Theses supervised by Doç. Dr. Mehmet Yıldız
11 theses · Afyon Kocatepe University, Adıyaman University, Ankara Yıldırım Beyazıt University
Acute effects of stretching exercises on anaerobic muscular performance due to time in football players
The aim of this study is to investigate the acute effect of static and dynamic stretching exercises performed before, immediately after and 30 minutes after static and dynamic stretching protocols on anaerobic muscular performance in football players. 20 Male football players (Age: 22,68±2,28 years, Height: 176,20±5,45 cm, Body weight: 73,10±6,13 kg) who were on the football team of Afyon Kocatepe University participated in the study. The participants were first given a 10-minute submaximal run and then 10 and 30 m sprint, active vertical jump, flexibility, agility and lower leg strength tests were performed as a preliminary test. Immediately after the static stretching exercises and 30 minutes later, the same tests were applied again. One week later, the same protocols were applied and dynamic stretching exercises and tests were performed. Stretching at the end of the study protocols for the pre-pre-test values of static stretching on flexibility, while a statistically significant difference was found immediately after the tested values (27,93+26,34 although 6,15+6,44 cm, p<0,05) were statistically higher than dynamic stretching (p<0,05). Besides, stretching protocols immediately post-vertical jump (34,92+38,21 although 5,92+3,91 cm, p<0,01), agility (9,6429+43576 although 9,2524+ 55629 sec, p<0,05), 10 m sprint (1,72+14 although 1,59+113 sec, p<0,05) values of static stretching post-statistically compared with the data of dynamic stretching exercises were better. However, in the tests conducted 30 minutes after static stretching, it was found that the flexibility values were higher than dynamic stretching (27,41 +6.33 cm although 25.03+6.15 cm, p<0,05), besides, there was no difference in terms of agility, speed and strength values. As a result, testing of static stretching of the value of the flexibility is higher, although the values are lower anaerobic muscular performance, however, disappeared after 30 min of static stretching on anaerobic muscular performance, and the difference between the values of the post-it was determined that continued to a height in the value of flexibility. In the football branch, it is recommended to perform static stretches before the match and loading, since there is enough time between the flexibility exercises before the match or loading and the start of the match, and the flexibility values Decelerate more.
Bireysel,takım ve raket sporlarında reaktif çeviklik ve planlı yön değiştirme becerilerinin karşılaştırılması
Bireysel, Takım ve Raket Sporlarında Reaktif Çeviklik ve Planlı Yön DeğiĢtirme Becerilerinin KarĢılaĢtırılması Reaktif çeviklik, motor özellikleri de içine alan algısal, bilişsel beceriler ile karar verme becerilerinden oluşmaktadır. Bu çalışmanın amacı bireysel, takım ve raket sporlarında reaktif çeviklik ve hızlı yön değiştirme becerilerinin karşılaştırılmasıdır. Çalışmanın katılımcıları; Afyonkarahisar ilinde yaşamakta olan, en az üç sene düzenli olarak lisansı çıkartılan, hâlihazırda herhangi bir sakatlığı bulunmayan, 18-25 yaş aralığında aktif bir şekilde spor yapan 7 farklı branştan [futbol (n:17), basketbol (n:17), masa tenisi (n:7),karate (n:9),tekvando (n:9), güreş (n:14) ve kort tenisi (n:7)] toplam seksen erkek sporcudur (yaş:18,35±,920 yıl, boy: 173±,08 cm, vücut ağırlığı:70,66±8,09 kg). Katılımcıların reaktif çeviklik becerilerinin belirlenmesi için Universal Reactive Agility (URA) testi uygulanırken