Theses supervised by Prof. Dr. Abdulkadir Emeksiz
16 theses · İstanbul University
Anadolu Türk masallarında çocuk algısı
Sözlü gelenek içerisinde doğan ve nesilden nesile aktarılarak yaşatılan ait olduğu toplumun kültürel değerlerini, gelenek, görenek ve inanç sistemini, yaşam tarzını yansıtan masal, Türk halk edebiyatının önemli bir anlatı türüdür. Masalın içerisinde barındırdığı olağanüstü özellikler türü daha da ilgi çekici hale getirmektedir. Farklı kültür ve coğrafyalarda yayılım gösteren masallar, doğduğu ve yaşadığı toplumdan beslenerek onun kültürel yapısından, değerlerinden izler barındırır. İnandırma gayesi olmayan masallar yetişkin ve çocuk dünyasında farklı işlevlere sahip olarak yer alırlar. Çocuklar geleceğin yetişkinleridir. Onların gelişimi ve eğitiminde masal türü birçok işleve sahip olarak yer alır. Çalışmamızda çocukların düş dünyasını renklendiren masalların bünyesinde yer alan ancak çocuk algısında sakıncalı olabilecek unsurları inceleyerek ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Türkiye'nin farklı coğrafi bölgelerinden derlenmiş olan Anadolu Türk sahasına ait 1011 masal, çocuk algısı açısından olumsuz olabilecek örnekler üzerinden değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Anadolu, Türk masalları, Masal, Çocuk, Çocuk Algısı, Çocuk Eğitimi, Çocuk Gelişimi, Algı.
Doğu Makedonya Yörük yerleşim yerlerinin halkbilimi açısından monografik incelemesi
Halk kültürü, genel olarak somut ve somut olmayan tarihe mal olmuş ve devam edegelen kültürel varlıkların önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Değişebilen özellikleriyle dinamik bir yapıya sahip olan halk kültürü toplumsal yapıyı ayakta tutan temel değerler arasında yer almaktadır. Bu çalışmanın konusunu oluşturan Makedonya Yörük Halk Kültürü'nün de Makedonya Yörük topluluklarının gerek Osmanlı dönemi gerekse Osmanlı sonrasında varlıklarını sürdürmeleri hususunda önemli rol oynamıştır. Ancak, modernleşmenin yaygınlık kazanmasıyla birlikte bu kültürün bazı önemli unsurlarının kaybolmaya yüz tuttuğu gözlemlenmiştir. Bu sebeple söz konusu bölgedeki halk kültürünün yazılı olarak kayıt altına alınıp kalıcılığı ve sürdürülebilirliğine katkı sağlamak amacıyla böyle bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Araştırma alanından konuya ilişkin halk kültürü verilerinin derlenmesinde folklor derleme çalışmalarında yaygın olarak kullanılan "gözlem", "görüşme" ve "mülakat" yöntemleri esas alınmıştır. Derleme çalışması sonrasında bu verilerin yedeklemeleri yapılmış, ardından yazıya aktarılarak konularına göre dağılım ve tasnifleri yapılmıştır. Sonrasında ise söz konusu verilerin nitel araştırma yönte¬mindeki teknikler ile çözümlemeleri gerçekleştirilmiştir. Çalışma sahasındaki halk kültürü verilerinin incelenmesi ve çözümlenmesi sonucunda, bölge halkının başta modernleşme olmak üzere her türlü dış etkene karşı kendi kültürünü muhafaza etmeye, diğer bir ifade ile korumaya ve yaşatmaya çalıştıkları tespit edilmiştir.
