Theses supervised by Prof. Dr. Adnan Baki
27 theses · Karadeniz Technical University
Ortaöğretim geometri dersi öğretim programının öngördüğü değişimin uygulamadaki yansımaları
Türkiye'de bir ihtiyaç olarak ortaya çıkan ortaöğretim geometri dersi öğretim programı (GDÖP) geliştirme çalışmaları 2009-2010 yılları arasında gerçekleştirilmiştir. 2010 yılında dokuzuncu sınıftan başlamak üzere kademeli olarak uygulanmaya başlanan bu program öğrenme çıktılarına bağlı olarak daha değerlendirilmeden öğrenci, öğretmen ve velilerden gelen yoğun eleştiri ve direnme nedeniyle kısa sürede yeniden ele alınarak revize edilmeye başlanmıştır. Bu araştırmada ise ileride yapılacak benzer öğretim programı geliştirme çalışmalarına ışık tutacağı için kısa ömürlü olan bu iddialı öğretim programını psikolojik, sosyolojik ve pedagojik boyutlardan derinlemesine incelemek amaçlanmaktadır. Bu araştırma 2011-2012 eğitim-öğretim yıllarında Trabzon ilinde yer alan 4 Anadolu Lisesi'nde görev yapan 7 matematik öğretmeni, 2009-2010 yılında kademeli olarak yürürlüğe koyulan GDÖP program geliştirme sürecinde yer alan 3 akademisyen ve GDÖP revizyon sürecinde yer alan 2 akademisyen ile yürütülmüştür. Araştırmada veriler yapılandırılmamış mülakatlar, ayaküstü mülakatlar, yapılandırılmamış gözlemler ve dokümanlar aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizi sonucunda elde edilen bulgular GDÖP' e Yansıtılan Değişim, Ders Kitaplarına Yansıtılan Değişim, GDÖP ile İlişkili Beklentiler /Felsefeler/ İnançlar, Değişim Hakkındaki Görüşler, Değişimi Kabullenme Durumları ve Değişim Uygulamaları olmak üzere dört kategori altında sunulmuştur. Araştırmanın sonucunda program yazarları ile öğretmenlerin sahip oldukları felsefe ve inançların genelde birbiriyle paralellik göstermediği, GDÖP' nin program geliştirenlerin ve öğretmenlerin GDÖP' ten beklentilerini genelde karşıladığı, program geliştirenlerin değişime direnme nedenleri ile öğretmenler ve yeni program geliştirenlerin değişime direnme nedenlerinin örtüşmediği fakat öğretmenler ile yeni program geliştirenlerin değişime direnme nedenlerinin örtüştüğü belirlenmiştir. Ayrıca öğretmenlerin sınıf içi uygulamalarında değişime karşı dirençli davrandıkları görülmüştür. Öğretim programları geliştirme sürecinde, yaşanması muhtemel değişimler konusunda öğretmenlerin görüşleri alınarak, onların görüşleri doğrultusunda içeriğe ve yöntemlere şekil verilmesi şeklinde önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Geometri Dersi Öğretim Programı, Değişim, Değişim Uygulamaları.
Farklı lisans programlarında okuyan öğrencilerin istatistik okuryazarlığının incelenmesi
İstatistik okuryazarlığı istatistiğe özgü terminoloji ve dilin bilinmesini, eleştirel yaklaşım sergilenmesini, istatistiksel sürecin deneyim kazanılmasını ve farklı bağlamlar üzerinden yorum yapılmasını gerektiren önemli bir yeterlilik olarak karşımıza çıkmaktadır. İlköğretimden lisans düzeyine kadar öğretimin her kademesinde istatistik okuryazarlığı bireylerde geliştirilmesi gereken bir yeterlilik olarak görülmektedir. Bu çalışma ile farklı lisans programlarında okuyan öğrencilerin istatistik okuryazarlığı düzeylerinin belirlenmesi, istatistik derslerini içerik, yöntem, yaklaşım ve uygulamalar bağlamında karşılaştırarak öğrencilerin istatistik okuryazarlığı düzeyleri ile ilgili genel bir resim sunulması amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi 7 farklı fakültenin 9 programında (Çalışma ekonomisi ve endüstriyel ilişkiler, jeoloji mühendisliği, İlköğretim matematik öğretmenliği, rehberlik ve psikolojik danışmanlık, ortaöğretim matematik öğretmenliği-fen edebiyat matematik, biyoloji, şehir bölge ve planlama, genel tıp, orman endüstri mühendisliği) istatistik derslerine giren öğretim elemanları ve öğrencileri oluşturmaktadır. Öğretim elemanlarının yaklaşım, yöntem ve uygulamalarının istatistik okuryazarlığına katkısını ortaya koymak için literatürden istatistik okuryazarlığı bileşenleri doğrultusunda (istatistiksel süreç, muhakeme, temel kavramların bilinmesi ve bağlam) istatistik okuryazarlığı göstergeleri belirlenerek istatistik okuryazarlığı uygulamalarına yönelik bir gözlem formu geliştirilmiştir. İstatistik dersleri gözlemlerine ilişkin veriler istatistik okuryazarlığı göstergeleri doğrultusunda kodlanmış, nitel ve nicel yaklaşımlar kullanılarak analiz edilmiştir. Öğrencilerin istatistik okuryazarlığını belirlemek için programlarda yürütülen ortak ders içerikleri ve literatür doğrultusunda istatistik okuryazarlığı testi geliştirilmiştir. İstatistik okuryazarlığı testinin geçerlik-güvenilirlik çalışmaları ve teste ilişkin verilerin analizi için Rasch modelinden yararlanılmıştır. Araştırmaya ait bulgular, istatistik derslerinde kullanılan yaklaşım, yöntem ve sınıf içi uygulamaların öğrencilerin istatistik okuryazarlığı üzerinde etkili olduğunu göstermiştir. Derslerde bu sonuç en çok muhakeme ve bağlam en az ise temel kavramların bilinmesi ve istatistiksel süreç bileşenlerine yönelik uygulamalarda ortaya çıkmıştır. Ayrıca bulgular öğrencilerin istatistik okuryazarlığında matematik alt yapısı, öğrencinin istatistik bilgisi, matematiksel düşünme düzeyleri ve becerileri, üniversiteye giriş puanları gibi faktörlerinin de etkili olduğunu ortaya koymuştur. İstatistik derslerinde istatistik okuryazarlığı göstergelerinin frekans ilişkin dağılımının programlarla ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte istatistik okuryazarlığı için anahtar rol üstlenen göstergeler tespit edilmiştir. Bazı göstergelerin istatistik okuryazarlığı için belirleyici olmadığı veya farklı göstergeler içerisinde yer alabileceği belirlenmiştir. İstatistik okuryazarlığı testinin öğrencilere zor geldiği ve istatistik okuryazarlığı davranışlarını beklenen yönde sergileyemedikleri görülmüştür. Ayrıca öğrencilerin istatistik okuryazarlığı düzeyleri açısından programlar arasında görülen farklılaşmaların istatistiksel olarak da anlamlı olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar ışığında, istatistik derslerinde ve istatistik ile ilgili uygulamalarda anahtar göstergelere odaklanılması ve bu sayede istatistik okuryazarı bireyler yetiştirilmesine katkıda bulunulması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: İstatistik Okuryazarlığı, İstatistik Okuryazarlığı Göstergeleri, Lisans Öğrencilerinin İstatistik Okuryazarlığı, Karşılaştırmalı Çalışma
Türkiye ve Almanya'daki okul öncesi öğretmeni yetiştirme programlarının matematik eğitimi bağlamında karşılaştırılması
Bu çalışmada, Türkiye ve Almanya'daki okul öncesi öğretmenliği yetiştirme programları karşılaştırmalı bir yaklaşımla giriş koşulları, öğretim programları, öğretim süreleri, görev alma koşulları ve matematik eğitimi bilgisi incelenmektedir. Karşılaştırmalı çalışmaların doğası gereği iki farklı kaynağın dokümanları üzerinden gidilerek veriler elde edilmiş ve betimsel analizler yapılmıştır. Verilerin toplanması aşamasında; Almanya ve Türkiye'deki mevcut öğretmen yetiştirme uygulamalarıyla ilgili tez, kitap, dergi, makale gibi basılı bilimsel kaynaklardan yararlanılmıştır. Elde edilen karşılaştırmalı bulgulara göre, okul öncesi öğretmeni yetiştiren kurumlara giriş koşulları bakımından Almanya'nın Türkiye'den daha titiz davrandığı ve gerek öğrenci profili bakımından gerek ise giriş için getirdiği koşullar bakımından daha seçici davrandığı sonucuna ulaşılmıştır. Programların süre, içerik ve mezuniyet koşulları bakımından her iki ülke programının da alan bilgisi ağırlıklı olduğu, sürelerinin hemen hemen benzerlik gösterdiği ancak mezuniyet koşulu bakımından Almanya'daki öğretmen adaylarının her üç yetiştirme programından da devlet tarafından tanınan okul öncesi öğretmeni olarak mezun edildiği ortaya çıkmıştır. Diğer taraftan her iki ülkedeki mesleğe başlama koşullarının birbirinden farklı olduğu, Türkiye'de mesleğe asil öğretmen olarak atanmak için aday öğretmenlerin birçok süreçten geçtiği, ancak Almanya'nın öğretmen adaylarına daha az fırsat sunduğu ve Türkiye kadar seçici davranmadığı görülmüştür. Programların sunduğu matematik eğitimi bağlamında Almanya'nın öğretmen adaylarına her üç yetiştirme programında da Türkiye'den daha fazla fırsat sunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Üstün yetenekli tanısı konulmuş ve konulmamış öğrencilerin matematikte yaratıcılıklarının incelenmesi: Bir özel durum çalışması
