Doç. Dr. Elvan Keçelioğlu danışmanlığındaki tezler

12 tez · Çankaya University

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu

Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin meşru hale getirilmesi olan aklama kavramının tarihi, çok eskilere dayansa bile günümüzdeki anlamı ile ortaya çıkışı yirminci yüzyılın sonlarında olmuştur. Aklama, önceleri uyuşturucu kaçakçılığı, bugün ise terör dahil örgütlü şekilde işlenebilen tüm suçlardan elde edilen gelirin, yasal ekonomik sisteme sokulması ve meşru hale getirilmesidir. Aklama suçunun işlenebilmesi için ilk olarak öncül bir suçun bulunması ve gelir elde edilmesi zorunludur. Bu gelirin, vergi cennetleri, kıyı bankacılığı, alternatif havale yöntemleri gibi yöntemler kullanılarak öncül suçla bağlantısının kesilmesi ve mali ya da finansal sisteme katılması ile aklama süreci tamamlanır. Çalışmamızda aklama kavramı, aklamanın aşamaları ve yöntemleri ele alınacak ve aklamanın önlenmesine ilişkin ulusal ve uluslararası mevzuat ve kuruluşlar incelenecektir. Daha sonra 5237 sayılı Türk Ceza Kanunum.282/1'de düzenlenen "Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama Suçu" nun hukuki konusu, korunan değer, öncül suç, suçun fail ve unsurları ile incelenecektir.

Bilgi saklamaKamu hukukuKanunlar 5237 sayılı+7
Irmak Sağlam
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cumhuriyet savcısının soruşturma evresindeki görev ve yetkileri

Cumhuriyet Savcısının Soruşturma Evresindeki Görev ve Yetkileri başlıklı tez çalışmamızda Cumhuriyet savcısının tarihsel süreçteki doğuşu ve gelişimi, savcının hukuki niteliği, savcılık teşkilatının özellikleri, yapısı ve görevleri ve savcının soruşturma aşamasında haiz olduğu diğer tüm yetkiler birbirleriyle bağlantılı olarak incelenmiştir. Ceza muhakemesi, bir suç işlendiği şüphesiyle birlikte başlamaktadır. Bu noktada soruşturma evresi de yetkili makamlarca suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi ifade etmektedir. Maddi hakikate ulaşma amacıyla faaliyet gösterilen ceza muhakemesinde, hiç kuşkusuz ki, bu amaca hizmet etmek maksadıyla gerçekleştirilen en önemli faaliyetler soruşturma aşamasında yapılmaktadır. Cumhuriyet savcısı, delil serbestliği ve delillerin serbestçe değerlendirilmesi ilkeleri kapsamında eldeki somut olayı değerlendirerek suç teşkil eden bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediği, şayet gerçekleştiyse bu olayı gerçekleştiren kişinin şüpheli olup olmadığı hususunda bir değerlendirme yapmaktadır. Bu değerlendirme soruşturma aşaması devam ederken toplanan deliller vasıtasıyla yapılmaktadır. Yani esasında savcının değerlendirme yetkisinin kapsamını, somut olay bağlamında toplamış olduğu tüm deliller oluşturmaktadır. Ancak hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller, bu serbestinin sınırını çizmektedir. Bir suç işlendiği şüphesiyle başlayan soruşturma aşamasında savcının birbirine karışmış yetki, görev ve sorumlulukları çalışmamızda anlatılmaya çalışılmıştır. Ancak burada bahsetmek gerekir ki, savcının yetkilerinin birbirinden kesin çizgilerle ayrılması olanaksızdır. Zira savcı henüz ortada bir soruşturma dahi olmadan delilleri değerlendirmeye başlamakta ve bu surette başlangıç şüphesinin oluşup oluşmadığını tespit etmeye çalışmaktadır. Nihayetinde de kamusal iddia makamı olarak görev yapan ve soruşturma evresinin patronu olarak anılan Cumhuriyet savcısının soruşturma aşamasını sonlandıran kararları incelenmiştir. Çalışmamızda; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay kararlarına da yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Cumhuriyet Savcısı, Soruşturma Evresi, Savcının Hukuki Statü, Savcının Görev, Yetki ve Sorumlulukları, Savcının Soruşturmayı Sonlandıran Kararları.

