin ise orta derecede olduğu saptanmıştır. Demotivasyon ölçeğinin alt boyutları ile öz-yeterlilik ve kaygı ölçeklerinin alt boyutları arasında anlamlı ilişkiler saptanırken; toplam puanlarda demotivasyon ile İngilizce öz-yeterlilik arasında ve demotivasyon ile yabancı dil sınıf içi kaygısı arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Öğrencilerin demotivasyon düzeyleri ile anne-baba eğitimleri, üniversite giriş puanları, fakülteleri, yabancı dil seviyeleri arasında anlamlı farklılık gözlemlenmektedir. Fakat demotivasyon düzeyleri sosyo-ekonomik duruma göre farklılaşmaktadır. Benzer şekilde, demotivasyon düzeyleri için cinsiyete göre de anlamlı farklılık gözlemlenmektedir. Elde edilen bulgular alan yazın ışığında tartışılarak araştırmacılar, karar alıcılar ve uygulayıcı olan öğretmenlere yönelik öneriler sunulmuştur.

DemotivasyonDil kaygısıDil öğrenimi+7
İlknur İlgar
Ege University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Matematik öğretiminde çokkültürlü eğitim ve ters yüz sınıf modeli ile öğrencilerin hoşgörü değerine yönelik farkındalıklarını ve matematik muhakeme becerilerini geliştirmeye yönelik eylem araştırması

Bu araştırmanın amacı matematik öğretiminde çok kültürlü eğitim ve ters yüz sınıf modeline dayalı öğretiminin altıncı sınıf öğrencilerinin hoşgörü değerine yönelik farkındalıklarını ve matematik muhakeme becerilerini geliştirmek ve öğretimde karşılaşılan sorunları gidermek için uygulanan eylem araştırmasının sonuçlarını değerlendirmektir. Araştırmanın katılımcılarını 23 altıncı sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Katılımcılar amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme kullanılarak belirlenmiştir. Veri toplama araçları olarak hoşgörü değerine yönelik farkındalık düzeyi belirleme formu ve matematik muhakeme becerisine yönelik farkındalık düzeyi belirleme formu, kişisel bilgiler formu ve yarı yapılandırılmış görüşme formları ile kamera kaydı, öğrenci öz-değerlendirme formu, senaryolar, araştırmacı ve öğrenci günlükleri kullanılmıştır. Araştırma 2021-2022 öğretim yılının bahar döneminde üç döngü ve altı eylem planı olarak gerçekleştirilmiştir. Eylem araştırmasına başlamadan önce mevcut durumu belirlemek için öğrencilerle odak grup görüşmeleri yapılmış ve bu görüşmeler temel alınarak senaryolar oluşturularak öğrencilere uygulanmıştır. Araştırmada hoşgörü değerine yönelik farkındalık kazandırmak için çok kültürlülüğün alt boyutlarına yönelik etkinlikler ve senaryolar hazırlanmıştır. Bu etkinlikler ve senaryolar altı hafta boyunca matematik derslerinde araştırmacı tarafından uygulanmıştır. Ayrıca öğrencilerin matematik muhakeme becerilerini geliştirmek için araştırmacı tarafından geliştirilen etkinlikler uygulanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi kullanarak analiz edilmiştir. Araştırmada geçerlik için uzman görüşleri ve güvenirliğin sağlanması için katılımcılarla uzun süreli etkileşim, sürekli gözlem, çeşitleme, katılımcı dürüstlüğünü destekleyici çalışmalar, tekrarlı sorgulamalar, kısa aralıklı toplantılar, meslektaş değerlendirmeleri ve kodlayıcılar arası güvenilirlik katsayısı hesaplama yöntemleri kullanılmıştır. Senaryoların dereceli puanlama anahtarı ile analizinden elde edilen bulgular öğrencilerin hoşgörü değeri ve matematik muhakeme becerilerinin eylem araştırmasından önce düşük düzeyde olduğunu göstermiştir. Eylem araştırmasının sonunda uygulanan senaryolardan elde edilen sonuçlara göre, öğrencilerin eylem araştırması sonrasında çok kültürlülüğün kültür, ırk-köken, cinsiyet, sosyo-ekonomik düzey, dil, inanç farklılığı alt boyutlarına yönelik hoşgörü farkındalıklarının arttığı bulunmuştur. Ayrıca eylem araştırması sonunda yapılan görüşmeler sonucunda öğrenciler eylem araştırması öncesine göre insanları daha iyi anladıklarını ve insanlara karşı daha hoşgörülü olduklarını belirtmişlerdir. Ayrıca sonuçlar matematik muhakeme becerisinin tahmin etme, rutin olmayan problemlerin çözümü, örüntüleri tanıma, çözüm için mantıklı yollar geliştirme, aynı verinin farklı gösterimi ve genelleme becerilerinde öğrencilerin gelişim gösterdiğini ancak çözüm yolunun doğruluğuna karar verme alt becerisinde gelişim göstermediklerini ortaya çıkarmıştır. Eylem araştırması sonunda yapılan görüşmeler sonucunda öğrenciler, matematik muhakeme becerisine yönelik yapılan etkinlikler ile matematik dersini daha iyi anladıklarını ve derse olan ilgilerinin arttığını belirtmişlerdir. Ayrıca öğrencilerle yapılan görüşmeler sonucunda öğrenciler ters yüz sınıf modeli ile yapılan dersin geleneksel sınıf modeline göre daha eğlenceli ve faydalı olduğunu belirtmişlerdir. Elde edilen bulgular ışığında çok kültürlü matematik öğretimi ve muhakeme becerilerinin geliştirilmesine yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Fırat Kılavuz
Mersin University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebeveynlerin okul öncesi eğitimi tercih etme nedenleri (İstanbul ili örneği)

Artan nüfus nedeniyle yoğun rekabet ortamı giderek artmaktadır. Bu yoğun rekabet ortamında bireylerin farklı olabilmesi için iyi bir eğitim alması artık kaçınılmaz olmuştur. Bu nedenle eğitimin ilk basamağı olan okul öncesi eğitimin önemi her geçen gün artmaktadır. Ebeveynler çocuklarının okul öncesi eğitimi alması için, kaliteli eğitim alabileceği okulları aramaktadır. Bu çalışma İstanbul Tuzla ilçesinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı anaokulunda, eğitim gören çocukların ebeveynleri ile yapılmıştır. Çalışmanın yöntemi olarak nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen veriler ise betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırma bulgularına göre okul öncesi eğitimin zorunlu ve gerekli olduğunu, çocukların gelişimi için okuldan ve özellikle öğretmenden beklentilerin yüksek olduğunu göstermektedir. Ankete katılan ebeveynlerin çoğunluğunun çalışan ebeveynler olduğu ve okul öncesi kurumlarının güvenli bir yer olarak görüldüğü gözlemlenmiştir. Ayrıca, okul öncesi eğitim kurumlarının eğitim ve öğretim amaçlı kurumlar olarak kabul edildiği ve ebeveynler tarafından benimsendiği görülmektedir. Ankette, velilerin okul öncesi eğitimin ücretsiz olması gerektiği, kurumun yerleşim yerlerine ve kendi evlerine yakın olması gerektiği, okulun fiziksel yapısının çocukların gelişim özelliklerine uygun olması ve çocuk sağlığına uygun yapıda olması gerektiği düşüncesi öne çıkmıştır. Çalışmanın sonucunda hem ebeveynlere hem de okul yöneticilerine yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Ebeveyn tercihleriOkul öncesi dönemOkul öncesi eğitim+2
Serkan Çalılı
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Özel eğitim III. kademe din kültürü ve ahlak bilgisi dersi öğretim programının değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı özel eğitim III. kademe DKAB dersi öğretim programını incelemektir. Araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Nevşehir, Şanlıurfa ve Konya illerinde bulunan ve MEB'e bağlı okullarda görev yapan 112özel eğitim öğretmeni oluşturmaktadır. Bu çalışmanın sonuçları, araştırmanın sorularına cevap arayışını yansıtmak amacıyla, anket ve görüşme formlarının yorumlanması esas alınarak sunulmuştur. Yapılan araştırmada tarama modellerinden karma model kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak Duzcu (2015) taraflarından geliştirilen 'Özel Eğitim Mesleki Eğitim Merkezi Türkçe Dersi Öğretim Programı Değerlendirilmesi Öğretmen Anketi Ölçeği'' kullanılmıştır. Faktörler; "Genel Amaçlar", "Özel Amaçlar", "Programın İçeriği", "Öğrenme Öğretme Süreci" ve "Ölçme Değerlendirme" olarak isimlendirilmiştir. Ölçek 5'li likert tipinde '' Hiç katılmıyorum, katılmıyorum, kısmen katılıyorum, katılıyorum ve tamamen katılıyorum'' formatında hazırlanmıştır. Araştırmamızın Kaiser-Meyer-Olkin ve Bartlett testi yapılarak KMO değeri 0,89 ve Cronbach Alpha değeri α =0,98 olduğu tespit edilmiştir. Bartlett sonucu ise χ2= 7788,863 olduğu görülmüştür. Elde edilen nicel veriler IBM SPSS Statics 26 paket programından yararlanılarak ve frekans (f) ve yüzde (%) değerleri hesaplanarak analiz edilmiştir. Ayrıca ölçekten elde edilen verilerin yaş, cinsiyet, mezun olunan bölüm, görev süresi, görev yaptığı okul türüne göre anlamlı farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Araştırmanın sonucunda cinsiyete göre özel eğitim III. kademe DKAB dersi öğretim programının yeterliliğine bakıldığında anlamlı derecede farklılıklar oluşmamıştır. Fakat erkek öğretmenler kadın öğretmenlere göre programı daha uygun bulmuşlardır. Öğretmenlerinin yaşlarına göre özel eğitim III. kademe DKAB dersi öğretim programının yeterliliğine bakıldığında tüm yaş grubu öğretmenlerinin programın uygun olduğuna kanaat getirdikleri ancak 22-30 yaş grubunda olan ve mesleklerine yeni başlayan öğretmenler diğer yaş gruplarına göre programın uygunluğunu daha çok benimsedikleri saptanmıştır.Öğretmenlerin mezun oldukları bölüme göre özel eğitim III. kademe DKAB dersi öğretim programının yeterliliğine bakıldığında genel olarak özel eğitim, sınıf öğretmenliği ve eğitim bilimleri mezunu öğretmenlerin tamamı programın genel, özel, içerik. Öğrenme öğretme süreci ve ölçme değerlendirme bölümlerini uygun bulmuşlardır. Aralarında anlamlı farklılıklar oluşmamıştır. Öğretmenlerin görev sürelerine özel eğitim III. kademe DKAB dersi öğretim programının yeterliliğine bakıldığında ise 1-5 yıl görev yapan öğretmenler 6-10 ile 31 yıl üzeri görev yapan öğretmenlere kıyasla programın yeterli olduğunu düşündükleri saptanmıştır. Öğretmenlerin görevli olduğu kademeye göre programa bakıldığında ise Rehabilitasyonda görev yapan öğretmenlerin programı daha yeterli buldukları saptanmıştır. Diğer kademeler de genellikle programı uygun bulmuşlardır. Anahtar Sözcükler: Özel eğitim, Öğretim programı, DKAB, Program değerlendirme

Din eğitimiDin kültürü ve ahlak bilgisi dersiProgram değerlendirme+4
Fatih Gün
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye ve Polonya'daki genel eğitim sistemi, öğretmen yetiştirme sistemi ve biyoloji öğretmeni yetiştirme programlarının karşılaştırılması

Bu çalışma, Türkiye ve Polonya'daki biyoloji öğretmeni yetiştirme programlarını karşılaştırmalı olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında, her iki ülkenin öğretmen yetiştirme sistemlerine dair resmi mevzuatlar, üniversite program içerikleri, öğretmen yeterlik çerçeveleri ve bilimsel literatür doküman analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Bulgular; öğretmen adaylarının kabul süreçlerinden ders içeriklerine, uygulama ve staj süreçlerinden pedagojik yaklaşımlara kadar çok boyutlu bir karşılaştırma sunmaktadır. Türkiye'de öğretmen yetiştirme süreci merkezi sınavlar aracılığıyla yürütülmekte ve programlarda teorik derslere ağırlık verilmektedir. Polonya'da ise daha bireyselleştirilmiş seçim kriterleri ve uygulamaya dayalı öğrenme süreçleri öne çıkmaktadır. Her iki ülkenin biyoloji öğretmeni yetiştirme programları, teknolojik entegrasyon, hizmet içi eğitim, öğretim elemanlarının akademik nitelikleri ve mezuniyet sonrası istihdam politikaları açısından da karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak, her iki sistemin güçlü ve geliştirilebilir yönleri belirlenmiş; Türkiye'nin uygulama temelli eğitimi artırması, Polonya'nın ise kalite güvence sistemlerini güçlendirmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu araştırma, karşılaştırmalı eğitim çalışmalarına katkı sunarak biyoloji öğretmeni yetiştirme politikalarının geliştirilmesine yönelik öneriler sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Biyoloji öğretmeni, öğretmen yetiştirme, karşılaştırmalı eğitim

Şahika Tavaslıoğlu
Balıkesir University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı kademelerdeki öğretmenlerin eleştirel düşünme becerilerinin teknoloji kabulleri ile ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırma, farklı kademelerdeki öğretmenlerin eleştirel düşünme becerileri ile teknoloji kabulleri arasındaki ilişkileri incelemeyi ve bu değişkenlerin demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinde tasarlanmıştır. Araştırmanın örneklemini, İstanbul ilinde bulunan ve Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi okullarda görev yapan öğretmenler arasından kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile seçilen 457 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak; demografik bilgi formu, Öğretmen Adaylarına Yönelik Eleştirel Düşünme Standartları Ölçeği ve Öğretmenler İçin Teknoloji Kabul Ölçeği kullanılmıştır. SPSS yazılımı yardımıyla gerçekleştirilen analizlerde betimsel istatistikler, Pearson Korelasyon Analizi, bağımsız örneklemler t-testi ve ANOVA kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin eleştirel düşünme becerilerinin ve teknolojiye yönelik kabul düzeylerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin eleştirel düşünme becerileri ile teknoloji kabulleri arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin eleştirel düşünme becerileri ve genel teknoloji kabul düzeylerinin cinsiyet, yaş, eğitim kademesi ve mesleki kıdem gibi demografik özelliklere göre anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir. Ancak, teknoloji kabulünün algılanan kullanım kolaylığı, algılanan eğlence ve öz yeterlik boyutlarında erkek öğretmenler lehine anlamlı farklılıklar saptanmıştır.

Neslihan Karaalp Keleş
Balıkesir University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal bilgiler dersi insanlar, yerler ve çevreler öğrenme alanının scamper tekniği ile işlenmesinin 6. sınıf öğrencilerinin akademik başarısına etkisi ile öğrencilerin tekniğe ilişkin görüşleri

Bu çalışma, sosyal Bilgiler dersinde insanlar, yerler ve çevreler öğrenme alanının SCAMPER tekniğiyle işlenmesinin 6. sınıf öğrencilerinin akademik başarısına etkisi ve tekniğe ilişkin öğrenci görüşlerini incelemek için yapılmıştır. Araştırma, Mardin ili Artuklu ilçesinde bir ortaokulda 2022-2023 eğitim öğretim yılının birinci döneminde 6.sınıf öğrencileriyle yürütülmüştür. Deney grubunda 21, kontrol grubunda 21 olmak üzere toplam 42 öğrenci yer almıştır. Çalışma karma yönteme dayalı bir araştırma olarak tasarlanmıştır. Deney grubunda SCAMPER tekniğine dayalı öğretim gerçekleştirilirken, kontrol grubunda müfredata uygun olarak işlenmiştir. Nicel boyutta, araştırmacı tarafından geliştirilen İnsanlar, Yerler ve Çevreler öğrenme alanını kapsayan bir başarı testi, deney ve kontrol gruplarına öntest, sontest ve kararlılık testi olarak uygulanmış ve veriler SPSS programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın nitel boyutunda ise araştırmacı tarafından geliştirilen görüşme formu kullanılarak deney grubundaki öğrencilerin SCAMPER tekniğine yönelik görüşleri alınmıştır. Elde edilen veriler QSR Nvivo programı aracılığıyla içerik analizine tabi tutulmuştur. Sonuç olarak, bu araştırma deney ve kontrol gruplarının öntest, sontest ve kalıcılık testleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ancak SCAMPER tekniğinin uygulandığı deney grubunda, akademik başarıda anlamlı bir artış olduğu tespit edilmiştir. Öntest ve sontest sonuçlarındaki artış ve kalıcılık testindeki yüksek performans, SCAMPER tekniğinin akademik başarıyı artırmada etkili ve kalıcı olduğunu göstermiştir. Öğrencilerin SCAMPER tekniği hakkındaki görüşleri ise, tekniğin kazanımları daha iyi anlamaya katkıda bulunduğu, eğlenceli olduğu, yaratıcılığı geliştirdiği, deneyimleyerek öğrenmeye imkan tanıdığı, uygulanan etkinliklerden en çok hikaye yazmayı sevdikleri, Türkçe dersinin bu tekniğe dayalı işlenmesini isteyenlerin çoğunlukta olduğu ve teknikle ilgili daha fazla teknoloji desteği gerektiği şeklinde olmuştur. Bu çalışma, bu alanda uygulama yapacak kişilere öneriler ve yapılacak çalışmalara ilişkin bir çerçeve sunmaktadır.