Gelişen ve değişen dünya ile birlikte gündeme gelen problem, beklenti ve ihtiyaçlara cevap verebilmeleri için bireylerin yaratıcı özelliklere sahip olmaları beklenmektedir. Bu bireylerin yetiştirilmesinde en büyük görev ise eğitim kurumlarına düşmektedir. Yaratıcılık, günlük yaşamla ilişkili olması, problemlere çözüm üretmede analitik ve eleştirel düşünme gibi beceriler gerektirmesi nedeniyle diğer alanlarda olduğu gibi matematikte de önemli bir yer teşkil etmektedir. Gerek bilim ve teknoloji alanındaki gelişmelere ayak uydurmada gerekse uluslararası alanda yaşadıkları ülkelerin daha ileri gitmelerini sağlamada özellikle üstün yetenekli öğrencilerin önemli rol oynaması beklenmektedir. Dolayısıyla yaratıcılığın, diğer öğrencilerde olduğu gibi özellikle üstün yetenekli öğrencilerde aranması gereken en önemli yeteneklerden biri olduğu anlaşılmaktadır. Öğrencilerin sahip olmaları gereken en önemli becerilerden biri olarak görülmesine rağmen öğrencilerde yaratıcılığın, özellikle de alana özgü yaratıcılığın varlığının araştırılması ihmal edilen bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Buradan hareketle bu araştırmada, üstün yetenekli tanısı konulmuş ve konulmamış öğrencilerin matematikte yaratıcılıklarının yaratıcılığın göstergeleri (akıcılık, esneklik, orijinallik) açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma deseninde yürütülen araştırmaya 6'sı farklı illerdeki (Trabzon, Ordu, Amasya) BİLSEM'e kayıtlı olmak üzere toplam 12 öğrenci katılmıştır. Araştırmada yer alan her iki grubun da 3'ü 7. sınıf, 3.'ü 8. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, öğrencilerin model oluşturma ve problem kurma türündeki iki etkinliğe yönelik geliştirdikleri çözümler ile ilgili gerçekleştirilen klinik mülakatlar yoluyla toplanmıştır. Mülakatlar her bir etkinlik için 2 hafta ve haftada birer kez olmak üzere 4 hafta boyunca her bir öğrenci ile toplam 4 kez gerçekleştirilmiştir. Öğrencilere mülakatlar öncesinde etkinlikler verilerek öğrencilerin öncelikle etkinlik üzerinde çalışması sağlanmış, böylelikle klinik mülakatlarda öğrencilerin geliştirdikleri çözümler üzerinde, doğruluk veya yanlışlığı hakkında yorumda bulunulmadan derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Her bir etkinlik için elde edilen veriler ayrı ayrı analiz edilmiştir. Model oluşturma etkinliğinin analizinde Amaral ve Carreira'nın (2013) geliştirdiği teorik yapıdan yararlanılmıştır. Öğrencilerin problem kurma etkinliğine yönelik geliştirdikleri çözümlerin analizinde ise Amaral ve Carreira'nın (2013) geliştirdiği teorik yapıya benzer olacak şekilde araştırmacı geliştirilen teorik yapı kullanılmıştır. Bu bağlamda her bir öğrencinin her bir etkinliğe yönelik geliştirdiği çözüm yaratıcılığın akıcılık, esneklik ve orijinallik göstergeleri açısından incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda, kullanılan etkinliklerin her iki gruptaki öğrencilerin de matematikte yaratıcılıklarını sergilemelerine imkânı sunduğu, ancak problem kurma etkinliğinin üstün yetenekli tanısı konulmuş ve konulmamış öğrencilerin matematikteki yaratıcılıkları arasındaki farklılığı ortaya çıkarmada daha etkili olduğu belirlenmiştir. Araştırmada yer alan üstün yetenekli tanısı konulmuş öğrencilerin problem kurma etkinliğinde tanı konulmamış öğrencilerden daha yaratıcı oldukları görülmüştür. Diğer yandan araştırmaya katılan üstün yetenekli tanısı konulmuş ve konulmamış öğrencilerin matematikte yaratıcılıkları arasında akıcılık bileşeni yönünden belirgin bir farklılaşma bulunmadığı tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre üstün yetenekli öğrencilerin çoğu üstün yetenekli tanısı konulmamış akranlarına göre problem kurmada daha esnek ve orijinal düşünmektedirler. Elde edilen sonuçlardan hareketle, hem üstün yetenekli öğrencilerin tanılanmasında hem de öğrencilerin matematikteki yaratıcılıklarının incelenmesinde problem kurma etkinliklerine daha fazla yer verilmesi önerilmiştir. Ayrıca orijinallik ve esneklik göstergelerinin üstün yetenekli öğrenciler arasındaki farklılığı ortaya koymada daha etkili olması nedeniyle öğrencilerin yaratıcılıklarının değerlendirilmesinde göstergelere farklı ağırlıklar atanabileceği ifade edilmiştir.
Meslek yüksekokulu öğrencilerinin bilgisayar destekli ortamda "limit-süreklilik" konusundaki öğrenmelerinin SOLO taksonomisine göre değerlendirilmesi
Günlük yaşamımızın bir parçası olan eğitimin amacı sadece bilen değil, öğrenen, eleştirel düşünen, sorgulayan, yenilik getiren ve yeniliklere ayak uyduran bireyler yetiştirmektir. Buna paralel olarak matematik eğitimi de bireylerin soyut düşünme becerilerini geliştirerek gerçek yaşama hazırlamayı amaçlamaktadır. Ancak sadece ezbere bilgiye odaklanan bir matematik eğitimi ile bu amaca ulaşmanın oldukça zor olduğu görülmektedir. Üniversitelerimizin meslek yüksekokullarında geleneksel olarak yürütülen genel matematik öğretimi sürecinde kavramsal öğrenmeye ve derinlemesine akıl yürütmeye gereken özen gösterilmemektedir. Bu durum matematiğin soyut kavramlarına ilişkin kavramsal anlama boyutunun ihmal edilmesine ve MYO öğrencilerinde ezbere bilgi birikimine neden olmaktadır. Bu doğrultuda limit-süreklilik gibi anlaşılması güç soyut matematiksel kavramların öğretimi sırasında somutlaştırılması ve öğrencilerin soyut düşünme becerilerinin geliştirilmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada MYO öğrencilerinin bir BCS yazılımının kullanıldığı ortamda limit-süreklilik konusunu nasıl öğrendiklerini anlamak amaçlanmıştır. Araştırmacı öğretmen yöntemiyle yürütülen bu çalışmada MYO öğrencilerinin gözlenen öğrenme çıktıları değerlendirilirken ve yorumlanırken SOLO taksonomisi tercih edilmiştir. Çalışma meslek yüksekokulunda Bilgisayar Teknolojileri Programı'nda öğrenim gören 32 ön lisans öğrencisi ile yürütülmüştür. Araştırma süresince uygulanan çalışma yaprakları (bu çalışma yapraklarındaki öğrenci notları), öğrencilerin bilgisayar ekran çıktıları (Derive yazılımı üzerinde yaptıkları çalışmalar), gözlemler, gözlemler esnasında araştırmacı öğretmenin tuttuğu notlar ve öğrencilerle gerçekleştirdiği diyaloglar bu çalışmanın veri kaynaklarını oluşturmuştur. SOLO taksonomisinin kullanılmış olması nedeniyle belirlenen araştırma problemine cevap aranırken MYO öğrencilerinin her bir kazanıma ilişkin öğrenme çıktılarının SOLO taksonomisinin hangi seviyesine karşılık geldiği hakkında detaylı bilgi verilmiştir. Araştırmaya ait bulgular, SOLO taksonomisi ile değerlendirilen MYO öğrenci cevaplarının çoğunun limit-süreklilik konusuna ilişkin ilişkilendirilmiş yapı seviyesi altında yer aldığını göstermiştir. Bu durum sahip oldukları bilgi ve becerileri tutarlı bir yapı içinde bütünleştiremedikleri anlamına gelmektedir. Ancak BCS yazılımı kullanılan öğrenme ortamı MYO öğrenci cevaplarını hedeflenen öğrenme seviyesine ulaştırmamış olsa da cevapların genel bilgiyi yorumlayabilecek seviyeye gelişim göstermesine katkı sağlamıştır. Bu sonuçlar ışığında MYO öğrencilerinin seviyesi dikkate alınarak matematiğin soyut kavramlarının öğretiminde BCS yazılımları gibi dinamik görsellerden, görsel öğeleri ve sözel iletişimi destekleyen etkinliklerden faydalanılması önerilmektedir. Bununla birlikte yükseköğretimden önce ortaöğretim kademesinde de öğrencilerin soyut düşünme becerilerini geliştirmeye yardımcı olan BCS yazılımı gibi yazılımların kullanımı ile ilgili bir dersin okutulması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Meslek Yüksekokulu Öğrencileri, Limit-Süreklilik Kavramı, SOLO Taksonomisi, Bilgisayar Destekli Matematik Öğretimi.