Cumhuriyet savcılığıGörevGörev alanı+5
Furkan Batuhan Karagöz
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk ceza hukukunda akaryakıt kaçakçılığı suçu

Petrol ve petroldışı maddelerden de elde edilebilen akaryakıt, ülkelerin ulaşımdan sanayiye kadar geniş bir alanda kullandıkları en önemli enerji kaynağıdır. Nüfus artışı, sanayileşme ve başka teknolojik gelişmeler akaryakıta ihtiyacı artırırken, bu talep artışı bazı yasal olmayan yöntemlerle karşılanmaya başlamıştır. Akaryakıt kaçakçılığı, vergi kaybına neden olduğundan ülke ekonomisine zarar vermekte ve aynı zamanda tüketiciye, insan sağlığına ve çevreye de zararlar vermektedir. Akaryakıt kaçakçılığının önlenmesi ve daha etkili mücadele için 13 Şubat 2007 tarihinde 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu Ek 5.maddede de kaçak petrole ilişkin ceza düzenlemeleri getirilmiştir. Uygulamada ortaya çıkan sorunlar sebebiyle kaçak akaryakıta dair ceza hükümleri 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa aktarılmıştır. Çalışmada akaryakıt kaçakçılığının nedenleri, yöntemleri ve zaman içerisindeki değişiklikleri incelenmiştir. Ayrıca çalışmada, akaryakıt kaçakçılığının gerek teorik esasları ortaya konulmuş gerekse ortaya çıkan sorunlar irdelenmiştir. Bu çerçevede akaryakıt kaçakçılığı suçlarının unsurları incelenmiş, bunun yanında yaptırım rejimi ve usul hukukuna ilişkin düzenlemeler ve uygulamadaki sorunlar ele alınmıştır.

AkaryakıtCeza hukukuKamu hukuku+3
Metin Avcı
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk Ceza Hukukunda tehdit suçu

Tehdit suçu, kişilerin hürriyetlerini ve iç huzurunu koruma amacındadır. Bu sebeple 5237 sayılı Kanunun "Kişilere Karşı Suçlar" ı ele alan iki kısmının "Hürriyete Karşı Suçlar" başlığının yedinci bölümünde 106. maddede yerini almıştır. 765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu, tehdit suçu açısından 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu ile aralarında birtakım farklılıklar barındırmaktadır. "Türk Ceza Hukukunda Tehdit Suçu" başlıklı tezimizde, Türk Ceza Kanunu'nun tehdit kavramına ne şekilde yaklaştığı, tehdit fiiline özgü yaptırımlar ve yenilikler açıklanmaya çalışılmış, uygulamada sıkça karşımıza çıkan ve fakat yanıt bulmakta zorlandığımız birtakım konulara Yargıtay kararları ışığında cevaplar aranmaya çalışılmıştır.

Ceza hukukuKanunlar 5237 sayılıTehdit+3
Şemame Merve Akman
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ceza Muhakemesi Hukukunda yargılamanın yenilenmesi