Erol Şahin
Mardin Artuklu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yabancı dil öğretiminde programlı öğretim uygulaması

Yabancı dil öğretimi
Şefik Yaşar
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1988
00
DoktoraAçık ErişimTR

Federal Alman ilkokullarında Türkçe ve Türk Kültürü Programı'nın etkililiği Kuzey Ren Vestfalya örneği

Mustafa Sağlam
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1989
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlköğretim altıncı sınıf fen bilgisi dersi amaçlarının gerçekleşme düzeyi

ÖZET Bu araştırmada, ilköğretim altıncı sınıf Fen Bilgisi dersinin amaçlarının gerçekleşme düzeyi ölçülmeye çalışılmıştır. Araştırma, 1995-1996 öğretim yılında, Kocaeli il merkezinde bulunan 41 ilköğretim okulundan oranlı küme örnekleme yoluyla seçilen 14 ilköğretim okulunda öğrenim gören, 962 öğrenciye uygulanan başarı testi verilerinin değerlendirilmesi ile gerçekleştirilmiştir Gerçekleştirilen çalışma, genel tarama modelinde desenlenmiştir. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testi aracılığıyla elde edilmiştir. Verilerin toplanmasında ilgili literatür taranmış, bilgiler uzmanlarla tartışılarak araştırmacı tarafından hazırlanmıştır. Başarı testinde altıncı sınıf Fen Bilgisi dersi konulan arasında yer alan "Elektrik" ve "Işık" üniteleri ile ilgili 101 soru yer almaktadır. Geçerlik ve güvenirlik çalışmasının araştırmacı tarafından yapıldığı başarı testi, örnekleme dahil edilen okullardaki altıncı sınıf öğrencilerine 1995-1996 öğretim yılının ikinci yanyılında uygulanmıştır. Basan testinin uygulanmasından sonra öğrencilerin aldıklan puanlar sosyo-ekonomik düzeye göre ayn ayn gruplandınlmıştır. Elde edilen verilerin analizinde puanların aritmetik ortalamaları, standart sapmaları ve başarı yüzdeleri hesaplanmıştır.Ayrıca sosyo-ekonomik düzeyin öğrenci başansında etkili olup olmadığını belirlemek için Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Gruplararası karşılaştırmalarda ise Tukey testi kullanılmıştır. viAraştırma bulguları 0.05 anlamlılık düzeyine göre yorumlanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksel çözümlemeleri sonucunda "Elektrik" ve "Işık" ünitelerinin amaçlarının gerçekleşme düzeyinin düşük olduğu ve yeterli düzeyde öğrenilemediği görülmüştür. Bu araştırma ile sosyo-ekonomik düzeye göre öğrencilerin başarılan arasında farklılıklar olduğu da belirlenmiştir. Verilerin analizinden sonra aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır 1. İlköğretim altıncı sınıf Fen Bilgisi dersindeki "Elektrik" ünitesinin amaçlarının gerçekleşme düzeyi %57 olarak bulunmuştur. Ortaya çıkan sonucun araştırmada yeterli öğrenilme yüzdesi olarak kabul edilen %80'in altında kaldığı ve "Elektrik" ünitesinin amaçlarının istenilen düzeyde gerçekleşemediği görülmüştür. 2. İlköğretim altıncı sınıf Fen Bilgisi dersindeki "Işık" ünitesinin amaçlarının gerçekleşme düzeyi, %39'tur. Bu sonucun da araştırmada yeterli öğrenilme yüzdesi olarak kabul edilen sayının altında kaldığı ve "Işık" ünitesinin de amaçlannın istenilen düzeyde gerçekleşemediği görülmüştür. 3. "Elektrik" ve "Işık" ünitelerinin gerçekleşme düzeyi, sosyo-ekonomik özelliklere göre farklılık göstermiştir. Yüksek sosyo-ekonomik düzey grubunda yer alan öğrencilerin, orta ve düşük sosyo-ekonomik düzey gruplarındaki öğrencilerden daha başarılı oldukları bulunmuştur. vıı

Fen bilgisi dersiFen bilgisi öğretimiİlköğretim
Aynur Kolburan
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1997
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlköğretim kurumlarında uygulanan hayat bilgisi programının değerlendirilmesi

YÜKSEK LİSANS TEZ OZU İLKÖĞRETİM KURUMLARINDA UYGULANAN HAYAT BİLGİSİ PROGRAMININ DEĞERLENDİRİLMESİ Ş.DilekBELET Eğitim Bilimleri (Eğitim Programlan ve Öğretim)Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Nisan 1999 Danışman: Prof. Dr. Ersan SÖZER Yirmibirinci yüzyılın eşiğinde, toplumsal gelişmenin gerçekleşebilmesi büyük ölçüde ülkelerin eğitim sistemlerine bağlıdır. Eğitim sistemi içinde ilköğretim kurumlan; öğrencilerin hem toplumsal rollerini benimsemeleri, hem de daha sonraki eğitim ortamlanna hazırlanmalan açısından temel basamak özelliği taşımaktadır. Her düzeydeki eğitim kurumlarında olduğu gibi ilköğretim kurumlarında da, eğitim öğretim uygulamalannın niteliğini en çok etkileyen etmenlerin başında eğitim programlan gelmektedir. Eğitim programlannm, bilim ve teknolojideki gelişmeler doğrultusunda geliştirilmesi kaçınılmazdır. İlköğretim okullarının ilk üç sınıfında okutulan Hayat Bilgisi dersi, diğer derslerin bel kemiğini oluşturan bir mihver ders özelliği taşımaktadır. Hayat Bilgisi dersinin önemi, öğrencilerin toplum yaşamına uyumunun sağlanması ve sonraki öğrenmelerinin temeli olması özelliğinden dolayıdır. Bu yüzden Hayat Bilgisi programlannm da sürekli olarak geliştirilmesi gerekmektedir. Bu görüş doğrultusunda Hayat Bilgisi programının değerlendirilmesinin gerekli olduğu düşünülmektedir. Bu araştırma, ilköğretim okullarında, birinci, ikinci ve üçüncü sınıflarında uygulanan Hayat Bilgisi programı ile ilgili öğretmenlerin görüş ve önerilerini belirlemekamacıyla yapılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda elde edilen sonuçlar, ilgili kaynaklar ve bilgi toplama aracından edinilen verilere dayanmaktadır. Araştırma, 1998-1999 öğretim yılında, Eskişehir il merkezindeki 45 ilköğretim okulunun, birinci, ikinci ve üçüncü sınıflarında görev yapan 372 öğretmenle gerçekleştirilmiştir. İlköğretim okullarının birinci, ikinci ve üçüncü sınıflarında göıev yapan öğretmenlere uygulanan bilgi toplama aracının geriye dönüşü %90.05 oranında olmuştur. Uygulanan bilgi toplama aracı, kişisel bilgilerle ilgili dört, Hayat Bilgisi programının varolan durumuna yönelik 24 ve geleceğe yönelik 12 sorudan oluşmuştur. Bilgi toplama aracının geçerliğinin ve güvenirliğinin sağlanmasına da özen gösterilmiştir. Toplanan bilgilerin işlenmesi ve istatistiksel çözümler SPSS paket programı ile yapılmıştır. Veriler, frekans ve yüzdelikler ile X2 (khi kare) tekniğinden yararlanılarak çözümlenmiş, değişkenler arasındaki ilişki düzeyini saptamak için C (Contingency) değerleri hesaplanmıştır. Değişkenler arasında anlamlı bir ilişki bulunup bulunmadığının belirlenmesinde ise.05 anlamlılık düzeyi benimsenmiştir. Yapılan veri analizlerinden sonra şu sonuca ulaşılmıştır.. İlköğretim okullarının birinci, ikinci ve üçüncü sınıflarında uygulanan Hayat Bilgisi programına ve programın uygulanmasına ilişkin öğretmenlerin büyük bir bölümü olumlu görüşe sahiptir. Ayrıca kadın öğretmenlerin, program ve uygulanışı ile ilgili görüşlerinin erkek öğretmenlere göre, genelde daha olumlu olduğu da saptanmıştır. uı

Ders programlarıHayat bilgisi dersiProgram değerlendirme+1
Ş. Dilek Belet
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1999
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlköğretim okullarında sınıf öğretmenlerinin resim-iş dersine ilişkin eğitim gereksinmeleri

YÜKSEK LİSANS TEZ OZU İLKÖĞRETİM OKULLARINDA SINIF ÖĞRETMENLERİNİN RESİM-İŞ DERSİNE İLİŞKİN EĞİTİM GEREKSİNMELERİ Özge ÖZER Eğitim Bilimleri (Eğitim Programlan ve Öğretim) Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eylül 2001 Danışman: Prof. Dr. Mustafa SAĞLAM İlköğretim okullarında öğrenciler, Resim-İş dersiyle, sanat yoluyla kendilerini anlatma, yaratıcılıklarını geliştirme, estetik kişilik kazanma ve sanatın değerini anlama olanağı elde ederler. Bu okulların birinci basamağında Resim-İş dersini sınıf öğretmenleri yürütmektedir. Ancak, yapılan araştırmalar sımf öğretmenlerinin bu dersi etkili biçimde yürütmekte güçlük çektiklerini ve çeşitli sorunlar yaşadıklarım göstermektedir. Sınıf öğretmenlerinin bu güçlüklerini gidermek için öncelikle onların eğitim gereksinmelerinin belirlenmesi, ardından da o gereksinmeleri karşılayan hizmetiçi eğitim programlarından geçirilmeleri gereklidir. Bu araştırmanın amacı, ilköğretim okullarında sımf öğretmenlerinin Resim-İş dersine ilişkin eğitim gereksinmelerinin belirlenmesidir. Araştırma, 1999-2000 öğretim yılında Eskişehir ili merkezindeki Milli Eğitim Bakanlığına bağlı 46 ilköğretim okulunda görev yapan 461 sımf öğretmeninden elde edilen verilerle gerçekleştirilmiştir. Tarama modelindeki bu araştırmanın verileri, sımf öğretmenlerine uygulanan bir anketle toplanmıştır. Toplam 47 maddeden oluşan anketle, sımf öğretmenlerinin Resim-İş dersine ilişkin genel görüşleri alınmış ve Resim- İş dersinin içeriğini oluşturan konularda, Resim-İş dersi öğretim sürecinde ve öğrenci çalışmalarının değerlendirilmesinde karşılaştıkları güçlükler ortaya çıkartılmıştır. Daha sonra, bu güçlüklerle ilgili verilere dayalı olarak sınıf öğretmenlerinin eğitim ivgereksinmeleri saptanmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde, SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) bilgisayar programından yararlanılmış ve istatistiksel teknik olarak sayı ve yüzdeler kullanılmıştır. Araştırma sonunda, sınıf öğretmenlerinin resim-iş eğitiminin amaçlan ile öğrencilerin gelişimi bakımından önemi ve gerekliliği konularında bilgilendirilmelerine ve anlayış geliştirmelerine gereksinmeleri olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca, sımf öğretmenlerinin bu dersin içeriğini oluşturan çoğu konularda, öğretim sürecinde ve öğrenci çalışmalarının değerlendirilmesinde değişik düzeylerde güçlüklerinin olduğu ve bu güçlüklere dayalı yoğun sayılabilecek eğitim gereksinmelerinin olduğu saptanmıştır.

Resim iş dersiSınıf öğretmenleriÖğretmenler+1
Özge Özer
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2001
00
DoktoraAçık ErişimTR

Avrupa Kalite Yönetimi Vakfı mükemmellik modelinin eğitim fakülteleri için uyarlaması

DOKTORA TEZ OZU AVRUPA KALİTE YÖNETİMİ VAKFI MÜKEMMELLİK MODELİNİN EĞİTİM FAKÜLTELERİ İÇİN UYARLAMASI Bahadır ERİŞTİ Eğitim Bilimleri (Eğitim Programlan ve Öğretim) Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Mart 2004. Danışman: Prof. Dr. Mustafa SAĞLAM Eğitim fakültelerinin en önemli görevlerinden birisi, gerçekleştirdikleri eğitim etkinlikleri yoluyla ülkenin gereksinme duyduğu kalitede öğretmen adaylarım yetiştirmektir. Temelde eğitim fakültelerinde yetiştirilen öğretmen adaylarının kalitesi bu kurumlann ve bu kurumlarda yürütülen eğitim etkinliklerinin kalitesine bağlıdır. Kurumsal anlamda kaliteyi sağlamanın ve sürdürebilmenin bir yolu, kaliteyi sağlamaya dönük bir sistemin kuruhnasmdan ve bir model doğrultusunda kurumsal özdeğerlendirme yapmaktan geçmektedir. Bu araştırmanın temel amacı, eğitim fakültelerinin bir sistem bütünlüğü içinde gelişmelerini sağlamak için, bu fakültelerin kurumsal özdeğerlendirme yapabilmelerini olanaklı kılacak bir ölçütler takımı ve bunları kapsayan bir kalite ve özdeğerlendirme modeli oluşturmaktır. Bu temel amaç doğrultusunda gerçekleştirilen bu çalışma ile Avrupa Kalite Yönetimi Vakfı (AKYV) Mükemmellik Modelinin eğitim fakültelerinde kullanmaya elverişli biçime dönüştürüldüğü bir model önerilmiştir. Araştırmanın çalışma evrenini, 2003-2004 öğretim yılında 16 farklı Türk üniversitesinin eğitim fakültelerinde görev yapmakta olan ve mükemmellik modeli konusunda yetkin farklı anabilim dallarındaki 39 öğretim elemanı oluşturmuştur. Tarama türü bir desenin kullanıldığı araştırmada veriler, bu araştırma için araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan Avrupa Kalite Yönetimi Vakfı Mükemmellik Modelinin Eğitim Fakülteleri için Uyarlaması Araştırması Anketinin araştırmanın çalışma evrenine seçilen öğretim elemanlarına uygulanması ile toplanmıştır. mAraştırmanın amacına dönük sorulan yanıtlamak üzere toplanan verilerin çözümlenmesinde, frekans ve yüzde çözümlemelerinden yararlanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksel çözümlemelerinde "WebSurveyor" bilgisayar programı ile "SPSS 7.0 for Windows" paket programı kullanılmıştır. Araştırma sonunda, AKYV Mükemmellik Modelini eğitim fakültelerine uyarlamak amacı ile modelin özüne bağlı kalmak koşulu ile- modelde yer alan dokuz ölçüt, 30 alt ölçüt ve 173 göstergeye dayalı olarak oluşturulan 519 kanıt niteliği taşıyan maddeden 483 'ünün araştırmaya katılan öğretim elemanlarınca yüksek oranda kabul gördüğü ve modele uygun bulunduğu saptanmıştır. Araştırmaya katılan öğretim elemanlarınca kabul görmeyen ve modele uygun bulunmayan 36 kanıt niteliğindeki madde ise modelden çıkarılmıştır. Araştırmada elde edilen bu sonuca dayalı olarak, araştırmaya katılan öğretim elemanlarınca modele uygun bulunan ölçüt, alt ölçüt, gösterge ve göstergelere ilişkin kanıtlardan yararlanılarak oluşturulan bu yapıya, modelde yer alan semboller ve anlamlarının da eklenmesiyle Avrupa Kalite Yönetimi Vakfı Mükemmellik Modelinin Eğitim Fakülteleri için Uyarlaması bir bütün olarak ortaya çıkarılmıştır. iv

Bahadır Erişti
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin algılarına göre öğretmenlerin derste ipucu verme davranışları

