Theses supervised by Doç. Dr. İbrahim Tuna Özdür
11 theses · TOBB Economics and Technology University
Seri üretim termal görüntüleme sistemlerinde kalibrasyon–tabanlı düzensizlik giderme metotlarının elektro–optik performansa etkisi
Planck'in siyah cisim ışıması kanununa göre, mutlak sıcaklığı 0 Kelvin üzerinde olan tüm cisimler elektromanyetik ışıma yapmaktadır. Termal görüntüleme sistemleri, cisimlerin sıcaklıklarından dolayı kızılötesi dalga boyunda yaptıkları ışımaların anlamlandırılabildiği ve günümüzde askeri, medikal, sivil vb. birçok alanlarda çeşitli uygulamalarda yaygın olarak kullanılan sistemlerdir. Kızılötesi odak düzlem dizileri, çok sayıda kızılötesi dedektörün iki boyutlu bir dizgi halinde oluşturduğu ve termal görüntüleme sistemlerinde sahneden gelen kızılötesi ışımanın kuyudolum seviyesi adı verilen dijital sinyallere dönüştürüldüğü görüntüleme sensörüdür. Kızılötesi odak düzlem dizilerinden elde edilen ham kuyudolum seviyeleri üzerinde; kızılötesi dedektörlerin tam anlamıyla özdeş olmaması, optik birimlerdeki kusurlar, ışımanın odak düzleminde homojen dağılmayışı ve çevresel koşulların etkisi gibi nedenlerden kaynaklı bir takım istenmeyen etkiler bulunmaktadır. Bu etkilerden bir veya birkaçı bir araya gelerek dedektörlerin tepkiselliklerinin kızılötesi ışıma karşısında değişkenlik göstermesine yol açmakta ve kızılötesi odak düzlem dizisinden elde edilen ham kuyudolum seviyelerinde düzensizlik etkisi oluşturmaktadır. İdeal şartlarda kızılötesi odak düzlem dizisi tekdüze bir ışıma kaynağı karşısında vi konumlandırıldığında yine tekdüze kuyudolum seviyeleri elde edilmesi beklenirken, elde edilen ham kuyudolum seviyeleri düzensizlik etkisinden dolayı direkt olarak kullanıma uygun değildir. Termal görüntüleme sistemlerinin fonksiyonlarını düzgün bir şekilde yerine getirebilmesi için kızılötesi dedektörlerin tepkisellikleri, dinamik aralık üzerinde belirli noktalarda düzensizlik giderme metotları ile tekdüze tepkiselliğe kalibre edilebilmektedir. Düzensizlik giderme sonrası termal görüntüleme sisteminin tekdüze ışıma kaynağı karşısındaki elektro–optik performansı, kuyudolum seviyelerinin tekdüzelikten ne derece değişkenlik gösterdiğinin ölçütü olan kalıntı düzensizlik ile ifade edilmektedir. Termal görüntüleme sistemleri geliştirilirken uygulanacak olan düzensizlik giderme yöntemi, sınırlı sayıda prototipin tekdüze ışıma sağlayan siyah cisim ışıyıcı karşısındaki tepkisellik karakteristiği göz önünde bulundurularak belirlenir. Ne var ki, seri üretim aşamasında üretilen prototip sayısı arttıkça prototiplerin siyah cisim ışıyıcı karşısındaki tepkisellik ve hassasiyetleri birbirlerinden farklılık göstermeye başlamaktadır. Oluşan bu farklılık, tek bir sebepten kaynaklanmayıp birden çok etkinin bir araya gelmesiyle oluşabilmekle birlikte; optik, elektro–optik ve elektronik birimlerin üretim toleransları ve daha birçok etkiden dolayı gerçek anlamda özdeş olmamaları bu farklılığa sebep olabilecek sebeplerinden sadece bir tanesidir. Seri üretim prototipleri arasında oluşan bu tepkisellik ve hassasiyet farklılıkları, düzensizlik gidermenin uygulanma yöntemine bağlı olarak prototiplerin dinamik aralıkta farklı noktalarda kalibre edilmesine ve kızılötesi ışıma karşısında aynı karakterde olmamasına yol açabilmektedir. Bu tezde, 2018 yılından bu yana seri üretimi devam eden bir termal görüntüleme sisteminin, 123 adet seri üretim prototipinden elde edilen ham kuyudolum seviyelerinin dinamik aralık boyunca ne derece