Hukuk devleti; bütün eylemlerinde Anayasa ve hukuka uygun olarak hareket eden, Anayasa'ya ve hukuka bağlı olan, insan hak ve özgürlüklerine saygı gösteren, adil bir hukuk düzeni kuran devlettir. Devletin yasama ve yürütme görevi dışında yargı görevi de bulunmaktadır. Devlet yargı görevini üstlenerek hukuki barışı sağlayıp adaleti gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Adalet; ceza muhakemesi yoluyla hukukun doğru bir şekilde uygulanarak maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Ceza yargılaması sonucunda verilen hükmün kesinleşmesiyle maddi gerçeğin ortaya çıkarıldığı karinesi kabul edilmektedir. Yani, yargı faaliyeti sonucunda uyuşmazlıkların makul süre içerisinde kesin hükümle neticelenmesi halinde adalet gerçekleşmiş olmaktadır. Ancak verilen hükmün kesinleşmesinden sonra yeni delillerin ortaya çıkması halinde maddi gerçeğe ulaşabilmek amacıyla uyuşmazlığın tekrar değerlendirilmesi gerekmektedir. Çünkü yeni delillerin ortaya çıkması adaletin sağlanmış olduğu düşüncesini sarsmaktadır. Maddi gerçeğin ortaya çıkarılarak adaletin yeniden sağlanması gerekliliği ise "Yargılamanın Yenilenmesi" kurumunu ortaya çıkarmıştır. Ceza Muhakemesinde Yargılamanın Yenilenmesi konusu Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Anabilim Dalı tarafından tarafıma yüksek lisans tez konusu olarak verilmiştir. Tez çalışmamızda bu konu hakkında kanun maddeleri, madde gerekçeleri, yargı kararları ve doktrinde yer alan farklı görüşler dikkate alınarak ayrıntılı olarak bilgi verilmeye çalışılmıştır. Çalışmamızda ilk olarak yargılamanın yenilenmesi kavramının tanımı ve hukuki niteliği, yargılamanın yenilenmesi kurumunun diğer kanun yolları ile karşılaştırılması, yargılamanın yenilenmesi kurumunun konusu ve yargılamanın yenilenmesine engel olmayan haller detaylı bir şekilde açıklandıktan sonra yargılamanın yenilenmesi nedenlerine tek tek değinilmiştir. Akabinde yargılamanın yenilenmesinin usulü ve yenilenen yargılama sonucu verilen hükmün etkileri ele alınarak çalışmamız sonuçlandırılmıştır.

Adli hataCeza muhakemesi hukukuKesin hüküm+1
Cansu Urhan Öztürk
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk ceza hukukunda irtikap suçu

İrtikap suçu, özgü suç olması hasebiyle faili olabilecek kamu görevlisinin ve bu kavramın eski kanunda kullanılan memur kavramı ile karşılaştırılması ve kapsamı, suçun unsurları, kanun hükümleri, yargı kararları ve doktrindeki tartışmalar ışığında incelemeye alınmıştır. Kamu görevlisinin görevinin sağladığı nüfuzu ve güveni kötüye kullanarak, zorlama, ikna ya da mağdurun hatasından yararlanmak suretiyle yarar veya bu yönde vaatte bulunmayı sağlaması, kişilere zarar vermesi yanında kamu idaresine duyulan güveni zedelediğinden ceza yaptırımına bağlanmıştır. İrtikap, kanunda düzenlendiği yer itibariyle de sadece bireylere zarar vermekle kalmamakta, aynı zamanda Devletin de menfaatlerine zarar vermektedir. İrtikap suçunun özellikle karıştırılma ihtimali yüksek olan dolandırıcılık, rüşvet, zimmet, yağma ve görevi kötüye kullanma gibi suçlarla benzer özellikler taşıması nedeniyle Yargıtay kararları ışığında ayrılan yönlerine ilişkin değerlendirme yapılmıştır. Çalışma iki ana başlıkta toplanmıştır. Buna göre ilk bölümde, kamu görevlisi ve kamu idaresi kavramı, ikinci bölümde irtikap kavramı, konu, fail, mağdur, unsurları, suçun ortaya çıkış biçimleri, usul, müeyyide ve irtikap suçunun benzer suçlarla ilişkisi başlıklarına yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: İrtikap suçu, kamu görevlisi, fail, mağdur, konu, unsur, benzer suçlar, karşılaştırma

Kamu personeliTürk Ceza KanunuTürk ceza hukuku+1
Çağrı Aşina Kaya Seven
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk Ceza Hukukunda bilişim suçları

