Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Zehra Eskimez
10 theses · Çukurova University
Medikal onkoloji servisinde yatan meme kanserli hastalarda kulak tıkacı ve göz maskesi kullanımının uyku kalitesine etkisi
Medikal Onkoloji Servisinde Yatan Meme Kanserli Hastalarda Kulak Tıkacı ve Göz Maskesi Kullanımının Uyku Kalitesine Etkisi Uyku kalitesi, kişinin dinlenmiş ve yeni güne hazır oluşunu ifade etmektedir. Hastanede yatarak tedavi gören hastaların uyku kalitesi gürültü ve ışık gibi çevresel faktörler nedeniyle etkilenmektedir. Bu çalışma, medikal onkoloji servisinde yatan meme kanserli hastalarda kulak tıkacı ve göz maskesi kullanımının uyku kalitesine etkisinin araştırılması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yarı-deneysel olan araştırma Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Hastanesi Medikal Onkoloji Servislerinde yatarak tedavi gören 30 hasta ile yapılmış olup araştırmanın verileri; "Bilgi Formu", "Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi" ve "Vizüel Analog Skala" kullanılarak toplanmıştır. Araştırma için Çukurova Üniversitesi Etik Kurul ve Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Hastanesi'nden gerekli izinler alınmıştır. Verilerin istatiksel analizinde SPSS 24 paket programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda kulak tıkacı ve göz maskesi kullanımının, VAS memnuniyet puanına göre uyku kalitesini olumlu olarak etkilediği, öznel uyku kalitesi, uyku latensi ve PUKİ toplam puanının medeni duruma göre farklılık gösterdiği, uyku latensinin ve gündüz işlev bozukluğunun eğitim düzeyine göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan hastaların %70,0'i evli, %76,7'si çocuk sahibi, %36,7'si ortaöğretim mezunu ve yaş ortalamaları 49,77±14,03 olarak belirlenmiştir. Hastaların %46,7'sinin 5 yıldan fazla süredir hastalığının olduğu, %60,0'ının 3.evre meme kanseri, %44,0'ünün kemoterapi aldığı, %53,3'ünün 3 gün ve daha fazla süredir hastanede yattığı, %53,3'nün iki kişilik odada kaldığı, %25,8'nin hastane ortamında sık sık uyandığı, %30,4'ünün hastanenin fiziki koşullarından dolayı uyku düzeninin bozulduğu ve PUKİ toplam puan ortalamalarının 10,7 ± 3,21 olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma sonucunda hastane ortamında gürültü ve ışık nedeniyle uyku problemi yaşayan hastalarda kulak tıkacı ve göz maskesinden yararlanılabileceği düşünülmektedir.
Hemşirelerin yaşadıkları ölüm kaygısının ölümcül hastaya yaklaşımlarına etkisinin incelenmesi
Bu araştırma; hemşirelerin ölüm kaygılarının belirlenmesi ve ölüm kaygısının ölümcül hastaya yaklaşımlarına etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Kesitsel ve tanımlayıcı olan bu araştırma Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi'nde erişkin yataklı servis ve yoğun bakımlarda çalışan 240 hemşire ile yapılmış olup araştırmanın verileri; Kişisel Bilgi Formu, Thorson¬-Powell Ölüm Kaygısı Ölçeği, Ölüm ve Ölümcül Hastaya Yaklaşım Tutum Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Araştırma için Çukurova Üniversitesi Etik Kurulu'ndan ve Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Başhekimliği'nden gerekli izinler alınmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 20 programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonrasında hemşirelerin; Thorson-Powell Ölüm Kaygısı ölçeğinden aldığı puanlara göre hafif düzeyde ölüm kaygısı, Ölüm ve Ölümcül Hastaya Yaklaşım Tutum ölçeğinden orta düzeyde kaçınıcı tutum sergiledikleri ve ölümcül hastanın bakımında kendilerini yetersiz gördükleri belirlenmiştir. Hemşirelerin ölüm kaygısı arttıkça, ölümcül hastadan kaçınıcı tutumun azaldığı tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan hemşirelerin % 85,4 kadın, %54,2 evli, %56,2 lisans mezunu ve yaş ortalamalarının 30,78±8,55 olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin ölümü sıkça düşündüğü (%52,5), ölümden sonra hayata inandığı (%91,7) ve terminal dönemdeki hastaya bakım verirken keder-üzüntü (%55,8) hissettiği belirlenmiştir. Hemşirelere ölüm konusunda kendi duygu ve düşüncelerine yönelik farkındalıklarının arttırılması için ölüm kaygısıyla ilgili eğitimlerin verilmesi düşünülebilir. Bu araştırmanın literatüre katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.
