Theses supervised by Doç. Dr. Mehmet Biçici
11 theses · Gaziantep University
Tarih araştırmalarına kaynak olarak Osmanlı basınında İttihâd ve Terakki gazetesinin transkripsiyonu ve değerlendirmesi (Sayı 41-52)
İttihâd ve Terakki Gazetesi, içerik yönünden yoğun olarak hazırlanmış bir gazetedir. Transkripsiyon yapılırken özellikle bu yoğunluk dikkate alınarak gazeteninin çeşitli tasnifleri yapılmıştır. Çalışması yürütülen tasniflerde gazetenin başlıkları dikkate alınarak: Milletin İttihat ve Terakki'ye İanesi , Dış siyaset , İç siyaset ve Telgraflar gibi önemli başlıklar göze çarpmaktadır. İttihat ve Terakki Gazetesi, 29.7 x 42 cm ebatlarında ve 5'er sütün halinde hazırlanmış olup her sayısı 4'er sayfadan ibarettir. Bu sütün ve sayfaların gazetedeki yerleri araştırmamızın transikripsiyon kısmında ayrıntılı olarak belirtilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde telif eserlerin içerisindeki haberlerin, telgrafların ve diğer yazıların değerlendirilmesi yapılarak; İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin kuruluşu , Cemiyet'in basın organları ve Osmanlı Devleti'nde basın hareketleri sırası ile aktarılmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: İttihad ve Terakki Gazetesi, İttihad ve Terakki, Selânik, 1908 Basını, Osmanlı Basını
Türkiye'de kadın militan kimliği ve psiko-sosyal nedenler
Dünya tarihinin çok eski zamanlarından beri insanlar toplulukları parçalamak için çeşitli eylemlerde bulunmuşlardır. Bu eylemler devlet yapısının ortaya çıkmasıyla beraber otoriteye başkaldırıya dönüşerek çeşitli sebeplerle terör eylemleri ortaya çıkmıştır. İlk terör örgütlerinden bu zamana kadar örgütlerde farklı eylem tipleri görülmüştür. Fransız İhtilali ve Sanayi İnkılabından sonra değişen dünyada terör örgütleri de farklılaşmıştır. Bu farklılaşma yalnızca ideolojik veya eylemsel olarak değil, aynı zamanda militanlarının özellikleri bakımından da gözlenmiştir. Ülkemizde 80'li yıllardan beri faaliyet gösteren PKK'da kadın militanlar incelenmiştir. Özellikle 90'lardan sonra örgütün içindeki kadın varlığı, kadınların üzerine düşen görevler incelenmiştir. Kadınların örgüt içinde faal olarak görev almasının sebepleri ve sonuçları, kadın militan kimliğinin psiko-sosyal nedenleri üzerine bir değerlendirme yapılmıştır.
Irak: Krallıktan cumhuriyete evrilme (1932-1958)
Irak, günümüzde cumhuriyetle yönetilen Ortadoğu devletlerinden biridir. Daha Ortadoğu topraklarında cumhuriyet yönetim biçiminin nadir görüldüğü bir dönemde cumhuriyet yönetim biçimini benimseyen Irak'ın demokratikleşme adımlarını nasıl aştığı ve bu yönetim biçimine nasıl ulaştığı ise bölgenin toplumsal yapısında ne gibi dönüşümler yaşandığını özetler niteliktedir. Birinci Dünya Harbi sonrasında büyük imparatorluklar son bulmuş ve birçok Ortadoğu toprağı da çoğunluğu dış etkenler vasıtasıyla devletleştirilmiştir. Irak'ın kaderi de bir dış etken olan İngilizlerce belirlenmiştir. Yüzyıllarca birçok etkin gücün hâkimiyeti altında yaşayan Irak toprakları hiçbir zaman milli veya mezhepsel bir devlete kaynaklık etmemiştir. Ayrıca