Theses supervised by Prof. Dr. Adnan Demircan

12 theses · İstanbul University

DoctorateOpen AccessTR

Sıffîn vakası

Hulefâ-yi Râşidîn'in dördüncüsü olan Hz. Ali, yaklaşık beş buçuk yıllık hilafeti boyunca sarsılan devletin birliğini tekrar tesis etmek için uğraşmıştır. Hz. Ali'nin hilafet yıllarına damga vuran en önemli hadiselerin başında Muâviye b. Ebî Süfyân'la giriştiği mücadele olan Sıffîn Vakası gelir. Bu olay kısa sürede değişen ve dönüşen İslâm toplumunun biriken problemlerinin bir yönüyle sonucu; diğer yönden etkileri günümüze kadar devam eden bir hadise olmuştur. Bu çalışmada Sıffîn Vakası'nın nedenleri, gelişim süreci, sonucu ve etkileri işlenmiştir. Aynı zamanda savaşın tarafları, süresi, coğrafyası, stratejisi, lojistik temini ve araçları konu edinilmiştir. Orduların yapısı, komutanları, savaşan ve ölen asker sayısı tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışma ilk dönem İslam tarihi kaynaklarının yanı sıra en eski coğrafya, şehir, yol, biyografi, edebiyat, savaş, strateji, nesep kaynakları, modern araştırmalar ve harita bilgileriyle işlenmiştir. Irak ve Şam ordusu hicrî 36 yılının zilhicce ayında Sıffîn'de karşı karşıya gelmişlerdir. Yaklaşık iki buçuk ay Sıffîn'de kalan ordular arasında ilk etapta sadece birkaç küçük çarpışma meydana gelmiştir. Bu süre zarfında birçok barış girişimi olmuş; ancak hepsi sonuçsuz kalmıştır. Hicrî 37 yılının Safer ayı girince çarpışmalar başlamış; on gün süren savaşın son üç günü ordular birbirlerine çok ciddi zayiat vermeye başlamışlardır. Şam tarafının tahkîm talebi her iki tarafta da karşılık bulmuş ve savaşın sonlandırılmasını sağlamıştır. Tahkîm sözleşmesiyle birlikte hakem olarak belirlenen Amr b. el-Âs ve Ebû Mûsâ el-Eş'arî sekiz ay sonra buluşmuş ancak çözüm üretecek bir karara varamamışlardır. Sıffîn Savaşı'nın meydanda kazanan tarafı olmamasına rağmen siyasî sonuçları itibarıyla kazananı Şam cephesi olmuştur. Bu çalışmayla tarihte bilinen en büyük iç savaşlardan biri ve bitmeyen birçok dinî ve siyasî hesaplaşmaların başlangıcı olan Sıffîn Vakası'nın detayları ortaya konmuştur. doldurulacaktır.

Hz. AliMuaviye bin Ebi SüfyanSavaş+2
İsmail Tanrıverdi
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Emevîler döneminde toprak rejimi