planlı yön değiştirme becerisinin belirlenmesi için UA-RA testinde uygulanan protokolün aynısı dönüş alanları belirtilerek ve önceden çalıştırılarak ölçümler alınmıştır. URA testinde orta noktaya bir adet ve köşelere de dört adet hareket algılayıcı sensör (Sensörlerin üzerinde led lamba bulunmaktadır.) yerleştirilmiştir. Sensörlerin arasındaki mesafe üç metre olarak ayarlanmıştır. Katılımcı ortadaki sensörün yanında beklerken sensör aktif olduğunda elini sensörün üstünden geçirdiği sırada kenarlarda yer alan öteki sensörlerden bir tanesi aktif duruma geçmiştir. Katılımcı sensörü eli ile inaktive ettikten sonra tekrar ortadaki sensör aktive olmuştur. Kenarda bulunan her sensör aktive edildikten sonra orta noktadaki sensör son kez aktive olmuştur. Test, kenarda yer alan bütün sensörlerin bir defa aktif hale gelmesiyle sona ermiştir. Sporcu bu testte hangi sensörün aktifleşeceğini bilmemektedir. Aktif dinlenme sonrasında planlı yön değiştirme testinde ise bu sefer sporcular hangi sensöre yöneleceklerini bilmektedir. Startla beraber sırasıyla dört sensörün üstünden ellerini geçirmeleri ile test sona ermiştir. Reaktif çeviklik ve planlı yön değiştirme beceri değerleri çoklu reaksiyon sistemi ( Sporsis, Türkiye ) kullanılarak test edilmiştir. Her katılımcı için farklı protokoller uygulanmıştır. Araştırmada verilerin normal dağılım gösterdiği belirlenmiştir (Reaktif çeviklik: p<200, Planlı yön değiştirme: P<0,081). Branş içindeki sporcuların PYD ve RÇ değerlerinin karşılaştırılması için bağımsız değişken t testi kullanılmıştır. Her iki testin sonucunun gruplar arasında karşılaştırılması amacıyla ANOVA testinden yararlanılmıştır. Testler arasında bulunan ilişkinin saptanmasında Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Çalışma sonunda futbolcuların reaktif çeviklik değerleri, karate, tenis, güreş, sporcularına göre daha kısa (12.46 1.48 sn. karşın sırasıyla 14.29 1.75, 13.90 1.18, 14.14 1.31, p<0.05) bulunmuştur. Ayrıca basketbolcuların reaktif çeviklik değerlerinin karate, tekvando ve güreş sporcularına göre daha kısa olduğu (12,93±1,08 sn karşın sırasıyla, 14,29±1,75 sn, 15,27±1,58sn, 14,14±1,31 sn) tespit edilmiştir. Planlı yön değiştirme becerileri arasında anlamlı bir fark tespit edilememiştir. Tüm branşlarda planlı yön değiştirme becerisinin anlamlı olarak reaktif çeviklik değerlerinden daha kısa olduğu, (p<0,001) ayrıca tüm sporcuların planlı yön değiştirme ve reaktif becerileri arasında pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir ( r= 0.432, p<.05). Araştırma sonucunda, reaktif çeviklik ile planlı yön değiştirme becerisi arasında ilişki olmasına rağmen farklı karakterlere sahip oldukları belirlenmiştir. Ayrıca reaktif çevikliğin futbol ve basketbolcularda diğer branşlara göre etkili bir faktör olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak reaktif çevikliğin farklı karakterli bir motor beceri olduğu bilinci ile futbol ve basketbol branşında çevikliğin geliştirilmesi için yapılan çalışmalarda reaktif çeviklik çalışmalarına daha fazla yer verilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Bireysel ve Takım Sporları, Çeviklik, Planlı Yön Değiştirme, Raket Sporları, Reaktif Çeviklik.
Pandemi döneminde sağlık çalışanlarının fiziksel aktiviteye katılımı ve yaşam kalitesinin incelenmesi