değişkenlik gösterdiği incelenecek ve bu ham kuyudolum seviyeleri kullanılarak farklı düzensizlik giderme metotlarının farklı uygulama yöntemleri elektro–optik performanslarına göre kıyaslanacaktır. Elde edilen sonuçlar göz önünde bulundurularak seri üretim prototiplerinde tepkisellik ve hassasiyet değişkenliğine rağmen dinamik aralıkta aynı noktalarda düzensizlik giderme uygulayarak prototiplerin elektro–optik karakteristiğinin aynı olmasını sağlayacak ve üretilebilirliği arttıracak otomatik bir karakterizasyon ve kalibrasyon düzeneği sunulacaktır. Anahtar Kelimeler: Termal görüntüleme sistemleri, Kızılötesi odak düzlem dizileri, Düzensizlik giderme, Seri üretim.
Açık-döngü fiber optik dönüölçer sistemi geliştirilmesi ve göreceli yoğunluk gürültüsü analizi
Fiber optik dönüölçer sistemleri özellikle yüksek hassasiyet ve doğruluk gerektiren uygulamalarda, örneğin askeri platformlarda, havacılık ve navigasyon sistemlerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu tez çalışmasında, açık döngü bir fiber optik dönüölçer sisteminin geliştirilmesi ve bu sistemlerdeki göreceli yoğunluk gürültüsü analizine odaklanılmıştır. Navigasyon seviyedeki bir fiber optik dönüölçer sistemi deneysel ve simülasyon ortamında kurulmuş ve elde edilen sonuçlar incelenmiştir. Kurulan fiber optik dönüölçer sisteminde yaklaşık olarak 1 km uzunluğunda fiber sarım bulunmakta ve benzetim çalışmalarının deneysel sisteme uygun olarak optimize edilmiştir. Simülasyon çalışmaları, VPI Photonics yazılımı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. VPI Photonics, optik ve fotonik sistemlerin tasarımı ve analizi için güçlü bir simülasyon platformu sunmaktadır. Bu çalışmada, fiber optik dönüölçerlerde yaygın olarak kullanılan yükseltilmiş kendiliğinden emisyonlu ışık kaynağı tasarımları oluşturulmuş ve farklı konfigürasyonlar ile elde edilen simülasyon ve deneysel sonuçlar incelenmiştir. Farklı ışık kaynağı tasarımlarının göreceli yoğunluk gürültüsü üzerindeki etkileri de incelenmiştir. Bu gürültü analizlerinde, sistemde kullanılan ışık kaynağının optik spektral bant genişliğinin gürültü seviyesine etkisi incelenmiş ve elde edilen sonuçlar teorik hesaplamalarla desteklenmiştir. Daha sonra açık döngü bir fiber optik dönüölçer tasarımı yapılarak simülasyon ve deneysel sistem modelleri hazırlanmıştır. Dünya dönü hızlarının algılanması için sensör biriminin farklı açısal konumlandırılması göre 0 derece/saat ile 15 derece/saat hız aralığında ölçümler yapılmış ve elde edilen sonuçlar analiz edilmiştir. Laboratuvar ortamında optik masa üzerinde yapılan deneysel dünya dönüsü testleri ile simülasyon modeli sonuçlarının büyük oranda uyuştuğu gözlemlenmiştir. Daha sonra fiber optik dönüölçer performansını belirleyen bir değer olan açısal rastgele yürüyüş katsayısını iyileştirilmesine yönelik çalışmalar yapılmıştır. Bu değeri etkileyen en önemli faktörlerden biri de sistemdeki ışık kaynağının göreceli yoğunluk gürültüsüdür. Fiber optik dönüölçer sistemlerinin performansını etkileyen göreceli yoğunluk gürültüsünü düşürmek için yarı iletken optik amplifikatörler kullanılarak yenilikçi bir ışık kaynağı tasarımı yapılmış ve sistem performansı üzerindeki etkileri incelenmiştir. Gürültü düşürme yapılmamış ışık kaynağı ve gürültü seviyesi düşürülmüş ışık kaynağının testleri laboratuvar ortamında uzun süreli veri toplayarak gerçekleştirilmiş ve elde edilen sonuçlar analiz edilerek fiber optik dönüölçer sisteminin performansında önemli iyileştirmeler yapılmıştır.