Bu çalışmamız özel olarak Emevîler döneminde cari toprak rejimini ortaya koymak amacındadır. Toprak rejimi ifadesi toprakla ilgili her konuyu içeren bir başlık niteliğinde olduğundan çalışma, dönemin mülkiyet anlayışından, toprak sınıflamasına, vergi sistemlerine, toplumsal sınıflara, emeğe ve ziraatın geliştirilmesinde ortaya konan çabalara kadar geniş bir yelpazede ele alınmayı gerektirmiştir. Dönemin mülkiyet anlayışının oluşmasında fey kavramı önemli bir yere sahiptir. Bu anlayıştan hereketle elde edilen topraklar fethedilme biçimine göre sınıflandırılmıştır. Ancak zamanla yeni toprak çeşitleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Bunların kaynağı ise ihyâ ve iktâ uygulamalarıdır. Katâiler ve day'alar işte bu uygulamaların sonucunda ortaya çıkmıştır. Fertlerin devlet karşısında giderek güçlenmesi süreci ile birlikte özel mülkiyetler giderek çoğalmış, büyük ölçekli çiftliklerden elde edilen sermaye birikimi ile tarımda büyük ölçekli üretim yapma ve piyasa için mal üretme sürecine girilmiştir. Emevîler iktidarın mutlak sahipleri olarak geniş topraklara sahip olmuşlar, iktidara yakınlıkları nispetinde diğer kabile mensuplarını da bundan yararlandırmaya çalışmışlardır. Büyük toprak sahipleri işlerini köylü işçi sınıfından yararlanmak suretiyle karşılamaya çalışmışlardır. Devletin merkezileşmesi haraç, cizye gibi vergilerin daha planlı bir şekilde toplanmasının yolunu açmıştır. Vergi avantajından dolayı artan Müslümanlaşma ve bunun sonucunda azalan haraç ve cizye gelirleri idarecileri halkın üzerine daha sert tedbirlerle gitmeye sevk etmiş, gelirlerin azalmasını önlemek için Müslüman olma haraç vergisinin ödenmesi açısından ayrıcalıklı bir kriter olmaktan çıkarılmıştır. Verginin toplanmasında Emevîler, kısmi küçük değişiklerle birlikte kendilerinden önceki dönemlerin, yani dört halife, Sâsânî ve Bizans usullerini takip etmişler, yine onların sahadaki görevlilerinden yararlanmışlardır. Kayda değer değişiklikler ancak Emevîler'in son dönemlerinde vergi sürecine hâkim olabilmiş Arap asıllı bürokratların artması ile yapılabilmiştir. Anahtar Kelimeler: Emevî, Toprak, Rejim, Fey, Vergi, Harâc, Cizye, Öşür, Sulh, Savâfî, İşgücü, Ziraat, Zimmî.

EmevilerEmeviler DönemiOrta Çağ+3
Muammer Akçay
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
21
DoctorateOpen AccessTR