Dünya tarihinden günümüze kadar kapsamlı coğrafyalara etki eden çoğu salgın hastalıkları yaşanmaktadır. Bu salgının bir kısmı pandemiye sebep olmuş, toplum üstünde ciddi şekilde değişim ve etkileri olmaktadır. Bu etkilerden en önemlisi sosyal mesafenin korunması için alınan önlemler ve bu durumun da fiziksel aktivite düzeyinde düşüşlere neden olma olasılığı ve ortaya çıkan sağlık problemleridir. Pandeminin ortaya çıkardığı şartlardan en fazla etkilenen grubun başında sağlık çalışanları gelmektedir. Bununla beraber pandemi sürecini sağlık çalışanlarının pandemi öncesi ve pandemi dönemi genel sağlık durumları ile fiziksel aktivite düzeyleri üzerine olan etkisi tam olarak bilinmemektedir. Bu çalışmanın amacı pandemi öncesi ve pandemi dönemi sağlık çalışanlarının fiziksel aktivite düzeylerindeki değişimleri incelemektir. Bu araştırmanın evrenini Afyonkarahisar ili Sağlık Bilimleri Üniversitesinde görev yapan tüm sağlık personelini örneklemini ise doktor, hemşire ve yardımcı sağlık personelinden 172 kadın 128 erkek olmak üzere toplam 300 katılımcı oluşturmaktadır. Çalışmada sağlık çalışanlarının pandemi öncesi ve pandemi dönemi fiziksel aktivite düzeylerini belirlemek için Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalite Ölçeği (Kısa Formu) ve Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi kullanılmıştır. Verilerin analizinde bilgisayar ortamında SPSS 22.0 (Statistical Package for the Social Sciences) programı kullanılmıştır. Katılımcıların pandemi öncesi ve pandemi döneminde yaşam kalitesi ile fiziksel aktivite katılım değerleri arasındaki farkın belirlenmesi için eşleştirilmiş t testi uygulanmıştır. Grup içi değişkenlere göre farkın belirlenmesi için ANOVA testi uygulanırken, değişkenlerin yüzde ve frekans değerleri ayrıca gösterilmiştir. Çalışma sonunda pandemi öncesi ve pandemi döneminde orta şiddetli aktivitede anlamlı bir fark tespit edilmemişken yürüme skorunda anlamlı bir düşme (1814,40±2467,71 karşın 1277,43±1567,32, p<0,001), oturma skorlarında yükseliş (2272,34±1288,64 karşın 2572,67±1625,64, p<0,001), ve şiddetli aktivite skorlarında (615,06± 1506,98 karşın754,80±1408,46 p<0,042) ise yükselme gözlenmiştir. Ayrıca genel sağlık ortalamalarında (59,12±17,50 karşın 47,83±17,70 p<0,01), fiziksel sağlık ortalamaları (62,05±14,25 karşın 52,54±15,43, p<0,04), psikolojik sağlık ortalamaları (61,83±15,96 karşın 47,95±17,21, p<0,02), sosyal ilişkiler ortalamaları (62,94±17,96 karşın 51,61±19,43, p<0,02) ve çevre ortalamalarında ise (61,26±14,61 karşın 56,55±16,27, p<0,05) ciddi oranda anlamlı bir düşüş kaydedilmiştir. Sonuç olarak, pandeminin sağlık çalışanlarının genel sağlık durumunu ciddi oranda etkilediği ve fiziksel aktivite düzeylerinde düşüşe neden olduğu görülmüştür. Pandemi sonrası dönemde sağlık çalışanlarının psiko-fiziksel sağlık durumlarının geliştirilmesi için rekreatif içerikli fiziksel aktiviteler düzenlenmesi önerilmektedir.
Sosyal bilgiler öğretiminde Eğitim Bilişim Ağı (EBA) uygulamasının öğrencilerin akademik başarısına etkisi
Bu çalışmanın amacı Eğitim Bilişim Ağı (EBA)'nın Sosyal Bilgiler Eğitimine akademik yönden etkisini belirlemektir. Bu amaçla yarı deneysel bir çalışma olan öntest sontest kontrol gruplu deneme modeli uygulanmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testi kullanılmıştır. Deney 2017-2018 eğitim öğretim yılında Adıyaman Merkez Türkiye Petrolleri Ortaokulunda 6.sınıf düzeyinde, deney grubu 43 ve kontrol grubu 40 öğrenci olmak üzere toplam 83 öğrenciyle yürütülmüştür. 6 hafta süren çalışmada deney ve kontrol sınıfları belirlenmiş ve deney sınıfında EBA içerikleri kullanılarak EBA destekli bir öğretim uygulanmıştır. Kontrol sınıfında ise farklı bir yöntem kullanılmadan Milli Eğitim Bakanlığının yapılandırmacı yaklaşıma göre hazırladığı öğretmen kılavuz kitabı doğrultusunda dersler işlenmiştir. Deney ve kontrol sınıflarına öntest ve sontest uygulanmıştır. Elde edilen veriler bağımlı ve bağımsız gruplar t-testine tabi tutulmuştur. Elde edilen veriler neticesinde deney ve kontrol grupları arasında sontest puanları