Theses supervised by Doç. Dr. Latif Onur Uğur
11 theses · Düzce University
Saha/kontrol mühendisi işe alımının analitik hiyerarşi prosesi (AHP) ve MOORA yöntemiyle hibrit olarak gerçekleştirilmesi
İnşaat projelerinde saha/kontrol mühendisi; şantiye şefi sorumluluğunda çalışan, iş programına göre yapılacak imalatların malzemelerinin, ekipmanlarının, işgüçlerinin önlerinin açılmasını sağlayan, sahada yapılan imalatları başında durarak kontrol eden, günlük üretim ve kontrol raporları hazırlayan, proje ile aplikasyon uygunluklarının kontrollerini yapan, ölçümler/metrajlar hazırlayan ve iş güvenliği tedbirlerinin alınmasını sağlayan teknik elemanlara verilen unvandır. Bir inşaat firmasında istihdam etmek üzere farklı adaylar arasından doğru bir saha mühendisi seçimi yapmak; İmalat kalitesini, projenin yapım süresini ve proje maliyetini direk olarak etkileyecektir. Bu yüzden saha mühendisi seçimi yapılırken birçok kriterin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bu tip problemlerde seçimlerin doğru olarak yapılması, kriterlerin iyi belirlenmesi ile başlar. Bu çalışmada Düzce ilinde konut yapımında ihtisaslaşmış yapım firmalarının, saha mühendisi seçimlerinde kullanabilecekleri bir hibrit Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yaklaşımının uygulanabilirliği ve performansı araştırılmıştır. Bunun için, saha mühendisi seçiminde hangi kriterlere daha fazla önem verildiğinin belirlenmesi amacı ile bir anket çalışması yapılmış ve Düzce ilinde konut projeleri gerçekleştiren inşaat firmalarına uygulanmıştır. Bu şekilde belirlenen kriterler yardımı ile en uygun adayın seçilmesi için farklı ÇKKV yöntemlerinden Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) ve MOORA yöntemleri; hem ayrı ayrı hem de birlikte uygulanmıştır. AHP ile hem sıralama yapılmış hem de MOORA yönteminde sıralama yapmak için kriter ağırlıkları belirlenmiştir. Sonuçta bu uygulamaların performansları karşılaştırılmış; sektör profesyonellerine en uygun karar verme yaklaşımı ile ilgili önerilerde bulunulmuştur. Sonuçta hem AHP hem MOORA yönteminde Aday 5 en uygun aday olarak seçilmiştir. Ayrıca hem yapım firmalarının hem de kontrol mühendisi adaylarının; böyle bir işe alım tercihi prosesinde başlıca kriterlerin neler olduğu ve bu kriterlerin birbirlerine kıyasla göreceli önem farklılıklarının neler olduğu hakkında bilgi sahibi olmaları sağlanmaya çalışılmıştır.
Kamu yapım ihalelerinde analitik hiyerarşi prosesi (AHP) ve VIKOR yöntemiyle hibrit bir yüklenici seçimi yaklaşımı
İnşaat projelerinin ön görülen bütçe ve süre dahilinde ve istenen kalite spesifikasyonları kapsamında tamamlanabilmesi için yüklenici seçimi önemli bir etkendir. Türkiye'de kamu ihalelerinde belirli şartlar sağlandıktan sonra, yüklenici firmalar tarafından verilen teklifler sınır değer hesabına tabii tutulur. Bu hesap sonucunda ekonomik açıdan en düşük teklifi veren firma ihaleyi kazanmış sayılır. Fakat yüklenici seçiminde en düşük teklif kriterine bakılması zaman içerisinde sıkıntılar yaşanmasına neden olabilmektedir. Aslında bir yapım ihalesinin yüklenicisini belirlemek, pek çok kriterin ayrı ayrı optimizasyonunu gerektiren birçok kriterli karar verme problemi mahiyetindedir. Bu nedenle birden çok kriterin esas alındığı çözüm yaklaşımlarının kullanılması, yüklenici seçiminde daha nitelikli sonuçlar sağlayacaktır. Bu çalışmada mevcut kamu ihalelerinde uygulanan yaklaşıma alternatif bir yaklaşım önerilmiştir. Ön yeterlilik ya da yeterlilik şartlarından da bir kısmının içinde bulunduğu fakat buna ek olarak başka kriterlerinde