Theses supervised by Doç. Dr. Faruk Gökçe
10 theses · Dicle University
Türk dilinde erki edatı (Tarihsel karşılaştırmalı bir inceleme)
Dilin canlı bir varlık olduğunu kanıtlayan terimlerden biri olan gramerleşme, büyük dil yapılarının küçük dil yapılarına dönüştüğü anlamsal, yapısal ve biçimsel bir yapıdır. Gramerleşmenin süreçleri ve ilkeleri, gramerleşme kavramının anlaşılmasında önemli bir yer tutar. Sözlüksel bir yapının gramatikal bir yapıya dönüşmesi ya da gramatikal bir yapının gramer derecesinin artması olarak değerlendirilen gramerleşmenin bir ürünü olan edatlar, tek başına anlamı olmayan fakat cümle içerisinde anlam ve görev kazanan, cümleyi birçok açıdan destekleyen cümlenin yardımcı öğeleridir. Bir dilin gerçek zenginliği kelime sayısıyla değil, ifade olanaklarının genişliği ile ölçülür. Edatlar; köken, yapı ve anlam bakımından incelenerek sınıflandırılmaktadırlar. Genellikle ana öğeler olan isim ve fiil dışında, yardımcı öğeler içinde yer alan edatlar, isim ve fiilden oluşan bağımlı birimlerdir. Cümleyi pekiştirmek ve cümleye şüphe, tereddüt gibi anlamlar katmak amacıyla kullanılan edatlardan biri olan erki edatı, şekilsel değişikliklere uğrayarak Türkiye Türkçesine kadar gelmiştir. Çalışmamızda gramerleşme teorisi incelendikten sonra edat terimi, edatların yapısı ve sınıflandırılması, Türkçede edatların gramerleşmesi konuları açıklanmaya çalışılmıştır. Edatların gramerleşmesi bağlamında erki edatı, tarihsel-karşılaştırmalı bir yöntemle tanıklanarak incelenmiştir.
Tercüme-i Nüzhetü'l-Kulûb (vr. 188a-308b) giriş-dil incelemesi-metin-dizin
Tercüme-i Nüzhetü'l-Kulûb, 1650'den önce Bitlis Bey'i Abdal Han bin Ziyaeddin Han için tercüme edilmiş bir eserdir. Varak sayısı en fazla olan bölüm olması ve o dönemdeki değişik coğrafyalar hakkında verdiği bilgiler (yerleşim yerlerinin enlem ve boylamları, yetişen bitkiler ve meyveler, iklim şartları, insanlarının fiziksel ve psikolojik yapıları, gelir kaynakları v.b.) yönünden kayda değer ayrıntılar ihtiva eden önemli bir eserdir. Çalışmamızın konusu, XVII. yüzyılda Farsçadan Türkçeye tercüme edilen Tercüme-i Nüzhetü'l-Kulûb adlı eserin coğrafya bölümünün tetkikidir. Barındırdığı dil malzemesi itibariyle XVII. yüzyıl Türkçesine katkıda bulunabilecek bir eser olması açısından önemli bir yapıttır. Türk dilinin izlediği seyir ancak bu tarz eserlerin fonetik ve morfolojik yapılarının ayrıntılı tespitiyle mümkün olabileceği aşikârdır. Bu yönüyle eserin, bu yüzyıldaki dil gelişimi hakkında fikir vermesi açısından faydalı olacağı inancındayız. Eser; giriş, dil incelemesi, metin ve dizin bölümlerinden oluşmuştur. Giriş bölümünde; eserin orijinal kaynağı ve müellifi, tercümenin mütercimi ve yazılış tarihi hakkkında bilgi verilmeye çalışılmıştır. Tez üzerine yapılan akademik çalışmaların yanısıra tezin kapsamı ve nasıl hazırlandığı üzerinde durulmuştur. Dil İncelemesi bölümünde; çalışmamızın özünü oluşturan eserin dil incelemesi yer almaktadır. Metnin dil özellikleri, yazım, ses ve biçim bilgisi bölümlerinden oluşturulmuş olup dönemin dil özelliklerini yansıtacak örneklerle bu alana katkıda bulunulmaya çalışılmıştır. Metin bölümünde; elde bulunan Osmanlıca nüsha çeviri yazıya aktarılmıştır. Aktarma işlemi yapılırken silik olup okunamayan yanlış harekelendirilmiş veya yanlış yazılmış kelimeler için eser Farsça aslıyla kıyaslanmak suretiyle düzeltme yapılmış ve dipnotta belirtilmiştir. Özellikle metnimizde yüzden