sınırları da bu doğrultuda çizilmemiştir. İngilizlerden önce bölgeye hâkim olan birçok unsur bölgenin yaygın toplum düzenine uygun bir yönetim anlayışı benimsemiş, zaman zaman bölgede bu durumun değiştirilmesi yönünde adımlar atılmak istense de başarısız olunmuştur. İslam tarihi açısından vazgeçilmez olan toplum yapısı da İslam Devleti döneminde büyük ölçüde günümüzdeki haline benzer olarak şekillenen bölgenin demografik yapısı ve yaygın inanç sistemleri de yıllarca korunmuştur. İngilizler Birinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında işgal ettiklerinde bölgenin toplum yapısı olarak bir bütün teşkil etmediğini anlamışlar ve bölgede yapılacak çalışmaları da devletleştirmeyi kolaylaştırmak için ortak değerler üzerinden kurgulamışlardır. İngilizler bölgede her ne kadar kalıcı olmayı planlasalar da Irak coğrafyasında yaşayan unsurların çoğunluğunu Müslümanların oluşturması Hıristiyan bir dış faktörün tutunamayacağının kanıtı olmuştur. İngilizlerin bölgeyle bir bütün oluşturmadıkları manda yönetimleri uzun sürmemiş, yaşanan kısa süreli işgal döneminde de İngiliz yanlısı bir kesim oluşsa da bunlar da azınlık olmaktan ileriye gidememiştir. Irak toplumu istemedikleri bir dış etken aracılığı ile yönetildikleri dönemden dersler çıkarmışlar ve geleceklerini inşa ederken de bu birikimi kullanmışlardır. Manda döneminde ve sonrasında kurulan partiler Irak toplumunda parlamenter sitemin oluşmasına önemli katkılar yapmışlardır. Dönem dönem geçmiş alışkanlıkların da etkisiyle bir kişi ya da grubun yönetimde etkin olduğu dönemler yaşansa da demokratikleşmek için yapılan çalışmalar da sürdürülmüştür. Irak topraklarında yönetimde istikrarı engelleyen en önemli faktörü bölgenin farklı etnik gruplara, farklı dinlere ve farklı mezheplere mensup unsurları bir arada barındırması oluşturmaktadır. İşte Irak'ta cumhuriyetin inşasına kadar geçen sürecin aydınlatılmaya çalışıldığı bu çalışmada bölgenin kendi içinde ayrışmasına sebep olan faktörlere ve bölgenin yönetim anlamında yaşadığı dönüşüme yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Irak, Demokratikleşme, Cumhuriyet, I. Dünya Savaşı, İngiliz Mandası, Müslüman.
Beden terbiyesi ve spor dergisinde biyopolitika ve nüfus politikaları
Nüfus devletlerin en önemli beşeri sermayesidir. Nüfustaki kesin dalgalanmalar devletlerin ekonomik, siyasi ve askerî açıdan sarsılmasına neden olur. İki dünya savaşı arasındaki dönemde Avrupa'da nüfusu nicelik ve nitelik arttırma yolunda birçok çalışma yapılmıştır. Devlet eliyle nüfusun şekillendirilmesi olarak tanımlanabilecek "Biyopolitika" bu dönemde kendine geniş bir uygulama alanı bulmuştur. Biyopolitika nüfusun hangi yönde arttırılmasına dayalı Öjenik uygulamaları da beraberinde getirmiştir. Pozitif ve negatif öjenik uygulamalar devletlerin siyasi, ekonomik ve askeri beklentilerine göre tercih edilmiştir. I.Dünya savaşı ve arkasından yaşanan Millî Mücadele Türkiye'de önemli bir nüfus kaybını da beraberinde getirmiştir. İlk anda nüfusun nicelik olarak arttırılması yönünde çalışmaların ağırlık verilmiş ancak dünyada yaşanan siyasi gelişmeler Türkiye'de de nicelik ve beraberinde nitelikli nüfusun arttırılması yönünde tedbirler alınmasına neden olmuştur. Bu yönde çıkarılan "Beden Terbiyesi ve Spor" yasası nitelikli nüfus vurgusunun en barız yapıldığı alan olmuştur. Nüfusun arttırılması için ihtiyaç duyulan kadın bedeni hem yasa hem de yasaya bağlı olarak yayınlanmaya başlayan "Beden Terbiyesi ve Spor Dergisi" üzerinden şekillendirilmeye başlanmıştır
