Theses supervised by Doç. Hande Kılıçarslan
10 theses · Kırşehir Ahi Evran University
Kayseri ili Pınarbaşı ilçesi halk kültürü
Orta Anadolu'da yer alan Pınarbaşı, tarihi, coğrafi, kültürel yapısıyla Kayseri ilinin önemli ilçelerinden biridir. Türk kültürünün ve bu kültürü oluşturan Türk boylarının toplandığı bir coğrafyadır. Bölgenin İpekyolu güzergahı üzerinde bulunması bölgenin maddi ve soyut kültürel zenginliğe sahip olmasında etkili olmuştur. Bu çalışmada Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinde yaşayan Avşar, Çerkes, Göçmen, Karaçay, Kürt, Muhacir, Türkmen kültürlerinin tarihi kültürel yapısı, halk inanışları ve geçiş dönemleri olan doğum, evlenme, ölüm âdetleri ve bunlara bağlı inanışlar, tören ve kutlamalar, çocuk oyunları, el sanatları, yöresel giysi, halk mutfağı, halk hekimliği araştırma kapsamına alınmıştır. İlçede yaşayan kültürlerin özelliklerini ortaya koymak, belgelemek ve gelecek nesillere aktarılması açısından önem taşımaktadır. Ayrıca araştırma alanın üzerine yeterli çalışma olmaması bu araştırma konusunun seçilmesinde belirleyici olmuştur. Bu nedenle Pınarbaşı ilçesinde yaşayan kültürler hakkında toplanan bilgilerin halk bilimi açısından literatüre kazandırılması amaçlanmıştır. Çalışmada gelenek, görenek, âdet ve uygulamalar, yazılı ve sözlü kaynaklardan elde edilen bilgi ve belgeler, yöreler açısından örneklenmiştir. Araştırma kapsamında karşılıklı sözlü görüşme ve yerinde gözlem yöntemlerinin yanı sıra görsel kaynaklar, fotoğrafla belgeleme ve literatür tarama ile desteklenmiştir. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre Pınarbaşı ilçesinde yaşayan 7 farklı kültürün âdetlerinde, uygulamalarında ve inanışlarında birbirine benzerlik ve farklılıklar görülmüştür. Kültürler arasındaki benzerliklerin temelinde bir arada yaşamaları, birbirlerinden etkilenmeleri en büyük etken olmuştur. Ancak günümüzde birçok inanışın, kültürel değerlerin uygulanmadığı veya unutulduğu çalışma sonucunda görülmüştür. Bu araştırmanın sonucunda Pınarbaşı halk kültüründe Anadolu'nun inanç ve kültür yapısının izlerine rastlanılmıştır. Bütün bu izler bugünkü Pınarbaşı halk kültürünü oluşturmuştur. Anahtar Sözcükler: Gelenek, Halk Kültürü, Batıl İnanç, Pınarbaşı, Kayseri.