İstanbul'daki Mevlevi sema törenlerinin kültür ekonomisi bağlamında değerlendirilmesi
Mevlevi sema töreni, 2008 yılında UNESCO'nun İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsilî Listesi'ne kaydedilerek dünya mirası statüsü almıştır. UNESCO dünya mirası statüsüne sahip bir kültürel miras olarak hem kendi kültürel mekânı olan mevlevihanelerde hem de bu mekânlar dışında icra edilmektedir. Bu icraların yanı sıra törenlerin somut olmayan kültürel miras unsuru olarak çeşitli sektörlerde temsil alanları da bulunmaktadır. Bu da törenlerin kültürel ve ekonomik boyutuna işaret etmektedir. Bu çalışmada İstanbul'daki Mevlevi sema törenleri somut olmayan kültürel miras yaklaşımıyla incelenmiştir. Törenler, Türkiye'de Cumhuriyet Döneminde yasaklanmasının ardından 1950'li yıllardan itibaren tekrar icra edilmeye başlamıştır. Törenlerin o dönemden güncel duruma uzanan süreçte geçirdiği değişim ve dönüşümleri kültür ekonomisi bağlamında ortaya koymak bu çalışmanın amaçları arasındadır. Bu kapsamda törenlerin kültürel ve ekonomik yönünü yansıtan temsilleri, kültürün sektörel boyutuna dair başlıklar çerçevesinde değerlendirilerek bu bağlamdaki işlevleri ortaya konulmuştur. Ayrıca Mevlevi sema törenlerinin somut olmayan kültürel miras olarak maruz kaldığı tehdit unsurları, kültür ekonomisi sektörlerindeki temsil alanları, sahip olduğu değer düzeyleri ve tüm bunların birbiriyle olan etkileşimi alan araştırması verileri ve çeşitli örnekler ışığında bütünsel bir yaklaşımla incelenip değerlendirilmiştir. Yapılan tespitler, alan araştırmaları verileri ve bazı istatistiksel verilerden hareketle yorumlanmıştır. Törenlerin güncel durumundaki çok yönlü mahiyeti ve işlevleri değerlendirilerek korunması ve sürdürülebilirliği kapsamında çeşitli önerilere yer verilmiştir.
İran'da yaşayan Kaşkay Türklerinin inançlarının halk bilimi açısından incelenmesi
İran'ın güney bölgesinde ve çevresinde yaşayan etnik gruplardan olan Kaşkaylar, Türk kimliğinin ve kültürünün önemli taşıyıcılarından olan halklardandır. Göçebe ve yarı göçebe hayat süren Kaşkaylar, ataları gibi yaşamaktan hala vazgeçmemişler, yaylak ve kışlık hayatını günümüzde de sürdürmektedirler. Onlar, hem hayat tarzları hem de örf adetleri bakımından eski bozkır kültürünün taşıyıcıları sayılmaktadırlar. Kaşkay Türkleri, karışık bir coğrafyada yaşamalarına ve kendi dillerinde eğitim almamalarına rağmen kendilerini Türk olarak görmeye ve Türklüklerini yaşatmaya devam etmektedirler. Sık yaşadıkları bölgeler Şiraz, Ardakan, Kazerun, Buşehir, Firuzabad, İsfahan, Şahreza, Semirom ve.s gibi şehirlerdir. İslam'ın Şiilik mezhebine mensup olan bu göçebe toplum, kültürel kimliklerini, dillerini, inançlarını günümüze kadar korumuştur. Tarihi dönemlerde farklı din ve kültürlerle etkileşim içinde yaşayan Kaşkay Türkleri inanç yapısı olarak Şiilik inancı ile birlikte eski şaman inançlarını farklı şekillerde sürdürmektedirler. Çalışmamızın konusu "Kaşkay Türklerinin İnançlarının Halk Bilimi Açısından incelenmesi" dir. Bu çalışma Kaşkay Türklerinin inançları, örf ve adetleri, gelenekleri üzerinden ele alınmıştır. Geleneksel kültürün temel yapısını oluşturan inançlar toplumun varlığının en önemli belirleyicisidir. Çünkü Kaşkay Türkleri günümüzde de eski Türk dini ve inançlarını hayatlarının her alanında yaşatmaktadırlar. Çalışmamız yazılı ve sözlü kaynaklardan elde edilmiş verilere dayanmaktadır. Gözlem, görüşme teknikleri ile yapılan derleme çalışmaları yorumsamacı ve işlevselci yaklaşımlar da kullanılarak incelenmiştir. Kaşkayların inanç dünyasını araştırıp incelerken diğer Türk topluluklarının inançlarıyla, bunlara bağlı ortaya çıkan kültler, ritüeller de dikkate alınarak yorumlanmıştır. Bu tür bir