Milimetre dalga radar ile hareketli nesne tespitinde çevresel yanlış alarmların filtrelenmesi
Bu çalışma, milimetre dalga radar teknolojisi kullanılarak hareketli nesnelerin tespitine odaklanmakta ve yağmur ile rüzgârın etkisiyle hareket eden bitki örtüsü gibi çevresel faktörlerden kaynaklanan yanlış alarm problemlerini ele almaktadır. Milimetre dalga radar sistemleri, 76–81 GHz frekans bandında çalışarak yüksek çözünürlükte algılama yetenekleri sunmaktadır. Ancak, bu sistemler çevresel etkilere karşı oldukça hassastır ve bu durum yanlış pozitif algılamalara yol açarak güvenilirliklerini azaltabilmektedir. Bu zorlukların üstesinden gelebilmek amacıyla, matematiksel ve istatistiksel analizlere dayalı çeşitli filtreleme yöntemleri geliştirilmiş ve test edilmiştir. Önerilen yöntemler, radar algılama doğruluğunu artırmayı amaçlamakta ve algılanan nesnelerin skaler ve vektörel yer değiştirme kalıplarını analiz etmektedir. Saha testleri, hem bitki örtüsünün hareketlerini hem de insan ve araç gibi gerçek hareketli nesneleri içeren kontrollü koşullar altında gerçekleştirilmiştir. Testlerde, yer değiştirme verileri toplanarak analiz edilmiş ve bitkilerden kaynaklanan salınım hareketleri ile insanların veya araçların doğrusal hareketleri karşılaştırılmıştır. Her bir nesne için toplam kat edilen mesafeyi ifade eden skaler yer değiştirme ve başlangıç ile bitiş noktası arasındaki en kısa mesafeyi gösteren vektörel yer değiştirme hesaplanmıştır. Vektörel ve skaler yer değiştirme oranı, sınıflandırma için temel bir parametre olarak kullanılmıştır. Test sonuçları, bitki hareketlerinin genellikle daha düşük bir vektörel-skaler yer değiştirme oranına sahip olduğunu (maksimum %42) ve insan veya araç hareketlerinin ise çok daha yüksek oranlar sergilediğini (%74 ve üzeri) ortaya koymuştur. Bu bulgulara dayanarak, %55–60 aralığında bir eşik değeri önerilmiş ve bu değerin altındaki oranlar bitki olarak sınıflandırılmıştır. Geliştirilen algoritmalar, bitki hareketlerinden kaynaklanan yanlış alarmları etkili bir şekilde filtrelemiş ve radar performansında önemli bir iyileşme sağlamıştır. Ayrıca, algoritmalar düşük kaynak gereksinimi ile mikrodenetleyici tabanlı sistemlerde verimli çalışacak şekilde tasarlanmıştır. Gelecekteki çalışmalar, hız ve ivme analizlerini entegre etmeyi ve algılama doğruluğunu daha da artırmak için yapay zeka yöntemlerini araştırmayı önermektedir. Bu çalışma, milimetre dalga radarların çevresel gürültülerden kaynaklanan yanlış alarm problemlerini azaltarak güvenilirliklerini artırmakta ve güvenlik, otomotiv ve çevresel izleme sistemleri gibi alanlarda uygulanabilirliklerini genişletmektedir.