Kırşehir Ahi Evran Camii süslemeleri
Kırşehir'in merkezinde, Ahi Evran caddesinde yer alan Ahi Evran Cami'nin yapımı 1277 yılında başlamıştır. Yapı türbe olarak ters T şeklinde, iki eyvanlı ve üstü kubbeli olarak inşa edilmiştir. Bu çalışmada, Selçuklu dönemine ait, yapımına 14. yüzyılda başlanmış olan Ahi Evran Cami'nin mimarisi, iç ve dış mekânının süslemeleri ayrıntılı olarak fotoğraf ve çizimlerle desteklenerek incelenmiştir. Cami süsleme açısından zengin olmasına rağmen herhangi bir çalışma yapılmamış olması bu çalışmanın planlanmış olmasının amaçlarından biridir. Selçuklu döneminin kültür ve sanatını yansıtan cami, Selçuklu Devri'nin son dönemlerine denk gelmektedir. İçerisinde bulunan, günümüzde okuma odası olarak kullanılan misafirhanesinden dolayı Zaviyeli olarak adlandırılan camiler grubunda da incelenmektedir. Bu özellik Beylikler Döneminde de görülmektedir. Ama eser Selçuklu Devri mimarisinin özelliklerini taşıdığı için Selçuklu Devri mimarisine aittir. Kalemişi tekniği süslemelerin yoğun olarak kullanıldığı camide süslemeler, genellikle yaprak motifleri, sap çıkmaları gibi bitkisel motiflerden, hatayi grubuna dâhil olan penç motifinden ve rumi motiflerinden oluşturulmuştur. Taş süslemenin nadiren görüldüğü camide, süslemede sarı ve siyah renkli taşların oyularak kullanıldığı görülmektedir. Süslemeleri yıldız ve zencerek gibi geometrik motiflerden oluşturulmuştur. Ahi Evran Cami'nin süslemeleri ve belli kısımları önemli ölçüde değişime ve tahribata uğramıştır. Bazı bölümlerde süsleme kompozisyonlarının değiştirildiği görülürken, bazı bölümlerde ise tamamen silindiği görülmektedir. Değişime uğramalar süslemeler ile sınırlı kalmayıp mihrap, minber ve vaaz kürsüsünde de etkili olmuştur. Bu unsurlar değiştirilip yerlerine aslını yansıtmayıp sonradan inşa edilmiş olanlar yerleştirilmiştir. Tarihi ve mimarisi bakımından önemli yapılarımızdan olan Ahi Evran Cami'nin süslemelerinin bakım ve onarımlarının zamanında yapılarak bizden sonraki kuşaklara aktarılması sorumluluğumuz ve görevimiz olmalıdır. Anahtar Kelimeler: Selçuklu Dönemi, Ahi Evran Cami, Kalemişi Tekniği, Zaviyeli Cami, Süsleme.
Sivas ili Altınyayla ilçesi Merkez (Tonus) Camii süslemeleri
Bu çalışmaya konu olan Sivas ili Altınyayla ilçesi Merkez (Tonus) Camii ilçenin merkezinde, Aydın Mahallesinde bulunmaktadır. Merkez Camii ilçedeki en eski tarihli camii olmasının yanında, Türk mimarisindeki ahşap direkli ve tavanlı camilere örnektir. Ahşap direkli ve tavanlı camilerin Gazneliler ve Karahanlılar tarafından inşa edilerek uygulanmış olduğu ve Orta Asya'dan Anadolu'ya taşındığı bilinmektedir. Anadolu'ya yerleşen Türkler mimari eserlerinde ahşabı yoğun olarak kullanmışlardır. Selçuklu, Beylikler ve Osmanlıların ilk dönemlerinden günümüze kadar varlığını korumuş olan Ulu camiler, küçük mescitler ve diğer mimari eserlerde bunu görmek mümkündür. Ankara'daki Aslanhane ve Ahi Elvan Camii'leri, Beyşehir'deki Eşrefoğlu Camii örnekler arasında gösterilmektedir. Anadolu'daki Altınyayla Merkez (Tonus) Camii süslemeleri araştırmanın kapsamını oluşturmaktadır. Bu bağlamda araştırmaya konu olan Altınyayla Merkez (Tonus) Camii için ilgili yerlerden