Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Sundu
10 theses · İstanbul Beykent University
Personel memnuniyetinin iş verimliliği üzerine etkisi: Özel hastane uygulaması
Bu tezin temel amacı sağlık sektöründe faaliyet gösteren özel hastane çalışanların memnuniyetlerinin ölçülmesi ve memnuniyet düzeylerini belirleyen faktörlerin araştırılmasıdır. Bu amaçla çalışmaya toplam 392 kişi alınmıştır. Çalışmaya alınan kişilerin sosyodemografik özellikleri anket ile değerlendirilmiştir. Ayrıca İş Tatmini, Verimlilik kullanılarak çalışanların iş tatmini, verimlilik ölçülmüştür. Yapılan bu çalışmada hastane personellerinden elde edilen nicel veriler SPSS 23 paket programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Katılımcı personellerin demografik özelliklerine ilişkin için frekans, yüzde ve ortalama değerler verilmiştir. Bu bulgular özel hastane çalışanların sektöründe faaliyet gösteren hastane çalışanların memnuniyet düzeylerinin iş tatmini ve tükenme düzeyleri ile ilişkili olduğunu göstermiştir.
Hemşirelerin duygusal zeka düzeyleri ile iletişim becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı hemşirelerin duygusal zeka düzeyleri ve iletişim becerileri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Bu kapsamda anket tekniği kullanılarak İstanbul Amerikan Hastanesi'nde görevine devam eden 246 hemşireye kolayda örnekleme yöntemiyle ulaşılmış ve veri toplanmıştır. Kullanılan veri toplama aracı üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, sosyodemografik bilgi formudur. İkinci bölüm, Schutte ve diğerleri (1998) tarafından geliştirilip; Austin ve diğerleri (2004) tarafından düzenlenen, Tatar ve diğerleri (2011) tarafından ise Türkçeye uyarlanan Schutte Duygusal Zeka Ölçeğidir. Üçüncü bölüm ise Ersan ve Balcı (1998) tarafından geliştirilen İletişim Becerileri Envanteridir. Araştırma verileri IBM SPSS 20 programında incelenmiştir. Katılımcılara ilişkin sosyodemografik bilgiler gösterildikten sonra duygusal zeka ve iletişim becerilerine ilişkin betimsel bulgular sunulmuştur. Sonrasında bu iki değişken arasındaki ilişkiye Pearson korelasyon analizi ile bakılmıştır. Sosyodemografik bilgiler ve araştırma değişkenleri arasındaki ilişkinin tespitinde ise bağımsız örneklem t testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre hemşirelerin duygusal zekaları ve iletişim becerileri arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki bulunmaktadır.
Hizmet pazarlamasında kalite algısının müşteri sadakatine etkisinde müşteri memnuniyetinin aracılık rolü
Amaç; Hizmet sektöründe bulunan bankacılık alanında müşteri memnuniyeti ve müşteri devamlılığı ile gerçekleşen müşteri sadakatinde kalite algısının etkisinin var olup olmadığını incelemektir. Müşteri memnuniyeti, müşterilerin hizmetten aldığı kaliteden beklentilerinin karşılanmasıdır. Müşteri, hizmetten beklentilerinin karşılanması durumunda tatmin olacaktır. Memnun bir müşteri, sadık bir müşteri haline gelecektir. Araştırma evreni, Çanakkale ilinde ticari banka müşterilerinden oluşmaktadır. Anketler banka ile işlem yapan sürekli müşterilere rastgele dağıtılmıştır. Araştırmada, müşterinin sürekli tercih ettiği bankayı seçmesindeki etkenin memnuniyet ve algıladığı kalitenin ölçümü amaçlanmaktadır.300 adet anket dağıtılmış,269 adet doldurulmuştur. Bu amaçla rastgele seçilen 8 adet ticari bankanın 300 müşterisi örneklemi oluşturmaktadır. Analizler bu anket sonuçlarına göre elde edilmiştir.300 adet dağıtılan anketten 269 adeti tam olarak doldurulmuş ve analize eklenmiştir. Araştırma, SPSS analizi kullanılarak analiz yapılmıştır. Bağımlı değişken müşteri sadakati, bağımsız değişken hizmet kalite algısı ve aracı değişken müşteri memnuniyetidir. Araştırmada, 5 'li likert ölçeğinin kullanıldığı ekte bulunan anket formu kullanılmıştır. Anket hazırlanmasında Parasuraman' dan (1985), hizmet kalite algısı ölçeği alınmıştır. Mols'dan (1998) müşteri memnuniyeti ölçeği alınmıştır. Müşteri sadakati ölçeği Siddiqi 'den (2011) alınmıştır. Yapılan analizler sonucu hizmet kalite algısının alt boyutları olan fiziksel özellikler, güven, güvenirlilik, empati faktörlerinin hizmet kalitesini arttıran faktörler olduğu ortaya çıkmıştır. Müşteri memnuniyeti, müşteri sadakati ve hizmet kalite algısı arasında pozitif ve anlamlı ilişkiler bulunmuştur.
