Theses supervised by Doç. Dr. Atilla Senih Mayda

14 theses · Düzce University

Master'sOpen AccessTR

Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi hemşirelerinde psikolojik dayanıklılık, depresyon ve algılanan stresin değerlendirilmesi

Bu çalışma hemşirelerde psikolojik dayanıklılık, depresyon ve algılanan stres arasındaki ilişkiyi ve ilişki düzeyini belirlemek amacıyla kesitsel olarak yapılmıştır. Araştırma grubunu, Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi?nde çalışan 153 (136 K, 17 E) hemşireden oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, ?Pkolojik Dayanıklılık Ölçeği (PDÖ)?, ?Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ)?, ?Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ)? ve ?Kişisel Bilgi Formu?nun hemşirelere dağıtılıp, daha sonra bunların toplanmasıyla elde edilmiştir. Araştırma sonucunda hastaların %33.8?inde psikolojik dayanıklılık (PDÖ?120), %34.4?ünde depresyon (BDÖ?17) ve %98?inde algılanan stres (ASÖ?9) riskinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Psikolojik dayanıklılık ile depresyon ve algılanan stres arasındaki ilişki incelendiğinde; depresyon ile PDÖ ve algılanan stres ile PDÖ arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki, depresyon ile algılan stres arasında ise pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır (p değerleri<0.0001). Mesleğini seven hemşirelerin, sorumlu hemşire ile ilişkisi iyi olanların, bir vardiyada en fazla 9 hasta bakanların, kronik bir hastalığı olmayanların ve son bir yıl içinde depresyon varlığı olmayanların PDÖ puanlarının anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptanmıştır. Ayrıca, boşanmış/dul bireylerin, acil serviste çalışan hemşirelerin, mesleğini severek yapmayanların, nöbet listesinden memnun olmayanların, sorumlu hemşire ile ilişki düzeyleri fena değil ya da kötü olanların, kronik hastalıklara sahip olanların ve depresyonunun hala devam ettiğini söyleyen hemşirelerin BDÖ puanları anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Sorumlu hemşire ile ilişkisi fena değil ya da kötü olanların, nöbet listesinden memnun olmayanların, bir vardiyada 21-30 hasta bakan ve son bir yıl içinde depresyon durumunun varlığının devam ettiğini söyleyen hemşirelerin algıladıkları stresin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur.

DepresyonHastane hemşireleriHastaneler-üniversite+6
Seltap Taş
Düzce University
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde görevli hemşirelerin sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve sağlık kaygısı düzeyleri

Bu çalışma, Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde görevli hemşirelerin sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve sağlık kaygısı düzeylerini belirlemek amacıyla kesitsel olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde çalışan 206 hemşire oluşturmaktadır. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranış Ölçeği ve Sağlık Kaygısı Envanteri ile toplanmıştır. Ayrıca Sağlık Kaygısı Envanterine güvenlik arama ve kaçınma davranışını saptamak amacıyla iki alt ölçek eklenmiştir. Veriler SPSS 15.0 programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Değerlendirmede Frekans, Yüzde, Ortalama, Standart sapma, Minimum, Maximum, t testi, Varyans analizi, Korelasyon ve Regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda hemşirelerin SYBD ölçeği puan ortalamasının orta düzeyde olduğu (119,97±1,4), en yüksek puanın kendini gerçekleştirme (35±0,4) alt ölçeğinden alındığı, bunu sağlık sorumluluğu (23±0,38), kişilerarası destek (19,45±0,23), stres yönetimi (16,6±0,25), beslenme (15,7±0,23) ve egzersiz?in (9,34±0,25) izlediği saptanmıştır. Hemşirelerin sağlık kaygısı puan ortalaması düşük bulunmuştur (54,5±0,78). Yapılan çoklu regresyon analizi sonucu sağlıklı yaşam biçimi üzerinde hanedeki birey sayısı, çalışma süresi ve yaşamın çoğunun geçirildiği yerin belirleyici olduğu, sağlık kaygısı içinse mülkiyet durumu ve hanedeki birey sayısının belirleyici olduğu saptanmıştır. Bekar, 20-24 yaş grubunda ve yaşamın çoğunu köyde geçirenlerin egzersiz yapma alışkanlıkları yüksek bulunmuştur. Evli ve iki çocuk sahibi hemşirelerin beslenme alışkanlıkları iyi iken ayda ortalama 10-12 nöbet tutanların beslenme alışkanlıklarının kötü olduğu saptanmıştır. Çalışma süresi bir yıldan az olanların kişilerarası destekleri yüksek düzeydedir. Geliri giderine denk olanların ve kronik hastalığı olmayanların stres yönetiminin iyi olduğu, işinden memnun olanların kendini gerçekleştirme düzeylerinin yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bir çocuk sahibi hemşirelerin sağlık kaygısı yüksek bulunmuştur. Erkeklerin kaçınma davranışı, kadınların güvenlik arama davranış puanı yüksek bulunmuştur. SYBD ölçeği ile SKE arasında ilişi saptanmamıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur.