gerekli izinler alınarak, detaylı bilgiler toplanmış, literatür araştırması yapılmıştır. Ayrıca Altınyayla Merkez (Tonus) Camii'nde mekân incelemesi araştırma kapsamında gerçekleştirilmiştir. Camii içerisindeki süslemeler batı etkisiyle barok, rokoko ve neo klasik tarzdaki üsluplar, bitkisel motifler, hayvan figürleri ve geometrik şekiller ile süslenmiştir. Ahşap ve alçı üzerine Edirnekârî, kalem işi, çakma, oyma ve ajur oyma tekniklerinin birlikte kullanılması ile yapılmıştır. Caminin süslemeleri Selçuklu, Beylikler, Osmanlı ve batı sanat üsluplarının etkisiyle, barok üsluplar, neo-klasik tarzlar, 'S' ve 'C' kıvrımlar öne çıkmaktadır. Ayrıca bitkisel motiflerden, vazo içerisinde çiçek motifleri, penç çeşitleri, goncalar, laleler, yapraklar, akantus yaprakları, bahar dalları, bahar çiçekleri (gül), rozetler, palmetler, püsküller-saçaklar, hayvan figürlerinden rûmiler, münhaniler, geometrik şekillerden; kare, dikdörtgen, üçgen ve baklava dilimleri dikkat çekmektedir. Bu süslemeler farklı dönemlerin yansıması olarak Osmanlı Geç Dönem eseri olan Altınyayla (Merkez) Camii'nde karşımıza çıkmaktadır. Merkez Camii süslemeleri motif, desen, kompozisyon, renk ve teknik açıdan incelenmiştir. Süslemelerin ayrıntılı incelenmesinin ardından genel ve detaylı fotoğrafları çekilmiştir. Detaylı fotoğraflardan yararlanarak ayrıntılı desen çizimleri asıllarına uygun olarak çizilmiştir. Bu çizimler ile günümüzdeki durumu tespit edilerek belgeleme çalışması yapılmıştır. Merkez (Tonus) Camii'ndeki desenler herhangi bir desen raporuna bağlı kalınmadan el emeği ile çizilmiş olduğu için çizimler de birim desenlerin tekrarlarında ve simetrilerinde farklılıklar görülmüştür. Bu durumdan dolayı çizimlerde bir desen ve motifler örnek alınarak adobe illüstratör programında simetrik olarak çizilmiştir. Altınyayla Merkez (Tonus) Camii'nin tüm ahşap malzemeleri çam ağacından yapılmıştır. Camii içerisi ahşap tavanlı ve direkli olmasından dolayı ahşap kaideler üzerinde çatlamalar, renklerde ve süslemelerde yer yer bozulmalar tespit edilmiştir. Tarihi ve mimari öneme sahip olan Altınyayla Merkez (Tonus) Camii'nin süslemelerine gereken değerin verilmediği görülmüştür. Bu eksikliklerin restorasyon çalışması sırasında giderilmesi gerekmektedir. Bu sebeple Altınyayla Merkez (Tonus) Camii süslemelerinin, belgeleme çalışmasının yapılıp literatüre kazandırılması gelecek nesillere ve araştırmacılara kaynak olması açısından önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Ahşap Süsleme, Ajur Oyma, Doğal Boyama, Kalem işi, Sivas, Tonus Camii
Hacı Bayram Camii hat levha süslemeleri
Hacı Bayram Camii Ankara'nın Ulus semtinde 14. ve 15. yüzyılda Hacı Bayram-ı Veli adına inşa edilmiştir. Cami ve türbe, meydana adını veren Ogüst-Augustus (Monumentum Anciranium) tapınağının hemen yanında yer almaktadır. Tapınak ve caminin yan yana inşa edilmesi, Türk insanının hoşgörüsü ile birlikte Hacı Bayram-ı Velî'nin birleştirici düşüncelerini güzel bir şekilde ortaya koymaktadır. Hacı Bayram Camii'nin yapımı Hacı Bayram-ı Velî'nin ölümünden iki yıl önce 831 H. (1427/28) gerçekleştirilmiştir. Cami süslemelerinden hüsn-i hat (güzel yazı) yabancı dilde karşılığı, kaligrafi