fazla yer ismi bulunmaktadır. Aynı özel ismin yer yer farklı yazım şekilleri bulunmaktadır. Doğru yazım şeklini tespit etmek için metinde geçen yer isimlerinin tümü, özel isimlerinden ise bazıları Farsça aslıyla bire bir karşılaştırılarak okunmuştur. Dizin bölümünde; eserde yer alan kelimeler genel adlar dizini ve özel adlar dizini olmak üzere iki ayrı başlık altında sınıflandırılmıştır. Özel adlar dizini kendi içinde kişi adları, eser adları, yer adları, ulus ve kabile adları dizini olarak bölümlere ayrılmıştır. Sonuç bölümünde; tezin geneliyle ilgili ulaşılan sonuçlara maddeler halinde yer verilmiştir. Kaynakça bölümünde; yararlanılan kaynakların ismi alfabetik sıra gözetilerek oluşturulmuştur. Eserin elde mevcut olan nüshasının tıpkıbasımından örnek birkaç sayfa ile çalışma sonuçlandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tercüme-i Nüzhetü'l-Kulûb, Dil bilgisi, XVII. yüzyıl Osmanlı Türkçesi, Tenkitli metin
Ömer Seyfettin'in Diyet adlı eserinin A1-A2 seviyesinde sadeleştirilmesi
İkinci bir dil öğrenme aşamasında seviyeye uygun hikaye kitapları her öğrencinin ihtiyaç duyduğu en temel kaynaklardır. Bu nedenle öğrencilerin öğrenimini kolaylaştırma açısından ya özgün metinler hazırlanmalı ya da Türk yazarlar tarafından kaleme alınan içerisinde kültürel değerlerin olduğu eserlerin sadeleştirilmesi yoluna gidilmelidir. Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesi amacıyla birçok kaynak kitap yazılmış ve basılmıştır. Fakat öğrencilerin yardımcı kaynak arayışına girdiklerinde ulaşabileceği çok fazla kaynağın olmadığı görülmektedir. Yabancı bir dil öğrenim sürecinde kaynak arayışının daha A1 seviyesinde büyük önem taşıdığı bilinmektedir. Öğrenci bu süreçte kendi seviyesine uygun, içerisinde alıştırmalar olan kaynaklara ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenler göz önüne alınarak çalışmanın amacı, Türkçeyi ikinci bir dil olarak öğrenen A1 ve A2 seviyesindeki öğrencilere uygun hikayeler oluşturmaktır. Hikayelerin seviyeye uyarlanması aşamasında "Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Metni" incelenmiş bu süreçte öğrencilere sağlanabilecek en üst fayda belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca metinlerin sadeleştirilme çalışmasıyla birlikte Türk yazarlarının ve eserlerinin öğrencilere tanıtımı da sağlanmış olacaktır. Bu çalışmada Ömer Seyfettin'in hikayelerinden "Diyet, Başını Vermeyen Şehit, Yüksek ökçeler, Korkunç Bir Ceza, Çakmak, Büyücü, Külah, ve Üç Öğüt" hikayeleri metin örneklemini oluşturmuş A1 ve A2 seviyesindeki öğrenciler için uygun olduğu varsayılmıştır. Eldeki tez yardımcı okuma metinlerinin sadeleştirilmesi ve uyarlanması aşamasında objektif davranıldığı ve bilimsel verilerin temel alınarak hazırlandığı varsayımına dayanmaktadır. Ömer Seyfettin'in hikayeleri Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Metnine göre uyarlanmıştır. Çalışmada uyarlanma aşamasından sonra öğrencilerin okuma becerilerinin geliştirilmesi amacıyla, okuma öncesi etkinliği olarak kelime alıştırmaları, okuma sonrası etkinliği olarak da okuduğunu anlama soruları ve alıştırmaları hazırlanmıştır. Seçilen hikayeler, A1 ve A2 seviyesindeki öğrencilerin dil kazanımları, dil bilgisi ve kelime bilgisi seviyeleri temel alınarak uyarlanmış ve sadeleştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yabancı dil öğrenimi, Ömer Seyfettin, hikayelerin uyarlanması, sadeleştirilmesi, yabancılara Türkçe öğretimi.
