Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Hakan Karaş

12 theses · İstanbul Beykent University, İstanbul Gelişim University

Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerde cinsel mitlerle eş doyumu ve cinsel işlevler arasındaki ilişki

​Bu araştırmada evli bireylerde cinsel mitler ile eş doyumu ve cinsel işlevler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olup olmadığının tespit edilmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla çalışmaya Kasım 2017- Şubat, 2018 tarihleri arasında, elverişli örnekleme yöntemi ile evli bireylerden oluşan 133 kadın ve 112 erkek katılmış olup toplamda 245 kişi dahil edilmiştir. Katılımcılara onam formu, sosyo-demografik veri formu ve Golombok-Rust Cinsel Doyum Ölçeği, Cinsel Mitler Ölçeği, Golombok-Rust Evlilik Doyum Envanteri uygulanmış, bu ölçeklerden elde edilen verilerle cinsel mitler ile eş doyumu ve cinsel işlevler arasındaki ilişkiler araştırılmıştır. Çalışmamızdan elde edilen bulgulara göre; erkeklerde cinsel mitler ile cinsel işlevler arasında anlamlı bir ilişki saptanmış, kadınlarda ise böyle bir ilişki saptanmamıştır. Tüm katılımcılarda cinsel mitler ile evlilik doyumu arasında anlamlı bir ilişkinin bulunduğu görülmektedir. Yapılan regresyon analizine göre, erkeklerde cinsel mitlerin cinsel doyum üzerine negatif yönde üzerine etki ettiği görülmüştür. Buna ek olarak, cinsel mitlerin hem kadınlarda hem erkeklerde evlilik doyumunu negatif yönde etkilediği görülmektedir.

Cinsel işlevlerCinsel mitEvli çiftler+2
Günay Cin
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Gebelerde zihin kuramı ile depresyon, anksiyete ve prenatal bağlanma arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı gebe kadınlardaki zihin kuramı yetisinin, prenatal bağlanma, depresyon ve anksiyete düzeyleriyle ilişkini incelemektir. Zihin kuramı becerisi daha gelişmiş ve gelişmemiş olan gebelerde prenatal bağlanma, depresyon ve anksiyete durumları açısından bir fark olup olmadığının araştırılması hedeflenmektedir. Araştırma örneklemini Samsun ilinde yer alan Atasam Tıp Merkezi Kadın Doğum Polikliniğine başvuran 20 hafta ve üzeri gebeler arasından rastgelene seçilen 120 gebe oluşturmaktadır. Bu örneklem, sağlıklı bir fetüse sahip olan, herhangi bir mental yetersizliği veya doğum tehlikesi oluşturacak bir hastalığı olmayan, 18 yaş üzeri gebeleri içermektedir. Katılımcılara araştırmanın amacı doğrultusunda, bilgilendirilmiş onamlarının alınmasının ardından, Demografik Bilgi Formu, Beck Depresyon Envanteri, Beck Anksiyete Envanteri, Prenatal Bağlanma Envanteri ve Gözlerden Zihin Okuma Testi uygulanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde IBM SPSS programı kullanılmıştır. Elde edilen verileri değerlendirmek amacıyla, değişkenlerin normal dağılıma uyum göstermemesi sebebiyle gruplar arası karşılaştırmalarda parametrik olmayan yöntemlerden "Mann-Whitney U" ve "Kruskal-Wallis" testleri kullanılmıştır. "Prenatal Bağlanma" ve "Zihin Kuramı" puanları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Ardından, "prenatal bağlanma" değişkeni bağımlı değişken olarak kullanılıp, depresyon ve anksiyete değişkenleri ayrı ayrı kontrol edilerek Hiyerarşik Regresyon Analizi uygulanmıştır. Analiz sonuçlarına göre, geberin zihin kuramı işlevleri ile prenatal bağlanma düzeyleri arasında anlamlı ve pozitif bir ilişkiye rastlanmıştır. Ancak, depresyon ve anksiyete değişkenleri ayrı ayrı bu modele dahil edildiğinde, modelde farklılık görülse de bu fark anlamlı bulunmamıştır. Zihin kuramı işlevleri ve prenatal bağlanma düzeylerinin; gebenin yaşı ve gebelik haftası gibi birtakım demografik özelliklerle de ilişkili olduğu görülmüştür. Zihin kuramı işlevlerinin prenatal bağlanma ile ilişkisini gösteren araştırma bulgularının, gebelere uygulanabilecek zihin kuramı geliştirici müdahalelerle prenatal bağlanmayı arttırabilmek açısından literatüre önemli bulgular sunduğu düşünülmektedir.

