Theses supervised by Doç. Dr. Birgül Özkan

12 theses · Ankara Yıldırım Beyazıt University

Master'sOpen AccessTR

Umut geliştirme odaklı hemşirelik girişimlerinin bireylerin umut düzeyleri üzerine etkisi

Kanser hastalığının tedavisinde günümüzde oldukça yaygın kullanılan radyoterapi uygulamaları sürecinde hastalarda akut ve kronik yan etkiler ortaya çıkmasına sebep olabilmektedir. Radyoterapi alan bireyler hastalığa ve tedaviye bağlı görülen yan etkilerle ilişkili olarak umutsuzluk gibi bazı duygular yaşayabilmektedir. Kanser hastalarının bu tedavi sürecini yönetilirken umut düzeylerini geliştirmek; bireylerin tedaviye uyumunu, yaşam kalitesini ve baş etme stratejilerini arttırabileceği düşünülmektedir. Bu çalışma, radyoterapi uygulanan kanser hastalarına yapılan umut geliştirme odaklı hemşirelik girişimlerinin bireylerin umut düzeyine etkisini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Çalışma yöntemi tek gruplu, ön test-son testin uygulandığı deneysel bir çalışma olarak yapılmıştır . Çalışmanın verileri Ankara Bilkent Şehir Hastanesi radyasyon onkoloji kliniğinde Kasım 2022-Ekim 2023 tarihlerinde toplanmış olup çalışmanın uygulaması dokuz radyoterapi alan kanser hastası ile tamamlanmıştır. Veriler kişisel bilgi formu ve Herth Umut Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Umut geliştirmeye yönelik girişimleri, haftada 2 kez 4 hafta ve toplamda 8 oturumdan oluşan tek grup eğitimi şeklinde uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; ortalama, sayı, yüzdelik dağılımlar, bağımsız gruplarda t-testi ve bağımlı ölçümler için paired sample analizi kullanılmıştır. Bireylerin umut farkındalık eğitiminden sonra umut puan ortalamaları 81,22±3,80' den 86,66±1,73' e yükselmiştir. Bireylerin HUÖ ön test ve son test toplam puan "gelecek", "olumlu hazır oluşluk ve beklenti" ve "kendisi ve çevresindekilerle arasındaki ilişki" alt boyutları puan ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır(p<0,05). Çalışmanın sonuçlarına göre umut geliştirme odaklı hemşirelik girişimlerinin radyoterapi alan kanser hastalarında umut düzeylerini arttırmada etkili olduğu bulunmuştur. Bu nedenle umut geliştirme odaklı hemşirelik girişimleri programının kanser hastalarına yönelik daha büyük gruplara uygulanması ve kalıcılığının test edilmesi önerilmektedir.

Ayşe Lokurlu
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Determination of the effect of music listening application on coping with stress and anger levels in elderly living in nuring homes

This study was conducted as a pre-test and post-test patterned intervention study to determine the effect of music listening application on coping with stress and anger levels in elderly living in nursing homes. The sample of the study consists of 55 elderly individuals living in Alparslan Türkeş Nursing Home, affiliated to the Ministry of Labor, Social Services and Family of Republic of Turkey, Yozgat Provincial Directorate of Family, Labor and Social Services. The data were collected with Sociodemographic Data Collection Form, Anger Expression and Anger Expression Style Scale (STAI) and Stress Coping Scale to determine anger expression and anger expression style. IBM SPSS Statistics 21.0 program, number, percentage, frequency, median, Wilcoxon test, Mann Whitney U test, Kruskal Wallis test were used for data analysis. As a result of the comparison made for the "Coping with stress grup subscales" of the elderly participants, it was found that the scores differed significantly before and after music application in all subgroups (p<0.001). While "self-confident approach", "optimistic approach" and "seeking social support" scores increased after the application; Scores of "insecure approach" and "submissive approach" decreased. While the scores of "trait anger", "anger-in" and "anger-out" decreased after application, "anger control" scores increased significantly (p <0.001). As a result, music can be applied as an independent nursing practice in order to benefit from the relaxing effect of music to the elderly individuals staying in nursing homes to cope with stress and reduce the anger expression. Keywords: Anger control, anger expression, coping with stress, elderly, nurse