Finans dışı şirketlerde kurumsal risk yönetimi ve örnek risk matrisi uygulaması
Dünya'da gelişen ve entegre olan finansal piyasalar, bunu takip eden türev ürünler ve spekülatif hareketler, borsa ve denetim skandalları, gittikçe tırmanan gelir dağılımı bozukluğunun da etkisiyle şıklaşan yöresel savaşlar ve terör olayları, iklim değişikliğinin getirdiği büyük ölçekli belirsizlikler ve doğal felaketler risk yönetiminin önemini artırmıştır. Buna bağlı olarak önce toplam kalite kontrol adı altında gelişen, sonra kurumsal yönetim ilkelerini kapsayan ve en son kurumsal risk yönetimi olarak adlandırılan yönetim şekli gelişen ülkeler başta olmak üzere gerekli yasal düzenlemeler ile finansal sektör dışında da şirketler için zorunlu hale getirilmeye başlanmıştır. Türkiye'de ise şirketler kesimi çok dinamik olsalar da, sürdürülebilir bir büyüme için gerekli kurumsal risk yönetimini uygulamalarına geçmekte ve entegre risk yönetimi kültürünü oluşturmakta zorlanmaktadırlar. Bu tezde, kurumsal risk yönetimi ve Türkiye'deki yasal düzenlemeler hakkında bilgi verdikten sonra, son yıllarda hızlı büyüme kaydeden sanayi ve perakende sektöründe faaliyet gösteren bir firmanın risk yönetimi uygulamaları değerlendirilecektir. COSO risk değerlendirme formuna verilen cevaplar ve içsel kurumsal risk yönetimine ait belgeler ışığında, şirketin vizyonu, stratejik ve operasyonel hedefleri, risk eğilimi, risk toleransına göre özet bir risk matrisi yer verilmiştir. Şirket ile ilgili yapılan niteliksel araştırma sonuçları, şirketin iç denetim departmanı aracılığıyla risk yönetimi yaptığını ve henüz şirket içi risk kültürünün oluşmadığını göstermiştir. Şirketin yüksek stratejik hedeflerine ulaşması için şirketin daha kurumsallaşması ve risk yönetimine daha fazla önem vermesi gerektiği düşünülmektedir.
Psikolojik sermayenin iş tatminine etkisinde otantik liderliğin düzenleyici etkisi üzerine bir araştırma
Dünyada hızlı değişim gösteren siyasal, kültürel ve ekonomik etkiler iş hayatında da insan kaynağının önemini ön plana çıkarmıştır. Güçlü ve etkin iş çıktıları sağmakta ki en önemli unsur örgüt içindeki geliştirilebilir ve yönetilebilir insan kaynağıdır. Bununla birlikte ortaya çıkan pozitif psikoloji akımı, psikolojik sermayenin gelişimini sağlamış, dört temel alt boyutu olan umut, öz yeterlilik, iyimserlik ve dayanıklılık özelliklerinin sinerjik etkisi ile bireyin bu pozitif güçlerden en etkili şekilde yararlanmasını sağlamaktadır. Yapılan çalışmada psikolojik sermaye ile örgüt çıktılarından biri olan iş tatmini arasında pozitif ilişki olduğu görülmüştür. Örgüt çalışanın yöneticiyi ne kadar otantik algıladığı, otantik liderliğin dört temel alt boyutu olan öz farkındalığı, içselleştirilmiş ahlaki bakış açısını, bilgiyi dengeli değerlendirmeyi ve ilişkisel açıklığı geliştirmek amacıyla, pozitif kişisel gelişimini destekleyen davranış örüntüsü ile sağlamaktadır. Bu yazında çalışmanın amacı, bireylerin psikolojik sermayelerinin iş tatmini düzeyleri arasındaki ilişkide, otantik liderliğin düzenleyici bir etki olup olmadığı araştırmaktır. Yapılan bu araştırma İstanbul ili sınırları içerinde özel ve kamu sağlık kurumlarında çalışan 304 kişinin cevapladığı anket sonuçları göz önüne alınarak çalışılmıştır. Hipotezi test etmek adına çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Çoklu doğrusal regresyon analizi yapılırken, değişkenler