Elazığ milletvekilleri ve siyasi faaliyetleri (1987-2002)
Bu çalışmada 1987 ve 2002 yılları arasında parlamentoda görev yapmış olan Elazığ milletvekilleri ele alınmıştır. Öncelikle Elazığ'ın tarihi ve coğrafi özellikleri ifade edilmiştir. Elazığ'ın 1987-2002 yılları arası sosyal, ekonomik ve siyasal durumu üzerinde durulmuştur. Tez çalışması TBMM'nin XVIII-XIX-XX-XXI dönemlerini kapsamaktadır. Bu dönemlerde görev yapan 13 milletvekilinin biyografileri ve meclis çalışmaları incelenmiştir. Çalışmada vekiller seçildikleri döneme göre kronolojik olarak sıralanmıştır. Vekillerin doğum tarihleri ve yerleri, aile durumu, yabancı dilleri, eğitim durumları, meslekleri gibi bilgilerde yer almaktadır. Milletvekillerinin şehir ve ülke sorunlarına olan ilgileri, ürettikleri çözümlere tezde yer verilmiştir. Vekillerin çalışmaları ve Elazığ halkının siyasi tercihlerinin neye göre şekillendiği yine halkın hangi siyasi partilere eğilim gösterdiği ortaya konmaya çalışılmıştır. Milletvekillerinin ülke ve şehir genelinde herhangi bir değişime sebep olup olmadıkları tespit edilmiştir. Böylelikle milletvekillerinin ülke ve şehir kalkınmasındaki rolleri ortaya çıkarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Elazığ, Milletvekili, Siyasi Faaliyet, Parlamento
Avrupa Birliği için Balkanların stratejik önemi
Avrupa Birliğini oluşturma fikri 14. Yüzyıl da ortaya atıldı. Bu oluşumun öncüleri filozoflar, hukukçular ve siyasetçilerdir. Avrupa'da bir birliğin oluşturulması zaman aldığı gibi devletlerin bir araya gelmesi pek de kolay olmamıştır. Avrupa Birliği, eski adıyla Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğunun (AKÇT) kurucu altı üyesi vardır. AB'nin gelişmesini ve büyümesinde sağlayan çeşitli anlaşmalar vardır. Bu topluluğun mevcut üye sayısı Hırvatistan'ın da katılımıyla 27'ye çıkarıldı. AB'ye üye olmak isteyen ülkeler uyum normları olan Maastricht ve Kopenhag Kriterleri yerine getirmek zorundadır. Küreselleşen dünyada AB'nin bölgede ekonomik ve ticari faaliyetlerin yanı sıra siyasi, sosyal, askeri ve jeopolitik alanlarda da gücünü etkin bir şekilde hissettirebilmesi için mutlak bir hâkimiyet sağlanması gerekmektedir. Balkanlar Avrupa ile ilintili bir alandır. Asya, Ortadoğu ve Avrupa arasında stratejik ve jeopolitik konumuyla önemli yer tutmaktadır. Özel ve stratejik konumu istila edilmesinde en büyük faktördür. Tarih boyunca birçok medeniyet, imparatorluk ve devlet bu alana hâkim olmak için birbiriyle savaşmıştır. Günümüzde bile küresel güçler Balkanlarda hâkimiyet kurmaya çalışmaktadır. Balkanlarda meydanda gelen savaşlar, iç çatışmalar, siyasi istikrarsızlıklar, sınır