Theses supervised by Prof. Dr. Abdurrahman Kasapoğlu

16 theses · İnönü University

Master'sOpen AccessTR

Kur'an'da kadınla ilgili kelimelerin semantik tahlili

Herhangi bir metnin anlaşılması ve açıklanması için o metinde yer alan kelime ve ifadelerin manasının doğru tespit edilmesi gerekir. Kur'ân-ı Kerîm de anlaşılmak için Yüce Allah tarafından insanlığa gönderilmiş bir hidayet rehberidir. Bu sebeple Kur'an'ın dünya görüşünü ve ilâhi murâdı anlamak, Kur'an kavramlarının delalet ettiği manaları ortaya çıkarmaya bağlıdır. Kur'an'ın anlaşılmasına yönelik son dönemlerde başvurulan yöntemlerden birisi semantik yöntemdir. Semantik, "bir dilin anahtar kelimeleri üzerindeki tahlili çalışma" şeklinde tanımlanmıştır. Bu yöntem sağlam kriterlere dayandığı için Kur'an lafızlarının işaret ettikleri manaların tespitinde sıklıkla kullanılan bir metottur. Kur'an'da kadını ifade etmek için birçok kavram kullanılmıştır. İmrae, ünsâ, nisâ, zevc vs. bu kavramlardan birkaçıdır. Bu çalışma Kur'an'da kadının kavramsal ifade ediliş şeklini irdeleyerek İslam'ın kadın tasavvurunu ve ona yüklenen toplumsal rolleriyle ilgili olarak ortaya koyduğu esasları Kur'an'dan hareketle doğru anlamayı hedeflemektedir. Anahtar Kelimeler: Kur'ân, kadın, semantik, kelime

Anlam bilimKadınlarKelimeler+3
Esma Güneş
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
11
DoctorateOpen AccessTR

İnsanın sorumlulukları açısından Kur'an'da zorluk ve kolaylık

İnsan, kendine has bazı özellik ve donanımlarıyla diğer varlıklardan ayrılır. İnsanın bu marifetleri, onun dünyaya başıboş ve hedefsiz gönderilmediğini gösterir. Bunun için insanın donanımlarıyla elçilere uyup bu doğrultuda hareket etmesi onun sorumluluğundadır. Sorumluluk, Allah tarafından insana verilen bir değerdir. Mesuliyetlerini yerine getiren insanın dünya ve âhiret hayatı sükûnet, huzur ve barış içinde olabilirken aksi durumda zulüm, haksızlık, terör ve nefsin ihtiraslarına esir düşmüş, âhireti de ziyan olur. Tevhid inancından uzaklaşmış insanın olumsuzluklar içinde sorumluluğunu farketmesi zorlaşabilmektedir. Bu zorluklar zayıf yaratılış, nefis, cehalet, gurur, nankörlük vb. gibi dâhili; aile, çevre, makam, mevki ve tebliğin ulaşamaması gibi de harici olmak üzere iki kısma ayrılabilir. Buna karşılık fıtrî yapı, duyular, akıl, kalp, irade, tecrübe ve kevnî ayetler, insanın iman etmesini kolaylaştıran unsurlar olarak zikredilebilir. Zorluklarla karşılaşan Müslümanın ibadet ve uygulamalarında Kur'an, hâdis ve bu iki nassdan hüküm çıkaran âlimlerin içtihatlarında dinin yaşanabilirlik kolaylıklığı görülebilir. Bu çalışma, sorumluluk sahibi insanın karşılaşabileceği zorluklar ve kendisine lütuf olarak verilmiş olan kolaylıkları araştırmaya dayanmaktadır. Kolaylıklar, zorluktan sonra gelebileceği gibi zorlukla beraber de gelebilir. Bu kolaylıklar, dinin tavizi, tahrif edilmesi veya hedefinden saptırılması değildir. İnsan hayatının idamesi ve tevhid dairesinde kalması için Allah tarafından kendisine verilen imkân, lütuf ve ikramlardır. Bunun için, 'usr ve yüsr kavramlarının gerek kök anlam gerekse Kur'an çerçevesinde iyi tahlil edilmesi gerekir. Bu bağlamda insanın karşılaşacağı zorluklar ve kolaylıkların mâhiyeti, imkânı, durumu ve değeri iyi anlaşılmış olur. Çünkü zorluk ve kolaylık, gece-gündüz ve siyah-beyaz misali birbirini tamamlayan iki öğe ve bir bütünün iki unsuru hükmündedir. Kolaylık nasıl Allah'ın bir lütfu ise bunun kıymetinin bilinmesi ve imtihanın anlam kazanması için zorluk da bir lütuf ve ikram olarak görülebilir. Anahtar Kelimeler: Kur'an, Tefsir, İnsan, Sorumluluk, Zorluk, Kolaylık