Yabancılara Türkçe öğretimi kapsamında Kemalettin Çalık'ın Piri Reis adlı eserinin B1 seviyesinde sadeleştirilmesi
Yabancılara Türkçe öğretimi kapsamında yapılan sadeleştirme çalışmalarında son zamanlarda artış görülmektedir. Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi yaygınlaştıkça öğretim materyalleri ve dil öğretim ortamları çeşitlenmekte ve gelişmektedir. Yabancılara Türkçe öğretimi konusunda en önemli problemlerden biri öğretim programlarının geliştirilmesine kaynaklık edecek Türkçenin dilbilgisini işlevsel açıdan ve her yönüyle aktaracak kaynakların yeterli olmamasıdır. Hazırladığımız bu çalışmanın asıl amacı Yabancılara Türkçe öğretiminde okuma- anlama becerisinin kazandırılması ve geliştirilmesi amacıyla bilimsel ölçütler çerçevesinde dil düzeyine uygun ve özgün metin sadeleştirmenin nasıl gerçekleştirileceğine dair örnek bir çalışma hazırlamaktır. Eldeki çalışma, dil öğretimi alanında bilimsel verilerden yararlanılarak sadeleştirme yöntemleri doğrultusunda bu alandaki kaynak eksikliğini gidermeyi hedeflemektedir. Dil öğretimi alanına materyal oluşturma sürecinde hedef kitlenin seviyesi göz önüne alınarak uygun olan yöntem tercih edilmekte ve sadeleştirme çalışması bu doğrultuda yapılmaktadır. Dil öğrenen birey sadece o dili öğrenmekle yetinmeyip o milletin kültürü ve değerleri hakkında da bilgi sahibi olmaktadır. Bu nedenle eldeki çalışma hazırlanırken Türk kültürünü ve değerlerini barındıran edebi bir eser tercih edilmiştir. Çalışmaya konu olan "Piri Reis" adlı bu roman ile Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen B1 seviyesindeki bireyler için alternatif kaynak oluşturulup seviyesine uygun bir eseri okuyup anlaması hedeflenmiştir. Ele aldığımız eser Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Metni incelenerek B1 düzeyine ulaşmış öğrenicilere yönelik sadeleştirilip asıl metne sadık kalınmaya çalışılmış ve öğrencilerin kazanımları belirlenip bu doğrultuda sadeleştirme yapılmıştır. Sadeleştirme sırasında B1 seviyesindeki bireye uygun dilsel yapılar; Yunus Emre Enstitüsü tarafından hazırlanan Yedi İklim Türkçe B1 ders kitabı, İstanbul Yabancılar İçin Türkçe Ders Kitabı ve Diller için Avrupa Ortak Başvuru Metninden hareketle belirlenmiş ve sadeleştirme işlemi bu kriterlere göre yapılmıştır. Sadeleştirme sürecinde en kritik noktalardan biri olan kelime seçimi sürecinde Murat Aydın tarafından oluşturulan öğrencilerin bilmesi gereken muhtemel kelime listesi, Gökhan Ölker'in hazırladığı Yazılı Türkçenin Kelime Sıklığı sözlüğü, TDK'nin güncel sözlüğü esas alınmıştır. Çalışmanın uygulama sürecinde okuma-anlama sürecindeki kazanımı görmek adına çoktan seçmeli, doğru-yanlış, kısa cevaplı sorular, evet-hayır, eşleştirme şeklinde alıştırmalar eklenmiştir.