yaklaşım, Kaşkayların mensubu oldukları kültür dünyasının tespitinin yanı sıra, inançlarının anlamlandırılıp yorumlanabilmesi açısından da önemlidir. Çalışma ile İran'da yaşayan Kaşkay Türklerinin kimlikleri ve varlıklarını devam ettirmeleri için bir mücadele içinde olduğu görülmüştür. Farklı kültürlerle ve inançlarla aynı çatı altında yaşayan Kaşkaylar için milli değerlerin, dilin korunması toplumun en temel sorunları arasındadır. Yerel ve küresel değişimler içinde yerleşik hayata geçen Kaşkaylar arasında kültürel değerlerin zayıflatmakta olduğu, kırsal kesimlerde ise bu değerlerin korunduğu gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kültür, Folklor, İran Türkleri, Kaşkay Türkleri, İnançlar
Sivas ağıtlarının halkbilimi yöntemleriyle incelenmesi
İnsanlar, hayatı boyunca etrafında yaşadığı kayıplardan, felaketlerden, gurbetliklerden, göçlerden, savaşlardan etkilenir. Yaşanılan bu acılı olaylar insanın duygu dünyasında açığa çıkma ihtiyacı hissetmiştir. Kalpten sözcüklere dökülen bu duygular "ağıt" olarak isimlendirilmiştir. Ağıt, genellikle ölüm sonrası, insanların ölenin arkasından söylediği şiirler olarak tanımlanmaktadır. Bununla birlikte ağıt denilen bu duygu yüklü şiirler ayrılık, doğal afet, gurbet gibi derin duygular uyandıran başka konularda da insanların dili olmuş, çağlar boyu akmıştır. Ağıtlar, millȋ kültürümüzün en önemli unsurlarından biridir. Ağıtlar aracılığı ile başta ağıtçı dediğimiz ağıdı yazan ve ağıdı yakılan kişiler olmak üzere, derlenen ağıdın derlendiği yöre, yörenin kültürel düzeyi, dinȋ inançları, sosyal yaşantısı, inanışlar, gelenek ve görenekleri gibi pek çok konuda bilgi edinilebilmektedir. Bu bağlamda ağıtlar millȋ kültürümüzün taşıyıcısı rolünü üstlenen önemli bir kaynak konumundadır. "Sivas Ağıtlarının Halkbilimi Yöntemleriyle İncelenmesi" başlığını taşıyan bu çalışmada sözlü ve yazılı olmak üzere iki kaynaktan derlenmiş toplam 90 ağıt bulunmaktadır. Çalışmada ağıtların söyleyicileri, ağıtların yakılış sebebi ve yakıldığı kişiler, ağıtların sosyo-kültürel işlevleri gibi konuların yanı sıra ağıdın biçim ve içerik yönünden incelemesi yapılmıştır. Ağıtların hikâyeleriyle birlikte derlenmiş şekilleri çalışma içerisinde yerini almıştır. Beş bölümden oluşan tezin birinci bölümü; Türkü ve Ağıt Türünün Yapı, İçerik ve Gelenek Açısından İncelenmesi, ikinci bölümü; İcra Bağlamında Sivas'ta Ağıt Söyleme Geleneği, üçüncü bölümü; Sivas'ta Derlenen Ağıtların Biçim ve İçerik Açısından İncelenmesi, dördüncü bölüm; Sivas Ağıtlarının Bireysel ve Toplumsal İşlevleri, beşinci bölümü; Ağıt Metinleri başlığını taşımaktadır.
Somut olmayan kültürel miras bağlamına göre gökyüzü inanışlarının açıklamalı bibliyografya denemesi
Türk kültürü için önemli bir kaynak olan gökyüzü, edebiyattan tarihî vesikalara kadar birçok alanda karşımıza çıkmaktadır. Bu durum araştırmacılar tarafından fark edilmiş ve farklı zamanlarda üzerine pek çok araştırma ve çalışma yapılmıştır. Gökyüzü çalışmalarının genel çizgisine baktığımız zaman farklı unsurlara rastlamaktayız. Tabiat olaylarına dair inançlar, kozmoloji, gök cisimlerinin oluşum hikâyeleri, yağmur duaları, yöresel takvim, halk meteorolojisi, efsanevi inanışlar, dinsel yaklaşımlar, tabiatüstü ve metafizik varlıklar, hayvanlar, gökyüzünün kutsiyeti, mitolojinin göksel perspektifi, bu tür çalışmaların ana hattını oluşturmaktadır. Türk Halk Edebiyatı'nda da gökyüzü inanışları başlığıyla toparlayabileceğimiz çalışmalar farklı dönemlerde bazen müstakil olarak bazen de belirli çalışmaların içinde ayrı bir kısım olarak işlenmiştir. Bu çalışmaların izini sürdüğümüzde muhtevasının mitolojik dönem ve Gök Tanrı inancından başlayarak kronolojik bir uzanış izlediğini