Theses supervised by Doç. Dr. İsmail Sanberk

14 theses · Çukurova University, Çağ University

Master'sOpen AccessTR

Ortopedik ve görme engelli bireylerin özgüven düzeylerinin beden algıları açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ortopedik ve görme engelli bireylerin cinsel özgüvenlerinin beden algıları ve demografik özelliklere göre incelemektir. Araştırmanın örneklemi farklı illerde yaşayan, google form ve mail yoluyla katılan 52 ortopedik ve 44 görme engelli toplam 96 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada kişisel bilgi formu, Çelik tarafından (2015) geliştirilen Cinsel Özgüven Ölçeği ve Secord ve Jourard tarafından (1953) geliştirilen ve Hovardaoğlu (1989) tarafından geçerlik çalışması tamamlanan Beden Algısı Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde parametrik yöntemlerden t testi ve değişkenler arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacı ile regresyon analizi yöntemleri kullanılmıştır. Parametrik olmayan yöntemlerden ise; Mann Whitney U ve Kruskal Wallis analiz yöntemleri kullanılmıştır. Tüm veriler 0.05 anlamlılık düzeyinde test edilmiştir. Araştırma bulgularına göre beden algısı iki engel grubunda cinsel özgüvenini anlamlı düzeyde yordamaktadır. Görme engellilerin cinsel özgüven puanlarının ortopedik engellilerden daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Bu farkın da cinsel özgüven ölçeğinin kendini açığa vurma ve cinsel farkındalık alt boyutlarında görme engelliler lehine olduğu ortaya çıkmıştır. Görme engelli erkeklerin beden algıları görme engelli kadınlardan daha yüksek çıkmıştır.

Beden imajıBedensel özürlülerCinsellik+5
Hülya Üstekidağ Ayna
Çukurova University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen ve öğrencilerin kendilerine, birbirlerine ilişkin kullandıkları kişisel yapılar

Bu araştırma ile öğrenci ve öğretmenlerin kendi rollerine ve birbirlerinin rollerine ilişkin kullandıkları kişisel yapılar incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bir devlet okulunda 8. sınıfa devam eden 9 öğrenci ve bu öğrencilerin dersine giren 8 öğretmen oluşturmuştur. Aynı sınıfta öğrenim gören katılımcı öğrenciler, MEB'e bağlı e-okul sistemi üzerinden edinilen akademik başarı sınıf sıralamasında en yüksek, en düşük ve orta seviyede puan alan üçer kişinin tespit edilmesiyle belirlenmiştir. Çalışma grubu içerisinde yer alan öğretmenler ise seçilen 9 öğrencinin dersine giren öğretmenler arasından herhangi bir ölçüt gözetilmeksizin rasgele seçilmiştir. Katılımcılarla ilgili kişisel bilgiler, araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde, bilgisayar tabanlı analiz programı olan İdiogrid 2.4 veri analizi programı kullanılmıştır. Bu araştırma, idiyografik karakterli olması bakımından (iç geçerliği yüksek), nicel vaka analizi modelinde ele alınmıştır. Araştırma kapsamında öğrenci ve öğretmenlerin (i) öğrenci/öğretmen olma ile ilgili elementlerin öklid uzaklık katsayıları; (ii) öğrenci/öğretmen olma ile ilgili kullanılan kişisel yapılar ve elementlerle olan ilişkisi; (iii) öğrenciler/öğretmenlerin ideal ve ideal olmayan öğrenci/öğretmen imgesine olan uzaklığına yönelik katsayılar ve (iv) öğrenciler/öğretmenlerle ilgili kullanılan kişisel yapılar ve elementlerle olan ilişkisinin ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin ideal öğrenci elementine en yakın konumlandırdıkları öğrenciler, başarı düzeyi yüksek olan öğrenciler iken en uzak konumlandırılan öğrencilerse başarı düzeyi düşük olan öğrenciler olmuştur. Akademik başarısı yüksek olan öğrenciler öğretmenler tarafından çoğunlukla olumlu kişisel yapılarla temsil edilirken; akademik başarısı düşük öğrenciler ise olumsuz kişisel yapılarla temsil edilmiştir. Öğrencilerin çoğunlukla öğretmenlerini ideal öğretmen imgesine yakın olarak konumlandırdıkları gözlenmiştir. Öğrencilerin ideal öğretmene ilişkin kullandıkları kişisel yapıların başarı durumlarına göre farklılık gösterdiği; başarı düzeyi yüksek öğrencilerin ideal öğretmenle ilgili olarak kullandıkları kişisel yapıların daha çok 'uzmanlık alan bilgisine sahip olma' ile ilgili olduğu; buna karşın başarı ortalaması düşük öğrencilerin ideal öğretmene yönelik başvurdukları kişisel yapıların ise çoğunlukla kişisel özellikleri (duyuşsal bileşen) kapsayan nitelikte olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin çoğunun bir öğretmen olarak kendisine ilişkin kurgusunun oldukça olumlu olduğu; altısının yüksek, birinin orta düzeyde, birinin ise düşük düzeyde benlik saygısına sahip olduğu görülmüştür. Başarı düzeyi farklı olan öğrencilerin ise benlik saygılarının birbiriyle benzerlik gösterdiği; her grupta (düşük, orta düzeyde ve yüksek başarı gösteren) yer alan üç öğrenciden 2'sinin yüksek, 1'inin ise orta düzeyde benlik saygısına sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu durum, öğrencilerin benlik saygıları ile akademik başarı puanları arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığını ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Repertuar ağı tekniği, ideal öğretmen, ideal öğrenci, akademik başarı düzeyi, benlik saygısı.