Fiber bragg ızgara tabanlı hidrofonlarda mandrel çapının ve fiber sarım katman sayısının sistem hassasiyetine etkisi
Fiber tabanlı sualtı akustik sensörler, elektromanyetik girişimlere karşı yüksek bağışıklıkları, kompakt yapıları ve üstün hassasiyetleri sayesinde geleneksel piezoelektrik sensörlerin yerini hızla almaktadır. Bu tür hidrofonlar, "mandrel" olarak adlandırılan silindirik bir yapı üzerine optik fiberlerin sarılmasıyla oluşturulmaktadır. Bu çalışmada, mandrel çapı ile fiber sarım katman sayısının fiber optik hidrofonların hassasiyeti üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çapı 250 µm olan standart tek modlu (SM) fiberler, 31 mm çapındaki mandrellere tek ve çift katmanlı, 26 mm çapındaki mandrele ise tek katmanlı olarak sarılmıştır. Mandrel çapının hassasiyete etkisini değerlendirmek için 26 mm ve 31 mm çapındaki tek katmanlı mandreller karşılaştırılmış, fiber sarım katman sayısının hassasiyete etkisini belirlemek amacıyla ise 31 mm çapındaki tek ve çift katmanlı mandreller analiz edilmiştir. Hidrofonların hassasiyet ölçümleri, frekans çeşitlendirmeli çift darbeli sorgulama (frequency diversity dual-pulse interrogation) yöntemini kullanan bir optik sistem aracılığıyla gerçekleştirilmiş, ardından kontrollü su tankı deneyleri ile sistemin sualtı algılama performansı test edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, 31 mm çaplı tek katmanlı mandrelin hassasiyetinin –139.72 dB re rad/μPa, çift katmanlı versiyonun ise –137.80 dB re rad/μPa olduğunu ve çift katmanlı versiyonun yaklaşık 2 dB'lik bir hassasiyet artışı sağladığını göstermektedir. 26 mm çaplı tek katmanlı mandrelin hassasiyeti –142.53 dB re rad/μPa olarak ölçülmüş; dolayısıyla, 31 mm tek katmanlı mandrelin yaklaşık 3 dB daha yüksek hassasiyetinin olduğu gözlemlenmiştir. Bu bulgular, mandrel çapı ile fiber sarım katman sayısındaki artışın hidrofon hassasiyetini anlamlı ölçüde iyileştirdiğini ve bunun sonucunda daha doğru akustik algılama ile derin su koşullarında daha verimli bir kullanım sağladığını ortaya koymaktadır.
Askeri ve sivil hava hedeflerinin LSTM ile teşhislendirilmesi
Bu çalışma, askerî ve sivil hava hedeflerinin dost, düşman veya bilinmeyen olarak sınıflandırılmasına yönelik yapay zeka temelli bir yaklaşım sunmaktadır. Mevcut uygulamalarda yaygın olarak kullanılan NATO STANAG 4162 kapsamındaki kural tabanlı IDCP (Identification Data Combining Process) yöntemleri; Source Probability Matrix (SPM), Mapping Matrix (MM) ve Force Mix Ratio (FMR) gibi yapılar üzerinden uzman bilgisine dayanan deterministik karar süreçleri kullanır. Bu sistemler açıklanabilirlik ve denetlenebilirlik açısından güçlü olmakla birlikte, sensör kaynaklarının zamanla değişen, eksik veya çelişkili bilgiler üretmesi durumunda esneklik ve ölçeklenebilirlik açısından sınırlılıklar göstermektedir. Önerilen yöntem, radar tespitleri, ESM sinyalleri, IFF cevapları, uçuş planları, MPR bilgileri, platform performans sınırları (PP) ve davranışsal göstergeler (TAB) gibi çoklu kaynaktan gelen verileri zaman serileri halinde işleyen bir LSTM mimarisi üzerinde birleştirmektedir. Veri ön işleme sürecinde zaman senkronizasyonu, eksik veri doldurma, normalizasyon ve senaryo-tabanlı etiketleme adımları uygulanmış; böylece farklı örnekleme hızlarına ve güvenilirlik derecelerine sahip kaynaklar model girişine uygun tekdüze bir yapıya dönüştürülmüştür. Eğitim süreci tamamen simüle edilmiş çok kaynaktan beslenen senaryolar üzerinden gerçekleştirilmiş; gürültü