AnksiyeteAnksiyete duyarlılığıDepresyon+5
Deniz Zeren
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Evli kadınlarda özgül fobi, depresyon ve anksiyete düzeyleri ile cinsel işlevleri arasındaki ilişki

Depresyon, bireyin ruh halini tanımlayan, olumsuz duygularının ön planda olduğu, bireyin düşüncelerinde negatif inançlarının ağırlıklı olarak yer aldığı ve davranışsal olarak kendi normalinde farklı tepki veya tepkisizlikte bulunduğu durumlarda bireye eşlik eden duygu-durum bozukluğudur. Anksiyete, bireyin korku ve endişelilik halini kontrolü kaybetmişçesine yaşaması durumunu ortaya çıkarak psikiyatrik bir rahatsızlıktır. Özgül fobi, bireylerin bazı durum ve nesnelere karşı aşırı ve çoğu zaman mantığa uygun olmayan tepkilerde bulunmasına neden olan psikiyatrik bir rahatsızlıktır. Bu araştırmada depresyon, anksiyete ve özgül fobinin evli kadınların cinsel işlevleriyle nasıl bir ilişkisi olduğu incelenmiştir. Araştırma kapsamına İstanbul ilinde yaşayan 270 evli kadın alınmıştır. Katılımcıların,178'i çalışıyor iken, 91'i çalışmamaktadır. Katılımcıların, 180'i çocuğu olduğunu söylerken, 90'ı ise çocuğu olmadığını söylemiştir. Katılımcıların, 65'i tıbbi hastalığı olduğunu söylerken, 205'i ise tıbbi hastalığı olmadığını söylemiştir. Katılımcıların,82'si daha önceden tanısı konmuş psikiyatrik hastalık varlığı olduğunu söylerken,188'i ise tanısı konmuş bir psikiyatrik hastalığı olmadığını söylemiştir. Katılımcıların yaş ortalaması '35,9±7,95' bulunmuştur. Katılımcıların evli oldukları yıl sayısı '11,3±8,82' bulunmuştur. Katılımcılar araştırmaya gönüllülük esasına göre, çalışma hakkında bilgilendirilip, onay vermeleri doğrultusunda katılım sağlamışlardır. Araştırmada değerlendirmeler için Patient Health Questionnaire-9(PHQ-9) Ölçeği, Yaygın Anksiyete Bozukluğu(YAB-7) Ölçeği, Özgül Fobi Şiddet Ölçeği ve Female Sexual Function Index(FSFI) Ölçeği kullanılmıştır. İstatistiksel analizler için SPSS 25 programı kullanıldı. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotların (Ortalama, Standart Sapma, Medyan, Frekans, Oran, Minimum, Maksimum) yanı sıra verilerin dağılımı Shapiro-Wilk Testi ile değerlendirilmiştir. Niceliksel verilerin normal dağılım göstermeyen iki grup karşılaştırmalarında Mann Whitney testi kullanıldı. Anlamlılık p<0.05 düzeyinde değerlendirildi. Araştırmanın bulgularına göre; Evli kadınlarda depresyon düzeyleri ile cinsel işlevler arasında bir ilişki yoktur Evli kadınlarda anksiyete düzeyleri ile cinsel işlevler arasında bir ilişki yoktur. Evli kadınların özgül fobilerinin bulunması ile cinsel işlevleri arasında bir ilişki vardır. Sonuçta ise literatür ışığında tartışılmış, öneriler kısmında yapılan çalışmanın sonuçlarına göre önerilerde bulunulmuştur.