sorunları ve suç teşkil eden olaylar bölgenin imajını etkileyen önemli faktörlerdir. Yugoslavya'nın dağılmasından sonra AB bu bölgedeki etkinliğini artırmak için bölge geneline daha çok yoğunlaşır. Bölgedeki ülkelerin AB'ye katılımını desteklemek ve gerekli süreçlerin başlatılmasını sağlamak için çalışmalar gerçekleştirilmiştir. AB'nin Balkan ülkelerine sağladığı AB'ye katılım sürecinin temel amacı Avrupa'da bütünsel bir güç oluşturma arzusuydu. Öncelikle Batı Balkanlarla başlayan AB üyelik süreci Rusya faktörü sebebiyle Ukrayna, Moldovya ve Gürcistan ülkelerinin sınırlarını kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Balkan devletlerinin AB üyeliği için gerekli entegrasyon ve şartları sağlayarak yerine getirmesi için adımlarını emin atması gerekir. Anahtar Kelime: AB'nin Genişlemesi Politikası, AB'nin Balkan Stratejisi, AB Balkan Entegrasyonu,
Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyeti'ne dönüşüm sürecinde kadın (Nezihe Muhittin, Ulviye Mevlan Civelek, Halide Edip Adıvar)
Tezin konusu, "Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyeti'ne Dönüşüm Sürecinde Kadın" olarak belirlenmiştir. Böylesine geniş kapsamlı bir alanı anlayabilmek ve bilimsel bir tez ortaya çıkarmanın zorluğunun farkındayız. Bu sebeple ilgili dönemin genel olarak değişim sürecini ortaya koymaya çalıştık. Daha sonra Kadın kimliğinin değişim sürecini üç kadın yazarın biyografisi vermiş oldukları eserleri üzerinden değerlendirdik. Bu çalışmanın amacı toplumun farklı kesimlerini temsil ettiğini düşündüğümüz üç kadın yazar düşünür ve aksiyon insanının eserlerinden hareketle hayallerinde ki geleceğin toplumsal yapısındaki kadının yerini anlamaya çalıştık. Osmanlı Devletin 'de yarım yamalak da olsa başlayan yenileşme hareketleri sonrası yeni kurulan Türk devletinin gerçekleştirdiği devrimlere karşısına Türk kadınını takındığı tavır incelenmeye çalışılmıştır. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda genel olarak kadınlar adına başkaları konuşmuşken bu çalışmada özellikle kadınların kendi çalışmalarına ve sözlerine yer verilmiştir. Osmanlı Devleti'nde genel olarak Tanzimat Fermanı sonrası başlayan yenileşme ve batılılaşma akımları Müslüman Türk kadını üzerinde de etkili olmuştur. Osmanlı kadın hareketinin kavramsal çerçevesi ve çağdaşlaşma sürecinde Türk kadınına empoze edilen toplumsal roller; kadınlar tarafından mı belirlendi yoksa yöneticilerin telkinleriyle mi bu süreç başladı, sorusuna cevap aranmıştır. Bu vesile ile Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran kadronun ayrışma noktalarından biri de kadının toplum içerisindeki konumu ve görünürlüğü oluşturmuştur. Tüm bu süreç içerisinde toplumsal konularda mücadele eden ve etmeye çalışan çok sayıda kadın mevcuttur. Özellikle Millî Mücadele döneminin başarıyla bitmesinden sonra kadınların ait oldukları yere geri dönmeleri üzerinde çok büyük tartışmalar yaşanmıştır. Tüm sorunlar karşısında Halide EDİP ADIVAR, Nezihe MUHİTTİN ve Ulviye MEVLAN CİVELEK siyasetten gündelik yaşama kadar varoluş serüvenleri ortaya konmaya çalışılmıştır.
