Doç. Dr. Bülent Toğram danışmanlığındaki tezler

12 tez · Anadolu University

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkçe konuşan Down sendromu olan çocukların dilbilgisel özelliklerinin betimlenmesi ve çalışma belleği ile ilişkisinin incelenmesi

Down Sendromuna özgü bazı yapısal ve bilişsel yetersizliklere ek olarak, down sendromunda dil ve konuşma problemlerine de rastlanmaktadır. Bu grupta, zihinsel yetersizlik grubundan farklı olarak, ifade edici dil becerileri daha fazla etkilenmiş durumdadır ve birçok dilde birtakım spesifik dilbilgisel problemlere sahip oldukları bulunmuştur. Özellikle söz dizimi ve biçimbilgisi bileşenlerinin etkilenmiş olduğu alanyazında birçok farklı dil için rapor edilmiştir. Ayrıca, son yıllarda yapılan bazı çalışmalarda kısa süreli bellek ve dilsel problemler arasında pozitif bir ilişki olabileceği ortaya koyulmuştur. Mevcut çalışmada, Türkçe konuşan Down Sendromlu çocukların dilbilgisel özelliklerinin(sözdizimi, biçimbilgisi) detaylı bir şekilde incelenerek profillerinin ortaya çıkarılması ve kısa süreli belleğin sözdizimi ve biçimbilgisi üzerindeki etkisi ortaya konması amaçlanmıştır. Çalışmaya 6;7-15;11 olan Trizomi 21 tipi ve hafif zihinsel yetersizliğe sahip 12 Down sendromlu çocuk katılmıştır. Dilbilgisel özelliklerini kapsamlı ve birçok boyutuyla değerlendirmek amacıyla 1) standardize dil gelişim testleri TEDİL (Topbaş & Güven, 2011) ve TODİL (Güven & Topbaş, 2016) uygulanmıştır. 2) Sohbet ve öykülendirme olmak üzere iki farklı bağlamda doğal dil örneği alınmış ve SALT programı ile analiz edilmiş ve norm grubuyla karşılaştırılmıştır. 3) Görsel-işitsel kısa süreli belleği ölçmek için GİSD-B (Karakaş ve Yalın, 1993) ve son olarak 4) Sözel kısa süreli belleği ölçmek amacıyla Türkçe Anlamsız Sözcük Tekrarı Testi (Topbaş & Kaçar, 2014) uygulanmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre, Down sendromlu grup anlama ve ifade etme düzeyinde dilbilgisel olarak mental yaş eşdeğeri olan akranlarından önemli ölçüde geri bulunmuştur. Dilbilgisel anlama düzeyleri, ifade etme düzeylerinden daha iyi durumda ve bu fark anlamlı bulunmuştur. Down sendromlu grubun dilbilgisel özellikleri ve sözel kısa süreli bellek ve görsel işitsel kısa süreli bellek arasındaki ilişkiye bakıldığında ise özellikle dilbilgisel ifade etme ve hem sözel hem de sözel olmayan kısa süreli bellekler arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Bu bulgular diğer dillerde yapılan çalışmalarla uyumludur. Anahtar Kelimeler: Down sendromu, Türkçe, Kısa süreli bellek, Dilbilgisel problemler

DilbilgisiDown sendromuKonuşma+4
Merve Nur Sarıyer
Anadolu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkçe konuşan sağlıklı yetişkin popülasyonda sesin akustik ve aerodinamik özellikleri norm çalışması