1950 yılı Milliyet Gazetesi özelinde basın diline sözcükbilim açısından bir bakış
İnsanın yeryüzünde var olduğu günden bugüne, kendisini diğer canlılardan ayıran en önemli yanı dil vasıtasıyla sürekli bildirim ve bildirişim ihtiyacı hissetmesidir. İnsanın çevresiyle sürekli bir iletişim ihtiyacı içinde olması farklı iletişim boyutlarının ortaya çıkmasına zemin hazırlamış, gerek sözlü ve gerekse yazılı iletişim formlarını; kendini, ihtiyaçlarını ve amaçlarını gerçekleştirmede araç olarak kullandığı dil vasıtasıyla ortaya koyarak iletişim ortamındaki eylemlerini yerine getirmeye çalışmıştır. Yazının, kâğıdın ve matbaanın ortaya çıkışıyla duygu, düşünce ve bilginin geleceğe taşınması gerçekleşmiş ve bu yolla kültürel devamlılık sağlanmış, uygarlıkların oluşmasına zemin hazırlanmıştır. Konunun sosyal boyutunu ihtiva eden, amacı haber ve bilgi vermek olan, kitle iletişiminin esasını oluşturan araçlar; dergi, gazete, kitap, sinema, televizyon, radyo, internet gibi kitle iletişim araçlarıdır. Medya da bu araçlarla oluşan bilginin saklanması, depolanması ve geniş halk kitlelerine ulaştırılması amacına hizmet etmektedir. İnsanlar siyasi, ekonomik, sosyal/ toplumsal vb. konulardaki bilgiye medya vasıtasıyla erişmekte ve bunları medyanın ortaya koyduğu doğrultuda anlamlandırmaktadır. Medyanın, basılı kitle iletişimin ayağını oluşturan araçlarından biri olan gazeteler, modern anlamda 17.yüzyılda yayınlarını ortaya çıkarmaya başlamıştır. İnsanların haberdar olma gereksinimi, ilgi ve merakı, gazetelerin yaygınlaşmasını sağlamış, gazeteler yeni anlam ve işlevlerin yüklenmesine katkı sunmuştur. Çalışmamıza konu olan Milliyet gazetesi, yayın hayatımıza yeni anlamlar ve farklı bakış açıları kazandırmıştır. Bu çalışmamızın sonucunda, Milliyet gazetesi, 1950 yılının Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarına ait rastgele seçilmiş cümlelerde geçen yabancı kelimeler tespit edilmiş, günümüzde kullanım sahası ya daralmış ya da tamamen kullanımdan kalmış yabancı kelimeler, sözcükbilim çerçevesinde, analiz edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler Yazı, kâğıt, matbaa, iletişim, medya, gazete, kelime
Türkçede ağrının dili: Bilişsel dilbilimsel bir yaklaşım
İnsanlık tarihi kadar eski olan ağrı, sıradan ağrı kesicilerin ötesinde sinir stimülatörü, ağrı pili, sinir blokları gibi birçok yönteme rağmen günümüz sağlık sektöründe çözüm aranan durumlardan biri olmaya devam etmektedir. Ağrı; bedenin dengesini bozar, kişinin sağlığını tehdit eder fakat ağrının zorlayıcı olmasının sebeplerinden biri de onun dilsel aktarımındaki güçlüktür. Ağrıyı daha anlaşılır kılmak ve aktarmak için kullanılan metaforlar bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Gündelik dildeki ağrı metaforlarının tespiti için hastalarla görüşmeler yapılmış ve sanal ortamdan örnekler derlenmiştir. Ayrıca kurmaca metinlerdeki metaforların tespiti içinse edebî metinlerden örnekler alınmıştır. Tez çalışmasında üç farklı alandan toplanan veriler betimsel analiz yöntemiyle incelenmiştir. Türkiye Türkçesi konuşurlarının ağrılarını ifade ederken kullandıkları metaforlar saptanmış, daha sonra Türkiye Türkçesinde kullanılan ağrı metaforları ile farklı dillerdeki (İngilizce, Yunanca, İtalyanca, Hintçe, Tayca, Arapça, Farsça) ağrı metaforları karşılaştırılarak birincil ve karmaşık metaforlar tespit edilmiştir. Yapılan incelemeler neticesinde; kişilerin ağrılarını ifade ederken kaçınılmaz olarak metaforlardan yararlandıkları, ağrının anlatıldığı gündelik dildeki metaforlar daha sınırlı iken edebî metinlerde kullanılan metaforların daha çeşitli olduğu görülmüştür. Ağrının öncelikle bir DÜŞMAN olarak metaforlaştırıldığı, diğer metaforların ise Büyük Zincir Metaforuna göre çoğunlukla "doğal fizikî şeyler" ve "karmaşık nesneler" grubunda toplandığı sonucuna ulaşılmıştır.
