Doç. Dr. Gülüşan Göcen danışmanlığındaki tezler
14 tez · İstanbul University
Dindarlık ve maneviyat tutumlarında başını örtüp örtmeme tercihi üzerine karşılaştırmalı nitel bir araştırma
Bu çalışma genç yetişkin kadınların başını örtüp örtmeme tercihleri üzerinden dindarlık ve maneviyat tutumlarını incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada yöntem olarak nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Durum deseninde hazırlanan araştırmada amaçlı örnekleme çeşitlerinden ölçüt örnekleme, aşır/aykırı durum örnekleme ve kartopu örnekleme yöntemleri kullanılmıştır. Çalışma grubunu başörtüsünü kullanma (n=10) ve kullanmayı bırakma (n=10) kararı almış kadınlar (n=20) oluşturmaktadır. Katılımcıların eğitim durumları lisans ve üstü düzeyde olup, yaş aralıkları 20-42 aralığındadır. Veriler 2018-2019 yılları Ağustos ve Mart aylarında toplanmıştır. Elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi ile incelenmiştir. Araştırmanın bulgularında, katılımcıların dini yaşantı için maneviyatı gerekli gördüğü, dindarlık ile tartışıldığı zaman konumu üzerinde farklılık gösterdiği görülmüştür. Ayrıca dindarlığın kendi tanımı ile toplumun dindarlık kavramına yüklediği tanım arasındaki çatışmalar bazı katılımcılarda, maneviyat kavramı ile dindarlık kavramı ayırımı oluşturduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Din Psikolojisi, Dindarlık, Maneviyat, Başörtüsü, Dini Sorgulama.
Doğum sonrası süreçte depresyon ve dini başa çıkma ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışma doğum sonrasında depresyon yaşamış kadınların o dönemdeki yaşantılarını ve dini inançlarının bu süreçle baş etmedeki etkisini görmeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda çalışma grubunun olumlu ya da olumsuz dini başa çıkma stilleri; en sık baş vurdukları dini duygu, düşünce davranış ve etkinlikleri; Tanrı tasavvurları ve dindarlıklarının dini başa çıkma sürecine etkisi öğrenilmek istenmiştir. Son olarak postpartum depresyon yaşamış kadınların annelik algılarına etki eden psikolojik, toplumsal ve dini inanç faktörlerinin etkisi çalışmanın alt amaçları doğrultusunda tespit edilmeye çalışılmıştır. Nitel araştırma yöntemiyle gerçekleştirilen çalışmada katılımcılar, ölçüt örnekleme ve kartopu tekniği ile ulaşılan doğum sonrası depresyon yaşantısına sahip ve İslam dinine mensup olan 14 kadından oluşmaktadır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu ile derinlemesine mülakatlar yapılarak gerçekleştirilmiş çalışmanın verileri, betimsel ve içerik analizi ile çözümlenmeye çalışılmıştır. Bulgular ve yorumlar işlenerek sonuçlar ve önerilerle birlikte araştırmacılara aktarılmıştır. Araştırma sonunda doğum sonrası depresyon yaşayan kadınların dini inançlarından destek aldığı ve olumlu dini başa çıkma süreçleri yaşadıkları tespit edilmiştir. Dini başa çıkmanın doğum sonrası depresyon süreciyle olumlu anlamda ve ters yönlü bir ilişkiye sahip olduğu saptanmıştır. Bununla birlikte çalışmada Tanrı tasavvuru ve dindarlığın, dini başa çıkma ile olumlu bir ilişki içinde olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca çalışmaya göre toplumsal anlamda annelik yargılarının, doğum sonrası depresyon yaşantısına olumsuz etki ettiği tespit edilirken İslam'a göre annelik değerlendirmelerinin bu süreçle olan ilişkisinin olumlu ve destekleyici nitelikte olduğu ortaya çıkmıştır.