GeriatricsNursing homesMusic listening+5
Tuğba Sarı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı hematoloji ve onkoloji hastalarının ailelerinin stres, kaygı ve umutsuzluk durumlarının değerlendirilmesi

Kanserli çocukların tedavi ve sağ kalım sürelerinin uzatılması açısından, hasta ve ailesinin psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarının giderilmesine yönelik olarak ihtiyaç ve destekte artış gözlenmiştir. Tedavi boyunca fizyolojik, psikososyal açılardan hasta ve yakınlarının ihtiyaçlarının karşılanmasında hemşirelere büyük sorumluluk ve görev düşmektedir. Çalışmamızda hematoloji ve onkoloji kliniğinde yatan kanserli çocukların ailelerinin hastalığın tanısını öğrendikten sonra karşılaştıkları zorluklar ve ruhsal durumlarının değerlendirilmesi amacıyla anket çalışması yaptık. Kesitsel yöntem kullanarak özel ve devlet hastanelerinde yatmakta olan hastaların aileleri tarafından doldurulan anketlerde, toplam 63 bireyin karşılaştıkları zorlukları sosyal ve ekonomik açısından değerlendirdik, ruhsal durumlarını belirleyen stres, kaygı ve umutsuzluklara karşı tutum ve davranışlarına yönelik bulguları topladık. Katılımcı bireyleri tedaviye en çok zorlayan durumların %74,60'ının ekonomik durumlar olduğu %50,79'unun bakım yükünün çok fazla olması, %52,38'ının her gün çocuğu ölecek gibi hissetmesi, %63,49'unun ailesindeki diğer çocuklardan uzak kalması ve %36,51'inin hastalığın iyileşeceğine dair umudumun olmadığı tespit edilmiştir. Katılımcı bireylerin %71,4'ünün hastalığın diğer çocukları üzerindeki sevgisini azalttığını düşünmediği, %87,3'ünün ailede hastalığın bakımı için başka aile üyelerinde destek aldığı, %87,3'ünü tedavinin uzun sürecek olmasından etkilenmediği, %77,8'inin geleceğe umut ve coşku ile baktığı ve %81'inin işler kötüye giderken bile her şeyin hep böyle kalmayacağını bilmenin rahatladığını belirttiği tespit edilmiştir. Durumluk Kaygı Ölçeği, Sürekli Kaygı Ölçeği, Beck Umutsuzluk Ölçeği, Gelecekle İlgili Duygular, Motivasyon Kaybı ve Gelecekle İlgili Beklentiler düzeyleri arttıkça; stresle başa çıkma tarzları genel düzeyi, kendine güvenli yaklaşım düzeyi ve iyimser yaklaşım düzeyi azalmakta ve çaresiz yaklaşım düzeyi de artmaktadır (p<0,05). Beck Umutsuzluk Ölçeği, Gelecekle İlgili Duygular, Motivasyon Kaybı ve Gelecekle İlgili Beklentiler düzeyleri artıkça, durumluluk kaygı düzeyi ve sürekli kaygı düzeyi artmaktadır (p<0,05). Sonuç olarak küçük yaşta kanser hastalığının kabul edilebilirliğine bağlı olarak ailelerin ruhsal açıdan çöküntü yaşamaları ve hasta bakımının fiziksel ve psikolojik olarak zorlukları bakımından ailelerin bu hastalıkları tam anlamıyla bilmeleri, gelecekteki korku ve endişelerinin biraz daha azaltılmasında önemlidir. Bu çalışmamızda hasta ailelerine verilecek eğitimle kendilerini daha iyi hissetmeleri sağlanabilecek, stresleri, kaygıları ve umutsuzlukları azaltılabilecektir.

