Theses supervised by Doç. Dr. Aysun Kanbur

10 theses · Kastamonu University

Master'sOpen AccessTR

İşyerinde maneviyat ve psikolojik sermaye arasındaki ilişkilerin incelenmesi üzerine bir araştırma

İnsanoğlunun varoluşundan bu yana süregelen, kutsala özgü inanışlar zaman içerisinde değişime uğramış ve son zamanlarda daha bireysel bir bakış açısıyla maneviyat kavramı ön plana çıkmıştır. Her ne kadar maneviyat kavramı, din kavramının içerisinde algılansa da farklı kavramlar olarak anlamlandırılmaktadırlar. Çalışmada bir taraftan maneviyat konusu üzerinde düşünülürken, diğer yandan 2000'li yıllarda hızlı bir ivme kazanan, pozitif psikoloji alanında öne çıkan, psikolojik sermaye kavramı üzerinde durulmaktadır. Psikolojik sermaye, diğer sermaye türlerinden ayrılarak, işletmenin değerinin yükseltilmesi konusunda öneme sahiptir. Psikolojik sermayenin boyutları olan, umut, iyimserlik, özyeterlilik ve psikolojik dayanıklılık kavramlarının, çalışanların çalışma ortamlarında oluşturduğu farklılık göz önünde bulundurulduğunda, işyerinde maneviyatın bu faktörler üzerindeki etkisi merak edilen bir konudur. Çalışmada, bu bağlamda, Kastamonu İli Merkez İlçede bulunan Gürmen Grup Ramsey Tekstil Fabrikası'nda çalışanlar ile "anket" yürütülmüştür. Öncelikle kavramlar ile ilgili literatür taraması yapılmış ve anketlerden elde edilen veriler analiz edilerek araştırma hipotezlerinin doğruluğu kanıtlanmıştır. Ayrıca maneviyat kavramı ile psikolojik sermaye kavramlarının birlikte anlamlandırılması ile literatüre farklı bir bakış açısı kazandırmak hedeflenmiştir.

ManeviyatPozitif psikolojik sermayePsikolojik sermaye+3
Hilal Kavuklu
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışanların güç mesafesi ve örgütsel adalet algılarının politik davranışlar ile ilişkilerinin incelenmesi üzerine bir araştırma

Güç, sonucu başkalarının tutumlarını ve davranışlarını etkileyen politikalardır. Kaynağı ve türü ne olursa olsun, güç toplumda mesafe oluşmasına neden olur. Bireyler arasında gücün eşit şekilde dağılıp dağılmadığı, güç mesafesiyle açıklanabilir. Çalışanların, örgütlerindeki uygulamaları, prosedürleri ve olayları adalet algılarıyla değerlendirmeleri ise örgütsel adalet kavramına işaret etmektedir. Diğer yandan, kişileri, etkilemek ve ikna edebilmek ve neticesinde kişisel çıkar sağlamak maksadıyla kullanılan taktik ve stratejiler politik davranış olarak adlandırılmaktadır. Güç mesafesinin yüksek olduğu örgütlerde, politik davranışların daha sık görülmesi ve çalışanların örgütsel adalet algısının da olumsuz olması beklenmektedir. Bu çalışmanın amacı, çalışanların güç mesafesi ve örgütsel adalet algıları ile politik davranışlar arasındaki ilişkileri incelemektir. Çalışmada, 109 çalışandan anket tekniği ile toplanan veriler istatistiksel analizler yardımıyla değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular sonucunda, güç mesafesi algısının azalmasıyla, politik davranışların ve politik davranışların boyutları olarak tavizci davranmanın, ikiyüzlü davranmanın, göze girmeye çalışmanın, koalisyon kurmanın ve çıkar odaklı davranmanın azalacağı belirlenmiştir. Ayrıca çalışanların örgütsel adalet algısının, politik davranışların çıkar odaklı davranmak boyutu üzerinde anlamlı ve negatif etkisinin olduğu, politik davranışların diğer boyutları olarak tavizci davranmak, ikiyüzlü davranmak, göze girmeye çalışmak ve koalisyon kurmak üzerinde ise benzer bir etkinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Adalet algısıGüç mesafesiPolitik davranış+2
Ali Burak Ulus
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Benlik saygısı, kontrol odağı ve rekabetçi tutum arasındaki ilişkinin örgütsel bağlamda incelenmesi

