Theses supervised by Doç. Dr. Ezgi Toplu Demirtaş

10 theses · MEF University, Bahçeşehir University

Master'sOpen AccessTR

Üniversiteli kadınlarda güzelliğin geniş kavramsallaştırılması ve sosyal medyada dış görünüş algısı arasındakı ilışkide beden değerinin aracı rolünün incelenmesi

Beden ve sosyal medya son yıllarda araştırmacıların sıklıkla ilgilendiği konular haline gelmiştir. Bu iki başlık altında karşımıza çıkan kavramlardan bazıları güzelliğin geniş kavramsallaştırılması, beden değeri ve sosyal medyada dış görünüş algısıdır. Bu kavramlar toplumsal cinsiyet normlarının üzerinden daha çok kadınları etkilemiş ve kadınlar ile çalışılmıştır. Araştırmalar, güzelliği daha geniş kapsamda tanımlayan kadınların daha yüksek beden değerine sahip olduğunu ve daha yüksek beden değerine sahip kadınların sosyal medyada nasıl göründüklerine dair daha az endişe duyduklarını göstermiştir. Öte yandan, literatürde sosyal medyanın beden ve güzellik algıları üzerindeki rollerine dair araştırmalar mevcutken, beden ve güzelliğin kişilerin sosyal medyadaki deneyimlerini nasıl şekillendirdiğine dair araştırmalar kısıtlıdır. Ayrıca, literatürde bu üç kavramı da kapsayan bir araştırmaya rastlanmamıştır. Bu yüzden bu araştırmanın amacı üniversiteye giden genç kadınlarda güzelliğin geniş kavramsallaştırılması ve sosyal medyada dış görünüş algısı arasındaki ilişkide beden değerinin aracı rolünü incelemektir. Araştırmanın örneklemi 18-40 yaş arasındaki 329 üniversiteli kadındır. Verilerin toplanması için öncelikle Güzelliğin Geniş Kavramsallaştırılması Ölçeği Türkçeye uyarlanmıştır. Sonrasında veriler Güzelliğin Geniş Kavramsallaştırılması Ölçeği, Sosyal Medyada Dış Görünüş Algısı Ölçeği, Beden Değeri Ölçeği-2 ve Kişisel Bilgi Formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın hipotezlerini test etmek için Hayes PROCESS kullanılarak Basit Aracı Değişken Analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda, güzelliği daha geniş kavramsallaştıran genç kadınların bedenlerine verdikleri değer artma eğilimi göstererek sosyal medyada dış görünüş algılarının azalma eğiliminde olabileceği bulunmuştur. Araştırma bulguları ve araştırmanın sınırlılıkları mevcut literatür ve Nesneleştirme Teorisi bağlamında tartışılmış, ruh sağlığı uzmanları, eğitimciler ve araştırmacılar için ileriki uygulama ve araştırmalara yönelik öneriler paylaşılmıştır.

Beden imgesiDış görünüşGenç yetişkinler+4
Melike Boz Akarslan
MEF University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Nöroçeşitli çocuğu olan annelerde, kaygı düzeyi ve evlilik doyumuarasındaki ilişkide sosyal desteğin aracı rolünün incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, nöroçeşitli çocuğu olan annelerde, kaygı düzeyi ile evlilik doyumu arasındaki ilişkide sosyal desteğin paralel çoklu aracı rolünü incelemektir. Çalışma Türkiye'de ikamet eden 18 yaşından büyük, evli ve nöroçeşitli çocuğu olan 188 anne ile yürütülmüştür. Araştırma da Çalışmaya Gönüllü Katılım Onayı Formu, Çalışma İçin Uygunluk Formu, Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği , Evlilik Doyumu Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek için korelasyon analizi ve Paralel Çoklu Aracı Değişkenli Analiz (Process MACRO, Model 4) kullanılmıştır. Sonuçlara göre, aileden alınan sosyal desteğin, kaygı düzeyi ve evlilik doyumu arasındaki ilişkide aracılık rolü anlamlı bulunurken, arkadaş ve özel bir insandan alınan sosyal desteğin aracı rolleri anlamlı bulunamamıştır. Araştırmada elde edilen bulgular alanyazın kapsamında tartışılmış ve çalışmanın sonunda araştırmaya ve uygulamaya yönelik öneriler sunulmuştur.