Akademik başarıBenlik saygısıKişisel yapı kuramı+7
Zeynep Güneş Tatlıdil Peker
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Aile çatışması yaşayan ergen danışanların kendilerine ve aile bireylerine yönelik bilişsel kurgularının incelenmesi

Bu çalışmada, ailesi ile çatışma yaşayan altı ergen danışanın aileyi, aile üyelerini ve kendilerini bilişlerinde ne şekilde temsil ediyor olduklarının bir yarı yapılandırılmış görüşme tekniği olan repertuar ağı tekniği aracılığıyla incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, iç geçerliği önceleyen nitel çoklu vaka analizi olarak tasarlanmıştır. Veriler yüz yüze görüşme yoluyla ortalama bir saatte toplanmıştır. Repertuar ağı tekniğinde iki temel öğeden biri olan elementler, araştırmacı tarafından oluşturulmuştur. Buna göre elementler güncel ben, ideal ben, sosyal ben, normatif ben, aile, iyi aile, anne, iyi anne, baba, iyi baba, kardeş ve iyi kardeştir. Repertuar ağı tekniği çerçevesinde geliştirilmiş olan üçlü karşılaştırma yöntemi ile elementler arasındaki farklar, kişisel yapı olarak katılımcılardan elde edilmiştir. En nihayetinde her bir element, ortaya çıkartılmış olan kişisel yapılar açısından derecelendirilmiştir. Repertuar ağı verileri üzerinden her bir katılımcının öz-kimlik grafiği, bu tekniğe özgü olarak geliştirilmiş İdiogrid veri analizi programı üzerinden çıkartılmıştır. Öz-kimlik grafiği, iki eksen ve dört çeyrek alandan oluşmaktadır. Tüm elementler güncel ve ideal ben elementlerine olan uzaklık açısından öz-kimlik grafiği üzerinden bir konum almaktadır. Kabul, idealleştirme, çatışma ve ikircikli alan olmak üzere dört çeyrek alandan oluşan öz-kimlik grafiği her bir katılımcı açısından ayrı ayrı incelenmiştir. Elde edilen bulgular ergen danışanların kendilerinden en uzak olarak kardeş ve annelerini konumlandırdıklarını göstermektedir. Yine babalarını göreli olarak kendilerinden uzak konumlandırmışlardır. Elde edilen bir diğer bulgu da ergen danışanların öz-değerleri ile ilgilidir. İdeal ben ile güncel ben arasındaki uzaklık katsayısından yola çıkılarak hesaplanabilen öz-değer; katılımcıların öz-değerinin dengeli bir dağılım gösterdiğini ortaya koymaktadır. Buna göre öz-değeri yüksek, orta ve düşük olan katılımcıların sayısının 2'şer olduğu görülmüştür. Katılımcılar aile ve aile üyeleri ile ilgili elementleri, bu elementlerin ideal imgelerinden uzak olarak konumlandırdıklarına dair bulguya ulaşılmıştır. Ayrıca katılımcıların ideallerindeki varoluş biçimlerini tanımlayan ideal ben elementiyle, aile bireylerinin katılımcının idealleştirdiği biçimlerini temsil eden iyi aile, iyi anne, iyi baba, iyi kardeş elementleri arasındaki mesafeleri oldukça yakın konumlandırdıkları gözlenmiştir. Sonuç olarak repertuar ağı tekniği neticesinde elde edilmiş olan bulgular, danışma esnasındaki gözlemlerle örtüştüğünü göstermektedir. Anahtar kelimeler: ergen, bireysel danışma, bireyi tanıma, Repertuar ağı tekniği, özkimlik grafiği

Aile içi ilişkilerAna-çocuk çatışmasıBilişsel kurgu+6
Mehmet Fatih Akkaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Lise son sınıf öğrencilerinin kendilerine ve başarıya yönelik bilişsel kurgularının sınav kaygısı açısından incelenmesi

Bu çalışma lise son sınıf öğrencilerinin kendilerine ve başarıya yönelik bilişsel kurgularını sınav kaygısı açısından ortaya çıkarmayı hedeflemiştir. Çalışma bir taraftan olgu düzeyinde inceleme gerektirdiğinden çoklu nicel vaka analizi karakteri, öte taraftan sınav kaygısı yüksek ve düşük olan iki öğrenci grubunu karşılaştırmayı amaçladığından betimleyici bir karakter modelindedir. Çalışmanın katılımcı grubunu Adana ilindeki, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bir devlet okulunda öğrenim gören 102 lise son sınıf (12) öğrencisine uygulanan Sınav Kaygısı Ölçeği sonucunda, sınav kaygısı yüksek 15, düşük 15olmak üzere toplam 30 öğrenci oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak Sınav Kaygısı Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Repertuar Ağı Formu kullanılmıştır. Katılımcılardan elde edilen verilerin analizi için bilgisayar tabanlı analiz programlarından yararlanılmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen ilk bulguya göre; sınav kaygısı yüksek öğrencilerin öz değerleri, sınav kaygısı düşük öğrencilere göre daha düşüktür. İkinci olarak sınav kaygısı yüksek öğrenciler, bir öğrenci olarak kendilerini olumsuz; sınav kaygısı düşük öğrenciler ise olumlu algılamaktadır. Üçüncü bulgu, sınav kaygısı yüksek öğrencilerin bir öğrenci olarak kendilerini başarı ve akademik motivasyonu yüksek öğrenciye uzak, sınav kaygısı yüksek öğrenciye yakın; sınav kaygısı düşük öğrencilerin ise bir öğrenci olarak kendilerini, başarısı ve akademik motivasyonu yüksek bir öğrenciye yakın, sınav kaygısı yüksek bir öğrenciye uzak konumlandırdıklarını göstermektedir. Dördüncü olarak sınav kaygısı yüksek öğrencilerin bir öğrenci olarak öz algıları ile diğerlerinin gözünden kendilerine ilişkin algıları; sınav kaygısı düşük öğrencilere göre daha uyumsuzdur. Bu çalışma sonucunda elde edilen beşinci ve son bulgu sınav kaygısı yüksek öğrencilerin bilişsel karmaşıklık düzeylerinin, sınav kaygısı düşük öğrencilere göre daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak diyebiliriz ki, sınav kaygısı yüksek öğrencilerin bir öğrenci olarak benlik tasarımları, sınav kaygısı düşük öğrencilere göre negatiflik (olumsuz) göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Kaygı, sınav kaygısı, bilişsel kurgu, benlik saygısı, repertuar ağı tekniği