Çalışmanın amacı kamu, özel ve katılım bankalarında çalışan kişilerin benlik saygısı, kontrol odağı ve rekabetçi tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu amaç çerçevesinde yazında birçok çalışmada ele alınan benlik saygısı ve kontrol odağı kavramlarının örgütsel bağlamda çalışanların rekabetçi tutumunu açıklayıcı rolünün ortaya konulması arzu edilmektedir. Çalışmanın iki temel hipotezi "çalışanların benlik saygısı ile rekabetçi tutumları arasında bir ilişki olup olmadığını" ve "çalışanların kontrol odağı ile rekabetçi tutumları arasında anlamlı bir fark olup olmadığını" tespit etmek üzere yapılandırılmıştır. Çalışmanın örneklemini Kastamonu il merkezi ve 20 ilçe sınırları içinde yer alan kamu, özel ve katılım bankaları olmak üzere 53 farklı banka şubelerinde çalışan kişiler arasındaki 322 birey oluşturmaktadır. Araştırmada katılımcıların benlik saygısı puanlarını ölçmek için Roosenberg'in Benlik Saygısı Ölçeği (1963), kontrol odağı puanlarını tespit etmek için Rotter'in Kontrol Odağı Ölçeği (1966) ve rekabetçi tutum puanlarını ölçmek için Akbayırlı'nın Rekabetçi Tutum Ölçeği (1998) kullanılmıştır. Elde edilen bulgular çalışanların benlik saygısının rekabetçi tutum ve rekabetçi tutumun alt boyutları olan rekabet hazzı, sonuç odaklılık ve kıyaslama üzerinde etkisi olduğunu göstermekte iken çalışanların kontrol odağı ile rekabetçi tutumları arasında anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir.

Banka çalışanlarıBankacılık sektörüBankalar+4
Derya Gümüş
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Presenteizm (işte varolamama) ile iş performansı (görev performansı ve bağlamsal performans) arasındaki ilişkilerin belirlenmesi üzerine bir araştırma

Günümüz iş dünyasının oldukça yoğun temposunda çalışanların hayatın en önemli değeri olan sağlıklarını bile göz ardı edip işyerinde bulundukları görülmektedir. Çalışanların bu şekilde iş yerinde bulunmaları presenteizm (işte varolamama) kavramıyla tanımlanmaktadır. Çalışma hayatının gerekleri içinde presenteizm yaşayan çalışanlar görevlerinin gereğini tam olarak yerine getirmekte sorunlar yaşayabilmektedir. Çalışan bireylerin önceden belirlenen amaçlara ne ölçüde ulaşıp ulaşmadığının göstergesi ise performans kavramı ile anlam kazanmaktadır. Performansın arzu edildiği yönde gerçekleşmesi gerek birey gerekse çalıştığı örgütte etkinliğe ulaşmayı sağlayacaktır. Bu bağlamda presenteizmin çalışanın performansını nasıl etkileyeceği sorunsalından hareket edilerek bu araştırma yapılandırılmıştır. Araştırmanın temel amacı presenteizm (işte varolamama) ile iş performansı arasındaki ilişkiyi tespit etmektir. Bu temel amaç doğrultusunda presenteizmin iş performansı ile ilişkisi iş performansının boyutları olarak görev performansı ve bağlamsal performans açısından değerlendirilmektedir. Araştırma gerekli izinler alınarak Kastamonu Dr. Münif İslamoğlu Devlet Hastanesi bünyesinde çalışan doktor ve hemşirelerin katılımı ile yürütülmüştür. Araştırma verilerinin toplanmasında anket tekniğinden yararlanılmıştır. Anketin oluşturulmasında katılımcıların presenteizm yönelimlerini belirlemek amacıyla "Stanford Presenteizm Ölçeği (SPS-6)" ve katılımcıların iş performanslarını belirlemek üzere ise "İş Performansı Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçeklerin geçerliliğini test etmek amacıyla faktör analizi yapılmış, güvenilirliğini test etmek amacıyla Cronbach Alfa değerleri incelenmiştir. Araştırma hipotezleri korelasyon analizi ve regresyon analizinden yararlanılarak test edilmiştir. Elde edilen bulgular presenteizm (işte varolamama) ile iş performansı arasındaki ilişkiyi görev performansı ve bağlamsal performans açısından ortaya koymaktadır.