olarak tanımlanmakta ayrıca latin harfleriyle yazılan güzel yazıya da yine bu ad verilmektedir. Bu araştırmada; Hacı Bayram Camii'nin günümüzdeki, sekiz adet dış mekân ve erkekler bölümünün girişinde bulunan on sekiz adet iç mekân hat levha süslemelerin incelemesi yapılmıştır. Süslemeler genel olarak kapı ve pencere üstlerinde yer almaktadır. Erkekler bölümünün üst katında ve kadınlar bölümünde bulunan hat süslemeleri ise uzun levha şeklinde birbirini takip etmektedir. Hat sanatı açısından oldukça zengin yazı örneklerinin yer aldığı âyet-i kerimeler, esma-ül hüsna'dan bir kısım ve dua metinleri bulunmaktadır. Bu süslemelerin günümüzde değer kazanması için Arapça okunuş ve Türkçe anlamları da verilmiştir. Caminin erkekler ve kadınlar bölümünde yer alan süslemelerin birbirinden farklı şekillerde yazıldığı tespit edilmiştir. Erkekler bölümündeki süslemeler celi sülüsle ve kadınlar bölümündeki süslemeler kufî yazı tipiyle yazılmıştır. Hacı Bayram Camii'nin içinde bulunan süslemeler, harf bünyeleri ve tasarımı açısından oldukça değerlidir. Araştırmada camii içinde kullanılan yazılarda, hangi metinlerin hangi yazı çeşidiyle yazılması ve yazıların nasıl korunduğuna dair bilgiler verilmiştir. Aynı zamanda kullanılan yazım teknikleri ve kalem ölçüleri gibi bilgiler verilmiş olup yazıların biçimsel özellikleri farklı açıdan tekrar vurgulanmıştır. Yapmış olduğumuz bu araştırmada, günümüzdeki şekliyle yazılar incelenip, hat sanatı açısından değerlendirmesi yapılmıştır. Süslemelerin restorasyon sonrası durumları hakkında bilgi verilmiştir.
Maysa ve Bulut animasyon dizisinde yer alan dokumalardaki motiflerin incelenmesi
Özellikle yeni teknolojilerin etkisiyle hızlı bir şekilde küreselleşen dünyamızda popüler kültür olarak adlandırılan kitle kültürü yaygınlaşmaktadır. Kitle kültünün etkisi altında kalan topluluk ya da gruplara ait kültürler çeşitli öğelerini teker teker kaybetmektedirler. Bu kaybolan öğeler çoğunlukla örf, adet, anane gibi somut olmayan kültürel miras öğeleridir. Bu öğelerin kaybolmasını engelleyerek, kültürel çeşitliliğin ve devamlılığın sağlanabilmesi için toplumsal kültürün yeni kuşaklara aktarımı şarttır. Kitle kültürünün etkilerine karşı kullanılabilecek en etkili araç yine kitle kültürünün yaygınlaşmasında en büyük rolü oynayan televizyonlardır. Özellikle çocukların ilgisini çeken ve başından kalkmak istemedikleri animasyon dizilerinin kültür aktarım aracı olarak kullanılması son derece etkili olmaktadır. Doküman incelemesi şeklinde gerçekleştirilen bu çalışmada "Maysa ve Bulut" animasyon dizisinde yer alan ve dokumalarda kullanılan motifler belirlenerek, bu motiflerin alanyazında yer alan motifler ile tutarlılığı incelenmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda Maysa ve Bulut animasyon dizisinde toplam 54 farklı motifin kullanıldığı belirlenmiştir. Bu motiflerin 20 tanesi doğum ve çoğalma ile ilgili motifler, 22 tanesi hayatı simgeleyen motifler, 2 tanesi ölümü simgeleyen motifler, 7 tanesi günlük hayata dair betimlemeler ve 3 tanesi de tanımlanamayan motiflerdir. Belirlenen motiflerin büyük çoğunluğunun alanyazında yer alan motifler ile uyumlu olduğu belirlenmiştir.