Akademik başarıBenlik saygısıBilişsel kurgu+3
Rıza Değirmenci
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Boşanma sonrası süreçteki kadınların bağlılık ağ yapılarının incelenmesi

Bu araştırma ile travmatik olarak algılanabilecek boşanma sonrası süreçte kadınların yaşadıkları zorluklar sırasında yardım alma davranışlarını zihinlerinde nasıl yapılandırdıklarını görmek amaçlanmıştır. Bu amaçla, boşanma sonrası süreçte olan kadınların bağlılık ağ yapıları incelenmiştir. Bağlılık ağ yapısının incelenmesiyle boşanma sonrası süreçteki kadınların sosyal destek kaynakları ile ilişkilerindeki anlamlı örüntüler tanımlanmıştır. Bağlılık ağ yapıları incelenerek araştırmaya katılan tüm kadınların algıladıkları sosyal destek kaynağı sayısı ile yardım alma davranışları arasındaki ilişki ortaya konmuştur. Ayrıca her bir kadının bağlılık ağ yapısı olgu analizi şeklinde incelenerek algıladığı zorluklar sırasında algıladığı sosyal destek kaynakları ile yardım aldığı sosyal destek kaynakları arasındaki ilişki örüntüleri ortaya konmuştur. Araştırmanın modeli betimsel ve gömülü çoklu vaka analizi olarak tasarlanmıştır. Vaka analizi yoluyla evrene istatistik genellemeler yapmak yerine analitik genellemeler yapılarak kuramsal önermelerde bulunmak amaçlanmaktadır. Bu amaç beraberinde elde edilen bulguların genellenebilir (nomotetik) olmasına engel bir yapıda olduğu için araştırma iç geçerliğe odaklı olan idiyografik bir karakter taşımaktadır. Bu çerçevede araştırmada, bağlılık ağ yapısını incelemeyi sağlayan bağlılık ağı testi isimli idiyografik araç kullanılmıştır. Bağlılık ağı formu ile toplanan veriler bağlılık ağı testi analiz yöntemleri ile değerlendirilmiştir. Bu analiz yöntemleri arasında Bağlılık Ağı Dağılım İndeksi (DDI), Belirsizlik İndeksi (UI), Kısmi Sıralama Skalogramı Dağılımı (POSAC-Dağılım), Kısmi Sıralama Skalogramı Derinlik (POSAC-Derinlik) ve Belirsizlik Katsayısı (UC) yer almıştır. Araştırma sonucunda 29-48 yaş aralığında yer alan bu 10 kadın katılımcının algılamış olduğu sosyal destek kaynağı sayısının 3-14 arasında değiştiği sonucu elde edilmiştir. Bu kadınların bu sosyal destek kaynaklarından yardım alma oranını gösteren bağlılık ağı yüzdelerinin de %8.1-%30.5 arasında değiştiği görülmüştür. Bu katılımcıların algıladıkları sosyal destek kaynakları ile ortalama yardım aldıkları sosyal destek kaynağı sayısı arasındaki ilişkiye de Spearman-Rho değeri ile bakılmış ve ilişkinin(0.55) istatistiksel açıdan anlamlı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Mevcut katılımcı grubunda algılanan sosyal destek kaynaklarının ya da bağlılık ağı büyüklüklerinin yardım alma davranışlarını belirlemediği sonucu elde edilmiştir. Bu sonuç, formu doldurma aşamasında tüm katılımcıların algıladıkları zorlukların bir kısmında kendi içsel kaynakları ile baş ettiklerini ifade etmiş olmaları ile tutarlı bir sonuçtur. Katılımcı grupta yer alan her bir olgunun algıladığı sosyal destek kaynağına dair yardım alma davranışına dair üç ayrı dağılım (DDI, UI, POSAC-Dağılım) sonucu olduğu görülmüştür. Her bir olgunun bu üç ayrı dağılımda kendi içinde farklı şekilde yapılandığı sayısal sonuçlara ulaşılmıştır. DDI puanları açısından ilk sırada Olgu 7 yer alırken son sırada ise Olgu 2 yer almıştır. UI puanları açısından en yüksek dağılıma Olgu 5 sahipken en düşük dağılıma ise Olgu 8'in sahip olduğu görülmüştür. POSAC-Dağılım değerleri açısından en yüksek dağılım gösteren olgu bu kez Olgu 10 olarak ilk sırada yer alırken; Olgu 8 ise son sırada yer almıştır. Olgulara ait UC puanlarına bakıldığında Olgu 9'un asimetrik ilişki açısından Sosyal Destek (.96) - Zorluk (.61) ilk sırada yer aldığı görülmüştür. Olgu 9'un bu değerlere bakıldığında daralan bir ağ yapısına sahip olduğu ve ağ yapısında ayrımlaşmanın olmadığı sonucu elde edilmiştir. Olgu 9'un ağ yapısındaki bu daralmanın güçlü olduğu sonucu da simetrik ilişki puanı (.74) ile görülmüştür. Olgu 9'un ağ yapısındaki daralma POSAC-Dağılım ve POSAC-Derinlik puanlarıyla ulaşılan hiyerarşik ilişkilerle birlikte değerlendirildiğinde, ağ yapısındaki daralmanın zorluklar sırasında Olgu 9'u savunmasız bırakacak bir yapıda olduğunu göstermiştir. Olgular arasında simetrik ilişkiye dair ikinci yüksek puana Olgu 1'in (.49) sahip olduğu görülmüştür. Olgu 1'in algıladığı zorluklar (.45) ve algıladığı sosyal destek kaynaklarına (.55) ilişkin asimetrik puan ilişkisinin zayıf olduğu görülmüştür. Buradaki sonuç, Olgu 1'in ağ yapısının genişleyen özellik gösterdiği ve ayrımlaşmanın da olduğu anlamına gelmektedir. Olgu 1'in ağ yapısındaki genişleme POSAC-Dağılım ve POSAC-Derinlik puanlarıyla ulaşılan hiyerarşik ilişkilerle birlikte değerlendirildiğinde, ağ yapısındaki genişlemenin zorluklar sırasında Olgu 1'i yaşadığı zorluklar sırasında kaynaklarını farklı şekillerde ve farklı sıklıklarda kullanacak şekilde güçlendirdiğini göstermiştir. Katılımcı grubun bağlılık ağ yapılarına baktığımızda genişleyen ve ayrımlaşmış yapıda olan katılımcı sayısı 1; genişleyen ve zayıf ayrımlaşmış yapıda olan katılımcı sayısı 3; genişleyen ve orta düzeyde ayrımlaşmış ve hiyerarşik ilişkileri karmaşık yapıda olan katılımcı sayısı 1; daralan ve zayıf ayrımlaşmış yapıda olan katılımcı sayısı 3; daralan ve ayrımlaşmamış yapıda olan katılımcı sayısı ise 2 olarak sınıflandırılabilir. Elde edilen bu sonuçlar, her bir kadının yardıma ihtiyaç duyduğu zorluk alanında sosyal destek kaynaklarını zihninde nasıl yapılandırdığını ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar sayesinde bireydeki mevcut zihinsel yapılanmanın yeniden düzenlenmesi, daha somut bir şekilde planlanması olasıdır. Böyle bir planlamanın birey-içi değişimi hedef alan psikoterapi alanına katkı sağlaması olası bir sonuçtur. Aynı zamanda bu araştırma, zihinsel yapılanmalara dair kategoriler oluşturmak için hiyerarşik ilişkilere ulaşmayı sağlayacak daha geniş kapsamlı araştırmalar için de önermeler oluşturmuştur. Anahtar Kelimeler: Boşanma, kadın, travma, sosyal destek, bağlılık ağ yapısı.