Bu araştırmada, Fonatauar Aerodinamik Sistem (PAS) ses değerlendirme aracı kullanılarak Türkçe konuşan sağlıklı yetişkin popülasyonda sesin akustik ve aerodinamik özelliklerine dair normatif veri oluşturmak ve elde edilen ölçümler üzerinde yaş ve cinsiyetin etkisini incelemek amaçlanmıştır. Araştırma deseni, gruplar arası karşılaştırma yapan prospektif araştırma modelidir. Araştırmaya katılımcı olarak yaşları 18-87 arasında değişen 206 sağlıklı yetişkin (106 kadın, 100 erkek) dahil edilmiş ve bu katılımcılar üç yaş grubuna ayrılmıştır (18-39, 40-59, 60+). Katılımcılara PAS protokollerinden, Vital kapasite, Maksimum sürdürülen fonasyon, Rahat sürdürülen fonasyon, Ses basınç düzeyi değişiklikleri ve Sesleme yeterliliği protokolleri 3 er kez uygulanmış ve elde edilen verilerin ortalaması alınarak 45 fonatuar aerodinamik ve akustik ölçüm için normatif veri elde edilerek istatistiksel analiz yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre 30 ölçüm üzerinde cinsiyet değişkeninin (Örneğin; En yüksek SBD, En yüksek ekspiratuar hava akım süresi), 19 ölçüm üzerinde yaş değişkeninin (Örneğin; En yüksek SBD, Ekspiratuar hacim) ve 6 ölçüm üzerinde yaş*cinsiyet etkileşiminin (Örneğin; Ortalama perde, En düşük SBD) istatistiksel olarak anlamlı etkisi bulunurken; 10 ölçüm üzerinde yaş ve cinsiyet değişkenlerinin anlamlı etkisi bulunmamıştır. Sonuç olarak çalışmada 35 fonotuar aerodinamik ve akustik ölçüm üzerinde yaş ve cinsiyet değişkeninin anlamlı etkisi bulunmuştur. Dolayısıyla PAS kullanılarak yapılan ses değerlendirmelerinde yaş ve cinsiyet değişkenlerinin etkisi dikkate alınmalıdır.

Aerodinamik özelliklerAkustikKonuşma+4
Ayşegül Şen
Anadolu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tek dilli Türkçe ve iki dilli Türkçe-Kürtçe konuşan dil bozukluğuna sahip çocukların morfolojik ve sentaktik özelliklerinin incelenmesi

Çocukların bir kısmı farklı nedenlerle dil dediğimiz sözel, yazılı veya başka bir sembol sistemini öğrenmekte, kullanmakta veya anlamada sıkıntılar yaşarlar. Bu sıkıntılar dilin bir veya daha fazla bileşeninde birlikte ve farklı derecelerde görülebilmektedir. Genel olarak herhangi belirli bir etiyolojisi olmadan sözel dilde yaşıtlarından önemli derecede görülen bir gerilik Özgül Dil Bozukluğu (ÖDB) olarak adlandırılmaktadır. Bu bozukluk dilin anlama ve ifade etme boyutunda dilin birçok bileşenini etkilemektedir. Yapılan çalışmalarda sözdizimi ve biçimbilgisi bileşeninin ağırlıklı olarak birçok dilde etkilendiği ortaya konulmuştur. Bu konuda yapılan çalışmaların sayısı gün geçtikçe artmaktadır ve yapılan bu sistematik çalışmalar da göstermiştir ki ÖDB diller arası önemli oranda farklılıklara sahiptir. Diğer yandan tüm dünyada 100 milyondan fazla kişi tarafından ana dili olarak konuşulan Türkçe için bu konuda yapılan çalışmalar oldukça sınırlıdır. Ek olarak, alanyazında Kürtçe'nin tek dilli ve iki dilli edinimi ve bozukluğu ya da gelişiminde görülen aksaklıklarla ilgili çalışma neredeyse yoktur. Türkçe'de, tek dilli ve Almanca-Türkçe, İngilizce-Türkçe ve Hollandaca-Türkçe gibi iki dilli özgül dil bozukluğu olan çocuklarla yapılan sınırlı sayıda araştırma göstermiştir ki, bu çocuklar alan yazında diğer dillerde yapılan çalışmalara paralel olarak, hem biçimbilgisi hem de sözdiziminde yapı olarak farklılıklara sahip olmakla birlikte önemli problemler yaşamaktadırlar. Bu çalışmada anadili Türkçe-Kürtçe olan iki dilli özgül dil bozukluğuna sahip çocukların morfolojik ve sentaktik özelliklerinin profilini çıkarmak, bu özelliklerin anadili Türkçe-Kürtçe olan iki dilli normal dil gelişimine sahip çocuklar ve anadili Türkçe olan tek dilli özgül dil bozukluğuna sahip çocukların morfolojik ve sentaktik özelliklerinden hangi açılardan farklılaştığını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Bu bağlamda ise bahsedilen hedeflere ulaşmak için bazı basamaklar izlenmiştir. İlk olarak bu üç grubun morfolojik ve sentaktik özelliklerinin belirlenmesi amacıyla TODİL tüm alt testleriyle tüm katılımcılara uygulanmış ve aynı bağlamda tüm katılımcılardan doğal dil örneği alınıp sözcüklerde ve biçimbirimlerde ortalama sözce uzunlukları hesaplanmış ve 3 grubun sağladığı tüm sonuçlar birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar ışığında iki dilli özgül dil bozukluğuna sahip çocukların tek dilli özgül dil bozukluğuna sahip çocuklardan dilbilgisel bağlamda farklı özellikler sergilemediği saptanmıştır. Bu durum alanyazında yapılmış olan ilgili çalışmaların sonuçlarıyla örtüşmektedir. Anahtar Kelimeler: İki dillilik, Özgül Dil Bozukluğu, Türkçe, Kürtçe