KolaylıkKur'an-ı KerimSorumluluk+4
Mehmet Faik Kırtay
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Ahkâm tefsirlerinde kırâat farklılıkları el-Cessâs'ın Ahkâmu'l-Kur'ân ve el-Kurtubî'nin el-Câmi'li Ahkâmi'l-Kur'ân örnekleri

Ahkâm tefsirleri, Kur'ân'ın hüküm ifade eden âyetlerini konu edinmektedir. Hz. Peygamber döneminde âyetin ne mânaya geldiği, hüküm ifade edip etmediği, bizzat Hz. Peygamber'den öğrenilip anlaşılabiliyordu. Bu anlama faaliyeti Hz. Peygamber'den sonra yedi harf ruhsatının da etkisiyle kırâat farklılıklarının ortaya çıkmasına ve devamında değişik mânalara gelmesine dolayısıyla da farklı hükümlere varılmasına sebep olmuştur. Bir giriş, üç bölüm ve bir sonuçtan oluşan bu çalışmada kırâat farklılıklarını esas alarak, el-Cessâs ve el-Kurtubî tefsirleri mukârene edilerek incelenmiştir. Giriş bölümünde çalışmanın konusu, amaç, yöntem ve kapsamıyla ilgili bilgiler verilirken istifade edilen belli başlı kaynaklar açıklanmıştır. Birinci bölümde kırâat ilmi ile ilgili temel bilgiler verildikten sonra kırâat ilminin tefsir ve fıkıh alanında yorum farklılıklarına etkisi ve her iki tefsirin müellifi hakkında özet bilgi de birinci bölümde yer almaktadır. İkinci bölümde el-Cessâs ve el-Kurtubî'nin eserlerinde tefsir, hadis, fıkıh, kelâm, dil ve tarih gibi faydalandıkları kaynakları ve müfessirlerin tefsir usûlü ve fıkıh usûlü ile ilgili kullandıkları metotları ve yaklaşımlarını ele aldık. Üçüncü bölümde ise müfessirlerin kırâatlere yaklaşımı ve buradan hareketle hüküm çıkarma tercihleri işlenmiştir. Sonuç bölümünde ise ulaşılan hedef, görülen eksiklikler ve araştırmacılara yapılan tavsiyeler yer almıştır. Anahtar Kelimeler: Kırâat, Tefsir, Ahkâm, el-Cessâs, el-Kurtubî

Ahkamu`l-Kur`anCessasKur'an-ı Kerim+4
Yusuf Ziya Kurtuluş
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

El-Beyzâvî tefsirinde kıraatlerin tefsire etkisi: Bakara ve En'âm Sûreleri örneği

Yüce Rabbimiz, insanlara cenneti kazandıracak rehber kitap olarak Kur'ân-ı Kerim'i göndermiştir. Kur'ân-ı Kerim'i insanlara zorluk olarak göndermediğini, aksine sakınanlar için bir öğüt olarak indirdiğini ilahi kelamında bizlere açıklamıştır. Kullar da bu ilahi kelamı anlamak, daha iyi kavramak ve insanlara daha iyi anlatıp hidayeti daha kolay bulmalarını sağlamak amacıyla birçok eserler kaleme almışlardır. Bu eserlerin bazıları Kur'ân-ı Kerim'i daha iyi anlamaya yönelik olan Tefsir eserleri, bazıları Kur'ân-ı Kerim'i daha iyi okuyabilmek için kıraat ve tecvit eserleri gibi Kur'ân-ı Kerim'in ışığında birçok ilim dalı ortaya çıkmıştır. Bu ilim dallarının birbirine etkileri oldukça fazladır. Birbirini tamamlayan ilimlerdir. İlk dönemlerden itibaren ayrı ilim dalları olarak değerlendirilen tefsir ve kıraat ilimleri aslında birbirleriyle iç içedirler. İlk dönem tefsir eserlerine bakıldığında bu açıkça görülebilmektedir. Birbiriyle bu kadar bağlantılı olan bu iki ilim birbirine anlam bakımından yardımcı konumundadır. Kur'ân'ın, çağlar ötesi mesajlarının kullara doğru bir şekilde ulaşması, onun doğru okunması ve anlamının doğru açıklanması yani tefsir edilmesi ile mümkün olmaktadır. Bu mesajların anlaşılıp, açıklanması konusunda kıraat ilminin payı da pek büyüktür. Geçmişten beri insanlar Kur'ân-ı Kerim'i anlamanın yanında onun okunuş ve mûsikî alanına ilgi göstermişlerdir. Bu alan da genel çerçeve de kıraat ilmiyle alakalı olmaktadır. Bu araştırmada Hicrî 7.asrın büyük âlimlerinden olan büyük müfessir Beyzâvî (ö. 685/1286)'nin tefsiri olan Envârü't-Tenzîl ve Esrârü't-Te'vîl'de Bakara ve En'âm Sûreleri özelinde kıraatlerin tefsire etkisi incelenmiştir.