Hicri III. asrın sonuna kadar Araplarda nesep kültürü

Bu çalışmada hicrî III. yüzyılın sonuna kadar Arap nesep kültürü ele alınmıştır. Birinci bölümde birbirini tamamlayan iki olgu olarak nesep ve hasep incelenmiştir. Hasep, nesebin tamamlayıcı unsuru olarak kabul edilir. Salt bir soy düşüncesini fiillerle destekler. Bu iki kavram iki temel tartışma alanının da sembolleri arasında yer alır. Nesep, geleneksel Arap bakış açısını yansıtırken; hasep sonradan kazanılan fiilleri nesebe önceleyen Arap olmayan bakış açısının sahiplendiği bir kavramdır. Nesep, kişinin yakın akrabalarından başlayarak kabîlesi ve bütün Araplarla olan bağını ifade eden geniş kapsamlı bir terimdir. Kişi bir aileye, aile bir kabîleye, kabîle daha üst yapılara nesep ile bağlıdır. Bu da birbirini içeren nesep temelli tabakaların ortaya çıkmasını sağlamaktadır. Bunların sayısı ve sıralaması konusunda pek çok rivayet bulunur. Ayrıca bu kavramların var olan toplumsal yapı ile ne ölçüde örtüştükleri, teorik birer aşama oluşları ihtimalinin sahadaki gerçeklikle ne derece uyumlu olduğu bu bölümde cevabı aranan sorular arasındadır. Bu bakımdan nesep tabakaları konusunda çok detaylı sıralamalar olmasına karşın çalışmamızda genel olarak altılı taksim + (sıkça başvurulan anahtar bir kavram olması hasebiyle) raht esas alınmıştır. Diğer taraftan bu tabakaların filolojik kökenleri ve sınırları konusunda tespitler yapılmıştır. İkinci bölümde Arap nesep kültürünün kökenleri üzerinde durulmuştur. Kuzey ve Güney Arabistan yazıtlarındaki nesepler üzerinden değerlendirmeler yapılmıştır. Bu iki yazıt kümesi ile Arap nesep kültürü arasındaki benzerlikler ve farklılıklar ortaya konulmuştur. Öte yandan neseplerin kültürel arka planına yer verilmiş; Arap kültüründe kişiyi çevreleyen nesebî düşünce ele alınmıştır. Bu bağlamda anne ve baba soyunun önemine değinilmiştir. Devamında neseplerin içeriği; kişi nesepleri, kabîle nesepleri, kabîle üstü nesepler ve Adnân-Kahtân sonrası nesepler şeklinde başlıklandırılarak ele alınmıştır. Bu çerçevede neseplerin kişiye yakın kısımlardaki, asabiyye üreten katı yapısına mukabil; kabîle ve üstü seviyelerdeki esnek, dinamik ve itibarî yapısına dikkat çekilmiştir. Adnân-Kahtân ayrımı kısmında bunların birer nesebî seviye olarak nasıl algılandıkları ve teşekkül süreçleri üzerinde durulmuştur. Her iki ismin tarihî kökenlerine inilmiştir. Ayrıca bir üst seviyede farklı milletlerin ve Araplar'ın Hz. Âdem'e ulaşan nesepleri ele alınmıştır. Buna ilaveten ortaya çıkan şemalara gömülü zihniyet değerlendirilmiştir. Bu çerçevede genelleyici yargılar yerine öncelikle sahadan aktarılan veriler üzerinden sonuçlar üretilmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde yazılı ve sözlü olmak üzere nesep bilgisinin iki ayrı formu ele alınmıştır. Neseplerin sözlü ortamdan yazılı hale geçiş süreçleri değerlendirilmiş ve bu ikisi arasındaki dönüşüme dair var olan genelleyici teorilerin ötesinde bir yol öngörülmüştür. Bu da kabîle önde gelenleri, İslâm öncesi şehirler ve divanlar çerçevesinde iki yapı arasında daha yumuşak bir geçiş olduğunu ileri sürmektedir. Bu bölümde nesep kültürünü besleyen etmenlere de yer verilmiştir. Bu bağlamda Arap kültürüne yerleşik kalıtım fikrinden beslenen ve kabîle açısından nesebin önemi ile perçinlenen Arap-nesep ilişkisinin yanında İslâmî dönemde orduların ve ordugâhların teşekkülü, divanların kurulması gibi etkenlerin nesep kültürüne etkileri ele alınmıştır. Ayrıca nesebin siyasetle ilişkisi ve Şuûbiyye gibi faktörler analiz edilmiştir. İslâm'ın nesebe dair getirmiş olduğu yeni anlayış konusuna değinilmiş ve bunun sonucunda doğan teşvik edici ortam değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde Arap anaerkilliği konusuna da temas edilmiş; bu husustaki lehte ve aleyhte görüşlere yer verilerek bir değerlendirme yapılmıştır. Çalışma boyunca nesep olgusunun siyasî, sosyal ve ekonomik ortamla ilgisi ortaya konulmuştur. Bu yapılar ile nesep arasındaki döngüsellik vurgulanarak, nesebin kan bağını aşan, esnek ve dinamik yönü ön plana çıkarılmıştır.

AraplarKabile toplumuKabileler+5
Ömer Aras
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Râşid Halifeler döneminde ticari hayat (11-40/632-661)