AileAnksiyeteHematolojik neoplazmlar+5
Turgay Eker
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bipolar bozukluk tanılı hastaların yakınlarına ilaç yönetimi konusunda verilen planlı hemşirelik eğitiminin hasta yakınlarının yaşam kalitesine etkisi

Bipolar bozukluk tanılı hastalarda, ilaç uyumsuzluğu hasta ve hasta yakınlarının yaşam kalitesinin düşmesine neden olmaktadır. Hastalardaki ilaç uyumsuzluğunun en önemli nedeni hasta ve hasta yakınlarının tedavi konusundaki bilgi eksikliğidir. Bu araştırma psikiyatri polikliniğine gelen ve ayaktan takip edilen bipolar bozukluk tanısı almış hastaların yakınlarına verilen ilaç eğitiminin hasta yakınlarının yaşam kalitelerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma Kasım 2018 - Mart 2019 tarihlerinde yapılmıştır. Çalışma ön test son test desenli deneysel bir çalışmadır. Araştırma Ankara ilinde bulunan Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nde takipli 10 hastanın yakını ile gerçekleştirilmiştir. Veriler araştırmacı tarafından Sosyodemografik Özellikler Veri Formu, Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği-Kısa Formu (WHOQOL-BREF), Bipolar Bozukluk Tanılı Hastaların Yakınlarının Hastalık ve Tedavi Konusunda Bilgi Düzeyi Formu kullanılarak toplanmıştır. Hasta yakınlarına tek oturumda bipolar bozukluğun ilaç tedavisi hakkında eğitim verilmiştir. Hasta yakınlarından yazılı bilgilendirilmiş onam formu alınmıştır. Elde edilen verilerin yüzdelik, ortalama istatistikleri ve ön test son test karşılaştırmalarında Wicoxon testi, gruplar arası karşılaştırmalarda ise Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Çalışmada hasta yakınlarının hastalık ve tedavi konusundaki bilgi düzeylerinin arttığı saptanmıştır. Hasta yakınlarının WHOQOL-BREF' de yer alan genel sağlık, fiziksel sağlık, psikolojik sağlık, sosyal ilişkiler ve çevre alanı puanlar, verilen eğitimle arttığı belirlenmiştir (p<0.05). Hasta yakınlarına verilen hastalık ve tedavisi konusundaki eğitim ile hasta yakınlarının hastalık ve tedavi bilgi düzeyi puanları anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak bipolar bozukluk tanılı hastaların yakınlarının, ilaç tedavisi konusunda bilgi düzeylerinin artması ile hasta yakınlarının yaşam kalitelerinin de yükseldiği bulunmuştur.

Bipolar bozuklukHasta eğitimiHasta yakınları+3
Adviye Büşra İnem
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım hemşirelerinin ruhsal durum değerlendirmeleri

Bu çalışma yoğun bakımda çalışan, hastalara bakım veren hemşirelerin karşılaştıkları sorunların belirlenmesi ve bu sorunlarla ilişkili ruhsal durumlarının belirlenmesi ve değerlendirilmesi amacıyla kesitsel tipte tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin yoğun bakımlarında çalışan hemşirelerin üzerinde, Ocak-Şubat 2019 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Örneklem belirlenmemiş ve çalışmaya katılmayı kabul eden, gönüllü 114 yoğun bakım hemşiresi ile tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri, literatür doğrultusunda hazırlanan, Yoğun Bakım Hemşireleri Tanıtan Anket Formu, Genel Sağlık Anketi-28, Barratt Dürtüsellik Ölçeği, Beck Umutsuzluk Ölçeği aracılığı ile toplanmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler, SPSS 21 paket programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Verilere ilişkin frekans dağılımlarının yanında, iki gruplu karşılaştırmalarda, Mann-Whitney U testi, üç ve daha fazla gruplu karşılaştırmalarda, Kruskall-Wallis H testi kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiyi ölçmek için korelasyon analizi kullanılmıştır. Anlamlılık ölçütü olarak, 0.05 kullanılmış olup, p<0.05 olması durumunda anlamlı farklılığın olduğu, p>0.05 olması durumunda ise anlamlı farklılığın olmadığı belirtilmiştir. Çalışmaya katılan yoğun bakım hemşirelerinin GSA puan ortalaması 8.21±6.6; "dürtüsellik genel" puan ortalaması 62.89 ± 8.76, "umutsuzluk genel" puan ortalaması 6.26 ± 4.45 olarak saptanmıştır. Hemşirelerin sosyodemografik özelliklerinin ve çalışma yaşamlarının ruhsal durumlarını etkilediği görülmüştür.