YÜKSEK LİSANS TEZ OZU İLKÖĞRETİM 8. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN ALGILARINA GÖRE ÖĞRETMENLERİN DERSTE İPUCU VERME DAVRANIŞLARI Hüma ERDOĞAN Eğitim Bilimleri (Eğitim Programlan ve Öğretim) Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Şubat 2004 Danışman: Prof. Dr. Mustafa SAĞLAM Okullardaki eğitim sürecinde, öğrencilerin öngörülen davranışları kazanmalarım sağlayacak öğrenme yaşantılarının gerçekleştirildiği boyut olan öğretme-öğrenme sürecinde istenilen sonucun alınması, öğrencinin bilişsel ve duyuşsal hazırbulunuşluk düzeyi ve öğretmenin kişisel ve mesleki nitelikleri ile gerçekleştirilen öğretim hizmetinin niteliğine bağlıdır. Öğretim hizmetinin öğeleri, ipucu, katılım, pekiştirme, dönüt ve düzeltmedir. Öğretim hizmetinde ipucu öğesi, öğretme-öğrenme sürecinde öğretmenin öğrencilere neleri, niçin ve nasıl yapacaklarını göstermek amacıyla kullandığı sözlü, yazılı ve görsel işaret ve açıklamaları kapsar. Etkili ve verimli öğrenme, öğretmenin öğrencilere derste uygun ve zamanında ipuçları vermesiyle sağlanır. Bu nedenle öğretmenlerin okullardaki eğitim etkinliklerinin önemli boyutunu oluşturan öğretim hizmetinin niteliğini doğrudan etkileyen ipucu verme davranışları ile diğer öğeleri gerçekleştirme durumlarının belirlenmesine dönük araştırmalara gereksinim vardır. Bu gereksinime dayandırılan bu araştırmada, öğrencilerin algılarına göre öğretmenlerin derslerinde ipucu verme, davranışlarını gösterme durumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmanın evrenini 2001-2002 öğretim yılında Eskişehir il merkezindeki ilköğretim okullarında öğrenim görmekte olan 8. sınıf öğrencileri ile bu sınıflarda derse giren Türkçe, Matematik, Fen Bilgisi ve Sosyal Bilgiler öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, Eskişehir il merkezinde dört dörtten daha fazla 8. sınıf şubesi olan 32 okulun 1/5 'ine denk gelen 6 okuldaki 24 sınıfın 758 öğrencisi oluşturmuştur. Araştırma için gerekli verilerin toplanması için 27 maddeden oluşan 3'lü ulikert tipi ölçek kullanılmıştır. Uygulanan anketlerden hatalı ve eksik doldurulanlar çıkarılmıştır. Anketlerin geri dönüş oranı %96.6'dır. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde SPSS (Statistical Package for the Social Sciences), bilgisayar programından, sayı ve yüzdelerden yararlanılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda öncelikle öğretmenlerin ipucu verme davranışlarını gösterme durumları belirlenmiştir. Bunun için öğrencilerin veri toplama aracında yer alan 27 maddeye verdikleri yanıtların sayılarına, yüzdeliklerine ve ortalama puanına, daha sonra da bu yanıtların dört öğretmenlik alanına göre yine sayılarına, yüzdeliklerine ve ortalama puanlarına bakılmıştır. Öğretmenlerin ipucu verme davranışlarını gerçekleştirme düzeylerini belirlemek için de anketten alınabilecek en yüksek puan ile en düşük puan arasında üç puan aralığı belirlenmiş ve bu puan aralıklarına göre sayı ve yüzdeler hesaplanmıştır. Daha sonra da bu hesaplama dört öğretmenlik alanı için de ayrı ayrı yapılmıştır. Son olarak öğretmenlerin ipucu verme davranışlarını gösterme durumlarının öğretmenlik alanlarına göre farklılığını belirlemek için alanlarına göre dört gruba ayrılan öğretmenlerin ipucu verme davranışlarının aritmetik ortalamaları ve standart sapmaları hesaplanmış ve alanlar arasındaki farkın anlamlılığını belirlemek için de varyans analizi (F testi) uygulanmıştır. ' Araştırma sonucunda öğrenci görüşlerine göre genel olarak öğretmenlerin öğretme- öğrenme sürecinde yandan oldukça çoğunun ipucu verme davranışlarının çoğunlukla yeterli düzeyde gösterdikleri; ancak öğretmenlerin yarıdan oldukça az bir kesiminin de kimi ipucu verme davranışlarım gösterine durumlarının yetersiz olduğu ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin ipucu verme davranışlarını gösterme durumları öğretmenlik alanlarına göre incelendiğinde, Türkçe öğretmenlerinin ipucu verme davranışlarının hemen tamamını yeterli durumda gösterdikleri, diğer öğretmenlerin ise bu davranışları çoğunlukla yetersiz durumda gösterdikleri ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin ipucu verme davranışlarını gerçekleştirme düzeyleri ise tüm öğretmenlerin çoğunluğunda orta düzeyde, Türkçe öğretmenlerinde üst düzeyde, Matematik, Fen Bilgisi ve Sosyal Bilgiler öğretmenlerinde ise orta düzeyde bulunmuştur. Öğrencilerin görüşlerine göre, öğretmenlerin alanlarına göre ipucu verme davranışlarını gösterme durumları arasında küçük de olsa farklılık görülmüştür. Öğrencilerin her öğretmen grubu için verdikleri ıııyanıtların aritmetik ortalamasına göre, en yüksek ortalama Türkçe öğretmenlerinde, ikinci olarak Sosyal Bilgiler öğretmenlerinde, üçüncü olarak da Matematik öğretmenlerinde, en düşük ortalama ise Fen Bilgisi öğretmenlerindedir. Öğretmenlik alanlarına göre ortalamalar arasındaki farklılığın anlamlı olup olmadığına bakıldığında, Türkçe öğretmenleri ile Matematik, Fen Bilgisi ve Sosyal Bilgiler öğretmenleri arasındaki farklılık ile Matematik öğretmenleri ile Sosyal Bilgiler öğretmenleri ve Fen Bilgisi öğretmenleri ile Sosyal Bilgiler öğretmenleri arasındaki farklılığın anlamlı olduğu, Matematik öğretmenleri ile Fen Bilgisi öğretmenleri arasındaki farklılığın ise anlamlı olmadığı görülmüştür. iv

Hüma Erdoğan
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2004
00
DoktoraAçık ErişimTR

Öğrenme stilleri ile öğrenme stratejileri arasındaki ilişki

DOKTORA TEZ ÖZÜ ÖĞRENME STİLLERİ İLE ÖĞRENME STRATEJİLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİ Meral GÜVEN Eğitim Bilimleri (Eğitim Programlan ve Öğretim) Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Ocak 2004 Danışman: Prof. Dr. Bekir ÖZER Öğrenmeyi öğrenme, bilgi çağı ve bilgi toplumu kavramları ile birlikte ortaya çıkan ve üzerinde durulan bir kavramdır. Öğrenmeyi öğrenme etkili öğrenme sürecinde bireylerde geliştirilmesi amaçlanan boyutlardan birisidir. Öğrenmeyi öğrenme, öğrencilerin kendi öğrenme özelliklerini tanıyarak, öğrenmede kullanılan stratejileri bilmesi, uygun stratejileri seçmesi ve kullanmasıdır. Kısacası, öğrenmeyi öğrenme süreci, bireylerin hem öğrenme stilleri hem de kullandıkları öğrenme stratejileri ile ilgilidir. Öğrenme stilleri genelde bireyseldir ve bununla öğrenci, öğrenmeye yönelik ne gibi özelliklere sahip olduğunun farkında olur. Öğrenme stratejileri ise, öğrenme amaçlarının gerçekleştirilmesinde kullanılan araçlardır ve öğrencilerin nasıl ve hangi yolları kullanarak öğrenecekleri konusunda yardımcıdır. Öğrenmede stil ve strateji, birbirlerini tamamladığı zaman anlam kazanan, birbirlerine yakın iki ayrı öğedir. Bireylerin yalnız kendi öğrenme stillerini bilmeleri ya da yalnız öğrenirken hangi yolları -stratejileri- tercih ettiklerini bilmeleri yeterli değildir. Bundan dolayı, öğrenme stilleri ve öğrenme stratejileri ile ilgili son yıllara dek ayrı ayrı çalışmalar yürütülürken, artık bu iki kavramı içeren çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. Bunların içerisinde özellikle öğrenme stillerine uygun stratejilerin neler olabileceği konusunda birtakım bilgilerin sunulduğu, ayrıca öğrenme stil envanterleri ile öğrenme stratejisi ölçekleri birlikte kullanılarak gerçekleştirilen çalışmalar dikkat çekmektedir. Bu çalışmalardan elde edilen sonuçlar, öğrencilerin öğrenme stillerine göre kullanabilecekleri öğrenme stratejileri ile ilgili ipucu verse de, henüz yeterli olarak nitelendirilemez. Bu nedenden ötürü, bu tür çalışmalar bugün de sürmektedir. Bu araştırmanın amacı, hangi öğrenme stiline sahip öğrencilerin hangi stratejileri kullandıklarını belirleyerek öğrenme stilleri ile öğrenme stratejileri arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmaktır. Bu araştırma, tekil ve ilişkisel tarama modellerinden yararlanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma evrenini, 2002 -2003 öğretim yılında Eskişehir il merkezinde bulunan 36 ortaöğretim kurumundaki toplam 27130 öğrenci oluşturmuştur. Örnekl emini ise, Eskişehir ilindeki 4'ü genel lise, 2'si Anadolu + fen lisesi ve 3'ü meslek lisesi olmak üzere dokuz ortaöğretim kurumunda öğrenim gören 880 öğrenci oluşturmuştur. uıAraştırmanın belirlenen amacına ulaşması için gerekli olan veriler, "Kişisel Bilgiler", "Kolb Öğrenme Stilleri Envanteri" ve "Öğrenme Stratejilerini Belirleme Ölçeği" olmak üzere üç bölümden oluşan bilgi toplama aracı ile toplanmıştır. Araştırma verilerinin istatistiksel çözümlemeleri bilgisayarda SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) kullanılarak yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde araştırmanın amacına yönelik olarak "sayı ve yüzde"lerden, sayısal karşılaştırmalar için "kay kare (X2) testi"nden, "aritmetik ortalama ve standart puan hesapları"ndan, ikili küme karşılaştırmalarında "t testi"nden, ikiden çok küme karşılaştırmalarında ise "tek yönlü varyans çözümlemesi tekniği"nden yararlanılmıştır. Karşılaştırmalardaki farklılığın kaynağının bulunması amacıyla "Tukey HSD testi"nden yararlanılmıştır. Araştırmada yapılan istatistiksel çözümlemelerde anlamlılık düzeyi.05 olarak benimsenmiştir. Araştırma sonunda, ortaöğretim öğrencilerinin büyük bir çoğunluğunun özümleyici, ayırt edici ve dönüştürücü öğrenme stillerine sahip oldukları belirlenmiştir. Ayrıca, öğrencilerin cinsiyetlerine, akademik başarı düzeylerine, sosyo - ekonomik düzeylerine, öğrenim gördükleri alanlara göre sahip oldukları öğrenme stillerinin farklılaştığı da ortaya çıkmıştır. Öte yandan, ortaöğretim öğrencilerinin anlamlandırma stratejilerini ve anlamayı izleme stratejilerini yoğun olarak kullandıkları, duyuşsal stratejileri, yineleme stratejilerini ve örgütleme stratejilerini daha az kullandıkları belirlenmiştir. Yine, öğrencilerin cinsiyetlerine, akademik başarı düzeylerine ve öğrenim gördükleri alanlara göre kullandıkları öğrenme stratejilerinin değiştiği ortaya çıkan bir başka sonuçtur. Buna karşılık, öğrencilerin sosyo - ekonomik düzeylerine göre kullandıkları öğrenme stratejilerinde bir değişiklik olmadığı belirlenmiştir. Bunların yanısıra, araştırmada ortaöğretim öğrencilerinin öğrenme stratejilerini öğrenmelerinde öğretmenlerinin ve kendi çalışma alışkanlıklarının önemli bir yeri olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bunlara ek olarak, öğrencilerin öğrenme stratejilerini daha az olmak üzere kitap, dergi gibi kaynaklarla, anne ve babalarından ve arkadaşlarından öğrendikleri belirlenmiştir. Ortaöğretim öğrencilerinin sahip oldukları öğrenme stillerine göre tüm stratejileri kullanmalarında olmasa da anlamayı izleme stratejilerini ve duyuşsal stratejileri kullanmalarında farklılık olduğu belirlenmiştir. Bunun yanısıra, öğrencilerin sahip olduktan öğrenme stillerine göre yineleme stratejilerini, anlamlandırma stratejilerini ve örgütleme stratejilerini kullanmalarında ise bir farklılık olmadığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, ortaöğretim öğrencilerinin sahip oldukları öğrenme stilleri ile kullandıkları öğrenme stratejileri arasında, özellikle anlamayı izleme stratejileri ve duyuşsal stratejiler arasında bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. IV

Meral Güven
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Genel lise öğrencilerinin öğrenme stilleri

Öğretme-öğrenme sürecinde öğrencilerin öğrenme stilini dikkate alarak öğretimi gerçekleştirmek gittikçe önem taşımaktadır. Öğretmenlerin, yöntem, teknik, strateji ve kullanılacak materyalleri öğrenci ihtiyaçlarına göre düzenlemeleri, öğrencilerin de öğrenme konusunda daha fazla sorumluluk alabilmeleri, uygun çalışma ortamları oluşturabilmeleri ve uygun alanlarda öğrenim görebilmeleri için öğrenme stillerini tanımaları gereklidir. Bu araştırmanın amacı, genel liselerde lO.sınıf Fen, Türkçe-Matematik ve Sosyal Bilimler alanlarında öğrenim gören öğrencilerin öğrenme stillerini belirlemektir. Araştırma 2002-2003 öğretim yılında Eskişehir il merkezindeki sekiz genel lisede lO.sınıfta Fen, Türkçe-Matematik ve Sosyal Bilimler alanlarında öğrenim gören öğrenciler üzerinde gerçekleştirilmiştir. Tarama modelindeki bu araştırmanın verileri, öğrencilere uygulanan bir envanterle toplanmıştır. Toplam 21 maddeden oluşan envanterle, lO.sınıf Fen, Türkçe-Matematik ve Sosyal Bilimler alanında öğrenim gören öğrencilerin öğrenme stilleri belirlenmiştir. Araştırmada istatistiksel teknik olarak "frekans ve yüzdelerden, faktör analizinden, t ve F testlerinden yararlanılmıştır. Değişkenler arasında anlamlı bir fark bulunup bulunmadığının belirlenmesinde 0,05 anlamlılık düzeyi esas alınmıştır. Araştırma sonunda, genel lise 1 0.sınıf Fen, Türkçe-Matematik ve Sosyal Bilimler alanlarında öğrenim gören öğrencilerin yarıya yakınının görsel öğrenme stiline sahip olduğu, onu işitsel, bedensel öğrenme stillerinin izlediği belirlenmiştir. mCinsiyet açısından bakıldığında, kız öğrencilerin görsel ve bedensel öğrenme stiline sahip olma durumunun erkeklere göre daha baskın olduğu gözlenirken, işitsel öğrenme stilinde kız veya erkek öğrenciler arasında bir farklılık görülmemiştir. Alanlar açısından bakıldığında ise, öğrencilerin görsel, işitsel ve bedensel öğrenme stiline sahip olmaları ile Fen, TM ve Sosyal Bilimler alanlarını seçmeleri arasında bir farklılık görülmemiştir.

Sema Tekez
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Müfredat laboratuvar ilköğretim okullarında 6. 7. ve 8. sınıflarda görev yapan alan öğretmenlerinin küçük grupla öğretim yöntem ve tekniklerini uygulama durumları

Bir çok gelişmiş ülkede okulun performansını artırmaya yönelik olarak eğitimsisteminde yeniliklere gidilmiştir. Bu yenilikler kapsamında çok sayıda okul geliştirmeprojesi ortaya çıkmıştır. Okul geliştirme, okulun sorunlarını bir bütün olarak ele alan veçözmeyi hedefleyen bir süreçtir. Bu süreç içinde, okulun öğrencilerine daha nitelikli bireğitim vermesi ve öğrenci başarısının artırılması amaçlanmaktadır.Türkiye' de 1990'lı yıllarda, Milli Eğitimi Geliştirme Projesi kapsamında MüfredatLaboratuvar Okulu Modeli uygulamaya konulmuştur. Müfredat laboratuvar okulları,geliştirilen öğretim programlarının, yeni öğretim ve yönetim yaklaşımlarının sistemintümüne yaygınlaştırılmasından önce deneneceği ve teknolojik gelişmelerin eğitimeyansıtılacağı okullardır. Bu okullarda görev yapan öğretmenlerin öğretme-öğrenmesürecinde çeşitli teknolojilerin kullanımında yetkin olmaları ve öğrenci merkezli eğitimigerçekleştirmeleri öngörülmüştür.Öğrenci merkezli eğitim yaklaşımının yaşama geçirilmesindeki önemli etkinliklerdenbiri de küçük grupla öğretim yöntem ve teknikleridir. Bu yöntem ve tekniklerinbaşlıcaları problem çözme, rol oynama, vızıltı grupları, akvaryum, benzetim, beyinfırtınası, işbirliğine dayalı öğrenme ve eğitsel oyunlardır.Bu araştırmanın amacı, müfredat laboratuvar ilköğretim okullarının ikinci kademesindegörev yapan alan öğretmenlerinin küçük grupla öğretim yöntem ve teknikleriniuygulama durumlarını belirlemektir.Araştırmanın çalışma evrenini, 2005-2006 öğretim yılında Eskişehir il merkezindebulunan 8 müfredat laboratuvar ilköğretim okulunda görevli Türkçe, matematik, fenbilgisi, ngilizce ve sosyal bilgiler öğretmeni olmak üzere 130 alan öğretmenioluşturmaktadır.Araştırmanın belirlenen amacına ulaşması için gerekli olan veriler, "Küçük GruplaÖğretim Yöntem ve Tekniklerini Uygulama Durumları Anketi" adında oluşturan bilgitoplama aracı ile toplanmıştır.Araştırma verilerinin istatistiksel çözümlemeleri bilgisayarda SPSS (Statistical Packagefor the Social Sciences) kullanılarak yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesindearaştırmanın amacına yönelik olarak "frekans, yüzde ve aritmetik ortalama" lardan, ikiliküme karşılaştırmalarında "t testi"nden, ikiden çok küme karşılaştırmalarında ise "tekyönlü varyans çözümlemesi tekniği"nden yararlanılmıştır. Araştırmada yapılanistatistiksel çözümlemelerde anlamlılık düzeyi .05 olarak benimsenmiştir.Araştırma sonucunda, müfredat laboratuvar okullarında görev yapan alanöğretmenlerinin öğretme-öğrenme sürecinde küçük grupla öğretim yöntem vetekniklerinden problem çözme yöntemini çoğu zaman; rol oynama, vızıltı, benzetim,beyin fırtınası, işbirliğine dayalı öğrenme, eğitsel oyunlar tekniklerini kimi zaman;akvaryum tekniğini ise seyrek olarak uyguladıkları ve uygulama durumlarınınmeslekteki hizmet sürelerine, alanlarına, öğrenim durumlarına ve küçük grupla öğretimyöntem ve teknikleri konusunda hizmetiçi eğitim alma durumlarına göre farklılıkgöstermediği ortaya çıkmıştır.