ekleme, zaman kaydırma ve kısmi veri maskeleme gibi tekniklerle modelin belirsiz koşullara karşı dayanıklılığı artırılmıştır. LSTM tabanlı mimari, hedeflerin zamana bağlı davranış değişimlerini yakalama, ani manevra veya IFF/ESM düzensizliklerini takip etme ve çoklu kaynaktan gelen bilgileri tutarlı bir şekilde bütünleştirme konularında kural tabanlı sisteme göre daha yüksek esneklik sağlamıştır. Model performansı doğruluk, precision-recall, F1-score ve karışıklık matrisi gibi standart sınıflandırma metrikleri ile değerlendirilmiş; zamana bağlı davranış varyasyonlarının bulunduğu senaryolarda kural tabanlı yaklaşıma göre daha tutarlı sonuçlar elde edilmiştir. Buna karşın kural tabanlı IDCP yapısının sunduğu şeffaflık ve kolay denetlenebilirlik avantajı belirli durumlarda geçerliliğini korumaktadır. Çalışma sonucunda, kural tabanlı STANAG yaklaşımının güçlü yönlerini korurken zaman-bağımlı işaretlerin öğrenilmesine dayalı yapay zeka esnekliğini bir araya getiren bir çerçeve ortaya konmuştur. İleride yapılacak çalışmalar; gerçek operasyonel veriler için genişletilmiş senaryo setlerinin oluşturulması, kural-öğrenme entegrasyonun derinleştirilmesi ve modelin hesaplama maliyetinin azaltılmasına yönelik hafifletme tekniklerini içermektedir.
4 GHz frekansında kip kilitlemeli lazer geliştirilmesi
Bu tez çalışmasında 4GHz frekansında düşük faz gürültülü aktif kip kilitlemeli fiber lazer geliştirilmesi amaçlanmıştır. Fiber lazerler ürettiği ışığın zamanla değişimine göre sürekli dalga veya darbeli olmak üzere ikiye ayrılır. Bu çalışmada kısa süreli darbe dizisi üreten lazer tasarlanmıştır. Tezin ilk bölümünde lazerler hakkında genel bilgiler verilmiş olup kullanım alanları, gelişim süreçleri, kullanılan kavramların ve terimlerin tanıtılması hedeflenmiştir. Tezin ikinci bölümünde geliştirilmesi hedeflenen lazer için kullanılan fiber optik teknolojisi ve çalışma prensibi tanıtılmış, lazerin darbe dizisi üretebilmesi için kullanılan metodlar belirtilmiştir. Geliştirilecek lazerde ışığın yükseltilmesinde kazanç ortamı olarak kullanılacak katkılı fiber ve ışığın yükseltilme süreci hakkında bilgi verilmiştir. Tezin üçüncü bölümünde, fiziksel olarak kurulumu gerçekleştirilen aktif kip kilitleme yapan fiber lazer gösterilmiştir. Kullanılan malzemeler tanıtılmıştır. Lazerde kararsız durum oluşmaması için lazerdeki tüm bileşenler polarizasyon korumalı seçilmiştir. Lazerde geriye doğru olabilecek Fresnel yansımasının engellenmesi için tüm fiber optik konnektörler APC tipi 8 derece eğimli olarak seçilmiştir. Erbiyum katkılı fiber yükseltecin karakterizasyonu yapılmış ve yüksek ASE gürültüsünden dolayı lazerde optik yükselteçten sonra bant geçiren filtre kullanılarak istenmeyen ASE gürültüsü filtrelenmiştir. Optik modulatörün karakterizasyonu yapılmış olup tasarladığımız lazerde istediğimiz frekans aralığında sorunsuz çalıştığı görülmüştür. Bileşenlerin karakterizasyonları sonrası elde edilen ölçüere göre geliştirilen lazerin başka frekansta çalışması test edilmiş ve sonuçlarla uyumlu olarak sorunsuz bir şekilde çalışmıştır. Aktif kip kilitleme yapabilmek için lazer dışından bağlanan RF sinyal kaynağı ile lazerden çıkan sinyal kaynağı faz gürültüleri kıyaslanmış ve kip kilitleme yapan lazerin faz gürültüsünü filtrelediği tespit edilmiştir. Tezin son bölümünde kurulan lazerle yapılan deneysel çalışmaların sonuçları özetlenerek daha iyi sonuçların elde edilebilmesine yönelik ileride yapılacak çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur.