AnksiyeteHastane hemşireleriHastaneler-üniversite+7
Nesibe Şimşekoğlu
Düzce University
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Düzce Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi bilgisayar bölümü öğrencilerinde elektromanyetik radyasyon riski ve koruyucu uygulamalarının değerlendirilmesi

AraĢtırmanın amacı, 2013-2014 öğretim dönemi Düzce Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği bölümü öğrencilerinde elektromanyetik radyasyon riski bilgi düzeylerini, tutumlarını ve korunma yöntemleri ile ilgili uygulamalarını değerlendirmektir. AraĢtırmanın evrenini, Düzce Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünde 2013-2014 öğretim döneminde öğrenimlerini sürdüren toplam 140 tane birinci ve ikinci sınıf öğrencileri oluĢturmuĢtur. Veri toplama, gözlem altında yapılandırılmıĢ anket formunun doldurulması yoluyla gerçekleĢtirilmiĢtir. AraĢtırmacı tarafından oluĢturulan anket 69 sorudan oluĢan ve cevaplayanların elektromanyetik radyasyon konusunda bilgi, tutum ve davranıĢlarını ölçen bir anket formudur. AraĢtırma tanımlayıcı tipte bir araĢtırmadır. AraĢtırmaya katılan öğrencilerin %55.7‟ si erkek, %51.4‟ ü birinci sınıftadır. Bu çalıĢmada öğrencilerin elektromanyetik radyasyon konusundaki bilgi puanları, davranıĢ puanları ve tutum puanları düĢük bulunmuĢtur.

Öğrenci davranışı
Cannur Duru
Düzce University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Düzce Tıp Fakültesi Eğitim ve araştırma hastanesi'nde gündüz ve vardiyalı görev yapan hemşirelerde ortaya çıkan sağlık sorunlarının incelenmesi

Hemşirelik özveri, sabır ve fiziksel dayanıklılık gerektiren bir meslektir. Hemşireler hastalara daha fazla faydalı olabilmek için kendi fiziksel ve ruhsal sağlıklarını korumak durumundadırlar. Bu araştırma Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi hemşirelerinin yaşam alışkanlıklarını, sağlık sorunlarını ve bunu etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla kesitsel tipte yapılmıştır. 2013 yılında araştırma hastanesinde araştırmayı kabul eden 154 hemşireye anket ve Kısa Semptom Envanteri (KSE) uygulanmıştır. Çalışma biçimine göre sürekli gündüz %24, nöbet, gündüz çalışan %76 hemşire vardır. Sigara içen 41 (%26.6) hemşire vardır. Bu hemşirelerin yaklaşık yarısı (%53.7) nöbette sigara kullanımının arttığını söylemektedir. Hemşirelerin %75.3'ü egzersiz yapmamakta, %61.7'si öğün atlayarak beslenmekte, %74'ü düzensiz uyku uyumakta, %50.6'sı uykuya dalmakta zorluk yaşamaktadır. %20.1'inin kronik bir hastalığı olduğu ve bunların %83.9'u işteki verimliliği etkilediğini söylemektedir. Ayrıca çalışma biçimi ile yaş, cinsiyet, çocuk sahibi olma, beslenme düzeni, fiziksel aktivite ve uyku düzeni arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır. KSE'de bulunan 9 alt ölçek ve ek maddelerden en yüksek puan ortalamasına sahip olan ruhsal belirtiler sırasıyla; obsesif kompulsif bozukluk (1.03± 0.69), paranoid düşünce (1.01 ± 0.79) ve hostilite (0.87 ± 0.71) olup, bu puanlar orta düzeye daha yakın bulunmuştur. En düşük puan ortalaması olan ruhsal belirti ise fobik anksiyetedir (0.30 ± 0.40). Global indekslerden; rahatsızlık ciddiyeti indeksi (0.13 ± 0.10) ve semptom rahatsızlık indeksi (0.29 ± 0.09) puan ortalamaları düşük, belirti toplam indeksi (23.05 ± 11.96) puanı orta düzeydedir. Araştırmada en sık rastlanan sağlık sorunları yorgunluk (%97.4), bacak ağrısı (%85.7), bel ağrısı (%79.9), sırt ağrısı (%74.7), baş ağrısı (%72.1), varis (%59.1), boyun ağrısı (%55.2) şeklindedir. Çalışma biçimi ile sağlık sorunlarından yalnızca bacak ağrısı ve varis arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Sağlık sorunlarının azaltılması için iş yeri işçi sağlığı ve iş güvenliği birimi kurulmalıdır. Hemşirelere mesleki riskler hakkında hizmet içi eğitimler verilmelidir.