İslâm coğrafyası, Râşid Halifeler döneminde Arap Yarımadası'nın dışına yayılan İslâm fetihleri ve yeni şehirlerin inşası ile genişlemeye başlamıştır. Bu genişleme ticari hayatı da doğrudan etkilemiş, ticari ağ hilâfet merkezi Medine'den Irak bölgesine, buradan da farklı coğrafyalara yayılmıştır. Müslümanların, Bizans ve Sâsânîlere ait önemli ticaret merkezleri üzerinde hâkimiyet kurması buradaki ticari ürünlerin başta Hicâz olmak üzere başka bölgelere taşınmasını sağlamıştır. Geniş coğrafi sınırlara ulaşılan bu dönemde kara ve deniz yolları üzerinden ticaret mallarının nakli gerçekleşmiştir. Ticaret merkezlerindeki pazarlar, başta temel gıda maddeleri olmak üzere birçok ürün çeşidiyle dikkat çekmiştir. Pazarlarda haksız kazanca sebep olan girişimler yetkililer tarafından denetlenerek engellenmiştir. Ribâ, ihtikâr ve değeri düşük dirhemler gibi birçok haksız uygulamanın önüne geçmek için çeşitli tedbirler alınmıştır. Müslüman tüccarların yanı sıra İslâm coğrafyası içinde ve dışında kalan gayrimüslim tüccarlar da ticari hayata katılmış ve vergi karşılığında ticari faaliyetlerini İslâm beldelerinde yürütmüşlerdir. Bu süreçte bölgeler arası ticari hayatı olumsuz etkileyen siyasi gelişmeler de yaşanmıştır. Hz. Ebû Bekir döneminde meydana gelen irtidat olayları, Hz. Osman ve Hz. Ali dönemlerinde çıkan iç karışıklıklar güven ve istikrarı bozmuştur. Çalışmamıza göre Râşid Halifeler döneminde yaşanan siyasi ve askeri gelişmeler ticari hayatı doğrudan etkilemiştir. Yöneticiler yeni kanallar oluşturarak ticaret, ulaşım ve pazarlara önem vermiştir. Tüccarlar elde edilen ganimetleri ticarete dönüştürmenin yanı sıra gayrimenkul alım satımı da yaparak zenginleşmişlerdir. Tüm bu süreç, dönemin ticari hayatını canlı tutmuş ve İslâm toplumunun refahını artırmıştır. Anahtar Kelimeler: Râşid Halifeler, Ticaret, Tüccar, Ürün, Pazar, Fiyat, Uşûr, Liman.

Nihat Bayırkan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Cahiliye çağı ve Hz. Peygamber'in vefatına kadar olan İslami dönemde kan davası

İslam öncesi cahiliye toplumu ve Hz. Peygamber'in vefatına kadar olan dönemde İslam toplumunda kan davası töresini farklı yönleriyle olgusal olarak değerlendirmek bu çalışmanın kapsamını oluşturmaktadır. Araştırmamızda sosyal hayat, siyaset, hukuk, kültür, din ve benzeri birçok yönden kan davası töresi incelenmektedir. Güvenlik gereksinimi bağlamında toplumsal yapıdaki kurumların oluşumu ve şekillenmesinde kan davası töresinin önemi yanında hukuk, siyaset, ticaret gibi alanlarla olan yoğun ilişkisi de çalışma boyunca değerlendirilmektedir. Cahiliye toplumunda çok daha etkin olmakla birlikte İslami dönemde de törenin izlerini sürmek mümkün olmaktadır. Hz. Peygamber'in Medine toplumundaki pratiğinde kan davası töresi nedeniyle meydana gelen çatışmaları sonlandırmak ve yenilerinin tezahür etmesini önlemeye dönük özel bir çabanın varlığını görmekteyiz. İslami dönemde kan davası töresine yönelik geliştirilen yaklaşımın İslam öncesi dönemden her yönüyle farklılaşmış olmasa da kritik bazı farklılıkların geliştirildiğini görmekteyiz. Nihai olarak bu törenin sonlandırılmak istendiği görülüyor olsa da törenin güçlü kökleri nedeniyle varlığını sürdürmeye devam ettiği müşahede edilmektedir.

Cahiliye DönemiHz. Muhammed DönemiKabileler+6
Hacı Mehmet Altuntaş
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Meşrutiyet Dönemi Türkçe siyer yazıcılığı üzerine bir inceleme

19. yüzyıl Osmanlı Devleti'nde siyasî, iktisadî, sosyal, kültürel ve ilmî anlamda yeniliklerin yaşandığı bir dönemdir. Bu değişim, tarih yazıcılığında da kendini göstermiştir. Batı'da bilgi anlayışında yaşanan değişim ve tarih yazımında kullanılan yeni metotlar çerçevesinde Türk aydını da kendi tarih algısını inşa etme girişiminde bulunmuştur. Bu itibarla umumi tarihler veya Osmanlı tarihleri yazıldığı gibi İslam Tarihi sahasında da eserler verilmiştir. Bu dönemde yetişen müellif ve muharrirlerden bazıları yenilik arayışlarını takip ederken bazısı da geleneğe sahip çıkma sâikiyle hareket etmiştir. Bu doğrultuda telif ettikleri eserlerde farklı Peygamber tasavvurlarına rastlanmaktadır. Siyer yazıcılığına uyarlanan bilimsel metotlar neticesinde dilde, üslupta, muhtevada ve kaynak kullanımında dönüşüm meydana gelmiştir. Bununla birlikte siyer yazıcılığı, dönemin siyasî ve sosyal meseleleri etrafında bir meşrûiyet aracı olarak kullanılmıştır. Bu araştırma, Meşrutiyet dönemi siyer yazıcılığında meydana gelen değişimi konu edinmektedir. Bu meyanda, Düzceli Yusuf Suad'ın Akvemü's-Siyer, İzmirli İsmail Hakkı'nın Siyer-i Celîle-i Nebeviyye ve Celal Nuri'nin Hâtemü'l-Enbiyâ adlı eserleri üzerine bir incelemede bulunulmuştur.