Elif Kaplan
MEF University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınlarda baba bağlanmasından evlilik doyumuna giden yollar: Öz güven ve öz şefkatin seri aracı rolleri

Bağlanma kuramı, çocukluk dönemindeki bakım veren-çocuk bağlanmasının, yetişkinlik dönemindeki partner bağlanmasını etkileyebileceğini ileri sürer. Bu etkilenmenin, evlilik doyumunu yordamada önemli bir rolü olduğu da bilinmektedir. Öz güven ve öz şefkat kadınlar için önemli bir duygusal gerekliliktir ve eksikliklerinin, kadınların iyi oluşu üzerine olumsuz yansımaları olabilmektedir. Bundan dolayı bu araştırmanın amacı kadınların baba bağlanması ile evlilik doyumu arasındaki ilişkide öz güven ve öz şefkatin seri aracı rolünü incelemektir. Araştırmanın örneklemi, babalarını 16 yaşından önce kaybetmemiş olan, yaşları 18 ve 69 arasında değişen 425 evli kadından oluşmaktadır (Ort yaş = 35.44; SS yaş = 7.58; min yaş = 18, mak yaş = 69). Araştırma da Kişisel Bilgi Formu, Çift Uyum Ölçeği, Anne ve Babaya Bağlanma Ölçeği II Baba Formu, Kadın Öz Güven Ölçeği ve Öz Duyarlık Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın ana hipotezlerini test etmek için Hayes PROCESS analiz programı kullanılarak Seri Çoklu Aracılık Değişken Analizi (Model 6) yapılmıştır. Araştırmanın bulguları, baba ile daha güvenli bağlanan kadınların, öz güvenleri ve öz şefkatleri aracılığıyla evliliklerinden daha fazla doyum aldıklarını ortaya koymuştur. Araştırma bulguları alanyazın kapsamında tartışılmış ve araştırmacılar ve ruh sağlığı uzmanları için bulgulara dayalı araştırmaya ve uygulamaya yönelik öneriler sunulmuştur.

BağlanmaEvlilikÖz güven
Öznur Büber
MEF University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerde kaçıngan bağlanma ile aldatma eğilimi arasındaki ilişkide ilişkisel ihtiyaçların aracı rolü

Aldatma, evliliklerde yaygın görülen ve ilişkide derin çatışmalara yol açabilen önemli bir sorundur. Bireylerin çocuklukta geliştirdikleri bağlanma stilleri, yetişkinlikte romantik ilişkilerdeki tutum ve davranışlarını, özellikle de aldatma eğilimlerini etkileyebilir. Bu bağlamda, ilişkisel ihtiyaçların (duygusal destek, ilgi, güven gibi) karşılanmaması da bireylerin aldatma eğilimini artıran önemli bir etken olarak değerlendirilebilir. Bu noktadan hareketle güvensiz-kaçıngan bağlanan evli bireylerin aldatma eğilimlerinde, ilişkisel ihtiyaçların aracı bir rol oynayıp oynamadığı bu araştırmanın çıkış noktası olmuştur. Dolayısıyla, bu araştırmanın amacı, evli çiftlerde, kaçıngan bağlanma ile aldatma eğilimi arasındaki ilişkide ilişkisel ihtiyaçların aracı rolünü incelemektir. Araştırmanın örneklemini yaşları 30 ile 60 arasında değişen, en az 6 aydır evli olan, 121'i kadın (%64.8), 66'sı erkek (%35.2) olmak üzere 187 kişi oluşturmaktadır. Bu çalışmada kolay ulaşılabilirlik örnekleme yöntemi kullanılmıştır ve veriler çevrimiçi olarak toplanmıştır. Araştırmada, "Yakın İlişkilerde Yaşantılar Ölçeği Kısa Formu, İlişkisel İhtiyaçlar Doyum Ölçeği, , Aldatma Eğilimi Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları kaçıngan bağlanma ile aldatma eğilimi arasındaki ilişkide, ilişkisel ihtiyaçlar (destek ve koruma)'ın aracı (dolaylı) etkisinin olmadığını ortaya koymuştur. Araştırmada elde edilen bulgular akademik literatür kapsamında tartışılmış ve araştırmacılar ve ruh sağlığı çalışanları için araştırmaya ve uygulamaya yönelik öneriler sunulmuştur.

