Yıldız Technical University
Discipline

Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği Anabilim Dalı

Yıldız Technical University

66

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Uydu görüntüleri ile arazi kullanımı ve değişikliğinin araştırılması

Arazi kullanımı ve arazi kullanımındaki değişikliklerin tespit edilmesi, çalışma bölgesinin farklı tarihlerde alınmış Landsat MSS, Landsat TM ve Landsat ETM+ uydu görüntüleri kullanılarak, görsel görüntü yorumlama yöntemi ve sayısal analiz yöntemi ile araştırılmıştır. Gelişen teknoloji ile daha sık bir şekilde kullanılan sayısal analiz yönteminin yanında görsel analiz yönteminin hala kullanılabilir olduğunu kanıtlamak, çalışmanın gizli amaçlarındandır. Görsel görüntü yorumlama yönteminde; çalışma alanının arazi kullanımı, siyah-beyaz, kompozit ve spektral olarak dönüştürülmüş görüntüler kullanılarak incelenmiştir. Arazi kullanımındaki zamanla meydana gelen değişiklikler; farklı tarihlerde alınmış uydu görüntülerinin yan yana getirilmesi ve iki görüntüye ait aynı spektral bantla tek bir görüntü oluşturulması ile tespit edilmiştir. Sayısal analiz yönteminde kontrollü sınıflandırma yöntemi kullanılmıştır. Kontrollü sınıflandırma ile çalışma alanı; ?iğne yapraklı ormanlık alanlar?, ?geniş yapraklı ormanlık alanlar?, ?yerleşim alanı?, ?çimen ve tarım arazisi?, ?çıplak alan? ve ?su? olmak üzere toplam 6 kategoride sınıflandırılmıştır. Sınıflandırma algoritması olarak en yüksek olasılık yöntemi kullanılmıştır. Sınıflandırma doğruluğunun belirlenmesinde; yazılımın rasgele seçtiği 256 nokta kullanılmıştır. Sınıflandırma genel doğruluğu yüzde 84,35 olarak bulunmuştur. Çalışmada Erdas Imagine ve ArcMap yazılımları kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan yöntemlerden görsel yorumlama yönteminin küçük alanların değerlendirilmesinde zaman ve maliyet açısından daha uygun olduğu bununla birlikte, büyük alanların değerlendirilmesinde sayısal analiz yönteminin daha uygun olduğu anlaşılmıştır. Görsel görüntü yorumlama yönteminin sayısal analiz yöntemi ile birlikte kullanılmasının en uygun sonuçları vereceği değerlendirilmiştir. Zaman kısıtlaması olan ve detay seviyesi düşük olan çalışmalarda görsel analiz yönteminin en etkin yöntem olduğu sonucu, çalışmanın çarpıcı sonuçlarındandır. Bununla birlikte sayısal görüntü analizinde kullanılan algoritmaların her geçen gün daha da gelişmesi ve daha yüksek doğrulukta sonuç ürünlerin elde edilmesi, gelecekte sayısal analiz yönteminin tartışmasız üstün olacağını göstermektedir. Anahtar

Ahmet Kılıç
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

Kara yolu proje elemanlarının yapım maliyetine etkilerinin incelenmesi

Ulaşım hayatımızın vazgeçilemez bir parçasıdır. Bu sebeple ulaşımın temelini oluşturan yollar çok önemlidir. Ancak bu yolların yapılması oldukça yüksek maliyetlerle gerçekleşmektedir. Yatırım imkanlarının çok kısıtlı olması sebebiyle, karayollarının yapımında en ekonomik projeler tercih edilmektedir. Ekonomik projeler özellikle yapım maliyetlerine bağlı olarak belirlenmektedir. Bir projenin yapım maliyetini etkileyen unsurların en önemlisi proje elemanlarıdır. Bu sebeple çalışmada, bir karayolunun en ekonomik şekilde yapılabilmesinde proje elemanlarının etkisi araştırılmıştır. Bunun için öncelikle karayolunun geçki eksenlerinin belirlenmesi gerekmektedir. Yatay ve düşey kurplardan oluşan karayolu geçki eksenlerinde yatay ve düşey kurp sayıları dikkate alınmış, yatay ve düşey kurp sayılarının yapım maliyeti üzerinde düzenli olarak arttırıcı ya da azaltıcı etkilerinin olup olmadığı araştırılmıştır. Burada oluşturulan geçkiler içinden birinci, ikinci ve üçüncü sınıf olmak üzere üç farklı karayolu sınıfı için en uygun yatay ve düşey kurp sayısını içeren geçki seçenekleri belirlenmiştir. Bu geçkiler için yol sınıflarına bağlı olarak minimum proje elemanları belirlenmiş ve bu proje elemanları belirli oranlarda maksimum değerlerine kadar arttırılarak her sınıf yol için, proje elemanlarındaki değişimlerin yapım maliyetini nasıl etkiledikleri araştırılmıştır. Bu şekilde üç farklı yol sınıfı için minimum yapım maliyetini veren proje elemanları belirlenerek, bunların yapım maliyeti üzerindeki etkileri incelenmiş ve matematiksel modellerle tanımlanmıştır. Serit ve banket genişliklerinden oluşan platform genişliği ile kamulaştırma genişliğinin, karayolu yapım maliyeti üzerindeki etkileri de ayrıca araştırılmıştır. Anahtar kelimeler: Karayollari, maliyet analizi, optimizasyon, yol geometrik standartlari, regresyon.

Kara yollarıOptimizasyonRegresyon
Arzu Topbaş Soycan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksek bina hareketinin GPS ile izlenmesi

Büyük emek ve maliyet gerektiren, yüksek ve büyük mühendislik yapılarının projelendirilmesi ve projenin uygulanması kadar önemli olan bir konu da bu yapıların işletme evresindeki kontrolünün sağlanmasıdır. Bu tür yapılar sürekli dış ve iç kuvvetlerin etkisi altında farklı davranışlar gösterirler. Bu nedenle, yapının davranışının projede öngörülen verilerle ne kadar uyumlu olduğunun denetlenmesi ve yapı güvenilirliği için, yapının kontrolü ve dinamik hareketinin izlenmesi gerekir. Gelecekteki büyük felaketler düşünüldüğünde, pratik olarak, hassas ve güvenilir aletler kullanılarak yüksek binaların açısal hareketlerinin, yer değiştirme miktarlarının ve titreşimlerinin analiz edilmesi, binanın gerçek durumunun ve performansının ortaya çıkarılması büyük faydalar sağlar. İstanbul'un yüksek yapılarından biri olan ve Şişli'de bulunan Yapı Merkezi'ne ait 42 katlı Şişli Plaza'da, yapı hareketlerinin izlenmesine dair bir uygulama yapılmıştır. Bu çalışmada, GPS ölçmeleri, bu ölçülerin değerlendirilmesi ve modellenmesi ile ulaşılan sonuçlar irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Yüksek bina, bina salınımı, GPS, zaman serisi, trend bileşeni, periyodik bileşen, FFT.

Pınar Uluışık
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Kontrast tutucu maddeli meme MR'ı örneğinde yapay sinir ağları ile görüntü segmentasyonu

Bu çalısmanın amacı, kontrast tutucu madde verilerek çekilen meme MR görüntülerindeki benign ve malign tümör tiplerini ögrenen bir yöntem gelistirmektir. Uygulamanın ögrenme yetenegi için Yapay Sinir Agları (YSA) kullanılmıstır. Ögrenme algoritması olarak ise geri yayılım algoritması kullanılmıstır. Çalısma 3 ana bölüm ve eklerden olusmaktadır. lk bölümde YSA'nın özelliklerinden ve uygulamada da kullanılan geri yayılma algoritmasından bahsedilmistir. kinci bölümde MR teknigi ve kontrast tutucu madde ile MR görüntülerinden tümör tespitinin nasıl yapıldıgı anlatılmıstır. Üçüncü bölümde ise gelistirilen uygulama ve sonuçlarından bahsedilmistir. Uygulamada kullanılan geri yayılma algoritması daha detaylı biçimde aktarılmıs, uygulamanın nasıl ögrendigi üzerinde durulmustur. Gelistirilen uygulama 4 kısım olarak yapılmıstır. 1. Kısım YSA'nın olusturulmasıdır. 2. kısım ise uygulamanın benign ve malign tümör içeren MR görüntüleri ile egitilmesidir. 3. kısım ise uygulamanın test edilmesidir. 4. kısım ise uygulamanın artık yeni MR üzerinde analiz yaptıgı kısımdır. Uygulama egitim sonucunda ögrendikleri ile MR'ları piksel piksel dolasarak analiz etmekte ve tümör tipini bulmaktadır. Sonuç olarak gelistirilen uygulama, bir bilgisayar destekli tanı sistemi olup, hekimlere tanı koymada yardımcı olmayı amaçlamıstır. Anahtar kelimeler: Yapay Sinir Agları, görüntü tanıma, görüntü segmentasyonu

Hilmi Kemal Koca
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Dolgu tipli barajlarda düşey değişimlerin hassas trigonometrik Nivelman yöntemiyle belirlenmesi üzerine bir inceleme

Başlangıçta su ihtiyacını karşılamak ve taşkınlardan korunmak amacıyla inşa edilen barajlar, özellikle hızlı nüfus artışı, teknolojik ve kültürel gelişmelere paralel olarak artan enerji gereksinimini karşılamak için elektrik enerjisi üretmeye yönelik tasarlanmaya başlanmış ve bu da daha yüksek barajların yapımını zorunlu kılmıştır. Barajlar gibi büyük yapılar, sürekli yük altında olduklarından zamanla, yapı ve çevresinde değişimler ortaya çıkmaktadır. Bu değişimler genel olarak deformasyon şeklinde adlandırılırlar. Belirli bir limit değerini aşan deformasyonlar, büyük can ve mal kaybı doğuracak facialara neden olabilmektedir. Bu nedenle, barajların çevresindeki değişimlerin izlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, dolgu barajlarda düşey değişimlerin hassas trigonometrik nivelman yöntemi ile belirlenebilirliği araştırılmıştır. Uygulama alanı olarak seçilen Pabuçdere Barajı'nda, Haziran 2003, Eylül 2003 ve Eylül 2004 dönemlerinde elde edilen jeodezik veriler, üç ölçme dönemi için ayrı ayrı dengelenmiş ve analiz edilmiştir. Hassas geometrik nivelman ve hassas trigonometrik nivelman yöntemleriyle elde edilen sonuçlar karşılaştırılmıştır. Hassas geometrik nivelman ölçülerinin değerlendirilmesi sonucunda; 100 m uzunluğundaki nivelman yolu için ortalama 0.15 mm ölçü doğruluğuna ulaşılmıştır. Aynı ölçme dönemlerinde gerçekleştirilen trigonometrik nivelman ölçülerinin değerlendirilmesi sonucunda ise aynı nivelman yolu uzunluğu için ortalama 3.22 mm doğruluk değeri elde edilmiştir. Tüm bu araştırma, karşılaştırma ve irdelemeler sonucunda; günümüzde elektronik takeometrelerle yüksek doğruluklu gözlem yapma olanağı ile, ölçme dönemleri arasında beklenen düşey değişimlerin milimetreler boyutlarında olması durumunda, hassas trigonometrik nivelman yönteminin dolgu barajlarda uygulanabileceği kanısına varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Barajlarda deformasyon ölçmeleri, hassas trigonometrik nivelman, hassas geometrik nivelman

Filiz Turan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Elektrik alan şiddetlerinin ölçümü ve coğrafi bilgi sistemi ortamında yapay sinir ağları ile analizi

Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS); birçok disiplinin mekansal analizlere ihtiyaç duyması, planlama ve uygulamada yaşanan temel sorunlara çözümler aramasından dolayı her geçen gün önemini arttırmaktadır. Kablosuz iletişim sistemleri coğrafi bilgi sistemlerinin sağladığı olanaklara ihtiyaç duyar. Kablosuz iletişim ağları kullanıcılara hareketlilik ve bilgiye her yerden ulaşabilme imkanı sağlar. Bu yüzden elektromanyetik kapsama, kablosuz iletişim için çok önemlidir. Bu tezin amacı; CBS ortamında yapay sinir ağları ve Kriging enterpolasyonu kullanılarak elektromanyetik kapsama ve kirlilik ile ilgili sorgulamalar yapmaktır. Çalışmada seçilen pilot bölgede elektromanyetik ölçümler yapılmıştır. Elektromanyetik yayılım ortamı 3 boyutlu olarak modellenmiş ve coğrafi bilgi sisteminde sunulmuştur. Çalışma 10 ana bölümden oluşmaktadır: İlk bölümde çalışmanın amacı ve kablosuz iletişimde coğrafi bilgi sistemlerine ihtiyaç duyulmasının sebebi anlatılmıştır. İkinci bölümde coğrafi bilgi sistemleri tanımlanmış ve bileşenleri anlatılmıştır. Üçüncü bölümde elektromanyetik dalga, elektriksel alan ve güç arasındaki ilişki açıklanmıştır. Dördüncü bölümde WLAN Kablosuz Yerel Alan Ağları teknolojisinden ve çalışma prensibinden bahsedilmiştir. Beşinci bölümde 3 boyutlu modelleme ve CBS'de kullanılan teknikler anlatılmıştır. Altıncı bölümde enterpolasyon yöntemleri ve coğrafi bilgi sistemlerindeki kullanımı üzerinde durulmuştur. Ayrıca Kriging enterpolayon yönteminin diğer yöntemlere göre üstünlükleri anlatılmıştır. Yedinci bölümde yapay sinir ağlarının tanımı, yapısı, temel elemanları ve çok katmalı algılayıcı ağları anlatılmıştır. Sekizinci bölümde elektromanyetik kirlilik ve insan sağlığına olan etkileri anlatılmıştır. Dokuzuncu bölümde Yıldız Teknik Üniversitesi T blok binasında yapılan ölçümler, 3 boyutlu modellemede kullanılan teknikler, yapay sinir ağının programlanması ve coğrafi bilgi sistemleri uygulaması sunulmuştur. Onuncu bölümde yapılan uygulamaya dayanarak ortaya çıkan sonuçlar ve önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Coğrafi Bilgi Sistemleri, CBS, Elektromanyetik, Kirlilik, WLAN, Kablosuz İletişim, Kriging, Enterpolasyon, Yapay Sinir Ağları, 3 Boyutlu Modelleme.