Bağlamsal performansPerformansPresenteeizm+1
Emine Tuğba Şahin
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Akademisyenlerin dönüşümcü ve etkileşimci liderlik algılarının öz-yeterlikleri üzerindeki etkileri

Liderlik kavramı yaygın bir kullanıma sahiptir ve birçok alanda dikkatleri çekmektedir. Liderlik, Yükseköğretim Kurumlarında akademisyenler için bir fırsat haline gelmiştir. Öz-yeterliği artırma konusunda liderlerin müthiş bir kapasiteye sahip olduğuna inanılmaktadır. Liderlik ile öz-yeterlik ilişkisinin literatürde farklı bağlamlarda ele alınmış olunmasından hareket edilerek bu ilişkinin yükseköğretim kurumlarında incelenmesi ve yükseköğretim kurumlarında liderlerin izleyicilerinin öz-yeterlikleri üzerindeki rolüne ilişkin farkındalık oluşturulması ihtiyacı da söz konusudur. Buradan hareketle, bu çalışma algılanan dönüşümcü/etkileşimci liderlik davranışlarının akademisyenlerin öz-yeterlikleri üzerindeki etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Literatür ile uyumlu olarak, "ideal etki, ilham veren motivasyon, entellektüel uyarım ve bireysel ilgi" dönüşümcü liderliğin boyutları olarak kabul edilmiştir. Bununla birlikte, etkileşimci liderliğin boyutları olarak da literatürdeki birçok araştırmada açıklandığı gibi "şartlı ödül ve istisnalara göre yönetim" kabul edilmiştir. Çalışmanın asıl amacından yola çıkılarak Kastamonu Üniversitesi akademisyenleri ile ampirik bir araştırma yürütülmüş ve veriler anket tekniği aracılığı ile elde edilmiştir. Algılanan dönüşümcü/etkileşimci liderlik davranışlarının akademisyenlerin öz-yeterlikleri üzerindeki rolünü araştırmak için korelasyon analizi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Böylelikle, çalışmanın hipotezleri istatistiksel analizler açısından test edilmiştir. Bulgular hem dönüşümcü hem de etkileşimci liderlik davranış biçimlerinin akademisyenlerin öz-yeterliklerini etkilediğini ortaya koymaktadır. Ayrıca bu ilişki dönüşümcü liderliğin boyutları açısından "bireysel ilgi"den ve etkileşimci liderliğin boyutları açısından "şartlı ödül"den kaynaklanmaktadır. Bu bağlamda, yükseköğretim kurumlarında dönüşümcü ve etkileşimci liderlik davranışlarının daha fazla incelenmesi gerekmektedir. Yükseköğretimdeki artan değişim ve yükseköğretim liderlerinin karşı karşıya kaldığı birçok yeni zorluk, yükseköğretim kurumlarının yeni liderlik tarzları hakkındaki bilgilerini geliştirmeleri gerektiğini göstermektedir.

AkademisyenlerDönüşümcü liderlikEtkileşimsel liderlik+5
Saleem A. M. Mustafa
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Entelektüel sermaye yatırımı ve inovasyon üzerindeki rolü: Ulusal petrol kurumuna bağlı Libya petrol şirketlerinde ampirik bir çalışma

İnovasyon, kapsamlı biçimde, bir şirketin örgütsel yapısı, süreçleri, ürünleri ve hizmetlerinde gömülü olan etkin entelektüel sermayenin nihai çıktısı ve rekabetçiliğin temel bileşeni olarak görülmektedir. Bu araştırma, entelektüel sermayenin inovasyon türleri üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Literatüre uygun olarak, insan sermayesi, sosyal sermaye ve örgütsel sermaye entelektüel sermaye olarak kabul edilmiştir. Bununla birlikte, literatürdeki birçok araştırmada ifade edildiği gibi, ürün inovasyonu, süreç inovasyonu, pazarlama inovasyonu ve örgütsel inovasyon inovasyon türleri olarak kabul edilmişlerdir. Çalışmanın temel amacına dayanarak Libya'da Ulusal Petrol Kurumu'na bağlı yedi firmayı içine alan ampirik bir araştırma yürütülmüştür. Araştırmanın verileri bu şirketlerin üst düzey yöneticilerinden anket tekniği kullanılarak toplanmıştır. Entelektüel sermayenin (insan sermayesi, sosyal sermaye ve yapısal sermaye) farklı türlerdeki inovasyonların (ürün inovasyonu, süreç inovasyonu, pazarlama inovasyonu ve örgütsel inovasyon) uygulanmasındaki rolünü anlamak için korelasyon analizi ve regresyon analizinden yararlanılmıştır. Böylece çalışmanın hipotezleri istatistiksel analizler aracılığıyla test edilmiştir. Bulgular, insan sermayesinin, sosyal sermayenin ve yapısal sermayenin inovasyon türleri üzerinde farklı etkileri olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, insan sermayesi inovasyon türleri üzerinde en yüksek etkiye sahiptir ve bu etki, ürün inovasyonundan ve süreç inovasyonundan ileri gelmektedir, sosyal sermaye düşük düzeyde bir etkiye sahiptir ve bu etki süreç inovasyonundan kaynaklanmaktadır, oysaki yapısal sermayenin farklı inovasyon türleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi bulunmamaktadır. Çalışmanın bu bulgularına göre, inovasyon uygulamasının bir yolu olarak entelektüel sermayeye yatırım yapmak için Libya petrol şirketlerinde acil kararlar alınmalıdır.