Dürtüsel davranışHemşirelerHemşireler+6
Eda Turna
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık profesyonellerinde çelişik duygulu cinsiyetçilik ile iş doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Çelişik Duygulu Cinsiyetçilik kuramı Glick ve Fiske (1996) tarafından tanımlanan cinsiyetçiliği korumacı ve düşmanca olarak iki alt boyutta inceleyen bir kuramdır. İş doyumu ise Locke (1976) tarafından ''Bir kişinin işinden duyduğu memnuniyet.'' olarak tanımlanmıştır. Bu çalışmanın amacı sağlık profesyonellerinin cinsiyetçilik algısına ve iş doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda tanımlayıcı yönde yapılan çalışmada araştırmanın evrenini Mayıs –Ağustos 2023 yılında SBÜ Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesinde dahili ve cerrahi klinikte çalışan hekim ve hemşireler oluşturmuştur. Araştırmanın örneklem büyüklüğü hesaplaması evreni bilinen örneklem formülü ile hesaplanmıştır. Bununla beraber çalışmaya gönüllü olarak katılan hekim sayısı 145, hemşire sayısı ise 145 olmak üzere toplamda 290 kişidir. Çalışmada ''Sosyo-demografik Bilgi Formu'', ''Çelişik Duygulu Cinsiyetçilik Ölçeği'' ve ''Minnesota İş Doyum Ölçeği'' ile veriler toplanmıştır. Çalışmada ulaşılan datalar, SPSS 23 paket programı tarafından analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda ''Çelişik Duygulu Cinsiyetçilik Ölçeği (ÇDCÖ)'' ve ''Minnesota İş Doyum Ölçeği (MİDÖ)'' arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bir ilişki saptanmıştır. Cinsiyetçilik ortalama puanları arttıkça iş doyumuna yönelik puanların azaldığı belirlenmiştir (p<0.05). Bununla beraber ÇDCÖ cinsiyet ve medeni durum bağlamında ilişki saptanırken MİDÖ ise cinsiyet, meslek, yaş grubu, çalışma yılı ve mesleğe devam etme düşüncesi bağlamında anlamlı düzeyde ilişki olduğu saptanmıştır(p<0.05). Cinsiyet bağlamında erkeklerin genel ve korumacı cinsiyetçilik puanlarının yüksek olduğu, erkeklerin dışsal ve genel doyum puanları daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Meslek bağlamında incelendiğinde ise cinsiyetçilik ile meslek ilişkisi saptanamamışken hekimlerin hemşirelere göre iş doyumu ve alt boyutlarınca daha yüksek düzeyde doyuma sahip olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak sağlık profesyonellerinde çelişik duygulu cinsiyetçilik düzeyleri belirlenmiş, iş doyumları açısından incelenmiştir ve anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Bu çalışma toplumsal cinsiyet ve cinsiyetçilik konusunda farkındalık kazandırması yönünden, sağlık profesyonellerinde yapılmış çalışmalar içerisinde literatüre ters yönde sonuç sağlaması yönünden ve tezin konusuna yönelik çalışmaların artırılması özellikleri ile literatüre katkı sağlayacaktır. Cinsiyetçiliğe yönelik hizmet-içi eğitimlerin verilmesi ve iş doyumuna yönelik çalışmaların artırılması cinsiyetçiliğe maruziyetin azaltılarak iş doyumunu artıracağı öngörülmektedir.