Çini sanatında 16.yy saz yolu üslubu ve özgün uygulamalar
Tezyini sanatının önemli ekollerinden biri olan "saz yolu üslubu" II. Beyazıt döneminden başlamış, Kanuni Sultan Süleyman devrine kadar devamlılığını sürdürmüştür. Osmanlı saray nakkaş hanesinin baş nakkaşı olan Şah Kulu tezyini Türk sanatına "saz üslubunu" getirmiştir. 16.yy ilk yarısı ve 17.yy ortalarına kadar üretilmiş desenlerde, sivri uçlu, kıvrık hançer yapraklar, hatai çeşitleri ve natüralist hayvan figürleri, efsanevi hayvanlar ve mitolojik imgeler (peri, melek) vb. gibi olduğu bilinmektedir. Şah Kul'unun eserlerinde ise birbiri içine geçmiş tam desenler yer almaktadır. Motiflerin farklı boyama yöntemi ile belirginleştiği bilinmektedir. Osmanlı döneminde bulunan saz üslubu bezemeleri, Topkapı Sarayı Sünnet Odası, Rüstem Paşa camii gibi mekânlarda örnekleri yer almaktadır. Bu çalışmada, 16.yy saz yolu üslubu ve kullanılan motifler özgün tasarımlarda uygulanmıştır. Bu tasarımların daha önce uygulanmamış olması, çalışmanın özgünlüğünü arttırmaktadır. Tezin birinci bölümünde çini tanımı ve tarihçesi, erken Osmanlı dönemi mavi beyaz üslup incelenmiştir. İkinci bölümde ise Şah Kulu' nun hayatı ve saz üslubu anlatılmıştır. Üçüncü bölümde ise 16. yy saz üslubu ve özgün uygulamalara yer verilmektedir. 16. yy çini sanatında ve saz yoluna dair çalışmaların incelenmesi ile döneme ait motiflerden yararlanılarak gerçekleştirilen özgün tasarımlar oluşturulmuştur. Yapılan özgün tasarımlarda çini sanatında kullanılan malzemeler kullanılmıştır. Türk desenlerinde önemli görevi olan bu üslubun özgün tasarımlarda yeni uygulamalara dönüştürülmesi açışından Türk çini sanatının devamlılığı bakımından önemli görülmektedir.
Atık malzeme kullanılarak kadın ve dokuma temalı tasarımların özgün sanat eserlerine dönüşümü üzerine bir uygulama
Bazı maddelerin kullanım ömrünü tamamladıktan sonra işe yaramayan kısmı olarak ifade edilen atık malzemeler, insanoğlunun değersiz gördüğü ve çöp olarak doğaya ya da çöp toplama alanlarına terk ettiği nesnelerdir. Ancak çöp ya da atıklar, bazı işlemler sonucu geri dönüşüm yoluyla birer sanat eserine dönüşmektedir. Doğada, sanayide ya da gündelik hayatta karşımıza çıkan atık ya da çöp malzemelerden biri olan sunta malzemeler, değersiz görülen ve atılan birçok malzemeden sadece biridir. Sunta malzemeler, geri dönüşüm yolu ile resim sanatında kullanılan önemli birer malzemedir. Bunların çöp veya atık olarak doğayı kirletmesi veya zamanla yok olması yerine sanatçının öznel yorumu ile birer sanat eserine dönüşmesi, sanat adına yapılan olumlu bir çabadır. Yaratıcılık ve tasarım faktörlerinin önemli olduğu resim sanatı, diğer sanat dallarıyla birlikte kullanılan konular ile farklı bir kompozisyona dönüşebilmektedir. Bu çalışmada, geleneksel Türk sanatlarından biri olan dokuma sanatı ve dokumacılıkta kullanılan motifler resim sanatı ile kadın portrelerinde yer almaktadır. Bu çalışmanın önem