Bakara suresiBeyzaviEn`am suresi+4
Furkan Yağcıoğlu
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'ân'da insanların ilâh olarak edindikleri objeler

Cenâb-ı Allâh, ilk insan Hz. Âdem'i yeryüzüne indirdiğinde, kendi emir ve yasaklarını ilk peygamber olarak yine Hz. Âdem'e iletmiştir. Dolayısıyla Allâh-u Teâlâ, akıl ve irade ile donatarak yarattığı insanı başlangıçtan beri başıboş bırakmamıştır. Yaratılışının gayesini bilsin diye insanlara elçiler göndermiştir. İçinde yaşadığı evrenin bir yaratıcısı olduğuna ve dünya hayatından sonra bir hayat olduğuna inanan her bireyin en önemli hedefi, bu yaratılışın gayesini bilmek ve sonraki hayatta daha iyi bir yaşama sahip olmak olması kaçınılmazdır. Bu hedefi gerçekleştirmenin başlangıcı ve anahtarı Yüce Yaratıcıyı doğru şekilde tanımaktır ki buna "Tevhîd" inancı denilmektedir. Kur'ân-ı Kerîm'in bütünlüğü içerisinde incelendiğinde görülecektir ki ilâhî kurallar bütünüyle gerçekleştirilmek istenen nihâ-i hedef, "tevhîd" inancını kökleştirmek ve bu inanca göre insan hayatını şekillendirmenin ifadesi olan kemâl derecesine (insân-ı kâmil'e) insanı ulaştırmaktır. Allâh'ın kendisini tanıttığı şeklin dışındaki bir ilâh inancıyla bu hedefin gerçekleşmesi mümkün değildir. Bu nedenle Allâh, insanlık tarihi boyunca insanların tevhîd inancından sapması sonucu ilâh olarak edindikleri objeleri ve insanlık tarihi boyunca insan topluluklarının bâtıl tanrı anlayışlarını ilâhî mesajına almıştır ki, bundan sonra insanlar aynı hatalara düşmesinler. Bu araştırmada, ilk topluluklardan İslâm'ın gönderildiği dönemdeki müşrik Arap topluluklarına kadar, Kur'ân'da adı geçen "insanların ilâh olarak edindikleri objeler" İslâm'ın Tevhîd inancına göre değerlendirilerek bir arada incelenmiştir. Toplumların Allâh inancından sapma şekilleri sebepleriyle araştırmaya konu edilmiştir. Günümüz modern toplumunda şekil değiştirerek bu tür inançların yeniden neşv-ü nema bulmaması için, geçmiş topluluklarda çoğu zaman tevhîd inancından evrilerek oluşan bâtıl tanrı anlayışlarının bilinmesi lüzumu açıktır. Bu sebeple Kur'ân-ı Kerîm'de yer alan bu hususların bir çalışma ile bir arada verilmesi faydalı olacaktır. Bu araştırma bunu gerçekleştirme amacını taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Kur'ân, Tevhîd, Müşrik, Put

Kur'an-ı KerimMüşriklikObje+5
Mehmet Demir
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Abdullah İbn Abbâs'ın Kur'an'ı tefsiri ve tefsirde dilbilimsel tercihleri