X, Y ve Z kuşağındaki dindar bireylerin anne, baba ve aile algısının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı X, Y ve Z kuşağındaki dindar bireylerin anne, baba ve aile kavramlarına ilişkin metaforik algılarının belirlenmesidir. Nitel araştırma yöntemi kullanılan bu çalışmada olgubilim (fenomenoloji) deseninden yararlanılmış, katılımcıların belirlenmesinde amaçlı örnekleme çeşitlerinden kartopu (zincir) örnekleme ve ölçüt örnekleme tercih edilmiştir. Araştırma grubu İstanbul ve Erzincan'da yaşayan, X (43-57 yaş), Y (23-42 yaş) ve Z (18-22 yaş) kuşağına mensup, 600 kişiden oluşmaktadır. Her bir kuşakta 100'ü kadın, 100'ü erkek olmak üzere dindar olduklarını beyan eden 200 kişi yer almaktadır. Araştırma verileri "Anne/Baba/Aile… benzer. Çünkü…" cümlelerini içeren bir form aracılığıyla toplanmış, 2021 yılında pandemi sebebiyle online elde edilen veriler içerik analiziyle yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda anne algısına ilişkin en fazla "cennet, güneş ve melek" metaforları kullanılırken, baba algısına dair en sık "dağ" metaforu, aile algısına yönelik ise en fazla "ağaç" metaforu kullanılmıştır. Tüm kuşaklarda anne "Tüm Güzellikleri İçinde Barındıran/Yaşama Değer Katan, Koruyucu, Yaşamın Vazgeçilmez Unsuru ve Eğitici" olarak tanımlanmakla birlikte X kuşağında "Olumsuz" yönüyle, Y ve Z kuşağında ise "Rehber ve Otoriter" yönleriyle de tanımlanmıştır. "Baba" kavramı "Güçlü ve Koruyucu, Yol Gösterici, Azimli ve Çalışkan, Yaşamın Vazgeçilmez Unsuru, Otoriter" olarak tanımlanmakla beraber Z kuşağında ek olarak "Olumsuz" yönüyle, Y kuşağında ise hem "Tüm Güzellikleri İçinde Barındıran/Yaşama Değer Katan" hem de "Olumsuz" yönüyle nitelendirilmiştir. Aile kavramıysa tüm kuşaklarda "Ayrılmaz Bir Bütün, Huzur Kaynağı, Yaşamın Temel Kaynağı, Koruyucu, Toplumun Özü" ve "Olumsuz" yönüyle ele alınırken, yalnızca Z kuşağı tarafından toplumun özü olarak nitelendirilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Aile, Anne, Baba, Dindarlık, X Kuşağı, Y Kuşağı, Z Kuşağı
Koruyucu aile olmayı seçmiş ebeveynlerin manevi destek ihtiyacı
Bu çalışmanın amacı koruyucu aile olmayı seçmiş ebeveynlerin koruyucu aile olma nedenleri, süreç öncesinde soru işaretleri, koruyucu aileliği devam ettirme motivasyonları, koruyucu ailelik sırasında yaşadıkları değişimler ve süreç boyunca karşılaştıkları problemlere nasıl çözüm bulduklarından yola çıkarak manevi desteğe olan ihtiyaçlarını anlamaktır. Çalışmanın amacına uygun olarak koruyucu ailelerin koruyucu ailelik öncesi ve sırasında yaşadıklarını derinlemesine analiz edebilmek için nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Araştırma desenlerinden olgu bilim modeli, amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi ve kartopu örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini, uygunluk düzeyi gözetilerek İslam dinine mensup olarak seçilmiş, 7 anne ve 8 baba olmak üzere 15 koruyucu aile oluşturmaktadır. Derinlemesine mülakat tekniği ile yarı yapılandırılmış bir mülakat protokolü uygulanmış, elde edilen veriler betimsel analiz ve içerik analizi ile çözümlenmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda, koruyucu ailelik sırasında koruyucu anne ve babaların hem koruyucu aileliğin genel sıkıntıları, hem çocuklarının problemleri hem de çevrelerinden aldıkları olumsuz eleştirilerden dolayı endişeli, yetersiz, mutsuz, baskı altında hissedebildiği görülmüştür. Çocuklarıyla ilgili problemlerde ruh sağlığı uzmanına başvurmaktan kaçınmayan ailelerimizin, kendi sorunlarıyla ilgili aynı davranışı sergilemediği, onun yerine sosyal destek ve dini başa çıkma yöntemlerini kullandığı tespit edilmiştir. Buradan yola çıkarak ailelerin koruyucu ailelik sürecindeki yeni anlam dünyası inşası, mahremiyet endişeleri, olumsuz dini eleştiriler sonrası mutsuzluk ve vebal altında hissettikleri durumlarda manevi destekten faydalanabileceği düşünülmektedir. Elde edilen bulgular ışığında, koruyucu ailelerin yakın çevrelerine, bu konuyu farklı açılarıyla ele alacak akademik çalışmalara ve manevi destek uzmanlarına yönelik görüş ve öneriler sunulmuştur.