Birgül İlhan
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2005
00
DoktoraAçık ErişimTR

Entegre tematik öğretim modeli destekli almanca öğretim tasarımının akademik başarı, yurttaşlık ve değerlerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, Entegre Tematik Öğretim Modeli destekli Almanca öğretim tasarımının 10. sınıf öğrencilerinin Almanca dersi akademik başarılarına ve demokratik yurttaşlık tutum ve değerlerine etkisini incelemektir. Çalışmada, deney grubunda Entegre Tematik Öğretim Modeli ile tasarlanan öğretim programı uygulanırken, kontrol grubunda Millî Eğitim Bakanlığı'nın mevcut Almanca öğretim programı sürdürülmüştür. Araştırma, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Aydın'ın dezavantajlı bir ilçesindeki ortaöğretim kurumunda öğrenim gören ve ikinci yabancı dili Almanca olan öğrencilerle yürütülmüştür. Çalışma, ön-test, son-test ve kalıcılık testi uygulamalarının yanı sıra öğrencilerin deneysel sürece ilişkin görüşlerini ortaya koyan nitel veri toplama teknikleri ile desteklenmiştir. Araştırma bulguları, Entegre Tematik Öğretim Modeli'nin öğrencilerin akademik başarılarını anlamlı düzeyde artırdığını ve öğrenmenin kalıcılığını desteklediğini göstermiştir. Ayrıca, modelin öğrencilerin demokratik değerler, hak ve sorumluluk bilinci, eşitlik, katılımcılık ve küresel vatandaşlık gibi yurttaşlık becerilerinde de olumlu katkılar sağladığı belirlenmiştir. Deney grubundaki öğrencilerin kontrol grubuna kıyasla hem akademik başarı hem de demokratik yurttaşlık değerleri açısından daha yüksek puanlar elde ettikleri saptanmıştır. Öğrenci görüşleri de modelin öğrenme sürecini daha ilgi çekici, anlamlı ve yaşamla ilişkili hale getirdiğini ortaya koymuştur. Entegre Tematik Öğretim Modeli'nin yabancı dil öğretiminde yalnızca dil becerilerini geliştirmekle kalmayıp, aynı zamanda öğrencilerin değerler eğitimi ve yurttaşlık bilincine de katkıda bulunduğu ortaya konmuştur. Bu sonuçlar, yabancı dil öğretiminde daha bütüncül, disiplinler arası ve değer temelli yaklaşımların önemini vurgulamakta; mevcut öğretim programlarının geliştirilmesine yönelik kuramsal ve pratik açıdan önemli ipuçları sunmaktadır.

Figen Madran
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Matematik dersi öğrenme kayıpları ve nedenleri

Bu araştırmanın amacı; Anadolu liselerinde oluşan matematik öğrenme kayıplarının belirlenmesi ve öğrenme kayıplarının nedenlerine yönelik öğretmen ve öğrenci görüşlerinin incelenmesidir. Araştırma karma yöntem desenlerinden açıklayıcı sıralı desen kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel kısmı ilişkisel tarama modelinde, nitel kısmı ise fenemonoloji deseninde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini, Ege bölgesinde büyük bir kentte yer alan, altı Anadolu lisesinde 12. sınıf düzeyinde öğrenim gören öğrencilerden sistematik örnekleme yoluyla seçilen 303 kişi oluşturmaktadır. Bu örneklem içerisinden maksimum çeşitlilik örneklemesine göre seçilen 12 öğrenci ile bu okullarda 12. sınıflarda öğrenim vermekte olan 14 matematik öğretmeniyle görüşmeler yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Matematik Öğrenen Özerkliği Ölçeği", "Okula Uyum Ölçeği", "Matematik Başarı Testi" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Nicel veriler SPSS 21.0 istatistik paket programı ve MS Excel 2016 aracılığıyla Bağımsız Örneklemler t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson Korelasyon Analizi yapılarak elde edilmiştir. Nitel verilerin çözümlenmesinde içerik analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada 12. sınıfların matematik öğrenme kaybı düzeylerinin yüksek olduğu bulunmuştur. Matematik öğrenme kaybının öğrenim görülen okullar, okul başarı düzeyleri, öğrenci başarı düzeyleri ve öğrenim görülen alanlar değişkenlerine göre anlamlı bir fark oluştururken, cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık oluşturmadığı görülmüştür. Öğrenme kayıpları açısından kazanımlara ulaşılma düzeyi %40 olarak bulunmuştur. Öğrencilerin matematik öğrenen özerkliği düzeyi orta üst olarak bulunmuştur. Cinsiyet, öğrenci başarı düzeyleri ve öğrenim görülen alanlar değişkenleriyle matematik öğrenen özerkliği düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunurken, öğrenim görülen okullar ve okul başarı düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Okula uyum düzeyleri cinsiyete, öğrenim görülen okullara, okul başarı düzeylerine, öğrenci başarı düzeylerine ve öğrenim görülen alanlara göre anlamlı bir farklılık oluşturmamıştır. Araştırmada öğrenci başarı düzeyi ile öğrenme kaybı arasında, düşük, negatif yönlü ve anlamlı bir ilişki; öğrenci başarı düzeyi ile matematik özerk öğrenme düzeyleri arasında, pozitif yönlü, orta düzeyde anlamlı bir ilişki; okula uyum düzeyleri ile matematik özerk öğrenme düzeyleri arasında, pozitif yönde, düşük ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Araştırmada öğretmenler ve öğrencilerle yapılan görüşmeler sonucunda matematik öğrenme kaybına yol açan değişkenlerin "Uzaktan Eğitim", "Matematik Öğrenme Kaybı", "Programın Tamamlanması" temalarında toplandığı görülmüştür. Öğrenciler ve öğretmenlerin yanıtları doğrultusunda öğretmenlerin uzaktan eğitimin avantajlarını eğitimin devamlılığı ve zaman kazanımı, öğrencilerin ise çalışma alışkanlığı kazandırma ve ekstra zaman kazanımı olarak; öğretmenlerin ve öğrencilerin dezavantajlarını öğretmen ve öğrenci arasında sınırlı iletişim olarak; öğretmen ve öğrenciler bu süreçte bilgisayar, telefon, tablet kullandıklarını, teknolojik içerik ve platformlardan yararlandıklarını; öğretmenlerin gereklilik olarak ölçme ve değerlendirme, teknolojik altyapı, aktif katılımı, öğrencilerin ise teknolojik altyapıyı gösterdikleri sonucu bulunmuştur. Öğretmenler ve öğrenciler matematik öğrenme kaybının nedeni olarak uzaktan eğitimi ve uzaktan eğitimin verimsizliğini; öğretmenler ve öğrenciler öğrenme eksikliği yaşanan konular olarak geometri konularını; öğretmenlerin öğrenme eksikliğini gidermek için öğrencilerin derse aktif katılımının sağlanması gerektiğini, öğrencilerin ise bireysel olarak çalışıp, dijital içerik ve platformlardan yararlandıklarını söyledikleri görülmüştür. Programın tamamlanamama nedenlerine ilişkin öğrencilerin katılım göstermemesi, program yoğunluğu, içeriğin uzaktan eğitime uygun olmaması gibi etkenler dile getirilmiştir.

Anadolu liseleriCOVID 19Lise öğrencileri+7
Nigar Yüksel
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Web 2.0 destekli işbirlikli İngilizce okuma ve yazma öğretim tasarımının öğrencilerin bilişsel ve duyuşsal özelliklerine etkisi

Bu araştırmadaki amaç; Web 2.0 teknolojileri ile geliştirilmiş işbirlikli öğrenme ortamına dayalı İngilizce okuma ve yazma öğretiminin öğrencilerin bilişsel ve duyuşsal özelliklerine etkisini incelemektir. Araştırma konusunun belirlenmesinde ve kullanılan model ve yöntemin seçiminde yapılan alan yazın taraması doğrultusunda ihtiyaç analizi ve Ege Üniversitesi'nde çalışan araştırmacının kurumundan gelen talep etkili olmuştur. Araştırma yöntemi olarak karma yöntem kullanılmış; nitel boyutu açısından durum çalışması, nicel boyutu açısından deneysel modelde desenlenmiştir. Araştırmada kullanılan deneme modeli, Solomon 4 grup modelidir ve iki deney iki kontrol grubu olmak üzere dört grup yansız atama ile atanmıştır. Nicel veriler, deneme modelinde kullanılan ölçme araçlarıyla; nitel veriler ise kayıt defterleri ve görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Ege Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu'nda İngilizce hazırlık eğitimi gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmacı, iki grupta (1 deney + 1 kontrol) öğretim programını kendisi, diğer iki grupta ise (1 deney + 1 kontrol) okulda uzun zamandır görev yapmakta olan ve araştırmacıyla benzer mesleki deneyime ve eğitim düzeyine sahip meslektaşı yürütmüştür. Gruplarda öğretimin yürütülmesi sekiz hafta sürmüştür. Deney gruplarına Web 2.0 teknolojileriyle geliştirilmiş işbirlikli öğretim programı, kontrol gruplarında okulun kullandığı standart öğretim programı ile öğretim devam etmiştir. Programların uygulanması öncesinde ön-test, program uygulanmasından sonra son-test gruplara uygulanmıştır. Program uygulanırken öğrenciler kayıt defterlerine düşünce ve değerlendirmelerini yazmışlardır. Ayrıca programın uygulanmasından sonra öğrencilerle görüşme yapılmıştır. Verilerin toplanmasında kullanılan araçlar: araştırmacının geliştirmiş olduğu; İngilizce öğrenmeye yönelik motivasyon ölçeği, İngilizce okumaya yönelik tutum ölçeği, İngilizce yazmaya yönelik tutum ölçeği, ayrıca, bilişsel stiller anketi, akademik özyeterlik ölçeği, okuma ve yazma becerilerine yönelik başarı testleri, yarı-yapılandırılmış görüşme formu ve kayıt defterleridir. Nicel verilerde, hem bağımlı hem de bağımsız örneklemler t-testi kullanılmıştır. Nitel veriler, içerik analizi tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, Web 2.0 araçlarıyla desteklenmiş işbirlikli çalışma ortamına dayalı İngilizce okuma ve yazma becerileri öğretiminin öğrencilerin motivasyonlarını, tutumlarını ve akademik özyeterliklerini artırdığı, öğrencilerin başarılarının düzenli artış gösterdiği, eğitim süreçleri ilerledikçe daha anlaşılabilir ve üst düzeyde yazılar yazabildikleri ve bu çalışmaları verimli, eğlenceli ve faydalı buldukları ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin hem başarı puanları yükselmiş hem de yazılarının okunabilirlik düzeyleri artmıştır. Benzer çalışmaların farklı yaş gruplarında ve farklı derslerde de yürütülmesinin İngilizce öğretimine katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.

Bilişsel işlevlerDil eğitimiMotivasyon+7
Beylü Karayazgan
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimleri, bilişsel esneklikleri ve bilgisayarca düşünme becerilerinin incelenmesi

Bu nicel ilişkisel tarama modelinde gerçekleştirilen araştırmada öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimleri, bilişsel esneklikleri ve bilgisayarca düşünme becerileri, bu değişkenler arasındaki ilişki ve bu ilişkilerin yordayıcılarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Eğitim Fakültesi birinci ve dördüncü sınıfta öğrenimine devam eden 675 öğrenci ile bu fakültede Pedagojik Formasyon eğitimi alan 443 öğrenci olmak üzere, toplam 1118 öğrenci bu araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Diker (2009) tarafından geliştirilen "Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimleri Ölçeği", Dennis ve Vander-Wal (2010) tarafından geliştirilen, Sapmaz ve Doğan (2013) tarafından doğrulayıcı faktör analizi yapılarak Türkçeye uyarlanan "Bilişsel Esneklik Envanteri", Korkmaz, Çakır ve Özden (2017) tarafından geliştirilen "Bilgisayarca Düşünme Becerileri Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS 23.0 veri analiz programı kullanılmış, Kruskal Wallis H ve Mann Whitney U testleri yapılmıştır. Bulgulara göre, öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimleri, bilişsel esneklikleri ve bilgisayarca düşünme becerileri; cinsiyet, sınıf ve mezun oldukları lise türü değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar göstermektedir. Kadınların, erkek öğretmen adaylarına göre yaşam boyu öğrenmeye yönelik eğilimleri daha yüksekken, bilişsel esneklik düzeylerinde erkekler lehine anlamlı bir farklılık gözlenmiştir. Ayrıca pedagojik formasyon eğitimi alan öğrencilerin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ve bilişsel esneklikleri, eğitim fakültesinde öğrenim gören öğretmen adaylarına kıyasla daha yüksek düzeydedir. Bilgisayarca düşünme becerileri alt boyutlarından eleştirel düşünme ve algoritmik düşünme erkek öğretmen adayları yönüne, yaratıcılık alt boyutunda ise kadın öğretmen adayları lehine daha yüksektir. Öğretmen adaylarının sınıf düzeyleri arttıkça, yaşam boyu öğrenme eğilimleri, bilişsel esneklikleri ve bilgisayarca düşünme becerileri de artmaktadır.

Aday öğretmenlerBilgi işlemsel düşünmeBilişsel esneklik+5
Merve Sert Orhan
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Web 2.0 uygulamalarına dayalı gazlar ve çözeltiler ünitesi öğretiminin 11. sınıf öğrencilerinin akademik başarısı ile kimya dersi tutumuna etkisi

Bu araştırma, Kimya Dersi 11. Sınıf "Gazlar ve Çözeltiler" ünitelerinin, Web 2.0 araçları ile işlenmesi sonucunda, öğrencilerin akademik başarılarına ve Kimya Dersine ilişkin tutumlarına etkisinin olup olmadığını anlamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, deney ve kontrol grupları seçkisiz atamayla belirlenmiş olduğu için gerçek deneysel desenlerden ön-test son-test kontrol gruplu seçkisiz desen kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Aydın/Kuşadası İlçesi'nde araştırmacının görevini sürdürmekte olduğu bir devlet okulunun, 11. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın deney ve kontrol grupları seçkisiz atama yolu ile belirlenen iki ayrı şubede öğrenimlerini sürdürmekte olan 20'şer kişilik 11. Sınıflardan oluşmaktadır. Deneysel süreçte, Gazlar ünitesinin tamamı ve Çözeltiler ünitesinin Koligatif Özelliklere kadar olan konular, deney grubunda sözü edilen Web 2.0 araçları ile işlenmiştir. Kontrol grubunda ise aynı ünite ve konular, düz anlatım yöntemi ve soru-cevap gibi öğretim teknikleriyle işlenmiştir. Deneysel sürecin Web 2.0 uygulamaları, 2022-2023 eğitim öğretim yılı birinci döneminde, sekiz (8) hafta ve 32 ders saatinde gerçekleştirilmiştir. Web 2.0 araçlarından olan Dijidemi, Quizizz, Phet Colorado ve Edpuzzle, deney grubunda hem öğretmen hem de öğrenciler tarafından ders öncesi ödevlendirmelerde hem de derslerin işleniş aşamasında, öğretim tekniği olarak kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, iki ayrı ölçme aracı ile elde edilmiştir. Geban ve arkadaşları (1994) tarafından geliştirilen "Kimya Dersi Tutum Ölçeği" ön ve son-test olarak kullanılmıştır. Aynı zamanda, araştırmacı tarafından geliştirilen ve güçlük indeksi orta düzeyde olan "Kimya Dersi Gazlar ve Çözeltiler Ünitesi Başarı Testi" de yine ön ve son-test olarak kullanılmıştır. Testlerden elde edilen verilerin analizinde, ilişkili örneklem t- testi, tekrarlı ölçümler Anova testi ile Post-Hoc testleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, deney ve kontrol gruplarının Kimya Dersi 'ne yönelik tutumlarında ön ve son testlere göre anlamlı bir değişim olmadığı görülmüştür. Aynı zamanda, tekrarlı ölçümler Anova testi sonuçlarına göre; deney ve kontrol gruplarının, Kimya Dersi Gazlar ve Çözeltiler Ünitesi ön-test ve son-test Akademik Başarı puanlarında, kontrol grubu lehine anlamlı bir farkın olduğu anlaşılmıştır. Böylece "Gazlar ve Çözeltiler" üniteleri için Web 2.0 araçlarından olan; Dijidemi, Quizizz, Phet Colorado ve Edpuzzle araçlarının, 11. Sınıf öğrencilerinin Kimya dersine ilişkin tutum ve akademik başarılarında etkili olmadığı anlaşılmıştır. Elde edilen sonuçlar, araştırmanın sonuç ve tartışma bölümünde ele alınmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Kimya Öğretimi, Kimya Dersine İlişkin Akademik Başarı, Çözeltiler, Gazlar, Web 2.0 Araçları, Kimya Dersine İlişkin Tutum.