Hemşirelik öğrencilerinin obezite önyargıları ile sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasındaki ilişki
Hemşirelik öğrencilerinin obezite önyargıları ile sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amacıyla yapılan araştırma tanımlayıcı ve kesitsel niteliktedir. Araştırmanın evrenini, Aralık 2018 - Ocak 2019 eğitim öğretim yılında Çukurova Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü'nde araştırmanın yapıldığı dönemde öğrenim gören 1023 öğrenci oluşturmaktadır. Evrenin tamamı örnekleme alınmış fakat araştırmaya katılmayı kabul eden 719 öğrenci ile araştırma tamamlanmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu, GAMS-27 obezite önyargı ölçeği (OÖÖ) ve sağlıklı yaşam biçimi davranışları ölçeği-II (SYBDÖ-II) kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik, standart sapma, ortalama, Mann-Whitney U Testi ve Kruskal-Wallis H Testi kullanılmıştır. Araştırmada, öğrencilerin OÖÖ puan ortalaması 78,73±11,54, SYBDÖ-II puan ortalaması ise 128,17±19,43 olup öğrencilerin önyargıya eğilimli olduğu ve orta düzeyde sağlıklı yaşam biçimi davranışlarına sahip olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin SYBDÖ-II puanlarını yaş grupları, cinsiyet, BKI, sınıf, kalınan yer, anne eğitim düzeyi, kendini tanımlama ve beslenme şeklinin etkilediği; OÖÖ puanlarını ise sadece cinsiyetin etkilediği saptanmıştır. Sonuç olarak, OÖÖ ile SYBDÖ-II kişilerarası ilişkiler alt boyutu arasında pozitif yönde, çok zayıf derecede ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir (p<0,05). Yani kişilerarası ilişkiler alt boyutu puanı arttıkça obezite önyargı puanı da artmaktadır. Obezite önyargısı ve sağlıklı yaşam biçimi davranışları ile ilgili eğitimlerin artırılması, kitle iletişim araçlarında obez bireylere yapılan etiketlemeden kaçınılması, öğrencilerin fiziksel aktivitelerini yapacakları imkanların sağlanması önerilebilir. Anahtar Sözcükler: Hemşirelik öğrencileri, Sağlıklı yaşam biçimi, Obezite, Obezite önyargısı
Bir üniversite hastanesinde yoğun bakımda çalışan hemşirelerin yaşlı hastalarda fiziksel tespit kullanım algısı
Yoğun bakım ünitelerinde çalışan hemşirelerin yaşlı hastada fiziksel tespit uygulamasına ilişkin algılarının değerlendirmesi amacıyla yapılan araştırma tanımlayıcı ve kesitseldir. Araştırmanın evrenini, Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi yoğun bakım ünitelerinde çalışan hemşireler oluşturmuştur. Araştırma da örneklem seçimine gidilmemiş ancak araştırmaya katılmayı kabul eden 142 hemşire ile tamamlanmıştır. Verilerin toplanmasında; araştırmacı tarafından oluşturulan Bilgi Formu ve Tespit Kullanım Algı Anketi kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, standart sapmalar, yüzdeler, ortalama, "Mann-Whitney U" test (Z-tablo değeri), bağımsız üç veya daha fazla grubun ölçüm değerleriyle karşılaştırılmasında "Kruskal-Wallis H" test kullanılmıştır. Araştırmada, yoğun bakım ünitelerinde çalışan hemşirelerin PRUQ(Perceptions of Restraint Use Questionnaire) puanlarının ortalaması 4.21±0.35 olup, hemşirelerin yaşlı hastada fiziksel tespit kullanım algılarının yüksek olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin çalıştıkları yoğun bakım üniteleri ve çalışılan yoğun bakım ünitelerinin basamak düzeyleri ile PRUQ puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır. Yoğun bakım ünitelerinde çalışan hemşirelerin yaş grupları ile PRUQ puanları arasında negatif yönde, çok zayıf derecede ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Yoğun bakım ünitelerinde hemşirelerin yaşlı hastaların bakımında fiziksel tespit uygulamasını en çok hasta güvenliğini sağlamak amacı ile uyguladıkları görülmüştür. Araştırma sonucunda yoğun bakım ünitelerinde çalışan hemşirelerin yaşlı hastada fiziksel tespit uygulama algılarının yüksek olduğu, fiziksel tespit uygulamasına yönelik eğitim düzeylerinin düşük olduğu görülmüştür. Yoğun bakım ünitelerinde çalışan hemşirelerin yaşlı hastanın bakımında fiziksel tespit uygulamasına yönelik eğitim planları oluşturulması, uygulama rehber ve kılavuzlarının oluşturulması önerilebilir. Anahtar sözcükler: fiziksel tespit, yaşlı hasta, yoğun bakım hemşireliği, hasta güvenliği.