Reklam dili: Bir iletişim biçimi olarak Türkçe reklam söylemi üzerine toplumdilbilimsel bir inceleme
Günümüzün gelişen teknolojisi ile birlikte hem bireysel hem de toplumsal düzeyde kitle iletişim araçlarıyla iç içe geçen bir yaşam biçimi oluşmaya başlanmıştır. Bu iletişim araçları arasında yer alan dergiler, internet, televizyon, radyo ve benzeri aygıtlar aracılığıyla çeşitli şekillerde reklam mesajlarına maruz kalmaktayız. Reklam iletileri aracılığıyla verilmek istenen mesajlar kültürel bir arka plandan beslenerek oluşturulmakta ve ikna stratejilerinin türlü şekillerinden örnekler taşımaktadır. Bu yönüyle reklam iletileri hem dilsel hem de kültürel öğelerin taşıyıcısı konumundadır. Bir söylem taşıyıcısı olarak reklam iletileri barındırdıkları iletişimsel mesajı aktarırken toplumdilbilimsel değişkenleri göz önünde bulundurmaktadır. Diğer bir ifadeyle mesajın kim tarafından, kime, nerede, nasıl, ne kadar ve ne şekilde söylendiği gibi parametreler dikkate alınmaktadır. Toplumdilbilimsel değişkenler olarak tanımlanan bu ölçütler içerisinde konuşurun ve muhatabın cinsiyeti bağlamın anlaşılması, mesajın başarılı bir şekilde iletiminde rol alan faktörler arasındadır. Bu noktadan hareketle bu çalışma, reklam iletilerinin ardındaki anlamın cinsiyet odaklı bir çerçeveden ele alındığı takdirde nasıl bir performans sergilediğini araştırma çabası içindedir. Bununla birlikte reklamın temel amacı olan muhatabın ikna edilmesi sürecinde kullanılan dilsel stratejilerin cinsiyet bağlamı içerisinde nasıl şekillendiği karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Reklam metinleri doğası gereği kısa, vurucu ve slogan tarzı yazılı ifadeleri çokça barındırmakta ve bu ifadeleri çekici, ilgi uyandırıcı ve ikna edici bir tarzda çeşitli görsellerle desteklemektedir. Reklamlarda yer alan yazılı metinler bu çalışmanın inceleme malzemesini oluşturmaktadır. Bu metinlerde yer alan dilbilimsel özellikler anlambilimsel, sözdizimsel, biçimbilimsel ve sesbilgisel bağlamlarda karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiş ve bu değerlendirmenin sonucunda ulaşılan veriler toplumdilbilimsel özellikler üzerinden incelenmiştir. Çalışmada amaçsal örneklem yöntemi kullanılmış ve araştırma verileri Türkiye'de eş zamanlı olarak 2015 ve 2020 yılları arasında yayımlanan kadın (Elle) ve erkek (Esqire) dergilerinden toplanmıştır. Çalışma sonucunda hem reklam dilinin kendi özellikleri, hem de cinsiyet ve dil ilişkisi alanında öncü niteliğinde olan Lakoff'un çalışmasında belirlediği kadın dili özelliklerinin birbirine yaklaştığı görülmektedir. Bu bağlamda kadın dergilerinde kullanılan dil özelliklerinin genel olarak Lakoff'un kadın dili özelliklerini desteklediği görülmüştür. Buna karşılık da erkek dergilerindeki kullanımların da bir takım noktalarda bu özellikleri doğrular nitelikte olduğu belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler Reklam, İletişim, Kadın, Cinsiyet, Dergi, Toplumdilbilim.