BağlılıkBoşanmaEvli çiftler+1
Fatma Deveci
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Anne çocuk oyun etkileşimine bağlı olarak annelik algısının incelenmesi

Bu çalışmada 3-6 yaş aralığındaki çocukları ile beş dakikalık serbest oyun etkileşiminde, çoğunlukla istendik ifadeleri kullanan ve çoğunlukla istenmedik ifadeleri kullanan annelerin, anneliği bilişlerinde nasıl temsil ettiklerinin yarı yapılandırılmış görüşme tekniği olan repertuar ağı tekniği ile incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma çoklu nicel vaka analizi çalışmasıdır. Serbest oyun etkileşimleri ev ortamında video kayıt altına alınmıştır. Ardından annelerin oyun esnasında kullandıkları ifadeler Anababa Çocuk Oyun Kayıt Kodlama Formu'na kodlanmış ve çoğunlukla istendik ve çoğunlukla istenmedik/uygunsuz ifadeleri kullanan anneler belirlenmiştir. Repertuar ağı tekniğinde elementler; "bir anne olarak ben", "çocuğuma göre bir anne olarak ben", "eşime göre bir anne olarak ben", "anneme göre bir anne olarak ben", "kayınvalideme göre bir anne olarak ben", "ideal anne", "ideal olmayan anne", "ne yazık ki nasıl bir anne olmak durumunda bırakıldım", "tanıdığım örnek-iyi bir anne" ve "tanıdığım örnek olmayan bir anne" olarak belirlenmiştir. Elementler üçlü karşılaştırılarak annelerin kişisel yapılarına ulaşılmıştır. Son olarak her element, kişisel yapılara dayalı olarak 1 ve 5 arasında derecelendirilmiştir. Veriler idiogrid 2.4 programına girilerek analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular neticesinde annelerin serbest oyun etkileşimlerinde çoğunlukla istenmedik/uygunsuz ifadeler kullandıkları görülmüştür. En çok kullanılan istendik ifade "çocuğun isteklerine uyma", en sık kullanılan istenmedik/uygunsuz ifade "emir verme"dir. Elde edilen diğer bir bulgu "ideal anne" ve "bir anne olarak ben" elementleri arasındaki uzaklık katsayısından ulaşılan özdeğerdir. Oyun etkileşiminde istendik ifadeleri daha sık kullanan annelerin, istenmedik ifadeleri daha sık kullanan annelere göre çoğunlukla özdeğerlerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Yine oyun etkileşiminde istendik ifadeleri daha sık kullanan annelerin, istenmedik ifadeleri daha sık kullananlara göre kendilerini daha çok olumlu yapılarla ilişkilendirdikleri görülmüştür. Her iki grupta bulunan anneler; "ne yazık ki nasıl bir anne olmak durumunda bırakıldım", "çocuğuma göre bir anne olarak ben", "eşime göre bir anne olarak ben", "anneme göre bir anne olarak ben" ve "kayınvalideme göre bir anne olarak ben" elementlerini çoğunlukla kendileriyle yakın ilişkilendirmişlerdir. Oyun etkileşimlerinde istendik ifadeleri daha sık kullanan anneler "ideal olmayan anne" elementine kendilerini uzak konumlandırırken, çoğunlukla istenmedik/uygunsuz ifadeleri kullanan anneler kendilerini bu elemente uzak ve orta derecede konumlandırmışlardır. "Tanıdığım örnek-iyi bir anne" elementine ise istendik ifadeleri çoğunlukla kullanan anneler kendilerini yakın ve orta derecede konumlandırırken, "tanıdığım örnek olmayan bir anne" elementine uzak ve orta derecede; istenmedik ifadeleri çoğunlukta kullananlar, "tanıdığım örnek bir anne" elementine kendilerini orta ve uzak derecede konumlandırmışlardır ve "tanıdığım örnek olmayan bir anne" elementine ise kendilerini uzak, orta ve yakın konumlandırmışlardır.