Periferik intravenöz kateter uygulamalarında cilt antisepsisinin flebit gelişimi üzerine etkisi
Bu araştırma, periferik intravenöz kateter takılmadan önce yapılan cilt antisepsisinin flebit gelişimi üzerine etkisini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiş randomize kontrollü çift kör deneysel türde bir çalışmadır. Araştırmanın örneklemini Ocak 2020-Eylül 2020 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Cerrahi-1 ve Cerrahi-2 kliniklerine yatışı olan 60 hasta oluşturmuştur. Arıştırmada veriler literatür doğrultusunda hazırlanan anket formu ile toplanmıştır. İki bağımsız grubun ölçüm değerleriyle karşılaştırılmasında "Independent Sample-t" test (t-tablo değeri) yöntemi, parametrik olmayan yöntemlere uygun şekilde, iki bağımsız grubun ölçüm değerleriyle karşılaştırılmasında "Mann-Whitney U" test (Z-tablo değeri) yöntemi kullanılmıştır. İki nitel değişkenin birbiriyle ilişkilerinin incelenmesinde beklenen değer düzeylerine göre "Fisher-Exact", "süreklilik düzeltmesi" veya "Pearson-χ2" çapraz tabloları kullanılmıştır. Araştırma kapsamına alınan hastaların bireysel özellikleri değerlendirildiğinde yaş ortalamasının 49.5±11.76 yıl, BKİ (Beden Kitle İndeksi) ortalamasının 25.03±5.74 kg/m2 (fazla kilolu), büyük çoğunluğunun erkek (%56.7), hastaların %30'unun sigara içme öyküsü olduğu saptanmıştır. Hastaların %73.3'ünde kronik hastalık olmadığı, kronik hastalığı olanlar içinde en fazla (%37.5) DM (Diabetes Mellitus) ve hipertansiyonun bereber yer aldığı grubun olduğu görülmüştür. PİVK (Periferik İntravenöz Kateter) özelliklerine bakıldığında kateterin en fazla ön kola takıldığı (%61.7) bulgulanmıştır. Araştırma kapsamına alınan hastaların flebit gelişimi incelendiğinde; kadınlarda, BKİ'ye göre fazla kilolu hastalarda, kronik hastalığa sahip olanlarda, sigara kullanımı olan hastalarda daha fazla olduğu bulgulanmıştır. Flebitin %69.2 oranla en fazla ön kolda geliştiği gözlenmiştir. Flebit gelişimi olan hastalarda, en fazla gelişen flebit derecesi 1. Derece olarak saptanmıştır. Flebitin her satte gelişebildiği gözlense de en fazla flebit gelişiminin 32-40 saat arasında olduğu bulgulanmıştır. Araştırmamızın sonucunda PİVK uygulamasında klorheksidin kullanılan deney grubundaki 5 hastada (%16.7) flebit geliştiği, alkol kullanılan kontrol grubundaki 8 hastada (%26.7) flebit geliştiği saptanmıştır. Deney ve kontrol grupları arasında flebit gelişimi açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılığın olmadığı bulgulanmıştır. (p>0.05). Anahtar Sözcükler: Cilt Antisepsisi, Flebit, Flebit Ölçeği, Periferik İntravenöz Kateter
Hemşirelerin el hijyeni ile ilgili inançlarının el hijyeni uygulamalarına etkisi
El hijyeni hastane enfeksiyonlarının önlenmesinde en önemli ve basit fakat uyumun da en az olduğu bir etkendir. Önemli bir bilgi birikimi ve beceri gerektiren hastane enfeksiyonlarının önlenmesinde en önemli sorunlardan biri, el hijyenine uyumda karşılaşılan sorunlardır. Bu sorunların birçoğu bilgi, tutum, uygulama, inanç ve algı gibi bireysel faktörler olup bunların belirlenmesi, el hijyenine uyma davranışının artırılmasında önemli bir yere sahiptir. Bu araştırma, hemşirelerin el hijyeni ile ilgili inançlarının el hijyeni uygulamalarına etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Mart - Haziran 2019 tarihlerinde Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapmakta olan 960 hemşire oluşturmuştur. Evrenin tamamı örnekleme alınmış fakat araştırmaya katılmayı kabul eden 529 hemşire ile araştırma tamamlanmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, El Hijyeni İnanç Ölçeği ve El Hijyeni Uygulama Envanteri kullanılmıştır. Anket formları araştırmacı tarafından dağıtılmış ve toplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS (IBM SPSS Statistics 24) adlı paket program kullanılmıştır. Bulguların yorumlanmasında frekans tabloları ve tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Araştırmada, hemşirelerin EHİS puan ortalaması 83,64±9,14, EHUE puan ortalaması 65,88±5,66 olup hemşirelerin orta düzeyde el hijyeni inançlarına sahip ve el hijyeni uygulamalarının iyi düzeyde olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin EHİS puanlarını sadece cinsiyetin etkilediği; EHUE puanlarını ise çocuk sahibi olma, çalışma şekli, çalışılan birim, birimdeki hasta sayısı ve mesleki memnuniyet durumunun etkilediği saptanmıştır. Sonuç olarak, EHİS ile EHUE arasında pozitif yönde, çok zayıf derecede ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir (p<0,05). El hijyeni inanç ölçeği puanı arttıkça, el hijyeni uygulama envanteri puanı artmıştır. Hemşirelerin el hijyeni hakkındaki olumlu ve olumsuz inançlarının el hijyeni uygulamalarını etkilediği konusunda literatürde daha geniş ve daha çeşitli örneklem içeren çalışmaların yapılması önerilebilir.