eklendiği bir model önerilmiştir. Önerilen model kamu yapım ihalesine katılan adaylar arasından en uygun olanının seçilmesi için bir Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) hibrit yaklaşımıdır. Bu yaklaşımda (ÇKVV) yöntemlerinden, Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) ve VIKOR yöntemi birlikte uygulanmıştır. Kriterlerin ağırlıklarının belirlenmesinde AHP yöntemi, birçok kriteri çözüme yansıtabilmek amacıyla da VIKOR yöntemi kullanılmıştır. Çalışma için geniş kapsamlı literatür taraması yapılarak ana ve alt kriterler belirlemiştir. Belirlenen kriterlerin puanlandırmaları, kamu yapım ihaleleri hakkında uzman kişilerle görüşülüp yapılmıştır. Öncelikle AHP yöntemi kullanılarak yüklenici seçimi yapılmıştır. Bundan sonra VIKOR yöntemiyle yüklenici seçimi gerçekleştirilmiştir. Her iki yöntemin tek tek kullanılarak yapılan sıralamaların daha sağlıklı bir yaklaşımla gerçekleştirilebilmesi için son olarak AHP yöntemiyle elde edilmiş kriterlerin ağırlıklarıyla AHP-VIKOR hibrit çözümü yapılmıştır. Bu şekilde minimize ve maksimize edilecek kriterlerin birbirleriyle çelişmesi halinde optimum çözüme ulaşılmasında başarılı bir yaklaşım olan VIKOR yöntemi AHP yöntemiyle hibrit edilerek amaca daha da uygun bir seçim yapılmıştır. Çalışma sonucunda her üç yaklaşımla elde edilecek sıralamalar karşılaştırılmıştır. Bu şekilde bir ihale sisteminde ihaleyi kazanacak firmaya bu alternatif yolla karar verilirse, mevcut halinden daha sağlıklı çözümlere ulaşılabileceği sonucuna varılmıştır.
Examining the qualification and values expected of project managers in the construction industry
Project Manager has shown an impeccable role in construction industry productions, whereby all main keys of construction are influenced by the methods and skills that the project manager and his/her team implement into the completion of the project at client satisfaction (cost, quality and time). Many project managers have been struggling to achieve a desirable level but the project management skills, appliances and implementations are limited. In construction, the project manager is the centre of activity, guiding the project to completion. However, many projects have struggled with the performance of various project managers due to a variety of factors, and some people do not have a clear understanding of what a project manager does. Many people believe that a project manager's job is limited to monitoring work, especially when the project is in progress, but a project manager's job is much broader and begins before construction begins. This study defines project manager values in the construction industry and how each project manager should strive to achieve them at a high level of competence. To learn more about the construction industry's ideas and opinions on this topic, A quantitative study was conducted from beginning to end, analysing construction project management methods and how they can be used in all stages of construction to ensure project success, as well as the advantages of hiring a project manager who understands the tasks and demonstrates his or her values. Several employees of construction and consultancy firms carried it out. A formula for predicting the number of individuals to be surveyed with a confidence level using the Likert scale for questionnaires. The study examines the responsibilities of a project manager, as well as the skills required of a competent construction project manager, as well as the benefits of his or her activities on a construction project.