Hemşireler
Ayşe Üstün
Düzce University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde çalışan doktor ve hemşirelerin el hijyeni konusunda bilgi, tutum ve alışkanlıklarının değerlendirilmesi

Çalışmamız Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde çalışan doktor ve hemşirelerin el hijyeni hakkındaki bilgisini ölçmek tutumunu yaklaşımını değerlendirmek çıkan sonuçla literatürdeki sonuçları karşılaştırarak gerekli tedbirin alınmasını sağlamak amacıyla yapılmıştır. El hijyeni herhangi bir el temizliği eylemi için kullanılan genel bir tanımdır. Hastane infeksiyonu uzun süre hastanede kalmaya maliyetin artmasına, hastalarda direnç gelişimine ve en önemlisi hastanın ölümüne sebebiyet vermektedir. Bunun için mikropların yayılmasını önlemek, sağlık hizmetiyle ilişkili infeksiyonu en aza çekmek için en iyi ve en etkili yöntem olan el yıkama; enfeksiyonların engellenmesine katkı sağlamıştır. Araştırmamda hastane çalışanlarının el hijyeni uygulamasını her zaman gerçekleştirdikleri, ancak el yıkama için gereken süreyi doğru bilmedikleri, bilgilerini değerlendirmek için sorulan soruların tamamını doğru yanıtlayamadıkları görülmüştür. Çalışmaya katılanların çoğunluğunu genç, bayan ve hemşire olarak görev yapan sağlıkçılar oluşturmuştur. Doktor ve hemşireler olmak üzere 2 grup üzerinden anket doldurulmuştur. Bu ankette doktor ve hemşirelerin sosyo-demografik özellikleri el hijyeni hakkında bilgi durumları ve el yıkama ile ilgili yaklaşımları yer almaktadır. Düzce Üniversitesi hastanesinde çalışan toplam 218 hemşire, 159 doktora anket dağıtılmıştır ancak 120 kişi anketi doldurmuştur, çıkan sonuç SPSS programı ve ki-kare testi kullanılarak değerlendirilmiştir.

DoktorlarDüzceEl+5
Enise Yıldız
Düzce University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Tip 1 diyabet mellitüs' lü çocukların hba1c değerlerini etkileyen biyo-psiko-sosyo-kültürel ve ekonomik etmenler

Çocukluk ve ergenlik çağında en fazla görülen kronik hastalıkların başında insüline bağımlı Tip 1 diabetes mellitus (Tip 1 DM) gelmektedir (10). Tip 1 DM esas olarak hücre harabiyeti ve insülin eksikliği ile karakterize bir hastalıktır. Her yaşta görülebilmekle birlikte, viral enfeksiyonlar, beslenmeye bağlı faktörler, toksinler ve stres gibi çevresel nedenlerden dolayı Tip 1 diyabet sıklığının arttığı ve genellikle ergenlik dönemi olan başlangıç yaşının, 5-7 yaş aralığına doğru kaydığını görülmektedir. Diyabetin erken tanısı ve glisemik kontrolün sağlanması ile birçok komplikasyonun önlenebileceği veya geciktirilebileceği bilinmektedir. HbA1c ölçümü diyabetik hastalarda uzun süreli glisemik kontrolün değerlendirilmesinde altın standart olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla diyabetin uzun dönemli takibinde HbA1c' yi etkileyen bazı sosyo-demografik, sosyo-ekonomik ve psikososyal faktörlerin saptanması, hastalığın tedavi ve izlenimlerine olumlu yönde katkı sağladığı ifade edilmektedir. Çalışmamızda, Tip 1 diyabetli çocuk ve ergenlerin cinsiyet, yaş, öğrenim düzeyi, ekonomik durum, diyabet süresi, egzersiz, diyabet eğitimi, aile ilişkileri, travmatik olaylar ve hastaların kronik hastalıkla ilgili algısının HbA1c üzerine etkisi incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; sosyo-demografik özelliklerden cinsiyet, yaş, hastanın eğitim durumu, aile yapısı ve anne-babanın eğitim durumu ile hastalığa ait Tip 1 DM süresi, hastalık ile ilgili eğitim düzeyi, egzersiz sıklığı, fastfood alışkanlığı, diyabet öyküsü, travmatik olay yaşama, aile geliri ve hastalık öncesine göre ruh sağlığı algısı özelliklerinin HbA1c düzeyleri üzerine etkili olmadığı bulunmuştur. Bununla beraber düzenli poliklinik kontrolü, DM dışında başka bir hastalık varlığı ve tedavi masraflarını ödemede güçlük çekme durumu ile HbA1c arasında anlamlı ilişki saptanmıştır.

Diabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 1Ergenler+3
Belkıs Bayar
Düzce University
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım ünitesinde çalışmış ve çalışan sağlık personelinin terminal dönemdeki hastalarda ötenazi hakkındaki düşünceleri

Günümüzün güncel tıbbı etik konulardan biri olan ve aynı zamanda ahlaki yönü en çok tartışılan Sözcük anlamı iyi ölüm olan ötenazi; tedavisi mümkün olmayan ve acı çeken kimselere, kişinin kendisinin veya yakınlarının isteğiyle, acılarını dindirmek için, doktor yardımıyla, ölmelerini sağlamak olarak tanımlanmaktadır. Bu araştırma yoğun bakım ünitesinde çalışmış ve çalışan sağlık personellerinin terminal dönemdeki hastalarda ötenazi hakkındaki görüşlerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır.Araştırmanın evreni Düzce Atatürk Devlet Hastanesinde yoğun bakımda çalışmış 62 kişiden oluşmaktadır.Verilerin toplanmasında ,hekim,hemşire,ebe ve sağlık teknikerlerin sosyo-demografik özelliklerini ,ölüm ve ötenaziye ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla anket soru formu kullanılmıştır.Sağlık çalışanların %37.1 i terminal dönemdeki hastaya bakım verilmesi gerektiğini savunurken,%62.9 u bakım verilmesini gereksiz bulmuştur.Öğrenciyken ölümle ilgili alınan eğitimleri sorgulandığında hekimlerin %66.7 si,hemşirelerin %80i ebelerin %86 sı yetersiz bulmuşlardır.Hekimlerin % 50 si,hemşirelerin iste %37 si ötenaziyi onaylamamıştır sebepleri incelendiğinde ise hekimlerin %100 ü ,hemşirelerin ise %72.7 si inançları gereği onaylamadıkları saptanmıştır.Sonuç olarak, ötenazi kararını kimlerin vermesi gerektiği, karar verenlerin nitelikleri, ötenazinin bir suç mu yoksa bir hak mı olduğu, çeşitli bakış açılarına göre değerlendirilmiştir. Günümüzde yaşanan ötenazi olaylarına genel bir bakış yapılıp, ötenazinin kötüye kullanımlarına karşı alınması gereken önlemler ve çözüm önerileri sunulmuş, ötenazi isteyen kimselerin veya yakınlarının psikolojik, sosyal, ekonomik, kültürel, ahlaki vb. özelliklerinin dikkate alınması gerektiği vurgulanmış ve araştırmanın elde edilen bulgular doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur.

NeoplazmlarSağlık personeliTıp etiği+4
Fatma Gülhan Erden
Düzce University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Bartın Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu öğrencilerinde beslenme alışkanlıkları ve obezite prevalansı

Obezite; yanlış beslenme, sedanter yaşam tarzı, hormonal bozukluklar, genetik faktörler ve psikososyal etmenler nedeniyle sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan kronik bir hastalıktır. Ayrıca obezite; kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, solunum yolu hastalıkları, diyabet gibi kronik hastalıklara zemin hazırlayarak psikolojik, sosyal ve ekonomik sorunlara neden olan, yaşam kalitesini düşürerek yaşam süresini kısaltan, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, her yaş grubunda giderek artan oranlarla görülen, önlenebilir bir halk sağlığı sorunudur. Bu çalışmada sağlıklı beslenme alışkanlıklarının bozulması, hazır gıdaların tüketiminin artması ve fiziksel aktivitenin azalması gibi riskli, beslenme alışkanlıkları ve obezite prevalansı değerlendirilmiştir. Bartın Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu'nda 2014-2015 eğitim öğretim yılında öğrenim gören, rastgele seçilen 167 kız (% 58.2), 120 erkek (% 41.8) olmak üzere toplam 287 öğrenci araştırmamıza dahil edilmiştir. Araştırmada katılımcıların antropometrik vücut ölçümleri yapılmış olup, beslenme alışkanlıklarını, fiziksel aktivite durumlarını ve sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını sorgulamak amacıyla katılımcılara anket uygulanmıştır. Araştırmaya katılan erkek öğrencilerin % 65'inin kız öğrencilerin % 73.1'inin normal kiloda olduğu, erkek öğrencilerin % 21.7'si ve kız öğrencilerin % 16.8'i fazla kilolu olduğu ve erkek öğrencilerin % 5.8'i ve kız öğrencilerin % 4.2'sinin obez olduğu görülmüştür. Tüm veriler incelendiğinde araştırmaya katılan üniversite öğrencilerinin % 69.7'sinin normal kilolu, % 18.8'inin fazla kilolu, % 6.6'sının zayıf ve % 4.9'unun ise obez olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak Öğrencilerin sedanter yaşam tarzları, beslenme alışkanlıkları, ana ve ara öğün tüketme ve öğün atlama durumları gözden geçirilmeli, Fiziksel aktiviteyi artırmak için toplu ulaşım araçlarını kullanımı yerine mümkün mertebe yürümeleri teşvik edilmelidir. Toplumun her basamağını bilgilendirmek amaçlı, sağlıklı yaşam tarzı, yeterli ve dengeli beslenme, fiziksel aktivite, obezite ve tedavi yöntemleri konularında, kamu spotu, kitap, dergi ve eğitim materyalleri gibi çeşitli kaynaklar hazırlanmalı ve halka ulaştırılmalıdır. Anahtar Kelimeler Beslenme, Obezite, Risk faktörleri, Bartın, Üniversite Öğrencileri