Ana-baba algısıAnnelikAnnelik temsilleri+7
Cansu Safsoylu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal kaygılı ergenlerin kişilerarası ilişki yapılarının okul bağlamında incelenmesi

Bu araştırmada sosyal kaygı açısından duyarlı dönem olarak kabul edilen ergenlik döneminde bireylerin kişiler arası ilişki yapılarının okul bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Ergenlik dönemi (biyo-psiko-sosyal gelişim ve kimlik gelişimi) açısından bütüncül bir bakış açısı ile yürütülen bu araştırma sosyal kaygılı ergen bireylerin kendilerine, okuldaki önemli diğerlerine ve sosyal rollerine ilişkin bilişsel yapılandırma süreçleri hakkında bilgi sunmayı hedeflemektedir. Bu araştırmanın çalışma grubu, resmi ortaöğretim kurumlarında 11. ve 12. sınıfa devam eden öğrencilere (n=653) uygulanan Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeğinden alınan en yüksek (N=10) ve en düşük (N=10) puanlara göre oluşturulan iki gruba atanan katılımcılardan oluşmaktadır. Buna ek olarak düşük düzeyde sosyal kaygılı öğrencilere uygulanan Kısa Semptom Envanterinden elde edilen sonuçlarla iki grup arasında sağlıklı bir karşılaştırılma yapılması olanaklı hale getirilmiştir. Nicel çoklu vaka deseni olarak tasarlanan bu araştırmada, Repertuar Ağı Tekniğinden (Kelly, 1955; 1991) yararlanılarak çalışma grubundaki öğrencilerin kendilerine, okuldaki önemli diğerlerine ve okuldaki rollerine ve genel olarak okula ilişkin bilişsel yapılarına ilişkin nitel veriler elde edilmiş ve bu nitel veriler IDIOGRID analiz programı ile çözümlenmiş; buna bağlı olarak yüksek düzeyde sosyal kaygılı katılımcıların benlik saygısı, Benlik Karmaşıklığı ve benlik entegrasyonları açısından nasıl farklılaştığı düşük düzeyde sosyal kaygılı ergen olgularla karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular, karşılaştırma grubunun aksine çalışma grubunun tamamının sağlıksız benlik entrgrasyonlarına (sosyal yabancılaşma) sahip olduğunu, ayrıca alanyazında yer alan çalışma bulgularının aksine sosyal kaygı ile benlik saygısı ve benlik karmaşıklığı arasında zorunlu bir ilişki olmayabileceğini göstermiştir. Yine bulgular, karşılaştırma çalışma grubunun aksine çalışma grubunun okulla ilişkili yaşantıları bağlamında olumsuz içerikli bilişsel temsillere sahip olduğuna ve olumlu benlik kabulüne sahip olmadıklarına işaret etmiştir. Anahtar Sözcükler: Sosyal Kaygı, Ergenlik Dönemi, Kişisel Yapılar Kuramı, Benlik Entegrasyonu

BenlikErgenlerEğitim kurumları+3
Eda Arslan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Ergenlerin kimlik statülerinin öz-kimlik grafikleri açısından incelenmesi

Bu araştırmada, yaş ortalamaları 16 olan ergenlere Benlik Kimliği Statüleri Ölçeği (BKSÖ) ve Repertuar Ağı Tekniği (REPT) uygulanmıştır. BKSÖ aracılığıyla ulaşılan dört kimlik statüsünde yer alan katılımcıların REPT verileri doğrultusunda öz-kimlik grafikleri (ÖKG) incelenmiştir. Katılımcıları, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Adana ili merkez ilçelerine bağlı, farklı sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel düzeye sahip ailelerin çocuklarının eğitim gördüğü üç lisede 9, 10, 11 ve 12. sınıfa devam eden (100'ü kız 52'si erkek) 152 öğrenci oluşturmuştur. Veriler analiz edilirken İDİOGRİD analiz programı ve SPSS 22 istatistik programı kullanılmıştır. Nicel vaka analizi ve betimsel tarama olmak üzere iki modelde tasarlanan bu çalışma, keşfetme ve açıklama temelleri üzerine oturtulan nicel karakterli bir araştırmadır. Araştırmada REPT yöntemiyle toplanan verilerin sağladığı bilgiler doğrultusunda öz-kimlik grafikleri incelenen ergenlerin, (i) öz ve ideal öz elementleri arasındaki uzaklığın hesaplanmasıyla öz değer düzeyinin; (ii) REPT'te yer alan elementlerinin, ÖKG'de (kabul, idealleştirme, çatışma, ikircikli) hangi alana konumlandıklarının ve (iii) öz ve ideal öz elementlerinin diğer elementlere olan uzaklığından yola çıkılarak belirlenen benlik entegrasyon türünün ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, farklı kimlik statüsünde bulunan ergenlerin öz değer düzeyleri açısından anlamlı bir farklılığa rastlanmadığı görülmüştür. Sonuçlar, ergenin bulunduğu kimlik statüsünün öz değer düzeyini olumsuz olmasa da görece olumlu yönde etkileyebileceğini düşündürebilir. Zira ulaşılan bilgiler, tüm katılımcı ergenlerin üçte ikisinin orta ve yüksek düzey öz değere sahip olduğunu göstermektedir. Repertuar ağında yer alan elementlerin, ÖKG'de ne şekilde konumlandıklarıyla ilgili bulgular incelendiğinde; başarılı ve moratoryum kimlikte bulunan katılımcıların (normatif öz elementi dışındaki) merkezi elementlerinin (öz, ideal öz ve sosyal öz) ve (hayatımı olumsuz etkileyen biri dışındaki) diğer (annem, babam, hayatımı olumlu etkileyen biri) elementlerin ağırlıklı olarak "kabul" alanına konumlandıkları görülmüştür. Bu iki statüdeki ergenlerin neredeyse tüm elementlerinin, kabul alanından sonra daha fazla "ikircikli" alana konumlandığı sonucuna ulaşılmıştır. Dağınık kimlik statüsünde bulunan ergenlerin de (normatif öz ve hayatımı olumsuz etkileyen biri dışındaki) tüm elementlerinin ağırlıklı olarak "kabul" alanına konumlandıkları ve bu alandan sonra en fazla elementin "ikircikli" alana konumlandığı ortaya çıkartılmıştır. İpotekli kimlikteki ergenlerin elementlerinin ağırlıklı olarak bir alanda toplanmadığı, "kabul", "idealleştirme" ve "ikircikli" alanlara benzer oranlarda dağıldığı görülmüştür. Bu sonuçlar, başarılı, moratoryum ve dağınık statüdeki ergenlerin ipotekli ergenlere göre, kimliklerini tanımlarken güncel özlerini (normatif öz haricinde) diğer merkezi elementlerle ve aile üyeleriyle daha fazla benzer algıladıkları anlamına gelebilmektedir. Benlik entegrasyonu ile ilgili bulgular incelendiğinde, başarılı ve moratoryum kimlikte yer alan ergenlerin daha fazla güçlü benlik entegrasyonu gösterdiği fakat zayıf benlik entegrasyonu gösterenlerin sayısına yakın olduğu görülmüştür. Bu anlamda her iki statü ve benlik entegrasyonu durumlarıyla ilgili araştırma soruları sonuçların çok güçlü biçimde olmasa da anlamlılık içerdiği ortaya koyulmuştur. Dağınık kimlikte yer alan ergenlerin yarısından çoğunun güçlü, yarısından azının zayıf benlik entegrasyonu gösterdiği; ipotekli kimlikte olanlarınsa neredeyse yarı yarıya olacak şekilde zayıf benlik entegrasyonu gösterdiği görülmüştür. Bu statüler ve entegrasyon durumlarıyla ilgili ortaya atılan araştırma sorularına dair anlamlı sonuçlara ulaşılmadığı görülmüştür. Ergenlerin kimlik statüsü türleri ile öz elementlerle en fazla ilişkilendirilerek ortaya koydukları kişisel yapıların, beş faktörlü kişilik modelinin boyutları açısından dağılımı arasındaki ilişkinin incelenmesi soncunda; başarılı ve moratoryum statüsündeki ergenlerin BFKM'nin boyutlarının tümünde olumlu ve olumsuz yönde diğer iki statüdeki ergenlere göre çok daha fazla yapı belirttiği görülmüştür. Bu sonuç, üst kimlik statülerinin BFKM'nin beş boyutunun olumlu yönüyle daha çok ilişkili olacağına yönelik beklentiyi karşılayan bir sonuç olsa da; alt kimlik statüsünde bulunan ergenlerin belirttiği kişisel yapıların daha çok beş boyutun olumsuz yönüyle ilişkili olacağına dair beklentiyi tam olarak karşılamayan bir sonuç olmuştur. Anahtar Kelimeler: Kimlik statüleri, kişisel yapılar, repertuar ağı tekniği, öz-kimlik grafiği, öz değer, benlik entegrasyonu, beş faktör kişilik modeli.