Bilgisayar destekli matematik öğretiminin akademik başarıya ve matematik dersine yönelik tutuma etkisi: Bir meta-analiz ve meta-sentez çalışması
Problem çözme becerisi gerek günlük hayatta gerekse akademik hayatta en önemli becerilerden biridir. Bununla birlikte, teknolojinin büyük bir hız ile ilerlemesi ve eğitim-öğretim faaliyetlerinde kendini göstermesi üzerine iki önemli tema bir araya gelerek birçok araştırmanın konusu olmuştur. Büyük resmin küçük parçalarını sergileyen çalışmaları bir araya getirilerek büyük resmin ne söylediğini belirlemek bu anlamada daha da önem kazanmıştır. Bu durum doğrultusunda araştırmanın amacı, bilgisayar destekli matematik öğretiminin problem çözme başarısı üzerindeki etkisini inceleyen çalışmaları meta-analiz ve meta-sentez yöntemiyle bir araya getirerek, bilgisayar destekli matematik öğretiminin problem çözme başarısına genel etkisini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda, bilgisayar destekli matematik öğretiminin öğrenme alanlarına, örneklem türüne, yıllara, yazılım türüne, ülkelere ve uygulama sürelerine göre etkisi incelenmiştir. Araştırmanın diğer bir amacı da bilgisayar destekli matematik öğretiminin matematiğe yönelik tutuma ve problem çözme başarısındaki kalıcılığa genel etkisini ortaya koymaktır. Çalışmanın amacı doğrultusunda yurt içindeki çalışmalar için "Ulusal Tez Merkezi", yurt dışındaki çalışmalar için "Dissertations&Theses Global-ProQuest", "British Library e-theses online service", "Theses Canada Porta" veri tabanları kullanılmıştır. Yapılan tarama sonucunda dahil etme kriterleri doğrultusunda 80 adet yüksek lisans ve doktora tezi meta-analize, 53 adet yüksek lisans ve doktora tezi de meta-senteze dahil edilmiştir. Meta-analiz ile bir araya getirilerek birleştirilen çalışmaların genel etki büyüklüğü Thalheimer ve Cook'a (2002) ait sınıflandırma tercih edilmiştir. Bir araya getirilerek meta-analiz yöntemiyle birleştirilen çalışmaların sonucunda elde edilen genel etki büyüklüğüne (EB=0,576) bakılarak bilgisayar destekli öğretimin problem çözme başarısına etkisinin olumlu yönde ve orta düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır. Benzer şekilde meta-sentez ile bir araya getirilen çalışmalarda bu sonucu destekler niteliktedir. Araştırmanın bir diğer probleminde bilgisayar destekli matematik öğretiminin matematik dersine yönelik tutum üzerindeki etkisini araştırılmış ve meta-analiz ile birleştirilen çalışmaların sonucunda (EB=0,404) etkinin orta düzeyde olduğu bulunmuştur. Araştırmanın üçüncü probleminde ise bilgisayar destekli matematik öğretiminin problem çözme başarısındaki kalıcılığına etkisini araştırılmış ve meta-analiz yöntemi ile birleştirilen çalışmaların etkisinin (EB=0,786) yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın sonucunda eğitim ve öğretim faaliyetlerini yürütmekte olan öğretmen ve akademisyenlerimize derslerinde bilgisayar desteğinden faydalanmaları önerilmiştir. Bununla birlikte, dahil etme kriterleri içerisinde yer alan dil kriterini ortadan kaldırabilecek bir ekip ile benzer bir çalışmanın yapılabileceği belirtilmiştir.
Eğitim fakültelerinde okutulan gelişim ve öğrenme dersine yönelik hazırlanan bir elektronik kitabın değerlendirilmesi
Bu araştırma kapsamında, eğitim fakültelerinde gelişim ve öğrenme kuramlarının anlatıldığı meslek bilgisi derslerinde kullanılmak üzere etkileşimli bir elektronik kitap (e-kitap) geliştirilmiştir. Bu e-kitap matematik öğretmen adaylarının kullanımına sunulmuş, elde edilen sonuçlar öğrenci ve öğretim elemanı boyutları ile incelenmiştir. Çalışma, yarı deneysel olarak planlanmıştır. Deney grubunun dersleri etkileşimli e-kitabın ders içi ve ders dışı zamanlarda kullanıldığı karma öğrenme ortamında, kontrol grubunun dersleri ise geleneksel sınıf ortamında işlenmiştir. Uygulamanın hemen başında ve uygulama tamamlandıktan sonra öğrencilerin derse yönelik tutumları belirlenmiştir. Ayrıca deney grubundaki öğrencilerin oluşan öğrenme ortamına ilişkin memnuniyetlerini belirlemeye yönelik bir ölçek uygulanmıştır. Deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin uygulama süresince gösterdikleri bilişsel davranışların karşılaştırılması amacıyla ara ve son değerlendirme testleri olarak adlandırılan iki farklı başarı testi uygulanmıştır. Deney grubundaki öğrencilerin e-kitaba ve e-kitabın kullanıldığı ortama ilişkin düşüncelerini ve e-kitabı kullanma durum ve tercihlerini belirlemeye yönelik bir ölçek kullanılmıştır. Bunların yanında, e-kitabın öğretim elemanı ve öğrenciler üzerindeki etkilerinin daha ayrıntılı biçimde ortaya koyulabilmesi amacıyla mülakat ve gözlemler gerçekleştirilmiştir.Araştırmanın sonucunda, deney ve kontrol grubu öğrencilerinin başarı testlerinden ve öğretim elemanı tarafından yapılan final sınavından aldıkları puanlar arasında anlamlı farklılık olduğu ortaya çıkmıştır. Derse yönelik tutumlar incelendiğinde, grupların son tutumları arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Ancak deney grubundaki öğrencilerin ilk tutumları ile son tutumları arasında olumlu yönde anlamlı bir değişim olduğu belirlenmiştir. E-kitap ve oluşturulan öğrenme ortamı ile ilgili hem öğrencilerin hem de uygulama öğretim elemanının düşünceleri olumlu yöndedir. Buna karşın öğrencilerin e-kitabı ders dışı zamanlarda fazla kullanmadığı, daha çok sınıf ortamında dersi destekleyen bir materyal olarak kullanmaktan hoşlandığı sonucuna ulaşılmıştır.