Güney Marmara Bölgesinde konkordato talep eden inşaat şirketlerinin ulusal ve uluslararası ekonomik konjektür çerçevesinde incelenmesi
2003 yılında uygulamaya konulan iflas erteleme, 2018 yılı Temmuz ayında yürürlükten kaldırılmıştır. Bunun yerine, konkordatoya işlerlik kazandırılmak amacıyla İcra İflas Kanunu'nda değişiklikler yapılmıştır. "Anlaşmalı İflas" anlamına gelen konkordato; mali durumu kötüleşmiş olan firma veya şahısların, tarafların hakları gözetilerek borçların ödenebilmesi amacıyla, iyi niyetli olarak alacaklılarla anlaşmaya varılması için yürütülen ve mahkeme onayından geçen süreçlerin işletildiği bir müessesesidir. İnşaat sektörüne mensup işletmelerin konkordato talebinde ilk sırada oldukları anlaşılmaktadır. İlgili konkordato taleplerinin 1/3'lük kısmı Marmara Bölgesindedir. Yapılan çalışma ile, Güney Marmara Bölgesindeki (Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Yalova, Bilecik İlleri) konkordato talebinde bulunmuş inşaat firmaları hakkında; ölçek, faaliyet alanı, gelir-gider durumları gibi bilgiler toplanmış, talebin oluşmasında rol oynayan nedenler, süreçler ile işletmenin konkordato ilanı sonrasındaki algıları hakkında detaylı veriler toplanmıştır. 2018-2022 yılları arasında; Güney Marmara illerinde, geçici kabul almış inşaat firması sayısı 79 adettir. Bunlardan 44'üne ulaşılmış, oransal olarak %43,04'üne denk gelen 34 firma anketi cevaplandırmıştır. Firmaların komiserleri, yetkilileri ve süreçte görevli olan sektör profesyonelleri anketin katılımcıları olup, anket yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Anket 5 bölümden, 1'i açık uçlu toplam 45 sorudan oluşmaktadır. Elde edilen verilerin iç tutarlılık katsayısı α = 0,714'tür ve yüksek anlamlılığı ifade etmektedir. Firmaların %70'inden fazlasının konkordatoyu olumlu şekilde tamamladığı, ancak bankalar başta olmak üzere paydaşların sürece karşı tutumlarının genellikle negatif yönde olduğu, işletmelerin partnerlerinin birbirlerini ekonomik yönden olumsuz etkilediği sonuçlarına varılmıştır. Ayrıca, heyette sektörel işleyiş konusunda yetkin inşaat mühendisi komiserin bulunmamasının süreci aksattığı, kamu alacaklarının konkordatoya tabi olmayışının firmaları mali yönden zorladığı, devlet teşviklerinden faydalanılamaması ve kamu ihalelerine katılım sağlanamamasından dolayı kaynak yaratılamadığı anlaşılmıştır. Konkordato firmalarına gösterilecek ılımlı tutum, uygulamadaki iyileştirme, firmaların faaliyet süreçlerine haiz heyet oluşturulması ve diğer düzenlemeler neticesinde projelerin başarıya ulaşması sağlanabilecektir. Firmaların; konkordato talebi öncesi ve sonrası süreçlerini kapsayan, bulgular sonucu elde edilen önerilere uyulması halinde, ekonomik sürdürülebilirliğin gerçekleştirilebileceği, istihdam ve vergi kaybı gibi olumsuz durumların engellenebileceği düşünülmektedir. Anahtar sözcükler: İnşaat sektörü, Konkordato, Ekonomik görünüm
Yapı denetimi kanununun uygulama problemlerinin araştırılması ve çözüm önerileri geliştirilmesi
Yapı denetimi, bir yapının inşa edildiği süre boyunca projenin kontrolünü sağlayarak can ve mal güvenliğini temin etmeyi amaçlayan bir süreçtir. Bu süreç, yapı ruhsatı alındıktan sonra başlar ve yapı kullanma izin belgesi alınana kadar devam eder. Türkiye, büyük oranda doğal afet bölgesidir ve doğal afetler, yıkıcı sonuçlara sebep olabilmektedir. Depremler, yapıların yeterli dayanıma sahip olmaması sonucunda hasar görmesi ya da yıkılmasıyla can ve mal kayıplarının oluşmasına sebep olmaktadır. 