ErgenlerEğitim psikolojisiKimlik+4
Erdinç Çağlayan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Covid-19 pandemi sürecinde üniversiteye geçiş sınavına girmiş öğrencilerin yaşantılarının incelenmesi

Bu araştırmada, Covid-19 pandemi döneminde yapılan ilk üniversite sınavı olan 2020 YKS'ye girmiş öğrencilerin gündelik yaşamlarında ve eğitsel süreçlerinde yaşadıkları değişimlerin, sınav düzenlemelerine ilişkin görüşlerinin, sınav anındaki deneyimlerinin ve baş etme stratejilerinin neler olduğunu betimlemek amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşmenin kullanıldığı bu çalışmada 2020 YKS'ye girmiş 9 farklı şehirden 17-21 yaş aralığındaki 33 katılımcı yer almaktadır. Görüşmeler pandemi nedeniyle online olarak gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Covid-19 pandemi döneminde üniversite sınavına hazırlanmış ve girmiş öğrencilerin gündelik yaşamlarında fizyolojik, sosyal ve kişisel değişimler; eğitsel süreçlerinde ise ders çalışma verimi ve süresi, derse odaklanma süresi, motivasyon düzeyi ve uzaktan eğitime dair değişimler yaşadıkları görülmüştür. Sınava ilişkin düzenlemerle ilgili olarak kapsam değişimi, tarih değişimi ve süre değişimi ile alakalı olarak olumsuz görüşlerin ağırlıkta olduğu görülmüştür. Özellikle sınav tarihinin önce ertelenip daha sonra öne çekilmesiyle alakalı katılımcıların büyük çoğunluğu olumsuz etkilendiğini vurgulamıştır. Sınav anı deneyimlerine ilişkin olarak maske takmak ve klimamanın açılmaması ile alakalı olarak katılımcıların genel olarak sorun yaşamadığını, ancak katılımcıların tamamına yakınının korona korkusundan ötürü sınava odaklanmakta zorlandığını ifade ettiği görülmüştür. Katılımcıların pandemi döneminde sınava hazırlık süreçlerinde yaşadıkları zorluklarla baş etmek için bilişsel, davranışsal ve ilişkisel stratejiler geliştirdikleri belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Pandemi, covid-19, üniversiteye giriş sınavı, yks, öğrenci

COVID 19PandemilerSınav+1
Şeyma Ekin Kızılay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde öznel zindeliğin yordayıcısı olarak temel psikolojik ihtiyaçlar: Öz-şefkatin aracı rolü