Alçak gönüllülük ve dindarlık ilişkisi üzerine nitel bir araştırma
Bu çalışmada alçak gönüllülük ile kişilerin dini algı ve yaşantıları arasında nasıl bir ilişki olduğu, dindarlık yaklaşımının alçak gönüllülük tutumunu etkileyen bir faktör olup olmadığı ve modern-seküler yaşam tarzının alçak gönüllük üzerinde ne yönde bir etkide bulunduğunun tespit edilmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden derinlemesine mülakat tekniği kullanılarak, amaçlı ve zincirleme örneklem yoluyla ulaşılan 20 kişiyle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Örneklem grubu Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki ortaöğretim kurumlarında görev yapan, farklı branşlardan, İslam dinine mensup 20 öğretmenden oluşmaktadır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak gerçekleştirilen görüşmelerde elde edilen veriler, içerik analizi ve betimsel analiz kullanılarak yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda dini inanç ve Allah sevgisi, Allah korkusu, yaratılmış olmak gibi dini içeriklerin alçak gönüllülüğün temel kaynakları olarak görüldüğü, inançsızlığın alçak gönüllü olmayı engellemediği ancak zorlaştırdığı, dindar olduğu değerlendirilen kişilerin daha alçak gönüllü olmasının beklendiği saptanmıştır. Kurumsal dinlerin ve inançların belirleyici etkisinin ciddi anlamda azaldığı modern-seküler dönemde alçak gönüllülüğün de geri plana itildiği, bu zayıflamanın gelecekte de süregideceği düşüncesiyle birlikte, insanın özünde iyi olmasından dolayı, alçak gönüllülük ve diğer insani değerlere bir dönüş olacağı görüşleri kaydedilmiştir. Anahtar Kelimeler: Din Psikolojisi, Pozitif Psikoloji, Alçak Gönüllülük, Dindarlık, Tevazu, Erdem
Üniversite öğrencilerinde toplumsal cinsiyet, hegemonik erkek algısı ve dindarlık ilişkisi Van ve İstanbul örneği
Genelde toplumsal cinsiyet çalışmaları özelde ise erkeklik çalışmaları din psikolojisi literatüründe boşluğu doldurulması gereken ancak buna karşın alandaki çalışmalar açısından oldukça eksik bir konudur. Buradan hareketle konu edinilen ve nicel bir saha araştırmasına dayanan ve hegemonik erkeklik algısını ölçmeye yönelik bir ölçek geliştirme çalışmasını da içeren bu araştırmamızın amacı, üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algıları, hegemonik erkeklik algıları ve dindarlık durumları arasındaki ilişkileri ortaya koymaktır. Yaşları 18-50 (X=60,39) yaş aralığında değişen İstanbul ve Van ilinde öğrenim gören 943 gönüllü üniversite öğrencisinden oluşan örneklem grubuna, Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği (TCAÖ), Hegemonik Erkek Algısı Ölçeği (HEAÖ) ve Dini Tutum Ölçeği (DTÖ), 2020 Ağustos-Ekim aylarında online olarak uygulanmıştır. Araştırmanın bağımsız değişkenleri (yaş, cinsiyet, medeni durum, öğrenim görülen fakülte ve şehir) ile toplumsal cinsiyet algısı, hegemonik erkek algısı ve dindarlık ilişkisi incelenmiştir. Bağımlı değişkenler ile bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla t-testi ve ANOVA analizleri, bağımlı değişkenlerin birbirleriyle ilişkisini belirlemek için ise korelasyon analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda örneklem grubunun