Ortaöğretim düzeyi için tasarlanan fraktal geometri öğretim programının değerlendirilmesi
Geometri eğitiminin genel amacı, öğrencinin kendi fiziksel dünyasını, çevresini, evreni açıklamada ve problem çözme sürecinde geometriyi kullanabilmesi şeklinde ifade edilebilir. Okullarda öğretilen geleneksel geometri idealize edilmiş soyutlamalardan oluşurken, tabiattaki nesnelerin şekilleri çok daha karmaşıktır. Bir ağacın, bulutun, çiçeğin, eğrelti otunun, brokolinin, hep düzensiz, girinti ve çıkıntılardan oluşan karmaşık bir yapısı bulunmaktadır. Geometri eğitiminin genel amacı göz önüne alındığında mevcut matematik programlarında okutulan Euclid geometrisi öğrencinin çevresini anlamasına, yaşadığı çevre ile ilişki kurmasına ve doğanın geometrik şeklinin oluşturulmasına yeterince yardım edememektedir. Bu nedenle fraktal geometrinin mevcut matematik öğretim programlarına entegre edilmesi geometri eğitiminin genel amaçlarının gerçekleşmesine katkı sağlayacaktır. Bu gerçeklerden hareketle, Fraktal geometri konularının öğretimine farklı sınıf seviyelerinde yer verilmeye başlanmıştır. Bununla birlikte, bu konuların öğretimine yönelik toplu bir fraktal geometri öğretim programı henüz geliştirilmemiştir. Bu çalışma kapsamında ortaöğretim düzeyine yönelik bir fraktal geometri öğretim programı tasarlanarak öğrenilebilirlik ve öğretilebilirlik boyutlarından bir değerlendirilmesi yapılmıştır. Bu amaç kapsamında ortaöğretim düzeyine yönelik bir fraktal geometri öğretim programı geliştirilmiş ve 6 hafta boyunca 39 birinci sınıf ilköğretim matematik öğretmeni adayına uygulanmıştır. Bu konunun öğretimine henüz ortaöğretim düzeyinde başlanılmadığından çalışma ortaöğretim düzeyine en yakın olarak birinci sınıf öğretmen adaylarıyla gerçekleştirilmiştir. Veriler dersin öğretmeni ve öğrencilerle yapılan ders sonu mülakatlardan, klinik mülakatlardan ve fraktal geometri sınavı yoluyla toplanmıştır.Elde edilen nitel veriler hazırlanan fraktal geometri programının belirlenen hedeflerinin büyük çoğunluğunun öğretmen adayları tarafından kazanıldığını göstermektedir. Ancak fraktal boyut ve kaos konularının öğretiminde programın beklenen başarıyı sağlayamadığı tespit edilmiştir. Çalışma elde edilen sonuçlar kapsamında araştırmacılara ve eğitimcilere yapılan önerilerle tamamlanmıştır.
Ortaöğretim öğrencilerinin uzamsal becerilerinin incelenmesi
Geometri öğretiminin genel amacı, öğrencinin problem çözme sürecinde ve kendi fiziksel dünyasını açıklamada geometriyi kullanabilmesi şeklinde özetlenebilir. Öğrenciler geometri öğrenimleri sırasında özellikle uzaysal durumları anlama, açıklama ve problemleri çözmede sıklıkla uzamsal becerilerini kullanırlar. Bu açıdan, üç boyutlu geometri öğretiminde uzamsal becerilerin geliştirilmesi geometri öğretiminin örtük bir amacı da olmaktadır. Bu çalışmayla, uzay geometri öğretiminde üç boyutlu dinamik geometri yazılımı ve şeffaf geometrik cisim modelleriyle zenginleştirilmiş bir öğrenme ortamının öğrencilerin uzamsal görselleştirme becerileri, üç boyutlu düşünme düzeyleri ve üç boyutlu çizim yapabilme becerileri üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yarı deneysel olarak tasarlanan bu çalışma 36 deney ve 38 kontrol grubu öğrencisiyle birlikte yürütülmüştür. Deney grubu uzay geometriye yönelik dersleri bilgisayar aboratuarındadinamik geometri yazılımı Cabri 3D ve üç boyutlu şeffaf geometrik cisimleri kullanarak almışken, kontrol grubu geometri derslerini sınıf ortamında geleneksel yolla almıştır. 12 hafta süren uygulama öncesinde ve sonrasında öğrencilere uzamsal görselleştirme becerisi testi, uzay geometri anlama sınavı ve çizim etkinliği sınavı uygulanmıştır. Ayrıca araştırma sonunda deney ve kontrol gruplarından belirlenen 6'şar öğrenciyle klinik mülakatlar yapılmıştır. Mülakat analizleri deney grubundaki öğrencilerin uzay geometri problemlerini çözerlerken daha çok dinamik zihinsel şemalar kullandıklarını göstermiştir. Araştırma sonunda deney ve kontrol gruplarının üç boyutlu düşünme düzeyi ve 3B çizim yapma becerilerinde bir artış belirlenirken sadece deney grubu öğrencilerinin uzamsal görselleştirme becerilerinde anlamlı bir artış meydana gelmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen sonuçlar doğrultusunda henüz uygulamaya konulmamış olan 12. sınıflar için yeni uzay geometri müfredatını hazırlayan program geliştirme ekibine, öğretmenlere ve araştırmacılara yapılan önerilerle çalışma tamamlanmıştır.
Yanlışın anatomisi: İlköğretim matematik sınıflarında öğrencilerin yaptıkları yanlışlar ve öğretmenlerin dönütlerinin analitik incelenmesi
Öğrenci merkezli matematik programın etkili bir şekilde uygulanmasındaki belki de en büyük engel yanlışlardır. Çünkü yanlışlarla nasıl baş edeceğini (yanlış yapan öğrenciye nasıl rehberlik edeceğini) bilmeyen öğretmen öğrencilerin araştırma ve düşünme aktivitelerini durdurarak eski işleniş tarzına yönelebilecektir. Bu nedenle yanlışın ve yanlışlara öğretmenlerinin verdikleri dönütlerin tespit edilmesinin yeni öğretim programının daha etkili uygulanabilmesi için önemli olduğu düşünülmektedir. Bu amaçla ?Yanlış türleri nasıl sınıflandırılabilir ve yanlışların Türk kültürüne özgü boyutları nelerdir??, ?Öğretmenlerin yanlışa dönütte kullandıkları teknikler nelerdir?? ?sorularyla başlayan çalışma ilerleyen aşamalarında her yanlışa aynı dönütün verilemediği, verilse de öğrencilerin aynı bilişsel süreçlerden geçmesini sağlamadığı göz önünde bulundurularak çalışmanın problemlerine ?Yanlışlara verilen dönütler öğretmenlere bağlı olarak nasıl değişmektedir.? ve ?Yanlışa dönütte kullanılan teknikler yanlış türlerine göre nasıl değişmektedir?? soruları da eklenmiştir.Çalışmanın I. aşamasında 5 öğretmen 260 ders saati II. aşamasında ise 4 öğretmen 120 ders saati yapılandırılmamış olarak gözlemlenmiştir. Çalışmanın I. aşamasında yanlış türleri ve anında dönüt teknikleri oluşturulmuş II. aşamasında ise I. aşamada oluşturulan sınıflamalar ışığında dönütlerin öğretmenlere bağlı olarak nasıl-neden farklılaştığı ve yanlış türleri ile dönüt teknikleri arasındaki ilişki araştırılmıştır.Çalışmanın bulguları büyük oranda içerik analizi sonucu elde edilen tablolar ve grafikler yardımıyla verilse de içerik analizleri işlenişlerden alınan diyaloglara desteklenmiştir.4 yanlış türü olduğu tespit edilmiştir: 1) Bilimsel Dile İlişkin Yanlışlar; 2) İşlem ve Strateji Kullanımına İlişkin Yanlışlar; 3) Tümevarım-Tümdengelim ile İlgili Yanlışlar; 4) Sınıflamalara İlişkin Yanlışlar, şeklindedir. 6 dönüt tekniği olduğu tespit edilmiştir: 1-) Yanlışı Görmezden Gelme veya Doğru Olarak Kabul Etme. 2-) Cevabı Söyleme. 3-) Yanlış Deme. 4-) Çelişki Oluşturma. 5-) Basitleştirme. 6-) İlişkilendirme, şeklindedir.