1999 yılında ülkemizde gerçekleşen depremlerin ardından; 13 Temmuz 2001 tarihinde Resmi Gazetede, yapılarda güvenirliği ve ilgili mevzuata göre denetimi sağlamak amacıyla Yapı Denetimi Kanunu ve bu Kanunun uygulanma şeklini açıklayan Usul ve Esaslar Yönetmeliği yayımlanmıştır. Düzce ili de bu depremlere maruz kalmış ve büyük bir yıkıma uğramıştır. Bu çalışma ile ilgili Kanunda; ilk yayımlandığı tarihten bu zamana yapılan değişiklikler incelenmiş, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığında konu ile ilgili uzman kişilerin görüşleriyle bu düzenlemelere yönelik gerekçeler irdelenmiştir. Ayrıca Düzce ilinde bulunan yapı denetim kuruluşlarına uygulanan bir anket yardımı ile burada çalışan teknik personellerin ilgili kanun ve yönetmelikler ile bunların uygulanış şekline ilişkin değerlendirme yapmaları istenmiş, buna bağlı olarak mevzuattaki sorunlar saptanmıştır ve bu sorunlarla ilgili çözüm önerileri geliştirilmeye çalışılmıştır. Son olarak; Yapı Denetimi Çalışma Birimlerince, Düzce ilindeki yapı denetim kuruluşlarından bahse konu Kanun ve mevzuatta belirtilen hükümlere göre eksik veya kusurlu fiil gerçekleştirdiği tespit edilenlere uygulanan idari müeyyideler araştırılmış, yapı denetim kuruluşlarınca yapılan hataların; Kanundaki yoğunluğu, hangi uygulamadan ve kimden kaynaklandığı saptanmaya çalışılmıştır. Bu tez çalışması ile Yapı Denetimi Hakkında Kanunda yapılan değişikliklerin gerekçelerinin anlaşılacağı, yapı denetimi kuruluşlarının ilgili kanun ve mevzuatta eleştirdiği noktaların belirleneceği ve yapı denetim kuruluşları ile denetim görevini yerine getirmedikleri tespit edilenlere uygulanan idari müeyyidelerin Kanundaki gerekçesi ile fiili uygulama bağlantısı kurularak yapılan hataların en çok hangi konularda olduğuyla ilgili sonuçlara varılacağı ayrıca fiili uygulamada sorumluluğun en baskın olduğu tarafın belirleneceği öngörülmektedir. İlgili Kanunun yayımlandığı tarihten günümüze kadar geçen süreç içerisinde, yapılan incelenmesi neticesinde; "kanunun kapsayıcılığından ziyade uygulanması" ile ilgili sorunların ön plana çıktığı görülmüş olup yapılan her düzenleme ise kanunun işleyişini kolaylaştırmaya yönelik olmuştur. Bu kapsamda kanunun salt bir metin olarak uygulanmaya çalışılmasından ziyade toplumun da talep ettiği bir gereklilik olması adına gerekli adımlar atılmalıdır. Anahtar Sözcükler: Yapı denetimi, Yapı Denetimi Hakkında Kanun, Yapı denetim kuruluşları.
Monte Carlo simülasyonuyla yurtiçi ve yurtdışı inşaat projelerinde ana inşaat kalemlerinin tahmin edilen maliyetlerinin gerçekleşme olasılıkları
İnşaat sektörü karmaşık yapısı sebebiyle çok fazla risk içermektedir. İnşaat yöneticileri tarafından bu riskler genellikle görmezden gelinmektedir veya gereken düzeyde ele alınmamaktadır. Gerçekleşebilecek riskler proje özelinde kalite, süre veya maliyet hedeflerinde sapmalara neden olabilmektedir. Özellikle yapılan maliyet tahminleri doğru bir şekilde gerçekleşmezse proje yöneticileri çok zor duruma düşebilmektedir. Bu yüzden riskler her zaman iyi analiz edilmelidir. Bu çalışmada yurtiçi ve yurtdışı inşaat ana maliyet kalemlerinin tahmin edilen maliyetten ne kadar saptıklarını Monte Carlo Simülasyonu yardımı ile belirlemek amaçlanmıştır. Maliyet tahminlerinin gerçekleşme ihtimalleri simülasyonda üçgen dağılım, uniform dağılım ve PERT dağılımında ayrı ayrı simüle edilmiştir. İnşaat ana maliyet kalemlerinin yüzde minimum ve maksimum sapma değerleri, Türkiye Müteahhitler Birliği üyesi firmalara yapılan anketin sonuçlarının ortalamaları olarak alınmıştır. Bu çalışma sonucunda hem yurtiçi ve yurtdışı inşaat projelerindeki maliyetlerin gerçekleşme olasılıklarının karşılaştırılması, hem de simülasyon içerisinde ki üç farklı olasılık dağılımının karşılaştırılması amaçlanmıştır. Yurtiçi inşaat projelerinde toprak işleri maliyet kaleminin minimum ve maksimum sapmasının diğer kalemlere göre daha çok olduğu ve yurtdışı inşaat projelerinde vergi ve sigortalar maliyet kaleminin öngörülen maliyette gerçekleşme olasılığının az olduğu edinilen bulgulardan bazılarıdır. Simülasyon içerisinde ki istatistiki olasılık dağılımlarından PERT dağılımının standart sapmasının az olmasından ve uniform dağılımın standart sapmasının fazla olmasından dolayı PERT dağılımda optimum değerde birikme görülürken, uniform dağılımda minimum ve maksimum noktaya daha yakın değerler görülmektedir. Çalışma sonucunda inşaat projelerinde maliyet hesaplamalarının gerçekleşme ihtimalinin çok önemli olduğu ve simülasyon içerisinde kullanılacak olasılık dağılımı seçiminin sonuca direk etki edeceği anlaşılmıştır.