Coğrafi veri sistemleriElektrik alanlarıElektromanyetik kirlilik+1
Alper Şen
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Açık maden işletmelerinde jeodezik uygulamalar

Ülkemizde linyit kömürü işletmeciliği Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) tarafından yapılmaktadır. 1957 yılında kurulmuş olan TKİ yurt sathına yayılmış 4 müessese, 4 işletme müdürlüğü, 1 kontrol müdürlüğü ve 3 kontrol başmühendisliğinden oluşmaktadır. TKİ tarafından üretilen kömürün yaklaşık % 90' ı açık işletme yöntemi ile elde edilmektedir. Mühendislik hizmeti veren ve bir çok alanda olduğu gibi açık işletmelerde de yapılan jeodezik çalışmalar; teknolojinin gelişmesi ve mühendislik projelerine duyulan gereksinimin artmasıyla büyük önem kazanmıştır. TKİ bünyesinde her yıl yapılan ortalama 150-200 milyon m3 dekapaj miktarının ölçülerek tespit edilmesi, dekapaj projelerinin hazırlanmasından bitiş aşamasına kadar tüm işlemlerde harita mühendislerine büyük sorumluluklar düşmektedir. Bu çerçevede TKİ Çan B/1.5 Panosu 35.000.000 m3 lük Dekapaj Projesi Örneği ile açık işletmelerdeki jeodezik çalışmalar ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Açık maden işletmeleri, jeodezik çalışmalar, dekapaj

Burak An
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Üç boyutlu kadastroda yeni yaklaşımlar

Kadastronun günümüzdeki ana kullanım amaçlarından biri iyeliğin güvence altına alınmasıdır. İyeliğin güvence altına alınması iyeliğin kaydı ile olanaklıdır. Mevcut kadastral sistemler iki boyutlu olarak parsel tabanlı olarak tanımlanmışlardır. Bu nedenle mülkiyete konu olan alanda arazi yüzeyindeki, üzerindeki ve altındaki üç boyutlu hak ve kısıtlamalar kaydedilememektedir. İyelik sınırlarının düşey yönde nerede başlayıp nerede biteceği yasal olarak belirlenmemiştir. Gelecekte özellikle düşey yönde gelişim gösteren, nüfus yoğunluğunun fazla olduğu kentlerde bu sorun giderek artan bir iyelik problemi olarak karşımıza çıkacaktır. Parseller üzerindeki üçüncü boyutla ilgili hak ve kısıtlamaların yasal olarak düzenlemesi çalışmaları AR-GE düzeyinde üniversitelerce, ilgili komisyonlarca ve ilgili kurumlar düzeyinde devam ettirilmektedir. Tarihsel süreç içerisinde kadastro, vergi kadastrosundan çok amaçlı kadastroya evrimselleşmiştir. Günümüzde kadastronun sadece iyeliğin güvence altına alınması değil mühendislik projeleri, kent planları, arazi modelleme, teknik altyapı çalışmaları, afet yönetimi gibi değişik alanlarda yürütülen çalışmalar için gerekli güvenilir ve doğru verileri sağlamak ile yükümlü olduğu görülmektedir. 2 Boyutlu sistemin yetersizliğinden dolayı 3 Boyutlu verileri kullanabilen bir sisteme gereksinme vardır. Gelişmekte olan bilgisayar teknolojileri arazinin üç boyutlu olarak gerçeğe en yakın şekilde modelleme ve görselleştirilmesine imkân sağlamaktadır. Ancak üç boyutlu topolojinin kurulamamış olması üçüncü boyutla ilgili sorgulama ve analiz işlemlerinin yapılmasına izin vermemektedir. Anahtar kelimeler: Üç boyutlu kadastro, üç boyutlu iyelik, veri tabanı yönetim sistemleri

Veri tabanı yönetim sistemi
Recep Öztürk
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Lazer tarayıcı verilerinde gürültü düzenleme ve yüzey ağı oluşturma algoritması

Lazer tarayıcılardan elde edilen 3 boyutlu düzensiz, gürültülü nokta bulutunun üçgenlenmesine ve sayısal olarak modellenmesine yönelik çalışmalar uzun yıllardan beri devam etmektedir. Lazer tarayıcılardan elde edilen bu veriler yansıma ve saçılma kaynaklı gürültü içermektedir.İlgili yüzeyin lazer tarayıcı ile taranması sırasında belirli parametrelere göre toplanan ölçü noktaları X, Y konumu açısından doğru olmasına karşın taranan yüzeyin yapısı ve bazı diğer etmenlerden ötürü Z koordinatı üzerinde yansıma ve saçılmaların etkisi bulunmaktadır. Bu etkiler yer yer küçük olmasına karşın bazı bölgelerde büyük sıçramalar olabilmektedir.Geliştirilen ?GUCLU? yazılımı ve ?Z Dönüşümü ile Gürültü Eliminasyonu Algoritması? ile bu gürültülü veriler daha kullanışlı hale getirilmektedir. X, Y koordinatı olarak uygun konumda bulunan ancak yansımalar sonucu Z koordinatı gerçek değerinden sapmış noktalara ilişkin veriler yeniden düzenlenerek en olası uygun konumuna getirilmekte ve bu şekilde gürültü elimine edilmektedir.Böylece tarama sonrası elde edilen veri üzerinde görülemeyen yüzey yapısı ?Z Dönüşümü ile Gürültü Eliminasyonu Algoritması? uygulanarak düzenlendiğinde gerçek yüzeye çok daha uygun bir nokta bulutu verisi halini almaktadır. Bu şekilde gürültüsü giderilmiş düzensiz nokta bulutunun düzlemsel yüzeyleri alt parçalara ayrıldığında ve her bir parça düzleme izdüşürülerek Delaunay Üçgenlemesi ile üçgenlendiğinde gerçek yüzey görünümüne oldukça yakın bir 3D sayısal model elde edilebilmektedir. Geliştirilen özgün algoritma ve yazılımın sayısal obje modeli oluşturma konusunda hızlı ve etkili bir yöntem olması amaçlanmıştır.

Bilgisayar destekli modellemeBilgisayar destekli tasarımDelaunay üçgenleme+7
Güçlü Şenyurdusev
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Jeodezik uygulamalarda tek frekanslı GPS alıcılarının kullanılabilirliğinin araştırılması

Günümüz jeodezik uygulamalarının vazgeçilmez bir parçası olan GPS' in (Global Positioning System-GPS) her geçen gün kullanım alanı genişleyerek yaygınlaşmaktadır. Amaçlar doğrultusunda yapılacak GPS gözlemlerinden, amaca uygun doğrulukta, kısa sürede ve ekonomik sonuçların elde edilmesi beklenmektedir.Bu çalışmanın amacı, GPS ağlarının sıklaştırılmasında çift frekanslı GPS alıcılarına göre düşük maliyetli tek frekanslı GPS alıcılarının kullanımını sağlamak ve bu alıcıların özellikle jeodezik çalışmalarda kullanılabilirliğini araştırmaktır. Ayrıca bu çalışma ile, tek frekanslı GPS alıcılarının çift frekanslı GPS alıcılarına göre performansları ortaya konmuştur.Değerlendirme sonucunda farklı zaman aralıklarının konum doğruluğuna etkisi incelenmiştir ve farklı frekans tiplerinden faydalanılarak frekans tipi-zaman-mesafe ilişkisi araştırılmış ve bu sayede düşük maliyetli tek frekanslı GPS alıcılarının Jeodezik uygulamalarda kullanılabilirliğinin araştırılması hedeflenmiştir. Çalışmamızda, uzunlukları 1 km ile 38 km arasında değişen 8 baz ile 6 güne ait veriler kullanılmıştır. Her bir güne ait veriler 1, 2, 4, 6, 8 ve 10 saatlik dilimlere bölünüp ayrı ayrı değerlendirmeye alınarak tek ve çift frekanslı GPS alıcıları için; ölçüm süresinin ve baz uzunluklarının konum doğruluğu üzerindeki etkileri belirlenmeye çalışılmıştır.

GPS
Veysel Erhan Baysal
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Deniz seyir haritalarının üretimi

Üç tarafı denizlerle çevrilmiş olan ülkemizde, denizciliğin gelişimini yakından takip etmek, bu gelişime katkıda bulunmak için artan bir çaba vardır. Bu amaçla ticaret ve taşımacılıktaki maliyetleri düşürmek, denizlerimizdeki seyirleri daha güvenli bir hale getirmek, su altı ve su üstü zenginliklerinden maksimum faydaları sağlamak için sürekli Hidrografik, Oşinografik ölçümler yapılmakta, Seyir Haritaları üretilmektedir. İnsan hayatının ön planda tutulması prensibiyle sağlıklı ve güvenilir deniz haritaları üretilmeli ve her türlü yardımcı kaynakları ile birlikte teknolojiyle paralel bir gelişim içerisinde kullanıcılara sunulmalıdır.Bu çalışmada Osmanlı İmparatorluğu'ndan günümüze deniz haritacılığının gösterdiği gelişim, deniz seyir haritalarının nasıl üretildiği, teknolojinin yeni bir ürünü olan Elektronik Seyir Haritaları (ENC)'nın üretimi ve de deniz haritacılığının nasıl bir geleceğe doğru gitmekte olduğu anlatılmaya çalışılmıştır.Halen kullanımda olan klasik kağıt seyir haritalarının, planlanmasından basımına kadar olan üretim süreci çeşitli standartların da yardımıyla açıklanmış, ardından günümüzün en yeni gelişimlerini içeren, en az kağıt seyir haritaları kadar güvenilir olan, maliyeti düşüren ve zamandan tasarruf sağlayan, GPS (Global Konum Belirleme Sistemi) uyduları, ARPA Radar vb. teknolojik ekipmanlar ile uyumlu ve kendine özgü bir gösterim ve bilgi sistemiyle (ECDIS ile) vektörel olarak çalışan, uluslararası standartlarda elektronik seyir haritalarının üretimi açıklanmıştır.Anahtar Kelimeler: Deniz Haritacılığı, Radar, Elektronik Seyir Haritası (ENC), Kağıt Harita, Hidrografi, Oşinografi, Elektronik Seyir Haritası Gösterim ve Bilgi Sistemi (ECDIS).

Mehmet Burhan Çevik
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Çok yönlü sonar ile toplanmış derinlik verilerinin CBS ortamında işlenmesi

Dünyamız kara ve denizlerden oluşmaktadır. Karaların yapısı kadar deniz tabanının yapısı bilindiği takdirde dünyamız hakkında yeterli bilgiye sahip olunabilir. Özellikle Marmara bölgesindeki gibi önemli fay hatlarının deniz tabanında bulunduğu bölgelerde deniz topoğrafyasının en iyi şekilde ortaya konması gerekir. Bu durumda sağlıklı yorumlar yapılabilir.Deniz topoğrafyasının ortaya çıkarılması amacıyla çeşitli derinlik ölçüm yöntemleri kullanılmaktadır. Bu ölçümlerde günümüzde çoğunlukla akustik yöntemlerden faydalanılır. Çok yönlü sonar ile derinlik ölçümü 1980'li yıllarda gelişmeye başlamış ve günümüzde diğer ölçme yöntemlerine göre daha çok tercih edilir duruma gelmiştir.Bu çalışmada Marmara Denizi, Tuzla-Büyükçekmece arasında Seyir Hidrografi ve Oşinografi Daire Başkanlığı (SHODB) tarafından çok yönlü sonar ile toplanan derinlik verilerinden deniz tabanı Sayısal Derinlik Modeli (SDM) oluşturulmuştur. Shuttle Radar Topography Mission (SRTM) görüntülerinden yararlanılarak çalışılacak bölgenin karasal yükseklik modeli (SAM) elde edilmiştir. Karasal yükseklik modeli ve deniz tabanı derinlik modellerinin Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) ortamında entegrasyonu sağlanarak sonuç ürünler ilgili disiplindeki akademisyenlerle birlikte yorumlanmıştır.

Dilek Erdoğan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

SRTM (shuttle radar topography mission) verilerinden elde edilen sayısal yükseklik modellerinin doğruluğunun incelenmesi

Yeryüzü ile ilgili yapılan çalışmaların temeli topografyadır. Sayısal yükseklik modeli, seçilen uygun bir enterpolasyon fonksiyonu ile yeryüzünün fiziksel ve topoğrafik bilgisini tanımlamak için kullanılan genel bir terimdir. RADAR verileri, Sayısal yükseklik modeli için önemli bir veri kaynağıdır. SRTM; dünyanın %80'inin radar verisini toplamayı amaçlayan ABD, Almanya ve İtalya arasındaki ortak bir projedir. SRTM, interferometri ile yüksek kalitede üç boyutlu topografik veri üreten aktif bir radar sistemidir. SRTM verilerinden elde edilen 3? çözünürlüğe sahip sayısal yükseklik modeli verileri ücretsiz olarak kullanıma sunulmuştur.Bu çalışmada ilk olarak 3? SRTM verileri ile DTED verileri arasındaki yükseklik farkları, Microdem, PCI Geomatica ve Global Mapper yazılımları kullanılarak incelendi. Daha sonra 1/25.000 topografik haritalardan 10m çözünürlükte SYM üretildi. Bu üretilen SYM ile SRTM verileri arasındaki yükseklik farkları hesaplandı. SRTM3 verileri ile DTED1 verileri arasındaki farklar DTED2 verileri ile arasındaki farklardan daha yüksek çıkmıştır. Böylece SRTM3 verileri DTED1 verileri gibi kullanılabilir.Bu çalışma beş bölüme ayrılmıştır.İlk bölüm giriş bölümüdür. İkinci bölümde SYM ile ilgili bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde radar sistemleri, özellikleri ve radar verilerindeki hatalar hakkında bilgiler sunulmuştur. Dördüncü bölümde SRTM verileri ile DTED ve 1/25.000 Ölçekli haritalardan elde edilen SYM'ler karşılaştırılmıştır.Beşinci bölümde sonuç ve öneriler sunulmuştur.

RadarSayısal yükseklik modelleri
Abdullah Saygılı
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İstasyonlar arası yükseklik farkının GPS konum belirleme duyarlığı üzerine etkisi

GPS üç boyutlu konum ve zaman belirleme amacıyla kullanılan ve son yıllarda jeodezi dâhil hayatımızın birçok alanına girmiş bir konum belirleme sistemidir. GPS ile yatay ve düşey konum aynı anda tek bir yöntemle belirlenebilirken bu sistemi de etkileyen bazı hata kaynakları mevcuttur.Bu çalışmada uydu sinyallerinin atmosferden geçerken uğradığı bozulma ve kırılmaların yatay ve düşey konum duyarlığı üzerindeki etkisi araştırılacaktır. Bu çalışmayı yapmak için önce IGS istasyonlarına ait uygun bazlar tespit edilip, bu bazlara ait veriler internetten indirilmiştir. Daha sonra bu veriler akademik bir yazılım olan GIPSY çözüm modeli ile değerlendirilip sonuçlar Microsoft Excel ortamında düzenlenerek incelenmiştir.Tespit edilen bazlar 10?16km uzunlukta, yükseklik farkları ise 50m'den 1630m'ye kadar değişmektedir. Bu bazlar 26 adet olup 24 saat statik yöntem ile veri toplanarak elde edilmiştir.Değerlendirme üç aşamada gerçekleştirilmiştir:İlk değerlendirme, troposfer tabakasının kuzey bileşen üzerindeki etkisini araştırmak amaçlı yapılmıştır. Bunun için öncelikle 24 saatlik 26 baza ait veriler Microsoft Excel ortamında değerlendirilip ortalama bileşen değerleri ve bu değerlere ait karesel ortalama hata bulunup artan yükseklik farklarının kuzey bileşen üzerindeki etkisi incelenmiştir. Sonrasında aynı çalışma 1, 2, 3, 4, 6, 8 ve 12 saatlik veriler üzerinde uygulanıp bu veriler 24 saatlik veriler ile karşılaştırılmıştır.İkinci ve üçüncü değerlendirme, sırasıyla troposfer tabakasının doğu bileşen ile düşey bileşen üzerindeki etkisini araştırmak amaçlı yapılmıştır. Bu çalışma için ilk değerlendirmede uygulanan işlem sırası takip edilmiştir. Son olarak 1, 2, 3, 4, 6, 8 ve 12 saatlik veriler 24 saatlik veriler ile karşılaştırılmıştır.Sonuç olarak gözlem süresi azaldıkça GPS konum belirleme duyarlığının düştüğü ve bundan en çok düşey bileşenin etkilendiği gözlenmiştir. Diğer önemli bir sonuç ise baz noktaları arasında yükseklik farkı arttıkça konum belirleme duyarlığının düşey bileşen için daha da kötüleşiyor olmasıdır. Sayılan faktörler yatay bileşenleri de etkilemekte ve fakat bu etki ihmal edilecek düzeyde (<1cm) kalmaktadır.Anahtar Kelimeler: sürekli GPS uygulamaları, elipsoidal yükseklik farkı, gözlem süresinin uzunluğuna bağlı olarak GPS duyarlığı