Celal NuriMeşrutiyetMeşrutiyet I+7
Nesime Beyza Kemikli
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Peygamber'in tebliğine karşı müşriklerin tepkileri

Kur'an'ın ihtiva ettiği mesajı daha iyi anlamanın yolu nüzul sürecinde yaşayan insanların hayatlarını ve tepkilerini incelemekten geçeceği aşikârdır. Bu çalışmada özellikle İslam dinine karşı koyan insanların hayatları, zihin dünyaları incelenmiş ve onların inkâr nedenleri ele alınmaya çalışılmıştır. Mekkeliler Kusay'dan sonra 610'lu yıllara kadar çıkar çatışmasının sonucunda Ahlâf ve Mutayyebûn grubuna ayrılmıştı. Hz. Muhammed'e tepkinin bu iki grubun aralarındaki dengeyi sağlama çabasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Kabilesi Ahlâf grubundan olan Mekke'nin ileri gelenlerinin Hz. Muhammed'e gösterdiği tepki diğer gruba göre oldukça serttir. Bununla birlikte Mutayyebûn'dan olan bazı kimselerden eziyet görmesinin ana nedenlerinden birisinin eşlerinin Ahlâf grubundan olmasından kaynaklandığı görülmektedir. Sonuç olarak Mekke müşriklerinin sahip oldukları ekonomik imkânları ellerinde tutma ve nüfuzlarını devam ettirme çabası Mekke'de on üç yıl boyunca süren kavganın ana nedeni olmuştur.

Hz. MuhammedKur'an-ı KerimMüşriklik+4
Betül Alioğlu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Şeyh Muhammed Sadık Muhammed Yusuf'un hayatı, eserleri ve tarihçiliği

Sovyetler Birliği'nin 1923'te Özbekistan'ı ilhakı ile birlikte bölge İslam dünyasından tamamen izole edilmiştir. Bölge halkının İslam'la bağlantısını koparmak için ibadet yerleri kapatılmış, vakıf mallarına el konulmuş, alimler ve din adamları idam edilmiş ya da sürgüne gönderilmiştir. Ama her şeye rağmen bu bölgede dinini koruyan ve ona sımsıkı sarılan insanlar yetişmiştir. Onlardan biri de Şeyh Muhammed Sadık Muhammed Yusuf'tur. Sovyetlerin gölgesi altında çocukluk ve gençlik yıllarını geçiren Şeyh Muhammed Sadık, Özbekistan'ın Buhara ve Taşkent şehirlerinde ve Libya'daki önemli İslam okullarında eğitimini tamamlamıştır. Ömrünü İslam'a hizmete adayan Muhammed Sadık 1980-1993 yılları arasında Özbekistan'da pek çok ilmi ve idari görevlerde bulunmuştur. Yaklaşık on yıl süren sürgün hayatının ardından ülkesine dönen Muhammed Sadık ölümüne kadar yaptığı faaliyetlerle İslam'a hizmet etmeye çalışmış, Özbek halkının İslam'la bağının yeniden kurulmasına öncülük etmiştir. Muhammed Sadık eğitimi, nüfuzu ve mücadeleci kişiliğiyle Özbekistan'da birçok İslami faaliyeti başlatan ve sürdüren önemli bir isimdir. Kurduğu yayınevi aracılığıyla pek çok dini eserin basım, yayım ve dağıtım faaliyetini gerçekleştirmiştir. Tarihi geçmiş ecdadın medresesi, bir emanet olarak görmüş ve onu tüm gerçekleriyle ortaya koymaya çalışmıştır. Bu yönde 'İslam Tarihi', 'Semerkant'ın Seçkin Alimleri', 'Tarih Emanettir' gibi eserler yazmıştır. Yazdığı ve yayınladığı onlarca eserin yanı sıra vaazlar ve sohbetler vasıtasıyla Özbek halkına İslam'ı anlatmaya çalışmıştır. Şeyh Muhammed Sadık, Özbekistan coğrafyasında İslam'ın doğru bir şekilde anlaşılıp yayılmasında önemli bir rol oynamıştır. Anahtar Sözcükler: Şeyh Muhammed Sadık Muhammed Yusuf, Özbekistan, Sovyetler Birliği, İslam