BartınBeslenmeBeslenme alışkanlıkları+6
Hanifi Dülger
Düzce University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi cerrahi servisinde yatan hastaların memnuniyet durumunun saptanması

Hasta memnuniyeti "hastanın değer ve beklentilerinin ne düzeyde karşılandığı konusunda bilgi veren ve esas otoritenin hasta olduğu bakımın kalitesini gösteren temel ölçüt olarak tanımlanmaktadır1. Ayrıca hasta memnuniyeti, genel anlamda verilen hizmetin hastanın beklentilerini karşılaması ya da hastanın verilen hizmeti algılaması şeklinde de tanımlanabilir. Bu çalışma, Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin cerrahi servisinde yatan hastaların, servislerdeki fiziki durum, doktor, hemşire, temizlik ve yemek hizmetleri hakkındaki memnuniyet durumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Kesitsel tipte olan bu araştırmaya toplam 140 hasta katılmıştır. Yatarak tedavi gören hastaların memnuniyet düzeylerini değerlendirmek için hazırlanan anket hasta kabul ve taburculuk işlemleri, hasta hakları, hekimlik hizmetleri, hemşirelik hizmetleri, temizlik hizmetleri, oda konforu, genel değerlendirme sosyo-demografik özellikleri içeren 74 sorudan oluşmaktadır. Görüşmelerde yüz yüze görüşme tekniği kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel değerlendirilmesi SPSS 16 programı kullanılarak yapılmıştır. Çalışmamıza katılmayı kabul eden hastaların yaşları 13 yaş ile 81 yaş arasında değişmektedir (n=126). Yaş ortalaması 38.0 ± (14.279) standart hata olarak bulunmuştur. TÖÜTFH cerrahi servisinde yatarak tedavi gören hastaların hastanede verilen hizmetten memnuniyet durumu %92.9, hastanenin genel kalitesinden memnuniyet %89.8 bulunmuştur. Hekimin hastalara verdiği tıbbı bakımdan memnuniyet %94.3, hemşirenin hastaya verdiği tıbbı bakımdan memnuniyet %94.8 bulunmuştur. Hastanenin temizliğinden memnuniyet %94.6, yemek servislerinden memnuniyet %72.6 bulunmuştur. Ayrıca hastaların hastaneyi başka hastalara tavsiye etme oranı da %92.9 olarak bulunmuştur. Sonuç olarak hastaların genel memnuniyetini olumlu olarak etkileyen faktörlerin başında hekimin ilgisi ve zaman ayırması, hemşirenin ilgisi, güler yüzlülüğü ve pratik olması, ortamın temizliği ve konforu, kibar ve saygılı hizmet, mahremiyete saygı gösterilmesi ve bilgi verilmesi gelmektedir. Anahtar Sözcükler: Hasta Memnuniyeti, Sağlık Hizmetleri, Kalite göstergeleri

CerrahiCerrahi tedaviCerrahi-operatif+4
Ümran Uyanık
Düzce University · Institute of Health Sciences
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Düzce'de ilköğretim çağı çocuklarının obezite prevalansının belirlenmesi ve risk faktörlerinin araştırılması