Fatih Kürşad Kurumahmut
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Taşınmaz geliştirmede değer kestirim analizleri ve İstanbul konut alanı örneğinde bir uygulama

Taşınmaz değerleme; bir taşınmazın, taşınmaz geliştirme projesinin ya da bir taşınmaza bağlı hak ve faydaların belli bir tarihteki olası değerinin, bağımsız, tarafsız ve objektif ölçütler çerçevesinde belirlenmesidir. Taşınmaz değerlemenin ilgi alanlarından biri de taşınmaz geliştirme projeleridir. Bu tezde, taşınmaz geliştirme proje çeşitlerinden biri olan konut geliştirme projeleri üzerinde uygulanabilecek bir risk analiz sistemi ve proje riskini oluşturan en önemli değişkenlerden biri olan birim satış değerinin bilgi yönetimi çerçevesinde belirlenmesine yönelik doğrusal çoklu regresyon modeli geliştirilmiştir.Risk analiz sistemine yönelik olarak, taşınmaz ve konut geliştirme sektörü incelenmiş, Türkiye'de şirketlerin konut geliştirme projeleri kapsamında gerçekleştirmiş olduğu yatırıma yönelik analizler araştırılmıştır. Konut geliştirme pazarında ulusal ve uluslararası durum incelemesi yapıldıktan sonra risk analizinin teorik yapısı oluşturulmuştur.Gayrimenkul yatırım ortaklıklarından elde edilen konut geliştirme proje verileri üzerinde risk analizi çalışmaları yapılmış ve bu analizler sonucunda konut geliştirme yatırımlarında en çok risk oluşturan değişkenler belirlenmiş, konut geliştirme projeleri gerçekleştiren şirketler için riski azaltan bir risk yönetim sisteminin oluşumu araştırılmıştır.Önemli değişkenlerden birisi olduğu görülen birim satış değerinin belirlenmesine yönelik olarak taşınmaz değerleme veri tabanı oluşturulmuş, ulusal bazda bu veritabanının küme değerlemesi ve otomatik değerleme sistemlerine altlık olması amaçlanmıştır. Sermaye Piyasası Kurulu'nca lisans verilmiş değerleme şirketlerinin hazırlamış olduğu değerleme raporlarındaki konut türü taşınmazlara ilişkin veriler, oluşturulan veri tabanına aktarılmıştır. Daha sonra bu veriler düzenlenerek çoklu doğrusal regresyon analizi uygulanarak istatistiki bir değerleme modeli oluşturulmuştur.Anahtar Kelimeler: taşınmaz geliştirme, gayrimenkul yatırım ortaklığı, konut geliştirme, risk analizi, risk yönetimi, değerleme, konut değerleme, çoklu regresyon analizi.

Gayrimenkul geliştirmeMühendislik projeleriRegresyon+3
Bülent Bostancı
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

GPS (Global Positioning System) ile araç takip sistemleri

ÖZET Günümüzde kullanılan; uydu bazlı konum belirleme sistemleri, halen gelişme aşamasında olup birçok uygulamaya esin kaynağı olmuştur. Bu sistemlerin öncüsü ABD'nin geliştirdiği GPS (Global Positioning System) sistemidir ve 1 mayıs 2000 tarihi itibari ile 20m doğruluğu sivil kullanıcıların hizmetine sunmuştur. Bu teknoloji kullanılarak değişik uygulamalar geliştirilmiştir. Hareket eden kara, hava ve deniz araçlarının anlık konumlarının, hız ve zaman etkenleri ile birlikte belirlenebilmesi, GPS kullanılarak araç takip (vehicle tracking) sistemlerinin geliştirilmesine sebep olmuştur. İletişim ve bilgisayar teknolojilerinin de gelişmesi bu sistemlerin entegrasyonunu gündeme getirmiştir. Sürekli hareket etmek zorunda olan insanların, anlık navigasyon ve konumlama ihtiyacının bir sistem olarak çözülmesi, özellikle Harita Mühendislerine yeni bir uğraş alam olmuştur. Standart bir araç takip sistemi; GPS ünitesi (araç kısmı), CBS bileşeni (izleme istasyonu), ve iletişim altyapısı olarak üç ana başlık altında analiz edilebilir. Bu bileşenler; takip ve yönlendirme sisteminden beklenen amaçlara göre değişiklik gösterebilir. Hareket eden aracın konumu ve hızı; sefer anında anlık olarak bir harita üzerinden, bilgisayar ekranında izlenebilir veya sefer sonrası kayıt edilen konum ve hız bilgileri zamana bağlı olarak değerlendirilebilir. Araç takibinden beklenen konum doğruluğuna göre uygun bir GPS konumlama yöntemi seçilebilir. Araç konumları, DGPS kullanılarak cm-dm düzeyinde konum doğruluğu ile de belirlenebilir. Seçilen yöntemle belirlenen koordinat bilgileri radyo frekansları, uydu haberleşme altyapısı, veya telsiz sistemleri ile izleme istasyonuna aktarılır ve bir altlık harita üzerinde, uygun bir yazılım kullanılarak izlenebilir. Bu izleme tek merkezde yapılabileceği gibi internet ağı kullanılarak çok merkezden de gerçekleştirilebilir. Bu çalışmada GPS ile araç takip sistemleri araştırılmış ve sistemi oluşturan bileşenler ayrı ayrı incelenmiştir. Bu sistemi uygulama amacıyla; Beşiktaş-Üsküdar arsında bir bölge haritası hazırlanıp, datum ve koordinat dönüşümleri yapılmıştır. Bu harita, yazılım ve bir mobil GPS kullanılarak; kullanıcının kendi kendini izlemesi ve yönlendirebilmesi sağlanmıştır. Anahtar Kelimeler: GPS, araç takip sistemi, anlık navigasyon, CBS, veri iletişimi. vuı

Araç takip sistemiCoğrafi bilgi sistemleriGPS+1
Hüseyin Pehlivan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Coğrafi bilgilerin görselleştirilmesi

İnsanın görsel sistemi, bilinen en güçlü algılama sistemidir. En eski iletişim aracı olan haritalar, geleneksel olarak çok eski çağlardan beri coğrafi mekandaki bilgilerin (verilerin) görselleştirilmesi amacıyla kullanılmaktadır. Bilgisayar bilimleri ve teknolojideki gelişmeler, coğrafi verilerin haritalar biçiminde görselleştirilmesinin yanı sıra yeni tekniklerin de ortaya çıkmasına neden olmuştur. Görüntü işleme, bilgisayar grafikleri, animasyon, multimedya ve sanal gerçeklik tekniklerinin birleştirilerek bilgisayar ortamında yeni desenlerin oluşturulması problem çözümünde yeni bir yöntemle bilgilerin sunulmasına yardımcı olabilmektedir. Coğrafi mekandaki verilerin görselleştirilmesi için yukarıda söz edilen yeni teknikler son yıllarda yaygın olarak kullanılmaya başlamıştır. Böylece gerçek dünyanın çok daha iyi algılanması mümkün olmaktadır. Bu tezin uygulama kısmında Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü'nün sayısal topografik haritası bir CBS programı olan Map Info Pofessional ve bu program altında çalışan Vertical Mapper programı ve bir animasyon programı olan 3D Studio VIZ programı kullanılmıştır. Bu iki yöntemle yapılan görselleştirme işlemleri karşılaştırılmıştır. Tez sekiz bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm giriş bölümüdür. İkinci bölümde, görselleştirmenin genel tanımı verilmiştir. Üçüncü bölümde, modern kartografya ve coğrafi görselleştirme arasındaki ilişki açıklanmış, bununla ilgili farklı bilim adamlarının görüşleri sunulmuş ve karşılaştırılmıştır. Kartografik görselleştirme işlemi ve görselleştirme stratejilerine yer verilmiştir. Dördüncü bölümde, coğrafi verilerin özelliklerinden ve klasik haritaların görselleştirilmesi ve signatür seçimlerinden söz edilmiştir. Beşinci bölümde, coğrafi bilgilerin dinamik görselleştirilmesi anlatılmış. Dinamik değişkenler ve dinamik görselleştirme yöntemleri olan animasyon, simülasyon, multimedya ve sanal gerçeklik kavramları açıklanmıştır. Altıncı bölümde, görselleştirme yazılımları ile ilgili bilgi verilmiştir. Yedinci bölümde, tezin uygulama kısmı anlatılmıştır. Son bölüm sonuç bölümüdür. Bu bölümde, önceki bölümlere anlatılanlar değerlendirilmiştir.Anahtar kelimeler: Görselleştirme, kartografik görselleştirme, coğrafi görselleştirme, üç boyutlu modelleme, harita, üç boyutlu harita, haritaların görselleştirilmesi, YTÜ Davutpaşa kampusu.

CoğrafyaGörselleştirmeHaritacılık+1
Mehmet Ali Yücel
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

GPS ölçülerinin değerlendirilmesinde başlangıç faz belirsizliğinin araştırılması

ÖZETBu tezin amacı GPS (Global Positioning System) ile bağıl konum belirlemede Başlangıç FazBelirsizliği (BFB) kestirimini etkileyen faktörleri inceleyerek, yeni bir yöntem önermek ya davar olan yöntemlere katkıda bulunmaktır. Bu amaçla BFB kestiriminin genel karakterini iyiyansıtan ve en iyi bilinen yöntemlerden biri olan LAMBDA (Least AMBiguty DecorelationAdjustment) yöntemi üzerinde durulmuştur. BFB kestirimini etkileyen faktörler incelenirkenbu yöntem kullanılmış ve bu yöntemin farklı koşullardaki başarısı da test edilmiştir. BFBkestirimini etkileyen faktörler simülasyonla türetilen gözlem dosyaları üzerinde tartışılmıştır.Ayrıca, BFB'nin geçerliği için önerilen test işlemelerinin güvenirlikleri de simülasyonlatüretilen bu dosyalar üzerinde incelenmiştir.GPS'de iki ana konum belirleme yöntemi vardır. Bunlar mutlak konum belirleme ve bağılkonum belirlemedir. Mutlak konum belirleme genellikle navigasyon amaçlı olarak ya da bağılkonum belirlemedeki yaklaşık değerleri iyileştirmek için kullanılır. Bağıl konum belirleme iseduyarlı konum belirlemenin temelini oluşturur.Duyarlı bağıl konum belirleme; gözlem türü ya da türlerine, matematik modele, atmosferikmodele ve BFB kestirimine bağlı olarak değişir. Eğer baz uzunluğu yeterince kısa (<10km)ise, DD (Double Differences) faz ölçü modelinde atmosferik etkiler ihmal edilir. Modeldesadece baz bileşenleri ve BFB bilinmeyenleri kalır. BFB'nin tamsayı olma ön bilgisi bazuzunluklarının duyarlıklarını güçlendirmek için kullanılır. Genellikle, en büyük olasılıklıBFB kestirimi En Küçük Kareler (EKK ya da ℓ2_Norm) yöntemi kullanılarak gerçekleştirilir.Tamsayı olması gereken BFB'nin en büyük olasılıklı değerinin doğrudan elde edilebilmesinisağlayan bir yöntem bulunmamaktadır. EKK yöntemine dayanan ayrı bir araştırma tekniğikullanılır. Bu araştırma işlemini gerçekleştiren bir çok yöntem vardır. LAMBDA yöntemibunlardan biridir. LAMBDA yöntemi, özellikle kısa süreli GPS ölçülerinde doğru BFBdeğerini bulmada oldukça etkilidir. Buna rağmen, bu metot ve diğer metotlar doğru DD-BFBkestirimi yapabilmek için bazı kısıtlamalar altında birkaç epok ölçüye ihtiyaç duymaktadırlar.BFB kestiriminin son noktası anlık kestirimdir. Eğer bu mümkün olursa, bir epokluk veriduyarlı konum belirleme için yeterli olacaktır. BFB kestirimi ile ilgili çalışmalara bu aşamayaulaşıncaya kadar devam edilecektir. BFB kestiriminde son noktaya ulaşabilmek için, iki anakonu üzerinde çalışılmalıdır.• Matematik modeli geliştirmek.• Robust bir yöntem uygulamak.Eğer ölçüler normal dağılımlı ve model hatası yok ise EKK yöntemi en optimum sonucuvermektedir. Fakat EKK yöntemi kaba hatalara karşı oldukça duyarlıdır. GPS ölçülerinin enönemli rasgele hata kaynaklarından olan küçük yansıma hataları kaba hata niteliğindedir vebunların parametreler üzerindeki etkileri giderilmelidir. Bu çalışmada, EKK yöntemine görekaba hatalara karşı duyarsız olan ve yukarıdaki ikinci maddeye giren En Küçük Toplam (EKTya da ℓ1_Norm) yöntemi denenmiştir. Bu yöntemin, kendi çözümleme biçimi ve bağıl konumbelirleme probleminin geometrisinden kaynaklanan kondisyon probleminden dolayı, bağılkonum belirlemeye uygun olmadığı kanısına varılmıştır.Anahtar Kelimeler: GPS ile Bağıl Konum Belirleme, En Küçük Kareler (ℓ2_Norm) ve EnKüçük Toplam (ℓ1_Norm) Kestirimi, Başlangıç Faz Belirsizliği Çözümü ve Geçerliliği.vii

Orhan Kurt
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Kamulaştırma amaçlı arazi toplulaştırma

Arazi edinimi için en son yöntem kamulaştırma olmalıdır. Kamulaştırılacak alan arazi toplulaştırma ile edinilebilir. Fakat Türkiye'de Kamu sektörü arazi edinimi için genellikle kamulaştırmayı tercih etmektedir. Bu konuları içeren tez beş ana kısımdan oluşmaktadır. İkinci bölümde arazi kullanım şekilleri ve tarımsal arazilerin parçalanma nedenleri grafik ve tablo halinde gösterilmiştir. Arazilerin amacı dışında kullanım durumu ve etkileri sunulmuştur. Üçüncü bölümde Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve Tarım Reformu Genel Müdürlüğü gibi uygulayıcı kurumlar tanıtılmıştır. Arazi toplulaştırma Projelerin yıllara ve illere göre gelişimi sunulmuştur. Arazi toplulaştırma projelerinin teknik özelikleri ve çiftçi öncelikleri belirtilmiştir. Dördüncü bölümde Kamulaştırma yasası ve uygulamadaki işlem sırasına değinilmiştir. Beşinci bölümde kamulaştırma ve arazi toplulaştırmanın etkileri; sosyal, maliyet ve zaman açısından karşılaştırılmıştır. Bu bölümde GAP projesinde kamulaştırma nedeni ile göç ettirilen yöre halkı ile yapılan anketlere yer verilmiştir. Son bölümde Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı Sulama Daire Başkanlığı tarafından uygulanan 10 farklı ildeki arazi toplulaştırma verileri incelenmiştir. Sonuç olarak, Arazi toplulaştırma, kırsal alanda sosyal, ekonomik, kadastral problemlerin çözümünde en iyi seçenektir. Anahtar kelimeler: Arazi toplulaştırma, Maliyet Değerlendirmesi, Kamulaştırma, Dağıtım, Kadastro, Arazi Kullanım Şekilleri

Atakan Sert
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Bernese ile 10 km'ye kadar bazlarda GPS elipsoidal yüksekliklerinin belirlenmesinde strateji araştırması