arasında anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Bir başka ifade ile uygulanan EBA Destekli Öğretim ile yapılandırmacı yaklaşıma göre hazırlanan öğretmen kılavuz kitabı doğrultusunda işlenen dersler akademik başarı üzerinde benzer oranda etki göstermiştir. v Araştırmadan elde edilen bulgular neticesinde var olan durumun iyileştirilmesine yönelik; EBA'nın içerik yönünden desteklenmesi, teknolojik yatırımların öğretmenlerin gelişimiyle paralel yapılması gibi önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: EBA Destekli Eğitim, Eğitim Bilişim Ağı (EBA), Başarı, Teknoloji
Ortaokul öğrencilerinin medya okuryazarlığına ilişkin tutumları(Adıyaman ili örneği)
Günümüzde gelişen teknoloji sayesinde insanların iletişim kurması oldukça kolaylaşmıştır. Medya sayesinde insanlar mesafe tanımadan birbirleriyle iletişim kurabilmekte ve topluluklara hitap edip aynı anda dünyanın her yerine düşüncelerini yazılı, sözlü veya görüntülü olarak yollayabilmektedir. Medya sahipleri bu olanaklar sayesinde yaptıkları yayınlarla insanlar üzerinde etkili olabilmekte, istedikleri her konuda rahatlıkla kamuoyu oluşturup yönlendirme yapabilmektedir. Günümüz dünyasında medyanın bu etkililiğiyle artık egemenliğin üç gücünün yanında dördüncü güç olup olmadığı tartışılmaktadır. Bu gücü ellerinde bulunduranların her zaman iyi niyetli olamayacakları düşünüldüğünde ve bu güç yanlış ellerde ve yanlış şekilde kullanıldığında insanlara verebileceği zararın büyüklüğünü tahmin etmek zor değildir. Toplumumuzun yaşam biçimi ve medyayla ilişkisi dikkate alındığında söz konusu muhtemel olumsuzluktan en fazla etkilenecek olanlar elbette ki kişilikleri yeni oluşmaya başlayan ve toplumun etkiye en açık kesimini oluşturan çocuklar olacaktır. Bu sebeple medyanın zararlı yönlerinin farkına varılmasını ve bu mecradan olumlu yönde yararlanılmasını sağlamak için erken yaşlardan itibaren medya eğitiminin verilmesi bir zorunluluk gibi görülmektedir. Dünyada kabul edildiği gibi ülkemizde de doğru bir medya eğitiminin yolu öncelikle okuldaki medya eğitiminden geçmekte olup medya okuryazarlığı dersi, medya eğitimi için genel kabul gören bir yöntem olarak kullanılmaktadır. Medya okuryazarlığının temel hedefi, medyanın yararlı yönlerini kullanmak ve zararlı yönlerinden korunmaktır. Medya okuryazarlığı eğitimi alan ve medya okuryazarı olan bir birey, medyadan aldığı mesajları doğru değerlendirebilir; güvenirliğini tartabilir ve medyayı etkili ve olumlu kullanabilir. Çocukların medyayla tanışma yaşı ve medyanın çocuklar üzerindeki etkisi düşünüldüğünde medya okuryazarlığı dersinin ilkokuldan itibaren verilmesi gerekliliği kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla bu çalışmada öncelikle literatür taraması yoluyla iletişimin ve medya olarak adlandırılan kitle iletişim araçlarının ne olduğu, medyanın toplum hayatı ve çocuklar üzerinde, dolayısıyla eğitim üzerinde ne gibi etkiler yaptığı, medya eğitiminin temeli sayılan medya okuryazarlığının ne olduğu ve gerekliliği, ülkemizdeki medya okuryazarlığının mevcut durumu tespit edilmeye ve tanıtılmaya çalışılmıştır. Verilen literatür bilgilerinden sonra çalışma, asıl kapsamı ve amacı olan ortaokul öğrencilerinin medya okuryazarlık algı düzeylerini belirlemeye yönelmiştir. Evrenini Adıyaman merkezde okuyan öğrencilerin oluşturduğu araştırmamızın araştırma modeli tarama modeli olarak belirlenmiştir. Örneklemi ise, seçilen 4 ortaokulda 2018-2019 eğitim öğretim yılında bu dersi gören 400 öğrenciden oluşmuştur. Araştırmada öğrencilerin bu dersle ilgili tutumları, 5'li likert tipi anket yöntemi ile ölçülüp kişisel bilgiler formu kullanılarak örneklem ile ilgili bulgu ve bilgilere ulaşılmıştır.