genel dindarlık durumlarının, toplumsal cinsiyet algıları puanlarının ve hegemonik erkek algılarının yüksek olduğu belirlenmiştir. Yapılan korelasyon analizi sonucuna göre üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algıları ile hegemonik erkeklik algıları arasında güçlü derecede negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Toplumsal cinsiyet ve dindarlık arasında ise orta kuvvette ve istatistiksel olarak negatif yönde anlamlı bir korelasyon bulunmuştur. Hegemonik erkek algısı ve dindarlık arasında ise orta kuvvette ve pozitif yönde anlamlı bir korelasyon olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, Hegemonik Erkeklik, Cinsiyet Algısı, Dindarlık, Üniversite Öğrencileri
Psikolojik ve dini yaklaşımlar çerçevesinde huşu yaşantısının incelenmesi
Bu çalışmanın temel amacı, İslam geleneği içinde yoğun olarak namazla ilişkilendirilen ve psikoloji literatüründe çoğunlukla transpersonel psikoloji çerçevesinde kalmış olan huşu yaşantısının, psikolojik ve dini temellerini ortaya koymaktır. Bu çalışmanın önemi, Türkçe'de ilk defa huşu yaşantısının dini ve psikolojik bir çalışma çerçevesinde ele alınmış olmasıdır. Zira Türkçe literatürde huşu ve psikoloji ilişkisini ele alan müstakil bir çalışma tespit edilememiştir. Huşu yaşantısı ile ilgili yoğun araştırmaların yurt dışında yapılıyor olmasından dolayı Batı'nın bu konudaki zengin birikimine yer verilerek yeni araştırmacılara bir nevi yol çizilmeye çalışılması, çalışmanın özgün taraflarını oluşturmaktadır. Bu araştırmada bir saha çalışmasından öncesinde bir kavram çalışması yapılarak huşu yaşantısının içeriği ve huşu yaşantısından doğan sonuçlar enine ve boyuna İslam kültürü ve psikoloji literatürü açısından betimsel bir üslup ile inceleme altına alınmıştır. Öncelikle klasik psikoloji içerisinde ki huşu anlayışı incelenmiş daha sonra modern psikolojik yaklaşımlar çerçevesinde huşu yaşantısının nasıl bir seyir izlediği ele alınmıştır. İslam geleneği içerisinde de çok büyük bir anlamı olan huşu yaşantısının özellikle namaz çerçevesi ile sınırlı kalmış olması hususuna yeni pencereler açılmış, Kur'an'ı Kerim'de, Hz. Muhammed'in yaşantısında ve tasavvuf literateründe huşuya bakış açısına da ayrıca değinilmiştir. Nihai olarak çalışmada özetle; psikolojik bir temel çerçevesinde huşuyu ortaya çıkaran sebeplere, huşu yaşantısını etkileyen faktörlere ve huşunun insan hayatına yansıyan yönlerine yer verilmiştir. Araştırmanın sonucunda huşunun benliği küçültmesi, bilişssel uyum sağlaması, alçakgönüllülüğü artırması, aidiyet duygusunu derinleştirmesi ve içsel dönüşüm sağlaması gibi yaşama yansıyan faktörlerinin çok yönlü etkilere sahip olduğu ortaya konulmuştur. Bu kazanımlar sayesinde huşunun psikolojik iyi oluşu sağlayarak insanı geliştiren, değiştiren, olgunlaştıran, hayata daha olumlu bakmasını sağlayan ve içinde birçok psikolojik duygu, düşünce ve davranış barındıran bir yaşantı olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Din Psikolojisi, Transpersonel Psikoloji, Pozitif Psikoloji, dini tecrübe, dindarlık, maneviyat, doğa, benlik küçülmesi, zaman algısı, mekan algısı, alçakgönüllülük, huşu, akış, namaz.