AnksiyeteCinsel işlevlerDepresyon+6
Meliha Işık
İstanbul Gelişim University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Covid-19 salgını sırasında hemşirelerde depresyon, anksiyete ve tükenmişlik düzeylerinin 5 faktör kişilik özellikleri ile ilişkisi

Mevcut salgın durumunun ruh sağlığı üzerindeki etkisinin bireysel farklılıklarla ilişkili olabileceği düşünülmektedir. Bu çalışmada salgın sırasında İstanbul'da çalışmakta olan hemşirelerin depresyon, anksiyete, tükenmişlik belirtileri ve bu belirtilerin 5 faktör kişilik özellikleri ile ilişkisi incelenmiştir. Çalışmanın örneklemi İstanbul ilindeki hastanelerde çalışan 161 hemşireden oluşmaktadır. Katılımcıların demografik özelliklerini belirlemek amacıyla Sosyodemografik Bilgi Formu, depresyon düzeylerini belirlemek amacıyla Beck Depresyon Envanteri, anksiyete düzeylerini belirlemek amacıyla Beck Anksiyete Ölçeği, tükenmişlik düzeylerini belirlemek amacıyla Maslach Tükenmişlik Ölçeği, kişilik özelliklerinin belirlenmesi amacıyla Beş Faktör Kişilik Envanteri kullanılmıştır. Araştırma hipotezlerini test etmek için Sosyal Bilimler İçin İstatistik Paket Programı (SPSS) 21.0 kullanılmıştır. Puanların normal dağılım göstermesi nedeni ile çalışmada parametrik test teknikleri kullanılmıştır. Ölçek puanının demografik özelliklere göre farklılık gösterme durumunun analiz edilmesi için t testi ve ANOVA testi kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişki için Pearson korelasyon testi, değişkenler arasındaki etki ise regresyon testi ile analiz edilmiştir. Depresyon, Anksiyete, tükenmişlik belirti puanı ile kişilik özellikleri arasında ilişki görülmüştür. Bununla birlikte kişilik özelliklerinden nevrotikliğin duyarsızlaşmayı pozitif yönde etkilediği, sorumluluk alt boyutunun duyarsızlaşmayı etkilemediği bulunmuştur. Duyarsızlaşmadaki değişimin %8'i nevrotiklik ile açıklanmıştır. Yine nevrotikliğin, anksiyete ölçeğindeki değişimin %2'sini, depresyon ölçeğindeki değişimin %4'ünü açıkladığı görülmüştür. COVID-19 sürecinde hemşirelerin kişilik özelliklerinin, depresyon, anksiyete ve tükenmişlik arasındaki ilişkiyi anlamada önemli olduğu söylenebilmektedir.

AnksiyeteBeş faktör kişilik modeliCOVID 19+6
Hatice Aydemir
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Covıd-19 salgını sırasında yakınını kaybetmiş kişilerde depresyon, anksiyete, somatizasyon ve uzamış yas ile ilişkili faktörler

Bu araştırmanın amacı; COVID-19 salgını sırasında yakınını kaybetmiş kişilerde depresyon, anksiyete, somatizasyon ve uzamış yas arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda araştırma anket yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini Türkiye'nin çeşitli illerinden COVID-19 salgını sırasında yakınını kaybetmiş bireyler oluşturmaktadır. Katılımcıların depresyon, anksiyete ve somatizasyon düzeylerini belirlemek amacıyla Türkiye'de geçerlik ve güvenirlik çalışmaları, Yazıcı Güleç ve arkadaşları tarafından hazırlanmış olan Hasta Sağlık Anketi-9 Depresyon (PHQ9), Hasta Sağlık Anketi-15 Somatizasyon (PHQ15) ve Yaygın Anksiyete Bozukluğu-7 (GAD7) ölçekleri kullanılmıştır. Uzamış yas kavramı için ise Işıklı ve Keser (2019) tarafından Türkçeye uyarlanmış Uzamış Yas Ölçeği kullanılmıştır. Toplanan veriler Sosyal Bilimler için İstatistik Paket Programı (SPSS) bilgisayar temelli istatistik programı ile çözümlenmiştir. Araştırma bulgularında Spearman korelasyon analizine göre Uzamış yas ile somatizasyon, yaygın anksiyete ve depresyon skorları arasında pozitif yönlü zayıf ilişki tespit edilmiştir (Sırası ile r=0,391, 0,384, 0,368; p<0,001). Somatizasyon skorları ile yaygın anksiyete ve depresyon skorları arasında pozitif yönlü kuvvetli ilişki olduğu saptanmıştır (Sırası ile r=0,728, 0,706; p<0,001). Depresyon ve yaygın anksiyete skorları arasında pozitif yönlü çok kuvvetli ilişki olduğu belirlenmiştir (r=0,823; p<0,001) Anahtar Kelimeler: COVID-19, Depresyon, Anksiyete, Somatizasyon, Uzamış Yas.