İlköğretim matematik öğretmenlerinin proje görevleri hakkındaki görüşleri
İlköğretim Matematik Öğretmenlerinin proje görevlerine ilişkin ne tür uygulamalar yaptıklarının ortaya çıkarılması; projelerin istenilen amaca ulaşması, var olan problemlerin üstesinden gelinmesi ve öğretim programından daha fazla verimin elde edilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Ancak, ilköğretim okullarındaki matematik derslerinde verilen proje görevlerine yönelik öğretmenlerin uygulamaları bilimsel çalışmalarla yeterince ortaya konulup değerlendirilmemiştir. Bu nedenle bu çalışmayla, İlköğretim Matematik Öğretmenlerinin proje görevleri hakkındaki görüşlerini ve uygulamalarını belirlemek amaçlanmıştır.Bu araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen anket formu Trabzon İlinde görev yapan 150 İlköğretim matematik öğretmenine uygulanmıştır. Bu öğretmenlerden 6 tanesiyle konu hakkında mülakatlar yapılmıştır.Araştırmanın bulgularına göre öğretmenlerin % 62.6'sı proje görevleriyle ilgili herhangi bir eğitim almamıştır. Ancak öğretmenlerimizin çoğu, proje görevleri hakkında yeterli olduklarını ve projeleri amacına uygun olarak yaptıklarını düşünmektedirler.Araştırmanın sonuçları, öğretmenlerin çoğunun projelerde, kullanılan malzemelerin öğrencilerin bütçesini aşmamasına ve projelerin, programda belirtilen kazanımları gerçekleştirmek için uygun olmasına dikkat ettiklerini, projeleri değerlendirirken hem süreç hem de sonucu dikkate aldıklarını ve dereceli puanlama ölçeği kullandıklarını göstermiştir. Öğretmenlerin projeler uygulanırken karşılaştıkları güçlüklerden; internetteki kaynağı belli olmayan bilgilerin, öğrenciler tarafından kesin doğru olarak kabul edilmesi, öğrencilerin çalışma ve araştırma amaçlı okul dışında toplanamaması ve bazı projelerin emek harcanmadan internetten hazıra konma şeklinde yapılması sorunlarını sıralayabiliriz. Karşılaşılan sorunları gidermek için öğretmenlerin öğrencileri projenin amacı, özellikleri ve hazırlanması konusunda bilgilendirdikleri ve farklı kaynaklardan öğrenci ilgi ve seviyesine göre projeler belirlemeye çalıştıkları görülmüştür. Öğretmenlerin proje görevleri hakkındaki görüşeleri cinsiyet ve projelere yönelik eğitim alma durumuna göre genel olarak anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda alınabilecek önlemlere ve araştırmacılara yönelik önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Proje Görevi, İlköğretim Matematik Öğretmenleri, Matematik Dersi Öğretim Programı, İlköğretim Okulları.
Okul öncesi öğretmenlerinin sınıf içi matematik uygulamalarının okul öncesi eğitim programına uyumluluğu
Son zamanlarda yenilenen eğitim ve öğretim programlarıyla birlikte matematik eğitimi alanında yapılan araştırmalar artmaya başlamıştır. Bununla birlikte yenilenen programların uygulayıcısı olan öğretmenleri merkeze alan çalışmalar dikkatleri üzerine çekmiştir. Ancak okul öncesi eğitimde bu anlamda çok fazla çalışma bulunmamaktadır. Programın genel uygulamaları kapsamında çalışmalar yapılmışsa da okul öncesi öğretmenlerinin sınıf içi matematik uygulamalarına yönelik çalışmalara rastlanmamıştır. Bu noktadan hareketle yapılan araştırmanın amacı, okul öncesi eğitimi öğretmenlerinin 2006 yılında yenilenen OÖEP'nin beklentileriyle sınıf içi matematik uygulamalarının uyumluluğunu tespit etmektir.Çalışmada OÖEP'nin beklentileriyle öğretmenlerin bunları karşılama düzeylerini ortaya çıkarmak için özel durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Özel durum çalışması farklı ilköğretim okullarının anasınıflarında görev yapan 8 okul öncesi eğitimi öğretmeni ile yürütülmüştür. Öğretmenlerle iki yarıyıl boyunca informal görüşmeler ve gözlemler yapılmıştır. Çalışma sonucunda, öğretmenlerin yaptıkları uygulamaların OÖEP'nin beklentilerine öncelikle fiziksel koşullar nedeniyle cevap veremediği, sınıf içi uygulamalarında matematik amaç-kazanımları yeterince ortaya koyamadığı, dolayısıyla bu amaç-kazanımlardan yararlanarak matematik kavram ve becerilerine ulaşamadığı ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla okul öncesi öğretmenlerinin sınıf içi uygulamalarının okul öncesi eğitim programına uyumlu olmadığı sonucuna varılmıştır. Çalışma sonuçlarına dayanarak, öğretmenlerin sınıf içi matematik uygulamalarını OÖEP'nin beklentilerine yaklaştırmak için fiziksel koşullarla ilgili sorunlarını ortadan kaldırmak ve OÖEP'nin uygulamadaki etkililiğini arttırmak için okul öncesi programı geliştiren uzmanlara ve araştırmacılara çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Ayrıca, yapılan OÖEP düzenlemelerinin istenilen şekilde gerçekleşmesi için kapsamlı ve iyi organize edilmiş öğretmen eğitimine ihtiyaç olduğu ortaya konulmuştur. Böyle bir eğitimle, okul öncesi öğretmenlerine programın sınıf içi matematik uygulamaları hakkında bilgi verilmesi, matematik uygulamalarını içeren öğretmen becerilerinin geliştirilmesi uygun bulunmuştur.
İlköğretim matematik öğretmeni adaylarının uygulanan zenginleştirilmiş program sürecinde matematiği öğretme bilgilerinin gelişimi
Öğrencilerin matematiği anlayarak öğrenmelerinde öğretmenin alanı öğretme bilgisinin niteliği büyük öneme sahiptir. Öğretmenlerin alanı öğretme bilgilerini sistemli olarak yapılandırdıkları ilk mesleki gelişim basamağı lisans eğitimi süreci olduğu için bu süreçte uygulanan programlarının sürekli gözden geçirilmesi ve yenilenmesi gerekmektedir. Bu araştırmada, İlköğretim Matematik Öğretmenliği Programının (İMÖP) Özel Öğretim Yöntemleri I-II, Okul Deneyimi ve Öğretmenlik Uygulaması dersleri bazı etkinliklerle zenginleştirilmiş ve adayların alanı öğretme bilgisi gelişimleri; öğretimsel açıklamalar, öğretim yöntemleri ve inançlar boyutlarında incelenmiştir.Boylamasına gelişimsel araştırma olarak tasarlanan bu çalışma, İMÖP'un 3 ve 4. sınıflarındaki öğretmen adaylarıyla yürütülmüştür. Adayların alanı öğretme bilgisi gelişimlerini ortaya koymak için; senaryolar, inançlara yönelik açık uçlu sorular, ders planları, planlarla ilgili raporlar, gözlem ve öz-değerlendirme formları kullanılmıştır. Senaryolar ve inançlarla ilgili açık uçlu sorulardan oluşan anket belli aralıklarla adaylara 4 kez uygulanmış, diğer veriler ise Öğretmenlik Uygulaması dersinde yapılan çalışmalardan elde edilmiştir. Adayların öğretimsel açıklama ve öğretim yöntemi bilgilerindeki gelişimi ortaya koymak için seviyeler oluşturulmuş ve bu seviyeler kullanılarak senaryolara farklı zamanlarda verilen cevaplar sınıflandırılmıştır. İnançlarla ilgili açık uçlu soruların analizinde ise, verilen cevaplardan hareketle kategoriler oluşturulmuştur. Diğer yandan, Öğretmenlik Uygulaması dersinden elde edilen veriler çözümlenirken, adayların süreçte yaptıkları çalışmalardan öğretim yöntemi bilgisini yansıtan kesitler sunulmuştur.Çalışmanın sonucunda, uygulanan zenginleştirilmiş program sürecindeki adayların senaryolara göre farklılık göstermekle birlikte öğretimsel açıklama niteliklerinin belirgin bir gelişim gösterdiği, öğretim yöntemi bilgilerinde ise gelişimin istenen düzeyde olmadığı belirlenmiştir. Yine adayların Öğretmenlik Uygulaması dersinden yansıyan öğretim yöntemi bilgilerinin senaryolarla karşılaştırıldığında daha nitelikli olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, program boyunca inançlarında da olumlu yönde değişimlerin ortaya çıktığı belirlenmiştir.