Ayşe Ferzan Güven
MEF University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Erkekliğe yönelik algılanan tehdit ile yaşam doyumu arasındaki ilişkide varoluşsal kaygıların aracı rolü

Erkeklik kadınlığın aksine elde edilmesi ve sürekli kanıtlanması gereken bir yapıya sahiptir. Erkeklik "üstün" bir statü olarak görülmekte ve bu statüye ulaşmak için çeşitli aşamalardan geçilmesi gerekmektedir. Erkeklik kazanılması zor bir statüdür ancak kaybedilmesi de bir o kadar kolaydır. Kırılgan erkeklik kuramı bağlamında; erkeklik kadınlığa göre zor kazanılıp kolay kaybedildiğinden ve sürekli ispat gerektirdiğinden ötürü daha kırılgan bir yapıdadır ve bundan dolayı erkeklerin cinsiyetlerine yönelik tehdit algıları daha yüksektir. Yetişkin bir erkek için "erkeklik" rolü benliğin bir parçası, varoluş amacı ve anlamı haline gelebildiğinden erkekliğe yönelik algılanan tehdidin varoluşsal kaygıları tetikleyebileceği ve yaşam doyumunu azaltabileceği düşünülmektedir. Bundan dolayı bu araştırmanın amacı, genç yetişkin erkeklerde, erkekliğe yönelik algılanan tehdit ile yaşam doyumu arasındaki ilişkide varoluşsal kaygıların aracı rolünü incelemektir. Bu araştırmanın örneklemi 20 – 40 yaş aralığında cinsiyetlerini erkek olarak tanımlayan 250 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada, Demografik Bilgi Formu, Kırılgan Erkeklik Ölçeği, Varoluşsal Kaygı Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın hipotezlerini test etmek amacıyla Hayes PROCESS analiz programı kullanılarak Basit Aracılı Değişken Analizi (Model 4) uygulanmıştır. Araştırmanın bulguları, genç yetişkin erkeklerde erkekliğe yönelik algılanan yüksek tehdidin varoluşsal kaygılar aracılığıyla yaşam doyumunu azalmasına yol açabileceğini ortaya koymuştur. Elde edilen bulgular akademik literatür ışığında tartışılmıştır ve araştırmacılar ve ruh sağlığı uzmanları için hem araştırmaya hem de uygulamaya dair öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Erkekliğe yönelik algılanan tehdit, kırılgan erkeklik kuramı, varoluşsal kaygı, yaşam doyumu, genç yetişkinlik.

Elif Hızar
MEF University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Beliren yetişkin kadınlarda kaygılı bağlanma ile psikolojik flört şiddetine maruz kalma arasındaki ilişkide öz güven ve öz şefkatin seri aracı rollerinin incelenmesi

Beliren yetişkinlik 18-30 yaş arasını kapsayan; aşk, iş ve dünya görüşü olmak üzere üç temel boyutta kimlik gelişiminin ön planda olduğu ergenlik ve yetişkinlik arasındaki yaş dönemidir. Bu dönemde romantik ilişkilerde yakınlık ve ilişkiyi geleceğe taşıma düşüncesi ön plana çıkmaktadır. Romantik ilişkiler bireyin sevgi, ait olma ve güven ihtiyaçlarını karşılarken bir yanıyla da şiddet içerebilmekte ve zarar verici olabilmektedir. Flört şiddetinin bir türü olan psikolojik flört şiddeti partneri itibarsızlaştırmayı veya incitmeyi amaçlayan söz ve davranışlarla partnere karşı üstünlük kurmayı, kontrol etmeyi ve baskı altına almayı içermektedir. Yaşamın ilk yıllarında bireyin bakım vereni ile kurduğu bağlanma stili yetişkinlik döneminde partner bağlanmasını da etkilemektedir. Kaygılı bağlanan bireyler güvensiz partnerler seçebilir ve şiddete maruz kaldıkları bir ilişkiyi sürdürebilirler. Öz güven ve öz şefkat kadınların psikolojik flört şiddetine maruz kalmasını arttırabilen ya da azaltabilen faktörler olarak literatürde karşımıza çıkmaktadır. Bundan dolayı bu araştırmanın amacı, beliren yetişkin kadınlarda kaygılı bağlanma ile psikolojik flört şiddetine maruz kalma arasındaki ilişkide öz güven ve öz şefkatin seri aracı rolünü incelemektir. Araştırmanın örneklemi yaşları 18-30 arasında değişen halen devam eden bir ilişkisi olan ya da daha önce bir romantik ilişkisi olmuş heteroseksüel 306 kadından oluşmaktadır (Ort yaş = 24.00; SS yaş = 3,48; min yaş = 18, mak yaş = 30) Araştırmada Demografik Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Ölçeği Kısa Formu, Çok Boyutlu Duygusal İstismar Ölçeği, Öz-Duyarlık Ölçeği ve Kadın Özgüven Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın ana hipotezlerini test etmek için Hayes PROCESS analiz programı kullanılarak Seri Çoklu Aracılık Değişken Analizi (Model 6) uygulanmıştır. Araştırmanın bulguları beliren yetişkinlik dönemindeki kadınların, kaygılı bağlanma stiline sahip olsalar bile yüksek öz güven ve öz şefkat düzeyleri aracılığı ile psikolojik flört şiddetine maruz kalma olasılıklarının azalabileceğini ortaya koymuştur. Bu bulgular akademik literatür kapsamında tartışılmış ve araştırmacılar ve ruh sağlığı çalışanları için araştırmaya ve uygulamaya yönelik öneriler sunulmuştur.