Bu araştırmanın amacı ergenlerde temel psikolojik ihtiyaçlar ile öznel zindelik arasındaki ilişkide öz-şefkatin aracı rolünü incelemektir. Araştırma çalışma grubunu Adana ilinde yer alan liselerde öğrenime devam eden 9., 10. ve 11. sınıflardan 336 kız ve 296 erkek olmak üzere toplamda 632 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada öğrencilerin kişisel bilgilerine ilişkin veriler "Kişisel Bilgi Formu" öznel zindeliğe ilişkin veriler "Öznel Zindelik Ölçeği" (Ryan & Frederick, 1997), temel psikolojik ihtiyaçlara ilişkin veriler "İhtiyaç Doyum Ölçeği" (Deci & Ryan, 1991) ve öz-şefkate ilişkin veriler "Öz-Şefkat Ölçeği Kısa Formu" (Raes, Pommier, Neff & Van Gucht ,2011) aracılığı ile toplanmıştır. Ergenlerin öznel zindelik düzeyleri, temel psikolojik ihtiyaç doyumları ile öz-şefkat düzeyleri arasındaki ilişki Pearson Momentler Çarpım Korelasyonu ile incelenmiştir. Öznel zindelik ile temel psikolojik ihtiyaçlar arasındaki ilişkide öz-şefkatin aracı rolü Hayes (2013) tarafından geliştirilen Process Makro ile analiz edilmiştir. Verilerin istatistiksel çözümlenmelerinde SPSS 25 ve Process Makro v4.1 programlarından yararlanılmıştır ve aracılığın etki büyüklüğü yorumlanırken Preacher ve Kelley (2011)'nin önerdiği değerler baz alınmıştır. Araştırma bulgularına göre öznel zindelik, temel psikolojik ihtiyaçlar ve öz-şefkat arasında pozitif ilişkiler bulunmuştur. Temel psikolojik ihtiyaçların alt boyutları olan özerklik, yeterlik ve ilişkili olma ihtiyaçları ile öznel zindelik ve öz-şefkat arasında pozitif ilişkiler bulunmuştur. Özerklik, yeterlik ve ilişkili olma ihtiyaçlarının öznel zindeliği ve öz-şefkati anlamlı düzeyde yordadığı bulunmuştur. Process Makro ile gerçekleştirilen aracılık analizinde özerklik, yeterlik ve ilişki olma ile öznel zindelik arasında öz-şefkatin aracı rolü tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Öznel zindelik, temel psikoloji ihtiyaçlar, öz-şefkat

ErgenlerEğitim psikolojisiPsikolojik ihtiyaçlar+2
Simge Çelebi
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin internet bağımlılığı olan ergen çocuklarına ve ebeveyn olarak kendilerine yönelik bilişsel temsillerinin incelenmesi

Bu araştırma ile annelerin internet bağımlılığı olan ergen çocuklarına ve bir ebeveyn olarak kendilerine ilişkin kullandıkları kişisel yapılar incelenmiştir. Bu çalışma, çoklu nicel vaka çalışması olarak tasarlanmıştır. Çalışmada internet bağımlılığı olan öğrencilerin öncelikli olarak tespit edilmesi için geniş bir örneklem grubuna Young İnternet Bağımlılığı Kısa Form Ölçeği (YİBT-KF) uygulanmıştır. Bu doğrultuda Adana ilinin Yüreğir ilçesindeki sekiz okulda öğrenim gören yaşları 14 ila 18 arası toplam 444 değişen (312'si kadın, 132'si erkek) öğrenciye YİBKF uygulanmıştır. İkinci basamakta bu ölçekten görece yüksek puan alan 8 öğrenci belirlenmiş ve bu öğrencilerin anneleri ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Böylelikle çalışma için veriler toplanarak analize hazır hale getirilmiştir. Bu görüşmeler yarı yapılandırılmış bir görüşme olan repertuar ağı tekniği ile yapılmıştır. Katılımcılardan elde edilen verilerin analizi İdiogrid 2.4 programı ile yapılmıştır. Annelerin kendilerine ve bağımlılık gösteren çocuklarına kurgularını ortaya çıkartmak için analizler yürütülmüştür. Buna göre elde edilen ilk bulgu bu annelerin bir anne olarak kendilerinden memnun oldukları yönündeydi. Bu anneler kendilerini "iyi örnek anne" ve "ideal anne" imgelerine oldukça yakın konumlandırmışlardır. Buna karşın ergen çocukları ile ilgili bilişsel temsilleri daha negatif olarak gözlenmiştir. Anneler çocuklarını görece olumsuz olarak kurgulamaktadır. Annelerin neredeyse tamamı çocuklarını "ideal çocuk" ve "çevremde takdir ettiğim bir çocuk" orta düzeyde uzak konumlandırmıştır. Elde edilmiş olan bu bulgular annelerin kendilerini bu rolde olumlu, bağımlılık gösteren çocuklarını ise ağırlıklı olarak olumsuz gördüklerini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: İnternet bağımlılığı, repertuar ağı tekniği, ideal anne, bilişsel temsil, ergen.

Ana-babaBağımlılıkErgenler+6
Salih Benek
Çukurova University · Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çiftlerin evlilik kalitesinin, bağlanma yaralanmaları ve stresle çift olarak baş etme değişkenleri açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, bağlanma yaralanmaları ve stresle çift olarak baş etme değişkenlerinin evlilik kalitesini ne derecede yordadığını belirlemektir. Araştırmaya en az bir yıllık evliliğe sahip 489 kişi (194 erkek, 295 kadın) katılmıştır. Araştırmada Evlilik Kalitesi Ölçeği, Evlilikte Bağlanma Yaralanmaları Ölçeği, Stresle Çift Olarak Baş Etme Envanteri ve katılımcılara yönelik sosyodemografik bilgileri elde etmek için Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni evlilik kalitesi, yordayıcı değişkenleri ise bağlanma yaralanmaları alt boyutları olan bağlanma ve travma ile stresle çift olarak baş etme alt boyutları olan eş destekleyici ikili baş etme, duygu odaklı ortak baş etme, problem odaklı ortak baş etme, eş negatif baş etme ve kendi negatif baş etmedir. Araştırmada bağlanma yaralanmaları ve stresle çift olarak baş etme alt boyutları olan yordayıcı değişkenlerin evlilik kalitesini ne derecede yordadığını tespit edebilmek için Standart Regresyon Analizi, değişkenler arasındaki ilişkileri incelemek için ise Pearson Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Evlilik kalitesinde; cinsiyet, eğitim düzeyi, evlenme biçimi, çocuk sayısı ve evlilik yılı gibi sosyodemografik özelliklere göre farklılaşmanın olup olmadığını tespit etmek için Mann Whitney U-Testi ve Tek Faktörlü Varyans Analizi (ANOVA) tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırmada verilerin analizi SPSS 23.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın amaçları kapsamında yapılan Standart Regresyon Analizi sonuçlarına göre eş destekleyici ikili baş etme, bağlanma, duygu ve problem odaklı ortak baş etme, kendi negatif baş etme, eş negatif baş etme değişkenleri çiftlerin evlilik kalitesini anlamlı şekilde yordadığı tespit edilmiştir. Travma değişkeninin ise evlilik kalitesinin anlamlı bir yordayıcısı olmadığı belirlenmiştir. Sosyodemografik özelliklere göre yapılan analizler sonucunda ise evlilik kalitesi ile çocuk sayısı ve evlilik yılı arasında anlamlı bir farklılık olduğu bulgulanırken, evlilik kalitesi ile cinsiyet, evlenme biçimi ve eğitim düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmadığı tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları ilgili literatür kapsamında değerlendirilerek, ileride yapılacak çalışmalarda araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Evlilik, evlilik kalitesi, bağlanma yaralanmaları, stresle çift olarak baş etme.