Amaç: Bu araştırmada Düzce İli Merkez ilçesinde çocukluk çağı obezite prevalansını ve obezite gelişiminde rol oynayan risk faktörlerini belirlemek amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Araştırma nested vaka kontrol tiptedir. Araştırmanın evreni Düzce İli Merkez ilçesindeki 81 ilköğretim okulunun 2. Sınıfında eğitim gören 3131 öğrencidir. Örneklem büyüklüğü 1214 olarak hesaplandı. Örnekleme giren öğrenciler kent ve kırsal olarak tabakalandırıldı. Küme örnekleme yöntemi ile 10 İlköğretim Okulu'ndaki 1245 öğrencide antropometrik ölçümler yapıldı. Yaşa Göre BKİ Z-Skoru (BAZ) +2 ve üzerinde 126 öğrenci (obez) vaka grubu olarak alındı. BAZ -2 ile +2 olan öğrenciler arasından rastgele seçilen aynı sınıftan aynı cinsiyet ve aynı sayıda olmak üzere 126 öğrenci kontrol grubu olarak alındı. Obezite belirlenen öğrenciler ile kontrol grubunun ailelerinden anket formu uygulanarak veri toplandı. Araştırmadaki veriler WHO AntroPlus ve bir istatistik paket program ile değerlendirildi. Yapılan analizlerde p<0.05 anlamlı olarak kabul edildi. Bulgular: Çalışmaya katılan 1245 öğrencinin 654 (%52.5)'ü erkek, 591 (%47.5)'si kızdır, 1083 (%87)'ü kentsel, 162 (%13)'si kırsal bölge okullarında eğitim görmektedir. Obez olarak değerlendirilen öğrenci sayısı 126 (%10.1) olarak bulunmuştur. Öğrencilerin 5 (%0.4) 'i çok zayıf, 37 (%3)'si zayıf, 886 (%71.2)'sı normal, 191 (%15.3)'i fazla kiloludur. Cinsiyete ve yerleşim yerine göre çok zayıf, zayıf, normal, fazla kilolu, obez olma durumu istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0.05). Boy uzunluğunun değerlendirilmesinde öğrencilerin 4 (%0.3)'ü çok uzun, 56 (%4.5)'sı uzun, 1180 (%94.8)'i normal, 5 (%0.4)'i bodur (kısa boylu) olarak bulundu. Çalışmanın ikinci aşamasına 126 kontrol ve 124 vaka grubundan olmak üzere 250 öğrencinin ailesi katıldı. Kontrol grubunun tamamına vaka grubunun % 98.4'üne ulaşıldı. Lojistik regresyon analizi sonucunda çocuklarda obezite gelişiminde, düzenli kahvaltı yapanlara göre genellikle yapanlarda 3.67 kat (p=0.006), düzenli öğle yemeği yiyenlerde 3.52 kat (p=0.001), hızlı yemek yiyenlerde 2.38 kat (p=0.016) riskli bulunmuştur. Ebeveynin çocuğunun vücut ağırlığından memnun olanlara göre orta memnun olanlarda 24.13 kat (p<0.001), memnun olmayanlarda 47.11 kat (p<0.001), hiç memnun olmayanlarda 39.38 kat (p=0.001) riskli bulunmuştur. Öğrencinin doğum ağırlığı 2500 gr altında olanlara göre 4000 gr üstünde doğanlar 12.02 kat (p=0.002) riskli bulunmuştur. Öğrencinin birinci derece akrabalarında obez kişi sayısı arttıkça obezite riski artmaktadır (OR:1.38, p=0.008) Sonuç ve Öneriler: Araştırmada Düzce'de öğrencilerin obezite prevalansı Türkiye genelinden ve içinde bulunduğu NUTS bölgesinden yüksek bulundu. Çocuğun doğum ağırlığı, akrabalarındaki obez kişi sayısı, beslenme alışkanlıkları, ebeveynin çocuğunun vücut ağırlığından memnun olmaması obezite gelişiminde etkili olmaktadır. Çocuklar ile ailelerine beslenme ve vücut ağırlığının değerlendirilmesi ile ilgili eğitim verilmelidir. Anahtar Kelimeler: Kilo Fazlalığı, Çocukluk Çağı Obezitesi, Risk Faktörleri, Prevalans.