Öğrenci hemşirelerin algıladıkları stresin eleştirel düşünme eğilimlerine etkisi
Hemşirelik öğrencilerinin algıladıkları stresin eleştirel düşünme eğilimlerine etkisini incelemek amacıyla yapılan araştırma tanımlayıcı ve kesitseldir. Araştırmanın evrenini, Ocak- Mayıs 2019 tarihleri arasında öğrenim gören Çukurova Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi son sınıf hemşirelik öğrencileri (N=282) oluşturmuştur. Evrenin tamamı araştırmaya dahil edilmiş ancak araştırmaya katılmayı kabul eden 255 öğrenci ile araştırma tamamlanmıştır. Verilerin toplanmasında; araştırmacı tarafından hazırlanan Bilgi Formu, Hemşirelik Öğrencileri İçin Algılanan Stres Ölçeği (HÖASÖ) ve Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği (EDEÖ) olmak üzere üç ayrı form kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, standart sapmalar, yüzdeler, ortalama, Independent Sample-t Testi, Anova Testi, Tukey Testi, Mann-Whitney U Testi, Kruskall Wallis H Testi kullanılmıştır. Araştırmada, hemşirelik öğrencilerinin HÖASÖ'den almış oldukları toplam stres puanı 63.27±22.26 olup, orta düzeyde stres yaşadıkları belirlenmiştir. HÖASÖ ve EDEÖ alt boyut puanları arasında negatif yönde, çok zayıf derecede ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir(p<0.05). Hemşirelik öğrencilerinin sadece çalışanlardan kaynaklanan stres puanları ile sistematiklik ve esneklik puanları arasında bir ilişki belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, öğrencilerin yaşadığı stresin eleştirel düşünme eğilimlerini bazı boyutlarda olumsuz yönde etkilediği görülmüştür. Öğrencilerin streslerinin asgari düzeye indirilmesi ve eleştirel düşünme eğilimlerinin de gelişmesi için programlar düzenlenmesi önerilir. Anahtar Sözcükler: Hemşirelik, Hemşirelik Öğrencileri, Eleştirel Düşünme Eğilimi, Stres
Evde bakım hastalarının yaşam kaliteleri ve bakım verenlerin yükünün değerlendirilmesi
Ülkemizde evde bakım hastaları ile yapılan araştırmalar sınırlı olup, hastaların yaşam kalitesi ile onlara bakım veren bireylerin yükü arasındaki ilişkiyi araştıran çalışmaya rastlanmamıştır. Bu araştırma evde sağlık biriminden hizmet alan hastaların yaşam kalitesi ve onlara birincil bakım veren kişilerin bakım yükünü değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Adana ili Kozan Devlet Hastanesinde evde sağlık hizmeti alan ilçe merkezinde kayıtlı 120 hasta oluşturmaktadır. Evrenin tamamı örnekleme alınmış 105 hasta ve hastaya bakım veren 105 birey ile araştırma tamamlanmıştır. Araştırma, Adana İl Sağlık Müdürlüğü kurum izni, ve Çukurova Üniversitesi Etik Kurul izni alındıktan sonra Kasım 2018- Mart 2019 tarihleri arasında yapılmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu, bakım verenin yükü ölçeği, yaşam kalitesi WHOQOL-Bref ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik, standart sapma, ortalama, ANOVA TEST(Ki kare, Chi square) testi kullanılmıştır. Araştırmada, hastaların %67.6'sının kadın olduğu ve yaşam kalitesi puan ortalamasının 68.15±9.9 olduğu saptandı. Hastaların yaşam kalitesinin en yüksek 53.72±13.39 puan ortalaması ile çevresel alanda, en düşük 10.04±1.42 puan ortalaması ile fiziksel alanda olduğu belirlenmiştir. Bunun yanısıra hastalara bakım veren bireylerin %90.5'inin kadın olduğu ve bakım yükünün 53.72±13.3 puan ortalaması ile orta/ileri düzeyde yük hissettikleri saptanmıştır. Araştırmanın sonucunda hastaların yaşam kalitesi ile bakım veren bireylerin yükü arasında negatif yönde, orta düzeyde ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir(p<0.01). Bakım veren bireylerin bakım yükü azaldıkça hastaların yaşam kalitesi yükselmektedir. Hastaların beklenen yaşam kalitesi düzeyini artırmak, bakım verenin yükünü azaltma noktasında sağlık destek sistemlerinin geliştirilmesi, evde sağlık hizmetlerinin yalnızca hasta odaklı değil bakım veren odaklı da olması için çalışmalar yapılması ve sağlık hizmeti sunan personelin bu konuda eğitilmesi önerilebilir.