görmekteyiz. Dolayısıyla gök cisimlerine dair inanışların irdelenmesi bir tarihsel gerçekliğin saptanması açısından önem arz etmektedir. Göğe dair kültürel kodlamaları yakalayabilmek, ardında çok daha geniş kaynakların kapısının açılmasında etkili olacaktır. Çalışmamız, Türk kültüründeki göksel inanmalar üzerine yapılmış, disiplinler arası çalışmalarla beraber çoğunlukla Türk Halk Edebiyatı alanına dâhil edebileceğimiz eserleri içine almaktadır. Gökyüzüne halk inanışları penceresinden bakabilmek, halk muhayyilesindeki göğe dair şifrelerin topluca ortaya koyulması açısından değerlendirilebilir. Bu bilinçle yapılmış olan çalışmalar bir açıklamalı bibliyografya denemesi ile toparlanmış, tasnif edilmiştir. Elde edilen çalışmalardan yapılan çıkarımlarla gökyüzü kavramının "somut olmayan kültürel miras" olarak ele alınması gerekliliği uygun görülmüştür. Anahtar kelimeler: gökyüzü inanışları, halk inanışları, halk edebiyatı, açıklamalı bibliyografya, SOKÜM
Karagöz ve kukla ustalarının somut olmayan kültürel miras kapsamında yaşayan insan hazineleri bağlamında incelenmesi: İstanbul örneği
Unesco 2003 yılında imzaladığı "Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması" sözleşmesi ile kültürel birikimin kuşaktan kuşağa aktarılmasını amaçlamıştır. Bu amaç doğrultusunda kültürel miras olan objeyi ortaya koyan gelenek taşıyıcıları ve onların bilgi ile becerilerini korumak için Yaşayan İnsan Hazineleri ulusal sistemini geliştirmiştir. Çalışmamızda İstanbul şehrindeki kukla ve Karagöz ustalarının yaşayan insan hazineleri kriterlerine uygunlukları incelenmiştir. Alan araştırması merkezli bu çalışmada görüşme yöntemi kullanılarak Karagöz ve kukla ustalarından bilgiler derlenmiş, ses ve görüntü kayıtları alınmıştır. 29 usta ile görüşme gerçekleştirilmiştir. Kukla ve Karagöz ustalarının sanata başlamaları, sanatlarının yapım, gösterim ve oynatım teknikleri, SOKÜM ve YİH hakkındaki düşüncelerine yer verilmiştir. Çalışmanın sonucunda 29 ustadan 11 ustanın yaşayan insan hazineleri kriterlerinin tamamını karşıladığı tespit edilmiştir. Yaşayan İnsan Hazinesi sistemindeki çırak yetiştirmiş olmak maddesinin birçok usta tarafından karşılanamadığı görülmüştür, sanatı üreten ustaların sanatlarını gelecek kuşaklara aktarabilmesi için Eğitim/ Aktarım ve Sürdürülebilirlik kapsamlarında çalışmalar yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Somut Olmayan Kültürel Miras, Yaşayan İnsan Hazineleri, Gösteri Sanatları, İstanbul Karagöz ve kukla Ustaları, Aktarma
Reşad Ekrem Koçu'nun İstanbul Ansiklopedisi içerisinde bulunan halk inanışlarının tespiti
Reşad Ekrem Koçu, tarihçi kimliği kadar edebiyatçı kimliği ile de başarılı eserler vermiş bir yazardır. Koçu'nun en önemli eserlerinden biri de on bir ciltten oluşan İstanbul Ansiklopedisi'dir. Koçu bu ansiklopedi içerisinde şehrin sokaklarını, caddelerini, mimarisini, sosyal yaşamını ve daha pek çok alanda konuyu başlıklar halinde anlatmıştır. İstanbul Ansiklopedisi'nde Türk Halk Edebiyatı ve özellikle İstanbul folkloru ile ilgili konular ağırlıklı olarak yer almaktadır. Başlıklar altında yapılan anlatımlarda Tük halk bilimi açısından oldukça önemli bir yere sahip olan halk inanışlarını, Koçu kendisine özgü üslubuyla aktarmıştır. Farklı kültürlerden de beslenerek günümüze kadar gelen halk inanışları, toplumlar tarafından kutsal sayılmış ve toplum hayatında önemli bir yere sahip olmuştur. Koçu'nun İstanbul Ansiklopedisi içerisinde vermiş olduğu örneklerde de halkın, inanışlara duyduğu ilgiyi ve bu inanışların insanlar üzerindeki etkilerini görmekteyiz. Bu etkiler doğrultusunda on bir ciltlik eserinde Koçu, aktarmış olduğu ansiklopedi içi maddelerde pek çok inanış örneğini burada paylaşmıştır.