GPS verilerinden elde edilen kısa bazların değerlendirmesinde, beklenilen doğruluğu vermesi sebebiyle, ticari yazılımların kullanılması tercih edilmektedir. Buna karşın; akademik yazılımların deneyimli kullanıcıların elinde, uygulama prosedüründe gerekli değişiklikler gerçekleştirildiğinde, bölgesel ve global uygulamalarda olduğu gibi lokal uygulamalarda da çalışması olasıdır. Bu yaklaşım çerçevesinde, araştırmada akademik bir yazılım kullanmak suretiyle, lokal bir uygulama için 10km.'ye kadar olan kısa bazlar oluşturularak, yükseklik bileşeninin yeterli doğrulukta kestirilmesi amaçlanmıştır. Uygulamada; AIUB - Bern Üniversitesi Astronomi Enstitüsü tarafından geliştirilen, Bernese Akademik Değerlendirme Yazılımı 4.2 Versiyonu kullanılırken, değerlendirilecek bazları oluşturacak istasyonlar ise üzerinde sürekli sismik faaliyetlerin gözlendiği SCIGN - Güney Kaliforniya Entegre GPS Ağı'ndan seçilmiştir. Seçilen; BGIS, HOLP, ELSC ve PMHS istasyonlarından l0km'lik uzunluğu aşmayacak şekilde sırasıyla yaklaşık 3, 5 ve 8km'lik HOLP-PMHS, BGIS-HOLP ve BGIS-ELSC bazları oluşturulmuştur. Sonuçların analizi, elipsoidal yükseklik farkı ortalamalarının aritmetik ortalama ve standart sapmaları hesaplanarak belirlenmiştir. Sonuçların tutarlılığı belirlenirken ise, Bernese yazılımından elde edilen elipsoidal yükseklik farkı ortalamaları Ashtech WinPRISM ticari yazılım sonuçlarıyla karşılaştırılmıştır. Değerlendirme yöntemi belirlenirken, lokal uygulamalar için yazılımda gerçekleştirilen uygulama yöntemi çıkış noktası alınmıştır. Alternatif yöntem oluşturulurken, verilen örneğin aksine, L3 yerine Ll taşıyıcısının kullanılmasının lokal ağlarda daha iyi sonuçlar verdiği, bu değişiklik için ayrıca bir lokal iyonosfer model oluşturulmasının da şart olduğu bilgisinden yararlanılmıştır. Bu iki farklı yöntemle, başlangıçta 24 saatlik veriler, ardından 1,2,3 ve 4' er saatlik aralıklara bölünmüş veriler değerlendirilmiş ve ticari yazılım sonuçlarıyla karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma sonucunda alternatif yöntem ile, sonuçların standart sapmalarının olumlu yönde etkilendiği, ancak 24 saatlik değerlendirme sonuçlarında ITRF duyarlığı içinde bir tutarlılık elde edilemediği görülmüş, bu tutarlılığı sağlamak maksadıyla yöntemde bir değişikliğe daha gidilmiştir. Bernese yazılımında önerilenin aksine Ashtech WinPRISM ticari yazılımında olduğu gibi tek troposfer parametresi kestirilerek sonuçlar üzerinde çok sayıda troposfer parametresinin oluşturduğu varsayılan zorlama giderilmiştir. Sonuç olarak; 24 saatlik Bernese değerlendirme sonuçlarının da WinPRISM sonuçlarıyla tutarlılığı sağlanmıştır. Böylelikle, akademik Bernese yazılımıyla lokal bir uygulamada, değerlendirme prosedüründe gerekli değişiklikler gerçekleştirildiğinde, istenilen hassasiyette yükseklik bileşeninin elde edildiği kanaatine varılmıştır. Anahtar kelimeler: Akademik ve Ticari yazılım, kısa baz, elipsoidal yükseklik farkı, lokal iyonosferik model, troposfer parametresi. xıı

Aziz Murat Aslan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Yersel laser tarama ve fotogrametrinin birlikte kullanılması

ÖZET Fotogrametri nesnelerin üç boyutlu olarak modellenmesi için sıklıkla kullanılan bir yöntemdir. Laser tarayıcı teknolojisi de son yıllarda nesnelerin üç boyutlu modellemesi için alternatif bir yöntem olarak ortaya çıkmıştır. Laser teknolojisinde nesne, yansıma yoğunluğu verisi içeren üç boyutlu nokta kümesi olarak elde edilir, kayıt, bütünleştirme işlemlerinden sonra model oluşturulmaktadır. Piyasada pek çok laser tarayıcı sistemleri ve nokta kümelerini işlemede kullanılan yazılımlar bulunmaktadır. İlk bölümde fotogrametri ve laser tarama yöntemi açılanmış, uygulamada belirlenen amaç belirtilmiştir. İkinci bölümde nesne ölçüm teknikleri açıklanmış, üçüncü bölümde yersel laser tarayıcıların genel özellikleri belirtilmiştir. Dördüncü bölümde laser tarama yönteminde kullanılan yazılımlar, beşinci bölümde tarama işlemi,altıncı bölümde laser ile modelleme konulan teorik ve uygulama örnekli olarak açıklanmıştır. Uygulama olarak iki ayrı konu ele alınmış olup birincisi ışın desteleri yoluyla görüntülerin dengelenmesinde laser noktalarından yararlanma ve diğeri laser noktalarından elde edilen modelin hatalarının fotogrametri ile giderilmesi gerçekleştirilmiştir. Işın desteleri yoluyla dengeleme uygulaması Ulusal Teknik Üniversitesi kantin girişi örneği üzerinde, laser noktalarından elde edilen model ile ilgili uygulama ise Yunanistan'da bulunan Bizans dönemine ait Samarrina Kilisesi örneği üzerinde açıklanmıştır. Anahtar kelimeler: Fotogrametri, Yersel Fotogrametri, Laser Tarayıcı, 3B Modelleme, Işın Desteleri xi

Nusret Demir
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Kadastral amaçlı bilgi sistemlerinde 3 boyutlu modelleme ve görselleştirme tekniklerinin kullanılması konusunda bir araştırma

Kadastral amaçlı Coğrafi Bilgi Sistemi tasarım ve uygulamaları ülkemiz de dahil olmak üzere pek çok ülkenin ulusal projeleri haline dönüşmüştür. Bu projelerin tasarım ve uygulama süreçlerini etkileyen önemli unsurlardan biri de ülkelerin kadastral yapısının farklılığıdır. Dünyada bir çok ülkede hukuki ve kurumsal yapı farklı olduğu için farklı kadastral amaçlı CBS modelleri gelişmiştir. Ancak son dönemde klasik 2B CBS'lerin yanı sıra pek çok uygulamada coğrafi alanın 3 boyutlu hesabı, sorgulanması, analizi ve görselleştirilmesi gibi işlevleri de yerine getirebilen CBS'ler ön plana çıkmıştır. Kısa vadede 2B CBS'ler mevcut isteklere cevap verebileceklerdir, ancak orta ve uzun vadede tüm sistemlerin yüksekliğin de bir coğrafi bilgi olduğu gerçeğinden ve gerçek dünyaya daha çok benzeme arayışlarından etkilenmesi kaçınılmazdır.Çalışmamızda kadastral amaçlı bilgi sistemlerinin de bu gelişme ve arayışlardan nasıl etkileneceği, somut olarak taşınmaz haklarının 3 boyutlu olarak nasıl modellenerek kayıt ve güvence altına alınabileceği konusu, öncelikle ülkemizdeki kadastral yapı anlatılarak ve farklı ülkelerde konuyla ilgili yapılan çalışmalarla örneklenerek konunun teknik boyutu yanı sıra hukuki ve kurumsal boyutlarıyla da incelenmeye çalışılmıştır.Coğrafi Bilgi Sistemleri bileşenleri, işlevleri, kullanım alanları, veri modelleri gibi konular ikinci bölümde, 3 B modelleme teknikleri üçüncü bölümde anlatılmaktadır. Dördüncü bölümde ülkemizdeki mevcut kadastral sistemin daha iyi anlaşılması açısından taşınmaz mülkiyeti kavramı, kadastro, tapu sicili ve konuyla olan ilişkisi nedeniyle kat mülkiyeti konuları ile ilgili temel kavramlara 3B ile ilgili olan kısımları ön plana çıkarılarak değinilmektedir, bu bölümde ayrıca ülkemizde bir CBS olarak tasarlanan Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi (TAKBİS) konusunda bilgiler de verilmektedir. Beşinci bölümde taşınmaz mülkiyetinin üçüncü boyutu ile birlikte görsel hale getirilmesine ilişkin yaklaşımlar ve farklı ülkelerde yapılan çalışma, tartışma ve problemler anlatılmış olup son bölümde ise ülkemizde de başta Tapu ve Kadastro olmak üzere konuyla ilgili pek çok kullanıcısı olan bir CBS yazılımının 3B modülü kullanılarak özellikle mülkiyete konu bağımsız bölümler 3B olarak oluşturulmuş ve Tapu kaydı ile ilişkilendirilmiş daha sonra bir CAD yazılımında ne yapılabilir sorusuna da ayrıca cevap aranmış, takiben yapılan araştırmanın sonuçları ve öneriler sıralanmıştır.Anahtar kelimeler: CBS, 2B Kadastro, 3B modelleme, Kat mülkiyeti

Serdar Kumdakçı
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Yükseklik eğrilerinin basitleştirilmesinde yeni bir yaklaşım

ÖZET Karakteristik çizgiler (su toplama ve dağıtma çizgileri) yükseklik eğrilerinin karakteristik kısımlarının işaretleri olarak kabul edilmiş ve yükseklik eğrilerinin karakteristik noktalarının belirlenmesinde bir araç olarak kullanılmıştır. Eğer bir yükseklik eğrisi noktası, aynı zamanda bir karakteristik çizgi noktası ise ya da üzerinden karakteristik çizgi geçen bir doğru parçasının (yükseklik eğrilerini meydana getiren doğru parçalarından birinin) karakteristik çizgiye daha yakın olan uç noktası ise yükseklik eğrisinin karakteristik noktası olarak kabul edilmiştir. Karakteristik noktalar, Aumann vd. (1991) tarafindan geliştirilen yönteme göre yükseklik eğrilerinden karakteristik çizgiler türetilirken otomatik olarak belirlenmiştir. Yükseklik eğrilerinin genelleştirilmesinde kullanılan basitleştirme yöntemlerinden en başta yükseklik eğrilerinin karakteristik kısımlarını korumaları beklenir. Ancak, yaygın olarak kullanılan basitleştirme yöntemlerinden üçü (n. nokta, eşik mesafesi ve eşik açısı yöntemi) ile yapılan uygulamalar, bu beklentinin karşılanmadığım göstermiştir. Çünkü bu yöntemler ne yükseklik eğrilerinin karakteristik noktalarım belirleyebilecek ne de belirlenen karakteristik noktalan göz önüne alabilecek bir ölçüte sahiptir. Bu çalışmada mevcut üç basitleştirme yöntemi, belirlenen karakteristik noktalan da göz önüne alacak şekilde yemden düzenlenmiştir. Başka bir ifadeyle, mevcut üç basitleştirme yöntemine yeni bir basitleştirme ölçütü ilave edilmiştir. Böylece yükseklik eğrilerinin karakteristik kısımlarının korunması kesinlik kazanmıştır. Aynca, karakteristik çizgiler uzatılarak ikinci derece karakteristik çizgiler türetilmiş ve ikinci derece karakteristik noktalar belirlenmiştir. Son olarak, ikinci derece karakteristik noktalar da göz önüne alınarak genelleştirme yapılmış ve böylece yükseklik eğrilerinin ikinci derece karakteristik kısımlarının da korunduğu görülmüştür. Başka bir ifadeyle, ikinci derece karakteristik noktalar da göz önüne alınarak yükseklik eğrilerinin yapışma daha uygun bir genelleştirme yapılabileceği ispat edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Yükseklik eğrileri, karakteristik çizgiler, zorlanmış Delaunay üçgenlemesi, karakteristik çizgilerin türetilmesi, genelleştirme, basitleştirme, yumuşatma

BasitleştirmeEğrilerKarakteristik eğriler+1
Türkay Gökgöz
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Yersel lazer tarama teknolojisi ve kültürel mirasın korunması uygulamasında tarihi Gölyazı Kilisesi örneği

Günümüzde mimari dökümantasyon ve kültürel mirasın korunması çalışmalarında optik görüntülerin yanı sıra yeni bir ölçme ve modelleme yöntemi olan yersel lazer tarama teknolojisi de kullanılmaya başlanmıştır.Bu tezin genelinde, yersel lazer tarayıcılar üzerine yapılan araştırmalardan, yersel lazer tarama teknolojisinden, ölçme işlemlerinden, 3 boyutlu verilerin değerlendirilmesi için kullanılan yazılımlar da, yersel lazer tarama teknolojisinde hata kaynaklarından ve tarayıcıların kullanım alanlarından bahsedilmiştir. Uygulama Gölyazı Kilise'sinde gerçekleştirilmiş ve tarayıcı olarak uçuş zamanlı ölçme prensibi ile çalışan Leica'nın Scanstation 2 model cihazı kullanılmıştır. Tarama sonucu elde edilen nokta bulutu Cyclone yazılımı ile modellenmiştir. Sonraki aşamada ise model üzerindeki hatalar düzeltilmiştir. Son olarak bu model internet ortamına aktarılmıştır.

Mehmet Öksüz
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Zonguldak arazi kullanım değişiminin uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemleri ile zamansal analizi

Zonguldak ve yakın çevre arazilerinin geçmiş ve şimdiki arazi örtü/kullanım haritalarını Uzaktan Algılama ve CBS teknolojileri kullanarak üretmek ve arazi örtü/kullanım türlerinin zamansal değişimlerini araştırmak çalışmanın temel hedefleridir.Bu amaçla 1987, 2000 ve 2010 yıllarına ait Landsat uydu görüntüleri sağlanmıştır. Elde edilen görüntüler PCI V10.0.3 yardımı ile görüntü zenginleştirme ve sınıflandırma işlemleri gerçekleştirilmiştir. Daha sonra bir CBS yazılımı olan ArcGIS 9.3.1 ile elde edilen sınıflandırma verilerinin konumsal ve alansal analizleri yapılmıştır. Zonguldak ve yakın çevre arazilerinin 1987, 2000 ve 2010 yılları için arazi örtü/kullanım haritalarını üretmek ve sırasıyla 1987-2000, 2000-2010 yılları arasındaki süreçlerde arazi örtü/kullanım değişimlerini belirlemek amacıyla görsel yorumlama, harita ve tablo hesaplama işlemleri uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar Zonguldak ve yakın çevresinin kapsama alanının 1987 yılı için 493441,9 hektar, 2000 yılı için 493441,8 hektar ve 2010 yılı için ise 493557,3 olarak belirlenmiştir.Zonguldak ve yakın çevresinin yorumlanmasından elde edilen arazi örtü/kullanım haritası temel alındığında 1987 yılında çalışma alanının % 38,4'ü açık alandır (189244,3 hektar). Toplam arazinin geriye kalan % 35,8, % 23,8, % 1,4 ve % 0,1'si ise sırasıyla deniz, yeşil alan, yerleşim ve baraj-akarsu alanlarıyla örtülüdür.2000 yılında, Zonguldak ve yakın çevresinin Landsat görüntüleri kullanılarak üretilen arazi örtü/kullanım haritasına göre ise toplam alanın % 36,8'i açık alandır (181700,4 hektar). Bu arazi deniz, yeşil alan, yerleşim ve baraj-akarsu sırasıyla % 36,3, % 25, % 1,7 ve % 0,2'lik oranlarla izlemektedir. 2010 yılında ise toplam alanının % 40,9'u açık alandır (202070,4 hektar). Toplam arazinin geriye kalan % 35,9, % 15,8, % 3,2 ve % 0,2'si ise sırasıyla deniz, yeşil alan, yerleşim ve baraj-akarsu alanlarıyla örtülüdür.1987 ve 2000 yılı arazi örtü/kullanım türleri haritasındaki alanlarının kıyaslanmasından elde edilen sonuçlar, sırasıyla yerleşim, baraj-akarsu, yeşil alan ve denizin kapsama alanlarının % 24,8, % 11,8, % 4,8 ve % 1,3'lük oranlarla artarken açık alanların kapsama alanlarının % 4'lük oranla azaldığını göstermiştir. Aynı şekilde 10 yıllık periyot olan 2000-2010 yılları arasındaki arazi örtü/kullanımı karşılaştırmasından elde edilen sonuçlar, sırasıyla yerleşim, baraj-akarsu ve açık alan kapsama alanlarının % 84,9, % 50,9 ve % 11,2'lik oranlarla artarken yeşil alanın ve denizin kapsama alanlarının % 36,9 ve % 1'lik oranlarla azaldığını da göstermiştir.