Entelektüel sermayeLibyaPetrol+4
Ibrahım A.h Mohamed
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Örgütsel bağlılık ve prososyal örgütsel davranış için işgören eğitim programlarının incelenmesi

İşgören eğitim programları herhangi bir örgütün başarısı için çok önemlidir. Bu araştırma Libya petrol sektöründe, özellikle de Arap Körfezi Petrol Şirketi (Arabian Gulf Oil Company-AGOCO)'nde, işgören eğitim programlarının örgütsel bağlılık ve prososyal örgütsel davranışlar üzerindeki rolünü anlamaya çalışmaktadır. Libya'da halen mevcut olan güvenlik problemi ve ekonomik krize rağmen AGOCO, işgörenlerine hem ulusal hem de uluslararası (Libya'nın içinde ve dışında) eğitim olanakları sunmaya devam etmektedir. Bu nedenle, çalışmanın asıl amacına dayalı olarak AGOCO işgörenleri ile ampirik bir araştırma yürütülmüştür. Araştırmanın verileri bu işgörenlerden anket tekniği kullanılarak toplanmıştır. Bu çalışmada işgören eğitim programları eğitim motivasyonu, eğitimin faydaları ve eğitim desteği açısından değerlendirilmiştir. Literatür ile uyumlu olacak şekilde, duygusal bağlılık, devam bağlılığı ve normatif bağlılık, örgütsel bağlılığın boyutları olarak kabul edilmiştir. Bununla birlikte, prososyal örgütsel davranış, rol tanımlı prososyal davranış ve prososyal bireysel davranış prososyal örgütsel davranışın boyutları olarak kabul edilmiştir. Çalışmanın hipotezlerini test etmek için korelasyon analizi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular, eğitim motivasyonunun, eğitimin faydalarının ve eğitim desteğinin, örgütsel bağlılık (duygusal bağlılık, devam bağlılığı ve normatif bağlılık) ve prososyal örgütsel davranışlar (prososyal örgütsel davranış, rol tanımlı prososyal davranış ve prososyal bireysel davranış) üzerinde anlamlı ve pozitif etkileri olduğunu ortaya koymuştur. Böylelikle, çalışmanın tüm hipotezleri desteklenmiştir. Çalışmanın bulgularına göre, Libya petrol sektörü ve diğer sektörlerdeki şirketler, işgörenlerinin örgüte bağlı kalmasını ve prososyal örgütsel davranışlar sergilemelerini sağlamak üzere işgören eğitim programlarının iyileştirilmesi için ellerinden geleni yapmaktadırlar.

Eğitim programlarıHizmet içi eğitimHizmet içi eğitim programları+5
Hassan R.h. Elkhdr
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Stratejik seçimlerde değerlerin rolünün belirlenmesi: Libya sağlık bakanlığına bağlı hastanelerde bir inceleme

Stratejik seçim, örgütün hedeflerine ulaşması için olası seçeneklerin belirlenmesi sürecinin bir sonucu olarak tanımlanılabilir. Stratejik seçim, yönetimsel bir faaliyettir ve literatürde, değerlerin insanların yaptıkları seçimleri etkilediği ve verdikleri kararlarda ortaya çıkabileceği kabul edilmektedir. Değerler, eylemin en güçlü ilham kaynaklarıdır. Sonuçta, stratejik seçim süreci bir değerler aynası olarak düşünülebilir. Kar amacı güden örgütler için, strateji kavramı yaygın bir kullanıma sahiptir ve stratejik seçim işlemi araştırmacıların dikkatini çekmektedir, ancak kamu örgütlerinde strateji ile ilgili sınırlı araştırmalar bulunmaktadır. Dahası, araştırmaya uygun niş bir alan olarak, devlet hastanelerinin stratejik seçim süreçleri açısından incelenmesi gerekmektedir. Hastaneler, sadece hastalığın teşhis ve tedavi edildiği yerler değil aynı zamanda yönetilmesi gereken örgütlerdir. Bu açıklamalardan hareketle, çalışmanın ana amacı, Libya'daki kamu hastanelerinde stratejik seçimi belirleyen faktörlerle ilgili olarak yöneticilerin algıları üzerinde bireysel değerlerin ve örgütsel değerlerin rolünü açıklamaktır. Literatüre uygun biçimde, amaçsal değerler ve araçsal değerler bireysel değerler olarak kabul edilmiş ve örgütsel değerler de değerlerin farklı bir yönü olarak dikkate alınmıştır. Ayrıca, literatürde stratejik seçimle ilgili olarak açıklandığı üzere, yöneticilerin dışsal kontrol, örgütsel kaynaklar, kamu örgütünün doğası, örgütsel amaçlar, zaman yönelimi ve liderlik ile ilgili algılarının stratejik seçimin belirleyici faktörleri olduğu kabul edilmiştir. Çalışmanın temel amacına dayanarak Libya Sağlık Bakanlığı'na bağlı kamu hastanelerinin üst düzey yöneticileri ile ampirik bir araştırma yürütülmüştür. Çalışmanın verileri anket tekniği ile toplanmıştır. Araştırmanın değişkenleri arasındaki ilişkileri araştırmak için korelasyon analizi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Böylece, çalışmanın hipotezleri istatistiksel analizler ile test edilmiştir. Bu bağlamda, bu çalışmanın bulguları, Libya kamu hastanelerinin üst düzey yöneticilerinin, değerlerin stratejik seçim sürecindeki rolüyle ilgili farkındalıklarını artırmalarına yardımcı olacaktır.