Türkiye ve Cezayir milli mücadelelerinin ders kitaplarına yansımalarının karşılaştırılması
Milletlerin tarihinde yer alan en önemli olaylardan biri de bağımsızlık mücadeleleridir. Bu mücadelelerin kazanılması kadar, gelecek kuşaklara aktarılması da önem taşımaktadır. Okullar bu aktarımı gerçekleştiren en önemli kurumlardır. Devletler, okullar aracılığıyla resmi ideolojilerini gelecek kuşaklara aktararak, ortak bir milli kültür ve toplumsal düzen oluşturmaya çalışırlar. Devletlerin gözetim ve denetiminde hazırlanan ve incelendikten sonra okullarda okutulan ders kitapları da bu amaca hizmet eden en önemli araçlardan biridir. Zira bu kitaplar, toplumun ihtiyaçlarını temel alan öğretim programlarına göre hazırlanmakta ve ülke genelindeki okulların tamamında okutulduğu için devletlerin toplumsal düzen oluşturma hedefine ulaşmada önemli katkılar sağlamaktadır. Bu araştırmada, Türkiye Cumhuriyeti ile Cezayir Cumhuriyeti'ndeki ilgili okullarda okutulan ders kitaplarında, adı geçen ülkelerin verdikleri bağımsızlık mücadelelerinin ne şekilde işlendikleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışmada veri kaynağı olarak kullanılan, Türkiye Cumhuriyeti ortaokullarında okutulan Sosyal Bilgiler ve T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ders kitaplarındaki Türk milli mücadelesinin işlenişi ile Cezayir Cumhuriyeti ilkokul ve ortaokullarında okutulan Tarih ders kitaplarındaki Cezayir milli mücadelesinin işlenişi karşılaştırılmıştır. İncelemenin daha eksiksiz olmasını sağlamak için, Cezayir ders kitapları Arapça'dan Türkçe'ye tercüme edilmiştir. Çalışma, özelliği dolayısıyla araştırılması hedeflenen olay veya olgularla ilgili bilgi içeren yazılı materyallerin incelenmesine ve analiz edilmesine elverişli olan, nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi ile yürütülmüştür. Sonuç olarak Türk milli mücadelesi ile Cezayir milli mücadelesi arasında farklılıklarla birlikte benzerliklerin de olduğu ortaya konulmuştur. Bu bağlamda Türk milli mücadelesi ve Mustafa Kemal'in, Cezayirli milli mücadeleciler tarafından hayranlıkla takip edildiği ve örnek alındığı, ancak bu durumun Cezayir ders kitaplarına yansımadığı tespit edilmiştir.
Ortaokul öğrencilerinin sosyal bilgiler dersine yönelik motivasyon ve tutumlarının incelenmesi (Gölbaşı örneği)
Sosyal Bilgiler dersi ve programının amacı, hedef kitle durumundaki öğrencilere; uygulanacak farklı yaklaşım, yöntem, teknik ve stratejilerle motivasyon ve tutumlarını olabildiğince üst seviyeye yükselterek, Türk Milli Eğitimi'nin genel amaçları doğrultusunda beklenen davranışların kazandırılmasıdır. Ulaşılmak istenen kazanımların gerçekleşme seviyesinin belirlenebilmesi ve bunları iyileştirme imkânlarının geliştirilebilmesi için, öğrencilerin diğer derslerde olduğu gibi bu dersteki motivasyon ve tutumlarını etkileyen temel değişkenlerin belirlenmesi oldukça önemlidir. Bunun için yapılacak bilimsel çalışmaların, Sosyal Bilgiler dersi ve bununla ilgili kazanımların gelecekteki tasarımları ve şekillenmesindeki işlevleri, ayrıca değerlidir. Sosyal Bilgiler dersi, içinde çok sayıda farklı disiplini barındıran sosyal bilimlerin orta öğretim kademesinde yürütülen önemli derslerinden biridir. Bu derse ilişkin kazanımlar ile bu kazanımlara ulaşmanın en önemli araçları arasında yer alan motivasyon ve tutumlara yönelik araştırmaların zaman içinde yenilenmesi kaçınılmazdır. Zira sürekli ve hızla değişen dünya eğitim koşullarını, girdilerini ve çıktılarını da değiştirmektedir. Bu olguya bağlı olarak değişen Sosyal Bilgiler eğitim programına yönelik öğrencilerin motivasyon ve tutumlarının incelenmesini kapsayan bu çalışmada; konuya ilişkin önceki çalışmalardan da yararlanılarak motivasyonun boyutları, kuramları ve eğitimle ilişkisi ele alınmıştır. Çalışmada, araştırma modeli olarak tarama modelinden yararlanılmıştır. 5'li likert tipi motivasyon ve tutum ölçeklerinin kullanıldığı bu çalışma ile ortaokul öğrencilerinin Sosyal Bilgiler dersine yönelik motivasyon ve tutumlarının mevcut durumu tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışma ile gerek öğrencilerin isteklendirilme ve olumlu tutumlara yöneltilme ve gerekse ilgili kurumların, Sosyal Bilgiler dersinin gelecek tasarımına ilişkin görüş ve kararlarının oluşumuna katkı sunması umulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Sosyal Bilgiler Eğitimi, Sosyal Bilimler, Motivasyon, Tutum