BağlanmaBağlanma yaralanmalarıEvli çiftler+6
Betül Mamatoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Aile bütünlüğü olmayan ergenlerde algılanan sosyal destek düzeyi ile yaşam doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma aile bütünlüğü olmayan ergenlerde aile, öğretmen ve arkadaşlardan algılanan sosyal destek düzeyleri ve yaşam doyumu düzeyleri arasında ilişkiyi incelemiştir. Araştırmanın çalışma grubu Hatay İli İskenderun ilçesinde lise öğrenimine devam eden 9.10.11 ve 12. Sınıfta okuyan 57 boşanma, 36 ayrı yaşama ve 22 ölüm nedeniyle aile bütünlüğü olmayan 115 ergenden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplamak için Yaşam Doyumu Ölçeği (YDÖ) (Diener, 1985), Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (Yıldırım, 1997) ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Bu kapsamda demografik değişkenlere göre katılımcıların yaşam doyumu ve algılanan sosyal destek düzeylerini karşılaştırmak için parametrik testlerden bağımsız örneklemlerde t testi ve tek yönlü varyans analizi, non-parametrik testlerden Kruskall-Wallis H Testi ve Mann-Whitney U Testi, yaşam doyumu ile algılanan sosyal destek arasındaki ilişkiyi incelemek için pearson momentler çarpımı korelasyon analizi, yaşam doyumu üzerinde algılanan sosyal desteğin rolünü incelemek için çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar aile bütünlüğü olmayan ergenlerin cinsiyet, yaş, anne ve baba eğitim durumu, anne çalışma durumu, ailenin parçalanma şekline göre algılanan sosyal destek ve yaşam doyumları arasında anlamlı bir ilişki yokken, babanın çalışma durumu ve gelir düzeyi ile yaşam doyumu ve aileden algılanan sosyal destek arasında anlamlı ilişki vardır. Aile bütünlüğü olmayan ergenlerin algılanan sosyal destek düzeyi ile yaşam doyumları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Yaşam doyumu üzerinde algılanan sosyal desteğin rolü istatistiksel olarak anlamlı ve yaşam doyumuna ait değişkenliğin %42'si algılanan sosyal destek tarafından açıklanmaktadır. Anahtar kelimeler: Aile bütünlüğü olmayan ergen, Algılanan Sosyal Destek, Yaşam Doyumu, Ergenlik

Kamile Koyuncu Dikilitaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Geçici koruma altındaki Suriyeli lise öğrencilerinin yaşam kalitelerinin yordayıcısı olarak psikolojik sağlamlık

Bu araştırmada, Türkiye'de geçici koruma altında olan Suriyeli lise öğrencilerinin psikolojik sağlamlıklarının yaşam kaliteleri üzerindeki yordayıcı etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Veriler, 13-20 yaş aralığında 9, 10, 11 ve 12. sınıfa devam eden 324 Suriyeli lise öğrencisinden gönüllülük esas alınarak elde edilmiştir. Araştırmanın verileri Ergenler İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği (Kiddo-KINDL) ve Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (ÇGPSÖ-12) kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde Pearson Momentler Çarpımı (Korelasyon Katsayısı) ve basit doğrusal regresyon uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre yaşam kalitesi ve psikolojik sağlamlık puanları (r = .22, p < .01) arasında pozitif yönlü düşük düzeyde anlamlı ilişki vardır. Psikolojik sağlamlık, yaşam kalitesi puanının % 5'ini (R2 = .05) açıklamaktadır. Yaşam kalitesi aile alt ölçeği ile psikolojik sağlamlık puanı (r = .24, p < .01) arasında pozitif yönlü düşük düzeyde anlamlı ilişki vardır. Psikolojik sağlamlık puanı, aile yaşam kalitesi puanının % 6'sını (R2 = .06) açıklamaktadır. Yaşam kalitesi arkadaş alt ölçeği ile psikolojik sağlamlık puanı (r = .26, p < .01) arasında pozitif yönlü düşük düzeyde anlamlı ilişki vardır. Psikolojik sağlamlık, arkadaş yaşam kalitesi puanının % 7'sini (R2 = .07) açıklamaktadır. Yaşam kalitesi okul alt ölçeği ile psikolojik sağlamlık puanı (r = .15, p <.01) arasında pozitif yönlü düşük düzeyde anlamlı ilişki vardır. Psikolojik sağlamlık, yaşam kalitesi okul alt ölçek puanının % 2'sini (R2 = .02) açıklamaktadır. Yaşam kalitesinin bedensel iyilik, duygusal iyilik ve öz saygı alt ölçeği puanları ile psikolojik sağlamlık puanları arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır.

Geçici hukuki korumalarGöçlerGöçmenler+5
Ebru Keskin
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00

Other supervisors