Cumhuriyet taşrasında bir aydın profili: Hulusi Yetkin
Toplumların kültürel değişimlerinde, politik ve sosyal yönelimlerinde ve ilerlemelerinde aydınlar daima öncü bir rol oynamışlardır. Geçmişten günümüze aydınlar yalnız halkı bilgilendiren birer mütefekkir olmakla kalmamış kimi zaman ise halkın ve devletin problemlerine çözüm bulmak için çaba göstermişlerdir. Tanzimat'tan önce Osmanlı aydını doğulu kaideler üzerinde şekillenen bir vasfa sahipken, Tanzimat ile beraber Batılılaşan Osmanlı kurumları içerisinde, aynı dönüşüme eklemlenerek modern Osmanlı aydını da dönüşümün ilk merhalesi gerçekleştirmiştir. Akabinde yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin oluşumu ile beraber XX. yüzyılı anlamlandırmaya çalışan Osmanlı aydınının da modern bir yapıya dönüşümü tamamlanmıştır. Bu tez çalışması, Cumhuriyet taşrasının bir aydını olan Hulusi Yetkin'in yaşamını ve faaliyetlerini konu edinmektedir. Daha önce hiçbir araştırmaya konu olmamış Hulusi Yetkin'in çalışmaları incelenerek taşradaki aydın profilini ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu bağlamda Aydının Türk toplumundaki kökenlerine inerek; öncelikle Osmanlı İmparatorluğu'nda aydının ortaya çıkışı ve konumu irdelenmiş ve ardından Cumhuriyet dönemini aydının özellikleri ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Aydın, Gaziantep, Hulusi Yetkin, Gaziantep Kültür Derneği, Gaziantep Kültür Dergisi
Gaziantep'in gelişim sürecinde mimar Bekir Sıtkı Severoğlu
Bu çalışma, Gaziantep'in kültürel, sosyal, sportif ve ekonomik gelişiminde önemli bir rol üstlenen Mimar Bekir Sıtkı Severoğlu'nun yaşamını, faaliyetlerini ve şehre kazandırdığı değerleri kapsamlı biçimde ele almaktadır. Sıtkı Severoğlu'nun aile geçmişinden eğitim hayatına, mesleki gelişiminden şehre dair girişimlerine uzanan süreçte bireysel ve toplumsal düzeyde ortaya koyduğu katkılar ayrıntılı olarak incelenmiştir. Kent tarihinin yaşatılmasına yönelik hazırladığı takvimler, Antep Savunmasını konu alan çizgi roman çalışması, Zeugma mozaiklerinin Gaziantep'te kalması yönündeki çabaları, turizm derneği başkanlığı dönemindeki projeleri, tarihi mekânların restorasyonu için yürüttüğü hukuki ve kültürel mücadeleleri ile Panorama 25 Aralık Gaziantep Savunması Müzesi, Kamil Ocak Stadyumu ve Yesemek Platformu gibi kentsel düzeydeki çalışmaları, mimarlık meslek örgütlerinde üstlendiği görevler ve sivil toplum faaliyetleri bu bağlamda öne çıkan başlıklardır. Ayrıca konferanslar, paneller, sergiler, belgeseller ve çeşitli medya çalışmaları aracılığıyla milli mücadele, kültürel miras ve şehir bilincinin yaygınlaştırılmasına sağladığı katkılar belgelerle ortaya konmuştur. Sonuç olarak eser, Bekir Sıtkı Severoğlu'nun kişisel yaşam öyküsünü ve faaliyetlerini anlatmakla kalmayıp, Gaziantep'in 1990-2025 yılları arasındaki sosyal ve kültürel dönüşümünü de yansıtan önemli bir şehir tarihi kaydı niteliği taşımaktadır.