Ortaokul seçmeli hukuk ve adalet dersi öğretim programı ve uygulamasının öğrenci ve öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi
Hukuk ve adalet dersi 2013 yılından itibaren ortaokullarda sosyal bilimler alanında seçmeli ders havuzuna eklenmiştir. Yıllar içerisinde 100 bin civarında öğrencinin seçmiş olduğu bu ders hukuk ve adaletle ilgili kavramların, hukuk alanında çalışan meslek üyelerinin ve hukuk kurumlarının derinlemesine öğrenilmesi açısından oldukça önemlidir. Özellikle gündelik hayatla ilişkili bir şekilde öğretilmesi, uygulama boyutu açısından etkisini artırmaktadır. Müfredatta yer alan diğer derslerde olduğu gibi Hukuk ve Adalet dersi öğretim programının uygulanma sürecinde de dersin amaçlarına ulaşılıp ulaşılamadığı ancak saha çalışmalarıyla ortaya konulabilir. Bu çalışmada Hukuk ve Adalet dersinin uygulanmasıyla ilgili dersi seçen öğrenciler ile dersi veren öğretmenlerin görüşleri ve bu görüşler üzerinden dersin hedeflerine ne ölçüde ulaşılabildiği ortaya konulması amaçlanmıştır. Araştırmada, karma yöntem olarak bilinen nitel ve nicel araştırma yöntemleri birlikte kullanılmış; desen olarak ise betimsel tarama yönteminden yararlanılmıştır. Bu çerçevede Hukuk ve Adalet dersinin uygulanmasıyla ilgili öğrenci ve öğretmenlerin görüşleri olduğu gibi betimlenmeye çalışılmıştır. Araştırma için Adıyaman il merkezinde bu dersi seçen 897 öğrenci ve 8 öğretmen örneklem olarak seçilmiştir. Dersi seçen öğrencilerin büyük bir çoğunluğuna ulaşıldığı için maksimum çeşitlilik sağlanmış ve evrenin tamamına yakınına ulaşılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilere kişisel bilgi formu ve Hukuk ve Adalet IV dersine yönelik anket uygulanmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlere yönelik açık uçlu yapılandırılmış görüşme formu, veri toplama aracı olarak uygulanmıştır. Araştırmanın verileri eğitim öğretim döneminin sonuna doğru toplanarak programın bütünüyle ilgili öğrenci ve öğretmen deneyimleri yeterince yansıtılmaya çalışılmıştır. Araştırmada elde edilen nicel veriler SPSS programıyla işlenmiş ve Ki- Kare testiyle analiz edilmiştir. Nitel veriler ise içerik analiziyle incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulguların sonuçları, öğrencilerin Hukuk ve Adalet dersinin uygulanmasına yönelik görüşlerinin olumlu olduğunu göstermiştir. Bu çerçevede öğrencilerin bu derse yönelik tutumlarının olumlu, dersin amaçlarını benimsemeye istekli oldukları ve dersin işlenişi ve içeriğiyle ilgili sorun yaşamadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Ancak öğrenciler, ders kapsamında adliye gezilerine yer vermenin gerekliliğine vurgu yaparak bu konuda yapılması gereken düzenlemelere işaret etmişlerdir. Cinsiyet açısından kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre bu dersin uygulaması konusunda, birçok boyutta daha olumlu düşüncelere sahip oldukları anlaşılmıştır. Ayrıca bu dersi kendi istekleriyle seçmeleri halinde, dersle ilgili görüşlerinin daha olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yine bu dersi, ders kitabı ile birlikte öğrenen öğrencilerin dersin uygulanmasına yönelik görüşleri de olumlu yönde değişmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin görüşlerinin de büyük ölçüde öğrencilerin görüşleriyle örtüştüğü tespit edilmiştir. Öğretmenler, bu ders için belirlenen 2 saatlik sürenin yeterli olacağını belirtmişlerdir. Ancak dersin, hangi sınıf seviyelerinde verilmesinin daha uygun olduğu konusunda bir mutabakata varılamamıştır. Yine öğretmenler öğrencilerin bu dersle ilgili istenilen amaçlara gerek bilgi gerekse beceri ve değer düzeyinde fark edilecek ve gözlenecek düzeyde ulaştıklarını ifade etmişlerdir. Anahtar kelimeler: Hukuk Eğitimi, Sosyal Bilgiler, Temel Eğitim, Öğretim Programı, Değer.