4 GHz frekansında kip kilitlemeli lazer geliştirilmesi
Bu tez çalışmasında 4GHz frekansında düşük faz gürültülü aktif kip kilitlemeli fiber lazer geliştirilmesi amaçlanmıştır. Fiber lazerler ürettiği ışığın zamanla değişimine göre sürekli dalga veya darbeli olmak üzere ikiye ayrılır. Bu çalışmada kısa süreli darbe dizisi üreten lazer tasarlanmıştır. Tezin ilk bölümünde lazerler hakkında genel bilgiler verilmiş olup kullanım alanları, gelişim süreçleri, kullanılan kavramların ve terimlerin tanıtılması hedeflenmiştir. Tezin ikinci bölümünde geliştirilmesi hedeflenen lazer için kullanılan fiber optik teknolojisi ve çalışma prensibi tanıtılmış, lazerin darbe dizisi üretebilmesi için kullanılan metodlar belirtilmiştir. Geliştirilecek lazerde ışığın yükseltilmesinde kazanç ortamı olarak kullanılacak katkılı fiber ve ışığın yükseltilme süreci hakkında bilgi verilmiştir. Tezin üçüncü bölümünde, fiziksel olarak kurulumu gerçekleştirilen aktif kip kilitleme yapan fiber lazer gösterilmiştir. Kullanılan malzemeler tanıtılmıştır. Lazerde kararsız durum oluşmaması için lazerdeki tüm bileşenler polarizasyon korumalı seçilmiştir. Lazerde geriye doğru olabilecek Fresnel yansımasının engellenmesi için tüm fiber optik konnektörler APC tipi 8 derece eğimli olarak seçilmiştir. Erbiyum katkılı fiber yükseltecin karakterizasyonu yapılmış ve yüksek ASE gürültüsünden dolayı lazerde optik yükselteçten sonra bant geçiren filtre kullanılarak istenmeyen ASE gürültüsü filtrelenmiştir. Optik modulatörün karakterizasyonu yapılmış olup tasarladığımız lazerde istediğimiz frekans aralığında sorunsuz çalıştığı görülmüştür. Bileşenlerin karakterizasyonları sonrası elde edilen ölçüere göre geliştirilen lazerin başka frekansta çalışması test edilmiş ve sonuçlarla uyumlu olarak sorunsuz bir şekilde çalışmıştır. Aktif kip kilitleme yapabilmek için lazer dışından bağlanan RF sinyal kaynağı ile lazerden çıkan sinyal kaynağı faz gürültüleri kıyaslanmış ve kip kilitleme yapan lazerin faz gürültüsünü filtrelediği tespit edilmiştir. Tezin son bölümünde kurulan lazerle yapılan deneysel çalışmaların sonuçları özetlenerek daha iyi sonuçların elde edilebilmesine yönelik ileride yapılacak çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur.