Rivayet veya me'sûr tefsir denildiğinde ilk olarak akla gelen sahabîlerden birisi Abdullah İbn Abbâs'tır. İbn Abbâs tefsir ilminde otorite kabul edilmektedir. Sahâbe arasında Kur'an'ın tefsiri hakkında en fazla rivayet İbn Abbâs'tan gelmiştir. Me'sur tefsirde olduğu kadar, Dilbilimsel tefsir alanında da İbn Abbâs'tan menkul oldukça fazla malumat vardır. İbn Abbâs'ın Kur'an-ı Kerîmi tefsir ederken kullandığı iki mühim metod ile öne çıkmaktadır: Bunların ilki; Resulullah'tan (s.a.v) gelen bilgiye ek olarak aklını kullanması yani dirâyet tefsiri yapmasıdır. İkincisi de Kur'an'da mevcut garîp lafızların açıklanmasında Arap şiirini şahit olarak getirmesidir. Kur'an'daki anlamı muğlak sözcükleri beyan etme Kur'an'ı anlama bakımından önem arz etmektedir. İbn Abbâs'ın, asrının tarihine ve Ehli Kitâba ait haberlere dair bilgisi son derece geniştir. O dönemlerde yaratılışın başlangıcı, evrenin oluşumu ve geçmiş milletlere dair bilgiler ekseriyetle Ehl-i Kitabın kitaplarında bulunanlar ile sınırlıydı. Kur'an'ı Kerim'de bulunan âyetler bu kaynaklarda geçen haberlerin tahrife, gizlemeye ve hak ile batılın birbirine karıştırılmaya maruz kaldığını bizlere göstermektedir. Tefsire giren ve içinde bâtıl ve yalanlar olan İsrâiliyyâtı Abdullah İbn Abbâs ve diğer sahabelerin rivayet ettiklerini söylemek mümkün değildir. Bilhassa dine ve akla uyanları kabul, diğerlerini ise reddediyodardı. Kur'an'ın sustuğu, Hz. Peygamberin de bir şey söylemediği hususlarda onlar da susuyorlardı. İbn Abbâs, Abdullah b. Selâm ve Ka'bu'l-Ahbâr gibi Ehl-i Kitap'tan olup Müslümanlığı kabul eden kişilerden oldukça fazla haber almıştır. Ancak bu rivayetlerde de oldukça seçici davranmıştır. Anahtar Kelimeler: Kur'an, İbn Abbâs, Tefsir, Dilbilim, Arapça, Ehli Kitap, Rivayet.

Kur'an-ı KerimRivayetlerTefsir+2
Mehmet Ali Durur
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Dilbilimsel tefsirde farklılaşma süreci (Cârullah ez-Zemahşerî'nin el-Keşşâf isimli tefsiri örneği)

Dilbilimsel tefsir Kur'an'ın doğru anlaşılmasında önemli bir etkiye sahiptir. Bu nedenle bu tefsir faaliyeti çok erken bir dönemde ortaya çıkmış ve modern dönemde de etkinliğini sürdürmüştür. Uzun bir zaman dilimini kapsayan bu süreçte dilbilimsel tefsir faaliyetleri farklı değişim ve dönüşümlere sahne olmuş ve bunun neticesinde çok kıymetli eserler kaleme alınmıştır. Bu anlamda dilbilimsel tefsir faaliyetlerindeki değişim ve dönüşümlerin belirlenerek bir dönemlendirme modelinin sunulması, hem bu alanda telif edilmiş eserlerin genel yöntem ve içeriğinin belirlenmesinde hem de dilbilimsel tefsir faaliyetlerindeki bilimsel ilerlemenin tespit edilmesinde önem arz etmektedir. Dilbilimsel tefsir alanında birçok eser kaleme alınmış ve tarihi seyir içerisinde bu alanda kaleme alınan eserlerden birçoğu incelenmiş olmasına rağmen bu uzun zaman dilimini kapsayan bir dönemlendirme modeli sunulmamıştır. Bu araştırma, mevzubahis eksikliği ortadan kaldırmak amacıyla bir dönemlendirme modeli sunmaktadır. Bu amaç doğrultusunda ilk dönem dilbilimsel tefsir faaliyetlerinde öne çıkan birçok eser incelenerek muhteva ve yöntem bakımından benzerlikleri ve farklılıkları tespit edilmeye çalışılmıştır. İlk dönem dilbilimsel tefsir faaliyetlerinden, sonraki dönem dilbilimsel tefsir faaliyetlerine geçişte Zemahşerî'nin Keşşâf tefsiri üzerinde durulmuş ve mevcut farklılaşma izleri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. İlgili eserin tercih edilmesinde ise özellikle bu eserin tefsir tarihinde önemli bir konumunun bulunması ve tefsir literatüründeki birçok eser üzerindeki görülebilir etkisinin olması rol oynamıştır. Ayrıca bu farklılaşmaya neden olan faktörler de tek tek sıralanmıştır. Zemahşerî ve sonrası dönemde öne çıkan eserler hakkında da genel bilgiler verildikten sonra dilbilimsel tefsir tarihi genel olarak üç ana döneme ayrılmıştır: Zemahşerî öncesi dönem, klasik dönem; Zemahşerî dönemi, farklılaşma dönemi; Zemahşerî sonrası dönem de modern dönem olarak isimlendirilmiştir.