Etkinlik temelli matematik öğretimi yapılan sınıf ortamından yansımalar: Aksiyon araştırması
Bu çalışmada, etkinliğe dayalı öğretim yapılan bir sınıftaöğretmen ve öğrencilerin rollerindeki değişim ile öğrencilerin bilişsel ve duyuşsal gelişimleri aksiyon araştırması yoluyla incelenmiştir. Araştırma, Trabzon ili Akçaabat ilçesine bağlı bir köy ilköğretim okulunda öğrenim gören 10 öğrenci ile yürütülmüştür. Çalışma 8. sınıf matematik müfredatının Üçgenler ve Cebir ve Matematikte Yolculuk ünitelerinin belirli konuları ile 16 saat boyunca devam etmiştir. Çalışma süresince öğrenciler ikişerli gruplara ayrılarak öğrencilerin etkinlikler yoluyla öğrenmeleri sağlanmaya çalışılmıştır.Araştırmada uygulanan öğretim yönteminin; öğrencilerin matematik dersine olan ilgi, algı ve tutumunu olumlu yönde etkilediği, öğrencilerin akademik başarısını artırdığı ve öğrencilerin özgüvenlerini geliştirici yönde etki yaptığı görülmüştür. Ayrıca öğrencilerin sorumluluk bilincinin arttığı, akıl yürütme becerilerinin desteklendiği sonuçları elde edilmiştir. Diğer taraftan öğrencilerin sene sonunda girecekleri SBS nedeniyle geleceğe dönük kaygılarının ertelendiği fakat yok olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Etkinlik Temelli Öğretim, Matematik, Aksiyon Araştırması, Grupla Öğrenme Yöntemi
Uyarlanabilir zeki web tabanlı matematik öğrenme ortamının tasarlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi
Bu çalışmada, ortaöğretim matematik öğretim programı 11. sınıf ders konularından permütasyon-kombinasyon-binom açılımı ve olasılık konularının öğrenimi ve öğretimi için yenilikçi web tabanlı öğrenme ortamı tasarlanmış, uygulanmış ve değerlendirilmiştir. UZWEBMAT adı verilen Görsel-İşitsel-Kinestetik öğrenme stilleri temelinde bireyselleştirilmiş uyarlanabilir zeki web tabanlı eğitim sistemi olan bu ortamın tasarlanmasında yapılandırmacı yaklaşım esas alınmıştır. Yarı deneysel desen kullanılarak yapılan çalışmada deney ve kontrol grupları oluşturulmuş ve çalışmanın örneklemini 11. sınıf öğrencisi 108 kişi ile iki öğretmen oluşturacak şekilde bir tasarım oluşturulmuştur. Çalışmada veri toplama aracı olarak öğrencilerin UZWEBMAT'ı değerlendirmeleri ölçeği, başarı testleri ve mülakat formları kullanılmıştır. Başarı testlerinden elde edilen nicel veriler istatistiksel analizlere tabi tutulurken, ölçekten elde edilen nicel veriler frekanslar ve yüzdelikler belirlenerek sunulmuştur. Öğrenci ve öğretmenlerden elde edilen nitel veriler ise içerik analizine tabi tutulmuştur. Başarı testleri ile öğrencilerin akademik başarıları karşılaştırılırken, ölçek ve mülakatlar ile öğrencilerin bu ortama ilişkin görüş ve düşünceleri derinlemesine ortaya konulmuştur. Öğretmen mülakatları ile de öğretmenlerin bu ortama ilişkin görüş ve düşünceleri derinlemesine incelenmiştir.Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre deney grubu öğrencilerinin kontrol grubu öğrencilerine göre daha başarılı olduğu görülmüştür. Diğer taraftan ölçek ve mülakatlardan elde edilen sonuçlar da göstermiştir ki öğrencilerin ve öğretmenlerin bu ortama ilişkin görüş ve düşünceleri çok büyük ölçüde olumludur. Yapılan çalışmanın sonuçları, bu tür öğrenme ortamlarının eğitim sistemi içerisinde yaygınlaştırılmasının öğrencilerin bireysel öğrenmelerindeki gerekliliğini ortaya koymuştur.Anahtar Kelimeler: Uyarlanabilir Zeki Web Tabanlı Öğrenme Ortamları, Bireyselleştirilmiş e-öğrenme, Bireysel Öğrenme Farklılıkları, Öğrenme Stilleri, Ortaöğretim Matematik Öğretimi
Web tabanlı uyarlanabilir test sisteminin geliştirilmesi ve değerlendirilmesi: Olasılık ünitesi örneği
Bu çalışmanın ana amacı 11. sınıf matematik dersi olasılık ünitesi alt konuları olan permütasyon, kombinasyon, binom açılımı ve olasılık konularına yönelik bir bilgisayarlaştırılmış uyarlanabilir test sistemi geliştirmek ve değerlendirmektir. Geliştirilen bilgisayarlaştırılmış uyarlanabilir test sistemi, uyarlanabilir zeki web tabanlı matematik öğrenme ortamı olan UZWEBMAT'a entegre edilmiştir. Uyarlanabilir test sistemi ile 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Trabzon ilindeki bir lisede 11.sınıf öğrencileriyle sınav uygulaması yapılmıştır. Uygulamadan elde edilen veriler ile geliştirilen uyarlanabilir test sisteminin öğrencilerin olasılık ünitesi bilgi düzeylerini seviyelendirme durumu değerlendirilmiştir. Ayrıca öğrencilerin sınav uygulamasından elde edilen bilgi seviyesi kestirimleri ile öğrenme stilleri arasındaki ilişki araştırılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak sistem kayıtları kullanılmıştır. Geliştirilen uyarlanabilir test sisteminin öğrencilerin bilgi düzeylerini seviyelendirme durumu standart hata miktarı ve güvenirlik katsayısına göre belirlenmiştir. Tüm sınav oturumlarından elde edilen standart hata miktarları klasik güvenirlik katsayısına dönüştürülmüş ve değerlendirilmiştir. Öğrencilerin sınav uygulamasından elde edilen bilgi seviyesi kestirimleriyle öğrenme stilleri arasındaki ilişki Kruskal Wallis H-testi ile araştırılmıştır.Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre geliştirilen bilgisayarlaştırılmış uyarlanabilir test sistemi öğrencilerin olasılık ünitesi bilgi düzeylerini çok yüksek güvenirlikte seviyelendirebilmektedir. Bunun yanı sıra sınav uygulamasından elde edilen verilere göre öğrencilerin bilgi seviyesi kestirimleriyle öğrenme stilleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmadığı görülmüştür.nahtar Kelimeler: Bilgisayarlaştırılmış Uyarlanabilir Test Sistemi, Bilgi Seviyesi Kestirimi, Öğrenme Stilleri
Ortaokul matematik öğretmenlerinin matematik tarihini derslerinde kullanma durumlarının incelenmesi:HİE'den yansımalar
Eğitimin kalitesini artırmanın en önemli öğelerinden birisi, öğretim programlarını yeni gelişmeler doğrultusunda yenilemek ve güncellemektir. Son yıllarda Türkiye'de yenilenen ve güncellenen öğretim programlarının yürürlüğe girmesiyle matematik tarihine verilen önem artmıştır. Ancak materyal yetersizliği, bilgi ve deneyim eksikliği gibi faktörlerden dolayı derslerde matematik tarihini kullanan öğretmen sayısının yok denecek kadar az olması, hizmet içi eğitim programlarına ihtiyacı ortaya çıkarmaktadır. Bu çalışma ile matematik öğretiminde matematik tarihinin kullanılmasına yönelik tasarlanan hizmet içi eğitim programının etkililiğini incelemek amaçlanmıştır. Bu amaç çerçevesinde ortaokul matematik öğretmenlerinin görüşlerinde ve matematik tarihini derslerinde kullanımlarında nasıl bir değişim olduğu tespit edilmiştir. Tasarlanan hizmet içi eğitim programı Trabzon merkez ortaokullarında görev yapan 20 ortaokul matematik öğretmenine 2 haftalık bir süreçte uygulanmıştır. Sistem Yaklaşımı Modeli'ne göre yapılandırılan hizmet içi eğitim programında teorik bilgilerin verilmesinin yanı sıra, matematik tarihi ile ilgili kaynaklar tanıtılmış, öğretim programına uygun olarak hazırlanmış çalışma yaprakları ve etkinlik örnekleri ile öğretmenlere hizmet içi eğitim programı boyunca uygulamalar yaptırılmıştır. Bu çalışmada veri toplama araçları olarak 17 maddeden oluşan Likert tipi "Matematik Öğretiminde Matematik Tarihinin Kullanımına Yönelik Görüş Ölçeği" ile mülakat ve gözlemler kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler, nicel ve nitel yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular incelendiğinde, öğretmenlerin matematik öğretiminde matematik tarihinin kullanılmasına ilişkin ortalama puanlarında hizmet içi eğitim programından sonra artış olduğu ve öğretim uygulamalarını matematik tarihi etkinlikleriyle zenginleştirme gayreti içine girdikleri gözlenmiştir. Çalışmanın sonunda hizmet içi eğitim süresince öğretmenlere somut etkinliklerin sunulması ve örnek uygulamaların yaptırılması, izleme değerlendirme çalışmasının uzun süreli yapılması, öğretmenlerin idareciler ve araştırmacılar tarafından desteklenmesi gibi öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Matematik Tarihi, Kullanım Yolları, Hizmet İçi Eğitim, OrtaokulMatematik Öğretmenleri
Dinamik matematik yazılımı kullanımının öğrencilerin türev kavramının geometrik boyutuna ilişkin anlamalarına etkisi