Bilginin işlenmesi ve yönetilmesinde hız ve kolaylık sağlayan bilişim sistemleri bireylerin özel yaşamından kamu kurumlarının veya özel kuruluşların yürüttüğü hizmetlere kadar kullanılması sonucunu doğurup hayatımızın neredeyse her alanına nüfuz ederek kullanım payını yadsınamayacak oranda genişletmiştir. Bilişim sistemlerinin günümüz dünyasının vazgeçilmez unsurları olduğu göz önüne alındığında bu sistemler aracılığıyla gerçekleştirilen ihlallerin de gecikmeksizin, hızlı, öngörülü bir şekilde çözüme kavuşturulması ve oluşturulacak maddi ceza normlarının da değişen çağa uyum sağlayabilecek kapsamda düzenlenmesi gerekmektedir. Bilişim alanının sınırlarının olmaması karşısında bu alanda işlenen suçlarla etkili mücadelede sadece ülkelerin ulusal mevzuatlarında yer alan düzenlemelerin yeterli olmayacağı açıktır. Dolayısıyla, söz konusu suçlarla mücadelede ortak dilin oluşturulması ve ulusal yasal mevzuatların birbirlerine uyumlu hale getirilmeleri gerekmektedir. Bu bağlamda çalışmamızın, Türk Ceza Kanunu'nda bilişim alanında suçlar hakkında yer alan mevcut düzenlemeler, bu düzenlemelerin mukayeseli hukukla uyumu, düzenlemelerde eksiklik bulunan yönlerinin değerlendirilmesi ve öneriler getirilmesi suretiyle bu alana katkı sağlayabilecek nitelikte bir çalışma olması hedeflenmektedir. Çalışmamızda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) "Bilişim Alanında Suçlar" bölümünde yer alan suç tipleri, çeşitli ve sayıca fazla olan kaynak araştırması le birlikte doktrinde yer alan fikirler ve Yargıtay kararları ile zenginleştirilerek maddi ceza hukuku boyutu ile incelenecektir. Bu bağlamda, çalışma konumuzu oluşturan bilişim alanında suçların (dar anlamda bilişim suçları) suçun unsurları esas alınarak incelemesine geçilmeden önce bilişim suçlarına ilişkin temel ve teknik terim ve kavramlar incelenerek bilişim suçlarına özgü genel bilgiler verildikten sonra bilişim suçlarına ilişkin mukayeseli hukukta yer alan düzenlemeler hakkında bilgi verilecektir. Anahtar Kelimeler: Bilişim, Bilişim Sistemi, Bilişim Suçları, Bilişim Alanında Suçlar, Siber Güvenlik, Siber Terörizm.

BilişimCeza HukukuSiber güvenlik+3
Nagihan Gün
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu (TCK m.220)

Suç örgütlerini belirsiz sayıda suçu işlemek amacıyla bir araya gelmiş ve belirli bir hiyerarşik düzene sahip yapılanmalar şeklinde tanımlamak mümkündür. Suç örgütleri sadece günümüzde değil tarihin çok eski dönemlerinde de çete, eşkıya vb. isimler altında faaliyet göstermişlerdir. Günümüzde ise teknolojik gelişmeler ve iletişim imkânlarının artması ile birlikte suç örgütleri faaliyet alanları ile araç ve gereçlerini geliştirmiş ve sadece ulusal değil uluslararası nitelikte bir suç ağı oluşturmuşlardır. Suç örgütlerinin faaliyetleri de kamu düzeni ve toplumsal barışı tehdit etmekte, toplum nezdinde endişe, korku ve paniğe sebep olmaktadır. Söz konusu faaliyetler oluşturdukları somut tehlike sebebiyle TCK'nın 220. maddesinde ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir. Yapılan kanuni düzenlemede örgüt kurucu, yönetici, üye, örgüt adına suç işleyen veya örgüte yardım edenler ile örgüt veya amacının propagandasını yapan failler açısından cezai müeyyideler öngörülmüştür. Bu çalışmamızda da suç örgütlerinin yapısı, bu konudaki diğer ülke düzenlemeleri ve ülkemizde uygulanmakta olan yasal mevzuat hükümleri detaylı olarak incelenmiştir.