KonuşmaKonuşma bozukluklarıKürtçe+4
Seda Esersin
Anadolu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Konuşma sesi bozukluğu olan 3:00-6:11 yaş arası çocukların motor konuşma becerisinin dinamik değerlendirmesi

Çocukluk çağı konuşma apraksisi (ÇÇKA) konuşma sesi bozukluklarının (KSB) bir alt grubunu oluşturmaktadır ve konuşmanın motor planlama/programlamasında görülen bir motor konuşma bozukluğudur. Bu çalışmanın amacı, Türkçe konuşan 3:00-6:11 yaş arası 82 konuşma sesi bozukluğu olan çocuğun, motor konuşma becerilerinin dinamik değerlendirmesini gerçekleştirerek bu grup içerisinde ÇÇKA olan çocukları tanılamak, çocukların motor konuşma karakteristik özelliklerini belirlemek ve ÇÇKA tanısı almayan grupla dil, biliş ve motor konuşma becerileri açısından karşılaştırmaktır. Çalışmada, ÇÇKA tanısal aracı olan Motor Konuşma Becerisinin Dinamik Değerlendirmesi (DEMSS, Strand ve McCauley, 2019) testinin Türkçe uyarlama, geçerlik ve güvenirlik çalışması gerçekleştirilmiştir. Testin geçerlik analizlerinde testin yapı geçerliliği ve kapsam geçerliliği incelenmiştir. Testin güvenirlik çalışması iç tutarlılık, test-tekrar test, uygulayıcı içi ve uygulayıcılar arası güvenirlik analizlerini kapsamaktadır. ÇÇKA olan ve olmayan çocukların yaş, cinsiyet ve diğer testlerden aldıkları puanlar gruplar arası karşılaştırılmıştır. ÇÇKA olan ve olmayan çocuklarda çocukluk çağı konuşma apraksisi karakteristik özellikleri görülme oranları yüzdelik olarak incelenmiştir. Sonuçlar DEMSS-TR testinin geçerlik ve güvenirliğinin ÇÇKA tanısal aracı olarak güçlü kanıtlar elde ettiğini göstermiştir. ÇÇKA'lı çocuklar, diğer KSB grubuna göre tüm testlerde daha düşük başarı göstermiştir. Yaş ve cinsiyet açısından gruplar arası fark görülmemiştir. Türkçe konuşan ÇÇKA'lı çocukların alanyazında kabul edilen ÇÇKA karakteristik özelliklerinin tamamını gösterdikleri görülmüştür. Bu çalışma, KSB olan çocukların motor konuşma becerisinin dinamik değerlendirmesinde, çocukluk çağı konuşma apraksisin tanısal sürecinde ve Türkçe konuşan çocukların ÇÇKA karakteristik özelliklerinin belirlenmesinde, Türk ve uluslararası alanyazına katkı sağlamaktadır. Anahtar Sözcükler: Konuşma sesi bozukluğu, Çocukluk çağı konuşma apraksisi, Geçerlik ve güvenirlik, Motor Konuşma becerisinin dinamik değerlendirmesi.