Hemşirelerin kesici-delici aletleri güvenli kullanımına yönelik tutumlarının belirlenmesi
Hemşireler mesleki olarak birçok risk ve tehlike ile karşılaşa bilmektedir. Bu riskler içerisinde en önemlileri, enfeksiyonlar ve kesici-delici alet yaralanmalarıdır. Hemşireler; iğne batması, perkütan yaralanmalar ya da sıçrama nedeniyle kanla geçen patojenlerin bulaşması açısından risk altındadır. Aynı zamanda, mesleki nedenlerle enfekte kan ve vücut sıvılarına maruz kalmayı takiben önemli mortalite ve morbiditeye neden olabilen hepatit B (HBV), hepatit C (HCV) ve insan yetmezlik virüsü [human immuno deficiencyn virus (HIV)] gibi etkenlere bağlı enfeksiyon hastalıklarına yakalana bilmektedirler. Hemşireler toplumdan kazandıkları bu enfeksiyonları hastalara ve diğer sağlık çalışanlarına da bulaştırabilirler. Bu araştırmada, hemşirelerin kesici-delici aletleri güvenli kullanımlarına yönelik bilgi, tutum ve davranışlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma tanımlayıcı olup evrenini Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi/ Balcalı Hastanesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinde yoğun bakımlar, klinikler, ameliyathane ve acil serviste çalışan hemşireleri oluşturacaktır. Araştırmada veri toplama aracı olarak iki ayrı form kullanılacaktır. Araştırmacının literatür tarayarak oluşturduğu hemşirelerin tanıtıcı özelliklerini içeren "Kişi Bilgi Formu" ve hemşirelerin kesici-delici aletleri güvenli kullanımına yönelik tutumlarının belirleneceği ''Sağlık Çalışanlarının Kesici-Delici Tıbbi Aletleri Güvenli Kullanımına Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılacaktır.
Hemşirelerin bakım davranışı algılarının bakım verici rollerine ilişkin tutumlarına etkisi
Bu araştırma hemşirelerin bakım davranışı algılarının bakım verici rollerine ilişkin tutumlarına etkisini incelemek amacıyla 30 Kasım-31 Aralık 2021 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesinde bulunan yataklı kliniklerde çalışan hemşireler (N=782) oluşturmuş ve örneklem seçimine gidilmemiştir. Örneklem büyüklüğü hesaplamasına göre en az alınması gereken hemşire sayısı 258 olarak belirlenmiş ve araştırmaya katılmayı kabul eden 336 hemşire ile araştırma tamamlanmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından oluşturulmuş "Kişisel Bilgi Formu", "Hemşirelerin Bakım Verici Rollerine İlişkin Tutum Ölçeği" ve "Bakım Davranışları Ölçeği-30" kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS (IBM SPSS Statistics 24) adlı paket programı kullanılmıştır. Araştırmaya katılan hemşirelerin %58,6'sının 22-29 yaş grubunda, %83,6'sının kadın, %55,7'sinin evli, %67,3'ünün lisans mezunu olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın sonucunda hemşirelerin bakım davranışı algılarının bakım verici rollerine ilişkin tutumlarını etkilediği, bakım davranışı algıları arttıkça bakım verici rollere ilişkin tutumlarının da olumlu yönde değiştiği saptanmıştır.