Kamu HukukuOrganize suç örgütleriOrganize suçlar+4
Ertan Demirci
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

5237 sayılı Türk Ceza Kanununda hırsızlık suçu

Günümüzde hırsızlık suçunun oldukça yaygınlaşması ve hırsızlık eyleminin cezalandırılmasında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun esas alınması bu çalışmanın yapılmasını gerekli kılmıştır. Dört bölümden oluşan bu tez çalışmasında, birinci bölümde hırsızlık suçu ile korunan hukuki yarara değinilmiş daha sonra suçun unsurları incelenmiştir. Aynı bölümde suçun unsurlarına değinildikten sonra suçun ortaya çıkış biçimleri incelenmiştir. İkinci bölümde suçun temel şekline nazaran daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri açıklanmıştır. Üçüncü bölümde hırsızlık suçunda hiç ceza verilmemesi veya verilen cezada indirim yapılmasını gerektiren malın değerinin azlığı, kullanma hırsızlığı, şahsi cezasızlık sebepleri ve etkin pişmanlık halleri incelenmiştir. Son bölümde ise suçun yaptırımı ve yargılanması ile birlikte suçun benzer görünümlü suçlarla arasında farkı üzerinde durulmuştur. Bununla birlikte çalışmamızda kanunda yapılan değişikliklere yer verilmiş, öğretideki hakim görüşlere ve karşıt görüşlere yer verilmiş, bu görüşler yüksek yargı içtihatları ile karşılaştırılmış, çalışmada da yer yer kanaatlerimize yer verilmiştir.

Ceza HukukuHırsızlıkKanunlar 5237 sayılı+3
Orçun Koç
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ceza muhakemesi hukukunda yargılamanın yenilenmesi

Ceza yargılamasının asli amaçları, şüpheye yer bırakmadan maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili hukuka uygun olarak cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek, bozulan kamu düzenini yeniden kurmak ve toplumdaki adalete olan güveni sağlamaktır. Bu bakımdan söz konusu amaçların gerçekleştirilebilmesi için ceza yargılaması neticesinde verilecek kesin kararın somut gerçeğe ve hukuka uygun hakkaniyetli olması gerekmektedir. Davaya bakan yargılama makamının yargılama sırasında vermiş olduğu kararda hata, eksiklik olabileceği gibi kararın gerçeğe uygun olmaması da mümkündür. Bu sebeple, bu hataların ve hukuka aykırılıkların giderilmesi, maddi gerçeğe uygun kararların istikrarlı şekilde verilebilmesi için hukuki bir denetim yoluna ihtiyaç bulunmaktadır. Yargılamanın yenilenmesi, mahkemece verilip kesinleşen hükümde, adli hatanın yapıldığının ortaya çıkması halinde adli hatanın ortadan kaldırılarak ceza yargılamasının amacının yerine getirilmesine hizmet eden ve kesin hükmün dokunulmazlığının istisnasını oluşturan özel nitelikli bir yoldur. Tez çalışmamızda ceza yargılamasında olağan üstü kanun yollarından yargılamanın yenilenmesi müessesi ele alınmıştır. İncelememizde öncelikle, yargılamanın yenilenmesi olağanüstü kanun yolunun tanımı, hukuki niteliği, amacı, benzer kurumlarla karşılaştırılması konusu detaylıca ele alındıktan sonra kanunlar, doktrin ve öğreti ışığında yargılamanın yenilenmesi sebepleri ve yargılama aşaması ve sonucu ele alınarak çalışmamız nihayete erdirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ceza Muhakemesi Hukuku, Yargılamanın Yenilenmesi, Adli Hata, Kesin Hüküm, Yargılamanın Yenilenmesi Sebepleri, Yargılama Aşaması, Yargılamanın Yenilenmesinin Sonuçları

Ceza muhakemesi hukukuCeza yargılamasıKamu hukuku+3
Burçin Küçükkasap Özkan
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu: Avrupa İnsan Hakları mahkemesi ve yargıtay kararları ışığında