Metabolik sendrom parametrelerinin akut faz reaktanları ve 24 saatlik ambulatuar kan basıncı ile ilişkisi
Metabolik sendrom, tüm dünyada epidemik bir hale gelen ve yüksek mortalite ve morbiditiye sahip olan tip 2 diyabet ve kardiyovasküler hastalıklarin önemli bir habercisidir. Çalısmamızda Ankara Dıskapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Arastırma Hastanesi 2. Dahiliye polikliniğine basvuran 98 hasta (84 kadın, 14 erkek) Amerikan Ulusal Kolestrol Eğitim Programı Üçüncü Eriskin Tedavi Paneli kriterlerine göre metabolik sendrom yönünden arastırıldı. Bu hastalarda akut faz reaktan düzeyleri incelendi ve hastalara 24 saatlik ambulatuar kan basıncı monitorizasyonu uygulandı. Sonuçlar SPSS 11.5 paket istatistik programı kullanılarak değerlendirildi. Metabolik sendromlu hastalarda en sık rastlanılan komponent abdominal obezite (%100) olup bunu sırasıyla kan sekeri yüksekliği (%93.9), hipertansiyon (%83.7) ve esit orandaki HDL düsüklüğü (%77.6), trigliserid yüksekliği (%77.6) takip etmekteydi. Hastalar akut faz reaktanları düzeylerine göre sınıflandırıldığında 55 (%56.1) hastada yüksek CRP, 15 hastada (%15.3) yüksek sedimentasyon değeri, 33 hastada (%33.7) ise yüksek ferritin değeri saptandı. 24 saatlik ambulatuar kan basıncı monitorizasyonu sonrasında hastaların %69.4'ü (68 hasta) non-dipper grupta yer alırken %30.6'sı (30 hasta) dipper grubundaydı. Metabolik sendrom bilesenlerinin dağılımına göre akut faz reaktan düzeyleri arasında bir iliski olup olmadığı incelendi. Fakat daha önce yapılan bir çok çalısmanın aksine herhangi bir metabolik sendrom kriteri ile akut faz reaktanları arasında anlamlı bir iliski saptanmadı. Ambulatuar kan basıncı monitorizasyonuna göre metabolik sendromlu bireyler daha yüksek oranda non-dipper eğiliminde saptandı fakat dipper gruptaki hasta sayısı ile karsılastırıldığında aradaki fark istatiksel olarak anlamlı değildi. Metabolik sendromlu bireylerde önemli mortalite ve morbidite nedeni olan kardiyovasküler komplikasyonları öngörmede AKBM'undan da faydalanılarak, akut faz reaktanları bize yardımcı olabilir. Akut faz reaktanlarının ölçümü ile, olası bu komplikasyonların gelisimi önlem alınarak geciktirilebilir. Anahtar sözcükler: metabolik sendrom, akut faz reaktanı, ambulatuar kan basıncı monitorizasyonu
Metabolik sendrom parametrelerinin akut faz reaktanları ve 24 saatlik ambulatuar kan basıncı ile ilişkisi
Metabolik sendrom, tüm dünyada epidemik bir hale gelen ve yüksek mortalite ve morbiditiye sahip olan tip 2 diyabet ve kardiyovasküler hastalıklarin önemli bir habercisidir. Çalısmamızda Ankara Dıskapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Arastırma Hastanesi 2. Dahiliye polikliniğine basvuran 98 hasta (84 kadın, 14 erkek) Amerikan Ulusal Kolestrol Eğitim Programı Üçüncü Eriskin Tedavi Paneli kriterlerine göre metabolik sendrom yönünden arastırıldı. Bu hastalarda akut faz reaktan düzeyleri incelendi ve hastalara 24 saatlik ambulatuar kan basıncı monitorizasyonu uygulandı. Sonuçlar SPSS 11.5 paket istatistik programı kullanılarak değerlendirildi. Metabolik sendromlu hastalarda en sık rastlanılan komponent abdominal obezite (%100) olup bunu sırasıyla kan sekeri yüksekliği (%93.9), hipertansiyon (%83.7) ve esit orandaki HDL düsüklüğü (%77.6), trigliserid yüksekliği (%77.6) takip etmekteydi. Hastalar akut faz reaktanları düzeylerine göre sınıflandırıldığında 55 (%56.1) hastada yüksek CRP, 15 hastada (%15.3) yüksek sedimentasyon değeri, 33 hastada (%33.7) ise yüksek ferritin değeri saptandı. 