BiyografiMuhammed Sadık Muhammed YusufSovyetler Birliği+4
Khalıma Rakhmanova
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Hz. Peygamber'in hutbe ve hitabeleri

Hz. Peygamber dinî tebliğ ve irşad amacıyla hutbe irâd ettiği gibi, sosyal hayatta yaşanan bazı olumsuzlukları da yine hutbeler aracılığıyla düzeltmiş, yaşanan sorunların çözüme kavuşmasını sağlamıştır. Bu noktada hutbeler, sadece hutbeyi irâd eden kişinin değil aynı zamanda toplum gündeminin yansıması olarak da ortaya çıkan metinlerdir. Hz. Peygamber'in hutbeleri ile yaşanan olaylar arasındaki bağlantının tespiti için yapılan bu çalışmada karşılaştırmalı metin tenkidi yöntemi kullanılmıştır. Farklı zaman ve zeminde irâd edilen on hutbenin ele alındığı çalışmada, altı hutbe metninin içeriği ile tarihsel zemin arasında bağ tespit edilmiştir. Dört hutbe metninde yaşanan olayın metinde doğrudan yer aldığı tespit edilirken, iki metinde bu ilişki dolaylı olarak rivayetlerlere yansımıştır. Dört hutbe metninin ise yaşanan olaylarla hiçbir bağlantısı tespit edilememiştir. Tarihsel zeminin tespit edilmesi, hutbelerin Hz. Peygamber'e aidiyeti noktasında güçlü veriler sunduğu gibi hutbe içindeki sözlerin doğru bağlamda anlaşılmasına da katkı sağladığı sonucuna varılmıştır.

HitabetHutbeHz. Muhammed+3
Saliha Özdeğirmenci
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hicri III. asır sonlarına kadar telif edilen Harâc ve Emvâl kitapları bağlamında İslam iktisadında vergiler

Vergi, insan topluluklarının bir arada yaşaması sonucunda ortaya çıkmış bir uygulamadır. İnsanların topluluk halinde yaşamasıyla birlikte oluşan ortak sorumluluk ve ihtiyaç alanları, bunların karşılanmasında yine topluluğu oluşturan bireylere çeşitli sorumluluklar yüklemiştir. Toplum yaşamıyla başlayan vergi sistemleri bu yaşam alanlarının genişlemesine paralel olarak sürekli gelişmiş ve yenilenmiştir. Zaman ve anlayışlara göre farklılıklar görülse de vergilendirme uygulaması çoğu toplumda başat bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Bazı toplumlarda vergilendirme büyük yıkımlara yol açmış bazen de etkileri günümüze kadar ulaşan önemli olayların çıkış noktası olmuştur. Bu çalışmada İslam'ın ortaya çıkışıyla birlikte Müslüman toplumların kullandıkları vergi sistemleri erken dönemde telif edilen eserler üzerinden ele alınacaktır. İlk dönem İslam Tarihindeki vergi sistemi klasik kaynaklar üzerinden incelenecek aynı zamanda kaynaklar arasında kıyaslama yapılacaktır.