CinsiyetCinsiyetçilikİş doyumu
Gamze Dalay
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk ve ergenlik döneminde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanısı almış bireylerin ailelerinde umutsuzluk ve iyimserlik düzeylerinin belirlenmesi

Çocukluk ve ergenlik dönemi ruhsal problemler kaynaklı klinik başvurularda insidansı en yüksek olan Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)' dur. DEHB'nin bakım ve tedavisinde, ailelerin biyopsikososyal durumlarını bütüncül yaklaşımla ele almak bakımın kalitesini ve tedavinin etkinliğini arttırmaktadır. Bu çalışmada çocukluk ve ergenlik döneminde DEHB tanısı almış bireylerin ailelerinde umutsuzluk ve iyimserlik düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma 2022-2023 yıllarında, Ankara Şehir Hastanesi Çocuk Hastanesi, Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniğine başvuran 400 DEHB tanılı bireylerin aileleri ile yürütülmüştür. Çalışma kesitsel, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı nitelikte bir tasarıma sahiptir. Veriler 'Demografik Bilgi Toplama Formu', 'Beck Umutsuzluk Ölçeği' ve 'Yaşam Yönelimi Testi' kullanılarak toplanmıştır. İstatistiksel analizler yapılırken IBM SPSS Statistics 24 adlı program paketi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında ve anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak değerlendirilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre, ailelerin umutsuzluk ve iyimserlik düzeylerinin belirlemesinde ailelerin demografik özelliklerine ilişkin farklı değişkenlerin umutsuzluk ve iyimserlik üzerindeki etkisi ortaya konulmuştur. Araştırmaya katılanların Beck Umutsuzluk Puan ortalaması 6.46 ± 4.56 ve Yaşam Yönelimi Testi yani İyimserlik Puan ortalaması 20.67 ± 4.22 bulunmuştur. Çalışmanın sonucunda, ailelerin iyimserlik ve umutsuzluk puan ortalamaları arasında orta düzeyde negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu (r =-0,519, p<0,001) bulunmuştur. DEHB tanılı bireylerin ailelerinin eğitim seviyesi yüksekliği, herhangi bir işte çalışma ve gelir düzeylerinin artması gibi faktörlerin iyimserlik düzeyini arttırdığı, umutsuzluk düzeyini azalttığı saptanmıştır. DEHB'nin bakım ve tedavisinde, ailelerin sosyal ve psikolojik açıdan eğitim programları ve geliştirilecek sağlık politikalarıyla desteklenmesi gerekmektedir.

AileErgenlerHiperaktiviteli dikkat eksikliği bozukluğu+3
Betül Karahan Kurt
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Alkol/madde bağımlılığı tanısı almış bireylerin taburculuk sonrası izlemlerinde kullanılmak üzere telepsikiyatrik hasta takip formunun geliştirilmesi

Madde ve alkol bağımlılığı tanıları, kronikleşme eğilimi yüksek , relaps ve remisyonlarla ilerleyen mental sorunlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Madde /alkol bağımlılığı tedavisi sonrası gelişebilecek relaps riski yüksek olmakla beraber relapslar birey ve ailesi için yıkıcı sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle relaps riskini olabildiğince azaltmak ve remisyon süresini uzatmak bağımlılık tedavisinin temel prensibi olarak kabul edilmektedir. Alkol/madde bağımlılığı tanısı almış bireylerin rutin takibi relaps riskini önlemek açısından son derece önemli bir konu olmakla beraber son yıllarda gelişen telepsikiyatrik yöntemler hasta takibi açısından dikkat çekmektedir. Bu çalışma, madde ve alkol bağımlılığı tanısı almış bireylerin taburculuk sonrası rutin takiplerinde, telepsikiyatrik yöntem kapsamında kullanılmak üzere bir takip formu geliştirmeyi amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında, geliştirilen hasta takip formu için kuramsal sürece dayalı ölçek geliştirme yöntemi olan Lawshe Tekniği kullanılmıştır. Bu amaçla ilk olarak literatür taraması yapılmış ve takip edilecek hasta grubuna sorulabilecek sorular belirlenmiştir ve taslak bir form oluşturulmuştur. Daha sonra Lawshe Tekniği kapsamında uzman grubu oluşturulmuş (n:38) ve bu hazırlanan taslak formda bulunan soruların uygun olup olmadığı uzmanlara danışılmıştır. Uzman grubundan alınan görüşler kapsamında, takip formunda yer alabilecek maddelerin her birinin KGO (kapsam geçerlilik oranı) ve KGI (kapsam geçerlilik indeksi) hesaplanmış ve istatistiksel veriler doğrultusunda 22 maddenin geçerli olduğu belirlenmiştir. Son olarak ise geçerli olan maddelerin belirlenmesiyle birlikte, alkol/madde bağımlılığı tanısı almış bireylerin telefonla rutin takibinde kullanılabilecek "telepsikiyatrik takip formu" geliştirilmiştir.