Coğrafi bilgi sistemleriSınıflandırmaUzaktan algılama
Çağlar Bayık
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

6831 Sayılı Orman Kanununun 2/B maddesi gereğince kadastrosu yapılmış ve orman vasfını yitirmiş arazilerin hak sahiplerine satışının incelenmesi

Ormanlar birçok faydalı çevresel etkilerinin yanı sıra insanların barınma, ısınma ve tarım gibi ihtiyaçlarını da karşılamaktadır. Bu nedenle ilk çağlardan günümüze kadar kullanılmışlardır. Ormanlar artan nüfusun ihtiyaçlarından dolayı zamanla işgale uğramış ve tahrip edilmiştir. Yasadışı kullanımdan dolayı orman arazileri zamanla orman vasfını yitirmişlerdir ve hızla orman sınırları dışına çıkarılma işlemleri artmıştır. Bu izinsiz kullanım çoğu kez vatandaş ile Devleti karşı karşıya getirmiştir ve çözülmesi güç sorunlara sebep olmuştur. Orman sınırı dışına çıkarmanın önüne geçilmesi amacıyla günümüze kadar çeşitli yasalar çıkartılmıştır. Fakat bu yasalar sorunu tam olarak çözememiştir. İşgal edilen orman alanları ``bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitirdiği'' gerekçesiyle orman sınırları dışına çıkarılmışlardır.Türkiye'de orman sınırı dışına çıkarma işlemleri ilk kez 1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Yasası ile öngörülmüştür. 6831 sayılı orman kanunun 2/B maddesi ilişkin uygulamalar 1744, 2896 ve 3302 sayılı kanunlara göre farklılık göstermektedir.Gerçek anlamda ise daraltma ve orman sınırı dışına çıkarma işlemi kapsamlı olarak 1973 tarihli ve 1744 sayılı yasa ile daha detaylı ele alınmıştır. Bu yasa ile bu arazilerin orman içinde veya civarında yaşayan köylülere verilmesi amaçlanmıştır. 1774 sayılı yasanın yayımlanmasından sonra hak sahiplerinin belirlenmesinde birçok sorunlar çıkmıştır. Sorunların çoğu çözülmeyi beklemektedir. Biriken sorunların kapsamlı çözümü için 2012 yılında ``6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Orman Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'' çıkarılmıştır.

Jeodezik ölçülerOrman kadastrosu
Zeynel Abidin Polat
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Ortometrik yüksekliklerin dolaylı olarak GPS gözlemlerinden elde edilmesinde kullanılan yöntemlerin irdelenmesi

Günümüzde mühendislik uygulamalarında GPS kullanımının yaygınlaşması, GPS ile elde edilen elipsoidal yüksekliklerin nivelmana kıyasla daha kolay, hızlı ve ekonomik olarak ölçülmesi, beraberinde elipsoidal yüksekliklerin ortometrik yüksekliklere dönüşümü gerekliliğini gündeme getirmiştir. Bu dönüşüm işlemini gerçekleştirmek için Büyük Ölçekli Harita ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmeliğinde (BÖHHBÜY), uygulanacak ölçü ve hesaplama yöntemleriyle ilgili çeşitli öneriler sunulmaktadır. Yerel bir alanda ortometrik yüksekliği bilinen noktalarda GPS ölçülerinden yararlanarak jeoit modelinin hesaplanması ve sonrasında yükseklik dönüşüm problemi çözümünün sağlanması önerilen yaklaşımlardan biridir. Gerçekleştirilen çalışmada üç farklı test bölgesinde farklı nokta dağılımları için çeşitli hesaplama yöntemleri ile yerel GPS/Nivelman jeoitleri oluşturularak yöntemlerin performansları değerlendirilmiştir. Uygulamaya konu olan Rize, Kayseri ve Karaman çalışma alanlarında dayanak nokta yoğunluğunun yerel GPS/Nivelman jeoidinin belirlenmesinde ne derecede öneme sahip olduğu, yaklaşık 2.5 km2'de bir dayanak noktası, BÖHHBÜY'e göre minimum sayıda dayanak noktası ve 20 km2'de bir dayanak noktası olacak şekilde farklı sıklıkta nokta yoğunluğu seçimi ile irdelenmiştir. GPS/Nivelman jeoitlerinin hesaplanmasında polinomlar, radyal tabanlı fonksiyonlar, esnek hesaplama yöntemlerinden yapay sinir ağları ve adaptif ağ tabanlı bulanık çıkarım sistemleri (ANFIS) yöntemleri kullanılmıştır. Test noktalarının gerçek jeoit yüksekliklerinden değişik modellerden elde edilen jeoit yüksekliklerinin farkları istatistiksel değerlendirilerek, yöntemlerin harita yapımı ve mühendislik çalışmalarına sağladıkları katkılar değerlendirilmiştir. Sonuçta, elde edilen bulgulardan yola çıkarak esnek hesaplama yöntemlerinin yerel GPS/Niveman jeoidinin belirlenmesinde diğer yöntemlere oranla başarılı olduğu görülmüştür.

Yapay sinir ağları
Leyla Çakır
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İmar planlarında ortak kullanım alanlarının dağılımı ve katılım payı oranlarının incelenmesi: Bayburt örneği

ÖZET insanlık uygarlıkla tanıştığı ilk andan itibaren yaşantısını ve yaşamını ilgilendiren konulan, belirli bir sistem ve işleyiş içerisine sokma çabasında olmuş, yaşadığı mekanları da bu sistem ve işleyişin ayrılmaz bir parçası olarak görmüştür. Ancak, artan insan aktiviteleri ve ihtiyaçlarına rağmen doğal yapıda sürekli bir bozulma ve eksilmenin söz konusu olması sistemin işleyişinde aksamalara yol açmaktadır. Bu aksamaların nedenlerinin başında, artan nüfusu ve onun gereksinmelerini sabit büyüklükteki yerleşim alanlarında barındırma zorunluluğu gelmektedir. Yaşamın devamı için bu kadar önemli olan yerleşim alanlarının, kendi haline bırakılmaması, bu alanlar üzerindeki her türlü faaliyetin belirli kurallara bağlaması ve bu kurallarında, kenti oluşturan arazi parçalarına ve onların sahiplerine bilimsel yöntemlere göre dengeli ve adaletli bir şekilde yansıtılması gerekmektedir. Kentlerin, bu kurallar ve sistemler bütününde geleceğine yön verme çabasına planlama denilmektedir. Fakat sorun planların yapılmasıyla bitmemekte, yapılan bu planlar yerleşimlere yansıtılmadıkça kentin gelişimine katkı sağlayamadıkları gibi kentleri olumsuz yönde de etkileyebilmektedirler. Planlar, ekonomik kaynak, irade ve bilgi yetersizlikleri ile plandan kaynaklanan sorunlar nedeniyle bir bütün olarak uygulanamamaktadır. Buda, planlarla gelen nimet ve külfetlerin dağılımının, düzenleme bölgeleri arasında büyük farklılıklar göstermesine neden olmaktadır. Bu çalışmada, kent bütünü ve bu bütünü oluşturan alt yerleşimler ele alınarak, kentsel ortak kullanım alanlarının dağılımı ve bu dağılımlar sonucu oluşan katılım payı oranlan incelenmiştir. Bu incelemeyle, imar planlanmn sağlıklı ve süratli bir şekilde uygulanabilmesi ve düzenleme bölgelerinin plan verileri ve kent içi dengeler dikkate alınarak belirlenebilmesi için gerekli veri ve bilgi altyapısının oluşturulması hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler, Kent, İmar Planı, Arsa ve Arazi Düzenlemesi (AAD), Ortak Kullanım Alanı, Düzenleme Bölgesi, Düzenleme Ortaklık Payı Oranı (DOPO), Kamu Tesislerine Katılım Payı Oranı (KTKPO) VI

Arazi yeniden düzenlemeOrtak kullanımİmar planları
Hasan Tahsin Bostancı
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Deformasyon analizinde statik değerlendirme yöntemleri

ÖZET Bu çalışmada, deformasyon analizinde kullanılan statik değerlendirme yöntemlerinden uygulamada en çok kullanılan yöntemler incelenmiştir. Sayısal uygulamada da bu yöntemler kullamlmış ve elde edilen sonuçlar irdelenmiştir. Yapılan sayısal uygulamada, bir galeride oluşan hareketleri belirlemek amacıyla galeri ve çevresini kapsayan alan üzerinde kurulan deformasyon ağında yapılan doğrultu-kenar ölçüleri veri olarak kullanılmıştır. Deformasyon ağmda Eylül 1998 ve Mayıs 1999 dönemlerinde yapılan iki periyotluk doğrultu ve kenar ölçüleri, serbest ağ yöntemiyle ayrı ayrı dengelenmiş, uyuşumsuz ölçüler testi yapılmıştır. Dengeleme hesabı sonucunda elde edilen değerler kullanılarak, G2-Ölçütü, Bağıl Güven Elipsleri, Genelleştirme Yöntemi, Cholesky Çarpanlarına Ayırma Yöntemleri ile deformasyon analizi yapılmıştır. Çalışmanın amacı, statik modelle deformasyonların belirlenmesinde kullanılan yöntemleri inceleyerek bu yöntemlerin birbirlerine göre üstünlüklerini ya da dezavantajlarım belirlemektir. Böylece uygulayıcıya, statik modelle deformasyonları belirlemede kullanması gereken en uygun yöntem önerilmek istenmektedir. Çalışmada, bir jeodezik deformasyon ağmda sözü edilen statik yöntemlerle hareketin nasıl belirleneceği, yorumlamanın nasıl yapılacağı açıklanmış ve yöntemlerin karşılaştırılması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Statik Model, 62-ölçütü, Bağıl Güven Elipsleri, Genelleştirme Yöntemi, Cholesky Çarpanlarına Ayırma Yöntemi, Deformasyon

Deformasyon analiziGenelleştirmeStatik analiz
Emine Tanır
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Adres bilgi sistemi tasarımı ve uygulaması: Trabzon kent örneği

ÖZET Düzenli ve planlı bir kentleşme için gerekli kriterlerin eksiksiz ve hızlı bir şekilde oluşturulması, bilgi sistemlerinin kullanılması ile mümkün olmaktadır. Bu sistemler karar verme mekanizmasının işlemesinde ve optimum çözümler üretmekte kent idarecileri açısından en etkili araçlar olarak görülmektedir. Bilgi sistemleri ihtiyaca göre değişik alanlarda kullanılmaktadır. Bu alanlardan biri de, olası kent bilgi sistemleri uygulamalarında, belediye numarataj işlemlerinin, veri tabanından takibi, sorgulanması, sunulması ve harita üzerinde görüntülenmesi işlemlerinin yapıldığı Adres Bilgi Sistemleridir (ABS). Bu sistemlere gelen taleplerin sorunsuz karşılanabilmesi, öncelikle belirlenecek kent birimlerinde yapılacak örnek uygulamalarla, ortaya çıkabilecek muhtemel sorunların giderilmesine bağlıdır. Bu sebeple yapılan çalışmada, pilot bölge olarak seçilen Trabzon kentinde bir ABS tasannu ve uygulaması gerçekleştirilerek, daha sonra ülke genelinde uygulamalı bu tür çalışmalara bir model oluşturulması amaçlanmıştır. ABS kurulmasında nasıl bir iş akışı takip edileceği belirlenerek, kente ait verilerin internet üzerinden kullanıcıya ulaşması için bir altyapı oluşturulması ve güncelleme işlemleri için bir otomasyon sistemi geliştirilmesi hedeflenmiştir. Çalışmanın son aşamasında, güncel olarak kullanılan WAP, GPS, GSM ve ağ analizleri uygulamalarının, oluşturulan sistem üzerinden çalışabilirliliğini göstermek için bazı örnek uygulamalar yapılmıştır. Çalışmada öncelikle ABS için gereksinimler araştırılmış, uygulaması içinde bir işakış şeması oluşturulmuştur. Ardından bir ABS tasannu yapılarak, bu iş akışı ve tasanm çalışmalan Trabzon Kenti için uygulanmıştır. Değişik kaynaklardan, arazi çalışmalanndan ve kente ait özel yada resmi kurumlardan toplanan veriler, Arc/Info ve ArcView yazılırdan kullanılarak işlenmiş ve kullanılabilir hale getirilmiştir. Sonuç olarak ülkemizde gerçekleştirilecek ABS çalışmalan için model olabilecek bir ABS tasannu ve uygulaması sağlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Coğrafi Bilgi Sistemi, Kent Bilgi Sistemi, Adres, Adres Bilgi Sistemi, Arc/Info, ArcView, Veritabanı.