Geleneksel olarak yürütülen analiz öğretimi sürecinde, ders içerisinde yer alan kavramlar ağırlıklı olarak cebirsel formda sunulmakta ve cebirsel işlem gerektiren problemlere ağırlık verilmektedir. Dersin bu şekilde ele alınması sonucunda öğrenciler sembollerin ne anlama geldiğinden çok bu sembollerle yürütülen işlemler üzerine odaklanmaktadırlar. Bu durum öğrencilerin analiz kavramlarına ilişkin kavramsal öğrenmelerini geliştirme yerine işlemsel öğrenmelerini geliştirmelerine neden olmaktadır. Bu çalışmayla, dinamik matematik yazılımı destekli tasarlanmış öğrenme ortamının öğrencilerin türev kavramının geometrik boyutuna ilişkin anlamalarına etkisinin geleneksel öğrenme ortamıyla kıyaslanarak incelenmesi amaçlanmıştır. Yarı deneysel tasarımın benimsendiği araştırmanın örneklemini üniversite düzeyinde türev kavramı ile ilk kez karşılaşan ve farklı iki sınıfta yer alan ilköğretim matematik öğretmeni adayları oluşturmaktadır. Öğretim deney grubunda bilgisayar destekli tasarlanmış çalışma yaprakları doğrultusunda bilgisayar laboratuvarında, kontrol grubunda ise geleneksel sınıf ortamında gerçekleşmiştir. Öğrencilerin anlamalarını değerlendirmek için türev konusu içerisinde yer alan alt başlıklara hitap eden beş test literatür ve uzman görüşü doğrultusunda hazırlanmış ve uygulanmıştır. Ayrıca her iki gruptan seçilen mülakat öğrencileri ile testlerde yer alan sorular üzerinde görüşmeler gerçekleştirilmiş ve anlama seviyeleri APOS teorisi temelinde incelenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular, deney grubunda yer alan öğrencilerin kontrol grubunda yer alan öğrencilere nazaran daha iyi anlamalar gerçekleştirdiğini göstermiştir. Bunun yanı sıra, deney grubunda yürütülen öğretimin öğrencilere dinamik düşünme süreçleri kazandırdığı ve problem çözme becerilerine olumlu katkı sağladığı ortaya çıkmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen sonuçlar ışığında türev kavramının öğretimine ve ileride yapılabilecek araştırmalara ilişkin önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Türev KavramÕ, Te÷et KavramÕ, Matematiksel Anlama, Analiz g÷retimi, Bilgisayar Destekli Matematik Ö÷retimi
2009-2010 eğitim-öğretim yılında yürürlüğe giren geometri öğretim programının öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, Ortaöğretim Geometri Dersi 9, 10 ve 11. sınıf öğretim programının genel bir değerlendirmesini yaparak mevcut durumu sergilemek ve öğretmen görüşleri doğrultusunda programda yaşanan sorunları ortaya koymaktır. Bu kapsamda, geometri dersi öğretim programı içerik, kazanımlar, etkinlikler ve ölçme-değerlendirme boyutları ile ele alınarak incelenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak mülakat ve doküman incelemesi yöntemleri kullanılmıştır. Doküman incelemesi kapsamında 9, 10 ve 11. sınıf geometri dersi öğretim programı, geometri ders kitapları, mülakat kapsamında geometri derslerine giren 7 matematik öğretmeni ve mevcut programın revize çalışmalarına katılan 1 matematik eğitimi uzmanı ile mülakatlar yapılmıştır. Mülakat verilerinin analizinde betimsel ve içerik analizi yapılmış ve NVivo8.0 paket programından yararlanılmıştır. Doküman incelemesi kapsamında ise geometri öğretim programı ve geometri ders kitapları elde edilen veriler program öğeleri dikkate alınarak incelenmiş ve frekans ve yüzde değerleri ile mevcut durum sergilenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın sonunda, öğretmenlerin özellikle programın yoğunluğundan ve karmaşıklığından şikâyetçi oldukları, programın uygulanmaya başlamasından bugüne kadar geçen süre içerisinde yeni geometri öğretim programına uyum sağlayamadıkları ve tecrübe edindikleri eski geometri öğretim programına göre ders işledikleri tespit edilmiştir. Bu çalışma, programın başarıya ulaşabilmesi için öğretmenlerin program hakkında detaylı olarak bilgilendirilmesi ihtiyacını ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Geometri Öğretim Programı, Program Analiz
Ortaöğretim 9. sınıf matematik müfredatına uygun öğrenme nesnelerinin tasarlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi
Web tabanlı öğretim ortamlarının gelişimi ile öğrenme nesneleri de yeniden kullanılabilir, uyarlanabilir, ölçeklenebilir ve üretken potansiyelleriyle web tabanlı öğretim ortamı tasarlayıcıları tarafından tercih edilmeye başlanmışlardır. Bu çalışma ile 9. sınıf matematik müfredatına uygun öğrenme nesnelerini kullanan öğretmen ve öğrencilerin öğrenme-öğretme stratejilerinin belirlenmesi, geleneksel öğretime göre farklılıkların ortaya konulması ve bu süreçte okul kültüründeki değişimin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yarı deneysel olarak planlanan bu çalışma, bir lisedeki üç farklı 9. sınıf öğrencileri ve bu öğrencilerin matematik öğretmeni ile birlikte yürütülmüştür. Öğrencilere uygulama öncesinde ve sonrasında başarı testi ve matematik dersine karşı tutum ölçeği uygulanmıştır. Uygulama başında, uygulama süresince ve uygulama sonunda öğrenciler, öğretmenler ve okul yöneticileriyle mülakatlar yürütülmüştür. Bu mülakatlarla, öğretmenin ve öğrencilerin öğrenme nesneleriyle oluşturulan öğrenme ortamına yönelik düşünceleri, nesneleri kullanma şekilleri ile öğretmenin öğretme pratiklerindeki değişim ortaya konulmuştur. Ayrıca okul yöneticileri ve öğretmenler ile yapılan mülakatlarla okul kültüründeki değişim belirlenmiştir. Sınıf ortamında yapılan gözlemler ile öğrenme nesnelerinin sınıf içi kullanımları, öğrenci projelerinden elde edilen veriler ile ders dışı etkinliklerdeki kullanımları ortaya konulmuştur. Çalışmaya katılan üç sınıftaki öğrencilerin de akademik başarılarında belirli bir artış belirlenirken sadece öğrenme nesnelerini sınıf içinde kullanan öğrencilerin tutumlarında anlamlı bir artış meydana gelmiştir. Çalışma sonunda öğretmen ve öğrencilerin genelde olumlu görüşler sergiledikleri belirlenmiştir. Çalışmada yöneticilerin de çabalarıyla diğer öğretmenler de öğrenme nesnelerinden yararlanmış, bu durum da okul kültüründeki değişime etki ettiği belirlenmiştir.Yapılan çalışmada elde edilen sonuçlar ile farklı dersler için öğrenme nesnelerinin müfredatlar paralelinde gerek sınıf içi gerek sınıf dışı etkinliklerde kullanılmak amacıyla hazırlanarak eğitim sistemimize kazandırılması gerekliliği ortaya çıkmaktadır.
4-5.sınıf matematik öğretim programında öngörülen ölçme ve değerlendirme yaklaşımlarının öğretmenler tarafından uygulanabilirliği
Bu araştırma, sınıf öğretmenlerinin 2005 İlköğretim Matematik Dersi Öğretim Programı'nda (İMÖP) öngörülen ölçme ve değerlendirme yaklaşımlarını uygulama biçimlerini, karşılaştıkları sorunları ve bu uygulamalarını etkileyen faktörleri tespit etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmada survey ve özel durum çalışması yöntemleri kullanılmıştır. Altı alt bölümden oluşan anket, Türkiye'nin 7 coğrafi bölge, 15 il ve 258 ilköğretim okulundan seçilen toplam 975 dördüncü ve beşinci sınıf öğretmenine posta ve online olarak uygulanmıştır. Geri dönen ve değerlendirmeye alınan anket 512 dir. Diğer taraftan Trabzon ilinden seçilen 8 öğretmenle anket, mülakat, sınıf içi gözlem ve doküman incelemesi metotları kullanılarak özel durum çalışması yürütülmüştür. Nicel verilerin analizinde SPSS 15.0, nitel verilerin analizinde NVivo 8.0 programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin daha çok değer biçmeye yönelik ölçme-değerlendirme yaptıkları, düşük zihinsel becerilerin ölçülmesine odaklandıkları, yargılayıcı geri dönüt verdikleri, öğrenme sürecini ve ürününü değerlendirdikleri belirlenmiştir. Öğretmenlerin geleneksel ve performans ölçme araçlarını sık kullanmalarına karşın alternatif ve performans ölçme araçlarını etkili bir şekilde kullanamadıkları ortaya çıkmıştır. Bunun yanında öğretmenlerin ölçme-değerlendirme uygulamalarında daha çok alternatif değerlendirme araçları konusunda bilgi eksikliği, yeterli hizmet içi eğitim ve uzman desteğinin sağlanmaması, değerlendirme formlarının fazla ve zaman alıcı olması, merkezi sınav baskısı, sınıf mevcutlarının kalabalık olması, okulların alt yapı ve araç-gereç eksikliği gibi sorunlarla karşılaştıkları belirlenmiştir. Ayrıca öğretmenlerin ölçme-değerlendirme uygulama biçimlerinin, matematik öğrenme-öğretme inancına, mesleki deneyime, mezun olunan öğretim programına, sınıf mevcuduna, okulun bulunduğu yerleşim yerine ve karşılaştıkları sorunlara göre şekillendiği saptanmıştır. Özetle, bu araştırma 2005 öğretim programında öngörülen çağdaş ölçme-değerlendirme yaklaşımlarının beklenen düzeyde uygulamaya geçirilemediğini, geleneksel ölçme-değerlendirme anlayışını yansıtan uygulamaların devam ettiğini ortaya koymaktadır.