4 GHz frekansında kip kilitlemeli lazer geliştirilmesi
Bu tez çalışmasında 4GHz frekansında düşük faz gürültülü aktif kip kilitlemeli fiber lazer geliştirilmesi amaçlanmıştır. Fiber lazerler ürettiği ışığın zamanla değişimine göre sürekli dalga veya darbeli olmak üzere ikiye ayrılır. Bu çalışmada kısa süreli darbe dizisi üreten lazer tasarlanmıştır. Tezin ilk bölümünde lazerler hakkında genel bilgiler verilmiş olup kullanım alanları, gelişim süreçleri, kullanılan kavramların ve terimlerin tanıtılması hedeflenmiştir. Tezin ikinci bölümünde geliştirilmesi hedeflenen lazer için kullanılan fiber optik teknolojisi ve çalışma prensibi tanıtılmış, lazerin darbe dizisi üretebilmesi için kullanılan metodlar belirtilmiştir. Geliştirilecek lazerde ışığın yükseltilmesinde kazanç ortamı olarak kullanılacak katkılı fiber ve ışığın yükseltilme süreci hakkında bilgi verilmiştir. Tezin üçüncü bölümünde, fiziksel olarak kurulumu gerçekleştirilen aktif kip kilitleme yapan fiber lazer gösterilmiştir. Kullanılan malzemeler tanıtılmıştır. Lazerde kararsız durum oluşmaması için lazerdeki tüm bileşenler polarizasyon korumalı seçilmiştir. Lazerde geriye doğru olabilecek Fresnel yansımasının engellenmesi için tüm fiber optik konnektörler APC tipi 8 derece eğimli olarak seçilmiştir. Erbiyum katkılı fiber yükseltecin karakterizasyonu yapılmış ve yüksek ASE gürültüsünden dolayı lazerde optik yükselteçten sonra bant geçiren filtre kullanılarak istenmeyen ASE gürültüsü filtrelenmiştir. Optik modulatörün karakterizasyonu yapılmış olup tasarladığımız lazerde istediğimiz frekans aralığında sorunsuz çalıştığı görülmüştür. Bileşenlerin karakterizasyonları sonrası elde edilen ölçüere göre geliştirilen lazerin başka frekansta çalışması test edilmiş ve sonuçlarla uyumlu olarak sorunsuz bir şekilde çalışmıştır. Aktif kip kilitleme yapabilmek için lazer dışından bağlanan RF sinyal kaynağı ile lazerden çıkan sinyal kaynağı faz gürültüleri kıyaslanmış ve kip kilitleme yapan lazerin faz gürültüsünü filtrelediği tespit edilmiştir. Tezin son bölümünde kurulan lazerle yapılan deneysel çalışmaların sonuçları özetlenerek daha iyi sonuçların elde edilebilmesine yönelik ileride yapılacak çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur.
LED aydınlatma armatürlerine ait özgün optik yapı tasarımı ve performans karşılaştırması
Güç verimli armatürlerin kullanımı, çevreye önemli ölçüde enerji tasarrufu sağladığı gibi, daha uzun kullanım ömrü, sahada düşük bakım ve işletme maliyetleri ve daha iyi aydınlatma sayesinde daha yüksek verimlilik ile ülke ekonomisine katkı sağlamaktadır. LED armatür verimini etkileyen iki ana faktör elektriksel ve optik kayıplardır. Hem lens hem de cam kırılmaları nedeniyle optik güç kaybı %20'ye ulaşabilir. Bu değerin düşürülmesi aydınlatmanın güç verimliliğini artırır. Armatürde en önemli ve kritik süreçlerden biri optik sistem tasarımıdır. LED (ışık yayan diyot) ışık kaynaklarının kullanımı, özellikle daha yüksek verim nedeniyle günlük aydınlatmada kullanımı artmaktadır. Ancak LED'lerin aydınlatma özellikleri geleneksel lambalardan farklıdır. LED'lerin konvansiyonel lambalara göre daha sistemsel bir tasarıma sahip olacak optiğe ihtiyacı vardır. Bu çalışmada LED tabanlı aydınlatma sistemi için yeni bir optik sistem tasarlanmıştır. Önce LED ışık kaynaklarını tanıtılıp, kullanılan optik tasarım programları ile uygulanan armatür sonuçları incelenmiş ve karşılaştırmaları CIE (Uluslararası Aydınlatma Örgütü)'nin raporlarında belirttiği kalite standartları uyarınca değerlendirilmiştir. LED ışık kaynaklarının tüketimi giderek yükselmekte olup, çalışmamızın LED aydınlatma armatürleri için yerli lens tasarım ürünlerinin geliştirilmesine hizmet edeceğini umuyoruz.