Modern ve sufi psikolojide doğum travması: İlksel birlik ve ayrılık
Bu çalışmada, Otto Rank tarafından geliştirilen doğum travması teorisi tanıtılmış ve bu travmanın insan hayatındaki merkezi önemi gösterilmiştir. Modern ve sufi psikolojinin doğum travmasına ve bu travmayla ilişkin problemlere dair görüşleri karşılaştırılmıştır. Ayrıca konuya ilişkin yeni konsept ile terminolojiler tanıtılmış ve diğer dillerden Türkçeye birçok çeviri kazandırılmıştır. Bu anlamda bu çalışma gerek psikoloji alanında gerekse din psikolojisi alanında bir ilk olarak nitelenebilir. Ayrıca bu travmanın bir yüksek lisans tezi çerçevesinde sufi psikolojisiyle ilişkilendirilip karşılaştırılması konusunda özgün bir özelliğe sahiptir. Bu tezde insanın ruhsal ihtiyaçlarını görmezlikten gelen ve insanı parçalara ayıran düalistik Batı psikolojisine eleştiriler getirilmiş, bu sorunun çözümlenmesi için insanı bütüncül bir şekilde ele alıp tedavi eden yaklaşımlar öne sürülmüştür. Bu tezde doğum travması ile ilişkili olan Tanrı ve daha sonra anneyle yaşanmış olan ilksel birlik ve ayrılığın sonuçlarına değinilmiş ve ikisinin arasındaki paralellikler irdelenmiştir. İnsanın doğum travmasının yol açtığı tekinsiz "evsizlik" hissi ve ev/yuva arayışı başta olmak üzere, daha önceleri sahip olduğu fakat sonradan kaybettiğini hissettiği şeye derin bir nostalji şeklinde tezahür eden arzu, kaygı/angst ve özlem duygularına değinilmiştir. Ayrıca, doğa ve Tanrı'dan uzaklaşıp yabancılaşan, endişe ve huzursuzluk içindeki modern insanın kimlik ve aidiyet problemleri de ele alınmış insanın hakiki kaynağı/özü ve benliği konusunda açıklamalar getirilmiştir. Kısacası bu tezde, insanın doğuşuna, ne'liğine ve yeryüzündeki varlığına dair bir açıklama getirilmeye çalışılmıştır. İnsanın bu dünyada varolmasıyla ortaya çıkan temel problemlere değinilmiş ve onlara karşı gerekli çözümler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sufi Psikolojisi, Transpersonel Psikoloji, Otto Rank, Doğum Travması, İlksel Birlik ve Ayrılık, Evsizlik, Kaygı, Özlem
Plansız gebeliklerde manevi desteğin rolü
Bu çalışmanın amacı; plansız gebelik yaşayan kadınların gebelikleri boyunca yaşadıkları deneyimleri manevi ve psikolojik yönüyle araştırmak, gebeliği ve anneliği anlamlandırma ve yorumlama biçimlerini incelemek, çevrelerinden ne tür desteği hangi düzeyde aldıklarını ve ne gibi beklentilerinin olduğunu öğrenmek, plansız gebelikten anneliğe geçişte manevi destek ihtiyacının doğasını tespit etmeye çalışarak bu hayati döneme bütüncül yaklaşıp, plansız gebeliklerde manevi desteğin rolünü belirten özgün bir çalışma ortaya koymaktır. Çalışmanın araştırma metodunda gebelerin hislerini ve düşüncelerini daha derinden anlayabilmek ve manevi destek uzmanlarına daha kapsamlı veriler sunabilmek amacıyla nitel yöntem benimsenmiştir. Araştırma desenlerinden olgu bilim modeli, amaçlı örnekleme yöntemlerinden kartopu örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini, uygunluk düzeyi gözetilerek amaçlı olarak seçilmiş, plansız gebelik yaşayan 25 kadın oluşturmuştur. Derinlemesine mülakat tekniği ile yarı yapılandırılmış bir mülakat protokolü uygulanmış, elde edilen veriler betimsel analiz ve içerik analizi ile çözümlenmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda, plansız gebelik yaşayan kadınların gebelik süreçlerinde duygusal yoğunluk yaşadıkları, bununla mücadele etmek için dini ve manevi başa çıkma yöntemlerini kullandıkları, hem aile ve sosyal çevrelerinden hem de bu alandaki profesyonellerden manevi destek almaya ihtiyaçlarının olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında, plansız gebelik yaşayan bireylerin aile ve çevrelerine, bu konuda hizmet üretebilecek kurumlara, bu konuyu farklı açılarıyla ele alacak akademik çalışmalara ve manevi destek uzmanlarına yönelik görüş ve öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Psikoloji, Gebelik, Plansız Gebelik, Manevi Destek, Dini Başa Çıkma, Psikolojik Dayanıklılık.