ApraksiGüvenilirlik ve geçerlilikKonuşma+5
Aşena Karamete
Anadolu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de çalışan dil ve konuşma terapistlerinin afazili bireylere yönelik terapi hizmetlerinin incelenmesi

Bu araştırmada, Türkiye'de dil ve konuşma terapistlerinin afazili bireylere yönelik sunulan terapi hizmetlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik, dil ve konuşma terapistlerinin değerlendirme süreçleri, kültürel ve dilsel uyarlamaları, klinik yaklaşımları, vakalara yönelik danışmanlıkları, iyileşme süreçleri, amaç belirleme ve terapiyi sonlandırma alanlarındaki güncel uygulamalarını ve uygulama kapsamının incelenmesi hedeflenmiştir. Bu çalışmada nicel yöntemlerden olan betimsel tarama deseni kullanılmıştır. Araştırmaya Dil ve Konuşma Terapisi alanından mezun olan ve alanda aktif çalışan 250 Dil ve Konuşma Terapisti (DKT) dahil edilmiştir. Türkiye'de hastanelerde, özel kliniklerde, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde, üniversite kliniklerinde çalışan dil ve konuşma terapistlerine Türkçe 'ye uyarlanan "Dil ve Konuşma Terapistlerinin Afazili Bireylere Yönelik Terapi Hizmetleri Anketi" çevrimiçi anket aracılığıyla uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, Dil ve Konuşma Terapistlerinin afazili bireylere yönelik değerlendirme ve terapi seanslarının 30-45 dakika sürdüğü, afazili bireye bireysel müdahale yönteminin kullanıldığı, afazi müdahalesinin etkili olmasını engelleyen faktör olarak kaynakların sınırlı ve yetersiz olması, materyal çeşitliliğinin arttırılması ve afazi terapilerinde aile bireylerinin desteğinin sağlanmasının sunulan terapi hizmetini kolaylaştıracağı bulunmuştur. Afazili bireylerde terapi sürecini sonlandırma kararı almasındaki en büyük nedenin afazili bireyin ilerleme kaydedememesi ve afazili bireyin motivasyon düşüklüğü ve koopere olamaması olduğu bulunmuştur.

AfaziDil ve konuşma terapisiTedavi+1
İrem Şahin
Anadolu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kekemeliği olan okul öncesi dönem çocukların ebeveynlerinin çocuklarının kekemeliğine yönelik tepki ve tutumlarının incelenmesi