Matematik öğretmenlerinin matematik eğitimine yönelik inanışlarındaki değişimin incelenmesi
Bu çalışmada matematik öğretmenlerinin matematik eğitimine yönelik inanışlarının mesleki deneyime bağlı olarak değişip değişmediğini belirlemek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda 12 öğretmenin matematik bilginin doğası, öğretmenin rolü, öğrencinin rolü ve değerlendirme hakkındaki görüşleri alınmıştır. Çalışmada, gelişimsel araştırma yöntemlerinden kesit alma yöntemi kullanılmıştır. Veriler anket ve mülakatlarla toplanmış ve içerik analizi ile çözümlenmiştir. Daha sonra Magolda'nın epistemolojik yansıtma modeli kullanılarak öğretmenlerin görüşleri sınıflandırılmıştır. Çalışmada, öğretmen adayları ve mesleki deneyimleri 6?10 yıl arasında olan öğretmenler matematik bilginin doğası açısından ilgili sınıflandırmada daha üst düzeylerde bulunmuşlardır. Öğretmenin rolü açısından da özellikle mesleki deneyimleri 1?5 yıl arasında olan öğretmenler ilgili sınıflandırmada alt düzeyde bulunmuşlardır. Öğrencinin rolü ve değerlendirme açısından ise katılımcıların görüşleri arasında bir takım farklılıklar olsa da tamamı bağımsız bilme düzeyinde değerlendirilmişlerdir. Çalışmada, iş başındaki öğretmenlerin öğrenci merkezli öğretim konusunda detaylıca bilgilendirilmedikleri ve yeni öğretim programının ön gördüğü rehber öğretmen modeline uygun bazı yeterliliklere sahip olmadıkları belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının ise yeni uygulamalara yönelik taze bilgilere sahip oldukları ancak bu bilgileri uygulayıp yeterince içselleştiremediklerinden dolayı, özellikle öğretmenin rolü konusundaki görüşlerinin öğretmenlik uygulaması sırasında geleneksel anlayışa doğru bir değişim gösterdiği belirlenmiştir.
İlköğretim matematik öğretmen adaylarının matematik tarihinin matematik öğretiminde kullanılmasına ilişkin inanç ve tutumlarının incelenmesi
Matematik eğitimindeki zorluklar göz önünde bulundurulduğunda, bu zorlukları azaltabilecek ve matematik eğitimindeki eksiklikleri bir nebze olsun girebilecek yöntemler matematik derslerinde kullanılmalıdır. Birçok eğitimci, matematik tarihini matematik derslerinde kullanmayı tavsiye etse bile, öğretmenlerin bu konu ile ilgili alt yapılarında eksiklik olduğu aşikârdır. İlerleyen yıllarda da aynı durum ile karşı karşıya kalmamak için geleceğimizin öğretmenleri olan öğretmen adayları, matematik tarihinin matematik derslerinde kullanılması ile ilgili bilgilendirilmelidir. Bu çalışma ile bir yandan ilköğretim matematik öğretmen adaylarının matematik tarihinin matematik derslerinde kullanımı ile ilgili tutumlarının ne yönde olduğu belirlenmeye çalışılırken bir yandan da matematik tarihi dersinin öğretmen adayları tutumlarını ne yönde etkilediği araştırılacaktır.Geliştirilen tutum ölçeği, öğretmen adaylarına matematik tarihi dersini almadan önce, aldıktan sonra, takip eden dönemin sonunda olmak üzere üç kere uygulandı. Öğretmen adayları ile birlikte matematik tarihi dersi geliştirilen etkinliklerle birlikte yürütüldü. Matematik tarihi dersinin okutulduğu dönemin sonunda öğretmen adayları ile yarı yapılandırılmış mülakatlar yapılarak matematik tarihinin matematik öğretiminde kullanılması ile ilgili düşünceleri belirlenmeye çalışılmıştır.Elde edilen bulgular analiz edildiğinde ise matematik tarihi dersinin öğretmen adaylarının matematik tarihinin matematik öğretiminde kullanılmasına ilişkin tutumlarını olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan yarı yapılandırılmış mülakatlar sonucunda ise öğretmen adayları gerek öğretme amaçlı gerekse öğrenme amaçlı olarak matematik tarihinin matematik öğretiminde kullanılmasının faydalı olabileceği görüşüne sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Çalışma elde edilen sonuçlar ışığında öğretmen ve araştırmacılara yapılan önerilerle tamamlanmıştır.
Matematik öğretmeni adaylarıyla bağlamsal öğrenme ve öğretme deneyiminin değerlendirilmesi
Dünya genelinde özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde eğitim alanında yeni yapılanmalar olmaktadır. Eğitim alanındaki bu yapılanmaların başarıya ulaşmasında, anlamlı ve gerçek hayatta kullanılabilen bir öğrenme ile bunun gerçekleşmesine yardımcı olan öğretimin önemi büyüktür. Bağlamsal öğrenme ve öğretme yaklaşımının, bu ihtiyacı karşılamaya yönelik önemli katkısı olacağı düşünülmektedir. Bağlamsal öğrenme ve öğretmeye yönelik çalışmalar incelendiğinde genelde başarıya odaklanıldığı ve bazı duyuşsal özelliklerin incelendiği fakat öğrenme sürecinde bilginin nasıl yapılandığına yönelik çalışmaların yetersiz kaldığı ve uygulamada yer alan süreçlerin yeterince yansıtılmadığı görülmektedir. Bu çalışmanın amacı, matematik öğretiminde bağlamsal öğrenme ve öğretme yaklaşımına göre tasarlanan öğrenme sürecindeki yansımaları, matematik bilginin yapılanması ve REACT stratejisine ilişkin süreçler bakımından öğrenen ve öğreten deneyimleri doğrultusunda inceleyerek, bu süreçlere ilişkin teori ve modeller ortaya koymaktır.Nitel yaklaşımının kullanıldığı bu araştırma, ?Matematik ve Hayat? dersini alan iki farklı şubede toplam 64 matematik öğretmeni adayı ile yürütülmüştür. Veri toplamak amacıyla, katılımcı gözlem, öğrenci günlükleri, öğrenme sürecini yansıtan öğrenci-öğrenci ya da araştırmacı-öğrenci diyalogları ve çalışma yaprakları kullanılmıştır. Nitel verilerin analizi gömülü teori stratejisi kullanılarak yapılmıştır. Bunun için NVivo 8.0 programından faydalanılmıştır. Çalışmada öğretmen adaylarının yaşamış oldukları ilişkilendirme, tecrübe, uygulama, işbirliği ve transfer süreçleri değerlendirilmiştir. Her bir süreç ayrıntılı olarak incelenerek matematik bilginin yapılanması ve bu süreçlere etki eden faktörlerin ortaya çıkarılmasına çalışılmıştır. Açık kodlamadan seçici kodlamaya uzanan nitel veri analizi süreci sonucunda ulaşılan teori ve buna ilişkin modeller ortaya konmuştur. Çalışmanın sonunda, ortaya çıkan sonuçlara bağlı olarak araştırmacılara ve eğitimcilere önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Matematik Eğitimi, Bağlamsal Öğrenme ve Öğretme, İlişkilendirme, Matematik Öğretmen Adayları, Gömülü Teori