Alkol bağımlılığıHasta takibiMadde bağımlılığı+3
Zehra Su Topbaş
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Şizofreni hastalarına bakım veren aile üyelerine verilen psikoeğitim workshop programının bakım yükü, ilaç uyumu değerlendirme ve problem çözme becerilerine etkisi

Araştırma şizofreni hastalarına bakım veren aile üyelerine verilen psikoeğitim workshop programının bakım veren aile üyelerinin bakım yükü algısı, ilaç uyumunu değerlendirmesi ve problem çözme becerilerine etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın örneklemini Ankara Şehir Hastanesi Psikiyatri kliniği ve polikliniğinde takip edilen 36 (18 deney ve 18 kontrol) şizofreni hastasının aileleri oluşturmaktadır. Araştırmada Sosyodemogrofik Özellikler Formu, Zarit Bakım Yükü Ölçeği, Problem Çözme Envanteri ve Şizofreni Hastalarına Bakım Veren Aile Üyelerinin İlaç Uyumunu Değerlendirmesi Soru Formu uygulanmıştır. Verilerin analizinde IBM SPSS Statistics 25.0 programı kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda şizofreni hastalarına verilen eğitimin bakım yükü toplam puanları ve ilişkilerde bozulma, ekonomik yük ve bağımlılık alt ölçek puanlarında deney ve kontrol grubu arasında anlamlı bir fark olduğu ve bakım yükünün azaldığı belirlenmiştir (p<0.05). Verilen eğitimin aile üyelerinin ilaç uyumunu değerlendirmesine etkisi incelendiğinde aile üyelerinin eğitim sonrası bakım verdikleri bireylerde ilaç uyumunun arttığını belirtmiş ve farkın anlamlı olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Çalışmada eğitim sonrası deney grubunda ilaç uyumu değerlendirmesinde ve problem çözme becerilerinde artış olduğu ancak farkın anlamlı olmadığı belirlenmiştir (p>0.05). Sonuç olarak şizofreni hastalarına bakım veren aile üyelerine psikobiyolojik müdahalelere göre verilen ilaç eğitiminin bakım yükünü azalttığı, problem çözme becerileri ve aile üyelerinin ilaç uyumunun değerlendirmesinde artış olduğu ancak farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bakım verici, problem çözme becerileri, psikiyatri hemşireliği, psikoeğitim, şizofreni

Bakım verme yüküHasta bakımıHasta yakınları+6
Damla Polat
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerine uygulanan stres yönetimi eğitiminin algılanan stres, stresle başa çıkma tarzları, benlik saygısı, mutluluk ve genel sağlıklarına etkisi