AnksiyeteBedenselleştirmeCOVID 19+5
Batuhan Şahinkaya
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

0-6 yaş otizmli çocuğu olan annelerde bağlanma, savunma mekanzimaları, aleksitimi ile suçluluk ve utanç duyguları arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, 0-6 yaş grubu otizm tanısı almış çocuğu olan annelerin bağlanma, aleksitimi, savunma mekanizmaları ve suçluluk ve utanç düzeyleri arasındaki ilişkinin anlamlı olarak farklılık gösterip göstermediği incelemektir. Araştırma çalışma grubu, toplamda 0-6 yaş döneminde otizm tanısı almış çocuğa sahip 140 anneden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Sosyodemografik Veri Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Ölçeği ,Savunma Biçimleri Envanteri, Suçluluk ve Utanç Ölçeği ve Toronto Aleksitimi Ölçeği kullanılmıştır. Yakın İlişkilerde Yaşantılar Ölçeği 12 madde, Suçluluk ve Utanç Ölçeği 16 madde, Savunma Biçimleri Envanteri 26 madde ve Toronto Aleksitimi Ölçeği 20 maddeden oluşmaktadır. Araştırmada veri analizi tekniği olarak regresyon kullanılmıştır. Veriler SPSS Programı ile analiz edilmiştir. 0-6 yaş grubunda otizm spektrum bozukluğu tanısı almış çocuğa sahip annelerin kaygılı bağlanma stili, aleksitimi alt boyutlarını pozitif yönde ilişki görülmektedir. Diğer bir ifadeyle annelerin kaygılı bağlanma düzeyleri arttıkça duygu tanıma güçlüğü düzeylerinin arttığı bulunmuştur. Annelerin kaygılı bağlanma stili, immatür ve nevrotik savunma düzeyleri arasından anlamlı bir ilişki bulunmaktadır ve pozitif yönde ilişki görülmektedir. Annelerin kaygılı bağlanma stili, utanç ve suçluluk alt boyut düzeylerini pozitif yönde ilişki görülmektedir. Buna göre kaygılı bağlanma oranı arttıkça suçluluk ve utanç düzeyleri de artmaktadır. 0-6 yaş grubunda otizm spektrum bozukluğu tanısı almış çocuğa sahip annelerin kaçınma bağlanma stili, aleksitimi alt boyutlarını pozitif yönde ilişki görülmektedir. 0-6 yaş grubunda otizm spektrum bozukluğu tanısı almış çocuğa sahip annelerin kaçınma bağlanma stili, immatür ve nevrotik savunma düzeylerini pozitif yönde ilişki görülmektedir. Son olarak araştırmanın "0-6 yaş grubunda otizm spektrum bozukluğu tanısı almış çocuğa sahip annelerin kaçınma bağlanma stili, utanç ve suçluluk alt boyut düzeylerini pozitif yönde ilişki görülmektedir fakat kaçınma bağlanma düzeyinin suçluluk negatif davranış değerlendirmeleri ve suçluluk onarımı negatif yönde ilişki görülmektedir. Bu sonuca göre kaçınma bağlanma düzeyi arttıkça suçluluk negatif davranış düzeyi azalmaktadır. Anahtar Kelimeler: Aleksitimi, savunma biçimleri, bağlanma stilleri, suçluluk, utanç, otizm

AleksitimiAna-çocuk etkileşimiAnneler+7
Deniz Çiftçi
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Gebe kadınlarda mizaç özelliklerinin prenatal bağlanma özellikleri, depresyon ve anksiyete düzeyleri ile ilişkisi