24 saatlik ambulatuar kan basıncı monitorizasyonu sonrasında hastaların %69.4'ü (68 hasta) non-dipper grupta yer alırken %30.6'sı (30 hasta) dipper grubundaydı. Metabolik sendrom bilesenlerinin dağılımına göre akut faz reaktan düzeyleri arasında bir iliski olup olmadığı incelendi. Fakat daha önce yapılan bir çok çalısmanın aksine herhangi bir metabolik sendrom kriteri ile akut faz reaktanları arasında anlamlı bir iliski saptanmadı. Ambulatuar kan basıncı monitorizasyonuna göre metabolik sendromlu bireyler daha yüksek oranda non-dipper eğiliminde saptandı fakat dipper gruptaki hasta sayısı ile karsılastırıldığında aradaki fark istatiksel olarak anlamlı değildi. Metabolik sendromlu bireylerde önemli mortalite ve morbidite nedeni olan kardiyovasküler komplikasyonları öngörmede AKBM'undan da faydalanılarak, akut faz reaktanları bize yardımcı olabilir. Akut faz reaktanlarının ölçümü ile, olası bu komplikasyonların gelisimi önlem alınarak geciktirilebilir. Anahtar sözcükler: metabolik sendrom, akut faz reaktanı, ambulatuar kan basıncı monitorizasyonu
Metabolik sendrom parametrelerinin akut faz reaktanları ve 24 saatlik ambulatuar kan basıncı ile ilişkisi
Metabolik sendrom, tüm dünyada epidemik bir hale gelen ve yüksek mortalite ve morbiditiye sahip olan tip 2 diyabet ve kardiyovasküler hastalıklarin önemli bir habercisidir. Çalısmamızda Ankara Dıskapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Arastırma Hastanesi 2. Dahiliye polikliniğine basvuran 98 hasta (84 kadın, 14 erkek) Amerikan Ulusal Kolestrol Eğitim Programı Üçüncü Eriskin Tedavi Paneli kriterlerine göre metabolik sendrom yönünden arastırıldı. Bu hastalarda akut faz reaktan düzeyleri incelendi ve hastalara 24 saatlik ambulatuar kan basıncı monitorizasyonu uygulandı. Sonuçlar SPSS 11.5 paket istatistik programı kullanılarak değerlendirildi. Metabolik sendromlu hastalarda en sık rastlanılan komponent abdominal obezite (%100) olup bunu sırasıyla kan sekeri yüksekliği (%93.9), hipertansiyon (%83.7) ve esit orandaki HDL düsüklüğü (%77.6), trigliserid yüksekliği (%77.6) takip etmekteydi. Hastalar akut faz reaktanları düzeylerine göre sınıflandırıldığında 55 (%56.1) hastada yüksek CRP, 15 hastada (%15.3) yüksek sedimentasyon değeri, 33 hastada (%33.7) ise yüksek ferritin değeri saptandı. 24 saatlik ambulatuar kan basıncı monitorizasyonu sonrasında hastaların %69.4'ü (68 hasta) non-dipper grupta yer alırken %30.6'sı (30 hasta) dipper grubundaydı. Metabolik sendrom bilesenlerinin dağılımına göre akut faz reaktan düzeyleri arasında bir iliski olup olmadığı incelendi. Fakat daha önce yapılan bir çok çalısmanın aksine herhangi bir metabolik sendrom kriteri ile akut faz reaktanları arasında anlamlı bir iliski saptanmadı. Ambulatuar kan basıncı monitorizasyonuna göre metabolik sendromlu bireyler daha yüksek oranda non-dipper eğiliminde saptandı fakat dipper gruptaki hasta sayısı ile karsılastırıldığında aradaki fark istatiksel olarak anlamlı değildi. Metabolik sendromlu bireylerde önemli mortalite ve morbidite nedeni olan kardiyovasküler komplikasyonları öngörmede AKBM'undan da faydalanılarak, akut faz reaktanları bize yardımcı olabilir. Akut faz reaktanlarının ölçümü ile, olası bu komplikasyonların gelisimi önlem alınarak geciktirilebilir. Anahtar sözcükler: metabolik sendrom, akut faz reaktanı, ambulatuar kan basıncı monitorizasyonu