Bu araştırma, stres yönetimi eğitiminin hemşirelik öğrencilerinin algılanan stres, stresle başa çıkma tarzları, benlik saygısı, mutluluk ve genel sağlıklarına etkisini belirlemek amacıyla randomize kontrollü müdahale çalışması olarak yapılmıştır. Araştırma, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi'nde 2021-2022 eğitim öğretim yılında yürütülmüştür. Müdahale grubuna 20, kontrol grubuna 20 öğrenci atanmıştır. Müdahale grubuna, haftada bir 60-90 dakikalık oturumlar şeklinde sekiz hafta eğitim uygulanmıştır. Veriler, Sosyodemografik Veri Formu, Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ), Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği (SBTÖ), Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ), Oxford Mutluluk Ölçeği-Kısa Formu (OMÖ-K), Genel Sağlık Anketi-12 (GSA-12) ve Yarı Yapılandırılmış Soru Formuyla toplanmıştır. Veri toplama araçları dört kez; eğitim öncesi (EÖ), eğitim sonrası (ES) ve izlem (eğitim sonrası 1. Ay ve 3. Ay) aşamalarında uygulanmıştır. Gruplar arası karşılaştırmalarda; eğitim sonrası ASÖ genel, yetersiz özyeterlilik algısı ve stres/rahatsızlık algısı alt boyutları ve 1. izlemde (ES 1. ay) stres/rahatsızlık algısı alt boyutu puanları; SBTÖ çaresiz yaklaşım, boyun eğici yaklaşım ve duygulara yönelik (pasif) alt boyutu puanları ve 1. izlemde (ES 1. ay); sosyal destek arama alt boyutu puanları, 2. İzlemde (ES 3. ay); iyimser yaklaşım ve problemlere yönelik (aktif) alt boyutu puanları, OMÖ-K ve GSA-12 puanları yönünden anlamlı fark olduğu bulunmuşken, diğer zamanlardaki ölçek genel ve alt boyutu puanları yönünden anlamlı fark olmadığı (p>0,05) bulunmuştur. Grup içi karşılaştırmalarda hem müdahale hem de kontrol grubunda ASÖ, SBTÖ ve RBSÖ genel puanları yönünden, EÖ, ES ve izlem aşamalarında anlamlı fark olmadığı (p>0,05), müdahale grubunda OMÖ-K ve GSA-12 puanları yönünden, EÖ, ES ve izlem aşamalarında anlamlı fark olduğu (p<0,05) bulunmuştur. Eğitim sonrası yarı yapılandırılmış sorulara göre öğrencilerin %40'ı eğitimin etkili ve öğretici olduğu, %43,8'inin nefes egzersizlerini kullandığı ve %38,5'inin öğrendiklerini akademik ve klinik hayatlarında kullandıklarını ifade etmişlerdir. Sonuç olarak, stres yönetimi eğitiminin ASÖ ve GSA-12 puanlarını anlamlı derecede azalttığı, SBTÖ ve OMÖ-K puanlarını anlamlı derecede artırdığı ve RBSÖ puanlarında ise herhangi bir etkisinin olmadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Başa çıkma, eğitim, hemşirelik öğrencisi, mutluluk, sağlık, stres.

Başa çıkmaBenlik saygısıHemşireler+7
Kamile Öner
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Spinal anestezi ile yapılan sezaryen doğumlarda dinletilen müziğin ve erken ten temasının annelerin ağrı düzeyine, memnuniyetine ve maternal bağlanmaya etkisi