Amaç: Gebe kadınların mizaç özelliklerinin prenatal bağlanma özellikleri, depresyon ve anksiyete düzeyleri ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmaya T.C. Sağlık Bakanlığı Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi'nde poliklinik ve servis hastası olan 200 gebe katılmıştır. Gebelerin mizaç özellikleri, depresyon ve anksiyete düzeyleri ve prenatal bağlanma özellikleri ve sosyodemografik bilgileri incelenmiştir. Katılımcılara gönüllü onam formu imzalatılıp 'TEMPS-A', 'PHQ-15', 'GAD-7', 'Prenatal Bağlanma Envanteri' ve 'Sosyodemografik Bilgi Formu' yüz yüze görüşme yöntemi ile dolduruldu. Elde edilen veriler uygun istatistiki teknikler ile analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 25 Programı kullanıldı. Bulgular ve Sonuç: Araştırma sonucunda belirli mizaç özellikleri ile prenatal bağlanma, depresyon ve anksiyete düzeyleri arasında ilişki saptanmıştır. Siklotimik mizaç ve anksiyöz mizaç ile prenatal bağlanma ilişkisi anlamlı bulunmuştur. Yapılan regresyon analizleri sonucunda ise siklotimik mizaç ve anksiyöz mizaç ile prenatal bağlanma arasında anksiyete düzeyinin tam aracılık rolü gösterdiği tespit edilmiştir. Depresif mizaç, siklotimik mizaç, irritabl mizaç ve anksiyöz mizaç ile depresyon ve anksiyete düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur.

AnksiyeteBağlanmaDepresif belirtiler+5
Eda Gül Aykaç
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde bağlanma, aleksitimi ve yeme tutumu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinin bağlanma, aleksitimi ve yeme tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Ek olarak bağlanma, aleksitimi ve yeme tutumu ile demografik değişkenler arasında ilişki olup olmadığını araştırılmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modeline göre gerçekleştirilmiştir. Bir vakıf üniversitesi öğrencileri ile yapılan çalışmaya 339 kişi katılmıştır. Katılımcılara "Demografik Bilgi Formu", "Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri", "Toronto Aleksitimi Ölçeği" ve "Yeme Tutum Testi" uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 25.0 ile analiz edilmiştir. İstatistiksel analiz sonucunda verilerin normal dağılım göstermelerinden dolayı parametrik testler kullanılmıştır. Verilerin analizinde "Bağımsız Örneklem T testi", "Tek Yönlü Varyans Analizi (Anova)","Post Hoc Analizi", "Pearson Korelasyon Analizi" ve "Hiyerarşik Regresyon Analizi" kullanılmıştır. Araştırma sonuçları incelendiğinde; bağlanma, aleksitimi ve yeme tutumu arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Benzer şekilde demografik bilgiler ile bağlanma, aleksitimi ve yeme tutumu arasında anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır. Hiyerarşik regresyon analizinin sonucuna göre YİYE kaçınma ve YİYE kaygı ile yeme tutumu arasındaki ilişkide TAÖ ve alt boyutlarının kısmi aracı etkisi olduğu görülmüştür.

AleksitimiBağlanmaBeslenme ve yeme bozuklukları+4
Sinem Keskin
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönemindeki 60-72 aylık çocukların okul olgunluğu ile fiziksel ve duygusal gelişimi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada okul öncesi dönemindeki 60-72 aylık çocukların okul olgunluğu ile fiziksel ve duygusal gelişimi arasındaki ilişkisi incelenmiştir. Araştırmaya Bursa İli Nilüfer ilçesinde bulundan Özel Bursa Balat İlkokulu ve Özel Bursa Best Anaokulunda öğrenim gören 103 öğrenci katılım sağlamıştır. Araştırmaya katılan öğrenciler 60-72 ay aralığındadır. Katılımcıların demografik özelliklerini belirlemek amacıyla Sosyodemografik Bilgi Formu, okul olgunluklarını ölçmek amacıyla Metropolitan Okul Olgunluğu Ölçeği, Duygusal Gelişimi ölçmek için Sullivan Çocuklar İçin Duygusal Zekâ Ölçeği, fiziksel gelişimlerini incelemek için Antropometrik Ölçüm kullanılmıştır. Araştırma hipotezleri Sosyal Bilimler İçin İstatistik Paket Programı (SPSS) kullanılarak test edilmiştir. Cinsiyete göre okul olgunluğu ve duygusal gelişim arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Çalışmanın sonucu olarak; 60-72 aylık çocukların toplam okul olgunlukları ile fiziksel gelişimleri arasında düşük düzeyde pozitif yönde bir ilişki tespit edilmiştir. Katılımcıların fiziksel özellikleri geliştikçe toplam okul olgunlukları da artmaktadır. Okul olgunluğu ile duygusal gelişim arasında pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Katılımcıların duygusal zekâları arttıkça okul olgunlukları da artmaktadır. Erken çocukluk dönemindeki katılımcıların duygu gelişimi ile fiziksel özelliklerinden boy ve kilo alt boyutlarında düşük düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edilip, sıçrama, esneklik ve kulaç uzunluğu alt boyutlarında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.