Akademik başarıGazlarKimya dersi+7
Emrah Savrık
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmenlerinin görüşlerine göre ilk okuma yazma ders kitabının (2021-2022) incelenmesi (Denizli ili örneği)

Ders kitapları, öğretim programının hedeflerini gerçekleştirmek üzere tasarlanması, dersin bir plan doğrultusunda uygulanmasını sağlaması, kültürel aktarımı sağlaması, ekonomik olarak ulaşılabilir olması gibi özellikleri nedeniyle öğretimin temel kaynağıdır. Kitaplar Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının belirlediği içerik, öğrenme-öğretme, ölçme ve değerlendirme, dil anlatım ve üslup, teknik tasarım ve düzenleme kriterleri doğrultusunda hazırlanmaktadır. Ders kitaplarının kullanılabilirliğini ve etkililiğini saptamak, eksik yönlerini tespit etmek, kitapların pratik olarak kullanımı sırasında ortaya çıkan sorunları belirlemek önemli görülmektedir. Özellikle kitabı birebir kullanan öğretmenlerin görüşlerini almak, kitapların gelişimi açısından daha da önemlidir. Buradan hareketle çalışmanın amacı sınıf öğretmenlerinin görüşlerine göre ilk okuma yazma ders kitabının (2021-2022) incelenmesidir. Karma araştırma yöntemine göre tasarlanan bu çalışmada 2021-2022 eğitim öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığının ücretsiz olarak dağıtımını yaptığı ders kitabını kullanan Denizli ili Merkezefendi ve Pamukkale merkez ilçelerinde görev yapmakta olan birinci sınıf öğretmenlerinden uygun yöntemlerle belirlenen örneklem seçilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda 121 ve nitel boyutunda 20 birinci sınıf öğretmenine ulaşılmış, uzmanların görüşleri alınarak araştırmacı tarafından geliştirilen anket ve görüşme formlarına göre veriler toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde SPSS paket programı ile maddelere ait dağılım, frekans ve yüzdeler hesaplanmış; nitel boyutunda ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre: kullanılan ders kitabının dil anlatım ve üslup haricinde diğer bölümlerinin geliştirilmesi; ders kitabının fasiküller halinde olması; hazırlık çalışmalarının uyum haftası süresince kullanılabilecek yeterlilikte ve öğrenci seviyesine uygun şekilde olması; Milli Eğitim Bakanlığı tarafından eğitim öğretim faaliyetlerinde kullanılmak üzere (dijital/online içerikler, kavram kartları, alfabe blokları, ek kaynak vb.) sağlanması gerektiği; kitapta yer alan görsellerin etkin ve yerinde kullanılması; bölüm, ünite, harf grubu sonrasında ölçme değerlendirme etkinliklerine ve öz değerlendirme çalışmalarına yer verilmesi; ders kitabının içeriğinin zenginleştirilerek (soru/etkinlik sayısı, ödevlendirme, yazı yazma alanı vb.) kullanıma sunulması bulgularına ulaşılmıştır. Araştırma bulgularından elde edilen sonuçlara göre: ders kitaplarının fasiküller halinde tasarlanması; ders kitaplarının hazırlık çalışmaları, harf öğretimi ve ölçme değerlendirme aşamalarında öğretmenleri ek kaynağa yöneltmeyecek tür ve düzeyde kapsamlı olarak sunulması; günümüzde yaygın olarak kullanılan dijital/online kaynakların Milli Eğitim Bakanlığı tarafından öğretmen ve öğrencilerin kullanımına sunulması; öğretmen kılavuz kitaplarının kapsam ve niteliğinin iyileştirilerek tekrar kullanıma sunulması gibi önerilerde bulunulmuştur.

Ders kitaplarıOkuma-yazmaOkuma-yazma öğretimi+3
Erhan Oral
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yaşam boyu öğrenme ve temel teknoloji yeterliliği bağlamında öğretmenlerin uzaktan eğitim sürecine yönelik tutumlarının yordayıcılarının belirlenmesi

Yenilikler ve toplumsal gelişmeler bireylerin günlük yaşamını etkilemektedir. 17 Kasım 2019'da Çin'in Vuhan kentinde ortaya çıkan koronavirüs salgını ile başlayan süreç, Dünya genelinde hayatın birçok alanını olumsuz etkilemiştir. Bu alanların başlıcalarından biri olan eğitimin de o süreçten olumsuz etkilendiği görülmektedir. Bu süreçte Milli Eğitim Bakanlığı tarafından alınan karar ile okullarda yüz yüze eğitime ara verilmiştir. Daha sonra tüm eğitim ve öğretim kademelerinde ani bir şekilde acil uzaktan eğitim sürecine başlanmıştır. Bu süreçte eğitim adına gerçekleştirilen tüm faaliyetler teknolojik araç-gereç, materyal, yazılım ve uygulamalar aracılığıyla sürdürülmüştür. Okullarda yüz yüze eğitimin sürdürülememesinin, eğitimin temel paydaşları olan öğrenci, öğretmen ve eğitim sistemini ciddi anlamda etkilediği görülmektedir. Bu düşüncelerden yola çıkılarak bu çalışmada pandemi döneminde tüm dünya ülkelerinde kaçınılmaz olarak en çok kullanılan eğitim yöntemi haline gelen uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerin uzaktan eğitim sürecini yaşam boyu öğrenme ve temel teknoloji yeterliliği ölçekleri açısından incelemek amaçlanmıştır. Çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu amaç doğrultusunda Aydın ili Efeler İlçesi Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ortaokullarda uzaktan eğitim sürecinde aktif görev yapan 333 öğretmen ile çalışma gerçekleştirilmiştir. . Veriler Gökçe, Önal ve Çalışkan (2021) tarafından geliştirilen "Uzaktan Eğitim Sürecini Değerlendirme Ölçeği", Engin, Kör ve Erbay (2016) tarafından geliştirilen "Yaşam Boyu Öğrenme Ölçeği", Tekinarslan (2008) tarafından geliştirilen "Eğitimciler İçin Temel Teknoloji Yeterlilikleri Ölçeği" ile toplanmıştır. Örneklemden elde edilen verilerden boş veriler bulunan 36 ölçek araştırma kapsamına alınmayarak çıkarılmıştır. Bu kapsamda 297 ölçek değerlendirmeye alınmıştır Araştırma sonuçlarına göre öğretmenlerin uzaktan eğitim süreci erişilebilirlik faktörünü yordamaya yönelik yaşam boyu öğrenme değişkenleri, temel teknoloji yeterliliği ölçeği alt boyutlarından kelime işlemci ve internet ağı kullanma değişkenleri erişilebilirlik'in yordanmasına ilişkin modele anlamlı katkı sunmaktadır. Genel anlamda uzaktan eğitim süreci erişilebilirlik faktörü toplam varyansın %29'unu açıklamaktadır. Uzaktan eğitim süreci kullanılabilirlik faktörünü yordamaya yönelik yaşam boyu öğrenme değişkenleri, temel teknoloji yeterliliği ölçeği alt boyutlarından temel bilgisayar kullanım becerisi değişkeni kullanılabilirlik faktörünün yordanmasına ilişkin modele anlamlı katkı sunmaktadır. Genel anlamda uzaktan eğitim süreci erişilebilirlik faktörü toplam varyansın %12'sini açıklamaktadır. Uzaktan eğitim süreci tutum faktörünü yordamaya yönelik yaşam boyu öğrenme değişkeni tutum faktörünün yordanmasına ilişkin modele anlamlı katkı sunmaktadır. Genel anlamda uzaktan eğitim süreci tutum faktörü toplam varyansın %11'ini açıklamaktadır. Uzaktan eğitim süreci teknolojik olanaklar faktörünü yordamaya yönelik yaşam boyu öğrenme değişkeni teknolojik olanaklar faktörünün yordanmasına ilişkin modele anlamlı katkı sunmaktadır. Genel anlamda uzaktan eğitim süreci teknolojik olanaklar faktörü toplam varyansın %22'sini açıklamaktadır. Uzaktan eğitim süreci özyeterlik faktörünü yordamaya yönelik yaşam boyu öğrenme değişkeni, teknoloji yeterlililiği ölçeği alt boyutlarının ve değişkenlerinin modele katkıları incelendiğinde hesap tablosu, kelime işlemci ve telekomünikasyon faktörün yordanmasına anlamlı katkı sağlamaktadır. Genel anlamda Uzaktan eğitim süreci erişilebilirlik faktörü toplam varyansın %21'ini açıklamaktadır. Uzaktan eğitime erişilebilirlik alt boyutu ile teknolojik olanaklar alt boyutu arasında; uzaktan eğitim kullanılabilirlik alt boyutu ile uzaktan eğitimdeki teknolojik olanaklar ve uzaktan eğitime yönelik özyeterlik alt boyutları arasında; uzaktan eğitimdeki özyeterlik alt boyutu ile temel bilgisayar kullanım becerisi ve kelime işlemci alt boyutları arasında pozitif yönlü orta ilişki bulunmaktadır. Temel teknoloji yeterliği temel bilgisayar kullanım alt boyutu ile kurulum bakım ve sorun giderme, kelime işlemci ve telekomünikasyon alt boyutunda medyalı iletişim alt boyutu ile pozitif yönlü yüksek ilişki bulunmaktadır. Temel teknoloji yeterliği temel bilgisayar kullanım alt boyutu ile internet ağı kullanma, telekomünikasyon ve medyalı iletişim arasında; kurulum, bakım ve sorun giderme alt boyutu ile kelime işlemci, hesap tablosu, internet ağı kullanma, telekomünikasyon ve medyalı iletişim alt boyutları arasında; kelime işlemci alt boyutunda hesap tablosu, internet ağı kullanma, telekomünikasyon ve medyalı iletişim arasında; hesap tablosu alt boyutunda veritabanları, internet ağı kullanma, telekomünikasyon ve medyalı iletişim arasında; veritabanı alt boyutunda telekomünikasyon ve medyalı iletişim alt boyutları arasında; internet ağı kullanma alt boyutunda telekomünikasyon ve medyalı iletişim arasında pozitif yönlü orta ilişki bulunmaktadır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Uzaktan eğitim, yaşam boyu öğrenme, temel teknoloji yeterliliği, öğretmen, covid-19, pandemi, salgın

Teknoloji kullanımıTeknolojik pedagojik alan bilgisiUzaktan eğitim+5
Reşat Kocabıyık
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Addie öğretim tasarımının 9. sınıf öğrencilerinin matematiksel modelleme, iletişim, mantıksal düşünme ve motivasyonuna etkisi

Matematik eğitimi, öğrencilerin sadece formülleri ezberlemekle kalmayıp, bu formülleri etkin bir şekilde kullanabilen, sorunlara yaratıcı çözümler üretebilen, iletişim becerileri gelişmiş ve matematiği diğer alanlarla ve günlük yaşamla ilişkilendirebilen bireyler olarak yetiştirilmesini amaçlamaktadır. Bu nedenle bu çalışmada dokuzuncu sınıf öğrencileri için hazırlanan ADDIE beceri temelli öğretim tasarımının ortaöğretim matematik öğretim programı içerisinde bulunan matematiksel becerilere etkisini değerlendirmek amaçlanmıştır. Araştırmada çok aşamalı karma desen benimsenmiştir. Çalışma genel olarak üç aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada ölçme araçlarının geliştirilmesi sürecinde sıralı açımlayıcı desen, ihtiyaç analizi sürecinde veri çeşitleme deseni kullanılmıştır. İkinci aşama olan tasarım ve geliştirme adımlarında tasarımın varsa aksayan yönlerini tespit ederek dönüt almak için pilot uygulama gerçekleştirilmiştir. Üçüncü aşamada ise tasarımın uygulanması ve değerlendirilmesi gerçekleştirilmiş, gömülü desen kullanılmıştır. Nicel bölümde deney ve kontrol gruplu, ön test, son test ve kalıcılık testini içeren (2x3) yarı-deneysel desende, nitel bölümünün ise durum çalışması deseninde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evren örneklem ve çalışma grubu Aydın ilinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı sınavsız OBP ile öğrenci alan Anadolu liselerinde öğrenim görmekte olan 9. Sınıf öğrencilerinden ve bu sınıf düzeyinde dersleri yürüten matematik öğretmenlerinden oluşmaktadır. Çalışmada ihtiyaç analizi ve öğretimin değerlendirilmesi sürecinde araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan Matematiksel İletişim Öz yeterlik Ölçeği ve Başarı Testi; Matematiksel Modelleme Özyeterlik Ölçeği, Mantıksal Düşünme Testi ve Matematik Motivasyonu ölçeği kullanılmıştır. Tasarımın etkililiğinin incelenmesi sürecinde yarı yapılandırılmış öğrenci görüşme formu kullanılmıştır. İhtiyaç analizi sürecinde ve tasarımın etkililiğinin değerlendirilmesi sürecinde Modelleme Yeterlikleri Değerlendirme Rubriği ve Matematiksel İletişim Becerisi Düzeyleri Puanlama Anahtarı kullanılmıştır. Araştırmanın üçüncü aşaması bir Anadolu lisesinin 9. sınıfında öğrenim gören 58 öğrenci ile yürütülmüştür. Bu öğrencilerden 29'u deney, 29'u kontrol grubunu oluştrmaktadır. Her iki gruba da altı haftalık ABTMÖT uygulanması öncesinde ön-test, uygulanmadan sonra son-test, son-testten altı hafta sonra kalıcılık testi uygulanmıştır. Çalışma sürecinde deney grubundan heterojen olarak seçilmiş bir odak gruba tasarım uygulama öncesi, ortası ve sonrasında modelleme etkinlikleri ile rubrik değerlendirmeler yapılmıştır. Deney grubuna ABTMÖT uygulanırken, kontrol grubuna süregelen program uygulanmıştır. Nicel veriler SPSS ve AMOS ile çözümlenirken nitel veriler betimsel analiz ile çözümlenmiştir. İhtiyaç analizinin sonuçalarına göre öğrencilerin matematiksel süreç becerilerinin yetersiz olduğu görülmüştür. Uygulama sonrasında yapılmış olan analizlerde ise matematik başarısı ve matematiksel iletişim öz-yeterliği bakımından deney ve kontrol grubu arasında anlamlı farklılık bulunduğu ve hedefe ulaşıldığı görülmüştür. Matematiksel modelleme öz- yeterliği ve mantıksal düşünme becerileri bakımından gruplar arasında anlamlı farklılık bulunmuş ancak hedefe ulaşılamamıştır. Matematik motivasyonu bakımından gruplar arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Modelleme etkinliklerine yönelik rubrik değerlendirmeler incelendiğinde ise modelleme becerileri bakımından hedefe ulaşıldığı ancak matematiksel iletişim bakımından hedefe ulaşılamadığı görülmüştür. Her iki değerlendirme türünde de uygulama sürecinde düzenli artış görülmüştür. En az artış modelleme becerileri alt boyutlarından olan "Doğrulama" alt becerisinde görülmüştür. Ayrıca ABTMÖT uygulaması sonrasında yapılan öğrenci görüşmelerinde öğrenciler farklı bakış açıları geliştirdiklerinden, grup etkinlikleri eğlenceli bulduklarından, hızlı karar verme becerilerinin geliştiğinden ve herkesin fikrini belirtmesinin güzel olduğundan, kendilerini matematiksel anlamda daha iyi açıklayabildiklerinden bahsetmiştir.