Bu çalışmada, kekemeliği olan okul öncesi dönem çocukların ebeveynlerinin, çocuklarının kekemeliğine yönelik tepki ve tutumlarının ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışmaya 3-6 yaş arasında kekemeliği olan çocuğa sahip anne (n = 28) ve babalar (n = 35) katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak 'Katılımcı Bilgi Formu' , 'Akıcı Konuşma Bozukluğu Çocuk Değerlendirme Formu' ve Türkçe'ye uyarlaması yapılan 'KATÖ' kullanılmıştır. Uygulama kolaylığı sağlamak için formlar birleştirilerek online formata dönüştürülmüştür. Toplanan veriler SPSS v26 istatistik paket programı ile t-testi, tek yönlü varyans analizi ve pearson korelasyon analizi kullanılarak analiz edilmiştir. KATÖ puanları, ölçek toplam puan ve bilişsel, davranışsal, duygusal olmak üzere 3 alt alan puan ortalamaları dikkate alınarak yorumlanmıştır. Yapılan analizler sonucunda ebeveynlerin en güçlü bilişsel, en zayıf duygusal alanda tepki ve tutum sergilediği bulunmuştur. Anne ve babaların puanları kıyaslandığında, duygusal alt alan dışında babaların tüm puan türlerinde annelerden daha yüksek puan aldığı, ancak anne ve babalar arasında hiçbir puan türünde anlamlı farklılık olmadığı bulunmuştur. Çocuğun cinsiyetine göre anne ve babalar karşılaştırıldığında, duygusal alt alanda erkek çocuklarının annelerinin babalardan anlamlı düzeyde daha yüksek puan aldığı görülmüştür. Ebeveynlerin öğrenim durumu, ebeveynlerin yaşı, kekemeliği olan çocuğun yaşı ile ölçek puanları arasında anlamlı fark bulunmazken, terapi alan çocuğa sahip ebeveynlerin ölçek toplam puan ve davranışsal alt alan puan ortalamaları terapi almayan çocukların ebeveynlerine göre anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur. Kekemelik başlama yaşı arttıkça ölçek davranışsal alt alan puan ortalamalarının anlamlı düzeyde arttığı bulunmuştur.

Ana-babaKekemelikKekemelik+4
Işılay Nur Balıdede
Anadolu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebeveynlerin dil ve konuşma terapisi ile ilgili beklentileri ve deneyimlerinin belirlenmesi

Aileler çocuklarının yaşamlarında önemli bir yere sahiptir. Bununla birlikte ailelerin çocuklarının dil gelişimleriyle ilgili çeşitli beklentilerinin olduğu bilinmektedir. Dil ve konuşma bozukluğu olan çocukların ailelerinin terapi sürecine yönelik beklentilerinin dil ve konuşma terapistleri tarafından bilinmesi, çocuğun dil gelişimini olumlu yönde etkileyebilmektedir. Çalışmanın amacı ebeveynlerin çocuk merkezli dil ve konuşma terapisi ile ilgili beklentileri ve deneyimlerinin anlaşılmasıdır. Bu doğrultuda çalışma nicel araştırma yöntemi olan betimsel yöntemi ile modellenmiştir. Araştırmaya 172 ebeveyn katılmıştır. Katılımcılardan veriler anket yoluyla toplanmıştır. Araştırma sonucunda ebeveynler dil ve konuşma terapisinin planlama sürecine ve müdahale sürecine dahil olmayı ve çocuklarının dil gelişimlerinde ilerleme bekledikleri görülmüştür. Bu beklentilerin çocuklarının cinsiyetine, yaşına ve almış oldukları terapi hizmet yerine göre değişiklik göstermediği bulunmuştur. Bununla birlikte ebeveynler erken müdahalenin çocuklarının hayatları üzerindeki önemine dikkat çekmiştir.

Aile katılımıAna-babaAna-baba beklentileri+4
Kübra Topbay
Anadolu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
10
DoktoraAçık ErişimTR

Etkileşim temelli dil müdahale programının geliştirilmesi ve gecikmiş dil-konuşması olan çocuklarda etkililiğinin incelenmesi