Bu araştırma, spinal anestezi ile yapılan sezaryen doğumlarda dinletilen müziğin ve erken ten temasının annelerin ağrı düzeyine, memnuniyetine ve maternal bağlanmaya etkisini belirlemek amacıyla yapılmış, randomize kontrollü deneysel çalışmadır. Araştırmanın örneklemini, Ankara'da özel bir hastanenin sezaryen ameliyathanesinde ve doğum sonu kliniklerinde spinal anestezi ile doğum yapan 80 kadın oluşturmuştur. Araştırmada veriler, Veri Toplama Formu, Gebenin Müzik ile Olan İlişki Formu, GKÖ, SDAMDÖ, Yenidoğana Ait Bilgi ve Emzirme Formu, LATCH ve MBÖ kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde Independent Sample-t, ANOVA, Paired Sample-t, Kruskal-Wallis H, Wilcoxon ve Friedman testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularında; çalışmaya katılan annelerin bebeklerinin vücut ısısı, ilk emzirmeye başlama zamanı (dk.), ilk emzirme süresi (dk.), ilk 24 saatteki kilo kaybı (gr) açısından gruplar arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı; ETT grubundaki annelerin bebeklerinin vücut ısısı, müzik ve kontrol grubundakilere göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek; ETT grubundaki bebeklerin ilk emzirmeye başlama zamanının (dk.), kontrol grubundakilere göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha erken; ETT grubundakilerin ilk emzirme süresinin (dk.), kontrol grubundakilere göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha uzun; müzik grubunda bebeklerin ilk 24 saatteki kilo kaybının (gr), kontrol grubundaki bebeklere göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bununla birlikte doğum sonu ilk emzirme ve yirmi dördüncü saat LATCH emzirme ve tanılama ölçeği puanları açısından gruplar arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır (p=0,001). Müzik grubundaki annelerin müzik öncesi ve sonrası VAS puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilirken (Z=-3,353; p=0,001); müzik sonrası VAS puanları, müzik öncesine göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha düşük olduğu bulunmuştur. Gruplara göre SDAMDÖ toplam puanı ve alt boyutları puanları ve maternal bağlanma ölçeği puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Sonuç olarak; sezaryen doğum sonrası annelerin ağrı ve emzirme sorunları yaşadığı, bu durumun anne memnuniyetini ve maternal bağlanmayı etkilediği sonucuna varılmıştır. Sezaryen doğumda müzik ve erken ten temasının birlikte ya da ayrı ayrı uygulanmasının ağrı yönetiminde, emzirme sorunlarının giderilmesinde, anne memnuniyetinin arttırılmasında ve maternal bağlanmanın sağlanmasında güvenli ve etkili birer nonfarmakolojik yöntemler olarak kullanılması önerilmektedir.

Anestezi-spinalAnnelerAğrı+6
İlknur Demirhan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemisi süresince çalışan hemşirelerde travma sonrası büyüme düzeyi ve algılanan sosyal destek arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Yaklaşık iki buçuk yıldır gündemimizde olan COVID-19 pandemisi, pandemiyle birebir mücadele eden hemşireleri psikolojik ve fizyolojik olarak etkilemektedir. Travma olarak nitelendirilebilecek bu sürecin sonucunda, hemşirelerde travma sonrası büyüme gelişmiş olabilir. Literatürde sosyal desteğin travma sonrası büyüme ile ilişkili olduğunu belirten çalışmalar bulunmaktadır. Bu araştırma COVID-19 sürecinde çalışan hemşirelerin travma sonrası büyüme düzeyleri, çok boyutlu algılanan sosyal destek düzeyleri ve aralarındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı tipte ve kesitsel olarak yapılmıştır. Gerekli etik kurul ve kurum izinleri alındıktan sonra araştırma kapsamında COVID-19 hastasına bakım vermiş/veren 62 hemşireye ulaşılmıştır. Veriler Sosyo- demografik Form, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Travma Sonrası Büyüme Envanteri ile toplanmıştır. İstatistiksel analizler IBM SPSS Statistics 24 adlı paket program kullanılarak yapılmıştır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında ve anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak değerlendirilmiştir. Hemşirelerde travma sonrası büyüme envanteri toplam ortalama puanı 60.66±28.24 olarak tespit edilmiştir. Hemşirelerde algılanan sosyal destek ölçek toplam ortalama puanı 65.44±20.14 olarak bulunmuştur. Travma sonrası büyüme ve sosyal destek arasında pozitif yönde, istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<0.05). Sosyal destek düzeyi arttıkça travma sonrası büyüme düzeyi artmaktadır. Fakat bu bulgular; örneklem sayısının az olması nedeniyle topluma genellenemez niteliktedir. Bu sebeple daha geniş bir örneklemde çalışma yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

Algılanan destekAlgılanan sosyal destekCOVID 19+7
Manolya Yıldız
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2022
00

Other supervisors