Toplumsal hareketlerde sosyal medyanın etkisi (Gezi Parkı örneği)
Toplumsal hareketler toplumda var olan hassasiyetleri anlama ve toplumsal gerçekleri görme adına büyük önem taşımaktadır. Zaman içerisinde toplumda ve teknolojide meydana gelen değişim sebebi ile toplumsal hareketlerin ortaya çıkış sebeplerinde, örgütlenme biçimlerinde, eylem tarzlarında da bir takım değişiklikler meydana gelmiştir. Özellikle internete bağlı mobil cihazların artık her an kişilerin yanında olması ve istendiğinde internete bağlanabilmeleri, kısa zamanda daha çok kişiye ulaşabilmeleri ve internet ortamının denetiminin zor olması sosyal medya ve internet ortamını toplumsal hareketlerin başlaması, gelişmesi, hareket içerisindeki eylemcilerin haberleşmeleri açısından yeni bir araç haline getirmektedir. Bu çalışmada internet ve sosyal medyanın toplumsal hareketlerde hareketin ortaya çıkması, hareketin yayılması, hareketin devamı süreci ile toplumsal olaylara katılanların haberleşmeleri üzerine etkilerini ortaya koyabilmek amaçlanmıştır. Bu amaçla ülkemizde toplumsal olaylar bağlamında hem yerel hem de evrensel anlamda çok önemli bir yere sahip Taksim Gezi Parkı Olayları incelenerek bu eylemlere katılan eylemcilerin internet ve sosyal medya araçlarından nasıl yararlandıkları anlaşılmaya çalışılacaktır. Çalışmanın birinci bölümünde kuramsal anlamda Toplumsal Hareket kavramı, toplumsal hareketlerin doğuşu ve gelişimi, yeni toplumsal hareketlere geçiş ve gelişim sürecine değinilecektir. İkinci bölümde internet ve sosyal medya kavramları ile sosyal medyanın toplumsal olaylardaki etkileri incelenecek, üçüncü bölümde ise Gezi Parkı Toplumsal Hareketinde sosyal medyanın etkisi örnek olay üzerinden değerlendirilmeye çalışılacak, sonuç kısmında araştırma sonucunda ulaşılan sonuçlar ile öneriler sunulacaktır. Anahtar Kelimeler: Toplumsal hareket, Sosyal medya, Gezi Parkı
1923-1938 Atatürk Dönemi göç ve iskân politikaları
Göç, canlıların yaşamlarını sürdürebilmek amacıyla yaptıkları sosyal bir hareketliliktir. İnsanlar da bulundukları coğrafyalardan çeşitli nedenlerle başka coğrafyalara göç etme arzusu ile hareket etmektedirler.1877-1878 yılları arasında cereyan eden ve 93 harbi olarak adlandırılan Osmanlı- Rus savaşı sonrası kaybedilen topraklardan Anadolu'ya doğru bir göç başlamıştır. Kafkaslarda ve Balkanlarda sürekli devam eden bu göç olgusu bu sefer tersine göç hareketi ile karşılaşmıştır. Bu savaşın ardından yaşanmış olan Balkan Savaşları ve I. Dünya Harbi ise 1914-1918 yılları arasında meydana gelmiş ve göç hareketi bu savaşlar sonrasında da hızla devam etmiştir. 1919-1922 yılları arasında yine topraklarımızda meydana gelen Kurtuluş Harbi sonrasında sular durulmuş ve savaşın tarafları İsviçre'nin Lozan kentinde bir barış konferansı için toplanmıştır. Bu toplantı sonrası azınlıklar meselesi Türkiye ve Yunanistan arasında yapılmış olan 30 Ocak 1923 tarihli Türk ve Rum Nüfus Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol ile açıklığa kavuşmuştur. 1923-1938 yılları arasında Yeni kurulan Türk Devleti ülkeye gelen yeni nüfusu homojen bir şekilde topraklarında dağıtabilmek amacıyla önemli iskân kanunlarını meclis görüşmelerinde müzakere etmiştir. Bu amaçla ilk olarak Lozan Antlaşması sonrasında Mübadele edilecek ahali işleri için Mübadele İmar ve İskân Vekâlet'ini meydana getirmişlerdir. Ayrıca çeşitli kanunlar ile iskân edilmiş olan muhacirleri her alanda faal hale getirmeye çalışmışlardır. Bu çalışmada 1923-1938 yılları arasında Türkiye'nin Göç ve İskân Politikaları değerlendirilmiş, ayrıca bu tarihler arasında Türkiye'ye gelen göçmenlere de değinilmiştir. Bu bağlamda 362 Sayılı Kanun ve 885 Sayılı kanun Türkiye'nin İskân Politikasının belirlenmesinde önemli bir etkenlerinden olmuştur.