Rize festivalleri üzerine halkbilimsel bir inceleme
Dönemi, yapıldığı yeri, içeriği belli ve herkesin katılımına açık organizasyonlar olarak tanımlanabilecek olan festivaller; eğlence, giyim-kuşam, yeme-içme, müzik, dans vb. pek çok kültürel ögeyi içinde barındırmaktadır. İlkel dönemlerden günümüze toplumsal gelişmeyle birlikte ayinlerden festivale uzanan çizgide çeşitli dönüşüm ve değişimler yaşayan festivaller ekonomik, siyasi, toplumsal ve kültürel pek çok unsurun dâhil olmasıyla çok katmanlı bir boyut kazanmıştır. Yaşam izlerinin milattan önceki dönemlere kadar götürüldüğü Rize'de Kimmerler, İskitler, Partlar, Pontuslar, Rumlar, Sasanlar, Ermeniler, Lazlar, Türkler vb. çok farklı toplulukların hüküm sürdüğü bilinmektedir. Çeşitli kültürlere ait izlerin görüldüğü festival mekânı Rize, çalışmamızda tarihî, coğrafî, kültürel ve sosyal dokusuyla ele alınmıştır. Adlandırmadaki farklılıklar göz önünde bulundurularak bayram, şölen, toy, şenlik, karnaval ve festival kavramları analiz edilmiştir. Aynı bölümde mitolojik devirlerden günümüze dünya halk kültürlerinde, Türk kültüründe ve Türkiye'de bu kavramların çeşitli kullanım özellikleri incelenmiş, kavramla ilgili tasnif denemeleri değerlendirilmiştir. Rize'de gerçekleştirilen yayla festivallerinin arka planında yaylacılık kültürü olduğu, ilk festivallerin yaylacılık faaliyetleri çerçevesinde şekillendiği görülmektedir. Bu bağlamda yayla kültürü ve yaylacılık faaliyetlerine değinilmiş, daha sonra Rize'de gerçekleştirilen festivallerin yapısal analizi yapılmıştır. Festivallerde katılımcıların sahip olduğu düşünce kadar anlam kazanan işlev, elde ettiğimiz verilerden hareketle Rize festivallerinde ekonomik, siyasal, toplumsal, psikolojik ve kültürel olarak beş başlıkta toplanarak çözümlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Rize, halkbilimi, festival, şenlik, yayla şenliği, festivallerin yapısal analizi, festivallerin işlevsel analizi.
Kitâb-ı Hâver-nâme'nin metindeşliği ve incelenmesi
Türk Edebiyatında geniş bir yere sahip olan cenk kitapları içinde Türk ve İslâm dünyasındaki konumu nedeniyle Hz. Ali'nin mücadelelerini anlatan eserler farklı bir öneme sahiptir. Bu çalışmada, Hz. Ali'nin cenklerini anlatan eserlerden biri olan Kitâb-ı Hâver-nâme transkribe edilerek üzerinde araştırma yapmak hedeflenmiştir. Serlevhada, "kitap" ve "nâme" terimlerinin birlikte kullanılması dikat çekicidir. Kitâb-ı Hâver-nâme, 17598 beyitten oluşan manzum bir cenk-nâmedir. Eserin kim tarafından ne zaman istinsah edildiği belli değildir. Hz. Ali'nin mücadelelerinin anlatıldığı hikâyeye uygun minyatürlerin varlığı, metinde Arapça, Farsça hiçbir hikâye yer almamasına rağmen dört Arapça, yüz altı Farsça başlığın olması eseri diğer cenknâmelerden farklı kılan özelliklerdendir. Kitâb-ı Hâver-nâme'den söz eden kaynaklarda eserin bir cenknâme olduğu üzerinde durulur; ancak eserin cenknâme oluşunun yanı sıra aynı zamanda metin akışı içinde sık sık dînî ve ahlâkî öğütler içeren bir nasîhatnâme olduğu özelliğinden söz edilmez. Eserde Hz. Ali dışında birçok sahabe kahramanlıkları ile önemli roller üstlenmişlerdir. Ayrıca dînî motifler ve masal motifleri eserin geneline hâkimdir. Türk edebiyatında önemli bir yere sahip bir diğer eser de Hz. Ali'nin cenklerinin konu edinildiği 4896 beyitten oluşan Dâstân-ı Hâver-Zemîn'dir. Kitâb-ı Hâver-nâme'deki özellikle olay, şahıs ve motifler dikkat çekici bir şekilde Dâstân-ı Hâver-Zemîn'de de yer alır. Kitâb-ı Hâver-nâme incelenirken Dâstân-ı Hâver-Zemîn adlı eser ile şekil, dil,konu, şahıslar, motif özellikleri,zaman ve mekân unsurları bakımından değerlendirilerek iki eserin metindeşlik ilişkisi üzerinde durulmuştur. Anadolu sahasında yazılan Türkçe manzum cenk-nâmelerin iki halkası olan Kitâb-ı Hâver-nâme ve Dâstân-ı Haver-Zemîn karşılaştırılarak Türk destancılık geleneğine ve Hz. Ali'nin Cenkleri ile ilgili yapılan çalışmalara sağlanan katkıların arttırılması hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Hz. Ali, Kitâb-ı Hâver-nâme, Destan, Cenknâme, Dâstân-ı Hâver-Zemîn.