Mantıksal düşünmeMatematiksel modelleme
İpek Gündüz Çetin
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bir meslek yüksekokulu programının değerlendirilmesinde çoklu bakış açıları

Türkiye'de mesleki eğitimin gerçekleştirildiği yüksek öğretim kurumlarından birisi de meslek yüksekokullarıdır. Bu kurumlardaki mesleki programların değerlendirilmesine yönelik çalışmalar, programların niteliğinin arttırılması için önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı; öğretim elemanı, öğrenci, mezun ve istihdam sağlayıcıların Kontrol ve Otomasyon Teknolojisi Programına yönelik bakış açılarını belirlemektir. Değerlendirmede göz önünde bulundurulacak boyutlar, programın kapsamlı bir değerlendirilmesini sağlayabilir. Çalışma nitel tekniklerle yürütülmüştür. Verilerin toplanmasında; birinci aşamada yarı-yapılandırılmış görüşme formları ile katılımcılarla görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu katılımcılar, mesleki dersleri vermekte olan öğretim elemanları, öğrenciler, program mezunları ve işyeri temsilcileri şeklinde gruplandırılmıştır. İkinci aşamada, yaz dönemini başarı ile tamamlamış öğrencilerden staj değerlendirme formları ve işyerindeki yetkililerin stajyerleri değerlendirdiği stajyer değerlendirme formları çalışmaya dahil edilmiştir. Üçüncü aşamada ise, program başkanlığının sektördeki firmalarla yaptıkları işbirlikleri dokümanları çalışmaya dahil edilmiştir. Verilerin analizinde içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçları arasında, program mezunlarının mesleki yeterliliklerinin firmalarda çalışmaya yeterli olduğu yer almıştır. Mezunların mesleki ilgilerinin yeterli, işe ve işyeri ortamına uyumlu olduğu belirlenmiştir. Ayrıca stajlarını yapan öğrencilerin yüksek bir oranda aynı firmada istihdam edilmek istendiği sonucuna da ulaşılmıştır. Program ve sektör arasındaki var olan işbirliklerinin arttırılması gerektiği ve işbirliklerinin öğretim elemanı, öğrenci, mezun ve firmalara çok sayıda faydaları olduğu anlaşılmıştır. Son olarak, yaz dönemlerinde yapılan staj uygulamalarının öğrencilerin mesleki becerilerini arttırması, işe uyumu, mesleği tanıması vb. süreçlere olumlu katkıları olduğu sonucu elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlara bakıldığında, programın halen büyük bir ihtiyacı karşıladığı, bununla birlikte yaşanan bazı sorunların mesleki eğitimi olumsuz etkilediği ve bu nedenle sorunların çözüme kavuşturulması gerektiği sonucu ortaya çıkmıştır.

Ders programlarıEğitim programlarıMeslek dersleri+4
Feyzi Kaysi
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk sinemasında eğitim içerikli filmlerin eğitim unsurları açısından analizi

Sinema, XIX. yüzyıldan bu yana toplumların kültürlerine yerleşen yeni ve etkili bir sanat alanıdır. Ortaya çıktığı dönemden itibaren sinema, bir toplumun herhangi bir konuda zaman içinde geçirdiği evrimi incelemek için de önemli bir araçtır. Özellikle eğitim kurumu ve içinde barındırdığı dinamikler, sinemanın gelişimiyle birlikte sıkça filmlere konu olmuştur. Çağlar boyunca toplumların ve devletlerin varlıklarını sürdürebilmeleri için en önemli araç olan eğitime dair unsur ve figürler Türk sinemasında da kendine yer bulmuştur. Bu kapsamda Türk sinemasındaki eğitim içerikli filmlerde öğretmen, okul yöneticisi, öğrenci, eğitim ritüelleri ve eğitim ortamlarının nasıl ve hangi bağlamda yer aldıkları incelenmesi gereken bir alandır. Araştırma, metodolojik olarak nitel araştırma yöntemlerinden içerik çözümlemesine dayalıyürütülmüştür. Türk sinemasında 1949-2015 arasında çekilen ve ilkokul, ortaokul ve lise düzeylerini kapsayan K12 okullarını içeren 52 film üzerinden öğretmen, okul yöneticisi, öğrenci, eğitim ritüelleri ve eğitim ortamları tasvirleri incelenmiştir. Araştırma verilerinin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Betimsel analizde önce filmlerde hangi eğitim unsurlarının inceleneceğine karar verilmiş, daha sonra bu unsurların nasıl tasvir edildikleri üzerine gözlem notları tutularak sık tekrar eden temalar belirlenmiştir. Araştırma bulguları kapsamında, ulaşılan veriler şöyledir: Öğretmen temasında, öğretmenlerin en çok taşralı, kalkınmanın temsilcisi-kurtarıcı, cehalete karşı, fakir ama mutlu, idealist-mesleğine adanmış, güvenilir-hürmet gören, öğrenciye dokunabilen, resmi ideolojinin temsilcisi, otoriter, öğrenci karşıtı ve maskara öğretmen imajlarıyla tasvir edildiği belirlenmiştir. Okul yöneticileri temasında müdür ve müdür yardımcılarının en çok otoriter, maskara, öğrenci karşıtı, paragöz, öğrenci dostu, bürokrat ve idealist-mesleğine adanmış olarak tasvir edildiği gözlemlenmiştir. Öğrenci temasında öğrenci profili filmlerde eğitim ortamları olarak kullanılan ilkokul (köy ve şehir olarak ayrılmıştır), devlet lisesi, özel lise/kolej ve ev ortamlarına göre incelenmiştir. Eğitim ritüelleri temasında en sık gözlemlenen eğitim ritüelleri ise üniforma, selamlaşma, klasik oturma düzeni, cezalandırma, marş/ant/şiir ve resmi törenler/anma törenleri olarak belirlenmiştir. Eğitim ortamları temasında da öğrenci tasviri bölümünde olduğu gibi okul kademe ve türlerine göre köy ilkokulları, şehir ilkokulları, devlet liseleri, özel liseler/kolejler ve ev ortamlarına göre incelenmiştir.

EğitimFilmOkul yöneticileri+5
Şule Altınbaş
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

9.sınıf biyoloji dersinde ?difüzyon ?osmoz- osmotik kuvvetler? konularının öğretiminde örnek olaya dayalı öğrenme yönteminin kullanılmasının öğrencilerin akademik başarılarına ve biyoloji dersine yönelik tutumlarına etkisi

Bu çalışma biyoloji dersi ? Canlılığın Temel Birimi ? Hücre? ünitesindeki ?Difüzyon ? Osmoz ? Osmotik Kuvvetler? konusunda örnek olay yöntemini kullanmanın öğrencilerin akademik başarılarına ve biyoloji dersine yönelik tutumlarına etkisini araştırmaktadır.Araştırmanın çalışma grubunu Eskişehir İli, merkez ilçesine bağlı Habib Edip Törehan Kız Meslek Lisesi'nin 9-A, 9-B, 9-C ve 9-D sınıfı öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın deney grubunu tesadüfi olarak seçilen 9-B ve 9-D sınıfında okuyan 54 öğrenci, kontrol gurubunu ise 9-A ve 9-C sınıflarında okuyan 59 öğrenci ( toplam 113) oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafında 5 hafta boyunca kontrol grubu öğrencilerine, geleneksel öğretim yöntemleri, deney grubu öğrencilerine ise örnek olaya dayalı öğrenme yöntemleri kullanılarak dersler işlenmiştir.Araştırmada veri toplama aracı olarak, biyoloji başarı testi ve biyoloji tutum ölçeği kullanılmış, bu test ve ölçek uygulama başlamadan önce ön test, uygulama sonunda ise son test olarak her iki gruptaki öğrencilere verilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde, öğrencilerin başarı testine ve tutum ölçeğine verdikleri cevapların aritmetik ortalamaları, standart sapmaları bulunmuş bu ortalamalar ilişkili grup t testi ve ilişkisiz grup t testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Tutum ölçeğinin geçerlilik çalışmaları için faktör analizi yapılmış, hem tutum ölçeğinin hem de başarı testinin güvenirlikleri hesaplanmıştır. Hesaplamalar için SPSS 13.00 paket programı kullanılmıştır.Verilerin analizi sonucunda elde edilen bulgular incelendiğinde, örnek olaya dayalı öğrenme yönteminin uygulandığı deney grubu öğrencilerinin akademik başarısı ve biyoloji dersine karşı tutumları, geleneksel öğrenme yönteminin uygulandığı kontrol grubu öğrencilerinin akademik başarısı ve biyoloji dersine yönelik tutumları arasında .05 düzeyinde deney grubu lehine anlamlı bir fark olduğu ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, örnek olaya dayalı öğrenme yönteminin, öğrenci başarısına etkisinin olumlu yönde olduğu ve biyoloji dersine yönelik öğrenci tutumlarını olumlu yönde değiştirdiği görülmüştür

Abdullah Bars
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlköğretimde psikolojik danışma ve rehberlik programlarının geliştirilmesi sürecinde karşılaşılan sorunlar

Bu araştırmanın amacı; ilköğretim okullarında görev yapan okul yöneticileri vepsikolojik danışmanların görüşlerine göre, ilköğretimde psikolojik danışma ve rehberlikprogramlarının geliştirilmesinde karşılaşılan sorunların belirlenmesidir.Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın evrenini 2005-2006eğitim-öğretim yılında Eskişehir merkez ilçesinde yer alan ve kadrosunda psikolojikdanışman bulunan 78 ilköğretim okulu oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, buokullarda görev yapmakta olan 47'si okul yöneticisi ve 65'i de psikolojik danışman(rehber öğretmen) olmak üzere toplam 112 kişiden elde edilmiştir. Bu araştırmadaveriler, araştırmacı tarafından ilgili alanyazına dayalı olarak geliştirilen ? lköğretimdePsikolojik Danışma ve Rehberlik Programlarının Geliştirilmesi Sürecinde KarşılaşılanSorunlar? adlı veri toplama aracı ile toplanılmıştır.lköğretimde psikolojik danışma ve rehberlik programlarının geliştirilmesindekarşılaşılan sorunlarla ilgili toplanılan araştırma verilerinin çözümlenmesinde, frekans(f) ve yüzde (%) değerlerinden yararlanılmıştır. Bu işlemlerin gerçekleştirilmesindeSPSS for Windows paket programı kullanılmıştır.Araştırma sonucunda; araştırmaya katılan ilköğretim okulu yöneticileri vepsikolojik danışmanların büyük çoğunluğunun ?araştırma-geliştirme etkinlikleri?,?işbirliği? ve ?insan kaynakları? üst başlıkları ile ilgili olarak oluşturulmuş maddelerdeyer alan durumların tamamını; ?anlayış? kaynaklı sorunlar üst başlığı ile ilgili olarak isebir madde dışındaki tüm maddeleri, ilköğretimde psikolojik danışma ve rehberlikprogramlarının geliştirilmesi sürecinde yaşanmakta olan sorunlar olarak algıladıklarıbelirlenmiştir.

Fikret Konca
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2007
00
DoktoraAçık ErişimTR

Öğretim Üyesi Adayları İçin Öğretimsel Gelişim Programının Değerlendirmesi

Bu araştırmanın amacı, Yükseköğretim Kurulu'nun 05.10.1999 tarih ve 99.50.2691 sayılı kararı uyarınca, eğitim bilimleri alanı dışındaki bilim dallarında doktora öğrenimine devam eden ve geleceğin öğretim üyesi adayı olarak görülen doktora öğrencilerinin öğretim bilgi ve becerilerinin geliştirilmesi amacıyla almaları öngörülen ?Gelişim ve Öğrenme? ile ?Öğretimde Planlama ve Değerlendirme? derslerini, bu dersleri alan doktora öğrencilerinin ve bu dersleri yürüten öğretim elemanlarının görüşlerine göre değerlendirilmesidir. Araştırmanın çalışma evrenini, 2005?2006 öğretim yılı güz döneminde sözkonusu derslerin açıldığı 38 devlet üniversitesinde bu dersleri alan doktora öğrencileri ve bu dersleri yürüten öğretim elemanları oluşturmuştur. Araştırmanın verileri, ?Öğretim Üyesi Adayları İçin Öğretimsel Gelişim Programının Değerlendirmesi? başlıklı iki anket aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde sayı ve yüzdeler, bağımsız örneklemler t testi, tek yönlü varyans çözümlemesi ve Tukey HSD testlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonunda, 2005?2006 öğretim yılı güz döneminde Gelişim ve Öğrenme ve Öğretimde Planlama ve Değerlendirme derslerini alan doktora öğrencileri ile bu dersleri yürüten öğretim elemanlarının, bu derslerin uygulama ilkelerini ve öğelerini genel olarak uygun buldukları; doktora öğrencilerinin programın uygulama ilkeleri ve öğelerine ilişkin görüşlerinin kimi değişkenlere göre farklılık göstermediği; bu derslerde kazandırılması öngörülen bilgi ve becerilerle ilişkili amaçların gerçekleştiği; programın doktora öğrencileri üzerinde, genel olarak olumlu etkiler bıraktığı; öğretim elemanlarının derslerin uygulanması sırasında genel olarak güçlük yaşamadıkları; öğrenci ve öğretim elemanlarına göre, programın tüm öğretim elemanlarını kapsaması, programın planlanmasında ve uygulanmasında katılımı özendirecek biçimde zaman, süre, biçim, içeriğin esnek bir biçimde düzenlenmesi, gereksinimlerin dikkate alınması ve programa katılımın ödüllendirilmesi görüşünde oldukları söylenebilir.

Program değerlendirmeÖğretim
Dilruba Kürüm
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlköğretimde içerik türü tabanlı kural öğretiminin öğrenci erişisi ve öğrenmenin kalıcılığına etkisi

Eğitim kurumlarında gerçekleştirilen öğretim etkinliklerinin niteliğine etki eden çok sayıda etmenden söz edilebilir. Bu etmenlerin neler olduğunun ve söz konusu etmenler arasındaki ilişkilerin belirlenmesinin yanısıra, öğretim etkinliklerinin planlanıp uygulanmasında tüm bu değişkenlerin dikkate alınması sürecin etkililiği bakımından belirleyici rol oynamaktadır.Öğretim etkinliklerinin niteliğine etki eden önemli etmenlerden birisi de tanımlanan öğrenci kazanımlarıyla örtüşen bir içerik yapısının belirlenmesi ve öğretimin belirlenen içerik türünün özellikleri doğrultusunda düzenlenmesi ile ilgilidir. Okul öğrenmelerinde oldukça önemli bir yer işgal eden ve bu duruma paralel olarak öğretimi yapılan içerik türlerinden birisi de kurallardır.Bu araştırma, ilköğretimde içerik türü tabanlı kural öğretiminin öğrencilerin öğrenci erişisi ve öğrenmelerinin kalıcılığı üzerindeki etkiliğini ortaya koymayı amaçlamaktadır.Araştırma yarı deneysel araştırma modellerinden biri olan tek grup öntest-sontest modeline dayalı olarak desenlenmiş ve deneysel uygulama 2006-2007 öğretim yılının güz-bahar döneminde Eskişehir Merkez Millizafer İlköğretim Okulunda gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını, adı geçen okulda altıncı sınıfta öğrenim gören 241 öğrenci oluşturmaktadır.Araştırma verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen ?Kişisel Bilgi Formu? ve öntest, sontest ve kalıcılık testi olarak da kullanılan ?Bilişim Teknolojileri Dersi Başarı Testi? ile elde edilmiştir.Araştırmada elde edilen verilerin çözümlenmesinde aritmetik ortalama ve standart sapma ile tek grup t-testi ve bağımsız gruplar t-testlerinden yararlanılmıştır. Yapılan istatistiksel çözümlemelerde anlamlılık düzeyi .05 olarak alınmıştırAraştırmada elde edilen bulgulara dayalı olarak aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır:İçerik türü tabanlı kural öğretimi öğrencilerin kuralları öğrenme düzeyleri üzerinde etkilidir.İçerik türü tabanlı kural öğretimi öğrencilerin kurallara ilişkin öğrenmelerinin kalıcılığı konusunda etkili sonuçlar vermiştir. Bu yönüyle, içerik türü tabanlı kural öğretimi uygulamalarının öğrencilerde kalıcı öğrenmeler oluşturmada kullanılabilecek nitelikte bir yaklaşım olduğu söylenebilir.İçerik türü tabanlı kural öğretimi öğrencilerin ilişkisel ve işlemsel kurallar öğrenme düzeyleri üzerinde etkilidir. İlköğretim öğrencilerinin ilişkisel ve işlemsel kuralları öğrenme başarıları arasında ilişkisel kuralları öğrenme lehine anlamlı bir fark söz konusudur.