DeğerlerHastanelerHastaneler-devlet+7
Alı Mohammed Hassan Alqadre
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yönetici sosyotelizminin yöneticiye duyulan güven ve işgören sesliliğindeki rolü

Günümüzde akıllı telefonların bize sunduğu hizmet yelpazesi genişledikçe, günlük telefon kullanım süreleri de uzamıştır. İşyerinde yöneticilerin çalışanları görmezden gelerek akıllı telefonlarıyla meşgul olmaları bir iletişim bariyerine sebep olarak çalışanların yöneticilerine duydukları güvenlerini ve örgüt içi seslilik davranışlarını etkileyebilmektedir. Bu çalışmanın temel amacı yönetici sosyotelizminin yöneticiye duyulan güven ve işgören sesliliğindeki rolünü saptamaktır. Bu amaçla özel bir hastanenin tüm çalışanlarından anket yoluyla veri toplanmıştır. Anketin oluşturulmasında "Yönetici Sosyotelizmi Ölçeği", örgütsel güven ölçeğinin alt boyutlarından "Yöneticiye Duyulan Güven Ölçeği" ve "İşgören Sesliliği Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçeklerin geçerliğini test etmek amacıyla faktör analizi yapılmış ve güvenirlik testi için de Cronbach Alfa iç tutarlılık katsayısı değerleri incelenmiştir. Araştırma hipotezleri korelasyon analizi ve regresyon analizinden yararlanılarak test edilmiştir. Elde edilen bulgular, yönetici sosyotelizminin yöneticiye duyulan güven ve çalışan sesliliğine etkilerini açıklamaya yardımcı olmaktadır.

GüvenSessizlikSosyotelizm+4
Duygu Gülsün Altıkulaç
Kastamonu University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İşgören avukatlığı ve motivasyonel dilin çalışan enerjisi üzerindeki etkisi

Değişen dinamiklerle beraber artan rekabet ortamı karşısında, örgütlerin devamlı bir şekilde rekabet üstünlüğü kazanabilmeleri için kalifiye insan kaynağını elinde bulundurmaları ve bu insan kaynağından en verimli biçimde yararlanabilmeleri gerekmektedir. Çalışan enerjisinde ortaya çıkan yükselme örgütün olumlu çıktılarının artmasına yardımcı olmaktadır. Bu doğrultuda çalışanların çıkarlarını ön planda tutma ve onların çıkarları doğrultusunda davranış sergileme durumu olarak görülen işgören avukatlığının çalışan enerjisi üzerine etkisi merak edilen konulardan biridir. Diğer taraftan çalışanın performansını yükseltmek için etkili iletişim yöntemlerinin geliştirilmesini esas alan motivasyonel dil faktörünün çalışan enerjisi üzerindeki etkisi de merak uyandırmaktadır. Bu bağlamda, bir kamu hastanesi bünyesindeki sağlık çalışanları ile ampirik bir araştırma gerçekleştirilmiştir. İlk olarak araştırmada ele alınan kavramlar ile ilgili yazın taraması yapılmış daha sonra anket tekniği ile veriler elde edilerek, korelasyon analizi ve regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Böylelikle araştırma varsayımı ve hipotezlerinin doğruluğu ispatlanmıştır.

AvukatlarAvukatlıkMotivasyon+4
Elif Kıprızcı
Kastamonu University
2022
00

Other supervisors