Kilo almaObezitePrevalans+2
Muammer Yılmaz
Düzce University
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerde tükenmişlik düzeyinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi: Bir üniversite hastanesi örneği

Bu araştırma üniversite hastanesinde çalışan hemşirelerde tükenmişlik düzeylerini belirlemek ve tükenmişliğin sosyo-demografik değişkenlerle ilişkisini incelememesi amacıyla kesitsel olarak yapılmıştır. Araştırmada örneklem seçilmesine gidilmemiş evrenin tamamı örnekleme alınmıştır. İlgili hastanede çalışıp araştırmamıza katılmaya gönüllü olan 192 hemşire ile çalışma tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri Mayıs 2015 tarihinde toplanmıştır. Veri toplamada 31 sorudan oluşan sosyodemografik veri formu ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği (MTÖ) kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Mann-Whitney U ve Kruskall Wallis Test ile T-test ve One-way ANOVA testi kullanılmıştır. Hemşirelerin MTÖ 'den aldıkları puan ortalamalarına göre tükenmişlik düzeyi yüksek bulunmuştur. Tükenmişlik alt boyutlarında katılımcıların duygusal tükenme yüksek ve kişisel başarı algısı düşük olarak belirlenmiştir. Duyarsızlaşma alt boyutunda da tükenme orta düzeyde seyretmiştir. Üniversite hastanesinde çalışan hemşirelerde tükenmişlik düzeyi ile ilişkili bulunan başlıca faktörler cinsiyet, aile yaşantısı, gelir düzeyi algısı, tanısı konulmuş hastalık durumu, psikolojik destek öyküsü, çalışılan klinikteki toplam hizmet süresi, yıllık izin kullanım durumu, mesleki yönden gelişim faaliyetleri, iş yerindeki sorun algısı, mesleki adanmışlık düzeyidir. Tükenmişlik düzeyleri ile ilişkili bulunmayan bazı değişkenler ise yaş, medeni hal, eğitim düzeyi, sürekli kullanılan ilaç varlığı, mesleki esaslar (mesai çalışma şekli, nöbet sayısı, çalışılan klinik vb.), kişisel alışkanlıklardır. Sonuç olarak; tükenmişlik sendromu hemşirelerin kişisel özellikleri ile iş yeri ve mesleki özelliklerinin etkileşimleri sonucunda yaşanabilmektedir. Tüm bu değişkenler tükenme düzeylerini ve tükenme alt boyutlarını doğrudan veya dolaylı olarak etkileyebilmektedir. Anahtar Kelimeler: Tükenmişlik, Profesyonel, Hemşireler, Risk Faktörleri.

Tükenmişlik-mesleki
Lütfiye Nur Uzun
Düzce University · Institute of Health Sciences
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Düzce ilinde avlanılan tatlı su ve deniz balıkları ile musluk sularında ağır metal düzeyleri

Amaç: Eylül 2014-Ağustos 2015 tarihleri arasında gerçekleştirilen bu çalışmada Düzce İl'inde musluk sularında ve halkın tüketimine sunulan balıklarda ağır metallerin düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Balıkçı tezgahından alınan deniz balıkları ve farklı alabalık üretim tesislerinden alınan alabalıklar ile 14 noktadan toplanan musluk sularında bor (B), alüminyum (Al), skandiyum (Sc), vanadyum (V), krom (Cr), mangan (Mn), demir (Fe), kobalt (Co), nikel (Ni), bakır (Cu), çinko (Zn), arsenik (As), selenyum (Se), stronsiyum (Sr), molibden (Mo), gümüş (Ag), kadmiyum (Cd), kalay (Sn), antimon (Sb), baryum (Ba), civa (Hg), kurşun (Pb) ve Bizmut (Bi) düzeyleri incelenmiştir. Metal düzeylerinin analizinde ICP-MS cihazı kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmada bazı aylarda kurşun, kadmiyum, arsenik, civa ve çinko elementlerinin deniz balığı türlerinden bazılarında ve alabalık numunelerinde Türk Gıda Kodeksi'nde yer alan sınır değerlerin üstünde bulunduğu saptanmıştır. Musluk suyu numunelerinde ise bazı aylarda bazı numunelerin alüminyum ve demir elementleri bakımından Dünya Sağlık Örgütü tarafından aşılmaması önerilen üst sınırları aştığı görülmüştür. Sonuç ve Öneriler: Bu verilere göre bölgede avlanan balıkların metal yükü açısından sağlık sorunlarına yol açabileceği düşünülmektedir. Yüksek metal düzeylerinin saptandığı aylarda analizler tekrarlanarak, önemli bir protein kaynağı olan balıkların ağır metal kirliliğinden etkilenmemesi için gerekli önlemler alınmalıdır.