arasında (multicollinearity) çoklu doğrusallık ilişkisi olmaması gerektiğinden değişkenler arası korelasyon değerlerine, ve çoklu bağlama sorununu ölçen VIF (Variance Inflaction Factor, Varyans Enflsyon Faktörü) değerlerine bakılmıştır. Değişkenler arası fark olup olmadığı T-testi ve ANOVA ile yapılmıştır. Yapılan bu çalışma modelinde pozitif psikolojik sermaye düzeyleri (öz yetkinlik, dayanıklılık, umut, iyimserlik) iş tatmini etkilemektedir. Cinsiyete dair değişkenlerde fark olmadığına dair kurulan hipotezlerin testi için T-testi kullanılmıştır. İş tatmini konusunda ise cinsiyete göre farklılık görülmektedir. Kadınların erkeklere oranla iş tatmininde anlamlı değişken olduğu görülmüştür. Çalışılan kurumun özel ya da kamu olmasına dair belirlenen ölçeklerde fark olmadığına dair kurulan hipotezlerin testi için T-testi kullanılmıştır. Elde edilen değerlerine göre otantik liderlik, dayanıklılık, umut, iyimserlik değişkenlerinde kurum şekline göre farklılığın olmadığı görülmektedir. Kurum şekline göre öz yetkinlik değişkeninde anlamlı fark görülmektedir, kamu sektöründe öz yetkinlik daha yüksek olduğu görülmüştür. İş tatmini değişkeni içinde kurum şekline göre farklılık görülmüştür. Kamu sektöründe çalışan bireyler özel sektör çalışan bireylere oranla daha fazla iş tatmini yüksek olduğu değerlendirilmiştir. Değişkenlerin yaşa ve kurumda çalışma süresine göre fark olup olmadığını test etmek için ANOVA yapılmıştır. Gruplar arasında fark görüldüğünde, farkın grubun hangi kategorisinden olduğunu anlamak adına ise Post-Hoc testlerinden Tukey ve Scheffe testleri uygulanmıştır. Yaş grupları arasında yapılan analiz sonucunda otantik liderlik değişkeni, öz yetkinlik değişkeni, umut değişkeni, iyimserlik değişkeni ve iş tatmini üzerinde fark yoktur. Yaş gruplarına göre psikolojik dayanıklılık hakkındaki ifadelerde farklılık olduğu görülmüştür. Belirlenen 20-30,31-40,41-50,51-60 yaş gruplarından hangileri arasında fark olduğunun tespiti için Post-Hoc testleri uygulanmıştır. Tukey HSD ve Scheffe testleri sonucunda 31-40 yaşları arasındaki katılımcılar ile 41-50 yaş gurubu arasındaki katılımcılar arasında psikolojik dayanıklılık ifadelerinde anlamlı fark olduğu görülmektedir. Diğer yaş grupları arasında p değerleri 0.05'ten büyük olduğu için istatistiksel olarak anlamlı fark yoktur. Buna göre yaşa bağlı denetim, işe alışılmışlık ve örgüte bağlılığa bağlı olarak da çalışanın dayanıklılık, olumsuz koşullara karşı göstereceği tepkilerin olumlu ve güçlü olacağı görülmektedir. Ayrıca bu çalışmada katılımcıların otantik liderlik, diğer pozitif psikoloji sermaye ve iş tatmini ifadelerinde kurumdaki çalışma sürelerine göre fark olmadığı görülmüştür. Çalışma sonucunda elde edilen bulgulara göre psikolojik sermaye ile otantik liderliğin tek tek incelenmesi ile iş tatminini olumlu yönde etkilediği, fakat otantik liderliğin çalışanların psikolojik sermayelerinin iş tatmin düzeyleri üzerinde düzenleyici bir etkisi olmadığı görülmüştür. Psikolojik sermaye düzeylerinin iş tatminleri üzerindeki güçlü etkisi, yöneticilerdeki otantik liderlik davranışlarının daha pozitif algılandığı ortamlarda daha yüksek olmaktadır. Buna bağlı olarak psikolojik sermayesi yüksek çalışanlar ve örgüt içinde bu insanları pozitif şekilde destekleyecek otantik liderleri işe alımda değerlendirmek istenilen örgüt çıktılarına ulaşmak için önemli unsurlardır.