Billur Köşk masalları
Orijinal adı "Hikâye-i Billur Köşk ve Elmas Sefine" olan ve Türk masal sahasında müstesna bir yeri bulunan Billur Köşk kitabı, yüz yılı aşkın bir süreden beri İstanbul'da pek çok kez yayımlanmıştır. Billur Köşk, bu meşhur derlemeye adını veren masal da dâhil olmak üzere 14 masal metninden oluşan bir masal koleksiyonudur. Kitabın (H.) 1332 (M.) 1916 tarihli Arap harfli basma nüshası okunarak Latin harflerine aktarılmış, ardından metin Tarihi-Coğrafi Fin Ekolü mensuplarından biri olan Axel Olrik'in geliştirdiği "Halk Anlatılarının Epik Kuralları" metodu kullanılarak tahlil edilmiştir. Bu çalışmadaki başlıca gayemiz, Billur Köşk masallarının bağlama ait unsurları barındırmamasına rağmen halk anlatılarının epik kurallarıyla uyumunu göstermek ve bu sayede bu koleksiyonun sözlü kültür ortamı halk yaratması verimler olduğunu ortaya koymaktır. Giriş bölümünde çalışmanın konusu, amacı, kapsamı ve yöntemi hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde masal türü üzerinde durulmuş, ardından gelen ikinci bölümde Billur Köşk masal kitabı ve ondan söz eden yerli ve yabancı araştırmacılar tanıtılmıştır. Üçüncü bölüm uyguladığımız metodun kurucusu Axel Olrik'e ayrılmıştır. Hayatı, akademik yaşamı, ilmi çalışmaları ve eserleri hakkında bilgi verildikten sonra, "Halk Anlatılarının Epik Kuralları" isimli halk yaratması sözlü kültür ürünlerinin ayırt edici özelliklerini belirleyen metodu on beş başlık altında ayrıntılarıyla aktarılmıştır. Dördüncü ve son bölümde Billur Köşk masal kitabında yer alan masalların AaTh ve EB tip kataloglarındaki numaraları, bunun yanında temleri ve epizotları verilmiş ve Axel Olrik'in metodu söz konusu 14 masala uygulanmıştır. "Sonuç"ta yapılan çalışma özetlenmiş ve yapılan çözümlemenin neticesinde "epik kurallar"ın irdelenen 14 masalın 13'ünün yapısında bulunuyor olması bu masalların XIX. Yüzyılın sözlü kültür ortamından derlendiği kanaatini oluşturmuştur. Kuşkusuz bu anlatıların sözlü kültür ortamından derlendiğini gösteren sadece Axel Olrik'in maddeleştirdiği ortak kurallara uygunlukları değildir. Anlatım kompozisyonu, üslubu, günlük konuşma dili şeklindeki ifade biçimleri ve bazı klişe sözlerin kullanımı gibi özellikler de Billur Köşk masallarının dil vasıtasıyla kurgulanmış, dinleme yoluyla gerçekleşen sözel mahiyetteki anlatım biçimlerinden kaynaklandığını gösterir. Ayrıca, olay örgüsünün ve kahramanların çoğunun kendinden önce veya sonra derlenmiş masal metinlerindekilerle benzer özelliklere sahip olması yahut aynen görülmesi ve barındırdıkları motifler de bu kanaati göstermektedir. Çalışmamız sırasıyla "Bibliyografya", "Ek Bibliyografya", "Metinler", "Sözlük" ve "Orijinal Metin" kısımlarıyla son bulmaktadır.
Ömer Seyfettin'in hikâyelerindeki halk bilimsel unsurların tespiti ve incelenmesi
Bu çalışmada Ömer Seyfettin'in hikâyelerindeki halk bilimsel unsurlar tespit ve tahlil edilmiştir. Türk edebiyatının gelmiş geçmiş en çok okunan yazarlarından biri olan Ömer Seyfettin, 36 yıllık kısa sayılabilecek hayatını çok değerli onlarca çalışma ile doldurmuştur. Yazarın hayatı asker olması sebebiyle İstanbul, İzmir ve Selanik başta olmak üzere çeşitli şehirlerde geçmiştir. Askerliğin yanında, yazmaya olan tutkusu elimize hikâye, makale, anı, şiir, mektup, tercüme ve fıkra türlerini de kapsayan binlerce sayfalık bir külliyatın oluşmasına zemin hazırlamıştır. Ömer Seyfettin Türk edebiyatında adından sıklıkla söz ettiren "Yeni Lisan" hareketinin kurucularındandır. Türkçeleşme yolunda büyük gayret gösteren yazar 163 hikâye kaleme almıştır. Çalışmamızda bu hikâyeler halk bilimi çalışma kadrosuna göre tasnif edilip incelenmiştir. Çalışmalarımızın sonucunda Ömer Seyfettin'in hikâyelerinde her biri ayrı birer çalışma konusu olabilecek hacimde ve zenginlikte halk bilimsel malzeme barındırdığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Türk Edebiyatı, halk bilimi, Ömer Seyfettin, hikâye, halk edebiyatı.