Volkan Yıldırım
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
DoctorateOpen AccessTR

Üç boyutlu astrojeodezik dik koordinat sistemlerinde dönüşüm modelleri ve uyuşumsuz ölçü gruplarının belirlenmesi yöntemlerinin karşılaştırılması

ÖZET Yeryüzeyinde yapılan tüm çalışmaların temelim oluşturan ortak bir koordinat sistemine ihtiyaç duyulmuş ve bu nedenle çeşitli koordinat sistemleri tanımlanmıştır. Teknolojik gelişmelerle birlikte ölçme ve hesaplama yöntemleri de gelişmiştir. Önceleri bu ya da iki boyutlu tanımlanıp daha sonra birleştirilen nokta koordinatları doğrudan üç boyutlu olarak hesaplanmaya başlanmıştır. Üç boyutlu dik koordinat sistemleri arasındaki ilişkiler yardımıyla tanımlanan koordinat dönüşüm modelleri, jeodezide en çok kullanılan uygulamalardan biri olmuştur. Jeodezik çalışmalarda fazla sayıda ölçü yapılarak sonuçların doğruluğu ve güvenirliği artırmak sürekli temel ilke olmuştur. Ölçülerden en uygun çözümü bulabilmek için En Küçük Kareler Yöntemi (EKKY) ile çözüm yapılır, fakat ölçüler çeşitli hataları da içermektedir. Belirlenemeyen uyuşumsuz ölçüler EKKY ile elde edilen sonuçlan bozarlar. Bu nedenle EKKY sonuçlarına göre geliştirilen geleneksel çözüm yöntemleri birden fazla uyuşumsuz ölçüleri belirlemekte başarısız olurlar ve uyuşumsuzluklan diğer ölçülere yayarlar. Ayrıca, iteratif çözüm yapılarak uyuşumsuz ölçülerin ölçme grubundan çıkarılması bu yöntemin diğer olumsuz yönüdür. Bu nedenlerle uyuşumsuz ölçülerin belirlenmesi için robust kestirim yöntemleri ve fuzzy mantık yöntemleri kullanılması fikri ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada incelenen yöntemler, geliştirilen bilgisayar programlan yardımıyla bir test ağında uygulanmış ve sonuçlar karşılaştınlarak yöntemlerin olumlu ve olumsuz yönleri belirlenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler : Üç Boyutlu Dik Koordinat Sistemleri, Koordinat Dönüşüm Modelleri, En Küçük Kareler Yöntemi, Uyuşumsuz Ölçülerin Belirlenmesi Yöntemleri, Geleneksel Çözüm Yöntemi, Robust Kestirim Yöntemi, Fuzzy Mantık Yöntemi. VI

Yasemin Uzun
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
DoctorateOpen AccessTR

Heyelanlar için bir dinamik deformasyon ve bir dinamik hareket yüzeyi modelinin oluşturulması

ÖZET Günümüzde artık, deformasyon belirleme uygulamalarında, araştırmaya konu olan objelerin davranışlarının analiz edilmesi önem kazanmıştır. Bu tür istekler, deformasyon araştırmalarında hareketin nedenlerini içeren dinamik deformasyon analizlerinin, basit geometrik (statik) ve zamansal (kinematik) deformasyon analiz yöntemlerinin yerini almaya başlamasına neden olmuştur. Bu gelişmelere paralel olarak bu çalışmada, heyelan davranışlarının analizi için bir dinamik deformasyon ve bir dinamik yüzey modeli oluşturulması amaçlanmıştır. Çalışmada, Doğu Karadeniz Bölgesi, Trabzon ili, Çağlayan ilçesi, Kutluğun köyü uygulama alanı olarak seçilmiştir. Dinamik deformasyon modelini oluşturmak amacıyla öncelikle bölgede, jeolojik ve jeofizik çalışmalar yapılarak oluşan heyelanın tipi, güncel sınırları ve nedenleri belirlenmiştir. Bölgede heyelanın en önemli nedeni olan yer altı suyu seviye değişimleri dinamik değişken olarak dinamik modelin oluşturulmasında dikkate alınmıştır. Heyelanın güncel sınırlarına göre bölgede bir Jeodezik deformasyon ağı kurulmuştur. Bu ağda, meteorolojik verilerle saptanan ölçü zamanlarında altı periyottuk GPS gözlemleri yapılmıştır. Aynı periyotlarda, jeolojik ve jeofizik gözlemlerle yer altı suyu seviyeleri de ölçülmüştür. Dinamik modelin oluşturulmasında ön bilgi edinmek için daha basit modeller olan statik deformasyon modeli (02-ölçütü) ve kinematik deformasyon (kinematik tek nokta, kinematik yüzey) modelleri ile deformasyon analizi yapılmıştır. Bu model sonuçlan ve yer altı suyu seviye değişimleri dikkate alınarak heyelan için dinamik deformasyon modelleri (dinamik tek nokta, dinamik yüzey) oluşturulmuştur. Heyelan oluşumunda yeraltı suyunun değişim etkisinin çok önemli olduğu dinamik model sonuçlarından görülmüştür. Böylece hareketler fiziksel gerçeklere göre daha uygun yorumlanabilmiştir. Dinamik modelle hareket belirlemenin üstünlüklerinin yarımda dezavantaj lannın olduğu da görülmüştür. Bu nedenle deformasyon araştırması yapılan probleme göre deformasyon modelinin seçilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Heyelan, Yeraltı Suyu Değişimi, Dinamik Model, Statik Model, Kinematik Model, Kalman-Filtreleme, Kinematik Yüzey Modeli, Dinamik Yüzey Modeli VI

Temel Bayrak
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
Master'sOpen AccessTR

İl bazlı tarımsal üretim planlamaları için coğrafi bilgi sistemine yönelik bir tarımsal veri tabanı uygulaması

ÖZET Tarım sektörü, gıdaların üretimi ve beslenme ile doğrudan ilgisi, aktif nüfus ve işgücünün yüksek değerler göstermesi, milli gelire katkısı ve sanayi sektörüne sağladığı hammadde ve sermaye nedeniyle önem arz etmektedir. Türkiye'nin AB'ye giriş sürecinde ise bu önemli sektörün ortak tarım politikasına uyum sağlaması gerekmektedir. Bu amaçla Türkiye'de AB'ye paralel olarak tarımda yeniden yapılanma ve reform projeleri başlatılmıştır. Tarımsal üretimin planlanmasına, denetim ve desteklenmesine yönelik olan bu projeler Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS), Doğrudan Gelir Desteği (DGD) ve Alternatif Ürün projeleridir. Bu projeler 2001 yılından itibaren ülke genelinde uygulanmaya başlanmıştır. Ancak projelerin yürütülmesi için konumsal altyapı istenen düzeyde değildir. Bu durum projelerden yeterli verimin alınamamasına neden olmaktadır. Dolayısıyla tarımsal üretim alanında, öncelikle ulusal arazi bilgi sisteminin sağlıklı bir bileşeni olarak, Tarımsal Bilgi Sistemine (TBS) ihtiyaç vardır. Yapılan bu çalışmada, AB'ye giriş sürecinde benimsenen tarımsal politikaların paralelindeki uygulamalar olan ÇKS, DGD, Alternatif Ürün vb. projelerin yürütülmesine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 'nm taşra teşkilatlan (İl Müdürlükleri) bünyesinde konumsal veri ihtiyaç analiz ve inceleme işlemleri gerçekleştirilmiştir. Bu doğrultuda ihtiyaç duyulan konum tabanlı Tarım Bilgi Sistemi (TBS) tasannu yapılmıştır. Tasarımda yer alan veri gruplarına yönelik temel veri standarttan ve bu doğrultuda mevcut veri kaynaklan irdelenmiştir. Ayrıca uygulama bölgelerinde, tarımsal üretimin planlanmasında çok önemli yeri olan ve ÇKS için temel konumsal altlık oluşturacak olan arazi örtüsü verilerinin temini için, kullanılabilecek yöntemler uygulanarak test edilmiştir. Bu yöntemler teknik, ekonomik ve uygulanabilirlik açılarından karşılaştırılmıştır. Ayrıca pilot bölge olarak seçilen Trabzon ilinde, bakanlıkça uygulanan ÇKS'nin etkinliği araştırılmıştır ve irdelenmiştir. İrdeleme sonuçlan tasarlanan bilgi sistemi ile entegrasyon bağlamında değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Coğrafi Bilgi Sistemi, Tarım Bilgi Sistemi, Çiftçi Kayıt Sistemi, Doğrudan Gelir Desteği, Uzaktan Algılama, Fotogrametri, Ortofoto.

Halilibrahim İnan
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Jeodezik GPS ağlarının duyarlık ve güven amaç fonksiyonları ile ölçü planı optimizasyonu

Günümüzde teknolojinin gelişimi ile birlikte yersel ağların yerini GPS ağlan almıştır. Jeodezik GPS ağlarının kullanım amaçlarına uygun tesisi, tasarımı aşamasında seçilecek amaç fonksiyonuna bağlı olarak optimizasyonunun yapılmasını gerektirir. GPS ağlarının optimizasyonunda seçilecek amaç fonksiyonu ağdan beklenen duyarlık veya güven isteklerini karşılayabilmen, tasarım parametresi amaç fonksiyonu değerini mümkün olduğunca minimuma yaklaştırabilmeli ve çözüm algoritması uygulanabilir olmalıdır. Çalışmada, Karadeniz Teknik Üniversitesi kampus alam ve Trabzon hava alanının bir kısmım kapsayacak biçiminde bir GPS ağının ölçü planı optimizasyonunun, oturumların planlanması esas alınarak yapılması amaçlanmıştır. Ağın duyarlık optimizasyonunda, ağdaki tüm noktaların duyarlık yönünden homojen yapıda olmasını hedefleyen A-optimal ağ ve ağ noktalarının konum duyarlıklarım artırmayı hedefleyen E- optimal ağ amaç fonksiyonları olarak seçilmiştir. Ağın güven optimizasyonunda bazların redundanz değerlerinin, ağın iç ve dış güven ölçütü değerlerinin sınır değer şartlarını sağlamaları ve tüm ağ için homojen yapıda olmaları amaç fonksiyonu olarak seçilmiştir. Amaç fonksiyonlarım minimum yapabilmek için birinci derece optimizasyon olarak da adlandırılan ölçü planı optimizasyonu tasarım parametresi olarak, tasarım parametresinin gerçekleştirilebilmesi için simülasyon yöntemlerinden tekrarlı en küçük kareler yöntemi uygun bir çözüm algoritması olarak seçilmiştir. Ağın duyarlık optimizasyonunda, üç, dört ve beş alıcı kullanılması durumu dikkate alınmıştır. Üç alıcı ile oturumların planlanmasının dört ve beş alıcı ile tasarımdan daha esnek olduğu, ağın duyarlık optimizasyonunda her yineleme sonunda bulunan amaç fonksiyonları değerlerinin baz sayısı ile ters orantılı olduğu ve doğrusal olmadığı görülmüştür. Ağın güven optimizasyonunda, güvenilir bir ağ için ortalama serbestlik derecesinin yüksek olması yeterli olmayıp tüm ağdaki bazların güven ölçütleri değerlerinin yaklaşık aynı olması, diğer bir ifade ile ağm güvenirlik yönünden homojen yapıda olması gerektiğine karar verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Duyarlık, Güvenirlik, Optimizasyon, Amaç Fonksiyonu, Ölçü Planı, Tasarım Parametresi, Çözüm Algoritması

Kamil Teke
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Dilim esasına dayalı UTM sistemi için alternatif çözüm yöntemlerinin incelenmesi

ÖZET Gelişen GPS ve uzaktan algılama tekniklerine paralel olarak artan bölgesel ve ulusal CBS uygulamalarında ve bir UTM dilimini aşan mühendislik projelerinde hızlı bir artış görülmektedir. Bu tür uygulamalarda, koordinat altlığının ortak koordinat sisteminde olması kullanıcıların tercih sebebidir. Koordinat sisteminin ortak seçilememesi durumunda, projenin farklı koordinat sistemlerine göre ayrı dosyalarda saklanması ve çakışma bölgelerindeki hesaplamalarda karışıklıklar olması söz konusudur. Ülkemizde harita altlığı olarak kullanılan UTM sistemi, dilim esasına dayanmaktadır. Bu sistemde, ülkemiz için dört ve Değiştirilmiş UTM sistemine göre ise yedi koordinat başlangıcı vardır. UTM sistemi; ülkemiz gibi doğu-batı yönünde uzanan bölgeler için, bu tür uygulamalarda koordinat birliğinin sağlanması açısından yetersiz kalmaktadır. Bu çalışmada, UTM sistemi yerine üç alternatif tasvir yöntemi incelenmiştir. Bu yöntemlerden ilki dilim genişliği arttırılmış Gauss-Krüger tasvirinin Türkiye coğrafi sınırlan için geliştirilen TUTM sistemi, ikincisi; elipsoidin düzleme küre üzerinden konform çift tasviri ve sonuncusu tek ve çift standart paralelli Lambert Konform Konik tasvirdir. Alternatif yöntemlerin tasvir denklemlerinin elipsoid coğrafi koordinatlarından hesaplanışı ve ters dönüşümü formülleri detaylıca incelenmiştir. Ayrıca her bir yöntem için geliştirilen farklı doğrultu ve uzunluk indirgeme formülleri de verilmiştir. Türkiye coğrafi sınırlan için alternatif yöntemler, farklı bölgelerde ve uzunlukta belirlenen kenarlarla karşılaştınlmıştır. Bu kenarların düzlem semt ve uzunlukları tasvir denklemleriyle düzlemde; elipsoiddeki azimut ve uzunlukları ise elipsoid üzerinde jeodezik temel problem çözümüyle hesaplanmıştır. Elipsoid-düzlem farkları her bir yöntem için farklı koordinat başlangıçlarında hesaplanarak, yöntemler için en uygun koordinat başlangıçtan seçilmiştir. Koordinat başlangıçları belirlenen her bir yöntemin indirgeme formülleri de, elipsoid-düzlem doğrultu ve uzunluk farkları ile karşılaştınlarak en uygun olanı belirlenmiştir. İrdelemeler sonucunda; mühendislik projeleri için TUTM sisteminin, yüksek hassasiyet gerektirmeyen CBS uygulamalarında ise çift standart paralelli Lambert Konform Konik tasvirin seçiminin uygun olacağı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: UTM, GPS, CBS, Uzaktan Algılama, TUTM, Konform Çift Tasvir, Lambert Konform Konik, Doğrultu ve uzunluk indirgemesi

Faruk Yıldırım
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Avrupa Birliği ülkelerinde kadastral sistem analizi ve Türkiye kadastral sisteminin uyum kapsamında değerlendirilmesi

Türkiye, Aralık 1999'da, Avrupa Birliği (AB)'ne aday ülke olarak kabul edilmiş ve akabinde tüm sektörlerde AB'ye uyum süreci başlatılmıştır. Bu uyum sürecinden; yatırım projelerinin temelini oluşturan ve insan-toprak ilişkilerini düzenleyen tapu-kadastro sektörünün de etkilenmesi kaçınılmazdır. Bu noktada, bu etkilenmenin ne şekilde ve hangi boyutta olacağı sorusu gündeme gelmiştir. Bu çalışmada; AB bünyesinde kadastral sistem bazında bir birliğin olup olmadığının ve AB ülkelerindeki kadastral sistemlerin araştırılması amaçlanmıştır. Ayrıca, bu bilgilerin ışığında, AB'ye uyum sürecinde, Türkiye kadastral sisteminde izlenmesi gereken politikanın belirlenmesi hedeflenmiştir. Bu amacı gerçekleştirmek üzere; öncelikle Topluluk Müktesebatı ve AB bünyesindeki konuyla ilgili faaliyetler incelenerek, AB 'de kadastral sistem anlayışı belirlenmiştir. Sonraki aşamada, AB üye ülkelerinin kadastral sistemleri kendi içinde ve Türkiye kadastral sistemi ile karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma sonucu, AB Kadastro Deklarasyonu açısından irdelenerek, Türkiye'nin, tapu ve kadastro alanında izlemesi gereken yol belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın sonucunda, AB üyesi ülkelerin sistemlerinin, özellikle temel prensipler ve teknik ölçütler başta olmak üzere, bazı ölçütler bağlamında örtüştüğü, bazı ölçütler bağlamında ise önemli farklılıkların olduğu belirlenmiştir. Yani, birlik bünyesinde, kadastral anlamda standardizasyonun mevcut olmadığı görülmüştür. Öte yandan, Türkiye kadastral sisteminin, teorik anlamda AB üyesi ülkelerle aynı platformda iken, ülkenin coğrafi ve ekonomik yapısı dolayısıyla, uygulamada, bazı Birlik ülkelerinin eriştiği noktaya henüz gelmediği görülmüştür. Bu durumda, Türkiye kadastral sisteminin, AB Kadastro Deklarasyonu ve çağın yönelimleri dikkate alınarak iyileştirilmesi gerekmektedir. Bu iyileştirme, Türkiye kadastral sistemini, hem AB düzeyine eriştirme hem de modern kadastro hedeflerine yönlendirme açısından büyük önem taşımaktadır.Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Uyum Süreci, Arazi Kaydı, Kadastro, Türkiye Kadastral Sistemi, Harmonizasyon.