Merve Borazan
MEF University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Beliren yetişkinlerde kaygılı bağlanmadan siber flört şiddeti uygulamaya giden yollar: Bir çoklu paralel aracılık modeli testi

Bu çalışmanın amacı, beliren yetişkinlerde kaygılı bağlanma ile siber flört şiddeti ilişkisinde benlik algısı, duygu düzenleme ve kıskançlığın paralel çoklu aracı rollerinin incelenmesidir. Bu bağlamda siber flört şiddeti bağımlı değişken, güvensiz bağlanma ise bağımsız değişken olarak ele alınmıştır. Benlik algısı, duygu düzenleme ve kıskançlık ise aracı değişkenlerdir. Bu araştırma, romantik ilişki yaşamış yada yaşamakta olan beliren yetişkinlik (18-30) yaş grubundaki 300 katılımcı ile yapılmıştır. Araştırma verilerini elde ederken Yakın İlişkilerde Yaşantılar Ölçeği Kısa Formu, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği Kısa Formu, Sosyal Karşılaştırma Ölçeği, Çok Boyutlu Kıskançlık Ölçeği ve Siber Flört İstismarı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verilerinden elde edilen sonuçlara göre değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek için korelasyon analizi ve Paralel Çoklu Aracı Değişkenli Analiz yapılmıştır. Bulgulara göre, duygu düzenleme ve kıskançlığın, kaygılı bağlanma ile siber flört şiddeti arasındaki ilişkide paralel çoklu aracılık rolleri doğrulanmıştır. Araştırma bulguları literatür kapsamında tartışılmış ve araştırmaya yönelik ve uygulamaya yönelik öneriler sunulmuştur.

Buse Yıldırım
MEF University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Genç yetişkin erkeklerde kırılgan erkeklikten psikolojik şiddet uygulamaya giden yollar: Bir seri aracı modeli testi

Alanyazında, kırılgan erkeklik, psikolojik şiddete yönelik algı, kıskançlık ve psikolojik şiddet uygulama arasındaki ilişkileri ortaya koyan araştırmalar, Türkiye'de ve genç yetişkin erkek örnekleminde oldukça kısıtlıdır. Dolayısıyla, bu araştırma psikolojik şiddeti, kırılgan erkeklik temelinde, psikolojik şiddete yönelik algı ve bilişsel kıskançlık aracılığıyla incelemektedir. Araştırmanın örneklemini, romantik ilişki deneyimi olan 18-30 yaş arası 160 genç yetişkin erkek oluşturmaktadır Araştırma verileri internet üzerinden sosyal medya kanalları aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin toplanması için, Kırılgan Erkeklik Ölçeği, Flört Şiddetine Yönelik Algı Ölçeği, Çok Boyutlu Kıskançlık Ölçeği ve Çok Boyutlu Duygusal İstismar Ölçeği Kısa Formundan yararlanılmıştır. PROCESS programı kullanılarak Seri Çoklu Aracı Değişken Analizi yapılmıştır. Araştırma bulguları, genç yetişkin erkeklerin kırılgan erkeklik düzeyi arttıkça, psikolojik şiddete yönelik algılar ve kıskançlığın aracılığıyla psikolojik şiddet uygulama eğiliminin de arttığını ortaya koymaktadır. Araştırmadan elde edilen bulgular alanyazın kapsamında ele alınarak tartışılmış, bulgulara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Psikolojik şiddetToplumsal cinsiyet
Fatma Buse Göksu
MEF University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Anne-çocuk bağlanması ve duygusal erişilebilirlik arasındaki ilişkiler: İkili (Diyadik) analiz