Anadolu türkülerinin anadolu pop-rock müzik türüne uyarlanmasının halkbilimsel incelenmesi
Osmanlı'nın son döneminden erken Cumhuriyet dönemini de içine alan süreçte, Batı kültürüne ait olan müzik tekniğinin Türk müziği ile birleştirilmesi sonucu ortaya çıkan müziksel sentez çalışmaları, 1960'lı yıllarda ortaya çıkacak olan Anadolu pop-rock müzik türünün de habercisi niteliğindedir. Anadolu pop-rock müzik türü, geleneksel Türk halk müziğinin melodik ve ritmik motiflerinin, çalgılarının Batı müziğinin tekniğiyle ve çalgılarıyla harmanlandığı; Anadolu ve Batı müzik kültürlerinin buluştuğu sentez bir müzik türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada söz konusu müzik türü, geleneğin güncellenmesi, otantisite, kültür endüstrisi ve metinlerarasılık açısından değerlendirilmiş olup alıntılama, anıştırma, öykünme teknikleriyle ilişkilendirilerek karşılaştırmalı analizler yapılmıştır. Edinilen bilgiler ışığında Anadolu pop-rock müzik türünün, halk müziği geleneğinin çağdaş bir yorumu olduğu görülmüştür. Çünkü kültürün temel unsurları olarak gelenekler geçmişe sabitlenmiş bir olgu olmayıp sürekli değişim ve dönüşüm içindedirler. Gelenekler ve onu temsil eden otantik kültürel ürün ve pratikler, küreselleşmenin ve teknolojik gelişmelerin etkisiyle içinde bulunulan çağın ve ortamın yeniliklerini kapsayan, eski ile yeniyi birleştiren bir yapıya sahiptir. Küreselleşme ve teknolojik gelişmeler sebebiyle Anadolu pop-rock, her ne kadar ortaya çıkış sürecinde müzik endüstrisin bir parçası olmasa da daha sonra müzik endüstrisinden bağımsız olarak var olamayacağı, diğer tüm müzik türleri gibi bu düzenin bir parçası olarak devam edeceği anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Anadolu Pop-Rock, Gelenek, Otantisite, Metinlerarasılık (Müziklerarasılık), Kültür Endüstrisi.
Irak Türkmen mersiyelerinin halk bilimi açısından incelenmesi
Türk dünyasının önemli bir parçasını teşkil eden Irak Türkmenleri, zengin halk kültürüne sahiptir. Ana vatan Türkiye'den uzun yıllarca uzak kalmasına rağmen kendi diline ve kültürüne sahip çıkmıştır. Bu zengin kültür masal, hikâye, destan, ninni, türkü, mani, vd. gibi edebi türler içermektedir. Tezimizin ana konusu olan mersiyeler, Irak Türkmen edebiyatının önemli bir parçasıdır. Çalışmamız, giriş ve sonuç hariç, beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde mersiye tanımı, Türkiye ve Irak Türkmenlerinde mersiye geleneği, matem kültürü ve kültürel belek gibi konular ele alınarak mersiye hakkında genel bilgiler aktarılmıştır. İkinci bölümde, Irak Türkmen mersiyeleri konu ve şekil bakımından incelenmiştir. Üçüncü bölüm mersiyelerin icrası ile ilgilidir; mersiyelerin icra zamanı, icra yeri, ortam özellikleri vb. gibi konular ele alınmıştır. Dördüncü bölümde inceleme konusu olan 90 mersiye metni çeşitli halk bilimi metotlarına dayanarak tasnif edilmiştir. Beşinci bölüm iki ana başlıktan oluşmakta; birinci ana başlıkta, şahıslar hakkında yazılan mersiyeler ele alınıp tasnif edilmiş; ikinci ana başlık altında tezimizde kullanılan bütün metinler sıralanmıştır. Sonuç bölümünde ise, çalışmamızla ilgili derli toplu bilgiler verildikten sonra elde edilen sonuçlar maddeler halinde gösterilmiştir.