Karayolu tünel inşaatı projeleri için bir ön maliyet tahmin modeli
Günümüzde ulaşım sektöründe, imalata başlanmadan önce tünel maliyetinin yaklaşık olarak tahmini kamu bütçesi açısından ve yüklenici açısından önem arz etmektedir. Literatürde araştırmacıların tünel zemin özelliklerine bağlı tasarım/modelleme, projelendirme ve kazı sistemleri, kazı destek sistemleri üzerinde birçok çalışmaları olmasına rağmen yaklaşık maliyet üzerine pek az çalışma bulunmaktadır. Bu alandaki boşluktan yola çıkarak, tünel açma yöntemlerinden en yaygın olarak uygulanan Yeni Avusturya Tünel Açma Metodu (NATM) ile açılmış ve imalatları tamamlanmış çeşitli tip tünellerde; kazı ve kazı destek elemanları maliyet hesapları ile süreden bağımsız olarak farklı zemin sınıflarında istenen tip, çap ve uzunlukta bir yaklaşık tünel maliyeti modeli oluşturulmuştur. Tünel maliyetinde destek elemanlarını parametre olarak kullanarak, Çoklu Regresyon Analizine dayalı parametrik yöntem ile oluşturulan modelde; (günümüz enflasyon farkları da gözetilerek) 2023 yılı yol, köprü, tünel, bitümlü kaplamalar, bakım ve trafik işlerine ait (KGM) birim fiyatları kullanılmıştır. 35 adet gözlenen ve 5 adet kontrol grubu farklı zemin sınıfı tünel verisi ile oluşturulan maliyet tahmin modelinde; 1 ano boyu (12,10 m) için determinasyon katsayısı R2 = 0,997 ve ortalama hata payı % 7,06 olan değerler hesaplanmıştır. Oluşturulan bu model ile, düşük hata payıyla hızlı maliyet hesabı yapılarak hem zaman hem bütçe planlama açılarından faydalar sağlanabileceği düşünülmektedir. Bu yöntemin kullanılması ile, istenilen uzunluktaki bir karayolu tünelinin maliyetleri, ilgili zaman için ilgili birim fiyatlar kullanılarak yeniden hesaplanıp, gerek işveren kuruluşlar gerek yapım firmaları için süresel ve maliyetsel faydalar sağlayabilecektir. Yöntemin B1, B2, B3, C2 ve C3 destek sınıfları için uygulanabilir olduğu görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Karayolu Tünelleri, Yeni Avusturya Tünel Açma Metodu (NATM), Maliyet tahmini, Tünellerde kazı destek sistemleri, Regresyon.