Sağlık hizmetlerinde iş yükünün hasta güvenliği üzerindeki etkisi: Fatih bölgesi üzerinde bir araştırma
İş yükü olgusu çalışanlara üstlenmeleri gerektikleri sorumluluktan çok daha fazla iş oluşturma durumunda meydana gelmektedir. Fazla olan iş yükü çalışanın işine karşı olan sorumluluğunu olumsuz açıdan etkilemektedir. Özellikle çalışanların iş yükünün yüksek seviyelerde olması çalışanın performansı, motivasyonu dolayısıyla da kurumun kaliteli hizmeti üzerinde negatif bir etkiye sebep olacaktır. Kaliteli ve doğru bir sağlık hizmetinin verilmesi, doğru hasta bakımı ve kaliteli hasta güvenliğine bağlıdır. Güvenli ve kaliteli hasta bakımının devam ettirilebilmesi için doğru ve yeterli düzeyde sağlık çalışanı istihdamının sağlanması ve çalışanların iş yükünün düşürülmesi gerekmektedir. Bu araştırmanın amacı da İstanbul İli Fatih bölgesi sınırları içinde faaliyet gösteren kamu hastanelerinde iş yükünün, hasta güvenliği üzerindeki etkisinin belirlenmesidir. Araştırma sonucunda hemşirelerin iş yükü hasta güvenliğini negatif bir şekilde etkilediği bulunmuştur. Hemşirelerin iş yükü arttıkça hasta güvenliği azalma eğilimi göstermektedir. Araştırma sonuçları kapsamında sağlık çalışanlarının belirtecekleri hata nedenleri ve genel öneriler dikkate alınarak iş yükünün düşürülmesine uygun olacak düzenleyici uygulamaların arttırılması, sağlık çalışanlarının bakım sundukları hasta sayısının paylaşılmasının dengeli olması, hasta gereksinimlerinin dikkate alınması ve hasta-çalışan oranının yeniden yapılandırılması önerilebilir.
Sağlık çalışanlarının iş yükü düzeyinin iş tatminine etkisinde duygusal emeğin düzenleyici etkisi
Bu araştırmanın amacı, iş yükü düzeyinin iş tatminine etkisinde duygusal emeğin aracı rolünü sağlık çalışanları kapsamında ele almaktır. Bu amaç doğrultusunda çalışmada öncelikle iş yükü, iş tatmini ve duygusal emeğe ilişkin kavramsal ve kuramsal açıklamalara yer verilmiştir. Daha sonra araştırma metodolojisi ve bulgular sunulmuştur. Araştırmada anket toplama yöntemi kullanılarak 270 Sağlık çalışanından veri toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak kullanılan anket formu, dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm Kişisel Bilgi Formu, ikinci bölüm İş Yükü Fazlalığı Ölçeği, üçüncü bölüm İş Tatmini Ölçeği ve dördüncü bölüm Duygusal Emek Ölçeği' dir. Araştırma sonuçlarına göre iş yükü ve iş tatmini ilişkisinde duygusal emeğin aracı rolünün olmadığı tespit edilmiştir. Bunun yanında bir diğer bulgu, iş yükü arttıkça iş tatmininin azalmasına yöneliktir.
Teknolojik yatkınlığın girişimcilik eğilimine etkisinde örgütün yenilikçilik düzeyinin düzenleyici rolü üzerine amprik bir araştırma
Yeni teknolojilere uyum sağlamak yeni teknolojilere sahip olmak kadar önemlidir. Bundan dolayı da teknoloji kültürü ve insanların teknolojik yatkınlıkları önem arz etmektedir. İyimserlik ve yenilikçilik, teknolojiye yatkınlığın olumlu nedenleridir. Diğer taraftan, rahatsızlık ve güvensizlik olumsuz tutumlardır. Teknolojik yatkınlık ile girişimcilik eğilimi arsında pozitif yönde bir ilişkiden bahsedilebilir. Yenilik ve örgütsel yeniliğin de teknolojik yatkınlık ile girişimcilik eğilimi arasında bir etki yapabileceği bu araştırmanın temelini oluşturmakladır. Bu araştırmanın sorusu; teknolojik yatkınlığın girişimcilik eğilimine etkisinde yenilikçilik düzeyinin düzenleyici bir etkisi var mıdır? Bu amaçla, teknolojik yatkınlığın girişimcilik eğilimine etkisinde örgütün yenilikçilik düzeyinin düzenleyici rolü araştırılmıştır. Bu araştırmanın amacı, teknolojik yatkınlık ile girişimcilik eğilimi arasındaki ilişki saptanarak bu ilişkide örgütsel yenilikçiliğin düzenleyici rolünün olup olmadığına bakılmasıdır. Buradan hareketle anketlerden elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiş olup, analiz sonucunda elde edilen bulgular yorumlanmıştır. Veriler normal dağılım gösterdiğinden dolayı analizlerde parametrik testlerden (T-Testi ve Anova) faydalanılmış olup korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. Elde edilen sonuca göre teknolojik yatkınlığın girişimcilik eğilimine pozitif yönde etkisi bulunmaktadır ve teknolojik yatkınlığın girişimcilik eğilimine etkisinde örgütün yenilikçilik düzeyinin düzenleyici rolü olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Teknolojik Yakınlık, Girişimcilik Eğilimi, Örgütsel Yenilikçilik