Bu tez çalışmasının amacı, annelerin kendi bağlanma stilleri ile çocuklarının bağlanma stilleri arasındaki ilişkiyi, annelerin duygusal erişilebilirlikleri ile çocuklarının duygusal erişebilirlikleri arasındaki ilişkiyi ve anne bağlanma ile anne ve çocuk duygusal erişilebilirlik ve çocuk bağlanma ile anne ve çocuk duygusal erişilebilirlik arasındaki ilişkileri ikili bir bakışla ortaya koymaktır. Bu doğrultuda bağlanma konusunda hem annelerden hem de çocuklarından veri toplanarak ikili bir analiz yapılmıştır. Araştırmanın katılımcıları gönüllü ve on sekiz yaşından büyük kadın ve erkekler ile anneleridir. Araştırma için Anne-Baba ve Akran Bağlanması Envanteri (IPPA-T) ile Lum Ebeveyn Duygusal Erişilebilirlik Envanteri (LEAP) kullanılmıştır. Çalışmanın hipotezleri Yapısal Eşitlik Modellemesi Yol Analizi kullanılarak test edilmiştir. Araştırmanın bulguları, hipotezleri doğrulayarak, annelerin kendi bağlanma stilleri ile çocuklarının bağlanma stilleri arasında, annelerin duygusal erişilebilirlikleri ile çocuklarının duygusal erişebilirlikleri arasında ve anne-çocuk bağlanma ile duygusal erişilebilirlik arasında pozitif ilişkiler olduğunu ortaya koymuştur. Araştırma bulguları alan yazın kapsamında tartışılmış ve araştırmacılar ile alandaki ruh sağlığı uzmanları için bulgulara dayalı öneriler sunulmuştur.

Güvenli bağlanma
Sinem Makbule Yıldızeli Bahçeli
MEF University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kaygılı bağlanma ile psikolojik flört şiddeti uygulama arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğü ve reddedilme duyarlılığının düzenleyici rolleri

Bu çalışma, kaygılı bağlanma ile psikolojik flört şiddeti uygulama davranışı arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün düzenleyici, reddedilme duyarlılığının düzenleyicinin düzenleyicisi rolünün incelenmesini amaçlamaktadır. Çalışmanın örneklemi, 18-30 yaş arasında, cinsel yönelimini heteroseksüel, lezbiyen, gey ve biseksüel olarak tanımlayan ve geçmişte veya süregelen bir flört deneyimi olan 237 katılımcıdan oluşmaktadır. Çalışmanın verileri, Demografik Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II (YİYE-II), Reddedilme Duyarlılığı Ölçeği (RDÖ), Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği-Kısa Formu (DDGÖ-16) ve Çok Boyutlu Duygusal İstismar Ölçeği-Kısa Formu (ÇBDİÖ-KF) aracılığı ile çevrimiçi olarak toplanmıştır. Araştırmanın hipotezlerini test etmek için Hayes (2013) tarafından geliştirilen Process Macro'da düzenleyicinin düzenleyicisi analizinden (Model 3) yararlanılmıştır. İstatistiksel analizler, kaygılı bağlanmanın, reddedilme duyarlılığının ve duygu düzenleme güçlüğünün tek başlarına psikolojik flört şiddeti uygulama üzerinde anlamlı bir yordayıcı etkisinin bulunmadığını göstermiştir. Duygu düzenleme güçlüğünün düzenleyici etkisinin, reddedilme duyarlılığı düzeyine bağlı olduğunu görülmüştür. Her ikisinin de düşük olduğu düzey dışında, duygu düzenleme güçlüğü ve reddedilme duyarlılığının her seviyesinde, kaygılı bağlananlarda psikolojik flört şiddeti uygulama riskinin arttığı görülmüştür. Çalışmadan elde edilen bulgular ilgili literatür ışığında tartışılmıştır. Çalışmanın sınırlılıklarına, klinik uygulamalar ve gelecek çalışmalar için önerilere yer verilmiştir.

Duygu düzenleme güçlüğüFlörtKaygılı ve kaçınan bağlanma+4
Ayşe Nur Yılmaz
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00

Other supervisors