Türk halk inanış ve uygulamalarında el sembolü
İnsanoğlunun yaşamsal faaliyetlerini sürdürürken kullandığı en işlevsel uzuvlarından biri olan el; yapma, çekme, tutma, kavrama gibi hareketlerde rol oynamakla birlikte tarih öncesi çağlardan itibaren farklı toplumlara ait dinlik- büyülük inanış ve uygulamalarda sembolik anlam ve işlevleriyle yer almıştır. Gerek Türk- İslâm kültüründe gerek diğer dünya din ve kültürlerinde elin sembolik anlam ve işlevlerinin tespit edilmesinin amaçlandığı tez çalışmasında öncelikle sembolün tanımı yapılarak sembolün çok anlamlılığı, evrenselliği, tarihselliği, işlevselliği gibi konularda açıklamalarda bulunulmuş elin anatomik yapısı, biyolojik, iletişimsel ve sosyolojik işlevleri ortaya konulmuştur. Tarih öncesi çağlarda mağara duvarlarında ve kaya üzerlerinde görülen el izlerinden başlayarak tek tanrılı dinlerde, tasavvuf geleneğinde ve dinsel-büyüsel inanış ve uygulamalarda elin sembolik anlam ve işlevlerinin görsel ve sözel veriler aracılığıyla ortaya konulması amaçlanmıştır. Kutsal kitaplarda tanrının yaratma, bahşetme, koruma işlevleriyle yer alan el, Türk- İslâm kültüründe Hz. Fatma, Hızır, veli, derviş, evliya gibi kutsal şahsiyetlerin elleri şeklinde inanış ve uygulamalarda yer almaktadır. Sembolik bir anlama sahip olan el, aynı zamanda belirli inanış ve uygulamaların mekânı olarak da kullanılmaktadır. Kına ve dövme geleneği, geleceğe yönelik tahminler ve karakter analizi amacıyla gerçekleştirilen el falı bu amaçla ele alınan başlıca konular olmuştur. Hazırlanan tez, kaynak taramasına ve kaynaklara dayalı verilerin analiz edilmesine yönelik betimleyici bir çalışma olup tezin odağında yer alan el sembolünün üzerinde taşıdığı anlamlar ve sahip olduğu işlevler; toplumun değerleri, sosyal yapısı, dinsel yaşantısının analiz edilmesi adına önemli bir bilgi birikimi sağlamaktadır.
Kırgız destanlarının halk hukuku açısından değerlendirilmesi
İnsanlar, bir arada yaşamalarını birtakım kurallar ile düzenlemişler ve bu kurallara uyum sağlamışlardır. Kurallara uyulmadığı durumlarda ise cezai yaptırımlar ile karşılaşmışlardır. Bu kurallara temelde hukuk adı verilmektedir. Hukuk; birey-birey, birey-devlet, devlet-birey ve devlet-devlet ilişkilerini düzenler ve denetler. Her toplumun kendi kültürel yapılarına özgü kuralları vardır. Sosyal, kültürel, coğrafi, ekonomik, psikolojik etkenler bu kuralların çeşitlenmesindeki başat unsurlardır. Pozitif hukuk sistemlerinin yanında, bu etkenler ile çeşitlenen halk hukuku yapıları da vardır ve bu yapılar toplumlara göre değişkenlik gösterebilir. Türk kültür yapısında göçer hayat tarzına sahip boylarda halk hukukuna dair pek çok veri mevcuttur. Halk edebiyatının yaratmaları incelendiğinde halk hukukuna dair verileri tespit etmek mümkündür. Destanlar, milletlerin kültürel kütüphanesi özelliğindeki metinlerdir. Çalışmada destan metinleri incelenerek halk hukukuna dair veriler değerlendirilmiştir. Çalışmanın araştırma alanı olarak ise destancılık geleneği en yüksek Türk boylarından olan Kırgız Türkleri seçilmiştir. Kırgız Türkleri, Orta Asya'nın en eski Türk boylarından birisidir. Bu sebeple Kırgız Türklerinin güçlü ve zengin bir destan külliyatı vardır. Çalışmada Kırgız sahası destanları yapısal işlevsel yöntem ile incelenerek halk hukukunun ve halk hukuku işleyiş mekanizmasının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Halk hukuku kavramı, sosyal normlar ile şekillenmiştir ve incelenen destanlarda uygulamada farklılıklar göstermektedir. Bu sebeple çalışmanın temeline halk hukuku kavramını şekillendiren sosyal normlar ve destan metinlerindeki uygulamalar alınmıştır. Çalışmada halk hukukunun toplumsal yapıyı denetleme ve destekleme işlevine sahip olduğu ve yapının korunması amacına hizmet ettiği görülmüştür.