Yenilenebilir enerji kaynakları finansman modelleri ve ekonomiye etkileri: Seçilmiş ülke örnekleri
Çalışmanın amacı, yenilenebilir enerji alanında en çok kullanılan finansman modellerinin, seçilmiş ülkeler düzeyinde ne derecede başarılı veya başarısız olduğu incelenerek ve Türkiye için önerilerde bulunulmuştur. Çalışmanın yöntemi; gözleme dayalı yazılı kaynaklardan ve raporlardan yararlanılarak analiz yapmaktır. Ülkelerde yayınlanan yenilenebilir enerji raporları ve konuyla ilgili bilgi içeren resmi kurumların raporları, bilimsel makaleler ve konuya bilgi katabilecek yazılı kaynaklardan nicel ve nitel olarak bilgi temin edilmiştir. Seçilmiş ülkelerde kullanılan finansman modellerinin güncel durumları, ekonomi alanındaki etkileri ve yenilenebilir enerji kaynak kullanım kapasitelerinde ne kadarlık artışa neden olduğu analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda; elde edilen bulgular ışığında en çok tercih edilen finansman modellerinin, sabit tarife garantisi modeli, ihale yöntemi ve net ölçüm modeli olduğu, finansman modellerinin yenilenebilir enerji artışında olumlu yönde etki gösterdiği, yenilenebilir enerji artışının da ekonomik olarak istihdamda artış ve enerjide dışa bağımlılığı azaltmada önemli etken olduğu sonucuna varılmıştır. Finansman modellerinin karşılaştırılması sonucunda, en uygun finansman modelleri değerlendirilmiş, Türkiye'de uygulanabilecek finansman modeli olarak, yeşil tahvil, yeşil kredi, yenilenebilir enerji portföy standardı veya kota sistemi finansman modelleri önerilmiştir.
Siber güvenliğin stratejik bakış çerçevesinde konumlandırılması: Tehdit/caydırıcılık bağlamında örnek kriz incelemeleri
Uluslararası ilişkilerdeki tehdit, caydırıcılık ve güvenlik kavramlarının zaman içindeki değişimleri ve savaş araçlarında yarattığı dönüşüme vurgu yapılarak örnek krizler bağlamında günümüzde siber çatışma döneminin yaşandığı belirtilmiştir. Siber çatışmada, siber silah kavramına odaklanarak siber kavramların ulusların milli güvenliklerinde oynadıkları rolün güçlü ve zayıf yönleri stratejik perspektifte tespit edilmeye çalışılmıştır. Böylece 21. yüzyılda asimetrik tehditlerin ortaya çıkmasıyla aktörler arasında yaşanan rekabet ve güç elde etme yarışının ciddi bir küresel siber kriz yaşanması ihtimalini oluşturduğu değerlendirilmektedir. Bu doğrultuda siber silahların konvansiyonel veya nükleer bir savaşa girmeden aynı sonuçları sağlayabilecek şekilde etkin ve etkili olduğu, kritik alanlara yönelik etkilerinin ve sonuçlarının domino etkisiyle büyük zararlar verebileceği, iç hukukta buna yönelik önlemler alındığı fakat uluslararası alanda henüz düzenlemeler gerçekleştirilmediği üzerinde durulmuştur. Siber güvenlik alanında tüm aktörlerin özgürlüklerini, eşitliklerini, haklarını ölçecek bir işbirliği modelinin geliştirilmesine yönelik siber uzaydaki faaliyetlerin kolay ölçülebilebileceği kuralların ve bu kuralları denetleyecek bir üst otorite kurumunun zorunluluğu vurgulanmaktadır. Sonuç olarak teknolojik gelişmeler sonucunda geleneksel güvenlik algılamalarının ve sınırlarının yerine aktörler arasında yaşanacak çatışmaların siber alanda gerçekleşerek uluslararası ilişkilerde hakim inanış haline dönüşeceği değerlendirilmektedir. Bu değerlendirme neticesinde gelecek düzen hakkında öngörüler belirlenerek küresel anlamda çözüm için bazı model önerileri sunulacaktır.