Duygusal gelişmeErken çocuk eğitimiFiziksel gelişme+5
Çağla Elter
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde algılanan ebeveyn tutumu ve sosyal anksiyete ile internet bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada üniversite öğrencilerinde algılanan ebeveyn tutumu ve sosyal anksiyete ile internet bağımlılığı arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın örneklem grubunu İstanbul Gelişim Üniversitesi'nde lisans düzeyinde İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi, Güzel Sanatlar Fakültesi'nde öğrenim gören 482 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak, araştırmacı tarafından hazırlanan Demografik Bilgi Formu, Anne-Baba Tutum Ölçeği, Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği ve Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği-Kısa Formu kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler SPSS 21.0 (Sosyal Bilimler için İstatistik Paket Programı) kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, internet bağımlılığı ölçeği ile sosyal kaygı ve kaçınma ölçekleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Sosyal anksiyetenin internet bağımlılığına etkisine bakıldığında ise sosyal kaygının internet bağımlılığına bir etkisinin olmadığı, kaçınmanın internet bağımlılığı düzeyini artırdığı saptanmıştır. Algılanan ebeveyn tutumu ölçeği alt boyutlarından demokratik ebeveyn tutumu ile internet bağımlılığı ölçeği arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki saptanmışken, otoriter ve koruyucu ebeveyn tutumu ile internet bağımlılığı arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Algılanan ebeveyn tutumu ölçeği alt boyutlarının internet bağımlılığına etkisine bakıldığında ise demokratik ve otoriter ebeveyn tutumunun internet bağımlılığını etkilemediği, koruyucu ebeveyn tutumunun internet bağımlılığı düzeyini artırdığı tespit edilmiştir.

Ana-baba tutumuKaygıSosyal kaygı+6
Elif Delen
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların anneleri ile normal gelişim gösteren çocukların annelerinin zihin kuramı, bağlanma ve duygu düzenleme stratejileri bakımından karşılaştırılması