EğitimEğitim kalitesiEğitimciler+7
Gülten Feryal Küçüker
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2008
00
DoktoraAçık ErişimTR

Eğitim fakültelerinde öğretmen eğitimi program standartlarının gerçekleşme düzeyi

Öğretmen eğitiminde kalite ve verimliliği artırmaya yönelik 1980'li yıllardan itibaren Dünyada yapılan çalışmalar Türkiye'yi de etkilemiştir. 1982 yılında tüm eğitim basamaklarına öğretmen yetiştiren kurumlar üniversite çatısı altında toplanmıştır. Böylece, öğretmenlik mesleğinin statüsü yükseltilmiş ve öğretmen eğitimcilerinin akademik düzeyde yetiştirilmeleri sağlanmıştır. Ancak, zamanla öğretmen yetiştirme görevini üstlenen eğitim fakülteleri, uzmanlaşmanın etkisiyle eğitimi her geçen gün biraz daha akademik hale getirmiş ve öğretmenin okulda kullanacağı öğretmenlik meslek bilgi ve becerilerini gözardı etmiştir. Bu nedenle, çağdaş eğitimin amaçlarını gerçekleştirecek ve eğitimin niteliğini artıracak öğretmeni yetiştirmek ve öğretmen açığını gidermek amacıyla, Yükseköğretim Kurulu'nun 4.11.1997 tarih ve 97.39.2761 sayılı kararı ile öğretmen yetiştirmede yeniden yapılanma kabul edilmiş ve bu model 1998?1999 öğretim yılından itibaren uygulamaya konmuştur.Öğretmen eğitiminde yeniden yapılanmanın temel amaçlarından biri, öğretmen eğitimi program standartlarını geliştirerek, dünyadaki uygulama örneklerinde olduğu gibi Türkiye'de de nitelikli öğretmenler yetiştirmektir. Çünkü toplumda istenen değişim, gelişim ve yenileşmenin sağlanması, nitelikli öğretmenlerin yetiştirilmesini sağlayacak öğretmen eğitimi program standartlarının geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu zorunluluk nedeniyle Yükseköğretim Kurulu, öğretmen eğitiminde yeniden yapılanma kapsamında akreditasyon amaçlı öğretmen eğitimi program standartları geliştirmiş ve bu standartlara uygunluğu açısından eğitim fakültelerinin akredite edilmesi için gerekli düzenlemeleri yapmıştır. Ancak bu standartlar, geliştirildiğinden bu yana eğitim fakültelerinde gerçekleşme düzeyini belirlemeye yönelik yeterli düzeyde çalışma yapılmamıştır. Bu açıdan öğretmen eğitimi program standartlarının eğitim fakültelerinde gerçekleşme düzeyinin belirlenmesine gereksinim vardır. Bu gereksinime dayalı olarak bu araştırma, eğitim fakültelerinde öğretmen eğitimi program standartlarının gerçekleşme düzeyini ve eğitim fakültelerinde standartların geliştirilmesine yönelik öneriler ile geliştirme çalışmalarında yaşanılan güçlükleri öğretim elemanları görüşlerine dayalı olarak belirlenmesi amacıyla yapılmıştır.Bu araştırma, tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini 2006?2007 öğretim yılı güz döneminde pilot uygulamanın dışında tutulan 50 eğitim fakültesinde görevli öğretim elemanları oluşturmuştur. 50 eğitim fakültesinde görevli 3272 öğretim elemanın tamamına ulaşmak ekonomik olmayacağından örneklem alma yoluna gidilmiştir. Örneklemin belirlenmesinde oranlı eleman örnekleme yaklaşımı benimsenmiş ve her fakültedeki öğretim elemanlarının %30'una ulaşılması amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi içinde yer alan öğretim elemanlarından pilot uygulamanın dışında tutulan 982 öğretim elemanından 708'ine (%74) ulaşılabilmiştir. Araştırmanın amacı kapsamında gerekli olan veriler, araştırmacı tarafından öğretim elemanlarına uygulanmak üzere hazırlanan ?Eğitim Fakültelerinde Öğretmen Eğitimi Program Standartlarının Gerçekleşme Düzeyi? başlıklı anket aracılığıyla toplanmıştır. Toplanan verilerin çözümlenmesinde sayı, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, t testi, tek yönlü varyans çözümlemesi ve Tukey HSD testlerinden yararlanılmıştır.Araştırma sonunda, öğretim elemanlarının görüşlerine göre, eğitim fakültelerinde öğretmen eğitimi program standartlarının genel olarak orta düzeyde gerçekleştiği görülmüştür. Eğitim fakültelerinde öğretmen eğitimi program standartlarının gerçekleşme düzeyi ile ilgili olarak yönetici ile öğretim elemanı görüşleri, ?Öğretimin planlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi?, ?Öğretim elemanları? ve ?Yönetim? standart alanlarında anlamlı farklılık göstermiştir. Bu fark, bu alanlardaki standartların fakültelerde gerçekleşme düzeyinin yöneticilere göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Öte yandan ?Öğrenci?, ?Tesisler, kütüphane ve donanım?, ?Kalite güvencesi? ve ?Fakülte-okul işbirliği? alanlarındaki standartların eğitim fakültelerinde gerçekleşme düzeyinin iki grup görüşlerine göre anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir.Eğitim fakültelerinde öğretmen eğitimi program standartlarının gerçekleşme düzeyi, standart alanlarına göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermiştir. Buna göre, ?Fakülte-okul işbirliği? alanındaki standartların eğitim fakültelerinde yeterli düzeyde, ?Öğretimin planlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi?, ?Öğretim elemanları?, ?Öğrenciler?, ?Tesisler, kütüphane ve donanım? ve ?Yönetim? alanlarındaki standartların orta düzeyde gerçekleştiği görülmüştür. Ayrıca, ?Kalite güvencesi? alanındaki standartların eğitim fakültelerinde gerçekleşme düzeyinin yetersiz olduğu belirlenmiştir. Eğitim fakültelerinde öğretmen eğitimi program standartlarının gerçekleşme düzeyine ilişkin öğretim elemanı görüşleri, fakültelerin gelişmişlik düzeylerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermiş, yüksek düzeyde gelişmiş olan fakültelerde standartların gerçekleşme düzeyinin orta ve düşük düzeyde gelişmiş fakültelere göre daha yüksek olduğu, orta düzeyde gelişmiş fakültelerde standartların gerçekleşme düzeyinin, düşük düzeyde gelişmiş fakültelerden daha düşük olduğu görülmüştür.

Abdullah Adıgüzel
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2008
00
DoktoraAçık ErişimTR

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü İngilizce hazırlık programının değerlendirilmesi ve bir model önerisi

Bu araştırma, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü İngilizce Hazırlık Programını program boyutlarına göre değerlendirmek, programın istenilen nitelikleri kazandırıp kazandırmadığını ortaya çıkarmak ve değerlendirme sonuçlarına bağlı olarak yeni bir program modeli önermek amacıyla gerçekleştirilmiştir.2006-2007 eğitim-öğretim yılında gerçekleştirilen bu çalışmada tarama modeli kullanılmıştır. Bu araştırmada İngilizce Hazırlık Programında öğrenim görmekte olan öğrenciler, Programı bitirmiş fakültelerde öğrenim görmekte olan öğrenciler ve İngilizce Hazırlık Programında görevli okutmanlarla çalışılmıştır.Araştırma verileri anket ve görüşme teknikleriyle elde edilmiştir. Geliştirilen iki anket İngilizce Hazırlık Programında öğrenim görmekte olan ve Programı bitirmiş öğrencilere uygulanmıştır. Görüşme ise Programda görev alan okutmanlarla gerçekleştirilmiştir.Araştırma sonunda, İngilizce Hazırlık Programının hemen her boyutunda sorunların olduğu, Programın istenilen nitelikleri bir ölçüde kazandırdığı ancak Teknik İngilizce konusunda eksikliklerin görüldüğü, öğretim yöntemleri ve hazırlık eğitimi modeli alanlarında yeniliklere gereksinim olduğu belirlenmiştir.Araştırmanın sonuçlarına bağlı olarak var olan olumsuzlukları gidermeye ve Programın niteliklerinin arttırılmasına yönelik olarak bir İngilizce Hazırlık Programı Model Önerisi sunulmuştur.Anahtar Sözcükler: Program Değerlendirme, İngilizce Hazırlık Program Modeli

Eğitim programları
Ümit Özkanal
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2009
00
DoktoraAçık ErişimTR

İlkokul öğrencilerinin kendi kendine öğrenme becerilerinin geliştirilmesine yönelik öğretici destekli bir model önerisi

Araştırmanın genel amacı, ilkokul 1.-4.sınıf öğrencilerinin kendi kendine öğrenme (KKÖ) becerilerinin betimlenmesi ve bu becerilerin geliştirilmesine yönelik ilkokul 1.-4.sınıf öğrencileri için öğretici destekli bir model geliştirmektir. Araştırmanın modeli eylem araştırmasıdır. Araştırma eylem araştırması uygulanmasından önce ve eylem araştırması uygulama süreci olmak üzere iki aşamadan oluşmaktadır. Uygulama öncesinde ilköğretim 1.-5.sınıf öğretmenleri ile KKÖ'yü nasıl betimlediklerine ve sınıflarında öğrencilerinin KKÖ becerilerini geliştirmek için neler yaptıklarına yönelik görüşleri alınmıştır. İlkokul 1.-4.sınıf öğretmenlerinin derslerinde, öğrencilerinin KKÖ becerilerini geliştirmeye yönelik yaptıkları uygulamaların ve bu sınıf düzeylerindeki öğrencilerin sınıf ortamında kazandıkları KKÖ becerilerinin belirlenebilmesi için gözlemler yapılmıştır. İlkokul 1.-4.sınıf öğretmenleri, velileri ve öğrencileri ile görüşmeler yapılmıştır Öğretmenler ve veliler ile KKÖ'yü nasıl betimlediklerine, bu sınıf düzeylerindeki öğrencilerin KKÖ becerilerinin neler olduğuna, öğretmenlerin sınıflarında öğrencilerinin; velilerin ise evde çocuklarının KKÖ becerilerini desteklemek ve geliştirmek için neler yaptıklarına, onların bu becerilerinin geliştirilmesinin önündeki engellerin neler olduğuna ve bu sorunların çözümüne yönelik görüşleri alınmıştır. Belli ölçütlere göre seçilen ilkokul 1.-4.sınıf öğrencilerinin de KKÖ'nün ne demek olduğuna ve sahip oldukları KKÖ becerilerine yönelik görüşlerini belirlemek için görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın birinci aşamasında; öğretmen, öğrenci ve veli görüşleri ile sınıf içerisinde yapılan gözlemler doğrultusunda 1-4. sınıf öğrencilerine yönelik olarak iki boyutlu KKÖB (kendi kendine öğrenme becerileri) listesi oluşturulmuştur. KKÖB, KKÖ'ye hazırbulunuşluk becerileri ve KKÖ'yü yürütme becerileri olmak üzere iki boyuttan oluşmaktadır. Bu aşamada KKÖB'den biri olan KKÖ hazırbulunuşluk becerileri ile ilgili olarak öğrencilerin en fazla sorun yaşadığı gözlendiği için araştırmanın ikinci aşamasında KKÖ hazırbulunuşluk becerileri esas alınarak 4. sınıf düzeyinde yedi hafta süresince eylem araştırmasının uygulaması yapılmasına karar verilmiştir. Eylem araştırması uygulama sürecinde açık uçlu sorulardan oluşan anket, yarı yapılandırılmış görüşmeler, gözlem formu ve ders video kayıtları, alan notları ve araştırmacı günlüğü, haftalık ders planları, ders ses kayıtları, öğrenci çalışma kağıtları, geçerlik ve güvenirlik komitesi kayıtları ve Kendi Kendine Öğrenme Hazırbulunuşluk Becerileri özdeğerlendirme formu ile toplanmıştır. Araştırmanın uygulama sürecinden elde edilen bulgular öğrencilerin KKÖ hazırbulunuşluk becerilerini kullanmalarında artış sergilendiğini göstermiştir. Öğrenciler bu süreçte en kolay öğrenme ihtiyaçlarını belirleme ve öğrenme kaynaklarını yönetme becerilerini kullanmışlar; en zorlandıkları öğrenme becerileri ise öğrenme amaçlarını belirleme becerileri olmuştur. Bununla birlikte öğrenme kaynaklarını yönetme ve iletişim kurma becerileri geliştirilmesi amaçlanmayan haftalar da dahil hemen hemen tüm haftalarda kullandıkları gözlenmiştir. Uygulama süreci sonunda öğrencilerle ve sınıf öğretmeni ile gerçekleştirilen görüşmeler ve öğrencilere uygulanan özdeğerlendirme sonuçları da araştırma kapsamında bu becerilerin geliştirilmesine yönelik gerçekleştirilen uygulamanın etkili olduğunu göstermiştir. Uygulama öncesinde ve uygulama sürecinden elde edilen bulgular doğrultusunda ilkokul öğrencilerinin kendi kendine öğrenmelerine yönelik öğretici destekli bir model geliştirilmiştir. Bu KKÖ modelinin uygulanma koşulları ve modelin boyutları olmak üzere iki temel bileşeni bulunmaktadır. Uygulanma koşulları; KKÖ becerilerini kullanma düzeyleri, öğretmen ve veli desteği ile okul dışı-okul içi öğrenme ortamıdır. Modelin boyutları ise KKÖ hazırbulunuşluk duyuşsal becerileri, KKÖ hazırbulunuşluk bilişsel becerileri ve KKÖ'yü yürütme becerileridir. KKÖ hazırbulunuşluk duyuşsal becerileri öğrenme sorumluluğunu alma, öğrenmeye açık istekli olma ve öğrenmeye değer verme; KKÖ hazırbulunuşluk ise bilişsel becerileri öğrenme ihtiyaçlarını belirleme, öğrenme amaçlarını belirleme, iletişim kurma ve öğrenme kaynaklarını yönetmedir. KKÖ'yü yürütme becerileri ise öğrenme stratejilerini kullanma, işbirlikli öğrenme, eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme, sorun çözme, araştırma, özdeğerlendirme ve akran değerlendirmedir.

HazırbulunuşlukKendi kendine öğrenmeÖğretim modelleri+1
Gülten Feryal Küçüker
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yabancı dil ağırlıklı 5. sınıf ingilizce dersi öğretim programının CIPP modeline göre değerlendirilmesi

Amaç: Bu araştırmada yabancı dil ağırlıklı 5. Sınıf İngilizce öğretim programının Stufflebeam'in CIPP program değerlendirme modeline göre değerlendirilmesi amaçlan mıştır. Yöntem: Bu araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyu tunda anket yöntemi ile veri toplanmıştır. Nitel boyutunda ise yarı-yapılandırılmış gö rüşme formu ile veri toplanmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda Yabancı Dil Ağırlıklı 5. Sınıf İngilizce öğretim programını kullanan 163 öğretmen; nitel boyutunda ise 12 öğret men katılımcı olmuştur. Bu araştırmanın evreni Ankara ili ve ilçeleri ile sınırlı kalmıştır. Araştırmanın analizinde nicel veriler için SPSS programı kullanılmış ve verilerin frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapmaları hesaplanmış ve analizler yorumlanmıştır. Nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz kullanılmıştır. Bu araştırmada karma yöntem desenlerinden olan yakınsayan paralel desen kullanılmıştır. Her iki yöntemle toplanan veriler bağımsız bir şekilde analiz edilmiş ve sonrasında da beraber yorumlanmıştır. Bulgular: Bu araştırmada yapılan analizler sonucunda elde edilen CIPP program değerlendirme modelinin 4 alt boyutu olan bağlam, girdi, süreç ve ürün başlıkları altında sunulmuştur. Programın bağlam boyutundaki bulgularına bakıldığında öğretmenlerin programın öğrencilerin beklenti ve ihtiyaçlarına çoğunlukla cevap verdiğini, program amaçlarının açık bir şekilde belirtildiğini ve program içeriklerinin öğrencilerin hazır bu lunuşluk seviyelerine çoğunlukla uyduğunu söyledikleri görülmüştür. Fakat programın seviyesinin bazı düşük hazır bulunuşluk seviyesindeki öğrenciler için sorun oluşturdu ğunu belirtmişlerdir. Ayrıca bazı okullardaki alt yapının programın uygulanmasına yine olumsuz etki ettiğini belirtmişlerdir. Programın girdi boyutundaki bulgulara bakıldığında ise öğretmenlerin genel olarak programdan memnun oldukları görülmüşse de materyal lerle ilgili konularda sıkıntı yaşadıkları ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin çoğunluğunun x MEB'in program için bilgilendirme seminerlerini vermediğini ve programa uygun ma teryalleri okullara ulaştırmadığını söyledikleri elde edilmiştir. Programın süreç boyunda ise öğrencilerin derse genel olarak aktif bir şekilde katıldıkları, iş birliğine dayalı etkin liklerin yapıldığı, süreç içerisinde öğrencilerin öğrendiklerini uygulamaya dökebildikleri bulguları elde edilmiştir. Fakat olumsuz olarak sınıf mevcutlarının programın uygulama sürecinde problem oluşturduğu da belirtilmiştir. Programın ürün boyutunda elde edilen verilere bakıldığında ise öğrencilerin sene sonunda çoğunlukla hedeflenen seviyelere ulaştığı, dilin dört temel becerisinin de bazı aksilikler ortaya çıksa da genellikle ölçüle bildiği fakat dört becerinin eşit düzeyde gelişmediği görülmüştür. Katılımcı öğretmenler programın daha iyi olabilmesi için programa uygun materyallerin okullara ulaştırılması gerektiğini, sınıf mevcutlarının azaltılması gerektiğini, programın diğer sınıflarda deva mının olması gerektiğini ve okul alt yapılarının güçlendirilmesi gerektiğini belirtmişler dir. Sonuç ve Öneriler: Araştırmada elde edilen sonuçlar olumlu ve olumsuz görüşler olarak özetlenebilir. Öğretmenlerin genel olarak programla ilgili olumlu görüşlere sahip oldukları görülmüştür. Programın öğretmenlere daha rahat hareket edebilme imkânı ve zamanı verdiği görülmüştür. Öğretmenler ayrıca programın öğrencilerin beklenti ve ihti yaçlarına cevap verdiğini ve önceki programda zaman yetmediği için ihmal edilen ko nuşma ve dinleme becerilerine ilişkin daha çok etkinliğin yapıldığını belirtmişlerdir. Program içerisinde bulunan konuların ve program sürecinde uygulanan etkinliklerin öğ rencilerin derse aktif katılımını desteklediği ve öğrencilerin süreç içerisinde öğrendikle rini uygulamaya dökebildikleri görülmüştür. Ayrıca program sonunda öğrencilerin dört temel dil becerisinin de gelişme gösterdiği belirtilmiştir. Programa ilişkin olumsuz görüş lere bakıldığında ise öğretmenlerin çoğuna programla ilgili bilgilendirme seminerlerinin verilmediği, programa uygun materyallerin öğretmenlere ulaştırılmadığı ve sınıf mevcut larının programın uygulanması konusunda olumsuz etki yaptığı belirtilmiştir. Programın daha iyi olabilmesi için daha az mevcutlu sınıflarda uygulanması önerilmektedir. Ayrıca mutlaka programa uygun bir materyalin olması gerektiği ve programın devamlılığının olması gerektiği önerilmektedir.