13. yüzyılGanimetKitabü'l-Emval+4
Mustafa Özkan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ömer B. Abdülaziz'in mali politikaları

Emevi halifelerinin sekizincisi olan Ömer b. Abdülaziz, 99-101 (717-720) yılları arasında hilafette kaldı. İdârî, sosyal ve mâlî alandaki hususlarda, Hz. Peygamber ve Hulefâ-yı Râşidîn'in uygulamaları doğrultusunda hareket etti. Gayrimüslimlerden alınan cizye ve harâc vergilerini düzenledi. İhtida eden mevâlîden cizye alınmasına son vermesiyle çok sayıda zimmi Müslüman oldu. Mülk olmayan harâc topraklarının satışını yasaklaması, bu arazilerin, özel mülk alanı olmak suretiyle vergiden muaf araziler haline gelmesinin önüne geçti. Müslümanlardan toplanan zekâtın toplandığı yerde sarf edilmesiyle, refah seviyesi yükseldi. Bütün Müslümanlara devamlı ve düzenli maaş tahsis etti. Dağıtımdan sonra kalan miktar, maddi yetersizlik sebebiyle evlenemeyenlerin evlendirilmesi ve borçların ödenmesi için harcandı.

Ekonomi politikalarıFinansal politikalarHalifeler+4
Esma Küçükbaltacıoğlu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hicaz bölgesindeki çarşılar ve sosyal hayata etkileri

Bu çalışmamızda Hicaz bölgesinde kurulan çarşıların kuruldukları coğrafi mekanları, kuruluş zamanları, alışveriş şekilleri, ihraç ve ithal edilen malları ve sosyal hayata etkilerini incelemeye çalıştık. İslâm öncesi Hicaz şehirlerinin sosyo-ekonomik ve kültürel durumları tahlil edilerek yeni din olan İslâm'ın gelişiyle uygulamaları yasaklanmayan satış şekilleri ve adetler tesbit edilmiştir. Bu çarşılar Hz. Peygamber'in dedesi Hâşim'in Hicaz'a kazandırdığı antlaşmalar neticesinde bölge halkının ekonomik refahla birlikte kültürel olarak da bir birine yakınlaşmasını sağlamıştır. Bölgenin iklim şartları tarıma elverişli olmadığından bu pazarlar halkın önemli geçim kaynağı haline gelmiştir. Kureyş bu antlaşmalarla ticaret yollarının güvenliğini teminat altına aldıktan sonra Kur'ân-ı Kerim'de zikredilen ilâf ile dış ticarete açılmış ve komşu ülkelerle geliştirdiği yakın ilişkilerle ticarî, kültürel ve dinî yönden Hicaz'ı özel olarak Mekke şehrini önemli bir merkez haline getirdi. Hz. Peygamber (sav)'in bu çarşılara genç yaşta katılması, amcası Ebu Talib ile seyahatlere çıkması ve Peygamberliğinden 15 yıl önce Hz. Hatice validemizle kurmuş olduğu ticarî ortaklık O'nun İslâm dinini tebliğinde çok önemli katkılar sağlamıştır. Hatta ilk müslümanları Habeşistan'a göndermesinde ve daha sonraki hicret kararlarında bu seyehatlerden edindiği bilgilerin katkısının olduğunu söylemek mümkündür. Hicaz'da oluşturulan güvenli ortam, haram aylara olan genel saygı, haksızlıkları önleme, siyasi ve sosyal meselelere bakan yapısının yanında Daru'n-Nedve gibi kurumun varlığı ticaretin gelişmesine önemli katkılar sağlamıştır. Çünkü Kureyş'in ticarî kervanlarının sevk ve idaresi, ticarî planlar, kafilenin malları nereye ve ne zaman götüreceği gibi konular burada karara bağlanırdı. Tezde çarşıların sosyal hayata, edebiyata ve siyasete kattığı etkileri konusunda yoğunlaşarak Hicaz'ın o dönemi hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmada İslâm kaynakları yanında çağdaş araştırmalar da kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hz. Peygamber, Câhiliye, Hicaz, ÇarĢılar, Sosyal Hayat

Alışveriş merkezleriHicazHz. Muhammed Dönemi+6
Veysel Çelenk
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Other supervisors