Bu araştırmanın amacı, otizmli ve Normal Gelişim Gösteren (NGG) çocukların annelerinin zihin kuramı işlevleri, bağlanma biçimleri ve duygu düzenleme becerileriyle ilişkisinin incelenmesidir. Çalışmanın evrenini Otizmli çocukların anneleri ve NGG çocukların anneleri oluşturacaktır. OSB çocukların annelerine Algı Aba Terapi Merkezi ve Mavi İlmek Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde anket çalışması yapılması planlanmaktadır. Bu çalışmada veriler uygulanacak anketler aracılığı ile toplanmıştır. Araştırmada NGG çocukların oluşturacağı kontrol grubu, benzer yaştaki öğrencilerin bulunduğu çeşitli ilköğretim okullarında okuyan çocukların annelerinden oluşmaktadır. Çalışma kapsamında 56 otizmli çocuk annesi ile 53 NGG çocuk sahibi annesi araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırma için, Otizmli çocukların annelerine araştırma değişkenlerini ölçmek amacıyla anketler uygulanacaktır. Öncesinde bilgilendirilmiş onamları alınan katılımcılara anket uygulaması yapılarak, vermiş oldukları yanıtlara ilişkin numerik verilerin girişi yapılmış ve girişleri yapılan veriler bilgisayarda "Statistical Package for Social Sciences (SPSS 23) yazılımı ile değerlendirilmiştir. Katılımcıların demografik değişkenlerini incelemek amacıyla betimleyici istatistiksel yöntemler kullanılacaktır. Araştırma değişkenleri arasındaki ilişki ve demografik değişkenler bakımından farklılaşma düzeyini incelemek amacıyla örneklemin normal dağılması halinde ikili bağımsız grup bulunan değişkenler için "Bağımsız Örneklem t Testi" uygulanmıştır. Normal dağılım göstermemesi halinde Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis H Testi uygulanmıştır. İlişkinin incelenmesi amacıyla Pearson Korelasyonu uygulanmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda, otizmli çocuk sahibi anneler ve NGG çocuk sahibi annelerde zihin kuramı işlevleri açısından anlamlı farklılık saptanmamıştır. Duygu durum düzenleme güçlüklerinden açıklılık alt boyutu otizmli çocuk sahibi annelerde yüksek; kabulsüzlük ve stratejiler alt boyutları ise NGG çocuk sahibi annelerde anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Korelasyon bulgularına göre, otizmli çocuk sahibi annelerin yaşı ile kaçınan bağlanma alt boyutu arasında negatif yönlü korelasyon saptanmıştır. Otizmli çocuk sahibi annelerin yaşı ile duygu düzenleme güçlüğü açıklık alt boyutu pozitif yönlü ve anlamlı ilişkili bulunmuştur. Araştırma bulgularının, otizm tanısı almış çocuk sahibi anneler ve NGG annelerin bağlanma stilleri, zihin okuma işlevleri ve duygu düzenleme güçlüğü arasındaki ilişkilerdeki farklılıkların anlaşılması açısından önemli bulgular sunduğu düşünülmektedir. İleri çalışmalarda, demografik özellikler bakımından yakın niteliklere sahip ve daha geniş örneklem gruplarıyla araştırma yürütülebileceği düşünülmektedir. Ayrıca, özel gereksinimli çocuklar olarak tanımlanan otizm spektrum bozukluk tanısı alan çocukların aldıkları eğitime ek olarak birincil bakım veren olan annelere yönelik psikososyal müdahalelerin yürütülmesine yönelik araştırma bulgularının yardımcı olabileceği düşünülmektedir.

Ana-babaya bağlanmaAna-çocuk etkileşimiAnneler+7
Sevcan Türedi Kaymak
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu belirtileri, duygu düzenleme güçlüğü, somatizasyon ve dissosiyasyon arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) belirtileri, duygu düzenleme güçlüğü, somatizasyon ve dissosiyasyon arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemini 380 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan soru formları Sosyodemografik Soru Formu, Erişkin DEHB Kendi Bildirim Ölçeği (ASRS), Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği Kısa From (DERS-16), Belirti Tarama Listesi Somatizasyon alt Ölçeği (SCL-90-R) ve Dissosiyatif Yaşantılar ölçeğinden (DESII) oluşmaktadır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for he Social Sciences) 25.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Analiz bulguları kapsamında elde edilen sonuca göre; katılımcıların somatizasyon puanları cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermektedir. Katılımcıların ASRS ölçeğinden, DERS-16 ölçeğinden ve DESII ölçeğinden elde ettikleri puanlar cinsiyete ve yaşa göre farklılık göstermemektedir. Katılımcıların somatizasyon ve duygu düzenleme güçlüğünden elde ettikleri puanlar gelir durumu değişkenine göre farklılaşmaktadır. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu belirtileri ile duygu düzenleme güçlüğü arasında orta düzeyde, pozitif yönlü anlamlı bir ilişki, DEHB belirtileri ve somatizasyon arasında orta düzeyde, pozitif yönlü anlamlı bir ilişki, DEHB belirtileri ve dissosiyasyon arasında orta düzeyde, pozitif yönlü anlamlı bir ilişki, dissosiyasyon ve somatizasyon arasında orta düzeyde, pozitif yönlü anlamlı bir ilişki, duygu düzenleme güçlüğü ve somatizasyon arasında orta düzeyde, pozitif yönlü anlamlı bir ilişki ve dissosiyasyon ile duygu düzenleme güçlüğü arasında orta düzeyde, pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, duygu düzenleme güçlüğü, somatizasyon, dissosiyasyon.

BedenselleştirmeDissosiyatif yaşantılarDuygu düzenleme güçlüğü+3
Zeynep Betül Usta
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00

Other supervisors