Gecikmiş dil ve konuşma, tanılanmış herhangi bir bozukluk ya da bilişsel, motor gelişimle ilgili bir yetersizlik bulunmamasına rağmen dilin geç edinimi olup okul öncesi dönemde oldukça sık görülmektedir. Ülkemizde gecikmiş dil ve konuşması olan çocuklara yönelik sistematik ve etkililiği araştırılmış olan program sayısı oldukça sınırlıdır. Bu araştırma ile Etkileşim Temelli Dil Müdahale Programı geliştirilmiş ve gecikmiş dil-konuşması olan çocuklarda etkililiği incelenmiştir. Araştırmada Etkileşim Temelli Dil Müdahale Programı'nın gecikmiş dil ve konuşması olan çocukların dil gelişimleri ve sosyal becerileri üzerindeki etkisini belirlemek için ön-test son-test eşleştirilmiş kontrol gruplu deneysel model kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi deney grubu ve kontrol grubunda 6'şar çocuk olmak üzere toplam 12 çocuktan oluşmaktadır. Kontrol grubuna herhangi bir müdahalede bulunulmazken deney grubuna araştırma kapsamında geliştirilen; 10 hafta, 20 oturumdan oluşan Etkileşim Temelli Dil Müdahale Programı uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Türkçe Erken Dil Gelişimi Testi (TEDİL), Türkçe İletişim Gelişimi Envanteri (TİGE) ve Okul Öncesi Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği (OSBED) kullanılmıştır. Ön-test ve son-testlerden elde edilen veriler Mann Whitney U Testi ve Wilcoxon Z Testi ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda deney ve kontrol gruplarının TEDİL, TİGE-I, TİGE-II ve OSBED'den aldıkları ön-test puanları açısından farklılaşmadıkları (p>,05); son-test puanları açısından ise anlamlı düzeyde farklılaştıkları belirlenmiştir (p<,05). Deney grubunun son-test toplam puanları ön-test puanlarına göre anlamlı düzeyde artış gösterirken (p<,05); kontrol grubunda bu artışın olmadığı (p>,05) belirlenmiştir.Anahtar Sözcükler: Gecikmiş dil ve konuşma, Dil müdahalesi, Program geliştirme, Sosyal beceri.

Dil ve konuşma terapisiKonuşmaProgram geliştirme+1
Şükriye Kayhan Aktürk
Anadolu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Oxford bilişsel tarama testi'nin Türkçe'ye uyarlanması: İnmeli bireylerde geçerlik ve güvenirlik çalışması

Bilişsel sorunların hem inmeli hem de afazili bireylerde değerlendirilmesi tedavi ve rehabilitasyon sürecinin etkililiği açısından oldukça önemlidir. Ülkemizde kullanılan bilişsel değerlendirme testlerinin kapsamları ve kullanıcı sınırlılığı açısından bazı dezavantajları bulunmaktadır. Bu nedenle bu araştırmada bir bilişsel değerlendirme testi olan 'Oxford Bilişsel Tarama Testi'nin (Oxford Cognitive Screen [OCS]) Türkçe'ye uyarlanması, geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmıştır. İnmeli ve afazili katılımcılarda bilişsel beceriler ve diğer ilişkili faktörler arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmada 114 inmeli, 92 sağlıklı katılımcı yer almıştır. Veri toplama süreci 'Katılımcı Bilgi Formu, Oxford Bilişsel Tarama Testi (TR), Afazi Dil Değerlendirme Testi, Montreal Bilişsel Değerlendirme Testi, Barthel Günlük Yaşam Aktiviteleri İndeksi' ve 'Hamilton-Beck Depresyon Testleri' kullanılarak tamamlanmıştır. Geçerlik analizi için içerik-yapı-ölçüt geçerliği, güvenirlik analizleri kapsamında ise iç tutarlılık-nesnellik-istikrarlılık-eşdeğerlilik analizleri yapılmıştır. Yaş, cinsiyet, eğitim, hasarlanan hemisfer, ADD ve HAM-D puanları, inme üzerinden geçen zaman, afazi tipi, sigara-alkol kullanımı, fiziksel-sosyal aktivite ve okuma alışkanlığı ile ilgili katılımcı grubunun OCS-TR puanları arasındaki ilişki incelenmiştir. Eğitim, yaş, hasarlanan hemisfer, afazi ve ADD-HAM-D puanları ile OCS-TR çoğu alt test puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğu bulgulanmıştır. Cinsiyet, inme üzerinden geçen zaman, afazi tipi, sigara-alkol kullanımı, fiziksel-sosyal aktivite ve okuma alışkanlığı faktörleri ile OCS-TR alt test test puanları arasında ilişki bulunamamış ya da çok az sayıdaki alt testin puanları ile ilişki bulunmuştur. OCS-TR ölçeğinin inmeli ve afazili bireylerde bilişsel becerileri değerlendirmek amacıyla geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olarak kullanılabileceği düşünülmektedir.