Ebeveyn kaybı yaşamış üniversite öğrencilerinde otobiyografik bellek üzerinden Allah tasavvurunun incelenmesi
Uluhiyyet kavramının bireysel yansımalarına işaret eden Allah tasavvuru, insanların Allah'la olan birincil tecrübelerinin izlerini taşımaktadır. Bu çalışma da insanların Allah'la ilgili otobiyografik anıları üzerinden nasıl bir Allah tasavvuruna sahip olduklarını, yaşadıkları zorluklarda sahip oldukları Allah tasavvurunu dini başa çıkma süreçlerinde kullanılıp kullanmadıklarını ve bu anıların hatırlanma nedenlerini araştırmaktadır. Zorluk içeren bir yaşantı olarak ebeveyn kaybı yaşamış inançlı üniversite öğrencileri, bu araştırmanın örneklemi olarak belirlenmiştir. Çünkü kayıp yaşamak bireyleri ölüm, yaşam, varlık, sonsuzluk gibi metafizik konuları düşünmeye yönlendirmekte ve bireylerin Allah'ı birincil olarak tecrübe etmelerine fırsat vermektedir. Araştırmanın amacına uygun olarak nitel araştırma yöntemlerinden derinlemesine mülakat tekniği kullanılmış; amaçlı örnekleme yöntemlerinden olan ölçüt, kartopu ve maximum çeşitlilik örneklemeleriyle de katılımcılar belirlenmiştir. Daha sonra baba kaybı yaşamış 12 ve anne kaybı yaşamış 8 öğrenci olmak üzere toplam 20 üniversite öğrencisi ile yarı yapılandırılmış mülakat formu doğrultusunda görüşmeler yapılmıştır. Ses kaydına alınan görüşmeler çözümlenerek, benzer olayların çoklu yorumlanmasını sağlayan içerik analizi ile incelenmiştir. Sonuç olarak katılımcıların paylaştıkları otobiyografik anılarda sırasıyla Yakın, Affedici-Bağışlayıcı, Koruyan-Gözeten, Yaratıcı-Kudretli, Kural Koyan-Adaletli, Sabır Veren Allah tasavvurları öne çıkmıştır. Ayrıca çoğu katılımcının hayatlara müdahil olan bir Allah tasavvuruna sahip olduğu; zorluk içeren yaşam olaylarında rahatlatıcı bir Allah tasavvurunun dini başa çıkma süreçlerine dahil olduğu; hata yaptıklarında ise Merhametli veya Azap Eden-Korkulan Allah tasavvurlarının öncelikli olduğu kaydedilmiştir. Paylaşılan anılar, otobiyografik belleğin işlevleri yönünden incelendiğinde ise ebeveyn kaybı yaşamış üniversite öğrencilerinin, Allah'ın da dahil olduğu otobiyografik anılarını, çoğunlukla davranışlarını yönlendirmek ya da başkalarına öğüt vermek amacıyla hatırladıkları tespit edilmiştir.
Psikolojik hastalıkların yanlış yorumlanması ve inanç eksikliği olarak damgalanması sürecinde manevi destek ihtiyacı
Bu çalışmanın amacı, psikolojik hastalığı nedeniyle destek almış olan veya almaya devam eden dindar bireylerin, psikolojik destek almaya yönelik tutumlarını ne derece yordadıklarını incelemek, hastalıkları ile dini inanç ve ibadetleri arasında nasıl bir etkileşim olduğunu belirlemek, sosyal damgalanma ve içselleştirilmiş damgalanma düzeylerini tespit etmek, psikolojik destek alma sürecinde damgalanma yaşayan bireylerin karşılaştıkları problemlere yönelik manevi danışmanlık ve rehberlik hizmetinin nasıl uygulanacağına dair açıklama ve önerilerde bulunmaktır. Nitel metotta yapılan bu çalışmada, amaçlı örnekleme yöntemlerinden kartopu ve maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılarak farklı psikolojik hastalığı olan kişiler çalışma grubuna dahil edilmiştir. Ölçüt örnekleme yöntemi ile de hastaların en az iki ay psikolojik destek almış olmaları koşulu sağlanmıştır. Bu çerçevede, yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak çalışma grubu ile yapılan görüşmelerle veriler toplanmıştır. Buna göre araştırmanın örneklemesini depresyon, bipolar bozukluk, panik atak, anksiyete bozukluğu ve kişilik bozukluğu bulunan biri erkek 20 hasta oluşturmuştur. Elde edilen veriler içerik analizi kullanılarak yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda, psikolojik hastalıkların kişinin sosyal çevresi tarafından inanç eksikliği olarak damgalanmasının hastalarda içsel damgalanmaya sebep olduğu, kişilerin hastalık sürecinde tıbbi tedavi almalarının yanında dini uygulamalarında da eksiklikleri tespit edip gidermeye çalıştıkları, hastalıkların doğru şekilde algılanması ve çözümlenmesinde hem hastalar hem de hasta yakınları için manevi desteğe ihtiyaç olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, MDR uygulamalarına ve MDR uzmanlarına yönelik görüş ve öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Din Psikolojisi, Psikolojik Destek, İçselleştirilmiş Damgalama, Sosyal Damgalanma, İnanç Eksikliği, Manevi Danışmanlık ve Rehberlik.