Karikatür dili - bir ihlaller dünyası iletişimsel bir değer olarak karikatürün edimbilimsel ve toplumdilbilimsel incelemesi: Çocuk ve yetişkin karikatür dergileri örneği
Mizah, insanlığın ortak kültürel değerleri arasında yer alır. Bu yönüyle evrensel özellikler barındırmakta ve her sosyal toplulukta karşılık bulmaktadır. Sosyal bir fenomen olması nedeniyle sosyoloji, psikoloji, siyaset, iletişim, dil ve kültür gibi çoğu alanla ilgili ve ilişkilidir. Mizahın bu alanlarla olan ilişkisi çok anlamlı ve çok çeşitli yapısal özellikler göstermesi ile sonuçlanmıştır. Bu bağlamda bu çalışma, mizahın ardındaki anlam arayışı ve bu anlamın toplumdilbilimsel bir değişken olan 'yaş' bağlamındaki farklılığını araştırma çabası içerisindedir. Mizahın iletişimsel mesajı, açık ve basit olabildiği gibi çoğu zaman örtük ve karmaşıktır. Bu karmaşa, anlamı çeşitlendirip zenginleştirmekle birlikte kapalı ve gizli bir özellik de katmaktadır. Anlamın anlaşılması için söylenenden çok söylenmek istenen iletinin çözümlenmesi gerekir. Edimbilimsel bir yaklaşım iletinin ardındaki anlamın anlaşılmasını mümkün kılarken, toplumdilbilimsel parametreler de yaş değişkenine dair çeşitliliğin anlaşılmasını mümkün kılmaktadır. Bu noktadan hareketle toplumdilbilimsel bir değişken olan yaş, edimbilimsel ölçütler çerçevesinde araştırmaya dâhil edilmiştir. Bu çalışmada mizahî ve dilsel öğeler barındırması nedeniyle yazınsal ve görsel bir tür olan karikatür örneklem olarak belirlenmiştir. Yaş değişkeni göz önünde bulundurularak yetişkin ve çocuk karikatür dergilerinden seçilen bir korpus oluşturulmuş ve bu korpus edimbilimsel ölçütler ışığında içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Çalışmada yaş değişkeni odağında karşılaştırmalı bir değerlendirme yapılmış olup teorik bağlamda en çok hangi mizah teorisinin kullanıldığına, simgesel bağlamda hangi karakterlere yer verildiğine, tematik bağlamda hangi temaların kullanıldığına, edimbilimsel bağlamda hangi ilkelerin ne düzeyde ihlal edildiğine ve bu bağlamların toplumdilbilimsel bir değerlendirmesine yer verilmiştir. Çalışma sonucunda mizahın oluşumunda çoğunlukla uyumsuzluk teorisinden yararlanıldığını ve edimbilimsel ilkelerin ihlal edildiği gözlenmiştir. İhlal kavramının karikatür mizahının merkezinde yer aldığı bulgusundan hareketle mizah teorileri arasında yer alabilecek şekilde bir 'ihlal teorisi' önerisi geliştirilmiş ve sunulmuştur. Bununla birlikte karikatür dilinin - belirgin birkaç farklılık dışında - yaşa bağlı olarak değişkenlik göstermediği ve buradan hareketle de ortak bir mizah dilini işaret ettiği sonucuna varılmıştır.
Türk Romanında kadın dilinin sözcük sayım programı (Linguistic Inquiry and Word Count/LIWC) ile toplum dilbilimsel açıdan incelenmesi
Son yıllarda toplumdilbilimsel açıdan kadın ve erkeklerin birbirlerine göre farklılıkları ve bu farklılıkların doğası hakkında birçok araştırma yapılmıştır. Bu araştırmalarda üzerinde en çok durulan noktalardan biri kadınlarla erkeklerin dil kullanımlarında farklılık olup olmadığı, varsa bu farklılıkların dilin yapısından mı, yoksa bireylere yüklenen toplumsal rollerden mi kaynaklandığı sorunsalı olmuştur. Çalışmanın ilgili bölümlerinde de görüleceği üzere bu konu Thorne'e göre kadınların erkeklerden daha kısıtlı bir kelime hazinesi mi vardır, ya da daha fazla ya da farklı sıfatlar ve zamirler mi kullanırlar? Kadınlar cümlelerini yarım bırakmaya daha mı yatkındırlar, daha mı düzgün telaffuz ederler? Kadınlar daha mı fazla yüzeysel kelimeler kullanırlar? Kadınların cümleleri erkeklerden daha uzun ya da daha mı kısadır? Daha fazla soru sorar ya da tonlama mı kullanırlar? (1983: 12) şeklinde birçok soruyu beraberinde getirmiştir. Thorne, bu