AfaziBilişsel becerilerDil+4
Özlem Oğuz
Anadolu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Afazide aile yaşamı etki ölçeğinin Türkçe'ye uyarlanması, geçerlik ve güvenirlik çalışması

İletişim doğası gereği karşılıklılık gerektirdiği için afazi, hem afazili birey üzerinde hemde afazili bireyin aile üyeleri ve diğer yakınları üzerinde de etkiye sahiptir. Bir sağlık durumunun (afazi) aile üyeleri üzerindeki etkisi, Uluslararası İşlevsellik, Yetiyitimi ve Sağlık Sınıflandırması'nda (ICF) üçüncü şahısların yetiyitimi ve üçüncü şahısların işlevselliği olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, inme sonrası afazi tanısı alan bireylerin yakınlarının üçüncü şahısların yetiyitimi ve işlevselliğinin ölçülmesini amaçlayan Afazide Aile Yaşamı Etki Ölçeği'nin (Family Aphasia Measure Life Impact-FAMLI) Türkçe diline uyarlanması ve geçerlik ve güvenirlik analizlerinin yapılarak alan yazına kazandırılmasıdır. Çalışmaya 71 afazili birey yakını olan katılımcı dahil edilmiştir. Verilerin istatistiksel analizi için IBM SPSS 25.0 ve Winsteps programı kullanılmıştır. Gerekli psikometrik özelliklere ulaşmak için Kolmogorov-Smirnov normallik testi, açıklayıcı faktör analizi, rasch analizi, Pearson ve Spearman korelasyon katsayıları kullanılmıştır. Analizler sonucunda 4 alt alan belirlenmiştir ve bu alt alanlara ayrı ayrı rasch analizi yapılmıştır. 4 madde içeren bir alt alan düşük kişi güvenirliği göstermesi sebebiyle kaldırılmıştır. Geçerlik analizi sonucunda ölçeğin yüzey, içerik, yapı ve ölçüt geçerliğinin karşılandığı sonucuna varılmıştır. Güvenirlik analizi sonucunda ölçeğin alt alanlarının yüksek düzeyde test-tekrar test güvenirliği gösterdiği ve rasch analizi ile yapılan iç tutarlılık analizinde üç alt alanda madde ve kişi güvenirliklerinin kabul edilebilir seviyede olduğu saptanmıştır. Afazide Aile Yaşamı Etki Ölçeği (FAMLI-TR)'nin geçerli ve güvenilir bir araç olduğuna dair ön kanıtlar bulunmuştur.

AfaziAile yaşam döngüsüEngellilik+6
Ebru Tetik
Anadolu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kekemeliği olan çocukların duygusal-davranışsal problemleri ve ebeveynlerinin ebeveynlik tutumlarının incelenmesi