Gebelik sürecindeki kadınlarda manevi iyi oluş ile hayat memnuniyeti ilişkisi
Araştırmamızın amacı gebelik dönemindeki kadınların etkilendikleri fiziksel, psiko-sosyal faktörlerin hayat memnuniyetleri ve maneviyatları ile ilişkisini ortaya koymaktır. Yaşları 19-43 (X ̅: 28,74) arasında değişen 152 gönüllü gebe kadından oluşan örneklem grubuna, Hayat Memnuniyeti Ölçeği (HMÖ), Gebelikte Psiko-Sosyal Sağlığı Değerlendirme Ölçeği (GPSDÖ) ve Maneviyat Ölçeği (MÖ) 2019 Şubat-Mart aylarında, online anket ile uygulanmıştır. Çalışmanın bağımsız değişkenleri (yaş, eğitim durumu, ekonomik durum, trimester dönemleri, planlı gebelik gibi) ile psiko-sosyal sağlık, hayat memnuniyeti ve maneviyat ilişkisi incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre; 25-30 yaş döneminde olan, kendini dindar olarak tanımlayan, planlı bir gebelik yaşayan, eğitim düzeyi, evliliğindeki mutluluk düzeyi yüksek olan gebelerin diğerlerine göre hayat memnuniyetleri, psiko-sosyal sağlıkları ve maneviyatları yüksektir. İlk defa çocuk sahibi olacak gebelerin daha önce çocuk sahibi olmuş olanlara göre genel psiko-sosyal sağlıkları, eşleri ile olan ilişkileri, ailesel özellikleri daha düşük, psiko-sosyal destek gereksinimleri ve gebelikten kaynaklanan değişikliklerden etkilenme düzeyleri ise daha yüksektir. Çalışma durumu, ekonomik durum, evlilik süresi, trimester dönemleri ve gebelikte yaşanan tıbbi sorun bağımsız değişkenleri ile ilgili anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Bağımlı değişkenlerin birbirleriyle ilişkisini belirlemek için korelasyon analizi yapılmıştır. Örneklem grubunun genel psiko-sosyal sağlıklarının, hayat memnuniyetlerinin ve maneviyatlarının iyi düzeyde olduğu belirlenmiştir. Yapılan korelasyon analizi sonucuna göre gebelerin maneviyat puanları arttıkça psiko-sosyal sağlığı ve hayat memnuniyetleri de artmakta, değişkenler arasında pozitif yönde ve orta kuvvette bir ilişki bulunmaktadır. Bütün bu sonuçlar doğrultusunda psiko-sosyal sağlığın, hayat memnuniyetinin ve maneviyatın birbiriyle ilişki içerisinde olduğu, gebelerin bu yönlerden desteklenmesinin anne-bebek sağlığına ve aile kurumunun geleceğine olumlu katkısı olacağı düşünülmektedir. Elde edilen bulgulardan hareketle sağlık hizmetlerinde görevli personele, özellikle gebelerin bakımından sorumlu olan hemşirelere ve psikolojik destek sağlayan psikolog ve manevi destek uzmanlarına öneriler sunulmuştur.
Ergenlerde materyalist eğilim, şükretme ve dini-manevi yaşam ilişkisi
Bu çalışmada, ergenlik dönemindeki bireylerde şükretme, materyalist eğilim ve dindarlık düzeyleri ve bunlar arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma evrenini 2018-2019 eğitim öğretim yılında İstanbul'un Avcılar, Fatih ve Üsküdar ilçelerinde öğrenim gören lise öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklem grubunu bu üç ilçeden toplam dört anadolu lisesi, iki meslek lisesi ve iki imam hatip lisesi olmak üzere sekiz okul ve bu sekiz okuldan 287'si kız, 238'i erkek olmak üzere toplam 525 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Uysal'ın 1995'te oluşturup Ayten'in yeniden düzenlediği İslami dindarlık ölçeği, McCullough, Emmons ve Tsang'in 2002 yılında geliştirdikleri ve Göcen'in Türkçeye çevirerek geçerlilik ve güvenirlik analizini yaptığı Sürekli Şükür Ölçeği, Richins ve Dawson'ın 1992'te geliştirdikleri ve Turan'ın Türkçeye uyarladığı materyalizm ölçeği ve Adler ve Fagley tarafından 2005'te oluşturulan ve Göcen'in Türkçeye uyarladığı takdir etme ölçeğinin kısa formu ve kişisel bilgi formu ile çalışma yapılmıştır. Aralık 2018- Şubat 2019 tarihleri arasındaki dönemde asıl çalışmamız için veriler toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22 programı yardımıyla Pearson Korelasyon, One Way Anova ve bağımsız grup t-testi yöntemleriyle analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, ergenlerde materyalist eğilim ile şükür arasında negatif yönde, dindarlık ile şükür arasında pozitif yönde; ayrıca dindarlık ile materyalist eğilim arasında negatif yönde ilişki bulunmuştur. Diğer yandan bu bağımlı değişkenler ve alt boyutlarının demografik değişkenlere göre anlamlı farklılaşmaları görülmüştür.