Kamu okul yapılarının yaklaşık maliyetlerinin ve sözleşme bedellerinin deterministik yaklaşımla tahmini
Bu çalışmada, okul binası maliyetlerinin ön tahmini için bir yöntem önerisinde bulunulmuştur. Bu amaçla, Kamu Kurumları tarafından ihaleye çıkılmış ve sonuç ilanı yayınlanmış 96 adet okul binasına ait projeler Elektronik Kamu Alımları Platformu (EKAP)'tan sağlanmıştır. Bu projeler 81 adet eğitim, 15 adet test verisi olacak şekilde ayrılmıştır. Projeler üzerinden eğitim yapılarının inşaat maliyeti çıktı vektörlerini etkileyebilecek; "Derslik Sayısı, Yapım Süresi, Toplam Kat Sayısı, Kat Yüksekliği, Bina Yüksekliği, Bina Yükseklik Sınıfı, Bodrum Yüksekliği, Deprem Tasarım Sınıfı, Zemin Sınıfı, Zemin Emniyet Gerilmesi, Yatak Katsayısı, Beton Sınıfı, Asansör Sayısı, Islak Alan, Radye Temel Yüksekliği, Kat Alanı, Bodrum Alanı, Toplam Alan" girdi vektörü parametreleri belirlenerek modelleme ve analizlerde kullanılmıştır. Analizler "SPSS Statistics 26" yazılımı ile gerçekleştirilmiştir. Bu parametreler kullanılarak Regresyon Analizleri (RA) yapılmış ve eğitim yapılarının maliyetlerini tahmin etmek amacıyla hem Sözleşme Bedeli için hem de Yaklaşık Maliyeti için 14 adet regresyon modeli toplamda 28 adet regresyon modeli geliştirilmiştir. Geliştirilen modellerle en sağlıklı ve gerçeğe en yakın değerde Yaklaşık Maliyet Bedelleri ve Sözleşme Bedelleri tahmin edilmeye çalışılmıştır. Oluşturulan denklemlerle 16 parametrenin kullanıldığı model Yaklaşık Maliyet Bedeli için determinasyon katsayısı R²=0.914, Sözleşme Bedeli için ise R²=0.900 ile en iyi ilişki düzeyine sahip model olmuştur. Modelin kullanılması ile elde edilen yaklaşık maliyet tahminleri ve gerçek maliyetler arasında %11,70 düzeyinde hata oranı saptanmıştır. Tahmin edilen sözleşme bedelleri ile gerçek sözleşme bedelleri arasında ise %13,10 hata olduğu belirlenmiştir. Tahmin edilen sonuçlar ile gerçek sonuçlar arasındaki tutarlılığı kontrol etmek amacıyla Durbin-Watson kriteri kullanılmıştır. Sonuç olarak, farklı tip ve katsayılarına sahip okul yapılarının yaklaşık maliyetlerini ve sözleşme bedellerini %20'den düşük hata oranları ile tahmin edebilen bir yaklaşım oluşturulmuştur. Gerek kamu kuruluşları gerekse taahhütçü yapım firmaları bu modellemelerden istifade ederek zamansal tasarruflar sağlayarak gerçekçi maliyet tahminlerinde bulunabileceklerdir. Benzer çalışmaların veri adetleri arttırılarak yapılması, daha sonraki modellemelerde hata oranı minimizasyonu için bir çözüm olabilir.
Çok katlı betonarme yapıların dış cephe ısı yalıtım maliyetlerinin tahmini: Bir model örneği
Isı; etkileşim halindeki farklı sıcaklıklara sahip ortamlarda, sıcaklığın yüksek olduğu ortamdan düşük olduğu ortama doğru geçiş yapma eğilimi göstermektedir. Yapılarda bu ısı geçişini önlemek ve konforlu yaşam alanı sağlamak amacıyla ısı yalıtım imalatı yapılmaktadır. İşveren ve yükleniciler açısından gerek tasarım gerek uygulama aşamalarında maliyetin öngörülmesi her zaman önemi olmuştur ve bu tez çalışmasında dış cephe ısı yalıtımı maliyetinin öngörülmesi için bir modelleme oluşturulmuştur. Çalışmada; ısı yalıtımı, ısı yalıtımında kullanılan malzemelerin ve sistemlerin özellikleri, ısı yalıtımı uygulama detayları ve çalışmada kullanılacak maliyet hesaplama yöntemleri ile ilgili bilgiler verilmiştir. Çalışmada kullanılan 3 farklı çok katlı betonarme projelere; farklı kalınlıklardaki XPS, EPS ve taş yünü dış cephe ısı yalıtım malzemelerinin uygulandığı varsayılarak dış cephe ısı yalıtım maliyetleri 2024 yılı Şubat ayı piyasa fiyatlarına göre birim fiyat yöntemi ve regresyon analizi yöntemi ile gerekli şekil ve tablolar kullanılarak analiz edilmiş ve ısı yalıtım maliyetinin yapı maliyetini ne ölçüde etkileyeceği incelenmiştir. Farklı ısı yalıtım malzemeleri ve sistemlerinin fiyatları; birim fiyat yöntemine göre ve regresyon analizi yöntemine göre karşılaştırılmış ve hata oranlarına bakılarak modellemenin performansı değerlendirilmiştir. Çalışmada amaç; çok katlı betonarme projelerde farklı ısı yalıtım sistemlerinin uygulanması durumunda, her bir sistem özelinde maliyeti tespit etmeyi sağlamak için regresyon analizi ile bir model oluşturmak ve yapılması planlanan çok katlı betonarme projelerde bu modele dayanarak maliyetin önceden belirlenmesini sağlamak olacaktır.