Hakan Çiftçi
Eskişehir Osmangazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yaratıcı drama etkinlikleri ile işlenen fen derslerinin öğrenci başarısına, fen tutumuna ve özgüvenine etkisi

Amaç: Bu araştırmanın amacı fen bilimleri dersinde yaratıcı drama yönteminin kullanılmasının öğrencilerin akademik başarı, fen bilimleri dersine karşı gösterdiği tutum ve özgüvenlerine olan etkisini incelemektir. Yöntem: Araştırma 2023-2024 eğitim öğretim yılında Eskişehir ilinde bulunan bir ortaokulda 6. sınıf öğrencileri ile yapılmıştır. Araştırma karma araştırma deseni ile modellenmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda ön test ve son test kontrol gruplu deneysel çalışma yapılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda, araştırmacı günlüğü tutulmuş ve uygulama sonrasında deney grubunda bulunan öğrencilere yarı yapılandırılmış görüşmeler uygulanmıştır. Uygulama sürecinde fen bilimleri dersleri deney ve kontrol grupları ile öğretim programına uygun bir şekilde işlenmiştir. Deney grubu ile mevcut öğretim programının yanında 8 haftalık yaratıcı drama etkinlikleri uygulanmıştır. Yaratıcı drama yöntemi kullanılarak işlenilen dersler dışında, deney ve kontrol gruplarında aynı yöntemle ders işlenmiştir. Öğrencilere güneş sistemi ve tutulmalar ve vücudumuzdaki sistemler başarı testleri, fen ve teknoloji tutum ve özgüven ölçekleri ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Araştırma sürecinde araştırmacı günlüğü tutulmuş ve deney grubu öğrencileri ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Bulgular: Deney grubundaki öğrencilerin güneş sistemi ve tutulmalar son test, özgüven ölçeği son test ve fen tutum ölçeği son test puanları kontrol grubundaki öğrencilere göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0,05). Deney grubuna bakıldığında bütün testlerde ön test ve son test sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmiştir (p<0,05). Görüşme soruları ve araştırmacı günlüğündeki veriler analiz edildiğinde öğrencilerin, yaratıcı drama yöntemi ile ders işlenmesinden keyif aldıkları, fen tutumlarının, akademik başarılarının ve özgüvenlerinin arttığına dair olumlu bir algı geliştirdikleri belirlenmiştir. Sonuç ve Öneriler: Elde edilen verilere göre yaratıcı drama yönteminin öğrencilerin akademik başarı, fen tutum ve özgüvenleri üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Bu sonuçlar göz önüne alınarak, yaratıcı drama yönteminin farklı sınıf düzeylerinde ve konularında, fen bilimleri dersi dışındaki derslerde de kullanılması önerilmiştir. Anahtar kelimeler: Fen bilimleri, ortaokul, yaratıcı drama

Ezgi Köseler
Eskişehir Osmangazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlhanlı medreseleri

Selami Sönmez
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1987
20
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anne-babaların çocuğun okul başarısına yardım ve katkıları

Aile içi ilişkilerAkademik başarıAna-baba tutumu+3
Filiz Beler
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1993
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaöğretim kurumlarındaki öğretmen ve diğer personelin okul müdürüyle iletişimlerinde karşılaştıkları yönetimsel sorunlar

Eğitim yöneticileri ve okul çalışanları arasındaki iletişim, okuldaki performansın artması için önemli bir unsurdur. Bütün yönetsel ve örgütsel faaliyetlerin temelini oluşturan bilgi okulların da var olma nedenidir. Bilgi aynı zamanda da etkili bir iletişim için hayati bir önem taşımaktadır.Okulun hedeflerine ulaşabilmesi, amaçlarını etkili ve verimli bir şekilde gerçekleştirebilmesi ve öğretmenlerinin gereksinimlerini karşılayabilmesi için iletişim en önemli etkendir. Eğitim kurumlarında etkili bir iletişimi gerçekleşmesi; yönetici ve öğretmen kadrosu arasında, iletişim kanalların sürekli olarak açık olmasıyla sağlayabilir.Yönetim sürecinde öğretmenlerin görüş ve önerilerini almak, alınan görüş ve önerileri değerlendirmek, okul müdürünün başarısını ve gücünü artıracaktır. Bir okulda iletişim açık, anlaşılır ve doğru işleyen kanallarla yapılmıyorsa, okulun amaçlarına ulaşması ve eğitim hedeflerinin gerçekleştirilmesi mümkün değildirBu çalışma Ortaöğretim Kurumlarında çalışan öğretmen ve diğer personelin okul müdürüyle iletişimlerinde karşılaştıkları yönetimsel sorunları belirlemek amacıyla yapılmıştır.Bu araştırmanın evrenini, 2006 ? 2007 Eğitim ? Öğretim yılında, İstanbul ilindeki ortaöğretim kurumlarında çalışan öğretmen ve diğer personel oluşturmaktadır.. Araştırmanın örneklemini ise, İstanbul ilinde bulunan Tuzla (67 %21) Pendik(98 %31), , Kartal(59 %19 , Maltepe(51 %16), Kadıköy(41 %13) ilçelerinde çalışan 316 ortaöğretim kurum çalışanı oluşturmaktadır.Deneklere uygulanan anketlerden elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS istatistik programı kullanılmıştır. Elde edilen bulgular için tablolar oluşturulmuş ve yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler : İletişim, Eğitim Yönetimi, Öğretmen, MüdürOcak, 2008Murat ŞAŞI

Eğitim yönetimiÖğretmenler
Murat Şaşı
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
DoktoraAçık ErişimEN

The role of cognitive and motivational factors in high school dropout

The primary aim of this study was to investigate the cognitive and motivational reasons for school dropout among 9th-grade students with high dropout rates. To achieve this, the study examined whether there are significant differences in motivational factors (future expectations, mindset, and academic self-efficacy) and cognitive factors (metacognition and academic delay of gratification) between students who have dropped out of school and those who have enrolled in 9th-grade education. Additionally, the study explored to what extent these factors predict school dropout. The sample for the study comprised 526 students who dropped out of school in the 9th grade from three different types of schools in Istanbul during the years 2020, 2021, and 2022 and 462 students currently attending the 9th grade in three different high schools in Istanbul. The data required for the study were obtained with the "Future Expectation Scale of Adolescent (FESA)," "Academic Delay of Gratification Scale (ADOGS)," "Academic Self-Efficacy Scale (ASES)," "Metacognition Scale," and "Mindset Scale." Data analysis was conducted using SPSS software, employing Multivariate Analysis of Variance (MANOVA) and Logistic Regression analyses. The study's primary findings are summarized as follows: The logistic regression analysis indicated that the independent variables in the model explained 44.5% of the variance in school dropout. The model achieved a success rate of 77.6%. Specifically, future expectations had a positive effect on school dropout (β = 0.46), metacognition had a positive effect (β = 0.775), academic self-efficacy had a negative effect (β = -0.711), and mindset had a negative effect (β = -0.905). Regarding significant differences, the analysis of future expectations scores revealed that students who had dropped out of school have higher future expectations than those who attend school. Examination of metacognition and academic delay of gratification scores showed that dropout students had higher means, although these differences were not statistically significant (p > 0.05). Conversely, the analysis of academic self-efficacy and mindset scores demonstrated that 9th-grade students had higher levels of academic self-efficacy and mindset than dropouts, which was statistically significant (p < 0.05).

Simge Kambur
Yeditepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimEN

The effect of working memory supporting strategies on primary school second year students' perceptions of number sense and mathematics self-efficacy

The aim of this study is to investigate the effect of the design created in accordance with Gagne's Instructional Model and by including memory supporters in the cognitive strategy stimuli suggested by the theory and supporting working memory on students' number sense and self-efficacy perceptions in mathematics. Working memory forms the basis of children's mathematics learning and performance (Geary, Hoard, Nugent, & Bailey, 2012; LeFevre, DeStefano, Coleman, & Shanahan, 2005; Raghubar, Barnes, & Hecht, 2010). In the development of mathematical skills, working memory is used for verbal counting (Geary Hoard, Byrd-Craven, & DeSoto, 2004; Krajewski & Schneider, 2009), retrieval of mathematical rules directly from memory (Barrouillet & Lépine, 2005), choosing the appropriate solution strategy (Bull & Scerif, 2001; DeStefano & LeFevre, 2004), following the steps of complex mathematical problems (Imbo, Vandierendonck, & De Rammelaere, 2007a; Imbo, Vandierendonck, & Vergauwe, 2007b), and performing intermediate calculations during mental processing (Adams & Hitch, 1997). Number sense is the ability to handle numbers, operations and everyday situations involving numbers. This skill is used to develop effective and flexible strategies for handling numerical problems. Number sense is seen as one of the three fundamental aspects of arithmetic teaching. The other two of these three aspects are calculation and problem solving.This study investigates to what extent second-grade primary school students' number sense perceptions improve with strategies that support working memory. In addition, thanks to the studies conducted, it was also found out how the perception of selfefficacy towards mathematics course changed. "Pretest-posttest control group model", one of the quasi-experimental designs, was used in the research. The study was conducted with 39 students attending the 2nd grade at a private primary school in Istanbul in 2021-2022 academic year. Necessary permissions were obtained for the experimental application and data collection. The participants were administered the Working Memory Scale to measure their capacities related to the central executive, phonological loop and visuospatial elements of working memory, the Number Sense Scale to measure their number sense perceptions, and the Mathematics Self-Efficacy Perception Scale to measure their perceptions of mathematics course. According to the findings obtained from the research, it was seen that the design prepared with strategies supporting working memory based on Gagné's Instructional Situations Model showed a statistically difference in favour of the experimental group in students' number sense skills in mathematics and self-efficacy perceptions towards mathematics. In this study, descriptive statistics, normality analysis, and statistical methods such as the Mann-Whitney U test, Wilcoxon signed-rank test, Levene's test, independent samples t-test, paired samples t-test, and correlation analysis were employed.

Gül Eşsizoğlu
Yeditepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimEN

The effect of self regulated instructional design in mathematics on self regulation strategies, motivational beliefs and problem solving of the 6th grade students

The purpose of this research is to examine the effect of self-regulated instructional design on sixth grade students' problem solving skills, self-regulation strategies and motivational beliefs. The method of this research is a quasi-experimental design with pretest-posttest groups. The study group consists of 73 students studying in the sixth grade of secondary school in the Maltepe region of Istanbul in the 2021-2022 academic year. In the experimental group (n = 37), the self regulated instructional design developed by the researcher through pilot application was applied, and in the control group (n = 36), traditional teaching methods were applied for 8 weeks. The data gathered with problem solving test developed by the researcher and the motivational strategies for learning questionnaire developed by Pintrich and De Groot (1990) and translated into Turkish by Üredi (2005). Descriptive Statistics, Paired sample t-test, Independent sample t-test and analysis of covariance were used in the analysis of the data. In the results obtained by analysing the data, it was seen that the scores obtained by the students in the experimental group from the problem solving test and the scores obtained from the motivational strategies for learning questionnaire increased after the self-regulated instructional design application. At the same time, it was observed that this increase was higher than the control group. The results showed that self-regulated instructional design positively affected students' problem solving performances, self-regulation strategies and motivational beliefs. Mathematics activities aimed at fostering self-regulated learning in the context of mathematics instruction should be developed by qualified professionals and systematically documented in academic literature. Activities that are expertly designed can be adapted to promote the development of these competencies by incorporating frameworks that enable learners to set personal objectives and assess their progress in achieving them. Keywords: Self regulation strategies, motivational beliefs, problem solving

Büşra Betül Altunbaş
Yeditepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimEN

Effects of personalized feedback with open online resources on the essay writing performance of undergraduate preparatory program students studying EFL

Since writing is the primary means of academic communication, academic writing is perhaps the most crucial talent in academic settings. For the majority of students, it is also the hardest skill to learn. In ELL, many methods and techniques have been used to improve students' writing skills. One of these methods is providing feedback on students' writing. The aim of the study was to reveal the effects of personalized feedback with open online resources on the essay writing performance of undergraduate preparatory program students studying EFL at a state university in Turkey. The study was conducted with a mixed method Explanatory Sequential Design including a quasi-experimental study employing a control and an experiment group and a pre-post test administration and interviews with students. When the possible effects of the pretest were removed from the dependent variable (post test) the means of the groups taken from the post test changed slightly. The ANCOVA test was run to identify if there were any statistically significant differences between the pretest and the post test scores of the Experimental and the Control Groups. As a result of the ANCOVA test, it was found that there was not a statistically significant difference (p=.871, p>.05) between the post test scores of the students in the experimental and control groups. In the qualitative part of the study, interviews were conducted with eight voluntary students. In the interviews, the students were asked to reflect on the personalized feedback they received. As a result of the thematic analysis employed in the examination of the qualitative data, it was found that all interviewees had positive reflections about the feedback they received. However, they also expressed that they were already using online resources in their studies.

Özlem Ayar Gemalmaz
Yeditepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

English instructors' views on the teacher's books in university preparatory programs in Türkiye

This study investigates the use of teacher's books (TBs) in English language teaching (ELT) at the university level with a focus on instructors' views and practices within a Turkish university context. Although TBs are designed to guide lesson planning and enhance instructional consistency, their role in university-level instruction remains under-researched. This qualitative study looks into how Turkish university-level ELT instructors interact with teacher's books, as well as frequent usage patterns, factors affecting their reliance on these resources, and the challenges that they experience when using them. The participant group consists of 15 Turkish ELT Instructors from 12 different state and foundation universities in Türkiye. The participants were chosen by using purposive sampling to guarantee that participants had experience with teacher's books. The data for this qualitative study was collected through semi-structured interview questions. The findings reveal that TBs are found beneficial by a majority of the university-level English instructors in the Turkish universities' context. The data also shows that instructors utilize different sections within TBs significantly more than the different sections they omit in TBs. In contrast, the study also reveals that the challenges and limitations expressed by instructors overwhelmingly surpass the number of benefits mentioned. The study concluded that teacher agency and individual teaching preferences significantly affect views regarding TBs and their usage whereas teaching experience or institutions revealed less diversity in difference of views. The findings suggest that there is a need for flexible and locally relevant materials for ELT instructors in Turkish universities, and also a need for an improvement in institutional awareness regarding the needs of their instructors in their relevant contexts. Keywords: Teacher's Books, Instructional Support, Instructional Materials Evaluation, English Language Teaching (ELT), University-level Instructors

Emre Utku Güneş
Yeditepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2025
00