ve amacı, atık ya da çöp olarak terk edilen sunta malzemelerin kullanılıp, Kırşehir dokumalarında yer alan göbek motifi ile resim sanatına uyarlanmasıdır. Bu durum, çöplerin geri dönüşüm ile birer sanat eserine dönüştürülüp değerlendirilmesi açısından önemlidir. Bu çalışmada on iki tane eser yapılmıştır literatür taramaları ile desteklenmiş ve resim çalışmaları (uygulamaları) ile tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kırşehir, Sanat, Resim, Atık, Çöp
Anamur ilçesi bahşiş köyleri kolan dokumaları
Anamur Bahşiş köyü, yörük kültürünü yaşayan ve yansıtan bir yöredir. Yörede, el sanatının önemli bir dalı olan dokumacılığın varlığı, geçmişe dayanmaktadır. Dokuma çeşitlerinden biri olan kolan dokuma, yörede yaygın olarak yapılmakta ve kullanılmaktadır. Taşıma ve taşınma işinde, çocukları sırta ya da beşiğe bağlamada, hayvancılık uğraşında, yük taşınmasında, giyim ve aksesuar alanında, cenazede kullanılan malzemelerde ve daha birçok alanda yörede kullanılan kolan, yöre insanının ihtiyaçlarını karşılamada yardımcı olmaktadır. Kolan dokumada iki adet çubuk (tezgâh), seren, gücü çubuğu, kılıç ve ipten oluşan araç-gereçler kullanılmaktadır. Dokumada kullanılan ipler, keçi kılı ve koyunun yününden elde edilmektedir. Genelde yün ip kullanılmakta olup kırmızı, kınalı sarı, sarı, beyaz, siyah, yeşil ve mor renkler tercih edilmektedir. Çalışma yöresinde 31 tane kolan dokuma ve bir tane çarpana dokuma tespit edilmiştir. Bu örneklerden 10 tanesi diğer örnekler ile aynı motif ve desen özelliğine sahiptir. Bu nedenle bu on örnek çalışma kapsamına dahil edilmemiştir. Çalışmada değerlendirilen kolan dokuma örneklerinde; yaybaşı, yılanbaşı, boncuk, koç boynuzu, keme dişi, baklava dilimi, üç gücü, bıçkı, su gibi farklı motifler bulunmaktadır. Yörede tespit edilen kolan dokuma örnekleri, geçmişte yapılmış olan dokumalar olup günümüzde, az kişi tarafından, aniden gelişen ihtiyaçlar için motifsiz ve basit kolanlar yapılmaktadır. Yeni nesil bu sanata ilgi duymamakta, sanayi ve teknoloji çağı, bu sanatı ötelemektedir. Ayrıca, yöre kadınları, hayvancılık uğraşı yanında tarımla da uğraşmakta olup kalan zamanını ev işlerine ayırmaktadır. Sürekli hareket halinde olan kadınlar, kolan ihtiyacını, satın aldığı hazır ürünlerden ve eskiden dokunmuş olan kolanlardan karşılamaktadır. Tüm bu sebepler, yörede özgün kolan dokuma örneklerinin sayısını azaltmaktadır. Yörede sayısı azalan kolanların incelenmesi, günümüzdeki durumu, yapılmasında kullanılan araç-gereçlerin tespit edilmesi, kolanlarda uygulanan teknik, kolanların kullanım alanları, renk, motif ve desen özelliklerinin belgelenmesi çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Ayrıca çalışma yöresinde bulunan kolanlarla ilgili alanda çalışma olmaması, bu çalışmanın önemini göstermektedir. Çalışmada yararlanılan veriler, konuyla ilgili literatür taraması yapılıp yörede karşılıklı görüşme yöntemiyle toplanmıştır.