LED aydınlatma armatürlerine ait özgün optik yapı tasarımı ve performans karşılaştırması
Güç verimli armatürlerin kullanımı, çevreye önemli ölçüde enerji tasarrufu sağladığı gibi, daha uzun kullanım ömrü, sahada düşük bakım ve işletme maliyetleri ve daha iyi aydınlatma sayesinde daha yüksek verimlilik ile ülke ekonomisine katkı sağlamaktadır. LED armatür verimini etkileyen iki ana faktör elektriksel ve optik kayıplardır. Hem lens hem de cam kırılmaları nedeniyle optik güç kaybı %20'ye ulaşabilir. Bu değerin düşürülmesi aydınlatmanın güç verimliliğini artırır. Armatürde en önemli ve kritik süreçlerden biri optik sistem tasarımıdır. LED (ışık yayan diyot) ışık kaynaklarının kullanımı, özellikle daha yüksek verim nedeniyle günlük aydınlatmada kullanımı artmaktadır. Ancak LED'lerin aydınlatma özellikleri geleneksel lambalardan farklıdır. LED'lerin konvansiyonel lambalara göre daha sistemsel bir tasarıma sahip olacak optiğe ihtiyacı vardır. Bu çalışmada LED tabanlı aydınlatma sistemi için yeni bir optik sistem tasarlanmıştır. Önce LED ışık kaynaklarını tanıtılıp, kullanılan optik tasarım programları ile uygulanan armatür sonuçları incelenmiş ve karşılaştırmaları CIE (Uluslararası Aydınlatma Örgütü)'nin raporlarında belirttiği kalite standartları uyarınca değerlendirilmiştir. LED ışık kaynaklarının tüketimi giderek yükselmekte olup, çalışmamızın LED aydınlatma armatürleri için yerli lens tasarım ürünlerinin geliştirilmesine hizmet edeceğini umuyoruz.
LED aydınlatma armatürlerine ait özgün optik yapı tasarımı ve performans karşılaştırması
Güç verimli armatürlerin kullanımı, çevreye önemli ölçüde enerji tasarrufu sağladığı gibi, daha uzun kullanım ömrü, sahada düşük bakım ve işletme maliyetleri ve daha iyi aydınlatma sayesinde daha yüksek verimlilik ile ülke ekonomisine katkı sağlamaktadır. LED armatür verimini etkileyen iki ana faktör elektriksel ve optik kayıplardır. Hem lens hem de cam kırılmaları nedeniyle optik güç kaybı %20'ye ulaşabilir. Bu değerin düşürülmesi aydınlatmanın güç verimliliğini artırır. Armatürde en önemli ve kritik süreçlerden biri optik sistem tasarımıdır. LED (ışık yayan diyot) ışık kaynaklarının kullanımı, özellikle daha yüksek verim nedeniyle günlük aydınlatmada kullanımı artmaktadır. Ancak LED'lerin aydınlatma özellikleri geleneksel lambalardan farklıdır. LED'lerin konvansiyonel lambalara göre daha sistemsel bir tasarıma sahip olacak optiğe ihtiyacı vardır. Bu çalışmada LED tabanlı aydınlatma sistemi için yeni bir optik sistem tasarlanmıştır. Önce LED ışık kaynaklarını tanıtılıp, kullanılan optik tasarım programları ile uygulanan armatür sonuçları incelenmiş ve karşılaştırmaları CIE (Uluslararası Aydınlatma Örgütü)'nin raporlarında belirttiği kalite standartları uyarınca değerlendirilmiştir. LED ışık kaynaklarının tüketimi giderek yükselmekte olup, çalışmamızın LED aydınlatma armatürleri için yerli lens tasarım ürünlerinin geliştirilmesine hizmet edeceğini umuyoruz.