Bireyin yaşam tarzının ve buna bağlı olarak toplumsal ilişkilerin, gelişen teknolojinin bir yansıması olarak her geçen gün biraz daha fazla değişime uğradığı aşikardır. Ayrıca internet kullanımının yaygınlaşması ve giderek insan hayatının vazgeçilmez bir parçası haline gelmesinin sonucunda bireylerin hayatlarına ilişkin bilgilerin yalnızca yüz yüze değil sanal dünyada da açıklandığı, açığa çıkarıldığı ve diğer kişilerin bilgisine sunulduğu görülmektedir. Bununla birlikte devletin ve gerçek veya tüzel kişilerin de eskiye oranla kişilerin özel hayatına müdahalesinin daha olanaklı olduğu bir çağda yaşadığımızı söyleyebiliriz. Bu yoğun tehlikenin sonucu olarak "özel hayatın gizliliği" kavramı daha da önem kazanmış ve daha çok korunmaya muhtaç hale gelmiştir ki 1982 Anayasası'nın 20. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesinde koruma altına alınan "özel hayatın gizliliği" hakkına yönelik ihlaller ilk kez 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda suç olarak düzenlenmiştir. Çalışmamızın konusu olan özel hayatın gizliliğini ihlal suçu iki kısımda ele alınmıştır. Birinci kısımda özel hayat kavramı, tarihi gelişimi, ulusal ve uluslararası hukuktaki yeri ve kapsamı öğretide ileri sürülen görüşler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde incelenmiştir. İkinci kısımda ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 134. maddesinde düzenlenen "özel hayatın gizliliğini ihlal" suçu ceza hukuku prensipleri açısından tüm yönleriyle ele alınmıştır. Bu kısımda çok sayıda Yargıtay kararına yer verilerek konunun ve pratik uygulamasının daha iyi anlaşılması amacı güdülmüştür.

Avrupa İnsan Hakları MahkemesiCeza HukukuGizliliğin ihlali+7
Samet Büyük
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk ceza hukukunda suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu

Suç işleyerek elde edilmesi amaçlanan menfaatlere kesin ve hızlı bir şekilde ulaşmak amacıyla oluşturulacak kolektif ve sistematik yapılar yasalarda ve içtihatlarda belirtilen şartları taşımak suretiyle ceza hukuku yönünden suç örgütü olarak kabul edilmekte ve örgütlü suçluluğun konusu olmaktadır. Türk ceza hukukunda suç örgütlerine ilişkin düzenlemelere 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 220, 78 ve 314. maddeleri ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nda yer verilmiştir. Örgütlü suçlara ilişkin temel ve genel düzenleme mahiyetinde olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinde örgüt kurma, örgüt yönetme, örgüte üye olma, örgüte yardım etme ve örgüt propagandası yapma suçlarına da içeren "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma" suçu düzenlenmiştir. Kanunun 314. maddesinde ise suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna kıyasla amaç suçlar yönünden sınırlama getirilmiş olan "Silahlı Örgüt" suçu düzenlenmiştir. Aynı kanunun 78. maddesinde ise suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve silahlı örgüt suçlarından farklı olarak "Örgüt" suçu düzenlenmiştir. Bu suç yalnız TCK'nın 76 ve 77. maddelerinde düzenlenen "Soykırım ve İnsanlığa Karşı Suçlar" suçlarının amaç olarak belirlendiği örgütlere özgü olarak düzenlenmiştir. Bu madde kapsamındaki örgüte ilişkin olarak her ne kadar TCK'nın 220. maddesinde belirtilen unsurlar aranmakta ise de 78. madde kapsamında sadece örgüt kurma, örgüt yönetme ve örgüte üye olma suçları düzenlenmiştir. Diğer hususlarda TCK'nın 220. maddesine atıf yapılmamıştır. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunun aksine işlenmesi hedeflenen suçların araç, amaçlananın ise işlenecek suçlar neticesinde elde edilecek siyasi sonuçlar olan terör örgütlerine ilişkin düzenlemelere ise 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nda yer verilmiştir. TCK'nın 220 ve 221. maddelerinde düzenlenen hükümler özellikle unsurları yönünden örgüte ilişkin genel mahiyette olup ayrıca hüküm bulunmayan hallerde silahlı örgüt ve terör örgütüne ilişkin olarak da uygulanacaktır. Çalışmamızda Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki örgütlere ilişkin düzenlemeler incelenmiş, suç işlemek amacıyla örgüt kurma silahlı örgüt ve terör örgütü suçlarına ilişkin unsurlar öğretideki farklı görüşler ve yargı kararları doğrultusunda ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Örgütlü Suçluluk, Örgüt Kurma, Örgüt Yönetme, Örgüte Üye Olma, Silahlı Örgüt, Terör Örgütü.

Ceza hukukuKanunlar 5237 sayılıSuç+2
Gökhan Aydoğan
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00

Diğer danışmanlar