Dalakçı kilimlerinde yer alan motiflerin ajur süsleme tekniġi ile seramik yüzeylerde uygulanması
Dokuma sanatı geçmişten günümüze kadar varlığını devam ettiren bir sanattır. İnsanlar duygu ve düşüncelerini yaptıkları dokumalardaki motiflere aktarmışlardır. Bu motifler, farklı yörelerdefarklı isimlerle adlandırılsa da görsel açıdan birbirine yakındır. Kırşehir dokumalarında yer alan bukağı motifi Muğla dokumalarında da görülebilmektedir. Bu çeşitliliğe sahip motif kültürünü farklı disiplinlerde kullanmak mümkün. Günümüz modern seramik çalışmalarında farklı formlar üzerine Kırşehir Mucur Dalakçı Köyü kilim motiflerinden bir kısım seçkiler bu çalışmada kullanılmıştır. Çalışmada bu kilimlerdeyer alan motiflerin seramik sanatına ajur süsleme tekniği ile estetik bir kaygı içerisinde uyarlanması ve farklı iki disiplinin birleştirilmesi amaçlanmıştır. Mucur Dalakçı Köyü kilimlerinde; akrep motifi (kıvrım), seleser motifi, elibelinde (eliböğründe) motifi, ev motifi, yarım ev motifi, kurtağzı (tazı kuyruğu) motifi, gerdan ayağı motifi, sandık oyu (bıçkır/ parmak) motifi, aşık (aşığı) motifi, bukağı (kazan kulpu) motifi, pıtrak motifi, çıtlık (başlı çıtlık) motifi, saçbağı (çıngıraklı oy/ saçaklı oy) motifi, aşk-birleşim (ying-yang) motifi, koçboynuzu motifi, kıvrım (tek dallı oy) motifi, kaşık sapı motifleri yer almaktadır. Uygulama ve teknik yaklaşımlar dikkate alınarak seramik çalışmalarda görülen özgün ifade farklılıklarının irdelenmesi ayrıca çalışmanın amaçları arasındadır. Kırşehir Mucur ilçesi Dalakçı köyü kilimlerinde geçen akrep, bukağı, çıtlık, elibelinde, kurtağzı, pıtrak ve seleser motifleri olmak üzere toplam yedi adet motif kullanılmıştır. Bu motiflerin uygulanabilirliği için eskiz çalışmaları hazırlanmış ve uygulama aşamasında ajur süsleme tekniğine uygun araçlar yardımı ile seramik yüzeylere (vazo, tabak, kâse) aktarımı yapılmıştır. Günümüzde yapılacak olan yeni çalışmalarda, farklı disiplinleri bir arada kullanabilmek açısından bu çalışma önemli görülmektedir.
Kubadabad Saray çinilerindeki betisel anlatıların Sgraffitto Tekniği ile seramik yüzeylerde uygulanması
Bu çalışmaya konu olan Kubadabad Sarayı, Anadolu Selçuklu döneminden kalma en önemli kültürel miraslardan biridir. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından 1219-1237 yılları arasında Konya ilinin Beyşehir ilçesinde inşa ettirilen saray yirmi bir binadan oluşmaktadır. Bu kompleksin iç duvar süslemelerinde kullanılan çiniler ilginç Şekil üsluplarıyla Anadolu Selçuklu sanat dünyasını yansıtan en zengin örneklerden oluşmaktadır. Günümüzde yalnızca birkaç duvar kalıntısına ulaşılabilen saray kazılarında ortaya çıkarılan klasik arabesk desenli çiniler sekiz köşeli yıldızlar ve bunları birbirine bağlayan haç şekillidir. Yüzey bezemelerinde yazı, hayvan ve insan figürleri, geometrik ve bitkisel motiflerin yanı sıra insan başına sahip varlıklar da kullanılmıştır. Sgraffito tekniği, seramik ürünlere uygulanan ve süsleme yöntemlerinden en fazla kullanılanlardandır. Neredeyse seramik sanatı kadar eski bir tarihe sahip olan bu teknik, seramik sanatının gelişimine paralel olarak dünyanın birçok bölgesinde kullanılmış ve geliştirilmiştir. Günümüzde halen yaygın olarak kullanılan sgraffito tekniğinde astar yerine seramik boyalar kullanılmaktadır. Bu çalışmada, Anadolu Selçuklu döneminin desen zenginliğini yansıtan Kubadabad Sarayı çinileri, sgraffito tekniği ile seramik yüzeylere uygulanmıştır. Dönemin çinilerinden farklı olarak beyaz seramik çamurunun elle şekillendirme veya alçı kalıba döküm yöntemleriyle 950 oC'ta yapıldığı çalışmalar sonucunda ortaya çıkarılan 27 eserin, günümüz seramik sanatı estetik anlayışına katkı sağlaması amaçlanmıştır.