Gebelik sürecinde dini manevi yaşam üzerine nitel bir araştırma
Bu çalışmanın temel amacı, gebe olan kadının dini/manevi yaşamı bağlamında duygularını, deneyimlerini, arzularını anlamaya çalışmak ve etkinliklerini ortaya çıkarmaktır. Bu şekilde çalışmamızda gebe olan kadının dini/manevi eğilim ve yaşantıları ile gebeliğin, Allah tasavvurlarını etkileyip etkilemediği anlaşılmaya çalışılmıştır. Nitel bir araştırmayı içeren çalışmada durum çalışması deseni benimsenmiştir. Amaçlı örneklem çeşitlerinden kartopu örnekleme yöntemi uygulanmış buna göre çalışma grubunu gebeliğinin farklı trimesterlerinde olan İstanbul ve Kocaeli'de yaşayan yaşları 21- 42 arasında değişen (yaş ortalaması 29.8 olan) 20 kadın oluşturmuştur. Veriler, mülakat tekniği kullanılarak, yarı yapılandırılmış görüşme formuyla katılımcılarla yüz yüze görüşmeler yapılarak toplanmıştır. Elde edilen bulgular sunulmuş ve betimsel analiz yöntemi ile değerlendirmeler yapılmıştır. Araştırmadan edinilen sonuçlara göre, gebelere göre insanın çocuk sahibi olma sürecini etkileyen faktörler "neslin devamı için üreme arzusu, annelik duygusunu yaşama isteği, faydalı nesil yetiştirmek, üretici/verici bir insan olma gayesi, küçük ailelerini büyütme isteği, çevreden evli insanlara gelen çocuk sahibi olmaya yönelik baskı" olarak belirtilmiştir. Gebelikle beraber bir kadının yaşam tercihleri, beklentileri, deneyimleri, çevresiyle olan iletişimini etkilediği görülmüştür. Gebeliğin trimesterine göre anne bebek ilişkisinin de çeşitlendiği örneğin değişen beden görüntüsüyle kadının annelik duygularının daha belirginleştiği gözlemlenmiştir. Yine gebeliğin kadına sorumluluk, olgunluk kattığı ve manevi yönelimi artırdığı izlenmiştir. Gebelik ve sosyal çevre ilişkisinin doğru orantılı olup kadının eş, aile, arkadaş çevresinden gebelikleriyle aldıkları olumlu dönütlerin katılımcıların psikolojik ve manevi iyi oluşlarına da olumlu etki ettiği görülmüştür. Ayrıca bu dönemde katılımcıların bolca karşılaştıkları, çevrelerinden aldığı beslenme, sağlık ve dini/manevi içerikli uyarı ve tavsiyelerden rahatsız olmadıkları da gözlenmiştir. Bir can içinde bir başka canın varlığını hissetmenin, kadının yaşamında tevekkül ve tefekkür gibi duyguların yoğunluğunu arttırdığı, bu tecrübenin gebelerin dini/manevi yaşamlarındaki etkinliklerinde de (Kur'an okuma, dua etme, namaz kılma gibi) artış oluşturduğu anlaşılmıştır. Ayrıca gebelerin Allah algılarına/tasavvurlarına bakıldığında da, daha çok Allah'la olan ilişkilerini O'nun merhamet/şefkat yönü ile öne çıkardıkları Allah inancını, içinde taşıdığı canla ilişkilendirip görmediği ama hissettiği varlığın Allah'a bağlılıklarını ve yakınlıklarını daha çok arttırdığını ifade etmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Gebelik, inanç, ibadet, dini/manevi yaşam ve değişimler, Allah tasavvurları, annelik duygusu, dua