ArapçaDil bilimEl-Keşşaf+4
Havva Özata
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
20
Master'sOpen AccessTR

Kur'ân'ın câhiliye devrindeki kız çocuk algısını ıslahı

İslâm öncesi Arap yarımadasında kadınlar, kız çocukları, köleler ve maddi olarak zayıf olanlar ikinci sınıf insan durumundaydılar. Câhiliye döneminde erkek sayısının fazlalığı gücü temsil etmekteydi. Savaş ve baskında erkeğe olan ihtiyaç çok fazla idi. Kabileler arası baskın ve savaşlarda kadınlar savaşabilecek durumda değillerdi. Üstelik kabilenin yenilmesi ile kadınlara köle olarak el konulması kadının kabilesi için utanç verici bir durumdu. Kız çocuklarının ve kadınların herhangi bir baskında karşı tarafın eline geçmesi namus meselesi haline gelir ve kaybeden kabile için büyük utanç meselesi olurdu. Bu yüzden doğan her bir kız çocuğu potansiyel utanç meselesi demekti. İslâm'ın gelişiyle beraber kadın insan olması hasebiyle erkek ile aynı yere konumlandırılmıştır. İslam'dan önce mal gibi mirasa konu olan kadın artık mirasta pay sahibi olmuştur. Sosyal hayattan izole edilen kadın Peygamber (s.a) döneminde oldukça aktif olmuştur. Çocuk öldürmek her kabilenin her üyesinin uyguladığı bir durum olmasa da, Kur'ân'ın bu duruma karşı çıkışı bize bu sayının göz ardı edilemeyecek kadar fazla olduğunu göstermektedir. Kur'ân, kız çocuğu sahibi olan babanın yüzünün aldığı hali tasvir ederken yaptıklarının yanlış olduğunu ve çocuklarını öldürenlerin ciddi bir ceza ile cezalandırılacaklarını belirtmektedir. Allah, hem çocukların hem de çocuklarını öldüren ebeveynlerin rızıklarını kendisinin verdiğini hatırlatmaktadır. Çocuk öldürme olgusu genel anlamda yoksulluk ve namus endişesi yüzündendi. Bundan başka dinî gerekçeler, sosyal hayattaki baskı ve doğan çocuğun kusurlu doğması da çocukların öldürülmeleri için yeterli sebep olabilmekteydi. Allah, Kur' ân'da kız çocuğunun öldürülmesini sert bir dille eleştirmekte, bunu yapanların kesinlikle cezalandırılacaklarını bildirmektedir.

Cahiliye DönemiKur'an-ı KerimKız çocukları+4
Gülsüm Kantaş
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'ân-ı Kerîm'de hak-bâtıl ve yöneticilere yönelik kavramların değerlendirilmesi

Bu çalışmada hak ve bâtıl kavramları bağlamında yöneticilik müessesi ele alınmıştır. Bu araştırma; bir giriş, iki ana bölüm ve bir sonuçtan oluşmaktadır. Hak ve bâtıl kavramları, Kur'ân-ı Kerîm'in pek çok âyette ele aldığı ve doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, adalet ile zulmü vb. zıtlıkları birbirinden ayırt ettiği olgulardır. Bu çalışmada hak, bâtıl, yöneticilik, yöneticiliği ifade eden kavramlar, hak-bâtıl ilişkisi, hakka nispet edilen ve bâtıla nispet edilen yöneticilerin özellikleri ele alınmıştır. "Kur'ân-ı Kerîm'de Hak ve Bâtıl Kavramları" diye isimlendirdiğimiz birinci bölümde, hak ve bâtıl kavramlarının sözlük, terim ve yakın anlamları incelenmiştir. Ayrıca Kur'ân'da hak ile bâtıl kavramlarının tanımlanması ve bu iki kavram arasındaki ilişki analiz edilmiştir. İkinci bölüm ise "Hak ve Bâtıl Bağlamında Yöneticiler" olarak isimlendirilmiş, hakka nispet edilen yöneticilerin özellikleri ile bâtıla nispet edilen yöneticilerin özellikleri açıklanmıştır. Sonuç bölümünde hak ve bâtıl kavramları üzerinde yapılan kavramsal araştırmalar ve bu kavramlar ile yöneticilerin özellikleri arasındaki ilişki değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hak, Batıl, Kur'an, Yöneticiler, Karşılaştırma.