Analitik hiyerarşi prosesi (AHP) ve bulanık mantık yaklaşımlarının ihaleyi kazanacak kuruluşun seçiminde kullanılması
İhale seçim süreci genellikle, potansiyel teklif sahiplerinin uzmanlık, deneyim ve mali istikrarına göre değerlendirildiği bir ön yeterlilik aşamasıyla başlamakta ve birkaç aşamadan oluşmaktadır. Bu aşama, müşterinin projeye teklif vermeye davet edebileceği en nitelikli yüklenicileri belirlemesini sağladığı için kritik öneme sahiptir. Bu tez çalışmasının amacı, yüklenici seçim süreçlerinde kazanan kuruluşun belirlenmesinde çok kriterli karar verme yöntemlerinin kullanılmasını ele almaktadır. Çalışmada yüklenici seçim süreçlerinde kazanan kuruluşun, özellikle Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) ve Bulanık Mantık yaklaşımlarının entegrasyonunu incelemekte ve bu yöntemlerin etkinliğini değerlendirmektedir. Çalışma inşaat sektörüne iki şekilde katkıda bulunmaktadır; birincisi, yüklenici seçim kriterleri anlayışını önem derecelerini de kapsayacak şekilde genişletmek, ikincisi ise en iyi yüklenici seçim süreçlerinin analiz edilmesi ve seçilmesi için bir yöntem olan Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) ve bulanık mantık yaklaşımlarını uygulamaktadır. Bu bağlamda kullanılan yöntemler aracılığıyla firmaların performansları objektif bir şekilde ölçülmüş ve karşılaştırılmıştır. Çalışmada Python betiği, AHP ve Bulanık Mantık yöntemleriyle yüklenici firmaların nasıl değerlendirildiğini ayrıntılı biçimde açıklamaktadır. Bu çalışmada, ihalede başarılı bir yüklenici seçimine yönelik karar verme sürecinde kritik faktörlerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve analiz edilmesi amacıyla Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) ile Bulanık Mantık yöntemlerinin nasıl uygulanabileceği ayrıntılı olarak ortaya konulmuştur. Ayrıca, her iki yaklaşımın avantajları, dezavantajları ve uygulama bağlamında karşılaştırılması yapılarak, ihale süreçlerinde karar verme süreçlerinin iyileştirilmesine yönelik öneriler sunulmaktadır. Bu çalışmanın Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) sonuçlarına göre; Firma-1 %78 ile en iyi performansa sahip firma olarak öne çıktığı tespit edilmiştir. Kalite, teknik yeterlilik ve maliyet gibi kriterlerde yüksek puanlar almış olduğu sonucuna varılmıştır. Bulanık Mantık sonuçlarına göre; Firma-1 yine %68.20 ile en yüksek puanı almış, ancak bulanık mantıkta bazı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Bulanık mantıkta Firma-15, Firma-8 gibi firmalar öne çıkarken, Analitik Hiyerarşi Prosesi AHP sonuçlarında daha geride kalan firmalar olduğuda tespit edilmiştir. Bu durum, karar verme süreçlerinde yalnızca tek yönteme bağlı kalınmaması gerektiğini ve hibrit yaklaşımların faydalı olacağını göstermektedir. Bu çalışma, ihale süreçlerine sistematik, objektif ve esnek bir yaklaşım sunmakta ve mühendislik alanında karar verme süreçlerine katkı sağlamaktadır.