sorulara net bir cevap vermenin mümkün olmadığını, çünkü gerçek farklılıkların sadece bazı biyolojik özellikler olduğunu, diğerlerinin gerçek farklılıklar değil, toplumun yarattığı farklılıklar olduğunu belirtmektedir. Aynı toplum içinde büyüyüp aynı dili konuşan kadın ve erkeklerin kendilerini ifade ederken birbirlerinden farklı bir ifade tarzı kullandıkları görülmektedir. Yani toplum içinde bir dilin alt katmanları vardır ve bir dili konuşabilmek için sadece o dilin kurallarını bilmek yeterli değildir. Buna bağlı olarak toplumlarda var olan toplumsal örüntülerin de bilinmesi gerekmektedir. Bu sebeple bugüne kadar çeşitli çalışmalarda değişik bakış açılarıyla ele alınan kadın ve erkeklerin dil kullanımlarındaki farklılıklar toplumdilbilimin önemli çalışma alanlarından birini oluşturmaktadır. Bu çalışmada kadın dilinin özellikleri Türk romanlarından seçilen eserler üzerinde incelenmiş ve cinsiyetçi dil kullanımlarının toplumsal cinsiyeti yansıtıp yansıtmadığı üzerinde durulmuştur. Bunun için seçilen eserlerin incelenmesinde Sözcük Sayım Programı (Linguistic Inquiry and Word Count/ LIWC) analiz yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda kadınların, özellikle 1970 öncesinde toplumsal cinsiyete bağlı olarak bir dil kullanımına sahip olduğu, bu kullanımların kadının toplumsal konumunun değişmesiyle birlikte farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Ayrıca kadın ve erkek yazarların kadını farklı bir değerlendirme ile ele aldığı görülmektedir. Anahtar Sözcükler Toplum, Toplumsal Cinsiyet, Kadın, Dil, Kadın Dili, Roman
Türkçe organ adlarının yönelim metaforları açısından incelenmesi
Metaforlar, zihin ve dil bağlamında düşüncenin dile yansımış doğal şekilleridir. Bilişsel süreçlerin doğal bir oluşumu olarak ortaya çıkan metaforlar ister bilinçli ister farkında olmadan kullanımıyla dilsel ifadelerde çoğu zaman merkezi konumdadır. Klasik/geleneksel teorinin benimsediği şekliyle metaforlar, ifadede estetik ve retorik terennümlerle bilinçli ve istekli bir kullanımdır. Modern teori ise metaforu, bilişsel süreçlerle kavramlaştırılan hayat ve içindeki durumların dilsel ifadelerdeki tezahürü olarak görmektedir. Klasik teorinin beyanı, düşüncelerin meteforlar olmadan da tam olarak ifade edilebileceği yönündeyken, modern teori metaforlar olmadan düşünce ve tecrübe boyutlarının dilde tam olarak yerini bulamayacağını yönündedir. Bu açıdan metaforlar dilsel bir gerekliliktir. Modern teori bu gerekliliği, dilin göstergelerden meydana gelen yapısıyla beraber metaforların da geniş ölçüde bu yapının içinde yer alması şeklinde açıklamaktadır. Eldeki çalışmayla modern verilerle yeniden yorumlanan metaforun dil ve biliş ekseni, geleneksel anlayışla beraber gösterilecek Türkçeye yansımalarının nasıl olduğu yine aynı bağlamdan irdelenecektir. Modern teoriler çerçevesinde Türkçedeki organ adları yeni bir bakış açısıyla işlenecek, yönelim metaforlarıyla olan bağı ortaya konulmaya çalışılacaktır. Genel anlamda metaforik anlamların sistematiği üzerinde durulup ve bunun dile yansımaları örneklendirilecektir. Metaforiksel kategoriler hakkında bilgi verilip yönelim metaforları ile bedensel tecrübe boyutunun Türkçe ve diğer dillerde ortaya çıkan organ adlarıyla olan bağı ortaya konulmaya çalışılacaktır. Çalışmamızın iskeletinde bilişsel dilbilimin görüşlerinden faydalanılacak ve bu görüşlerin dile yansımaları irdelenecek. Metinlerden tanıklayacağımız örnekleri vermek suretiyle Türkçedeki organ adları diyakronik-semantik incelemeyle sunulup böylece dilsel işletim sistemi ve farklı semantik oluşumlar ortaya konulacaktır. Anahtar Sözcükler: Metafor, Bilişsel Dilbilim, Türkçe Organ Adları, Yönelim Metaforları