Batıl inançlarHakKur'an-ı Kerim+2
Muhammed Fadlullah Barlak
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'ân kıssasları bağlamında hicret

Hicret, Kur'ân'da müminlerin inançlarından dolayı baskı ve zulüm gördükleri yerlerden, dinlerini daha rahat yaşayabilecekleri beldelere gidip orada yeni bir hayat kurması şeklinde anlatılır. Bununla birlikte birçok kıssada kelime olarak geçmese de sebepleri ve sonuçları açısından bakıldığında yaşanan tecrübenin "hicret" olduğu anlaşılmaktadır. Bu çalışmada Kur'ân kıssaları bağlamında müminin îmânını sağlamlaştıran, hayatına bereket katan hicret olgusu hem maddî (göç) hem de düşünce ve dünya görüşü açısından her türlü kötülükten uzak olmak anlamıyla ele alındı. Hz. Muhammed, Hz. Musa, Hz. İbrahim'in eşi ve oğlu Hz. İsmail, Hz. Meryem, Hz. Yûsuf, Hz. Yakûb ve oğullarının, Hz. Lût, Ashâb-ı Kehf ve İsrailoğullarının hicreti mekân değişikliği açısından uzaklaşma; Hz. Nûh, Hz. Hûd, Hz. Sâlih, Hz. Şuayb ve Hz. İbrahim'in hicretleri ise düşünce, inanç ve hayat tarzı yönünden hicret olarak değerlendirildi. Anahtar Kelimeler: Kıssa, Peygamber, Hicret, Davet, Baskı

HicretKur'an-ı KerimKıssalar+2
Gülsüm Görgeç
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'ân'da mü'minlerin dinî tecrübeleri

Duygu, bireyin çevresiyle kurduğu etkileşim sonucunda karakteristik özelliklerini oluşturan izlenimlerdir. Kişinin dinî tecrübeleri ve duygusal süreçleri dinî duygularını oluşturur. Yaratıcıyla kurulan ilişki dinî duygular çerçevesinde gelişir ve anlam kazanır. İslâm dini, sosyal bir varlık olan insanın hayatını sistemleştirir. Bireyin duygularının canlı fakat ölçülü olmasını ister. Kur'ân'da geçen şükür, korku, ümit gibi duyguların niteliğinin iyi anlaşılması kul-Rab arasındaki yakınlığın oluşmasına yardımcı olur. Duyguların yaşama dengeli aktarımı ise bu ilişkinin önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. Kur'ân'da geçen duyguların anlam kazanması, Kur'ân'ı anlaşılmasına büyük ölçüde katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimler: Kur'ân, Allah, Dinî Tecrübe, Duygu

Din psikolojisiDini duygularDini tecrübe+4
Ayşe Nur Bıçak
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Molla Sadrâ'nın Kur'ân yorumu ve usûl-i selâse anlayışı

Molla Sadrâ'nın "Molla Sadrâ'nın Kur'ân Yorumu ve Usûl-i Selâse Anlayışı" hakkında yapmtığımız çalışma giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın konusu, önemi, yöntemi, sınırlılıkları ve konu ile Türkiye'de ve dünyada yapılan çalışmalar ele alınmıştır. Birinci bölümde, çalışmada Kur'ân'ı anlama yöntemi ve usûl-i selâse konusundaki görüşleri incelenen Molla Sadrâ'nın hayatı ve eserleri tanıtılmıştır. Bu bağlamda tezin temel kaynağı olan "Tefsîru'l-Kur'âni'l-Kerîm" eseri ve eserinin kaynakları da değerlendirilmiştir. İkinci bölümde Molla Sadrâ'nın Kur'ân tasavvuru başlığı kapsamında müfessirin Kur'ân'ı tanımlaması ve Kur'ân'ın içeriğini sınıflandırması incelenmiştir. Bu bölümde ayrıca tefsir eserinde ayetleri, ulûmü'l-Kur'ân ilimleri bağlamında yorumlaması ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise müellifin "Usûl-i Selâse Anlayışı" özellikle tefsir eseri çerçevesinde olmak üzere diğer eserlerinden de faydalanılarak incelenmiştir. Bu bağlamda Sadrâ'nın Allah'ın varlığı, isimleri, sıfatları ve fiileri konusundaki görüşleri uluhiyet, peygamber, peygamberin özellikleri, vahiy, imamet konuları nübüvvet, ölüm, kabir hayatı, dirilme, amel defterleri, cennet- cehennem konusundaki görüşleri mead başlığında ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Molla Sadrâ, Tefsir, uluhiyet, nübüvvet, mead