Araştırmada, kekemeliği olan çocukların duygusal-davranışsal problemleri ve ebeveynlerinin ebeveynlik tutumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, çalışma grubunu (n=37) kekemeliği olan çocuğa sahip ebeveynler oluştururken kontrol grubunu (n=37) kekemelik problemi olmayan çocuğa sahip ebeveynler oluşturmuştur. Gruplar, ebeveynlerin cinsiyet ve eğitim durumları ile çocukların yaşları ve cinsiyetleri eşleştirilerek oluşturulmuştur. Araştırmada, Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumları Ölçeği ve Güçler ve Güçlükler Anketi kullanılmıştır. Ölçekler, yüz yüze veya online olarak uygulanmıştır. Verilerin analizinde; t-testi, ANOVA testi, LSD testi, ki-kare testi ve Pearson korelasyon analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, gruplar arasında ebeveynlik tutumları açısından fark bulunmazken, akran sorunlarına ilişkin ortalamalar çalışma grubunda anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Lise ve altı eğitim düzeyine sahip çalışma grubundaki ebeveynlerin sıkı disiplin alt boyutlarına ilişkin puan ortalamalarının kontrol grubundakilere göre anlamlı derecede yüksek, demokratik alt boyuttaki puan ortalamalarının ise düşük olduğu görülmüştür. İki çocuğa sahip çalışma grubundaki ebeveynlerin sıkı disiplin alt boyutuna ait puan ortalamalarının hem grup içinde hem de gruplar arasında anlamlı derecede yüksek olduğu bulunmuştur. Çalışma grubundaki erkek çocuklar ile, 6-10 yaş grubunda kekemeliği olan çocuklara ilişkin akran sorunlarına ait puan ortalamalarının kontrol grubundakilere göre yüksek olduğu görülmüştür. Kekemeliği yavaş başlayanlar ile terapi alan çocuklar için duygusal sorunlar alt ölçeğine ait ortalamalar yüksek bulunmuştur. Kekemeliğin aile içi iletişimlerine negatif etki ettiğini düşünen ebeveynlerin sıkı disiplin ve davranış sorunu alt boyutlarına ilişkin ortalamaların yüksek olduğu görülmüştür. Dikkat eksikliği/aşırı hareketliliğin, sıkı disiplin, geçimsizlik ve aşırı koruyuculukla pozitif yönde ilişkisi olduğu bulunmuştur. Demokratik tutumun; duygusal sorunlar, toplam güçlük ve akran sorunlarıyla negatif yönlü ilişkisi, sosyal davranışlarla ise pozitif yönlü ilişkisi olduğu bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: Kekemelik, Ebeveynlik Tutumları, Duygusal Davranışsal Problemler.

Ana-babaAna-baba tutumuDavranış bozuklukları+3
Güner Buket Saka
Anadolu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Afazili bireylerin yaşam kalitesi düzeylerinin ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi

Afazi, beyinde meydana gelen bir hasarın dil dominant hemisferi etkilemesi sonucu ortaya çıkan, bireyin dili anlaması, üretmesi ve kullanmasında neden olan bir iletişim bozukluğudur (Lapointe, 2004; Papathanasiou, Coppens, Potagas, 2012). Afazi sonrasında bireyin yaşam kalitesi azalmaktadır. Yaşam kalitesinin iyi bir şekilde belirlenmesi afazi müdahalesinin etkililiğini arttırmaktadır. Türkiye'de afazili vakaların yaşam kalitesi düzeylerini ve etkileyen faktörleri belirleyen bir çalışma bulunmamaktadır. Bu nedenle bu çalışmanın amacı afazili bireylerin yaşam kalitesini ve yaşam kalitesini olumlu ya da olumsuz etkileyen faktörleri belirlemektir. Çalışmaya Anadolu Üniversitesi Dil ve Konuşma Bozuklukları Araştırma ve Uygulama Merkezi'ne (DİLKOM) ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü'ne başvuran 50 erişkin afazili birey dahil edilmiştir. Katılımcıların bilgilerini içeren katılımcı bilgi formu ve sağlık bilgilerini içeren sağlık bilgi formu doldurulmuştur. Çalışmaya katılan bireylere 'Afazi Dil Değerlendirme Testi (ADD), 'Beck Depresyon Ölçeği' ve 'SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği' uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda SF-36 ve Beck Depresyon Ölçeği ile SAQOL-39-TR arasında korelasyon bulunmuştur. Katılımcıların SAQOL-39-TR ölçeğinden ve alt alanlarından aldıkları puanlarının yaş, cinsiyet ve inme üzerinden geçen süre gibi potansiyel belirleyici faktörlerine göre farklılaşmadığı saptanmıştır. Eğitim düzeyi, okuma alışkanlıkları ve evde yaşayan kişi sayısı değişkenler ile katılımcıların SAQOL-39-TR ölçeğinin bazı alt alanlarından aldıkları puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur.

AfaziBeck Depresyon ÖlçeğiCinsel kimlik+5
Özlem Oğuz
Anadolu University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00

Diğer danışmanlar