Ayşe Yavuz
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Coğrafi bölge sistemleri ile Trabzon ili kanser haritalarının üretimi

ÖZET Kanser günümüzün önemli sağlık konuları arasında yer almaktadır. Ülkemizde ölüm nedenleri arasında 2.sıraya yükselmesi ve görülme sıklığındaki artışlar nedeniyle, kanser kontrol programlarının oluşturulması ve stratejik eylem planlarının uygulamaya geçirilmesi söz konusu olmuştur. Kansere karşı kontrol stratejilerinin geliştirilmesi ve kanser kontrol programının uygulamaya geçirilmesi için kanser vakalarının coğrafi ve zaman içindeki değişimlerinin incelenmesi gereklidir. Bu gibi değişimlerin incelenebilmesi için de, öncelikle mevcut kanser vakalarının sayısı belirlenmelidir. Güvenilir verilere sahip kanser istatistiklerinin sağlanması ile kanser haritaları oluşturulmalı ve bu haritalar üzerinden kanserin coğrafi değişimi analiz edilmelidir. Kanserin yerleşim birimlerinde ne sıklıkla görüldüğü, kanser türlerinin coğrafi anlamda dağılımının incelenmesi ve hangi bölgelerde daha sık görüldüğünün belirlenmesi gibi konularda bilgi sahibi olunabilmesi açısından kanser haritalarına gereksinim duyulmaktadır. Bu sayede kansere karşı kontrol stratejilerinin nasıl ve hangi bölgelerde önlemle alınması gerektiği daha kolay sağlanmaktadır. Bu tez çalışmasında, Trabzon İli'nde görülen kanser vakalarının dağılımı ve incelenmesine yönelik Coğrafi Bilgi Sistemleri tekniklerinin kullanımı ile bir veritabanı oluşturularak, yerleşim birimlerindeki kanser vakaları ile ilgili istatistiksel haritalar oluşturulmuştur. İstatistiki kanser haritalarının oluşturulmasında Trabzon Sağlık İl Müdürlüğü Kanser Savaş Dairesi'nin 2004 yılı içerisinde kayıt ettiği kanser vakaları kullanılmıştır. Uygulamada kanser kayıtlarına ait bilgilerin coğrafi bir anlam kazanabilmesi için kanser vakaları ve bilgilerinin harita altlıkları ile birlikte sunulması CBS yardımıyla sağlanmıştır. Yerleşim birimlerinin yer aldığı harita altlıkları üzerinde kanser vaka dağılımları gösterilerek, her bir yerleşim birimine ait insidans değerleri hesaplanmıştır. İnsidans değerlerinden yararlanarak yerleşim birimlerindeki kanser yoğunluklarını içeren haritalar üretilmiş ve kanser yoğunluğu dünya standartlarına göre beklenen seviyeden yüksek olan yerleşim birimleri belirlenmiştir. Böylece kanser vakaları dağılımının konumsal bazda irdelenme olanağı oluşmuştur. Anahtar Kelimeler: Kanser, Harita, Coğrafi Bilgi Sistemleri, CBS, GIS, Sağlık Bilgi Sistemleri, Trabzon

Hüsniye Ebru Çolak
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Mobil coğrafi bilgi sistemleri (MCBS): Temel kavramlar ve uygulamalar

Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ilk olarak 1960'lı yılların sonlarında kullanılmaya başlanmıştır. Bu tarihten sonra CBS, temelde bilgisayar endüstrisindeki ilerlemelere paralel olarak büyük bir gelişim göstermiştir. Başlangıçta yalnızca uzman kişiler tarafından güçlü donanımlar üzerinde, sabit bir ortamda gerçekleştirilen uygulamalar, yazılım ve donanım teknolojisinde yaşanan hızlı ilerlemeler neticesinde dinamik olarak yapılabilir hale gelmiştir. Günümüzde gelişen bilişim teknolojisiyle, masaüstü bilgisayarlarıyla benzer özelliklere sahip seyyar bilgisayarların (cep bilgisayarı, Tablet PC vb.) ortaya çıkışı ve yazılım üreticilerinin bu tür donanımlar üzerinde çalışabilecek CBS yazılımları geliştirmeleri coğrafi verinin dijital ortamda araziye taşınmasına olanak sağlamıştır. Özellikle GPS ile sağlanan bütünleşik yapıyla dinamik veri toplamaya yönelik olarak klasik CBS'ye alternatif nitelikte Mobil Coğrafi Bilgi Sistemleri (MCBS) kavramı gündeme gelmiştir. MCBS, özellikle CBS için gerekli veriyi elde etmede geleneksel yöntemlere alternatif olabilecek etkili bir araçtır. Bu sebeple çalışmada, veri toplamaya yönelik olarak kullanılabilecek bir MCBS'nin oluşturulması amaçlanmıştır. Öncelikle, MCBS donanım ve yazılım kapasiteleri araştırılarak uygulamalar için uygun olanları tespit edilmiştir. Sonraki aşamada, daha hızlı veri toplamayı sağlamak ve veri toplamadaki kaba hataları en aza indirmek amacıyla arayüzler geliştirilmiştir. Altlık olarak kullanılacak veriler temin edilerek, uygulamalar için hazır hale getirilmiştir. ArcPad yazılımı ve el GPS alıcısı entegrasyonu sağlanarak, çeşitli örnek uygulamalar üzerinde sistem test edilmiştir. Elde edilen sonuçlar mevcut uygulama yöntemleriyle maliyet ve süre açısından karşılaştırılarak MCBS'nin kullanılması durumunda sağlanacak avantajlar tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Coğrafi Bilgi Sistemleri, Mobil Coğrafi Bilgi Sistemleri, Veri Toplama, ArcPad, GPS

Fatih Döner
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

TUSAGA aktif (CORS-Tr) istasyonlarından elde edilen nokta koordinat doğruluğunun incelenmesi

Birçok ülke uydu temelli konumlama sistemlerinden elde edilen doğruluğu santimetre hassasiyetine kadar artırarak son kullanıcıya sunmak amacı ile bölgesel ve yerel olarak kullanılabilen, GNSS temelli Sürekli Çalışan Referans İstasyonları (CORS) tesis etme yoluna gitmişlerdir. Ülkemizde de benzer bir yaklaşımla kurulan ve faaliyete geçmiş olan TUSAGA (Türkiye Ulusal Sabit GPS İstasyonları Ağı) Aktif (CORS-TR) projesiyle de Türkiye'nin hemen her yerinde Gerçek Zamanlı Kinematik (GZK) olarak konum belirleyebilmek hedeflenmektedir.Çalışmamızda; Afyon Kocatepe Üniversitesi Ahmet Necdet Sezer Kampüsü içerisindeki bir test ağında seçilen uygun pilye noktalarına, önce CORS istasyon noktalarından faydalanarak RTK (Real Time Kinematik) yöntemiyle gerçek zamanlı koordinat hesaplandı. Daha sonra ise yine CORS İstasyon Noktalarından faydalanarak aynı pilye noktalarına Statik yöntemle ölçüm yapıldı ve post-process'le aynı pilye noktalarının koordinatları tekrar hesaplandı. Her iki yöntem arasındaki farklılıkların konum ve hassasiyet açısından incelenmesi yapılarak sonuçlar mukayese edildi.Bu araştırma ile TUSAGA Aktif (CORS-TR) istasyonlarından elde edilen konum bilgilerinin doğruluğu tespit edilmeye çalışılarak harita üretiminden kadastral çalışmalara, araç takip sistemlerinden ülke savunmasına kadar birçok kullanım alanı olan TUSAGA Aktif (CORS-TR) projesinin güvenirliliği ortaya konulmaya çalışılmıştır.

GPS
Ömer Faruk Bütün
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
10
Master'sOpen AccessTR

Yol geometrik standartlarının trafik kazalarına etkisi: Afyonkarahisar örneği

Ülkemizde, ulaştırma faaliyetleri içinde yer alan yük ve insan taşımacılığının büyük bir bölümünün karayolları ile yapılması trafikte yoğunluğa yol açmaktadır. Buna bağlı olarak da çeşitli sebeplerden dolayı trafik kazaları meydana gelmektedir. Bu kaza sebepleri analiz edildiğinde yoldan kaynaklanan kazaların Avrupa ülkelerinin çok altında kaldığı görülmektedir. Bu durum, yoldan kaynaklanan trafik kazalarının araştırılması için yeni yöntemlerin belirlenmesini gerekli hale getirmektedir.Bu çalışmada belirlenen bir yol güzergahında konum bilgileri ve ivme değerleri eş zamanlı tespit edilerek, kurblarda yol konforunu etkileyen merkezkaç kuvvetinden dolayı oluşan yanal ivmenin etkileri ölçüm yapılan kısımlarda analiz edilmeye çalışılmıştır.

Umut Tuncel
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Akıllı kent haritaları: Dinar mezarlık bilgi sistemi örneği

Coğrafi Bilgi Sistemleri ile yerel yönetimlerin ihtiyacına yönelik hazırlanan Akıllı Kent Haritaları araştırılmış ve bu haritaların alt kollarından birisi olan Mezarlık Bilgi Sistemi (MEBİS)'nin kurulması için gerekli olan verilerin neler olduğu, nasıl ulaşıldığı, toplanan verilerin hangi işlemlerden geçtiği anlatılmıştır.

Selçuk Kocaman
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kullanılan kadastral harita türleri ve bu haritaların yenilenmesi

Ülkemizde kadastro çalı?maları Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü (TKGM)tarafından yürütülmekte, kadastro sonrası meydana gelen deği?iklikler ilgililerin talepleri üzerine kadastro müdürlüğünce güncellenmektedir. Ancak zeminde fiilen gerçekle?tirilen deği?iklikler talep olmadığı sürece kadastro paftasına yansıtılamamaktadır. Bu nedenle günümüzde kullanılan kadastro paftaları geli?en teknoloji kar?ısında teknik yönden yetersiz kalmı?, uygulama niteliğini kaybetmi? ve artık kadastro haritaları zemini yansıtmamaya ba?lamı?tır.Kadastronun geleceği açısından, güncelliğini yitirmi? kadastro haritalarının günümüz ko?ullarına ve teknolojiye uygun hale getirilmesi, güncelliğini koruması, ba?ka bir ifadeyle yenilenmesi gerekliliği ortaya çıkmı?tır.Teknik açıdan yetersiz olan ve güncelliğini yitirmi? olan kadastro paftalarının yenilenebilmesi, çalı?maları önce 23.06.1983 tarih 2859 sayılı ?Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkında Kanun? ile daha sonra da 3402 Sayılı Kanunun 22.a maddesi uyarınca 29.11.2006 tarihli ve 26361 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren ?Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilindeki iiGerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul ve Esaslara ?li?kin Yönetmelik? ile yapılmaya ba?lanmı?tır.Ülkemizde kadastro çalı?malarının tamamlanması ile birlikte teknik açıdan yetersiz, güncelliğini yitirmi? ve günümüz teknolojisine uygun olmayan kadastro paftalarının yenilenmesi konusunun detaylı bir ?ekilde irdelenmesi gerekliliği ortaya çıkmı?tır.Bu itibarla bu çalı?mada, ülkemizde üretilen kadastro haritalarını teknik ve hukuki açıdan değerlendirilmi?, yetersiz ve güncelliğini yitirmi? kadastro paftalarının TKGM?ce yapılan yenileme çalı?malarında kullanabilirliği detaylıca incelenmi?tir. Örnek uygulama alanı olarak Eski?ehir ilinde yapılan kadastro paftalarının yenilenmesi çalı?maları ele alınmı?tır.TKGM tarafından bu güne kadar yakla?ık olarak 57.000.000 parsel üretilmi?tir. Yapılan inceleme ve ara?tırmalar sonucunda acil olarak 8.100.000 parselin ilk etapta yenilenmesine karar verilmi?tir. Tapu ve Kadastro Modernizasyon Projesi (TKMP) kapsamında kadastro haritalarının yenilenmesi çalı?maları hızlı bir ?ekilde sürdürülmektedir.Anahtar Kelimler: Kadastral Harita, Paftaların Yenilenmesi, Grafik, Ortofoto

Özgen Sadu Çağlar
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Gerçek anlamda olmayan projeksiyonlar

Bu araştırmada, harita projeksiyonları, harita projeksiyonlarında deformasyon analizleri, deformasyon gösterim çeşitleri, nicel analiz ve nicel analizlerin yorumlanması için projeksiyonların görselleştirilmesi konuları ele alınmıştır. Harita projeksiyonlarında deformasyon analizleri için farklı yöntemler olan Tissot endikatrisi, renk metodu yöntemi ve eş deformasyon eğrileri yöntemi kullanılarak deformasyonların görselleştirilmesi sağlanmıştır.Uygulamada gerçek anlamda olmayan (pseudo) projeksiyonlar seçilmiştir. Genellikle dünya haritalarının ve büyük kıta parçalarının gösteriminde kullanılan; bazı harita projeksiyonlarının deformasyon görselleştirilmesi gerçek anlamda olmayan sinüzoidal projeksiyon gibi yaygın olarak kullanılan projeksiyonlarda incelenmiştir. Seçilen her bir harita projeksiyonu için 15?x15? coğrafi grid ağı oluşturulmuştur. Harita projeksiyonlarındaki grid noktalarında, minimum uzunluk deformasyonu b, maksimum uzunluk deformasyonu ?, paralel boyunca uzunluk deformasyonu k, meridyen boyunca uzunluk deformasyonu h, alan deformasyon değeri p, maksimum açı deformasyonu ? ve koordinat değerleri hesaplanmıştır.Projeksiyon eşitlikleri verilen harita projeksiyonlarının kısmi türevlerinin çözümü için Mathematica 5.0 yazılımı kullanılmıştır. Hesaplamalarda Microsoft Excel 2007 ve Cad tabanlı programlar kullanılmıştır. Hesap kolaylığı olması için yeryüzü küre olarak; yarı çapı 1 birim olarak kabul edilmiştir. Hesaplanan değerler ArcGIS 9.2 yazılımı, ArcINFO ara yüzünde görselleştirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Kartografya, Harita projeksiyonları, Gerçek anlamda olmayan projeksiyonlar, Deformasyon analizi

Deformasyon analiziHarita projeksiyonları
Murat Cem Uraz
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Lokal jeoit belirlemede yapay sinir ağları ve kriging yöntemlerinin karşılaştırılması

Son yıllarda konumlama teknolojilerinin artmasıyla birlikte GPS (Küresel Konum Belirleme Sistemi), jeodezik ölçümlerde yaygın olarak kullanılmaktadır. Mühendislik uygulamalarında GPS ölçümlerinin yatay koordinat değerleri rahatlıkla kullanılabilirken düşey koordinat değerlerinin dönüştürülmesi gerekmektedir. Bu dönüşüm işlemini gerçekleştirmek için Büyük Ölçekli Harita ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmeliğinde (BÖHHBÜY), uygulanacak ölçü ve hesaplama yöntemleriyle ilgili çeşitli öneriler sunulmaktadır. Yerel bir alanda ortometrik yüksekliği bilinen noktalarda GPS ölçülerinden yararlanarak jeoit modelinin hesaplanması ve sonrasında yükseklik dönüşüm problemi çözümünün sağlanması önerilen yaklaşımlardan biridir. GPS ölçümlerinden elde edilen elipsoidal yüksekliklerin mühendislik uygulamalarında kullanılan ortometrik yüksekliklere dönüştürülebilmesi için ölçümü yapılan noktanın jeoit yüksekliğinin bilinmesi gerekir. Gerçekleştirilen bu çalışmada Afyonkarahisar ve çevre illerde bulunan 86 adet jeoit yüksekliği bilinen TUTGA noktası kullanılmıştır. Yaklaşık 360x340 km2?lik bir alana yayılmış bu 86 adet TUTGA noktalarından 3 adet uygun dağılımlı veri grubu oluşturulmuştur. Her bir veri grubunda farklı sayıda referans ve test noktaları bulunmaktadır. Bu veri gruplarında referans noktaları dayanak alınmıştır. Günümüzde mühendislik alanında sıkça kullanılan ve başarısını kanıtlamış bir enterpolasyon yöntemi olan, Kriging yöntemiyle test noktalarının jeoit yükseklikleri hesaplanmıştır. Daha sonra aynı test noktaları Yapay Sinir Ağları (YSA) yöntemiyle hesaplanmıştır. Her iki yöntemle elde edilen karesel ortalama hata değerleri birbiriyle karşılaştırılarak YSA yönteminin lokal jeoit yüzeyi modellemesi probleminde kullanılabilirliği araştırılmıştır.