Kur'an-ı KerimMolla SadraPeygamberlik+4
Mehmet Emin Şahin
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Kur'ân'ın Kur'ân'la tefsiri ve çağdaş temsilcileri

Genellikle ilimlerin önemi, o ilimlerin ilgi alanı ile ölçülmektedir. O bakımdan İslâm'ın ana kaynağı ve Allah'ın kelâmı Kur'ân-ı Kerîm'i konu aldığı için tefsir ilminin, bilimler içinde âlî bir mertebeye sahip olduğunu söylemek mümkündür. Yine tefsir ilmi içinde, tefsir yöntemleri de bir hiyerarşiye tabi tutulacak olsa, bunlar arasında en önemlisinin, "Kur'ân'ın Kur'ân'la Tefsiri" olduğu görülür. Kur'ân'ın Kur'ân'la tefsiri, kısaca vahiy metninin yine vahiy metni yoluyla anlaşılması olarak tarif edilebilir. Bu yöntem İslâm'ın ilk yüzyılında Sahâbe ve Tâbiîn arasında en çok başvurulan bir yöntem idi. Zira Kur'ân metni yanında Hz. Peygamberden başka herhangi bir kitap, yorum, bir ek metin mevcut değildi. Sahâbe (r) Kur'ân'ın metnini peyderpey ezberleyerek metni kendi içinde anlamaya çalışır, anlayamadığı yerleri Hz. Peygamber'e sorardı. Soramadığı durumlarda ise Kur'ân'ın bazı âyetleri ile diğer bazı âyetleri arasındaki açıklayıcı ilintiyi keşfe gayret ederdi. Günümüzde bu metodun yeniden gündemleşmesinin sebebi, Müslümanların çeşitli yerel kültür unsurlarının katıştığı 14 asırlık geniş bir veri yığınının etkisiyle Kur'ân'dan uzak kalma endişeleri olabilir. İslâm dünyasının, kalkınmasına engel olan kanaatlerden sıyrılması, Müslümanların ancak Kur'ân'la başbaşa kalmalarına bağlı olsa gerektir. Bu doğrultuda 20. yy. müellifleri, Kur'ân'ı Kur'ân ile tefsir yöntemini benimseyerek önemli eserler vücuda getirdiler. Bu müfessirlerden en önemlileri eş-Şankîtî (ö. 1974)'nin 10 ciltten oluşan Advâu'l-Beyân fî İdâhi'l-Kur'âni bi'l-Kur'ân'ı, Abdülkerîm el-Hatîb (ö. 1985)'in, 16 ciltten oluşan Tefsiru'l-Kur'ânî li'l-Kur'ân adlı eseri, Sadıkî Tahrânî (ö. 2011)'nin 30 cillten oluşan el-Furkân fi Tefsîri'l-Kur'âni bi'l-Kur'âni ve's-Sünne'si, Emîr es-San'ânî (ö. 1768)'nin Mefâtihu'r-Rıdvân'ı, Senâullah Pânipetî el-Hindî (ö. 1810)'un et-Tefsiru'l-Mazharî'si ve Senâullah Amritsârî (ö. 1948)'nin Tefsîru'l-Kur'ân bi Kelâmi'r-Rahmân adlı tefsiridir. Giriş, üç bölüm ve sonuçtan oluşan araştırmamızda bir tefsîr yöntemi olarak Kur'ân'ın Kur'ân'la tefsirini ele aldık. Bu yöntemin 20. Yüzyılda tekrar revaç bulmasından hareketle çağdaş müfessirler; başta eş-Şankîtî olmak üzere, el-Hatîb ve Tahrânî'nin mezkûr yöntemle telif ettikleri eserleri inceledik. Aynı zamanda müelliflerin hayatı, başkaca eserleri, tesirleri ve haklarındaki tenkitlere yer vermeye çalıştık. Sözkonusu tefsirlerin dirâyet ve rivâyet özelliklerini, her yedi müellifin Kur'ân ilimlerine ilişkin düşüncelerini ortaya koymaya çalıştık. Anahtar Sözcükler: Tefsir, Te'vil, Kur'ân'ın Kur'ân'la Tefsir Yöntemi, eş-Şankîtî, el-Hatîb, Sadıkî Tahrânî

Kur'an-ı KerimTefsirİslamiyet
Şemsettin Karcı
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Musaddik kelimesi bağlamında Kur'ân'ın önceki kitaplarla ilişkisi