Ağır metallerBalıklarBalıkçılık+4
Filiz Bolu
Düzce University
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi merkez kampüsünde çalışan hemşirelerin meme kanseri ve kendi kendine meme muayenesi konusundaki bilgi düzeylerinin ve uygulama durumlarının belirlenmesi

Bu araştırma, Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Merkez Kampüsünde çalışan hemşirelerin meme kanseri (meme Ca) ve kendi kendine meme muayenesi (KKMM) hakkında bilgi durumlarını ölçmek ve uygulama durumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma verileri literatüre uygun olarak geliştirilen; katılımcıların sosyo-demografik özelliklerini, meme Ca hakkında bilgi düzeylerini, KKMM hakkında bilgi düzeylerini ve uygulama durumlarını içeren 52 sorulu anket formu uygulanarak toplanmıştır. Araştırma 125 hemşire üzerinde uygulanmıştır. Hemşirelerin %43,2 si bekar, %55,2 si evli, %1,6 sı boşanmıştır. Araştırmaya katılan hemşirelerin meme kanseri risk faktörleri içinde en fazla bilgi sahibi oldukları faktör ailede meme kanseri olması %92,8 oranında, en az bilgi sahibi oldukları faktör ise erken adet görme %32 oranında tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan hemşirelerin %48 i KKMM si uygulamasını adetin 5-7 günlerinde yaptıkları, %8 inin hiç yapmadığı tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda; hemşirelerin meme ca belirtilerini bildikleri ancak meme ca risk faktörlerini bilmedikleri ve KKMM uygulamasını düzenli yapmadıkları saptanmıştır.

Elif Şeker
Düzce University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Düzce Akçakoca ilçesi sağlık kurumlarında çalışan personelin sigara, alkol ve madde kullanımı yaygınlığı ve başlama/kullanma nedenleri

Toplumu etkilemeye başlayan bir sorun haline gelen zararlı maddelerle mücadele etmeye yönelik çalışmalar her geçen gün önem kazanmaktadır. Zararlı madde kullanımına ilişkin araştırmalar da bu sorunun geldiği boyutları ortaya koymaktadır. Bu konuda yapılmış araştırmalara göre, dünya genelinde 300 milyon genç sigara bağımlısıdır. 20 yaşından önce sigara kullanmaya başlayan gençlerin %50'si 15–20 yıl boyunca sigara içmeye devam etmektedir. Buna ek olarak Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre; dünya genelinde iki milyar insan alkollü içecekler kullanmaktadır. Sadece Avrupa'da 1999 yılında alkol tüketimi 55.000'den fazla 15–29 yaşı arasındaki gencin ölümüne neden olmuştur. 1994–2002 yılları arasında her yıl yaklaşık 17.000 erkek ve 3.000 kadın madde kullanmaya başlamıştır. Yapılan araştırma sonuçlarına göre madde kullanıcılarının yaklaşık %80'i 20 yas altındadır. Madde kullanımına ne kadar erken yaşta başlanırsa, bağımlılık riski de o oranda artmaktadır. Bu nedenle, madde kullanımının yaygınlığının ve madde kullanımına zemin hazırlayan faktörlerin bilinmesi; bunların azaltılması için çaba gösterilmesi gerekmektedir. Bu kesitsel araştırmada Düzce Akçakoca ilçesi sağlık kurumlarında çalışan personelin sigara, alkol ve diğer bağımlılık oluşturan maddeleri kullanım sıklığı, başlama nedenleri, aile ve sosyoekonomik düzeyin etkisi, cinsiyete ve yaşa göre dağılımı, bırakma isteği ve düşüncesini tespit etmek amaçlanmıştır. Ekim-Kasım-Aralık 2015 tarihlerinde tüm sağlık personellerinden (toplam 130 kişi) araştırmaya katılmayı kabul eden 116(%89.23)'sına ulaşılmış ve gözlem altında anket uygulanmıştır. Sigara içme sıklığı % 37.1 olarak bulunmuştur. Sigara içme sıklığı; erkeklerde, babası ortaokul mezunu olanlarda ve bağımlılık madde kullanan arkadaşı olanlarda anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Sigaraya başlama nedenleri merak, çevre etkisi, özenti, arkadaş etkisi, psikolojik etkenler ve ailede sigara içen olarak belirtilmiştir. Bu çalışmada sigara içenlerin 35 (%81.4)'i sigarayı bırakmayı düşünmektedir, 8(%18.6)'sı ise düşünmemektedir. Sigaraya başlamada merak, çevre etkisi, özenti, arkadaş etkisi, psikolojik etkenler ve ailede sigara içenler ön planda olduğundan sigarayı bırakma kampanyaları yalnız bireysel değil topluma yönelik olarak planlanmalıdır. Sağlık personellerinin davranışlarının toplumu etkilediğini de göz önüne alınarak halkı sigara konusunda eğitecek olan sağlık personellerine yönelik kampanyalarla sigarayı bırakmaları ve başlamamaları sağlanmalıdır.

Madde bağımlılığıMadde kullanım bozukluklarıSağlık personeli+1
Numan Çabuk
Düzce University · Institute of Health Sciences
2016
00

Other supervisors