Eray Aşık
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Coğrafi bilgi sistemi yardımıyla orman yangınlarına ilk müdahale sürelerinin değerlendirilmesi

Orman yangınları ile etkin mücadelede ilk müdahale ekiplerinin yangın sahasına en kısa sürede ulaşması büyük önem taşımaktadır. En kısa yolun bulunmasını gerektiren ulaşım problemlerinin çözümünde ağ analizi yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada, yangın sahasına en kısa sürede ulaşımı sağlayacak en uygun güzergâhın belirlenmesi Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) tabanlı ağ analizi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada Antalya Orman Bölge Müdürlüğü, Kaş İşletme Müdürlüğü'ne bağlı Gürsu Orman İşletme Şefliği ve buraya konum olarak yakın olan Kaş İşletme Müdürlüğü'ne bağlı Gömbe, Kalkan, Kaş, Kasaba, Lengüme, Sütleğen işletme şeflikleri, Elmalı İşletme Müdürlüğüne bağlı Çığlıkara ve Tekke İşletme Şeflikleri, Finike İşletme Müdürlüğüne bağlı Finike, Demre, Pınarcık ve Yeşilbağ Orman İşletme Şefliklerinde uygulanmıştır. Burada mevcut olan 13 ayrı yangın harekât merkezi dikkate alınarak 30 farklı potansiyel yangın sahası için uygulanmıştır. 1 280,54km asfalt, 184,09km stabilize ve 2 671,20km toprak yola sahip bulunan çalışma alanında 16 831,40 ha. alana 20 dk. da 20 565,40 ha alana 30 dk. da ve 20 565,40 ha alana da 40 dk. da ulaşılabilmiştir. Buna göre kritik müdahale süresi olan ve yangına 1. Derece hassas orman alanlarının korunması amacıyla yangın ilk müdahale ekiplerin konumlarının değiştirilmesi veya yenilerinin eklenmesi önerilmektedir. Kritik müdahale süresinde ulaşılamayan yerler için yol durumları yeniden gözden geçirilerek, yol durumlarının iyileştirilmesinin ve yeni yol ağlarının planlanmasının sorunun çözümüne faydalı olacağı düşünülmektedir. Ağ analiz yardımıyla, yangın anında hızlı bir şekilde yangın noktasına ulaşım planlanabildiği gibi yangın öncesinde de senaryolar oluşturulabilmektedir.

Volkan Sepetci
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Afyonkarahisar şehir gelişimi simülasyonu

Dünya nüfusunun hızla artması ve doğal kaynaklar üzerinde yanlış arazi kullanım uygulamaları küresel bir sorun haline gelmiştir. Ülkelerin ekonomik gelişmelerinin temeli doğal kaynaklarının kullanımı ile doğrudan ilgilidir. Ayrıca doğal kaynaklar dinamik (değişken) özelliktedirler ve bu yüzden sürekli izlenilmeleri gerekmektedir. Geçmişe dönük verilerle yapılan analizlerin yanı sıra kentlerin gelecekteki büyümelerini çevresel şartlara göre yönlendirebilmek ve kontrol altına alabilmek yararlı olacaktır. Bu çalışmada piksel tabanlı bir kent büyüme modeli olan SLEUTH kullanılmıştır. Bu çalışmanın ana amacı; hücresel bir otomasyon modeli olan SLEUTH modeli ile Afyonkarahisar kent büyümesi değişiminin 2030 yılına kadarki simülasyonunun gerçekleştirilmesidir. Bu amaçla iki farklı büyüme senaryosu geliştirilmiştir: (1) Mevcut büyüme senaryosu, çevresel öneme sahip alanlarda yüksek koruma öngörmezken; (2) kontrollü büyüme senaryosu ile tarım, orman, mera vb. alanlar yüksek koruma altına alınmaktadır. Çalışmanın sonucu olarak, mevcut büyüme senaryosu ile kent gelişimi 2011'den 2030'a kadar 3115 hektar artacağı, bu artış ile Mera alanlarının 2300 ha'nın yok olacağı görülmektedir. Kontrollü büyüme senaryosu ile 2000 ha doğal alanın kentleşmeden korunabileceği, şehrin sosyal ve ekonomik olarak öneme sahip doğal kaynaklar üzerinde yanlış arazi kullanımlarının önüne geçilebileceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kentsel Modelleme, SLEUTH Model, Simülasyon, Uzaktan Algılama 2014, IX + 56 sayfa

Mustafa Mutlu Uysal
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel dönüşüm uygulamalarında tematik haritaların kullanılması: Burdur ili örneği

Görselliğin bir amaç doğrultusunda sanat ve teknikle birleştiği mekana bağlı ürünlere tematik harita denmektedir. Tematik harita görsel açıdan diğer haritalara göre daha fazla ayrıntı ifade ettiğinden kullanıcısına bilgi edinme ve analiz sonucuna yorum getirme imkanını sunar. Tematik haritalar kent ve altyapı bilgi sistemi uygulamalarında, arazi kullanımı bilgi sistemi uygulamalarında, çevresel uygulamalarda, güvenlik amaçlı uygulamalarda kullanılarak doğru, güvenilir ve hızlı çözümler getirir. Hızlı bir kentleşme sürecine giren dünyamızda olduğu kadar ülkemizdeki çarpık kentleşmenin önlenmesi için fiziksel, ekonomik veya sosyal olarak sorunları bulunan alanlarda kentsel dönüşüm uygulamalarında da tematik harita kullanımının yaygınlaştırılarak doğru, güvenilir ve hızlı sonuca ulaşmak amaçlanmalıdır. Bu çalışma ile zeminin veya oturulan binanın riskli olmasından dolayı kentsel dönüşüm sürecine giren alan ve alanda yaşayanlar hakkında verilerin toplanması, istatistiki olarak analiz edilmesi, analiz edilen veriler işlenerek oluşturulan tematik haritaların yorumlanması, en uygun projenin seçilmesi aşamalarını içermektedir. Tematik harita kullanımının etkin hale getirilmesi ile kentin gelişimi daha hızlı sağlanarak çağdaş kentler seviyesine taşınacaktır.

Serçin Beritan Foto
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Aftonkarahisar'da GPS gözlemleri ve nivelman ölçüleri yardımıyla yerel jeoid profilinin çıkarılması

ÖZET Jeoid belirleme, yatay konumu bilinen bir noktada, jeoid yüksekliğinin sayısal veya anolog olarak elde edilmesini sağlayacak biçimde verilerin modellendirilmesidir. Jeoid modelleri lokal, bölgesel veya global alanlar için geliştirilebilir. Jeoid belirleme yöntemleri kullanılan verilere ve modellere göre sınıflandırılabilir. Bu çalışma Afyon Kocatepe Üniversitesi civarında jeoid ile elipsoid arasındaki farkın yani jeoid yüksekliğinin ve jeoid ondülasyonlarıındaki değişimi kuzey- güney doğrultusundaki bir hat boyunca gözlemlemek maksadıyla yapılmıştır. Bu sebeple Yaklaşık kuzey-güney doğrultusundaki Afyonkarahisar-Eskişehir karayolu boyunca arazinin karakteristik özelliklerini temsil edecek şekilde 1 8 adet nokta tesis edilmiştir. Noktalar arasındaki elipsoidal yükseklik farklarım hesaplayabilmek için GPS gözlemleri, yaklaşık ortometrik yükseklik farklarım hesaplayabilmek için geometrik nivelman ölçüleri yapılmıştır. Elde edilen verilere göre, seçilen hat boyunca jeoid yüksekliği ortalama 38.126 m olarak bulunmuştur. Jeoid ondülasyonu değişimlerinin arazinin topografyasının genel karakteristik özelliğine bağlı olarak değiştiği gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Jeoid, Jeoid Ondülasyonu, Elipsoid, Elipsoidal Yükseklik, Ortometrik Yükseklik, GPS/Nivelman

Fatih Taktak
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

GPS sinyal yansımasının nokta konumlarına etkisinin araştırılması

ÖZET Başlangıçta askeri amaçlı navigasyon çalışmaları için geliştirilen GPS tekniği, günümüzde gerek jeodezik uygulamalarda, gerekse de sivil yasanım pek çok alanında yaygın olarak kullanılmaktadır. Bütün uyduları ile birlikte hazır hale getirilmiş olan sistem her ne kadar çok kullanılıyor olsa da bazı özel durumlarda istenilen doğruluğun yeterli oranda olmayabildiği görülmüştür. Bunun temel sebebi olarak GPS 'e etki eden hata kaynaklan gösterilmiştir. Bu hata kaynaklan uydu ve alıcı saat hataları, uydu yörünge hatalan, iyonosferik ve troposferik gecikme sinyal yansıması ve alıcı hataları şeklinde sıralanabilir. Bu hata kaynaklarının çoğu uygun ölçme tekniği kullanılarak en aza indirilebilmektedir. Fakat bazı hatalar vardır ki hala elimine edilmekte zorlanılmaktadır. Bu hataların başında sinyal yansıma hatası (multipath) gelmektedir. Eğer alıcıya gelen sinyal doğrudan gelen sinyal ve bir şekilde yansıyarak farklı yoldan gelmiş sinyalin bileşiminden oluşmuş ise Sinyal yansıma hatası (Multipath hatası) ortaya çıkmış demektir. Bu çalışmada sinyal yansıma hatasının nokta konumlarına etkisini araştırmak için iki farklı test ağı kurulmuştur. Birinci test ağında düzgün olmayan F modundaki yansımanın etkisini incelemek için galvanizli oluklu sac levha kullanılmıştır, ikinci test ağında ise yine F modundaki düzgün yansımayı sağlamak için yansıtıcı yüzey olarak su yüzeyi kullanılmıştır. İki test ağında yapılan GPS ölçüleri GAMIT/GLOBK programında değerlendirilmiştir. Test ağına ait noktaların WGS84 sistemindeki koordinat değerleri bulunmuştur. Bulunan bu değerler yardımıyla GPS sinyal yansımasının nokta konumlarına etkisi bulunmuş ve yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler : GPS, Hata Kaynaklan, Sinyal Yansıması, Multipath

İbrahim Tiryakioğlu
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Kadastro paftalarının yenilenmesi üzerine bir inceleme

Ülkemizde, orman kadastrosu dışında kalan kadastro hizmetleri, TKGM bünyesinde Kadastro Müdürlükleri tarafından yapılmakta ve kadastrodan sonra meydana gelen değişiklikler de Kadastro Müdürlüklerince güncellenmektedir. Günümüzde kullanılan grafik kadastral paftalar; zamanla gelişen teknoloji karşısında, sınırlandırma, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hatalardan dolayı uygulama niteliğini kaybetmekte, eksikliği görülmekte veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun şekilde göstermemektedir.Ülke kadastrosunun geleceği açısından; kadastronun günün teknolojik gelişmelerinden yararlanılarak güncel tutulması ve yaşatılması gerekmektedir. Güncelliğini yitirmiş kadastro paftalarının günün koşullarına ve teknolojisine uygun hale getirilmesi için, 2859 Sayılı ?Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkında Kanun? ve 3402 Sayılı Kanunun 22.a maddesi uyarınca 29/11/2006 tarihli ve 26361 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlülüğe giren ?Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilindeki Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik? yayımlanmış ve söz konusu paftaların, günün tekniğine uygun ve kullanılabilir hale getirilmesi amaçlanmıştır.Bu çalışmada; DSİ Genel Müdürlüğü Diyarbakır Bölge Müdürlüğünün Mardin İli, Yeşilli İlçesinde bulunan Yeşilli Deresi'nde yapacağı ıslah çalışmaları esnasında Yeşilli Deresi boyunca taşınmaz malların ölçülmesi ve paftasına yapılan tersimatla fiili zemin ile paftanın birbirine uymadığını tespit etmesi sonucunda Yeşilli İlçesi, Merkez Mahallesindeki (1-44) nolu kadastro paftalarının zemindeki sınırları gerçeğe uygun şekilde göstermemesi nedeniyle 2859 Sayılı Kanun kapsamında başlanılan ve daha sonra 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 22.a maddesine göre devam eden çalışmalar örnek uygulama olarak seçilmiştir. Yeşilli İlçesi, Merkez Mahallesindeki (1-44) nolu kadastro paftalarının zemindeki sabit sınırlarda yapılan ölçülerin, paftaların sayısallaştırılmasıyla elde edilen veriler ile takeometrik ölçü karnesinden hesaplanan değerlerle örtüşmediği görülmüştür. Kadastro esnasında tutulan sınırlandırma krokilerinde ortaya çıkan sınırlandırma hatalarından dolayı çalışmalar 2859 Sayılı Yenileme Kanunu kapsamında devam ettirilememiştir. Çalışmalara sınırlandırma hatalarına çözüm getiren 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 22.a maddesine göre halen devam edilmektedir. 2859 Sayılı Yenileme Kanunu ve 3402/22.a uygulama yönetmeliği gereğince yapılan çalışmalarda, sadece kadastro paftalarındaki teknik hatalar düzeltilebilmiş, kadastro ve tapu kayıtlarındaki teknik ve hukuki düzeltmeler yapılamamıştır.Kadastral paftalardaki teknik hata ve eksikliklerin giderilmesi ve güncelliğinin sağlanması amacıyla çıkartılan, 2859 Sayılı Yenileme Kanunu ve 3402/22.a uygulama yönetmeliği, sadece teknik düzeltmelerle ilgili bir yasal düzenleme olması sebebiyle, hukuki düzeltme ve güncellemeler de dâhil olmak üzere tüm düzeltme ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır. Karşılaşılan hukuki sorunlara çözüm bulunabilmesi için, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun ikinci kadastroya imkân verecek şekilde düzenlenmesi ve verilerin bilgi sisteminde değerlendirilebilmesine imkân tanıyacak yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.Ülkemizde devam etmekte olan kadastro çalışmalarının 2008 yılında tamamlanması planlanmış olması nedeniyle, özellikle 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce üretilmiş kadastral paftaların büyük bir kısmının, günümüz teknolojilerine uygun biçimde özel sektöre ihale edilerek yenilenmesi düşünülmektedir. Bu itibarla, önümüzdeki yıllarda karşımıza çıkacak olan ?kadastral paftaların yenilenmesi? konusunun, çalışmaların verimliliği, hızı, doğruluğu ve hassasiyeti bakımından detaylı bir şekilde irdelenmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Kadastro, Paftaların Yenilenmesi, Yenileme Kanunu, 3402/22.a Uygulaması

Erhan Uçakcıoğlu
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00