Tez, giriş, üç bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmada ele alınan konunun önemi, araştırmanın amacı, yöntemi ile kapsam ve sınırlılıkları belirlenmiştir. Tez çalışması bir tefsir çalışması olduğundan temel referans kaynağı olarak Kur'ân'ı Kerim, tefsir kitapları ve konu ile ilgili çalışmalara başvurulmuştur. Birinci bölümde sıdk ve yakın anlam ilişkisi olan müheymin kelimelerinin sözlük ve Kur'ân'daki kullanımından oluşan manaları tespit edilmiştir. İkinci bölümde musaddik kelimesiyle, tasdîk edilen önceki ilâhî kitaplarla ilgili vahiy ve vahyin Hz. Âdem'den Hz. Muhammed (a.s.)'a uzanan tarihi, vahyin tek kaynaktan olması, vahiy geleneği ile Kur'ân'da vahyedildiği haber verilen ilâhî kitaplar Tevrât, Zebûr, İncîl ve Kur'ân konuları işlenmiştir. Üçüncü bölümde Kur'ân vahyinin önceki vahiyleri kuşatması ve ilâhî kitapları tasdîk etmesi açıklanmıştır. Tüm peygamberlerin din olarak İslâm'a davet etmeleri, insanlık tarihi boyunca vahyin müntesiplerine müslüman isminin verilmesi, Kur'ân vahyinin tarihsel derinliği olarak kıssalar, din ve şeriat kavramları, ibadetlerin tarihi, Kur'ân'ın önceki ilâhî vahiy/kitapları tasdîk etmesi bağlamında ele alınmıştır. Sonuç kısmında ise araştırmada varılan sonuçlar belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Musaddik, Müheymin, Vahiy, Müslimûn, Tevrât, Zebûr, İncîl, Kur'ân

Kur'an-ı KerimKutsal kitaplarMusaddik+5
Ramazan Barman
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'ân'ın nüzûl sırasına göre tefsiri

Bu tez çalışmasında, Kur'ân'ın nüzûl sırasına göre tefsiri meselesi ele alınmıştır. Tezin ilk bölümünde, Kur'ân'ın nüzûl ve metinleşme süreci izah edilip Kur'ân tertibinde esas olanın Mushaf tertibi olduğuna dikkat çekilmiştir. İkinci bölümde, nüzûl tertibinin tespitinde yararlanılan klasik kaynaklar ve modern dönem çalışmaları, nüzûl sırası rivâyetleri ve nüzûl sırasına göre yapılan eserler incelenmiştir. Üçüncü bölümde, Kur'ân'ın nüzûl sırasına göre tefsir edilmesinin gerekçeleri ele alınıp tespit edilen avantaj ve dezavantajları sıralanmıştır. Sonuç bölümünde ise konuyla ilgili görüşler sunulmuştur. Bu sayede okuyucuların, Kur'ân'ın nüzûl sırasına göre tefsiri meselesinde bir fikir edinebilmeleri amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Mushaf Tertibi, Nüzûl Tertibi, Nüzûl Sırasına Göre Tefsir, Kronolojik Tefsir.

Kur'an-ı KerimNüzulTefsir+1
Muhammed Şerif Kahraman
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
10
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş şia müfessirlerinden Âyetullâhi'l-Uzmâ Nâsır Mekârim Şîrâzî'nin Tefsîr-i Nümûne adlı eserinde psikolojik tahliller (Yûsuf sûresi örneği)

Çalışma; giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmada ele alınan konunun önemi, araştırmanın amacı, yöntemi ve sınırlılıkları belirlenmiştir. Tez çalışmasının temel referans kaynağı Âyetullâhi'l-Uzmâ Nâsır Mekârim Şîrâzî'nin Tefsîr-i Nümûne adlı eseridir. Birinci bölümde Şia'nın tefsîr geleneği ile Nâsır Mekârim Şîrâzî'nin hayatı eserleri, tefsîrciliği konuları hakkında bilgi verilerek, Tefsîr-i Nümûne'nin Şia tefsîr geleneği içindeki yeri tespit edilemeye çalışılmıştır. İkinci bölümde Yûsuf sûresi ve sûrede geçen psikolojik ve pedagojik değeri olan hususların müfessir tarafından ne şekilde ele alındığı incelenmiştir. Bu bağlamda kıssada yer verilen insan karakterleri, olumlu ve olumsuz karakterler olarak tasnif edilmiştir. Sonuç kısmında ise araştırmada varılan sonuçlar belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Şia, Tefsîr-i Nümûne, Yûsuf Sûresi, psikolojik tahliller.

Ayetullahi'l-Uzma Nasır Mekarim ŞiraziKur'an-ı KerimPsikolojik faktörler+4
Mehmet Burak Çakın
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00

Other supervisors