Metin madenciliği ve makine öğrenimi tekniklerinin uygulanmasıyla standart inşaat sözleşmesi belgelerinin metin analizi
Bu tez çalışmasında, standart Tasarla-İnşa Et (Design-Build) sözleşmelerinin çok boyutlu içerik yapısını anlamlandırmaya yönelik olarak doğal dil işleme (NLP), metin madenciliği (text mining) ve makine öğrenimi (ML) tekniklerine dayalı bütüncül bir sınıflandırma çerçevesi geliştirilmiştir. Tasarla - İnşa Et proje teslim yöntemi özelinde, 'FIDIC Conditions of Contract for Design, Build and Operate' ve 'JCT Design and Build Conract' standart İngilizce sözleşme metinleri üzerinde yürütülen çalışmada, sözleşme maddeleri hem tematik (yükümlülükler, yapılacaklar, isteğe bağlı ifadeler), hem de işlevsel (maliyet, süre, kalite) eksenlerde sınıflandırılmıştır. Çalışma üç aşamalı deneysel yapı üzerine inşa edilmiştir. İlk aşamada, sözleşme hükümleri "obligations", "to do", "optionals" ve "other general statements" gibi tematik sınıflara ayrılarak, klasik metin temsil yöntemleri (TF-IDF, BoW, Word2Vec: CBOW & Skip-Gram) ile birlikte "Destek Vektör Makineleri (SVM), Lojistik Regresyon (LR), Saf Bayes (NB), K-en yakın komşular (KNN), Karar Ağaçları (DT)" gibi temel Makine Öğrenimi (ML) algoritmaları ve "XGBoost, AdaBoost, Hard Voting, Soft Voting, Stacking" gibi Topluluk Öğrenmesi (EL) yöntemleri kullanılmıştır. CBOW temsili ile XGBoost %96,6 doğruluk (Acc), %96,2 F1 skoru sağlayarak en başarılı kombinasyon olmuş ve litaratürle yarışan sonuçlar sonuçlar sergilemiştir. İkinci aşamada, metinler bu kez "cost", "time" ve "quality" boyutlarında etiketlenmiş ve aynı teknik altyapıyla bu yönetimsel temaların sınıflandırılması hedeflenmiştir. Skip-Gram + XGBoost kombinasyonu %88,6 F1 skoruna ulaşsa da, maliyet ve süre ifadelerinin iç içeliği model performansında kısmi belirsizliklere yol açmıştır. Bu durum, daha güçlü bağlamsal analiz araçlarının gerekliliğini ortaya koymuştur. Bu noktadan hareketle, üçüncü aşamada, dört farklı dönüştürücü (Transformer) tabanlı dil modeli (BERT, alBERT, RoBERTa, DistilBERT) ile "GRU, LSTM ve RNN" gibi sıralı derin öğrenme (DL) mimarileri entegre edilmiştir. İki ayrı çok sınıflı sınıflandırma görevinde RoBERTa + LSTM %98,06 Acc ile üstünlük sağlamış, bağlamsal anlam ayrımı gerektiren görevlerde DL modellerin açık başarısı görülmüştür. Elde edilen bulgular, standart inşaat sözleşmelerinin otomatik, bağlamsal ve güvenilir biçimde analizine yönelik yapay zekâ temelli yaklaşımların yüksek başarı potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir. Tez kapsamında geliştirilen model, çoklu belge yapılarında anlamlı sınıflandırmalar üretebilmekte; bu yönüyle sözleşme yönetimi, teklif analizi ve risk değerlendirme gibi karar destek süreçlerinde kullanılabilir nitelik taşımaktadır. Literatürde sınırlı yer bulan bağlamsal modellere dair kapsamlı karşılaştırmalar gerçekleştirilmiş, inşaat sektörüne özgü dijital dönüşüm hedeflerine katkı sunulmuştur. Bu sayede, proje yöneticileri ve hukukçular, sözleşme metinlerini analiz edebilir ve hızlı geri bildirimler alarak karar alma süreçlerini daha etkin biçimde yürütebilir.